Gaziantep University
Anabilim Dalı

Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı

Gaziantep University

295

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gustav Klimt ve Egon Schile'nin eserlerinin biçim, içerik bakımından incelenmesi ve sembolik anlamları

İnsanlık ile birlikte doğan sanat, tarihsel süreç içerisinde değişime uğramıştır. Günümüze kadar gelen süreçte sanatta birçok akım ve hareket ortaya çıkmıştır. Bu akımlardan ikisi Sembolizm ve Ekspresyonizm olmuştur. Sembolizm 19. yüzyıl sonlarında Fransa'da ortaya çıkmıştır. Sanatın tüm dallarında etkisini göstermiş olan akım, sanat tarihinde 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında kendini göstermiştir. Sanatçılar, düşsel güçlerini anlatmakta yaratıcı bir imgelem bulmuşlardır. Bu yaratıcı imgelem, semboller kullanılarak yeni bir biçim dili oluşmasını sağlamıştır. İlk olarak Avrupa ülkeleri ve Rusya'da görülen sembolizm şiir sanatında başlamış ve zaman içerisinde tiyatro, müzik, resim, heykel, mimari ve dekorasyon gibi alanlarda da kendini göstermiştir. Sembol kullanımı ilk olarak dini figürlerin betimlenmesinde kullanılmıştır. Rönesans dönemi ile birlikte dünyevileşme ön plana çıkmış ve dini figürler resimsel olarak betimlenmiştir. Soyut olanı somutlaştırma eyleminin gerçekleşmesi sembollerin kullanımı ile ortaya çıkmıştır. Sanat tarihinde çok sayıda sembol kullanımı görülmektedir. Bu bağlamda verilebilecek en iyi örneklerden biri sanatçı Gustav Klimt'tir. Gustav Klimt, sembolist bir ressam olarak, aklındakileri simgeler ile tasvir etmiştir. Bir dönem kendisinin dekorasyon işi ile ilgilenmesi, sanatçının yeni bir arayışa girmesini sağlamıştır. Dekoratif unsurlar ve simgeleri birleştirerek kendine has bir üslup yaratan Klimt, Art Nouveau sanat hareketinin öncüsü olmuştur. Sembolist ressam, sanat ve zanaatın birleştiği bu sanat hareketini ortaya çıkararak yapılan işin neyi temsil ettiğinden daha çok dekoratif unsurların ön plana çıktığı bir anlayış geliştirmiştir. Gustav Klimt sanat tarihine yeni bir bakış açısı getirerek birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Bu sanatçılardan biri ekspresyonist ressam Egon Schiele'dir. Ekspresyonizm, 20. yüzyıl sanat akımlarından biridir. Sanat akımını diğerlerinden ayıran detay sanatçıların iç dünyalarının ön plana çıkması olmuştur. Toplumu ve insanlığı temel alarak yaşanılan sosyal, ekonomik, politik sorunların birey üzerindeki psikolojik etkisini gözler önüne sererek hem insanlığa hem de topluma mesaj veren bir uyarıcı olmuştur. Görünen ile yetinmeyen sanat akımı, görünenin içindeki asıl olan özü keşfetmek istemiştir. Özü keşfetmek isteyen sanatçılar kendi duygu ve düşüncelerini ön planda tutmuştur. İç dünyalarını çarpıcı renk ve çizgilerle ifade etmişlerdir. İç dünyasını kendine özgü bir tarz ile yansıtabilen sanatçılardan biri de Egon Schiele'dir. Egon Schiele, küçük yaşlarda yaşadığı kayıplar ile hayata karamsar ve umutsuz bakmıştır. Bu karamsar tutum gençliğinde de devam etmiştir. Kendisini resim sanatı ile ifade edebilen sanatçının resme olan yeteneği Schiele'nin hayatının geri kalanını şekillendirmiştir. Gustav Klimt'i ustası olarak görmüş olan ressam, başta Klimt'in eserlerinden yola çıkmış ve Klimt'in eserlerinin bazılarını kendi tarzı ile yeniden ele almıştır. Zaman içerisinde, kullandığı renkler, çizgiler, erotik ve pornografik yaklaşımı ile sanatta yeni bir biçim dili oluşturmuştur. İç dünyasının ve küçük yaşlarda yaşadığı zorluklardan dolayı depresif ruh hali, sanatçının hayata bakış açısını ve yapıtlarını etkilemiştir. Bu bağlamda sanatçının eserleri Schiele'nin kendini bulma ve yorumlama yolundaki yansımaları olmuştur. Bu durumdan hareketle sanatçının iç dünyayı ele almasını yorumlaması kendinden sonra gelen diğer sanatçılara ilham kaynağı olmuştur. İzleyiciler ise sadece kendinden bir parça değil aynı zamanda sanatçının ne hissettiğini, istediğini ve yaşadığını görebilmişlerdir. Bu çalışmanın amacı Gustav Klimt ve Egon Schiele'nin eserlerini biçim ve renk açısından incelemek ve yapıtlarının sembolik açıdan anlamlarını irdelemektir. Anahtar kelimeler: Sembolizm, Ekspresyonizm, Gustav Klimt, Egon Schiele, renk, biçim

EkspresyonizmKlimt, GustavResim sanatı+3
Kardelen Özdemir
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Moda tasarımında giyilebilir teknoloji uygulamalarına inovatif yaklaşımlar: Esnek güneş panelli giysi ve aksesuar tasarımları

Bir kıyafetin bir parçası olarak ya da kişisel bir aksesuar olarak giyilebilen teknolojik ürünleri kapsayan giyilebilir teknolojiler insanların hayatını kolaylaştırmaktadır. Son yıllarda büyük bir hızla gelişen teknoloji sayesinde giyilebilir teknoloji ürünlerinde büyük ilerlemeler kaydedilmektedir. Giyilebilir teknoloji ürünlerinin kullanımı son dönemde hızla büyüyen bir moda, ciddi bir tüketim sektörü olmaya başlamıştır. Küresel iklim kriziyle birlikte sektörün yeni yönelimi olan sürdürülebilir yaklaşımlar ve Covid 19 pandemisi ile birlikte insanların değişen hayat şartlarına bağlı olarak, bireyselleştirilmiş ve teknolojiye bağımlı duruma gelinmiştir. Teknoloji kullanımı arttıkça, enerji ihtiyacı en hızlı ve pratik nasıl giderilir sorusunun cevapları aranmaya başlanmış olup dünyanın ana enerji kaynağı güneş günlük yaşantımızda kullanılan enerji için de ilham kaynağı durumuna gelmiştir. Bu durumda moda sektöründe sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve bunların moda sektöründe uygulanması hem yenilikçi hem de ekolojik olarak çevre dostu bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda moda sektöründe yapılan fuar ve defilelerde teknolojik kıyafet ve aksesuarların yoğun olarak kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Günlük aktiviteleri hatırlatan ve analizlerini yaparak kişisel verileri kolayca takip etmeyi sağlayan kıyafetler, saatler ve bilekliklerle başlayan giyilebilir teknoloji ürünleri; kemerler, şapkalar, ayakkabı ve çantalarla zenginleşerek ilerlemesini sürdürmektedir. Bu ürünler çeşitli akıllı sensörler, kablosuz bir güç kaynağı ya da güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji sistemlerinden yararlanarak çalışmaktadır. Bunun sonucunda yenilenebilir enerji kaynaklarının farklı tasarımlarla birleştirilmesi fikri ortaya çıkmış; bu da daha fonksiyonel ve inovatif yaklaşımların oluşmasını zorunlu kılmıştır. Giyilebilir teknolojilerde kullanılan yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş enerjisinin kullanımı ile giysi ve aksesuarlar aracılığıyla güneş ışığını toplayarak telefon şarj edebilme imkânı bulunmaktadır. Bu araştırmada giyilebilir teknolojinin bir parçası olan giyilebilir güneş enerji sistemleri konusunda yapılan çalışmalara değinilmiştir. Öncelikle "Kadın ve erkek deri giysi ve aksesuar tasarımlarına esnek güneş panelleri dahil edilerek daha işlevsel tasarımlar elde etmek mümkün müdür?" sorusuna ve bu sorunun beraberinde getirdiği alt problemlere cevap aranmıştır. Yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş enerji sistemlerini kullanarak cep telefonlarını şarj edebilen çeşitli aksesuar tasarımlarının yapılmasını kapsayan bu çalışmada esnek güneş panelleri kullanılmıştır. Tasarımlar yapılırken esnek güneş panelleri ile teknoloji kullanımının yanı sıra estetik unsurlar da göz önünde bulundurulmuştur. Literatür taraması yapılmış, güneş enerjisi sistemlerini kullanan tasarımcılara ve yapılan test ve örnek uygulamalara yer verilmiştir. Çalışmada farklı kullanım amacına hitap eden bir adet kadın ceketi, bir adet erkek yeleği ve beş adet çanta tasarımı yapılmış ve üretilmiştir. Üretimi yapılan tasarımlarda telefon şarj mekanizmasının çalışıp çalışmadığı gün ışığı ve maruz kalınması öngörülen ortam koşullarında test edilmiştir. Herhangi bir depolama alanı olmaksızın anında şarj özelliği olan tasarımların bir telefonu gün ışığında yaklaşık 2-3 saatte şarj edebildiği gözlemlenmiştir. Enerji kaynağının sürekli olarak taşınabilir ve erişilebilir olmasını sağlayan tasarımların, teknolojiye olan bağımlılığın hayatın hızını yavaşlatmasını önleyeceği, sektörde yenilikçi, sürdürülebilir ve inovatif alternatiflerin artmasına olanak sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Güneş Enerji Sistemleri, Esnek Güneş Paneli, Giyilebilir Teknolojik Ürünler, Tasarım

AksesuarEsnek sistemlerGiyilebilir sanat+7
Çiğdem Düzgün
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Ekspresyonizm sanat akımı bağlamında Edvard Munch'un ve Marc Chagall'ın yapıtlarının Freudyen psikanalize göre incelenmesi ve sanatsal açıdan çözümlenmesi

Sanat, tarihsel süreç içerisinde gelişim göstermiştir. Sanatta çok sayıda akım vardır. Bunlardan biri Ekspresyonizm'dir. Ekspresyonizm, iç dünyayı hedef almıştır. Geleneksel üslubu yok sayan Ekspresyonizm'de, bireyin mevcut ruhsal durumu, sezgisi ve yabancılaşma hali öne çıkmaktadır. Bu üç özellik, ekspresyonistlerin biçim dilinin bireysel perspektiften yaratılmasında etkin rol oynamıştır. Sanatsal bağlamda renk, çizgi ve biçim, ressamların öznel yorumlarıyla karakterize edilmiştir. Ekspresyonist ressamlardan Edvard Munch ve Marc Chagall, öz yaşamları doğrultusunda sıradışı eserler üretmişlerdir. Munch, travmatik bir çocukluk dönemi yaşamıştır. İç dünyasında acılar yaşayan ressam, süreç içerisinde tecrübelerini bir aktarım olarak eserleriyle yansıtmıştır. Mevcut ruh hali, dürtüsel bir etkiye dönüşerek onun eserlerinin temelini oluşturmaktadır. Yapıtlarda biçim ve özellikle renk unsuru, ressamın iç dünyasını tercüme etmektedir. Renkler, sanatçının duygularının ve hislerinin simgesi olmuştur. Eserlerde travmatize olunan olaylar, sanatçının bireysel ruh hallerini göstermektedir. Yapıtlarda yer alan figürler, betimlenen travmatik olayların tasvirleri olarak tercih edilen renklerin simgesel anlamları ile bir bütün oluşturmaktdır. Chagall, yoksulluk içinde büyümüştür. Ressamın küçüklüğünden itibaren kendini var etme mücadelesi, onun duygusal ve dürtüsel tarafını bastırmıştır. Chagall, eserlerinde yaşamına dair anıları, hatıraları ve bastırılmış isteklerini tema haline getirmiştir. Sanatçının eserlerinde hem renk hem de form, sanatsal ve psikolojik açıdan incelenmeye uygundur. Renk, simgesel anlamıyla ön plana çıkarken biçim ise ressamın öznelliğini ortaya koymaktadır. Chagall'ın gerçekdışı diğer imgelere yer vermesi, onun duygularını, isteklerini ve düşüncelerini form üzerinden de sembolik bir anlatıma dönüştüğünü göstermektedir. Ekspresyonist yapıtlar, psikoloji etkileşim içerisindedir. Psikolojide yer alan psikanaliz, Freud tarafından kurulmuş, zamanla psikanalistin teorileri ve teknikleriyle gelişmiştir. Freud'un kuramı, sanat alanında ressamların yaşamları doğrultusunda yapıtları inceleme fırsatı vermektedir. İç dünyayı ele alan psikanaliz, bireyin travmalarını derinlemesine incelemiştir. Sanatçıların travmaları, ekspresyonist yapıtlarda sanatsal unsurlar ile ortaya çıkmıştır. Ekspresyonist eserler, Freudyen psikanalize göre değerlendirilmektedir. Bu araştırmanın amacı Ekspresyonizm bağlamında Munch'un ve Chagall'ın yapıtlarını Freudyen psikanalize göre incelemek, eserleri sanatsal açıdan çözümlemek ve Freud'un psikanalitik kuramının yapıtların ortaya konulma nedenlerinin belirlenmesinde sunduğu katkıları göstermektir. Anahtar Kelimeler: Ekspresyonizm, Edvard Munch, Marc Chagall, Freudyen psikanaliz, psikanalitik çözümleme, sanatsal analiz.

Kardelen Özdemir
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Vakıf Eserleri Müzesi'nde bulunan 2038 ve 2029 envanter numaralı halı motiflerinin incelenmesi ve güncel takı tasarımları.

Bu tez çalışması, Ankara Vakıf Eserleri Müzesi koleksiyonunda yer alan 2038 ve 2029 envanter numaralı Kırşehir ve Uşak halılarının motiflerini inceleyerek bu motiflerin günümüz takı tasarımlarına aktarılmasını konu edinmektedir. Araştırmada, halı ve takı sanatlarının Anadolu kültüründeki tarihsel gelişimi, sembolik anlamları ve sanatsal özellikleri ele alınarak, bu iki geleneksel sanat dalı arasındaki estetik, biçimsel ve sembolik ortaklıklar ortaya konulmuştur. Öncelikle halı kültürünün tarihsel süreçteki yeri, Anadolu halıcılığının karakteristik özellikleri, müzecilik anlayışı ve takı sanatının gelişimi incelenmiştir. Daha sonra, Ankara Vakıf Eserleri Müzesi'ndeki iki özgün halı örneği motif çözümlemeleriyle birlikte analiz edilmiştir. Bu motifler biçim, renk, üslup ve sembolizm yönünden değerlendirilerek araştırmacı tarafından önce elle etüt edilerek stilize edilmiş, ardından bu sanatsal veriler takı tasarım prensipleri doğrultusunda güncel ve somut ürün tasarımlarına dönüştürülmüştür. Araştırma, geleneksel motiflerinin modern tasarım anlayışıyla yeniden yorumlanması sayesinde kültürel mirasın çağdaş bağlamda yaşatılabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda geçmişte yer alan el sanatları ile günümüz tasarım yaklaşımları arasında sanatsal bir köprü kurulup, kültürel sürekliliğin korunması ve yeni nesillere aktarılması amaçlanmaktadır. Tez, aynı zamanda müze koleksiyonlarındaki somut kültürel varlıkların tasarım disiplini açısından yeniden değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Motiflerin takı sanatında kullanılmasıyla hem geleneksel sembolizmin korunması hem de yenilikçi sanat anlayışlarının geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Banu Altunbaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Karikatürün bilgisayar destekli analizi: Türkiye-Avustralya mukayesesi

Sanat ve bilim, birlikte gelişim göstermekte ve birbirini tamamlamakta, millet ve toplumların gelişmişlik göstergelerinin en belirleyici unsurları olmaktadır. Bununla birlikte sanat, bilim ve teknoloji üzerinden yeni kavramlar geliştirmekte ve tekniğin olanakları üzerinden kendisine, kendisini yeniden ifade edecek ortam ve araçları yaratabilmektedir. Karikatür, bir sanat dalı olarak, tüm diğer sanat alanlarında olduğu gibi bilim ve teknoloji üzerinden tarif edilmeye ihtiyaç duyar. Bu gereklilik ve ihtiyaç temelinde gerçekleştirilen bu çalışmada Türk ve Avustralya karikatürü, jeofizik, tıp ve biyomedikal gibi farklı alanlarda uygulanan ve başarılı neticeler veren Dalgacık Dönüşümü Metodu ve Yapay Sinir Ağları kullanılarak nicel verilerle analize tabi tutulmuştur. Türk ve Avustralya karikatürü bu çalışma ile bilgisayar destekli yöntemler üzerinden analiz edilmeye çalışılarak sınıflandırılmıştır. Türk ve Avustralya karikatürünün sınıflandırılması noktasında, karikatürleri arasında benzerlikler bulunan ve ayrıştırılması fiziksel anlamda güçleşen karikatüristlerin çalışmaları değerlendirilmeye alınmıştır. Karikatürler arası benzerlikler, karikatüristlerin aynı dönemin çizerleri olmalarından ya da birbirini izleyen kuşaklara ait çizimlerdeki etkilenmelerden, vb. faktörlerden kaynaklanmaktadır. Sanat disiplinlerinin hemen hepsinde tartışılan özgünlük ve benzerlik meselesi, karikatürde de önemli bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilgisayar destekli yöntemler ile bu duruma teknoloji merkezli bir bakış geliştirilmeye çalışılmış ve sanata dair bir problemin bilim ve teknoloji üzerinden değerlendirilmesinin yapılması hedeflenmiştir. Dönem olarak 20.yy karikatürleri tercih edilmiştir. 20.yy karikatürler arası etkilenmelere açık ve hem Türkiye hem Avustralya özelinde karikatür üretiminin artış gösterdiği bir dönem olmaktadır. Çalışmada 20.yy karikatürlerinin seçilmesinin bir diğer önemi ise Türkiye ve Avustralya'nın birbirlerine karşı cephelerde yer almaları ile kurdukları tarihi ortaklıktır. Bu dönemde iki farklı coğrafyada da savaş ve savaş sonrası tahribat karikatürlerde sıklıkla işlenmiştir.

AvustralyaBilgisayar destekliBilgisayar destekli analiz+6
Bahadır Uçan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çocuklara yönelik mobil uygulamaların grafik arayüz sorunlarının tespiti ve çözüm önerileri

Son yıllarda hızla gelişen dokunmatik tablet bilgisayarlar, taşıma kolaylıkları ve sunduğu interaktif içerikler nedeniyle pek çok ülkede eğitim müfredatına dahil edilmeye başlanmıştır. Fakat bu cihazlar için üretilen mobil eğitim uygulamalarının grafik arayüzleri çoğunlukla yetişkinler tarafından ve bu yetişkinlerin çocuklar hakkındaki varsayımlarıyla tasarlanmaktadır. Dolayısıyla çocukların gelişim süreçlerine uygun olmayan kullanıcı arayüz tasarımları ortaya çıkmaktadır. Bu durum, yetişkin tasarımcıların, çocukların algı ve beğenileri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarına bağlanmaktadır. Tablet bilgisayarlar için üretilen mobil eğitim uygulamaları incelendiğinde, bu uygulamaların kullanıcı arayüzlerinde çocuk kullanıcıların algı sorunları yaşayabileceği düşünülen birçok tasarım unsuruna rastlanmıştır. Ayrıca çocuk merkezli bir kullanıcı arayüz tasarımının standart gereksinimleri hakkında yapılan literatür taramasında, Türkiye'de bu alanda yeterli sayıda bilimsel araştırma ve bilgi olmadığı tespit edilmiştir. Bu tez çalışması, çocuklar için tasarlanan mevcut mobil eğitim uygulamalarının incelenmesi sonucunda tespit edilen bazı kullanıcı arayüz tasarımı sorunlarının detaylı analizlerini ve bu analizler sonucunda tasarım öğelerinin çocuk dostu hale getirilmesi için öngörülen çözüm önerilerini içermektedir. Araştırma kapsamında, eğitim uygulamalarının kullanıcı arayüz tasarımlarında en sık karşılaşılan tasarım sorunlarının, hatalı tipografi ve ikon kullanımları olduğu görülmüştür. Çocukların bu arayüz tasarımı öğelerini algılama biçimleri ve tercihleri hakkında veriler, anket ve test gibi bilimsel araştırma yöntemleri kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama süreci 9-11 yaş aralığında olan beşinci sınıf düzeyinde eğitim gören öğrenciler arasından yansız olarak belirlenen katılımcılarla yürütülmüştür. Elde edilen veriler, SPSS programı aracılığıyla nicel veri analizi yöntemleri kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Alan taraması esnasında belirlenen hipotezlerin büyük bir kısmı, elde edilen verilerle desteklenmiştir. Sonuç olarak bazı önemli bulgular elde edilmiştir; arayüzlerde kullanılan yazı karakterlerinin çocukların okuma performanslarını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkiledikleri ve yine bu kullanıcı arayüzlerinde kullanılan farklı ikon biçimlerinin çocukların algı ve tercih düzeylerini etkileyebildiği sonuçlarına varılmıştır.

Arayüz programıArayüz tasarımıBilgisayar destekli eğitim+5
Ertan Toy
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnteraktif medya ile yapılan PR yöntemlerinin bir prototip olarak Kariye Müzesi'nde uygulama önerileri

Müzeler birer sosyal mekân olarak toplum içinde gün geçtikçe daha önemli bir yer edinmektedir. Tarihi mekânların restorasyonun yoğun şekilde gerçekleştirildiği ve geçmişi olan mekânların değer kazandığı bugünlerde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken ancak pek bilinmeyen Kariye Müzesi'nin tanıtımı ve ziyaretçilerinin ilgisini ve bilgisini arttıracak interaktif PR yöntemlerinin neler olabileceği tez kapsamında değerlendirilmektedir. Yapının Bizans sanatının nadir bir örneği olduğu sanat tarihçiler ve mimarlar tarafından ifade edilmektedir. Bir grup genç restoratörle Kariye Müzesi'nde gerçekleştirilen gezi sonrası yapılan röportaj çalışması gözlem verisi sağlarken yetkili kişilerle yapılan röportaj ve mail görüşmeleri bir diğer veri kaynağı olarak kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yüzyıl sonu ortaya çıkan geleneksel PR çalışmalarının internetin yaygınlaşmasından sonra genişleyen ağlar sayesinde sosyal ağların desteğiyle yaygınlaştığını görmekteyiz. Ayasofya Müze Müdürlüğü himayesinde faaliyetini sürdüren Kariye Müzesi'nin 2015 verilerine göre Ayasofya Müzesi'nin ziyaretçi sayısının çok altında kalan ziyaretçi sayısına sahip olduğu da görülmektedir. Hâlihazırda restorasyonda olan yapının yürütülen bir PR çalışması olmadığı bilinmekle beraber müzenin sahip olduğu bir PR arşivi de bulunmamaktadır. Dünyanın pek çok yerinde anıt eserlerin birer müzeye dönüştürüldüğü biliniyor. Bu müzelerin ziyaretçisine henüz müzeye gelmeden yapılabilecek imaj çalışmaları ile bir kurumsal dünya inşa etmek gerekmektedir. Ayrıca müze ziyaretçisine cazip gelecek teknoloji uygulamalarının duyurulması ziyaretçiler için etkili bir PR faaliyeti olacaktır. Ziyaretin nasıl faaliyetler ve faydalar içerdiği yazılı, basılı ve dijital medyada duyurulmalıdır. Bu bağlamda tanıtım ve zengin içeriğin potansiyel ziyaretçiye hangi kanallardan sunulacağının önerilmesi birinci hedef olarak görülmektedir. İkinci hedef olarak da müzeye gelen ziyaretçinin gezisinden daha fazla verim aldığı ve bilgiyi özümsediği interaktif sistem önerileri sunmak amaçlanmaktadır.

Etkileşimli medyaHalkla ilişkilerKariye Müzesi+2
Aynur Karagöl
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Luciano Berio'nun gitar için bestelediği Sequenza XI'deki kozmik yapı

İtalyan besteci Luciano Berio (1925-2003) 20. yüzyılın öncü bestecilerinden biridir. Yaşamı boyunca çeşitli alanlarda besteler veren Berio, serial, elektronik, orkestral ve solo çalgılar için bestelemiş olduğu eserlerin içersinde, Sequenza serisi büyük bir öneme sahiptir. On dört parçadan oluşan Sequenza serisi (1958-2002), sırasıyla flüt, arp, kadın sesi, piyano, trombon, viyola, obua (soprano saksafon), keman, klarnet (alto saksafon, bas klarnet), trompet, gitar, fagot, akordeon, viyolonsel (kontrbas) enstrümanları için bestelenmiştir. Gitar için bestelenen 'Sequenza XI' (1987-1988), Eliot Fisk'e ithaf edilmiş ve ilk sahnelenişinde Fisk tarafından icra edilmiştir. Bu çalışmanın konusu, 'Sequenza XI'in yapısal analizi esas olmakla beraber, Sequenza serisinin diğer eserleri hakkında genel bilgiler de içermektedir Bu çalışmada öncelikle bestecinin yaşamış olduğu dönem ve çevresel faktörlerin yaratmış olduğu etkiyi daha iyi anlamlandırabilmek için modernizm-postmodernizm kavramları, müzikteki yeri bağlamında irdelenmiştir. Berio'nun ortaya koyduğu fikirler ve beyanlar göz önünde bulundurularak müzikal dili araştırılmış ve Sequenza serisinin her bir parçası ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada, eserin yapısal analizi çerçevesinde, Sequenza XI'in başında gelen üç akorun önemini vurgulamak ve eserin bütünüyle ilişkilendirmek için kullandığımız set teorisi analiz yönteminin başlıca özelliklerine ve gerekli açıklamalarına yer verilmiştir. Birbirlerini kesen müzikal fikirlerin yarattığı farklı boyutlar, sürekli değişen (kaleidoskopik) ögeler, odaklanılan ve odak dışı kalan müzikal materyaller, hücre/küçük motiflerin oluşturduğu kozmik yapı, Berio'nun müziğinin karakteristik bir özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Eserin tarihsel süreci ve bestecinin müzikal dili hakkında yaptığımız literatür taramasında elde ettiğimiz makale ve tezler bu araştırmanın önde gelen kaynaklarını oluşturmaktadır.

20. yüzyılBerio, LucianoBesteler+1
Mert Altuntaş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Okul öncesi sanat eğitimi için geliştirilen grafik aplikasyon öğrenme modeli

Sanat, evrensel bir dile sahiptir. Bu nedenle herkes tarafından anlaşılabilir olması gerekmektedir. Sanat eğitiminin katkısı, bireyin gelişimi için gerekli olan farklı disiplinlerin öğretiminde yadsınamaz bir gerçek olduğu kanıtlanmış bilimsel bir bilgidir. Sanatla birlikte gelişim gösteren sanat eğitimi, görsel olan her biçim için devamlılığı sağlar ve öğrenmeyi güçlendirir. Okul öncesi dönemde sanat eğitimi, bireylerin gelişim, öğrenme ve yaratıcılıklarını destekleyen uygulamaları ve faaliyetleri kapsamaktadır. Ailede başlayan eğitim, okul ve çevre ile devam etmektedir. Erken çocukluk döneminde sanat eğitimi alan bireyler yaratıcılık bakımından gelişmiş olup bakış açıları daha estetik ve farkındalık sahibi kişiler olarak yetiştikleri görülür. Bu dönemde alınan sanat eğitimi bireylerin sanat ve diğer disiplinlerle akademik bir bağ kurabilmesini sağlayacaktır. Sanatı teknolojiyi kullanarak eğitim sürecine aktarmak bireyin öğrenmesini doğrudan etkilemektedir. Okul öncesi bireylerde sanatı sevdirmek ve estetik bakış açısı oluşturup öğrenmeyi sağlamak için tablet ile yeni bir öğrenme modeli geliştirilmiştir. Bu öğrenme modeli, küçük yaşlardaki bireylerin görsel algılarında anlamlı bir sonuç oluşturmaktadır. Sanat içerikli aplikasyon eğitimi, okul öncesinde 4-6 yaş arasındaki çocuklarla bireysel olarak gelişimlerini destekleyecek yönde bir uygulama olarak geliştirilmiştir. Uygulama, bireyin yaşı, öğrenim durumu, algı ve görsel zekâsı dikkate alınarak hazırlamış olup, dijital bir ortamda güncel kullanılan tablette uygulanmıştır. Uygulama sonrasında bireylerin öğrendiklerini ölçebilmek için anket yapılmıştır. Bireylerin gelişimlerini destekleyecek açık uçlu soruyla yorumlama, analiz yapabilme yetenekleri çözümlenmiştir. Okul öncesi bireylerin sanat eğitimlerini destekleyecek olan aplikasyon oyun yöntemi kullanılarak mantıksal düşüncelerinin eğitilmesi, bilişsel, duyuşsal ve akademik becerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır.

AplikasyonGrafik tasarımıOkul öncesi eğitim+5
Merva Kelekçi Olgun
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Johann Sebastian Bach'ın solo yaylı çalgılar için yazdığı eserlerin farklı yöntemler ile gitara transkripsiyonlarına 1. çello süit örneği ile analitik bir yaklaşım

J. S. Bach'ın solo çalgılar için yazdığı eserlerin gitara transkripsiyonu, çeşitli tartışmaları beraberinde getiren, problemli bir durumdur. Bu problemle ilgili farklı görüşler yer almaktadır. Gitarcıların ve gitar öğrencilerinin konu üzerindeki süregiden görüş farklılıklarından dolayı genellikle kafa karışıklığı yaşadıkları görülmektedir. Gitaristler ve gitar eğitimi gören öğrenciler hangi transkripsiyonları çalacakları, doğru transkripsiyonları nasıl tercih edecekleri ve kendi transkripsiyonlarını nasıl yapacakları gibi sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu tezde, yöntem olarak tarama metodu kullanılarak, transkripsiyonlar ve edisyonlar tarandı. Bu tarama neticesinde, üç farklı gitar transkripsiyonu (Richard Wright, Frank Koonce, Manuel Barrueco) seçilerek karşılaştırmalı metot kullanılarak müzikal analizleri yapıldı. Seçilen transkripsiyonların akor, polifoni, artikülasyon, süsleme ve doku gibi başlıklar altında karşılaştırmaları yapıldı. Seçilen akorların eserin aslında var olup olmadığı, var olan akorların ise hangi bakış açısıyla transkripsiyonlara seçildiği 'Akorsal Karşılaştırma' başlığı altında bu tezde incelenmiştir. Bach'ın müziğinde önemli bir yere sahip olan polifoni konusu ve bu konunun alt başlığı olan ima edilen (implied) polifoni konusu 'Polifoni Karşılaştırılması' başlığı altında seçilen üç transkripsiyon üzerinden ele alınmıştır. Bu karşılaştırmada transkripsiyonlarda kullanılan polifonilerin hangi bakış açısı üzerinden seçildikleri ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. İcracının yorumu için önem taşıyan artikülasyon seçimi konusu 'Artikilasyon Karşılaştırılması' başlığı altında incelenmiştir. Gitaristler ve gitar öğrencilerinin genellikle sorun yaşayabildiği süsleme konusu da araştırmada çalışılmış bir başka problemli konudur. Eserin aslına göre transkripsiyonlarda seçilmiş süslemelerin ne gibi farklılıklar barındırdığı ve neye göre seçildikleri 'süslemelerin karşılaştırılması' başlığı altında ele alınmıştır. Son olarak transkripsiyonların barındırdığı müzikal dokular bakımından karşılaştırılması 'Doku Karşılaştırılması' başlığı altında incelenmiştir. Seçilen üç transkripsiyon haricinde gitar literatüründe önemi olan John Duarte, Stanley Yates gibi isimlerin de transkripsiyonlarından da yardım alınarak araştırmaya fayda sağlanabilecek veriler toplandı.

Bach, Jean SebastienGitarKlasik gitar+6
Alican Hakgüder
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Resim sanatı terapisinin madde bağımlısı gençlerin sosyal uyumlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, ülkemizin karşı karşıya olduğu ve yaş sınırı gittikçe küçülen madde bağımlılığı sorununa alternatif bir tedavi yöntemi olarak sanatın uygulanabilirliğini göstermektedir. Bu bağlamda resim sanatı terapisi ile bağımlı bireylerin iletişimlerinin arttırılması, sosyal uyumlarının arttırılması ve yaşam koşullarının sağlıklı hale getirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada Sosyal Uyum Ölçeği(SUÖ), Psikolojik Tarama Testi (SCL-90R) kullanılmıştır. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü izni ile İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü kapsamında madde bağımlılığı problemi sebebiyle cezai sorumluluklarını yerine getiren 15-24 yaş grubu arasındaki 60 genç araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Yapılan istatistiksel analizler resim sanatı terapisinin Sosyal Uyum Ölçeği alt boyutlarında pozitif, Psikolojik Tarama ölçeği alt boyutunda ise negatif anlamlı değişimler sağladığını göstermiştir. Ayrıca genç bireylere uygulanan resim sanatı terapisinin madde bağımlısı kişilerin toplum içerisinde uyum düzeylerinin artmasını, iletişim kurma becerilerinin iyileştirilmesini; psikolojik durumlarında ise olumlu gelişmeleri beraberinde getirdiği belirlenmiştir.

Denetimli serbestlik sistemiGençlerMadde bağımlılığı+6
Burcu Bostancıoğlu
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Disiplinlerarasılık, coğrafi kavramlar ve sanatsal bir edim olarak yürümek

Disiplinlerarasılık, 1960'lardan bu yana, çağdaş sanatta kullanılan üretim yöntemlerinin başında yer almaktadır. Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Sanat alanında bu bağlamda sıkı bir geçişlilik söz konusudur. Örneğin sosyal bilimlerdeki bir ilerleme, sanatın bir parçası haline gelebilmektedir. Bilimsel araştırmalarda izlenen yöntemlerden biri, önce ilgili alanda yaşanan problemin her yönüyle tespit edilmesi, daha sonra da bu problemin çözümüne giden yolların test edilerek sonuca ulaşılmasıdır. Diğer bir araştırma ve geliştirme yöntemiyse farklı bir disiplinde ortaya konulmuş olan bir yeniliğin, başka bir bilim alanındaki araştırmacı ve akademisyenler tarafından yorumlanarak, yeni kullanım alanlarının ortaya konulmasıyla gerçekleşmektedir. "Disiplinlerarasılık, Coğrafi Kavramlar ve Sanatsal Bir Edim Olarak Yürümek" başlığıyla yapılan bu tez çalışması da gündelik hayatın rutin bir olgusu olarak görülen yürümenin çağdaş sanat alanındaki kullanımına yönelik bir tarihçeyi ve bunun günümüze dair yorumunu içermektedir.

Coğrafi kavramlarDisiplinlerarasıModern sanat+2
Fırat Arapoğlu
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Rol oyunu ve maskelenme pratı̇klerı̇: Bı̇r Persona performansı

"Rol Oyunu ve Maskelenme Pratikleri: Bir Persona Performansı" isimli Sanatta Yeterlik Tez ve Eser Çalışması, kamera karşısında gerçekleştirilen rol oyunu ve maskelenme pratiklerine odaklanarak bu pratiklerin kimliğin toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf, etnik köken, din gibi kategorilerini sorunsallaştırma açısından sunduğu olanakları araştırır. Maskelenme, drag ve cross-dressing pratiklerinin ve fotoğrafla olan ilişkilerinin sosyal ve tarihsel bağlamda ele alınması onları, kadın, kuir ve etnik kökenden sanatçıların kimlik ve öznelliklerini verili roller, stereotipler ve temsillerin dışında yeniden tanımlamak için kullandıkları stratejiler olarak konumlandırmayı mümkün kılar. Bu araştırmanın sonuçlarına göre rol oyunu ve maskelenme pratikleri, kamera kültürünün yükselişiyle birlikte 1860 sonrasında başlayıp yeni kadın fenomeninin doğuşu ve birinci ile ikinci dalga kadın hareketi ile paralel olarak tarihlenir. 1990 sonrasında ise kimlik politikaları tartışmalarının ABD merkezli kültür dünyasında ve ana akım sanat alanında önemli gündem maddelerinden birine dönüşmesi ile sözü geçen pratiklerin, beyaz erkek Batı sanat kanonu dışında kalan ve yerleşik kültüre eleştirel bir şekilde cevap vermeye çalışan feminist, siyah, LGBTİQ ve etnik kökenden sanatçıların popüler stratejileri haline geldiği anlaşılmıştır. Yapılan araştırma bağlamında, Türkiyeli kadın stereotiplerine odaklanan "İdeal Kadınlar Atlası" isimli persona performansı üretilmiştir. Kimlik ve öznellik mefhumu üzerine performatif bir araştırma olan "İdeal Kadınlar Atlası", kadınlığı kültürel ve tarihsel bir inşa ve maske olarak ele alarak kimliğin toplumsal cinsiyet, sınıf, din gibi kategorilerini tartışmayı amaçlar.

KimlikMaskelemeRol+2
Özlem Şimşek Esin
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görsel iletişim tasarımında sembollerin görsel algıya olan etkisi ve şiddet ilişkisi

İlk izlerine mağara resimlerinde ulaştığımız görsel sembol üretimi başlangıçta ontolojik kaygılar taşıyan bireysel edimler iken kitle iletişim araçlarının dünyaya egemen olduğu günümüzde endüstriyel bir boyut kazanmıştır. Reklam ve propaganda başta olmak üzere görsel iletişim tasarımı, toplumu yönlendirmede ve istendik yönde algılar oluşturmada büyük bir etki gücüne ulaşmıştır. Toplumda artan şiddet olaylarının medya içerikleri ile bağıntılı olduğuna yönelik haberlerin ve dava dosyalarının yoğunlaşması bu çalışmanın ana çıkış noktasını oluşturmuştur. "Görsel İletişim Tasarımında Sembollerin Görsel Algıya Olan Etkisi ve Önemi" başlıklı bu araştırmada kitle iletişim araçlarından yayınlanan medya içeriklerinde sembol kullanımlarıyla, izleyicinin algılama biçimleri ve etkilenme düzeyleri arasındaki bağ incelenmiştir. Bu araştırmada görsel medya içeriklerinde yer alan sembollerin birey psikolojisi üzerindeki etkileri sosyolojik, ekonomik, kültürel bağlamda ele alınmış; sembol kullanımı ile şiddet olayları arasındaki ilişki sorgulanmıştır. Türkiye'de 2017 ve 2022 yılları arasında yayınlanan, popülerleşmiş diziler ile sınırlandırılan bu nitel çalışmada içeriklerin gösterge bilimsel yönden incelenmesi ile bu sembollerin, yapım içeriğinde yer alan suç unsurlarının görünürlüğüne dair etkisi araştırılmıştır. Sembollerin izleyiciyi şiddete yöneltme eğilimlerini ne denli güçlendirdikleri irdelenerek; günümüzde artan suç oranına yönelik etkileri üzerine dikkat çekilmek istenmiştir. Kitle iletişim araçlarından yayılan, izleyici psikolojisine yönelik imgeler ve izleyici arasındaki etkileşimleri bu araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, etkisi güçlü ve akılda kalıcılığı uzun olan sembollerin şiddet unsuru içeren yapımlarla birlikte ele alınarak, izleyicinin sembole olan duyarlılığı irdelenmiş; benlik sunumlarına etkisi, sembolün endüstriyel bir ürüne dönüşümü, insan ve dolaylı olarak toplum üzerinde olumsuz davranışlara yönlendiren etkileri araştırılmıştır. Yapılan gözlem ve bilimsel verilerin ışığında, kitle iletişim araçlarında yayınlanan, içeriğinde şiddet unsuru barındıran dizi ve filmlerin, sembol kullanımıyla etki gücünü kuvvetlendirdiği ve izleyicinin bilinç dışında şiddeti kalıcı bir imgeye dönüştürdüğü gözlemlenmiştir. Bu durum şiddete teşvik olarak açıklanabileceği gibi, kurgusal karakter ile bağ kuran izleyici için benlik sunumuna da elverişli bir ortam hazırlamaktadır.

Simge Tunç
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş stereoskopik fotoğrafçlıkta derinlik algısı üzerine bir çalışma

Stereoskopik fotoğrafçılık, üç boyutlu derinliği yakalamaya olanak tanıyan benzersiz tekniğiyle dönem dönem geniş kitlelerce ilgi görmüş, fakat güncel fotoğrafçılık disiplinleri arasında nispeten az ilgilenilen bir alan haline gelmiştir. Stereoskopik görüntülemeye olanak tanıyan XR teknolojilerinin gelişmesiyle yeniden gündeme gelen stereoskopik fotoğraflar, sanatsal bir ifade biçimi olarak önemli potansiyele sahiptir. Bu çalışmada, iki makineli bir stereoskopik fotoğraf makinesi sistemi tasarlanmış ve stereoskopik fotoğrafların derinliği yansıtma kapasitesinin monoküler derinlik ipuçlarıyla desteklendiğinde ne ölçüde arttığı araştırılmıştır. Çalışmada hem fiziksel hem de çevrimiçi kütüphanelerdeki kaynaklar incelenmiş ve en eski stereograflardan çağdaş örneklere kadar stereoskopik fotoğraflar değerlendirilmiştir. Ayrıca, önemli anaglif çalışmalarıyla tanınan stereo fotoğrafçı David Hazan ile bir röportaj gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda resimsel derinlik ipuçlarından örtüşme, ışık ve gölge kullanımı ve perspektifin stereoskopik fotoğrafların derinlik etkisini artırmada son derece kuvvetli unsurlar olduğu ve izleme konforunu artırdığı belirlenmiştir.

Engin Dumlupınar
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

2000 sonrası Türk sinemasında toplumsal gerçekçi filmlerin ideolojik işlevleri: "Karanlık Fabrika"

Bu çalışmada, 2000 sonrasında gerçekleştirilen toplumsal gerçekçi Türk filmlerinin ne tür bir ideolojik işleve sahip oldukları incelenecektir. Bu filmlerin ezici çoğunluğunun sanatsal ve kültürel bir değer olarak varlık sürdürmelerinden ziyade birer kültür endüstrisi ürünü oldukları üzerinde durulacak, toplumsal sorunları anlatan yönetmenlerin ideolojik konumlarıyla sorunun bizatihi kendisini yaşayanların arasındaki mesafe tartışılacaktır. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümlerinde 2000 sonrası toplumsal gerçekçi Türk sinemasındaki genel eğilimlerden önce gerçeklik, sinemada gerçekçilik, genel olarak sanatta toplumsal gerçekçilik, sinemada toplumsal gerçekçilik, kültür endüstrisi, Türk ve dünya sinemasından toplumsal gerçekçi film örnekleri, toplumsal gerçekçi sinemanın kültürel zeminini oluşturan kuramlar ve sinema-ideoloji ilişkisi üzerinde durulacaktır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise toplumsal gerçekçi filmin hangi dinamiklerle sanatsal ve kültürel bir değerden çok alınıp satılabilir bir meta oluşunu, yönetmenin kapitalist üretim ilişkileri içerisinde eserine ve topluma yabancılaşmasını anlatan Karanlık Fabrika filminin çözümlemesi yapılacaktır.

Engin Kılıçatan
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Liderlik göstergesi olarak üniformaların oluşturduğu mitlerin sanat pratiklerine yansıması

Bu tez, askeri üniformaları liderlik göstergesi olarak işlev gören bir giysi türü olarak ele almaktadır. Askeri üniformalar, ayırt edici tasarım özellikleri, sembolleri ve aksesuarları ile belirli algılar uyandırmakta ve giyen kişi hakkında çeşitli çıkarımlarda bulunulmasını sağlamaktadır. Askeri üniformaların güçlü iletişimsel işlevleri, onları ilgi çekici bir çalışma konusu haline getirmektedir. Özellikle karizmatik siyasi liderler üniformanın iletişimsel gücünü arttırarak anlamların nasıl inşa edildiğini ve algılandığını incelemek için verimli bir bağlam sunmaktadır. Bu doğrultuda bu tez çalışmasında askeri üniforma giyen karizmatik siyasi liderlerin üniforma aracılığıyla ilettiği mesaj ve mitleri ortaya çıkarmak ve bu mitlerin sanat pratikleri aracılığıyla nasıl ifade edilip yorumlanabileceğini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmada uygulama tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma aşamasında, literatürde tespit edilen karizmatik siyasi liderler tarafından giyilen askeri üniformaları incelemek için göstergebilimsel analiz kullanılmış ve üniformaların ilettiği mesajlar ve mitler belirlenmiştir. Bu analiz, askeri üniformanın sembolik ve algısal olarak ikili bir karakteri olduğu anlaşılan bir dizi kavramın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Uygulama aşamasında bu kavramlar sanatsal üretimlere dönüştürülmüştür. Bu sayede çalışmada, üniformanın çeşitli bağlamlarda çağrıştırdığı anlamlar araştırılmış ve bulguların yorumlanması için alternatif bir ortam sağlanmıştır. Ortaya konulan uygulamalar, üniformanın ikili karakterinin sanat pratikleri aracılığıyla nasıl ve ne şekilde yansıtılabileceğini göstermiştir. Sonuç olarak, bu tez sadece askeri üniformanın iletişimsel boyutuna ve algısal olarak uyandırdığı anlamlara ışık tutmakla kalmamış, aynı zamanda uygulamalı çalışmalardaki sorgulamalar için bir araç olarak potansiyellerini de göstermiştir. Bu sayede araştırma ve uygulama süreçleri arasında bir köprü kurarak hem akademik hem de sanatsal söylemlere önemli katkılar sağlamıştır.

Karizmatik liderlikLiderlikÜniforma
İrem Akdemir
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sessiz tasarımın tüketimde sınıfsal anlamı: BİM mağazalarının görsel kimliği üzerinden grafik tasarım çözümlemesi

Perakende sektörü, tüketici alışkanlıklarının ve pazar dinamiklerinin sürekli değiştiği bir ortamda, şiddetli bir rekabetle karşı karşıyadır. Bu rekabet ortamında, zincir market mağazaları, müşteri sadakatini kazanmanın ve rakiplerinden sıyrılmanın yollarını aramaktadır. Bu noktada, görsel kimlik çalışmaları, markaların tanınabilirliğini artırmak, için önemli bir stratejik araç olarak öne çıkmaktadır. Çalışmada, zincir market mağazalarının görsel kimlik çalışmalarının perakende sektöründeki stratejik önemini anlama ve Türkiye Merkezli Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM) örneği üzerinden, bir zincir marketin görsel kimlik unsurlarının marka başarısına olan etkilerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Türkiye'de hızla büyüyen ve genişleyen bir perakende zinciri olarak BİM'in, görsel kimlik konusunda dikkat çekici bir strateji izlediği ve bu alanda kayda değer bir performans ortaya koyduğu söylenebilir. Bu nedenle, BİM örneğinin, zincir marketlerin görsel kimlik çalışmalarının stratejik avantaj sağlamadaki rolüne ilişkin öğretici bir örnek sunacağı düşünülmektedir. BİM'in hızlı büyümesi ve genişlemesi, görsel kimlik unsurunun perakende sektöründe kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Bu bağlamda, "sessiz tasarım" olarak tanımlanan, sade ve işlevsel grafik tasarım dili, özellikle ekonomik sınıflara hitap eden marketlerde önemli bir sınıfsal anlam taşımaktadır. Türkiye merkezli Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM) örneği üzerinden yapılan bu çalışmada, BİM'in mağaza tasarımı, logo ve ambalaj gibi görsel kimlik unsurları, hem marka tanınırlığı hem de müşteri sadakati açısından değerlendirilmiştir. Sessiz tasarım yaklaşımının, BİM'in düşük ve orta gelirli tüketici kesimlerine ulaşmasında ve marka imajını güçlendirmesinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, bu tasarım dili pazarlama stratejilerinin merkezinde yer almakta ve rekabetçi perakende pazarında BİM'e stratejik avantaj sağlamaktadır. Çalışma, zincir marketlerin görsel kimliklerinde sınıfsal dinamiklerin ve grafik tasarımın pazarlama süreçlerindeki önemini ortaya koymaktadır. Araştırma, BİM'in görsel kimlik stratejilerini, mağaza tasarımını, logo kullanımını ve ambalajlarını ele alarak, bu zincir marketin başarısında görsel kimliğin katkısını araştırmaktadır. Yürütülen bu inceleme zincir market mağazalarının rekabetçi perakende sektöründe görsel kimlik kullanımının stratejik önemini anlamamıza yardımcı olacaktır.

Elif Sude Sevim
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafik tasarımda yapay zekâ paradigmaları

Bu çalışma, yapay zekâ paradigmalarının tarihsel gelişimini inceleyerek, grafik tasarım alanına olan etkilerini ve bu teknolojilerin yaratıcı süreçlerdeki rolünü değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Son yıllarda makine öğrenmesi, derin öğrenme ve doğal dil işleme gibi yapay zekâ temelli yaklaşımlar, grafik tasarım üretiminde yeni olanaklar sunarak, tasarımcının üretim tarzını dönüştürmeye başlamıştır. Bu bağlamda araştırma, yapay zekâ destekli araçların grafik tasarıma sağladığı katkıları, oluşturduğu kolaylıkları ve getirdiği sınırlılıkları ele almaktadır. Araştırmada nitel yöntemlerden genel tarama modeli benimsenmiş; literatür taramasının yanı sıra uygulamalı bir afiş tasarımı süreci gerçekleştirilmiştir. Uygulama kapsamında, ChatGPT'nin Sora aracı kullanılarak Aizanoi Antik Kenti'ni tanıtan on farklı görsel üretilmiş; bu görseller stil transferi tekniğiyle dijital illüstrasyon formuna dönüştürülmüş ve Canva aracılığıyla afiş formatına uyarlanmıştır. Tasarımlar, eser analizi yöntemiyle içerik, biçim ve bağlam açısından değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, yapay zekânın grafik tasarımda yalnızca üretim aracı değil, aynı zamanda yaratıcı bir ortak olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Yapay zekâ destekli üretim süreci, hem estetik hem de işlevsel açıdan etkili sonuçlar üretmiş; geçmişe dair görsel anlatımlar, çağdaş tasarım diliyle yeniden yorumlanmıştır. Bununla birlikte, yapay zekâ teknolojilerinin bilinçli ve dengeli kullanımı gerektiği; aksi takdirde yaratıcılık ve özgünlük üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği saptanmıştır. Sonuç olarak, yapay zekâ paradigmaları grafik tasarımda yalnızca teknik değil, kavramsal bir dönüşüm de yaratmakta; insan-yapay zekâ iş birliği ile yaratıcı potansiyelin daha da genişletilebileceği öngörülmektedir.

Güzel sanatlarYapay zeka
Meryem Ala
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temel sanat eğitimi dersinde yaratıcı düşünme tekniklerinden Harvey Kartlarının kullanımı

Yaratıcılık, insanlık tarihi boyunca önemini koruyan ve günümüzde değeri giderek artan temel zihinsel becerilerden biridir. Problem çözme, olaylara farklı bakış açıları geliştirme ve mevcut bilgileri duygu, düşünce ve deneyimlerle harmanlayarak özgün fikirler üretme süreçlerinde yaratıcılık etkin bir rol oynamaktadır. Günümüzün hızla değişen koşulları karşısında, bireylerin olay ve olgulara farklı bakış açıları ile yaklaşabilme becerileri önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, yaratıcı düşünme sadece bilimsel ve teknolojik alanlarla sınırlı kalmayıp, sanatsal üretim süreçlerinin de temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Yaratıcı düşünme becerilerinin öğrencilere kazandırılması, sanat eğitiminin temel amaçlarından biridir. Temel Sanat Eğitimi dersi ise teknik yeterliliklerin yanı sıra, öğrencilerin hayal gücü, özgünlük ve çok yönlü düşünme kapasitelerini geliştirmeye odaklanmaktadır. Bu bağlamda, eğitim süreçlerinde yaratıcı düşünmenin nasıl desteklenebileceği önemli bir araştırma konusu olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırma, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü 1. sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmek amacıyla, Harvey Kartları'nın öğretim sürecinde kullanılmasını ele almaktadır. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen uygulama süreci sonrasında, öğrencilerin yaratıcı düşünme düzeylerinde meydana gelen değişimler temel tasarım ilke ve elemanları doğrultusunda analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Harvey Kartları'nın yaratıcı düşünmeyi desteklemede ve öğrencilerin özgün fikir geliştirme becerilerini artırmada etkili bir yöntem olabileceği sonucunu ortaya koymuştur.

Enise Erva Sayık
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özbekistan Uygulamalı Sanat ve Zanaatlar Tarihi Devlet Müzesindeki takıların incelenmesi

Günümüzde tarihi buluntuların insan hayatındaki yeri çok önemlidir. Onlar, geçmişi öğrenmeye, anlamaya ve ondan ders çıkarmaya yardımcı olurlar. Tarihi buluntular, aynı zamanda özümüzü anlamamıza, milli gurur duygusunu şekillendirmemize, kültürel mirası korumamıza ve gelecek nesillere aktarmamızda büyük öneme sahiptir. Onların incelenmesi sadece bilim insanları için değil, toplumun tüm üyeleri için de önemlidir. Araştırmacıların çalışmaları sonucunda bulunan kültürel ve maddi miraslar, arkeolojik kalıntıları, mimari yapıları, sanat eserlerini, el sanatları ürünlerini, yazılı kaynakları, halk sözlü edebiyat örneklerini ve daha pek çok şeyi kapsar. Bu miraslar, sadece tarihi değil, aynı zamanda kültürel ve manevi öneme de sahiptir. Onlar, milli kimliği anlamaya, kültürel çeşitliliği korumaya, geçmişle bağ kurmaya ve gelecek nesillere miras bırakmaya önemli bir rol oynarlar. Bu araştırmada Özbekistan Uygulamalı Sanat ve Zanaatlar Tarihi Devlet Müzesi'ndeki eski takıları, kullanılan malzemeler, stiller, motifler, kompozisyonlar ve türler açısından incelemektir. Bu çalışmada, Taşkent'in tarihi, coğrafi özellikleri, Özbekistan Uygulamalı Sanat ve Zanaatlar Tarihi Devlet Müzesi'nin özellikleri, el sanatları hakkında bilgiler, takı sanatı ve tarihi, takılarda kullanılan metaller, teknikler ve eski dönemlere ait takıların özellikleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, Özbekistan Uygulamalı Sanat ve Zanaatlar Tarihi Devlet Müzesi'nde görev yapan sanat tarihçileri, müzeciler ve yetkililerle görüşmeler yapılmıştır. Müzede sergide olan 53 takının gözlem formları hazırlanmış ve frekans (f) ile yüzde (%) değerleri değerlendirilmiştir. Özbekistan Uygulamalı Sanat ve Zanaatlar Tarihi Devlet Müzesi'nden toplanan veriler analiz edilmiş, bulgular tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, %22,5 ile küpe, en cok bulunan takı türüdür. Bununla birlikte %3,5 saç takısı, %1,5 ile burun süsü, %5,5 baş süslemasi (Tillaqosh) takıların olduğu tesbit edilmiştir. Toplamda %33 ile bu dönemdeki kadınların baş süslemelerine önem verdikleri ve bu tür takıların çokça kullandıkları tespit edilmiştir. Takı türlerinin %3,5'inin 20. yüzyıl ortalarına, %9,5'inin 19. yüzyıl sonu - 20. yüzyıl başlarına, %19'unun 19. yüzyıl sonlarına, %38'inin ise 20. yüzyılın son yıllarına ait takı türlerinden oluştuğu görülmektedir. Elde edilen verilere göre, müzede en çok 20. yüzyıl sonuna ait takılar olduğu ortaya çıkarılmıştır. Takılar yapımında kullanılan hammaddelerin olarak ise %11,4 Firuze, %20,7 Mercan, hemde %26,4 gümüş kullanıldığına göre müzedeki takıların çok kısmı gümüşden yapıldığı ispatlanmıştır. Üretim tekniklerinin %18,8 Kabartma, %28,4 Döküm ve %52,8 Dövme tekniği olduğü görülmüştür. Bununla en çok kullanılan teknik dövme tekniği olduğu tespit edilmiştir. Geometrik desenlerin takıları süslemek için %43,5 ile sıkça kullanıldığını, %5,6'sının hayvansal motifli, %20,7'sinin sembolik süslemelerden yapıldığını tespit edilmesi kanıtlıyor. Araştırma sonuçlarına dayanarak, araştırmacı tarafından öneriler sunulmuştur.

El sanatlarıGümüş sanatıGümüş takılar+5
Rustam Pardaboev
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Müzelerde artırılmış gerçeklik uygulamalarının incelenmesi: Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi örneği

Dijital dönüşüm, günümüzde kültürel mirasın korunması ve yaşatılması için yapısal dönüşümlere imkân hazırlamış, müzelerin ziyaretçilerine yönelik geliştirdikleri sergileme teknikleri sayesinde kurdukları iletişim, müzelerin işlevlerini yerine getirmesine büyük katkı sağlamıştır. Yeni yaklaşımlar geleneksel sergileme anlayışlarının ötesine geçmiş, tarihi objelerin, kültürel değerlerin ve sanat eserlerinin teknolojik araçlar aracılığıyla yeni bir bağlama oturtulmasına imkân tanımıştır. Bu çerçevede ortaya çıkan artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, hologram gibi çeşitli dijital sergileme teknikleri, ziyaretçilerin mekân ile fiziksel temasın ötesinde etkileşimli ve çok katmanlı bir deneyim yaşamasını mümkün kılmıştır. Artırılmış gerçeklik uygulamaları ve yapay zekâ araçları, ziyaretçileri pasif birer izleyici konumundan çıkarmış, içeriği yönlendirebilen ve bilgiye ulaşabilmek için aktif rol alabilen birer katılımcıya dönüştürebilmiştir. Bu dönüşüm ile beraber sadece sergileme teknikleri değil, bunun yanı sıra müzelerin eğitsel rolü de yeniden biçimlenmiş; müzeleri statik bir arşiv mekânı olmanın ötesine taşıyarak dinamik, katılımcılığı teşvik eden ve yenilikçi bir öğrenme alanı olmasını sağlamıştır. Ancak Türkiye ve Dünya Sanatında önemli bir yere sahip olan çok yönlü Sanatçı Ahmet Yakupoğlu adına oluşturulan müzenin, yukarıda belirtilen sergileme tekniklerine sahip olmadığı belirlenmiştir. Bu eksiklik bu araştırmanın problemi olarak kabul edilmiş ve çözümüne yönelik artırılmış gerçeklik müze uygulaması tasarlanmıştır. Bu araştırmada öncelikle müzeler, müzelerin geleneksel sergileme teknikleri ve çağdaş dijital uygulamalara dair çeşitli sergileme araçları incelenmiştir. Artırılmış gerçeklik ve yapay zekâ kavramına dair tarihsel süreç ele alınmış ve Türkiye ile Dünya'nın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren 20 müzede kullanılmakta olan artırılmış gerçeklik uygulamaları analiz edilmiştir. Alanyazın taraması ve doküman incelemesinden elde edilen araştırmanın deneysel boyutunda Ahmet Yakupoğlu Müzesi'nde sergilenen 5 eser, yapay zekâ destekli artırılmış gerçeklik uygulaması ile tasarlanmış ve kullanılabilir hale getirilmiştir. Bu yöntem ile müze, yalnızca fiziksel bir sergileme alanı değil, eserlerin teknoloji ile deneyimlenebildiği; bilişsel ve duygusal etkileşimin sağlanabildiği yapıya dönüşmüştür. Araştırma kapsamında tasarlanan uygulama ile genç bireylerin çok yararlandığı teknoloji sayesinde, farklı hedef kitlelerinin de müzeye erişiminin sağlanabileceği, dolayısı ile bu uygulamanın müzedeki diğer eserleri de kapsayabileceği önerilmektedir.

Artırılmış gerçeklikSanal müzeSanat müzeleri+2
Zahide Şahin Kubat
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş Türk resim sanatında toplumsal gerçekçilik ve Nedret Sekban

Bu çalışmada Çağdaş Türk Resim sanatında Toplumsal gerçekçilik akımı, sanat yapıtları ve sanatçıları incelenmiştir. Tarihsel süreç göz önünde bulundurularak yapılan bu incelemede öncelikle toplumun sorunları üzerine ele alınan ve üretimde bulunan sanatçılar ve incelenmiştir. Toplumsal gerçekçi akımı Türk toplumunun yeni kültürel kimlik oluşturma sürecinin en yoğun yaşandığı dönemi olarak nitelendirilir. Bu dönemde düşünsel, sanatsal, toplumsal ve siyasal anlamda yaşanan olayların Türk resmini figür seçimi olarak yeni bir döneme taşıdığı görülmektedir. Türkiye'de resim sanatı bazen toplumdaki gelişmelerle, bazen de toplumdaki gelişmelerin ilerisinde bir seyir izlemektedir. Her durumda resim toplumun yapısı ile etkileşim içindedir. Çağdaş Türk Resim sanatını toplumsal gerçekçilik bakımından inceleyen bu çalışmada söz konusu olguya yaklaşan Toplumsal Gerçekçi ressam Prof. Dr. Nedret Sekban'ın hayatı ve eserleri esas alınmıştır. Figür ressamı olan Nedret Sekban, her eserinde İnsanı merkeze koymaktadır ve doğa olsun kompozisyonu olsun insanı ve insanın günlük hallerinin anlatıldığı biçimlendirmeye hizmet etmektedir. Araştırmacı bir tavır sergileyen sanatçı, resmini yapmadan önce giriştiği farklı ön denemelerle belirleyiciliğini oluştururken; ayrıca kendi iç dünyasının izlerini kullanarak gerçek dünyayı yeni bir yorumla ele almaktadır. Sekban, eserlerinde "Karadeniz yöresinin insanlarını ve yaşamlarını anıtsal figür yorumuna bağlı bir anlayış içinde göstermektedir. Maden ve kanal işçilerinin yaşam kesitlerini yansıtan resimlerinde abartısız, oldukları gibi görünen insanlar tüm gerçeklikleri ile ele alınmakta ve 'insan' olgusu her yönü ile verilmek istenen mesajın özünü oluşturmaktadır" Sekban, 1970'lerden sonra gelişen eğilimler karşısında, figürcü çıkışın etkisini ve önemini duyurmaya yönelik sanatçı kuşağı içinde yer almıştır. Nedret Sekban'ın figürleri, güçlü ve gerçekçi anlatımlarını toplumsal çizgi içinde ısrarla tutmaktadır. Sağlam figürler toplumsal realite ve sınıfsal dokuyu kentin içine doğru çekilen ve değerlendirilen resimsel gerçeklik boyutlarında irdelerken, aynı zamanda yüksek bir estetik kategoriye de varmıştır. Anahtar Kelimeler: Nedret SEKBAN, Toplumsal Gerçekçilik, Türk Resim Sanatı

Modern resimModern resim sanatıResim sanatı+3
Mehmet Karakoç
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Performans sanatında beden ve Marina Abramovic örneği

Performans sanatının dünya genelinde ilk gösterilen örnekleri 1900'lü yıllara dayanmakta ve Dada hareketi ile Fütüristler ve Sürrealistler ile ilişkilendirilmektedir. Genel olarak 1960'li yıllardan itibaren "performans sanatı" alışılmışın dışına çıkarak yeni avangart bir dil yakalamıştır. Toplumun yaşadığı siyasal, ekonomik ve gündeme ait sorunlar, performans sanatının oluşumunu güçlü kılan temel etmenler olmuştur. Geleneksel anlayışın dayattığı kuralları ve normları reddetmişlerdir. Disiplinler arası, sınırları olmayan izleyiciyi içinde barındıran yeni bir sanat anlayışı olarak, sanatın sınırlarını genişletmiştir. Performanslarda değişik etmenler, deneysel, doğaçlama, oyun ve hayat, beden, şiddet, kan-acı-, ses, mekân, kimlik başlangıçtan bitişe kadar, performansın içinde hissedilmektedir. Bu etmenlerin her yerde hissedilebilecek temel kavramlar olduğunu savunan performans sanatçıları sanatlarını bu temel düşünceyle şekillendirmişlerdir. Performans sanatçıları kendi iç dünyalarını, duygu ve düşüncelerini özgürce her yerde ifade edebileceklerini, sanatın sanat olması için sadece şık müzelerde ve galerilerde sergilenecek eserler olmadığını, izleyicilere çarpıcı bir dil ile aktarmışlardır. Çalışmada, performanslarında bedenini, mekânı ve izleyicisini de aktif bir şekilde kullanan Marina Abramovic'in hayatı ve sanat anlayışı ilişkisi anlatılmıştır. Kendi bedenini yapıt haline dönüştüren sanatçı, izleyici ile aktif rol sağlayarak, performansının sınırlarını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada performans sanatının ortaya çıkışı, geçirdiği süreç, bu sürecin gelişim evreleri anlatılmıştır. Marina Abramovic'in hayatı sanatının, bedeni üzerindeki etkisi ve performans sanatına dair gerçekleştirdiği işler tezin sınırları içinde araştırılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden, Marina Abramovic, Performans Sanatı

Abramovic, MarinaBedenGösteri sanatları+4
Özge Bodur
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3D tıbbi illüstrasyonlar ile infografik tanıtım: Karaciğer sirozu örneği

Bir hizmeti tanıtmak, gazete, dergi ve ansiklopedilerdeki makaleleri görselleştirmek gibi birçok alanda kullanılan illüstrasyon, günümüz tıp biliminde bir gereklilik haline gelmiştir. Bilimsel çalışmalar ve toplumsal bilgilendirmelerde insan vücudu ve çeşitli tedavi yöntemleri daha net ve anlaşılır şekilde hekimlere, hastalara, tıp bilimi ile ilgilen tüm okurlara aktarılabilmesi tıbbi illüstrasyonlar ile mümkün olabilmektedir. Günümüzde illüstrasyon teknikleri gelişen teknoloji ve yazılımlar ile etkili ve daha ayrıntılı bir şekilde alana ve hekimlere aktarılabilmektedir. Modern tıp süreci ile ortaya çıkan görüntüleme teknikleri hastalığa ve tedavi şekline göre iki boyutlu ve üç boyutlu illüstrasyon tenikleriyle yeniden tasarlanabilmektedir. Bu bağlamda tıbbi illüstrasyon tıp eğitimi alan, bu alanda makale ve bildiri yayınları yapan herkes için bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Tıbbi illüstrasyonun temel konu olarak ele alındığı bu araştırma, tarih boyunca tıbbi illüstrasyonun gelişim sürecini, hastalığın gelişim evrelerini, yapılan müdahalelerini ve tedavi yöntemlerini, tanınmasına ve anlatılmasına yönelik infografik tanıtımlarının, üç boyutlu tıbbi illüstrasyon tekniği ve tasarım süreci hakkında bilgiler ile açıklamayı amaçlamaktadır. Araştırmada, illüstrasyon, tıbbi illüstrasyon, tarihsel gelişimleri ve yapılan üç boyutlu tıbbi illüstrasyonların infografik tanıtımı ve tasarım elemanları hakkında görsel-işitsel örnekler ile betimleyici araştırma yaklaşımı olarak tanımlanan, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır.

3D programlarıGrafik sanatlarKaraciğer+7
Nur Dilek Temel
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli gün ve bayramların grafik tasarım ürünleriyle tanıtılmasının farkındalık oluşturmadaki önemi (30 Ağustos Zafer Bayramı örneği)

Milli Gün ve Bayramlar, Türk Milleti için büyük önem arz etmektedir. Dolayısı ile vatan olarak kabul edilen bu toprakların işgallerden nasıl kurtarıldığını, zaferlere ulaşmak için Türk halkının kıt imkânlar ve zor şartlarda yaptığı mücadeleleri gelecek kuşaklara aktarmak ve yaşatmak gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilmenin yöntemlerinden biri Milli Gün ve bayramların grafik tasarım ürünleri ile görselleştirmek ve farkındalık oluşturmaktadır. 30 Ağustos 2022 yılı Büyük Taarruz' un 100. yılıdır. Başta bölge illeri Kütahya, Afyon, Uşak ve İzmir başta olmak üzere tüm Türkiye' de coşkuyla kutlanması beklenmektedir. Bu çalışma her Türk vatandaşının hak ettiği bir uygulama olacaktır. Bu anlamda Türkiye geneli ve bölge illerinde bu kutlamalara ilişkin hazırlıklar olduğu bilinmektedir. Ancak her kurumsal çaba ve program yanında bireysel anlamda yapılacak çalışmalara da ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma grafik tasarım ürünlerinin farkındalık oluşturma gücünün dikkate alınması, görüntülerin akılda kalıcılığı arttırma özelliği ile Milli Gün ve Bayramların yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için grafik tasarım ürünleri oluşturmayı amaçlamıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden ilgili literatürün taranması ve sanatsal üretim süreçlerinden grafik tasarım görünürlük ürünleri oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında ilgili kaynaklardan elde edilen veriler incelenmiş ve yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra 30 Ağustos Zafer Bayramı örneği başlıklı konu, uygulaması yapılacak konu olarak ele alınmıştır. Uygulama çalışmaları kapsamında öncelikle özgün bir üslup ile Büyük Taarruz' a şekil veren Türk büyüklerinin illüstrasyonları hazırlanmıştır. Daha sonra 100. yıl anısına logo çalışmaları oluşturulmuştur. Bu uygulamalar dijital çizim tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Devamında takvim, pul, mektup, kitap ayracı, hediyelik hatıra tabak, fincan, ambalaj tasarımları [hoşaf, kumanya, leblebi], şapka, rozet, fular, bandana, t-shirt, roll up banner, personel kartı, telefon kılıfı, çanta, ajanda, bardak ve anahtarlık ürünleri hazırlanmıştır. Hazırlanan grafik tasarım ürünlerinin kullanılabileceği, kullanıldığı takdirde yapılan bu ürünlerin ulaşacağı her uygulamanın daha fazla kişiye ulaşarak, bayramlarımızın unutulmayarak aktarılması ve 30 Ağustos Zafer Bayramı' nın 100. yılının farkında olacağı, Tük Tarihi' nin dönüm noktalarından biri olan bu zaferi yeniden hatırlayacağı ve geleceğe taşıyacağı umulmaktadır. Bu tarz uygulamaların diğer Milli Gün ve Bayramlar için yapılabileceği önerilmektedir.

BayramlarFarkındalıkGrafik tasarımı+4
Rabia Eğiren
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal kimlik tasarımının markalaşmadaki önemi: Keramika kurumsal kimlik tasarımı örneği

Günümüz ekonomik dünyasında firmalar, küreselleşen ve hızlı gelişen rekabet ortamında ayakta durmak ve sürdürülebilir gelişimi sağlayabilmek için çaba sarf etmektedirler. Bunun için rakiplerinden farklılaşmayı ve daha büyük pazar payına ulaşmayı hedeflemişlerdir. Ancak hızla büyüyen ve gelişen teknoloji ile imal edilen ürünlerin taşıdığı özellikler, belirgin farklılıkları oldukça azaltmış ve kalite bakımdan da bir bakıma standartlaşmaya doğru bir ivme kazandığı görülmüştür. Bu durum firmaların marka kimliği oluşturarak daha güvenilir olduğunu kabul ettirmeye ve pazarda tanınırlığını arttırmaya itmiştir. Bu sektörlerden biri de seramik sektörüdür denilebilir. Özellikle Türkiye'deki sofra seramiği üretiminde Dünya'da söz sahibi olan ve olmaya devam edeceği öngörülen sektör ürünlerini hem dekor hem de form olarak farklılaştırmaya çabalarken marka kimliği oluşturma açısından da kendisini yenilemektedir. Bu firmalardan biri de Kütahya'da üretim yapan Keramika firmasıdır. Bu çalışma Keramika firmasının marka kimliği ve marka imajı oluşturma ihtiyacı göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Bu kapsamda firmanın mevcut kullanılan logosu üzerinde çok az değişikliği gidilerek öncelikle amblem, sonrasında ise firmanın ihtiyaç duyduğu tüm kurumsal kimlik tasarımları hazırlanmıştır. Amblem hazırlanmadan önce iç paydaşlarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca uzman kanılarına da müracaat edilmiştir. Elde edilen verilere göre firmanın görünürlükleri, kurumsal kimlik rehberi, yeni tanıtım modelleri, sosyal sorumluluk projeleri ve marka çalışmaları üzerine uygulamalar yapılmıştır. Yapılan uygulamalar iç paydaşların onayı ile ürün/ürünlere dönüştürülmüştür.

Grafik tasarımıKurumsal kimlikMarka+3
Burak Gebedek
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Parametrik tasarım kavramının endüstri ürünlerine yansımasının incelenmesi, sofra seramiği form ve dekor tasarımı uygulama örneği

Tasarım, insanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya çıkan kullanışlı, estetik ve yenilik getirici bir kavramdır. Tasarımın yapı taşlarından biri olan yenilik kavramı, sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan sıradanlığı yok etmeyi amaçlamaktadır. Endüstriyel tasarım ile birlikte ürünler ve kullanıcılar arasında fiziksel ve fonksiyonel ilişki kurulabilmektedir. Bu sayede ürünler tüketicinin ilgisini çekmeyi başarmakla birlikte, kullanıcının ihtiyaçlarını gidererek güvenli bir şekilde kullanmalarını da sağlamaktadır. Son dönemlerde oldukça popüler olan bir tasarım çeşidi de parametrik tasarımdır. Parametrik tasarım, birçok değişkenin tasarımı şekillendirilmesiyle oluşmaktadır. Bu değişkenler arasında matematiksel, kullanıcı, malzeme ve çevresel gibi parametreler mevcuttur. Parametrik tasarım, yaygın olarak mimarlık alanında kullanmakla birlikte çevremizde bulunan birçok endüstriyel üründe de kullanılmaktadır. Parametrik tasarımın kullanıldığı sektörlerden biri de seramik sektörüdür. Seramik sektöründe yeni bir kavram olan parametrik tasarım, sofra seramiği ürünlerine form ve yüzey tasarımı olarak yenilik getirmektedir. Binlerce yıllık geçmişe sahip olan seramik, insanın var olduğu hemen hemen her yer karşımıza çıkmaktadır. Seramik, insan hayatında birçok alanda kullanılmaktadır. Bu alanlardan biri de sofra seramiği sektörüdür. Günlük hayatta kullandığımız sofra seramikleri bu araştırma çerçevesinde parametrik tasarım ile ilişkilendirilmesi hedeflenmiştir. Parametrik tasarımın analizi yapılarak sofra seramikleri tasarımında parametrik tasarım anlayışı kullanılarak form ve dekor uygulama örnekleri geliştirilmiştir.

BiçimDekorEndüstriyel tasarım+5
Demet Parlak
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu Selçuklu taç kapılarında yer alan motiflerin incelenmesi ve seramik yüzey üzerine uygulama örneği

Seramik insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan, her dönemde çeşitli desen, form ve renklerde kullanılmakta olan bir malzeme olma özelliğine sahiptir. Seramik, aynı zamanda pek çok uygarlığın kültürel, dini ve sosyoekonomik özelliklerini günümüze aktaran bir kaynak niteliği taşımaktadır. Bulunduğu dönemden günümüze kadarki süreçte birçok değişim yaşayan seramikler çeşitlenmiş ve endüstri alanlarında da kullanılmaya başlanmıştır. Endüstriyel alandaki seramiğin kullanım biçimlerinden biri sofra seramiği sektörüdür. Sofra seramiği yüzey dekor tasarımlarının hazırlanma aşamasında tasarımcılar pek çok şeyden ilham almıştır. Bu noktadan hareket ile bunlardan birisi de yaşadığımız coğrafyaya ait olan mimari eserler üzerine yer alan motif, simge ve sembollerden esinlenerek özgün dekor tasarımları oluşturulmasıdır. Anadolu toprakları birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış geniş bir kültürel mirasa sahip olan coğrafi bir bölge özelliği taşımaktadır. Bu coğrafi bölgede yaşayan en önemli uygarlıklardan biri de Anadolu Selçukluları Uygarlığı olmuştur. Bulunduğu dönemde pek çok mimari yapıyı ve sanat eserini geleceğe miras bırakan bu uygarlık eserlerinde kullanmış olduğu motif, simge ve semboller ile günümüz tasarımcılarına ilham kaynağı olduğu düşünülmektedir. Yapılan bu çalışmada tarama modellerinden ilgili literatürlerin incelenmesi ve nitel araştırma yöntemlerinden gözlem tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırma kapsamında Kütahya ilinde bulunan sofra seramiği üretimi yapan Keramika firması ile Türkiye ve Dünya'da sofra seramiği ve porselen sektöründe yer alan firmaların dekor tasarımları incelenmiştir. Yapılan incelemeler doğrultusunda Anadolu Selçuklu mimari yapılarının en önemli parçası olan taç kapılar üzerinde yer alan motif, simge ve sembollerden yola çıkılarak yeni yüzey dekor tasarımları hazırlanmış, baskısı yapılmış ve analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Motif, Seramik, Taç Kapı, Tasarım

Anadolu SelçuklularıKapılarMotifler+7
Nurcan Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir tüketim kapsamında tasarlanan mobil arayüz uygulama önerisi

Teknoloji geliştikçe üretim artmış. Üretilen fazla ürünlerin tüketicilere satılabilmesi için çeşitli pazarlama stratejileri kullanılmıştır. Ürünlerdeki çeşit ve miktar bolluğu, uygulanan bazı pazarlama taktikleriyle birleşince tüketiciler ihtiyaçlarından fazlasını tüketir hale gelmişlerdir. Dünyadaki kıt kaynaklara rağmen tüketimin hızla artması beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Bu olumsuzluklara karşı sürdürülebilirlik bir çözüm önerisi olarak ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir tüketimin toplum içinde yaygınlaşması kıt kaynakların geleceğe kalması adına önemli bir adım olarak görülebilir. Bu noktada yine gelişen teknolojiden faydalanmak iyi bir seçenek olabilecektir. Teknolojinin gelişmesi ile grafik tasarımında çeşitli alanlar da gelişmiştir. Bu alanlardan birisi de arayüz tasarımıdır. Arayüz tasarımları aracılığıyla insanlara daha kolay ve etkin bir şekilde kullanabilecekleri deneyimler sunulmaktadır. Bu tez çalışmasında kaynakların israfına karşı insanları sürdürülebilirlik hakkında bilinçlendirebilmek ve sürdürülebilir tüketimi yaygınlaştırmak amacıyla bir arayüz tasarımı geliştirilmiştir. Tez kapsamında yapılan uygulama çalışması, Uygulama literatürdeki bilimsel çalışmaların sonucu ortaya çıkan kavramlardan hareketle oluşturulmuştur. Çalışmada önce ilgili literatüre yer verilmiş, sonrasında tasarım uygulaması paylaşılmıştır. Bu çalışma ile bilimsel kaynaklardan beslenerek oluşturulan bu örnek tasarım ile sürdürülebilir tüketimi yaygınlaştırmaya ve kolaylaştırmaya yarayan bir adım atılması amaçlanmıştır.

Arayüz tasarımıGrafik tasarımıGrafiksel kullanıcı arayüzü+5
Gökmen Önal
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Art nouveau akımı'nın takı sanatına etkileri

19. yy. sonları ve 20. yy. başlarında ortaya çıkan modern sanat akımları, önemli tarihsel gelişmelerle birlikte şekillenmiştir. Bu akımların yükselişi, toplumsal, ekonomik ve kültürel değişimlerin etkisi altında gerçekleşmiş ve sanatçıları farklı arayışlar içine sokmuştur. Sanatçılar, geleneksel kalıpları sorgulamış, doğadaki nesneleri taklit etmek yerine, izlenim ve özgün bakış açılarına dayalı tasarımlar oluşturmuşlardır. Ayrıca, doğadaki nesneleri malzeme olarak kullanmışlar ve bu malzemeleri farklı bir bakış açısıyla işlemişlerdir. Modern sanat akımlarıyla birlikte dünyada hızla değişen koşullar, zanaatkârların takı sanatındaki tasarımlarını da dönüştürmüştür. Bu değişimler, takı tasarımının diğer sanat disiplinleriyle entegrasyonunu sağlamıştır. Araştırmanın ilk bölümünde, sanat ve modern sanat akımlarının ortaya çıkışı ve gelişim süreçleri üzerine kavramsal açıklamalar yapılmış ve modern sanat akımlarının takı sanatına etkileri görsel örneklerle birlikte incelenmiştir. İkinci bölümde, takı sanatına yönelik kavramsal açıklamalar yapılmış ve takının tarihsel gelişim süreci ele alınmış, aynı zamanda takı süsleme teknikleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Art Nouveau sanat akımının ortaya çıkışı ve gelişimi üzerine açıklamalar yapılmış, bu akımın içerisinde kullanılan desenler ve motiflerin tasarımsal özellikleri incelenmiştir. Ayrıca, Art Nouveau'nun takı sanatına etkisi olan ülkeler, bu akım içinde takı sanatıyla ilgilenen sanatçıların yaşamları ve takı sanatına yönelimleri, görsel örneklerle birlikte açıklanmıştır. Art Nouveau ve takı kapsamında; altı sanatçı ve altı eseri, altı adet takı süsleme tekniği, on iki adet takı eser ayrıntılı olarak elen alınıp incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Art Nouveau sanat akımının etkisiyle metal malzemeler kullanılarak oluşturulan sekiz adet özgün kişisel takı tasarımlarına yer verilmiştir. Üretilen bu takıların Art Nouveau sanat akımı kapsamında elde edilen verileri üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde ise, modern sanat akımlarının takı sanatına olan etkilerinin öne çıkan noktaları ve bu etkilerin takı sanatındaki dönüşümünü vurgulanmıştır. Aynı zamanda, Art Nouveau'nun takı sanatına olan etkisi ve bu etkinin özgün takı tasarımlarının oluşturulmasında nasıl bir rol oynadığı özetlenmiştir. Takı sanatının modern sanatın evrimine katkı sağladığı ve sanatsal ifadenin farklı bir boyutunu temsil ettiği sonucuna varılmıştır.

Merve Keten
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzel sanatlar liseleri iki boyutlu sanat atölye dersinde sürdürülebilirlik ve bir uygulama örneği(Kütahya Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Lisesi örneği)

Sürdürülebilirlik, doğal kaynakları koruyarak gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bugünün ihtiyaçlarını karşılayan faaliyet gösterme ilkesidir. Sürdürülebilir uygulamalar ise, sanat eğitimi sürecinde öğrencilerin yaratıcı yeteneklerini geliştirirken çevresel ve toplumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen önemli bir yaklaşımdır. Araştırmanın, sürdürülebilir malzeme ve tekniklerin kullanımı ile öğrencilere geri dönüştürülebilir ve çevre dostu materyallerle çalışma deneyimi kazandırmayı, öğrencilerin doğal kaynakları verimli kullanılmasına katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Kütahya Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü 12. Sınıf 33 öğrenci ile yürütülen bu araştırma, "İki Boyutlu Sanat Atölye" derslerinde sürdürülebilir uygulamaların eğitimsel etkileri ve öğrencilerin sürdürülebilir sanat pratiğine katkılarını incelemektedir. Araştırmada, Güzel Sanatlar Liseleri Resim Bölümü İki Boyutlu Sanat Atölye Dersinde "Sürdürülebilirlik" teması işlenerek; atölyelerde atık yönetimi uygulamalarının benimsenmesi, öğrencilerin yaratıcı süreçlerinde atıkları minimize etmeleri ve ileri dönüşüm pratikleriyle çalışarak sürdürülebilir bir sanat pratiği geliştirmeleri amaçlanmıştır. Uygulanacak çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseni kullanılarak, doküman inceleme ve literatür tarama ile konu hakkında bilgi edinilmiştir. Uygulanan eylem araştırmasında, 12. Sınıf İki Boyutlu Sanat Atölye dersi yıllık planı doğrultusunda "Dönüştürme" konusu sürdürülebilir sanat etkinlikleri ile ilişkilendirilerek haftalık ders planları oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda, "İki Boyutlu Sanat Atölye" derslerinde sürdürülebilir uygulamaların öğrencilerin çevresel ve toplumsal duyarlılıklarını artırarak yaratıcılıklarını teşvik ettiği belirtilmiştir. Sürdürülebilir malzemelerin ve tekniklerinkullanımının, öğrencilere ileri dönüştürülebilir ve çevre dostu materyallerle çalışma deneyimi kazandırdığı görülmüştür. Bu durum ayrıca, öğrencilerin doğal kaynakları verimli kullanmayı öğrenmelerine ve çevresel etkilerini azaltmalarına katkı sağlamıştır. Araştırmanın, Güzel Sanatlar Liseleri İki Boyutlu Sanat Atölye derslerinde sürdürülebilir uygulamaların öğrencilerin sanatsal ve çevresel farkındalıklarını artırarak daha bilinçli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Bu uygulamalar, sanat eğitiminin sürdürülebilirlik odaklı bir yaklaşımla zenginleştirilmesiyle genç sanatçıların gelecekte toplumsal ve çevresel konularda öncü roller üstlenmelerine olanak tanır.

Görsel sanatlarGüzel sanatlarGüzel sanatlar liseleri
Havva Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocuklara yönelik görsel okuryazarlığa dayalı hafıza kart oyunlarının tasarımsal açıdan incelenmesi

Eğitim; okulda, evde genel olarak her yerde kendimizi geliştirdiğimiz ve bu sayede bilgili hale geldiğimiz hayatımız boyunca ve çeşitli ortamlarda da devam sürekli devam eden bir süreçtir. Okul öncesi eğitim ve dönemi, çocukların bedensel, düşünsel ve sosyal olarak kendilerini tanıyıp buldukları süreç olarak ta isimlendirebiliriz. Okul öncesi çocuklara yönelik görsel okuma yazarlığına dayalı hafıza kart oyunları, küçük çocukların okuma ve yazma becerilerini geliştirmeye yönelik eğitici araçlardır. Bu oyunlar, çocukların dil becerilerini erken yaşlarda geliştirmelerine yardımcı olur ve kelime dağarcıklarını zenginleştirir. Hafıza kartları, genellikle renkli ve ilgi çekici görseller içerir, bu da çocukların dikkatini çekerek öğrenmeyi daha eğlenceli hale getirir. Kartlar üzerinde yer alan resimler ve kelimeler, çocukların harfleri ve kelimeleri tanıma becerilerini güçlendirir ve onları okuma yazma sürecine hazırlar. Kelimelerin ve seslerin görsellerle ilişkilendirilmesi, çocukların okuma ve yazma becerilerinin temelini oluşturan farkındalıklarını artırır. Hafıza kart oyunları, çocukların öğrenirken eğlenmelerini sağlar ve bu sayede öğrenme süreci daha motive edici olur. Bu oyunlar, çocukların gelecekteki akademik ve sosyal başarıları için sağlam bir temel oluşturur. Bu oyunların tasarımı ve kullanımıyla ilgili kapsamlı bir kavrayışın geliştirilmesi gerekmektedir. Çünkü bu oyunların etkili bir şekilde tasarlanması ve uygulanması, çocukların konuşma dillerini geliştirmesi, öğrenme motivasyonlarını artırması ve bilişsel gelişimlerini desteklemesi açısından hayati öneme sahiptir. Bu süreçte, oyunların tasarımında kullanılan görsel ve işitsel öğelerin seçimi, oyunun zorluk seviyesi, öğrenme hedeflerinin belirlenmesi ve oyunun etkili bir şekilde entegre edilmesi gibi faktörlerin incelenmesi ve anlaşılması gerekmektedir. Bu sayede, okul öncesi dönemde dil gelişimi üzerindeki etkileri daha iyi anlaşılabilir ve çocukların dil becerilerini geliştirmek için daha etkili stratejiler geliştirilebilir.

Güzel sanatlar
Fatma Gül
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafiti sanatının geçmişten günümüze tarihsel bağlamda incelenmesi

ÖZET: Tarihsel süreçte bazen bir yansıtma aracı bazen de anlatımcı bir dil olarak kronolojik bir biçimde birbirine tepkili olsa da birbirinden beslenerek gelişen ya da bütün alışılagelen düşünceleri ve bilgileri kökten yıkarak oluşan bir olgudur sanat. Sanat ayrıca sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik olaylardan etkilenen ve bu durumları değerlendiren ya da bu gibi durumların tamamen değişmesine katkı da sağlayan estetik bir güçtür. Bu bağlamda sokak yazısı ya da evrensel anlamda kabul gören adıyla graffiti ve sokak sanatı kökeni bakımından tarih öncesi devirlere kadar uzanmaktadır. Zamanla kent ve metropollere sıkışıp kalan bireylerin varoluşunu haykırdığı ve provakatif mesajlar verdiği kamusal alanlar seyirciyi aracısız bir şekilde sanatla buluşturan estetik mekanlar haline dönüşmüştür. Bu çalışmada grafiti ve sokak sanatının kuramsal çerçeveye göre tanımı, farklılıklar ve benzerlikleri; sanat tarihsel arka plan geçmişine göre teknik ve estetik gelişim süreci ile toplumsal otorite ile çatışmalı diyalogunun Türkiye'deki graffiti ve sokak sanatına yansıması sanatçılar ve eser üzerinden araştırılmıştır.

Duvar resimleriGüzel sanatlarSanat tarihi
Fatma Nur Büber
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de politik sinemanın dönemsel incelenmesi

Geçmişten günümüze sürekli bir değişim ve gelişim içinde olan sinemada, çok sayıda konunun iyi ya da kötü işlenmesi ve değişik açılarından ele alınması etkin bir gücünün olduğunu göstermektedir. Bu açıdan sinema bir sanat dalı olmasının dışında kitleleri etkileyebilen bir kitle iletişim aracı niteliği taşımaktadır. Kendisine özgü bir anlatım diliyle dünya genelinde geniş kitleler tarafından kabul görmüş ve daha fazla tüketilmeye başlamıştır. Sinemanın bu yönünü keşfeden siyasi ve ekonomik açıdan güçlü olan ülkeler kendi kültürlerini başka toplumlara yaymak ve kitleleri yönlendirmek amacıyla sinemayı da kullanmışlardır. Böylece politik sinema denen tür ortaya çıkmıştır. Siyasi, ekonomik, toplumsal sorunları konu edinen Politik Sinema, eğlence anlayışlı Hollywood sinemasına ve bireysel konuların ağırlık kazandığı Avrupa Sinema'sına karşı devrimci bir nitelik taşımaktadır. Toplumsal gerçekleri aktaran politik sinema Türk Sinema'sında da kendisini göstermiştir. Bu türün özelliklerini yansıtan çok sayıda film çekilmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi Türk Sineması da ülkede gerçekleşen politik olaylardan etkilenmiş ve bu olayların yansımaları filmlerde aktarılmıştır. Bu noktada tez kapsamında, Türkiye'deki 1970'den 2000'e kadar olan politik dönem içerisinde örnek filmlerin de analizi yapılarak politik sinemanın dönemsel incelenmesi yapılarak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sinema, Politik Sinema, Üçüncü Sinema, Türk Sineması

SinemaSinema sektörüSinema tarihi+2
Aydın Bediroğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi (3-6 yaş arası) çocuklar için hazırlanan öğretici nitelikli üç boyutlu bilgisayar oyunlarında sinematografik öğelerin ve grafik tasarım unsurlarının kullanımı

Bu çalışmada, tez yazım sürecinde elde edilen veriler ışığında, okul öncesi dönem çocuklarının bilişsel becerilerine katkı sağlayan ve sinematografik oyun anlatılarını içeren eğitsel oyun tasarımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın kavramsal çerçevesinin oluşturulmasında literatür taraması yapılmış ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Mobil oyun açılış grafiklerinden başlayarak sinematik ve grafik tasarım öğeleri için metin analizi yapılmıştır. Kavramsal çerçeve bölümünde, çocuk gelişimi konusunda uzmanların geliştirdiği yöntemlerden bahsedilmiş, sinematografi ve grafik tasarım alanına ait kavramlar, ilgili tanımlar ile bir sayısal oyun açılış tasarımı, oyun arayüzü tasarımı yapılmıştır. Okul öncesi dönem çocukları için eğitim yöntemlerinden biri olan oyunlarla öğretim, sayısal dünyanın bize sunduğu fırsatlardan biridir. Sayısal çağın içine doğan nesil, sanal dünyayı hem gerçek dünyayı deneyimleyerek hem de dönemin teknolojik araçlarını kullanarak tanımaktadır. Bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi cihazlarda çeşitli oyunlarla eğlenerek vakit geçirirken aynı zamanda öğrenme mümkün olmaktadır. Harcanan zamanı en iyi şekilde değerlendirme fikrine sahip olan mobil uygulamalar, eğitim, öğretim yöntemleri dönüştürülerek uygulama geliştiriciler tarafından sayısal ortama göre hazırlanmaktadır. Bu kapsamda üç boyutlu animasyon serilerine sahip üç mobil oyun bulgular ve yorumlar kısmında analiz edilmek üzere seçilmiştir. "Thomas ve Arkadaşlarının Maceraları!", "Bebek Panda'nın Okul Otobüsü - Araba Sürelim!" ve "Maşa ve Ayı: İyi Geceler!" Adı geçen oyunların ücretsiz bölümleri kapsam dâhilinde incelenmiştir. Eğitim kategorisinde yer alan okul öncesi çocuklar için tasarlanmış mobil oyunlarda sinematografi ve grafik tasarım öğelerinin kullanıldığı görülmektedir. Oyun senaryosuna hizmet eden interaktivite kullanımının sinematik anlatılar tarafından yönlendirildiği, sinematografik öğeler ve grafik tasarım öğelerinin bir arada kullanıldığı ve bu öğelerin okul öncesi çocuklar için hazırlanan mobil oyunların oynanabilirliğinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgisayar oyunlarıEğitici oyunlarGrafik tasarımı+6
Özlem Aksöz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

P&G ailesinde kullanılan tipografik elemanların semiyolojik incelenmesi

Bu çalışmada, P&G ailesinde kullanılan tipografik elemanların görsel yönünün anlam oluşturma derecesi ve semiyolojik sürecinde diğer anlam modlarıyla nasıl etkileşime girdiği çok modlu bir perspektiften incelenmiştir. Tipografi, bir işletmenin tasarımını, marka sesini ve kişiliğini tüm dijital ve geleneksel kanallarda destekleyen özelliklerin toplamıdır. Marka yazı tipleri ve tipografi, diğer marka bileşenleri gibi, markanın kişiliğiyle uyumlu olmalıdır. Bu kapsamda P&G ailesinde yer alan 4 farklı markanın yer aldığı tüm yazılı, basılı ve sözlü kaynaklar incelenerek doğuşu ile birlikte logo ve sembollerinin günümüze kadarki serüvenleri araştırılıp incelenmiştir. Keller tarafından yapılan araştırmalar göz önüne alındığında ürün kalitesinin genel hatları semiyolojik açıdan yorumlanarak tez sonucunda marka logo ve sembollerin önemi vurgulanmıştır. Bu kapsamda markaların logolarının net ve fark edilebilir olmasına dikkat edilmelidir. Logo yaratılırken font, renk ve seçilen dizaynlar için tüketici algıları göz önünde bulundurulmalı ve bu algıların markanın imajı, vaadi ve sloganı ile paralel olup olmadığına dikkat edilmelidir. Değişen pazar ve tüketici yapısına paralel olarak, gerek görüldüğünde daha başarılı ve güncel bir görünüm sağlamak amacı ile logo güncellenmeli ancak logonun niteliksel avantajlarını ve anlamını kaybetmemesi için kademeli bir değişiklik yapılmasına dikkat edilmelidir. Profesyonel markalar gereken noktalarda marka müziği, marka kokusu gibi tamamlayıcı marka unsurlarını da dikkatle planlamalı ve marka stratejilerine dahil etmelidirler. Zira marka mesajı ne kadar fazla duyuya hitap ederse o kadar güçlü olmaktadır. Marka değerinin bu yüzyılda şirket değerlerinin en önemli unsurlarından bir tanesi olduğu bu tez çalışması sonucunda vurgulanmıştır.

Deneysel tipografiGrafik sanatlarGrafik tasarımı+6
Buşra Yayla
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni dışavurumculukta bilinç dışı anlatımın rastlantısal yorumu

Çeşitli spekülasyonlar ve kavram / dil / teknik / ve / malzemelerde gerçek ve hayali birleşim, yeni yaklaşımlar üretir. Resim ve heykele zorunlu bağımlılık, kağıt üzerinde yeni alternatiflere yol açar, kendi izdüşümlerini formüle eden çok özel bir bilginin oluşumu olarak yükselir. Çağdaş çizim, okumaların çoğulluğu ve çeşitliliği ile tanımlanmıştır ve bu eğilim, bu araştırmanın yürütülmesini büyük ölçüde motive eden şeydir. Birbiri ardına ortaya çıkan muazzam olasılıklar, başka hipotezlere kapı açar. Yüzyıllar boyunca akademik işlevinde çok özetlenen çizim, çağdaşlığımızda yeni somutlaştırmalar düşünüldüğünde, ancak her şeyden önce, kendi belirledikleri tüm nüanslar ve değerlerle üstlenildiğinde işlevini değiştirir. Her zaman aşılmış olan değerlerin ve her zaman tek bir seçeneğin verildiği çizimin, yeni estetik değerlere dayandığını ve böylece bakışı yatkınlaştırmanın yeni yollarını kışkırttığını bilmek ve her şeyden önce anlamaktır. Mevcut olaylar, geçen yüzyılda meydana gelen olayların doğrudan sonuçları olan yeni tutumların ürettiği diğer durumlara geri çekilmeyecektir. Bu çerçevede çalışmamızın amacı yeni dışavumculukta bilinç dışı anlatımın rastlantısal yorumunun yapılmasıdır. Anahtar sözcükler: Sanat, Dışavurum, Bilinçdışı,

İbrahim Atlı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Feminist film kuramı çerçevesinde süper kahraman dizilerinde hegemonik erkeklik inşası: The Boys dizi örneği

Sinema ve televizyon, çoğu kez gerçekliği yansıtma ve toplumsal unsurları ele alma potansiyeline sahip olan özgün bir sanat diline sahiptir. Bu nedenle, gelenekselleşmiş ataerkil düşünce sistemi ve eril bakış açısının sinema ve televizyon dizilerinde de etkin olduğu iddia edilebilir. Bu noktada, bu çalışmanın amacı, günümüzün dijital televizyon dizilerinde bu ataerkil anlayışın varlığını değerlendirmek ve tahakkümün erkeğe kodlamış olduğu güç ve şiddet değerlerini ele alan süper kahraman dizilerine odaklanmaktır. Ayrıca, süper kahraman dizilerindeki cinsiyetçi ve erkek egemen normları sorgulamak ve alternatif bir bakış açısı sunmak bu tezin bir başka amacı olarak ifade edilebilir. Bu kapsamda, The Boys dizisi örneklem olarak belirlenmiş ve göstergebilim ve feminist eleştirel söylem analizi yöntemleri kullanılarak ilgili yapımın ilk iki sezonu hegemonik erkeklik ve eril nazar kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, sinema ve televizyon dizilerinde yer alan ataerkil anlayışın The Boys dizisi özelinde de görüldüğü ve içerdiği göstergelerin ve temaların hegemonik erkeklik değerlerini pekiştiren güç, şiddet ve baskı gibi eril dinamikler üzerine kurulu olduğu yargısına ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, bu tespitin kadın karakterleri pasif konumda bırakan ve erkek egemen normları tekrarlayan anlayışlara neden olabileceği düşüncesine ulaşılmıştır.

Amerikan sinemasıDizi filmDiziler+7
Ahmet Can Yazıcı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alaybey Karoğlu'nun resimlerinde soyutlama ve doğa izlekleri

Bu tezin temel amacı, Alaybey Karoğlu'nun resimlerindeki soyutlama ve doğa izleklerini araştırmak ve eserlerindeki soyut bulguları analiz ederek açıklamaktır. A. Karoğlu'nun yaşamına ve sanatına odaklanan bu çalışmada, resimlerinin farklı evreleri detaylı bir şekilde incelenmiş, betimleme, çözümleme ve eser analizi yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden biri olan "durum çalışması" yöntemi kullanılarak veriler toplanmış, kaynak analizleri yapılmış ve sanat eserleri titizlikle incelenmiştir. Ayrıca, Alaybey Karoğlu ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde ses kayıtları alınmış ve yazıya dökülmüştür. Tezde, 16 eser amaçsal örneklem yöntemiyle seçilmiş ve betimsel analiz yöntemine göre yorumlanmış, kavramsal ilişkiler kurulmuştur. İncelenen sanatçı, resimlerinde soyutlama stiliyle doğa izleklerini ustaca birleştirerek kendi özgün sanatsal ifadesini oluşturur. Doğal manzaraları soyutlama yöntemiyle yansıtarak, izleyicilere farklı bir bakış açısı ve derin duygular uyandırmayı hedefler. Sanatçı, yaratıcı yapıları ve anlam katmanlarıyla eserlerine zenginlik ve çeşitlilik katar. Bu tür sanatsal yaklaşım, izleyicilere etkileyici ve özgün bir deneyim sunar. Araştırma sonucunda, sanatçının eserlerinde, doğadan aldığı izlenimleri, özgün soyutlamalar, çağdaş bir ifade ve yaratıcılık anlayışıyla soyut figüratif imgelerle, dışavurumcu renk ve çözümlemelerle Türk kültürüne, geleneğe göndermeler yaptığı gözlenmiştir. Sanatçının doğa soyutlamasına olan yaklaşımı, lirik, dışavurumcu, müziksel bir dil oluştururken plastik bir birliktelikle ortaya çıkar. A. Karoğlu'nun eserleri, izleyenleri doğayla daha derin bir bağlantı kurmaya teşvik etmektedir. Bu yöntem, çağdaş Türk Resim Sanatında önemli bir yer edinen sanatçının eserlerine özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğa, Soyutlama, Sanatçı, Alaybey Karoğlu.

DoğaKaroğlu, AlaybeyResim sanatı+4
Leman Eda Çelikkol
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sinemasında yol ve yolculuk temalı filmlerde anlatı kodlarının değişiminin değerlendirilmesi

Yolculuk kavramı, öngörülemeyen olaylarla karşılaşılması nedeniyle bireyin savunmasız kalarak duygu ve düşüncelerinde köklü değişimler yaşamasını mümkün kılmaktadır. Sinema sanatında, yolculuk teması toplumsal ve politik verilerin işlenmesine imkân sağlamaktadır. Türk Sineması'nda yol filmleri niceliksel olarak artarken tarihsel süreçte filmlerin anlatı kodlarının da dönüştüğü değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, 1985-2017 yılları arasında üretilen dört yol filminin anlatı kodlarında oluşan dönüşümler tespit edilerek karşılaştırılması amaçlanmıştır. Böylece otuz iki yıllık süreçte Türk Sineması'nda üretilen yol filmlerinin anlatı bağlamındaki değişimi tespit edilmek istenmiştir. İncelenen dört film, üretim tarihlerine göre kronolojik olarak sıralanarak elde edilen bulgular karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, filmlerde kullanılan anlatı kodlarının zamanla Klasik Anlatıdan Çağdaş Anlatı tekniğine yaklaştığı tespit edilmiştir. Karakter kimliklerinin, diyalogların, mizansenlerin ve sahnelerde kullanılan plastik malzemelerin gerçekçi üslupta kurgulanmaya başlandığı görülmüştür. Gerçekçiliği artan her yapı unsurunun anlatı kodlarındaki öneminin de arttığı ve böylece filmlerin farklı anlam boyutlarında incelenmesinin mümkün kılındığı tespit edilmiştir. Nitekim dört filmin de Monomit Kavramı çerçevesinde ve Vladimir Propp'un tespit ettiği ortak işlevler ile A.J. Greimas'ın eyleyenler örnekçesi yaklaşımlarıyla masalların biçimbilimi açısından incelenmesinin mümkün olduğu görülmüştür. Filmlerin üretim sırasına göre içeriklerinin farklı biçimde şekillendiği gözleminden hareketle kimi analiz unsurlarının olgusal düzeyde ifade edilebileceği tespit edilmiştir. Çalışmada, yol kavramının sinemada yalnızca bir alt tür olarak değil toplumsal sosyal ve kültürel gerçekliği yansıtabilmek için bir araç olarak da kullanıldığı ve tarihsel süreçte örneklerinin arttığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda yapılan incelemenin yol filmlerinin çok boyutlu analizi çalışmalarına zenginlik katacağı ve literatüre katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.

Sanat sinemasıTürk sinemasıİşe yolculuk
Yusuf Ayaz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Kanun virtüözü, besteci ve eğitimci Haçatur Avetisyan (1926-1996) ve kanun çalgısı özelinde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) müziğin dönüşümü

Kanun, Orta ve Yakın Doğu'da, pek çok coğrafyada çalınan bir çalgıdır. Bölge ve ülkeler bağlamında bakıldığında Kuzey Afrika'da, Fas, Cezayir, Ürdün, Mısır, Libya, Tunus ve Sudan'da; Arabistan yarım adasında, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Kuveyt ve Filistin'de; diğer coğrafyalarda ise, İran, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Yunanistan'da kanun çalınmaktadır. Kanun sazının genellikle müslüman ve makam müziği geleneği olan toplumlarda çalınıyor olması gözden kaçmamalıdır. Ancak bu çalışmanın konusu, hristiyan olan ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllarca birlikte yaşadığımız, Türk ve Osmanlı makam müziği geleneğine besteci, icrâcı, çalgı yapımcısı ve teorisyen olarak çok büyük katkılar sağlamış olan Ermeni unsurunun, Rusya topraklarında yaşarken meydana getirdiği, kendine özgü kanun çalma geleneğidir. Bu çalışmada, alan araştırması yöntemi ve Ermeni kanun çalma stilinin uygulamalı olarak edinilmesi yoluyla, XX. yüzyılda Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) kanun çalgısının, betimsel yöntem dâhilinde ortaya konan Sovyet kültür ve müzik politikaları bağlamında, nasıl bir değişimin öznesi olduğu, kanunda ekol olarak kabul edilen, kanunçalar, besteci, eğitimci Haçatur Avetisyan'ın (1926-1996) çalışmaları bağlamında ortaya konmuştur.Virtüöz kanunçalar olarak Avetisyan, Sovyet döneminde, 1951'de Berlin'de halk müziğini de içermek suretiyle düzenlenen bir festivalden, solo kanun icrâsıyla ödülle dönünce, Ermenistan'da kanun, halkın gözünde rağbet edilen bir çalgı olur. Bu ilgiye karşılık ilk olarak `teknikum' seviyesindeki bir okulda 1950'de başlattığı kanun eğitimini büyük bir hızla devam ettiren Avetisyan, izlediği kanun öğretimi yöntemi ile de kanun eğitimini kurumsallaştırma yolunda ilk adımları atan kişi olur. Bestecilik kariyerine kanun için yoğunluklu besteleri ile devam ederken, 1958-1972 yıllarında Ermenistan Devlet Dans Topluluğu'nun Halk Çalgıları biriminin müzik direktörlüğünü ve ardından 1973-1978 yıllarında Tatul Altunyan Şarkı ve Dans Topluluğu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı dönemde, kanun ve diğer halk çalgılarının bulunduğu orkestra için pek çok eser de besteleyerek, Sovyet yönetiminin desteklediği `ilerleme' hareketinin gereğini yerine getirir. 1978'de Komitas Erivan Devlet Konservatuarı bünyesinde Halk Müziği Bölümü'nü açan kurucu üyelerden biri olan Avetisyan, kanunun konservatuar müfredatına dâhil edilmesindeki başat rolünü devam ettirir. Günümüz Ermenistan Cumhuriyeti'nde, kanun alanında tanınan solist, besteci ve eğitimci kanunçalarların çoğu Avetisyan'ın öğrencisidir.Anahtar Kelimeler: Kanun, Ermeni müziği, Sovyet kültür politikaları, Haçatur Avetisyan, Ermenistan kanun stili, Ermeni âşık müziği

Avetisyan, HaçaturBestekarlarErmenistan+6
Esra Berkman
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyılda sanatın üretim, tüketim ve eylem alanı olarak sokak

Burjuva Devrimi'nin, Aydınlanma'nın ve Sanayileşme'nin tüm getiri ve götürüleri ile girilen 20. yüzyılda, kapitalist endüstrinin hızlı gelişimiyle ortaya çıkan tüm toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi dönüşümler; hem sokağı hem sanatı hem de sokak ve sanat arasındaki ilişkiyi doğrudan etkilemiştir. Sokak, bu anlamda salt fiziksel bir mekan olmanın ötesinde toplumsal, kentsel ve gündelik hayat içindeki her türlü gelişmenin ve dinamiğin merkezinde olmuştur. Sanat ise tüm bu dönüşümlerin bir aracı ya da bir aktörü olarak, başka bir deyişle tüm bu gelişmelerin bizzat öznesi ya da nesnesi olarak, öyle ya da böyle yüzyıl boyunca etkin rol almıştır.Sanat alanı için 20. yüzyıl, geçmiş on dokuz yüzyılı ile her anlamda hesaplaştığı bir dönem olmuştur. Bu sorgulamaya sebep olan ise bahsi geçen dönüşümlerdir: Yani eski sistemlerin yerine gelen yeni sistemler, yeni üretim teknik ve biçimleri, yeni toplumsal ve kültürel yapılardır. Sanatçı, bu bağlamda gerek tüm bu yenilikleri yerinde keşfetmek üzere, gerek tüm bu yeni sistemle iktidar ve özgürlük mücadelesine girmek üzere, gerekse de tüm bu yeni sistem içinde yaşamını sürdürebilmek ve kendine bir rol, bir alan ya da bir kazanç sağlayabilmek üzere sokakta yer alabilmiştir. Bu çalışma, 20. yüzyıl boyunca sanatsal alanın ilgili tüm aktör ve araçlarının sokakta yer alma nedenlerini, süreçlerini ve sonuçlarını irdeleyerek ilgili kavram, yaklaşım, akım ve uygulamaları biraraya getirmeye çalışmaktadır.

AltkültürAvangard sanatKamusal alan+6
Eren Gülbey
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken Cumhuriyet Dönemi'ndeki arkeolojik koleksiyonların müzelere etkisi

Bu çalışmada, Türkiye'deki Erken Cumhuriyet Dönemi'nde inşa edilen kültür politikaları ve arkeoloji müzeleri incelenmiştir. Türkiye'de ulus-devlet modeli üzerinden uygulanan kültür politikalarının müzeler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Erken Cumhuriyet Dönemi'ndeki kültür politikalarının daha sağlam analiz etmek için Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde kurulmaya başlanan kültür politikaları ve müzeler incelenmiş, cumhuriyet dönemi ile karşılaştırılmıştır.Erken Cumhuriyet Dönemi müzecilik faaliyetleri, arkeoloji disiplini ile eşgüdümlü bir şekilde başlamıştır. Ulus-devlet yapılanmasıyla oluşturulan Türkiye Cumhuriyeti kültür politikalarında belirli unsurlar üzerinden müzeler şekillendirilmiştir. Erken Cumhuriyet Dönemi'nde batılılaşma hareketine ek olarak milli unsurlarla şekillenen müzeler, arkeoloji kazılarıyla da birçok eser kazanmıştır. Türk kimliğinin şekillenmesinde kültürel olarak müzelerin de katkısı olmuştur. O dönemde oluşturulan Türk Tarih Tezi kapsamında Hitit Uygarlığı ile Türk kimliği arasında bağlantı kurmaya çalışılmıştır. 1933-1950 yılları arasında Türk Tarih Kurumu'nun yapmış olduğu milli kazılar, özellikle bu uygarlığın eserlerini bulmak üzere yapılmıştır. Öyle ki, milli kazılar sayesinde Anadolu'nun birçok yerinde müzeler kurulmuştur. Erken Cumhuriyet Dönemi'ndeki müzecilik çalışmaları, devlet bünyesindeki kurulan üniversiteler, bakanlıklar ve hatta o dönemde kurulan Türk Tarih Kurumu ile eşgüdümlü yürütülmüştür. Tüm bu kurumların müzecilik ile olan bağlantıları açıklanmıştır.Bu çalışmada, Erken Cumhuriyet Dönemi'nde belli bir plana göre yapılan milli kazıların, kurulan arkeoloji müzelerinin ve koleksiyonlarının gelişimine dikkat çekilmiştir. O dönemde müzeler, belli bir ideolojinin gölgesinde kurulsa da bugün Türkiye'deki birçok arkeoloji müzesinin kurulmasına temel olmuştur.Anahtar Kelimeler:Ulus-Devlet, Erken Cumhuriyet Dönemi, Milli Kazılar, Arkeoloji Müzeleri, Halkevleri, Türk Kimliği, Hitit (Eti) Uygarlığı

ArkeolojiArkeoloji müzeleriArkeolojik kazılar+3
Zeynep Toy
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Postmodern müzik kavramı bağlamında Luciano Berio'nun Sequenza I adlı eseri ve bu eserde kullanılan çağdaş flüt teknikleri

20. yüzyılda gerek müzik alanında gerekse diğer sanat dallarında, biçimsel ve kavramsal açıdan önemli değişiklikler yaşanmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan postmodernizm kavramını ve bu kavramın müzik alanına ne şekilde yansıdığını anlayabilmek için, önce modernizm kavramı ele alınmalıdır. Bu sebeple çalışmada, ilk olarak modernizm daha sonra da postmodernizm kavramı ve gelişimi incelenmiş olup, postmodern düşünürlerden F. Jameson, M. Faucault, J.F. Lyotard ve J. Baudrillard?ın postmodernizm ile ilgili düşüncelerine değinilmiştir. Modernizm ve postmodernizm arasındaki farklılıkları daha iyi anlayabilmek için karşılaştırma yapılmış ve bu dönemde müzik ile işbirliği içerisinde olan disiplinlerden görsel ve sahne sanatlarında postmodernizme yer verilmiştir. Müzikte postmodernizmin gelişim süreci incelenirken, öncülük eden besteciler ve kullandıkları postmodern teknikler, eserlerden örnekler verilerek açıklanmıştır. Son olarak da Berio nun Sequenza I adlı eserinin analizi yapılarak, postmodernizmi çağrıştıran öğeler tespit edilmiş ve flüte tınısal açıdan farklı bir duyum sağlayan çağdaş flüt teknikleri, iki kategoride incelenmiştir.Yapılan bu çalışmanın amacı, Berio nun Sequenza I adlı eserini postmodern müzik kavramı bağlamında inceleyerek esere farklı bir bakış açısı kazandırmaktır. Bu sebeple yerli ve yabancı olmak üzere geniş bir literatür taraması yapılmış, eserin 1958 ve 1992 versiyonlarının notaları, ayrıca Berio ile yapılan röportajların belgeleri incelenmiş ve ?Sequenza I? in çeşitli performans kayıtları dinlenmiştir. Bu incelemeler sonucunda Berio nun Sequenza I adlı eserinde postmodern sayılabilecek özellikler saptanmıştır. Bu özellikler çalışmada incelenen diğer postmodern eserlerle karşılaştırıldığında, parçanın postmodern bir eser olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Modernizm, Postmodernizm, Postmodern Teknikler, Luciano Berio, Sequenza I, Flüt

Berio, LucianoFlütMüzik+5
Şebnem Uşen
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1960 sonrası kurumsal eleştiri, alternatif kurumsal pratikler ve günümüz koşullarında yeni bir kurum eleştirisinin olanakları

Bu tez çalışması, 1960 sonrası Avrupa ve Amerika?da ortaya çıkan sanat kurumlarına karşı eleştirel çalışmaları tanımlamak için kullanılan kurumsal eleştiri pratiklerine, bu eleştirilerin günümüz sanat kurumları üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Son yıllarda ortaya çıkan kurumlara karşı geliştirilen sanatsal eleştirilerin ve eylemlerin bu gelenekle olası ilişkileri de bu çalışma bağlamında tartışılmaya çalışılmıştır. Çalışma öncelikle kurum olgusuna ve gelişimine bir bakış geliştirmeye çalışmıştır. Bu anlamda, Cornelius Castoriadis, John R. Searle?ün kurum olgusu üzerine yaptıkları çalışmaları temel alarak, günümüzün siyasal, ekonomik ve toplumsal kurumlarının kökenleri ve işleyişlerine odaklanmıştır. Bu tartışmalar ışığında kurumsal eleştiri geleneği içinde önemli yer tutan Michael Asher, Robert Smithson, Daniel Buren, Hans Haacke, Marcel Broodthaers, Andrea Fraser, Renee Green, Christian Philipp Müller ve Fred Wilson gibi sanatçıların üretimleri ve günümüzün sanat kurumları üzerindeki etkileri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Buna ek olarak günümüz koşullarında ortaya çıkan sanat kurumlarına yönelen eleştirilerin yeni bir kurumsal eleştiri üretimi bağlamında barınırdığı olanaklar ele alınmıştır.

Alternatif sanat mekanlarıEleştiriGüncel sanat+4
Önder Özengi
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Yönetsel akıl ve sanat: Farklı bilgi biçimleri arasında bir hakikat tartışması

Bu tezde neo-liberal politikaların ve post-Fordist kapitalizmin kullandığı bilgi üretme ve yönetim teknikleri ile sanatın alanının ve sanat üretimini algılayışımızın ilişkisi araştırılıyor. Sanat alanının, farklı öznelliklerin ve tekilliğin kurtarılmış bölgesi olarak görmemizin artık mümkün olmadığı savlanırken, güncel kapitalizmin bilgi üretme biçimleri kullanılarak sanat yapıtlarına, iş dünyasının çalışanda aradığı nitelikler vasıtasıyla ?sanatçı özne?ye, şirketlerin kullandığı ?performans ölçüm? yöntemleri ile sanat kurumuna bakılıyor. Anahtar kelimeler: ?çelişki?, ?post-Fordizm?, ?neo-liberalizm?, ?yönetimsellik?

Neo-liberalizmPostfordizmSanat+3
Burak Delier
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Doğal kullanıcı arayüzü tasarımı eğitiminde yenilikçi ve yaratıcı çıktıları arttırmak için drama ve mim tekniklerinin kullanımı

Jestlere dayalı arayüzler (GI) İnteraktif Medya Tasarımında, kullanıcıların cihazlarla jestler ve alışıldık hareketlerle etkileşime girmesine olanak tanıyan arayüzleri tanımlayan yeni bir kavramdır. Bu yönüyle mevcut İnteraktif Medya Eğitiminde daha sık konu alınan Grafik kullanıcı arayüzlerinden (GUI) ayrışmaktadır. Jestlere dayalı arayüz tasarımını öğrenmek, birçok farklı disiplin ve teknolojiyi keşfetmekle birlikte, kullanıcı odaklı tasarım felsefesini de özümsemeyi gerektirmektedir. Ancak tüm bunlar, Jestlere dayalı arayüz tasarımında yenilikçi fikirler ortaya koyabilmek için yeterli değildir. Yenilikçi fikirler için tasarımcının, henüz keşfedilmemiş teknolojileri hayal edebilme yetisini kazanması gerekmektedir. Bu araştırmanın çıkış noktası olan gözlemimiz, Grafik kullanıcı arayüzü teknolojileriyle çalışmaya alışmış öğrencilerin, genellikle bu yeni ve esnek düşünmeyi gerektiren alana adapte olmakta zorluk çekmeleridir. Jestlere dayalı arayüz tasarımı eğitimi bu sebeplerden dolayı, öğrencilerin yaratıcılığını artırmak için farklı ve yenilikçi bir tasarım düşünüşü yaklaşımı gerektirmektedir. Çalışmalarımızda yaratıcı drama tekniklerinin, Jestlere dayalı arayüz eğitiminde etkin bir yöntem olduğuna kanaat getirdik, zira bu teknikler, jestlere dayalı arayüzlerin de temelini oluşturan vücut dilini desteklemektedir. Araştırmamız, yaratıcı dramadan esinlenilen ne gibi tekniklerin İnteraktif Medya Tasarımı eğitim planında kullanılarak Jestlere dayalı arayüz tasarımı için yenilikçi fikirler geliştirmede yardımcı olacağı sorusunu cevaplamayı hedeflemektedir. Bu araştırma tezinde, problem tanımı, çözüm ve keşif odaklı egzersizleri ve rol-yapma, doğaçlama ve mim gibi drama tekniklerinden yararlanılarak geliştirilen çok sayıda yaratıcı oyunu Jestlere dayalı arayüz tasarımı eğitiminin farklı aşamalarında uygulamanın avantaj ve dezavantajlarını tartışacağız. Tasarım düşünüşü temelli Jestlere dayalı arayüz eğitiminin etkinliğini, üç aşamada yenilenerek tekrarlanmış eğitim modelimizi uygulayarak, ortaya çıkan öğrenci davranışındaki değişimler ve öğrenci projeleri üzerinden değerlendireceğiz. Anahtar Kelimeler: Arayüz Tasarımı, Jetsel Tasarım, Tasarım Eğitimi, Yaratıcı Drama, Pandomim

Arayüz tasarımıDrama teknikleriTasarım+2
Adviye Ayça Ünlüer
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ses miksajında işitme duyusu ve görsel referansların ayrıştırılması: "Üç Maymun Tekniği"

Ses kayıt stüdyoları, ses mühendislerine çeşitli olanak ve yardımlar sağlayan gelişmiş teknolojik araçlarla donatılsa da, müzik algısı ve estetik yönü gelişmiş olan insan işitme sistemi, halen karar alma sürecinin merkezinde yer almaktadır. Ancak işitme duyusu yeterince iyi korunmazsa, bireyler mesleğin devamı açısından olumsuz etkilenebilirler. Tez, işitme kaybının bir miks mühendisi için meslek kaybı anlamına gelmesi durumunda, görsel referansların işitme duyusunun yerini alabilirliği hedefine yönelik olarak öncü bir çalışma başlatmayı amaçlamıştır. Bu amaç için, ses miksajını etkileyen iki ana faktör olan işitme duyusu ve görsel referansların birbirinden ayrıştırılması ilkesine dayanan ve "Üç Maymun Tekniği" olarak adlandırılan bir deney çalışması yürütülmüştür. Deney sonucunda bir müzik parçasının işitme duyusu olmaksızın, sadece dijital göstergeler kullanılarak 'kaba miks' tabir edilen oranda miks edilmesi hedefine yaklaşıldığı görülmüştür. Görsel referansların ses miksajındaki rolü araştırılmış, olumlu yanları ve sınırlılıkları ortaya konmuştur. Mesleğe devam ederken dijital göstergelerden en yüksek verimi alma konusunda belirleyici olan faktörlerin; işitme kaybının derecesi, görsel analiz araçlarını tanıma ve bunlarla çalışma sıklığı, teorik bilgilerin yeterliliği ve mesleki deneyim olduğu anlaşılmıştır. Tez dâhilinde, Türkiye'deki miks mühendislerinin işitme sağlıkları ve görsel referanslarla ilgili görüş ve eğilimlerinin sorgulandığı bir anket çalışması yapılmıştır. Anket bulgularına göre, miks mühendisleri arasında görsel referanslara tereddütsüz güvenenlerin oranı %39,4'tür. İnsan kulağının mikste en önemli referans olduğunu düşünenlerin oranı ise %97'dir. Miks mühendislerinin %48,5'i, işitme kaybına rağmen dijital göstergelerin desteğiyle mesleğin aynı verimlilikle sürdürebileceği görüşüne kısmen katılmışlardır. Günümüzde görsel referanslara karşı temkinli bir bakış varsa da, stüdyo profesyonelleri arasında geleceğe dair olumlu bir beklenti olduğu anlaşılmaktadır. Tezin miks mühendisliği alanına yapmayı umduğu en önemli katkı ise görsel referanslardan daha etkin yararlanabilmeyi amaçlayan Üç Maymun Tekniği adı verilen bir deney tekniği geliştirilmiş olmasıdır.

Görsel referanslarMüzik endüstrisiSes kaydı+4
Ata Akdağ
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Post-yapısalcı argümanlar ekseninde sanatta boşluk okumaları: Söylemin metni, metnin söylemi

Bu çalışma, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve o günden bu yana neredeyse tüm karşıt sanat hareketlerinin irdelediği sanatın ne'liğini, dil sanat ilişkisini, 'yazı'nın sanat nesnesi olarak kullanımını ve müellif sorgusunu, post-yapısalcı argümanlar doğrultusunda çözümlemeyi amaçlamaktadır. Post-yapısalcılık dendiğinde yapılan ilk tanım, yapısalcılığın yeniden okunmasıdır. Bu nedenle çalışma kapsamında, postyapısalcı argümanların işaret ettiği, yapısalcı dilbilim, psikanaliz ve felsefenin incelediği, 'yapı', 'merkezi özne', 'mevcudiyet' gibi kavramların işleyiş biçimleri incelenmiştir. Böylece sözgelimi, Jacques Derrida'nın yapısöküm açılımlarıyla bu kavramları nasıl irdelediğinin bilgisine ulaşılarak, sanatta geleneksel otorite'nin belirlediği 'mevcudiyet' tanımlarının yarattığı hiyerarşiyi, söküme uğratmasını sağlayan 'différance' kavramı üzerinden meseleye yaklaşılabilmiştir. Tez sürecinde ortaya konulan işler, post-yapısalcı yaklaşımlardaki metin-söylem, diliktidar, müellif-anlam vb. sorunsallara dayandırılarak çözümlenmiştir. Bu kapsamda yapısalcılıktan post-yapısalcılığa uzanan düşünsel arka plan üzerinden hareket eden bu metinde Freud, Lacan, Wittgenstein, Ricoeur, Foucault, Deleuze&Guattari, Derrida ve Barthes gibi önemli düşünürlerin yaklaşımlarına başvurulmuştur. Anahtar Kelimeler: Post-yapısalcı Felsefe, Yapısalcı Dilbilim, Söylem, Metin, Yazı, Jacques Derrida, Kavramsal Sanat, Michel Foucault, Müellif/Yazar/Sanatçı

Derrida, JacquesDilFoucault, Michel+7
Dilek Çulha
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00