
1.249
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Çoklu zeka kuramının ortaokul görsel sanatlar dersinde uygulanmasına yönelik öğretmen yeterliliklerinin belirlenmesi
ÖZET Bu çalışmanın amacı, ortaokullarda görsel sanatlar dersi öğretmenlerine Çoklu Zeka Kuramı'nı tanıtmak ve kuramı nasıl kullanmasıyla ilgili bilgi sağlamaktır. Aynı zamanda öğretmenlerin kurama ilişkin yeterliliklerini en üst seviyeye çıkarmak ve öğrencilerle ilgili etkinliklerde, kullanılması hedeflenen çalışmalarda yardımcı olmaktır. Araştırmanın bulgularına göre Çoklu Zeka Kuramı Temelli Öğretimin öğretmenlerin kendi alanlarına olan katkısını arttırması ve öğrencilerin akademik başarılarını, derse karşı ilgilerini ve derse devamlarını arttıracağı düşünülmektedir. Görsel sanatlar öğretmenleri Çoklu Zeka Kuramı'nı derslerinde kullanarak dersin verimli ve etkin kullanımını sağlayacaklardır. Öğretmenler görsel sanatlar eğitimi dersinde ÇZK' nı kullanırken birçok becerinin ortaya çıktığını düşünmektedirler. Bu beceriler; yaratıcı düşünme becerisi, gözlem becerisi, araştırma becerisi, sosyal ve kültürel katılım becerisi, girişimcilik becerisi, eleştirel düşünme becerisi, işbirliği vb gibi… Ortaya çıkan becerilerde bazı zeka alanları aktif bir şekilde rol almaktadır. Öğrencilerde birden fazla zeka alanı aynı anda görülmektedir. Öğretmenlerin Çoklu Zeka Kuramı ile ilgili görüşlerinin alınmasıyla elde edilen sonuçlar doğrultusunda, derslerde öğrenciler için daha etkili etkinliklerin uygulanacağı ve derslerin daha aktif geçeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çoklu Zeka Kuramı, Görsel Sanatlar, Görsel Sanatlar Eğitimi, Çoklu Zeka Etkinlikleri.
Aile içi ilişkilerin modern sanatçıların resimlerine etkisi
Bu çalışma, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin sanatlarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamaktadır. Özellikle, olumsuz aile ilişkileri içinde büyümüş sanatçıların eserlerinde "bağlanma" temasının estetik yansımalarını keşfetmek hedeflenmiştir. Sanatçının kişisel bağlanma stillerinin eserlerin yapısal özelliklerine, renk ve ritim tercihlerine, nesnesel anlatımlarına ve malzeme kullanımlarına nasıl yansıdığını incelemek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, Arshile Gorky, Fikret Mualla, Jackson Pollock ve Yayoi Kusama gibi modern sanatın öncü isimlerinin yaşam öykülerini, bu sanatçıların kendi ifadelerini yansıtan yazılarını, aforizmalarını, bilimsel makalelerini ve sınırlandırılmış sanat eserlerinin görsellerini incelemiştir. Olumsuz aile ilişkilerinin sanatçıların eserlerine nasıl yansıdığını anlamak amacıyla bu sanatçıların belirli eserleri incelenmiştir. Veriler, bu sanatçıların eserlerindeki tematik öğeler, kullanılan renklerin duygusal tonu, biçimlerin form bulurken sergilediği tekniksel dinamizm ve doğaçlama gibi unsurlar üzerinden analiz edilmiştir. Bu araştırma, sanatçıların eserlerinde sıklıkla tekrar eden motifler, semboller veya figürler aracılığıyla çocukluk yaşantılarının ve travmatik ilişkilerinin dolaylı bir şekilde görselleştirildiğini ortaya koymuştur. Sanatçıların kişisel zorluklarını ve ben olma yolundaki adımlarını sanatsal yaratıcılıkla aştıklarını ve negatif gibi görünen problemleri olumlu bir şekilde yansıttıklarını göstermektedir. Bağlanma teorisiyle sanat eserlerinin estetik ve yapısal özelliklerinin analiz edilmesi, sanatçıların kişisel deneyimlerinin sanatsal ifadelerine nasıl yansıdığını anlamamıza yardımcı olmuştur. Araştırma sonuçları, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin eserlerine estetik olarak nasıl yansıdığını belirginleştirmiş ve bağlanma teorisinin sanatın anlaşılmasında ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermiştir.
Yunan Mitolojisi ve yeni çağ resim sanatındaki yeri
Bu araştırmanın amacı; Yunan Mitolojisi ana karakterlerini tanımlamak ve resim sanatında çalışmalar yapan sanatçılar için Yunan Mitolojisi ve karakterlerinin resim sanatı üzerindeki etkilerini sunmaktır. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmanın önemi ve amacından bahsedilmiş, ikinci bölümünde Yunan Mitolojisi ve Yunan mitolojisinde bulunan ana karakterler tanıtılmış üçüncü bölümünde ise Yunan Mitolojisi ve bu mitolojide var olan karakter ve hikayelerin Yeni Çağ resim sanatındaki düşüncesel ve teknik açıdan yansımaları anlatılmıştır. Sonuç olarak Yeni Çağ resim sanatında Yunan Mitolojisindeki karakterler bağlamında daha çok işlenen ve azınlıkta kalan karakter olgusu ile karşılaşılmıştır. Tanrılar arasında Zeus, Aphrodite gibi karakterler öne çıkarken, Hades gibi hikaye bakımından zengin olmayan karakterler resim sanatında diğerlerine oranla daha az işlenmiştir. Aynı durum titanlar, kahramanlar ve yaratıklarda da görülmektedir. Titanlarda Kronos ve Prometheus, kahramanlarda Pandora, Akhilleus, Herakles, yaratıklarda Medusa, Kentourlar, Satirler ön planda olup resimlerde fazlaca işlenen karakterlerdendir.
İlköğretim öğrencilerinin mekân resimlerinde yer alan geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin mekân resimlerinde kullandıkları geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisini incelemektedir. İstanbul'da gerçekleştirilen çalışmada, öğrencilere mekân resmi çizdirilmiş ve kullanılan geometrik formların ifade şekilleri analiz edilmiştir. Araştırma, öğrencilerin resimlerinde sıkça kare, dikdörtgen ve daire gibi temel geometrik şekilleri kullandığını ortaya koymuştur. Bu şekiller, çocukların mekân algılarını basitleştirip somutlaştırmakta önemli bir rol oynamaktadır. Sonuçlar, geometrik şekillerin öğrencilerin sanatsal ifade yetenekleri ve mekân algıları üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Eğitimcilerin, öğrencilerin sanatsal gelişimini desteklemek amacıyla geometrik şekillerin kullanımını teşvik eden aktiviteler düzenlemeleri önerilmektedir. Sanat eğitiminde geometrik biçimlerin öneminin vurgulanması ve gelecekte farklı yaş grupları ile eğitim düzeylerinde daha detaylı araştırmalar yapılması gerektiği belirtilmektedir.
Sanat ve teknoloji ilişkisi bağlamında dijital sanatın irdelenmesi
Teknolojinin yaşamın tüm alanlarında dönüştürücü bir güç haline gelmesi, sanat pratiğini de derinden etkilemiş; bu bağlamda dijital sanat, çağın estetik, kavramsal ve toplumsal dönüşümünü yansıtan bir ifade alanı olarak öne çıkmıştır. Sanat-teknoloji ilişkisini yeniden tanımlayan dijital sistemler, geleneksel sanat anlayışlarının ötesine geçen süreçsel, çok katmanlı ve etkileşimli üretim biçimlerinin gelişmesini sağlamıştır. Bu tez, dijital sanatın tarihsel gelişimini Sanayi Devrimi'nden itibaren ortaya çıkan teknolojik kırılmalar üzerinden incelemekte; 20. yüzyıl başındaki deneysel sanat pratiklerinden bilgisayar teknolojileriyle kurulan ilk etkileşimlere kadar olan süreci analiz etmektedir. AR, VR ve AI gibi güncel teknolojilerin etkisiyle sanat eserlerinin kullanıcı katılımına açık, dinamik yapılara dönüştüğü ve sanatçı-izleyici ilişkisinin yeniden şekillendiği vurgulanmaktadır. Nitel yöntemle yürütülen çalışmada literatür taraması yapılmış ve seçili dijital sanat projeleri değerlendirilmiştir. Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan dijital sanat ortamı, sınırlı altyapı ve kurumsal desteklere rağmen bireysel ve kolektif çabalarla önemli bir ivme kazanmıştır. Elde edilen bulgular, dijital sanatın yalnızca teknik bir ifade değil, aynı zamanda kültürel üretim, toplumsal eleştiri ve katılımcı sanat anlayışları için yeni olanaklar sunduğunu göstermektedir. Ayrıca dijital sanatın etkileşimli yapısıyla geleneksel sanat tanımlarını dönüştürdüğü ve sürdürülebilir biçimde arşivlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Deprem sonrası yetişkinlerde sanat etkinliklerinin iyileştirici rolü
Deprem gibi travmatik olaylara yol açabilecek doğal felaketler sonrasında afetzedeler sosyal hayatta karşılaştıkları zorluklarla baş edebilmede birtakım çözümlere gereksinim duyabilmektedirler. Sanat, yaşanılan bu travmatize edici olaylara çözüm araçlarından biri olarak düşünülebilir. Bu bağlamda sanatsal faaliyetler, travmatik olguların dışa vurulmasında etkili ve tıbbi tedavilere ek bir destek olarak görülebilir. Dolayısıyla sanatın travmayla başa çıkmadaki etkisini araştırmak oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada, deprem sonrasında yetişkinler özelinde sanatsal faaliyetlerin iyileştirici rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın çalışma grubunu depremi/artçıları yaşamış 40 yetişkin oluşturmaktadır. Çalışmada, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu analizde katılımcılara yarı yapılandırılmış bireysel sorular sorulmuştur. Araştırma sürecinde katılımcıların verdiği cevapların derlenmesi ve analiz edilmesi sonucu, "Duygusal Deneyim", "Zihinsel Deneyim", "Sosyal Etkiler" olmak üzere 3 ana tema ve "Rahatlama Huzur", "Duygusal Değişim", "Kişisel Tatmin ve Mutluluk", "Kişisel Tatmin ve Gelişim", "Zihinsel Rahatlama ve Odaklanma", "Toplumsal Uyum ve Bağlılık" ve "Sosyal Destek ve İlişkiler" olmak üzere 7 farklı alt tema ortaya çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, deprem sonrasında sanatsal faaliyetlerle uğraşmanın yetişkinlerde stres seviyelerinin azalmasına, rahatlamalarına, huzur bulmalarına ve sosyal bağlarının güçlenmesine katkı sağladığını göstermektedir. Sonuç olarak, sanatsal faaliyetlerin kaotik ve kriz dönemlerinde yetişkinlerin psiko-sosyal olarak rahatlaması için eğitim programlarına dahil edilmesi gerektiği çıkarımı yapılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sanat, yetişkin, deprem, travma, iyileşme.
Siverek yöresi müzik kültürünün incelenmesi
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Şanlıurfa iline bağlı bir ilçe olan Siverek yöresinin müzik kültürünün incelendiği bu çalışma, Siverek yöresinin müzik kültürü açısından incelenmesi, elde edilen veriler ışığında Siverek yöresiyle ilgili müzikal anlamda bir bakış açısı sağlaması ve müzik kültürünün korunmasına yönelik bir çalışma olmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma yürütülmüş ve bu amaca ulaşılması için gerekli araştırmalar yapılmıştır. Siverek yöresi kültürü hakkında yazılı materyallerin eksikliği, özellikle müzik kültürü hakkında hemen hemen hiç çalışmanın olmaması bu çalışmanın ortaya çıkasında önemli bir etken olmuştur. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemleri kapsamında etnografi çalışması olarak desenlenmiştir. Mevcut durumu ortaya çıkarmak için yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma yapmak için seçilen ve görüşme yapılan grup içinde; yörenin müzik kültürü alanında araştırma yapan, yerel anlamda müzisyenlik yapan, yörede var olan kurumlar içinde belirli oluşumda olup hizmet yürüten, müzik alanında özel kurum işleten ve müzik ile ilgili lisans derecesinde eğitim alan kişi veya kişiler arasından seçilen grup ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak yapılmıştır. Yüz yüze görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, Siverek yöresinin müzik kültürü hakkında bir bakış açısı sağlamış ve bu doğrultuda bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Siverek yöresinin coğrafi konumundan dolayı çevre yörelerin kültürel yapısından etkilendiği veya çevre yöreleri etkilediği, kültürel değerlerin Siverek yöre müziğine etki düzeyinin yüksek olduğu, Siverek müzik kültürünün aktarılması ve korunması ile ilgili yeterli düzeyde çalışmaların olmadığı var olan çalışmaların ise bireysel çabalardan öteye gitmediği, Siverek Yöresinde genel anlamda müzik kültüründe bir yozlaşmanın olduğu yapılan araştırmada tespit edilmiştir. Siverek yöresinde müzik kültürü ile ilgili çalışmaların yetersizliği bu araştırmayı yöre için önemli kılmakta ve Siverek'in müzik kültürü ile ilgili yapılacak bilimsel ve akademik çalışmalara katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Şanlıurfa'da bulunan özel öğretim kurumlarında uygulanan müzik eğitimi derslerinin öğretmen ve yönetici görüşleri üzerinden değerlendirilmesi
Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılı Şanlıurfa ilinde bulunan Ortaokul Özel Öğretim Kurumlarında görevli müzik öğretmenleri ve yöneticiler oluşturmaktadır. Örneklemi ise Şanlıurfa ilinde merkezde bulunan Ortaokul Özel Öğretim Kurumlarında görev yapan 25 müzik öğretmeni ve 25 kurum yöneticisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada verilerin toplanması için kişisel bilgi formu ve nitel veri yöntemlerinde sıklıkla kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada yapılan görüşmeler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler değerlendirildiğinde, "müzik eğitiminin yeterliliği", "müzik sınıflarının yeterliliği", "müzik ders saatleri yeterliliği", "müzik dersinden beklentiler", "öğretmen rehberliği", "koro geleneği", "öğretmenlerin ders dışı görevlendirilmesi" ve "müzik derslerine verilen önem" olarak 8 tema oluşturulmuştur. Okul Yöneticileri ile yapılan görüşmeler değerlendirildiğinde; "Sanata ve Müzik eğitimine verilen değer", "Müzik öğretmenlerinin yetkinliği", "Müzik sınıfı enstrümana çeşitliliği ölçüsünde yeterlidir", "öğrenciler ve veliler müzik eğitimine ilgisi" ve "Müzik eğitiminin desteklenmesi" olarak 5 tema çıkarılmıştır. Bu araştırma sonunda müzik eğitimi konusunda okul yöneticilerinin önerileri incelendiğinde velilerin bilinçlendirilmesi ve ilgili öğrencilere velilerin destek olması gerektiği ön plana çıktığı görülmektedir. Sonuçlara göre öğretmenlerin önerileri ise okul yönetimi konusunda alan dışı görevlendirilmelerin azaltılması, enstrümanların yeterli düzeyde olması ve müzik sınıflarının geliştirilmesi şeklinde olmuştur. Hem öğretmenlerin hem de okul yöneticilerinin özellikle müzik eğitimine gerekli önemin verilmediği konusunda hem fikir oldukları tespit edilmiştir. Genel olarak eğitim sisteminde okullarda daha çok liseye geçiş sınavı odaklı eğitimler gerçekleştirildiği için müzik dersi önemsiz görülmektedir. Bu anlamda öğrenci ve velilerin bilinçlendirilmesi ve derse gereken önemin verilmesinin sağlanması hem bakanlık nezdinde hem de okul yönetimi planlamalarında teşvik edici faaliyetlerin yürütülmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Özel öğretim kurumu, Müzik Eğitimi, Öğretmen, Okul yöneticisi.
Görme engelli bireylerin bağlama eğitimindekarşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri: Şanlıurfaörneği
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ GÖRME ENGELLİ BİREYLERİN BAĞLAMA EĞİTİMİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERILERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ ERDAL CAP HARRAN ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ ANABİLİM DALI Tez Danışman: Doç. Dr. Ozan BALDAN Yıl: 2025, Sayfa : 79 Bu çalışma, Şanlıurfa ilindeki müzik eğitimi veren kurumlarda, görme engelli bireylere yönelik bağlama eğitimi sürecinde yaşanan sorunları belirlemeyi amaçlamaktadır. Görme engelli öğrencilerin bağlama eğitimi alırken karşılaştıkları zorluklar, kullanılan materyaller, öğretim yöntemleri, öğretmenlerin bu alandaki bilgi ve becerileri, eğitim ortamlarının fiziki koşulları, kurumsal altyapı eksiklikleri ve eğitim sürecindeki genel sıkıntılar bu araştırmanın odak noktası olmuştur. Araştırma, nitel araştırma yöntemi kullanılarak, Şanlıurfa'daki müzik eğitimi veren kurumlarda görev yapan müzik öğretmenleri ile yapılan görüşmeler ve gözlemler yoluyla gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde öğretmenlerin, görme engelli öğrencilerle çalışırken karşılaştıkları ana sorunlar arasında, görsel yöntemlerin kullanılamaması, özel eğitim materyallerinin eksikliği, öğretmen eğitimi konusunda yetersizlikler ve kurumsal desteğin yetersizliği öne çıkmıştır. Ayrıca, eğitim materyallerinin büyük çoğunluğunun görme engelli bireyler için uygun olmaması, öğretmenlerin alternatif öğretim teknikleri geliştirmede karşılaştıkları güçlükler de bu zorluklar arasında yer almıştır. Bulgulara göre, bağlama eğitimi sürecinde kullanılan yöntemlerin genellikle görme engeli bulunmayan öğrencilere yönelik olduğu, bu durumun görme engelli öğrenciler için daha karmaşık hale geldiği ve öğretmenlerin bağlama eğitiminde daha fazla emek, zaman ve sabır harcadığı tespit edilmiştir. Braille nota kullanımının eğitimi kolaylaştırabileceği vurgulansa da, bu yöntemi öğrenen ve uygulayan öğretmen sayısının az olduğu gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Şanlıurfa, Bağlama, Bağlama eğitimi, Görme engelli
Kuzey Irak Güzel Sanatlar Enstitüsü öğrencilerinin profil özellikleri: Duhok örneği
Profil; bir kitlenin özelliklerini ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireylerin olumlu ve olumsuz özelliklerinin tespit edilmesi, özelliklerin geliştirilmesi, mevcut özelliklere göre bir takım güncellemelerin yapılabilir olması için bireylerin profil özelliklerinin ortaya çıkartılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Duhok Güzel Sanatlar Enstitüsünde okuyan öğrencilerin profil özellikleri ortaya çıkartılmıştır. Araştırma betimsel bir çalışma olup, Duhok Güzel Sanatlar Enstitüsünde okuyan bütün öğrencilere anket uygulanmış, ankette öğrencilerin demografik, ekonomik ve kültürel özellikleriyle ilgili sorular sorulmuştur. Tespit edilen bulgular neticesinde, araştırma sonucunda önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; Duhok Güzel Sanatlar Enstitüsünde okuyan öğrencilerin kültürel faaliyetlere katılımlarının yetersiz olduğu, ekonomik açıdan ortalama düzeyle oldukları, Duhok bölgesinde okulun tanıtımının yetersiz olduğu gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Profil, Duhok, Güzel Sanatlar Enstitüsü
Şelpe öğretimi için kullanılan metot kitaplarının, semboller ve işaretler yönünden analizi
Bu çalışmada, şelpe metotlarında kullanılan sembol, transkripsiyon, imge ve simgelerin karşılaştırılmalı analizi yapılmıştır. Seçilen şelpe metot kitaplarında kullanılmış olan sembol, transkripsiyon, imge ve simgelerin farklı olması probleminden yola çıkılarak, bu alanda Erol Parlak tarafından yazılmış olan "Bağlama Okulu Metot (Parmak Tekniği "şelpe" İçin Sistematik Kılavuz" metot kitabı ve Arif Sağ - Erdal Erzincan tarafından yazılmış olan "Bağlama Metodu" isimli metot kitapları karşılaştırılmıştır. Bu araştırmada, ilgili bağlama eğitimcilerinden görüşme formu aracılığıyla bu semboller ile ilgili görüşleri alınarak değerlendirilmiştir. Bu süreçler itibari ile bu araştırma bir yönü ile betimsel bir yönüyle de nitel araştırma grubunda yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, araştırmaya konu olan sembol, transkripsiyon, imge ve simge yönünden farklılıklar görülmüştür. Görüşme formlarının analizinde ise şelpe tekniğinde kullanılan metot kitaplarında sembol, transkripsiyon, imge ve simge yönünden ortak bir dil kullanılması gerektiği ve uygulamada büyük farklılıklar olduğu ve ortak bir dil kullanılmasının bağlama eğitimine daha çok katkı sağlayacağı sonuçlarına varılmıştır.
Güzel sanatlar lisesi müzik alanı 9.sınıf piyano ders kitabının içeriğinin incelenmesi
Bu araştırmada Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Alanı 9. Sınıf Piyano ders kitabında yer alan etütler ve eserler, piyano dersine giren öğretmenlerin görüş ve değerlendirmelerine dayalı olarak incelenmiştir. İncelemede öğretmenlere etüt ve eserlerin niteliklerinin ve niceliklerinin yeterliliği "evet – hayır – kararsızım" şeklinde sorulmuştur. Nicel bir boyut taşıyan bu çalışmaya, öğretmenlerin kullandıkları yardımcı kaynaklar ve kaynaklara yönelme sebepleri açık uçlu sorularla sorularak araştırmaya nitel bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır. Araştırma için Türkiye'nin 25 Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan 50 piyano Öğretmenlerine dijital ortamda anketler gönderilmiş, gönderilen anketlere verilen cevaplar neticesinde 9. Sınıf piyano ders kitabında yer alan etüt ve eserlerin nitelik ve nicelik olarak yetersiz olduğu, eğitimin ilkelerine göre oluşturulmadığı ve kitapta yer alan görsellerin yetersiz kaldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın verilerinden elde edilen sonuçlara göre; kitabın yeniden ele alınması, yeniden düzenlenmesi şeklinde önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de müzik eğitimi anabilim dallarından bireysel çalgı keman eğitimi mezunu olan müzik öğretmenlerinin çalgılarını derslerinde kullanma durumları (Van ili örneği)
Bu araştırma müzik öğretmenliği programlarının en önemli unsurlarından biri olan çalgı eğitimi üzerine yapılmıştır. Müzik Eğitimi Anabilim Dallarından mezun ana çalgısı keman olan, Van ilinde bulunan müzik öğretmenlerinin derslerde keman çalgısını ne oranda kullandıkları ve aldıkları bu eğitimin müzik derslerinde kullanabilme durumları incelenmiştir. Öğretmenlerin derslerde kullandıkları çalgı tercihleri incelenmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda çıkan sonuçlara göre öneriler yapılmıştır. Genel olarak katılımcılar derslerde daha çok org, bağlama, gitar, blok flüt, kullanmayı tercih etmişlerdir. Aynı zamanda öğrendikleri etüt ve eserlerin derslere yansımadığını ifade etmişlerdir. Genellikle çalgılarını solo çalmak, dikkat çekmek, çalgıyı tanıtmak amacıyla kullandıkları gözlemlenmiştir. Geleneksel müziklerimiz olan Türk Halk Müziği ve Türk Sanat müziğinin, keman eğitiminde az yer aldığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Taşıma merkezi okullarda ilköğretim ikinci kademe görsel sanatlar eğitimi dersine ilişkin problemler ve çözüm önerileri (Erciş ilçesi örneği)
Gündelik yaşamın vazgeçilmez parçası olan sanat eğitimi bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Okullarda verilmesi ön görülen görsel sanatlar eğitiminde topluma ve çevreye faydalı olan, kültürüne bağlı, estetik beğeniler sahip, yaratıcı ve üretken bireylerin yetişmesi öngörülmektedir. Ülkemizde uygulanan görsel sanatlar eğitimi dersi çeşitli problemler nedeniyle nitelik olarak farklılıklar gösterebilmektedir. Özellikle kent merkezlerinden uzak eğitim kurumlarında alt yapının yetersizliği ve donanım eksikliği gibi belirgin nedenler bulunmaktadır. Bununla beraber taşımalı eğitim veren kurumlarda görsel sanatlar eğitimindeki problemlerin sadece alt yapı ve donanım yetersizliğinden kaynaklanmadığı görülmektedir. Çalışmanın amacı "Erciş İlçesi örneği ele alınarak ilçedeki taşımalı eğitim merkezi okullarda ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin görsel sanatlar eğitimi dersinin uygulanabilirliğine yönelik problemler ve çözüm önerilerinden oluşmaktadır. Betimsel nitelikteki bu araştırmaya "Erciş ilçesindeki taşıma merkezli okullarda öğrenim gören 626 öğrenci katılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS-20 istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırmada ailenin sosyal, kültürel ve ekonomik durumunun Görsel Sanatlar dersine olan tutumu etkilediği, öğrencilerin derse karşı olan ilgi ve tutumları iyi durumda olduğu, Taşıma merkezli okullarda ulaşımı sağlayan araçlarda rehberlik hizmetleri bulunmadığı ve öğrencilerde yorgunluk meydana geldiği gibi sonuçlara varılmıştır.
Resim sanatında mekân olgusu( Türk resim sanatında mekân açısından D grubu ressamları)
Resim sanatının tarihi gelişimi incelendiğinde, mekân olgusu her dönemde karşımıza çıkmaktadır. Resim sanatında mekânın gelişiminin dönemlere göre farklı biçimlerde yorumlanmış olduğunu görmekteyiz. M.Ö. 4500'e kadar uzana Mısır medeniyetinde inanç ağırlıklı olan sanat yapıtlarındaki mekan olgusu Yunan sanatında farklı bir boyut alırken, Ortaçağda farklı bir boyuta kavuşmuştur. Rönesans sanatında mekân bilimselliğe doğru yol alırken Modern dönem sanatında ise mekân olgusu parlaklığını yitirmeye başlamıştır. Resimde mekân olgusu, resmin biçimsel anlamda ele alınabilecek bir özelliği olduğu kadar, belli düşünce ve bakış açıları ile ilişkisi bakımından da bir inceleme konusu olduğunu görmekteyiz. Sanat alnında önemli olduğunu düşündüğümüz "Mekân" olgusunu araştırmak ve bunu Türk resim sanatına Batı sanatının güncel akımlarını getiren D grubu ile ilişkilendirmenin önemli olacağı düşüncesinden hareketle gerçekleştirdiğimiz "Resim Sanatında Mekân Olgusu (Türk Resim Sanatında Mekân Açısından D grubu Ressamları)" adlı bu araştırma literatür taraması şeklinde yapılmıştır. Araştırma için görsel ve yazılı kaynaklardan elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmanın temel hareket noktası sanatsal, sosyal, teknik, düşünsel v.b. etkenler paralelinde konuya yaklaşmak ve Türk Resim Sanatında D grubu ressamların eserlerini analiz ederek mekân yönünde değerlendirmektir. Bu araştırmayı gerçekleştirirken, tezin giriş bölümünde, problemin tanımı yapılmış, çalışmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde, kavramsal çerçeve bulunmaktadır. Burada Birnci alt başlık olarak olarak sanat ve mekân kavramaları ele alınmış olup mekân olgusunun resim sanatındaki varoluş çabası incelenmiştir. İkinci alt başlıkta resim sanatında mekân kavramını etkileyen sanat elemanları ele alınıp resim sanatında mekân oluşumuna katkılarından söz edilmiştir. Üçüncü alt başlık oılarak resim sanatında mekân kavramını etkileyen sanat ilkelerinin açıklamaları yapılmıştır. Dördüncü alt başlıkta çalışmada resim sanatında mekân olgusunun tarihsel gelişimine genel olarak bakılmış olup dönemler itibariyle mekân olgunun oluşum çabaları incelenmiştir. Beşinci alt başlıkta batılılaşma döneminde Türk resim sanatında mekân olgusu irdelenerek kavramsal çerçeve dahilinde dünyada ve ülkemizde gelişen ekonomik, sosyo–kültürel ve endüstriyel gelişmeler doğrultusunda resim sanatında mekân olgusunun oluşumunda hazırlayıcı faktörler ele alınmıştır. Altıncı alt başlıkta çalışmanın ana problemi olan Türk Resim Sanatında kırılma noktası sayılan batılılaşma dönemi faaiyetleri sonucu kurulan sanat hareketlerinden D grubu ressamlarının mekân açısından eserleri incelenerek ele alınmıştır. Araştırmanın yedinci alt başlığında ise çalıştığımız tez konusunda benzer ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümde ise tezin bütün bölümlerin incelenmesi doğrultusunda genel değerlendirmesi yapılarak sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Yaptığımız araştırmada sonuç olarak, sanat tarihinin her döneminde sanatta mekân olgusu gündemde olmuştur. Türk resim sanatında batılılaşma hareketleri doğrultusunda kurulan D grubu, kendisini gerçekleştirme çabalarını devam ettirirken resim sanatında mekân olgusunu Kübist ve Konstrüktivist akımlarda aramışlardır. Soyutlamaya doğru yol alan bu akımların Rönesansta ortaya konan mekân olgusundan olabildiğince kaçtıkları ve resimde satıhlaşmaya yöneldikleri görülmektedir. Aynı yolda ilerlemeye çalışan D grubu ressamalrı da Rönesansın baştacı ettiği bilimsel perspektifi ikinci plana iterek soyut uygulamalarda mekan oluşturmaya ve iki boyutun eğemen olduğu kompozisyonlara yönelmiştir. D grubu iki boyutlu kompozisyonlara yönelirken esin kaynağı sadece Batı olmamıştır. Türk geleneksel sanatları iki boyutlu yönüyle D grubuna esin kaynağı olmuştur. Anahtar Sözcükler Mekân, Resim Sanatında Mekân, D grubu.
Van Güzel Sanatlar Lisesinde görev yapan piyano öğretmenlerinin piyanoda deşifre kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmada GSL'nde görev yapan piyano öğretmenlerinin piyano eğitiminde deşifrenin önemine ilişkin düşüncelerinin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van İlinde görev yapan piyano öğretmenleri, örneklemini ise Van Tuşba GSL'nde görev yapan beş (5) piyano öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada "amaçlı örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, var olan bir durumun derinlemesine incelenmesini sağlayan nitel araştırma yöntemlerinden "durum çalışması" modeline dayalı olarak planlanmıştır. Araştırma verileri; piyano eğitiminde deşifre yöntemine yönelik öğretmenlerin düşünce ve varsa piyano eğitimi uygulaması süresince kullandıkları yöntemlerin tespit edilmesi amacıyla dokuz sorudan oluşan "yarı yapılandırılmış görüşme formu" ile toplanmıştır. Bu form araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Verilerin toplanması için öncelikle MEB'ten gerekli izinler alınmış ve VAN GSL'nde öğretmenlerle yüz yüze bire bir görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sırasında ses kayıt cihazı kullanılmış ve her görüşme yaklaşık 10-15 dakika sürmüştür. Araştırmanın veri kaynağı olan yarı yapılandırılmış görüşme formuna verilen cevaplar içerik ve betimsel analizi teknikleri yoluyla analiz edilmiştir. Veriler analiz edilirken öğretmenlerin ses kayıt cihazındaki görüşlerin dökümü bilgisayara aktarılmıştır. Öğretmenlerin görüşleri bilgisayara aktarılırken her öğretmene bir kod verilmiştir. Öğretmenlerin görüşleri incelenirken, araştırmacı tarafından kodlar oluşturulmuş ve oluşturulan kodlar belirli temalar etrafında bir araya getirilmiştir. Daha sonra ikinci bir araştırmacı, bağımsız olarak bu görüşler üzerinde okumalar yapmış ve birinci araştırmacı tarafından oluşturulan kod ve temalara uygunluğunu yeniden incelemiştir. İki araştırmacının kodlamaları arasındaki tutarlılık yüzdeleri Miles ve Huberman (1994)'ın önerdiği formüle göre hesaplanmıştır. Bu formüle göre iki araştırmacının kodlamaları arasındaki tutarlık yüzdesi % 94 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, çalışmaya katılan öğretmenlerin görüşlerini mümkün olduğunca aktarabilmek için öğretmenlerin görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır. Verilerin analiz edilmesi sonucunda öğretmenlerin belirttikleri düşünceler, "Deşifre", "Uygulama", "Duyuşsal özellikler", "Öğrenci", "Piyano", "Fiziki şartlar", "Yöntem" ve "Deşifrenin yaptırılması" temaları kapsamında bir araya getirilmiştir. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak, piyano eğitiminde deşifre tekniğinin gerekli, önemli ve faydalı olduğu, bu tekniğin öğrencinin piyano becerisini arttırdığı, öğrencilerin bu teknik sayesinde piyanoya karşı olumlu tutum geliştirdiği, piyano öğretilmesi sürecinde öğretmenlerin farklı kaynaklardan faydalandıkları, piyano ders saatinin az olduğu, piyano dersindeki öğrencilerin sayısının fazla olduğu, piyano çalışma odalarının ve piyano sayısının az olduğu sonucuna varılmıştır.
Kerkük yöresi halk ezgilerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Halkın felsefesini ve hayata bakış tarzını yansıtan müzik, çalışmamıza konu olacak olan Halk Ezgileri ile çok özel bir form kazanmıştır. Konu olarak insan sevgisi, hasret, acı, arzu, yakarma ve isyan gibi duyguların yanı sıra kahramanlık, fedakârlık ve ölüm gibi temaların da işlendiği Kırık Havalarda çok defa iyimserlik havası hâkimdir. Bu çalışma da Kerkük Halk Ezgilerine makam, ölçü sayısı ve toplam ölçü uzunluğu bakımından içerik analizi yapılmış ve halk ezgileri incelenmiştir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın problem durumu, araştırmanın amacı ve önemi, problem cümlesi, sınırlılıklar ve araştırmanın tanımları bulunmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde; Türkiye' de yapılan, bu araştırmaya benzer çalışmalara yer verilmiş ve araştırmanın önemi bir kez daha vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemine dair bilgiler yer almakta olup evren örneklem, veri toplama araçlarından bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde araştırmanın bulguları problem cümlelerindeki sırasına göre verilmiş ve tablolar yorumlanmıştır. Araştırmanın beşinci bölümünde ise araştırmanın sonuçları ve sonuçlara yönelik bulgular yer almaktadır. Araştırmanın bir kaynak olarak kullanılabileceği düşüncesiyle araştırmada yer alan halk ezgilerinin notaları ekte verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kerkük Yöresi, Makam, Ritim, Halk Ezgileri
Müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimi dersindeki özyeterlik algılarının incelenmesi.
Bu araştırmada, müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimi dersine yönelik öz yeterlik algılarının farklı değişkenler açısından incelenerek tespit edilmesi ve bu tespit doğrultusunda eğitim öğretime katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel türde tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu; Adnan Menderes Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Harran Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Trabzon Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Ana Bilim dalı üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim görmekte olan 157 erkek, 238 kız olmak üzere toplam 395 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Bireysel Ses Eğitimi Dersi Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere bakıldığında; müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimi dersine yönelik öz yeterlik algılarının orta düzeyde olduğu, cinsiyet ve okul değişkenine göre bakıldığında öz yeterlik algıları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı fakat madde bazında farklılıklar olduğu, sınıf değişkenine göre bakıldığında ise 4. Sınıf öğrencilerinin 3. Sınıf öğrencilerine göre öz yeterlik algılarının daha yüksek olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmadaki katılımcıların bireysel ses eğitimi dersine yönelik genel kaygı ve öz yeterlik algıları arasında orta büyüklükte ve ters yönde bir etki ve ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Güzel Sanatlar liseleri piyano eğitiminde aksak ritimlerin kullanımı ve başlangıç düzeyi aksak ritimli etüt ve alıştırma önerileri: Van ili örneği
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Türkiye'deki Güzel Sanatlar Liseleri piyano eğitiminde kullanılmak üzere başlangıç düzeyi aksak ritimli etüt ve alıştırmalar yazılmış ve piyano eğitimcilerinin görüşlerine sunulmuştur. Piyano, müzik eğitimi veren bütün kurumlarda ortak çalgı olarak öğretilmekte ayrıca müzik teorisi, armoni gibi derslerde de kullanılmaktadır. Bu çalışmada Güzel Sanatlar Liseleri piyano kitaplarında aksak ritimlerin kullanımı incelenmiştir. Aksak ritimler, çağdaş çok sesli Türk müziği bestecileri tarafından da kullanılan Türk müziğinin en karakteristik özelliklerinden birisidir. Birçok besteci aksak ritimleri yazdıkları eserleriyle repertuvara kazandırmışlardır. Bu konuda araştırmacı özellikle başlangıç seviyesinde aksak ritimde eser ve etüt sayısının azlığını fark ederek Türk müziğinde önemli bir yere sahip olan aksak ritimler üzerine bir çalışma disiplini oluşturmaya çalışmıştır. Aksak ritimlerin öğretilmesini kolaylaştıracak etüt ve eserlerin yazılması amacıyla, buna yönelik ön çalışma egzersizleri ve etütler hazırlanmıştır. Bu etütler Van Tuşba Güzel Sanatlar Lisesinde görev yapan dört piyano öğretmenin görüşlerine sunulmuştur. Öğretmenlerin önerileri doğrultusunda, bu etütlere öncü olacak en temel düzeyde alıştırmalar yazılmıştır. Araştırmacı tarafından alıştırmalar, çeşitli ritmik kombinasyonlar kullanılarak çeşitlendirilmiş ve öğretmenlerin görüşlerine sunulmuştur. Elde edilen veriler sonucunda, eğitimciler hem öğrencilikleri sırasında hem de öğrencileri ile çalışırken düzeylerine uygun aksak ritimli eser ve etüt bulmakta sıkıntı yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca aksak ritimli etüt veya eserler çalışılırken zorlandıkları bazı noktalar olduğunu ve bu noktalara yönelik etüt ve alıştırmaların gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, Güzel Sanatlar Liseleri piyano ders kitaplarında aksak ritimli eser ve etütleri, sayı ve içerik olarak yeterli bulmadıklarını belirtmişlerdir. Eğitimciler, bu tezin konusu olan ve araştırmacı tarafından piyano için yazılan etüt ve alıştırmaların başlangıç seviyesinde, teknik olarak ve kullanılabilirlik açısından uygun olduğu konusunda görüş bildirmişlerdir.
Eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dallarında yürütülen bireysel çalgı eğitimi bağlama dersi öğretim sürecinin incelenmesi
Bu tez, eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dallarında yürütülen bireysel çalgı bağlama dersi öğretim sürecini incelemektedir. Araştırma, bu öğretim sürecinin detaylı bir analizini sunarak, bağlama derslerinin etkili bir şekilde nasıl yürütüldüğünü ve öğrencilerin müzikal yeteneklerini nasıl geliştirdiğini anlamayı amaçlamaktadır. Tezin odak noktası, öğretim sürecinin içeriği, yöntemleri, öğretmen-öğrenci etkileşimi, değerlendirme teknikleri ve öğrenci başarısı üzerindeki etkileri gibi konuları kapsamaktadır. Araştırma, nitel ve nicel yöntemlerin kombinasyonunu kullanarak, öğrenci görüşleri, öğretim elemanı gözlemleri ve akademik başarı verilerini analiz ederek kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Sonuçlar, bireysel çalgı bağlama derslerinin öğrencilerin müzikal yeteneklerini geliştirmede önemli bir rol oynadığını ve etkili öğretim yöntemlerinin öğrenci başarısını artırdığını göstermektedir. Bu tez, müzik eğitimi alanında önemli bir katkı sağlayarak, bağlama öğretiminde en iyi uygulamaları ve öğretim sürecinin iyileştirilmesi için öneriler sunmayı amaçlamaktadır.
Özengen müzik eğitimi veren kurumlarda klasik gitar eğitimine yönelik öğretmen görüşleri (Osmaniye ili örneği)
Bu araştırma, Osmaniye ilinde faaliyet gösteren özengen müzik eğitimi kurumlarındaki klasik gitar öğretimine yönelik öğretmen görüşlerini belirlemeyi hedeflemektedir. Araştırmanın amacı doğrultusunda özengen müzik eğitimi kurumlarında çalışan öğretmenlerin klasik gitar öğretiminde kullandıkları yöntem ve tekniklerin; öğretim materyalleri ile ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin neler olduğunun yanı sıra öğretmenlerin klasik gitar öğretiminde karşılaştıkları sorunlar ile sorunların çözümüne ilişkin önerilerin neler olduğu üzerine yoğunlaşılmıştır. Araştırma kapsamında gitarın tarihi, yapısı ve çeşitli çalma tekniklerini detaylı bir şekilde incelenmiş olup alan yazında gerçekleştirilen ilgili çalışmaların bulguları ve sonuçları doğrultusunda bu araştırmanın bulgu ve sonuçları desteklenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomolojik desen kullanılmış olup yarı yapılandırılmış görüşme formu ile Osmaniye ilinde bulunan özengen müzik eğitimi kurumlarında görev yapan 10 öğretmenin görüşlerine başvurulmuştur. Görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiş olup bulgular tablolaştırılarak doğrudan alıntılar ile sunulmuştur. Araştırmanın sonuçları olarak öğretmenlerin kullandıkları yöntem ve teknikler bağlamında teknik geliştirme ve müziksel ifade; öğretim materyalleri bağlamında kitaplar ve notlar, ölçme ve değerlendirme yöntemleri bağlamında performans değerlendirmesi ile yazılı ve sözlü testler tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar olarak devamsızlık sorunu ile süreklilik olmaması ortaya koyulmakla birlikte öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların çözümü için çağdaş eğitim materyallerinin kullanımı ile dijital kaynakların entegrasyonu belirtilmiştir.
Güzel sanatlar liseleri öğrencilerinin Yükseköğretim Kurumlarına Geçiş Sınavında (YKS) yaşadıkları kaygı düzeyini etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde yer alan (İstanbul, Ankara, Balıkesir, Mersin, Diyarbakır, Samsun ve Van) şehirlerindeki güzel sanatlar liseleri son sınıf öğrencilerinin Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) yönelik sınav kaygı düzeylerini ve bu kaygıyı etkileyen faktörleri incelemektedir. Güzel Sanatlar Liseleri (GSL) son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarına ilişkin yaşadığı kaygılar değerlendirilmiş ve bu doğrultuda çeşitli öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. (GSL) son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarında beklenen başarı düzeyine ulaşamamalarının, çok yönlü etkenlere dayandığı bilinmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın odak noktasını oluşturan veriler, öğrencilerin bu sınavlara yönelik kaygılarını nicel bir çalışmayla ortaya koyarak bilimsel bir temel oluşturmayı hedeflemektedir. Elde edilen verilere dayanarak, GSL son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarındaki kaygılarını değerlendirirken, aynı zamanda bu kaygıların altında yatan nedenlere de odaklanılması önemlidir. Sınav hazırlık süreçleri ve benzeri çeşitli faktörlerin, öğrencilerin kaygı düzeylerini artırarak akademik başarılarını olumsuz yönde etkileyebileceği ileri sürülmektedir. Bu çerçevede, araştırmanın bulguları, GSL son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarına yönelik kaygılarına daha kapsamlı bir bakış sunarak, önerilerin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Yapılan anket sonuçlarına göre, en yüksek ortalama 3,52 ile "Gerçekten önemli sınavlara girerken bedensel olarak panik halinde olurum" sorusuna verilen yanıtlarda görülürken, en düşük ortalama "Başarısız olursam insanlar benim yeteneğimden şüpheye düşecekler" sorusunda tespit edilmiştir. Ölçeğin genel ortalaması 3,33 olup, standart sapması 0,86 olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlar, GSL öğrencilerinin orta düzeyde kaygı yaşadıklarını göstermektedir. Araştırma, öğrencilerin sınav kaygıları ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi ve sınav kaygısının cinsiyet, ebeveyn eğitimi, kardeş sayısı, çalışma ortamı gibi değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını değerlendirmiştir. GSL Müzik Bölümü öğrencilerinin sınav kaygı düzeyleri üniversite giriş sınavına verdikleri öneme, kendi odalarına sahip olma, dershaneye gitme, özel ders alma, evde kendini mutlu hissetme, evde yaşayan kişi sayısı, cinsiyet değişkeni, aylık gelir, anne ve babanın eğitim düzeyine göre sonuçlandırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, lise öğrencilerinin büyük bir kısmının kendi odalarına sahip oldukları belirlenmiştir. Kendi çalışma alanlarına sahip olan öğrencilerin sınav kaygılarının daha az olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, kendi odaları olan öğrencilerin de kaygı düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu, özel ders alarak eğitimlerine devam etmektedir. Bazı öğrenciler hem dershane eğitimi almakta hem de özel derslerle sınavlara hazırlanmaktadır. Dershane eğitimi almayan öğrencilerin TYT sınavına yönelik endişe ve kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Aile baskısı altındaki öğrencilerde sınav kaygısının daha yüksek olduğu ve bu öğrencilerin geleceği ve sınavları bir tehdit olarak görmeye daha meyilli oldukları gözlemlenmiştir. Öğrencilerin evdeki mutluluk durumları incelendiğinde, öğrencilerin %52,35'inin evde kendilerini mutlu hissettiği anlaşılmıştır.
Eğitim fakültesi müzik eğitimi ana bilim dalında okutulan ses eğitimi dersinde karşılaşılan sorunlar
Bu araştırma, eğitim fakültesi müzik eğitimi ana bilim dalında okutulan ses eğitimi dersinde karşılaşılan sorunları, hem öğrenci hem de öğretim elemanı görüşleri doğrultusunda tespit etmeyi ve bu sorunların eğitim sürecine olan etkilerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Ses eğitimi dersi öğretmenlik mesleği için temel becerilerden biri olan sesin doğru kullanımı yetisini kazandırmak açısından önemli bir ders olmakla birlikte, bu dersin işleyişi sırasında çeşitli sorunlar ve zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu çalışma ses eğitimi dersinde karşılaşılan bu sorunların tespitine ve çözüm önerileri getirilmesine katkı sağlayarak, müzik öğretmeni adaylarının mesleki becerilerinin gelişimini desteklemeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda hem öğrencilerin hem de öğretim elemanlarının eğitim sürecinden en yüksek verimi almalarını sağlanmasının önemine vurgu yapılmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen araştırmanın çalışma grubu; Türkiye'nin farklı bölgelerinde Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Ana bilim Dallarında ses eğitimi dersi veren 7 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak dersi veren öğretim elemanlarıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi tema-kod yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Ana bilim Dalında okutulan ses eğitimi dersinde öğretim elemanları çeşitli kaynaklar kullanmakta olup, kullanılan kaynakların yetersiz olduğu ve üniversitelerin ortak repertuvarlarının olmadığı, karşılaşılan başlıca sorunlar, ders süresinin yetersizliği, korrepetitör eksikliği ve öğrenci seviyelerinin düşüklüğü sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci seviyesinin düşük olması 800.000 barajından kaynaklandığı düşünülmektedir. Çözüm önerileri arasında ders süresinin uzatılması ve ses sağlığı problemlerinin giderilmesi yer almaktadır. Anahtar sözcükler: müzik eğitimi, müzik, ses eğitimi
Z kuşağının müzik eğitimi algısı: Müzik öğretim programları ve değişen öğrenme ihtiyaçları
Bu araştırma, formal eğitim sistemi içinde yer alan müzik derslerine yönelik mevcut müzik öğretim programlarının ve geleneksel öğrenme yöntemlerinin, Z Kuşağı'nın öğrenme ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı düşüncesiyle yapılmıştır. Araştırma kapsamında, yalnızca müzik öğretim programları ve yöntemler değil, aynı zamanda gelir durumu, aile eğitim düzeyi, fırsat eşitliği, teknolojiye erişim ve okul dışı eğitim olanakları gibi sosyoekonomik faktörlerin de etkileri incelenmiştir. Van ilindeki lise öğrencileriyle yürütülen bu çalışmada veriler nicel yöntemlerle betimsel ilişkisel tarama modeli kullanılarak toplanmış ve analiz edilmiştir. Öğrencilerin müzik başarılarını etkileyen sosyodemografik değişkenler ve öğretim programlarının etkililiği detaylı olarak incelenmiş, veri toplama aracı olarak geliştirilen müzik dersi yeterlilik ölçeği geçerlilik ve güvenilirlik testlerine tabi tutulmuş, elde edilen veriler istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir. Bulgular, öğrencilerin müzik başarılarının okul dışı müzik kurslarına katılım, müzik aletlerine erişim ve okul müzik derslerinin etkililiği gibi faktörlerden olumlu yönde etkilendiğini; ancak yaşadıkları yer ve ailelerinin ekonomik durumu gibi faktörlerin müzik başarıları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Okul müzik derslerinin, öğrencilerin müzikal yeteneklerini geliştirmede ve müzik yapma isteğini artırmada kısmen etkili olduğu, ayrıca annenin eğitim düzeyi öğrencilerin müzik dersi başarısını etkilerken, babanın eğitim düzeyinin etkili olmadığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Z Kuşağı öğrencilerinin müzik dersi başarılarına, okul müzik derslerinin yanı sıra okul dışı müzik kurslarının da olumlu yönde etki sağladığı, ancak sosyoekonomik statü gibi geleneksel faktörlerin bu nesil üzerinde daha az etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular, öğretim programlarının etkililiğinin artırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve müzik eğitiminin daha kapsayıcı hale getirilmesi için dijital araçların ve destekleyici programların önemini vurgulamaktadır.
Kemal İlerici armonisi ile yazılmış piyano eserlerinin armonik analizi
Bu çalışma Türk müziğinin mikrotonal yapısını çokseslilik ile birleştirmeyi hedefleyen Kemal İlerici'nin armoni sistemi ile yazılmış piyano eserlerinin armonik özelliklerini analiz etmiştir. Çalışmada İlerici'nin sistemini benimsemiş bestecilerin seçilmiş piyano eserleri çalışılmıştır. Bu eserler melodik yapı, makamsal bütünlük, armonik işlev ve akor dizilimleri gibi başlıklarda incelenmiştir. Çalışma İlerici'nin kuramsal çerçevesinin özellikle piyano gibi tampere sistemli bir enstrümanda bestecilik alanını hangi ölçüde yansıttığını değerlendirmiştir. Analiz edilen piyano eserlerinde İlerici'nin armoni sisteminin besteciler tarafından özümsendiği, fakat eserlere farklı biçim ve üsluplarla yaklaşıldığı gözlemlenmiştir. Sistem geleneksel yapıyı çokseslilik zeminine taşıyan bir model sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, İlerici'nin armoni sisteminin yalnızca kuramsal değil; aynı zamanda uygulama düzeyinde de işlevsel bir model olduğunu ortaya koymakta ve müzik eğitimcileri ile çağdaş besteciler için bir referans çerçevesi sunduğunu göstermektedir. Bu çerçevede bu sonuçlarla hem Türk müziği armonisi hem de eğitim müziği literatürüne katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Eğitim müziği besteleme teknikleri dersinin müzik öğretmenlerinin mesleki becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada; Eğitim Müziği Besteleme Teknikleri dersinin müzik öğretmenlerinin mesleki becerilerine olan etkileri, nitel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet kurumlarında görev yapmakta olan ve 2007-2018 müzik öğretim programları doğrultusunda eğitim almış 15 müzik öğretmeniyle görüşülmüştür. Toplanan veriler, içerik analizi yöntemiyle, temalar ve kodlar çerçevesinde detaylı olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; görüşülen öğretmenlerin çoğunluğu çocuk şarkıları besteleme konusunda isteklidir ve bu besteleri ders materyali olarak kullanmaktadır. Besteleme süreçlerinde öğretmenlerin özellikle ses aralıkları, prozodi kuralları ve ezgi üretme gibi teknikleri dikkate aldıkları; materyal seçiminde kültürel ve güncel ihtiyaçlara duyarlılık gösterdikleri tespit edilmiştir. Görüşülen öğretmenlerin çoğunluğu tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında yer alan ezgisel materyallerin içerik, güncellik ve kültürel çeşitlilik açısından yetersiz olduğu vurgulanmıştır. Araştırma; Eğitim Müziği Besteleme Teknikleri dersinin müzik öğretmenlerinin yaratıcı ve pedagojik becerilerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığını, ancak dersin içerik ve uygulama boyutlarının geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda, müzik eğitimi programlarının ve Eğitim Müziği Besteleme Teknikleri dersinin daha etkili ve işlevsel hale getirilmesine yönelik önerilere yer verilmiştir.
Örgün eğitim ve uzaktan eğitimde bağlama derslerinde kullanılan yöntemlerin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bağlama, Türk Halk Müziğinin temel çalgılarından biri olup, sanat eğitiminin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bağlama eğitimi, öğrencilere teknik beceri kazandırmanın yanı sıra kültürel mirasın aktarılmasında da kritik bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, örgün eğitim ve uzaktan eğitimde verilen bağlama dersleri, farklı öğretim yöntemleri ve uygulamalar içermekte olup, her iki eğitim şeklinin verimliliği ve etkileri önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Özellikle Covid-19 pandemisi sürecinde acil uzaktan eğitimin zorunlu hale gelmesi, bağlama dersleri gibi uygulamalı müzik derslerinde önemli bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada, örgün ve uzaktan eğitim bağlamında bağlama derslerinde kullanılan yöntemler karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve örgün eğitim ve uzaktan eğitim çeşitli değişkenler açısından etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada, öğretim yöntemleri, dersin uygulamalı ve teorik yönleri, kullanılan teknolojik araçlar, öğrenci motivasyonu, öğretmen yeterlikleri ve geri bildirim süreçleri gibi faktörler ele alınmıştır. Çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılarak, örgün ve uzaktan eğitimde bağlama dersleri veren öğretim elemanları ile görüşmeler yapılmış ve öğrencilerin akademik başarıları ile öğrenme süreçlerine dair veriler analiz edilmiştir. Bu verilere göre bağlama eğitiminde çevrim içi ve yüz yüze öğretim süreçlerinde yaşanan zorluklar ve başarılar incelendiğinde, öğretmenlerin en çok karşılaştığı problemlerin öğrencilerin motivasyon eksikliği, derslere devam edememesi, teknik altyapı sorunları ve hazırbulunuşluk eksikliği olduğu görülmektedir. Bu bağlamda elde edilen bulgular, uzaktan eğitimin bağlama öğretimindeki avantajlarını ve dezavantajlarını ortaya koyarak, gelecekte bu alanda uygulanabilecek daha etkili eğitim şekline yönelik öneriler sunmaktadır. Bu araştırma, müzik eğitimi alanında dijitalleşmenin ve teknolojik araçların nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair önemli veriler sağlamayı amaçlamaktadır
Medhâl formundaki eserlerin bilgisayar destekli analizi doğrultusunda ud eğitimine yönelik algoritmik etüd oluşturulması
Tarihi süreç içinde müzik kültürümüzde saz mûsıkîsi repertuarı önemli bir yer tutmaktadır. Repertuarda bulunan peşrev, saz semaisi, saz eseri, medhâl, aranağme, mandıra, sirto, longa, taksim, oyun havaları, çiftetelli ve zeybek gibi türler içinden seçilen medhâl türü bu çalışmanın konusu olarak kullanılmıştır. Çalgı eğitiminde daha sistematik ilerlemek, icrâyı kolaylaştıracak egzersizler yapmak ve makamsal geçkilerini ifade etmek amacıyla etüt kullanımı çalgı eğitiminde önemli bir yer tutmaktadır. Bu araştırmada her biri farklı makamda seçilen 25 medhâl ile ayrıca 5 makamda oluşturulan arşivin verileri bilgisayar ortamına aktarılarak bir veri tabanı oluşturulmuş ve istenen sorgulamaları yaptıktan sonra analiz yaparak algoritmik beste üretebilen "Musicale" adını verdiğimiz bir program yazılmıştır. Markov zinciri modelini kullanabilen bu program aracılığı ile 5 farklı makamda random bir şekilde medhâl formu özelliğine sahip algoritmik beste üretilmiştir. Medhâl formunda yapılan bu algoritmik bestelerin ud sazı eğitiminde kullanılabilmesi için gerekli teknik düzenlemelerin yapılarak ud eğitim etütlerinin oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntem benimsenerek istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmada medhâl formuna ait eserlerin istatistiksel analizi ve bu doğrultuda oluşturulan ud eğitim etütlerinin, icrâcı ve kuram ile ilgilenen kişilerin çalışmalarına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Bilim ve sanat merkezlerinde müzik yetenek alanına tanılı öğrencilerin kariyer planlaması: Doğu Anadolu örneği
Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak hizmet veren ve yetenekli öğrencilerin eğitimini destekleyen kurumların başında gelir. Bu kurumlara belirli bir yetenek sınavı ile seçilen öğrenciler, ilköğretimden ortaöğretim tamamlanana kadar resim, müzik ve genel yetenek alanlarında ilkokuldan lise kadar destekleyici eğitim alırlar. Eğitim kurumları, öğrencilerin kariyer hedeflerine ulaşmalarını desteklemek amacıyla kariyer planlama ve geliştirme süreçlerinde etkin rol üstlenirler. Özellikle öğrencilerin ilgi ve yetenek alanlarında ileri düzey eğitimlerin verildiği BİLSEM'ler, öğrencilerin kariyer yönelimleri ve planlamalarını olumlu şekilde destekleyebilecek potansiyele sahiptir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde BİLSEM müzik alanına tanılı öğrencilerin kariyer planlamasına dair bir çalışma görülmüş ve bu amaçla bu çalışma konusu seçilmiştir. Araştırmanın amacı BİLSEM'lerde müzik alanına tanılı öğrencilerin kariyer planlamasını incelemektir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Doğu Anadolu Bölgesi'nde sekiz ilde bulunan BİLSEM müzik yetenek alanına tanılı 11 ve 12. sınıf öğrencilerinden 17 si oluşturmaktadır. Bu amaçla bu araştırmada nicel verilerin toplanması için Kariyer Planlama Ölçeği (KPÖ) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama araçlarının geçerlik ve güvenirlilik analizleri araştırmacı tarafından yapılmıştır. Araştırma bulguları neticesinde BİLSEM müzik alanına tanılı öğrencilerin kariyer algılarının olumlu olduğu ve eğitim süreçlerinin kariyer hedeflerine ulaşmada etkili olduğu tespit edilmiştir. Öğrenciler BİLSEM müzik eğitimini; verimli, farkındalık, dikkat ve özgüven kazandıran, kültürel katkı sağlayan bir eğitim olarak tanımlamıştır. Bulgular neticesinde. Bilsem kurumlarında aldıkları müzik eğitiminin, öğrencilerin memnuniyet durumlarını olumlu etkilediği ve kariyer planlama süreçlerine de olumlu katkılar sağladığını söylemek mümkündür.
Güzel sanatlar liselerinde okutulmakta olan Türk sanat müziği teori ve uygulaması dersinin öğrenci ve öğretmen görüşleri çerçevesinde değerlendirilmesi (Van ili örneği)
Bu çalışmanın amacı güzel sanatlar liselerinin öğretim programında 2016 yılında yapılan değişiklikle programa dâhil edilen Türk Sanat Müziği Teori ve Uygulaması (TSMTU) dersinin kazanımlarına ulaşılabilme durumunu incelemek, dersin eğitim-öğretim süreçlerinde karşılaşılan problemleri belirlemek, bu problemlere yönelik çözüm önerileri geliştirmek ve elde edilen sonuçlara göre yeni yönelim gelişimlerine katkı sunmaktır. Bu amaç için araştırmacı tarafından bu dersi almış öğrencilere uygulanmak üzere bir ölçek geliştirilmiş ve aynı zamanda bu dersi okutan öğretmenlerin görüşlerinin alınabilmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Van ilinde bulunan Van Güzel Sanatlar Lisesi ve Erciş Güzel Sanatlar Lisesinde okumakta olup TSMTU dersini almış 11 ve 12. sınıfta okumakta olan 59 öğrenci ve bu okullarda bu dersi okutmuş/okutmakta olan 5 öğretmen oluşturmuştur. Çalışma, karma modelin açıklayıcı sıralı deseni kullanılarak yürütülmüştür. Ölçek verileri SPSS paket programında analiz edilmiş, yarı yapılandırılmış görüşme formunun verileri ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin TSMTU dersinin kazanımlarına düşük düzeyde ulaştıkları, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha yüksek puan aldığı, Van Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin Erciş Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinden daha yüksek puan aldığı, öğrencilerin okudukları bölüme göre ise Türk Halk Müziği bölümü öğrencilerinin Müzik bölümü öğrencilerine kıyasla daha yüksek puan aldığı gözlenmiştir. TSMTU dersi okutulurken; ders saatinin yetersizliği, öğrencilerin derse karşı ilgisiz oluşları, öğrencilerin hazır bulunuşluklarının bu dersi almak için yeterli olmaması, dersi okutan öğretmenlerin daha önce kapsamlı bir Türk müziği eğitimi almamış olmaları öğretmenlerin karşılaştıkları başlıca sorunlardır. TSMTU dersinin 9. ve 10. sınıf yerine daha ileri kademelerde verilmesi, dersi veren öğretmenlerin Türk müziği eğitimi almaları ve Türk müziği çalgısı çalmaları başlıca önerilerdendir.
Güzel sanatlar liselerindeki bağlama eğitiminde müzikalite kavramının önemi ve oluşumunun incelenmesi (Van ili örneği)
Bu çalışma Güzel Sanatlar Liselerindeki bağlama eğitiminde müzikalite kavramının önemi ve oluşumu ile ilgili yaklaşımı saptamak ve değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Van ilinde bulunan Güzel Sanatlar Liselerindeki müzik öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen dört müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Müzik öğretmenleri, bağlama dersine giren öğretmenler olmak üzere amaca uygun olarak seçilmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada durum çalışması deseni kullanılmış; bağlama eğitiminde müzikalitenin önemi ve oluşumu, genel müzik eğitiminde bağlamanın işlevi konuları gözden geçirilmiş, Güzel Sanatlar Liselerindeki bağlama eğitiminin müzikalite boyutu incelenerek mevcut durum saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Güzel Sanatlar Liselerinde bağlama dersine giren müzik öğretmenlerinin konuya ilişkin görüş, öneri ve yaklaşımları, kullandıkları içerik, yöntem teknik ve değerlendirme kriterlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler, nitel araştırma veri analiz yöntemlerinden betimsel ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, Öğretmenlerin büyük çoğunluğu müzikaliteyi bağlama eğitiminde vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendirmiştir. Müzikalite, öğretmenler tarafından icra kalitesini artıran, öğrencinin sanatsal kimliğini şekillendiren ve müziğin anlamını derinleştiren bir yapı taşı olarak görülmektedir. Bununla birlikte, az sayıda öğretmen müzikaliteyi teknik becerilerden bağımsız, bireysel yorumla şekillenen bir unsur olarak değerlendirmiş ve öğretilebilirliğini sınırlı bulmuştur. Bu durum, müzikalitenin öğretmenler arasında farklı pedagojik önceliklerle ele alındığını ve bağlama eğitiminde tutarlı bir müzikalite anlayışının henüz tam olarak oluşmadığını göstermektedir. Bu bulgular neticesinde bağlama eğitiminde müzikalitenin öğretmen yaklaşımları doğrultusunda farklı şekillerde yapılandırıldığını; ancak ortak paydada müzikalitenin öğrencinin sanatsal gelişimi açısından vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendirildiğini ortaya koymuştur.
Suzuki Yöntemi ile ilgili yanılgıların eğitmen görüşleri üzerinden değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Suzuki Yöntemi'ne ilişkin yanılgıları belirlemek ve bu yanılgıları eğitmen görüşleri üzerinden değerlendirmektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu kapsamda, Türkiye'nin farklı illerinde görev yapan ve Suzuki Yöntemi konusunda uluslararası lisanslı en az 1 yıllık deneyim sahibi 15 eğitmen ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş olup tema, alt tema ve kodlar kapsamında düzenlenmiştir. Analiz sonucunda, Suzuki Yöntemi'ne ilişkin en yaygın yanılgıların; yalnızca küçük yaş gruplarına uygun olduğu, sadece işitsel öğrenmeye dayalı olduğu, yalnızca klasik müzik repertuvarıyla sınırlı bulunduğu, temelde sadece grup derslerine dayandığı ve her müzik öğretmeni tarafından ek bir eğitim olmadan uygulanabileceği yönünde olduğu belirlenmiştir. Eğitmenler, bu yanılgıların gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, yöntemin farklı yaş gruplarına uyarlanabileceğini, nota okuma, doğaçlama ve farklı müzik türleriyle desteklenebileceğini belirtmiştir. Ayrıca yöntemin etkili bir şekilde uygulanabilmesi için pedagojik bilgi, özel eğitim ve sertifikasyon sürecinin gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, Suzuki Yöntemi'nin doğru anlaşılmasının müzik eğitiminde yanılgıların giderilmesine katkı sağlayacağı ve eğitmenlerin daha bilinçli uygulamalar gerçekleştirmesine uygun koşullar sağlayacağı görülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye'de Suzuki eğitimi üzerine yapılacak akademik çalışmaların ve öğretmen eğitim programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin görsel sanatlar dersinde öğretmenlerinden beklentilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin görsel sanatlar dersi öğretmenlerinden beklentilerini belirlemek ve bu beklentileri cinsiyet ile sınıf düzeyi değişkenleri açısından incelemektir. Araştırma nicel yöntem kapsamında betimsel tarama modeliyle yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Van ilinde öğrenim gören ortaokul öğrencileri örneklemini ise merkez ilçelerdeki üç devlet ortaokulundan seçilen toplam 987 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları tamamlanmış bir ölçek kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizleri betimsel istatistiklere ek olarak iki grup karşılaştırmalarında Mann–Whitney U, ikiden fazla grupta ise Kruskal–Wallis H testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları öğrencilerin öğretmenlerinden beklentilerinin genel olarak yüksek olduğunu göstermiştir. Cinsiyet değişkenine göre kız öğrencilerin öğretmen davranışlarına ve genel öğretmen beklentilerine ilişkin puanlarının erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, sınıf düzeyi bakımından ise 5.sınıf öğrencilerinin beklenti düzeylerinin üst sınıflara (6., 7. ve 8. sınıflar) göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuçlar görsel sanatlar dersinin yalnız teknik aktarım değil aynı zamanda öğrencilerin sosyal, duygusal ve estetik gelişimini destekleyen bütüncülbir süreç olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Orkestra çalışmalarında ADDIE öğretim tasarımı temelli hazırlanan çalışma modelinin aksak ritimli eserlerin çalışılması üzerine etkileri
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Orkestra dersleri ve repertuarlarında kullanılmak üzere Aksak ritimli çeşitli çalışmalar, etüt ve eserler hazırlanması amaçlanmıştır. Aksak ritimler, alışılagelmiş 2-3-4-6 zamanlı kalıpların dışında hem iki hem de üç zamanların bir arada kullanıldığı 5-7-9 zamanlı ritimlerdir. Bu çalışmada orkestrada aksak ritimli eserlere ön hazırlık sağlayacak birtakım eserler etütler hazırlanarak uygulanmıştır. Çalışma ADDIE Öğretim tasarımı modeli temel alınarak hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında, orkestra çalışmalarında, aksak ritimli eser icralarında oluşan sorunların tespiti için görüşme formları hazırlanarak orkestra üyeleriyle görüşülmüştür. Yapılan görüşmelerle orkestralarda aksak ritimlerin kullanım durumuna yönelik tespit yapılmaya çalışılmıştır. Orkestra üyeleriyle görüşme yapılarak orkestra repertuarlarında aksak ritimli eserlerin çalınıp çalınmadığı, çalınıyorsa yaşanılan sorunlar konusunda bilgi toplanmıştır. Çalışmanın devamında aksak ritimli eserler çalışılırken eserlere ön hazırlık olabilecek etütler ve çeşitli çalışmalar oluşturularak orkestrayla çalışılmıştır. Bu etüt ve çalışmalarla karşılaşılması muhtemel sorunlara yönelik ön hazırlık yapılması sağlanmıştır. Ön test- Son test tek gruplu olarak planlanan çalışmada deney grubu olarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Akademik Orkestrası'ndan 14 orkestra üyesi ile çalışılmıştır. Bu çalışma ile aksak ritimli eserlerin özelliklerini tanıtmak, uygun çalışma disiplini oluşturmak, orkestralarda kullanımının arttırılması ile müzikal özelliklerine ve dinamizmine dikkat çekmek ve eser çalışmalarına Katkı sağlamak hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler analiz edilerek bulgular yazılmıştır. Bulgulardan hareketle, araştırmacı tarafından yazılan gam ve etütlerin uygulandığı deneysel süreç sonunda ön test ile son test arasında son test lehine anlamlı farklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Orkestra üyeleri ile yapılan son görüşmelerden de yürütülen çalışmanın faydalı ve uygulanabilir olduğu konusunda olumlu görüş beyan etmişlerdir.
Orta öğretim imam hatip öğrencilerinin görsel sanatlar dersine ilişkin tutumları: "İstanbul ili Pendik ilçesi örneği"
İmam Hatip Ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine ilişkin tutumlarının incelenmesini amaçlayan bu çalışma 2023 – 24 eğitim ve öğretim yılının İstanbul Pendik ilçesinde öğrenim gören 558 (350 erkek, 208 kız) imam hatip ortaokulu öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın problem cümlesi "İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin Görsel Sanatlar dersine olan tutum puanları (ölçek toplamı ve alt boyutlar) ne derecededir?" olarak saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine olan tutumlarında cinsiyete göre anlam farklılığı olup olmadığına bakılmıştır. Bununla birlikte yaptığımız araştırmada, öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine yönelik ilgi ve tutumlarının yeni müfredatın kazanımlarına uygun olarak ders süreci boyunca nasıl bir değişim gösterdiği incelenmiştir. Araştırma kapsamındaki eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin görsel sanatlar dersine olan bakış açıları, derse olan ilgi ve tutumları, dersin öncesi ve sonrasında öğrencilerin görüşleri üzerine elde ettiğimiz veriler nicel çalışmamız kapsamında değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucu İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin Görsel Sanatlar dersine olan tutumlarının -Orta- düzeyde olduğu tespit edilmiş, yine aynı şekilde cinsiyet ile ilgili tutum puanı arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak araştırma için kullandığımız tutum ölçeğindeki verilerin genel değerlendirmesi yapılmıştır.
Müzik öğretmenlerinin eğitim teknolojisi standartlarına yönelik özyeterlik algılarının incelenmesi
Bu çalışma, müzik öğretmenlerinin eğitim standartlarına yönelik özyeterlik algılarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gelişen teknoloji ve yenilikçi eğitim modeliyle birlikte eğitimde ihtiyaçlar değişmiş ve daha teknolojik bir boyut kazanmıştır. Müzik öğretmenleri müzik dersleri için teknolojik alt yapı gerektiren ve dersleri daha kalıcı, anlamlı hale getiren programlardan faydalanmaya başlamıştır. Bu programlar sayesinde nota yazımı daha kolay ve teknolojik bir hal almıştır. Gelişen teknoloji anlayışıyla birlikte öğretmenlerin klasik eğitim modelinden çıkıp, kendini geliştirerek teknolojiyi takip etmeleri zorunlu hale gelmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı illerinde ve farklı okul türlerinde görev yapan 300 müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma nicel modelde hazırlanmış olup, genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak Ömer Şimşek ve Taha Yazar tarafından geliştirilen ''Eğitim Teknolojileri Standartları Öz-Yeterlik Ölçeği' (ETSSE)' kullanılmıştır. Yapılan bu araştırmada elde edilen veriler SPSS 22,0 programında, aritmetik ortalama, frekans, standart sapma, Non-Parametrik testlerden Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuç bölümünde ise müzik öğretmenlerinin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik özyeterlik algılarının incelenmesinde, araştırmaya katılan erkek müzik öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik özyeterlik algılarının kadın müzik öğretmenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu, lisans mezunu olanlar, yüksek lisans mezunu olanlar ve doktora mezunu olanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı, yaşlarına göre istatistiksel olarak "20-30 yaş" arası, "30-40 yaş" arası, "40-50 yaş" arası ile "50 yaş ve üzeri" olanlar arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, mesleğinde toplam çalışma süresine göre 5 yıldan az çalışanlar, "5-10 yıl" arası çalışanlar, "10-15" yıl arası çalışanlar, "15-20" yıl arası çalışanlar ile "20 yıl ve üzeri" çalışanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı, görev yaptıkları okul türü değişkenine göre ortaokul, Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL), Fen Lisesi, Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM), Güzel Sanatlar Lisesi ve diğer okul türlerinde çalışanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri
Bu araştırmada, müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreninden örneklem grubu olasılık dışı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile 2022-2023 eğitim-öğretim yılı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı farklı türdeki okullarda ve farklı illerde görev yapan müzik öğretmenlerinden oluşturulmuştur. Araştırmada, "kişisel bilgi formu" ve Duygu GÜR ERDOĞAN ve Zeki ARSAL tarafından geliştirilen "yaşam boyu öğrenme eğilimleri ölçeği" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin öğrenmeye isteklilikleri yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile yüksek düzeyde pozitif yönlü (r= .98, p<.001), gelişime açık olma ile yaşam boyu öğrenme eğiliminin ise yüksek düzeyde pozitif yönlü (r= .95, p<.001)ilişkili olduğu saptanmıştır. Son olarak öğrenmeye isteklilik ile gelişime açıklık yüksek düzeyde pozitif yönlü (r= .87,p<.001. İlk olarak, çalışmanın bulguları müzik öğretmenlerinin öğrenmeye istekliliği, gelişime açıklığı ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin cinsiyete göre farklılaşmadığını göstermiştir. Müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri yaşlarına göre de değerlendirilerek rapor edilmiştir. Sonuçlar, öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin de cinsiyet değişkeninde olduğu gibi yaş değişkenine göre de bir farklılaşma olmadığını ortaya koymuştur. Çalışma kapsamında ele alınan eğitim düzeyi değişkenine göre müzik öğretmenlerinin gelişime açık olma düzeylerinin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada lisans mezunu müzik öğretmenlerinin lisansüstü mezunu müzik öğretmenlerine göre gelişime daha açık olduğu saptanmıştır. Müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri görev yapılan okul türü, görev yapılan okul kademesi ve kıdem yılı değişkenlerine göre ölçek ve ölçek alt boyutları arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı saptanmıştır.
Güzel sanatlar lisesi öğrencilerinin bireysel çalgı dersi motivasyon düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada güzel sanatlar lisesi (GSL) müzik bölümü öğrencilerinin bireysel çalgı dersi motivasyon düzeylerinin sınıf, cinsiyet ve çalgı türü açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu, Hatay Bedii Sabuncu Güzel Sanatlar Lisesi, Adana Çukurova Güzel Sanatlar Lisesi ve Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi müzik bölümü öğrencilerinden araştırmaya katılmaya gönüllü olan 243 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan ve araştırmaya katılan öğrencilerin, cinsiyet, sınıf düzeyi ve kullandığı bireysel çalgı bilgilerinden oluşan "Demografik Bilgi Formu" ile öğrencilerin motivasyon düzeylerini belirlemek için Demet Girgin'in (2015) geliştirmiş olduğu "Bireysel Çalgı Dersi Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada uygulanan demografik bilgi formu ile bireysel çalgı dersi motivasyon ölçeği öğrencilere yüz yüze uygulanmıştır. Bireysel çalgı dersi motivasyon ölçeği ve demografik bilgi formu yoluyla elde edilen verilerin ilgili analizleri yapılmış, tablolar halinde düzenlenerek yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, güzel sanatlar lisesi müzik bölümü öğrencilerinin, bireysel çalgı dersi motivasyonlarının yüksek düzeyde, motivasyonsuzluk alt boyut puanlarının çok düşük düzeyde, başarı ve çalışma motivasyonu alt boyut puanlarının çok yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre bakıldığında ise öğrencilerin bireysel çalgı dersi motivasyonu ölçek ve alt boyut puanlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği; başarı ve çalışma motivasyonu alt boyut puanlarının sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık göstermediği; bireysel çalgı dersi motivasyonu ölçek ve alt boyut puanlarının çalınan bireysel çalgıya göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Motivasyonsuzluk alt boyut ve bireysel çalgı dersi motivasyonu ölçek puanlarının sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Buna göre, 12. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin motivasyonsuzluk puanı, 9. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve 9. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin bireysel çalgı dersi motivasyon ölçek puanı, 12. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.
Güzel sanatlar lisesi müzik bölümü öğrencilerinin bireysel ses eğitimi dersindeki özyeterlilik algılarının incelenmesi: Akdeniz Bölgesindeki güzel sanatlar liseleri
Bu araştırmada, Akdeniz Bölgesi'ndeki güzel sanatlar liselerinde öğrenim gören müzik bölümü öğrencilerinin bireysel ses eğitimi dersine yönelik öz yeterlilik algılarının farklı değişkenlerle incelenerek tespit edilmesi ve bu tespit doğrultusunda eğitim öğretime katkı sağlaması amaçlanmıştır. Araştırma nicel bir araştırmadır ve betimsel araştırmalardan tarama modelinde kurulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu; Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi, Adana Çukurova Güzel Sanatlar Lisesi, Osmaniye Abdurrahman Keskiner Güzel Sanatlar Lisesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi, Hatay Bedii Sabuncu Güzel Sanatlar Lisesinde öğrenim gören 10. sınıf,11.sınıf,12.sınıf 139 kız öğrenci 78 erkek öğrenci toplam 217 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Bireysel Ses Eğitimi Dersi Öz yeterlilik ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın bireysel ses eğitimi dersindeki öz yeterlilik algısından kaynaklı olumsuzluklara ve problemlere çözüm bulacağı için müzik eğitimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında güzel sanatlar liselerinde okuyan müzik bölümü öğrencilerinin bireysel ses eğitimi dersi öz yeterlilik algı düzeylerinin yüksek olduğu fakat cinsiyet, sınıf, okudukları okul değişkenlerine bakıldığında anlamlı bir fark olmadığı, anne-baba öğrenim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmadığı fakat aile gelir düzeyi yüksek olan öğrencinin öz yeterlilik algı düzeyinde anlamlı bir fark olduğu ve öğrencilerin müzik etkinliklerine katılmasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çocukların duygu durumlarının çizgi, kompozisyon, renk bağlamında resimlerindeki imge ve sembollere yansımaları
İnsanoğlu kendisini ifade edebilmek ve iletişim kurabilmek için çeşitli yollara başvurur. İçerisinde duygu ve düşünceleri barındıran yazılı ve görsel ifadeler, topluma mesaj vermek amacıyla oluşturulmuş yapılardır. İnsanı çok boyutlu düşünmeye iten bu yapılardan görsel iletişim aracı olan sanat, son derece karmaşık bir dizilimi içerisinde barındırır. Sözsel ve görsel imgelerden oluşan aynı zamanda izleyiciye içerisinde barındırdığı mesajı ileten yüzey üzerindeki dizilimlerin çözümlenmesi ve alt anlamlara ulaşılması deneysel okumaları da beraberinde getirmektedir. Örnek olarak çocuğun dilsel becerilerinin henüz tam anlamıyla olgunlaşmamış olduğu dönemlerde gerçekleştirdiği eylem olarak resim yapma faaliyetini gösterebiliriz. Çocuğun kendini ifade etme aracı olarak kullandığı dil, duyguların anlatıldığı çizimlerle ortaya çıkmaktadır. Çocuğa dair birçok ipucu barındırabilen çocuk resimleri, bu nedenle son derece önem arz etmektedir. Bu araştırma duygu durumları olgusu üzerinden, pozitif ya da negatif duygu durumlarının bilinçaltı ve bilinçdışı durumlarda çocuk resimlerinde ne tür imgelere dönüştüğü ve bu imgelerin ne anlama geldikleri, yaşam hikâyelerinin bu çözümlemelere ne gibi katkıları olduğu sorunsalları üzerinden temellendirilmiştir. Çocuğun bilişsel gelişimi üzerine bilimsel çalışmaları olan Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı çalışmayı destekleyen kuramsal yapıyı oluşturmaktadır. Ayrıca Viktor Lowenfeld'in çocuğun sanatsal gelişimini içeren gelişim basamakları yaş aralıklarıyla beraber alt başlıklar halinde ele alınmıştır. Kompozisyon, çizgi, ritim-hareket, denge, doku, renk, ışık-gölge, biçim (form), oran, perspektif gibi resmin ilke ve elemanlarının, çocuk resimlerinde anlama katkısı olup olmadığı hakkında bilgiler verilerek duygu durumu konusu işlenmiş ve çocukların duygularına bağlı olarak yaptıkları resimler, nitel araştırma yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi ile betimsel bir durum çalışması olarak ortaya konmuştur. "Resim İçeriğini Değerlendirme Envanteri"nin araç olarak kullanıldığı bu çalışmada belirlenen pozitif ve negatif duygu durumları üzerinde ortalama ve yüzde hesapları yapılmıştır. Katılımcıların yüzdesel olarak yoğunluğu negatif duygu durumu üzerinde toplanırken, pozitif ve nötr duygu durumlarının birbiri ile eşit oranda dağıldığı gözlemlenmiştir.
Müzik öğretmenlerinin iş tatmini ve örgütsel bağlılığı arasındaki ilişki: İç Anadolu Bölgesi örneği
Toplumların gelişimi bireylerin eğitim düzeylerinin yükseltilmesi ile mümkün kılınabilir. Nitelikli eğitim için ise mutlu, yüksek motivasyon ile çalışan öğretmenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmada, müzik öğretmenlerinin iş tatmini ile örgütsel bağlılığı arasındaki ilişkiyi ve çeşitli değişkenler ile etkileşim durumlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, İç Anadolu Bölgesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kamu ve özel okulların farklı kademelerinde çalışan müzik öğretmenleri oluştururken, örneklemi ana kütleyi oluşturan bireylere gönderilen formları dolduran ve ölçeklere cevap veren (n=357) kişi oluşturmuştur. Araştırma verileri kişisel bilgiler formu, İş Tatmini Ölçeği (Şeşen ve Basım, 2010) ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği (Şeşen, 2010) ile toplanmıştır. Müzik öğretmenlerinin iş tatmini ile örgütsel bağlılık düzeylerinin demografik değişkenler bağlamında farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız t testi ve tek faktörlü varyans analizi, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla ise korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda müzik öğretmenlerinin iş tatmini düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, mesleki deneyim süresi ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilirken, yaş, çocuk sahibi olma ve çalıştığı kurum değişkenleri ele alındığında anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca müzik öğretmenlerinin iş tatmini düzeylerinin ile örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı pozitif bir ilişkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda eğitim yöneticilerine müzik öğretmenlerinin örgütsel bağlılığını artırıcı faaliyetlerde bulunması önerilmektedir.
Müzik öğretmenlerinin tükenmişliklerinin yordayıcısı olarak müzik öğretimine yönelik öz yeterlik algılarının incelenmesi: İç Anadolu Bölgesi örneği
Müzik öğretmenlerinin sahip oldukları tükenmişlik olgusunun ve öz yeterlik inançlarının müzik öğretim sürecindeki verimini, motivasyonlarını ve başarılarını etkilediği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmenlerinin tükenmişlikleri ile müzik öğretimine yönelik öz yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi, müzik öğretmenlerinin müzik öğretimine yönelik öz yeterlik algılarının tükenmişlik değişkeni ve alt boyutlarıyla ilişkilerini saptamaktır. Betimsel bir çalışma olan araştırmanın modeli genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini İç Anadolu'nun Orta Kızılırmak bölümünün güney bölgesinde yer alan Nevşehir, Aksaray ve Kayseri illerinde 2022-2023 eğitim-öğretim yılında görev yapan ortaokul ve lise müzik öğretmenleri (n=241) oluşturmaktadır. Gönüllülük esasına dayalı olarak anketlere cevap veren müzik öğretmenlerinin demografik bilgilerini saptamak üzere "Kişisel Bilgi Formu", tükenmişlik durumlarını tespit etmek için "Tükenmişlik Ölçeği" ve öz yeterlik düzeylerini belirlemek için "Müzik Öğretimine Yönelik Öz Yeterlik" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere SPSS 20.0 programı yardımıyla Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklemler için t testi ve One WayAnova analizi yapılmıştır. Korelasyon analizi sonuçları incelendiğinde müzik öğretimine yönelik öz yeterliğin tükenmişlik ve alt boyutları ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, tükenmişlik ve alt boyutlarının yordanmasında öz yeterliğin katkılarını incelemek için doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi bulguları öz yeterlik değişkeninin zihinsel tükenmeyi %9, fiziksel tükenmeyi %7 ve duygusal tükenmeyi %5yordadığını göstermiştir. Bunun yanında müzik öğretmenlerinin demografik özellikleri ile zihinsel, fiziksel ve duygusal tükenme değişkenleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde müzik öğretmenlerinde toplam tükenmişlik, duygusal tükenme ve zihinsel tükenme değişkenlerinde medeni durum ve çocuk sahibi olma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılıklar var iken fiziksel tükenme değişkeninin bu araştırma kapsamında ele alınan hiçbir demografik değişkene göre farklılaşmadığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, araştırmacılara ve eğitimcilere, müzik öğretmenlerinin tükenmişliklerine müdahale etmek amacıyla onların öz yeterliklerini geliştirici etkinlikler hazırlanması ve müzik öğretmenlerinin öz yeterliklerini olumsuz etkileyecek durumların azaltılması için müdahale hizmetleri gerçekleştirilmesi önerilmektedir.
Müzik eğitimi alan öğrencilerin bilişüstü yetilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, müzik eğitimi alan öğrencilerin bilişüstü yetilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma deseni olan betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak 2022-2023 eğitim-öğretim yılı sonunda Mersin ilinin farklı ilçelerinde müzik eğitimi alan 1000 öğrenci ile sınırlandırılmıştır. Araştırmada amacına ulaşması için, ''Kişisel Bilgi Formu'' ve Türk kültüründe geçerliliği ve güvenilirliği Aydın ve Ubuz tarafından test edilen "Bilişüstü Yeti Envanteri" ile elde edilmiştir. Öğrencilerin bilişüstü yeti düzeyini belirlemek için her bir alt boyut bazında betimsel istatistikler hesaplanmıştır. Ölçeğin alt boyutlarından alınan puanların cinsiyet, yaş, okul türü, müzik eğitimi alma süresi (yıl), günlük çalgı çalışma süresi (saat) ve çalgı türü açısından farklılaşma olup olmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler için t testi, Kruskal Wallis H ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi sonucunda bilişin düzenlenmesi ve bilişüstü yeti açısından kadınların lehine anlamlı bir farklılaşma saptanmıştır. Yaş değişkenine ilişkin sonuçlar 6 ile 10 yaş arasındaki öğrenciler ile 11 ile 14 yaş arası öğrenciler arasındaki farkı göstermiştir. İlkokul öğrencilerinin bilişsel yetileri ortaokul öğrencilerine kıyasla daha yüksektir. Öğrencilerin bilişsel yeti düzeyleri açısından müzik eğitimi alma sürelerine ilişkin bir farklılık saptanmamıştır. Bilişin bilgisi, vurmalı çalgı çalan öğrencilere kıyasla yaylı ve tuşlu çalgı çalan öğrencilerin lehine bulunmuştur. Ayrıca bilişsel yeti açısından günde 2 ile 4 saat çalgı çalışan öğrencilerin lehine anlamlı bir farklılık saptanmıştır.
Müzik öğretmenlerinin derslerinde teknoloji kullanma durumları, teknoloji kullanımına yönelik tutumları ve hizmet içi eğitim gereksinimleri (Van ili örneği)
Teknolojinin gün geçtikçe sürekli kendini güncellemesi ve toplumun her alanına yayılması yadsınamaz bir gerçektir. Bu kadar hızlı ilerleyen bir teknoloji de toplumun kendini güncellemesi ve gelişen teknolojiye ayak uydurmasını beklenmektedir. Toplumun çoğu alanında olduğu gibi eğitimde de teknolojiyi yakalamak ve eğitimcilerin bu yönde adım atması çağı yakalamak adına bir gereklilik olmuştur. Günümüzde farklı derslerde bilişim teknolojisine yönelik birçok çalışma bulunsa da literatür incelendiğinde müzik derslerinde teknoloji kullanımı ile ilgili yeterli çalışma bulunmadığı dikkat çekmektedir. Bu sebeple araştırma, müzik öğretmenlerinin teknolojiye yönelik yaklaşımlarını ve onların hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma, müzik öğretmenlerinin teknolojiyi eğitim sürecinde ne ölçüde kullandıkları, bu konudaki tutumları ve hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını saptamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, öğretmenlerin teknoloji kullanımına yönelik tutumları ve hizmet içi eğitim ihtiyaçları, cinsiyet, mesleki deneyim, görev yaptıkları okul türü ve eğitim durumları gibi değişkenler incelenmiştir. Bu çalışma, 2022-2023 eğitim yılında Van'da öğretmenlik yapan 70'i kadın ve 92'si erkek olmak üzere toplam (n=162) müzik öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak anket ve ölçek kullanılmıştır. Anket soruları Kaya (2009) tarafından "Akademik müzik eğitimi alan öğrencilerin derslerinde müzik teknolojilerinin kullanılmasına ilişkin görüşlerinin incelenmesi" başlıklı çalışması için geliştirilmiş, yarı-yapılandırılmış görüşme formunun araştırmacı tarafından pilot uygulama yapılarak uyarlanması ile elde edilmiştir. Nicel veriler için ise Öztürk (2006) tarafından geliştirilen "Eğitimde teknoloji kullanımına yönelik tutum ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik bilgileri ise kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Eğitimde teknoloji kullanımına ilişkin tutum ölçeği; teknolojinin öğretim süreçlerine etkisi, kendini geliştirme ve sınıf yönetiminde teknoloji kullanımı, olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Verilerin karşılaştırılmasında SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Bu ölçek üzerinden yapılan analizler, ölçeğin iç tutarlılığının "0.90" olduğunu göstermiştir. Sonuçlar, müzik öğretmenlerinin genel olarak eğitimde teknoloji kullanımına yönelik olumlu tutumlar sergilediğini göstermiştir. Bu durum, öğretmenlerin eğitimde teknoloji kullanımına yüksek seviyede pozitif bir yaklaşım sergilediklerini göstermektedir. Öğretmenlerin bu tutumu, cinsiyet ve eğitim durumlarına anlamlı farklılık göstermezken, mesleki deneyim ve görev yapılan okul türüne göre farklılıklar görülmüştür. Ayrıca araştırmada birçok değişkenin dağılımları incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, müzik öğretmenlerinin teknolojiye yönelik hizmet içi eğitim ve teknoloji kullanımı konularında daha özelleştirilmiş ve ihtiyaçlarına yönelik eğitim programlarına ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Böylece bu doğrultuda önerilerde bulunulmuştur.
Müzik öğretmeni adaylarının müziksel benlik ve iyi oluş düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının müziksel benlik ve iyi oluş düzeylerinin belirli değişkenler açısından incelenmesidir. Bu değişkenler: Cinsiyet, sınıf, mezun olunan lise türü, öğrenimi görülen enstrüman, enstrümandaki deneyim süresi ile başarı düzeyi, müzik alan derslerindeki genel akademik başarı düzeyi, enstrüman çalışma alışkanlıkları ile süreleri, okul orkestrasında ve okul korosunda yer alma durumu ile konser vb. etkinliklere katılma durumu, müzik öğretmenliğini bir meslek alanı olarak edinmekten duyulan mutluluk durumu ve mezun olduktan sonra müzik öğretmenliği alanını meslek olarak edinme isteği ya da alanı terk ederek başka bir alandaki mesleğe yönelme istekleridir. Araştırmanın örneklem grubu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Atatürk, Gazi Osman Paşa, Marmara, Muğla Sıtkı Koçman, Necmettin Erbakan ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitelerinin müzik eğitimi ana bilim dallarında öğrenim görmekte olan öğrencilerdir. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Müziksel Benlik Ölçeği" ve "Perma İyi Oluş Ölçeği" ile toplanmıştır. "Kişisel Bilgi Formu", araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. "Müziksel Benlik Ölçeği" 2003 yılında Vispoel tarafından geliştirilmiş ve 2020 yılında Aydıner-Uygun ve Kılınçer tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. "Perma İyi Oluş Ölçeği" ise Butler ve Kern (2016) tarafından geliştirilmiş ve Demirci vd. (2017) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Araştırmanın öğrencilerin müziksel benlik düzeyleri ile ilgili bazı sonuçlarına göre: Kız öğrencilerin müziksel benliğin dans etme boyutunda, erkek öğrencilerin ise besteleme, müzik dinleme ve enstrüman çalma boyutlarında daha yüksek düzeye sahip oldukları bulunuştur. Enstrümanına haftalık olarak daha fazla süreyle çalışan öğrencilerin, müziksel benlik alt boyutlarından müzik dinleme ve enstrüman çalma boyutlarında da daha yüksek düzeylerinin olduğu belirlenmiştir. Müzik alan derslerindeki başarı düzeyleri en yüksek puan aralığında olan öğrencilerin, müziksel benliğin hemen hemen her boyutundaki düzeylerinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okul orkestrasında ve okul korosunda görev alan öğrencilerin, müziksel benliklerinin de genel olarak yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müzik öğretmenliği alanını seçmekten mutluluk duyan ve mezun olduktan sonra müzik öğretmenliği alanını meslek olarak sürdürmek isteyen öğrencilerin, yine müziksel benliğin alt boyutlarında da yüksek düzeye sahip oldukları bulunmuştur. Araştırmanın iyi oluş ile ilgili bazı sonuçlarına göre: Erkek öğrencilerin sağlıklı olma hissi boyutunda kız öğrencilere göre daha yüksek düzeye sahip oldukları bulunmuştur. Enstrümanına haftalık olarak daha fazla süreyle çalışan öğrencilerin, iyi oluşun anlam ve başarı boyutlarında da daha yüksek düzeylerinin olduğu belirlenmiştir. Enstrüman derslerinde ve müzik alan derslerinde yüksek başarı puan aralığına sahip öğrencilerin iyi oluşun olumlu duygular, bağlanma, anlam, başarı ve mutluluk boyutlarında daha yüksek düzeylerinin olduğu tespit edilmiştir. Okul orkestrasında ve okul korosunda görev alan öğrencilerin, iyi oluşun hemen hemen her boyutunda yüksek düzeye sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Müzik öğretmenliği alanını seçmekten mutluluk duyan ve mezun olduktan sonra müzik öğretmenliği alanını meslek olarak sürdürmek isteyen öğrencilerin, yine iyi oluşun alt boyutlarında da yüksek düzeye sahip oldukları bulunmuştur.
Batı müziği teori ve uygulaması dersinde armonik küp materyali destekli öğretimin öğrencilerin erişi düzeylerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Batı müziği teori ve uygulaması dersinde armonik küp materyali destekli öğretimin öğrencilerin erişi düzeylerine etkisini sınamaktır. Bu amaç doğrultusunda Ankara Güzel Sanatlar Lisesi 9 ve 10. sınıf öğrencilerinin Batı müziği teori ve uygulaması dersinde 6 haftalık armonik küp materyali destekli bir öğretim programı hazırlanarak uygulanmıştır. Çalışmada ayrıca uygulama öncesi ve sonrasında öğrencilerin derse ilişkin öğrenme yaklaşımları ölçülmüştür. Çalışmanın veri toplama araçları araştırmacı tarafından geliştirilen Batı Müziği Teori ve Uygulaması Başarı Testi ile Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'dur. Bunların yanı sıra Aydıner-Uygun (2018a; b) tarafından geliştirilen Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlara göre; deney grubundaki öğrencilerin Batı müziği teori ve uygulaması dersinde armonik küp materyali destekli öğretimin öğrencilerin erişi düzeylerine yüksek düzeyde olumlu etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Uygulama sonrası deney grubu öğrencilerinin öğretim sürecine ilişkin derin öğrenme yaklaşımı düzeylerinin anlamlı derecede yükseldiği bulunmuştur. Buna karşın kontrol grubu öğrencilerinin olumsuz şekilde öğretim sürecine ilişkin yüzeysel öğrenme yaklaşımı düzeylerinin anlamlı derecede yükseldiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Batı müziği, teori, uygulama, armoni, aralık bilgisi, öğretim materyali.
Bilim sanat merkezlerinde kurulan çocuk korolarının koro çalışmalarına yönelik motivasyonlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Bilim ve Sanat Merkezlerinde kurulan çocuk korolarının koro çalışmalarına yönelik motivasyonlarının ne düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni belirlenirken Türkiye'deki bulunan ve korosu olan 8 BİLSEM seçilmiştir. Örneklemi ise, random tekniği ile belirlenen Samsun, Antalya, Ordu, Isparta, Burdur, Çanakkale, Mersin BİLSEM'lerin çocuk korosu öğrencilerinden 8-18 yaş aralığında bulunan 174 öğrenciden oluşturmaktadır. Araştırmada Aykut Önder Sarıçiftçi ve Hüsniye Seval KÖSE'nin geliştirdiği KDMÖ kullanılmıştır. KDMÖ'ğinin Cronbach-Alpha güvenirlik katsayısının ise 88 olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın geçerliği için DAF yapılmıştır. Hangi analizin kullanılacağına karar vermeden önce, verilerin normal dağılıma uyup uymadığı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk sınamaları ile değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uyan verilerin; analizi için ikili karşılaştırmalarda Bağımsız Örneklem t testi, ikiden daha fazla değişkenin karşılaştırılmasında ise; ANOVA kullanılmıştır. Anlamlı çıkan analizlerde hangi gruplar arasında fark olduğunun belirlenmesi için Levene testi sonuçlarına göre Games-Howell post hoc analizi uygulanmıştır. Ölçe ve alt boyutlar arasındaki ilişki Pearson korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde SPSS v23 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında; koro motivasyonu ile en ileri düzeyde ilişkiye sahip alt boyutun potansiyel farkındalığı olduğu, en düşük ilişkili alt boyutun ise değerlilik alt boyutu olduğu tespit edilmiştir. Tüm alt boyutların ileri derecede ilişkili olduğu, potansiyel farkındalık arttıkça daha fazla koro motivasyonunun arttığı, değerlilik boyutu arttıkça koro motivasyonunun diğer boyutlara göre daha az arttığı tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş ve okul türü değişkenine göre anlamlı bir fark görülmüştür. Sonuçlara göre, kız öğrencilerin değerlilik düzeylerinin, erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaşa göre koro dersi motivasyon ölçeği ve alt boyutları değerlendirildiğinde; 15 yaş ve üzeri grubun değerlilik düzeyinin, yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okul türüne göre, devlet okulu öğrencilerinin değerlilik düzeylerinin, özel okul öğrencilerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalgı çalma, enstrüman türü, meslek olarak seçme durumu, konsere gitme sıklığı ve dinlenen müzik türüne göre bir fark görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: BİLSEM, Koro, Çocuk Korosu, Motivasyon, Koro Motivasyonu
Mesleki enstrüman öğrenimindeki başarı hedefi yönelimlerinin ve kendini sabote etme davranışlarının incelenmesi
Bu çalışma, mesleki enstrüman öğrenimi gören öğrencilerin başarı hedefi yönelimleri ve kendilerini sabote etme davranışlarının incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Çalışmada öğrencilerin başarı hedefi yönelimi alt boyutlarındaki düzeylerinin, kendini sabote etme davranışlarını ne şekilde öngördüğü de incelenmiştir. Çalışma grubunu, Türkiye'deki üniversitelerin müzik eğitimi ana bilim dallarında öğrenim gören 309 öğrenci oluşturmuştur. Veriler: Kişisel Bilgi Formu (araştırmacı tarafından geliştirilen), Enstrüman Öğrenimindeki Başarı Hedefi Yönelimleri Ölçeği (Aydıner-Uygun, 2016, 2018a tarafından 2x2 hedef yönelimi yapısına uygun olarak enstrüman öğrenimine ve Türkçeye uyarlanan) ve Kendini Sabotaj Ölçeği (Akın vd. 2010 tarafından Türkçeye uyarlanan) ile toplanmıştır. Sonuçlara göre; öğrencilerin enstrüman öğrenimindeki başarı hedefi yönelimleri düzeylerinden en yüksek düzeyde öğrenme yaklaşma yönelimine, en düşük düzeyde ise performans kaçınma yönelimine katılım gösterdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin orta üzeri olarak nitelendirilebilecek bir düzeyde kendilerini sabote edebildikleri bulunmuştur. Öğrencilerin enstrüman öğrenimindeki başarı hedefi yönelimlerine ait düzeylerinde ve kendilerini sabote etme davranışlarında çalışmada belirlenen bağımsız değişkenlere göre anlamlı farklılıkların olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin başarı hedefi yönelimlerinden öğrenme yaklaşma yönelimlerinin kendini sabote etme davranışlarını negatif şekilde; performans kaçınma yönelimlerinin de kendini sabote etme davranışlarını pozitif şekilde öngördüğü sonucuna varılmıştır.
İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında müzik dersi dışındaki derslerde müziğin kullanılma durumunun incelenmesi
Bu araştırma, ilkokul, ortaokul ve lise seviyelerinde, müzik dersleri dışındaki derslerde müziğin kullanılma durumunu incelemektedir. Araştırma betimsel bir araştırmadır. Genel tarama modellerinden tekil tarama modelini içeren araştırmada, veri toplama aracı olarak kapsam geçerliliğine yönelik uzman görüşleri doğrultusunda son hali oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunda toplanan veriler betimsel analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılı içerisindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 9 farklı okulda müzik dersi dışındaki branşlarda görev yapan 147 öğretmen oluşmaktadır. İlkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki müzik dışı derslerde, öğretmenlerin müziği derslerinde "konu anlatımı" başta olmak üzere "rahatlama ve motivasyon" ve "dikkat çekme" gibi çeşitli amaçlar doğrultusunda kullandıkları, öğrencilerine konu ile bağlantılı, konun anlaşılmasını kolaylaştıran müzikler dinlettikleri, müziğin derslere sağladığı bilgi ve becerilere ilişkin "bilginin kalıcılığı, ilgi çekme, motivasyon" temalarını önemsedikleri ve ortaokul düzeyinde müziği destekleyici bir öğretim aracı olarak en çok kullanan dersin İngilizce, lise düzeyinde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda katılım sağlayan tüm sınıf ve branş öğretmenleri için müziği derslerine nasıl entegre edilebileceğine yönelik öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak, bu araştırma, müziğin diğer derslerle ilişkilendirilerek kullanılmasının eğitim-öğretim sürecine olumlu etki yaratmasını, öğretme ve öğrenme deneyimlerinin yükseltilmesini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Disiplinlerarası Yaklaşım, Müziğin Kullanılma Durumu, Branş Derslerinde Müziğin Kullanımı, Konu Öğretiminde Müzik.
Atölye çalışması olarak oyun ve oyuncak müzesi etkinliğinin öğrencilerin yaratıcı düşüncelerine yansımaları
Görsel sanatlar eğitimi birçok farklı disiplini içeriğinde barındıran ve öğrenim sürecindeki kazanımları ile bireyin hayatında önemli noktalarda etkisi olan bir eğitim alanıdır. Milli Eğitim Bakanlığı görsel sanatlar eğitiminde içerik olarak müze eğitimi ve müzecilik etkinliklerine ders programında yer vermektedir. Görsel sanatlar ve sanat eğitiminde çeşitli biçimlerde müze konusu yer almaktadır. Müze eğitiminin önemi çeşitli araştırmaların konusu olmuştur ve müze eğitiminin öğrenim sürecine katkıları bilinmektedir. Oyuncak müzeleri geçmişin çocuklarının kültürel mirası ile bugünün çocuklarının etkileşim kurabileceği oluşumlardır. Görsel ve kültürel anlamda kurulan bu etkileşimin incelenmesi amacıyla, görsel sanatlar dersi kapsamında oyun ve oyuncak müzelerinin kullanımı hakkında olan bu çalışmada atölye çalışması olarak oyun ve oyuncak müzesi etkinliğinin öğrencilerin yaratıcı düşüncelerine yansımaları incelenmektedir. Çalışma Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, Gaziantep ilinde bulunan ortaokul 6.sınıf kademesindeki katılımcılar ve görsel sanatlar öğretmenleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi olan durum çalışması yaklaşımından yararlanılmıştır. Durum çalışmasında kullanılan odak grup görüşmesi, bireysel görüşme ve doküman analizi çalışmanın veri kaynağıdır. Öğrencilerin katılımıyla müze etkinliği sürecinde yapılan atölye çalışmaları dokümanları, akabinde yapılacak olan odak grup görüşmesi ve atölye çalışması olarak oyun ve oyuncak müzesi etkinliği hakkında öğretmen görüşlerinin alınması, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri ile veri kaynakları incelenmektedir.