
193
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Lojistik sektörü çalışanlarında koronavirüs (Covid-19) korkusunun lojistik performansına etkisi: İstanbul ili örneği
Bu tezin amacı, lojistik, Covid-19 salgını ve bilgi teknolojilerindeki gelişmelerin lojistik sektöründekiçalışanlar üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu kapsamda, Bu çalışmada lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin pandemi döneminin olumsuzluklarından nasıl etkilendiği ve oluşan sorunlara karşı alınabilecek önlemlerin neler olabileceği araştırılacaktır. Bu araştırmanın soru cümlesi; korona virüs (Covid-19) salgını, lojistik işletmelerinin performansını etkiler mi? şeklide ifade edilebilir. İstanbul Avrupa yakasında faaliyet gösteren toplamda 83 adet Uluslararası yük ve eşya taşıyan lojistik işletmelerinde çalışman toplam 35.844 kişi evrenini oluşturmuştur. Anketin ilk bölümünde demografik bilgileri almaya yönelik sorular, ikinci bölümde işletmelerin lojistik performansı düzeyini belirlemeyi amaçlayan, "Lojistik Performansı Ölçeği" ve üçüncü bölümde çalışanların Koronavirüs'ten (Covid-19) etkilenme düzeyini belirlemeyi amaçlayan, "Koronavirüs (Covid-19) Korkusu Ölçeği" yer almıştır. Yapılan analizler sonucunda: Psiko-sosyal etkilerin çalışanların lojistik performansı üzerinde; duygusal tepkilerin çalışanların lojistik performansı üzerinde ve Covid-19 bulaşma kaygısının; çalışanların lojistik performans üzerinde olumlu yönde bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.
COVİD-19 pandemisinin lojistik sektörüne etkileri: Türkiye'de faaliyet gösteren lojistik firmalarından örnekler
Lojistik, küreselleşmenin etkisi ile dijitalleşmeye olan talebin artması ve sürekli artan genç nüfusa da paralel olarak önemi artarak gelişme gösteren genç bir sektördür. Türkiye konum itibariyle Ortadoğu ve Avrupa arasında köprü görevi sayesinde lojistik üssü olma niteliği taşımaktadır. 2019 yılının aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına almış ve büyük salgın olarak adlandırılan bu dönem yalnızca insanların sağlığını etkilemekle kalmamış aynı zamanda salgının yayılmasıyla da uluslararası ticaret neredeyse durma noktasına gelmiştir. Covid -19 pandemi sürecinde sağlık ve lojistik gibi sektörlerin önemi daha çok anlaşılarak diğer sektörlerinde erişilebilirlik açısından değeri daha çok anlaşılmıştır. Bu süreçte insanlar günlük yaşantısında internet trafiği oluşturmuştur. Dünya konjonktüründe online uygulamalara geçişler sayesinde dijital dönüşüm kavramı benimsenerek süreçler sadeleşmiş ve işler daha hızlı bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu çalışma kapsamında, Covid-19 pandemisinin lojistik sektörüne etkileri incelenmiş ve Türkiye'de faaliyet gösteren lojistik firmalarından pandeminin lojistik sektörüne etkileri ortaya konulmuştur.
Lojistik performansının müşteri memnuniyetine etkilerinin analizi
Bu tezin amacı, lojistik performansının, müşterilerin memnuniyetine etkilerinin analizidir. Günümüz rekabet koşullarında, çok önemli bir yere sahip olan entelektüel sermaye (çalışanlarda, süreçlerde ve müşterilerde oluşan fikirler), gerek kamu kurumlarının ve gerekse işletmelerin; kadın çalışanların yeteneklerinden en üst düzeyde yararlanmak adına pozitif ayrımcılık yapmalarını ve kadınların özel yaşamları ile işleri arasında denge kurabilecekleri bir iş ortamı yaratmalarını gerekli kılmaktadır. Bu araştırmanın evreni; Türkiye genelinde Omega Global Uluslararası TAŞ. Loj. Tic. Ltd. şirketinde faaliyet gösteren 520 müşteri işletmesinin lojistik, dış ticaret departmanı sorumlularıdır. Araştırmanın verilerinin elde edilmesinde kullanılan ölçekler; "Lojistik performans ölçeği" ve "müşteri memnuniyeti ölçeği"dir. Anketlerden elde edilen verilere SPSS 21 programı yardımıyla güvenilirlik analizleri, frekans analizleri, regresyon analizi ve anova analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda işletmelerin lojistik performansı ile müşterilerin memnuniyeti arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlılık bulunmuştur.
Endüstri 4.0 ve sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarının lojistik süreçlere etkisi
Bu çalışmanın amacı, endüstri 4.0 ve sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarının lojistik süreçlere olan etkilerinin analizidir. Bu kapsamda araştırılacak konuları, "endüstri 4.0 ve sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamaları işletmelere hangi avantajları sağlamaktadır? İşletmelerin sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarının rekabet ortamında en üst seviyeye çekilmesi için neler yapılabilir? Sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarının sürdürülebilirliğini etkileyen faktörler nelerdir? Endüstri 4.0 teknolojilerinin; sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarını ve örgütlerin sürdürülebilirliğini artırması için neler yapılabilir?" şeklinde sırlamak mümkündür. Endüstri 4.0 ve sürdürülebilir tedarik zinciri faaliyetlerinde Lojistik işletmelerinin piyasadaki rekabette başarılı olmasının işletmeye ne gibi avantajlar sağlayabileceği, çalışanlara, işletmelere ve ülke ekonomisine ne gibi faydalar sağlayabileceği konusunda anketlerden elde edilen verilerine dayalı istatistiksel analizler yapılarak ilgililerin yararına sunulmıştır. Bu araştırmanın evreni; evreni İstanbul'da faaliyet gösteren toplan 500 lojistik işletme olup örneklem ise 462 kişidir. Araştırmanın verilerinin elde edilmesinde kullanılan ölçekler; "Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Uygulamaları Ölçeği" ve "Endüstri 4.0 Kavramsal Farkındalık Ölçeği"dir. Anketlerden verilerine SPSS 21 programında; "güvenilirlik analizleri", "frekans analizleri", "regresyon analizi" ve "anova analizi "uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; "Endüstri 4.0"ın "Sosyal Sürdürülebilirliği" %52,6 oranında pozitif yönde; "Endüstri 4.0"ın "Çevresel Sürdürülebilirliği" %73,7 oranında pozitif yönde ve "Endüstri 4.0"ın Ekonomik Sürdürülebilirliği %75,6 oranında pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Aktarmasız hava yolu taşımacılığının Türkiye'nin ihracatına etkisi
Ulaşım sektörü küresel ekonominin en az görünen fakat hayati derecede önemli bileşenlerinden birisidir. Hava yolu taşımacılık sektörü ise yolcu ve yük taşımacılığı ile taşıma modları arasında hem dış ticarete hem de ülke ekonomisine katkısı önde gelen sektörlerden biri olarak hızla büyümesini sürdürmektedir. Küresel ekonomide, gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaretini kontrol etmeleri ve küreselleşmenin faydalarından pay almaları için uluslararası hava yolu taşımacılığı özel bir öneme sahiptir. Nitekim ithalata veya ihracata konu olan ürünler hava yolu taşımacılığı hizmetlerine konu olmaktadırlar. Bu araştırma, aktarmasız hava yolu taşımacılığının Türkiye'nin ihracat dinamiklerine olan etkisini kapsamlı bir şekilde analiz etmeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda çalışmada 2015-2022 yılları arasındaki veriler kullanılarak panel veri analizi uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan yolcu sayısı ve kargo uçuş sayısı verileri Türk Hava Yolları (THY) veri tabanından elde edilmiştir. Ayrıca çalışmanın bir diğer değişkeni olan ihracat miktarı ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dış ticaret istatistikleri veri tabanından sağlanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, Türkiye'nin başka bir ülkeye gerçekleştirdiği doğrudan kargo uçuşları ve yolcu sayısının, o ülkeye olan ihracatı üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu göstermektedir.
İklim değişikliğinin Türkiye'nin tarım ürünleri dış ticaretine etkileri: Buğday örneği
Doğayı ve canlı nesillerini etkileyen küresel ısınma sebebiyle meydana gelen iklim değişiklikleri artık dünyada devletlerin gündem başlıkları arasında ifade edilmektedir. Tarihte Sanayi Devrimi'ne kadar iklim değişiklikleri doğal yollarla meydana gelirken, 19. Yüzyıl ortalarında endüstriyel teknolojinin hayata dâhil olması ve insanoğlunun etkileriyle birlikte bu değişikliklerin artmakta olduğu görülmektedir. En eski sektörlerden biri olan tarım, doğa ile iç içe yürütülmektedir. İklim olayları da bu yönü ile tarımı, gıda güvenliğini, gıdaya erişilebilirliği ve tarım ürünleri dış ticaretini etkilemektedir. İklim değişikliklerinin tarım üzerindeki etkileri insan yaşamının devamlılığı için en temel ihtiyaçlardan biri olan gıda açısından önem arz etmektedir. Son yıllarda uygulamaya alınan iklim anlaşmaları, kurulan paneller, örgütler, çalışılan projeler de aslında gıda için riskin zaman ilerledikçe büyüyebilme ihtimalini göstermektedir. Bu çalışmada hem iklim değişikliği ile tarım arasındaki bağlantı ve tarihsel süreç içindeki etkileşimleri hem de iklim değişikliğinin buğday ve tarım ürünleri dış ticaretine etkileri literatür yaklaşımlarıyla ele alınıp, bilimsel istatistiki tablolarla ve hem öğretim üyesi hem resmi kurumlarla gerçekleştirilen 3 ayrı derinlemesine mülakatla analiz edilmiştir. Türkiye'de belirgin şekilde hissedildiği görülebilen kuraklık, yağışlardaki düzensizlikler, nüfus artışının da etkisi ile su kaynaklarının azalması gibi iklim değişikliklerinin Türkiye'nin tarım alanları, buğday ekim alanları, üretimi, miktarı ve verimi ile doğrudan ve tarım ürünleri dış ticareti ile de dolaylı şekilde bağlantılı olduğu bulgularına varılmıştır. Aynı zamanda Türkiye'de iklim değişikliği etkilerinin hissedilmesine rağmen yarı kurak coğrafyasına bağlı olarak buğdayda kendi kendine yeterli üretim gerçekleşmektedir. Türkiye, ürettiği ve ithal ettiği buğday neticesinde makarna üretimi ve ihracatı yapmaktadır. İklim değişikliği karşısında Türkiye açısından buğday için kendi kendine yeterliliğin, üretimin ve ihracatın sürdürülebilir olmasının da önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Küresel Isınma, Tarım, Tarım Ürünleri Dış Ticareti, Buğday
E-ticaret lojistik uygulamalarının tüketicinin satın alma niyeti üzerindeki etkisi: Trendyol örneği
Küreselleşmenin etkisi ile kültür ve toplumlar birbirlerine yakınlaşmıştır. Gelişen teknolojinin sağladığı fayda ile birlikte e-ticaret hacminin artması, firmaları ve pazarlama stratejilerini değiştirmiştir. Firmalar, aktif sosyal medya kullanımı sayesinde elektronik pazarlama ve elektronik lojistik stratejileriyle avantaj sağlayıp, müşterinin ürün ve tüketime olan ilgisini arttırmıştır. Bazı ülkeler lojistik süreci etkin ve başarılı yönetmesi ile diğer ülkeler ise sermaye gücünün kullanımı ile ticaret alanında ön plana çıkmaktadır. Ülkeler, güçlü yönlerini birbirleriyle uyumlu biçimde kullanıp dünyadaki elektronik ticaret ağının büyüyerek gelişmesini sağlamıştır. Küreselleşmeye en büyük darbelerden biri, birkaç yıl önce ortaya çıkan Covid-19 pandemisidir. Bu pandemi, geleneksel ticareti negatif yönde etkilerken, e-ticaret sektörünün gelişmesini sağlamıştır. Doğru stratejiler kullanımı ile lojistik sektörü krizi fırsata çevirmiştir. Geleneksel tüketici, dijital tüketici seyrine geçmiştir. Tüketicinin, alışveriş motivasyonunu ve davranışlarını etkileyen birçok unsur bulunmaktadır. Ürüne göre müşteri bulma bakış açısı değişmiş ve müşterinin tercihine göre ürün üretim şeklini almıştır. Ülkemizde en çok alışveriş yapılan e-ticaret sitelerinden biri olan Trendyol, kendi lojistik ağları, geniş ürün yelpazesi ve marka güvenirliliği ile tüketicinin tercih sebebi olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Elektronik Ticaret, Lojistik, Tüketim, Tüketici, Dijital pazarlama
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki dış ticaret ve kullanılan taşıma modları üzerine bir araştırma
Türkiye ve Suudi Arabistan'ın ekonomik büyümesi 2000'li yılların başında başlamıştır. Büyümeleri arttıkça, iki ülke de bu büyümeyi sürdürmek için diğer ülkelerle aralarındaki ticari ilişkileri artırma yoluna gitmiştir. Böylece iki ülke arasındaki ticari ilişkiler önceki yıllara göre artarak ileri bir aşamaya geçmiştir. İki ülke arasındaki dış ticarete odaklanan akademik araştırmaların azlığı göz önüne alındığında, bu tez bu konuyu ayrıntılı olarak ele alan ilk çalışmalardan biri olmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, 2013-2023 yılları arasındaki zaman dilimini temel alan bu çalışma, önceki çalışmalardaki eksikliği tamamlamak amacıyla üç ana ekseni içermektedir.Birinci ana eksen, iki ülke arasındaki ticaret verilerinin tarihsel seyrinin analizidir. İkincisi, iki ülke arasında mal taşımasında kullanılan taşıma modlarının ve bunlara bağlı olarak kilogram fiyatlarının analizidir. Üçüncü ana eksen Multilayer Perceptron, Holt winnters, SMOreg ve Gaussian processes olan öngörüleme modelleri kullanılarak iki ülkenin dış ticareti hakkında bir gelecek vizyonu sunmaktır. Bu üç eksene ulaşmak için tez, TÜİK'ten alınan verilere dayanmaktadır. Bu veriler; Türkiye'den Suudi Arabistan'a ihraç edilen 97 fasıl ve bunların FOB/dolar cinsinden değerleridir. Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye ithal edilen 93 fasıl ve bu fasılların FOB/Dolar cinsinden değerleri. İki ülke arasında malların taşınmasında kullanılan ve 11 adet olan taşıma modları ve her bir modla taşınan ürünlerin kilogramıdır. Bu veriler kullanılmadan önce Pareto analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Hem ihracat hem de ithalat için ticaretin %80'ini oluşturan fasıllar seçilmiştir. Buna ilaveten, bu fasılların bedelleri kilograma bölünerek her bir fasıl için kilogram başına ortalama fiyat elde edilmiştir. Tahminlerin esas alınacağı veri seti Ocak2013'ten Ekim2023'e kadar ve Mart2020'den Ekim2023'e kadar olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Fasıl değerlerinin seyri incelenirken, değerlerin Covid-19'dan etkilenmeye başlamasından önceki dönem olduğu için ortalama 2013-2019 dönemi için hesaplanmıştır. Tezin sonuçları bu paragrafta özetlenmiştir. Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki tüm ticari gelişmelere rağmen toplam ihracat düşüş eğilimindedir. İhraç edilen başlıca fasıllara bakıldığında 7'sinin düşük, 7'sinin yüksek ve 8'inin değişken eğilim gösterdiği görülmektedir. İhracatın kilogram başına ortalama fiyatına bakıldığında, 11 fasıl düşüş gösterirken, 10 fasıl artış göstermiş, 1 fasıl ise değişmemiştir. Kilogram başına ortalama fiyatta en büyük düşüş %84 ve en küçük düşüş %4 olurken, en büyük artış %38 ve en küçük artış %3 olmuştur. İthalatta ise iki ana ithalat faslı dalgalı bir eğilim göstermektedir. İthalat için kilogram başına ortalama fiyata bakıldığında, iki ana ithalat faslı sırasıyla %39 ve %12'lik bir düşüş göstermektedir.
Tedarik zinciri esnekliğinin tedarik zinciri belirsizliği ve riski üzerine etkisi: İMES örneği
Bu çalışmada tedarik ve iş süreçlerinde belirsiz ortamların doğurduğu riskler karşısında tedarik zinciri esnekliğinin rolü analiz edilecektir. Bu kapsamda araştırılacak konuları, "Tedarik zinciri esneklik uygulamaları işletmelere hangi avantajları sağlamaktadır? İşletmelerin tedarik zinciri esnekliği uygulamalarının rekabet ortamında en üst seviyeye çekilmesi için neler yapılabilir? Tedarik zinciri esnekliği uygulamalarının sürdürülebilirliğini etkileyen faktörler nelerdir? Fazla tedarik zinciri esnekliği ne gibi belirsizlikler ve riskler açığa çıkarır?" şeklinde sırlamak mümkündür. Tedarik zinciri esnekliği faaliyetlerinde işletmelerin piyasadaki rekabette başarılı olmasının işletmeye ne gibi avantajlar sağlayabileceği, çalışanlara, işletmelere ve ülke ekonomisine ne gibi faydalar sağlayabileceği konusunda anketlerden elde edilen verilerine dayalı istatistiksel analizler yapılarak ilgililerin yararına sunulmuştur. Bu araştırmanın evreni; İstanbul İMES sanayi sitesinde çeşitli alanlarda faaliyet gösteren toplam 220 işletme olup örneklem sayısı ise 192 kişidir. Araştırmanın verilerinin elde edilmesinde kullanılan ölçekler; "Tedarik Zinciri Esnekliği Ölçeği", "Tedarik Belirsizliği Ölçeği" ve "Tedarik Riski Ölçeği" dir. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan katılanların tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; "Tedarik zinciri esnekliğinin belirsizlik üzerinde etkisi" Tedarik zinciri esnekliği, belirsizliğin %24'ünü açıklamaktadır, yani belirsizlikteki değişimin %24'ü tedarik zinciri esnekliğinden kaynaklanmaktadır; "Tedarik Zinciri Esnekliği Alt Boyutlarının Belirsizlik Üzerine Etkisi" Tedarik esnekliği, belirsizliği pozitif yönde etkilemektedir, yani tedarik esnekliği arttıkça belirsizlik de artmaktadır. Tedarik esnekliği, belirsizliğin %65,7'sini açıklamaktadır. Üretim esnekliği, belirsizliği pozitif yönde etkilemektedir, ancak bu etki zayıf ve sınırlıdır. Üretim esnekliği, belirsizliğin %13,7'sini açıklamaktadır. "Tedarik Zinciri Esnekliğinin Tedarik Zinciri Riski Üzerine Etkisi; Tedarik zinciri esnekliği, tedarik zinciri riski üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahiptir. Tedarik zinciri riskinin %11,6'sının tedarik zinciri esnekliği tarafından açıklandığı, geri kalan %88,4'lük kısmının ise diğer faktörlerden kaynaklandığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Esnekliği ve Belirsizlik, Tedarik Zinciri Esnekliği ve Risk, Riski Önleme Yöntemleri, Tedarik Zinciri Yönetimi.
Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören lojistik firmalarının faaliyetlerinden sağlanan nakit akışlarının firma performansına etkisi
Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören lojistik şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışlarının firma performansı üzerindeki etkisi panel veri analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Lojistik sektörü, tedarik zinciri yönetimi, taşıma, depolama ve dağıtım gibi faaliyetlerle ekonomik yapının temel unsurlarından biridir. Bu sektörde faaliyet gösteren firmalar, mal ve hizmetlerin üretiminden son tüketiciye ulaştırılmasına kadar olan süreci yönetmekte ve optimize etmektedir. Araştırmanın amacı, lojistik sektöründe faaliyet gösteren firmaların operasyonel, yatırım ve finansal faaliyetlerinden sağlanan nakit akışlarının, firma performansını nasıl etkilediğini belirlemektir. Bu kapsamda, 2014-2023 yılları arasında 10 yıllık istikrarlı olarak BİST'te işlem gören lojistik firmalarının finansal verilerinden yola çıkarak faaliyetlerinden sağlanan nakit akışları analiz edilmiştir. Firma performansı göstergeleri olarak aktif karlılığı (ROA), özermaye karlılığı (ROE) ve firmaların nakit akışları gibi ölçütler kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ise işletme faaliyetlerinden elde edilen nakit akışları, yatırım faaliyetlerinden elde edilen nakit akışları ve finansal faaliyetlerden sağlanan nakit akışları, cari oran, kaldıraç (toplam borç/öz sermaye) ve aktif büyüklüğü değerlendirilmiştir. Panel veri analizinin sonuçları, firmaların faaliyetlerinden elde ettikleri nakit akışlarının öz sermaye karlılığı dolayısıyla firma performansı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, lojistik firmalarının operasyonel nakit akışlarını etkin bir şekilde yönetmelerinin, firma değerini ve karlılığını artırmada kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma lojistik sektöründe faaliyet gösteren firmaların finansal kararlarını destekleyecek önemli bulgular sunmakta ve nakit akışlarının yönetimi konusunda stratejik önerilerde bulunmaktadır. Çalışmanın bulguları, hem akademik literatüre katkı sağlamakta hem de sektördeki yöneticilere rehberlik etmektedir.
Tehlikeli madde lojistiği yönetiminin, işletmelerin lojistik performansına etkileri: Kimya sektörü örneği
Bu çalışmanın amacı, tehlikeli madde lojistiği yönetiminin, işletmelerin lojistik performansına etkilerinin analizidir. Bu kapsamda araştırma problemlerini Tehlikeli madde taşımacılığının, lojistik performans üzerinde etkisi var mıdır? Tehlikeli madde taşımacılığının, lojistik performans ve çalışanların demografik özellikleri arasında fark var mıdır? şeklinde sıralamak mümkündür. Bu araştırmanın evreni; evreni Tuzla Kimya Sanayicileri Organize Sanayi Bölgesinde kimya sektöründe faaliyetini sürdüren 120 işletmede çalışan yaklaşık 6000 kişidir. Araştırmanın verilerinin elde edilmesinde kullanılan ölçekler; Tehlikeli Madde Taşımacılığının Değerlendirilmesi Ölçeği ve Lojistik Performans Ölçeğidir. Anketlerin verilerine SPSS 21 programında; güvenilirlik analizleri, frekans analizleri, regresyon analizi ve farklılık analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda: Yönetsel Yetkinlik boyutunun Maliyet Performansı üzerinde; odaklılık boyutunun Maliyet Performansı üzerinde pozitif yönlü ve Yönetsel Yetkinlik boyutunun Operasyonel Performans üzerinde etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.
Dijital dönüşümlerin, işletmelerin lojistik performansına etkilerinin analizi: İstanbul Avrupa bölgesi lojistik şirketleri örneği
Bu çalışmanın amacı, dijital dönüşümlerin, işletmelerin lojistik performansına olan etkilerinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda araştırmanın problemleri, dijital dönüşümler, işletmelerin lojistik performansını etkiler mi? Dijital liderliğin, işletmelerin lojistik performansını etkilemesinde, kontrol değişkeni olarak demografik değişkenler farlılığa neden olur mu? Dijital dönüşümlerin gelişimini etkileyen faktörler nelerdir? İşletmelerin lojistik performansını artıran faktörler nelerdir? Şeklinde sıralanabilir. Bu araştırmanın evreni İstanbul Avrupa Bölgesi Lojistik şirketlerinde çalışan personel olup araştırmanın verilerin elde edilmesinde anketten faydalanacaktır. Kullanacak olan anketin ilk bölümünde, demografik sorular, ikinci bölümünde " Dijital Dönüşüm Ölçeği" ve üçüncü bölümünde "Lojistik Performans Ölçeği" yer almıştır. Anketler katılımcılar, çalışmanın evreninde yer alan herkesin katılma şansına sahip olduğu "basit tesadüfi örnekleme yöntemi" ile belirlenmiş olup, ilgili anketler online olarak dağıtılmışır. Anket verilerinin elde edilmesinden sonra SPSS 22 programından yararlanılarak; "güvenilirlik analizleri", "frekans analizleri", "regresyon analizi" ve "farklılık analizi "uygulanmıştır. Elde edilen analiz verileri sonrasında: maliyet performansı üzerinde, kişisel gelişime katkı değişkeninin negatif yönlü; kişisel gelişime katkı, kariyer gelişimime katkı ve iş verimliliğe katkı etkenlerinin operasyonel üzerinde; kariyer gelişimime katkı ve iş verimliliğe katkı etkenlerinin ilişki performansı üzerinde pozitif yönlü etkisininaolduğu tespit edimiş. Buna karşılık, operasyonel performans üzerinde, kişisel gelişime katkı değişkeninin ve ilişki performansı üzerinde, kişisel gelişime katkı değişkeninin negatif yönlü etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Çalışanların girişimci ve yenilikçi davranışlarının işletmelerin ihracat performansına etkisi
Bu çalışma girişimcilik, yenilikçilik ve ihracat performansı üzerine yoğun bir şekilde odaklanmakta ve bu üç ana konunun işletmelerin başarı üzerindeki etkilerini ayrıntılı bir şekilde incelemektedir. Bu tez çalışmasındaki amaç, genel olarak çalışanların iş performansını, firma stratejilerini ve uluslararası pazarlardaki başarıyı artırmaya yönelik stratejileri daha iyi anlamak ve uygulamak için kullanımını ölçmektir. Çalışanların girişimci ve yenilikçi davranışlarının ihracat performansına etkisini incelemek, iş dünyasında önemli bir konu olabilir. Bu etkiyi analiz etmek, firmaların uluslararası pazarlarda daha başarılı olmalarına yardımcı olabilir. Bu analiz, firma stratejileri, insan kaynakları yönetimi ve uluslararası iş geliştirme süreçlerini daha etkili hale getirmek için önemli bilgiler sağlayabilir. Araştırma, girişimcilik özellikleri ve davranışları ile bunların ekonomik büyüme ve istihdam üzerindeki potansiyel etkilerini ele almıştır. Yenilikçilik kısmında, yaratıcılık ve Ar-Ge aktivitelerinin yanı sıra farklı yenilikçilik türlerinin iş süreçlerine entegrasyonunun nasıl gerçekleştirilebileceği tartışılmaktadır. İhracat bölümü ise, ihracat yetenekleri ve performans ölçümü üzerinde durarak, bu faktörlerin uluslararası pazarlarda nasıl rekabet avantajı sağlayabileceğine dair değerlendirmeler sunmaktadır. Ayrıca çalışanların girişimci ve yenilikçi davranışlarının işletmelerin ihracat performansına etkileri özelinde derinlemesine bir analiz yapılmıştır. Bu bölümde, demografik değişkenlerin, sosyal medya kullanım alışkanlıklarının ve iş yerindeki statülerin çalışan davranışları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı çalışanların girişimci ve yenilikçi davranışlarının işletmelerin sürdürülebilir ihracat performansına etkisinin belirlenebilmesidir. Bunun için İstanbul ili Avcılar ilçesindeki ihracat yapan işletmelerin çalışanları ile gönüllülük esasıyla kolayda örnekleme kullanılarak 404 çalışana anket ile ulaşılmıştır. Veri setiyle yapılan korelasyon analizi sonucunda ihracat performansıyla girişimci davranışların arasında r=0,138 kuvvetinde, yenilikçi davranış arasında ise r=0,230 kuvveti p<0,05 anlam düzeyinde pozitif yönde zayıf düzeyli ilişki belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucu çalışanların girişimci davranışlarının işletmelerin ihracat performansının üzerinde (F=7,790; p<0,05; β=0,110) etkisi, yenilikçi davranışlarının işletmelerin ihracat performansının üzerine (F=22,483; p<0,05; β=0,188) etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca demografik değişkenler ile girişimci davranış, yenilikçi davranış ve ihracat performansı arasında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.
Beklenen ve algılanan hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerine etkisi: Hava kargo işletmelerinde örnek bir uygulama
Havacılık sektörü, günümüzde küresel ticaretin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu çalışmada, hava kargo hizmetlerinin kalitesinin, özellikle kurumsal müşterilerin memnuniyeti üzerindeki etkisi incelenmektedir. SERVQUAL modeli temel alınarak, müşterilerin beklenen ve algıladıkları hizmet kalitesi arasındaki farkın, memnuniyet düzeylerini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu amaçla, sektördeki firmalardan veri toplanmış ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, hava kargo şirketlerinin hizmet kalitesini artırarak müşteri memnuniyetini nasıl yükseltebileceği konusunda önemli bilgiler sunmaktadır. Yapılan analizler, müşteri memnuniyetinin hem beklenen hem de algılanan hizmet kalitesi ile güçlü bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymuştur. Hem beklenen hem de algılanan kalite, müşteri memnuniyetini anlamlı ölçüde etkilemektedir. Özellikle, algılanan kalite müşteri memnuniyetinin daha büyük bir bölümünü açıklamaktadır. Bu durum, müşterilerin deneyimledikleri hizmetin, beklentileriyle ne kadar örtüştüğünün memnuniyet üzerindeki doğrudan etkisini göstermektedir. Demografik faktörlerin de hem beklenen hem de algılanan kalite, dolayısıyla müşteri memnuniyeti üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, kargo kullanım nedeni gibi değişkenler, müşterilerin hizmet kalitesi beklentilerini ve algılarını şekillendirmektedir. Yapılan korelasyon analizi ile algılanan kalite ile müşteri memnuniyeti arasında r=0,507 kuvvetinde ve p<0,05 anlamlılık düzeyinde pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Beklenen kalite ile müşteri memnuniyeti arasında r=0,530 kuvvetinde ve p<0,05 anlamlılık düzeyinde pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Beklenen kalitenin müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak (F=155,622; p=0,000) anlamlı bulunmuştur. R2 belirlilik katsayısı 0,281 sonucuyla müşteri memnuniyetinin %28,1'i beklenen kalite tarafından açıklanmaktadır
İşletmelerin dijital dönüşümünün ihracat performansına etkisi: İstanbul Bağcılar ilçesindeki dış ticaret işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu çalışma, dijital dönüşümün işletmelerin ihracat performansına olan etkilerini incelemeyi amaçlamakta ve İstanbul Bağcılar ilçesindeki ihracat yapan dış ticaret işletmeleri üzerine odaklanmaktadır. Bu tez çalışmasındaki amaç, dijital dönüşüm süreçlerinin işletme performansı ve ihracat başarıları üzerindeki etkilerini ortaya koyarak, dijitalleşme stratejilerinin ihracatın verimliliğini nasıl artırabileceğini araştırmaktır. Günümüzde Dijital teknolojilerin kullanımı ve entegrasyonu, işletmelerin iş süreçlerini, üretimden satışa kadar geniş bir yelpazede etkileyerek dönüşüme uğratmaktadır. Dijitalleşme, işletmelere satış ve üretkenlikteki artışlar, müşteri etkileşimini yeniden şekillendirme ve değer yaratma gibi pek çok avantaj sunmaktadır. Bu dönüşüm, işletmelerin iş modellerinin yeniden yapılandırılmasına ve müşteri ihtiyaçlarına daha uygun hale gelmelerine olanak tanımaktadır. İhracat, özellikle uluslararası pazarlara açılmak isteyen işletmeler için kritik bir strateji olup, işletmelerin kaynaklarını en verimli şekilde kullanarak uluslararası düzeyde rekabetçi olmalarını sağlamak için dijital teknolojilerin etkili kullanımı büyük önem taşımaktadır. Dijital dönüşüm süreçlerinin ve yenilikçi stratejilerin benimsenmesi, işletmelerin ihracat performansının artmasında önemli bir rol oynamaktadır. Çalışmanın temel amacı, dijital dönüşümün ihracat performansına etkisini tespit etmek ve bu etkinin ölçülmesini sağlamaktır. Bu amaç için İstanbul ili Bağcılar ilçesindeki ihracat yapan dış ticaret işletmelerinin 402 çalışanına gönüllülük esasına göre kolayda örnekleme temelinde anket ile ulaşılmıştır. Elde edilen verilerle dijital dönüşümün ihracat performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak (F=202,089; p=0,000) anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerden statü ile dijital dönüşüm ve ihracat performansı arasında p<0,05 anlamlılık düzeyine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. İşletmenin sık kullanılan sosyal medya ve İşletmenin kullandığı teknoloji düzeyi ile dijital dönüşüm ve ihracat performansı arasında p<0,05 anlamlılık düzeyine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Eğitim bilgisi ile dijital dönüşüm arasında p<0,05 anlamlılık düzeyine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijital Dönüşüm, Dijitalleşme, İhracat performansı
Kalkınma Yolu Projesi'nin emisyon modellemesi
Kalkınma Yolu Projesi, özellikle Irak ve Türkiye için olmak üzere, Ortadoğu'nun jeopolitiğinde önemli değişikliklere yol açabilecek bir ticaret koridorudur. Bu projede, Kalkınma Yolu'nun Türkiye ve Irak'a sağlayacağı yararların yanı sıra, projenin oluşum sürecinde yer alan tüm taşıma modları ve süreçleri hakkında bilgi verilecektir. Söz konusu projenin gerçekleşirken etrafa yayacağı hava kirliliği göz önünde bulundurularak belirli önemler alınmak istenmiş ve bu çalışmada bu duruma istinaden belirli hesaplamalar yapılarak Kalkınma Yolu Projesi gerçekleştiğinde projenin güzergahlarında farklı taşıma modları ile yapılacak sevkiyatlarda etrafa yayacağı emisyon miktarı hesaplanarak gerekli önlemler alınması için de önemli bir kaynak olması öngörülmektedir.
Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında karayolu taşımacılığına dayalı dış ticaretin öngörü analizi
Türkiye ile arasındaki ticari ilişkileri ele alınan beş Balkan ülkesi Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya arasında gerçekleştirilen karayolu yük taşımacılık hacimlerinin 2025-2029 Yılları için öngörüsünü derinlemesine analiz etmek ve geleceğe yönelik sağlam tahminler geliştirmek çalışmanın temel amacıdır. Bu tezde kullanılan veri seti Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) dış ticaret ve karayolu taşımacılığı istatistiklerinden alınmıştır. Çalışmanın temelini, Ocak 2002 tarihinden başlayarak 2024 yılını da kapsayan kapsamlı bir döneme ait yıllık veri seti oluşturmaktadır. Bu uzun vadeli veri seti hem tarihsel eğilimlerin hem de dalgalanmaların anlaşılmasına olanak tanımıştır. Araştırmada metodolojik olarak dört farklı zaman serisi tahmin yöntemi uygulanmış ve bu yöntemlerin performansları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Kullanılan yöntemler temel bir model olarak; Destek Vektör Regresyonu(Support Vector Regression), Gaussian Süreçler(Gaussian Processes), Çok Katmanlı Algılayıcı (Multilayer Perceptron) ve Doğrusal Regresyon(Linear Regression) şeklinde tercih edilmiştir. Modellerin tahmin başarıları; Ortalama Hata Kare Kökü(Root Mean Square Error), Ortalama Mutlak Hata (Mean Absolute Error), Ortalama Mutlak Yüzde Hata (Mean Absolute Percentage Error) kullanılan hata metrikleri üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, Türkiye–Balkanlar ticaret koridoru çerçevesinde zaman serisi analizinin lojistik planlamada ve tedarik zinciri yönetiminde dikkate değer bir araç olabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda alana katkı sağlayarak akademiye ve sektöre uzun vadeli bir perspektif sunması beklenmektedir.
Lojistik hizmet kalitesinin müşterinin satın alma niyeti üzerindeki etkisi: E-ticaret pazaryerleri üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, e-ticaret pazaryerlerinde sunulan lojistik hizmet kalitesinin tüketicilerin satın alma niyeti üzerindeki etkilerini incelemektir. Günümüzde artan çevrim içi alışveriş eğilimiyle birlikte lojistik hizmetler, tüketici memnuniyeti ve sadakatinin en önemli belirleyicilerinden biri hâline gelmiştir. Bu bağlamda araştırmada; teslimat hızı, güvenilirlik, ücret şeffaflığı, sipariş izlenebilirliği ve iade kolaylığı gibi lojistik hizmet boyutlarının, tüketicilerin satın alma kararları üzerindeki etkisi nicel verilerle analiz edilmiştir. Araştırmanın yöntemi olarak anket tekniği kullanılmış, Türkiye genelinde çeşitli e-ticaret pazaryerlerinden alışveriş yapan 400 katılımcıdan elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Veriler doğrultusunda lojistik hizmet kalitesinin satın alma niyeti üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle teslimat hızı ve iade kolaylığı değişkenleri, satın alma niyeti üzerinde en güçlü etkilerden birini göstermiştir. Araştırma sonuçları, e-ticaret işletmeleri için lojistik süreçlerin yalnızca operasyonel değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda firmaların müşteri odaklı, şeffaf ve hızlı lojistik çözümler geliştirmeleri; müşteri memnuniyeti, tekrar satın alma davranışı ve marka sadakati açısından kritik önem taşımaktadır.
Uluslararası lojistik ağlarının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisi: Servqual ve lojistik hizmet kalitesi ölçekleri ile bütüncül bir inceleme
Bu çalışma, uluslararası lojistik ağlarının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada hizmet kalitesinin ölçümünde yaygın olarak kullanılan SERVQUAL modeli ile Lojistik Hizmet Kalitesi (LHQ) ölçeği birlikte ele alınmış, bu kapsamda hem teorik hem de uygulamalı analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, algılanan hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasındaki ilişkiyi bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Araştırma, karma yöntem yaklaşımıyla yürütülmüştür. Nicel veriler, Google Forms aracılığıyla dağıtılan anket yoluyla; nitel veriler ise belirlenen lojistik sektör temsilcileriyle yapılan yarı yapılandırılmış röportajlar aracılığıyla toplanmıştır. Anket formunda SERVQUAL ve LHQ ölçeklerinden uyarlanan ifadeler yer almış, toplamda 102 katılımcıdan veri elde edilmiştir. Nitel kısımda ise 13 sektör uzmanıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde nicel veriler için betimleyici istatistiksel yöntemler ve korelasyon analizi kullanılmış, nitel veriler ise içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, lojistik hizmet kalitesinin özellikle zamanında teslimat, bilgi sağlama ve sipariş doğruluğu gibi boyutlarının müşteri memnuniyetini önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, lojistik hizmet sağlayıcılarının müşteri beklentilerini dikkate alan daha etkin ve kaliteli hizmet modelleri geliştirmesi önerilmektedir.
Tüketicilerin kişilik tiplerinin satın alma davranışları üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin kişilik tiplerinin satın alma davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Tüketici davranışları, yalnızca demografik veya ekonomik faktörlerle değil, bireylerin psikolojik özellikleriyle de şekillenmektedir. Bu bağlamda, çalışmada kişilik özellikleri değerlendirilirken psikolojide yaygın olarak kabul gören Beş Faktör Kişilik Modeli (Big Five Personality Traits) temel alınmıştır. Model kapsamında dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk, duygusal denge (nevrotiklik) ve deneyime açıklık olmak üzere beş temel kişilik boyutu ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan yetişkin bireyler oluştururken, örneklem ise çevrim içi anket yöntemiyle ulaşılan 400 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler, yapılandırılmış bir anket formu aracılığıyla toplanmış; SPSS programı kullanılarak frekans analizi, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, kişilik tiplerinin satın alma davranışları üzerinde anlamlı etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Özellikle dışadönük bireylerin daha çok dürtüsel satın alma eğiliminde oldukları, sorumluluk düzeyi yüksek bireylerin ise planlı ve mantıklı alışveriş davranışları sergiledikleri tespit edilmiştir. Ayrıca nevrotik kişilik yapısına sahip bireylerin stresli dönemlerde kontrolsüz alışverişe daha yatkın olduğu gözlemlenmiştir. Deneyime açık bireyler yenilikçi ürünleri tercih ederken, uyumlu bireylerin sosyal çevrenin etkisiyle satın alma kararları verdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, tüketici segmentasyonunda psikolojik unsurların dikkate alınmasının pazarlama stratejilerinin etkinliğini artırabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışma hem akademik alana hem de uygulayıcılar için pazarlama stratejilerine katkı sunmaktadır.
Türkiye'de gümrük müşavirliği uygulamaları ve yetkilendirilmiş gümrük müşavirliğinin mesleki etkileri
Küresel ticaretin doğal bir sonucu olarak, ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin artması, iş birliği ve etkileşimi gerektirmektedir. Bu süreç, işleri daha hızlı, güvenilir ve kolay hale getirmek için mevcut yöntemleri düzenlemeyi, formaliteleri azaltmayı, lojistik altyapıyı güçlendirmeyi ve genişletmeyi, ticaret engellerini belirlemeyi ve kaldırmayı gerektirir. Günümüzde bu eğilimlere paralel olarak, ülkemizin dış ticaret hacmi ve gümrük işlemlerinde artış yaşanmaktadır. Artış gösteren dış ticaret hacminin etkin bir şekilde yönetilebilmesi için uluslararası hukuka uygun olarak dış ticarete ilişkin bilgi ve belgelerin işlenmesi gerekmektedir. Ancak, bu bilgi ve belgelerin hızlı ve güvenilir bir şekilde doğrulanması her zaman mümkün olmayabilmekte, mevcut hukuki sistemlere ve özel durumlara uygunluğunu sağlamak zor olabilmektedir. Bu bağlamda, Ticaret Bakanlığı, gümrük işlemlerinin etkin bir şekilde uygulanması ve gerekli tespit işlemlerinin gümrük idarelerine bilgi verecek şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla gümrük müşavirleri yetkilendirmiştir. Gümrük müşavirliği mesleğinin evrim geçirerek geliştiği bu yeni alanda, ithalat ve ihracat ile diğer gümrük işlemlerinin daha hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği (YGM) mesleğinin sağlam ve düzenli bir yapıya kavuşturulmasıyla, bakanlıkça belirlenen standartlara uygun bağımsız ve tarafsız bir şekilde faaliyet gösterilmesi, antrepo ve antrepo rejimi uygulanan gümrük işlemlerinin doğru, güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlanması, daha etkin ve güçlü bir gümrük kamu hizmetinin oluşturulması, antrepolarda meydana gelebilecek gümrük kaçakçılığının önüne geçilmesi ve tüm işlemlerin resmi olarak sistemsel kayıtlara alınması gibi faydalar beklenmektedir. Bu değişikliğin, dış ticaret ve gümrük işlemleriyle uğraşan firmalar, yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri ve gümrük idaresi arasında kurulacak iş birliği ve güven ortamını olumlu etkileyeceği düşünülmektedir. Konuyla ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapabilmek için, öncelikle yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin görevleri, sorumlulukları ve yükümlülüklerinin net bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanmış bazı uzmanlık tezleri bu konuda bilgi sunmaktadır, ancak mevzuatta yapılan son değişiklikler ve mevcut literatürdeki eksiklikler dikkate alındığında, bu yeni mesleğin daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, gümrük müşavirliği ve yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği sisteminin detaylı bir şekilde incelenerek, yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği uygulamasının görevleri, yükümlülükleri ve sorumluluk alanlarının belirlenmesi, gümrük idarelerindeki işleyiş ve bu uygulamanın potansiyel etkilerinin analiz edilmesidir. Çalışmada veri yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle yüz yüze toplanmıştır. Çalışma sonucunda yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği sisteminin gümrük işlemlerini daha basit ve hızlı hale getirdiği, gümrük işlemlerinin etkinliğini artırdığı, vatandaşlara daha kaliteli ve etkili gümrük hizmetleri sunulmasını sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca meslekle ilgili istihdam olanakları üzerinde olumlu etkiler yarattığı ve kamu maliyesine faydası olduğu görülmüştür. Yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin tespit işlemlerini yerinde yaparak verileri anlık olarak bakanlık birimleriyle paylaşmaları harcamaları azaltarak, hem devlet memurlarının hem de idarenin gereksiz suçlamalardan korunmasını sağlamaktadır. Bununla birlikte, gümrük müşavirliği mesleğinin güvenilir bir kurum haline getirilmesi ve uygulamanın doğru, tarafsız ve bağımsız müşavirler tarafından yönetilmesiyle, vergi kayıplarının azaltılabilmesi, gümrük kaçakçılığının önlenmesi ve işlemlerin büyük çoğunluğunun kayıt altına alınması gibi önemli avantajlar da sağlayacağı düşünülmektedir.
Satış ve operasyon planlama olgunluk modeli: Bir uygulama
Satış ve Operasyon Planlama (S&OP), orta ve uzun vadede arz ve talebi dengelemeyi hedefleyen, bunu yaparken kuruluşların stratejik planlarına ve karlılığa odaklanan bir entegre planlama sürecidir. S&OP, artan küreselleşme, pazar belirsizliği ve müşteri talepleri karşısında kuruluşların rekabet güçlerinin artırılmasında çok önemli hale gelmiştir. Kuruluşların fırsat ve tehditlere karşı daha çevik aksiyon almalarını sağlar. Ancak kuruluşlar bu potansiyel faydaları elde etmek için sürecin ne kadar etkin kullanıldığını tespit etmelidir. Olgunluk Modelleri (OM), S&OP'nin mevcut durumunu değerlendirmeye yardımcı olur ve sürekli iyileştirmeye yol açar. Literatür, bir S&OP olgunluk değerlendirmesinin nasıl yapıldığını açıklamaktan yoksundur ve teorik olarak sağlam, titizlikle test edilmiş bir olgunluk modelinin nasıl geliştirileceğine dair çok az çalışma vardır. Bu, kuruluşların S&OP süreçlerinin olgunluğunu sürekli olarak değerlendirmek ve geliştirmek için kapsamlı bir model ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Bu tez, kuruluşların mevcut durumunu değerlendirmeleri ve iyileştirme faaliyetlerinde bulunmalarını sağlayan bir yol haritası çizmeleri için teorik temellere dayalı, bilimsel yöntemler kullanılarak geliştirilmiş ve test edilmiş bir S&OP olgunluk modeli sunarak bu sorunu çözmeyi araştırmaktadır. Problemin çözümü için Tasarım Bilimi Araştırma yöntemi benimsenmiş modelin geliştirilmesi için metodolojik bir yaklaşım seçilmiştir. Literatürden tespit edilen boyut ve kriterler Delphi yöntemi ile doğrulanmış, AHP ve SWARA yöntemleri ile ağırlıkları tespit edilmiştir. Olgunluk ölçümü için bir öz değerlendirme anketi geliştirilmiş ve istatistiksel olarak test edilmiştir. S&OP OM beş olgunluk seviyesinden ve beş boyut ile yirmi dokuz alt kriterden oluşur. Geliştirilen S&OP OM 'nin uygulanabilirliği üç vaka analizi ile test edilmiş ve sonuçları uygulanabilir olduğunu göstermiştir. Ayrıca modelin etkinliği, faydası, yeterliliği ve kullanışlılığı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, S&OP OM 'nin uygulanabilir olduğu ve olgunluğu geliştirmek için önemli katkılar sağlayabildiğini göstermektedir. S&OP sürecinin firma performansı üzerine etkisi anket yöntemi ile araştırılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda S&OP olgunluğunun firma performansı üzerinde pozitif ve anlamlı bir yönde etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Lojistik yönetiminde yeni bir kavram: Lojistik ilçe
Bu tezde lojistik köylerin daha da geliştirilerek, insanların içerisinde yaşadığı, kapasite ve imkânlarının arttırıldığı, ticaret hacminin küreselleşmenin de beraberinde getirdiği rekabet unsurlarından yararlanarak yükseltildiği bir versiyonu tartışılmıştır. Bahsedilen konsepte ise 'lojistik ilçe' ismi verilmiştir. Ayrıca bu tezde dünyada hâlihazırda bulunan enerji problemi ve enerji kaynaklarının adil bir şekilde paylaşılamaması durumu da göz önüne serilmiştir. Tespit edilen problemin çözümü olarak ise lojistik ilçelerin enerji ihtiyaçlarının yenilenebilir enerji türleri ile karşılanması ön görülmüştür. Lojistik tesisler ve yaşam alanlarının enerji tüketim değerleri belirlenmiş ve lojistik ilçe için bu durum uyarlanmıştır. Diğer bir uygulanabilirlik çalışması ise Türkiye'de bu tesislerin nereye kurulabileceğinin tespit edilmesi olmuştur. Tüm bu kavramlar değerlendirilmiş ve yapılan analizler sonucunda konsepte olan ihtiyaç tartışılmıştır.
Hazır giyim sektöründe benlik imajı uyumu ve marka sadakatinin ağızdan ağıza pazarlamaya etkisi
Bu araştırmanın amacı, hazır giyim sektöründe tüketicilerin benlik imajı uyumu ve marka sadakatinin ağızdan ağıza pazarlamada tüketicilerin markaya yönelik pozitif ağızdan ağızdan pazarlamayı ve yoğunluk ve içeriği, olumlu, negatif ağızdan ağıza pazarlamayı olumsuz etkileyip etkilemediğinin belirlenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yaşamakta olan 18 yaş ve üstü hazır giyim sektöründe alışveriş yapan tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi ise basit tesadüfi örneklem yöntemi ile belirlenen 402 tüketici oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel Bilgi Formu, Benlik İmajı Uyumu Ölçeği, Marka Sadakati Ölçeği ve Ağızdan Ağıza Pazarlama Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analiz edilmesi SPSS 23 paket programı ile le gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ölçeklerin geçerlilik ve güvenirlik testleri, normallik testleri yapılmış ve hipotez testleri için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon ve Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, hazır giyim sektöründe tüketicilerin benlik imajı uyumu, tutumsal marka sadakati ve davranışsal marka sadakati ile ağızdan ağıza pazarlamanın alt boyutları olan pozitif değerlik ve içerik/ yoğunluk boyutları arasında aynı yönlü ve negatif değerlik arasında ters yönelik ilişkiler belirlenmiştir. Tüketicilerin benlik imajı uyumu, tutumsal marka sadakati ve davranışsal marka sadakati pozitif değerlik boyutunu olumlu etkilemektedir. Tüketicilerin benlik imajı uyumu ve tutumsal marka sadakati arttıkça ağızdan ağıza pazarlamanın alt boyutu olan ve markaya yönelik olumsuz pazarlama olarak açıklanan negatif değerlik düzeyi azalmaktadır. Tüketicilerin benlik imajı uyumu ve davranışsal marka sadakati arttıkça ağızdan ağıza pazarlamanın alt boyutu olan ve markaya ilişkin bilgilerin açıklanması ve sıklığını ifade eden içerik ve yoğunlaşma düzeyi ise artmaktadır. Araştırmada ulaşılan sonuçlara yönelik olarak hazır giyim sektöründe marka pazarlamasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Dış ticarette antrepo süreçleri, yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği sisteminin antrepo işleyişine ve ekonomiye etkileri
Bu çalışmada, dış ticaretin bir parçası olan ithalat sürecinde depolama işlemlerinin yapıldığı antrepo alanları, bu alanların resmi olarak idaresini gerçekleştiren ve antrepo işleticisi ile devlete karşı müteselsil sorumlu olan Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği uygulaması incelenmiş ve irdelenmiştir. Bu çalışmanın amacı; antrepoların dış ticaret işlemleri üzerindeki etkilerinin hız ve maliyet ekseninde değerlendirilmesi, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği olgusunun bu sürece dâhil edilmesi ile katkıları ve eksiklikleri çerçevesinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle; dış ticarette bakanlıkça verilen yetki çerçevesinde iş takibi yapan gümrük müşavirliği sistemi meri mevzuata göre tanıtılmış ve yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği mesleğinin görev tanımı yapılarak gümrük müşavirliğinden farkları ve işlevi ortaya konulmuştur. Bu meslek kolunun ortaya çıkışı, antrepo süreçleri üzerindeki rolü ve işlevselliği konusunda değerlendirme ve önerilerde bulunulmuştur. Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği mesleğinin güvenli ve sistemli bir hale getirilmesi, bakanlıkça belirtildiği şekilde bağımsız ve tarafsız çalışması, antrepo ve antrepo rejiminin uygulandığı gümrük işlemlerinin doğru, güvenli ve hızlı gerçekleştirilmesi, daha etkin ve daha güçlü bir gümrük kamu hizmetinin tesis edilmesi, antrepolarda gerçekleşecek gümrük kaçakçılığının önüne geçilmesi ve tüm işlemlerinin resmi olarak sistemsel kayıt alınması gibi faydalar gözlenmekte ve beklenmektedir. Son zamanlarda mevzuatta yapılan bazı köklü değişiklikler ve bu konuda literatürde yer alması gereken yeni bir akademik çalışma ihtiyacı karşısında; bu yeni yapının veya mesleğin incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekliliği bulunmaktadır.
Tüketicilerin son aşama teslimat seçimlerinde yenilikçi teslimat çözümlerinin etkileri
Son aşama teslimat, tüketiciler için en çok önem verilen e-ticaret süreçlerinin başında gelmektedir. Bu sürecin tüketiciler için uygun, e-ticaret ve son aşama teslimat firmaları için ise en az maliyetli şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir. Geleneksel teslimat yöntemi hem tüketicilerin hem de e-ticaret ve son aşama teslimat firmalarının beklentilerini karşılamakta güçlük çekmektedir. Bu sorunu çözmek amacıyla yenilikçi teslimat çözümleri geliştirilmiştir. Ancak bu çözümlerin beklenen faydayı sağlamasının yolu tüketiciler tarafından tercih edilmesidir. Bu tezin amacı, yenilikçi teslimat çözümlerin, tüketicilerin son aşama teslimat seçimleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma yöntemi olarak kesikli seçim deneyi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 480 katılımcıdan anket ile veri toplanmış olup bu veriler çok terimli lojistik regresyon ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre adrese teslimat seçiminde teslimat ücreti, teslimat süresi, teslimat firmasının çalışma saatleri özellikleri etkili olurken, teslimat yöntemi ve bilgilendirme ve takip özellikleri etkili olmamaktadır. Teslimat noktası seçiminde; teslimat ücreti, teslimat süresi, alınabilecek saatler, bilgilendirme ve takip ve uzaklık özellikleri tüketicilerin seçimini etkilemektedir. Bu çalışma bulgularının, tüketicilerin yenilikçi teslimat çözümlerine yönlendirilmesi için son aşama teslimat ve e-ticaret firmalarının nasıl bir yaklaşım göstermesi gerektiği konusunda içgörü sağlaması beklenmektedir.
Küresel iklim krizinde sektörel yeşil dönüşüm: Türk lojistik sektörü için bir model önerisi
Yerküreyi ve üzerinde yaşayan tüm canlıları olumsuz etkileyen küresel iklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri fosil yakıt kullanımıdır. Günümüzde lojistik sistemlerin ihtiyaç duyduğu enerjinin üretimi de çok büyük bir oranla fosil yakıtlardan sağlanmaktadır. Bu durum lojistik sistemlerin küresel ısınma üzerinde önemli bir paya sahip olmasına neden olmaktadır. Son yıllarda yerkürenin artan sıcaklık ortalamaları ve küresel ısınmanın gözle görülen etkileri devletleri karbon salınımının etkilerini azaltmaya yönelik tedbirler almaya zorlamıştır. Bu amaçla sektörlerin enerji kullanımını azaltmayı hedefleyen politikaların önemi gün geçtikçe artmaktadır. Türkiye konumu itibariyle küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenen ve gelecekte de en fazla etkilenmesi beklenen ülkeler arasındadır. Ayrıca ticaretinin büyük bir kısmını Avrupa Birliği ile yapmaktadır. Bu nedenle Avrupa Birliğinin Yeşil Mutabakatında koymuş olduğu 2050 yılı net sıfır emisyonu hedeflerine paralel politikaların benimsenmesi önemlidir. Avrupa Birliği Komisyonu, Yeşil Avrupa Mutabakatı ile 2050 yılına gelindiğinde karbon nötr olmak amacıyla birçok farklı hedef ortaya koymuştur. Bu amaçla hem Avrupa Birliği genelinde hem de ülkeler özelinde çeşitli politikalar uygulanmaktadır. Bu tezin amacı Türk lojistik sektörünün çevreci dönüşüm sürecinde her bir taşıma modu için referans olabilecek bir model ortaya koymaktır. Bu amaçla ilk aşamada birlik genelinde karbon salınımında etkin olan ülkeler Veri Zarflama Analizi yöntemiyle incelenmiştir. Almanya, Fransa, Estonya, Hollanda ve İtalya tüm taşıma modlarında kurulan modellerde en fazla etkin çıkan ülkeler olmuştur. Ayrıca demiryolu taşımacılığı en fazla sayıda ülkenin etkin bulunduğu taşıma modu olmuştur. Akademik yazında yapılan taramalar ile etkin olan ülkeleri öne çıkaran uygulamalar belirlenmiştir. Bu uygulamaların hangilerinin Türkiye için önceliklendirilmesi gerektiği ise sektör profesyonelleri ile yapılan görüşmelerle içerik analizi yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, her bir taşımacılık modu için farklı uygulamaların önceliklendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte, lojistik merkez ve demiryolu yatırımlarının arttırılmasının tüm sistem genelinde emisyonları azaltacağı görülmüştür. Ayrıca, kamu tarafından ortaya konan hedeflere ulaşabilmek için gereken kanuni düzenlemelerin yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Çevreci dönüşüm için hayata geçmesi gereken birçok uygulamada, kamu otoritesinin teşvik mekanizmasının ve denetleyici rolünün önemi de görülmektedir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, politika yapıcılara ve çevreci dönüşüm sağlamak isteyen işletmelere yol gösterici olabilir.
Çevresel sürdürülebilirlik, lojistik performans ve kurumsal yönetişim arasındaki ilişki ve küresel rekabet gücüne etkileri
Ülkelerin lojistik performanslarının yüksek olması, ekonomik büyüme ve uluslararası rekabet edilebilirliği için önemli bir fırsat iken, bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin büyük bir kısmının enerjiye bağlı olması çevreye ve insan sağlığına ciddi zararlar verilebilmektedir. Bu çalışmada çevresel sürdürülebilirlik, lojistik performans, kurumsal yönetişim ve küresel rekabet edilebilirlik arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Literatürde bu ilişkileri ölçmeye yönelik olarak, uluslararası kuruluşlar tarafından hesaplanan endeksler temel alınmıştır. Çalışmada Çevresel Performans Endeksi (EPI), Lojistik Performans Endeksi (LPE), Kurumsal Yönetişim Göstergeleri (WGI) ve Küresel Rekabet Gücü Endeksi (GCI) endekslerini içeren modellerin testi için 112 ülkenin 2014, 2016 ve 2018 yıllarına ait verileri ile araştırılmıştır. Analize dayalı bulgular makro perspektifte ve ülkelerin gelişmişlik grupları düzeyinde değerlendirilmiştir. Analizlerin sonucunda, ülkelerin çevresel sürdürülebilirliğinin lojistik performansı ile anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca, kurumsal yönetişimin lojistik performans ve küresel rekabet gücü üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve kurumsal yönetişimin; çevresel performans, lojistik performans ile küresel rekabet gücü arasındaki ilişkiye aracılık ettiği görülmüştür.
Talep odaklı malzeme ihtiyaç planlaması (DDMRP) - Tampon parametreleri için sınıflandırma esaslı bir yaklaşım
Süratle değişen müşteri talep ve beklentileri ile artan ürün çeşitliliği, firmaları çok çeşitli ürün ağaçlarından oluşan karmaşık ve esnek üretim ortamları ile cevap vermeye yöneltmektedir. Günümüz VUCA dünyasının gerektirdiği bu dinamik üretim ortamında firmalar tedarik zincirlerindeki toplam maliyetleri azaltmak için kesintisiz bir baskı altında rekabet etmektedirler. Mevcut planlama ve kontrol sistemlerine kıyasla VUCA dünyasının getirdiği "yeni normal" şartlarda verimli bir şekilde malzeme akışını yönetmeyi hedefleyen DDMRP (Talep Odaklı MRP – Demand Driven Materials Requirement Planning) mevcut üretim planlama ve kontrol yöntemlerine yeni bir yaklaşım olarak eklenmiştir. Malzeme akışında itme ve çekme yaklaşımlarını bir araya getiren DDMRP, ürün ağacı yapısında stratejik olarak konumlandırdığı ve özel olarak boyutlandırdığı tamponları kullanmaktadır. Bu tezde DDMRP tamponlarına ait konum ve boyut parametrelerinin ABC-XYZ sınıflandırma analizleri ile elde edilen malzeme grupları bazında incelenmesi ve sistem performansına etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu maksatla DDMRP metodolojisi kesikli olay simülasyon modeli olarak oluşturulmuş, konum ve tampon parametreleri ile ABC-XYZ sınıflandırmaları deney tasarımı yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Deney tasarımı sonuçları kullanılarak regresyon ağaçları oluşturulmuş ve ABC kategorileri bazında performans göstergelerini belirleyen DDMRP tampon ve parametre yapısı önerilmiştir.
Tedarik zinciri yönetiminde blok zincir uygulamaları
Tedarik zincirlerini yönetirken, izlenebilirliğin yetersiz olması gibi sorunlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu sorunların kaynağı, yetersiz ekipman, ödenek ve bilgi erişiminin sınırlı olması gibi faktörlerdir. Bu durumda, gereken düzeltici müdahaleler yeterince yapılamamaktadır. Tedarik zincirleri, hammaddelerin farklı yerlerden tedarik edilmesi, çeşitli üretim süreçleri, farklı ülkelerden çok çeşitli paydaşların dâhil olduğu dağıtım kanalları ve ürünlerin farklı coğrafyalardan geçmesi gibi faktörler nedeniyle giderek daha karmaşık hale gelmektedir. Bu kompleks yapıya ek olarak, belgelerin kaybolması, güvensizlik duygusu, farklı ödeme şekilleri ve gümrük uygulamaları da sorunlar yaratmaktadır. Ancak, blok zincir teknolojisi tedarik zincirindeki bu sorunlara çözümler sunabilir. Blok zincir teknolojisi ile tedarik zincirindeki her bir bileşenin optimize edilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması, tedarikçi ilişkilerinin güçlendirilmesi ve müşteri memnuniyetinin artırılması hedeflerine daha rahat ulaşılabilir.
Hava kargo taşımacılığının uluslararası ticarete etkisi: Büyük havalimanlarının rolü
Hava kargo taşımacılığı ve havalimanlarının hayatımız için önemi, Covid-19 salgını sırasında sağladıkları hızlı taşımacılık imkânı ile kanıtlanmıştır. Bu etkileşim şehirler için havalimanlarının 21. yüzyılda oynadıkları rolü daha belirgin hale getirmiştir. Bu rol, havalimanı şehri ve Aerotropolis gibi kavramların çerçevesinde şekillenmeye başlamıştır. Bu kavramların etkisi, özellikle büyük havalimanları olmak üzere, son 40 yıl içinde inşa edilen havalimanlarında giderek daha fazla gözlenmektedir. Havalimanlarına bu kavramlar çerçevesinde yeni ticari işlevler eklenirken, bu işlevler doğrultusunda havalimanları geniş alanlara ve büyük maliyetler ile inşa edilmektedirler. Hava taşımacılığı 2009 – 2019 yılları arasında hızlı bir şekilde büyümüştür. Bu tez çalışmasında, ele alınan 2009 – 2019 yılları arasında ve incelemeye konu olan 8 büyük havalimanı bakımından hava kargo taşımacılığı ve uluslararası ticaretin arasındaki etkileşimin incelenmesi hedeflenmiştir. Uluslararası ticaret, hava kargo taşımacılığı ve havalimanları ile ilgili elde edilen veriler Granger nedenselliği, Hata Giderme ve Rastsal Katsayı yöntemleri uygulanarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, uluslararası ticaret ve hava kargo taşımacılığı arasında karşılıklı Granger nedenselliği ile bir ilişki olduğuna işaret ederken, uçuş sayısı ile ticaret arasında böyle bir bulguya rastlanmamıştır. Hata giderme modelinde seçilen verilerin uzun dönemli ilişkileri incelenmiştir. Rastsal katsayı yöntemiyle incelenen havalimanlarında uluslararası ticaret ve hava kargo taşımacılığının her havalimanında farklı şekilde etkileştiği gözlenmiştir.
Yenilikçi kabiliyetinin ihracat performansına etkisinde örgütsel yeteneğin aracılık rolü: Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi örneği
Küreselleşmeyle birlikte dünya hızlı bir değişim sürecine girmiştir. Bu süreçte ulusal sınırların önemi azalmış, ticaret serbestleşmiş ve küresel ticaret hacmi artmıştır. Her ne kadar son dönemde korumacı söylemler artsa da uluslararası ticaret geri dönülemez bir yola girmiştir. Zira artık tüketiciler eskiden olduğu gibi ne üretilirse o satılabilecek bir kitle olmaktan çıkmıştır. Dahası tüketiciler hızla değişen tüketim davranışları ile artık işletmeleri değişime zorlar hale gelmiştir. Tüketicilere yeni ihtiyaçlar yaratma ve var olanı karşılama hızı işletmelerin başarısının anahtarı konumuna gelmiştir. Öyle ki ulusal pazarda tatmin edilmeyen bir tüketici ihtiyacını küresel pazarlardan karşılamakta ve kendi yerel pazarlarında küresel rekabetle karşı karşıya kalmaktadırlar. E-ticaret, iletişim teknolojileri ve gelişen lojistik uluslararası firmaların pazara girişini daha da kolay hale getirmiştir. Bu bakımdan işletmelerin maruz kaldığı rekabetin şiddeti de artmıştır. İşletmelerin rekabet ile baş etmekte en önemli ve taklit edilmesi zor kaynaklarından birisi de sahip olduğu örgütsel yeteneğidir. İşletme, kaynak ve yeteneklerini doğru kullandığında değişime ayak uydurmak adına daha yenilikçi olacak ve bunun sonucunda uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırarak ihracat performansını artıracaktır. Bu çalışmada işletmelerin yenilikçi kabiliyetlerinin ihracat performanslarına etkisinde örgütsel yeteneğin aracılık rolü Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmeler üzerinden araştırılmıştır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle yenilik, ihracat ve örgütsel yetenek kavramları açıklanmış ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Araştırma nicel bir araştırma olarak tasarlanmış, istatistiksel ve matematiksel yöntemler kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren firmaların beyaz yaka çalışanları araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. 311 katılımcıdan anket yoluyla elde edilen veriler doğrultusunda araştırmanın hipotezleri test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda yenilikçilik kabiliyetinin; örgütsel öğrenme yeteneği, ar-ge yeteneği ve stratejik yetenek alt boyutlarıyla birlikte ihracat performansına etkisinde örgütsel yeteneğin aracılık rolü tespit edilmiştir.
Yeni ekonomide teknolojik gelişmelerin uluslararası rekabet gücüne etkisi: Türkiye'de e-ticaret SWOT analizi
Günümüzde gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden bahsedebilmek için ülkelerin ekonomik, sosyal anlamda belli bir gelişme seviyesine gelmiş olmaları gerekmektedir. İçinde bulunulan bilgi çağında, gelişen teknolojik gelişmelerin sosyal ve ekonomik alanda hızlı gelişim ve değişmeleri beraberinde getirmesi, teknolojiye dayalı altyapının önemini yansıtmaktadır. Bu gelişmelere dayanarak ülkelerin ve işletmelerin, rekabet gücünü elde etmesinde teknolojik gelişmelerin etkisinin çok önemli olduğu görülmektedir. E-ticaretin gelişmediği zamanlarda bilgiye ulaşmak zor olmasına karşın, son yıllarda teknolojik faktörlerin ve seçeneklerin artmasıyla ulaşmak kolay hale gelmiştir. Bilgiyi kullanabilen ve yeni bilgiler üretebilen toplumlar teknolojide, ekonomik olarak refah seviyesine gelerek gelişmiş toplum kümesine girmeyi başarmışlardır. Teknolojik gelişmelerin ve bilginin hızlı bir şekilde yayılması, uluslararası alanda rekabetin küresel düzeye ulaşmasını sağlamaktadır. Ulusal ve uluslararası alanda pazarlama ve işletme yapısının gelişmesinde ve rekabet gücü elde etmesinde teknolojinin etkili olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; teknolojik gelişmelerin rekabet gücüne etkisini göstermek, e-ticaret hacminin toplam ticaret içerisindeki payının hızla arttığını vurgulamak ve bu bağlamda e-ticaretin Türkiye ekonomisi üzerine etkilerini incelemektir. Türkiye'de e-ticaret sektörü için SWOT analizi yapılmış, güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkarılmış, fırsat ve tehditler belirlenmiştir. Türkiye'de e-ticaretin güçlü yönlerini incelediğimizde, bilgi ve iletişim teknolojilerine önem veren ve e-ticarete ilk giriş yapan işletmelerin büyük pazar paylarına sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca, Türkiye gibi pazar veya fiyat hacmi büyük olan ülkelerde, tüketiciye fiyat karşılaştırılması imkanının verilmesi, e-ticareti daha cazip hale getirerek e-ticaretin daha çok kullanılmasını sağlamıştır. Türkiye'de e-ticaret sektörünün zayıf yönlerinde ise, e-ticaret sitesinden ürün sipariş edildikten sonra kargonun müşteriye teslim edilme süresi ve kargonun maliyeti göze çarpmıştır. Bir diğer zayıf yön ise Türkiye'nin internet altyapısıdır. Daha iyi ve hızlı e-ticaret hizmeti için internet altyapısının geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca Türkiye'de e-ticaretin gelişmesi ve uluslararası rekabet gücü kazanması için e-ihracat uygulamalarına yönelik düzenlemelerin ve devlet desteklerinin yapılması önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma sonucunda Türkiye'de işletmelerin rekabet üstünlüğü sağlamaları için e-ticaretin gerekli olduğu ve internet altyapısının gelişimi ile Türkiye'nin rekabet gücünü arttırarak Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0'da daha yüksek sıralara geleceği kanaatine varılmıştır.
Mersin yenice lojistik köyünün bölge ekonomisine etkisini belirlemeye yönelik saha araştırması
Bu tezin amacı; Mersin Yenice Lojistik Köyü'nün bölge ekonomisine mevcut ve gelecekteki etkisini bir nitel araştırma tekniği olan Delphi tekniği kullanıp uzman görüşlerinden yararlanarak ortaya çıkarmaktır. Günümüzde üretimin Amerika ve Avrupa'dan Asya bölgesine kayması, bu bölgeler arasında köprü görevi gören ülkemiz açısından önemli bir husustur. Üretilen mal ve hizmetlerin dünya piyasasına aktarımı için lojistik altyapının güçlü olduğu bölgelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda lojistik üs ya da lojistik köylerin önemi ön plana çıkmaktadır. Bu tezin birinci bölümünde, lojistik sektörü, ikinci bölümde, lojistik köy kavramı, üçüncü bölümünde Mersin ili bölge analizi yapılmış ve Mersin-Yenice lojistik köyü ile ilgili raporlar, birincil kaynaklar ve literatür araştırması sonucu elde edinilen bilgilere yer verilmiştir. Mersin-Yenice lojistik köyünün bölge ekonomisine katkısına yönelik uzman görüşleri Yapılandırılmış Mülakat Tekniği ile toplanarak, belirlenen uzman grupla Delphi tekniği uygulanmış ve sonuçlar gruplandırılarak dördüncü bölümde raporlanmıştır. Araştırma bulguları, uygulanan Delphi tekniği sonucu maddeler üzerinde uzlaşma sağlanmıştır. Bulgular, Yenice lojistik köyünün tam aktif hale gelmesi ile, bölge ekonomisine katkılarının olacağını ve sadece bölgesel değil ulusal anlamda da ekonomik katkılar sağlaması beklendiğini göstermektedir. İstihdam, bölgesel kalkınma, uluslararası pazarda bilinirlik artışı, lojistik işlemlerdeki karmaşıklığın azalması, çevre kirliliğinin azalması, karayolu yük miktarının azalması gibi katkılar, en çok beklenen katkılar olarak göz önüne çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik Köy, Küreselleşme, Delphi Tekniği
Dış ticarette açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler ve rekabet gücünün canlı hayvan ve bitkisel ürünler piyasası açısından analizi: Türkiye ve Mersin ili uygulaması
Türkiye, sahip olduğu iklim koşulları doğrultusunda canlı hayvan ve bitkisel ürünler yetiştirmek için uygun potansiyele sahip bir ülke konumundadır. Özellikle bitkisel ürünler kategorisi, Türkiye dış ticaretinin önemli bir parçasıdır. Türkiye'nin yakın bölge komşusu ve dış ticaret ortaklığı olan Ortadoğu, Mersin içinde önemli ticari merkezlerden biridir. Bu nedenle çalışmanın ana ekseninde 12 Ortadoğu ülkesi ele alınmıştır. Çalışmada 2010 ve 2019 dönemi için Türkiye ve Mersin'in dünya ve Ortadoğu piyasası karşısında canlı hayvan (01-05 fasıl) ve bitkisel ürünler (06-14 fasıl) sektörlerindeki rekabet gücü belirlenmesinde Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük Endeksi temel alınarak hesaplamalar yapılmıştır. Böylece çalışmada Türkiye ve Mersin'in dünya ve Ortadoğu piyasası karşısında canlı hayvan ve bitkisel ürünler kategorisinde avantajı ve dezavantajlı olduğu ürün/ürün grupları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonucunda elde edilen endeks değerlerine göre; Türkiye'nin dünya piyasası karşısında değirmencilik ürünleri ve yenilebilir meyve ürünlerinde güçlü endeks değerleri aldığı, Mersin'in de yenilebilir sebze, yenilebilir meyve, değirmencilik ürünleri, lak; sakız, reçine ve diğer bitkisel özsu ve örülmeye elverişli bitkisel ürün sektörlerinde güçlü endeks değerlerini aldığı belirlenmiştir. Endeks sonucunda Türkiye'nin Ortadoğu piyasasında güçlü olduğu ülke grupları; Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt'dir. Mersin'in seçili sektör alanında Ortadoğu piyasasında güçlü endeks değerleri; Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Ürdün ülkeleri karşıdan aldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Türkiye, Mersin, Ortadoğu, RCA, Rekabet Gücü
Değişim yönetimi uygulamalarının örgütsel performansa etkisi: Rekabet stratejilerinin aracılık rolü, Mersin ili lojistik sektöründe bir araştırma
Bu çalışmanın amacı değişim yönetimin ve rekabet stratejilerinin örgütsel performans üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Ayrıca çalışanların demografik özelliklerine göre değişim yönetimi, rekabet stratejileri ve örgütsel performans algısının farklılaşıp farklılaşmadığı da tespit edilecektir. Çalışma 6 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde değişim yönetimi, değişim yönetiminin gerekliliği, faydalılığı ve gerekliliği anlatılmıştır. İkinci bölümde rekabet, rekabet stratejilerinin faydaları, modellerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde örgütsel performans ve örgüt açısından sonuçlarından bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde değişim yönetimi ve rekabet stratejileri ile örgütsel performans arasındaki ilişkiye yönelik geçmiş araştırmalar özetlenmiştir. Beşinci bölümde ise çalışmanın amacı, önemi, hipotezleri, veri toplama araçları, veri analiz yöntemlerine yer verilmiştir. Altıncı ve son bölümde ise değişim yönetimin ve rekabet stratejilerinin örgütsel performans üzerindeki etkisine yönelik ampirik bulgulara yer verilerek araştırmanın genel bir değerlendirilmesi yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de lojistik sektörünün gelişimi, son on yıllık dönemde Şırnak ili lojistik sektörü gelişim trendleri
Lojistik sektörü günümüzde gelişmekte olan sektörlerden biridir. Fakat lojistik sektörü gelişirken bazı sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu çalışmada; lojistik sektörünün karşılaştığı sorunları tespit edip bunlara çözüm önerisi sunarak; lojistik sektörünün Türkiye ekonomisine daha fazla katkı sağlaması planlanmaktadır. Türkiye gibi avantajlı bir konuma sahip bir ülkede lojistik sektörüne baktığımızda ülke genelinde sektörel hizmetlerin profesyonel olarak yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle lojistik sektörünü daha da tanınan bir sektör haline getirmek önem arz etmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın amacı; Lojistik sektöründeki inovasyon ve dijital dönüşümü Şırnak İli ölçeğinde değerlendirilmeye çalışmaktır. Çalışmada Şırnak İlinde Lojistik sektöründe faaliyet gösteren orta ve küçük ölçekli işletmeler üzerinde analizler yapılmıştır. Lojistik sektöründeki inovasyon ve dijital dönüşümü Şırnak İli ölçeğinde değerlendirilmek amacıyla Aylak vd. (2020) tarafından geliştirilen "Türkiye'de Lojistik Sektöründe Faaliyet Gösteren İşletmelerin Dijital Eğilimleri" ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar; lojistik sektöründe inovasyon ve dijital dönüşüm açısından gelişim, son yılların güncel verileri Şırnak ili örneğinde değerlendirildiğinde; şirketlerin lojistik sektöründeki temel performans gösterge düzeyleri orta düzeydedir. Türkiye lojistik sektörünün gelişimi ile Şırnak ili lojistik sektörü eğilim incelendiğinde, şirketlerin inovasyon yaratmaya verdikleri önem düzeyi "orta seviye" düzeyindedir. Endüstri 4.0'la oluşan değişim rüzgarlarının Türkiye'deki lojistik sektöründe eğilimler incelendiğinde; şirketlerin dijital dönüşüme hazırlığı, yeni rakiplerin ortaya çıkışı, maliyet baskısı ve dijital dönüşümün şirketler arasında yarattığı endişe düzeyi orta seviyededir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre Şırnak ili lojistik sektörü gelişim eğilimlerinde bakış açılarının değiştiği görülmektedir.
Yeşil tedarikçi seçiminde çok kriterli karar verme yöntemleri
Günümüzde birçok alanda önem kazanan "yeşil" kavramı, çevreci ve bilinçli tüketicilerin artması ile çevre dostu ürün kullanma eğilimlerinde bulunmaları, doğal kaynakların tükenmeye başlaması, çevresel kirlilikler, bilinçsizce ortaya çıkan atıkların artışı, yasal prosedürler, sosyal sorumluluk, rekabete bağlı olarak pazardaki payını arttırmayı amaçlayan işletmeleri yeşil tedarik zinciri faaliyetlerini uygulanmaya yöneltmiştir. İşletmelerin üretimden başlayarak ürünün tüketiciye teslim edilmesini içeren yeşil tedarik zincirinde faaliyetlerini sürdürebilmelerindeki en önemli etken tedarikçi seçimidir. İşletmeler için seçimi doğru yapılan yeşil tedarikçi ile çalışmak çevresel, sosyal, ve ekonomik olarak büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada bir lojistik firması için yeşil tedarikçi seçimi yapılmıştır. Yeşil tedarikçi seçiminde; çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak örnek bir uygulama yapılmıştır. Uygulamada yeşil tedarikçi seçimi için dikkat edilmesi gereken sekiz kriter belirlenerek, Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden CRITIC Yöntemi ile ağırlıklandırma yapılmıştır. Bulunan kriter ağırlıkları CoCoSo Yöntemi kullanılarak lojistik firması için en uygun yeşil tedarikçi seçilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeşil Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri, Lojistik, Tedarikçi Seçimi, Çok Kriterli Karar Verme, CRITIC, CoCoSo.
Lojistik şirketlerinin kurumsallaşma düzeyi ve iş tatmini ilişkisi: Mersin ili örneği
Ülkemizde lojistik sektörü son yıllarda gelişim gösteren sektörlerden biridir. Türkiye, konumu gereği Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri ve Avrupa arasında bir aktarma merkezi oluşturur. Konumunun yarattığı avantaj ile Türkiye'de lojistik sektörünün önemi gün geçtikçe artmaktadır. Lojistik şirketleri, artan rekabet ortamına uyum sağlamak ve yarının dünyasında var olabilmek için yönetim düzenlerinde daha profesyonel ve özgün iş aşamalarına sahip olan kurumsal sistemlere yönelmek istemektedir. Kurumsallaşma kavramı bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de modern toplumun bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. İş tatmini kavramı ise sosyal psikoloji ve örgütsel davranış literatürlerinde sıklıkla araştırılıp incelenen kavramlardan biridir. Kurumsallaşma ve iş tatmini literatürde sıklıkla ele alınan kavramlar olmasına rağmen bu kavramların birlikte değerlendirilip incelendiği çalışmaların sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Bu tezin amacı Mersin ilinde lojistik faaliyet gösteren şirketlere uygulama yapılarak kurumsallaşma düzeyi ve iş tatmini arasındaki ilişkiye bakmaktır. Yapılan alan araştırmasında anket yöntemiyle veriler toplanmış ve hipotezler SPSS programı kullanarak test edilmiştir. Mersin'de faaliyet gösteren lojistik şirketlerinde kurumsallaşma ve iş tatmininin beraber incelendiği çalışmanın olmadığı görülmektedir. Bu yönüyle, çalışmanın literatüre ve sektöre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
X,Y,Z kuşaklarında iş yaşam dengesi ve iş tatmini: Mersin lojistik sektöründe bir karşılaştırma çalışması
Bu çalışmanın amacı, X, Y ve Z kuşakları arasında işkoliklik, iş yaşam dengesi ve iş tatmini konularında farklılıkları incelemektir. Araştırma, Mersin lojistik sektöründe çalışan bireyler üzerinde yapılmıştır. Çalışma kapsamında, her bir kuşak üyelerinin işkoliklik düzeyleri, iş-yaşam dengesi algıları ve iş tatmini seviyeleri değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, anketler ve yüz yüze görüşmeler yoluyla toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, her kuşağın bu konulara ilişkin farklı bakış açılarına ve deneyimlere sahip olduğunu göstermektedir. X kuşağı, genellikle daha yüksek işkoliklik düzeyleri gösterirken, iş yaşam dengesini sağlama konusunda daha fazla zorluk yaşamaktadır. Buna karşılık, Y kuşağı iş-yaşam dengesi konusunda daha bilinçli olup, iş tatmininde dengeyi sağlama eğilimindedir. Z kuşağı ise teknolojiye olan yatkınlıkları sayesinde esnek çalışma düzenlemelerine daha hızlı uyum sağlamaktadır ve bu durum onların iş yaşam dengesi ile iş tatminini olumlu yönde etkilemektedir.
Şirketlerin dijital dönüşümünde akıllı teknolojilerin rolü ve örgüt performansına etkisi: Mersin ili örneği
Bu tez çalışmasında, örgütlerde dijital dönüşümün gerçekleşmesinde etkili olan dijital dönüşüm unsurlarının ve akıllı teknolojilerin hangi alanlarda etkili olduğu, sağlamış olduğu katkılar ve örgüt performansı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Mersin ilinde Serbest Bölge ve Organize Sanayi Bölgesinde imalat firmaları oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında toplamda 210 anket uygulanmış ve araştırma modeli regresyon analizi ile incelenmiştir. Konunun ayrıntılı olarak ve tüm boyutlarıyla ortaya konabilmesi amacıyla öncelikli olarak güncel literatür temelinde akıllı teknolojiler, dijital dönüşüm ve örgütsel performans hakkında ayrıntılı olarak bilgi verilmiştir. Analiz sonucunda akıllı teknolojiler ve dijital dönüşüm örgütsel performans üzerinde pozitif yönlü etkiye sahiptir ve dolaylı etkinin istatistiksel olarak anlamlı bulunmasına bağlı olarak, dijital dönüşümün örgütsel performans üzerine etkisinde akıllı teknolojilerin aracılık rolü olduğu görülmüştür.
Yeşil tedarik zinciri uygulamalarının çevresel performansa etkilerine ilişkin algılamalar: Mersin ili üretim işletmeleri çalışanları üzerine bir uygulama
1980'lerden bu yana işletmeler için verimlilik ve rekabet gücü daha da önemli hale geldi. Ancak doğal kaynakların korunması ve çevresel sürdürülebilirlik konuları giderek insanlığın gündemine yerleşiyor. Şirketler sosyal sorumluluğun öneminin farkına varıyor ve yalın uygulamalara yöneliyor. Yeşil tedarik zincirleri, hammaddeden bitmiş ürüne kadar ileri ve geri lojistik faaliyetlerini içerir. Yeşil tedarik zinciri kavramı; yeşil tasarım, yeşil üretim, yeşil dağıtım, yeşil satın alma, tersine lojistik faaliyetlerini kapsamaktadır. Yeşil tedarik zinciri yönetimi, şirketlerin yalnızca kaynaklarının kullanımını optimize etmelerini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda doğal kaynakların korunmasına da yardımcı olur. Tezin amacı, üretim işletmelerinde yeşil tedarik zinciri uygulamalarının çevresel performansa etkilerini ve bunun çalışanlarca nasıl algılandığını ölçmektir. Bu amaçla Mersin ilinde 50 firmaya anket ulaştırılmıştır, bu firmalardan 400 kişi anket çalışmasını cevaplamıştır. Anketler internet üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bulgular, çevre performansı ile çevre yönetim sistemleri arasındaki öncelikli ilişkilerin yanı sıra çevre yönetim sistemlerini etkileyen diğer faktörleri de tanımlamaktadır. Ayrıca firma büyüklüğü, faaliyet yılı gibi örneklem özellikleri de araştırılmıştır. Araştırmalar, üst yönetimin desteğinin esas olarak çevre yönetim sistemlerini etkilediğini, çevre yönetim sistemlerinin ise esas olarak çevre performansını etkilediğini göstermektedir. Tez araştırmasında yeşil tedarik zincirleri ve bileşenleri incelenmiş ve bu kavramın literatürdeki tarihsel gelişimine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeşil Lojistik, Çevresel Sürdürülebilirlik, Tersine Lojistik
Ulaşımda akıllı şehir uygulamaları ve Gaziantep ili örneği
Günümüzde dünya hızlı bir değişim sürecindedir. Küreselleşme olarak tanımlanan bu değişim ve dönüşüm sürecinde yurttaşların ihtiyaç, talep ve beklentileri artmış ve çeşitlenmiştir. Küreselleşmenin hızla yayılması, şehirlerin kendi içlerinde bir rekabet sarmalına girmesine neden olmaktadır. Bu değişim ve rekabetin bir sonucu olarak, vatandaşların farklılaşan ihtiyaçları, yaşadıkları çevre ve şehirden daha fazla yararlanma istekleri şehirleri akıllı şehirler olmaya zorlamaktadır. Sonuç olarak, yapılan çalışmalarda rekabet avantajı sağlayan faktörlerin belirlenmesinde artış gözlemlenmiştir. Akıllı şehir olma yolunda ciddi adımlar atan Gaziantep, bu çalışma kapsamında detaylı olarak incelenmiştir. Literatür taraması sonucunda "Akıllı Şehir Gaziantep Projesi" kapsamında kentte çeşitli yenilikçi uygulamaların yapıldığı tespit edilmiştir. Literatür taramasına ek olarak, yerel halkın akıllı uygulamalara yönelik algısını ölçmek için nicel araştırma tekniklerinden anket tekniği 398 katılımcıya uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Gaziantep'te ulaşım alanında uygulanan akıllı şehir uygulamalarına yönelik yerel halkın farkındalık düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yine de bu farkındalık düzeyi sadece aylık gelire göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Şehir, Akıllı Şehirler, Gaziantep Örneği, Teknoloji
Empirical analysis of the impact of trade openness and logistics performance on human development in OECD countries
This thesis empirically examines the effects of trade openness and logistics performance on the Human Development Index (HDI) across OECD countries. The findings suggest that logistics performance positively influences HDI by improving infrastructure and access to essential services, while trade openness has a negative impact due to rising income inequality and environmental consequences. Using 2022 data from 38 OECD countries, the OLS regression results also confirm a significant positive effect of GDP per capita on HDI. The study emphasizes that development strategies must go beyond economic growth and prioritize infrastructure, equity, and sustainability.
The effects of the Customs Union on Turkish foreign trade and foreign trade legislation
Looking at the history of the world, the trade policy of the states among each other; the colonial-imperialist state understanding that the powerful states were taxed by the weak, the tax measures they applied to each other if the two states were strong, or the tax privileges they had given each other. However, these policies have sometimes been economically disadvantageous to other states, including both parties to an agreement, sometimes both, or contracted parties. The political and economic disputes that lived until the end of World War II led to great destruction in the states. With the concern that the neighboring state of Soviet Russia would be exposed to communism and the US view this as a danger and that this danger could only be overcome with a united Europe, the European idea to unify emerged, with the material and intellectual support of the United States has been thrown away. Our work will first examine the explanations, causes, types, success conditions and integration tendencies in the world of economic integration theory and then examine the effects of the Customs Union Theory, one of the types of economic integration theory. It will be briefly mentioned from the history of the European Union, the institutions and organizations that our country has made a Customs Union agreement, and the process of entry into the Customs Union of our country will be mentioned. Afterwards, the alignment policies, revisions, laws, regulations, working procedures and principles of entry into the customs union will be examined. Finally, the Customs Union Agreement, which entered into force in 1996, examines our foreign trade data with the innovations brought about by our foreign trade legislation, and the impact on the Turkish Foreign Hades will be revealed. ii Keywords: Economic Integration, European Union, Custom Union, Turkish Foreign Trade
Türkiye'deki serbest bölgelerin mücadeleleri
The purpose of this investigation is analyzing the impacts of Turkish free trade zones on Turkish export volume. Beside this, discovering success of free zones by drawing foreign investment, transferring of high- technology and stimulating them to produce heavy industry. Initially, the present status of the free trade zones are located in Turkey were analyzed in detailed in accordance with the number of companies and their workers, number of foreign and domestic firms, field of industry. In addition, these zone's trade volume were analyzed according to their license types they have given to companies. License types are vary manufacturer, buyer and seller. The data were obtained from Turkish statistic foundation and related free zone's management and their official websites. As a result of analysis, free trade zones in Turkey have not remarkable impact on Turkish export volume. However they have a considerable impact on Turkish import volume. Researcher can find out the reasons and ways how to increase contribution of free zones on Turkish export. In that way, this study can be developed by researchers in the future. Keywords: Free Trade Zone, Free City, Exports, Imports Foreign Investment, Transferring of advanced –Technology.
Tedarik zinciri yönetimi ve dış kaynak kullanımının işletme performansına etkileri: Gaziantep imalat sanayi örneği
Günümüz dünyasında artan küreselleşme ile birlikte yeni bir dünya düzenine girilmiş, tüketici bilinci artmış, talep ve ihtiyaçlarda da değişiklikler meydana gelmiştir. İşletmeler son yıllarda hükümet, işletme ortakları ve tüketicilerin baskıları ile birlikte ekonomik, sosyal ve çevresel alanlarda daha duyarlı davranmaya, sürdürülebilirliği tedarik zinciri yönetim süreçlerine entegre etmeye başlamışlardır. İşletmelerin sürdürülebilir bir tedarik zinciri yapısına sahip olması tedarikçileri, ortakları ve müşterileri ile arasında bir değer yaratarak uzun süreli iş birliklerinin oluşmasına yardımcı olmaktadır. Küresel rekabet ortamında ayakta kalmak isteyen işletmeler için bir diğer önemli konu ise dış kaynak kullanımıdır. İşletmeler asıl yetenekleri dışında kalan faaliyet ve hizmetlerde, bu konuda uzmanlaşmış diğer işletmelerle iş birliği yaparak kalite ve hizmet standartları ile uyumlu malzeme ve hizmet sağlayabilmek için dış kaynak kullanımını tercih etmektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmanın amacı sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve dış kaynak kullanımının işletmelerin performanslarına olan etkilerinin belirlenmesidir. Bu amacın yanı sıra işletme ve katılımcıların demografik özelliklerine göre anket sorularımıza vermiş oldukları cevaplarda farklılıkların bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Bu çalışmada sürdürülebilir tedarik zinciri ve dış kaynak kullanımının işletme performansına pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir.
Kargo firmalarına yönelik müşteri şikâyetlerinin tekrar satın alma davranışı üzerine etkisi
Son yıllarda lojistik sektöründe yaşanan gelişmeler ve internetin hayatımıza yerleşmesi ticari sınırları kaldırmış ve dünya genelinde ticaret hacmi inanılmaz bir düzeyde artış göstermiştir. Tüm bu gelişmeler kargo sektöründe bulunan firmaların iş yükünü her geçen gün artırmıştır. Kargo firmalarının iş yükünün artmasıyla beraber tüketicilere sunulan hizmetin niteliği düşmüş ve tüketici şikâyetleri artış göstermiştir. Bu çalışmanın amacı kargo firmalarına yönelik müşteri şikâyetlerini ortaya koymak ve bu şikâyetlerin tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu kapsamda 2021 yılı içinde kargo hizmeti satın almış 410 tüketiciye nicel veri toplama tekniklerinden anket tekniği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik analiz programında çeşitli analizlere tabi tutulmuştur. Bu kapsamda elde edilen verilere Açımlayıcı Faktör Analizi, Yüzde – Frekans Analizi, Independent Sample T Test, One Way ANOVA Testi, Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi yapılmıştır. Ayrıca bir şikâyet sitesi içerik analizine tabi tutularak yapılan şikâyetlere yönelik bir kelime bulutu oluşturulmuştur. Yapılan analizler sonucunda tüketici şikâyetleri çalışanların tutumuna yönelik şikâyetler, hizmet kalitesine yönelik şikâyetler, lojistik hizmetlerine yönelik şikâyetler, ulaştırma ve iletişime yönelik şikâyetler ve önleme ve telafi hizmetlerine yönelik şikâyetler olmak üzere beş boyut altında toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda tüketicilerin genel olarak kargo firmalarının hizmetlerinin niteliksiz olmasından şikâyetçi oldukları fakat sınırlı sayıda kargo firması olmasından dolayı tekrar hizmet satın almak durumunda kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışmanın bir başka sonucu olarak; hizmet kalitesine yönelik şikâyetlerin ve ulaşılabilirlik ve iletişim hizmetlilerine yönelik şikâyetlerin tüketicilerin kargo hizmetlerini tekrar satın alma niyetleri üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de hava kargo taşımacılığının gelişimi ve OECD ülkeleri ile Türkiye karşılaştırması
Hava kargo taşımacılığı dünyada son yıllarda önemi artan bir sektör olmuş, dünya ticaretinin önemli ve ayrılmaz bir unsuru haline gelmiştir. Hava kargo taşımaları, dünya ticaretinin miktar yönünden nispeten küçük bir yüzdesini temsil etse de tutar yönünden yaklaşık %40'ını oluşturmaktadır. Hava kargo taşımacılığı; ticaret, tedarik zinciri, rekabet ve genişleyen pazarlama alanlarında beklentilerin karşılamasında işletmelere güvenlik ve hız avantajı sağlayarak, iş ve endüstrilerin büyümesi için hayati bir rol üstlenmektedir. Aynı zamanda ülkelerin kalkınmasında doğrudan, dolaylı ve katalitik etkilere sahiptir. Bu çalışmada Türkiye ve OECD grubu ülkelerinin hava kargo taşımacılığı sektörü karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda Türk hava kargo sektörünün OECD ülkelerinde göre 2000-2019 yılları arasında önemli bir gelişme kat ettiği, dünya ticaretindeki rolünün arttığı, yakın ve orta vadede önemli fırsatların olduğu görülmüştür. Türk hava kargo sektörünün önündeki en önemli fırsat coğrafi olarak merkezi bir konumunda olmasıdır. Dünya hava kargo taşımacılığının ve trafiğinin yaklaşık %60'tan fazlasının Avrupa-Asya-Güney Asya hattında gerçekleşmesi Türkiye için değerli bir potansiyel olarak görülmektedir. Türkiye'nin hem bölgesel hem de küresel olarak hava kargo sektöründe gelişme gösterebilmesi ve rakebet edebilmesi için coğrafi konuma yönelik yatırımlar yapması ve politikalar geliştirmesi önerilebilir. Bu kapsamda konvansiyonel lojistik operasyonları ile hava kargo sektörü arasındaki entegrasyonun sağlanması ve tüm modlarda lojistik üs olma yolunda çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Belirsizlik ve risk algısının firma performansına etkisi
Günümüzde rekabet sadece firmalar arasında değil aynı zamanda firmaların tedarik ağ yapıları içinde de yaşanmaktadır. Ayrıca tüm bu rekabet koşulları giderek daha fazla belirsizleşen çevre koşulları altında gerçekleşmektedir. Teknolojinin hızla gelişimi, artan rekabet ortamı, müşteri beklenti ve ihtiyaçlarının değişmesi, fiyat farklılıkları firmaların belirsiz ortamda karar almasına (vermesine) ve bunun neticesinde çeşitli riskler ile karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu noktada firmalar belirsizlik ve riskin yarattığı yıkıcı sonuçlar ile baş edebilmek ve bunların etkilerini azaltabilmek için çeşitli stratejileri (esneklik, tedarik zinciri görünürlüğü, tedarik zinciri risk uygulamaları) tedarik ağ yapıları ile birlikte geliştirmekte ve uygulamaktadır. Bu bağlamda çalışma; esneklik, çevresel belirsizlik ve tedarik zinciri görünürlüğü kavramları ile risk ve tedarik zinciri risk uygulamaları arasındaki ilişkiyi inceleyerek; bunların işletme performansı üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket uygulanmış (200 firma) ve araştırma hipotezleri "korelasyon" ve "regresyon" analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; çevresel belirsizlik ile risk, tedarik zinciri görünürlüğü ile tedarik zinciri risk uygulamaları arasında anlamlı ilişkiler bulmanın yanı sıra, tedarik riski ile işletme performansı arasında negatif, tedarik zinciri risk uygulamaları ile işletme performansı arasında pozitif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir.