
134
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kardiyopulmoner baypas sonrası gelişen akut böbrek yetmezliğinin erken tanısı için omiks yaklaşımlar ve elektroanalitik çalışmalar
Kardiyopulmoner baypas işlemine maruz kalan hastalarda kanın kalp-akciğer makinası devreleriyle temas etmesi sonucu görülen akut böbrek yetmezliği (ABY) gelişebilir. ABY tanısı için serum kreatinin düzeyine bakılır, fakat serum kreatinin düzeyi hastanın yaşına, kilosuna, kas kitlesine ve hidrasyon durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Ayrıca serum kreatinin düzeyi renal fonksiyonlarda %50 azalma olmadan tespit edilemeyebilir. Bu durum ABY tanısının gecikmesine ve gerekli tedavinin başlamasında gecikmelere neden olmaktadır. Kreatinin yerini alabilecek yeni biyobelirteçler hastalığın erken tanısını kolaylaştırabilir. Bu amaçla tez çalışmasında, gaz kromatografisi-kütle spektrometresi ile hedeflenmemiş metabolomik analizler gerçekleştirilmiştir. Baypas sonrasında ABY gelişen (hasta) (n=9) ve ABY gelişmeyen (kontrol) (n=96) kişilerin plazma metabolomik profilleri baypas öncesi ve sonraki 0.5, 4, 12 ve 24. saatlerde karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda 222 tane bilinen, 1076 tane bilinmeyen metabolit tespit edilmiştir. Sistein, fumarik asit, galakturonik asit, glukonik asit, hippürik asit, hipoksantin (HXA), malonik asit, metiyonin, fenilasetaldehit, treonin ve ürik asit (UA) miktarlarının hasta grubunda anlamlı olarak değiştiği görülmüştür. Biyobelirteç adayı olarak bulunan metabolitler için hedeflenmiş çalışmaların yapılması önem arz etmektedir. Tezin ikinci aşamasında, ABY'nin erken tanısında kullanılabilecek, anlamlı olarak değişen UA, HXA ve aynı yolakta yer alan ksantin (XA)'nın plazma örneklerinden analizi için elektroanalitik yöntem geliştirilmiştir. İndirgenmiş grafen oksit ile modifiye camsı karbon elektrot sensör olarak kullanılmıştır. Geliştirilen yöntem optimize edildikten sonra validasyon çalışması yapılmıştır. UA, XA ve HXA için LLOQ değerleri sırası ile 0.12 µM, 0.13 µM ve 0.43 µM'dir. Analizler sonucunda UA ve HXA hasta ve kontrol grubundaki kişilerde anlamlı değiştiği görülmüştür.
Prokainamidin farmasötik preparattan ve plazmadan yeşil HPLC ile analizi
İlaç analizlerinde sıklıkla kullanılan HPLC yöntemlerinde insan sağlığına ve çevreye zararlı olmayan çözücüler kullanarak, analizci ve çevre sağlığını korumak, oluşacak toksik atık bütçesini minimize etmek HPLC yeşilleştirme stratejisidir. Prokainamid (PA), terapötik penceresinin dar olması ve ciddi yan etkileri nedeniyle TDM izlemesi gerektiren antiaritmik bir ilaçtır. Bu tezde, bu türden ilaçlara bir örnek olarak PA'nın ilaç kalite kontrol ve TDM analizleri için yararlanılabilecek yeşil HPLC yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, insan dostu etanol hareketli faz organik çözücüsü olarak seçilmiş, PA'nın farmasötik preparat ve plazmadan analizi için yeşil HPLC yöntemleri geliştirilerek valide edilmiştir. PA, Nucleodur 100-5 C8 ec (5 µm, 150 x 4,6 mm) kolondan etanol ve 50 mM NaH2PO4 tamponu (5:95, h/h) içeren hareketli faz ile elue edilmiştir. Hareketli faz akış hızı 1,0 ml dk-1, kolon sıcaklığı 35°C ve PDA dedektör dalga boyu 279 nm'dir. Bu koşullarda PA ve IS parasetamolün alıkonma zamanları 5.0 dk ve 7.7 dk'dır. PA'nın farmasötik preparattan analizi için geliştirilen yeşil HPLC yöntemi, 1-50 µg ml-1 aralığında doğrusaldır. Yöntemin en yüksek BSS ve ortalama geri kazanma değerleri, sırasıyla %0,88 ve %98,89'dur. PA'nın plazmadan yeşil HPLC ile analizi, etanolle gerçekleştirilen yumuşak bir protein çöktürmesiyle gerçekleştirilebilmiş, böylece numune hazırlama süreci de yeşilleştirilmiştir. Yöntemin LOD değeri 0,3 µg ml-1, LOQ değeri ise 0,8 µg ml-1 dir. PA'nın terapötik plazma derişiminin 4–12 μg ml−1 aralığında olduğu bildirilmektedir. Geliştirilen yeşil biyoanalitik yöntem, 1,5-30 µg ml-1 PA derişimi aralığında doğrusal olup BSS değeri %3,3 ve ortalama geri kazanma değeri %97,27'dir. Sonuç olarak, bu tezde geliştirilen ve valide edilen yeşil HPLC yöntemleri, seçici, doğru, kesin, tekrarlanabilir ve güvenilir olup PA'nın farmasötik preparat ve TDM analizleri için uygulanabilir nitelikte ve yetenektedir.
H2 reseptör antagonistlerinin yeşil HPLC ayırımı için kemometrik optimizasyon yaklaşımı ve famotidin içeren farmasötik preparatlara uygulanması
Son yıllarda, yeşil kimya konusu hem endüstri hem de akademik çevrelerde araştırmacılar tarafından artan ilgi ve kabul görmüştür. Kimyasal üretim, saflaştırma ve analiz teknolojilerinin yeşillendirilmesi giderek önem kazanmıştır. Kromatografik yöntemler de kimyanın yeşilleştirilmesi gereken bir dalıdır. Bu doğrultuda; kullanılan analiz yönteminin kısaltılması, daha az toksik çözücülerin ve hareketli fazların kullanılması atılacak önemli adımlardandır. Çevre ve analizciye verilen zararın en aza indirilmesi için ve aynı zamanda endüstriyel çalışmalarda atık harcamalarının azaltılması doğrultusunda yöntemin tamamen yeşilleştirilmesi gerçekleştirilemese de kısmen yapılan iyileştirmeler amaç doğrultusunda atılan önemli adımlardır. Histamin vücutta bulunan bir azot bileşiğidir ve farklı organlardaki yumuşak kasları uyararak kasılmalarını sağlar. Bununla birlikte midede asit salgısını da uyarmakla görevlidir. Bu tez önerisinde, farmasötik analiz yöntemlerinin geliştirilmesi öngörülen famotidin, ranitidin ve simetidinin de içinde bulunduğu H2 reseptör antagonistleri mide paryetal hücresinde histaminin etkisini bloke ederek bu hücrelerdeki asit salınımını azaltan moleküllerdir. Bu ilaçlar dispepsi tedavisinde kullanılır. Klasik kromatografi yöntemlerindeki hareketli fazda kullanılan toksik çözücülerin yerine, belirlenen oranlarda "yeşil" ve toksik olmayan etanol-su karışımının kullanılmasıyla yeşil kromatografiye geçilebileceği öngörülmüştür. Bu tezde; belirtilen karışımın hareketli faz olarak kullanılması durumunda famotidin ve ranitidin içeren farmasötik preparatlar için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile analiz yöntemi geliştirilmesi ve valide edilmesi amaçlanmaktadır.
Sülfür metabolizmasinda yer alan metabolitlerin miktar tayini için LC-MS/MS yönteminin geliştirilmesi ve valide edilmesi
Sülfür metabolitleri, hücresel fonksiyonda kritik roller oynarlar. Sülfür bileşiklerinin düzeylerindeki ve metabolizmasındaki değişikliklerin kanser ile ilişkilendirilmesi bu bileşiklerin klinikte hassas, doğru ve hızlı miktar tayinlerini yapabilme gereksinimini doğurmuştur. Özellikle biyolojik sorulara cevaplar ararken, spesifik metabolitlerin derişimlerinin doğru ve kesin olarak bilinmesi gerekir. Bu tür analizler hedeflenmiş metabolomiks çalışmalar ile elde edilebilir. Bu çalışmalarda LC-MS/MS yaklaşımları, üstün seçiciliği ve duyarlılıkları nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Tez çalışmasında kısa analiz süresine (12 dk) sahip ve türevlendirme aşaması gerektirmeden sülfür metabolizmasinda yer alan metabolitlerin eş zamanlı analizi için yeni bir LC-MS/MS yöntemi sunulmuştur. Yöntem, metabolitler için 0,05-10 µg/mL aralığında doğrusal bulunmuştur. Geliştirilen yöntem validasyon çalışmaları ile seçici, kesin, doğru, duyarlı, doğrusal ve sağlam bulunmuştur. Geliştirilen yöntem insan hepatoselüler karsinom (HepG2), insan akciğer adenokarsinom (A549), insan sağlıklı akciğer epitel (BEAS-2B), insan kolorektal adenokarsinom (Caco-2) ve insan sağlıklı kolon epitel (FHC) hücre hatlarına uygulanarak sülfür metabolitlerinin miktarları belirlenmiştir.
Meme kanserinde hedeflenmiş metabolitlerin LC-MS/MS Yöntemi ile tayinleri
Kadınlar arasında en sık görülen ve kansere bağlı ölümlerin % 18'ini oluşturan meme kanserinde en iyi koruyucu yöntem erken tanıdır. Metabolomik analizler erken tanıda ve hastalığın takibinde önemli rol almaktadırlar. Hedeflenmemiş metabolomik çalışmalarda hastalık tanısı için yeni belirteçlerin bulunması; hedeflenmiş metabolomikte ise seçilmiş belirteçlerin miktar tayinlerinin yüksek kesinlikte ve tekrarlanabilirlikte gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, kaynaklarda meme kanserinin erken teşhisi için önerilen yirmi altı metabolit seçilerek analizleri yapılmıştır. Hedeflenmiş metabolomik analizler 105 sağlıklı gönüllü, 172 erken evre ve 92 metastatik evredeki meme kanseri hastasına ait plazma örneklerinde gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla sıvı kromatografisi tandem kütle spektrometrisi (LC-MS/MS) yöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Analizler sonucunda glutamik asit, malik asit, gliserik asit, 3-hidroksibütirik asit, glutamin, prolin, kolin, fumarik asit, laktik asit, fumarik asit/glutamik asit ve malik asit/glutamik asit miktarlarının meme kanseri hastalarında önemli oranda değiştiği görülmüştür. Bu metabolitler meme kanserinin erken tanısında biyobelirteç olarak kullanılmak üzere önerilmektedir.
Türkiye'de tüketilen bazı baharatların kimyasal bileşenlerinin ve antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi
Serbest radikaller yaşam için gerekli olduğu halde, kanser, damar tıkanıklığı, Alzheimer, Parkinson ve diğer pek çok hastalık ile bağlantılıdır. Antioksidanlar, serbest radikallerin elektron kapmasını ve hasara neden olmasını önleyen moleküllerdir. Meyveler ve sebzeler doğal antioksidan kaynağı olarak tanımlanmışlardır. Son yıllarda baharatların sadece aroma ve lezzet verici olduğundan üstün, antioksidan özelliğe sahip oldukları tespit edilmiştir. Karabiber, pul biber ve kekik gibi çeşitli baharatların antioksidan aktivitesi bulunduğu yapılan çalışmalarda rapor edilmiştir.Bu çalışmadaki amaç, Türkiye deki bazı baharatların antioksidan aktiviteleri ve bu baharatların kimyasal yapılarının belirlenmesidir. Yapılan çalışmada, 5 çeşit baharat, Aspir, Kakule, Karabiber, Sumak ve Tarhun antioksidan aktivite tayin için tercih edilmiştir. Bu baharatların etanol, su ve metanol gibi farklı çözücüler ve farklı oranlardaki ekstrelerin antioksidan kapasiteleri, 3 yöntemle belirlenmiştir. Bu yöntemler 2,2'-difenil pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikalini yakalama kapasitesi, troloks eşdeğer antioksidan tayini (TEAC) yöntemi ve bakır (II) iyonu indirgeme esaslı antioksidan kapasite (CUPRAC) yöntemdir. Elde edilen sonuçlara göre, DPPH yönteminde, α-tokoferol standardına göre,tarhunun metanol ekstratı dışında, tüm baharatların etanol ve metanol ekstratlarını düşük antioksidan kapasiteye sahip olduğu, etanol/su (1:1, 1:4) ve su ekstratlarının daha yüksek yüzde azalma gösterdiği tespit edilmiştir. TEAC yöntemine göre sonuçlar değerlendirildiğinde baharatlar için en uygun çözücünün etanol olduğu, kakule ve sumağın tüm ekstratlarının diğer baharatlara göre daha yüksek antioksidan kapasiteye sahip olduğu gözlenmiştir.CUPRAC yöntemine göre, tarhun en yüksek antioksidan kapasiteye sahip baharattır ama CUPRAC yönteminde Kakule ve Aspir gösterilmiştir. CUPRAC yönteminde en iyi sonuç veren çözücü metanol ve TEAC yönteminde etanol ve DPPH yönteminde etanol ve etanol ile su karışımı her baharat için iyi bir sonuç verdiği gösterilmiştir.Bu çalışmada aspirin etanol/su (1:1) ekstresinde, benzoik asit ve tarhunun bütün ekstrelerinde, kafeik asit 2,5-dihidroksibenzoik asit, vanilin ve ferrulik asit standartlari farklı miktarlarla, mevcut olduğu, UPLC yardımıyla kanıtlanmıştır.Anahtar kelimeler: (DPPH; TEAC; CUPRAC; UPLC; Baharat) Anahtar kelimeler: (DPPH; TEAC; CUPRAC; UPLC; Baharat)
HPLC'de iğne-içi (in-needle) türevlendirmenin optimizasyonu
HPLC günümüzde en yaygın olarak kullanılan ayırma tekniklerinden biridir. Bunun nedenleri; tekrarlanabilir olması, kullanımının kolay olması, geniş uygulama alanının olması, duyarlı olması ve hızlı sonuç vermesidir. Proteinler hücredeki bütün yaşamsal reaksiyonlarda rol oynarlar. Aminoasit zincirlerinden oluşurlar. Aminoasit tayini için kullanılan yöntemlerin başında türevlendirme sonrasında HPLC analizleri gelir. Türevlendirme HPLC'de belirlenebilirliği arttırır, daha iyi bir kromatografi için analitin moleküler yapısını ve polaritesini değiştirir ve analizin stabilitesini arttırır. Ancak türevlendirmede uygulanan prosedürlerde çokça adım bulunur. Bu adımları uygulanan analistlerden kaynaklanan birçok hata faktörü vardır. Bunların başında ölçüm hataları, bekleme sürelerinin standardizasyonu gelir. Türevlendirmede küçük hacimli örneklerle çalışıldığında yada örneğin türevlendirme reaksiyonu sonucunda çabuk parçalanan numune vermesi durumunda tayin zorlaşır. Bu hata faktörlerini ortadan kaldırmak için HPLC'nin otomatik numune cihazının (autosampler) iğnesine verilen komutlarla yapılan türevlendirme ile bu hatalar minimuma indirilebilir. Her örnek için harcanan süre azalır ve tekrarlanabilirlik artar. Tez çalışmamızda laboratuvarımızda konuşlu bulunan HPLC'nin sahip olduğu otomatik numune cihazının (autosampler) iğnesinde türevlendirme yaparak aminoasitlerin ayrımı yapıldı. Türevlendirme ajanları olarak o-ftalaldehit (OPA) ve merkapto etanol kullanılmıştır. Bu amaçla kullanılan model aminoasitler; L-asparajin L-glisin, L-alanin ve DL-lizin'dir. Oluşturduğumuz metodla farklı deneysel parametrelerin değişikliğinin kromatogramlara etkisi araştırıldı.
Troponin T, troponin L ve hemoglobin A1c'nin girişimsiz tayini için ters iyontoforez yönteminin geliştirilmesi
Majör Kardiyak Olaylar ve Akut Koroner Sendrom Olgular küresel ölçekte en önemli ölüm sebepleri arasında olup, ileriye dönük yapılan tahminlemelerde uzun bir süre daha en önemli ölüm sebebi olmaya devam edeceği öngörülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2018 yılında 17,5 milyon insanın kalp ve damar hastalıkları nedeniyle öldüğü ve bu rakamın küresel ölümlerin %30'unu teşkil ettiği tahmin edilmektedir. Aynı verilere göre bu ölümlerin 7,6 milyonu akut miyokard enfarktüsüne (MI), 5,7 milyonu ise inmelere (stroke) bağlıdır. Ölümlerin %80'i düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelmiştir. Eğer uygun önlemler alınmazsa 2020 yılına kadar her yıl yaklaşık 20 milyon insan daha kalp ve damar hastalıklarından, özellikle de MI ve inmeden hayatını kaybedecektir. Tez çalışmamızda, bu denli önemli bir sorun için önlenebilir nitelikteki kalp ve damar hastalıklarından korunma stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olmak için, bahsi geçen olgularının tanı, teşhis, izlenmesi ve tahminlenmesinde kullanılanılabilecek bazı bileşik ve biyogöstergelerin tayini için girişimsiz analiz yöntemlerin geliştirilmesi ve analitik yöntem geçerliliği ile ilgili deneysel çalışmalar yapılmıştır. Tez çalışmamızın amacı; şu an kullanılmakta olan MI tanı ve teşhis yöntemlerinden farklı olarak, bazı fizyolojik parametreleri ve biyogöstergeleri sürekli monitörize eden girişimsiz analiz yöntemlerinin geliştirilmesidir. Bu sayede bahsi geçen konuda ilk defa girişimsiz tayin yöntemleri geliştirilmiş olacak ve standart tayin yöntemleriyle de mukayesesi yapılabilecektir.
Bir grup oksidatif stres biyogöstergesinin eş zamanlı tayini için izokratik ve gradient HPLC yöntemlerinin geliştirilmesi ve analitik yöntem geçerliliği çalışmaları
Birçok patofizyolojik olgunun temelinde yatan önemli sebeplerden olan oksidatif stresin tespiti ve izlenmesi için uzun yıllardır çalışmalar sürmektedir. Bu bağlamda analitik olarak ölçülebilecek deneysel değişkenler olarak özellikle oksidatif stres biyogöstergelerinin keşfi ve düşük derişim aralıklarında ve matriks ortamlarda tayinlerinin yapılması son yılların önemli çalışma konularındandır. Tez çalışmamız esnasında bir grup oksidatif stres biyogöstergenin eş zamanlı sıvı kromatografik tayini için yöntem geliştirilmiş ve geliştirilen yöntemin analitik yöntem geçerliliği çalışmaları ICH Q2(R1) kılavuzuna göre gerçekleştirilmiştir. Tayini gerçekleştirilen 6 adet biyogösterge 8-hidroksi-2'-deoksiguanozin (8OHdG); 2'-deoksiuridin (2dU); 2'-deoksiadenozin (2dA); 2'-deoksisitidin (2dC); 5-hidroksimetilurasil (5HMU) ve 3-nitrotrozin (3NLT)'dir. Geliştirilen 5 farklı HPLC yöntemi HPLC-DAD yöntemleri olup, gradient koşullarda, 40OC kolon sıcaklığında, 0,3-0,7mL/dakikalık akış hızı aralığında, 200-450nm aralığında DAD spektrumu kaydedilerek, analitik kolon olarak C18 Thermo Hypersil Gold, 100x2,1mm, 3µm partikül büyüklüğüne sahip kolon kullanılarak, mobil faz (MF) olarak MFB: metanol ve MFA: 10mM H3PO4 (pH 2,5) varlığında, 20µL enjeksiyon hacmi ve otomatik örnekleyiciye ait 5OC tepsi sıcaklığında tayinler gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen her yöntemin gradient programı farklı olup optimum koşullar ayrıca saptanmıştır. Çalışılan biyogöstergelere ait standartların ekimi ile hazırlanan yapay vücut sıvılarına ait örneklerde kullanılmak üzere bir katı faz özütlemesi (solid phase extraction – SPE) yöntemi de AccuBOND II ODS-C18 SPE kartuşları kullanılarak geliştirilmiştir. Anahtar sözcükler : 8-hydroxy-2'-deoxyguanosine, 8-hidroksi-2'- deoksiguanozin (8OHdG); 2'-deoxyuridine, 2'-deoksiuridin (2dU); 2'- deoxyadenosine, 2'-deoksiadenozin (2dA); 2'-deoxycytidine, 2'-deoksisitidin (2dC); 5-hydroxymethyluracil, 5-hidroksimetilurasil (5HMU); 3-nitrotyrosine, 3-nitrotrozin (3NLT); HPLC-DAD; method validation, yöntem geçerliliği.
Naftokinon yapısı içeren bileşiklerin bazı metal komplekslerinin oluşum sabitlerinin belirlenmesi
Naftokinon türevi bileşikler ve/veya metal kompleksleri antibakteriyel, antifungal, antikanser, antiinflamatuar, sitotoksik gibi çeşitli geniş spektrumlu farmakolojik aktiviteler göstermelerinden dolayı ilaç araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple naftokinon yapısı bulunduran bileşiklerin çeşitli metal iyonları ile oluşturacakları komplekslerin oluşum sabitlerinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, naftokinon yapısı içeren dört bileşik sentezlenerek bu bileşiklerin Zn(II), Ni(II) ve Pt(II) iyonları ile oluşturacakları komplekslerin oluşum sabitleri, 25.0 ± 0.1 °C de, 0.1 M NaCl iyonik şiddette ve dimetil sülfoksit:su (50:50 v/v) hidro-organik çözücü sisteminde potansiyometrik titrasyonlar sonucu elde edilen datalardan yararlanarak HYPERQUAD bilgisayar programı kullanılarak belirlendi. Gerçekleştirilen potansiyometrik titrasyonlar sonucunda ligandların belirtilen koşullarda bu metal iyonları ile 1:1 kompleksler oluşturacakları belirlendi. Naftokinon yapısı içeren dört ligand türünün de metal iyonları ile oluşturması beklenen olası komplekslerin 1,4-naftokinon halka sistemindeki karbonil oksijeni, amin azotu ve tiyoürenin tiyokarbonil kükürdü ile metal iyonları arasında oluşacak koordine kovalent bağlar üzerinden komplekslerin oluşacağı düşünülmektedir. HYPERQUAD bilgisayar programı yardımıyla yapılan hesaplamalardan, ligandların Zn(II), Ni(II) ve Pt(II) iyonları ile oluşturduğu komplekslerin 1:1 olduğu ve bu kompleksleşmeler sonucunda, bileşikler için farklı pH aralıklarında oluşup tükenen ML, MHL, MH2L MH3L ve MH4L tipi türlerinin oluştuğu tespit edildi.
Yeni bis-tiyoüre türevi bileşiklerin sentezi, asit dissosiyasyon sabitlerinin potansiyometrik ve spektrofotometrik olarak belirlenmesi
Çalışma kapsamında iki adet bis-tiyoüre türevi bileşik (30a, 30b) sentezlendi ve moleküler yapıları NMR, FT-IR ve HRMS ile aydınlatıldı. Bileşiklerin asit dissosiyason sabitleri asidik ortamda 25.0 ± 0.1 °C, 0.1 M NaCl iyonik şiddette ve DMSO:su (50:50 v/v) hidro-organik çözücü sisteminde hem potansiyometrik hem de spektrofotometrik olarak belirlendi. 30a ve 30b bileşiklerinin entiyol gruplarına ait olabilecek pKa değerleri potansiyometrik olarak sırasıyla 7.06±0.13 ve 6.94±0.11 olarak belirlenirken, spektrofotometrik olarak 7.11±0.08 ve 7.05±0.01 olarak belirlendi. 30a ve 30b bileşiklerinin NH gruplarına ait olabilecek pKa değerleri ise potansiyometrik olarak sırasıyla 12.11±0.06 ve 11.17±0.06 olarak belirlenirken, spektrofotometrik olarak 12.30±0.08 ve 11.82±0.02 olarak belirlendi. Bununla birlikte, spektrofotometrik olarak sırasıyla 3.56±0.08 ve 3.87±0.01 olarak belirlenen pKa değerlerinin sırasıyla 30a ve 30b bileşiklerinin enol gruplarına ait olabilecekleri söylenebilir.
Diyot lazer ile tekstil boyasının bozunması
Tekstil endüstrisi tarafından oluşan atık sular, hacim ve kirletici bakımından endüstri alanında en çok su kirliliğine neden olan endüstri dalıdır. Tekstil ürünlerini renklendirmek amacıyla boyarmadde kullanımı son yüzyılda giderek artıyor ve artmaya da devam etmektedir. Boyarmaddeler organik ve inorganik yapılarından dolayı suyun kirlenmesine neden olur. Bu çalışmada çevre dostu bir lazer fotodegradasyon sistemi ile sanayide tekstil boyası olarak kullanılan ve hali hazırda atık sulara karışma olasılığı yüksek olan Remazol Brilliant Violet 5R Boyasının bozunması ve renk giderimi (1ppm) 445 nm ve 3 W gücündeki lazer ışını ile oksidant olarak farklı miktarlardaki hidrojen peroksit (H2O2) ve potasyum persülfat (K2S2O8) kullanılarak farklı sıcaklıklarda ve 6 saat reaksiyon süresinde incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda H2O2 oksidant olarak kullanıldığında, 6 saat içerisinde 2 µL H2O2 kullanımı ve 50 oC'de %43,30 iken 75 oC'de %72,83 parçalanma oranı; 4 µL H2O2 kullanıldığında 50 oC'de %62,39 iken 75 oC'de %61,39 parçalanma oranı; 6 µL H2O2 kullanıldığında 50 oC'de %87,14 iken 75 oC'de %76,96 parçalanma oranı; 8 µL H2O2 kullanıldığında 50 oC'de %88,22 iken 75 oC'de %82,92'dir. Toplam Organik Karbon analiz (TOC) sonuçlarına göre ulaşılırken, 1 ppm boya için 2.59 x10-4 M K2S2O8 kullanıldığında parçalanma değeri 50 oC de %96'lık bir değere ulaşmıştır. Biyolojik arıtma sistemleri ile bu çalışmada kullanılan fotodegredasyon sistemi karşılaştırıldığında kullandığımız bu sistem ile boyarmaddenin parçalanması 6 saat gibi bir sürede gerçekleştiğinden, biyolojik arıtma sistemlerine göre büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu nedenle bu sistemin daha ileri çalışmalar yapılarak tekstil fabrikalarının atık su arıtım tesislerinde kullanımı sağlanabilir.
Selexipag ve vismodegib ilaç etken maddeleri ve impüritelerinin spektroskopik olarak karakterizasyonu ve kromatografik yöntemlerle analitik yöntem geliştirilmesi ve validasyonu
Selexipag ilaç etken maddesi, nadir bir hastalık olan pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) tedavisinde kullanılmaktadır. Vismodegib ise bir cilt kanseri türü olan bazal hücreli karsinom tedavisinde kullanılmaktadır. Bu amaçla tez kapsamında eşdeğer olarak üretilen Selexipag ve Vismodegib ilaç etken maddeleri için ICH rehberi baz alınarak, ilgili maddeler ve miktar tayini yöntemi geliştirilmiş ve validasyonu yapılmıştır. İlaç etken maddelerinin apolar özellikte olmasından kaynaklı ters faz kromatografisi çalışılmıştır. ICH rehberine göre etken madde ve safsızlıkların limitleri belirlendikten sonra, maddeler spektroskopik olarak; 1H-NMR, 13C-NMR, FTIR, kütle spektrometreleri ile tanımlanmıştır. Tanımlanan maddelerin standardizasyonları yapılmış ve üretim şarjlarından alınan ilaç etken maddeleri için ilgili maddeler ve miktar tayinleri yapılmıştır. Yöntemler ICH Q2(R1) rehberine göre başarıyla valide edilmiştir. Böylece; kalite kontrol laboratuvarlarında rutin analizler için kullanılabilecek kesin, doğru, kararlı, seçici yöntemler elde edilmiştir. Ardından ilaç etken maddelerinin stabilite ve raf ömrü çalışmaları için zorlu bozundurma koşullarına tabi tutularak, valide edilen ilgili maddeler ve miktar tayini yöntemleri ile eş zamanlı analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda iki ilaç etken maddenin bu koşullarda kararlı olduğunu göstermiştir. Hızlandırılmış altı aylık stabilite sonuçları arasında da önemli bir fark gözlenmemiştir.
SARS-CoV-2 (COVİD-19) tedavisinde kullanılan antiviral ilaçların seçici ve duyarlı sensörlerle tayini
Doktora tez çalışması kapsamında antiviral ilaçlardan ribavirin (RIB), molnupiravir (MOL), umifenovir (UMI) ve kamostat mesilat (KAM)'ın seçici ve hassas analizine yönelik moleküler baskılı polimer (MIP) temelli sensörler geliştirilmiştir. Geliştirilen sensörlerin elektrokimyasal ve yüzey karakterizasyonları dönüşümlü voltametri (DV), elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS), taramalı elektron mikroskopisi (SEM), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), atomik kuvvet mikroskopisi (AFM) ve temas açısı yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. RIB tespiti için ilk kez elektropolimerizasyon (EP) ve fotopolimerizasyon (FP) tekniklerinde sırasıyla pirol-para aminofenil boronik asit (Py-p-AFBA) ve urasil metakrilat (UraM) gibi farklı fonksiyonel monomerler kullanılarak MIP temelli elektrokimyasal sensörler geliştirilmiştir. Poli(Py-co-p-APBA)/RIB@MIP/CKE ve UraM/RIB@MIP/CKE sensörlerin analitik performansları diferansiyel puls voltametrisi (DPV) kullanılarak değerlendirilmiştir. Geliştirilen sensörler, RIB'a karşı yüksek baskı faktörü (IF) ile mükemmel bir seçiciliğe sahiptir. MOL'ün elektrokimyasal analizi için EP ve FP yöntemlerinde monomer olarak sırasıyla pirol-3-tiyonil boronik asit (Py-3-TBA) ve guanin metakrilat (GuaM) kullanılarak MIP temelli sensörler hazırlanmıştır. Geliştirilen Poli(Py-co-3-TBA)]/MOL@MIP/CKE ve GuaM/MOL@MIP/CKE sensörlerin teşhis sınırı (TS) değerleri sırasıyla 6.01x10-13 M ve 1.13x10-13 M olarak hesaplanmıştır. Farmasötik formlarda ve ticari serum numunelerinde elde edilen iyi geri kazanım değerleri sensörlerin bu numunelere başarılı bir şekilde uygulanabildiğini göstermiştir. UMI'nin seçici ve duyarlı analizi için fonksiyonel monomer olarak butil metakrilat (BuMA), gözenekli yapı oluşturmak için bor nitrür (B3N3) kullanılarak MIP temelli elektrokimyasal sensör hazırlanmıştır. Geliştirilen sensör DPV ve EIS gibi farklı elektroanalitik yöntemler kullanılarak UMI'nin analizine başarılı bir şekilde uygulanmıştır. UMI@B3N3/BuMA@MIP/CKE sensörünün yüksek duyarlılığını gösteren TS değerleri DPV ve EIS yöntemleri için sırasıyla 4.82x10-14 M ve 2.34x10-14 M olarak hesaplanmıştır. Girişim ve IF analizleri geliştirilen sensörlerin yüksek seçiciliğini doğrulamıştır. KAM'ın daha hassas ve duyarlı analizi için perde baskılı elektrotlar (SPAuE) kullanılarak hem MIP temelli sensör hem de sahte baskılı polimer (DIP) temelli sensörler hazırlanmıştır. Geliştirilen sensörlerin performansları dikkate alındığında poli(Py-co-p-ABA)@KAM@MIP/SPAuE sensörünün hem analitik validasyon parametreleri hem de uygulanabilirliği açısından diğer etken maddelerle hazırlanmış DIP sensörlere göre oldukça etkili sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak; RIB, MOL, UMI ve CAM'ın elektrokimyasal analizi için geliştirilen MIP tabanlı sensörlerin mevcut yöntemlere göre daha avantajlı ve alternatif yöntemler olduğu kanıtlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ribavirin, Molnupiravir, Umifenovir, Kamostat mesilat, Elektrokimyasal sensör, Moleküler baskılı polimerler
Nanogözenekli karbon fiber ve grafitin süperkapasitör vesensör performanslarının incelenmesi
Karbon temelli malzemeler kolay fonksiyonelleştirilebilmelerinin yanı sıra iyi elektriksel ve termal iletkenliğe, korozif kimyasallara karşı yüksek dirence ve yüksek termal kararlılığa sahiptirler. Karbon temelli malzemeler, bu özellikleri ile pek çok ileri teknoloji alanında yüksek kullanım alanı bulmaktadır. Elektriksel ve termal özelliklerinin yanı sıra yüksek çekme, basma ve darbe dayanımları, uçak ve otomobil gibi araçlarda kullanım alanı bulmalarını sağlamaktadır. Üstün elektriksel ve mekanik özellikleri nedeniyle, grafenin seri üretimi günümüzde oldukça önemli bir çalışma haline gelmiştir. Çok fazla grafen üretim yöntemi mevcut olmasına rağmen elektrokimyasal yöntemler kullanılarak endüstriyel ölçekte grafen üretimi oldukça yaygındır. Bu çalışmada, grafen kaplı karbon fiberler, sulu çözeltiler kullanılarak geliştirilmiş ve bu işlem için sürekli elektrokimyasal üretim sistemi kullanılmıştır. Böylece karbon fiber yüzeyinde meydana gelen grafenler, nanogözenekli yapı oluşumunu desteklemiştir. Elektrokimyasal yüzey soyma üretim rutininde, grafen kaplı karbon fiber hazırlama süresi, 1 metre filament fiber için 5 dakika olarak belirlenmiştir. Yapısal, termal ve yüzey morfolojik özellikler Raman spektroskopisi, Fourier transform kızıl ötesi spektroskopisi (FT-IR), termal gravimetrik analiz (TGA) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak incelenmiştir. Yüzeyi işlem gören fiberlerin süperkapasitör elektrotu olarak kullanıldığı hücrelerin elektrokimyasal özellikleri ise dönüşümlü voltametri (CV) ve elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS) yöntemleri ile incelenmiştir. Hazırlanan süperkapasitör hücreleri üzerinde yapılan dönüşümlü şarj-deşarj testleri, nanogözenekli karbon fiberlerin kullanıldığı süperkapasitör hücrelerinin başlangıç kapasitelerinin, yalın haldeki karbon fiberlerin kullanıldığı süperkapasitör hücrelerinin başlangıç kapasitesinden yaklaşık 3 kat daha yüksek olduğu görülmüştür. Dahası, yapılan mekanik testler, elektrokimyasal yöntem ile grafen ve grafen oksit kaplanan karbon fiberlerin, yalın karbon fiberlerden daha düşük mekanik özelliklere sahip olmadığını göstermiştir. Bu durum yapılan yüzey aşındırma işleminin, karbon fiberin mekanik özelliklerine hasar vermeyecek derece olduğunu göstermektedir. Doktora tezi kapsamında geliştirilen endüstriyel ölçekte karbon fiber modifikasyon sisteminin yüksek kalitede nanogözenekli karbon fiber hazırlamak için kullanım potansiyeline sahip olduğu, sistem kullanılarak hazırlanan grafen ve grafen oksit kaplı karbon fiberlerin ise enerji depolama ve kompozit gibi uygulamalarda yüksek performansla kullanılabileceği görülmüştür. Tez çalışmalarının diğer bir basamağında grafit elektrotlar elektrokimyasal yöntem kullanılarak nanogözenekli hale getirilmiştir. Nanogözenekli hale getirilen grafit elektrotlar kullanılarak eşzamanlı Pb2+ ve Cd2+ iyonlarının, basit ve hızlı tayinlerinin yapılabileceği elektrokimyasal yöntem geliştirilmiştir. Nanogözenekli grafit elektrotlar, dönüşümlü voltametri yöntemi kullanılarak -0,3 ile 2,0 V aralığında, 0,10 mol/L H3PO4 destek elektroliti içerisinde hazırlanarak elektrokimyasal tespit kapasteleri arttırılmıştır. Pb2+ ve Cd2+ iyonlarının tayinlerini etkileyen elektroanalitik yöntem parametreleri, iyonlar için elde edilen elektrokimyasal sinyallere göre sırasıyla optimize edilmiştir. Bu kapsamda, her parametrenin optimizasyonu için, ağır metaller için elde edilen yükseltgenme pik akımlarından yararlanılmıştır. Optimize edilmiş elektrokimyasal yöntem ve elektroanalitik yöntem parametreleri kullanıldığında yüksek seçicilik ve hassasiyet ile Pb2+ ve Cd2+ iyonlarının eşzamanlı tayinlerinin yapılabildiği görülmüştür. Hazırlanan nanogözenekli grafit elektrot, sertifikalı referans su numunesi üzerinde başarı ile test edilmiştir. Optimize edilmiş koşullar altında Pb2+ iyonları için tayin limiti 0,46 µg/L, Cd2+ iyonları için ise 1,11 µg/L olarak hesaplanmıştır. Doğrusal çalışma aralıkları Pb2+ analiti için 5-45 µg/L, Cd2+ analiti için ise 10-40 µg/L olarak belirlenmiştir. Bu çalışmaların ardından Mn2+ iyonlarının katodik sıyırma voltametrisi, Cu2+ iyonlarının ise anodik sıyırma voltametrisi yöntemleri ile elektroanalitik tayinlerinde kullanılacak nanogözenekli grafit elektrotlar hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda grafen oksit ile kaplı grafit elektrotlar geliştirilmiştir. Grafen oksit kaplama yöntem parametreleri ve elektroanalitik yöntem parametreleri sırasıyla optimize edilmiştir. Geliştirilen nanogözenekli, foksiyonel elektrokimyasal sensörler ve elektroanalitik yöntemler, sertifikalı referans su numunesinde başarı ile test edilmiştir. Grafen oksit ile kaplanmış grafit elektrotlar kullanılarak gerçekleştirilen çalışmalarda Mn2+ iyonları için doğrusal çalışma aralıkları 4-28 µg/L, Cu2+ iyonları için 5-25 µg/L olarak belirlenmiştir. Optimize edilmiş koşullar altında, Mn2+ ve Cu2+ iyonları için tayin limitleri sırasıyla 0,41 µg/L ve 1,23 µg/L'dir.
Heterohalkalı bazı bileşiklerin sentezi, spektroskopik ve kromatografik karakterizasyonu ve bileşiklerin sitotoksik etkinliğinin araştırılması
Amaç: Fosfazenler heterohalkalı bileşiklerin önemli bir sınıfını oluştururlar. Heterosiklik anorganik bileşiklerin önemli bir sınıfını oluşturan siklofosfazenler (NPCl2)n içerdikleri aktif fosfor-halojen bağları nedeniyle çok çeşitli siklofosfazen türevleri oluşturdukları için oldukça ilginçtirler. Bu çalışmanın amacı; literatürden yararlanarak sentezlenen bileşiklerin, karakterizasyonu, antioksidan kapasiteleri ve sitotoksik etkilerinin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Çalışmada sentezlenen bileşiklerin spektrofotometrik yöntem ile antioksidan kapasiteleri (DPPH ve CUPRAC metotları ile) belirlenmiştir. Aynı ektstrelerin sitotoksik etkileri in vitro yöntem ile değerlendirilmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları, ¹H, ¹³C, ³¹P NMR ve FT-IR teknikleri ile aydınlatıldı Bulgular: Yapılan çalışmalar da hekzaklorosiklotrifosfazatrien bileşiği N, N-diizopropilpropan 1,3-diamin, p-bromo fenol ve p-formilfenol ile etkileştirilerek sırası ile [1], [2] ve [3] bileşikleri sentezlendi. Bileşiklerin; DPPH radikal süpürme gücü testine göre 0,21-9.83 mg TEAC/100 g ve CUPRAC analiz sonuçları 0,011mmol TEAC/ g olarak gözlendi. Karaciğer kanseri hücre hattında (HEP3B) [1] ve [2] numaralı bileşikler karaciğer negatif kontrole kıyasla, 48.saat inkibasyon sonunda 10μM ve 25μ M dozlarında % 50 ye varan sitotoksik etki gösterdi. Aynı bileşik için yüksek dozlarda bu oran %80 etkili olduğu gözlemlendi. [3] kodlu bileşik, negatif kontrole kıyasla, 10 ve 25 μM dozlarında %70 sitotoksik etki gösterirken, bu oran yüksek dozlarda (50 ve 100 μM) da % 85 etkili olduğu gözlemlendi. Sonuç: Sentezlenen bileşiklerin antioksidan kapasite ve sitotoksik etki potansiyeline sahip olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Fosfazen, Para-bromo fenol, para-formil fenol, Antioksidan, Sitotoksik etki
Pekmez örneklerinde vitamin ve mineral tayini
ÖZETPekmez, ülkemizde üretilen geleneksel bir gıda maddesidir. Sunulan bu çalışmada, çeşitli pekmez numunelerinin (andız, dut, hurma, kayısı, keçiboynuzu, üzüm, beyaz zile) bazı eser element, mineral ve vitamin konsantrasyon seviyelerinin belirlenmesi ve bunun yanında beslenme açısından öneminin vurgulanması amaçlandı.Pekmez numuneleri, Malatya Organize Sanayinde üretim yapan Şitoğlu Gıda Fabrikasından, yerel marketlerden ve üretimin aile işletmeciliği şeklinde yapıldığı evlerden temin edildi.Sunulan çalışmada, kuru yakma, yaş yakma ve mikrodalga ile parçalama yöntemlerinin performansları karşılaştırıldı. Önerilen metodun doğruluk ve kesinlik gibi analitik özellikleri Sertifikalı Referans Madde tarafından test edilerek doğrulandı.Pekmez numunelerinde eser element, mineral içeriğini belirlemek için Alev/Grafit Fırın Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi kullanıldı. Ca, Cu, Fe, K, Mg, Na ve Zn elementleri Alevli-AAS ve element içeriği µg seviyesinde olan Al, Cr, Ni, Pb ve Se gibi elementler ise GF-AAS de pirolitik kaplı grafit tüpler yardımı ile analizlendi.Sunulan çalışmada, pekmez numunelerinde suda ve yağda çözünen vitaminlerin eşzamanlı bir ayrımı denendi. Pekmez numunelerinde mevcut olan vitaminlerin iki kısma (suda ve yağda çözünen vitaminler) ayırımında ve biyolojik matrikslerin uzaklaştırılmasında bir ön işlem tekniği olarak Katı-Faz Ekstraksiyonu kullanıldı. Daha sonra, Diyot Array Dedektörü (DAD) bağlı Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi ile analizleri gerçekleştirdik.Elde edilen sonuçların ışığında pekmez; insanların temel gereksinimlerinin başında gelen beslenme ihtiyacı açısından yeterli miktar ve kalitede besin alımına destek olabilecek element ve vitaminleri yoğun olarak içerdiği gözlendi. Bu nedenle, çocukluğumuzdan beri yediğimiz geleneksel yiyeceklerimiz arasında yer alan pekmezi diyetimize dahil etmek gerekliliği tarafımızdan önerilmektedir.
Hastalık tedavisinde kullanılan bazı meyve ve sebzelerin dokularında eser element ve mineral tayini
Son yıllarda çalışmalarda çeşitli biyolojik materyallerde bulunan eser elementve minerallerin tayini özellikle iki nedenden dolayı önem kazanmıştır. Bunlardanbirincisi, metabolik proseslerdeki rolleri ve insan sağlığı üzerine olumlu etkileri,ikincisi ise artan çevre kirliliği ile birlikte toksititeye neden olan elementlerinolumsuz etkileridir.Eser elementlerin bitkilerin özellikle kök, gövde ve yaprakları gibi farklıbölgelerinde değişik konsantrasyonlarda bulunurlar. Meyve ve sebzelerin ve bunlarındokularının elementel kompozisyonu normal gelişim ve sağlık için çok önemlidir.Taze meyve ve sebzelerin günlük tüketilmesi, bulaşıcı olmayan kanser vekardiyovasküler hastalıkları önlemede yardımcı olur. Bu nedenle meyve vesebzelerin eser element ve mineral içerikleri önemlidir.Mineral ve eser elementler çok fazla tükettiklerinde toksik etkiler görülür.Düşük konsantrasyonlarda alındıklarında da çeşitli problemlerle karşılaşılır. Örneğindoğada bol miktarda bulunan demir, Fe, aşırı miktarda alındığında kusma, ishal vebağırsak bozukluklarına neden olur. Düşük miktarlarda alındığında ise kemiklerdekırılganlık ve anemi gibi sorunlar ortaya çıkar.Eser elementler ve mineraller topraktan insanlara bitki aracılığıyla geçer.Bitkilerin eser element ve mineral içerikleri, toprağın jeokimyasal karakteristiği,yetişme dönemi boyunca hava koşulları, bu elementlerin bazılarının seçici olarakalınabilirliği ve gübre kullanımına göre değişir.Çalışmamızda, tıbbi öneminden dolayı halk ilacı gibi kullanılan meyveolarak, elma, kiraz, armut, nar, ayva, çilek ve ceviz, sebze olarak da nane ve reyhananalizlenmek için seçildi. Bu meyve ve sebzeler, Malatya da da hâlâ çeşitlihastalıkların tedavisinde kullanılır.Bu amaçla, toplanan bu meyve, sebze ve bunların dokuları mikrodalgaparçalama tekniği ile çözelti ortamına alınmıştır. Kullandığımız metodun analitikkarakteristiğini, doğruluk ve hassasiyetini test etmek için Sertifikalı Referans Madde(NIST ? SRM 1515, Apple Leaves) kullanılmıştır. Meyve, sebze ve dokularının,alevli AAS ile Al, Cu, Fe, Mg, Mn, Zn içerikleri, alevli ? emisyon AAS ile K, grafitfırın AAS ile Cd, Pb, Se içerikleri tayin edilmiştir.Meyve ve meyve dokularının eser element ve mineral içerikleri;1.45 ? 92.83 mg/ 100g alüminyum, bakır için 0.11 ? 1.84 mg / 100g , demir için0.30 ? 61.54 mg / 100g , potasyum için 114 ? 4658. 33 mg / 100g , magnezyumiçin 11.03 ? 637.79 mg / 100g , mangan için 0.034 ? 10.97 mg / 100g , çinko0.17 ? 6.26 mg / 100g , kadmiyum 0.10 ? 4.21 x 10-3 mg / 100g, kurşun için8.91 ? 351.55 x 10-3 mg / 100g ve selenyum için 0.55 ? 45.45 x 10-3 mg / 100garalığında bulunmuştur. Ayrıca sebze örneklerinin eser element ve mineral içerikleri;12.80 ? 19.16 mg / 100g alüminyum, 0.34 ? 1.03 mg / 100g bakır,29.91 ? 30.00 mg / 100g demir, 2791.67 ? 4754.17 mg / 100g potasyum,508.33 ? 600.69 mg / 100g magnezyum, 5.07 ? 5.67 mg / 100g manganez,2,59 ? 4.48 mg / 100g çinko, 6.48 x 10-3 mg / 100g kadmiyum,63.22 ? 115.38 x 10-3 mg / 100g kurşun ve 41.9 ? 56.1 x 10-3 mg / 100g selenyumaralıklarında bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Meyve, Sebze, Mineral, Eser Element, MikrodalgaÇözünürleştirme Tekniği, Atomik Absorpspyion Spektroskopisi
Soğuk algınlığında kullanılan halk ilaçlarında uçucu yağ, mineral ve eser elementlerin tayini
Baharatlar ve bitkiler farklı bioaktif bileşiklerce zengindir ve sağlık üzerindeki yararlı etkileri iyi bilinmektedir.Şifalı bitkiler soğuk algınlığından, kansere bir çok hastalığın tedavisinde halk ilacı olarak kullanılmaktadır.Şifalı bitkiler, organik bileşikler, uçucu yağlar, glikosidler, vitaminler, alkaloitler ve diğer aktif bileşenleri içerirler. Bazı organik bileşikler ve uçucu yağların yanı sıra, bazı eser elementlerin, genel iyileşmede ve de hastalıkların tedavisinde çok önemli rol aldığı doğrulanmaktadır.Bu çalışmanın amacı, soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan bazı bitkilerdeki uçucu yağların bileşenlerini ve eser elementleri tayin etmektir.Bitki materyallerinin kurutulmuş toprak üstü kısımları, Clevenger aparatı kullanılarak hidrohistilasyona tabi tutulmuştur. Elde edilen yağlar, GC/FID ve GC/MS metotlarıyla analizlenmiştir.Uçucu bileşikler, çalışılan bileşenlerin kütle spektrumları ve alıkonma indekslerinin uyuşumuna bağlı olarak teşhis edilmiştir. Bağıl alıkonma indekslerinin (RRI) hesaplanmasında alkanlar, referans nokta olarak kullanılmıştır. Kütüphane taraması, Wiley GC/MS Kütüphanesi, Adams Kütüphanesi ve NIST05 kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Eser elementlerin tayini, kuru yakma, yaş yakma ve mikro dalga ile çözünürleştirme yöntemlerinden sonra, alev ve grafit fırın atomik absorpsiyon spektrometre tekniği (Cu, Mn, Zn, Fe, Al, K, Mg, Ca elementleri Alevli-AAS, Pb, Ni, Cd, Se elementleri GF-AAS ile analizlendi) kullanılarak gerçekleştirildi.Anahtar Kelimeler: Şifalı Bitkiler, Uçucu Yağ, Gaz Kromatografisi, Eser Elementler, Atomik Absorpsiyon Spektrometresi.
Bazı nörokimyasal maddelerin sıçan beyninden mikrodiyaliz ile toplanması ve analitik yöntemlerle miktar tayini
Bu çalismada siçan beyin mikrodiyalizatlarinda bazi nörokimyasal maddelerin tayini için elektrosprey iyonizasyonlu sivi kromatografi kütle spektrometri (ESILC- MS) yöntemi tanitilmaktadir. Iyon tuzagi kütle analizörü ile sekiz adet nörokimyasal (epinefrin, norepinefrin, dopamin, 3,4-dihidroksifenilasetik asit (DOPAC), histamin, g-aminobutirik asit, L-glutamat, asetilkolin) için kütle spektrumlari ve kütle parçalanmalari belirlendikten sonra sivi kromatografik ayirma kosullari incelenmistir. C18 kolon (2.1x100 mm, 3.5 ?m) ve % 0.1 asetik asit içeren su-asetonitril gradient hareketli faz sisteminde türevlendirici ajan olan 4-kloro-7-nitro-2,1,3-benzoksadiazol (NBD-Cl) ile türevlendirilerek ayrilan g- aminobutirik asit ve histamin için yöntemin validasyonu gösterilmistir. GABANBD için 267à249 m/z kütlesinden olusan parçalanma kütlesi, histamin için sadece 275 m/z ana kütlesi kullanilarak olusturulan kromatogramda miktar tayini yapilmistir. Dogrusal aralik g-aminobutirik asit için 10-500 ng.mL-1, histamin için 50-1000 ng.mL-1 bulunmustur. Yöntemin tayin sinirlari g-aminobutirik asit için 10 ng.mL-1, histamin için 50 ng.mL-1 olarak hesaplanmistir. Yöntemin GABA ve histamin için elde edilen dogrulugu % 98 dolayinda saglanan geri kazanim ile, tekrar edilebilirligi ise gün içi % 1.65-2.62, günler arasi % 1.23-4.93 bagil standart sapma degerleri ile gösterilmistir. Siçan beyninin ventral anterior nucleus, lateral hypothalamus ve corpus striatum bölgelerinden toplanan mikrodiyalizat örneklerinde g-aminobutirik asitin bazal düzeyleri ölçülerek sirasiyla 123.25±0.67, 151.41±18.53, 94.96±0.53 ng.mL-1 olarak bulunmustur. Anahtar Kelimeler: Nörokimyasallar, Histamin, g-Aminobutirik Asit, Türevlendirme, Mikrodiyaliz, LC-MS
Nimodipin' in sürekli akış enjeksiyon analizi ile tabletlerinde miktar tayini
Bu çalısmada, akıs enjeksiyon sistemi ve UV spektrofotometrik olmak üzere iki farklı yöntemle nimodipin içeren tabletlerin analizi gerçeklestirilmistir. Tasıyıcı sistem olarak pH 2 tamponu kullanılmıstır ve akıs hızı olarak da 1.4 mL.dk-1 seçilmistir. Nimodipin sinyalleri UV dedektör kullanılarak 238 nm'de kaydedilmistir. Miktar tayini için pik alanlarının sinyalleri kullanılmıs, yöntemin kesinliği ve doğrusallığı da bu sinyaller kullanılarak gösterilmistir. Sinyal/gürültü oranı 3.3 kriterine göre yöntemin saptama sınırı olarak 1.10x10-6 M ve sinyal/gürültü oranı 10 kriterine göre tayin sınırı olarak 5.62x10-6 M değerleri hesaplanmıstır. Yöntemin uygulanması ile elde edilen sonuçlar, standart bir yöntem olan UV-spektrofotometrik yöntem sonuçları ile karsılastırılmıstır. Farkın istatistiksel olarak farklı olmadığı bulunmustur. Yöntem nimodipin içeren tabletlere basarıyla uygulanmıstır. Bu çalısmada gelistirilen sürekli akıs enjeksiyon analizinin kesin, doğru, duyarlı ve ucuz bir yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: nimodipin, sürekli akıs enjeksiyon analizi, tablet
Kandesartan sileksetilin ilaç etkileşimlerinin in vitro olarak incelenmesi ve çeşitli analitik yöntemlerle analizi
Kandesartan sileksetil (KSSL) hipertansiyon tedavisinde kullanılan kandesartan (KS)'ın ön ilacıdır. Bu çalışmada, KS'nin, bir sitokrom P450 2C9 (CYP 2C9) standart substratı olan diklofenak sodyum (DIC) ile farmakokinetik etkileşiminin in vitro koşullarda, sıçan karaciğer mikrozom enzimleri kullanılarak incelenmesi amacıyla kapiler elektroforez (KE) ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (YPSK) yöntemleri tanıtılmaktadır.Çalışmanın ilk aşamasında metoprolol süksinat (MTP) ve lansoprazol (LNS)'ün iç standart (IS) olarak kullanıldığı KS, KSSL ve DIC'in aynı anda tayinine olanak sağlayan KE yöntemi geliştirilmiştir. KE yönteminde sinyaller 214 nm'de UV detektörle kaydedilmiştir. Yöntemin optimizasyonu sonucunda, 15 mM borat, % 10 (h/h) metanol içeren, pH 8.50 çalışma tamponu, 25 kV potansiyel ve 1 sn enjeksiyon süresinin en uygun ayırımı sağladığı belirlenmiştir. Belirtilen koşullarda MTP 3.3 dk, LNS 4.7 dk, KSSL 5.1 dk ve KS'nin 7.5 dk göç zamanına sahip olduğu gözlenmiştir. KSSL için 1.88 x 10-6 ? 9.41 x 10-5 M ve KS için 1.91 x 10-6 ? 9.58 x 10-5 M derişim aralıklarında KE yönteminin doğrusallığı, kesinliği, doğruluğu, tutarlılığı, sağlamlığı ve seçiciliği gösterilmiştir. Yöntemin KS ve KSSL için gözlenebilme sınırı (LOD) sırasıyla 3.07 x 10-7 M ve 4.79 x 10-7 M ve alt tayin sınırı (LOQ) sırasıyla 9.15 x 10-7 M ve 1.45 x 10-6 M olarak bulunmuştur. Geliştirilen yöntemin bir uygulaması ticari tabletlerde KSSL analizi ile gösterilmiş ve analiz sonuçları USP XXIV kriterlerine uygun bulunmuştur.KE yöntemini karşılaştırmak amacıyla, MTP'nin IS olarak kullanıldığı DIC ve KS'nin aynı anda analizine olanak sağlayan YPSK yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntemde, 290 nm uyarma ve 360 nm yayma dalga boylarında floresans detektör kullanılmıştır. % 0.01 (a/h) 1-heptan sülfonik asit içeren, pH 3.5, % 57 (h/h) metanol çözeltisinden oluşan hareketli faz sisteminde, C18 kolonda, (3.0 x 150 mm, 5 µm) 1 mL/dk akış hızında ve izokratik sistemle ayırım gerçekleştirilmiştir. Belirtilen koşullarda MTP 2.5 dk, KS 4.6 dk ve DIC 16.4 dk alıkonma zamanına sahiptir. KS için 1.14 x 10-8 ? 1.46 x 10 -6 M, DIC için de 3.67 x 10-7 ? 3.91 x 10-5 M derişim aralığında yöntemin doğrusallığı, doğruluğu, kesinliği, tutarlılığı, sağlamlığı ve seçiciliği gösterilmiştir. DIC için LOD 2.46 x 10-7 M, LOQ 7.47 x 10-7 M ve KS için LOD 1.72 x 10-8 M, LOQ 5.22 x 10-8 M olarak bulunmuştur.Çalışmanın son aşamasında, KS'nin, DIC ile farmakokinetik etkileşimi in vitro koşullarda, sıçan karaciğer mikrozomal enzimleri kullanılarak incelenmiştir. İn vitro ilaç metabolizması incelemelerinin optimizasyonu için mikrozomal protein derişimi ve substrat (DIC ve KS) derişimleri parametreleri incelenmiş ve örneklerin analizi için önerilen KE ve YPSK yöntemleri kullanılmış ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: kandesartan sileksetil, kapiler elektroforez, sitokrom P450 2C9, diklofenak sodyum, yüksek performanslı sıvı kromatografisi
Bupropion hidroklorür'ün çeşitli analitik yöntemlerle biyolojik sıvılarda ve farmasötik preparatlarda tayini
Bu çalışmada Bupropion Hidroklorür'ün (BUP) farmasötik tabletlerindeki tayini için geliştirilmiş olan potansiyometri, kondüktometri, UV ve II. türev spektrofotometri yöntemleri ve farmasötik tabletlerindeki tayine ilaveten BUP'un plazmadaki analizi için geliştirilmiş olan İTK ve YPSK yöntemleri tanıtılmaktadır. Spektrofotometrik yöntemler, valide edilmiş ve UV-spektrofotometri yöntemi için saptama sınırı (LOD) ve tayin alt sınırı (LOQ) değerleri 2.73x10-6 M ve 8.26x10-6 M olarak bulunmuştur. II. türev spektrofotometri yöntemi için ise bu değerler sırasıyla 8.20x10-7 M ve 2.48x10-6 M olarak hesaplanmıştır. Daha sonra, etkin maddenin asit, baz, hidrojen peroksit, kuru ve nemli ısı, fotokimyasal ve UV ışık ortamında kararlılığının araştırıldığı İTK yöntemi geliştirilmiş ve tam olarak validasyonu sağlanmıştır. Etanol-kloroform-glasiyel asetik asit (30:10:1, h/h/h) den oluşan hareketli fazın kullanıldığı yöntemin, LOD ve LOQ değerleri sırasıyla 10.41 ng.spot-1 ve 34.71 ng.spot-1 olarak hesaplanmıştır.Geliştirilmiş olan İTK yöntemi, BUP'un plazmadaki tayinine de uygulanmış ve ortalama olarak, % 87 dolayında, oldukça yüksek bir geri kazanım ve düşük bağıl standart sapma değerleri ile yüksek düzeyde kesinlik elde edilmiştir.Daha sonra, BUP'un farmasötik tabletlerinde ve ana metaboliti olan HBUP'la birlikte plazmada tayini için bir YPSK yöntemi geliştirilmiştir. Yöntem, İTK yönteminde olduğu gibi tam olarak valide edilmiş ve BUP'un plazmadaki LOD ve LOQ değerleri sırasıyla, 9.09x10-8 M ve 2.76x10-7 M olarak hesaplanmıştır. HBUP'un LOD ve LOQ değerleri ise, 4.68x10-7 M ve 1.42x10-6 M olarak bulunmuştur.Sonuç olarak, bu çalışmada BUP'un farmasötik tabletlerindeki tayini için potansiyometri, kondüktometri, UV ve II. türev spektrofotometri yöntemleri gibi basit, güvenilir, analiz maliyeti düşük, her laboratuvarda kolaylıkla uygulanabilen klasik analiz yöntemleri ve farmasötik tabletlerindeki tayine ilaveten BUP'un plazmadaki tayini için kesinliği, güvenilirliği ve seçiciliğinin yanı sıra duyarlı İTK ve YPSK yöntemleri geliştirilmiştir. Yöntemler, validasyonu sağlandıktan sonra BUP'un farmasötik tabletlerine başarıyla uygulanmış ve tablet içerikleri farmakopeye uygun bulunmuştur.İTK ve YPSK yöntemleri ile plazma analizlerinde de düşük bağıl standart sapma değerleri ile yüksek geri kazanım elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: bupropion hidroklorür, spektrofotometri, İTK, YPSK, tablet analizi, plazma analizi
İşlenmiş gıdaların lezzetini değiştirmek için kullanılan bazı katkı maddelerinin eşzamanlı analizi
Değişen yaşam şartları ve gelişen teknolojiye bağlı olarak, gıda ve farmasötik ürünlerde çok çeşitli katkı maddeleri kullanılmaktadır. Özellikle gıda güvenliğine verilen önemin artması ve katkı maddelerinin kullanımındaki yasal kısıtlamalardan dolayı, gıda içeriklerinin belirlenmesi güncel bir konu haline gelmiştir. Katkı maddelerinin başlıca kullanım amaçlarından biri gıdaların ve farmasötik ürünlerin lezzetini değiştirmektir ve lezzet değiştiricilerin önemli gruplarından biri de tatlandırıcılardır. Çeşitli sağlık sorunları ve estetik kaygılar nedeniyle tatlandırıcıların tüketimi artmaktadır, dolayısıyla günlük toplam alınan miktarların tahmin edilebilmesi için bunların gıdalardaki ve farmasötik ürünlerdeki miktarlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, yaygın kullanılan bazı tatlandırıcıların eş zamanlı analizi için ucuz, basit, hızlı ve duyarlı bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmesi ve Türkiye'de tüketilen çeşitli gıdalar ve farmasötik ürünlere uygulanmasıdır. Önerilen yöntem bir core-shell partiküllü kolon (Ascentis® Express C18 (2.7 µm, 100×4.6 mm)) ve asetonitril: su: fosfat tamponu (0.025 M, pH 3.0) içeren bir harekeli faz kullanarak uygulanmıştır. Hareketli faz 1.0 mL dk-1 akış hızında pompalanmış ve analitler fotodiyot dizisi dedektör ile 210 nm dalga boyunda değişken hareketli faz sistemiyle 15 dk'lık bir zaman aralığında tespit edilmiştir. Yöntemin doğrusallığı, saptama ve tayin limitleri, tekrar edilebilirliği, doğruluğu ve sağlamlığı değerlendirilmiştir. Geliştirilen yöntem, asesülfam potasyum, sakkarin, aspartam, alitam, neohesperidin dihidrokalkon, rebadiosit A ve neotam olarak adlandırılan yedi yoğun tatlandırıcının tayini için başarıyla uygulanmıştır. Sonuçlar istatistiksel olarak incelenmiş ve gıdalardaki tatlandırıcı seviyeleri mevzuata uygunluk açısından değerlendirilmiştir.
Analysis of escitalopram oxalate by various analytical methods
The main objective of this thesis is development of new analytical methods to determine escitalopram oxalate (ESC-OX) in pharmaceutical formulations, raw material and biological fluids. For this purpose, a novel HPLC method was developed and validated for determination of ESC-OX besides its six impurities. The applicability of the method was initially tested on 12 different columns which were having various surface chemistries and particle characteristics (i.e., fully porous or core-shell particle structure). Among these, six best-performing HPLC columns were selected for further comparison studies. Acceptable separation was obtained in all cases by using acetonitrile: methanol: water: phosphate buffer solution (pH 3.5, 50 mM) (25:5:20:50, v/v/v/v) mixture as mobile phase, with a flow rate of 1.2 mL min-1. The analytes were monitored at 210 nm by using an UV-visible detector. The core-shell phenyl-hexyl phase was arisen as a better performing alternative in term of separation efficiency, on the well-known industry standard C18 and relatively new PFP phases. On the other hand, quantification of ESC-OX in human urine and pharmaceutical dosage forms using different analytical techniques such as Differential Pulse Voltammetry, Capillary Electrophoresis and Liquid Chromatography-Electrospray Ionization Tandem Mass Spectrometry was realized. The statistical evaluation of all developed methods showed that there was no significant difference between these methods for the quantification of the ESC-OX.
Modifiye edilmiş ceviz kabukları kullanılarak sulu çözeltilerden kadmiyum iyonlarının zenginleştirilme şartlarının araştırılması
Tarım atıkları olarak Juglans regia L. kabukları, ağır metal kirliliği ile ilgili sorunları en aza indirmek için alternatif sorbentler olarak düşünülebilir. Bu çalışmada, sorbent olarak Juglans regia L. kabukları ve hidrazin hidrat ile modifiye edilmiş Juglans regia L. kabukları kullanılmış ve sulu çözeltiden Cd(II) iyonlarının zenginleştirilmesi için karşılaştırılmıştır. Sorbentlerin karakterizasyonu için taramalı elektron mikroskobu ve enerji dağılımlı X-ışını (SEM/EDX) analizi ve fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) analizleri kullanılmıştır. Kolon yöntemi ile zenginleştirme çalışmaları yapılmış ve optimum kolon parametrelerinin belirlenmesi için pH, geri alma çözeltisinin cinsi ve konsantrasyonu, akış hızı, numune hacmi ve girişim yapan iyonların etkisi incelenmiştir. Sorbentlerin tayin limiti (LOD) sırasıyla 0,31 µg L-1 ve 0,18 µg L-1'dir. Langmuir izoterm modeline göre her iki sorbent için KL=0.030 L mg-1, R2=0.994, 0.016 L mg-1, R2=0.991 ve sorbentlerin maksimum adsorpsiyon kapasiteleri sırasıyla 29.6 mg g-1 ve 65.7 mg g-1 olarak bulunmuştur. Önerilen yöntem, sertifikalı referans madde (SRM-NIST 1640) analizine başarıyla uygulanmış ve kantitatif sonuçlar elde edilmiştir.
Brilliant kresil mavisi modifiye karbon nanotüp elektrotların hazırlanması ve analitik uygulamaları
Bu çalışmada fenoksazin türü boyar maddelerden olan Brilliant Kresil Mavisi (BKM) redoks mediyatörüyle elektropolimerizasyon yöntemi kullanılarak modifiye camımsı karbon nanotüp elektrotlar (MWCNT/GCE, Glassy Carbon Electrode) hazırlanmış ve sülfürün elektrokatalitik yükseltgenmesi çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Modifiye elektrodun hazırlanması esnasındaki destek elektrolitin pH'ı, monomer derişimi, döngü sayısı ve potansiyel aralığı gibi parametreler modifiye elektrot hazırlandıktan sonra sülfüre en iyi yanıt vereceği konum dikkate alınarak optimize edilmiştir. Sonuç olarak, 0,03 mM BKM' nin 0,1 M NaNO3 içeren 0,1 M H3PO4 çözeltisinde, -700 ile +1200 mV potansiyel aralığında, 100 mV/s tarama hızında 8 döngü sayılı döngüsel voltammogramları alınarak MWCNT/GCE' de elektropolimerizasyonu en uygun koşullar olarak saptanmıştır. Hazırlanan modifiye elektrotlara tarama hızının ve destek elektrolit pH' nın etkisi döngüsel voltammetri tekniği ile incelenmiştir.
ICP-MS ile saç örneklerinde element tayini
Bu tez kapsamında, Bursa'nın Osmangazi ve Kocaeli'nin Gebze ilçelerinde yaşayan insanlardaki Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn elementleri için toplam birikim değerleri, bu kişilerden alınan saç örneklerinin analiz edilmesiyle belirlenmiştir. Saç örnekleri en az 5 yıldır bu bölgelerde ikamet eden, 18 yaş üzerindeki 60 gönüllü kişiden alınmıştır. Çalışmada çevresel faktörler, meslek ve yaş etkilerini ortaya çıkarmak için özellikle saçında boya bulunmayan erkek bireyler tercih edilmiştir. Toplanan örnekler ön yıkama, kurutma ve açık çözme işlemlerinin ardından İndüktif Eşleşmiş Plazma Kütle Spektrometresi (ICP-MS) ile analiz edilmiştir. Bursa'dan toplanan saç örneklerindeki ortalama Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn derişimleri sırasıyla 0,150 µg/g, 0,367 µg/g, 0,102 µg/g, 0,098 µg/g, 11,8 µg/g, 0,85 µg/g ve 226 µg/g olarak bulunmuştur. Kocaeli'den toplanan saç örneklerindeki ortalama Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn derişimleri ise sırasıyla 0,196 µg/g, 0,652 µg/g, 0,016 µg/g, 0,124 µg/g, 10,1 µg/g, 1,28 µg/g ve 217 µg/g olarak bulunmuştur. Analizlerden elde edilen veriler için istatistiksel veri değerlendirmesi yapılmıştır. Saç örneklerinde incelenen elementler için tespit edilen derişim seviyeleri, normal sınır olarak kabul edilen değerler arasında bulunmuştur. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, saç örnekleri analiz edilen bireylerin incelenen elementlere (Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn), sağlık açısından risk teşkil edecek seviyede maruz kalmadığını ortaya koymuştur.
Bakır iyonlarının karmosin kaplanmış XAD-16 reçinesi üzerinde zenginleştirilmesi
ÖZETBakır iyonlarının, karmosin ile kaplanmış XAD-16 reçinesi üzerindeönzenginleştirilmesi incelendi.XAD-16 reçinesi, karmosinin sulu çözeltisi ile muamele edilerek kaplandı. Kesikli vekesiksiz teknikler, sorbent türü, pH ve kesikli teknik için karıştırma gibi parametrelerincelenerek kaplama için en uygun koşullar saptandı. Maksimum adsorpsiyon pH=2' degerçekleştirildi. Kesikli ve kesiksiz tekniklerle pH=2' de XAD-16 reçinesi üzerinde aynımiktarda karmosin adsorplandı. Kesikli teknikte optimum karıştırma süresi 2 saat olarakbelirlendi.Karmosin ile kaplanmış XAD reçinesi üzerinde bakır iyonlarının önzenginleştirilmesiiçin uygun koşullar araştırıldı. Bu çalışmalarda atomik absorpsiyon spektrofotometresikullanılarak elüentteki bakır konsantrasyonu tayin edildi. pH etkisini incelemek üzere2,0-7,5 aralığında çalışmalar yapıldı ve maksimuma 7,5' de ulaşıldığı gözlendi. Elüentolarak 10 mL setonda hazırlanmış 1M HNO3 çözeltisi kullanılarak, reçineden bakıriyonlarının % 100' e yakın geri kazanımı gerçekleştirildi.0,5 g reçine tüketimi ile en fazla 125 µg bakır ve 1000 mL sulu çözeltide zenginleştirmefaktörü 100 olarak bulundu.Geliştirilen bu zenginleştirme yöntemi, 20 ppb bakır eklenmiş laboratuar musluksuyunun AAS ile analizine uygulandı.Anahtar Kelimeler: Karmosin, Bakır, Önzenginleştirme, AAS
Mikrobiyal elektroliz mekanizmasının incelenmesi ve organik içeriği zengin atık sulara uygulanarak hidrojen gazı üretimi
Bu çalışmada Shewanella oneidensis MR-1 ve Geobacter metallireducens ekzoelektrojenik bakterileri ile kenar yüzeyli prolize grafit elektrotta (EPPG) mikrobiyal elektroliz yöntemiyle atık sulardan hidrojen gazı üretimi gerçekleştirilmiştir. Öncelikle model bir substrat, glukoz kullanılarak farklı potansiyellerde (0,5; 0,7 ve 1,0 V) standart bir elektrolitte elektroliz deneyleri yapılmış ve mikrobiyal elektroliz optimum potansiyeli belirlenmiştir. Buna göre, S. oneidensis MR-1 için 0,7 V ve G. metallireducens için 1,0 V optimum potansiyel olarak belirlenmiştir ve melas atık suyu ile yapılan çalışmalarda bu potansiyeller kullanılmıştır. Bakterilerin hidrojen üretim mekanizması döner disk elektrot sistemi ve dönüşümlü voltametre tekniği ile aydınlatılmaya çalışılmıştır. Voltametrik ölçümler sonucunda, EPPG elektrotta hidrojen oluşumunun yüksek potansiyellerde gerçekleştiği, ancak hidrojen oluşum reaksiyonunu sağlamak için gerekli aktivasyon enerjisinin bakteri varlığında oldukça düştüğü sonucuna varılmıştır. Kullanılan bakterilerden G. metallireducens?in hidrojen gazı oluşturma etkinliğinin daha iyi olduğu görülmüştür. Döner disk elektrot sistemi ile yapılan çalışmalarda S. oneidensis MR-1?e kıyasla, G. metallireducens elektrot yüzeyinde indirgenerek akımı arttırmakta ve bu sayede elektrot/çözelti arasındaki elektron transferini daha hızlı gerçekleştirebilmektedir. Artan katodik akımla elektron aktarımının yanı sıra proton aktarımı da hızlanmakta ve hidrojen oluşumunu daha etkin hale getirebilmektedir.
Albumin nano çiçek hibrit yapıların eldesi, karakterizasyonu ve atık sulardan bazı ağır metallerin giderimin de kullanılması
Günümüzdeki en önemli çevresel problemlerden biri sulardaki ağır metal düzeylerinin varlığıdır. Suya bırakılan endüstriyel atıklar içindeki ağır metaller ekosistem üzerinde bozunmayan kirleticiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla suya bırakılan atıklardaki ağır metaller sucul organizmalarda birikmektedir. Bunun sonucunda hem denizel canlılar hem de besin yoluyla beslenen insanların yaşamını olumsuz etkilemektedir. Atık sulardan ağır metal giderimi için literatürde birçok yöntem mevcuttur. Biz tezimizde yeni bir adsorban olan Albumin nanoçiçek hibrit yapıları (EW-hNF'leri) sentezledik. Ayrıca karekterizasyon çalışmalarını yapıp bazı ağır metallerin (Pb ve Ni) giderimi üzerine çalışmalar yapıldı. Optimizasyon çalışmalarında: süre, adsorban miktarı, sıcaklık, pH ve konsantrasyon parametreleri incelendi. Bunlara bağlı olarak termodinamik parametreleri oluşturuldu. Yapılan deneysel çalışmalarda elde edilen verilere göre optimum şartlar Pb2+ iyonları için sırasıyla 30dk, 5mg EW-hNFs, 25 ̊ C, pH 4 ve 80 mg L-1, Ni2+ iyonları için sırasıyla 8 dk, 5mg EW-hNFs, 35 ̊ C, pH 10 ve 600 mg L-1 olarak belirlenmiştir. Konsantrasyon çalışmaları sonucunda Langmuir ve Freundlich izotermleri çizildi. Son olarak sentezlenen EW-hNF'lerin yapıları SEM, XRD, EDX ve TGA analizleri ile aydınlatıldı. Anahtar kelimeler: albümin, nanohibritflower, nanoçiçek, adsorpsiyon, kurşun, nikel, kadmiyum, atıksu
Protein Nano Flower yapıların eldesi, karakterizasyonu ve bu hibrit yapıların sulardan çeşitli metal iyonlarının gideriminde kullanımı
Eser miktarı dahi yüksek toksititeye sahip Pb2+ ve Cd2+ gibi ağır metal iyonlarından kaynaklanan su kirliliği canlılar üzerinde birçok olumsuz etkiye neden olmaktadır. Atıkların çevreye salınımı öncesi bu ağır metal iyonlarının uzaklaştırılması gerekmektedir. Ağır metal iyonlarının giderimine yönelik kullanılan yöntemlere alternatif bir seçenek olarak ve doğa dostu olması açısından kazein hibrit nano çiçek sentezlenmiştir ve Pb2+ ve Cd2+ giderimi için adsorban olarak ilk kez kullanılmıştır. Adsorpsiyon performansına etki eden parametrelerden temas süresi, pH, sıcaklık ve konsantrasyon etkisi incelenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda 60 dakikalık temas süresi, tamponsuz ortam ve oda koşulları (25 ○C) optimum parametreler olarak bulunmuştur. Performans kriterleri ardından termodinamik parametreleri, adsopsiyon izotermleri ve adsorpsiyon kinetiğine ait veriler hesaplanmıştır Langmuir izoterm modeli ve Pseudo Second Order'a uyumluluk göstermiştir. Optimum koşullar altında Pb2+ ve Cd2+ giderimi için Langmuir izoterminden hesaplanan kapasiteler sırasıyla 769.23 ve 156.25 mg/g 'dir. Ayrıca SEM-EDX, BSED, FT-IR analizleri ile karakterizayon çalışmaları yapılmıştır.
Yarı iletken nanoparçacık sentezinde yöntem geliştirme ve analitik uygulamaları
Yarı-iletken nanokristallerin, CdSe ve CdTe, sulu ortamda ve oda sıcaklığında hidrür oluşturma düzeneği ile sentezine yönelik yöntem önerilmiştir. Önerilen ve literatürden alınan yöntemler ile sentezlenmiş yarı-iletken nanoparçacıklar öncelikle luminesans spektroskopisi ile karakterize edilmiştir. Dar bantlı floresans emisyon spektrumuna sahip olan yarı-iletken nanokristallerin, transmisyon elektron mikroskobu, taramalı elektron mikroskobu ve enerji dispersif X-ray analizi ile daha detaylı karakterizasyonları yapılmıştır. Kuantum noktacığı özelliği taşıyan CdTe, bifonksiyonel nanokompozit, CdTeFe3O4, sentezinde ve analitik uygulamalarda kullanılmıştır. Bifonksiyonel nanokompozit materyalin parçacık boyutu 12,5 nm olarak ölçülmüştür. Manyetik özellikleri ve kristal yapısı incelendiğinde, 8 emu/g manyetizma ile karakteristik süper-paramanyetik davranışı, maksimum emisyon dalga boyu 702 nm'de, 75 nm etken bant genişliği ile quantum noktacığı özelliği gösterdiği gözlenmiştir.Klasik yöntemle sentezlenen CdTe, analitik uygulama olarak su numunelerinde cıva, farmasötik preparatta tiyomersal, dekstroz numunesinde gilkoz ve serum numunesinde üre tayinine uygulanmıştır. Tayinlerde cıva tiyomersal ve glikoz için kuantum noktacıklarının floresans sinyali izlenirken üre tayininde fosforesans sinyali izlenmiştir. Cıva tayininde doğrusal aralık 4 x 10-7- 20 x 10-7 M gözlenebilme sınırı 0,6x 10-10 M, tiyomersal tayininde doğrusal aralık 8 - 80 mg/L gözlenebilme sınırı 1,5 mg/L, glikoz tayininde doğrusal aralık 5 x10-4 -50 x10-4 M gözlenebilme sınırı 5 x 10-5 M, üre tayininde ise doğrusal aralık 4-40 mg/L, gözlenebilme sınırı 0.54 mg/L olarak bulunmuştur. Tayinlerde doğruluk cıva için geri kazanım ile glikoz ve tiyomersal için etiket değerleri ile üre için ise referans yöntem ile test edilmiştir. Ardışık ölçümlerin kesinliği yüzde bağıl standart sapma cinsinden % 5 in altındadır.Anahtar Kelimeler : Kuantum noktacıkları, kadmiyum tellür, civa, glikoz, üre
Lansoprazol etken maddesine ait safsızlıkların ultra performanslı sıvı kromatografisi tekniği ile tayini ve tayin yönteminin analitik validasyonu
Lansoprazol etken maddesine ait safsızlıkların ultra performanslı sıvıkromatografisi tekniği ile tayini ve tayin yönteminin analitikvalidasyonuBu çalışmada lansoprazol etken maddesinin safsızlıkları için?Avrupa Farmakopesi? 7. baskı referans alınmıştır. Gerekli optimizasyonlaryapılarak belirtilen safsızlıklar için UPLC cihazı kullanılarak bir safsızlıkyöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir.Hareketli faz olarak 0.010M NaH2PO4 çözeltisi ve Asetonitrilile bir gradient akış sistemi oluşturulmuştur. Waters H-CLASS UPLC cihazıkullanılarak, sabit faz olarak Acquity UPLC BEH C18 1.7 ?m, 2.1 × 100mm kolon seçilmiştir. Software yardımı ile UV dedektörün dalga boyu 285nm olarak ayarlanmıştır. Kolon sıcaklığı 25°C, otomatik örnekleyicisıcaklığı ise 10°C'dir. Her çözelti için enjeksiyon hacmi 3.0 ?L'dir. Çözücüolarak 1 hacim trietilamin ile 60 hacim saf su karıştırılmış, pH değeri%85'lik fosforik asit ile 10.5 ± 0.05'e ayarlanmıştır. Daha sonra bu çözelti40 hacim asetonitril ile karıştırılmıştır.Lansoprazol, safsızlık A, safsızlık B, safsızlık C, safsızlık D,safsızlık E ve safsızlık F pikleri için alıkonma zamanları sırasıyla 3.655,2.915, 3.963, 4.537, 1.462, 1.582 ve 3.165 dak.'dır.Tayin alt limiti safsızlık A için 0.000042 mg/mL, safsızlık Biçin 0.000064 mg/mL, safsızlık C için 0.000066 mg/mL, safsızlık D için0.000073 mg/mL, safsızlık E için 0.000029 mg/mL, safsızlık F için0.000043 mg/mL'dir. Elde edilen validasyon sonuçlarına dayanarak, lansoprazoletken maddesinin safsızlıkları için, UPLC cihazı kullanılarak, hızlı, seçici,doğru, tekrarlanabilir ve duyarlı bir tayin yöntemi oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Lansoprazol, safsızlık, ultra performanslı sıvıkromatografisi, validasyon
Diyarbakır yöresinde doğal olarak yetişen meyan kökü (Glycyrrhiza glabra) bitkisinde bazı eser elementlerin spektroskopik yöntemlerle tayini
Bu çalışmanın amacı, Diyarbakır yöresinde doğal olarak yetişen meyan (Glycyrhiza glabra) bitkisinde bazı eser elementlerin (Cd, Pb, Ca, Mg, Cr, Mn, Ba, K, Na, Zn, Fe, Co, Mo, Se, P, Cu, Ni, V) spektroskopik yöntemler ile tayin edilmesidir. Çalışma Gaziantep (Oğuzeli-Yeşildere), Şanlıurfa (Birecik), Diyarbakır (Karacadağ) illerinden toplanan bitki örnekleri ile gerçekleştirilmiştir. Bitki örneklerindeki eser elementlerin tayini için İndüktif Eşleşmiş Plazma Optik Emisyon Spektrofotometresi (ICP-OES) ve İndüktif Eşleşmiş Plazma Optik Kütle Spektrofotometresi ICP-MS) kullanıldı. Ayrıca eser elementlerin tayini için kapalı ortamda mikrodalga ile çözünürleştirme yöntemi kullanıldı. Seçilen yörelerden toplanan meyan bitkisi örneklerinde en yüksek düzeyde tayin edilen element 50107.58 ± 22030.09 ppm ortalama ile Na, en düşük düzeyde tespit edilen eser element ise 0.04 ± 0.01 ppm ortalama ile Cd'dir. Çalışma alanından toplanan meyan bitkisinde Co, Mo, ve Se elementleri tespit edilememiştir. Elde edilen sonuçlar neticesinde Şanlıurfa ve Diyarbakır yöresinden toplanan meyan bitkisinde eser elementlerin düzeyleri, Gaziantep yöresine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Meyan, eser element, spektroskopi
Antibakteriyel ilaç sefepimin karbon esaslı elektrotlar ile elektrokimyasal oksidasyonu ve farmasötiklerden ve serumdan kantitatif tayini
Bir sefalosporin antibiyotiği olan sefepimin elektrokimyasal analizi bor-katkılı elmas elektrot ve karbon pasta elektrot kullanılarak yükseltgenme yönünde incelendi. Her iki elektrot için farklı pH'lardaki tampon çözeltileri kullanılarak döngülü voltametri ile taramalar yapıldı. Hız taraması çalışması ile sefepimin bor-katkılı elmas elektrot üzerinde difüzyon kontrollü olarak oksidasyona uğradığı belirlendi. Sefepimin kantitatif analizi diferansiyel puls voltametri ve kare dalga voltametri yöntemleri kullanılarak yapıldı. Bor-katkılı elmas elektrot kullanılarak kalibrasyon grafiklerinden elde edilen sefepimin doğrusallık aralıkları diferansiyel puls voltametri için 0.04 - 10 µM (korelasyon katsayısı 0.999) ve kare dalga voltametri için 0.4 - 60 µM (korelasyon katsayısı 0.998) olarak, sırasıyla 1.58x10-3 ve 1.10x10-2 µM teşhis sınırlarıyla belirlendi. Karbon pasta elektrot için optimum pasta bileşimi %25 olarak belirlendi. Hız taraması çalışması ile, oksidasyon sürecinin adsorpsiyon kontrollü olduğunu belirlendi. Kalibrasyon grafiklerine göre, diferansiyel puls sıyırma voltametri için doğrusal aralıklar 0.08 - 10 µM (korelasyon katsayısı 0.999) ve kare dalga sıyırma voltametri için 0.4 - 10 µM (korelasyon katsayısı 0.998) olarak, sırasıyla 3.73×10-3 ve 2.21×10-2 µM teşhis sınırları ile belirlendi. Kullanılan yöntemlerin kesinliği, tekrar edilebilirlik çalışmaları ile incelendi. Geliştirilen bu yöntemler ile sefepimin farmasötik dozaj şekillerinden ve insan kan serumundan kantitatif analizi, her iki elektrot için herhangi bir ayırma işlemi yapılmadan gerçekleştirildi.
Antiinflamatuar ilaç nimesulidin çok duvarlı karbon nanotüp ile modifiye edilmiş karbon pasta elektrot kullanılarak elektroanalitik analizi
Antiinflamatuar ilaç etken maddesi nimesulidin elektrokimyasal özellikleri damlatma yöntemiyle elde edilen çok duvarlı karbon nanotüp ile modifiye edilmiş karbon pasta elektrot kullanılarak dönüşümlü voltametri, diferansiyel puls voltametri ve kare dalga voltametri yöntemleri ile yükseltgenme yönünde incelendi. Antiinflamatuar ilaç etken maddesi nimesulidin elektrokimyasal analizi için en uygun tampon ortamının belirlenmesi çalışması yapıldı. Bu amaçla farklı tamponlarda pH taraması gerçekleştirildi. Nimesulidin farklı tampon çözeltilerinde yapılan analizlerde redoks reaksiyonunun tersinmez olduğu görüldü. Hız taraması çalışması ile nimesulidin yükseltgenme yönünde difüzyon kontrollü davranış gösterdi. Nimesulidin DPV ile kalibrasyon çalışmasında doğrusallık aralığı 6×10-8-1×10-5 M (korelasyon katsayısı 0.992) olarak, teşhis sınırı 1.07×10-9 M ve tayin alt sınırı 3.24×10-9 M olarak belirlendi. Diferansiyel puls voltametrisi ile elde edilen nimesulidin kalibrasyon grafiği sonuçları literatürdeki sonuçlarla karşılaştırıldı. Çalışmanın son basamağında nimesulidin farmasötik dozaj formlarından analizi herhangi bir ayırma ve süzme işlemi yapılmadan gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda, antiinflamatuar ilaç etken maddesi nimesulidin diferansiyel puls voltametrisi yöntemi kullanılarak çok duvarlı karbon nanotüpün damlatılmasıyla modifiye edilmiş olan karbon pasta elektrot ile iyi derecede kesinlik, yüksek doğruluk ve hassas sonuçlar verdi.
Spektroflorimetrik yöntemle farmasotik formülasyonlardan somon kalsitonin miktar tayini
Bu çalışmada somon kalsitoninin ampullerden tayini amacıyla spektroflorimetrik bir yöntem geliştirilmiştir. Bu amaçla, kalsitonin florofor bir ajan olan fluorescamin ile türevlendirilmiştir. Türevlendirme işlemi optimize edilmiş ve en uygun türevlendirme koşulunun 0,5 M, pH 8,5 borat tamponu içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Türevlendirme amacıyla kullanılan 0,125 mg/mL fluoresamin, aseton içerisinde çözülerek hazırlanmıştır. Türevlendirme işleminin başarı ile gerçekleştirildiğini görmek amacıyla türevlendirilmiş kalsitoninin UV-VIS spektrofotometresi ile spektrumu alınmıştır.Türevlendirme işleminden sonra, uyarma dalga boyu olarak 389 nm ve emisyon dalga boyu olarak da 484 nm kullanılarak floresans sinyalleri ölçülerek miktar tayinleri gerçekleştirilmiştir (uyarma ve emisyon slitlerinin genişlikleri 10 nm). Kalsitonin miktar tayini amacıyla piyasadaki ampul formülasyonu kullanılmıştır. Yöntemin doğrusal aralığı, 0,50-6,0 µg/mL, regresyon denklemi, F=120 C +24,7 korelasyon katsayısı, R=0,9990, gözlenebilme sınırı 0,130 µg/mL ve miktar sınırı ise 0,391 µg/mL olarak bulunmuştur. Yapılan çalışmalarda elde edilen yüksek orandaki geri kazanım değeri, %101,3±4,86, geliştirilen spektroflorimetrik yöntemin doğruluğunu göstermektedir.Floresans spektroflorimetrisine karşı referans bir yöntem olarak HPLC kullanılmıştır. HPLC yöntemi, İngiliz Farmakopeden alınarak (daha kısa zamanda sonuç vermesi için) uyarlanmıştır.Floresans spektroflorimetri yönteminde olduğu gibi kalsitonin miktar tayini amacıyla piyasadaki ampul formülasyonu kullanılmıştır. HPLC yönteminin doğrusal aralığı, 0,475-3,800 µg/mL, regresyon denklemi, y=65012C-7858, korelasyon katsayısı, R=0,9994, gözlenebilme sınırı 0,040 µg/mL ve miktar sınırı ise 0,120 µg/mL olarak bulunmuştur. HPLC ile yapılan çalışmalarda elde edilen geri kazanım değeri, % 97,16±4,52, geliştirilen HPLC yönteminin de doğruluğunu göstermektedir.Spektroflorimetrik yöntem ve HPLC yöntemi istatistiksel olarak Student't ve Fisher Testleri ile karşılaştırılmıştır ve her iki yöntemle elde edilen sonuçlar arasındaki farkın anlamsız olduğu görülmüştür. Yani bu istatistiksel veriler her iki yöntemin doğru ve kesin olduğunu göstermektedir.
Farmasötik tablet formunda Karvedilol ve Telmisartanın fosforimetrik tayini
Karvedilol ve telmisartanın farmasötik tabletlerden tayinine yönelik oda sıcaklığında fosforesans yöntemleri geliştirilmiştir. Kullanılan metodoloji analit moleküllerinin bağıl fosforesans sinyallerinin doğrudan çözelti ortamında ölçümleri esasına dayanmaktadır. Ağır atom olarak potasyum iyodür, oksijen giderici olarak da sodyum sülfit kullanılmıştır. Uyarma ve emisyon maksimum dalga boyları karvedilol için 323 ve 440 nm, telmisartan için 306 ve 500 nm'dir. Bağıl fosforesans şiddeti ve derişim arasındaki ilişki karvedilol ve telmisartan için 0.05-5.0 mg/l derişimleri arasında doğrusaldır. Gözlenebilme ve tayin sınırları karvedilol için 0.013 ve 0.044 mg/l, telmisartan için ise 0.002 ve 0.006 olarak hesaplanmıştır. Karvedilol ve telmisartan ölçümlerinde bağıl standart sapma % 1-3.5 arasındadır. Önerilen yöntemler farmasötik tablet formlarına başarı ile uygulanmıştır. Sonuçlar HPLC-UV yöntemi ile elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler : Karvedilol, Telmisartan, Fosforesans, Ağır Atom, HPLC.
Manyetik ve optik özelliklere sahip nanopartikül sentezi ve analitik uygulamaları
Manyetik ve Optik Özelliklere Sahip Nanopartikül Sentezi, Karakterizasyonu ve Analitik UygulamalarıYürütütülen tez çalışmasında manyetik özellikte Fe3O4-Au çekirdek-kabuk yapısında nanopartiküller üretilmiş ve karakterize edilmiştir. Uygun yüzey bağlanma kimyası ile manyetik ve optik özellikleri bünyesinde barındıran nanopartikülün yüzeyine şeker moleküllerine seçimli olan 3-aminofenilboronik asit molekülü kovalent olarak bağlanarak glikoz molekülünün tayininine yönelik yeni bir analitik yöntem geliştirilmiştir. Manyetik özellikte nanopartikül sentezi oda sıcaklığında gerçekleştirilmiştir ve nanopartikül sentezlenmesini daha kolay ve hızlı bir hale getirmiştir. Sentezlenen Fe3O4 ve Fe3O4-Au çekirdek-kabuk nanopartikülünün çapları TEM görüntülerine göre sırasıyla ortalama 9.5 nm ve 12.5 nm olarak bulunmuştur. Titreşen manyetometri cihazından alınan verilere göre sentezlenen Fe3O4 ve Fe3O4-Au çekirdek kabuk nanopartküllerinin manyetik doygunluğu sırasıyla 300 K `de 30 emu/g ve 4.5 emu/g `dır. Altın kaplı manyetik nanopartiküllerin yüzeyi 3-merkaptopropiyonik asit molekülleri ile kaplanmıştır. Daha sonra yüzey modifikasyonuna 3-aminofenilboronik asit molekülünün kovalent bağlanması ile devam edilmişitir. Glikoza duyarlı olan boronik asit ile yüzey modifikasyonu yapılan etkileşen nanopartiküllerin floresans sinyali takip edilerek glikoz tayini gerçekleştirilmiştir.
Farmasotik formlarda ilaç etken maddelerinin HPLC ile enantiyomer tayinleri
Farmasötik formülasyonlardaki R(-),S(+)-atenolol ve R(-), S(+)-propranololün tayini için geçerli bir HPLC-UV yöntemi geliştirildi. Önerilen yöntem numune hazırlama aşamasında hiçbir ön işleme gerek duymaz ve yöntemin belirli aralıkta seçici, doğrusal ve tekrarlanabilir olduğu bulundu. Atenolol izomerleri, hareketli faz % 60 heksan, % 35 diklorometan, %5 metanol (20:1 trifloroasetik asit), 2 ml min-1 akış hızında ve propranolol izomerleri, hareketli faz % 55 heksan, % 40 diklorometan, %5 etanol % 0.25 trifloroasetik asit, 2 ml min-1 akış hızında Chirex(S)_ICA/(R)_NEA (00G_3022 _E0, 250_4.6 mm) kolonu kullanılarak ayrıldı. R(-) - atenolol ve S(+) ? atenololün her ikisinin de kalibrasyon eğrisi 50-150 µg ml-1 konsantrasyon aralığında doğrusaldır. R(-)-propranolol ve S(+)-propranololün her ikisinin de kalibrasyon eğrisi 5-100 µg ml-1 konsantrasyon aralığında doğrusaldır. R(-)-atenololün ve S(+)? atenololün gözlenebilme sınırları sırasıyla 12.3 µg ml-1 ve 9.86 µg ml-1' dir. R(-)-propranolol ve S(+) ? propranololün gözlenebilme sınırları sırasıyla 0.61 µg ml-1 ve 0.89 µg ml-1'dir. R(-)-propranolol ve S(+)-propranololün alıkonma zamanları 12.4 dk ve 14.3 dk ve R(-)-atenolol ve S(+)-atenololün alıkonma zamanları 29.4 dk ve 33.2 dk'dır. Tayin, propranolol için 254 nm ve atenolol için 280 nm'deki UV absorbanslarının ölçülmesiyle gerçekleştirildi. Deneysel çalışma boyunca iç standart olarak timolol kullanıldı. Önerilen metot farmasötik formülasyonlardaki enantiyomerlerin tayininde uygulandı ve herhangi bir matriks girişimi bulunmadı.Anahtar kelimeler: Propranolol, Atenolol, HPLC, Enantiyomer ayrımı
Farmasötik jellerde kapiler elektroforez yöntemi ile dekspantenol, mepiramin maleat ve lidokain hidroklorür miktar tayini
Dekspantenol, mepiramin ve lidokainin üçlü kombinasyonunu içeren farmasötik preparatlardan bu maddelerin aynı anda analizi için kapiler elektroforez yöntemi geliştirilmiştir. En iyi sonuçlar, çalışma elektroliti olarak 20 mM pH 3,0 fosfat tamponu kullanılmasıyla elde edilmiştir. Ayırım eritilmiş silika kapilerde (75 µm iç çap, 50 cm toplam uzunluk, 41 cm etkin uzunluk) 20oC'de, 50 mbar basınçla 5 sn süreli hidrodinamik enjeksiyon ve 30 kV potansiyel uygulanarak gerçekleşmiştir. Dedektör dalga boyu 200 nm'dir. Bu şartlardaki göç zamanları DEK için 7.363, MEP için 2.457 ve LID için 3.520 dakika olarak bulunmuştur. Yöntemin doğrusal aralığı DEK için 25- 200 µg/mL, MEP için 7,5- 60µg/mL ve LID için 7,5- 60µg/mL olarak saptanmıştır. Yöntemin gözlenebilme sınırı DEK için 3,06 µg/mL, MEP için 0,76 µg/mL ve LID için 1,75 µg/mL olarak bulunmuştur. Validasyon çalışmaları sonucunda geliştirilen yöntemin doğru, kesin, duyarlı, spesifik ve tekrarlanabilir olduğu ispatlanmıştır.
Arsenik, antimon ve kalayın tungsten sarmalda tuzaklanarak hidrür oluşturmalı atomik absorpsiyon spektrometri yöntemi ile tayini ve girişim çalışmaları
Sürekli akış hidrür oluşturma sistemi Ir kaplı W-sarmal atomlaştırıcı ile birleştirilerek W-sarmal'ın ölçüm yerinde tuzak yüzeyi olarak kullanılması sonucu As, Sb ve Sn elementleri için duyarlı bir yöntem geliştirilmiştir. W-sarmal yüzeyinin Ir ile kaplanması As, Sb ve Sn tayininde tuzak verimliliğini arttırmış olup yapılan kaplama önemli duyarlılık kaybı olmadan yaklaşık olarak 200 ölçüm için kullanılabilmektedir. Geliştirilen yöntemde 60 s tuzak süresi kullanıldığında (numune hacmi 6 ml) As, Sb, Sn elementleri için gözlenebilme sınırları (3 ? ) sırasıyla; 30 pg/ml, 28 pg/ml ve 65 pg/ml'dir. Optimum koşullar belirlendikten sonra üç ayrı atomlaştırma şekli (W-sarmal tuzak, W-sarmal on-line atomlaştırma ve kuvars tüp atomlaştırıcı) ile hidrür oluşturan bazı elementlerin girişim çalışmaları yapıldı ve sonuçlar karşılaştırıldı. Yöntemin doğruluğunu denemek için TMDA 61 (NIWR) ve Waste Water EU-L-1 (SCP) adlı sertifikalı referans maddeler kullanıldı ve hesaplanan değerler ile sertifika değerleri arasında %95 güven aralığında anlamlı bir fark olmadığı gözlendi.
Bazı iyonların çeşitli ortamlarda diferensiyel puls polarografisi ile tayini için yöntem geliştirilmesi ve gerçek numunelere uygulanması
Sığır karaciğerinde bulunan Cu, Cd, Pb, Zn ve Se gibi eser elementlerin DPP ile tayininde selenitle girişimlerinin olduğu ve bu girişimin pH=8,5 ortamında giderildiği bilinmektedir. Bu çalışmada girişimin olduğu ve önlendiği ortamlarda tayinleri diferansiyel puls polarografisi (DPP) yöntemi kullanılarak yapıldı. Cu, Cd, Pb ve Zn iyonlarının girişiminin önlendiği ortamdaki miktarlarının, girişimin olduğu ortamdakinden daha büyük olduğu tespit edildi. Ayrıca karaciğerde selenitle girişimleri olmayan, Cr(III), Fe(III), Mo(VI) ve Ti(IV) iyonlarının tayinleri uygun elektrolitlerde yapıldı.Sülfit iyonlarının DPP ile doğrudan ve dolaylı tayininin, en duyarlı şekilde pH = 4 HAc-NaAc elektroliti ortamında -0,6 V'daki pikinden yararlanarak yapılabileceği belirlendi ve bu ortamda tayin sınırı doğrudan tayinde 2 x 10-6 M, yükseltgeyici madde olarak selenitin kullanıldığı dolaylı tayinde ise 7 x10-7 M olarak tespit edildi.Nirit iyonlarının DPP ile doğrudan ve dolaylı yolla tayini için yöntem geliştirildi. En uygun ortamın pH=5 HAc-NaAc tamponu olduğu bulundu. Doğrudan tayinde nitritin -1,43 V'daki pikinden yararlanılarak yapılan tayinde, tayin sınırı 6 x 10-6 M, indirgeyici madde olan sülfitin kullanılmasıyla yapılan dolaylı tayinde ise nitritin tayin sınırı 2 x 10-6 M olarak belirlendi.Nitrit tayini için geliştirilen yöntemler sosise, sülfit için geliştirilen yöntemler de kayısı ve şaraba ise başarıyla uygulandı.Cr (VI) ve Se(IV) iyonları arasında pH=8,5 NaAc ortamında gözlenen girişim etkisi, pH=8,5 fosfat ve borat iyonları ile giderildi. Girişimin önlendiği bu şartlarda -0,4 V'daki Cr(VI) pikinden 9 x 10-8 M Cr(VI) tayin edilebildi. Geliştirilen yöntem Gerede çayı numunesine uygulandı.
Bazı saç kozmetik ürünlerinde ağır metallerin ICP-MS ile tayini
21. yüzyıl dünyasında güzellik kavramı geçmiş dönemlere göre daha fazla önem kazanmıştır. Kozmetik sektörü güzellik ve bakım konularında sundukları ile kadın ve erkeğin takip ettiği en önemli sektörlerden olup saç ise estetik ve bakım adına akla gelen önemli görsel faktörlerdendir. Bu çalışmamızda amacımız; günümüzde çok fazla tercih edilen 5 çeşit ve toplamda 40 farklı marka saç boyası, saç kremi, kına, şampuan,sabun ürünü içeriğindeki Al, Ca, Fe, Mg, Cd, Mn, Se, Tl, V, As, Co, Na, Hg, Ag, Be,Ni, Pb ve Cu metallerinin miktarını tayin edip istatiksel olarak yapılananalizlerin insan sağlığına zararlı olup olmadığı WHO sağlık örgütünün verileriyle yorumlamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada kolaylık sağlamak amacıyla, numunelerde tayin edilecek ağır metaller iki gruba ayrıldı.Saç kozmetik ürünleri nitrik asit ve hidrojen peroksit ile yaş yakma ve mikrodalga fırında çözünürleştirime methodu ile analize hazırlandı. SRM 1515 Elma Yaprağı ile uygulanacak methodun doğruluğu irdelendi.40 farklı marka numunenin Co, Pb, As, Be, Na, V, Cu, Mg, Mn, Ni, Tl, Al, Ca, Cd, Fe, Ag, Se ve Hg konsantrasyonları ICP-MS ile tayin edidi ve sonuçlar SPSS-21 programı ile ilk önce normallik testi daha sonra Pearson Korelasyon Analizive Sperman Korelayon Analizi uygulanarak istatiksel olarak yorumlandı. Bulgular: ICP-MS tekniği ile ağır metal analizi, çok küçük bileşiklerden büyük moleküllere kadar birçok örnek için daha hassas ve pratik şekilde yapıldığından tercih edilen yöntemlerdendir. Tayin edilen sonuçları incelediğimizde, Sağlık Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu Kozmetik Ürünlerde Ağır Metal Safsızlıklarına İlişkin Kılavuz'un izin verdiği sınır değerlerinden düşük olduğunu görmekteyiz. Bununla birlikte, yine analiz sonuçları Dünya Sağlık Örgütü'nün izin verdiği limitler içindedir. Sonuçlar: Saç kozmetiklerini kullanmada herhangi bir problem olmadığını ancak bilinçli bir şekilde kullanmanın olası riskleri de önleyeceğini söyleyebiliriz. Anahtar Sözcükler: Saç Kozmetik Ürünleri, Ağır metaller, Yaş Yakma, Mikrodalga Çözünürleştirme, ICP-MS
Akrilat bazlı PH duyarlı polimerler ile sulu ortamlardan bakır (II)'nin uzaklaştırılması ve spektrofotometrik yöntemle tayini
ÖZETpH-duyarlı akrilat-bazlı poli(HEMA-ko-AA-ko-NH4Ac) polimeri radikalkopolimerizasyon tekniği ile 2-hidroksietil metakrilat, HEMA, iyonlaşabilen birmonomer olan akrilik asit, AA, akrilik asit'in amonyum hidroksit ile nötürleştirilmesiile elde edilen amonyum akrilat ve çapraz bağlayıcı olarak kullanılan etilen glikoldimetakrilat, EGDMA, varlığında, redoks başlatıcı çift olan Na2S2O8/Na2O5S2kullanılarak sentezlenmiştir.Cu(II)'nin sulu ortamdan uzaklaştırılma çalışmaları, 25 mL'lik Cu(II)çözeltilerine, öğütülmüş polimerin belli miktarlarda konulmasıyla yapılmıştır.Sentezlenen polimer en yüksek tutma kapasitesine pH 6,0'da ulaşmıştır, 90,97 mgCu(II)/g polimer. Cu(II) tutturma süresi olarak 30 dakika seçilmiştir; çünkü, sürelerarasında 30 dakikadan sonra tutma kapasitesi açısından fark olmadığı görülmüştür.Polimer miktarının etkisinin incelendiği çalışmalarda, polimer miktarı arttıkça,polimerin Cu(II)'yi tutma yüzdesinin arttığı; Cu(II) derişiminin etkisininincelenmesinde ise, en yüksek tutma kapasitesine, en yüksek derişim olan 600µg/mL'de ulaşıldığı gözlemlenmiştir.Öncelikle bıraktırma için pH optimizasyonu yapılmış, en yüksek bırakmayüzdesine, %96,55, pH=1,25'de ulaşıldığı belirlenmiştir. Artan Ni(II) derişimlerinde, 50µg/mL'lik Ni(II) derişiminden sonra, tutma kapasitesinin değişmediği görülmüştür.Polimerin tekrar kullanılabilirlik çalışmasında, ilk tutma ve uzaklaştırma işlemindensonra diğer kullanımlarda tutma kapasitesinde önemli bir farkın olmadığı gözlenmiştir.Cu(II) miktar tayininde pH 4,5 asetat tamponu ve 7,0 ml dimetilglioksimkullanılmıştır. Yöntemin doğrusal aralığı, 0,25-4,0 µg/mL, teşhis sınırı 0.069 µg/mL vetayin sınırı ise 0,211 µg/mL olarak bulunmuştur. Ni(II) varlığında, Cu(II) tayinimaskeleyici bir ajan olan sodyum sitrat varlığında gerçekleştirilmiş ve Ni(II)'nin nedenolduğu girişim ortadan kaldırılmıştır.Son olarak sentetik prinç alaşımından Cu(II) tayini yapılmış ve oldukça yüksekoranda, %103,4, geri kazanım sağlanmıştır. Yüksek oranda geri kazanım ve düşükoranda %RSD, 0,59, elde edilmesi önerilen yöntemin hem doğruluğunu hem de yüksekoranda kesinliğe sahip olduğunu göstermiştir.
Kültüre alınmış Mentha spicata türünden elde edilen uçucu yağın kimyasal ve biyolojik yönden incelenmesi
Amaç: Tarihsel olarak bitkiler, insanoğlunun barınma, yakıt ve gıda ile ilgili ihtiyaçlarını karşılamak için hayati bir kaynak olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada 2020-2022 yılları arasında kültüre alınmış Mentha spicata L. türünün hidrodistilayon yöntemiyle elde edilen uçucu yağının kimyasal bileşenlerinin, antiokisdan ve enzim inhibisyon aktivitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışılan türün uçucu yağının kimyasal bileşenleri GC-MS tekniğiyle belirlenmiştir. Elde edilen uçucu yağın biyolojik aktivitelerini belirlemek için Serbest radikali giderim aktivitesi (DPPH), Katyon radikali giderim aktivitesi (ABTS) ve Bakır (II) iyonu indirgeme kapasitesi (CUPRAC) antioksidan test yöntemleri ve antikolinesteraz, anti-aging, üreaz ve tirozinaz enzin inhibisyon aktiviteleri kullanılmıştır. Bulgular: M. spicata türünün uçucu yağının yıllara göre (2020-22) GC-MS/FID sonuçlarına bakıldığında majör bileşenleri; karvon (sırasıyla; %46.92, %42.16 ve %48.77), limonen (%18.45, %16.99 ve %18.68) olarak tespit edilmiştir. M. spicata türlerinin uçucu yağının antioksidan ve asetilkolinesteraz ve üreaz enzim inhibisyon aktiviteleri göstermedikeleri belirlenmiştir. Çalışılan M. spicata türünün 2022 yılındaki uçucu yağlarının Bütirilkolinesteraz (BChE) ve elastaz test yöntemlerinde orta seviyede (sırasıyla, %inhibisyon: 31.50±0.54 ve 9.31±0.03) inhibisyon aktivite göstermiştir. Kollajenaz enzim inhibisyonunda ise M. spicata türünün 2021 yılında elde edilen uçucu yağının (%inhibisyon 14.48±0.16) orta sevide aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç: Türlerin farklı yıllarda elde edilen uçucu yağ içerikleri değişmediği tespit edilmiştir ve bu anlamda bölgede türün uçucu yağı ile ilgili ekonomik potansiyelinin olduğu söylenebilir. M. spicata türünün çeşitli tıbbi özellikleri, gıda ve halk arasında kullanımları başta ilaç endüstrisi ve farmasötik preparatlarda kullanımı gittikçe önem kazanması ve M. spicata türüne olan ilgisinin artmasıyla çalışmalara konu olmuştur. Bu çerçevede tez sonuçların bu alana katkı sağlayacağı aşikârdır.
Bazı Mentha longifolia ssp. türlerinin uçucu yağ içerikleri ve biyolojik aktivitelerinin belirlenmesi
Amaç: Bu tez çalışmasında, ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde doğal olarak yetişen ve halk arasında yarpuz olarak bilinen ve farklı lokalitelerden toplanan Mentha longifolia (L.) HUDSON subsp. typhoides (BRIQ.) HARLEY var. typhoides (L.) HUDSON örneklerinin uçucu yağlarının bileşiminin belirlemesi ve bu örneklerin antioksidan, enzim inhibisyon aktivitelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Mentha longifolia subsp. typhoides var. typhoides türünün farklı lokalitelerden toplanan N1, N2, N3, N4, N5, N6, N7, N8, N9 ve N10 örneklerinin uçucu yağları, hidrodistilasyon yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen uçucu yağların bileşimi GC-MS/FID ile belirlenmiştir. Antioksidan aktiviteleri için DPPH, CUPRAC ve ABTS yöntemleri kullanılmış ayrıca antikolinesteraz (AChE ve BChE inhibitörleri), tirozinaz, üreaz, elastaz ve kollejenaz enzim inhibisyon aktiviteleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Örneklerin GC-MS analiz sonuçlarına göre aynı türün farklı lokalitelerden toplanan örneklerin uçucu yağ içeriklerinin kısmen farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Toplanan örneklerde majör bileşenler eucalyptol (%28,43-0,61), l-menthone (%25,19- 0,62) ve pulegone (%31,76-1,06) olarak belirlenmiştir. Türün farklı lokalitelerden toplanan tüm örneklerinin antioksidan kapasitelerinin orta düzeyde AChE, üreaz, tirozinaz ve elastaz enzim akivitelerinin ise düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışılan tüm örneklerin kollajenaz ve α-glukozidaz enzim aktivitelerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. N10 örneğinin kollajenaz (%inhibisyon: 99,61 ± 1,35) ve α- glukozidaz (%inhibisyon: 96,70 ± 1,78) enzim aktivitelerinde oldukça aktif olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışmada, farklı lokalitelerden toplanan M. longifolia subsp. typhoides var. typhoides örneklerinin uçucu yağ içeriklerini ve biyolojik aktiviteleri belirlenmiştir. Farklı lokalitelerden toplanan örneklerin hem kimysal içerik bakımından hem de biyolojik aktivite bakımından farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Örneklerin kollajenaz ve α-glukozidaz enzim potansiyelleri, farmasötik ve kozmetik endüstrilerde ilgi çekici bir araştırma alanı olabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: M. longifolia subsp. typhoides var. typhoides, uçucu yağ, GC- MS, pulegon, biyolojik aktivite, antioksidan aktivite
Elucidating the biochemical activity and phytochemical content of anthemis tricornis eig species
Aim: The genus Anthemis, particularly A. tricornis, is significant in traditional medicine, especially in Turkey, due to its diverse therapeutic properties. This master's thesis focuses on the biochemical activity of A. tricornis extract, emphasizing the role of phytochemicals, specifically flavonoids and phenolic acids, in its medicinal efficacy. Materials and Methods: The study assessed antioxidant activities using various methods. Free radical scavenging methods included DPPH•, ABTS•+, and DMPD•+, which evaluate the plant's ability to combat oxidative stress. Additionally, reducing capacity was measured through methods like CUPRAC, FRAP, and Fe3+. The quantification of total phenolic acids and flavonoids was performed using LC-MS/MS technology for accurate chemical profiling. Results: In this research, the chemical compositions and biological activities of extract obtained from A. tricornis was studied. The amounts of total phenolic acid and flavonoid components in ethanol extract was determined by expression as gallic acid and quercetin equivalents, respectively (57.88 μg GAE/mg), (41.16 μg QE/mg). The extract obtained from A. tricornis showed strong antioxidant activity, along with the ability to inhibit enzymes such as carbonic anhydrase II (CA II), acetylcholinesterase (AChE), and α-amylase (α-Alz) , thereby enhancing the therapeutic potential of this plant. Conclusion: In conclusion, the thesis demonstrates that A. tricornis is rich in secondary metabolites, exhibiting notable biological activities related to antioxidant capacity and enzyme inhibition. This research serves as a foundation for further exploration of the psychopharmacological properties of A. tricornis, potentially aiding in the development of new therapies in both traditional and modern medicine. Keywords: Secondary metabolites, A. tricornis, antioxidants, enzyme inhibitors, LC-MS/MS.
Kapiler elektroforez yöntemiyle farmasötik tabletlerde parasetamol, kafein ve kodein miktar tayini
Parasetamol, kafein ve kodein fosfat üçlü karısımlarını içeren farmasötik preparatlarda bu etken maddelerin analizi için yeni bir kapiler elektroforez yöntemi gelistirilmistir. En iyi sonuçlar, % 10 metanol içeren 25 mM pH 8,5 fosfat tamponu kullanılarak elde edilmistir. Ayrım, erimis silika kapilerde (50 ?m iç çap, 56 cm toplam uzunluk, 47,5 cm efektif uzunluk), 25oC'de ve 40 mbar basınç altında 10 s hidrodinamik enjeksiyon ile 27 kV potansiyel uygulanarak gerçeklestirilmistir. Dedeksiyon dalgaboyu 210 nm'dir. Bu kosullar altında göç zamanları parasetamol için 4,427, kafein için 3,952 ve kodein için 3,253 dakika olarak bulunmustur. Doğrusal konsantrasyon aralığı parasetamol için 99,72 ? 1994,40 ?g/mL, kafein için 5,75 ? 115,04 ?g/mL ve kodein fosfat için 1,84 ? 36,40 ?g/mL'dir. LOD değerleri parasetamol için 0,724 ?g/mL, kafein için 0,533 ?g/mL ve kodein fosfat için 0,263 ?g/mL olarak bulunmustur. LOQ değerleri parasetamol için 2,415 ?g/mL, kafein için 1,776 ?g/mL ve kodein fosfat için 0,877 ?g/mL olarak bulunmustur. Elde edilen sonuçlara göre yöntem duyarlı, spesifik ve tekrarlanabilirdir.