Çukurova University
Discipline

Fisheries Basic Sciences

Çukurova University

140

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Besleyici element kompozisyonundaki değişikliklerin mikroalglerde yağ içeriğine etkisi

Bu çalışmada Isochrysis affinis galbana (Prymnesiophyceae), Phaeodactylum tricornutum (Bacillariophyceae) ve Porphyridium cruentum (Rhodellophyceae) türlerinde azot sınırlamasının büyüme, lipid ve klorofil a içerikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada azot sınırlamasının I. affinis galbana ve P. tricornutum'da lipid içeriğinin yükselmesine sebep olduğu saptanmış, %50 azot eksiltmesi yapılan çalışmada I. affinis galbana'da %30.91 lipid ve 0.755±0.03 gl-1 biyomas, P. tricornutum'da %30.18 lipid ve 0.978±0.02 gl-1 biyomas belirlenmiştir. Azotun tamamen çekildiği (%100 N(-)) çalışmada, P. cruentum'da lipid oranı (%11.23), diğer iki türe göre daha düşük bulunmuştur.

Leyla Uslu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Seyhan baraj gölü (Adana)'nde dağılım gösteren kadife balığı (Tinca tinca L., 1758)'nın biyoekolojik özellikleri

Bu çalışmada, Eylül 2007-Ağustos 2008 tarihleri arasında, Seyhan Baraj Gölü'nde dağılım gösteren 2470 adet kadife balığı (Tinca tinca L.,1758)'na ait boy, ağırlık, yaş ve büyüme özellikleri incelenmiştir. Bunların 345 (228 dişi, 117 erkek) adedinin ise üreme ve beslenme özellikleri belirlenmiştir. İncelenen örneklerin 1227 adedinin dişi, 1243 adedinin ise erkek bireylerden oluştuğu; dişi ve erkek bireylerde minimum ve maksimum total boy değerleri sırasıyla 12,0-29,70 cm ve 12,00-27,40 cm iken; yine dişi ve erkek bireylerde minimum ve maksimum ağırlık değerlerinin sırasıyla 23,72-368,00 g ve 21,40-310,00 g olduğu tespit edilmiştir. Dişi ve erkek bireyler için hesaplanan boy-ağırlık ilişkisi denklemleri sırasıyla W=0,021*L 2.890 ve W=0,014*L 3.000 olarak bulunmuştur. Puldan yaş okumaları sonucunda, dişi ve erkek bireyler için minimum I ve maksimum V yaş grubu belirlenmiştir. von Bertalanffy boyca büyüme eşitlikleri dişi bireyler için L?=56,31cm, K=0,103 yıl-1, t0=-1,617 yıl; erkek bireyler için ise L?=50,55 cm, K=0,112 yıl-1, t0=-1,473 yıl olarak hesaplanmıştır. Aylık gonadosomatik indeks (GSI) değerleri, bu balığın Mayıs- Ağustos ayları arasında ürediğini göstermiştir.Besin içeriğinin Bacillariophyta (% 69,11), Chlorophyta (% 26,08), Cyanophyta (% 2,93), Dinophyta (% 0,76), Euglenophyta (% 0,25), Rotifera (% 0,01), Cladocera (% 0,10), Copepoda (% 0,002), Difflugia (% 0,003), Sucul Böcekler (% 0,003), Bentik Organizma (% 0,002), Cyclops ekstremiteleri ve teşhis edilemeyen yumurta ve bitki parçalarının oluşturduğu belirlenmiştir. Ortalama kondisyon faktörü erkeklerde 1,874±0,023, dişilerde 1,97±0,029 olarak hesaplanmıştır.

BüyümeSeyhan BarajıTinca tinca+2
Sibel Alagöz Ergüden
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Balık yemi katkısı olarak ß(1,3) glukanaz üreten rekombinant maya (Saccharomyces cerevisiae)'nın oluşturulması

Yapılan bu çalışma ile ß(1,3) glukanaz geni SacI kesim enzimiyle kesilerek, pETG11(pUC18+ß(1,3) glukanaz) rekombinant vektöründen saflaştırma yöntemiyle elde edilmiştir. Daha sonra SacI kesim enzimiyle kesilen pRS416 vektörüne aktarılarak rekombinant vektör oluşturulmuştur. Yeni oluşturulan vektör ise pRS416G olarak isimlendirilmiş ve maya (Saccharomyces cerevisiae) için replikatif vektör geliştirilmiştir. Bundan sonra da pRS416G rekombinant vektörü elektroporasyonla Saccharomyces cerevisiae'ye transfer edilmiştir. Rekombinant Saccharomyces cerevisiae/pRS416G DNA'sının kalıp olarak kullanıldığı PCR reaksiyonu, %0.8'lik agaroz jelde incelenmiş ve yaklaşık 1.9 kbç büyüklüğündeki ß(1,3) glukanaz genine ait DNA bandı görüntülenmiştir. Ayrıca zymogram analizi sonucunda, rekombinant mayada ß(1,3) glukanaz geninin çalıştığını ifade eden sarı zon görüntülenmiştir.

Genetik vektörlerGlukanazKlonlama+1
Gamze Mazı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mavi yengeç (Callinectes sapidus) postlarva (Megalopa)'sının Yumurtalık koyu kuzey kıyısında yerleşimi üzerine bir çalışma

Bu çalışma ile Atlantik kökenli Mavi Yengeç Callinectes sapidus post larvasının (megalopasının) İskenderun Körfezi'nin kuzeybatısında yer alan Yumurtalık Koyu'nun kuzey kıyısında yerleşim zamanı, alanı ve miktarı belirlenmiştir. Ayrıca sıcaklık, tuzluluk, ayın fazları gibi ekolojik faktörlerin yerleşime olan etkileri araştırılmıştır. Yumurtalık Koyu'nda farklı dip yapısına sahip 4 istasyona yerleştirilen yapay yerleşim kolektörleri ile Haziran-Kasım 2011 tarihleri arasında birer günlük aralıklarla post larva örnekleri toplanmıştır. Çalışma sonunda 4 istasyondan toplam 28 Callinectes sapidus, 228 Portunus sp. ve 8 adet Portunidae familyasına bağlı diğer türlere ait post larvalar elde edilmiştir. Toplam 28 C. sapidus post larvasının %54'ünün deniz çayırlarının bulunduğu 2. istasyonda, %25'inin bataklık ve çamur dip yapısına sahip 1. istasyonda, %14'ünün kumlu ve otluk alan olan 4. istasyonda, %7'sinin kumlu dip yapısındaki 3. istasyonda yerleşim gösterdiği saptanmıştır. Mavi Yengeç post larvasının koyda ilk yerleşimi 17 Haziran, son yerleşim zamanı 14 Ekim olarak kaydedilmiştir. En yoğun yerleşim ise Ağustos ve Eylül aylarında görülmüştür (%86). En fazla sayıda Mavi Yengeç post larvası ayın dolunay evresindeyken elde edilmiştir. Kolektörlerde günlük en yüksek Mavi Yengeç post larvası 19 Temmuz (dolunay) ve 29 Ağustos (yeniay) tarihlerinde yakalanmıştır. Yumurtalık Koyu'nda çalışma süresince ortalama dip suyu sıcaklığı 25,1±0,9 , tuzluluk ?36,7±0,1 olarak belirlenmiştir. Sıcaklığın ve tuzluluğun zaman(aylar) ve istasyonlar için farklılığı önemli olarak saptanmıştır (p<0,05).

İrem Nur Yeşilyurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Berdan Çayı (Tarsus-İçel)'nın bazı su kalite özellikleri ve havza ile etkileşimi

Berdan Çayı'nın bazı kirlilik parametrelerinin araştırılması, su kalitesi ve havza ile etkileşim bakımından değerlendirilmesi amacıyla, çalışma Aralık 2008-Kasım 2009 tarihleri arasında 6 istasyonda gerçekleştirilmiştir.Yapılan çalışmada, incelenen su kalite parametreleri ve bunların düzeyleri; sıcaklık: 9,60-28,70 0C, pH: 7,65-8,72, çözünmüş oksijen: 5,10-13,50 mg/l, tuzluluk: 0,10-2,30 mg/g, elektriksel iletkenlik: 118-4255 µs/cm, toplam sertlik:134,90-1010,80 mg CaCO3/l, toplam alkalinite: 126-248 mg CaCO3/l, toplam askıda katı madde:1-343 mg/l, klorofil-a: 0,27-31,71 mg/m3, kimyasal oksijen ihtiyacı: 21,20-136,46 mg/l, nitrit azotu: 0,005-0,195 mg/l, nitrat azotu: 0,38-3,34 mg/l, amonyum azotu: 0,003-0,860 mg/l, toplam azot: 0,18-7,60 mg/l, ortofosfat: 0,0002-0,9256 mg/l, toplam fosfor: 0,02-3,89 mg/l, sedimentte ise toplam kjedahl azotu: 306-3482,93 mg/kg ve toplam fosfor: 143,94-588,81 mg/kg aralığında değiştiği tespit edilmiştir.Sonuç olarak, su kalite kontrol yönetmeliğine (SKKY) göre, sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen, nitrat azotu ve amonyum azotu yönünden I. sınıf; nitrit azotu ve kimyasal oksijen ihtiyacı bakımından II. sınıf ve toplam fosfor değerleri yönünden III. sınıf olarak belirlenmiştir. Kirlilik nedenleri olarak sanayi ve evsel atık suları ile havzada yoğun olarak bulunan tarımsal alanlarda, kullanılan gübrelerin yağmur suları ile yıkanarak çaya karışması olarak değerlendirilmiştir. Berdan Çayı, havzasında yer alan yerleşim yerlerinin, fabrikaların ve tarımsal alanların atık suları için iyi bir alıcı ortam oluşturmakta, dolayısıyla çayın son bulduğu Akdeniz için bir tehdit oluşturmaktadır.

Özgür Özbay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Azot eksikliğine bağlı stresin, fotobiyoreaktörde kültüre alınan phaeodactylum trıcornutum'un (Bacıllarıophyceae) lipid miktarına etkisi

Dışarı ortamda, tubular fotobiyoreaktörlerde kültüre alınan Bacillariophyceae sınıfına ait Phaeodactylum tricornutum (Bohlin)?da, lipid miktarının artırılması amacıyla uygulanan azot (N) sınırlamasının, hücre yoğunluğu, kuru madde, klorofil a, toplam karoten, protein ve lipid miktarı üzerine etkisi araştırılmıştır. Phaeodactylum tricornutum en uygun besi ortamında kontrol grubu olarak ve %50 oranında N?un eksiltildiği besi ortamında fotobiyoreaktörlerde kültüre alınmıştır. Çalışmada azot sınırlamasının kuru madde, klorofil a, toplam karoten ve protein miktarını azalttığı, ancak lipid oranını artırdırdığı belirlenmiştir. Kontrol grubunda lipid oranı %16.93, kuru madde miktarı 1.036±0.025 gL-1 ve protein %31.05 oranında belirlenirken, azot eksikliği uygulanan grupta lipid oranı %35.04, kuru madde miktarı 0.980±0.02 gL-1 ve protein oranı %8.87 olarak belirlenmiştir.

Burcu Ak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin kuzeydoğu(İskenderun Körfezi) kıyılarında bulunan caulerpa taxifolia var. distichophylla vahl c. agardh (chlorophyta) biyokütlesinin fiziko-kimyasal faktörlere bağlı mevsimsel değişimi

Bu çalışmada, ülkemiz kıyılarında ilk kez 2006 yılında İskenderun körfezinde tespit edilen ve Kuzeydoğu Avustralya–Yeni Kaledonya orjinli Caulerpa taxifolia var. distichophylla Vahl C. Agardh biyokütlesinin yıllar, sıcaklık, derinlik, seki disk derinliğine bağlı mevsimsel değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. İskenderun körfezinde çalışma alanı olarak belirlenen Samandağ (Çevlik) ve Arsuz'da, 2010–2011 tarihleri arasında yapılan çalışmalar sonucunda, C. taxifolia var. distichophylla Arsuz ve Çevlik istasyonlarında 5 metre derinlik konturunda saptanamamıştır. Çalışma alanındaki en yüksek biyokütle değeri ise, 2010 yılı kış mevsiminde 10 m derinlikte 18,66 gr/m² olarak bulunmuştur. Çalışmada bulunan değerler, Batı Akdeniz populasyonundaki değerlerden oldukça düşük; doğal populasyonlarla ilgili yapılan çalışmalarda bulunan değerlere ise yakın bulunmuştur. Yapılan çalışmaların sonucunda, İskenderun körfezi civarında dağılım gösteren Caulerpa taxifolia var. distichophylla'nın, doğal ortamındakine benzer dağılım gösterdiği anlaşılmıştır.

Kadir Serdar Akkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İskenderun körfezinde dağılım gösteren bazı makroalg türlerinin pigment, antioksidan ve besin bileşenlerinin mevsimsel olarak incelenmesi

Bu çalışmada, İskenderun Körfezinde dağılım gösteren farklı makroalg türlerinde pigment, antioksidan ve bazı besinsel bileşenlerin mevsimsel değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. İskenderun Körfezi kıyısalında yer alan üç lokaliteden mevsimsel makroalg örneklemesi yapılmış ve P. pavonica, J. rubens, S. schmiperii ve D. dichotoma türleri analizler için seçilmiştir. Pigment içeriği olarak klorofil-a ve karotenoid analizleri, besinsel bileşenlerden ham kül, nem, lipit ve protein analizleri yapılmıştır. Makroalg türlerinde antioksidan olarak fenolik madde ve flavonoid analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda pigment içeriği, besin bileşenleri ve antioksidanları türe ve mevsimlere göre belirgin değişiklikler gösterdiği saptanmıştır. Çalışmada en düşük protein içeriği S. schimperii'de, en yüksek D. dichotoma'da bulunmuştur. Lipit içeriği en düşük J. rubens, en yüksek S. schimperii'de bulunmuştur. Fenolik madde P. pavonica'da en düşük düzeyde bulunurken, en yüksek S. schimperii'de bulunmuş, flavonoid madde ise en düşük J. rubens'te, en yüksek ise S. schimperii'de bulunmuştur. Klorofil-a ve karotenoid J. rubens'te en düşük düzeylerde bulunurken, en yüksek içerik D. dichotoma'da ölçülmüştür. Makroalg türlerinde incelenen parametrelerdeki mevsimsel değişimlerin türler arasında genellikle paralellik göstermediği görülmüştür. Bu sonuçlar makroalglerin biyokimyasal içeriğinin çevresel koşullarla birlikte türe bağlı olarak da faklılıklar gösterebileceğini ortaya koymuştur.

AntioksidanlarBesin analiziMakroalgler+2
İbrahim Gür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İskenderun körfezi ihtiyoplanktonunun zamansal ve alansal değişimi

Bu çalışmada İskenderun Körfezi ihtiyoplankton topluluklarının bir yıllık süre içindeki orta ölçekli zaman ve alansal değişimleri ile bu değişimlere yol açabilecek olası çevresel koşullar incelenmiştir. Bunun için Kasım-2009 ve Ekim 2010 tarihleri arasında İskenderun Körfezi'nin tamamını temsil edecek şekilde yerleştirilen 28 istasyonda, aylık olarak, Bongo Net ile oblik ihtiyoplankton çekimleri gerçekleştirilmiştir. Saha çalışmalarında, temel fiziksel ve kimyasal çevresel koşulların yanı sıra, toplam mezozooplankton biyokütlesi de ölçülmüştür. Yapılan çok değişkenli analizler sonucunda aylar, Kasım-Ocak, Şubat-Mart, Nisan-Haziran ve Temmuz-Ekim olmak üzere dört grup halinde kümelenmiştir. Grupların karakteristik türlerinin sırasıyla Bregmaceros atlanticus, Gobius paganellus, Engraulis encrasicolus ve Gobius niger olduğu belirlenmiştir. Biyoçeşitlilik bakımından Nisan-Haziran grubunun ilk, Temmuz-Ekim grubunun ise son sırada yer aldığı saptanmıştır. CCA sonuçları, ihtiyoplankton topluluklarındaki zamansal değişimin %30 oranında sıcaklık ve %18 oranında ise toplam mezozooplankton biyokütlesi tarafından açıklandığını göstermiştir. Alansal değişimler incelendiğinde Aralık-Mart arasındaki dönemde körfezin horizontal anlamda homojen bir yapı arz ettiği görülmüştür. Haziran-Eylül arasındaki tabakalaşma döneminde ise genel olarak sığ kesimlerde kıyısal ve körfezin açık kesimlerinde kıta sahanlığı toplulukları olmak üzere iki farklı topluluk oluşmuştur. Sonuç olarak, İskenderun Körfezi ihtiyoplankton topluluklarının mevsimsel değişimlerinin çoğunlukla sıcaklık ve besinin döngüleri ile şekillenen üreme davranışlarına bağlı olduğu görülmüştür. Ayrıca, alansal değişimler büyük ölçüde su kütleleri ve besine ait dinamiklerle açıklanmıştır.

BalıklarDağılım fonksiyonlarıMekansal değişim+1
Sinan Mavruk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşağı Ceyhan Havzasında bazı farmasötik maddelerin bulunurluğu ve mevsimsel değişimi

Bu araştırmada, Aşağı Ceyhan Havzası'nda fizikokimyasal su kalitesi parametreleri ve ağrı kesiciler (analjezik, antienflamatuvar ve antipiretikler), antibiyotik ve antibakteriyeller, kalp ve damar ilaçları (β- blokerlar), hipolipidemikler, santral sinir sistemi ilaçları ve narkotik ilaçlar gibi birçok ilaç sınıfından 110 farmasötik madde, 9 istasyonda, Eylül 2013 - Ağustos 2014 arasında mevsimsel olarak çalışılmıştır. Trenholm ve arkadaşlarının (2006) metodu modifiye edilmiş ve farmasötik analizlerinde kullanılmıştır. Örneklere Oasis HLB kartuş (5cc, 600mg) kullanılarak katı faz ekstraksiyonu uygulanmış ve LC-MS/MS cihazı kullanılarak tarama yapılmıştır. Tarama ile elde edilen 33 maddenin miktarsal tayinleri yapılmıştır. Su kalitesi parametrelerinden nitrit, IV. sınıf su kalitesinde belirlenmiştir. En yüksek konsantrasyonda tespit edilen farmasötik, yüzey sularında atık suyun indikatörü olarak kullanılan kafeindir (4880,00 ng/L). Diğer farmasötik maddeler sırası ile diazepam (374.00 ng/L), gabapentin (355,00 ng/L), lidokain (48,70 ng/L), etodolak (47.35 ng/L), metoprolol (43.60 ng/L), karbamazepin (24.25 ng/L), diklofenak (17.60 ng/L), flukonazol (15,95 ng/L)'dür. Miktarsal olarak tespit edilen diğer 25 maddenin konsantrasyonları ise 15 ng/L'nin altındadır. Karbamazepin ve lidokain, su örneklerinde en sık rastlanan farmasötik maddelerdir.

Su kalitesi
Evşen Güzel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Balıklarda büyüme parametrelerinin Bayesyen istatistiksel yöntemle tahmini

Bu çalışmada balıkların büyüme parametrelerinin Bayesyen yöntemle tahmini incelenmiştir. Bu amaçla Nisan 2012 ile Aralık 2013 tarihleri arasında İskenderun Körfezi'nden araştırma avcılığıyla Mullus barbatus barbatus (L., 1758), Saurida lessepsianus (Russel, Golani, & Tikochinski, 2015) ve Upeneus pori (Ben-Tuvia & Golani, 1989) türleri örneklenmiş ve bu türlerin von Bertalanffy büyüme parametreleri Bayesyen yöntemle tahmin edilmiştir. Yapılan tahminler ayrıca klasik yöntemle yapılan tahminlerle de kıyaslanmıştır. Her üç tür için de, hem parametreler arası korelasyon açısından, hem de biyolojik olarak daha gerçekçi parametre tahmini olması sebebiyle Bayesyen yaklaşımın, büyüme parametreleri tahmini için avantajlı bir tahmin metodu olduğu anlaşılmıştır. Özellikle L_∞ ve t_0 tahminleri ele alındığında, klasik yöntemle yapılan tahminde, L_∞'un gözlenen en yüksek değerden ya çok büyük ya da küçük tahmin edilmiştir. Bayesyen yöntemde ise bu tahminin gözlenen en yüksek boydan büyük ancak daha gerçekçi olarak tahmin edilmiştir. Benzer şekilde balığın yumurtada geçirdiği sürenin ifadesi olan t_0'ın sıfıra mümkün olan en yakın değerde olması gerekirken, klasik yaklaşımda bu değerin sıfırdan oldukça farklı tahmin edildiği görülmüştür. Bayesyen yaklaşımla yapılan tahminde ise bu parametrenin her üç tür için de sıfıra oldukça yakın olarak tahmin edilmiştir. Biyolojik olarak geçerliliği yüksek olan tahminler yapmanın en önemli yolu, uygun istatistiksel tahmin yönteminin kullanılmasından geçmektedir. Bu çalışma ile Bayesyen yöntemin balıkların büyüme parametrelerinin tahmini için uygun ve etkili bir yöntem olduğu ortaya konulmuştur.

Bayes analiziBayes teorisiBayes yaklaşımı+5
Sedat Gündoğdu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuzeydoğu Akdeniz, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz mesozooplankton topluluklarının bölgesel değişimi

Bu tez çalışmasında, Türkiye'ye kıyı veren üç farklı ekolojik özelliğe sahip Karadeniz, Türk Boğazlar Sistemi ve Kuzeydoğu Akdeniz'in epipelajik sularında, mesozooplankton dinamiklerinin bölgesel değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, 2008 yılının Mart-Nisan ve Eylül-Ekim aylarında basen geneli seferlerde toplam 56 istasyonda mesozooplankton örneklemeleri gerçekleştirilmiştir. Örneklemeler 200µm ağ göz açıklığına sahip açma kapama düzeneği ile donatılmış WP-2 tipi zooplankton kepçesi ile epipelajik su kolonunun kimyasal ve fiziksel özelliğine göre belirlenmiş farklı tabakalardan alınmıştır. Mesozooplankton bolluk ve biyokütlesinin hem basenler arasında, hem de basenlerin kendi içinde bölgesel ve dikey olarak değiştiği gözlenmiştir. Örnekleme alanlarının herbirindeki ortalama bolluk ve biyokütle değerlerinin ilkbahar mevsiminde, sonbahara oranla daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Her iki mevsimde de en düşük ortalama mesozooplankton bolluk ve biyokütle değeri Kuzeydoğu Akdeniz'de, en yüksek ortalama mesozooplankton bolluk değeri Türk Boğazlar Sistemi'nde, en yüksek ortalama mesozooplankton biyokütle değeri ise Karadeniz'de gözlenmiştir. Çalışmada 159 Copepoda, 11 Chaetognatha ve 6 Cladocera türü tespit edilmiş olup, bunlardan sadece 13 Copepoda, 4 Cladocera ve 1 Chaetognatha türü tüm basenlerde ortak gözlenen türlerdir. Her bir örnekleme bölgesinde komünite yapısının farklı olduğu görülmüş, bu bölgeler kendi içinde de alansal ve dikey olarak farklılıklar sergileyerek farklı komunitelere ev sahipliği yapmıştır. Tür matrislerine uygulanan çok değişkenli analizler sonucunda komünitelerde farklı türler baskınlık göstermiş, komunitelerin şekillenmesinde, sıcaklık, tuzluluk, yoğunluk ve oksijen gibi çevresel değişkenlerin istatistiksel ilişkileri önemli bulunmuştur. Yüzey zooplankton bolluk ve biyokütle değerleri alansal olarak besin miktarının arttığı bölgelerde artmıştır. Basenler arası farklılıkların yanı sıra, basenlerin kendi içlerinde de farklılıklar sergilediği, bu farklılıkları büyük ölçüde çevresel koşulların yönlendirdiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Mesozooplankton, Kuzeydoğu Akdeniz, Karadeniz, Türk Boğazlar Sistemi

Bölgesel dağılımMesozooplankton
Tuba Kurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Dıflubenzuronun kültür ortamında Scenedesmus quadricauda, Phaeodactylum tricornutum (Fitoplankton) ve Daphnia magna (Zooplankton)'ya etkisi

Yürütülen çalışmada, su ortamına ulaşan pestisitlerden kitin sentezi önleyici olarak yaygın bir kullanıma sahip diflubenzuron etken maddesinin, laboratuvar ortamında kültüre alınan fitoplanktonik organizmalardan Scenedesmus quadricauda, Phaeodactylum tricornutum ve zooplanktonik organizmalardan Daphnia magna büyümesi üzerine etkisi çalışılmıştır. Diflubenzuron, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) belirlediği minimum ve maksimum uygulama dozları olan 0.02 ve 0.25mg/l olmak üzere iki yoğunlukta, mikroalg Scenedesmus quadricauda, Phaeodactylum tricornutum ile zooplanktonik organizma Daphnia magna'ya uygulanmıştır. Çalışma sonunda planktonik organizmaların diflubenzurondan olumsuz yönde etkilendiği görülmüştür. Diflubenzuronun fitoplanktonik organizmaların büyümesini yavaşlattığı, D. magna'da ise özellikle 0.25mg/l ölümlere neden olduğu belirlenmiştir.

Mehmet Uslu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yumurtalık lagünlerindeki balık türlerinin mevsimsel değişiminin incelenmesi

Bu çalışmada Yumurtalık lagün göllerinde (Yelkoma ve Çamlık) bulunan balık türlerinin mevsimsel değişimi ve tür tespitinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kasım 2015-Ağustos 2016 tarihleri arasında mevsimsel olarak yapılan bu çalışmada toplamda 6 familyaya ait 13 balık türü belirlenmiş olup türlerin familya olarak bulunurluk yüzdeleri sırasıyla %48.91 Mugilidae, %30.1 Sparidae, % 18.35 Moronidae, % 1.75 Siganidae, % 0.43 Anguillidae, % 0.43 Carangidae olup; baskın türlerde %21.80 Sparus aurata, %17.9 Dicentrarchus labrax ve % 16.15 Liza carinata olarak tespit edilmiştir.

Kaan Aksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Akyatan lagünü (Karataş, Adana) fitoplanktonik diyatom ve dinoflagellat toplulukları ile bazı fizikokimyasal parametrelerin zamansal değişimi

Lagüner alanlar bulundukları çevrenin fiziksel ve kimyasal çevresel koşullarından oldukça fazla etkilenen hassas ekosistemlerdir. Akyatan Lagünü, Adana İlinin Karataş ilçesi sınırları içerisinde bulunmakta ve Ramsar koruma alanı kapsamında yer almaktadır. Bu çalışmada, Akyatan Lagünü'nde diyatom ve dinoflagellat topluluklarının ve bazı fizikokimyasal çevresel parametrelerin zamansal değişimi incelenmiştir. Bu bağlamda Nisan 2015-Mart 2016 periyodunda, lagün içinde seçilen 6 istasyondan aylık olarak su örnekleri alınmıştır. Lagünde nitrit+nitrat, amonyum, fosfat ve silikat gibi besin elementi değerleri yıl boyunca önemli dalgalanmalar göstermiş, drenaj kanalı ve diğer karasal girdilerin etkisiyle bazı dönemlerde oldukça yüksek seviyelere ulaşmıştır. Klorofil-a değerleri zamansal olarak oldukça değişkenlik göstermiş, çalışma boyunca 0.40-52.76 µgl-1 aralığında ölçülmüştür. Lagünde diyatom ve dinoflagellat yoğunluklarının mevsimsel dağılımı incelendiğinde, diyatom yoğunluğu 0.04x105 hücre l-1 ile 21.23x105 hücre l-1 aralığında değişmiştir. En düşük diyatom yoğunluğu Ocak 2016'da en yüksek diyatom hücre yoğunluğu ise Ekim 2015'de gözlenmiştir. Lagünde dinoflagellat yoğunluğu 0.28x105 hücre l-1 ile 80.55x105 hücre l-1 arasında değişmiştir. En düşük dinoflagellat yoğunluğu Ocak 2016'da, en yüksek dinoflagellat yoğunluğu ise Nisan 2015'de tespit edilmiştir. Akyatan Lagünü'nde dinoflagellatlar yoğunluk olarak diyatomlardan daha baskın bulunmuştur. Lagün gölünde besin elementi düzeylerinin drenaj kanalı ve diğer girdiler nedeniyle oldukça yüksek seviyelere ulaştığı belirlenmiştir. Diyatom ve dinoflagetllat yoğunluklarının oldukça yüksek düzeylere ulaşmasında ise ortamdaki yüksek besin elementi düzeylerinin etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Gürkan Akbulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Mersin Körfezi'ndeki su, sediment ve bazı sucul organizmalarda ağır metal düzeylerinin aylık değişimi

Bu çalışmada Mersin Körfezi'nden temin edilen su, sediment, mavi yengeç (Callinectes sapidus), Japon karidesi (Penaeus japonicus), mırmır (Lithognathus mormyrus), keserbaş barbun (Mullus barbatus) ve dil balığı (Solea solea)'da ağır metallerden Cd, Pb, As, Zn, Cu ve Cr'un aylık ve mevsimsel yoğunlukları araştırılmıştır. Mersin ile Erdemli ve Silifke açıklarından seçilen üç istasyondan 2010 yılının Haziranından 2011 yılı Mayısına kadar olan dönemde aylık olarak örnekleme yapılmıştır. Su, sediment ve canlı örneklerindeki ortalama metal yoğunluklarının ülkemiz resmi makamlarınca belirlenen kabul edilebilir düzeylerin altında olduğu bulunmuştur. Ancak Mersin istasyonundan temin edilen sediment örneklerindeki Cr düzeyi ile her üç istasyon için mırmır örneklerinin bir kaçındaki Cd seviyesinin bu değerlerden fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışılan örneklerdeki en yüksek ağır metal yoğunlukları Zn hariç diğer tüm metaller itibariyle sedimentte belirlenmiştir. En düşük yoğunluklar ise çalışılan metallerin tamamında deniz suyunda tespit edilmiştir. Çinko açısından ise en yüksek yoğunluk mavi yengeçlerde ölçülmüştür. Ağır metal düzeylerinin mevsimsel değişimleri ise çalışılan metale ve örneğin cinsine bağlı olarak farklılık göstermiştir. Ayrıca bu çalışmada ağır metaller açısından su, sediment ve canlılar arasındaki etkileşimler de araştırılmıştır. Sonuç olarak çalışılan ağır metaller açısından inceleme alanında net olarak bir kirlenme görülmemiş olsa da bazı materyal ve istasyonlarda sınır değerlere yakın veya yüksek ağır metal düzeylerinin tespit edilmiş olması, bölgenin ağır metal kirliliği açısından takip edilmesinin önemli olduğunu göstermiştir.

Lithognathus mormyrusMullus barbatusSolea solea
Mustafa Türkoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki barbunya balıkçılığının resmi istatistiklere dayalı olarak değerlendirilmesi

Ülkemiz kıyılarında Mullidae ailesine ait beş barbun türü dağılım göstermekte olup; bunlardan keserbaş barbun (Mullus barbatus), tekir (Mullus surmuletus) ve Nil barbunu (Upeneus moluccensis) olmak üzere üç türe ait ticari av kayıtları tutulmaktadır. Bu tez kapsamında ülkemiz denizlerinden avlanan barbun (Mullidae) miktarının alan ve zamansal değişimleri ile farklı avcılık yöntemlerinin barbun avcılığındaki yeri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından erişime açık olarak yayınlanan istatistiklerin yanı sıra, mikroveri seti kullanılarak ele alınmıştır. Her ne kadar farklı türler altında kaydedilseler de resmi istatistiklerde barbun balıklarına ait kayıtların tür düzeyinde değerlendirilemeyeceği görülmüştür. 1967-2019 yılları arasında toplam barbun avının Akdeniz ve Ege'de artış eğiliminde iken, Marmara'da azalış gösterdiği, Karadeniz'de ise değişmediği görülmüştür. Avın mekânsal dağılımı değerlendirildiğinde, Doğu Akdeniz ve Batı Karadeniz kıyılarının barbun avcılığında son derece önemli olduğu dikkat çekmektedir. Akdeniz, Ege ve Karadeniz'de barbun avının çoğu tekne boyu 10m'nin üzerinde olan balıkçılar tarafından karşılanırken, Marmara'da küçük ölçekli balıkçıların katkısı daha yüksektir. Marmara hariç tüm denizlerimizde barbun avında en yoğun kullanılan av aracı dip trolüdür.

Nuray Çelik Mavruk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Balık yemi katkısı β-glukanaz enzimleri üreten rekombinant Bacillus subtilis suşlarının geliştirilmesi

Yapılan bu tez çalışması ile rekombinant Escherichia coli bakterisinden β-(1,3)-glukanaz genini taşıyan pRS416G vektörü izole edilmiş ve elektrotransformasyon tekniği kullanılarak Bacillus subtilis BR151 suşuna aktarılmıştır. Elektrotransformasyon sonucunda bu bakterilerin laminarin içeren plaklarda rekombinant koloni oluşturdukları gözlemlenmiştir. Rekombinant kolonilerin Congo-red boyaması sonucunda pozitif zon oluşturması ile de üretilen proteinin aktif olduğu anlaşılmıştır. SDS-PAGE ve zymogram analizlerinde ise β-(1,3)-glukanaz enziminden sorumlu 125 kDa büyüklüğündeki protein bandı gösterilmiştir. Diğer taraftan, β-(1,3-1,4)-glukanaz genini taşıyan rekombinant pNW33N/β-(1,3-1,4)-glukanaz plazmid DNA'sı, elektrotransformasyon tekniği kullanılarak Bacillus subtilis RSKK245 suşuna aktarılmıştır. Rekombinant B. subtilis RSKK245 kolonilerinin etrafındaki enzimatik aktivite bölgeleri Congo-red ile boyanarak gösterilmiştir. Enzime ait 26 kDa büyüklüğündeki protein bandı ise zymogram analizi ile gösterilmiştir. Elde edilen bu sonuçlar klonlanan genlerin başarıyla eksprese edildiğini göstermektedir.

Gamze Mazı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzeydoğu Akdeniz (İskenderun Körfezi) kılkuyruk mercanın (Nemipterus randalli RUSSELL, 1986) bazı popülasyon dinamiği parametreleri

Bu çalışma İskenderun Körfezi'nin, Kuzeybatısında yer alan Yumurtalık Koyu'nda dağılış gösteren kılkuyruk mercan balığına (Nemipterus randalli Russell, 1986) ait bazı popülasyon parametre özelliklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bunun için İskenderun Körfezi'nin Yumurtalık ilçesi açıklarında 0-10m ve 10-20m derinlik katmanlarına yerleştirilen istasyonlardan Nisan 2018-Aralık 2019 yılları arasında mevsimsel olarak örneklemeler yapılmıştır. Örnekler 22mm ağ göz genişliğine sahip mesleki dip trolü ağı kullanılarak temin edilmiştir. Toplamda 668 birey incelenmiş olup; bunlardan 395 adedinin erkek, 273 adedinin dişi bireylerden oluştuğu görülmüştür. Tüm bireyler için çatal boy 9.0cm'den 20.7cm'ye kadar değişirken, total ağırlık 16.48g'dan 176.11g'a değişim gösterdiği saptanmıştır. Erkek, dişi ve bunların toplamı için Çatal Boy-Ağırlık ilişkisi sırasıyla W=0.017*FL3.043, W= 0.018*FL3.032 ve W=0.018*FL3.03 şeklinde saptanmıştır. Toplam için L∞=34.58cm, K= 0.13 yıl-1, to= -2.21 yıl. Doğal (M), balıkçılık nedeniyle olan (F) ve toplam ölüm oranlarının üssi katsayıları (Z) sırasıyla 0.24 yıl-1, 0.62 yıl-1 ve 0.86 yıl-1 şeklinde hesaplanmıştır. Stoktan yararlanma düzeyi (E) ise 0.72 yıl-1.olarak saptanmış olup; böylece İskenderun Körfezinde dağılış gösteren kılkuyruk mercan balıklarının stoku üzerinde aşırı balıkçılık baskısı altında olduğuna karar verilmiştir.

Ümit Tartar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Seyhan Baraj gölü'nde sıcaklık ve çözünmüş oksijenin derinliğe bağlı değişimi

Bu çalışma, Adana ili sınırları içerisinde bulunan Seyhan Baraj Gölü'nün Mayıs 2018 - Nisan 2019 döneminde 4 istasyonda sıcaklık ve çözünmüş oksijen profilini belirlemek amacı ile yürütülmüştür. Aylık olarak yüzeyden dibe doğru her metrede sıcaklık, çözünmüş oksijen, pH, toplam çözünmüş katı madde, iletkenlik ve bunların yanı sıra ışık geçirgenliği ölçümleri yapılmıştır. Gölde yaz aylarında sıcaklık ve buna bağlı olarak çözünmüş oksijen açısından tabakalaşma tespit edilmiştir. Çözünmüş oksijen profilinin klinograd olduğu belirlenmiştir. pH, toplam çözünmüş katı madde ve elektriki iletkenlik vertikal olarak değişim göstermemiştir. Işık geçirgenliği açısından göl mezotrofik karakterdedir.

Onur Ergül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Pulslu manyetik alanın (PMA) Erugosquilla massavensis (Kossmann, 1880) (stomatopoda: crustacea) kaslarındaki kasılma kuvvetine etkisi

Bu çalışmanın amacı pulslu manyetik alanın (PMA) Erugosquilla massavensis (Kossman,1880) ön kazıcı ayağının merus segmentindeki lateral ekstensör kasının kasılma kuvvetine olan etkisini ve kasılma parametrelerini hesaplamaktır. Öncelikle E. massevensis bireyleri Kontrol (K) ve Pulslu Manyetik Alan (MA) grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Manyetik alan grubuna 30 gün boyunca günde 2saat 50 Hz, 1,5 mT pulslu manyetik alan uygulaması yapılmıştır. 30 günlük deney süresinin sonunda E. massevensis bireylerin ön kazıcı ayağı (merus-carpus-propus segmenti) alınarak hızlı bir şekilde biyomekanik kayıtları alınmıştır. E. massavensis'in merus segment lateral ekstansör kasından histolojik çalışmalar için kas dokusu örnekleri alınarak elektron mikroskobu görüntüleri kaydedilmiştir. Elektron mikroskobik sonuçlar incelendiğinde kontrol grubu kas örnekleri normal fizyolojik yapıda görünürken, manyetik alan grubu kas örneklerinde sarkolemmanın altında bulunan çekirdeklerde periferal hetreokromatin içeriğinde artış, perinuklear sisternalerda gelişme, sarkoplazmadaki mitokondriyalarda şişme görülmüştür. Biyomekanik hesaplamalar sonucunda kontrol grubunun izometrik kasılma kuvveti ortalaması (Psarsı) 9.96±0.50 (mN), manyetik alan grubunun ortalaması (Psarsı) 8.35±0.55 (mN) olarakhesaplanmış, kuvvetleri ortalamaları arasında istatistikî açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur (P<0.05). Ortalama kasılma parametreleri hesaplandığında Depolarizasyon Süresi (CT) Kontrol grubunun 129.20±12.61 ms, MA grubunun ise 109.20±10.11 ms olarak; Yarı-Repolarizsayon Süresi (1/2 RT) kontrol grubu için 195.15±21.19 ms, manyetik alan grubunun ise 115.90±4.91 ms olarak, kontrol grubu için pozitif yönde kasılma hızı (+dP/dt) 342.85±32.13 mNms, negatif yönde kasılma hızı (-dP/dt) 178.65±17.89 mNms iken manyetik alan grubunun pozitif yönde kasılma hızı (+dP/dt) 291.30±32.24 mNms, negatif yönde kasılma hızı ise (-dP/dt)171.25±17.92 mNms olarak hesaplandı. Kontrol ve MA Grublarının Yarı Repolarizasyon Süreleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur.(P<0.05).

Pelin Özalp
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Some population dynamical parameters of bogue (Boops boops (L. 1758)) in Mersin bay and Iskenderun bay, (the northeastern levantine coast of Turkey)

Bogue, Boops boops (Linnaeus 1758), is one of the important commercial species in marine fisheries of Turkey. This study was performed to document feeding, growth, mortality, and exploitation rate of bogue population in Mersin Bay and Iskenderun Bay, the Eastern Mediterranean Sea. Between September 2019 and August 2020, a total of 967 specimens were collected from commercial fishers operating in the area. Total length (TL) ranged from 11.1 to 28.4 cm, and total weight (TW) ranged from 12.1 to 281 g. The exponential coefficient of the TL–W relationship (LWR) was significantly different between sexes (p<0.05). The LWR for juveniles, males, females, and combined sexes were estimated as W=0.011TL2.90 (R2=0.947), W=0.004TL3.29 (R2=0.912), W=0.002TL3.52 (R2=0.947), W=0.003TL3.38 (R2=0.941), respectively. The growth profile was found to be positive allometric, except for juveniles. The von Bertalanffy growth parameters were calculated as L∞ = 32.991 cm, k= 0.181 years-1 and t0= -1.928 years for combined sexes. The growth performance index was Ø =5.286. The total mortality, natural mortality and fishing mortality rates were estimated as Z=1.402, M=0.520 and F=0.882, respectively. The exploitation ratio was E=0.629, indicating that bogue stock inhabits Mersin Bay and Iskenderun Bay was overexploited. Therefore, the fishing pressure should be reduced to sustain its population. Stomach content of 190 specimens were examined 46 of which (24 %) were found containing undigested food. The diet composition consisted of larval and juvenile fish, copepods, shrimps, and squids. Larval and juvenile stages of invasive Bregmaceros nectabanus were the most dominant prey item occurring in the 95 % of the examined specimens with full stomachs. This provided a good example of how an invasive species became an important food item for a native species and can restructure the marine food web.

Lıban Isse Farah
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı tuzluluk oranlarında azot ve fosfor sınırlamalarının mikroalg Tetraselmis suecica'nın lipid ve yağ asitlerine etkisi

Farklı tuzluluk oranlarında azot ve fosfor sınırlamalarının, laboratuvar ortamında kültüre alınan Chlorodendrophyceae sınıfından, mikroalg Tetraselmis suecica'nın klorofil a, kuru madde, optik yoğunluk, protein, lipid ve yağ asidi içeriklerine etkisini belirlemek üzere yürütülen çalışmada ‰15, 30 ve 45 tuzluluk oranlarında %50 N ve %50 P eksiltilmesi uygulanmıştır. Uygulanan muamele gruplarında belirlenen en düşük büyüme %50 N(-) içeren kültürde belirlenmiştir. En yüksek lipid oranı %39.8±1 ile %50 N(-) kültürde belirlenirken buna en yakın oran %34.6 ile %50 P(-) kültürde belirlenmiştir. Doymamış yağ asitleri (PUFA) içerikleri en yüksek %50 P(-) içeren gruplarda belirlenmiştir. Protein değeri ‰30 tuzlulukta %50 P(-) grupta %22.3 ve %50 N(-) grupta %15.7 olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tetraselmis suecica, büyüme, tuzluluk, lipid, protein, yağ asitleri, N sınırlaması, P sınırlaması

BüyümeDeniz algleriLipidler+3
Cananur Pihava
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akyatan lagünü (Karataş - Adana)'nde gümüşi havuz balığı (Carassius gibelio Bloch, 1982) populasyon dinamiği parametrelerinin belirlenmesi

Akyatan Lagünü'nde (Adana) Mart 2019 ile Şubat 2020 tarihleri arasında 12 ay boyunca aylık olarak örneklenen gümüşi havuz balığı (Carassius gibelio)'nın popülasyon parametreleri belirlenmiştir. Elde edilen toplam 234 adet gümüşi havuz balığı bireyinin 207 adeti dişi, 27 adeti erkek bireyden oluşmuştur, yaş dağılımları 0+ ve VI olarak belirlenen bireylerin ağırlık değerleri 47.73 ile 660.01 g arasında, total boy 14.0 ile 33.0 cm arasında tespit edilmiştir. İlk eşeysel olgunluk yaşı I (17.50 cm ) olarak belirlenmiştir. Olgun dişi bireyler Mart ile Ekim ayları arasında görülmekte olup; yumurtlama dönemleri yoğun olarak Mart ile Mayıs ayları arasındadır. von Bertalanffy Büyüme sabitleri TL (cm)=42.180, K =0.18340(yıl-1), TW (g)=1066.9798, t0 =-1.196(yıl) ve Ø´(Fi Üssü) =5.7878 bulunmuştur. Boy- Ağırlık İlişkisi W = 0.017* L3.0431(R2=0.9078), stoktan yararlanma düzeyi E = 0.99 yıl-1olarak tespit edilmiştir. Doğal nedenlerle oluşan ölüm M = 0.00103 yıl-1, toplam ölüm oranı Z = 0.306 yıl-1, balıkçılık nedeniyle ölüm oranı F = 0.305 yıl-1'dır. Akyatan Lagünü'nde Gümüşi Havuz Balığı aşırı derecede çoğalmış ve ilgili rezervuarımızı tamamen istila etmiş durumdadır. Anahtar Kelimeler: Carassius gibelio, Akyatan Lagünü,Üreme, Büyüme, Ölüm Parametreleri

Akyatan lagünüCarassius gibelioHavuz balığı+1
Burak Akyol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana Karataş sahillerindeki ay yengeci Matuta victor (Fabricius, 1781) (Crustacea: Decapoda: Matutidae)'un bazı biyolojik özellikleri

Bu araştırmayla Doğu Akdeniz'e yeni giriş yapmış lesepsiyen Ay Yengeci (Matuta Victor) 'un Adana ili Karataş ilçesi sahillerinde bulunurluğu ve bazı biyolojik özellikleri ilk kez incelenmiştir. Çalışma 2020-2021 yılları arasında mevsimsel ve 0,5-3 m derinliklerde kumlu alanda gerçekleştirilmiştir. 93 dişi birey ve 27 'si yumurtalı, 270 erkek olmak üzere toplam 364 birey elde edilmiştir. Çalışma süresince en birey (146) ilkbahar mevsiminde yakalanmıştır. Dişi bireylerin 27,49-49,30 mm karapas genişliğinde dağılım ve ortalama 41,55±4,01 mm hesaplanmıştır. Erkek bireylerde ortalama 49,15±8,97 mm, 21,28-66,70 mm aralığında ölçülmüştür. Ortalama Karapas uzunluk ölçümleri dişilerde ve erkeklerde sırasıyla; 26,83±2,52 mm ve 32,71±5,85 mm; total ağırlıkları ise 8,79±5,45g ve 16,27±7,30 gr hesaplanmıştır. Yaz mevsiminde 26,95 mm karapas genişliğinde 1 juvenile yakalanmıştır. Cinsiyet oranı 2,16:1 (Erkek: Dişi) hesaplanmıştır. Tüm çalışma süresince erkek birey her mevsim daha fazla yakalanmıştır (p<0,05). Dişi, erkek ve tüm bireylerde hesaplanan morfometrik ilişkiler incelendiğinde negatif allometrik büyüme saptanmıştır. Karapas genişlik aralığında en fazla birey erkek ve dişilerde sırasıyla; 56,0-60,9 mm ve 46,0-50,9 gözlenmiştir. Kış ayları dışında diğer mevsimlerde yumurtalı dişiler elde edilmiştir. Karapas genişlikleri 35,31-48,84 mm ve ortalama 41,97±3,29 mm olan yumurtalı dişilerin, yumurta verimlilikleri ortalama 36822,04±29745,9 adet olarak hesaplanmıştır. Anahtar sözcükler: Brachyura, Matuta victor, Lesepsiyen, Karataş Sahili, Oransal Büyüme, Cinsiyet Oranı, Yumurta Verimliliği

Adana-KarataşBüyümeCinsiyet çeşitliliği+2
Tamer Leba
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İskenderun körfezi'nde avlanan karides (Metapenaeus stebbingi Nobili, 1904), kum yengeci (Portunus segnis Forskal, 1775), kalamar (Loligo vulgaris Lamarck, 1798), barbun (Mullus barbatus Linnaeus, 1758) ve ıskarmoz (Saurida lessepsianus Russell, Golani & Tikochinski, 2015)'un amino asit ve besin kompozisyonunun araştırılması

Bu çalışmada İskenderun Körfezi'nden avlanan karides (Metapenaeus stebbingi Nobili, 1904), kum yengeci (Portunus segnis Forskal, 1775), kalamar (Loligo vulgaris Lamarck, 1798), barbun (Mullus barbatus Linnaeus, 1758) ve ıskarmoz (Saurida lessepsianus Russell, Golani & Tikochinski, 2015)'un besin madde bileşenlerinin ve yapılarındaki amino asit içeriklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Besin madde içerikleri açısından değerlendirmelerde kullanılan türlerin nem düzeyleri % 71 ile 81 arasında, ham protein düzeyleri % 14.81 ile 22.44 arasında, lipit düzeyleri %1.31 ile 4.65 arasında ve ham kül düzeyleri % 1.19 ile 2.62 arasında değişim göstermiştir. İncelenen türlere 16 adet amino asit tespit edilmiştir. Bunlardan dokuz tanesi esansiyel amino asit olan histidin, arjinin, treonin, valin, metionin, lösin, isolösin ve lizindir. Diğer altı tanesi ise esansiyel olmayan amino asitlerden aspartik asit, glutamik asit, serin, glisin, alanin, prolin ve tirozindir. Amino asit düzeylerinde türler arasında farklılıklar tespit edilmiş ve genel olarak karides ve ıskarmozun amino asit düzeylerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Amino asit, Besin kompozisyonu, Balık, Karides, Kalamar, Yengeç

Amino asitlerBalıklarKalamar+4
Yasemin Özkütük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yumurtalık Koyu'ndan (Kuzeydoğu Akdeniz) izole edilen bazı diyatome türlerinin moleküler karekterizasyonu, kültüre alınması, azot ve silisyum sınırlamasının lipit, protein, karbonhidrat ve pigment miktarına etkisi

Bu doktora tez çalışmasında, Kuzeydoğu Akdeniz'de İskenderun Körfezi Yumurtalık Koyu'ndan fitoplankton örneklemesi yapılmış, diyatome türleri izole edilmiş ve kültüre alınmıştır. İzole edilen diyatome türlerinin moleküler filogeni yöntemleriyle ayrıntılı taksonomik konumları belirlenmiş ve 14 diyatome türü izole edilerek saflaştırılmıştır. Kültüre alınan izolatlarda (Chaetoceros calcitrans, Chaetoceros coloradensis,Chaetoceros gracilis, Chaetoceros muelleri, Entomonies paludosa, Navicula erifuga, Navicula perminuta, Navicula salinicola, Nitzschia inconspicua, Nitzschia closterium f. minutissima, Nitzschia laevis, Skeletenoma costatum, Thallassiosira pseudonana, Thallassiosira weissflogii) azot ve silisyum sınırlaması ile birlikte biyokimyasal içerikleri araştırılmıştır. Çalışmada azot ve silisyum sınırlamasının optik yoğunluk, kuru madde, klorofil a, toplam karoten ve protein miktarını azalttığı, ancak lipit, lipit verimliliğini, fukoksantin ve karbonhidrat oranını artırdırdığı belirlenmiştir. Elde edilen en yüksek lipit miktarı T. weissflogii'de %44.87±0.37 olarak belirlenmiştir. En düşük lipit miktarı kontrol grubunda E. paludosa'da %13.92±0.36 olarak saptanmıştır. Navicula salincola'da, en yüksek biyomas ve protein miktarı sırasıyla, kontrol grubunda 1.045 gL-1 ve %32.35±0.9 olarak belirlenirken, %50 N(-) en yüksek fukoksantin miktarı 9.85±0.3 mg/g olarak saptanmıştır. En yüksek karbonhidrat miktarı, %50N (-) %31.23±0.7 olarak S. costatum'da belirlenmiştir.

Biyokimyasal özelliklerDiyatomelerMoleküler karakterizasyon+3
Burcu Çimen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Selülaz enzimi üreten bakterilerin izolasyonu ve su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada Çukurova Üniversitesi kampüsünün iki farklı lokasyonundan toplanan toprak örneklerinden karboksimetilselülaz (CMCaz) enzimini üreten bakterilerin izolasyonu gerçekleştirilmiştir. Bakteriler sırasıyla Bacillus sp. SU44 ve BK17 olarak isimlendirilmişlerdir. Bu mikroorganizmalardan hücredışı selülaz enziminin izolasyonu ve kısmi karakterizasyonu gerçekleşmiştir. Yapılan çalışmada her iki izolata ait enzimin optimum pH ve sıcaklık değerleri sırasıyla 5.0 ve 40 °C olarak belirlenmiştir. Bacillus sp. SU44 izolatı maksimum CMCaz üretim seviyesine inokülasyonun başlangıcından itibaren 24. saatte ulaşırken, BK17 izolatı 48. saatte ulaşmıştır. Termal kararlılık deneyleri her iki enzimin de 40 °C'den sonra kalan aktivite kaybına uğradığını ortaya koymuştur. CoCl her iki enzim üzerinde de inhibisyon etkisi gösterirken, EDTA, SDS, MgCl ve CaCl2 değişik oranlarda aktivatör olarak rol oynamışlardır. Her iki izolat da penisilin, ampisilin, gentamisin, tetrasiklin ve siprofloksasin antibiyotiklerine karşı değişik oranlarda hassasiyet göstermiştir. 16S rDNA dizileme analizi Bacillus sp. SU44 ve BK17 suşlarının sırası ile Bacillus pasificus ve Bacillus tropicus ile %99'luk benzerlik gösterdiği ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Bacillus pasificus, Bacillus tropicus, selülaz, izolasyon, karakterizasyon

Selçuk Sarıçam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı renkteki LED ışık kaynaklarında azot ve fosfor eksikliğinde kültüre alınan Spirulina platensis'in büyümesi ve protein oranının belirlenmesi

Farklı renklerdeki (kırmızı, yeşil, mavi ve beyaz) LED ışık kaynaklarında azot ve fosfor sınırlamaları (%50 N ve %50 P eksiltmesi) yapılmak suretiyle laboratuvar ortamında kültüre alınan Spirulina platensis'in klorofil a, kuru madde, optik yoğunluk ve protein oranlarına etkisini belirlemek üzere yürütülmüştür. Büyümenin muamele grupları içinde en iyi beyaz ışık kaynağında olduğu belirlenmiştir. Kontrol gruplarında optik yoğunluk (OD) değerleri beyaz, mavi, yeşil ve kırmızı renk ışık kaynaklarında sırasıyla 1,554, 1,098, 1,088 ve 1,062 olarak tespit edilmiştir. Azot eksikliği uygulanan gruplarda ise beyazdan sonra mavi ve kırmızı; fosfor eksikliği uygulanan gruplarda ise beyazdan sonra kırmızı renk ışık kaynaklarında iyi bir gelişim gözlenmiştir. Protein oranları kontrol gruplarında en yüksek %76,59 ile kırmızı , en düşük %70,29 ile mavi renk ile aydınlatılan kültürlerde kaydedilmiştir. Azot ve fosfor eksikliği uygulanan gruplarda %66,87 ve %67,27 ile en düşük protein, mavi rengin uygulandığı kültürlerde saptanmış olup diğer gruplarda ise yüksek ve benzer bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Spirulina platensis, LED, Azot eksikliği, Fosfor eksikliği, Protein

Yasemin Söndür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ili sahil şeridinde dağılım gösteren bazı makroalg türlerinde besinsel kompozisyonun mevsimsel değişimi

Bu çalışma, Mersin İli sahilinde dağılım gösteren farklı makroalg türlerindeki (Ulva compressa, Ulva rigida, Hypnea musciformis ve Ellisolandia elongata) besinsel içeriğin mevsimsel değişimin incelenmesi amaçlanmıştır. Mersin İli sahil şeridinden mevsimsel olarak makroalg örneklemesi yapılmış ve U. compressa, U. rigida, H. musciformis ve E. elongata türleri analizler için seçilmiştir. Besinsel içeriklerden ham kül, lipit ve protein analizleri yapılmıştır. Ayrıca yağ asitleri kompozisyonu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda besin içerikleri ve yağ asidi kompozisyonlarının türe ve mevsimlere göre değişiklikler gösterdiği saptanmıştır. Çalışmada U. rigida türünün protein değeri en düşük %20,26±0,34, en yüksek %25,43±0,26; U. compressa türünün protein içeriği en düşük %14,25±0,41, en yüksek %23,32±0,31; H. musciformis türünün protein içeriği en düşük %21,62±0,08, en yüksek %23,77±0,14; E. elongata türünün protein içeriği en düşük %2,61±0,09, en yüksek %4,38±0,09 olarak bulunmuştur. Çalışmada en düşük protein içeriği E. elongata'da, en yüksek U. rigida'da bulunmuştur. Çalışmada U. rigida türünün lipit içeriği en düşük %0,49±0,03, en yüksek %1,67±0,27; U. compressa türünün lipit içeriği en düşük %0,89±0,05, en yüksek %7,24±0,14; H. musciformis türünün en düşük değeri %0,54±0,1, en yüksek %1,74±0,27; E. elongata türünün lipit içeriği en düşük %1,53±0,07, en yüksek %2,52±0,04 olarak bulunmuştur. Lipit içeriği en düşük U. rigida'da, en yüksek U. compressa'da bulunmuştur. Çalışmada U. rigida türünün kül içeriği en düşük %13,70±0,33, en yüksek %29,81±5,51; U. compressa türünün kül içeriği en düşük %22,37±0,92, en yüksek %43,93±1,06; H. musciformis türünün kül içeriği en düşük %17,40±0,38, en yüksek %22,09±1,14; E. elongata türünün kül içeriği en düşük %77,03+0,19, en yüksek %83,5+0,23 olarak bulunmuştur. Kül içeriği U. rigida'da en düşük düzeyde bulunurken, en yüksek E. elongata'da bulunmuştur. Toplam doymuş yağ asitleri içerikleri U. compressa'da en düşük düzeylerde bulunurken, en yüksek içerik E.elongata'da ölçülmüştür. Elde edilen verilere göre makroalglerin biyokimyasal içeriğinin çevresel koşullarla birlikte türe bağlı olarak da belirgin faklılıklar gösterdiği sonucuna varılmıştır.

Berna Nur Kodaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İskenderun ve Mersin körfezinden avlanan kızılgöz sardalyaların (Etrumeus golanii Dibattista, Randall & Bowen, 2012) bazı popülasyon dinamiği parametrelerinin belirlenmesi

Bu çalışma İskenderun ve Mersin Körfezlerinden avlanan kızılgöz sardalyaların (Etrumeus golanii DiBattista, Randall & Bowen, 2012) bazı popülasyon dinamiği parametrelerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Eylül 2019-Ağustos 2020 yılları arasında mevsimsel olarak bölgede faaliyet gösteren ticari balıkçıklardan örnekleme yapılmıştır. Toplamda 439 birey incelenmiş olup; bunlardan 155 adedinin erkek, 248 adedinin dişi olduğu belirlenmiş olup 36 adetinde eşey belirlenememiştir. Tüm bireyler için total boy 8,29-22,8 cm arasında değişirken, ortalama boy 14,01±2,93 cm ve total ağırlık ise 7,5-95.29 g arasında değişim göstermiş ve ortalama ağırlık ise 22,47±17,09 g olarak hesaplanmıştır. Erkek, dişi ve bunların toplamı için hesaplanan boy-ağırlık ilişkileri (LWR) sırasıyla W=0,005*L3,133, W=0,003*L3,366 ve W=0,003*L3,282 şeklinde bulunmuştur. Toplam populasyon için L∞=23,00 cm, k=0,36 yıl-1 ve t0=-0.61 yıl şeklinde hesaplanmıştır. Toplam, doğal ve balıkçılık nedeniyle gerçekleşen ölüm oranları sırasıyla Z=0,92 yıl-1, M=0,69 yıl-1 ve F=0,23 yıl-1 olarak belirlenmiştir. Ölüm oranları kullanılarak hesaplanan sömürülme oranı E=0,25 yıl-1 olarak saptanmış olup, bu değer çalışma alanındaki kızılgöz sardalya balık stoku üzerinde yetersiz balıkçılık baskısı olduğunu göstermektedir.

Çağlayan Döş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Doğu Akdeniz'de anguilliform erken gelişim evrelerinin taksonomisi

Yılan balıkları olarak bilinen Anguilliformes takımı Akdeniz'de 10 aileden 25, ülkemiz sularında ise 20 türle temsil edilmektedir. Bu grubun leptosefal olarak adlandırılan larval aşamaları hakkında taksonomik ve ekolojik bilgiler sınırlıdır. Bu çalışmada, Anguilliformes takımına ait preleptosefal ve leptosefaller morfolojik ve moleküler yöntemlerle incelenmiş, tür tanımlamaları yapılmış ve Doğu Akdeniz'e özgü bir tayin anahtarı geliştirilmiştir. Ayrıca türlerin bolluk ve dağılımı incelenmiş, habitat tercihleriyle ilgili bulgular sunulmuş ve Finike Denizaltı Dağları'nın bu türlerin erken yaşam evreleri için taşıdığı ekolojik önem değerlendirilmiştir. Tez kapsamında, 2018-2019 yılları arasında gerçekleştirilen ve 35 istasyon içeren Antalya seferi, 2021 yılında gerçekleştirilen ve 97 istasyon içeren Orkinos seferi ile 2024 yılında gerçekleştirilen ve 60 istasyon içeren Finike Denizaltı Dağları seferinden elde edilen anguilliform larvaları kullanışmıştır. Araştırmalardan ilki Antalya Seferi olup, 2018 yılı Haziran ayı ile 2019 yılında Haziran-Kasım aylarını kapsayan süreçte 0-100m derinliklerden aylık örneklemeler gerçekleştirilmiştir. İkinci araştırma 2021 yılında yapılan Orkinos Seferi olup bu araştırmada 0-30m derinlikler arasında ihtiyoplankton örneklemeleri yapılmıştır. Üçüncü araştırma ise 2024 yılında yapılan Finike Denizaltı Dağları Seferi'dir ve 0-200m derinlikler arasında ihtiyoplankton örneklemeleri gerçekleştirilmiştir. Antalya seferinde 200 ve 500 µm'lik Bongo-60 Net, Orkinos ve Finike Denizaltı Dağları seferinde 500 µm'lik Bongo-90 Net kullanılarak oblik ihtiyoplankton çekimleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen örneklerde toplam 89 anguilliform bireyi yer almakta olup, bunlardan 22'si yumurta, 6'sı prelarva, 30'u preleptosefal ve 31'i leptosefal evrelerindedir. Preleptosefal ve leotosefal evrede olan 46 bireyde detaylı morfolojik analizler yapılmış, bunların da yedisinde tür tayini DNA barkodlama yöntemiyle doğrulanarak bir tayin anahtarı oluşturulmuştur. Tanımlanan bireylerin üçü Chlopsidae, 25'i Congridae, 16'sı Nemichthyidae ve üçü Ophichthyidae ailesine aittir. Elde edilen bulgular, bölgedeki anguilliform larvaların taksonomik tanımlanmasına yönelik temel bir referans niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte, tanımlanan bireylerin habitat ve üreme alanı tercihleri gibi faktörler de ekolojik açıdan değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Leptosefal, Preleptosefal, Finike Denizaltı Dağları Özel Çevre Koruma Bölgesi, İhtiyoplankton, Ekoloji

Ali Egemen Demircan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yumurtalık koyu (Adana) larval balık biyoçeşitliliğinin DNA barkodlama ile incelenmesi

Balıklar yüksek fekonditeye sahip canlılardır. Boyutları 0,5 mm ile 2 mm arasında değişen çok sayıda yumurtayı tür özelliklerine göre su kolonuna veya zeminde çeşitli ortamlar üzerine bırakarak çoğalırlar. İskenderun Körfezi Doğu Akdenizin önemli balıkçılık alanlarından biri olarak bilinmektedir. Yumurtlık koyu ise çevresinde bulunan lagünlerden dolayı balıklar için önemli bir üreme ve beslenme sahası olarak bilinmektedir. Bu çalışmada Yumurtalık koyunda üreyen ve koyu beslenme alanı olarak kullanan türlere ait larvalar morfolojik ve moleküler yöntemler kullanılarak mümkün olan en alt taksonomik seviyede teşhis edilmiştir. Örneklemeler sırasında yapılan ölçümlere göre koy içi sıcaklık yıl içerisinde 10,7 OC ile 30,4 OC arasında değişim göstermiştir. Koyda yapılan örneklemelerde toplamda 1473 adet larva ve 52839 adet yumurta elde edilmiştir. Yapılan morfolojik ve moleküler analizler sonucunda elde edilen bu yumurta ve larvaların 17 farklı takım içerisinde yer alan 34 farklı aileye ait 80 taksondan oluştuğu görülmüştür. Elde edilen yumurta ve larvalar türlerin ekonomik değeri yönünden değerlendirildiği zaman %11'inin ekonomik değeri yüksek türler olduğu, %43'ünün ise kısmen yüksek ticari değere sahip türlerden oluştuğu görülmüştür. Koyu üreme ve gelişme sahası olarak kullanan türlerin %71'inin yerli, %29'unun ise yabancı türlerden oluştuğu tespit edilmiştir. Yine IUCN'nin yayınlamış olduğu kırmızı listede yer alan Pomatomus saltatrix (Lüfer) ve Umbrina cirrosa (Minakop) 'nın bölgeyi üreme ve beslenme alanı olarak kullandığı bu çalışmada yapılan analizler sonucu tespit edilmiştir.

Gürkan Akbulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Seyhan ve çatalan baraj göllerinde kromoforik çözünmüş organik maddenin bazı çevresel faktörlere, zamana ve mekana bağlı değişimi

Doğal göller ve yapay göletler/ rezervuarlar kullanılabilir su rezervlerini oluşturan iç sulardır. Küresel iklim değişikliği, arazi kullanımında ortaya çıkan değişiklikler, sanayi, endüstriyel tarım gibi faktörlerle her geçen gün kötüye gidişi, bu kaynakların kalitesinin ortaya çıkarılması, korunması ve yönetilmesini zorunlu hale getirmeye başlamıştır. Sucul ekosistemlerde farklı moleküler ağırlıklara sahip karbon, azot, fosfor ve kükürt içeren moleküler parçaların karmaşık bir karışımı olan çözünmüş organik madde (DOM)nin optik olarak aktif kısmı olan kromoforik çözünmüş organik madde (CDOM) otoktonal ve allokton kaynaklardan ortaya çıkmaktadır. CDOM parametresinin ölçülerek kaynaklarının ortaya çıkarılması, biyojeokimyasal karbon döngülerinin, ekosistem bütünlüğünün ve su kalitesi yönetiminin anlaşılması açısından önemlidir. Seyhan Nehri üzerinde inşa edilmiş Seyhan ve Çatalan Baraj gölleri Çukurova Bölgesi için önemli iki ardışık su rezervidir. Her iki baraj gölünde seçilen üçer istasyonda aylık olarak örnekleme ve yerinde ölçüm çalışmaları Temmuz 2024-Ağustos 2025 tarihleri arasında yapılmıştır. İstasyonlarda derinlik, Secchi derinliği, sıcaklık, ölçümleri yapılmış, Niskin tipi su örnekleyicisi ile öfotik zonda kompozit olmak üzere, orta ve dip bölgesini temsil edecek 3 farklı derinlikten aCDOM(350) analizi için su örneği alınmıştır. UVvis spekrofotometre ile yapılan ölçümler sonucunda aCDOM(350) araştırma boyunca Çatalan Baraj Gölü ortalaması 2,884±2,120 m-1, Seyhan Baraj Gölü ortalaması 2,567±1,639 m-1 olarak bulunmuştur. Yapılan varyans analizine göre CDOM üzerinde aylara göre değişim anlamlı etkiye sahip olmakla birlikte (p<0,001) istasyon, göl ve istasyon×göl etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Bu bulgulara göre de CDOM mekansal olarak homojen ancak zamansal olarak değişkenlik göstermektedir. Her iki göl içinde CDOM kaynağı otokton materyaldir.

Hasan Nar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Keban Baraj gölü kuzeybatı bölgesinde su ve sedimentte çinko konsantrasyonunun belirlenmesi

Araştırma Elazığ'ın 45 kilometre kuzeybatısında Malatya'nın 65 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Keban Baraj Gölü'nde yürütülmüştür. Araştırmanın amacına uygun olarak Keban Baraj Gölü üzerinde 50 örnekleme istasyonu belirlenmiştir. Örnekleme bölgeleri Keban Baraj Gölü'nde tüm yüzey alanının karakteristiğini yansıtacak şekilde seçilmiştir. Ağır metal olarak çinkonun bu istasyonlardaki konsantrasyonlarının değişimlerini belirlemek araştırmanın amacı olarak belirlenmiştir. Araştırma materyali olarak çinkonun seçilmesinin nedeni bu metalin kimyasal yönden aktif olması, canlıların metabolizmasında koenzim olarak görev yapması ve sanayide çok amaca yönelik olarak kullanılmasıdır. Çinkonun bu yararlarının aksine, belli konsantrasyonların üzerinde toksik etki göstermesi çinkonun sucul ekosistemlerde araştırılmasının önemine işaret etmektedir. Çinko analizleri gölden alınan su ve karot örneklerinde ayrı ayrı yürütülmüştür. Karot örnekleri yüzen bir platform üzerinde çakmalı piston sistemi ile alınmıştır Karot örneklerindeki çinko analizleri ACME laboratuvarlarında ICP-MS cihazı ile yapılmıştır. Sudaki çinko analizleri için yüzey ve derinden su örnekleri alınmıştır. Araştırma süresince yüzey ve sedimentteki çinko konsantrasyonları istasyonlara göre düzensiz olarak artmış veya azalmıştır. Sedimentteki çinko konsantrasyonları yüzeydeki çinko konsantrasyonundan daha yüksek olmuştur. İstasyonlarda çinko konsantrasyonundaki azalış ve artışları birbirine benzerlik göstermiştir. Sedimentteki çinko miktarları 6. ve 8. istasyonlarda diğer istasyonlardan farklılık göstermiştir. Karot örneklerindeki en yüksek çinko değeri 86 ppm ile 1. istasyonda (Ağın ilçesi) en düşük çinko değeri ise 35 ppm ile 17. ve 25. istasyonlarda (Çemişgezek ilçesi) kaydedilmiştir. Su örneklerinde en yüksek çinko konsantrasyonu 10. İstasyonda, en düşük miktar ise 4. 6. ve 9. İstasyonlarda kaydedilmiştir. Yüzey su örneklerinde en yüksek çinko konsantrasyonu 2. istasyonda en düşük 4. istasyonda kaydedilmiştir.

Barış Demirtaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Su kalitesinin Hazar gölü ve Keban baraj gölü Capoeta umbla (Heckel,1843) popülasyonlarının büyüme biyolojisine etkileri

Bu çalışmada, Hazar Gölü ve Keban Baraj Gölü'nde yaşayan Capoeta umbla populasyonlarının büyümesine su kalitesi parametrelerinin etkisi araştırılmıştır. Sıcaklık, çözünmüş oksijen, pH ve elektriksel iletkenlik, kalsiyum (Ca+2), magnezyum (Mg+2), amonyum (NH4+), nitrit (NO2-), nitrat (NO3-), klorür gibi su kalitesi parametreleri ( Cl-), fosfat (PO4-3) ve sülfat (SO4-2) Eylül 2019 - Ağustos 2020 tarihleri arasında incelenmiş ve Su Kirliliği ve Kontrolü Yönetmeliği Kıta İçi Su Kaynakları Sınıflarının Kalite Kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Yönetmeliğe göre Hazar Gölü su kalitesi çözünmüş oksijen, oksijen doygunluğu, su sıcaklığı, amonyum azotu, toplam fosfor, nitrat-azot, nitrat azotu, biyolojik oksijen ihtiyacı açısından 1. sınıf olarak sınıflandırılmakta; klorür iyonu açısından 3. sınıf olarak; pH açısından 4. sınıftır. Hazar Gölü'nde ortalama klorofil değeri 1,09 µg/ L olması, onun oligotrofik göl kategorisine ait olduğunu gösterir. Seki disk derinliği 3,8 m idi, bu da Hazar Gölü'nün ışık geçirgenliği açısından oligotrofik seviyede olduğunu göstermiştir. 10 µg/L'den düşük toplam fosfor için gölün oligotrofik, 10-20 µg/L için mezotrofik ve 20 µg/L'den fazla ise ötrofik olarak adlandırıldığı ifade edilmiştir. Bu değer gölde 0,02 µg/L olarak ölçülmüştür; bu nedenle gölün oligotrofik olduğu sonucuna varılabilir. Ayrıca gölün alkalinite değerleri 402-450 mg CaCO3/L arasında değiştiği için çok sert su özelliğine sahiptir. Keban Baraj Gölü su örnekleri çözünmüş oksijen, oksijen doygunluğu, su sıcaklığı, oksijen doygunluğu, elektriksel iletkenlik pH, klorür, BOI, amonyum, nitrat azot açısından 1. sınıfa, nitrit azot açısından ise 2. sınıfa girmiştir. Birinci kalite su, yüksek kaliteli su veya çok iyi su durumunu ifade eder. 1.36 μg/L ortalama klorofil değeri, oligotrofik göl kategorisini gösterir. 10 μg/L'nin altındaki toplam fosfor için gölün oligotrofik, 10-20 μg/L için mezotrofik ve 20 μg/L'den fazla ötrofik olduğu rapor edilmiştir. Göldeki klorofil ortalama değeri 1.36 μg/L. ve toplam fosfor 0.035 mg P/L olarak olarak kaydedilmiştir. Dolayısıyla klorofil a ve toplam fosfor değerlerine göre gölün oligotrofik olduğu sonucuna varılabilir. Hazar Gölü'nde 416 C. umbla örneği ve Keban Baraj Gölü'nde 560 balık örneği üzerinde çalışılmıştır. Uygulanan "t testi"ne göre elde edilen "b" değerinin 3'ten farklı olduğu (p<0.05) ve erkek, dişi ve tüm popülasyondaki büyümenin "negatif allometrik" olduğu belirlenmiştir. Hazar Gölü'ndeki C. umbla bireylerinin daha az boy, ağırlık ve kondisyon faktörü değerlerine sahip olduğu tespit edilmiştir. Hazar Gölü pH toplam sertlik ve kalsiyum değerleri Keban baraj Gölü'nden daha yüksek seviyelerde belirlenmiş ve bu değerlerin balık yaşamını sınırlayıcı faktör sınırında olduğu tespit edilmiştir.

Büyüme eğrileriHazar GölüKeban Baraj Gölü+2
Rzgar Farooq Rashıd
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzeydoğu Akdeniz'de yaşayan Uranoscopus scaber Linnaeus, 1758 türünün bazı büyüme özelliklerinin incelenmesi

İskenderun Körfezi'nde yapılan bu çalışmada, kurbağa balığının (Uranoscopus scaber) yaş ve bazı büyüme özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Toplam boyları 9,1- 28,0 cm ve ağırlıkları 11,66-345,59 g arasında değişen 150 adet kurbağa balığı, ticari balıkçı teknesinden hedef dışı tür olarak 80-100 m derinlikten, Mayıs 2015 - Ocak 2016 tarihleri arasında İskenderun Körfezi'nden (Türkiye) toplanmıştır. Tüm örneklerin % 46,66'sı dişi, % 53,34'ü erkek balıklar oluşturmuştur. Balığın tüm örneklerde toplam boy-ağırlık ilişkisi denklemi W=0.011*TL3.131, determinasyon katsayısı ise R²=0,9616; dişi balıklarda W=0.015*TL3.021, R2=0,9512 ve erkek balıklarda W=0.0102*TL3.136, R2=0,9553 olarak bulunmuştur. Kurbağa balığının von Bertanlanffy denklemi kullanılarak hesaplanan büyüme parametreleri tüm balıklarda L∞=42,354 cm, k=0,098, t0=-1,8474; dişi balıklarda L∞=36,916 cm, k=0,138, t0=-1,067; erkek bireylerde L∞=38,769 cm, k=0,1, t0=-2,334 olarak bulunmuştur. Bu çalışmada yaş okumalar iki bağımsız okuyucu tarafından yapılarak ortalama yüzde hata indeksi (OYHİ) % 6,1 olarak bulunmuştur. Boydaki en fazla mutlak büyüme 5-6 yaş gruplarında olup 2,75 cm olarak bulundu. Boydaki oransal büyüme ise 1-2 yaş gruplarında olup % 23,3 olarak hesaplandı. Yaşlara göre en yüksek kondisyon faktörü 1,81 ile 6. yaş grubunda, en düşük kondisyon değeri ise 1,48 ile 1. yaş grubunda saptandı.

Büyüme
Mustafa Malik Özmen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Çalgan deresi epilitik algleri

Bu çalışmada Elazığ'ın Fırat Üniversitesi yerleşkesi içerisinde bulunan Çalgan Deresi'nden Ocak 2016-Haziran 2016 tarihleri arasında üç istasyondan toplanan taşlar üzerindeki epilitik algler bazı fiziksel ve kimyasal parametrelerle birlikte araştırılmıştır. Bu araştırma süresince epilitik alglere ait toplam 44 takson kaydedilmiştir. Çalışma süresince Euglenophyta (1 takson), Cyanophyta (3 takson), Chlorophyta (6 takson) ve Bacillaoriphyta (34 takson) üyelerine rastlanılmıştır. Bacillariophyta hem en fazla türle temsil edilen hem de epilitik alg topluluğu içerisinde ortaya çıkış sıklıkları ve oluşturdukları popülasyonların büyüklüğü bakımından en önemli algler olmuşlardır.

Esra Coşkun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karaçay (Bartın)'ın bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, Karaçay (Bartın)'ın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri Ocak 2018-Haziran 2018 tarihleri arasında altı ay süreyle araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda akarsuyun üst, orta ve alt akarsu kesimlerinde üç istasyon belirlenmiştir. Su sıcaklığı, pH, elektriksel iletkenlik, çözünmüş oksijen ve akım değerleri arazide yapılan ölçümlerle belirlenirken, toplam sertlik, tuzluluk ve organik madde miktarı titrimetrik metotla, toplam azot, toplam fosfor, nitrit, nitrat, sülfat miktarları spektrofotometrik analizlerle tespit edilmiştir. Karaçay için gerçekleştirilen ölçüm ve analizler sonucunda elde edilen değerler toplam fosfor dışında (bu parametreye göre III. sınıf su kalite özelliğine sahiptir) diğer bütün kalite kriterlerine göre Karaçay'ın araştırılan yukarı, orta ve aşağı akarsu bölgelerinin her üç kısmının da I sınıf su kalite özelliğine sahip olduğu ortaya çıkmıştır.

Harun Biçerer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cip Baraj Gölü (Elazığ)'nün su kalitesi özelliklerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında Cip Baraj Gölü (Elazığ)'nün su kalitesi özelliklerinin araştırılması amacıyla Ocak 2018-Haziran 2018 tarihleri arasında 6 ay süreyle su örnekleri alınarak ölçüm ve analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma süresince su sıcaklığı, pH, çözünmüş oksijen ve seki disk derinliği değerleri arazide yapılan ölçümlerle belirlenirken, tuzluluk titrimetrik metotla, toplam azot, toplam fosfor, nitrit, nitrat, sülfat ve kimyasal oksijen ihtiyacı gibi kimyasal parametrelere ait değerler laboratuvarda yapılan spektrofotometrik analizlerle tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, Yer üstü Su Kalitesi Yönetmeliği, Cip Baraj Gölü'nün araştırılan kısmının toplam fosfor (II./III. sınıf) ve KOİ hariç diğer bütün parametrelere ait değerlere göre I. sınıf su kalite özelliğine sahip olduğunu ortaya koymuştur.Ayrıca Seki derinliği değerlerine göre gölün gölün trofik durumunun ötrofik olduğu belirlenmiştir. Kimyasal oksijen ihtiyacın her örneklemede yüksek çıkması, Cip Baraj Gölü'nde organik bir kirliliğin varlığını ortaya koymuştur.

Merve Sinem Gültürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Keban Baraj Gölü'nde yaşayan bazı sazan türlerinde geri hesaplama yöntemiyle balık boyunun tahmini

Bu çalışmada, Keban Baraj Gölü'nden yakalanan Capoeta trutta (Heckel, 1843), Cyprinus carpio Linnaeus, 1758 ve Luciobarbus mystaceus (Pallas, 1814) balık türlerinin pul ve otolit boyları kullanılarak, geri hesaplama yöntemiyle daha genç bireylerin boylarının tahmin edilmesi amaçlandı. Bu amaçla, Ekim-Kasım 2017 tarihlerinde her bir tür için 20 balık örneği incelendi. Öncelikle balıkların toplam boyları ve ağırlıkları belirlendi ve daha sonra pul ve otolitleri çıkartıldı. Bilgisayar destekli bir mikroskop yardımıyla, balıkların pul ve otolit yaşları ile her yaş halkasının merkeze olan uzunlukları belirlendi. Pul için Fraser-Lee, otolit için ise Dahl-Lea geri hesaplama yöntemleri kullanılarak balıkların önceki yıllara ait uzunlukları hesaplandı. C. trutta için yaş grupları 4-8, toplam boy 35,0-46,6 cm, ağırlıkları ise 382,0-987,3 g arasında bulundu. C. trutta'nın geri hesaplama yöntemi ile önceki yıllara ait tahmini toplam balık boyları ortalamaları, pul ışın boylarından yapılan hesaplamada; L1:21,4 cm, L2:25,6 cm,L3:28,1 cm, L4:31,4 cm, L5:35,0 cm, L6:36,5 cm, L7:38,8 cm, L8:40,6 cm olarak; otolit boylarından yapılan hesaplamada ise: L1:18,6 cm, L2:21,5 cm, L3:24,9 cm, L4:26,8 cm, L5:30,3 cm, L6:33,0 cm, L7:35,2 cm, L8:37,8 cm olarak hesaplandı. C. carpio için yaş grupları 4-8, toplam boy 31,2– 45,8 cm, ağırlıkları ise 442,5-1483,3 g arasında bulundu. C. carpio'nun geri hesaplama yöntemi ile önceki yıllara ait tahmini toplam balık boyları ortalamaları, pul ışın boylarından yapılan hesaplamada; L1:15,8 cm, L2:21,3 cm, L3:28,3 cm, L4:30,6 cm, L5:35,5 cm, L6:38,0 cm, L7:42,5 cm, L8:44,7 cm olarak, otolit boylarından yapılan hesaplamada ise; L1:15,2 cm, L2:18,9 cm,L3:26,6 cm, L4:28,4 cm, L5:32,7 cm, L6:35,6 cm, L7:40,8 cm, L8:41,3 cm olarak hesaplandı. L. mystaceus için yaş grupları 4-7, toplam boy 37,1–47,4 cm, ağırlıkları 426,1g–874,1g arasında bulundu. L. mystaceus' un geri hesaplama yöntemi ile önceki yıllara ait tahmini toplam balık boyları ortalamaları, pul ışın boylarından yapılan hesaplamada; L1: 7,7 cm, L2: 14,9 cm,L3: 21,4 cm, L4: 28,1 cm, L5: 30,3 cm, L6: 33,5, L7: 35,6 cm olarak, otolit boylarından yapılan hesaplamada ise; L1: 7,5 cm, L2: 14,5 cm,L3: 19,2 cm, L4: 26,3 cm, L5: 29,6 cm, L6: 33,3 cm, L7: 33,9 olarak hesaplandı. Sonuç olarak, bu çalışmada C. carpio ve C. trutta türlerinde pul ışın boyu kullanılarak hesaplanan balık boyu değerleri, otolit boyu kullanılarak hesaplanan değerlere göre gerçek değerlere daha yakın bulundu. L. mystaceus türünde ise her iki kemiksi yapı kullanılarak elde edilen değerler ölçülen gerçek değerlerden daha düşük bulundu. Bu nedenle balıklarda geri hesaplama yöntemi kullanılarak yapılacak balık boyu tahminlerinde o tür için en uygun kemiksi yapının seçilmesi oldukça önemlidir.

Capoeta truttaCyprinus carpioKeban Baraj Gölü
Can Kaan Teksar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İskenderun Körfezi'nde yaşayan Solea solea(Linnaeus, 1758) türünün otolit biyometrisi

ÖZET Dil balığı doğu akdenizin on yassı balığından biridir. Dil balığı dağılımı boyunca büyük ticari değeri olan mükemmel yemek balığıdır. Bu tür şu anda, IUCN tehdit edilen türlerin kırmızı listesinde "Veri Eksikliği" başlığı altında listelenmiştir. Bu çalışma Kuzey Doğu Akdeniz'de İskenderun Körfezinde yaşayan solea solea'nın otolit boyutları- balık boyu ilişkileri hakkında ilk bilgiyi sunmaktadır. Balık örnekleri Aralık 2017 ve Mayıs 2018 tarihleri arasında İskenderun koyunda 50 -80 m derinlikte ticari troller tarafından yakalanmıştır. Her bir balık toplam uzunluk için en yakın 0.1cm hassasiyetle ölçülmüş ve 0.1gr hassasiyetle ağırlıklandırılmış ve daha sonra balık numunelerinin otolitleri çıkarılmıştır. Her bir türün otolit boyu (OB), genişliği (OG), ağırlığı (OA) her numune sırası ile en yakın 0,001mm ve 0,001g hassasiyetle ölçülmüştür. Toplamda 110 balık örneği (67 erkek 43 dişi ) toplanmıştır. Ortalama uzunluk tüm bireylerde 24,4 cm, dişilerde 25,4, erkeklerde 23,7cm olarak tespit edilmiştir. Ortalama ağırlık tüm popülasyonda 113,3, dişilerde 135,0, erkeklerde 99,4 olarak ölçülmüştür. Dişi ve erkek balıklar arsındaki toplam uzunluk ve ağırlık farkı istatiksel olarak anlamlı değildi (P>0,05). regresyon analizi sonuçlarına göre, toplam uzunluk – otolit uzunluğu, otolit genişliği ve balık ağırlığı, otolit uznluğu ve otolit genişliği arsında orta derecede pozitif bir ilişki olduğu tesbit edildi. Anahtar kelimeler: Dil balığı, Solea solea, otolit biyometrisi, İskenderun Körfezi, Kuzey Doğu Akdeniz

Burak Çetinkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hazar Gölü sedimentinde jeolojik devirlere bağlı olarak bazı elementlerin konsantrasyonlarının belirlenmesi

Bu çalışmada Hazar Gölü (Elazığ)'nden alınan karotta derinlik profili boyunca sedimentte bazı elementlerin konsantrasyonlarının belirlenmesi ve sonuçların son jeolojik dönemlere göre karşılaştırması amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik Hazar Gölü'nde tamamlanmış olan 111Y045 Nolu TÜBİTAK projesi kapsamında alınmış piston karotlarından her 5 cm'de bir örnekler alınarak, arsenik (As), civa (Hg), molibden (Mo), baryum (Ba), uranyum (U), kalay (Sn), titanyum (Ti), lantan (La) ve berilyum (Be) elementlerinin düzeyleri belirlenmiştir. Ba, Hg, La, Ti ve U elementlerinin en düşük konsantrasyonları (111 ppm, 0.01 ppm, 4.4 ppm, 1190 ppm and 0.6 ppm sırasıyla) 81-83 cm derinlikte bulunmuştur. Bu derinliğin G.Ö. 10000 yıl önceye ve Holosen Döneme (günümüzden 10,5 bin yıl öncesi) denk geldiği belirlenmiştir. As, Ba, Hg, Sn, La, Mo, Ti ve U elementlerinin en yüksek konsantrasyonları farklı derinliklerde bulunmuştur. En yüksek Hg konsantrasyonu 4-6 cm derinlikte belirlenmiş olup, bu derinliğin günümüze denk geldiği belirlenmiştir. As ve Ba elementlerinin en yüksek konsantrasyonlarının Buzul Öncesi Dönem/Geç Pleyistosen Döneme (günümüzden 10,5 bin yıl önce) denk geldiği bulunmuştur. Diğer elementlerin (Sn, La, Mo ve Ti) en yüksek konsantrasyonlarının ise Son Maksimum Buzul Öncesi Dönem/Geç Pleyistosen Döneme (günümüzden 23-16 bin yılları arası) denk geldiği belirlenmiştir. Bu farklılıkların nedeni olarak, göl ekosisteminin bulunduğu havzanın jeolojik yapısı, biyolojik ve hidrolojik süreçler, iklimsel faktörler ve göl havzasındaki antropojenik faktörler vb. gösterilebilir.

Eyyüp Önder Akkoyun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ili'nde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapan işletmelerin sosyo-demografik özellikleri

Bu tez çalışması, Malatya ilinde bulunan gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapan işletmelerdeki personelin sosyo demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2018 yılında Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne kayıtlı faal olan 33 adet gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapan tesis de gerçekleştirilmiştir. Anket çalışmalarıyla elde edilen sonuçlara göre yetiştiricilik yapılan tesislerde çalışanların çoğunluğu erkek ve yaş aralıkları genellikle 30-39 yaş aralığında olup, tüm çalışanların % 50'lik kısmını oluşturmaktadır. Yine medeni durumlarına bakıldığında ise çoğunluğunun evli olduğu görülmektedir. Bekâr olan personeller ise genellikle ailesi ile yaşayan kişilerdir. İşletmelerde çalışan personelin %50 den fazlasının 4 veya 5 çocuğa sahip olduğu saptanmıştır. % 41 lik kısmının ilkokul mezunu olduğu görülmekte ve eğitim seviyesinin düşük olduğu anlaşılmaktadır. Anket çalışmaları sonucuna göre, işletmelerde çalışan personellerin büyük çoğunluğunun sosyal güvencesinin olduğu belirlenmiştir. Çalışanların % 66'sinin bu meslekte 41yıldan fazla çalıştığı, mesleği seçme nedeninin ise daha çok aile mesleği olduğunu ifade etmişlerdir. İşletmelerde çalışan personelin gelir düzeyleri ortalama 1500 TL üstü olmakla birlikte, ev sahibi olan personelin çoğunlukta olduğu yapılan anket çalışmalarıyla tespit edilmiştir.

Ferhat Kara
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Capoeta trutta (Heckel, 1843)'da iskelet yapısı ve gelişimi

Bu çalışmada Keban Baraj Gölü'nden yakalanan Capoeta trutta (Heckel, 1843)'nın iskelet yapısı ve kemik gelişiminin belirlenmesi amaçlandı. Bu amaçla Ocak 2013-Aralık 2014 tarihleri arasında farklı büyüklüklerde 50 adet balık örneği incelendi. Yakalanan balıklar Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Balık Anatomisi laboratuarına getirildi. Balıkların boy ve ağırlıkları belirlendikten sonra dorsal yüzgeç ışınları sayıldı. İç organları çıkartılan balıklar, bir tencere içerisinde sıcak suda 1-5 dakika haşlandı ve tüm kemiksi yapılar etlerden ayrıldı. Kemiksi yapılar iyice temizlendi ve kurutuldu. Daha sonra tüm kemiksi yapılar tartıldı. Ayrıca seçilen bazı kemiksi yapıların ağırlık ve uzunlukları ayrı ayrı belirlendi. Balıkların yaşı dorsal yüzgeç ışınından kesit alınarak belirlendi. Toplam kemik ağırlığı ile ağırlık ve uzunluğu belirlenen bazı kemiksi yapıların, balık yaşı, balık ağırlığı ve balık boyuna bağlı değişimleri belirlenerek, kemik ve iskelet gelişimi belirlenmeye çalışıldı. Çalışmada incelenen balıkların yaşları 4-9, standart boyları 22,5-40,23 cm ve ağırlıkları ise 243,75-1060,10 g arasında belirlendi. Dorsal yüzgeç ışın sayısı 11 (III-8) olarak sayıldı. Omur sayısı 39-43 adet arasında, ortalama omur ağırlığı 2,35-10,72 g, ortalama omur çapı ise 3,43-6,54 mm olarak belirlendi. Ortalama kemik ağırlığı 8,75-42,73 g arasında, kemik oranı ise %3,49-%4,47 arasında olup en yüksek 7. yaş grubu balıklarda bulundu. Genel olarak C. trutta'da iskelet ve kemik gelişimi balığın genel gelişimiyle uyumlu olduğu görüldü. Zira balıklarda ölçülen ve tartılan kemiksi yapılarından elde edilen verilerin değişimi balık boyu ve ağırlığı değişimine benzerlik gösterdiği belirlendi. Sonuç olarak Keban Baraj Gölü'nden elde edilen C. trutta'nın iskelet ve kemik gelişimi ilk defa bu çalışmayla belirlenmiş oldu. Ayrıca balıkların iskelet gelişiminin normal olduğu, iskelet gelişimini olumsuz etkileyen bir durumun olmadığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Capoeta trutta, iskelet, Keban Baraj Gölü

Capoeta truttaKemik gelişimiİskelet
Ayşe Tokluk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığı, Oncorhynchus mykiss (Walbaum, 1792)'de ağır metal birikimi

Bu çalışma Şubat 2013–Şubat 2014 tarihleri arasında Keban ve Karakaya Baraj göllerindeki alabalık tesislerinde üretimi yapılan gökkuşağı alabalığı örnekleri üzerinde yapıldı. Çalışma süresince Keban Baraj Gölü'nden 20 adet balık örneği Karakaya Baraj Gölü'nden 20 adet balık örneği temin edildi. Çalışma Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, Su Ürünleri Araştırma İstasyonu ve Çevre Mühendisliği bölümü laboratuvarlarında gerçekleşti. Keban ve Karakaya Baraj göllerindeki alabalık tesislerinden alınan balıklar laboratuvara getirilerek total boy, çatal boy, standart boy, cinsiyet ile ağırlıkları belirlendikten sonra; ağır metal birikiminin tespiti için gerekli olan kas dokusu pens, makas ve bistirü yardım ile dorsal yüzgecin yaklaşık 2 cm alt kısmından 5 g alınıp örneklerin alındığı yer ve tarih yazılıp, kilitli poşetlere konuldu. Balık numuneleri analiz aşamasına gelene kadar derin dondurucuda beklemeye alındı. Derin dondurucudaki örnekler asitle yakılarak sıvı hale getirmek için Su Ürünleri Araştırma İstasyonu laboratuvarına getirildi. Laboratuvarda 5 g örneğe 5 ml % 65 'lik nitrik asit ile 5 ml konsatre nitrik asit tüplere konulmuş örneklerin üzerine ilave edilerek mineralisazyon işlemine tabi tutuldu. Analize hazır duruma getirilen numuneler Çevre mühendisliği laboratuvarına getirilerek numunelerdeki demir (Fe), bakır (Cu), çinko (Zn),kurşun (Pb),mangan (Mn) analizleri Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi (perkin Elmer Model 370) ile uygun standartları hazırlanarak gerçekleştirildi. Araştırma süresince elde edilen verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesi Minitab Versiyon 16 programı kullanılarak yapıldı ve elde edilen bulgulara yıl bazında student T-testi, mevsimsel olarak ki-kare testi uygulandı. Keban ve Karakaya baraj göllerinden alınan örneklerdeki bakır (Cu) ve kurşun (Pb) miktarları tespit değerlerinin altında bulundu. Keban ve Karakaya baraj göllerinden alınan örneklerin ağır metal miktarları karşılaştırıldığında demir (Fe) ve mangan (Mn) miktarları arasında fark olmadığı, çinko (Zn) miktarları arasında ise fark olduğu görüldü. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar dikkate alındığında, ağır metal değerlerinin Zn>Fe>Mn>Cu=Pb şeklinde sıralandığı görülmektedir. Ayrıca bu ağır metallerin miktarlarının çeşitli standartlarda önerilen miktarların çok altında olduğu belirlendi. Bu nedenle Keban baraj gölü ve Karakaya baraj gölünde yetiştiriciliği yapılan alabalıklarda Fe, Cu, Zn, Mn ve Pb düzeyleri bugünkü değerlerinde kaldığı sürece çevre ve halk sağlığı açısından bir sorun teşkil etmeyeceği kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: Keban, Karakaya, Gökkuşağı Alabalığı, Ağır metal

Ağır metallerGökkuşağı alabalığı
İlker Acı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Keban Baraj gölü Yurtbaşı Mevkii, Hazar Gölü ve Dedeyolu Göleti'nin zooplankton faunası ve mevsimsel değişimlerinin incelenmesi

Bu çalışmada, Keban Baraj Gölü Yurtbaşı mevkii, Hazar Gölü ve Dedeyolu Gölet'inin zooplankton faunası ve mevsimsel değişimlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Zooplankton örnekleri Mayıs 2011 – Nisan 2012 tarihleri arasında, aylık periyotlar halinde alınmıştır. Araştırmada; Keban Baraj Gölü Yurtbaşı Mevkii'nde Rotifera'ya ait 29 Cladocera'ya ait 9 tür ve Copepoda'ya ait 2 tür; Hazar Gölü'nde Rotifera'ya ait 32 tür, Cladocera'ya ait 10 tür ve Copepoda'ya ait 2 tür ;Dedeyolu Gölet'inde ise Rotifera'ya ait 17 tür, Cladocera'ya ait 6 tür ve Copepoda'ya ait 2 tür teşhis edilmiştir. Shannon Wiener tür zenginliği indeks sonuçlarına göre; Keban Baraj Gölü Yurtbaşı Mevkii tür çeşitliliği en yüksek mayıs ayında (H′=2,72) ve en düşük şubat ayında bulunmuştur (H′=0,91). Hazar Gölü tür çeşitliliği en yüksek mayıs ayında (H′=2,33) ve en düşük aralık ayında bulunmuştur (H′=0,61). Dedeyolu Göleti tür çeşitliliği en yüksek nisan ayında (H′=2,34) ve en düşük aralık ayında bulunmuştur (H′=0,68). Margalef (Tür zenginliği) indeks sonuçlarına göre Keban Baraj Gölü Yurtbaşı Mevkii Mevkii tür çeşitliliği en yüksek mayıs ayında (D=3,86) ve en düşük ocak ayında bulunmuştur (D=0,62). Hazar Gölü tür çeşitliliği en yüksek mayıs ayında (D=3,94) ve en düşük aralık ayında bulunmuştur (D=0,58). Dedeyolu Göleti tür çeşitliliği en yüksek mayıs ayında (D=3,82) ve en düşük şubat ayında bulunmuştur (D=0,68).Tüm zooplankton içinde Rotifera % 81 ile, Cladocera % 14 ve, Copepoda % 5'lik oranla temsil edilmiştir.

Zooplanktonlar
Necla İpek Alış
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tahar çayı (Tunceli) zooplanktonu

Bu çalışmada, Tahar Çayı'nın zooplankton faunası incelenmiştir. Örnekleme bölgesinde 3 istasyon belirlenmiş ve Haziran 2013-Mayıs 2014 tarihleri arasında aylık periyotlarla örnekler alınmıştır. Su Sıcaklığı, pH ve çözünmüş oksijen ölçümleri arazide anında yapılmıştır. Zooplankton örnekleri 55 µ göz açıklığına sahip standart plankton ağı kullanarak toplanmış ve %4'lük formaldehit solüsyonu içerisinde korunmuştur. Çalışma sonucunda Rotifera şubesinden 15 familyaya ait 28 tür, Cladocera' dan 4 familyaya ait 5 tür, Copepoda'dan ise 1 familyaya ait 2 tür saptanmıştır. Shannon Wiener indeks analizi sonuçlarına göre tür zenginliğinin en yüksek olduğu ay haziran ayıdır (H'=2,43). En düşük indeks değeri ise eylül ayında görülmüştür (H′=1). Sorenson Benzerlik İndeksi sonuçlarına göre 1.ve 2. istasyonlarda benzerlik %65 olarak en yüksek oranda bulunmuştur. 2.ve 3. istasyonlarda benzerlik % 52 olarak en düşük oranda bulunmuştur. Nisbi yoğunluk bakımından dominant zooplankton türü olan Keratella quadrata % 36,3 oranla mayıs ayında en yüksek yoğunluğuna ulaşmıştır. Tüm zooplankton içinde Rotifera % 86,5 ile Cladocera % 10 ve Copepoda %3,5 luk oranla temsil edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rotifera, Copepoda, Cladocera, Tahar Çayı

AkarsularCladoceraKopepodlar+1
Aykut Öcalan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Garzan Baraj Gölü (Batman) algleri

Bu çalışmada Garzan Baraj Gölü alglerinin belirlenmesi amacıyla 4 istasyon seçilmiş ve bu istasyonlardan Aralık 2013- Mayıs 2014 tarihleri arasında fitoplankton ve fitobentoz örnekleri aylık periyodlarla alınarak incelenmiştir. Araştırma süresince Bacillariophyta' ya ait 25,Cyanophyta' ya ait 2, Chlorophyta' ya ait 2 ve Euglenophyta' ya ait 1 olmak üzere toplam 30 takson belirlenmiştir. Ayrıca araştırma süresince gölün su sıcaklığı, elektriksel iletkenlik, pH, tuzluluk, çözünmüş oksijen, toplam sertlik, organik madde ve silisyum değerleri kaydedilmiştir. Garzan Baraj Gölü bentik ve planktonik diyatomeleri içinde en yaygın olan diatome genusları Navicula, Nitzschia, Cymbella ve Gomphonema olmuştur. Bentik ve planktonik topluluk içinde kaydedilen alglerin takson sayıları birbirine yakın olmuştur. Planktonik ve bentik alglerin değişimleri suyun bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri ile birlikte incelenmiştir.

Alg florası
Ramazan Dalmiş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Keban Baraj Gölü'ne dökülen Tahar Çayı'nın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri

Bu çalışmada Keban Baraj gölüne dökülen Tahar Çayı'nın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Tahar Çayı'ndan Ocak 2014-Aralık 2014 tarihleri arasında 12 ay süreyle aylık su örnekleri alınmış, gerekli ölçüm ve analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma süresince su sıcaklığı, pH ve çözünmüş oksijen arazide yapılan ölçümlerle belirlenirken, toplam sertlik, toplam alkalinite, organik madde, amonyum, klor, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), nitrit, nitrat, sülfat, silika, toplam fosfor, toplam azot ve orto-fosfat gibi kimyasal parametrelere ait değerler laboratuvarda yapılan analizlerle tespit edilmiştir. Analizler sonucu elde edilen verilerden istatistiksel analizler yapılmış ve sonuçlar daha önce yapılan benzer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır.

Ümit Yiğiteli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00