Dicle University
Anabilim Dalı

Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı

Dicle University

2.689

Arşivlenen Tez

14

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Mirzâ Muhammed Nakî (Kumrî) ve Kenzü'l-Mesâib'i (inceleme-metin-dizin)

Bu tezin konusu, 19. yüzyılda yaşamış olan Mirzâ Muhammed Nakî (Kumrî) ve Kenzü'l-Mesâib adlı eseridir. Eserin konusu Kerbelâ hâdisesidir. Kerbelâ hâdisesi, klâsik edebiyat içerisinde varlığını her zaman göstermiş bir konudur. Türk edebiyatında Hz. Hüseyin'in şehîd edildiği Kerbelâ hâdisesi, yıllar içerisinde bir tür adı alarak (Maktel ya da Maktel-i Hüseyn) varlığını devam ettirmiştir. Bu vahim olay üzerine birçok eser yazılmıştır. Azerbaycan sahasına mensup bir şâir olan Mirzâ Muhammed Nakî (Kumrî) hakkındaki sınırlı bilgileri Azerbaycan'da yayınlanmış birkaç makaleden ve eserinden yola çıkarak öğrenmekteyiz. Bugün elimizde iki nüshası bulunan Kenzü'l-Mesâib, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Türkçe Yazma Dîvânları Koleksiyonu Belediye K. 761 numarada kayıtlı olup 333 varaktan ibarettir. Çalışmamızın Giriş bölümünde Kerbelâ hâdisesi ve Türk Edebiyatı'nda Kerbelâ hâdisesinin yeri ve önemi ele alınmıştır. Birinci bölümde şâirin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri incelenmiştir. İkinci bölümde eserin fiziksel özellikleri, te'lif sebebi, muhtevası, dil ve üslûp özellikleri ile tahlil kısmı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde metnin transkripsiyonlu çevirisi verilmiştir. 'Metnin transkripsiyonu gerçekleştirilirken izlenen yöntem' başlığı altında metni çevirirken izlediğimiz yöntem ve açıklamalar belirtilmiştir. Metinden sonra Sonuç, Kaynakça ve Dizin bölümü yer almaktadır. Anahtar Kelimeler Türk Edebiyatı, Maktel, Ehl-i Beyt, Hz. Hüseyin, Kerbelâ, Kumrî, Kenzü'l-Mesâib.

Divan şiiriDivanlarEhl-i beyt+6
Muzaffer Karataş
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye Türkçesinde isim-fiillerle kurulan bağımlı cümleler

Türkçede bağımlı cümle kuruluşlarında sıkça kullanılan fiilimsi türlerinden biri de isim-fiillerdir. İsim-fiiller şimdiye kadar genelde biçim bilgisi temelli pek çok araştırmanın konusu olmasına rağmen bu eklerin sözdizimsel özelliklerini tüm yönleriyle ele alan müstakil bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Türkiye Türkçesinde isim-fiil ekleriyle kurulan bağımlı cümle yapıları sözdizimsel düzlemde incelenmiştir. Dilbilim kuram ve yöntemlerinden faydalanılarak hazırlanan bu çalışmada ad işlevli bağımlı cümle yapıları; temel cümleye bağlanma yöntemleri, kendi içlerindeki sözcük dizilişleri, temel cümleye göre sözdizimsel konumları ve özne-yüklem uyum özellikleri açısından ele alınmıştır. Çalışmada ad işlevli bağımlı cümleler, sözdizimsel özelliklerinin yanında tipolojik ve anlamsal özellikleri açısından da değerlendirilmiştir. Çalışmanın örneklem kısmında veritabanı olarak Türkçe Ulusal Derlem, Türkiye Türkçesinde Fiilimsiler ve The Turkish Corpus kullanılmış, gereken durumlarda günlük konuşma dilinden de faydalanılmıştır.

Bağımlı fiilCümle kurmaDil bilgisi+6
Gülderen Tokmak
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Varlık dergisinin bibliyografisi ve bu dergide yer alan halk edebiyatı ile ilgili yazıların değerlendirilmesi

633 ABSTRACT Varlık is a culture and literature magazine which has being published in Persian and Azerbaijan Turkish in the Southern Azerbaijan since April of 1979. Since the magazine could be published in the free environment after Iran Islamic Revolution in 1978, we believe that the political, social conditions and literary, cultural environment of the era in which the magazine started to be published should be thoroughly examined. Thus, we divide introductory chapter of our thesis into sub-chapters and we try to give information on "History of the Turks in Iran" and "Political and Social Environment in Which Varlık Magazine Arose". We believe that by this approach historical significance of Varlık and its place in civilization history of the Southern Azerbaijan can be indicated better. In the first chapter of our thesis we give information on matters like when and how Varlık Magazine started to be published, the people who constituted its publication board and nature of the articles published in the magazine. We classify the articles according to their subjects and indicate them with graphs. In the second chapter the articles published in the magazine are classified in sub-chapters according to their subjects. Articles in each sub- chapter are classified alphabetically according to their authors. However, articles published serially are numbered and classified according to the dates they published in the magazine. In this way we aim to make our thesis a useful source for the researchers not only in "Folk Literature" but also in all fields of "Turkish Language and Literature". About 80% of the articles in the magazine are in Azerbaijan Turkish and the remaining 15% are in Persian. These articles are published in Arabic letters. In the third chapter of our thesis we rewrite the articles about "Turkish Folklore Science" in Latin alphabet. Azerbaijan Turkish and Turkey Turkish are the closest dialects in terms of vocabulary and grammar, so we have not interfered them too much. We have only tried to give temporal suffixes and some particles of Azerbaijan Turkish in their forms used in Turkey Turkish.634 Since the Southern Azerbaijani^ live in Iran's territory and are closely connected with that culture, Persian has inevitably affected them and this effect is seen in their writings. We mainly give Turkish meanings of Persian words in these writings. Also, we listed these words in glossary chapter of our thesis. After scanning bibliography, ttie articles on Turkish folk science are evaluated in the fourth chapter of our thesis. Depending on these articles oral culture of the Southern Azerbaijan are compared with oral culture in Turkey and the similarities and differences between them are presented. In the bibliography section, all of the books and articles used in our research are listed according to surname of their authors.

BibliyografyaDergilerHalk edebiyatı+2
Neslihan Delice
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yücel dergisi ve dergi etrafında gelişen edebi faaliyetler

Dergiler, gazetelerin de kitapların da özelliklerini taşıyan; ne tam bir gazete ne de tam bir kitap olmayan bir yayın türüdür. Özellikle kültür.sanat ve edebiyat dergileri dönemlerinde sosyal yaşantıya ciddi etkilerde bulunmuştur. İncelememiz'e kaynaklık eden Yücel dergisi de bir kültür,edebiyat ve sanat dergisidir. 1935-1 956 yılları arasında belli aralıklarla 163 sayı çıkarılan dergi modern Türkiye'nin oluşum devresinde sosyal, kültürel ve siyasi hayata ciddi katkılarda bulunmuştur. Biz Yücel'i Cumhuriyet Türkiyesi'nin önemli bir dönemine tanıklık ettiği ve döneminde Kemalist gençliği peşinden sürükleyerek aydınlık Türkiye'nin yapı taşlarından birini oluşturduğu için inceledik. Öncelikle genel bir bakışla Yücel'i tanımaya çalıştık.Bu tanıma çalışması esnasında derginin 1956 yılına kadar olan yayın serüveninde dergiye yazan bütün yazarların alfabetik sıraya göre bir soyadı indeksini oluşturduk. Yücel'in edebî faaliyetleri de Cumhuriyet sonrası gelişen İnkılâp Edebiyatı'nın Yücel'deki yansımaları da çalışmamızın diğer önemli bölümünü teşkil etti. İncelememiz iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde bir dergi olarak Yücel'in kendisini nasıl ifâde ettiği ikinci bölümde ise dergideki edebî faaliyetlerin ne yönde olduğu incelenmiştir. Birinci bölümde Yücel'in yazı kadrosu, sosyal ve siyasî hayata etkisi, ideal okuyucusu ve yayın politikası ve son olarak Neo-Hümanist bir dergi olarak Yücel incelenmiştir.İkinci bölümde derginin dönemin hâkim edebiyat anlayışı olan inkılâp edebiyatıyla ilgisinin ne düzeyde olduğunu belirlemek için tenkit yazıları ve anketler incelenmiştir. Edebiyat yazıları konularına göre sınıflandırdığında ise şu gruplar oluşmuştur: "Tercüme hayatımızı anlatan yazılar.Edebiyat teorisi yazıları, Dünya edebiyatından önemli şahsiyetlerin anlatıldığı yazılar.Türk edebiyat tarihi yazıları ve Dil yazıları" Her bölümle ilgili önemli görülen yazılar da dergiden aynen alarak ekler kısmı oluşturulmuştur.264 Bütün bu incelemelerimiz neticesinde Yücel'in döneminde modemite yanlısı bir dergi olduğu görülmüştür. Moderniteye gidecek yolun Kemalist ideolojiden geçtiğine inanan dergi Kemalist ideolojinin bayraktarlığını da üstlenmiş denilebilir. Türk insanının özüne dönerek kendini keşfetmesi olarak kısaca tanımlanabilecek olan Neo-Hümanist anlayış Yücel'in yayın politikasını belirlemiştir. Dergi bu anlayış çerçevesinde İslâmiyetten önce oluşan Türk Edebiyatı'nı bizim öz edebiyatımız olarak kabul etmiş ve örneklerini de bu doğrultuda vermiştir. Dergi inkılâp edebiyatına hizmet eden şair ve yazarları bünyesinde toplayarak bu anlayışa hizmet etmiştir. Zengin edebiyat yazıları içeriğiyle de gençler için bir okul vazifesi görmüştür.

DergilerEdebi incelemeYücel dergisi
Elvan Torun
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ignácz Kúnos masal derlemesinde kıyafetin naratif boyutu

Masallar, var olduğu toplumlarda, büyülü dünyasıyla, tüm okuyucularını derinden etkileyen halk anlatılarıdır. Kahramanlardan mekânlara, eşyalardan kıyafetlere birçok ögenin birbiriyle olan uyumu, masalların kendine has dünyasını mükemmel kılar. Masalları anlayabilmek ve anlatabilmek için, onu oluşturan bu ögeler üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada ise Macar Türkolog Ignácz Kúnos tarafından derlenen halk masallarında geçen kıyafetler, naratif açıdan analiz edilmiştir. Kıyafetler, yer aldığı masalların gizli iletilerini içeren, analiz edildiğinde, masallar içerisindeki halk kültürünün yansımalarını açığa çıkaran önemli unsurlardandır. Bu tez çalışmasında da kıyafetler analiz edilerek, bu iletiler ve üstlendikleri işlevler açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan bu çalışma için, Meral Ozan tarafından 2018 yılında hazırlanmış olan "Ocaktan Gelen Haber (1887 ve 1889 Tarihli Ignácz Kúnos Derlemesi Török Népmesék)" isimli yayın kaynak eser olarak ele alınmış ve içerisindeki 98 adet masal, içerdikleri kıyafetler açısından incelenmiştir. Naratif boyutuyla analiz edilen kıyafet unsurunun, masallar ve iletileri için oldukça önemli olduğu tespit edilmiştir.

GiysilerHalk bilimiHalk edebiyatı+6
Sevgi Sendinç
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk dilinde ikilemelerin yapı-görev-anlam özellikleri

ÖZET Çalışmamızda, Türk dilinin tarihî devirlerini dikkate alarak, seçtiğimiz eserlerden tespit ettiğimiz 2153 ikilemeyi, değişik açılardan inceledik. İkilemeleri yapı bakımından incelerken, ikilemeyi oluşturan sözcüklerin hangi ek ya da ekleri alabildiklerini belirledik. İkilemelerin gerek kelime gruplarında gerekse cümlede aldıkları belli başlı görevleri tespit ederek örnekler verdik. Kuruluş ve ikilemeyi oluşturan sözcükler arasındaki anlam ilişkileri bakımından ikilemeleri dokuz kısımda inceledik. İkilemeler, Türkçe sözcüklerle oluşturulduğu gibi başka dillerden alınan sözcüklerle de oluşturulmaktadır. Bu nedenle tezimize ikilemeyi oluşturan sözcüklerin kökenlerini anlatan bir bölüm ekledik. Çalışmamızın sonuna taradığımız eserlerde tespit ettiğimiz ikilemelerden oluşan bir dizin ekleyi uygun bulduk. ANAHTAR SÖZCÜKLER: ikileme, tekrar, pekiştirme. 213

PekiştirmeTekrarlarTürkçe+1
Sema Bayraktar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkmenistan Türkçesi ağızlarının Türkiye Türkçesi ağızları ile morfolojik bağlantısı

587 ÖZET ilk olarak VIII. Asrın ilk çeyreğinde yazılmış Göktürk Kitabelerinde adına rastlanan "Oğuzlar", türlü sebeplerle Sır-ı Derya boylanndaki ilk vatanlarından batıya doğru tedricî olarak göç etmişlerdir. Islâmiyeti kabul ettikten sonra Türkmenler" adıyla anılmaya başlayan Oğuzların, bugün en yoğun olarak yaşadıkları coğrafyalardan ikisi Türkmenistan ve Türkiye'dir. XI. asrın başlarından itibaren Oğuz boylarının önemli bir kısmı Orta Asya'da bakiyeler bırakarak Anadolu'ya yerleşmeye başlamışlardır. Bin yılı aşkın bir süre önce başlayan ve 300 yıl boyunca fasılalarla devam eden bu Türkmen göçleri sonucunda, 24 Oğuz boyundan Alkaevli boyu hariç tamamının Anadolu'ya yerleştiği tarihi belgelerle tespit edilmiştir. Orta Asya'da kalan ve bugünkü Türkmenistan devletinin mensubu olan Türkmenlerle Anadolu'daki Türkmenlerin benzer değil aynı olacağı tabiîdir. Türkmenistan Türkçesi ile Türkiye Türkçesi yazı dilleri üzerine yapılan karşılaştırmalı dil çalışmalarında bu gerçeği görmek mümkündür. Biz bu çalışmada, çok temas edilmeyen bir husus olan Türkmen ağızlarını ele aldık. Bütün Türkmenistan'a şamil olacak şekilde, beş büyük ağız seçerek, bu ağızların morfolojik yapısını inceledik. Uzun yıllardır farklı coğrafyalarda yaşayan Orta Asya ve Türkiye Türkmenlerinin ağızları morfolojik yönden çok küçük bazı farklılıklar dışında tamamen aynıdır. Tezimiz şu bölümlerden oluşmaktadır: I. Yapım Ekleri II. Çekim Ekleri III. isim Fiili IV. Sıfat Fiiller V. Zarf Fiiller588 Bu ana bölümlerden sonra; tabiatıyla "Sonuç", Kaynakça, incelemeye konu olan ağızlara ait "Metinler", örnek olması için verdiğimiz, araştırmaya !Anahtar Kelime: Ağızlar = Dialects ; Biçimbilim = Morphology ; Dil özellikleri = Language features ; Karşılaştırmalı dil bilim = Comparative linquistics ; Türk lehçeleri = Turkish dialects ; Türkiye Türkçesi = Türkiye Turkish ; Türkmence = Turkoman language

AğızlarBiçimbilimDil özellikleri+4
Mehmet Ali Uyar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırım-Tatar Türkçesinde cümle bağlayıcıları

319 ÖZET Cümle bağlayıcıları, temel olarak bağlama görevi gören dil birlikleridir. Cümle, bir düşünceyi, bir duyguyu, bir durumu, bir olayı yargı bildirerek anlatan kelime ve kelime grubudur, insanoğlunun düşünme ve düşündüklerini ifade edebilme yeteneği geliştikçe, tek tek kurulmuş basit cümlelerden, anlamca birbiriyle ilişkili cümlelere geçiş kaçınılmaz olmuştur. Cümle bağlayıcıları, işte bu birbiriyle anlamca ilişkili cümleleri birbirine bağlamaktadır. Dil araştırmacılarının bağlama edatları ve bağlaçlar, başlıkları altında inceledikleri cümle bağlayıcıları; işlevlerine, yapılarına ve bağlama şekillerine göre sınıflandırılmaktadır. Çalışmamızda Kırım Tatar Türkçesi'nde kullanılan cümle bağlayıcıları, bu sınıflandırmaya göre incelenecektir. Anahtar Sözcükler: Kırım Tatar Türkçesi.cümle, edat, bağlaç, cümle bağlayıcıları

BağlaçCümleDil bilgisi-edatlar+3
İhsan Aksel
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oğuzname metin (1a-50b Varaklar arası) - dizin

245 ÖZET Oğuznâme Metin ( 1a - 50b Varaklar arası) - Dizin adlı çalışmanın, Giriş bölümünde Oğuznâmelerin ve Oğuznâmecilik geleneğinin, tarih içindeki oluşumundan ve öneminden bahsedilmiş, ayrıca teze konu olan Kazan Oğuznâmesinin dil özellikleri çıkartılmıştır. Metin bölümünde, ele alınan Oğuznâme Latin harfleri ile transkribe edilmiş ; her sayfa ve satır numarası satırların başında parantez içinde gösterilmiştir. Dizin bölümünde, metinde geçen kelimeler aldıkları tüm çekim ekleri ile sayfa ve satır numaralan belirtilerek verilmiştir. Sonuç bölümünde ise, bu eserin incelenmesi sonucunda elde edilen bazı düşüncelere yer verilmiştir. Çalışma esnasında yararlanılan kaynaklar, Kaynakça bölümünde yer almıştır.

DestanlarDil özellikleriDilbilgisi+3
Fahriye Okyay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihi Türk lehçelerinde hayvan isimleri

ÖZET "Tarihî Türk Lehçelerinde Hayvan İsimleri" konulu tezimizi hazırlamadaki ana gayemiz, Türk milletinin tabiata bakış tarzının ortaya konulması olmuştur. Hayvan isimlerini verme ve kullanma bakımından da Türk milletinin hayat felsefesini bir yönüyle yansıtmak da diğer bir amacımız olmuştur. Bu sebeple bilinen ilk yazılı Türk metinleri olan Orhun Yazıtlan'ndan XIX. yüzyıl sonuna kadarki Türk dilinin çeşitli tarihî dönemlerinde yazılmış mevcut olan belli başlı bütün eserler incelenmiş ve farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Hayvanlar Türk kültüründe geniş bir etki alanı içerisinde yer almıştır. Bazıları kutsallaştırılıp totem hâline getirilmiş, bazıları pek önemsenmemiş, bazılarından da sadece giyim kuşam yanında diğer doğal ihtiyaçlar amacıyla faydalanılmıştır. Türkler'in çok eski devirlerde hayvancılıkla uğraşmaya başladıkları ve her türlü geçimlerini onlardan sağladıkları belirlenmiştir. Hayvanların etinden, sütünden ve süt ürünlerinden faydalandıkları gibi daha sonraki zamanlarda avcılıkla da ilgilenmeye başladıkları görülmüştür. Yarı göçebe bir hayat tarzı sürdürmüş olan Türkler, hayvan isimlerini halk kültürünün ve felsefesinin özlü ifadeleri olan deyim ve atasözlerinde bir hayli fazla sayıda kullanmışlardır. Hayvanlar renkleri, yapıları, organları gibi fiziksel özellikleriyle beslenme ve üreme özelliklerine göre çeşitli isimler almıştır. Türkler, bazı hayvan adlarını da şahıs lâkap ve unvanı ile yer adlarında kullanmışlar, bu adlandırmada yırtıcı kuşlar, pençeli hayvanlar ile evcil olanlardan özellikle erkek cinslerinin isimlerini gücü temsil ettiğinden dolayı tercih etmiştirler. Aynı zamanda kız çocuklarına da doğada bulunan güzel ve narin yapılı hayvan isimlerinin verildiği görülmüştür.

Hayvan adlarıTürk lehçeleri
Kürşat Efe
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Evren ilçesi ağzı

323 ÖZET Bu tez, Anakara'ya bağlı Evren ilçesinin kısa tarihi, etnik yapısı ve dil özellikleri ile ilgili bilgiler içermektedir. Ayrıca, tezin sonunda Evren ilçesinde kullanılan bazı kelimeleri ve kelimelerin anlamlarını içeren bir sözlük bulunmaktadır. Çalışmamızın giriş kısmında Evren ilçesi ile ilgili birtakım genel bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca bu bölümde, Evren'in kuruluş tarihi, ilçeye Evren isminin veriliş nedeni, idari teşkilatlanması ve ilçeyle ilgili bazı istatistikti bilgiler vardır. Yine bu bölümde Evren ilçesinin etnik yapısı ile ilgili de bazı bilgiler verilmiştir.. Tezin ilk bölümünde Evren ilçesi ve köylerinden derlenen metinlerin incelenmesiyle ortaya konulmuş olan Evren ilçesi ağzının ses bilgisi özellikleri bulunmaktadır. Burada Evren ilçesi ağzında kullanılmakta olan ve yazı dilinden farklı olan ünlüler ve bunların özellikleri, Evren ilçesi ağzında bulunan uzun ünlüler ve bunların oluşma sebepleri, kısa ünlüler, ünlü uyumu, ünlü değişmeleri, ünlü düşmesi, ünlü türemesi ve bunların sebepleri ele alınmaktadır. Ayrıca ünsüzler konusunda da yazı dilinden farklı olarak Evren ilçesi ağzında kullanılan ünsüzlerin özellikleri ile ünsüz değişmeleri başlığı altında ünsüzlerin tonlulaşması, tonsuzlaşması, süreklileşmesi (sızıcılaşma, akıcılaşma), süreksizleşmesi, ünsüz benzeşmesi, ünsüz düşmesi, ünsüz türemesi, ünsüz ikizleşmesi, hece kaynaşması, ünsüz göçüşmesi ve vurgu gibi konular üzerinde durulmuştur. ikinci bölümde Evren ilçesi ağzının şekil bilgisi özellikleri örneklerle ele alınmıştır. Bu bölüm altı ana başlık altında incelenmiştir. İsimler, zamirler, sıfatlar, fiiller, zarflar ve edatlar. Sonuç bölümünde ise Evren ilçesi ağzının tespit ettiğimiz dil özellikleri maddeler hâlinde sıralanmıştır. Kaynakça bölümünde çalışma sırasında faydalanılan kaynakların künyeleri bulunmaktadır.324 Diğer bir bölümde ise Evren ilçesinin merkezinden ve çeşitli köylerinden derlenen ve bu tez çalışmasına kaynaklık eden metinler bulunmaktadır. Bu metinler elli altı kişi ile herhangi bir konu ile ilgili yapılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Son bölümde ise yazı dilinde kullanılmayan veya yazı dilinde kullanılıp da çeşitli ses farklılıkları nedeniyle anlaşılmayan bazı kelimelerin anlamlarının verildiği bir sözlük bulunmaktadır.

Sedat Balyemez
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Anadolu Türkçesindeki fiilerin durum ekli tamlayıcıları

Tezimizde Eski Anadolu Türkçesine ait eserlerden Yûnus Emre Divânı, Erzurumlu Darîr'in Kıssa-i Yüsufu, Sadru'd-dîn Şeyhoğlu'nun Marzubân-nâme Tercümesi ve Dede Korkut Kitabı 'nda geçen fiiller ve fiilimsiler tespit edilmiş; bu fiil ve fiilimsiler, aldıkları durum ekli tamlayıcılar bakımından incelenmiştir. Bir cümledeki fiil, aynı cümlede birden fazla durum ekli tamlayıcı almışsa, o da "Birden fazla durum eki" başlığı altında belirtilmiştir. Bu çalışmayla Eski Anadolu Türkçesindeki fiillerin hangi durum ekli tamlayıcıları aldıkları cümle örnekleriyle ortaya konmuştur. Türk dilinin gelişiminde çok önemli bir yere sahip olan fiillerin o dönemde hangi durum ekli tamlayıcılarla kullanıldığı, dört eserden yola çıkarak, tespit edilmiştir. Tespit edilen fiiller, aldıkları durum ekli tamlayıcılarla birlikte alfabetik sıraya konmuştur. Eski Anadolu Türkçesi döneminde kullanılmış olup günümüzde kullanımdan düşmüş olan fiiller haricindeki tüm fiiller, Türkiye Türkçesindeki kullanılışlarıma karşılaştırmıştır. Bu karşılaştırmada fiillerin, aldıkları durum ekli tamlayıcılar bakımından çok büyük farklılıklar göstermediği sonucuna varılmıştır.

Dil bilgisiDil bilgisi-eklerDil bilgisi-eylem+2
Arzu Özdemir
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkçede ağrının dili: Bilişsel dilbilimsel bir yaklaşım

İnsanlık tarihi kadar eski olan ağrı, sıradan ağrı kesicilerin ötesinde sinir stimülatörü, ağrı pili, sinir blokları gibi birçok yönteme rağmen günümüz sağlık sektöründe çözüm aranan durumlardan biri olmaya devam etmektedir. Ağrı; bedenin dengesini bozar, kişinin sağlığını tehdit eder fakat ağrının zorlayıcı olmasının sebeplerinden biri de onun dilsel aktarımındaki güçlüktür. Ağrıyı daha anlaşılır kılmak ve aktarmak için kullanılan metaforlar bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Gündelik dildeki ağrı metaforlarının tespiti için hastalarla görüşmeler yapılmış ve sanal ortamdan örnekler derlenmiştir. Ayrıca kurmaca metinlerdeki metaforların tespiti içinse edebî metinlerden örnekler alınmıştır. Tez çalışmasında üç farklı alandan toplanan veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Türkiye Türkçesi konuşurlarının ağrılarını ifade ederken kullandıkları metaforlar saptanmış, daha sonra Türkiye Türkçesinde kullanılan ağrı metaforları ile farklı dillerdeki (İngilizce, Yunanca, İtalyanca, Hintçe, Tayca, Arapça, Farsça) ağrı metaforları karşılaştırılarak birincil ve karmaşık metaforlar tespit edilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde; kişilerin ağrılarını ifade ederken kaçınılmaz olarak metaforlardan yararlandıkları, ağrının anlatıldığı gündelik dildeki metaforlar daha sınırlı iken edebî metinlerde kullanılan metaforların daha çeşitli olduğu görülmüştür. Ağrının öncelikle bir DÜŞMAN olarak metaforlaştırıldığı, diğer metaforların ise Büyük Zincir Metaforuna göre çoğunlukla "doğal fizikî şeyler" ve "karmaşık nesneler" grubunda toplandığı sonucuna ulaşılmıştır.

AğrıBilişsel dil bilimDil bilgisi+4
Gülden Altıntop Taş
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat Dönemi eserlerinin cümle özellikleri (Felatun Beyle Râkım Efendi, Müşâhedat, Cezmi, Sergüzeşt, Zehra, İntibah)

ÖZET Çalışmamızda Tanzimat Dönemi'ne ait altı eseri kelime grupları ve cümle açısından inceledik. Kelime gruplarını incelerken, bütün kelime gruplarına eserlerden örnekler aldık ve bunlardan günümüz yazı diline göre farklılık gösterenleri belirledik. Kelime gruplarının cümleler içinde ne gibi görevlerde kullanıldıklarını izah edip, yabancı kurallara göre yapılan kelime grupları üzerinde durduk. Cümle kısmında ise, tespit edilen cümleleri; öge sayısı, öğelerin dizilişi, yapı, anlam ve yüklem türü bakımlarından tasnife tâbi tuttuk. Çalışmamızın sonuna devrin cümle özelliğini göstermesi bakımından bir istatistik eklemeyi uygun bulduk. ANAHTAR SÖZCÜKLER : kelime grubu, cümle, öge. 80

CümleCümle yapısıCümle ögeleri+2
Pelin Selim Su
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Caferi Baba ve Divanı

ÖZET Biyografik kaynaklarda yaşamına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmayan Caferi ile ilgili bilgileri, günümüze ulaşan tek eseri olan Divânı'ndan yola çıkarak elde ediyoruz. Şiirlerinde kullandığı dil özellikleri dikkate alındığında onun 16. asır şairlerinden olduğunu görüyoruz. Gerçek adının Pîr Ahmed olduğunu zikrettiği Farsça şiiri, âyet ve hadislerden yaptığı alıntılar ve kullandığı terkipler, şairin Arapça ve Farsça'ya vakıf olduğunu göstermektedir. Şiirlerinden koyu Alevi inanca sahip olduğunu anladığımız Caferi'nin şiirleri, Alevi-Bektaşi şiirine has özellikler gösterir. Şiirlerinden anladığımız kadarıyla Caferi, inancı gereği hiç evlenmemiş, kendisini inancını yaymaya adamış, müfrit bir mutasavvıf şairdir. Yine bir manzumesinden anladığımıza göre Şiilerce kutsal kabul edilen Meşhed'deki Ali er-Rızâ türbesini ziyaret etmiş, hac vazifesini yerine getirmiştir. Bu tezde Divân'ın Türkiye kütüphanelerinde bulunan üç nüshasından faydalanılmıştır. Bir şiirin (85. şiir) tenkitli metni oluşturulurken dört nüsha esas alınmıştır. Divân, dinî-tasavvufî ve sosyal açıdan incelenmiştir. Caferi şiirlerinde bazı Arapça ve Farsça terkiplere rağmen genelde anlaşılır bir dil kullanmıştır. Eski Anadolu Türkçesi'ne ait kelime ve eklere şiirlerinde yer vermiştir. Aruz ölçüsüne uydurmak için Türkçe kelimeleri "n'ider, k' evvel..." şeklinde kullanmıştır. Divân nazım şekilleri, ölçü ve kafiye bakımından incelendiğinde, müstensihten kaynaklandığını düşündüğümüz hatalar dışında Caferi'nin başarılı bir şair olduğunu görüyoruz. Divân'ın muhtevası çeşitli açılardan tahlil edilmiştir. Bu incelemede Caferi'nin genel anlamda dini-tasavvufî, özel olarak Alevî-Bektaşî edebiyatına ait mefhumlan yerinde ve anlamına uygun olarak kullandığı görülmektedir. Şair, âyet ve hadisleri ya aynen ya kısmen ya da mealen şiirlerinde işlemiştir. Caferi âyet ve hadisleri anlamına uygun olarak yerleştirmiş, bu sözlerden fazlasıyla faydalanmıştrr. Koyu Alevî inanca sahip olan Caferi, Allah Hz. Muhammed, Hz. Ali ve on bir imama derin sevgi besleyen bir şairdir. Şiirlerinde baştan sona bu sevgisini dile getirmiştir. Fatma Zehra BEDİR

Caferi BabaDivan edebiyatıDivan şiiri+3
Fatma Zehra Bedir
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cengiz Dağcı'nın; Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da İnsandı, Korkunç Yıllar adlı romanlarında kip

Dağcı, CengizKiplerRoman+1
Aybala Şengen
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürümüzde ve dîvân şiirinde para değerleri ve ölçü birimleri

Kültürümüzde ve Dîvân Şiirinde Para Değerleri ve Ölçü Birimleri adlı yüksek lisans tezimiz dîvân şiirinde geçen para değerlerini ve ölçü birimlerini ele almaktadır. Yaptığımız çalışma Osmanlı devletinde paranın tarihsel gelişimi ile kullanılan çeşitli para ve ölçü birimleri hakkında bilginin yer aldığı birinci bölümden sonra Dîvân Şiirinde Para Değerleri ve Dîvân Şiirinde Ölçü Birimleri isimli iki bölümden oluşmaktadır. Tezimizin ikinci bölümünde 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar incelediğimiz 32 dîvân ve 3 mesneviden tespit ettiğimiz para değerleri ile ilgili kelimeler hakkında bilgi verdikten sonra bu kelimelerin dîvân şiirine çeşitli yansımaları incelenmiştir. Araştırmamızın üçüncü bölümünde aynı eserlerde tespit ettiğimiz ölçü birimleriyle ilgili açıklamalardan sonra bunların şiirdeki kullanımları ele alınmıştır. Tezin sonunda ise, araştırmamızın neticelerine dayanılarak bir hüküm çıkarılmış ve bu çalışmamızın getireceği yenilikler özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: "Divan şiiri, aşık, sevgili, kültür, ölçü birimi, para değerleri, para, ölçü."

Divan şiiriKültürPara+3
Taylan Tatlı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Reklam dili: Bir iletişim biçimi olarak Türkçe reklam söylemi üzerine toplumdilbilimsel bir inceleme

Günümüzün gelişen teknolojisi ile birlikte hem bireysel hem de toplumsal düzeyde kitle iletişim araçlarıyla iç içe geçen bir yaşam biçimi oluşmaya başlanmıştır. Bu iletişim araçları arasında yer alan dergiler, internet, televizyon, radyo ve benzeri aygıtlar aracılığıyla çeşitli şekillerde reklam mesajlarına maruz kalmaktayız. Reklam iletileri aracılığıyla verilmek istenen mesajlar kültürel bir arka plandan beslenerek oluşturulmakta ve ikna stratejilerinin türlü şekillerinden örnekler taşımaktadır. Bu yönüyle reklam iletileri hem dilsel hem de kültürel öğelerin taşıyıcısı konumundadır. Bir söylem taşıyıcısı olarak reklam iletileri barındırdıkları iletişimsel mesajı aktarırken toplumdilbilimsel değişkenleri göz önünde bulundurmaktadır. Diğer bir ifadeyle mesajın kim tarafından, kime, nerede, nasıl, ne kadar ve ne şekilde söylendiği gibi parametreler dikkate alınmaktadır. Toplumdilbilimsel değişkenler olarak tanımlanan bu ölçütler içerisinde konuşurun ve muhatabın cinsiyeti bağlamın anlaşılması, mesajın başarılı bir şekilde iletiminde rol alan faktörler arasındadır. Bu noktadan hareketle bu çalışma, reklam iletilerinin ardındaki anlamın cinsiyet odaklı bir çerçeveden ele alındığı takdirde nasıl bir performans sergilediğini araştırma çabası içindedir. Bununla birlikte reklamın temel amacı olan muhatabın ikna edilmesi sürecinde kullanılan dilsel stratejilerin cinsiyet bağlamı içerisinde nasıl şekillendiği karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Reklam metinleri doğası gereği kısa, vurucu ve slogan tarzı yazılı ifadeleri çokça barındırmakta ve bu ifadeleri çekici, ilgi uyandırıcı ve ikna edici bir tarzda çeşitli görsellerle desteklemektedir. Reklamlarda yer alan yazılı metinler bu çalışmanın inceleme malzemesini oluşturmaktadır. Bu metinlerde yer alan dilbilimsel özellikler anlambilimsel, sözdizimsel, biçimbilimsel ve sesbilgisel bağlamlarda karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş ve bu değerlendirmenin sonucunda ulaşılan veriler toplumdilbilimsel özellikler üzerinden incelenmiştir. Çalışmada amaçsal örneklem yöntemi kullanılmış ve araştırma verileri Türkiye'de eş zamanlı olarak 2015 ve 2020 yılları arasında yayımlanan kadın (Elle) ve erkek (Esqire) dergilerinden toplanmıştır. Çalışma sonucunda hem reklam dilinin kendi özellikleri, hem de cinsiyet ve dil ilişkisi alanında öncü niteliğinde olan Lakoff'un çalışmasında belirlediği kadın dili özelliklerinin birbirine yaklaştığı görülmektedir. Bu bağlamda kadın dergilerinde kullanılan dil özelliklerinin genel olarak Lakoff'un kadın dili özelliklerini desteklediği görülmüştür. Buna karşılık da erkek dergilerindeki kullanımların da bir takım noktalarda bu özellikleri doğrular nitelikte olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler Reklam, İletişim, Kadın, Cinsiyet, Dergi, Toplumdilbilim.

Dergi reklamlarıDil bilgisiDil bilim+7
Ece Halime Nazlı
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni Uygur Türkçesinde tasvir fiilleri

220 TÜRKÇE ÖZET Bu incelemede Yeni Uygur Türkçesindeki tasvir fiilleri üzerinde durulmuştur. Yeni Uygur Türkçesi, birleşik fiilin bir türü olan tasvir fiili yapıları bakımından oldukça zengin bir lehçedir. Söz konusu lehçenin yazı dilinde tespit ettiğimiz tasvir fiili yapılarında kullanılan yardımcı fiillerin sayısı yirmi yedidir.. Bu fiillerden dördü türemiş, geri katan yirmi üç tanesi de kök halinde kullanılmaktadır. Yine bu fiillerden yirmi iki tanesi sadece -p zarf-fiil ekiyle kullanılmaktadır. Geriye kalan beş fiilden al- ve bâr- fiilleri hem -A;-y hem de -p zarf-fiil ekiyle; tur- hem -A;-y, hem -p hem de -gili zarf-fiil ekiyle; bol-, -p ve -gili zarf-fiil ekiyle; başla- ise -A;-y ve -gili zarf-fiil eki ile birlikte kullanılmaktadır. Bu fiillerden al-, ber-, ât-(âvât-), yat- tasvir fiilleri birlikte kullanıldıkları zarf-fiil ekleriyle birleşip ekleşme sürecine girmişlerdir. Bu çalışma temel olarak giriş, inceleme ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Önce birleşik fiil kavramı ile ilgili olarak bugüne kadar ileri sürülmüş olan görüşlerin değerlendirmesini yaptıktan sonra kendi bakış açımızı belirttik. İnceleme bölümünde tespit etmiş olduğumuz yirmi yedi fiili alfabetik sıraya göre yapı, kullanım ve işlevler olmak üzere üç alt başlıkta incelemeye tâbi tuttuk. Yapı başlığı altında her bir fiilin müstakil olarak ne tür bir yapıya sahip olduğu üzerinde durduk. Kullanım başlığı altında bu fiillerin yardımcı fiil olarak esas fiile bağlanırken hangi zarf-fiil ekleri ile birlikte kullanıldığını, esas fiile bağlanma şartlarının ne şekilde gerçekleştiğini tespit etmeye çalıştık. İşlevler başlığı altında ise, her bir fiilin, esas fiile bağlanırken almış olduğu zarf-fiil eki ile birlikte kullanımından ortaya çıkan işlevleri üzerinde durulmuş ve bu işlevler örnek metinlerle desteklenmiştir. Sonuç bölümünde ise, incelemeye tâbi tuttuğumuz yirmi yedi fiille ilgili olarak elde ettiğimiz sonuçları sıraladık. Yeni Uygur Türkçesindeki tasvir fiillerini yapı, kullanım ve ifade etmiş oldukları anlamlara göre sınıflandırdık.221 Çalışmamızı, bu incelemede doğrudan veya dolaylı olarak başvurduğumuz eserlerin künyelerinin yer aldığı kaynaklar bölümüyle tamamladık.

Dil bilgisi-eylemDilbilgisiTasvir fiiller+1
Mustafa Yıldız
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derviş Osmân'ın edebî kişiliği ve şiirlerinin üzerine bir tahlil denemesi

17. yy' da yaşamış Kayserili bestekâr mutasavvıf bir şairdir. Güzel bir sese sahip olması ve güzel ilâhî terennüm etmesinden dolayı "Nefes Anbarı Zakir Osman Efendi" diye ünlenmiştir. İyi bir medrese eğitimi almıştır. Halveti bir şair olan Abdülahad Nûrî tarafından yetiştirilmiştir. İlâhî mecmuasından başka eseri yoktur. Bu mecmuada 84 şiir bulunmaktadır. Bu tezde Derviş Osman'ın ilâhî mecmuasındaki şiirler, transkripsiyon edilmiş ve dinî-tasavvufî açıdan incelenmiştir. Şiirlerinde "Osman, Derviş Osman, Şeyh Osman ve Osman Dede" mahlaslarını kullanmıştır. Şiirlerinin genel havasına sinmiş bir Yunus Emre edası vardır. Hocası Abdülahad Nuri'den ve kendisinden 83 yıl önce yaşamış mutasavvıf bir şair olan Seyyid Nizamoğîu'ndan etkilenmiştir. Mecmuada Seyyid Nizamoğlu'na yazılmış bir şiir ve onun şiirlerine yazılmış nazireler bulunmaktadır. Derviş Osman şiirlerinde sade bir dil kullanmıştır. Eski Anadolu Türkçesi'ne ait " anda, anunçün, barlık, birle, ıs, irelden, kaçan kim, kanı, kande, sayrı, ur-, yahşi,... " kelimelerine ve " -sar/-ser, -uban/-üben" eklerine şiirlerinde yer vermiştir. Aruz ölçüsüne uydurmak için "n'idem, n'idügin(ne idügin), n'idersin, n'eylesün,...", Arapça kelimeleri "nefis" şekline kullanmıştır. Şiirlerinde hem aruz hem hece ölçüsü kullanan şair aruza ağırlık vermiştir. Aruzu kullanırken yer yer hatalara düşmüştür. Kalıbı belli olmayan müsvedde halinde bitmemiş şiirler de vardır. Derviş Osman'ın şiirlerinin muhtevası dinî-tasavvufî açıdan tahlil edilmiştir. Şairin Tekke Edebiyatı'na ait mefhumları yerinde ve anlamlarına uygun olarak kullandığı görülmektedir. Ayet ve hadisler iktibas halinde verilmiştir. Ayet ve hadislerden yapılan alıntılar şiir içerisinde bulundukları yer dikkate alındığında anlamlarına uygun olarak yerleştirilmiştir.225 Hazırlamış olduğumuz "Derviş Osman 'm Edebî Kişiliği ve Şiirleri Üzerine Bir Tahlil Denemesf adlı bu tez, Derviş Osman'ın şahsiyeti ve eseri ile Türk Edebiyatı 'na katkıda bulunan bir şair olduğunu ortaya koymaktadır.

Derviş OsmanTekke edebiyatıTürk şiiri+1
Aynur Düşünmez
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi'nin söz dizimi bakımından karşılaştırılması

414 ÖZET Söz dizimi, dilin kelime grupları, cümle türleri ve cümledeki kelime münasebetleri ile ilgili bölümdür. Dilin, canlı bir varlık olduğu göz önünde bulundurulursa, onun zamanla gelişme kaydetmesi ve değişime uğraması tabiîdir. Ancak dilin diğer alanlarına göre daha sabit olan söz diziminde bu süreç daha yavaş seyreder. Dilin tabiî yapısını oluşturan söz diziminin gelişmesinde dilin kendi imkânları kadar, dilin yazı dili olması ve farklı yapıya sahip dillerle temas etmesi de büyük önem arz eder. Bu çalışmada aynı yapıya sahip olan Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi'nin söz dizimi karşılaştırılmış, ortak, benzer ve farklı yönleri belirtilmiştir. Ayrıca çok büyük boyutlara ulaşmamakla beraber, temasta bulundukları dillerin söz dizimi etkisiyle meydana gelen değişikliklerin tespitine çalışılmıştır.

Karşılaştırmalı dil bilgisiKarşılaştırmalı dil bilimKazakça+3
Bağdagül Mussa
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fecr-i Âti Encümen-i Edebisi (1909-1912)

1827 ÖZET Fecr-i Âtî Encümeni 11 Şubat 1325'te kurulur. Encümen bir beyannameyle ilkelerini, amaçlarını ve üyelerini duyurur. Encümen üyeleri dönemin dergilerinde edebî ürünlerini yayımlar. Bunlarda "sanat şahsî ve muhteremdir" ilkesine sadık kalmaya çalışır. Bu ilkeyle onlar, hem edebî eserin özel yapısının, estetik değerinin olduğunu savunurken hem sanatçıyı neyi, nasıl işleyeceği noktasında serbest bırakır. Encümen Batı'daki edebî okullar gibi çeşitli mekânlarda edebî sohbetler yapar, edebî ürünleri tartışır, encümene üye kaydeder, iki kez üst üste toplantılara katılmayanların üyeliklerini düşürür, başkan seçer. Encümen kadar dört başkan değiştirir. Encümeninin bu faaliyetlerinin amacı II. Meşrutiyet'le popülariteye ve gündelik ucuz siyasî konulara yönelen edebiyata tekrar estetik duyuş ve düşünüş kazandırmaktır. Bu nedenle onlar, ürünler yayınladıkça dönemin edebiyat muhitinde tepkiler alır. Bunlara cevap verdikçe encümenle diğer edipler arasında polemikler yaşanır. Encümen edebî faaliyetlerini yürütürken Osmanlı'nın Batı devletleri tarafından paylaşılmak istenmesi, edebiyatı millî bir karaktere büründürür. Bu da "sanat şahsî ve muhteremdir" ilkesini benimseyen encümeni olumsuz yönden etkiler. Bu nedenle encümen üyelerinin bir kısmı, millî bir edebiyatı savunan ediplere katılır. Ayrıca encümenin sanatkârı; neyi, nasıl işleyeceği noktasında serbest bırakması onun dağılışını kolaylaştırır. Bu nedenle Ağustos 1328'den sonra encümeninin tamamen dağıldığı görülür. Fecr-i Âtî Encümeni üç yıl gibi kısa bir sürede önemli edebî eserler ortaya koyar. Ayrıca Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli ediplerin bir kısmı Fecr-i Âtî Encümeni 'nde ve onun çevresinde yetişir.

Fecr-i Ati edebiyatFecr-i Ati topluluğuTürk edebiyatı
Cafer Şen
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Divan sahibi Rumeli şairlerinin şiir dünyası

ÖZET Osmanlı Devletinin Avrupa topraklarında fethettiği yerler, Rumeli adıyla bilinir. Rumeli fetihlerden sonra önemli bir kültür ve sanat merkezi olur. Burada çok sayıda divan şairi yetişir. Bu çalışmada divan sahibi Rumeli şairleri üzerinde durulmuştur. Giriş bölümünde Rumeli ve Rumeli şairinden ne kastedildiği belirtilmiştir. "Rumeli'de Edebiyat" bölümünde, divan sahibi 125 Rumeli şairinin kısa biyografileri verilmiştir. Şairler yaşadıkları yüzyıllar, doğum yerleri, öğrenim yerleri, divanları, meslekleri ve tasavvufî yönleri bakımından topluca değerlendirilmiş; sonuçlar grafiklerle gösterilmiştir. Bu şairler arasından bir seçme yapılmış ve şiirleri çeşitli yönlerden incelenmiştir. Şairlerin kelime kadroları, Farsça ve Arapça terkip oranları tespit edilip değerlendirilmiştir. Sade bir dil kullanan Rumeli şairlerinin, günlük konuşma diliyle yazdıkları şiirler örneklendirilmiştir. "Edebiyatta Rumeli" bölümünde, şairlerin şiirleriyle yaşadıkları coğrafya arasındaki bağlantılar araştırılmış; Rumeli coğrafyasının şiire nasıl konu edildiği üzerinde durulmuştur. Türk edebiyatında şehrengîz türü, ilk defa Rumeli şairleriyle başlar ve örneklerin çoğunu da onlar verir. Bu bakımından Rumeli şairlerinin edebiyat tarihinde önemli bir yerleri vardır. Rumeli şairlerinin şiirlerinde tanıttıkları gerçek sevgili ve âşık tipleri örneklendirilmiştir. Şairlerin Rumeli'de yaygın olarak görülen diğer milletler ve Hıristiyanlık ile abdal ve kalenderîler hakkındaki gözlemleri sonucunda yazdıkları şiirler incelenmiştir. Çalışmanın sonuna, şairler tablosu, haritalar, fotoğraflar ve bir dizin eklenmiştir. Anahtar kelimeler: Divan şiiri, Rumeli, Balkanlar, Rumeli şairi, Rumeli kültürü

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+3
Halil Çeltik
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlmi Dede el-Mevlevi el-Bağdadi hayatı, sanatı, eserleri ve divanı (inceleme ve tenkitli metin)

İlmi Dede el-Mevlevi el-Bağdadil6. yy şairidir. Bu dönemin diğer şairlerine nazaran onun şiirleri daha çok dini didaktik tarzdadır. İlmi Dede el-Mevlevi el-Bağdadi'nin hayatı hakkında, elimizdeki mevcut kaynaklarda geniş bir bilgi yoktur. Bu çalışmamızda, İlmi Dede'nin hayatı hakkında şiirlerinden hareketle hayatı ve edebi kişiliği hakkında elimizden geldiğince bilgiler vermeye çalıştık. 16. yy'da divanların birçoğu harekesiz metindir. Çalışmamamıza konu olan divan da dönemin özelliklerine uygun olarak harekesizdir. Çalışmalarımız sırasında karşılaştığımız bazı kelimelerden hareketle, dil çalışmalarına da yararlı olabilecek bir eser olduğu kanaatine vardık. Divan muhtevası yönünden ve dini malzeme bakımından zenginlik gösterdiği gibi, gazel ve kaside türlerine de zenginlik katmaktadır. Divanda değişik nazım şekilleri olduğu gibi, bu türlerin değişim çizgisini yansıtan nazım şekillerine de rastlamak mümkündür. İlmi Dede el-Mevlevi el-Bağdadi'nin divanına ait bazı katalog yanlışlarını da düzeltmiş bulunuyoruz. Mesela kataloglara İlmi Dede'nin divanı olarak geçen bir eser aslında şairin el-Nazm fi- İlme'l Akaid isimli bir başka eseridir. İlmi Dede el-Mevlevi el-Bağdadi'nin hayatını, edebi kişiliğini ve divanının güvenilir bir metnini edebiyatımıza kazandırmış bulunuyoruz.

16. yüzyılDivan edebiyatıDivan edebiyatı+1
Serhat Oğuz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ak Möör Destanı transkripsiyon, aktarma, gramatikal dizin

Ak Möör Destanı Transkripsiyon, Aktarma, Gramatikal Dizin adlı tezin Giriş bölümünde Kırgızlar, Kırgız destanları hakkında genel bilgiler verilerek, destanın kendisi de olayların geçtiği zaman ve kişiler bakımından tanıtılmıştır. Metin bölümünde, ele alınan destan metni Lâtin harfleriyle transkribe edilmiş; transkripsiyon işlemi tamamlandıktan sonra aktarılan metin Kırgız Türkçesi karşılığıyla birlikte ve satır numaralarıyla birlikte gösterilmiştir. Dizin bölümünde, metinde geçen bütün kelimeler için bir madde başı listesi hazırlanmış ve bu listenin hazırlanmasında Besim Atalay'ın Divanü Lügat-it Türk adlı çalışmasında uyguladığı metot esas alınmıştır. Sonuç bölümünde, orijinal metinde en çok geçen isimler, fiiller, zamirler ve edatlarla ilgili istatistiki bilgiler verilmiştir. Tezin sonunda ise çeşitli şekillerde faydalanılan bir eserler bibliyografyasına yer verilmiştir.

Ak Möör DestanıDestanlarKırgız edebiyatı
Mustafa Durmuş
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karaçay-Malkar Türkçesinde sıfat-fiil ve zarf-fiil

Bu incelemede Alim Teppeev'in "Agamnı İçer Suvu", Kagıylanı Nazıfa'nın "Anamı Közleri, N.A. Davlova" ve Z.K. Davutva'nın Tuvgan El Literaturası adlı eseri ile Malkar Poeziyanı Antologiyası adlı eserler, Karaçay-Malkar Türkçesindeki sıfat-fiiller ve zarf-fiiller açısından incelenmiştir. "Karaçay-Malkar Türkçesinde Sıfat-fiil ve Zarf-fiil" adını verdiğimiz bu incelemede öncelikle sıfat -fiil ve zarf-fiil eklerinin yer aldığı cümleler fişlenmiş 34 harfli ortak Türk alfabesi esas alınarak bu cümleler transkribe edilmiş ve Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Tezimiz, tek bir metni esas almayıp, birçok metinden alınan örnek cümlelere dayandığı için sadece inceleme kısmından oluşmaktadır. İnceleme bölümü de kendi içinde Sıfat Fiillerin Tasnifi, Sıfat Fiillerin Kullanılış Özellikleri ve İşlevleri, Zarf Fiillerin Tasnifi, Zarf Fiillerin Kullanılış Özellikleri ve İşlevleri olmak üzere dörde ayrılır. İncelemenin birinci kısmı, "Sıfat Fiillerin Tasnifi" kısmıdır. Burada Karaçay Malkar Türkçesinde tespit edilen 4 çeşit sıfat fiil eki varyantlarıyla sıralanmıştır. İkinci kısım "Sıfat Fiillerin Kullanılış Özellikleri ve İşlevleredir. Bu bölümde sıfat fiil eklerinin fiil kök ve gövdelerine bağlanış şekilleri "Varyantlar" başlığı altında gösterilmiş, "Yapısı ve Kullanılış Özellikleri" kısmında ise eklerin farklı kullanılış özellikleri örnekler üzerinde gösterilmiştir. "İşlevleri" başlığı da bu bölümde yer alır ve taranılan edebî eserlerde sıfat fiil eklerinin geçtiği cümleler Türkiye Türkçesine aktarılarak eklerin işlevleri tespit edilmiştir.Üçüncü kısım "Zarf Fiillerin Tasnifi" kısmıdır. Bu bölümde zarf fiiller basit ve birleşik olarak ikiye ayrılmış, basit zarf fiillerde iki zarf fiil eki, birleşik zarf fiil eklerinde sekiz zarf fiil eki varyantlarıyla sıralanmıştır. İncelemenin son kısmı olan "Zarf Fiillerin Kullanılış Özellikleri ve İşlevlerinde eklerin fiil tabanlarıyla birleşme şekilleri "Varyantlar" bölümünde gösterilmiş, taranılan edebî metinlerdeki eklerin kullanılış özellikleri "Yapısı ve Kullanılış Özellikleri" başlığı altında tespit edilmiş, Türkiye Türkçesine aktarılan örnek cümleler üzerinde bulunan işlevler "İşlevleri" bölümünde incelenmiştir. Sonuç olarak sıfat fiil ekleri ve zarf fiil ekleri bakımından Karaçay - Malkar Türkçesi ve Türkiye Türkçesi arasındaki farklar azdır. Farklılıklar en çok birleşik zarf fiillerde göze çarpar. Bunun dışında ses değişikliklerinden kaynaklanan farklar vardır. Karaçay - Malkar Türkçesi, Eski Türkçenin dil özelliklerini de büyük ölçüde muhafaza etmektedir. Bazı dilcilerin savunduğu gibi, Karaçay - Malkar Türkçesi ayrı bir dil değildir. Karaçay - Malkar Türkçesi ve Türkiye Türkçesi, kökü mazide olan Türk dili ağacının birer dalıdır.

Dil bilgisi-eklerDil bilgisi-eklerDil bilgisi-sıfat-eylem+2
Burcu Tümer
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amasyalı divan şairleri

255 AMASYALI DİVAN ŞAİRLERİ ÖZET Bu çalışmanın amacı, başlangıçtan 20. yüzyıla kadar Amasyalı Divan Şairlerini tespit etmek ve Amasya'nın geçmişte sahip olduğu kültürel birikimi ortaya koymaktır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde sırasıyla "Şehzade Sancağı Olarak Amasya", "Şiir, Şehir ve Amasya", "Tarihi Seyir İçinde Amasya", "Kültür Tarihimizde Amasya" ve "Değerlendirmede Gözönüne Alınan Hususlar" başlıkları altında Amasya'nın tarihi ve kültürel kimliği üzerinde durulmuştur. İkinci Bölümde Amasyalı Divan Şairlerinin biyografileri ve şiirlerinden seçmeler yer almaktadır. Şairler yaşadıkları ve eser verdikleri dönem itibariyle kronolojik olarak sıralanmışlardır. Çalışmada 15. yüzyıl divan şairi olan Abdurrahim Rûmî'den 20. yüzyıl şairi olan Emrî'ye kadar toplam 55 şairin biyografilerine ve şiirlerinden örneklere yer verilmiştir.

AmasyaBiyografiDivan edebiyatı+2
Mehmet Nuri Yıldırar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ali Şir Nevai'nin Batı Türkçesi divan edebiyatına tesiri (XVI. yüzyıl sonuna kadar)

XV ve XV!. Yüzyılda Anadolu'da gelişen Klasik Türk Edebiyatının veyahut Divan Edebiyatının, Fars edebiyatı ve Çağatay Edebiyatı ile etkileşim halinde bulunduğu öteden beri söylemle gelen bir gerçektir. Bilindiği gibi bu yüzyıllarda Orta Asya'da Timurluların, Anadolu'da ise Osmanlıların hâkimiyet kurduğu görülmektedir. Bu dönemde Orta Asya Türk Edebiyatı denince akla gelen yegâne isim ise Ali Şîr Nevâî'dir. Zaten Orta Asya'da gelişen bu dilin diğer bir ismi de "Nevâî Dili'dir. Bu teze başlarken hedefimiz, Ali Şîr Nevâî'nin XV. ve XVI. Yüzyıl Türk edebiyatına tesirini tespit etmekti. Ancak araştırmalarımızı derinleştirdikçe, Ali Şîr Nevâî'nin, muhitiyle beraber bir anlam ifade ettiğine şahit olduk. Nevâî'nin muhiti, yani XV. yüzyıl Herat'ı. Batılılara göre bu şehir, XV. yüzyıl "Türk Rönesansı'nın merkeziydi. Bu çalışmamız sonucu, Herat kültürünün ve Ali Şîr Nevâî'nin, XV ve XVI. Yüzyıl Osmanlı kültür ve edebiyatına tesirinin, tahmin edilenden daha fazla olduğunu gördük. Herat Mektebinin ve Nevâî'nin; XVI. Yüzyılda Anadolu'da gelişmekte olan Türk sanat ve edebiyat hayatına olan etkileri; hem yüzyılın tezkireleri, hem Menâkıb-ı Hünerverân sahibi Gelibolulu Âlî, hem de son zamanlarda konu ile yakından ilgilenen; Fuad Köprülü, Ali Nihad Tarlan, Mehmet Çavuşoğlu, Osman F. Sertkaya, Mustafa İsen ve Cemal Kurnaz gibi araştırmacılar tarafından sık sık dile getirilmiştir. Bahsi geçen bu etkileşimi ortaya çıkarabilmek amacıyla hazırladığımız bu tez; bir Giriş ve iki Ana Bölümden oluşmaktadır.888 Giriş Bölümünde XV. Yüzyıl Orta Asya kültür hayatı, Çağatay Lehçesi, Ali Şir Nevâî'nin Türk Edebiyatındaki yeri ve Osmanlılarla umurlular arasındaki siyasî ve kültürel ilişkiler hakkında bilgi verilmektedir. Konuyla ilgili kaynaklardan anlaşıldığına göre XV. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Herat- İstanbul arasında hem sanat, hem ilim, hem de edebiyat açısından kuvvetli bir hareketlilik yaşanmaktadır. İstanbul'dan hemen önce; Şark-İslam medeniyetine ev sahipliği yapmış olan Herat'ın, mirasını yavaş yavaş İstanbul'a devretmeye başladığı anlaşılmaktadır. Birinci Bölümde Nevâî'nin şiirleri ile Anadolu şairlerinin şiirlerini karşılaştırdık ve Nevâî'nin gençlik yıllarından itibaren Anadolu'da tanındığına şahit olduk. Tezkireler, mecmualar ve divanlardan anlaşıldığına göre, XV. yüzyılın son çeyreğinde ve XVI. Yüzyıl boyunca, Anadolu şairlerinin, Nevâî'ye ait şiirleri tanzir ettikleri ve "Nevâî Tarzı"nı benimsedikleri görülmektedir. Bahsi geçen yüzyıllarda Türk şairlerinin Nevâî'ye benzemeye çalıştıkları ve hedeflerinin "Nevâî gibi" yazabilmek olduğu anlaşılmaktadır. Başta Ahmed Paşa ve Fuzulî olmak üzere, Cafer Çelebi, Lâmiî Çelebi, Muhyî, Ibn Kemal ve Muhibbî gibi birçok şairin, Nevâî'nin şiirlerinden etkilendiği ve ona nazîreler yazdığı görülmektedir. İkinci Bolümde ise, başta Nevâî'nin Mecâlisü'n-Nefâis adlı tezkiresi olmak üzere, Herat Ekolü tezkireleri; tertip tarzı, biyografik muhtevası, üslûbu, örnek seçimi, şiir ve şaire yönelik değerlendirmeleri açısından incelenmiş ve Anadolu'da kaleme alınan XVI. Yüzyıl Tezkireleri ile karşılaştırmıştır. Bu karşılaştırma sonucunda; XVI. Yüzyıl Anadolu Tezkireleri ile Herat Ekolü Tezkireleri arasında her açıdan benzerlikler ve paralellikler olduğu görülmüştür. Özellikle de Anadolu tezkirelerinin kullandığı eleştiri terminolojisinin yüzde yetmişe yakınının Herat menşeli olduğu anlaşılmaktadır.

Ali Şir NevaiDivan edebiyatıDivan edebiyatı+2
Yusuf Çetindağ
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dede Ömer Rûşenî'nin bir şiirinin şerhi: Müşkil-Güşâ (Metin-inceleme)

Şerhler geçmişten günümüze, kültür ve edebiyatımızda önemli bir yer tutmaktadırlar. Özellikle tasavvufi düşüncenin sırlarına vakıf olmak ve büyük mutasavvıf şairlerin şerhe muhtaç eserlerinde anlatılmak isteneni kavramak adına şerh külliyatımızın gün ışığına çıkarılması elzemdir. Bu anlamda üzerinde çalıştığımız eser, Halvetiyye tarikatının Rûşeniyye kolunun kurucusu 15. yüzyılda yaşamış mutasavvıf şairlerden Aydınlı Dede Ömer Rûşenî'ye ait olan bir terkib-i bendin şerhidir. Müşkil-Güşâ adı verilen ve İlahi mahlaslı bir şarihe ait olan eserin tek nüshası Manisa İl Halk Kütüphanesinde 2955/6 kayıt numarasıyla bulunmaktadır. Eserin müellifi olan İlâhî'nin kaynaklarda adı geçmemektedir; ancak büyük ihtimalle Rûşenî'nin müritlerinden biri olabileceği düşünülmektedir. Bu tez çalışmasını yapmaktaki amacımız, hem "Müşkil-Güşâ"nın metnini günümüz alfabesine aktarmak hem de onu muhteva yönünden incelemektir. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde eserin transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise eserin muhtevası tarafımızca özetlenmiş ve tasavvufi kaynaklara başvurularak değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca bu bölümde metnin en önemli özelliği olan "seciler" de incelenmiştir.

15. yüzyılEski Türk edebiyatıMutasarrıf+7
Canan Ateş
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halk hekimliği ve Çankırı'daki halk hekimliği ile ilgili inanış ve uygulamalar

Çalışmamızın konusu "Halk Hekimliği ve Çankırı'daki Halk Hekimliği ile İlgili İnanış ve Uygulamalaradır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Çankırı'nın tarihi, coğrafyası ve kültür değerleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. İkinci bölümde halk hekimliği ve halk hekimliği ile ilglili temel kavramlara yer verilmiş, ardından halk hekimliğinin tarihçesi anlatılmıştır. Bu bölüm sonunda "Türklerde Halk Hekimliği ve Ölümsüzlük Arayışı" başlığı altında ölümsüzlük arayışı ve Türklerde halk hekimliğinin tarihi gelişimi anlatılmıştır. Üçüncü bölüm ise Çankırı yöresinde halkın hastalıklara karşı uyguladığı tedavi yöntemleriden oluşmaktadır. Bu tedavi yöntemleri ocaklar, ziyaret yerleri, kaplıca ve şifalı sular, nebatî kaynaklı tedavi yöntemleri, hayvanı kaynaklı tedavi yöntemleri ve diğerleri olmak üzere altı başlık altında toplanmıştır. Yörede tespit ettiğimiz ocaklarda ve ziyaret yerlerinde karşımıza çıkan uygulamalar eski Türk inaçlarının çeşitli sebelerle değişikliğe uğramış şeklidir. Kaplıca ve şifalı sular, nebatî ve hayvanı kaynaklı ilâçlar ise günümüz modern tıbbına en yakın olan tedavi yöntemleridir.' Bu çalışmanın neticesinde Çankırı yöresinde halk hekimliğinin hem eski Türk inançlarının izlerini taşıyan manevî uygulamalarla ve hem de günümüz modern tıbbına yakın bazı uygulamalarla devam ettiği sonucuna varılmıştır. Eserin sonuna yararlanılan kaynaklar, görüşme yapılan kişilerin isimleri ve tedavide kullanılan bitkilerin fotoğrafları konulmuştur.

Eski Türk inançlarıHalk hekimliğiÇankırı+1
Candan Torun
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XVI. yüzyıl divan şairi Fedayi, hayatı, edebi kişiliği ve divanının tenkitli metni

Fedâyî 16. yüzyıl divan şâiridir. Bu yüzyılın diğer şâirlerine göre şiirleri dînî didaktik tarzdadır. Fedâyi'nin hayatı ve edebi kişiliği hakkında kaynaklarda âzla bir bilgi yoktur. Edebiyat tarihine malzeme olması açısından şiirlerinden hareketle hayatı ve edebi kişiliği hakkında elden geldiğince bilgiler vermeye çalıştık. Bugüne kadar söz konusu divan tek nüsha olarak bilinmekteydi. Ciddi ve uzun araştırmalarımız sonucunda ikinci nüshayı bulduk. 1 6. yüzyıl divanlarının pek çoğu harekesiz metindir. Söz konusu divanın her iki nüshası da harekelidir. Metindeki kelimelerin imlası bakımından dil çalışmalarına da yararlı olabilecek bir eser olduğu kanaatine vardık. Divan muhtevası yönünden ve dini malzeme bakımından zenginlik gösterdiği gibi bahr-i tavil ve falname türlerine de zenginlik katmaktadır. Divanda çeşitli nazım şekilleri olduğu gibi, tarihi gelişim çizgisinde bu nazım şekillerine ait önemli sayılabilecek malzemeler de bulmak mümkündür. Fedayî ile ilgili kaynaklardaki bazı yanlışları da düzeltmiş bulunmaktayız. Mesela İstanbul Yazma Divanlar Katalogundaki yazma nüsha Millet Kütüphanesi olarak belirtilmiş, doğrusu ise Süleymaniye Kütüphanesidir. Necip Fazıl Duru'nun Mevlivîyâne adlı kitabında Mevlânâ ve Mevlevîlikle ilgili olan bazı şiirler Fedâyi'nin şiirleri olarak belirtilmiştir. Halbuki adı geçen kitaptaki gazelin Burdurlu Fedâyi'ye, Murabba ise Edirneli Fedâyî'ye ait olduğu incelediğimiz divanda bulunması sebebiyle aydınlığa kavuşturulmuştur. Fedâyî'nin hayatını, edebî kişiliğini ve divanının sağlam bir metnini edebiyatımıza kazandırmış bulunmaktayız.

16. yüzyılDivan edebiyatıDivan edebiyatı+2
Mustafa Urhan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Köktürkçeden Kırgız ve Türkiye Türkçesine fiilller: Ses ve anlam bilgisi bakımından bir karşılaştırma

Bu çalışmada öncelikle Köktürkçe fiiller tespit edilerek bu fiillerin Kırgız Türkçesi ve Türkiye Türkçesindeki şekilleri bulunmuştur. Köktürkçeden Kırgız Türkçesine ve Türkiye Türkçesine geçmiş olan fiiller ses ve anlam bilgisi bakımından karşılaştırılarak incelenmiştir. "Giriş" bölümünde Köktürkçe ve başlıca ses özellikleri, Köktürkçe âbideler ve âbideler üzerine yapılan çalışmalar, Kırgız Türkçesi ve başlıca ses özellikleri, Türkiye Türkçesi ve başlıca ses özellikleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. "İnceleme" bölümü "Ses Bilgisi" ve "Anlam Bilgisi" adı altında iki ana bölümden oluşmaktadır. "Ses Bilgisi" bölümünde Köktürkçeden Kırgız Türkçesine ve Türkiye Türkçesine geçmiş olan fiiller "Ünlülerle İlgili Ses Olayları", "Ünsüzlerle ilgili Ses Olayları", "Kırgız Türkçesinde Uzun Ünlülerin Meydana Gelmesi" ve "Ses Değişimine Uğramayan Fiiller" adlı dört bölümde incelenmiştir. "Anlam Bilgisi" bölümünde ise fiiller "Anlam Değişmeleri" ve "Anlam Değişmesine Uğramayan Fiiller" adı altında iki bölümde ele alınmıştır. Hem "Ses Bilgisi" bölümünde, hem de "Anlam Bilgisi" bölümünde Köktürkçeden Kırgız ve Türkiye Türkçesine geçmiş olan fiiller ayrı ayrı incelenmiştir. Ayrıca Köktürkçe fiiller, bu fiillerin Kırgız Türkçesindeki ve Türkiye Türkçesindeki karşılıkları gösterilen bir Köktürkçeden Kırgız ve Türkiye Türkçesine Fiillerin Karşılaştırmalı Tablosu verilmiştir. Tabloda bütün fiillerin âbidelerde geçtiği satır numaraları ve sözlüklerdeki sayfa numaraları gösterilmiştir. "Sonuç" bölümünde Köktürkçeden Kırgız Türkçesine ve Türkiye Türkçesine geçmiş olan fiillerin sayısı, ses ve anlam değişmelerine uğrayan fiillerin sayısı açıklanarak değerlendirilmiştir. Çalışmamız, bibliyografya ile son bulmaktadır.

Anlam bilimDil bilgisi-eylemGöktürkçe+3
Nurgül Moldalieva
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Osman Türkay'ın şiirlerinde dil ve üslup

Bu çalışmada Kıbrıs'ın ve Türkiye'nin uluslar arası alanda uzun yıllar gönüllü kültür temsilciliğini yapmış olan Osman Türkay'ın şiirlerindeki üslûp özellikleri ile dil kullanımları incelenmiştir. Üslûp bilimi yöntemiyle yapılan araştırmada şairin kelime dünyası mercek altına alınmıştır. Üslûp bilimi yöntemi, Ferdinand de Saussure'ün genel dilbilim derslerinde ortaya koyduğu dil ve söz ayrımından sonra araştırma yöntemi olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple klâsik araştırma yöntemlerinden farklılıklar arz etmektedir. Çalışmanın Giriş bölümünde sanat hakkında ve şiir sanatı hakkında bilgiler verilmiş, ardında da üslûp ve üslûp bilimi hakkında kuramsal bir çerçeve çizilmiştir. Daha sonra Osman Türkay'-n hayatı ve sanatı hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Tezimizin inceleme kısmını Dil ve Üslûp bölümü oluşturmaktadır, önce şairin şiir kitaplarındaki şiirleri bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Ardından bu şiirlerdeki kelimeler türlerine göre ayrıştırılmış ve tasnif edilmişlerdir. Tasnif sonucunda elde edilen verilerin şiirdeki kullanımlarına göre anlamları ve şairin üslubu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Onun şiirlerindeki fiillerin daha çok hareket arz ettikleri ve somut anlamlar taşıdıkları görülmüştür. İsimlerde ise, adlar, sıfatlar,.Tartlar ve zamirler şeklinde bir sıklık sırası izlendiği görülmüştür. Bu kullanımların da insanlık tarihi boyunca birçok dinde veya kutsal gelenekle baş tacı edilen kelimeler çerçevesinde yoğunlaştığı görülmektedir. Dünya, ışık, ses, zaman, su, deniz gibi adlar çevresinde örer şiirlerini. Yoğun olarak mitolojik kültürler, eski Türk tarihi, Hint, Mısır ve Fenike kültürleri şiirlerinde değişik şekillerde misafir edilen kültürel miras unsurları olarak öne çıkmaktadır.258 Sonuç kısmında da bu kültürler çerçevesinde kurduğu şiirleri ile uzayın derinliklerinde insanın kozmik sorunlarıyla ilgilendiği ve "modemizmle birlikte oluşan hayat tarzına ve dünyadaki toplumlar arasındaki gelir uçurumlarına, dolayısıyla sömürüye ve "sömürgenlere karşı eleştirel bir üslûp geliştirdiği ortaya konmuştur. Tezimizin araştırma ve yazımı sırasında kullanılan kaynaklar Kaynakça'da verilmiştir.

DilDil bilgisiTürk şiiri+3
Mustafa Balcı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk folklorunda baş

TÜRKÇE ÖZET insan hayatındaki en önemli organlar biri baştır. Ana dillerin oluşum evresinde insan mikrokozmostan makrokozmosa doğru hareket eder; bu yüzden kendisinden hareketle dili oluşturmaya başlar, insanın isimlendirdiği mikrokozmosu makrokozmosa geçirmesi oldukça doğaldır. Vücut organ isimlerinin tabiata yansımış şekli de bundan başka bir şey değildir. Baş da bu organlardandır. Türk şive ve lehçelerinde ortaklık arz eder. Köklü bir ulusun, bir halkın kültüre geçmiş ortak değerlerini, inançlarını aydınlatan; bugün bile işlerliğini, canlılığını, etkinliğini koruyan kimi kültürel öğelerin ve kurumların yapılarına ve köklerine ışık serpen birçok bilgiyi, açıklamayı bulunduran kaynak yapıtlarda da baş ve baş etrafında oluşan folklorik unsurlara rastlanır. Dilimizde başla ilgili pek çok kalıp söze rastlanmaktadır. Bu kalıp sözlerden bir kısmı Türkiye dışında yaşayan Türk toplulukları ile ortaktır. Baş, edebiyatımızda da yerini almıştır. Tasavvuf edebiyatı ve âşık edebiyatı ürünlerinde başla ilgili pek çok ürüne rastlanmaktadır. Bunların bir kısmında baş sözcük ve sözcük grubu olarak yer almış, bir kısmında ise konu olarak kullanılmıştır. Anonim eserlerde de baş hem nazım biçiminde hem de nesir biçiminde yerini almıştır. Baş, mânilerde, ağıtlarda, türkülerde, düzgülerde, bilmecelerde, tekerlemelerde, destanlarda, atasözlerinde, deyimlerde, dua ve beddualarda, fıkralarda, efsânelerde, menkabelerde, masal ve hikâyelerde de yer almıştır. Türkiye'nin pek çok kasaba ve köyünde, şehirlerinde kültür tarihi ve folklor açısından oldukça önemli bir yer alan kesik baş türbeleri ve bunlarla415 ilgili efsâneler oluşmuştur. Bu türbelerle ilgili olarak çeşitli ziyaret ve adak usûlleri geliştirilmiştir. Âdeta bir kainatı andıran baş etrafında oluşan kültürel birikim yadsınamaz. Başla ilgili olarak gerek doğum, evlenme, ölüm geçiş dönemlerinde ve günlük hayatta pek çok uygulamalar oluşmuştur. Bunların Türkiye dışında yaşayan Türk topluluklarındaki inanmalarla ortaklık göstermesi bu topluluklarla aramızdaki kültür birliğini gözler önüne sermektedir. İnsanoğlunun önemli ihtiyaçlarından olan süsleme ve süslenme, zengin bir kültüre sahip olan Türk hayatında baş organında da kendini göstermiştir. Geleneksel bir önemi olan baş süslemeleri, günümüze kadar gelen bir kültür hazinesidir. Anadolu'da çok eski çağlardan beri bilinen tıbbî folklor ve bitkilerle tedavi usûlleri baş hastalıklarının tedavisinde de kullanılmıştır. Baş etrafında oluşan folklor, geçmişten günümüze kadar devam etmiştir, günümüzden de geleceğe kültür dinamizminin eşliğinde aktarılacaktır.

Anonim eserlerHalk bilimiHalk edebiyatı+2
Mehtap Çolak
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Haşim`in şiirlerinde kelime dünyası

228 ÖZET Son yıllarda giderek yaygınlaşan kelime dünyası çalışmaları dil bilimine önemli veriler sağlamaktadır. Bu çalışmalar sayesinde üslûp incelemeleri yeni bir yön kazanmıştır. Biz tezimizde Ahmet Hâşim'in şiirlerindeki kelime dünyası üzerine bir inceleme çalışması yaptık. Tezin giriş bölümünde Ahmet Hâşim'in hayatı, kişiliği, üslûbu, şiirleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. I. Bölümde Ahmet Hâşim'in bütün şiirlerindeki kelimelerle ilgili elde ettiğimiz verilere Ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Hâşim'in bütün şiirlerinde kullandığı toplam kelime sayısı, bu kelimelerin sıklıkları, kelime çeşitleri ve bunların birbirlerine oranları, sıfat ve isim tamlamaları ayrı ayrı ele alınıp detaylı olarak incelenmiştir. Tezimizin ikinci bölümünde ise şairin sık kullandığı söz sanatları ele alınarak bunların şiirlere neler kattığı üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında ise incelemenin ve elde ettiğimiz verilerin bir değerlendirmesi bulunmaktadır. Ahmet Hâşim'in şiirleri mecazlar ve sembollerle örülüdür. Şiirlerde sıkça kullanılan sıfatlar sayesinde renkli, canlı tasvirler ağırlık kazanır. Arapça ve Farsça kelimelerin çok kullanılması, uzun tamlamalar şiirlerin anlaşılmasını güçleştirir. incelediğimiz şiirlerin metni tezin sonuna ilâve edilmiştir. '?

Ahmed HaşimBiyografiKelimeler+3
Funda Avşar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

FakÎh: Hayatı, eserleri, divanı

276 ÖZET 'Takih: Hayatı, Eserleri ve Divanı" isimli bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Sehî Bey'in Heşt Bihişt isimli tezkiresinde Fakîh hakkında verilen bilgilerden ve divanındaki şiirlerden yola çıkılarak şairin hayatı ele alınmış, şahsiyeti ve edebî kişiliği üzerinde durulmuştur. Taranan nazire mecmualarında kendisine ait bir şiir bulunmayan şairin bazı manzumelerinin vezin, kafiye, redif ve söyleyiş yönüyle nazire olduğu anlaşılmıştır. Şairin yaşadığı edebî çevre hakkında bir fikir vermesi ve nazire yazdığı zemin şiirler ile kendi şiirleri arasında bir karşılaştırma imkânı sağlaması için söz konusu zemin şiirlerle Fakih'e ait şiirlerin matla beyitleri veya ilk bendleri verilmiştir. İkinci bölümde Fakîh Divanı nazmı şekilleri, vezin, kafiye ve redif yönüyle incelenmiş, divanda görülen dil ve anlatım özellikleri, üslûp özellikleri ele alınmıştır. Ayrıca divanın muhtevasında dikkati çeken bazı noktalara değinilmiştir. Son bölümde ise divanın transkripsiyonlu metninden önce, kullanılan nüshanın imlâ özellikleri genel olarak belirtilmiştir. Bu bölümde metin tespit edilirken göz önünde bulundurulan hususlar da ifade edilmiştir. Fakîh' in Türkçe siirlerinin yanında Farsça ve Arapça şiirleri de transkribe edilerek anlamları dipnotta kaydedilmiştir. Şairin Türkçe şiirlerinde kullandığı kelime ve tamlamaları göstermek için bir dizin hazırlanmıştır. Divan metni hazırlanırken kullanılan nüsha, Fakîh Divanı'nın bugün için bilinen tek nüshası olduğundan çalışmanın sonuna ilâve edilmiştir.

BiyografiDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Ercan Sünger
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

17. yy. divan şairi Şerif Nehci, hayatı, eserleri ve Divanı'nın tenkitli metni

Tezimizin konusu, XVII.yy.'da yaşamış olan Şerif Nehcî'nin hayatı, eseri ve edebî kişiliği ile Dîvânı'nın tenkitli metnini oluşturmaktır. Nehcî hakkında kaynaklarda verilen bilgiler son derece kısıtlıdır. Bilgilere göre; Nehcî'nin asıl adı Mustafa'dır. Doğum yeri konusunda farklı görüşler ileri sürülen şâirin doğum tarihi de belli değildir. Kaynaklarda peygamber sülâlesinden geldiği için "Şerif lakabım aldığı öne sürülmüştür. Nehcî, 1715 tarihinde vefat etmiştir. Mevcut bilgilere göre Nehcî'nin tek eseri Dîvânı'dır.Dîvân'ın nüshaları İstanbul'da bulunmaktadır. Tezimiz, Giriş kısırımdan başka, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Şerif Nehcî'nin hayatı, eseri ve edebî kişiliği hakkında kaynaklardan yola çıkarak bilgi verilmiştir.Edebî kişiliği ortaya konulurken hem kaynaklardaki bilgi kullanılmış hem de Nehcî'nin şiirlerinden yararlanılmıştır. Bu bölümde daha çok edebiyat tarihine kaynaklık edecek bilgiler sunulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Şerif Nehcî Dîvânı'nın şekil, muhteva, dil ve üslûp özellikleri incelenmiştir. Şekil özellikleri, tablolar yardımıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Muhteva bölümünde, dîvânda bulunan şiirlerin konulan değerlenduilmiştir. Nehcî'nin dil ve anlatım özellikleri de, dil ve üslûp bölümünde ifâde edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Nehcî Dîvânı'nın dört nüshası tanıtılmış ve tenkitli metin verilmiştir. Çalışmamızın konusunu oluşturan Şerif Nehcî Dîvâm'nda 6 kasîde, 1 tercic- bend,343 gazel, 42 kıfa, 116 rubâ'î, 42 mu'ammâ ve 1 maüac yer almaktadır. Nehcî, nazım şekillerinden en çok "gazel" yazmakta başarılıdır. Onun şiirlerinde kaynaklarda belirtildiği üzere, "Haveulik" ya da "Mevlevîlik" terimlerine rastlayamadık. Ayrıca onun şiirlerinde tasavvuf! ağırlıktaki şiirler yazdır.Bu sebeple onun lirik bir şâir olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Nehcî Dîvân Edebiyatı'nın geleneklerine uyarak şiirlerinde "aşk", "sevgilinin vefasızlığı" "ayrılık acısı"...vb. konulan işlenıiştk.Şâirimiz aynı zamanda dönemine göre sâde, konuşma diline yakın üslubuyla dikkat çekmektedir.

17. yüzyılDivan edebiyatıDivan edebiyatı+6
Neslihan İlknur Koç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reşat Nuri Güntekin'in hikayelerinde yapı ve tema

Bu çalışmada Reşat Nuri Güntekin'in hikâyelerindeki yapı ve tema unsurları incelenmiştir. Reşat Nuri Güntekin, hikâyelerinin vaka kuruluşları yönüyle klasik vaka (Maupassant) hikâyeciliğine bağlıdır. Maupassant hikâyeciliğinin 20. yüzyıl başlarında Türk hikayecileri arasındaki yansıması çalışmanın giriş bölümünde "20. Yüzyıl Başlarında Türk Hikâyeciliği" başlığı altında ele alınmıştır. Bu bölümün sonunda Reşat Nuri Güntekin'in hikâyeciliği ve hikâyeleri hakkında araştırmacıların değerlendirme ve saptamalarına yer verilmiştir bu kısımda yazarın hikâyelerinin ilk baskılan ve künyeleri hakkında bilgi verilmekle birlikte Reşat Nuri'nin hikâyelerinde temalar, olay örgüsü, kişiler, mekân ve zamana dair genel özellikler belirlenmiştir. Ayrıca yazarın bakış açısı ve teknik tutumları da ele alınmıştır. "Reşat Nuri Güntekin'in Hikâyelerinde Olay Örgüsü" başlıklı I. bölümde hikâyelerin vaka kuruluşları, olaylar zincirlerinin yapıları göz önüne alınarak incelenmiştir; bu incelemeye göre "Vakanın Tek Zincirli Olduğu Hikâyeler" ve "Vakanın Birden Fazla Zincir Halinde Bulunduğu Hikâyeler" ayrı ayrı ele alınmıştır. II. bölümde "Reşat Nuri Güntekin'in Hikâyelerinde Kişiler", sosyal durumları bakımından bir grupta; tipleri bakımından başka bir grupta incelenerek kişi yaratmada yazarın teknikleri ve kişilerin vakada üstlendikleri işlevlerle gerçek hayata göre konumları değerlendirilmiştir. "Reşat Nuri Güntekin'in Hikâyelerinde Mekân", IH. bölümde mekânın tematik yapıdaki rolü, kişi yaratmadaki fonksiyonelliği gibi bakımlardan yapıt esas alınmak kaydıyla ortaya konmuştur. Metinlerdeki son inceleme konusu olan "zaman" IV. bölümde, "Hikâyelerde Kurmaca Zaman" başlığı altında ele alınarak vaka zamanlarının boyutları ve yapıdaki işlevleri incelenmiştir Çalışmanın V. bölümünde "Reşat Nuri Güntekin'in Hikâyelerinde Tema"; yazarın anlatım tutumu, sosyal ve ferdî bakış açılan ve hikâye kişilerinin tematik yapıdaki ağırlığı dikkate alınarak detaylı bir biçimde incelenmiştir. Temalar; "Kadın Erkek İlişkileri ve Aşk", "Kan-Koca İlişkileri, Aile ve Evlilik", "Toplumun Çeşitli Kurum ve Kesimlerinde Dejenerasyon", "İnsan İlişkilerinde Dürüstlükten Uzaklaşma", "Hayatın Çeşitli Sıkıntıları ve Geçim Zorluğu", "Daire Hayatı ve Memuriyet", "Gazetelerdeki Haber Savaşı ve Gazetecilik" ve "Diğer Temalar" başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Sonuç bölümünde çalışma genel olarak değerlendirilmiştir.

Güntekin, Reşat NuriHikayeTema+1
Şenol Aktürk
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fenayi Cennet Mehmed Efendi ve Divanı

Fenâyî Cennet Mehmed Efendi, 17. yüzyılda Üsküdar'daki Celveti Dergâhı 'nda Aziz Mahmud Hüdâyî tarafından yetiştirilmiş ve aynı dergâhta şeyhlik yapmış mutasavvıf bir şairdir. Ayet ve hadislerden yaptığı alıntılar ve divânındaki Farsça iki şiir, şairin Arapça ve Farsça'yı iyi derecede bildiğini göstermektedir. H. 1075/ M. 1664'te vefat eden Fenâyî'nin şiirlerini topladığı divânından başka Tecelliyât, Talikât, Bihiştiyâ fi'l- Ma'ârif al- İlâhiyâ adlı eserleri vardır. Bu tezde Fenâyî'nin divânı mevcut yedi nüshası dikkate alınarak tenkitli metin halinde hazırlanmış, divân dinî-tasavvufî açıdan incelenmiştir. Şiirlerinde Fenâyî mahlasını kullanan şair, Yunus Emre'nin tesiriyle yetişmiştir. Bu durum şiirlerinin muhtevasından ve şiirlerinde kullandığı rediflerin Yunus Emre'yle ortak olmasından anlaşılmaktadır. Fenâyî şiirlerinde anlaşılır bir dil kullanmıştır. Eski Anadolu Türkçesi'ne ait "işbu, kanda, kanı, ur-" kelimelerine ve "-avuz/evüz, -dukda/-dükde, -gıl/-gil, -gur/-gür, -madın/-medin, -sar/-ser, -uban/ -üben," eklerine şiirlerinde yer vermiştir. Aruz ölçüsüne uydurmak için Türkçe kelimeleri. "n'ider, n'eyler" Arapça kelimeleri "Hızır" şeklinde kullanmıştır. Divân nazım şekilleri, ölçü ve kafiye bakımından incelendiğinde birkaç şiir dışında Fenâyî'nin başarılı bir şair olduğu görülmektedir. Divânın muhtevası dinî-tasavvufî açıdan tahlil edilmiştir. Bu incelemede Fenâyî'nin Dinî- Tasavvufî Divân Edebiyatı 'na ait mefhumları yerinde ve anlamlarına uygun olarak kullandığı görülmektedir. Fenâyî, ayet ve hadisleri ya aynen ya kısmen ya da mealen şiirlerinde işleyen bir şairdir. Ayet ve hadislerden yapılan alıntıların şiir içerisinde bulundukları yer dikkate alındığında anlamlarına uygun olarak yerleştirildikleri görülmektedir. Hazırlamış olduğumuz Fenâyî Cennet Mehmed Efendi ve Divânı adlı bu tez, Fenâyî'nin şahsiyeti ve eseri ile Türk edebiyatına katkıda bulunan bir şair olduğunu ortaya koymaktadır.

17. yüzyılDivan edebiyatıDivan edebiyatı+4
Abdullah Aydın
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yunus Emre Divanı'nın kelime dünyası

Yûnus Emre Dîvânı'nın Kelime Dünyası" adını verdiğimiz bu çalışmada, öncelikle dîvândaki bütün kelimeler ve kelime türlerini ayrı ayrı inceleyerek, kelime yoğunluklarını ve birbirlerine oranlarını tespit ettik. Yaptığımız incelemeler, sonucunda, eldeki verilerden de yola çıkarak, Yûnus Emre'nin üslûbunu oluştururken, kullandığı kelimelerden nasıl faydalandığını tespit etmeye çalıştık. Şairin kullandığı bütün kelimeler ile birlikte oluşturduğu ifâde kalıpları ve mecazlar tam anlamıyla mükemmeldir. Şair şiirlerinde tasavvufi konuları ele almış ve anlam, duygu, şekil arasında mükemmel bir denge sağlanmıştır. Yûnus Emre, kelimelerin ses ve anlam gücünü ortaya koyarak, kendine özgü duygu, düşünce ve imgeleri içtenlik ve bütünlük içerisinde anlatmayı başarmıştır. Konuşulan dilden faydalanarak, rahat, kolay bir söyleyiş tarzı oluşturan şair, mecaz ve sembollerden, teşbih ve istiare gibi söz sanatlarından, kafiye, redif ve ikilemelerin müzikalitesinden de faydalanarak, başarılı ve orijinal bir üslûp meydana getirmiştir. Şair az ve öz söz söylemeyi başarmasının yanı sıra, çok derin ve anlaşılması güç konu ve kavramları, Türkçenin gücünden faydalanarak daha kolay anlaşılır hâle getirmiştir. 4 Çalışmamız içerisinde incelediğimiz isim ve sıfat tamlamaları da, onun imaj dünyasını gösteren önemli malzemelerdir. Şair varlık ve kavramları gösterip, belirtirken, kalıplaşmış benzetmeler ile kendi fikir, his ve hayâl dünyasını gösteren yeni ve orijinal buluşlarla kendine has bir imaj ve ifâde tarzı oluşturmuştur. V180 Yûnus'un şiirleri senfoniktir. Bir beste gibi ahengi ve lirizmi sayesinde, akla kolay yerleşir ve ezberlenebilir niteliktedir. Yûnus Emre aktif bir mistiktir. Gerek hayat felsefesinde, gerek şahsî dünyasındaki bu dinamizm, onun şiirlerinde de yansımıştır.- Kullandığı bol sayıdaki fiil ve fiil unsurlarıyla meydana getirdiği bu dinamik üslûp, muhakkak ki edebî niteliktedir. Şiirlerinden anladığımız üzere, aşk ve gönül adamı olan Yûnus Emre, dinî ilimlerin yanı sıra, halk edebiyatı ve halk kültürüne de vâkıf bir şairdir. O Türkçe'nin bütün imkân ve güzelliklerini kullanabilmiş, Türkçeye tam anlamıyla hâkim ve âşık bir şairdir. Yûnus Emre, Türk Dilinin usta ve emekçisi olarak oluşturduğu üslûp ile, daha çok seneler araştırma ve incelemeye tâbi tutulacak, zevkle okunacak bir gizli hazine gibidir.

DivanlarKelimelerYunus Emre
Yudum Görmüş
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik Türk şiirinde yalnızlık (Yalnızlığa verilen tepkiler ve yalnızlığın yaşanma biçimleri)

Yaygın olarak Divan şiiri olarak adlandırılan Klasik Türk şiirinin araştırılması, incelenmesi ve çözümlenmesi henüz tamamlanmış değildir. Divan şiiri araştırmaları maalesef metinlerin hazırlanması ve neşri safhasında tıkanıp kalmaktadır. Bu metinler üzerine yapılan az sayıdaki çalışmalar da daha çok metin merkezli eleştiriler olarak eski şerh geleneğinin devamı niteliğindedir. Osmanlı edebî metinlerinin birbiriyle olan ilişkilerini ve göndermelerini, kelimelerin anlamlarını ve anlam katmanlarını esas alan bu tahlil metodu metni yakın okuma, içerden okuma esasına dayanmaktadır. Divan şiiri üzerine yapılan spesifik ve tematik çalışmalar yok denecek kadar az sayıdadır. Bu şiirin yeni yaklaşımlarla incelenmesi, barındırdığı zengin kültürel malzemenin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu yöndeki malzemenin değerlendirilmesi; felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimler alanındaki çalışmalara da zenginlik katacaktır. Dünyada yaygın olan sosyal bilimler alanındaki çalışmalarda edebî metinlerden yararlanma anlayışı, henüz ülkemizde tam anlamıyla benimsenmiş sayılmaz. Çalışmamız, sosyal bilimler alanındaki çalışmalara kaynaklık etme özelliği taşıması yönüyle önem taşımaktadır. Çalışmamızın konusunu oluşturan " yalnızlık " duygusu daha çok felsefe ve psikoloji bilim dallarının çalışma alanı içerisinde yer almıştır. Ama, bu duygu çok yoğun bir şekilde şiirde ifadesini bulmuştur. Bu çalışmada "yalnızlık" duygusunun Divan şiirinde algılanma biçimleri incelenerek hem Divan şiirinin yeni bir yaklaşımla incelenmesi hem de Divan şiirindeki zengin kültürel malzemenin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Divan Şiiri, Yalnızlık, Yabancılaşma, Ötekileşme, Gurbet, Garip,Acı, Ayrılık, Mistisizm, Tasavvuf.

Divan şiiriKlasik Türk edebiyatıTasavvuf+3
Hüseyin Budulğan
Bingol University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İsmail Efendi Manzûme-i Akâid: Metin-dil incelemesi gramatikal dizin

Bu çalışmada XVII. yüzyılda yaşamış olan İsmail Efendi'ye ait Manzÿme-i Akāid adlı eserin transkripsiyonu yapılmış, eser ses ve şekil bilgisi yönünden incelenerek eserdeki söz varlığı ortaya konulmuştur. Ayrıca eserde yer alan bilgilerden hareketle İsmail Efendi'nin kim olduğu, eserini ne zaman ve ne amaçla kaleme aldığı da belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma, üç bölümden oluşmuştur. Çalışmanının giriş bölümünde akÀid ve akÀid ilmi hakkında kısaca bilgi verildikten sonra İsmail Efendi ve Manzÿme-i Akāid adlı eseri tanıtılmıştır. Eserin birinci bölümünde eser imla, ses ve şekil bilgisi yönünden incelenmiştir. Eserin ikinci bölümünde Arap harfli olan eserin Latin harflerine transkribi yapılmıştır. Eserin üçüncü bölümünde ise söz varlığının tespiti amacıyla dizin oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Manzÿme-i Akāid, İsmail Efendi, İmla, Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi.

17. yüzyılAkaidDilbilgisi+4
Fethullah Çiftçi
Bingol University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik Türk şiirinde sürme

Klasik Türk Edebiyatı, on birinci yüzyılda Karahanlıların İslâmiyeti kabûl etmesiyle birlikte Orta Asyadan başlayarak on üçüncü yüzyılda Türk-İslam Medeniyetinin etkisiyle ortaya konulmuş ve yaklaşık beş asır etkisini devam ettirmiş güçlü bir edebiyattır. Çoğunlukla Arap ve Fars edebiyatının etkisiyle gelişimini sürdürmüştür. Farklı, dil , din, kültür öğeleri ile kendine has bir sentez oluşturmuştur. Klasik Türk şiirinin merkezini aşk oluşturmaktadır. Aşk, çeşitli sembollerle yoğun bir anlatımla ifade edilmiştir. Bu çalışmada şiirlerde çok sık kullanılan sembollerden biri olan sürmenin Klasik Türk Şiirinde Âşık, Sevgili, Rakip, Devlet Adamları, Din Adamları, Sabâ Rüzgârı bağlamında örneklerle ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Anahtar kelimeler: Klasik Türk şiiri , Sürme , Aşk, Sevgili, Rakip, Aşık, Devlet Adamları, Saba Rüzgarı , Din Adamları.

EdebiyatEski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatı+4
Gözdenur Tuzcu
Bingol University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hüseyin Celâl Bey Hüsn-i Yûsuf tahlil-transkripsiyonlu metin-dizin-tıpkıbasım

Sevgili, gerek bulunduğu konum gerekse sahip olduğu nitelikler bakımınından Osmanlı şiir geleneğinin en önemli ve en temel unsurudur. Sevgilinin varlığı zorunlu olarak onun güzellik unsurlarının da şiire konu olmasına sebep olmuştur. İdeal bir güzel ve güzellik tasavvurunun peşinde olan Osmanlı şairi, sevgiliyi güzellik unsurları ile müteşekkil bir bütün olarak ele almış ve şiirin anlam evrenine dâhil etmiştir. Güzellik unsurlarından müteşekkil bir bütün olan sevgiliyi gerçek manasıyla anlamak ve tanımak için güzelliğinin kaynağı olan ve onu bir bütün şeklinde anlamlı kılan güzellik unsurlarının mahiyetini iyi kavramak gerekmektedir. Sevgili, sıradanın ötesinde sıradışı bir niteliğe sahiptir. Söz konusu sıradışılık kendisini sevgilinin her halinde ortaya çıkarır. Konuşması, tavrı, duruşu, güzelliği, nazı, cilvesi, oturup kalkması bile sıradışıdır. Şaire düşen görev var olan güzelliği sıradan bir güzellik olmaktan çok daha öteye taşımak ve sevgiliyi kusursuz güzelliğin sembolü olarak tasvir ve tahayyül etmektir. Bu doğrultuda 16.yüzyılda yazılmış olan Hüseyin Celâl Bey'in Hüsn-i Yûsuf adlı eseri, sevgilinin güzellik unsurlarını merkeze alarak ideal bir güzel ve güzellik tasavvuru ortaya koyması ve sevgiliyi sahip olduğu bütün güzellik unsurlarıyla sıradan bir güzelin ötesinde tasvir ve tahlile çalışması bakımından incelemeye konu edilmiştir. Çalışma, 5 bölümden oluşmaktadır. 1. bölüm "Hüseyin Celâl Bey'in Hayatı, Poetikası ve Eserleri", 2. bölüm "Hüsn-i Yûsuf'un Şekil ve Muhteva İncelemesi" 3. bölüm "Transkripsiyonlu Metin" 4. Bölüm "Dizin" 5. Bölüm "Tıpkıbasım" gibi başlıklar içermektedir. Anahtar kelimeler: Sevgili, güzellik unsurları, Hüseyin Celâl Bey, Hüsn-i Yûsuf, şiir.

GüzellikHüseyin CelalHüsn-i Yusuf+3
Oğuzhan Oğuztürk
Bingol University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehmed Ali Hilmi Dedebaba'nın Dîvânı

Mehmed Ali Hilmi Dedebaba, Bektaşiliğin-Balım Sultan tarafından kurulduğu söylenen Babağan kolunun 19. yy'deki en ünlü Dedebabasıdır. İlk eğitimini ailesinden almış, devamında annesi ve babası izinden giderek Aşçı Ali Baba'nın rehberliğinde Merdivenköy Şahkulu Sultan Dergâhı postnişini büyük Hacı Hasan Baba'ya intisab ederek henüz 14 yaşındayken Bektaşiliğe girmiştir. Bektaşilikte en yüksek derece olan Dedebabalığa yükselmiştir. Hilmi Dedebaba'nın incelediğimiz divanın yanında Kaşifü'l Reddiyesi ve Erkamname adlı eserleri vardır. Bu eserler kısaca tanıtıldı. Hilmi Dedebaba Divanı'nı incelerken evvela Bektaşilik nedir sorusuna cevap verildi. Hilmi Dedebaba'nın eserleri kısaca tanıtıldı. Divan, incelenirken elde edilen iki nüsha dikkate alınarak hazırlandı. Şiirlerinde Hilmi ve Hilmi Dedebaba mahlaslarını kullanan şair Niyazi Mısri ve Turabi'den etkilenmiştir. Divanda Turabi için yazdığı bir şiiri de var. Mehmet Ali Hilmi Dedebaba şiirlerinde ayet ve hadisler bir bütün olarak verilmeyip metinde bir bölümü verilmememiş ve kafiyeye uygun olarak bölümler halinde alıntı yapılmıştır. Yazar vezin konusunda başarılı sayılamaz. Zira birçok şiirinde vezin kusurludur. Bunun yanında şair vezne uydurmak için Arapça kelimeleri "Hızır, Kudüs" örneklerinde olduğu gibi Türkçe okumuş Yine Türkçe kelimeleri "N' eyleyeyim, n' ola" şeklinde kısaltarak vezne uydurmaya çalışmıştır. Divandaki 347 şiirden 3'ü kasidedir. Bu kasidelerinde kasidenin tüm bölümleri yoktur. Kısacası birçok mutasavvıf gibi Hilmi Dede de şekli manaya feda etmiştir. Divanı muhteva olarak dini ve tasavvufi olarak inceledik. Divandaki ayet ve hadisler tespit edilerek ayet ve hadis metinleri tam yazılarak mealleri verildi. Bektaşi olan şair şiirlerinde ehl-i beyt ve 12 imama çokça yer vermiştir. Ehl-i beyt ve 12 imam hakkında bilgi verilerek ilgili beyitler verilmiştir. Hilmi Dedebaba'nın Dîvânı üzerinde yapılacak çalışmalara kolaylık sağlaması temennisiyle divanın sonuna indeks eklendi. Anahtar Kelimeler: Mehmet Ali Hilmi Dedebaba Divanı, Hilmi Dede, Bektaşilik

BektaşilikDivan edebiyatıDivan şiiri+3
Akif Yakışır
Bingol University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tābirname, Hazā Kitab-ı Tabirnāme Kavl-i Cāʿfer-i Sadıḳ: Giriş- inceleme - metin - dizin

Rüya yorumu ilmi ile ilgili çalışmalar çok eski tarihlere dayanmaktadır. 17. Yüzyılda tabirnameler kaleme alınarak günümüze kadar gelmiştir. Bu eserler yüzyıllar boyunca insanların ilgisini çekmiştir. Büyük bir kısmı halka hitap eden tabirnamelerde sanatsal kaygıdan uzak, sade bir Türkçe kullanılmış, dönemin dil özellikleri ve sözcük yapısı canlı bir biçimde yansıtılmıştır. Üzerinde çalıştığımız tabirnamede Klasik Osmanlı Türkçesine ait dil özellikleri görülmektedir. Bu eserler yazıldığı dönemin halk inanışlarını ve yaşayışlarını da yansıtması açısından önemlidir. Arapça ve Farsça kelimelere, tamlamalara, ayetlere, hadislere, peygamber kıssalarına yer verilmiştir. Tüm bu özelliklerinden dolayı tabirnameler Osmanlı kültür tarihi, dil tarihi ve dil bilimi araştırmaları için önemli bir kaynaktır. Hazā Kitab-ı Tabirnāme Kavl-i Cāʿfer-i Ṣādıḳ, Osmanlı Türkçesine ait önemli metinlerden biridir. Yazarı belli değildir. Dönemin on meşhur rüya yorumu kitabı bir araya getirilerek kaleme alınmıştır. Yazı türü nesihtir. 98 varaktan oluşur. Her varakta on bir satır vardır. Rüya yorumu ilmini islami esaslara dayandırarak günümüze taşımıştır. Anahtar Kelimeler: Hazā Kitab-ı Tabirnāme Kavl-i Cāʿfer-i Ṣādıḳ, Osmanlı Türkçesi. Rüya.

17. yüzyılDil özellikleriOsmanlıca+3
Sibel Öz
Bingol University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reşat Ekrem Koçu, hayatı ve eserleri

"Reşad Ekrem Koçu, Hayatı ve Eserleri" adlı çalışmamız "giriş" ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Tezimizin "giriş" bölümünde tarih, roman, tarihî roman kavramları ışığında, popülist edebiyatın bir kolu olan tarihî romanın Türk edebiyatındaki gelişimi içerisinde Reşad Ekrem Koçu'nun edebiyatımızdaki yeri tespit edilmeye çalışıldı. 1. Bölümde Reşad Ekrem Koçu'nun ailesi ve çocukluğu, eğitimi, meslek hayatı, yazarlığı, şahsiyeti, ölümü, ilmî ve edebî kişiliği hakkında kendisini tanıyanların anlattığı hatıralardan da faydalanarak bilgi verildi. 2.Bölümde eserlerinin tamamı, roman, hikâye, inceleme, tercüme, çeviriyazı, derleme, şiir türlerine göre tasnif edildi. Bu konuda yazarın beş tarihî romanı, çocuklar için yazılmış dört tarihî romanı, sekiz hikâye kitabı, çocuklar için yazılmış dört hikâye kitabı, yirmi tarihî incelemesi, çocuklar için kaleme aldığı on tarihî incelemesi, seyahatname türünde beş tercüme eseri ve yine çocuklar için roman ve masal tarzında iki tercüme eseri, Osmanlı kaynaklarından günümüz Türkçesi'ne aktardığı dört eseri, biyografik tarzda hazırlanmış iki derleme eseri ve bir şiir kitabı değerlendirildi. Yazarın eserlerini değerlendirme sırasında ortaya çıkan ortak özellikler, tespit edilmeye çalışıldı. Reşad Ekrem Koçu'nun eserlerinin tam listesi kütüphanelerimizdeki kayıtlardan ve Türkiye bibliyografyasından istifade edilerek çıkarılmaya çalışıldı. Yayıma hazırlandığı halde kitap halinde basılamamış bazı eserlerinin isimleri verildi. Ulaşabildiğimiz kadarıyla dergilerdeki makalelerinin ve bazı gazetelerdeki yazılarının künyeleri liste halinde verildi. Reşad Ekrem Koçu'nun eserleriyle Türk yazın hayatına önemli katkılarda bulunduğu, onun ve yaptığı çalışmaların değerlendirilmesinin Türk kültür hayatına yeni ve zengin birikimler kazandıracağı kanaatine varıldı.

BiyografiKoçu, Reşat EkremRoman+2
Pembe Gürgenci Gözüdik
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üsküdarlı Sırri hayatı, eserleri, edebi kişiliği Divan'ı (tenkitli metin-inceleme) ve Şerhu Medhi'n-Nebi

Tezimizin konusu, XVII. yüzyılda yaşamış olan Üsküdarlı Sırrî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği ile "Divan"ı ve "Şerhu Medhi'n-Nebî" eserlerinin transkiripsiyonlu metnini oluşturmaktadır. Sırrî hakkında kaynaklarda verilen bilgiler son derece kısıtlıdır. Bilgilere göre Üsküdar'da doğmuş olup asıl adı İbrahim Sırrî'dir. maliye kâtipliği, tarihçilik gibi görevlerde bulunmuş ve 1111/1699 yılında Girit defterdarı iken vefat etmiştir. Sırrî'nin yukarıda adı geçen "Divan", "Şerhu Medhi'n-Nebî" eserlerinden başka "Târih-i Sultân Mustafa-yı Sânî" ve "Hikâye-i Garîbü'l- Âsâr" adlı eserleri de vardır. Çalışmamızın konusunu oluşturan Üsküdarlı Sırrî'nin Divan'inda 17 kaside, 118 gazel, 6 kıt' a, 1 mesnevi, 5 muamma, 8 rubai yer almaktadır. Bu çalışmamız, girişten başka, üç bölümden oluşmuştur. I. Bölümde Üsküdarlı Sırrî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiş; "Sebk-i Hindî" üslûbu üzerinde durulmuştur. ILBölümde Divan'ın tahlili, in. Bölümde de adı geçen iki eserin tenkitli metinlerine ayrılmıştır. O, lirik şiirleriyle ihmal edilmemesi gereken şâirlerden birisidir.

17. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+2
Şevkiye Kazan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sahaflar Şeyhi-Zade Esad Mehmed Efendi Divanı (2.CİLT )

Es' ad Efendi (1204-1789/1264-1848) XIX asır vak'a-nüvis şair ve alimlerindendir. Es'ad Efendi'nin babası Medine'ye kadı olarak gittiği sırada ölmüştür. (Aralık 1804) Şâni-zâde Ataullah'ın yerine 15 Safer 1241 / Ekim 1825 tarihinde vak'a-nüvis olmuş ve ölünceye kadar bu görevde kalmıştır. 1828 yılında Üsküdar kadısı olmuştur. 1247/1831 yılında resmi bir gazete olan Takvim-i Vekâyi'nin başına getirilmiştir. Eylül 1834'de İstanbul kadısı olduktan sonra Muhammed Şah'ın tahta geçmesini tebrik için İran'a elçi olarak gönderilmiştir (1835- 1836). Es'ad Efendi elçilik görevinden döndükten sonra uzun süre hastalanmıştır. Tanzimat'tan sonra kurulan Meclis-i Ahkam-ı Adliye'ye 6 Ağustos 1841 tarihinde üye seçilmiştir. 30 Mayıs 1843 tarihinde nakibü'l-eşraf, 13 Ekim 1844 tarihinde ise Rumeli kadıaskeri olmuştur. Sıbyan Mekteplerinin geliştirilmesi için kurulan komisyonda görevlendirilmiştir. 1846 yılında Meclis-i Macarif-i Umumiye'ye üye seçilmiştir. Ölümünden kısa bir süre önce Meclis-i Macarif-i Umumiye Reisi olmuştur. Es'ad Efendi 3 Safar 1264/10 Ocak 1848 tarihinde ölmüştür. Mezarı İstanbul- Yerebatan'daki kütüphanesinin bahçesindedir. Es'ad Efendi'nin kütüphanesinde yaklaşık 4000 adet kitap vardır. Kütüphane 1262/1846 yılında tamamlanmıştır. Es'ad Efendi kütüphanesi günümüzde Süleymaniye Kütüphanesi içindedir.650 Es'ad Efendi 'nin edebiyatla ilgili olarak Divan, Bahçe-i Safa-endüz, Şahidü'l-Müverrihin, Pend-name, Münşeat adlı eserleri vardır. Üss-i Zafer, Tarih- i Esad, Ziba-yı Tevarih, Teşrifat-ı Kadime, Sefer-name-i Hayr, Ayatü'l-hayr adlı eserleri ise tarihle ilgilidir. Çalışmamızın birinci bölümünde Escad Efendi 'nin hayatı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Escad Efendi Divanı değerlendirilmiş ve üçüncü bölümde ise divanın tenkitli metni yapılmıştır. Divanda 20 kaside, 9 mesnevi, 93 gazel, 282 tarih, 1 muhammes, 6 tahmis, 407 kıta şarkı, 60 beyit, 24 mısra bulunmaktadır.

13. yüzyılDivan edebiyatıDivan edebiyatı+4
Fatih Aydoğan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mir'âtü'l-'iber (III .cilt) (İnceleme-metin)

Önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri olan Diyârbekir, pek çok devlet adamı, sanatkâr ve edip yetiştirmiştir. Diyârbekirli Saîd Paşa, Diyârbekir'in yetiştirdiği ilim adamlarından biri olup devlette çeşitli görevlerde bulunmuş, aynı zamanda mantık, matematik, dil, belagat, tarih ilimlerine dair pek çok eser kaleme almıştır. Çalışmamız, Diyârbekirli Saîd Paşa'nın dokuz ciltlik Mir'âtü'l-'İber adlı eserinin üçüncü cildini kapsamaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde Klasik Türk edebiyatı alanında yazılmış tarih kitapları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Saîd Paşa'nın hayatı, edebî kişiliği ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde eser dil, üslup ve muhteva açısından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Mir'âtü'l-'İber eserinin üçüncü cildi Latin haflerine aktarılmıştır. Çalışmamızda Mir'âtü'l-'İber adlı eserin üçüncü cildinin incelenmesi ve ilim dünyasının istifadesine sunulması amaçlamıştır.

Diyarbakırlı Said PaşaEdebi eserlerEski Türk edebiyatı+3
Cündüllah Avci
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00