
83
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Dönüşümcü ve etkileşimci liderlik tarzı ile örgütsel çatışma yönetimi arasındaki ilişkilerin araştırılması
Liderlik tarihi insanların toplu yaşama geçmesi süreciyle beraber başlamıştır. Günümüze kadar üzerinde en çok çalışılan ve tartışılan konulardan biri olmasına rağmen liderlik konusuna ilişkin araştırmalar artarak devam etmektedir.Modern toplumlarda sosyal yaşamda, ekonomik ve teknolojik alanda gelişim ve değişimler çok hızlı gerçekleşmektedir. Bu gelişim ve değişime ayak uydurabilmek için toplumların bazı temel öğelere ihtiyacı vardır. Bu temel öğelerin en önemlilerinden biri ise örgütlerin etkin bir lidere sahip olmasıdır. Ayrıca ürün veya hizmet üretmesi fark etmeksizin çok fazla sayıda insanın iş gördüğü örgütlerde çatışmalar da kaçınılmaz olacaktır. Çatışmaların doğru yönetilmesinde de liderin önemi artmaktadır. Çünkü doğru yönetilmeyen çatışmalar kaos ortamına sebebiyet vererek örgütlerin değişim ve gelişimini engelleyebilmektedir. Bu sebeple bu çalışmada yöneticilerin algılanan dönüşümcü ve etkileşimci liderlik tarzı ile algılanan örgütsel çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkilerin araştırılması ve astların demografik özellikleri bakımından karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile yürütülmüş olup, etkileşimci ve dönüşümcü liderlik ölçeği, örgütsel çatışma yönetimi ölçeği ve demografik bilgiler formu olmak üzere üç ayrı formdan faydalanılmıştır. Liderlik tarzı ve çatışma yönetme yaklaşımları ile ilgili sosyal hizmet üreten kamu kurumlarında yapılmış bir çalışmaya rastlanmamış olması ve sosyal hizmet üretmesi sebebiyle örgüt performansının yüksek olması gerekliliği dikkate alınarak; araştırmanın evreni, Düzce Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve bağlı kuruluşlarında görev yapan personel olarak belirlenmiştir. Örneklem seçiminde olasılığa dayalı örneklem seçim tekniği kullanılmış 189 sosyal hizmet çalışanına ulaşılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yöneticilerin algılanan etkileşimci ve dönüşümcü liderlik tarzları ve çatışma yönetme stratejileri ile astlarının demografik özellikleri arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Ayrıca etkileşimci liderlik ile çatışma yönetme stratejisiboyutlarından olan tümleştirme, ödün verme ve uzlaşma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Etkileşimci liderlik ile çatışma yönetme stratejisi boyutlarından hükmetme arasında pozitif yönlü orta düzeyde, kaçınma arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Dönüşümcü liderlik ile çatışma yönetme stratejisi boyutlarından tümleştirme puanları arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde, ödün verme puanları arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde, hükmetme puanları arasında negatif yönlü orta düzeyde, kaçınma puanları arasında pozitif yönlü orta düzeyde ve uzlaşma arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler:Dönüşümcü Liderlik, Etkileşimci Liderlik, Çatışma Yönetimi
Hastane işletmelerinde kalite maliyetlerinin PAF Modeline göre analizi: Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde bir uygulama
Küreselleşmenin etkisiyle rekabetin arttığı günümüzde işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri ve rekabet avantajı elde edebilmeleri için kaliteli ürün ve hizmetleri kısa zamanda ve daha düşük maliyetle müşterilere sunmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda kalitenin ölçüsü olan kalite maliyetlerinin belirlenmesi, kontrol edilmesi, takibi ve analizi yapılarak üretilen ürün veya hizmetin kalitesizlik nedenleri ve buna yönelik maliyet unsurlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu araştırmada Hastane işletme gruplarından Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde kalite maliyetlerinin literatürde en çok kullanılan PAF modeline göre (önleme, ölçme–değerlendirme, iç ve dış başarısızlık) sınıflandırılması ve bunları oluşturan kalite maliyet kalemlerinin toplam hastane maliyetlerine, toplam kalite maliyetlerine ve kalite maliyet kaleminin bağlı bulunduğu ilgili ana kalite maliyet grubuna göre oranının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Buna göre çalışma kalite, toplam kalite yönetimi, kalite maliyetleri, kalite maliyet modelleri ve hastane işletmeleri hakkında bir literatür taraması ile başlamakta olup, uygulama kısmında ise Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin 2019 yılına ait kalite maliyetleri PAF modeline göre tespit edilmiştir. Tespit edilen kalite maliyetleri oransal olarak grafik ve tablolar aracılığıyla açıklanmaya çalışılmış ve verilerin analiz aşamasında yöntem olarak doküman ve oran analizi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda kalite maliyetlerinin hastane toplam maliyetleri içerisindeki payı %13,4 olarak bulunmuştur. Hastanenin karlılığı açısından bu oranın daha da azaltılması gerekmektedir. Kalite maliyetlerinin; % 11,18'i önleme maliyetleri, %1,23'ü ölçme ve değerlendirme maliyetleri, %0,70'i iç başarısızlık maliyetleri ve %0,29'u dış başarısızlık maliyetlerinden oluştuğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kalite, Toplam Kalite Yönetimi, Kalite Maliyetleri, Kalite Maliyetleri Analizi, Hastane İşletmeleri, Ağız ve Diş Sağlığı
Bir kamu hastanesinde toplam verimli bakıma yönelik sektörel altyapının belirlenmesi
Amacı: Hastanede en çok tıbbi cihaz kullanan birimlerin (yoğun bakım, endoskopi ve diyaliz) toplam verimli bakıma (TVB) yönelik hazırlık seviyesini tespit etmektir. Yöntem: Hem nicel hem de nitel analiz teknikleri kullanılmıştır. Anket, gözlem, mülakat ve doküman incelmesi tekniği ile bulgular tespit edilmiştir. Anket SPSS programı ile analiz edilmiş, farklılık, ilişki ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Düzce Devlet hastanesinde tıbbi cihaz kullanan 390 sağlık personeli ile anket yapılmıştır. 15 sağlık personeliyle mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma bulguları Nvivo programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Cinsiyet, yaş, kıdem ve öğrenim durumuna göre TVB ölçeğine katılım dereceleri arasında farklılıklar bulunmuştur. Tıbbi cihaz değerlendirmesi, tıbbi cihazların fonksiyonel özelliklerini etkilemektedir. Tıbbi cihazlarda bakım-onarım ve temizlik, tıbbi cihazların fonksiyonel özelliklerini etkilemektedir. Tıbbi cihaz eğitim değerlendirmesi, tıbbi cihazların fonksiyonel özelliklerini etkilemektedir. Tıbbi cihaz eğitim değerlendirmesi, tıbbi cihazlarda bakım-onarım ve temizliği etkilemektedir. Nitel analizler sonucunda tıbbi cihaz bakım sürecini sekiz ana temadan oluştuğu tespit edilmiştir. Sonuç: Hastanelerde kullanılan tıbbi cihazların performans ve verimliliğinin, cihazların verimli çalışmasına, çalışanların bilgi birikimine bağlı olmasına ve kurumsal altyapıya bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bakım, Toplam Verimli Bakım (TVB), Teknik Servis, Hastane
ABD dış politika kararlarının oluşumunda enerji kaynaklarının rolü: Orta Doğu örneği
Dünyanın yaşam kaynağının temel taşlarından biri enerji kaynaklarıdır. İnsanoğlu varoluşundan günümüze kadar enerji kaynaklarından yararlanmıştır. Bu nedenle geçmişten günümüze kadar geçen süreçte insanların bitmek bilmeyen ve sürekli daha da artan ilgisini üzerinde toplamıştır. Hatta tarihte yaşanan birçok savaşın ve katliamların asıl nedeni olmuştur. Çünkü enerjiye sadece tarım ve sanayide değil, kültürel ve sosyal ihtiyaçların karşılanabilmesi için de gereksinim duyulmuştur. Bu nedenle de her daim bağımlılığın yanı sıra elde edilmesinin zorunluluğunu da beraberinde getirmiştir. Sanayi devrimiyle birlikte enerji öncelikle askeri ve sanayi alanında olmak üzere birçok alanda önemini arttırarak hissettirmiştir. Günümüzde ise ülkeler toplumsal refahını, ekonomisini ve sürdürülebilir kalkınmalarını olumlu yönde gerçekleştirebilme hedeflerini enerji ihtiyaçlarını karşılama yoluyla ulaşabilmekte ve dış politikalarını bu yönde şekillendirip, uygulamaktadırlar. Bundan dolayı dünya siyaseti enerji üzerine şekillenmekte ve yaşadığımız yüzyılda ülkeler arasında enerji kaynaklarına sahip olabilmek için büyük bir rekabet yaşanmaktadır. Bu çalışmada enerjinin ve enerji kaynaklarının ülke çıkarları açısından önemi vurgulanmış, enerji politikaları kavramı tanımlanarak uluslararası ilişkilerde enerjinin rolü ortaya konulmuş, ABD'nin dış politika stratejilerinin oluşumu ve bu dış politika stratejilerini belirleyen temel unsurlar ele alınarak bu politikaları şekillendiren enerji kaynaklarından petrol ve doğal gaz incelenmiştir. Bu bağlamda Orta Doğu bölgesinin zengin petrol yataklarının ABD çıkarları açısından önemine değinilmiştir. Çalışmada enerji kaynaklarının uluslararası arenada gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan ülkeler açısından sosyal ve ekonomik refah düzeyinin yükseltilmesinde ve bu arenada söz sahibi olabilmek adına bu kaynağı vazgeçilemez bir nimet olarak gören ülkelerin başında ABD'nin geldiği savunulmaktadır. Orta Doğu'daki mücadelelere katılmak ve bu mücadeleleri kendi lehine çevirmek için çeşitli bahaneler üreterek binlerce kilometre uzakta bile olsa yine de bölge üzerinde söz sahibi olmaya çalıştığı, bölgenin yer altı zenginliklerinde hakimiyet kurmak, bölge üzerindeki sözde müttefiklerine yardım etmek ya da insan haklarının çiğnendiği, soykırımın yapıldığı gibi bahanelerin arkasına sığınarak kendi çıkarları doğrulusunda bölge üzerinde faaliyetlerini sürdürmekte olduğu ve bölgedeki tek büyük gücün sadece kendisi olması için adımlar attığı savunulmuştur. ABD'nin bölgedeki asıl amacının, koltuğa hangi başkan geçerse geçsin hiç fark etmeksizin hedeflerine ulaşmak ve enerji mücadelesinde rakip devletler karşısında kazanacağı kâr paylarını ve menfaatlerini en üst seviyeye taşımak olduğu ve bunu da Amerikan ulusunun çıkarları doğrultusunda yaptığı ve ilerisi içinde yapacağı değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Enerji, Enerji Kaynakları, Dış Politika, ABD, Orta Doğu, Petrol.
Ekonomi politik perspektiften uluslararası politikada Çin gerçeği güçlü ve zayıf yönleriyle gelecek sorunsalı
Bu çalışmada elli sene önce aç kalıp ot kökleriyle beslenmek zorunda kalan, sonrasında yönetimdeki değişimle son otuz yılda müthiş bir kalkınma başarısı yakalayarak dünyanın ikinci süper gücü konuma gelen, bir buçuk milyar nüfusunu kontrol edebilip, doğru eğitip, başarılı çalışmalar gerçekleştiren, global markaları ülkesinde yatırma ikna edebilmiş, askeri sistemlerde özellikle de savunma sanayinde önemli başarılar yakalamış, dünyanın en yüksek dolar rezervine sahip ülkesini büyük savaşlardan uzak tutabilme başarısını göstermiş, ileri görüşlü, değerli yöneticileri ile dünyanın gıpta ederek izlediği Çin'in başarı hikayesi incelenmiştir. Çin'in bu yükselişinin arkasındaki gerçekler yönetimin otoriter yapısı, iç disiplini yüksek oranda uyum ve yüksek motivasyonla verimli çalışma, ekonominin dünyayla liberal ilişkileri başarıyla yürütebilmesi, uluslararası güçlü markaları kendi topraklarında yatırım yapmalarına ikna edebilmesi ile istihdamı arttırması, doğrudan yatırımların kaldıraç etkisini iyi değerlendirmesi kalkınmaya yüksek ivme kazandırmasına yardımcı olmuştur. Kazanımları isabetli yatırımlarla değerlendirmesi yükselişini olumlu yönde etkilemiştir ve dünyanın ikinci süper gücü konumuna yükselmesini sağlamıştır. Bu çalışmada Çin'in günümüzdeki konumu, güçlü ve zayıf yönleriyle incelenmiş ve gelecekte nasıl bir durumda olabileceğine dair öngörülerde bulunulmuştur.
Öğretmen algılarına göre değişim yorgunluğunun çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Akçakoca örneği)
Değişmeyen tek gerçeğin değişim olduğu bu çağda, eğitimde değişimin öncülüğü öğretmenlere düşmektedir. Bunu da gerçekleştirebilmek için öğretmenlerin değişim zorunluluğu karşısında yorgunluk hissetmeyip zihinsel anlamda hazır olmaları gerekmektedir. Eğitim çalışmalarında önemli bir konu olan değişim, yeni bir kavram olan değişim yorgunluğunu beraberinde getirmiştir. Nicel yaklaşımla çalışılan bu araştırmada Türk Eğitim Sisteminde sürekli yaşanan değişim kararları ve bunların uygulamaları karşısında öğretmenlerin algıladıkları değişim yorgunluğunun çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Öğretmen algılarının cinsiyet, görev yapılan okul seviyesi, kıdem, görev yeri, öğrenim düzeyi, medeni hal ve mezun olunan fakülte gibi demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bu hedef doğrultusunda ilişkisel tarama yönteminden yararlanılıp betimsel istatistikler boyutunda aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Veri dağılımında parametrik ve non–parametrik testlerden uygun olanları kullanılıp veri toplamak amacıyla araştırma kapsamında tek boyutlu ve 16 maddelik "Değişim Yorgunluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan araştırma 2020-2021 eğitim yılında Düzce ili Akçakoca ilçesi genelinde çalışılmıştır. Araştırma Covid-19 Pandemi şartları ve kuralları gereği çevrim içi olarak ilçe genelinde resmi okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, özel eğitim ilkokulu, özel eğitim ortaokulu, halk eğitimi merkezi, mesleki eğitim merkezi eğitim kurumlarına gönderilen link aracılığıyla 510 öğretmen araştırmaya katılmıştır. Bu araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin Türk Eğitim Sisteminde gerçekleştirilen değişim kararlarının sonuçlarının yeterince değerlendirilmeden yeniden değişim kararları,alınması sonucunda kendilerini genel olarak yorgun hissettikleri ve bu sık değişim kararlarından olumsuz etkilendikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin algıladıkları sürekli bir değişim girişimi, mesleki açıdan motivasyonlarını olumsuz etkilediği gibi bununla beraber eğitim sistemimizde yapılan değişikliklerin bir amacı olduğunun kararsızlığını yaşadıkları görülmektedir. Ancak öğretmenlerin bunca değişikliğe rağmen mesleki motivasyonlarını ve öğretim hedeflerini kaybetmedikleri ortaya çıkmıştır. Bu da öğretmenlerin uygulanan sistem değişikliğinden dolayı değişim yorgunluğu hissettikleri, mutsuz oldukları halde buna rağmen yapılan sistem değişikliklerine uyum sağlamaya çalışıp mesleki açıdan yapılan değişiklikleri hayatlarına uyarlamaya çalıştıkları ifade edilebilir. Ortaya konan sonuçlardan yola çıkarak eğitim yöneticilerine ve Türk eğitim politikalarına yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Eğitim Sistemi, Değişim, Değişim Yorgunluğu
E-ticaret sitelerinin hizmet kalitesinin değerlendirilmesi üzerine bir çalışma
Bu çalışmanın temel amacı tüketicilerin kullanmakta olduğu e-ticaret sitelerinin hizmet kalitesinin belirlenmesidir. E-hizmet kalitesinin; etkinlik, sistem uygunluğu, işlem gerçekleştirme, gizlilik ve duyarlılık boyutları değerlendirilmiştir. Çalışmada tabakalı örneklem tekniğinden yararlanılmış olup, anketlerin bir kısmı çevrimiçi, diğer bir kısmı yüz yüze anket tekniğiyle Bolu, Düzce, Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu ve Sinop ili Merkez ilçesinde ikamet etmekte olan 400 tüketiciden elde edilen veriler SPSS istatistik analiz programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistikler, betimleyici analizlerden faydalanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda demografik faktörlerden eğitim durumu ile hizmet kalitesi alt boyutlarından duyarlılık arasındaki ilişkiye bakılmış üniversite mezunlarının ortaokul ve lise mezunlarına göre duyarlılık alt faktöründen daha fazla etkilendikleri, eğitim seviyesi arttıkça online alışveriş sırasında satın alınan ürünle ilgili işlemlerin hızı ve online alışveriş sitesinin uyguladığı politikalar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istediği görülmüştür.
Türkiye'nin siber güvenlik politikaları ve siber saldırıların uluslararası etkileri
Siber güvenlik, her geçen gün daha büyük bir soruna dönüşen, yakın sayılabilecek bir geçmişe sahip bir olgudur. Teknolojik gelişmelerin geldiği nokta ve teknoloji kullanımının yaygınlaşması ile birlikte hem bireysel hem de ulusal bir önem taşımaya başlayan siber güvenlik olgusuna yönelik uluslararası arenada birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Çalışma kapsamında da siber saldırılardan etkilenen ülkeler olmak üzere önde gelen ülkelerin siber güvenlik politikaları ele alınacaktır. Bu amaçla ilk olarak güvenlik, ulusal güvenlik ve siber güvenlik olgularına yer verilecek alt başlıkları ile birlikte bu olgular ele alınacaktır. Bu başlıkların yanı sıra siber saldırı türleri, Türkiye'nin siber güvenlik politikalarına ve uluslararası siber güvenlik yaklaşımları ele alınarak yakın geçmişte yaşanmış saldırılar ve önde gelen ülkelerin siber güvenlik çalışmalarına yer verilecektir. Son olarak sonuç ve öneriler ile birlikte de çalışma tamamlanacaktır.
Kredi derecelendirme kuruluşlarında toplam kalite yönetiminin önemi
Geçmişten günümüze kadar geçen sürede, insanoğlu yaşamının her alanında "kalite" olgusuyla karşılaşmıştır. İnsanın, hayatının her alanında görmek istediği kalite, ancak yirminci yüzyılın son çeyreğiyle yönetime katılmış ve somutlaşmaya adım atmıştır. Kalitenin somutlaşmasının en büyük örneği Toplam Kalite Yönetimi (TKY) felsefesidir. TKY yoluyla sürdürülebilir bir iyileşmenin en önemli yolu da kalitenin güvence altına alınıp bir sistemde standartlaştırılmasıyla gerçekleştirilir. Bu standartlar, kaliteye önem veren her kurum ve kuruluşun sahip olması gereken uluslararası geçerliliğe sahip kurallardır. Günümüzde tüm kuruluşların TKY felsefesini benimsemeye olan çalışmaları göz önünde bulundurulduğunda, tüm Dünya'yı etkileyebilme gücüne sahip olan Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının (KDK) da bu felsefeye karşı duyarlı olmaları gerekmektedir. KDK'ların verdikleri kredi notları, her ne kadar hükümetler ve yatırımcılar için yol gösterici bir araç olsa bile ülkelerin, şirketlerin hatta tüm Dünya'nın kaderini derinden etkilemektedir. KDK'lar son yıllarda birçok kez krizleri tahmin edememesiyle anılıp, tartışma konusu haline gelmişlerdir. Gerçekleşen kriz ve iflasları öngöremeyen, dolayısıyla piyasanın güvenini kıran KDK'lar, kırdıkları bu güveni geri kazanabilmek amacıyla doğru, sürdürülebilir ve kaliteli bir derecelendirme yapmaları için bazı kalite standartlarına ve denetimlere ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Dünya ekonomisini etkileyebilme gücüne sahip olan KDK'ların, iflas ve krizleri öngörmek ve engellemek amacıyla TKY felsefesinin öneminin ve KDK'ların bu felsefeye duyarlılıklarının analiz edilmesidir. Bu bağlamda, Dünya'da önemli olan 3 büyük derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's, Fitch Ratings, Moody's ve Türkiye'de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş 5 adet derecelendirme kuruluşundan web siteleri incelenerek ve e-posta yoluyla dokümanlara erişilmiş, alınan bilgiler doğrultusunda da veriler oluşturulmuştur. Elde edilen veriler doküman incelemesine tabii tutulmuş ve SPSS 18.0 paket programı yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, KDK'lardan kalite bölümü olup TKY ilkelerini uygulayan 4 kuruluş ve kalite bölümü olmayıp TKY ilkelerini uygulamayan 4 kuruluş arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucunu elde edilmiştir. Ayrıca, araştırma bağlamında Dünya'daki KDK'lar ve Türkiye'deki KDK'lar karşılaştırıldığında, Dünya'daki KDK'ların Türkiye'dekilere oranla TKY'ye daha yatkın ve yakın olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak elde edilen bu sonuca rağmen KDK'ların TKY alanında eksiklikleri olduğu ve kendilerini TKY konusunda daha fazla geliştirmeleri gerektiği aşikârdır.
Toplam kalite yönetimi uygulamalarının rekabet üstünlüğüne etkileri: Bir havayolu işletmesi örneği
Bu çalışmanın temel amacı, toplam kalite yönetimi felsefesinin rekabet üstünlüğü üzerindeki etkilerini havayolu işletmeleri bağlamında incelemektir. Hızlı küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle genel pazar yapılarında meydana gelen değişim, kalite kavramını önemli bir rekabet ögesi durumuna getirmiştir. Bu değişimin etkisiyle işletmelerde yeni yönetim anlayışları ortaya çıkmıştır. Bu yeni yönetim anlayışlarından biri de toplam kalite yönetimi (TKY) felsefesidir. TKY felsefesi; yönetimin liderliği, müşteri odaklılık, takım çalışması, tam katılım, önlemeye yönelik yaklaşım, çalışanların eğitimi ve sürekli gelişme olmak üzere yedi ana temadan oluşmaktadır. Toplam kalite yönetimi işletmelerde kalitenin arttırılmasını hedefleyen, odak noktasını müşteri istek ve ihtiyaçları olarak belirleyen, sürekli gelişim gösteren bir anlayıştır. Bu çalışmada kalite kavramının gelişmesiyle ortaya çıkan toplam kalite yönetiminin rekabet ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında doküman analizi ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Bunun yanı sıra bahsi geçen havayolu işletmesinin üst düzey yöneticileriyle de görüşme gerçekleştirilerek veriler elde edilmiştir. Araştırma dâhilinde elde edilen bulgular ile rekabeti etkilediği düşünülen TKY ilkeleri analiz edilmiştir. Araştırma neticesinde havayolu işletmelerinin kaliteye gereken önemi vermeleri durumda rekabet üstünlüğü elde ettikleri anlaşılmıştır.
Geçmişten günümüze salgınların sosyo-politik ve ekonomik etkileri: COVID 19 örneği
İnsanlık tarih boyunca defalarca kez salgın hastalıklar ile yüz yüze kalmış, salgın hastalıklar sebebiyle de birçok ölüme de tanıklık etmiştir. Salgın hastalıkların savaşlardan bile daha yıkıcı etkisi ortaya çıkmıştır. Salgınlar, birçok insanın ölümüne sebep olduğu için tarihe önemli not olarak düşülmüştür. Şöyle ki; salgın hastalıklarda lokomotif görevi gören ve insanlığı kurtaracak en önemli sektörlerin başında gelen sağlık alanın birçok sektörü içinde barındırıyor olması demografik özelliklerde ve sosyal hayatta meydana gelen negatif yönlü değişimlere, üretim sektörünün durmasına, ekonomik sektörlerde meydana gelen ani çökmelere neden olmuştur. Bu çalışma, salgın hastalıkların sosyo politik ve ekonomik etkilerini literatür taraması yöntemiyle ele alınarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, veba ve İspanyol gribi salgınlarının sosyo-politik ve ekonomik etkileri üzerinden COVID 19 örneği sosyo-politik ve ekonomik açıdan değerlendirilmiştir.
Üretim stratejilerinin belirlenmesinde rekabetçi güçlerin etkisi: Bir imalat işletmesi örneği
Stratejik yönetim işletmenin amaçlarını, hedeflerini ve hareket tarzlarını belirleyerek belirsizlikleri ortadan kaldıran, işletme çalışanlarını motive eden, örgütün problemlerine en etkin şekilde çözüm sunan, geleceğe yönelik faaliyetlerin planlanarak izlenecek yol haritasını belirginleştiren, işletmenin iç ve dış çevre analizini yapabilmesine imkân tanıyan işlevsel bir yönetim modelidir. Hızla değişen dünyada rekabet şartlarının her geçen gün ağırlaştığı bir küresel ortamda; bireylerin, işletmelerin ve bütün örgütlerin ayakta kalabilmeleri için stratejik düşünmeye ve stratejik kararlar almaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duydukları ortadadır. M. Porter, işletmelerin stratejik anlamda verecek oldukları kararlarda beş güç modeli olarak isimlendirmiş olduğu pazardaki mevcut rakipler, olası rakipler, tedarikçiler, müşteriler ve ikameler şeklindeki faktörleri göz önünde bulundurulması gereken önemli faktörler olarak belirtmektedir. Çalışma, kuruluş yeri Düzce olan ve inşaat sektöründe dış cephe giydirme alanında faaliyet gösteren bir işletmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi, veri toplama aracı olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler, işletmenin orta ve üst kademe yöneticileri ile yarı yapılandırılmış bir formda görüşme formu kullanılarak ve yüz yüze yapılmıştır. Elde edilen nitel veriler, betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Çalışmada, işletmenin, üretim stratejilerini oluştururken beş faktörden ne yönde ve nasıl etkilendiğini açıklanması, bu faktörlere karşı hangi üretim stratejilerini geliştirip sektördeki varlığını devam ettirebildiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan nitel bulgulara göre, işletmenin M. Porter'ın beş güç modeli olarak adlandırmış olduğu teorisinde yer alan faktörlerin her birine karşı çeşitli stratejiler geliştirmiş olduğu ve her bir faktörden etkilenerek, üretim stratejilerini bu yönde geliştirerek pazardaki varlığını devam ettirmeye çalıştığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca, üretim stratejilerini en çok şekillendiren/etkileyen güçlerin tedarikçiler ve müşteriler olduğu en az etkileyen gücün ise ikamelerin olduğu tespit edilmiştir.
Geçmişten günümüze ekonomik istihbarat olgusu ve Türkiye
Küreselleşmeyle birlikte ülkeler arasında etkileşim en üst seviyeye gelmiş durumdadır. Ülkeler kendilerine dost- düşman ülke gözetmeksizin birbirlerini çıkarları doğrultusunda takip etme ve takip ettiği ülkeler hakkında bilgi toplama yoluna başvurmaktadır. Özellikle günümüzde teknolojinin gelişmesi sebebiyle bilgiye erişim imkanı daha kolay olmaktadır. Her türlü yolla elde edilen bilginin doğru yöntemle analiz edilmesi de büyük önem arz etmektedir. Bilgiyi toplama toplanan bilgiyi analiz etme faaliyetlerinin en önemli nedenlerinden biride ekonomik çıkar ve ekonomik amaçlardır. Ekonomi ülkelerin temel yapı taşlarından biridir. Ülkelerin ticari faaliyetlerinden askeri faaliyetlerine varıncaya kadar birçok alanı etkileyebilmektedir. Ekonomisi güçlü olan ülke Dünya genelinde söz sahibi olabilmektedir. Ülkelerin kalkınması gelişmesi ve büyümesi küresel dünyada 'Güçlü ülke' olarak yer edinmesinde ekonomisin güçlü olmasının payı büyüktür. Ekonominin bu denli önemli olduğu günümüzde 'ekonomik bilgi edinmenin en önemli araçlarından biride Ekonomik istihbarattır. Türkiye, gelişmekte olan ülke sıfatıyla birlikte birçok alanda gelişime açık ve aynı zamanda gelişime ihtiyaç duyan ülke konumundadır. Ekonomik istihbarat olgusu da bu alanlardan biri olup Türkiye'nin hem bugünü hem de geleceği adına büyük önem taşımaktadır. Bu konunun ele alındığı çalışmada ekonomik istihbarat olgusuna genel bir bakışta bulunmanın yanı sıra Türkiye için önemine ve uygulanabilir bir model önerisine yer verilmiştir.
Yönetici iradesinin işletme başarısına etkileri: Kocaeli ili örneği
Artan küreselleşme ve teknolojik gelişmeler ile birlikte rekabet üst düzeye ulaşmış, her işletme mevcut kaynaklarından en üst düzeyde faydalanma çabasını yoğunlaştırmıştır. Değişen rekabet koşulları ve toplumsal koşullarla birlikte örgüt çalışanlarının motivasyonu ve bağlılıkları hem bireysel hem de örgütsel performans üzerinde önemli bir unsur haline gelmiştir. Buna bağlı olarak da yöneticilerin karar mekanizmaları içerisinde çalışanların motivasyonlarını ve bağlılıklarını arttırmak da önemli bir husus durumundadır. İşletmenin işleyişine dair kararların yanı sıra çalışanlara yönelik alınan kararlar da işletme başarısı üzerinde fark yaratır konuma gelmiştir. Çalışma kapsamında yönetici iradesinin işletme başarısı üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda teorik yaklaşım içerisinde karar alma, yönetim ve yönetici, toplam kalite yönetimi, işletme başarısı ve yönetici iradesi ile işletme başarısı ölçütleri ilişki başlıklarına yer verilmiştir. Teorik olarak ele alınan konu ayrıca uygulamalı olarak ele alınmış ve yapılan saha çalışması neticesinde elde edilen veriler SPSS programında analiz edilerek yorumlanmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda yönetici iradesi ile işletme başarısı arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü çok kuvvetli bir ilişkiye rastlanırken katılımcıların cinsiyetlerine, medeni durumlarına, eğitim düzeylerine ve mesleki deneyimlerine hem yönetici iradesi hem de işletme başarısı görüşlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Yaşa ve mevcut kurumdaki mesleki deneyime göre hem yönetici iradesi hem de işletme başarısı görüşlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanırken, 26 – 35 yaş aralığındaki katılımcıların hem işletme başarısı hem de yönetici iradesi algılarının diğer katılımcılara göre daha düşük olduğu, mevcut kurumunda 1 – 5 yıl aralığında deneyime sahip katılımcıların hem işletme başarısı hem de yönetici iradesi algılarının diğer katılımcılara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir.
ISO 27001 bilgi güvenliği sistemi konulu yayınların WoS veri tabanına dayalı bibliyometrik analizi
Günümüz bilgi toplumunda en önemli konu bilgidir. Hayatın her alanında bilgi en değerli sermaye haline gelmiştir. Bu denli önemli hale gelen bilgi mutlaka iyi bir şekilde yönetilmeli, bundan daha önemlisi çok iyi bir şekilde korunmalıdır. Hem kötü niyet ile hem de kasıtsız olarak bilgi sistemleri çeşitli tehditler ile karşı karşıyadır. Bunları bertaraf etmenin yolu sistematik bir bilgi yönetim sistemi kurulmasıdır. Bu şekilde hem yönetim hem de koruma sağlanabilmektedir. Bunun öneminin farkında olan ülke ve kurumlar konu ile ilgili standartlar oluşturma yolunda çalışmalar yapmaktadırlar. Çalışmamız bu standartlardan ISO 27001 standardını ve bu yönde yapılan yayınları bibliyometrik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk görülümde kavramlar incelenmiş, literatür çalışmalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde literatür çalışmalarına yer verildikten sonra üçüncü bölümde bilgi güvenliği yönetim sistemleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra bulgular yer almaktadır. Veriler Web of Science veri tabanından elde edilmiş, R ve R Studio programları ile Bibliometriz Biblioshiny paketleri ile analiz edilmiştir. Sonuçlarda en çok yayının yapıldığı yıllar, ülkeler, en etkin yazar, yayın, dergi ve ülkeler, en çok atıf alan yayın, yazar, dergi ve ülkeler yer almaktadır. Ayrıca zaman içinde yapılan ülke, yazar ve dergi işbirlikleri gösterilmektedir. Temaların zaman içindeki evrimi de bulgular kısmında yer almaktadır. çalışma sonuçların toparlanması ve önerilerin sunulması ile bitirilmiştir.
İşletmelerde kalite ve iş güvenliği kültürünün örgütsel sadakat bağlamında incelenmesi: Düzce ili örneği
Bu araştırmanın amacı, çalışanları işletmelerde kalite ve iş güvenliği kültürünün örgütsel sadakatleri üzerine etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Bu amaçla Düzce şehrinde bulunan işletmelerde çalışan 168 çalışan gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Araştırma grubunda yer alan çalışanlara İş Güvenliği Ölçeği, Örgütsel Sadakat Ölçeği ve Kalite Kültürü Ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli yöntemiyle elde edilen veri sonuçları SPSS 24.0 programında analiz edilerek frekans tabloları, tanımlayıcı istatistik, güvenirlik analizi, normallik testi ve fark testleri ile veri analizi gerçekleştirilmiştir. Veri sonuçlarına göre yaşın ve çalıştıkları sektörün, çalıştıkları kuruma olan örgütsel sadakatine etkisi olduğu görülmüştür. Çalışanların cinsiyet, eğitim durumu ve kurumda çalışma sürelerinin örgütsel sadakat üzerine anlamlı düzeyde bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Çalışanların eğitim durumunun çalışanların iş güvenliği kültürüne etkisinin olduğu görülmüştür. Cinsiyet, yaş, çalışılan sektör ve kurumda çalışma sürelerinin iş güvenliği kültürüne anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Çalışanların eğitim durumunun kalite kültürüne etkisi olduğu görülmüş olup cinsiyet, yaş, çalışılan sektör ve kurumda çalışma sürelerinin etkisi görülmemiştir. Veri sonuçlarına göre iş güvenliği kültürünün örgütsel sadakat üzerine etkisi olduğu görülmüştür. Kalite kültürü ile çalışanların örgütsel sadakatin devam, duygusal ve normatif faktörlerinin tamamının üzerine etkisi olduğu görülmüş
Düzce ili akıllı şehir uygulamaları üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Düzce ilindeki akıllı şehir uygulamalarının durumunu incelemeyi ve yerel halkın bu uygulamalara yönelik algısını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Akıllı şehir uygulamaları, kaynakların etkin kullanımını, stratejik şehir yönetimini, paydaş katılımını, iletişimi, inovasyon ekosistemini ve yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, akıllı şehir uygulamalarının sadece kurumsal değil, aynı zamanda vatandaş odaklı olmasını vurgulamaktadır. Çalışma, karma yöntem araştırması kullanarak nicel ve nitel verileri bir araya getirmiştir. Nicel veriler, Düzce il merkezinde yaşayan vatandaşlar arasında çevrimiçi anketlerle toplanmıştır. Nitel veriler ise, Düzce şehrinin akıllı şehir stratejilerine ve uygulamalarına ilişkin yapılandırılmış görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, Düzce ilindeki akıllı şehir algısını ve beklentilerini değerlendirmiştir. Katılımcıların çoğunluğu uzun süredir Düzce'de yaşamakta, yaş grupları geniş bir yelpazede dağılmıştır. Katılımcılar arasında cinsiyet dağılımı dengelidir. Akıllı cihaz kullanımı, özellikle akıllı telefonlar, televizyonlar ve ev aletlerinde yaygındır, ancak akıllı ulaşım araçlarına olan ilgi düşüktür. Katılımcılar, sosyal medya kullanımı konusunda aktif olduklarını ve bu platformları kurumları takip etmek için kullandıklarını belirtmişlerdir. Düzce'ye özel mobil uygulamalar arasında Düzce Üniversitesi ve Kent Kart uygulaması öne çıkmaktadır. Katılımcılar, Düzce'nin yeşil ve sürdürülebilir bir şehir olması gerektiğini vurgulamışlar ve hava kirliliği gibi çevresel sorunların önemli olduğunu belirtmişlerdir. Araştırma, akıllı şehir uygulamalarının altı bileşenini ele almıştır: yönetişim, çevre, hareketlilik, ekonomi, yaşam ve insan. Katılımcılar, bu bileşenler arasında özellikle hareketlilik, bilgi ve iletişim teknolojileri ile yaşam kalitesini öne çıkarmışlardır. Yine, afetlerle başa çıkmak için hazırlığın yeterli olduğu belirtilmiştir, ancak kentsel dönüşüm çalışmaları ve enerji verimliliği konularında eksiklikler bulunmaktadır. Sonuçlar, Düzce'nin güvenliği, afet yönetimi ve coğrafyasının memnuniyetle karşılandığını, ancak ekonomi, yenilenebilir enerji ve altyapı alanlarında daha fazla çaba gerektiğini göstermektedir. Görüşmeler, Düzce'deki mevcut akıllı şehir uygulamalarını ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. Bu uygulamalar yönetişim, çevre, hareketlilik, ekonomi, yaşam ve insan boyutlarında çeşitlilik göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, Düzce ilindeki akıllı şehir uygulamalarını ve vatandaşların algısını incelemiş ve gelecekteki projeler için rehberlik sağlamayı amaçlamıştır. Akıllı şehir uygulamalarının vatandaş odaklı olması ve yerel halkın beklentilerine cevap vermesi önemli bir vurgu olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, akademik ve uygulamaya dönük öneriler sunarak Düzce Belediyesi ve diğer ilgili paydaşlara katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Marka imajının ve marka değerinin müşteri memnuniyetine etkisinin akaryakıt istasyonları tarafından değerlendirilmesi
Bu çalışma, akaryakıt istasyonlarında, marka imajının ve marka değerinin müşteri memnuniyetine etkilerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Rekabetin yoğun olarak yaşandığı, rekabet adaletinin sağlanamadığı, mevcut ekonomik durum, enerji politikaları, petrol fiyatları ve döviz kurundan en çok etkilenen akaryakıt istasyonları içinde her sektörde olduğu gibi hizmet üretmek üretilen hizmetin sürdürülebilir ve kaliteli olmasını sağlamak çok zorlaşmıştır. Kuruluş yeri itibari ile aktif bir akaryakıt istasyonuna bir gün içerisinde farklı gelir düzeyi, eğitim seviyesi ve kültür düzeylerinde müşteriler uğramaktadır. Bu durumda akaryakıt istasyonunda üretilen temel hizmetler, marka imajı ve marka değeri her müşteri açısından farklı algılanmaktadır. Bu sebep dolayısı ile ileriki zamanlarda sadece satışa ve hizmete dayalı pazarlama faaliyetlerinin yanı sıra, markaların sosyal duyarlı marka stratejileri ve ihtiyaca yönelik duyarlı çözümleri çok daha önemli olacaktır. Üretilecek her hizmetin maliyeti ve işletme personeline yükleyeceği sorumluluk dolayısı ile sürdürülebilirliği sağlamak bu ekonomik konjonktürde oldukça zor olacaktır. Araştırmada akaryakıt sektörü için marka imajı ve marka değeri müşteri memnuniyetini etkilemektedir. Marka değeri değişkeni, müşteri memnuniyeti değişkenini daha yüksek derecede etkileyen değişken olmuştur. Aynı zamanda marka imajının müşteri memnuniyetine etkisinde marka değerinin kısmi aracılık etkisi vardır.
Toplam kalite yönetiminin başarısında kültürel faktörlerin etkisi: Türk Ve Japon atasözleri üzerinden bir analiz
Toplam Kalite Yönetimi, sürekli iyileştirme, müşteri odaklılık, çalışan katılımı ve liderlik gibi temel prensiplere dayanmaktadır. Türk ve Japon işletmeleri arasındaki kurum kültürleri karşılaştırıldığında, her iki kültürde de kalite yönetimi anlayışının temel prensipleriyle uyumlu bazı özellikler göze çarpmaktadır. Japon işletmeleri, sürekli iyileştirme (Kaizen) ve çalışan katılımını vurgularken; Türk işletmelerinde liderlik ve müşteri odaklılık daha belirgin hale gelmektedir. Bu araştırma, Toplam Kalite Yönetimi (TKY) uygulamalarının başarısında kültürel faktörlerin rolünü incelemekte ve bu bağlamda Türk ve Japon kültürlerini atasözleri üzerinden karşılaştırmaktadır. Literatür taraması ve döküman inceleme tekniğini kullanarak yapılan bu araştırma, TKY'nin kültürel çeşitlilikten nasıl etkilendiği ve bu etkileşimin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bilgiler sunmaktadır. Türk kurum kültüründe, dayanıklılık, kararlılık ve cesaret gibi değerler vurgulanırken, Japon kurum kültüründe disiplin, sadakat ve incelik ön plandadır. Türk ve Japon atasözlerine yapılan analizde, her iki TKY ilkelerinin de benzer temalara sahip olduğu görülmektedir. Türk atasözleri genellikle cesareti, mücadeleyi ve dayanışmayı vurgularken, Japon atasözleri disiplini, işbirliği ve sadakati ön plana çıkarmaktadır. Sonuç olarak, kültürel farklılıkların TKY uygulamaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.Bu çalışma, Türk ve Japon kültürlerinin TKY'ye olan yaklaşımlarını karşılaştırarak, kültürel özelliklere sahip TKY uygulamalarında çalıştırılmak üzere bir çerçeve sunmuştur. Gelecekte, diğer kültürlerin TKY'ye olan etkilerini daha fazla derinleştirebilir ve kültürel farklılıkları TKY uygulamalarının başarına etkisinin nasıl olduğu ile ilgili bilgiler elde edilmesini sağlayabilir. Türkiye'de kalite yönetimi konusunda daha az gelişmiş bir kültür vardır. Japon ve Türk kurum kültürleri farklı olsa da, her iki kültür de işletmelerin başarısı için önemlidir. İşletmelerin kendi kültürlerine uygun olarak çalışanlarını yönetmesi ve onların ihtiyaçlarına uygun çözümler sunması, hem çalışan memnuniyetini hem de işletme başarısını artıracağı tespit edilmiştir.
Bulanık mantık yöntemi ile erken aşama startup değerleme modelinin geliştirilmesi
Erken aşama startuplar, yüksek potansiyelli yatırım kanalları olarak kabul edilirken, bu startupların henüz finansal verilere sahip olmamaları değerlemelerini zor ve sık karşılaşılan bir sorun haline getirmektedir. Finansal verilerin eksikliği ve izlenebilirliğin zorluğu, yatırımcıların bu alandan uzak durmasına neden olmaktadır. Ancak, bu tür startupların eğitim, mentorluk, iş planı doğrulama, fikri mülkiyet ve finansal planlama gibi alanlarda güçlü temellere sahip olması, değerleme ve ticarileşme potansiyelini artırabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, erken aşama startupların değerlemesini ve ticarileşme potansiyellerini bulanık mantık yardımıyla ölçmek ve bu alandaki boşluğu dolduracak bir model geliştirmektir. Bu çalışma kapsamında, startup değerlemesi ile ilgili literatür taraması yapılmış ve startup değerleme yöntemleri incelenerek erken aşama startup değerleme kriterleri belirlenmiştir. Araştırma verileri, bulanık mantık yöntemi kullanılarak değerlendirilmiş ve 2022-2023 yılları arasında Türkiye genelinde faaliyet gösteren erken aşama startupların değerleme ve ticarileşme potansiyelleri ölçülmüştür. Elde edilen bulgular, bu startupların şirketleşme sonrası ilk yatırım değerleriyle karşılaştırılmıştır. Çalışma sonuçları, erken aşama startupların değerlemesinde finansal olmayan verilerin nihai değerleme için güçlü bir referans olarak kullanılabileceğini ve bu startupların, özellikle ticarileşme süreçlerinde belirgin avantajlara sahip olduğunu göstermektedir.
Örgüt kültürü ve kalite kültürünün işletme performansına etkisi üzerine bir araştırma: Gıda işletmesi örneği
Bu araştırmanın amacı, kalite kültürünün kalite algısına ve işletme performansına olan etkisinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında belirli bir işletmeye yoğunlaşmak ve detaylı incelemelerde bulunmak için "X Gıda A.Ş" işletmesi seçilmiştir. İki farklı bölge ve yerleşkede çalışan 27'i beyaz yaka 99'u mavi yaka olmak üzere toplam 126 çalışanın benimsediği kalite kültürünün kalite algısı ve işletme performansına olası etkileri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Nicel bakış açısıyla ele alınan bu çalışmada alandan elde edilen bulgular istatistiki olarak değerlendirilmektedir. Çalışma evreni olarak X Gıda A.Ş. ait 2 fabrika seçilmiş ve evrenin tamamına yani bu fabrikalarda çalışan tüm personel anket uygulanmıştır. Anket ile elde edilen veriler, SPPS programında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda katılımcıların örgüt kültürü algılarının orta seviyenin üzerinde olduğu bulunmuştur. Katılımcıların örgüt kültürü algılarının orta düzeyde, örgütsel performans algılarının ise yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmada örgüt kültürü algısı ile kalite kültürü algısının çalışılan yerleşke değişkenine göre farklılaşmadığı bulunmuştur (p>0.05). Buna karşılık, örgüt performansı algısının çalışılan yerleşkeye göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Araştırmada örgüt kültürü ile kalite kültürü arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Buna karşılık örgüt kültürü ile örgütsel performans arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür (p>0.05). Benzer şekilde kalite kültürü ile örgütsel performans arasında anlamlı ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Sonuç olarak gıda sektöründe örgüt kültürünün kalite kültürünü etkilediği, buna karşılık örgüt kültürünün örgütsel performansı etkilemeyen bir unsur olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kalite Kültürü, Örgüt Kültürü, İşletme Performansı, Kalite Algısı
Terörizmin finansmanında kullanılan finansal yöntemler üzerine bir araştırma
20. yüzyıl, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde çok yönlü çatışmaların yaşandığı bir dönemdi. Bu dönemde özellikle modern terörizmin dört boyutu/dalgası farklı bölgelerde farklı yoğunlukta gerçekleşti. Bu dört terör dalgasıyla ilgili literatürde ideoloji, aktivizm, örgütlenme, strateji/yöntem veya modulisoperandi gibi boyutlar ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Ancak terör literatüründe terörün finansmanı sorunu 11 Eylül 2001 tarihinden itibaren daha yoğun bir şekilde çalışılmış ve "parayı takip et, suçluları bul" kavramı önemli bir terörle mücadele stratejisi haline gelmiştir. Terörizm faaliyetlerini sürdürmek ve çeşitli eylemlerde bulunmak için sürekli finansal desteğe ihtiyaç duyar bu ihtiyaçlar genellikle çeşitli taraf ülkelerin direkt silah yardımı ya da finansal desteği şeklinde olurken belirli dönemlerde ise çeşitli yasa dışı ürün(uyuşturucu maddeler) yetiştiriciliği ve pazarlaması şeklinde gerçekleşmektedir. Bu çalışma kapsamında terörizmin finansman suçu konusu incelenemeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Suç, Finansman, Terörizmin Finansmanı Suçu
Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarına yönelik algının bireysel iş performansına etkisi: Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetleri çalışanları üzerine bir araştırma
Sağlık hizmetlerinde hatanın telafisinin olmaması, hasta ve çalışan güvenliğine önem verilmesi kalite uygulamalarını zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca sağlık hizmetlerinde teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte, hastaların kaliteli hizmet alma isteği artmıştır. Ülkemizde kamu alanında sağlık hizmetlerinde kalite uygulamaları diğer kamu kurumlarına göre düzenli olarak yapılmaktadır. Sağlık kurumlarında kalite düzeyini sağlamak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan hizmetin türüne göre sağlıkta kalite standartları seti hazırlanmıştır. Sağlıkta kalite standartları doğrultusunda hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde hasta ve çalışan güvenliği ile hasta ve çalışan memnuniyetinin sağlanması, hataların önlenmesi ve çalışma alanı ile hizmet sunumunda sürekli iyileştirmelerin yapılması, etkin, verimli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti amaçlanmaktadır. Hastane öncesi sağlık hizmetlerinde kalite uygulayıcıları olan çalışanların performansları hizmet kalitesi açısından önemlidir. Çalışanların performansının iyi olması hastaların memnuniyetlerinin artmasını ve hataların önlenmesini sağlar. Çalışanların performansının ölçülmesi, performans ölçüm sonuçlarının değerlendirilerek iyileştirmeler yapılması kurumları başarıya götürmektedir. Kalite yönetimi ve performansın çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti, düşük maliyet ile yüksek verimlilik, kaynak israfının önlenmesi, kaynakların etkin kullanılması, sıfır hata gibi önem verdikleri ortak unsurlar bulunmaktadır. Sağlık hizmetlerinde sunulan kalite uygulamaları çalışanların performansına etki edecek potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın amacı, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde toplam kalite yönetimi uygulamalarının çalışanların performansına etkisinin incelenmesidir. Araştırma verileri Bolu İl Ambulans Servisi Başhekimliğinde çalışan 284 kişiden anket tekniği ile toplanmıştır. SPSS 26 programı kullanılarak verilerin analizi yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde çalışanların kalite algısı ve bireysel iş performansı algılarının yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kalite algısının bireysel iş performansını pozitif olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılanların kalite algısı ve bireysel iş performansı algısının demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Türk siyasetname geleneğinde yönetim felsefesi ve yönetsel etik değerler analizi
Bu çalışma, Türk siyasetname geleneği içinde yönetim felsefesi ve yönetsel etik değerleri ele almaktadır. Özellikle Kutadgu Bilig ve Koçibey Risalesi üzerinden bu kavramları analiz etmektedir. Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan 11. yüzyıla ait bir eser olup, Türk düşünce tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Aynı şekilde, Koçibey Risalesi, Osmanlı dönemi kaynaklarından biri olarak yönetim ve etik konularında derinlemesine bilgiler sunmaktadır. Çalışmanın odak noktalarından biri, Türk siyasetname geleneğinin köklü bir tarihine sahip olan Kutadgu Bilig'in yönetim felsefesi içindeki özgün katkılarıdır. Bu bağlamda, eserin yönetim anlayışı, hükümdarın sorumlulukları ve adalet anlayışı detaylı bir şekilde incelenmektedir. Ayrıca, Koçibey Risaleleri üzerinden Osmanlı yönetimindeki etik değerlerin analizi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim anlayışını daha geniş bir bağlamda ele almamıza olanak tanımaktadır. Analizde, Kutadgu Bilig ve Koçibey Risalesi'nin yönetim felsefesi ve etik değerler perspektifinden günümüz siyasi düşüncelerine nasıl ışık tuttuğu ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu çalışma, Türk siyasi düşünce tarihine ve etik değerlerin evrimine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak, Kutadgu Bilig ve Koçibey Risalesi'nin, Türk siyasetname geleneğindeki önemini vurgulayan bu çalışma, yönetim felsefesi ve yönetsel etik değerlerin evrimine dair daha geniş bir anlayışın kapılarını aralamaktadır.
Çok kriterli karar verme yöntemleri ile tedarikçi seçimi: Ambalaj sektöründe uygulama
Bugünün iş dünyasında, yalnızca kalite odaklı ürün üretmenin artık yeterli görülmediği ve firmaların tedarik zincirlerinde rekabet etmek zorunda bırakıldığı bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu rekabet ortamında, firmaların faaliyetlerini sürdürebilmesi için yüksek kaliteli, düşük maliyetli ürünler sunmaları ve kesintisiz bir tedarik zinciri yönetimi sağlamaları artık kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir. Doğru tedarikçi seçimi ile kesintisiz tedarik zinciri yönetimi sağlanabilir. Bu yaklaşım, firmanın rekabet gücünü artırmasına, maliyetlerini düşürmesine ve müşteri memnuniyetini artırmasına yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada, ambalaj sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın üretime direk etki eden ve satın alma maliyetinde kritik öneme sahip hammaddenin tedarikçileri arasındaki seçim problemi incelenmiştir ve firma için optimum tedarikçinin seçilmesi amaçlanmıştır. Firmanın tedarikçi değerlendirme kriterleri, literatür araştırması ve karar verme grubu görüşleri doğrultusunda kalite, maliyet, teslimat, gıda güvenliği, belgelendirme ve satış sonrası hizmet olarak belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde, firmada görevli altı uzman ile görüşülerek kriterlerin ve alternatif tedarikçilerin değerlendirmeleri toplanmıştır. Çalışmada çok kriterleri karar verme yöntemlerinden AHP, COPRAS ve SAW yöntemleri kullanılmıştır. AHP yöntemi kullanılarak bir tedarikçi seçim modeli oluşturulmuştur ve kriterlerin ağırlıkları hesaplanmıştır. AHP yöntemi için Microsoft Excel programı ve Super Decisions programı kullanılmıştır. Alternatif tedarikçilerin önceliklendirilmesinde ise COPRAS ve SAW yöntemleri kullanılmıştır. COPRAS ve SAW yöntemleri analizlerinde Microsoft Excel programı ve ÇKKV editör programı kullanılmıştır. Çalışma ambalaj sektöründe olmasına rağmen firma gıda sektörüne hizmet vermesi ve uygulama kısmında AHP, COPRAS ve SAW yöntemlerinin Microsoft Excel, Super Decisions, ve ÇKKV editör programlarını kullanarak birlikte değerlendirilmesi çalışmanın özgün yanını belirtmektedir. Gerçekleştirilen ÇKKV yöntemleri analizlerin sonucunda kullanılan program sonuçları birbirleriyle örtüşmektedir ve optimum tedarikçinin dördüncü tedarikçi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Toplam kalite yönetimi ilkelerinin mobilya sektöründe uygulanması ve etkileri: Doğu Karadeniz örneği
Toplam Kalite Yönetimi (TKY), işletmelerin müşteri gereksinimlerinin karşılanabilmesi için kullanılan işin, insanın, ürünün veya hizmetin kalite ihtiyaçlarının belirli sistemler içerisinde ve bütün çalışanların katkılarıyla sağlanmasıdır. Toplam Kalite Yönetiminin amacı işletmelerin müşterilerine daha kaliteli hizmet ve ürün satabilmeleri konusunda destek sağlamaktır. TKY uygulamalarını işletmelerinde aktif ve doğru bir şekilde uygulayan işletmelerin müşteri ilişkileri, kalite yönetimleri, işletme iç dinamikleri, işletme performansı başta olmak üzere birçok konuda avantaj sağladığı söylenebilmektedir. Çalışmanın amacı; Toplam Kalite Yönetimi ilkelerinin Doğu Karadeniz bölgesindeki mobilya sektöründe uygulanması ve etkilerinin incelenmesidir. Çalışma sonucunda katılımcıların TKY puanlarının 3,61±0,28 aralığında olduğu, TKY uygulamalarının; kadınlarda, 29 ve altı yaş aralığında, ilköğretim düzeyindeki katılımcılarda, satış/pazarlama uzmanlarında, 251 ve üzeri çalışanı olan işletmelerde, yüksek miktar, az çeşit üretim tipi ve miktarına sahip işletmelerde ve 7-9 yıl arasında faaliyet gösteren işletmelerde daha yüksek olduğu, gelir düzeyine göre anlamlı farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.
Yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarının işe angaje olma üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Yeşil insan kaynakları yönetimi örgütlerin insan kaynakları süreçlerine çevre dostu politikalar, sistemler ve uygulamalar entegre eden bir yaklaşım olarak tanımlanmaktadır. İşe angaje olma ise çalışanın işine ve organizasyonuna duygusal, zihinsel ve davranışsal düzeyde bağlanmasını ifade etmektedir. Bu araştırmada yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamaları ile işe angaje olma durumu arasındaki ilişkiye kavramsal bir çerçeve oluşturmak amaçlanmıştır. Bu araştırmanın verileri anket tekniği ile toplanmıştır. Evren içinde yer alan bireylerin net sayısını belirlemek mümkün olmadığından evren belirsiz olup kolayda örnekleme yöntemi ile bu evrenden birincil veriler toplanmıştır. 222 kişiden oluşan bir örneklem üzerinden analizler yapılmıştır. Bu bağlamda yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarının, işe angaje olma düzeyini pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilediği, çalışanların işe angaje olma düzeylerini artırmada önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Analizlerde yeşil iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının erkek çalışanlar tarafından daha fazla benimsendiği, erkeklerin işe daha fazla enerji ve bağlılık gösterdiği tespit edilmiştir. İşe angaje olma düzeyinin yaş ilerledikçe artma eğiliminde olduğu görülmüştür. Medeni durumun işe angaje olma düzeylerini etkilemediği, eğitim düzeyi arttıkça yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarına yönelik algıların olumlu yönde değiştiği ve işe angaje olma düzeyinin arttığı görülmektedir. Sektörel farklılıkların yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve işe angaje olma üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu, kıdem süresi arttıkça işe angaje olma düzeylerinin arttığı ve yöneticilerin çevresel konulara daha duyarlı olduğu ve yeşil uygulamalara daha fazla katıldığı, işe daha fazla enerji ve bağlılık gösterdiği tespit edilmiştir.
Kadın istihdamını etkileyen faktörler ve Düzce'de kadın istihdamının mevcut durumu
Ekonomik faaliyetlerin temel yapı taşları arasında en önemli payı istihdam edilen bireyler oluşturmaktadır. Ülkelerin ekonomik gelişmişlik seviyesine bağlı olarak istihdam oranlarında farklılıklar oluşabilmektedir. Bu farkların ekonomik faktörler dışında da birçok nedeni vardır. Eğitim, kültür, sosyal yapı, din ve devlet politikaları gibi birçok faktör istihdam yapısında belirleyici rol almaktadır. Genel olarak istihdamda ortaya çıkan farklılıklardan ayrı olarak bir de kadınların işgücü piyasasında var olmasını etkileyen faktörler vardır. Ülkeler ve bölgeler arasında çok çeşitli nedenlerle kadın istihdamı pozitif ya da negatif olarak etkilenebilmektedir. Türkiye'de son yıllarda kadınların işgücü piyasasında yer almasına yönelik birçok adım atılmaktadır. Buna rağmen üzerinde tartışılmaya devam edilen konu yine kadınların istihdamdaki dezavantajlı konumları olmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de istihdamı ve özel olarak da kadın istihdamını etkileyen faktörler, kadın istihdamının işgücü piyasalarındaki yeri ve önemi, kadın istihdamına ilişkin tarihsel süreç ve kadın istihdamı konusunda geliştirilen kuramlar incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Düzce ilindeki kadın istihdamının mevcut durumunu belirlemektir. Çalışmada, Düzce'deki kadın istihdamının durumunu ortaya koymak için İŞKUR tarafından yayınlanan işgücü raporları incelenmiştir. Son beş yıllık verilerin incelendiği çalışmada Düzce'deki kadın istihdamının mevcut durumu Türkiye'deki kadın istihdamın mevcut durumu ile karşılaştırılmıştır. Kadınların en sık istihdam edildikleri sektörler, sosyo-demografik özelliklere göre istihdam durumu, kadınların kayıtlı ve kayıt dışı istihdam edilme oranları, açık işler ve işe yerleştirilme oranları gibi Düzce'deki kadın istihdamının durumunu hem Türkiye geneli ile hem de erkek istihdamı ile kıyaslanarak incelenmiştir. Gerçekleştirilen bu karşılaştırma neticesinde birçok yönü ile Türkiye geneli ile Düzce iline ilişkin İŞKUR verilerinin benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Engelli, eski hükümlü ve terörle mücadeleden yaralananların duruma ilişkin verilerin ve konaklama ve yiyecek hizmetleri faaliyetleri sektöründeki verilerin benzerlik göstermediği anlaşılmıştır.
Girişimsel pazarlama özelliklerinin belirlenmesine yönelik uluslararası karşılaştırmalı bir analiz: Türkiye Azerbaycan örneği
Bu çalışma, Türkiye ve Azerbaycan'daki küçük ve orta ölçekli işletmelerin girişimsel pazarlama profillerini karşılaştırarak; girişimci pazarlama özellikleri, pazarlama yaklaşımları, pazarlama kararlarının alınış biçimi, genel girişimcilik eğilimi ve işletme performansı bakımından iki ülke arasında anlamlı farklılıklar olup olmadığını ortaya koymayı amaçlamıştır. Araştırma, her biri 250 işletme temsilcisinden oluşan iki örneklemin anket yoluyla değerlendirilmesine dayanmakta; toplanan veriler üzerinde bağımsız örneklemler t-testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye'de fırsat odaklılık ve yenilikçilik eğiliminin; Azerbaycan'da ise talep odaklılık, özerklik eğilimi ve fiyatlandırma kararlarında müşteri ve rakip bilgilerine güvenin anlamlı ölçüde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ürün kararlarında Türkiye, fiyat kararlarında Azerbaycan öne çıkarken; büyüme odaklılık, risk alma, dağıtım ve tutundurma gibi diğer boyutlarda her iki ülke arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Ayrıca her iki ülkedeki katılımcıların genel girişimcilik eğilimi ve algılanan işletme performansı düzeyleri benzer bulunmuştur. Bu bulgular, girişimsel pazarlama stratejilerinin yerel pazar dinamiklerine sıkı sıkıya bağlı olarak geliştirilmesi gerektiğini; araştırma literatürüne ise kültürel ve kurumsal bağlamın girişimsel pazarlama unsurlarını nasıl şekillendirdiğine dair karşılaştırmalı bir bakış açısı kazandırdığını ortaya koymaktadır.
Algılanan e-hizmet kalitesinin müşteri sadakatine etkisinde özgüvenin düzenleyici rolünün araştırılması
Araştırmanın amacı, dijitalleşmenin hızla arttığı günümüzde algılanan e-hizmet kalitesinin müşteri sadakati üzerindeki etkisinde özgüvenin düzenleyici rolünü incelemektir. E-ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte, tüketicilerin dijital hizmet deneyimleri satın alma davranışlarını ve markaya olan bağlılıklarını doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda, hizmet kalitesi algısı ile müşteri sadakati arasındaki ilişkinin oluşumunda psikolojik faktörlerin, özellikle özgüvenin belirleyici olabileceği varsayılmıştır. 18 yaş üstü 524 katılımcıdan çevrim içi anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, e-hizmet kalitesinin temel boyutlarından hizmet değeri ve çevrim içi hizmet kalitesi müşteri sadakati üzerinde anlamlı ve pozitif etkilere sahiptir. Buna karşın, algılanan güvenlik unsurunun müşteri sadakati ile negatif yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Özgüven değişkeni, müşteri sadakati üzerinde tek başına anlamlı bir etki göstermemekle birlikte, hizmet değeri ve çevrim içi kalite ile etkileşimi sonucunda sadakat üzerindeki ilişkileri farklılaştırmaktadır. Özellikle özgüveni yüksek bireylerde hizmet değerinin sadakat üzerindeki etkisi güçlenirken, çevrim içi kalite ile özgüven etkileşimi bu ilişkiyi kısmen sınırlamaktadır. Bu bulgular, dijital ortamlarda müşteri sadakatinin yalnızca hizmet kalitesiyle değil, aynı zamanda bireysel psikolojik özelliklerle de şekillendiğini ortaya koymaktadır.
Öğrencilerin üniversite tercihine etki eden faktörler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, sayısı gün geçtikçe artan üniversitelerin, tercih edecek öğrenciler tarafından nasıl algılandıklarını belirlemek, öğrencilerin üniversite tercihlerinde hangi faktörlere önem verdiklerini tespit etmek ve üniversitelere sektörde farkındalık oluşturabilecek bir konum elde edebilmelerine yönelik öneriler sunmaktır. Çalışmanın konusunu, öğrencilerin üniversite tercihine etki eden faktörler oluşturmaktadır. Öğrencilerin üniversite tercihine etki eden muhtemel faktörlerin öğrenciler üzerindeki algıları incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de üniversite sınavına hazırlanan lise son sınıf ve mezun öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma; Türkiye'nin yedi bölgesinde ve her bölgenin en büyük ilinde-İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Erzurum, Samsun ve Gaziantep-üniversiteye hazırlanan öğrencilere anket uygulanarak, öğrencilerin üniversite tercihine etki eden faktörleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Tabakalı örnekleme yöntemi esas alınarak yapılan bu araştırmada geçerli toplam 1112 anket formu elde edilmiş, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilerek yorumlanmıştır. T-testi, Anova, Korelasyon Analizi, Faktör Analizi ve Kümeleme Analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin üniversite tercihi ile ilgili düşünceleri; üniversitenin imaj ve marka değeri, üniversitenin sunduğu imkanlar, üniversitenin temel ihtiyaçları karşılaması, üniversite tercihinde dershane ve okulun yönlendirmesi, üniversite tercihinde ailenin etkisi, arkadaş çevresi ve spor olanakları olmak üzere altı başlık altında toplanmıştır. Araştırmanın ilişki analizi sonucunda, öğrencilerin üniversite tercihine yönelik düşünceleri ile demografik özellikleri arasında ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan farklılık analizi sonucunda ise öğrencilerin üniversite tercihine yönelik düşünceleri ile demografik özellikleri arasında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, öğrencilerin üniversite tercihine etki eden en önemli faktörler; üniversitenin bulunduğu şehir, üniversitenin iş güvencesi sağlaması, tercih edilen bölümün imajının iyi olması gibi unsurlar oluşturmuştur. Elde edilen sonuçların, rekabet halinde olan üniversitelere strateji geliştirme hususunda fayda sağlayacağı öngörülmüştür. Anahtar Kelimeler: Üniversite İmajı, Öğrenci Tercihi, Kurumsal İmkânlar, Aile ve Arkadaş çevresi.
Bir lider olarak okul müdürünün öğretmenlerin mesleki gelişimine katkısı
Bu çalışmanın amacı Düzce ilinde okul müdürlerinin öğretmenlerin mesleki gelişimlerine yaptıkları katkının ne olduğunu ortaya çıkarmaktır.Bu çalışma için 28 maddeye sahip olan Likert tipi bir ölçek geliştirilmiştir ve Düzce ilinde rastgele belirlenen ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlere uygulanmıştır. Çalışmanın yapıldığı sırada Düzce ili genelinde 3617 öğretmen görev yapmakta iken 725 öğretmenin(tüm öğretmenlerin yaklaşık yüzde 20'si) ölçeği cevaplaması sağlanmıştır. Bu çalışma ile öğretmenlerin mesleki gelişimlerine, okul müdürlerinin katkısının ne ve ne düzeyde olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ölçek geliştirilirken birbirinden farklı iki uygulama yapılmıştır. Birinci uygulamadan elde edilen verilere açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır ve ölçeğin üç boyutlu yapıda olduğu görülmüştür. İkinci uygulama sonucunda ise ölçeğin üç boyutlu yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmıştır. Bu boyutlar "Doğrudan Destek", "Dolaylı Destek" ve "Aday Öğretmen" olarak isimlendirilmiştir. Doğrudan destek boyutunda, okul müdürlerinin öğretmenlerin mesleki gelişimlerine doğrudan etki eden katkıları ile ilgili Maddeler bulunmaktadır. Dolaylı katkı boyutunda, okul müdürlerinin öğretmenlerin mesleki gelişimlerine dolaylı yollardan etki eden katkıları ile ilgili Maddeler bulunmaktadır Aday öğretmen boyutunda ise, okul müdürlerinin aday öğretmenlerin mesleki gelişimleri ile ilgili Maddeler bulunmaktadır. Uygulanacak testlerin belirlenmesi için yapılan analizde verilerin normal dağılmadıkları görülmüştür. Bu yüzden verilere Mann Whitney U testi ile birlikte Kruskal-Wallis testleri uygulanmıştır. Yapılan analizlere göre öğretmenlerin bakış açısından okul müdürlerinin öğretmenlerin mesleki gelişimlerine katkısının anlamlı olarak farklılaştığı tek değişkenin okul türü olduğu görülmüştür. İlkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul müdürlerinin öğretmenlerinin mesleki gelişimlerine katkılarının öğretmenlere göre anlamlı olarak farklılaştığı, diğer değişkenlere göre ise (cinsiyet, yaş, kıdem, branş) anlamlı bir farklılığın olmadığı çalışma neticesinde ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Okul Müdürü, Mesleki Gelişim, Doğrudan Destek, Dolaylı Destek, Aday Öğretmen
Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında toplam kalite yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada Toplam Kalite Yönetiminin kurum ve kuruluşlarda uygulanması konusu ve tarihsel gelişimi ile eğitimde kalite anlayışı irdelenmiştir. Ayrıca eğitimde toplam kalite yönetimi (TKY) kapsamında mesleki ve teknik eğitim kurumlarında TKY uygulamasının nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiği, kurumlarda TKY ile ilgili çalışmalar yapılıp yapılmadığı, uygulamada karşılaşılan sorunların neler olduğu üzerinde durulmuştur. Kurum yöneticileri ile yapılan görüşmeler ekte sunulmuştur. Çalışmada özel işletmelerde kalite ve müşteri memnuniyetini baz alan yönetim biçiminin, mesleki ve teknik eğitim kurumlarında mevzuat dahilinde uygulanabileceğini ve bu bağlamda toplumda mesleki ve teknik eğitim alanında kaliteli ve kalifiye teknik eleman ihtiyacının en iyi biçimde karşılanabileceği savunulmaktadır. Eğitimde TKY, eğitimde TKY' nin yararları ve uygulanması incelenmiştir. Araştırmanın veri kaynağını mülakatlarla toplanan veriler oluşturmaktadır. Uygulama sonucunda çıkan sorunlar açıklanmış ve bunlara çözüm önerileri sunulmuştur.
Küreselleşme - yerelleşme bağlamında kentleşme ve yerel yönetimlerde vizyon arayışları:2023 Türkiye vizyonu ve sonrası için Kocaeli modeli
"Küreselleşme", "yerelleşme" ve "kentleşme "gibi birbiri ile yakından ilgili ve ilişkili üç kavramın, birbirlerini ve aslında her şeyi az veya çok bir şekilde etkilediği ve belirlediği günümüz dünyasında, devletleri ve dolayısı ile yapısal anlamda devletlerin örgütsel yapısını ifade eden kamu yönetim sistemlerini etkilememesi olanaksızdır. Bilindiği üzere, kamu yönetim sistemlerinin toplumun gereksinimlerini karşılayan etkin bir araç durumuna dönüştürülebilmelerinin başlıca koşullarından birisi, söz konusu bu sistemlerin gelişen ve değişen koşullara ayak uydurmasını sağlayacak şekilde ve sürekli bir biçimde yenilenerek geliştirilmesidir. Fakat Türkiye'de 2004 yılına kadar yapılan ve "yeniden düzenleme", "yeniden yapılanma" veya "idari reform" gibi farklı kavramlarla ifade edilen "idarede reform çalışmaları" dar ve kısa vadeli bir bakış açısı ile yapılmış olup, sistemin daha geniş ve daha uzun vadeli bir bakış açısı ile ele alınması ise ancak bu tarihten sonra mümkün olmuştur. "Vizyon" olarak da isimlendirilen bu yeni ve farklı bakış açısı ile hazırlanan "2023 Türkiye Vizyonu" kapsamında başlatılan idari reform çalışmaları ise Türk idari ve siyasi hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Çünkü söz konusu bu reformlar sonucunda «Kocaeli Modeli» ismi ile bilinen yeni bir yerel yönetim modeli Türk siyasi ve idari hayatına girmiştir. Kamuoyunca da bir yerel yönetim reformu olarak bilinen ve on yıl süre ile İstanbul ile birlikte Kocaeli ilinde de uygulandıktan sonra yirmi sekiz büyükşehirde daha uygulanmaya başlayan bu yeni yerel yönetim modeli aslında, Türk Devlet geleneğinde ve devletin görev ile sorumluluklarının dayanağı olan devlet felsefesinde köklü değişikliklere neden olacak bir reform çalışması niteliğine sahip bir çalışma olmuştur. Bu tez çalışmasının ana temasını, Kocaeli Modeli olarak adlandırılan ve yakın bir gelecekte ülkenin tamamında uygulanması beklenen söz konusu bu yerel yönetim modelinin sadece geleneksel yerel yönetim anlayışını ve yapısını değiştirmekle kalmayıp, Türk idari yapısının geleneksel yönetim felsefesini ve genel yönetim yapısını da etkileyeceği ve değişime zorlayacağı iddiaları oluşturmuştur. Ayrıca, bu model için İstanbul ve Kocaeli illerinin seçilmesinin nedenleri ile Türk yerel yönetim geleneğinin halen oluşamaması gibi daha birçok konu da bu çalışmada ana tema ile ilişkili olacak bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Neticede ise köklü bir yerel yönetim geleneği bulunmamasına rağmen oldukça uzun sayılabilecek bir süre örgütlenme tecrübesine ve bunun sonucunda ise merkeziyetçi bir yönetim geleneğine ve buna uygun bir örgüt yapısına sahip olan Türk Devletinin bu yapısının, söz konusu bu reform çalışmalarından genel olarak olumsuz etkilendiği/etkileneceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri, Kentleşme,Kocaeli, Küreselleşme, Yerelleşme
İnovasyon algısı, inovasyon sürecindeki liderlik tarzları ve işletmenin inovasyon performansı arasındaki ilişkiler: Düzce'deki KOBİ'ler üzerinde bir araştırma
Araştırmanın temel amacı, inovasyon algılarının, inovasyon sürecindeki liderlik tarzlarına etkisini ve inovasyon sürecindeki liderlik tarzlarının da işletmenin inovasyon performansına etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini, Düzce ilinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin sahipleri veya üst düzey yöneticileri oluşturmaktadır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada, veriler yüz yüze anket tekniğiyle elde edilmiştir. Değerlendirmeye alınan ve verilerin analizinde kullanılan toplam anket sayısı 126'dır. Araştırmada kullanılan başlıca istatistiksel analizler; betimleyici istatistikler, korelasyon analizi ve regresyon analizidir. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre en yaygın inovasyon algısı, inovasyonun, ürün kalitesini artıracağı algısıdır. En yaygın görülen inovasyon sürecindeki liderlik tarzı, dönüştürücü liderlik tarzıdır. Düzce ilinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin inovasyon performansı ise ortalama düzeyindedir. Olumlu inovasyon algıları, dönüştürücü liderlik tarzını, karizmatik liderlik tarzını ve stratejik liderlik tarzını etkilemektedir. Olumsuz algılardan ek maliyet algısı ise dönüştürücü liderlik tarzını, karizmatik liderlik tarzını, hizmetkâr liderlik tarzını ve stratejik liderlik tarzını etkilemektedir. Köklü değişiklik algısı yalnızca dönüştürücü liderlik tarzını etkilemektedir. Diğer taraftan işletmenin inovasyon performansı üzerinde etkili olan en önemli inovasyon sürecindeki liderlik tarzlarının ise karizmatik ve stratejik liderlik tarzlarının olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çok uluslu enerji şirketlerinin uluslararası ekonomi ve politikadaki yeri: ABD ve Rusya karşılaştırması
Çok uluslu şirketler, küreselleşme sürecinin hızlanmasıyla ön plana çıkmaktadır. Güçlü sermaye yapıları, gelişmiş teknolojiye sahip alt yapıları sebebiyle, faaliyetlerini ve etkilerini güçlü bir şekilde ve küresel çapta yürütebilmektedirler. Günümüz dünyasında kalkınma ve gelişmenin temel dayanaklarından olmaları sebebiyle, doğal gaz ve petrol gibi enerji kaynakları üzerindeki politik ve ekonomik rekabet oldukça çetin bir hal almıştır. Bu çalışma, günümüz dünyasında çok uluslu şirketleri ve enerji kaynaklarının öneminin daha önce olmadığı kadar artması nedeniyle, uluslararası ekonomi ve politikadaki yerini, ABD ve Rusya menşeli olanlar ve bunların faaliyetlerini ele almak suretiyle incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, petrol ve doğal gazın dünya ekonomi ve politikasında üstünlüğün sağlanması ve çıkarların maksimize edilmesi açısından büyük ve önemli bir ekik ve politik araç olduğu varsayımına dayanmaktadır. Çalışmada, ABD ve Rusya'nın ekonomik ve politik üstünlüğünde; çıkarlarının korunması ve geliştirilmesinde enerji hâkimiyetinin hayati rolü bulunduğu kabul edilmiştir. Anılan amacın ortaya konulmasında neorealist teoriden yararlanılmıştır. Çalışmada günümüz dünyasında çok uluslu şirketlerin rolünün gün geçtikçe arttığı, ekonomik ve politik boyutu bulunan doğal gaz ve petrol gibi enerji kaynakları üzerindeki rekabetin de, diğer alanlardaki rekabetin bir uzantısı olarak çetinleştiği ve kritik bir hal aldığı sonucuna, çok uluslu şirketlerin faaliyetleri, yapıları ve etkileri incelenerek ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Enerji, Ekonomi, Politika, Çok Uluslu Şirket, ABD, Rusya
Yönetici ve öğretmenlerin öğrenen örgüt algısı ve karşılaştıkları engeller (Bursa İnegöl örneği)
Bu araştırmanın amacını, Bursa İli İnegöl İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde görev yapmakta olan öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşlerine göre, liselerin öğrenen örgüt olma özelliği gösterip göstermediğini ve bu durumu engelleyen örgütsel engellerin İnegöl ilçesi açısından karşılaştırmalı bir durum çalışması ile belirlenmesi oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Bursa ili İnegöl ilçesindeki 16 devlet lisesinde görev yapan 70 yönetici ve 578 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma evreni Bursa ili İnegöl ilçe Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı (16) devlet lisesinde görev yapan (70) yönetici ile (578) öğretmendir. Bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.
Kurum imajının müşteri memnuniyetine etkisi: Kamu- özel hastane örneği
Bu araştırmanın amacı, hastane işletmelerinde kurumsal imajın hasta memnuniyetine etkisinin incelenmesidir. Hastane türüne göre (kamu- özel) göre farklılık gösterip göstermediğini de ortaya koymaktır. Bu amaca ulaşmak için belirlenen bir kamu ve özel hastaneden hizmet alan hastalar araştırmanın evreni olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklem büyüklüğü her hastane için 250 olmak üzere toplam 500 olarak belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde kolayda örneklem yönteminden yararlanılmıştır. Veriler yüz yüze anket tekniğiyle toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS 20 paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda kurumsal imaj ile hasta memnuniyeti arasında pozitif yönlü bir ilişki varken, hasta memnuniyetinin hastane türüne göre farklı olmadığı görülmüştür. Son olarak, demografik özelliklere göre tercih edilen hastane türleri incelendiğinde cinsiyet, yaş, meslek, gelir düzeyi ve eğitim düzeyi gibi tüm demografik özelliklere göre tercih edilen hastane türlerinin farklılık gösterdiği saptanmıştır.
Terör ve devletleşme amacı: PKK üzerinden bir inceleme
Terörizm günümüzde etkinliğini sürdürürken terör örgütleri, ideolojileriyle birlikte faaliyetlerini gerçekleştirmekte ve zaman içerisinde devletleşme sürecine girmektedirler. 11 Eylül saldırıları sonrası oluşan uluslararası terörizm kavramı ve beraberinde terör örgütlerinin uluslararası alanda kimlik kazanması, terörizme olan bakış açısının değişmesine sebep olmuştur. Teknolojinin gelişmesi, terör örgütlerinin sahip olduğu kaynakların ve teçhizatın da gelişmesini etkilerken bir ülkenin tek başına mücadele edemeyeceği güç potansiyeline ulaşmalarını sağlamıştır. Bu sebeple terörizmle uluslararası bir mücadelenin yürütülmesi gerektiği düşüncesi hâkim olmuştur. Türkiye, stratejik konumu itibariyle her dönem terörden etkilenmiştir. Özellikle Suriye krizi sonrası bölgede faaliyet gösteren DEAŞ terör örgütünün gerçekleştirdiği saldırılar ve çözüm süreci sonrası PKK saldırıları Türkiye'nin hedef ülke olduğunu göstermektedir. Çalışma, PKK terör örgütünün yapısını ve ideolojisini saptayarak, devlet kurma amacı taşıyan bir strateji içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda terör örgütlerinin devletleşme olasılığı değerlendirilmektedir.
Personel güçlendirme yaklaşımının iş tatminine etkisi: Düzce Adliyesi yardımcı yargı personelleri üzerine bir araştırma
Hazırladığımız bu çalışmada, personel güçlendirme yaklaşımının iş tatminine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla bir kamu kurumu olan Düzce ve Mülhakat Adliyelerinde çalışan yardımcı yargı personelleri evren olarak kabul edilmiştir. Örnek kütle olarak alınan Düzce ve Mülhakat Adliyesinde görevli 200 yardımcı yargı personeline 25 soruluk "güçlendirme" ve 15 soruluk "iş tatmini" anketi doldurmaları istenerek veri elde edilmiştir. Tezin birinci bölümünde, araştırmanın hangi probleme cevap aradığı, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, araştırmanın varsayımları, araştırmanın sınırlılıkları açıklanmış; ikinci bölümde İkinci bölümde, "personel güçlendirme" ayrıntılı olarak açıklanmış, üçünde bölümde iş tatmini hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise iş personel güçlendirmenin iş tatminine etkisi açıklanmıştır. Tezimizin ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerinin sonunda ilgili konu hakkında yayımlanan yüksek lisans ve doktora tezleri, ayrıca üçüncü İngilizce dilinde yayınlanan 5 makale kısaca özetlenmiştir. Çalışmamın son bölümünde, anket cevapları SPSS programında analiz edilerek yorumlanmıştır. Anket sonuçlarına kişisel görüşlerimiz de eklenerek sonuç ve öneriler kısmı yazılmıştır.
Sağlık profesyonellerinin yalın uygulamalara direncini belirlemeye yönelik bir araştırma
Üretim işletmelerinde başarılı uygulamaları olan yalın üretim tekniklerinin, ülkemizde 2000 yılından sonra sağlık işletmelerinde karşılaşılan problemlerin çözümünde önemli katkıları olduğu, kurumlarda yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Örgütsel değişimi beraberinde getiren yalın uygulamalar sağlık profesyonellerinin direnci ile karşılaşmaktadır. Yalın yolculukta sağlık profesyonellerinin direncini en aza indirebilmek için ortak kurum hedeflerinin ve değişim için gerekli kültürel alt yapıyı sağlamak gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama Araştırma Merkezinde görev yapan sağlık profesyonellerinin yalın uygulamalarına karşı direnç durumlarının belirlenmesidir. Bu çalışma kapsamında; literatürde benzer çalışmalarda kullanılan''Değişime Karşı Tutum Ölçeği''doğrultusunda hazırlanan anket soruları Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama Araştırma Merkezinde görev yapan 202 sağlık profesyoneline uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; yalın uygulamaların getirisi olan sağlık merkezindeki değişimin, yönetilmesi aşamasından sağlık profesyonellerin memnun oldukları, anacak sağlık profesyonellerin performans ve ödüllendirme yönetiminden memnun olmadıkları görülmüştür. Kurum aidiyeti düşük bulunmuştur. Yalın Uygulamaları her aşamasında hizmetiçi eğitimlerin ağırlık verilmesinin olumlu sonuçlar getirdiği ortaya konulmuştur. Yalın uygulamalara karşı direnç orta düzeyde değerlendirilmiştir.
Karşılıklı bağımlılık yaklaşımı üzerinden AB enerji güvenliğinin sağlanmasında Türkiye'nin rolü
Enerji, bir cisim ya da sistemin iş yapabilme yeteneğidir. Başka bir ifadeyle enerji, kuvvet uygulayabilmek için ihtiyaç olan potansiyel güçtür. İktisadi olarak bir ekonominin büyüklüğü, o ekonominin toplam nihai ürün çıktısıyla belirlenmektedir. Ürün çıktısını oluşturmak için ise enerji girdisinin önemi oldukça büyüktür. Ekonomiler üretimde bulunmak ve bu üretimi devam ettirebilmek için yoğun enerji girdisine gereksinim duyarlar. Enerji kaynaklarına sahip olsunlar ya da olmasınlar enerji gereksinimi ekonomi büyüdükçe artar. Enerjinin üretildiği ve pazarlandığı coğrafi alanlar arasındaki ilişkinin büyüklüğü ile doğru orantılı olarak, coğrafi konumun jeopolitik değeri artar. Enerjiye sahip olan ülkelerin Dünyadaki yeri mutlak lokasyon olarak önemlidir. Enerji, bir ülkenin ekonomik ve sosyal gelişiminin en temel ve sürükleyici ihtiyaçlarındandır. Bugün dünyada tüketilen enerji, çok sayıda enerji kaynağından elde edilmesine rağmen petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil kaynaklar, bu kaynakların %87'sini kapsamaktadır. Enerji çağımızda ülkelerarası ilişkileri ve ülkelerin ekonomik, siyasi ve sosyal gelişimini etkilemektedir. Enerji tüketiminde meydana gelen artış ve bu artışın devamı yönündeki beklenti ülkelerin enerji kaynaklarına ucuz, kesintisiz ve güvenilebilir bir biçimde ulaşma isteğine artırmaktadır. Bu kapsamda izlenen politikalar geliştirmektedirler. Türkiye coğrafi konumu itibariyle dünyanın önde gelen enerji tedarikçileri ile büyük tüketicileri arasında doğal bir coğrafi köprü konumundadır. Bu konumu nedeniyle enerji merkezi ve koridoru olabilecek Ülke küresel enerji jeopolitiği ve Avrupa'nın doğal gaz arz güvenliği için büyük önem taşımaktadır.
Uluslararası Hukukta soykırım suçu ve Ermeni soykırımı iddiası: 100 yılı aşarken Türkiye'den beklentiler ve gerçekler
Ermeni soykırımı iddiası yüz yılı aşkın süredir kamuoyunu meşgul etmektedir. Ermeniler Osmanlı Devleti döneminde en üst düzey görevlerle taltif edilmişlerdir. Osmanlı'nın güçlü olduğu dönemde uyum içinde yaşayan Ermeni toplumu, Osmanlı zayıflayınca isyan etmeye başlamıştır. Ermeniler, diğer devletlerden aldıkları destekle her geçen gün Türkiye'yi uluslararası alanda zor durumda bırakmaya çalışmaktadır. Soruna taraf olmaya çalışan aktörler, sözde Ermeni soykırımı iddiasını kendi çıkarları için araçsallaştırmaktadırlar. Ermeniler, Türkiye'den; toprak, tanınma, tanıtılma ve tazminat taleplerinde bulunmaktadır. Çalışmada geçmişten günümüze kadar Ermeni sorunu ve soykırım iddiaları ile Türkiye'den talepleri incelenmiştir. Çalışma, Ermeni taleplerinin gerçekçi olmadığı iddiasını savunmaktadır. Ermenilerin sözde soykırım iddialarının uluslararası hukukun ilkeleri ile örtüşmediği üzerine odaklanılmıştır. Söz konusu taleplerin haksızlığı ve karşılanamazlığı ifade edilmekle beraber, Ermeni beklentilerinin gerçekleştirilemez olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Fen lisesinde okuyan öğrenciler ile ailelerinin sosyo kültürel yapılarının incelenmesi
Bu araştırmada Türk eğitim sisteminde önemli bir yeri olan Fen Liselerinin kurumsal ve fonksiyonel yapısı ile bu okullarda okuyan öğrencilerin ve ailelerinin sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Amacımız aileler ve öğrenciler tarafından özellikle tercih edilen bu okulların mevcut yapı ve sistemde eğitimde sosyal adalet ilke ve hedefinin gerçekleştirilmesinde kilit rol alabileceğini göstermektir. Bunun için 2016/2017 eğitim yılında Sakarya ve Düzce olmak üzere iki İlde mevcut olan 5 Fen Lisesinde okuyan toplam 1648 öğrenci üzerinde toplam 80 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın kaynağını teşkil eden anket verileri sayesinde aile yapısının özelliklerinin Fen Lisesi öğrencilerinin akademik başarısını etkilediği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte Fen Liselerine erişim konusunda eğitimde sosyal adalet ve fırsat eşitliği ilke ve hedeflerinin de tam olarak gerçekleşmemiş olduğu da ortaya çıkartılabilmiştir. Uygulama sonucunda Türk eğitim sisteminde ve özellikle Fen Liseleri bazında çıkan sorunlar belirlenmiş, açıklanmış ve bunlara özellikle eğitim odaklı sosyal politikalar kapsamında çözüm önerileri sunulmuştur.
Türk İslam medeniyetinde kalite anlayışı açısından ahilik
Bu araştırmanın amacı, çeşitli kaynaklardan beslenmiş olmakla birlikte, temel referanslarını İslami tasavvufi gelenekler ile özgün Türk kültüründen alan Ahilik Teşkilatının, günümüz iktisadi hayatı için önemi büyük olan, iş ahlakını, müşteri memnuniyeti anlayışını, kalite ve standardizasyon prensiplerini, çağının çok ötesinde, titizlikle uygulayan ve bu anlayışı yüzyıllar boyu devam ettiren bir esnaf teşkilatı olduğunu ortaya koymaktır. Bu çalışmada doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Ahilik konusu ile ilgili yer alan bilimsel nitelikli eserler, makaleler, sempozyum ve kongre bildirileri türündeki çalışmalar, araştırmanın amaçları doğrultusunda incelenerek analiz edilmiştir. Böylelikle, Ahi Teşkilatının, etkili olduğu Anadolu coğrafyasında, toplumun sosyo–ekonomik, kültürel ve hatta siyasi hayatına önemli katkılar sağladığı ve genel olarak günümüzdeki mal ve hizmet kalitesi prensipleri ile olan paralelliği anlaşılmıştır. Toplumların birliği, beraberliği, huzuru ve refahı, sorunların toplum ve devlet yapısını kemirip tahrip etmeden ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Sağlam ve kalıcı toplumsal yapının temel dinamiği budur. Toplumu oluşturan insanların karakterlerinde; doğruluğun, dürüstlüğün, diğergamlığın, kanaatkârlığın, adaletin, iş ve meslek ahlakının bulunması durumunda, ortaya çıkabilecek sorunların önemli bir kısmının kısa sürede çözüldüğü görülmektedir. Gerek Ahilik Teşkilatı gerekse yeni ve özgün bir yönetim anlayışı olarak geliştirilmiş Toplam Kalite Yönetimi, çağdaş kalite kavramı açısından objektif olarak incelendiğinde her ikisinde de işveren, işçi ve müşterilerin memnun edilmesinin, kısaca toplumun mutluluğunun ve refahının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, Ahi Teşkilatı ve çağdaş kalite anlayışının ortak noktaları örneklendirilecek olursa; Ahilerde belirli kalitede mal üretmek, üretilen malın kalitesini muhafaza etmek, imal edilecek olan ürünün, üretim aşamalarından her birinin kontrolü, böylece sıfır hatanın hedeflenmesi, mal kalitesinin yerinde saymasına izin verilmeyerek sürekli geliştirmeye çalışılması esas iken, modern kalite anlayışında da önceden belirlenen standart kalitenin devam ettirilmesi ve kalite seviyesinin sürekli yukarılara taşınması temel felsefedir. Müşterinin tanımlanması ve müşteriye yaklaşım hususunda da ortak anlayışın olduğu anlaşılmaktadır. Ahilikte; müşteri, büyük kıymet hükmü içeren "velinimet" olarak tanımlanıp, müşteriye bu çerçevede muamele edilirken, günümüz kalite anlayışında müşteri, hemen hemen aynı mana ihtiva eden "müşteri kraldır" tanımı ile adlandırılmakta ve Ahilikte olduğu gibi bütün mal ve hizmet üretimi müşteri beklentileri çerçevesinde şekillenmektedir. Bununla birlikte, müşteriye bozuk mal satılmaması, müşterinin yanıltılmaması, dürüst ve şeffaf olunması hususları her iki anlayışın ortak yanlarını oluşturmaktadır. Ayrıca, çalışanların moral ve motivasyonlarının yüksek tutulması, alınacak kararlarda görüş ve beklentilerinin sorulması, kalite sürecinde olduğu gibi hizmet içi eğitim denebilecek çalışan eğitimlerinde de her iki anlayışta hayat boyu eğitimin esas olduğu bu çalışma ile anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Fütüvvet, Ahilik, Ahilik Teşkilatı, Kalite, Müşterinin Korunması.
360 derece performans değerlendirme sisteminin örgütsel öğrenme kapasitesi üzerine etkisine dair bir araştırma
Amaç: Bu çalışmanın temel amacı hastane işletmelerinde 360 derece performans değerlendirme sisteminin örgütsel öğrenme kapasitesi üzerindeki etkisini sorgulamaktır. Yöntem: Çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. Çok merkezli olarak gerçekleşen bu çalışmada (İstanbul, Düzce, Sakarya, Konya, Mersin) 360 derece performans değerlendirme sistemi uygulayan ve uygulamayan özel ve kamu hastanelerinde çalışan 425 kişiye ilişkin veriler elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmış olup uygulanan analiz teknikleri ise şunlardır: Betimleyici Analiz, Güvenilirlik Analizi, Faktör Analizi, t-testi, Korelasyon Analizi, Varyans Analizi, Tukey Testi, Kümeleme Analizi ve Regresyon Analizidir. Bulgular: Hastanelerde uygulanan 360 derece performans değerleme sisteminin örgütsel öğrenme kapasitesini olumlu etkilediği görülmüştür. Çalışanlar performans değerlendirme sisteminde en fazla önemi; sistemin ne işe yaradığı ve nasıl uygulandığı konusunda bilgi sahibi olma, değerlendirme sonuçlarının personele bildirilmesi ve bu doğrultuda eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesine vermiştir. Örgütsel öğrenme kapasitesinin boyutları arasında ise çalışanlar tarafından; örgüt içinde iletişim ve takım çalışmasının arttırılmasının, dış çevre ile etkileşimin dikkate alınmasının en önemli olduğuna inanılmaktadır. Sonuç: 360 derece değerlendirme sistemi uygulayan hastane çalışanlarının örgütsel öğrenme kapasitelerinin söz konusu sistemi uygulamayan çalışanlara göre daha yüksek olduğu gösteren bu araştırma; hastane yöneticilerininçalışanlarının örgütsel öğrenme kapasitelerini arttırmak için politika aracı olarak performans değerlendirme sistemini kullanabileceklerini ortaya çıkarmıştır. Bunun yanında etkin bir performans değerlendirme sistemi kurmak isteyen örgütlerin nereden başlaması gerektiği hakkında bilgi veren bu çalışma çalışanların performans değerlendirme sistemine karşı memnuniyetlerinin ve performanslarının arttırılmasına katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: 360 derece performans değerlendirme sistemi, örgütsel öğrenme kapasitesi, performans değerlendirme, hastanelerde performans değerlendirme
Bölgesel güç Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkiler bağlamında göçmen politikası: Kurumlar ve uygulamalar
İnsanlık tarihi boyunca var olan göç olgusu günümüzde uluslararası boyuta ulaşmış durumdadır. Göçün sebepleri ve sonuçları değerlendirildiğinde önemli sonuçlar doğuracağı, ülkeleri ekonomik, toplumsal ve siyasal olarak etkileyebilecekleri açıktır. Bu nedenle de ülkelerin bağımsız olarak göç politikalarını oluşturmaları pek mümkün görünmemektedir. Göç alan, göç veren ve transit ülke konumunda olan ülkeler, işbirliği yaparak göç politikalarına şekil vermektedirler. Bu çalışmada Türkiye'nin, son yıllarda bölgesinde etkin bir güç olmasının göç hareketlerine etkisi, Avrupa Birliği ile ilişkilerin göç politikalarına yansıması ve göç politikaları konusunda Türkiye'de ilgili kurumların çalışmaları ve uygulamaları değerlendirilmiştir. Geçiş ülkesi konumundan göç alan ülke konumuna gelen Bölgesel Güç Türkiye'nin göç politikası, AB müktesebatı çerçevesinde yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda kurulan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ile göç konusunda uzmanlaşma sağlanmak amaçlanmıştır.
Küreselleşme ile yerel yönetim yapıları ve hizmetleri ilişkisi: Düzce Belediyesi örneği
Bu çalışmanın temel amacı, küreselleşmenin dünya üzerindeki yansımalarının yerel yönetim yapılarına ve bu yapıların sağladıkları hizmetlere, etkisininincelenmesidir. Çalışmada, küreselleşme ile birlikle gelen yenilikler; beklentilerin artması, yönetime katılma isteği, değer yargıları ile insanların tercihlerindeki önceliklerin değişmesi ve bu olguların yeni yönetim anlayışı ile teşkilat kültürlerine empoze edilmesinin elzemliği değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, Türkiye'deki Kent Konseyleri'nin yapısı, işleyişi, demokrasiye etkisi, kamuoyundaki değeri ve meydana getirdiği algı gibi hususlar ileYerel Gündem 21 üzerinden teşkilatların yapıları ve erklerin etkinliğigibi sorunlar ele alınmıştır. Ulus devletlerin küreselleşme süreci ile olan etkileşimi, küreselleşme ve demokrasi kavramlarının birbirleri ile olan ilişkileri araştırılmıştır.Yerel yönetim yapılarından biri olan belediyelerin, küreselleşme kavramı ile entegrasyonunun kaçınılmaz olduğu ve bunun ne kadarını etkisi altına alıp dönüştürdüğü Düzce Belediyesi örneği üzerinden değerlendirilmiştir.Bu araştırma nitel bir araştırma olup, literatür taraması ile verilerin toplanmış; çözümlenerek yorumlanmıştır. Çalışmada küreselleşme sürecinin yapısal ve işlevsel anlamda yerel yönetim yapılarını olumlu etkilediği, kurumsal yapılarda ve işlevlerinde önemli değişimlerin gerçekleştiği Düzce Belediyesi örneği ile de ortaya konmuştur.
Siber güvenlik ve terörizmin evrilişi: Türkiye üzerine etkileri
Günümüzde siber ortamda yapılan eylem ve saldırılar sonucunda ortaya çıkan büyük zararlar, siber güvenliğin önemini artırmaktadır. Siber alanda sadece terör örgütleri değil, devletlerde bu alanda faaliyet yürütmektedirler. Siber ortamda devletlerin önemli kritik altyapılarına yapılan saldırılar ile büyük maddi kayıplar ve toplumsal alanda huzursuzluk ve korku yayarak çöküntüler hedef alınmaktadır. Bu faktörler, önümüzdeki dönemde devletler arasında yaşanacak savaşlar ve mücadelelerin siber ortamda oluşmasına neden olacaktır. Klasik Uluslararası İlişkiler, reel dünyayı ve bu dünyadaki ilişkileri incelemekte olup, siber alan ve bu alandaki uluslararası ilişkiler genel olarak gözardı edilmektedir. Bu maksatla, bu çalışmada temel olarak siber alan ve bu alandaki faaliyetlerin önemi anlatılmaktadır. Siber alandaki gelişmeler uluslararası ilişkilere farklı bir yönden bakılmasını sağlayacaktır. Bu çalışmanın ilk bölümünde, güvenlik kavramı ve dönüşümü, siber alan, siber terörizm ve siber savaş ile ilgili kavramsal bilgiler anlatıldıktan sonra, ikinci bölümde siber terörizm ve güvenlik unsurları, üçüncü bölümde siber alanda kullanılan siber silah türleri örneklerle açıklanmakta olup, dördüncü bölümde ise siber terörizmle mücadele ve alınacak tedbirler ile Türkiye'nin siber güvenlik politikaları değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Siber Alan, Siber Güvenlik, Siber Terörizm, Siber Saldırı, Siber Savaş, Küreselleşme.
Sağlık hizmetlerinde kalite açısından yatarak tedavi edilen diyabetli pediatrik hastaların maliyet analizi ve bir model önerisi: Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi çalışması
Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de ciddi bir sağlık sorunu ve mali yük haline gelen diyabet hastalığının ortaya çıkardığı maliyetleri değerlendirmek ve bu maliyetleri ortaya çıkaran demografik ve sağlık hizmetleri koşullarını yatış bazında incelemektir. Çalışma, Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'ne diyabet tanısıyla yatan 320 çocuk diyabet hastasını ve bu hastaların gerçekleştirdiği 438 yatışı kapsamaktadır. Yapılan literatür taramasından elde edilen sonuca göre pediatrik diyabet hastalarının oluşturduğu maliyetlerin, hastaneye yatış bazında değerlendirildiği ilk maliyet çalışması olmasından dolayı keşfedici bir çalışmadır. Otomasyon sisteminden elde edilen veriler, bir çocuk endokrinoloji uzmanınca kontrol edildikten ve hastaların demografik-metabolik özellikleri değerlendirildikten sonra istatistik teknikleri ile analiz edilerek bir model oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, yaş düştükçe maliyetin arttığı, tek ebeveynli ve düşük gelir durumu olan hastaların daha sık hastaneye yatırıldığı, hastaneye yatış sıklığı arttıkça toplam yatılan günün düştüğü ve daha sık hastaneye yatırılan hastaların yatış başına maliyetinin daha az olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç olarak çalışmamız sağlık politikaları yönünden bilinmesine gereksinim duyulan diyabet maliyetleri konusunda önemli bir boşluğu doldurmaktadır. İleride hem çocuk diyabet yatış maliyetini etkileyebilecek diğer parametreler açısından, hem de erişkin diyabeti, çocuk ve erişkinde ayaktan diyabet takibi ve komplikasyon yönetimi gibi diğer alt konularda maliyetleri belirlemek açısından yeni çalışmalar yapılması yararlı olacaktır.