Harran University
Anabilim Dalı

Harita Mühendisliği Anabilim Dalı

Harran University

417

Arşivlenen Tez

5

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deprem merkez üssü doğrultusunun yerelektrikölçümleri ile araştırılması

Yeryüzünde gözlemlenen jeoelektrik değişiklikler, sismik olayların öncesinde, sırasında ve sonrasında meydana gelen sıra dışı davranışlar olarak değerlendirilir. Sismik açıdan aktif bölgelerde kaydedilen jeoelektrik değişimler, genellikle depremlerle ilişkili olabilen fiziksel ve kimyasal süreçlerin bir sonucu olarak meydana gelir. Gerçekleşen bu sürecin deprem öncülü olarak belirlenebilmesi için fay zonu civarında gerçekleşen sismik aktiviteler ile jeoelektrik sinyallerin analizi sonucunda elde edilen anormal değişimler arasında ilişki kurulması gerekmektedir. Bu araştırmada, Türkiye'nin yüksek sismik risk taşıyan bölgelerinden biri olan Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) ve çevresinde gerçekleşen depremler ile bu süreçlere eşlik eden kısa süreli jeoelektrik potansiyel farkı değişimleri analiz edilmiştir. Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü arazisine kurulan sismik elektrik sinyallarin (SES) değişimlerini izleme istasyonu, deprem öncesi ve sonrası elektriksel değişimlerin incelenmesine olanak sağlamaktadır. Bölgedeki SES değişimlerinin izlendiği sistem, Kuzey-Güney (KG) ve Doğu-Batı (D-B) doğrultularında yer alan iki farklı hattı kapsamaktadır. Hatlar, L şeklinde 90 derecelik açı ile konumlandırılmış ve her bir hattın uzunluğu 89 metredir. Hatların uçlarında zemine gömülü elektrotlar bulunmaktadır ve yapılan SES ölçümleri bu hatlar üzerinden HIOKI marka veri kayıt cihazına miliVolt mertebesinde kaydedilmektedir. Bu çalışmada 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri ve sonrasındaki 30 gün süreyle meydana gelen artçı şoklarla ilişkili olabilecek jeoelektrik sinyaller ve 122Y365 nolu Yerelektrik Değişimlerin Analizi ile Doğu Anadolu Fay Zonu ve Civarındaki Sismik Aktivitelerinin İzlenmesi ve Deprem Erken Uyarı Sisteminin Kurulabilirliğinin Araştırılması isimli TÜBİTAK projesinin 2024 yılına ait verileri analiz edilmiştir. Jeoelektrik değişimlere dair anomali tespitleri, Z-skor pik belirleme algoritması kullanılarak yapılmış ve bu anomaliler doğrultusunda azimut hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, kısa vadeli deprem tahmininde potansiyel bir deprem merkez üssü doğrultusunun belirlenebileceğini göstermektedir.

Anomali tespitiDepremDoğu Anadolu fay zonu+2
Hatice Turap
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Dilimleme destekli hiper çıkarım ile hava fotoğraflarından bireysel ağaç segmentasyonunun iyileştirilmesi ve ağaç metriklerinin türetimi

Ağaçlar; karbon depolama, mikro iklimin düzenlenmesi ve ekolojik dengenin korunması açısından kentsel ile orman ekosistemlerinin temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle kentsel alanlarda, orman meşcerelerinde ve orman dışı ağaç topluluklarında ağaçların tekil düzeyde doğru biçimde çıkarılması; biyokütle tahmini, karbon stoklarının izlenmesi, orman envanterinin güncellenmesi ve sürdürülebilir kent ve arazi yönetimi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte hava fotoğraflarından ağaçların semantik segmentasyonu, tekil ağaçların örnek düzeyinde ayrıştırılması ve elde edilen bölütler üzerinden ağaç metriklerinin türetilmesi; tepe taçlarının birbiriyle örtüşmesi, gölge ve aydınlatma koşullarındaki değişimler ile arka plan karmaşıklığı nedeniyle otomatikleştirilmesi güç bir süreçtir. Bu tez çalışmasında, Dilimleme Destekli Hiper Çıkarım (Slicing Aided Hyper Inference-SAHI) yöntemini görsel temel modellerden Segment Anything Model (SAM) ailesinin son sürümü olan SAM 3 ile birleştiren bir yaklaşım önerilmiştir. Öncelikle ağaçların semantik segmentasyonu gerçekleştirilmiş, ardından bireysel ağaç ve kanopi segmentasyonu örnek düzeyinde yapılmış, son aşamada ise elde edilen bölütlerden ağaç metrikleri türetilmiştir. Bu aşamalar, SAM 3’ün tek başına ve SAHI ile birlikte kullanıldığı iki ayrı yapılandırmada yürütülmüş; böylece SAHI yönteminin segmentasyon başarımına katkısı doğrudan karşılaştırılarak OAM-TCD veri seti üzerinde değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar kesinlik, duyarlılık, F1 skoru ve kesişimin birleşime oranı (IoU) ölçütleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ağaç örtüsü semantik segmentasyon sonuçları incelendiğinde SAM 3 modeline SAHI dilimli çıkarım mekanizmasının entegre edilmesinin; IoU değerini %67,2’den %72,5’e, F1 skorunu %80,4’ten %84,1’e ve duyarlılık oranını %74,6’dan %86,5’e yükselttiği gözlemlenmiştir. Bireysel ağaç tacı tespitinde ise kanopi bölgeleri dışında duyarlılık %23,4’ten %63,2’ye, F1 skoru %36,0’dan %52,8’e, mAP50 değeri ise 20,84'ten 47,90'a yükselmiştir.

Ağaç metrikleriAğaç segmentasyonuHava fotoğrafı+2
Abdullah Birinci
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
50
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.270
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnternet tabanlı gnss veri değerlendirme yazılımları ile farklı konfigürasyonlara göre elde edilen sonuçların istatistiksel incelenmesi

Çevrimiçi GNSS (Küresel Konumlama Uydusu Sistemi) değerlendirme hizmetleri, kullanıcılarına hızlı bir şekilde yüksek hassasiyetli konum bilgisi sağlamak için tasarlanmıştır. Bu servisler, kısa sürede kullanıcıların hassas koordinatlarına erişimini sağlar. Bu tez, GNSS (Global Navigation Satellite System) verilerinin analizi üzerine odaklanarak web tabanlı değerlendirme servisleri ile Precise Point Positioning (PPP) teknolojisinin birleşimini incelemektedir. Çalışma, farklı uydu konfigürasyonları, farklı efemeris verileri, farklı veri kayıt süreleri, farklı hava koşulları, deprem öncesi ve sonrası dönemlerde gerçekleştirilen değerlendirmeleri içeren geniş bir veri kümesi üzerinde temellendirilmiştir. PPP teknolojisi, GNSS verilerini yüksek hassasiyetli bir şekilde konumlama amacıyla kullanılmıştır. Ardından SPSS yazılımı kullanılarak elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiş, farklı parametrelerin sonuçlar üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu çalışmada, web tabanlı değerlendirme servislerinin GNSS verilerinin işlenmesi ve hassas konumlama konusunda etkili bir yöntem olduğu; uydu konfigürasyonları, efemeris verileri, veri kayıt süreleri, hava koşulları ve tektonik hareketler gibi farklı parametrelerin sonuçlar üzerinde belirgin etkilere sahip olduğu ayrıca PPP teknolojisinin GNSS verilerinin yüksek hassasiyetle işlenmesi için güçlü bir araç olduğu tespit edilmiştir.

Selim Şaşa
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İHA görüntülerinden otomatik bina çıkarımında makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanımı

Bu tez çalışmasında, bina tespiti için İHA ile fotogrametrik yöntemlerle elde edilen yüksek çözünürlüklü veriler kullanılmış ve makine öğrenmesi yöntemleri ile sınıflandırma performansı incelenmiştir. RGB bantları temel veri kaynağı olarak kullanılmış; buna ek olarak Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) ve Sayısal Arazi Modeli (SAM) verileri dahil edilerek farklı veri kombinasyonlarının etkileri değerlendirilmiştir. Bina tespiti, Destek Vektör Makineleri (DVM), Karar Ağaçları (KA) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) ile gerçekleştirilmiş, YSA'nın performansı Yapay Arı Kolonisi (ABC), Parçacık Sürü Optimizasyonu (PSO) ve Diferansiyel Evrim (DE) gibi sezgisel algoritmalarla optimize edilmiştir. RGB bantları, tek başına sınırlı doğruluk sağlarken SYM ve SAM verilerinin entegrasyonu ile oranlar belirgin şekilde yükselmiş, RGB + SYM + SAM kombinasyonu en yüksek doğruluğu sunmuştur. Sezgisel algoritmalarla eğitilen YSA modelleri, geleneksel yöntemlere kıyasla daha yüksek doğruluk, duyarlılık ve seçicilik değerlerine ulaşmış; ABC algoritması tüm bant kombinasyonlarında en iyi sonuçları sağlamıştır.

Ayşe Kübra Altuntaş
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan algılama yöntemleri ile orman yangınlarının izlenmesi ve istatistiksel analizi: 2021 Manavgat ve Marmaris örnekleri

Bu tez çalışmasında, 2021 yılında Türkiye'nin Akdeniz ve Ege Bölgelerinde meydana gelen büyük orman yangınlarından Antalya ili Manavgat yangını ile Muğla ili Marmaris yangını incelenmiştir. Çalışmada GEE platformu kullanılarak, yangın alanlarının tespit edilmesi amacıyla farklı spektral indeksler hesaplanmış ve bu indekslerin sonuçlarına göre değişim (D-fark) indeksleri üretilmiştir. Ayrıca, elde edilen sonuçlar resmi verilerle karşılaştırılarak doğruluk analizi gerçekleştirilmiştir. Spektral indekslerden elde edilen değerlerin farklı birimlerde olması nedeniyle Min-Max normalizasyonu uygulanarak tüm değerler aynı ölçeğe getirilmiş ve karşılaştırılabilir hale getirilmiştir. Manavgat ve Marmaris yangınlarını kapsayan bölgelerde, farklı spektral indekslerin yangın şiddetini belirleme performansları istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir. Kruskal-Wallis H Testi, ANOVA testi ve ikili karşılaştırmalar gibi yöntemlerle, bu indeksler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olup olmadığı analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, farklı spektral indekslerin yangın şiddetini değerlendirme yeteneklerinde anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, her bir indeksin yangın sonrası tespitlerdeki etkinliğini karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi mümkün kılmıştır

Uzaktan algılama
Zeynep Derya Çetin
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal medya mesajlarında veri madenciliği ile bilgi keşfi ve görsel analitik ortamda sunulması: COVID-19 tweet veri seti örneği

Günümüzde, sosyal medya iletişim ve kişisel ilgi alanlarını oluşturmak için en etkili araçtır. Akıllı cihazların ve sosyal platformların yaygın kullanımıyla, sosyal medyanın önemi artmış ve birçok kişi tarafından tercih edilir hale gelmiştir. Sosyal medya, insanlar arasındaki etkileşimi destekleyerek, yapılandırılmamış, ayrıntılı ve büyük ölçekli dijital verilerin kaynağı haline gelmiştir. COVID-19 pandemisi, çağımızın en önemli küresel krizi olarak kabul edilmektedir. Bu pandemi, başlangıçta bir sağlık krizi olarak başlamış olsa da hızla tüm dünyaya yayılan benzersiz bir sosyo-ekonomik ve çevresel krize dönüşmüştür. Pandemi yönetiminin büyük bir kısmını mekânsal gelişimin takibi oluşturmaktadır. Salgınların kontrol altına alınması, temas takibi ve yayılımın önlenmesi için etkili bir toplum müdahalesinin sağlanabilmesi adına mekânsal bilgilere olan ihtiyaç oldukça büyüktür. Kriz yönetimi için kaliteli veri ve istatistiksel sonuçlar büyük önem taşımaktadır. Mekânsal görsel analitik, kullanıcıların mekânsal verileri kullanarak örüntüleri tespit etmeleri ve gelecekteki sonuçları tahmin etmeleri için kartografya, veri yönetimini, veri madenciliğini, arayüz tasarımı ve bilişsel bilim vb. farklı disiplinlerden yararlanmaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, bilgi biliminin ve kartografyanın etkileşimli yapısını yansıtan Web tabanlı mekânsal görsel analitik uygulama örneği geliştirilmesidir. Bu doğrultuda,eski adıyla Twitter yeni adıyla X sosyal medya platformunda COVID-19 pandemi döneminde aşılar hakkında oluşturulan tweet veri seti kullanılmıştır. Tweet verilerinin mekânsal gelişiminin izlenmesi amacıyla konum bilgisi çıkarımı gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, tweet veri setinde yer alan saklı örüntülerin keşfi gerçekleştirilmiştir. Veri setinde keşfi yapılan yeni bilgiler kullanılarak, K-ortalamalar ve Ward yöntemiyle kümeleme analizi gerçekleştirilmiştir. Mesajların oluşturulduğu ülkelerin benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konmuştur. Tweet veri setinde yer alan mesajların, veri setinden keşfedilen yeni bilgilerin, kümeleme analizi sonucu elde edilen bilgiler ile üretilen tematik haritaların birbirleriyle etkileşim içinde olduğu, araştırmacının belirlediği sorgulamalar kapsamında filtrele araçlarının yer aldığı, veri setindeki mesajların mekânsal - zamansal gelişiminin aynı ekran üzerinden takip edildiği ve araştırmaya ait sonuçların farklı grafiksel araçlarla kullanıcıya aktarıldığı Web tabanlı interaktif bir uygulama geliştirilmiştir

Büyük veriGörsel analizGörsel etkileşim+5
Burak Çağlar
Necmettin Erbakan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

True (gerçek) ortofoto üretimi ve doğruluk analizi

Uzaktan algılama sistemlerinin gelişmesiyle birlikte insan hayatını kolaylaştıran teknolojik gelişmelerle ortofoto haritaların hızlı ve kolay üretimi sağlanmaktadır. Ortofoto harita üretim maliyetinin yersel yöntemlere göre daha düşük olması, tüm topoğrafik yapının kolayca tespit edilebilmesi, yerleşim yerlerinin kolayca izlenmesi ve haritaların kolaylıkla güncellenmesi gibi sağladığı avantajlar nedeniyle topoğrafik haritalarda yerini almıştır. Gerçek (True) Ortofoto üretimi ile kentlerin yerleşim ve gelişme alanlarını kapsayacak şekilde, kıyı bölgelerinde, sosyal, kültürel, sanayi ve turizm alanlarında daha hızlı ve yüksek doğrulukta harita üretimi gerçekleştirilebilecektir. Özellikle kamuda mükerrer çalışmalar önlenecek; zaman ve maliyet açısından büyük oranda tasarruf sağlanacaktır. Afet öncesi ve afet sonrası yapılacak çalışmalarda durum takibi açısından, karar vericilerin hızlı, doğru ve yerinde kararlar alabilmeleri sağlanacaktır. Güncel doğruluğu yüksek yol ve bina envanteri oluşturulacaktır. Tez çalışmasında; Haymana bölgesinde 15 km x 15 km büyüklüğündeki bir alanda, Ultracam Eagle M3 sayısal hava kamerası ile ileri bindirme oranı %90, yan bindirme oranı %60 olacak şekilde, 30 cm yer örnekleme aralığında (YÖA) çekilmiş hava fotoğrafları kullanılmıştır. Arazide ölçümü yapılan 50 adet yer kontrol noktasından 5 tanesi, fotogrametrik nirenginin dengelenmesinde kullanılmış; kalan 45 adet yer kontrol noktası ise elde edilen dengeleme sonucu ile üretilen ortofoto, sayısal arazi modeli ve sayısal yüzey modeli doğruluklarının analiz edilmesinde kontrol noktası olarak kullanılmıştır. Sayısal hava fotoğraflarından stereo model oluşturularak binalar çizilmiş ve bina üzerinden yükseltisi değişmeyecek bölgeden yükseklik okumaları yapılarak vektör veriler toplanmıştır. Toplanan vektör veriler ve araziye tesis edilen yer kontrol noktaları verileri ile doğruluk analizleri yapılmıştır. Bu kapsamda Klasik ortofoto ve Gerçek (True) Ortofotonun doğruluk analizi ile birlikte SAM ve SYM verilerinden üretilen ortogörüntülerin birbirlerine göre doğruluk analizi yapılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır.

Havai nirengiOrtofotoSayısal arazi modelleri+3
Gökhan Şencan
Necmettin Erbakan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsansız hava aracı (İHA) fotogrametrisi kullanarak Köyceğiz kampüsünün zamansal analizi

Yakın tarihte fotogrametrik yöntemlerin kullanımı ile yaşanan gelişmeler ışığında inşaat, madencilik ölçmeleri, ziraat ölçmeleri, arazi yapılarında yaşanan değişiklikler, doğal afetlerle alakalı öngörülebilirlik ölçümleri, yapısal deformasyonların izlenebilmesi ve tespiti gibi daha pek çok alanda atılımlar gerçekleşmiştir. Ağırlıklı olarak dijital kamera sistemlerinin gelişmesini takiben hava fotogrametrisi için kullanılan cihazların gelişimi de hız kazanmıştır. Yüksek çözünürlük ve çok bantlı kamera sistemlerinin hava fotogrametisi cihazlarına entegre edilmesi ile birlikte bahsi geçen sektörler ciddi bir ivme kazanmıştır. Gelişen kamera sistemlerinin iç yöneltme parametreleri ile matematiksel modellemeler ölçme ve değerlendirme aşamasında doğruluk değerlerini arttırmaktadır. Sayısal ve termal kameralar kullanılarak deformasyon çalışmaları yapılmaktadır. Yapılan çalışmalarda yersel fotogrametri tekniği ya da hava fotogrametrisi tekniği kullanılmaktadır. Hava fotogrametrisi tekniği otonom veya yarı otonom sistemler olarak kullanılmaktadır. Kullanılan sistem üzerine entegre vaziyette sayısal ve termal kameralar ile Lidar aleti bulunabilmektedir. Teknolojik gelişmeleri takiben İHA fotogremetrisi ve uygulama alanları da hızla gelişim kaydetmektedir. Bu tez çalışmasının amacı gelişen hava fotogrametrisi yöntemleri ve bu yöntemler uygulanırken kullanılan ölçme aletlerinin gelişimlerini takiben yapı deformasyonu ölçmelerinde ortaya çıkabilecek olumlu olumsuz sonuçları gözlemlemektir. Amaç doğrultusunda seçilen alanda yer alan binaların keskin köşe noktalarının 3 boyutta koordinatları değerlendirme programı üzerinde okunarak tespit edilmiştir. Tespit edilen yıllara sari bu koordinat değerleri birbirleri ile karşılaştırılarak ortaya bir değerlendirme verisi çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: 3 Boyut , Fotogrametri, İHA, Lidar, Yöneltme

Sayısal fotogrametri
Kubilay Önlüel
Necmettin Erbakan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çok amaçlı kadastro ve Türkiye'deki uygulamaları

Bu çalışmada, Türkiye'deki çok amaçlı kadastro çalışmaları ve gelişmiş alt yapı arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Gelişmiş alt yapı ve teknolojik imkanlar, çok amaçlı kadastro çalışmalarının başarısını desteklemektedir. Türkiye'nin bu alanda sağladığı avantajlar arasında doğru ve güncel toprak mülkiyeti kayıtları, veri entegrasyonu ve analizi, sürdürülebilir kalkınmaya katkı, etkin planlama ve kaynak yönetimi, işbirliği ve koordinasyon yer almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin çok amaçlı kadastro ve alt yapı uygulamalarının önemini vurgulamakta ve ilgili paydaşlara yol gösterici bir perspektif sunmaktadır. Türkiye'nin gelişmiş alt yapısı ve teknolojik imkanları, çok amaçlı kadastro çalışmalarının etkinliğini artırma potansiyele sahip olduğu görülmüştür. Ancak bu avantajların tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için sürekli iyileştirme, kapasite geliştirme ve eğitim faaliyetlerine de odaklanması gerekmektedir. Ayrıca Türkiye'nin bu alandaki yatırımları, çok amaçlı kadastro çalışmalarının etkinliğini ve verimliliğini artırabilir. Çalışmanın sonuçları, çok amaçlı kadastro çalışmalarının daha etkin bir şekilde yürütülmesine ve toprak yönetimi süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Türkiye'nin sahip olduğu imkânlar benzer alt yapı ve teknolojik imkânlara sahip diğer ülkeler için de bir referans noktası olabilir.

Tapu kadastro
Alper Arslan
Avrasya University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Arazi yönetiminin tapu ve kadastro işlemlerine yönelik harici veri modeli tasarımı ve uygulaması

Arazi idaresi bünyesinde standart bir yapının oluşturulmasına yönelik çeşitli bilimsel faaliyetler yapılmasına rağmen bu çalışmalar Dünyadaki Arazi İdare Sistemlerinin (AİS) benzer olmayan özellikleri sebebiyle birçok açıdan (yaygınlık, kapsam, içerik vb.) sınırlı kalmıştır. Arazi idaresi sistemlerinin temel benzer özellikleri bakımından ortak bir standart yapı oluşturma amacıyla konumsal veri modelleme çalışmaları gerçek anlamda ilk kez 2002 yılında Van Oosterom ve Lemmen tarafından dile getirilmiştir. Başlarda Temel Kadastro Modeli olarak ifade edilen bu çalışmalar, sonraki dönemlerde Arazi İdaresi Temel Modeli (AİTM) adı altında Uluslararası Haritacılar Birliği (FIG) ile ortaklaşa yapılmaktadır. AİTM'nin esas hedeflerinden birisi benzer içerikli çalışmaların tekrarlanmasınının önüne geçerek, önerilen modeli refarans alarak AİS'lerin etkin ve sürdürülebilir bir yapıda gelişebilmelerine katkı vermektir. Bir başka temel amacı ise benzer veya farklı ülkelerde AİS oluşturulması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması üzerinde çalışanların, modelin önerdiği ortak yapıyı kullanmalarını sağlamaktır. AİTM'ye öncülük eden bu bilimsel çalışmalar ile birlikte AİTM, 2012 yılında uluslararası bir standart olarak kabul edilmiş ve ISO 19152 adını almıştır. AİTM, kadastral nesnenin tanımlanmasına ek olarak, kişiler ile kişilerin taşınmazları arasındaki ilişkiyi mülkiyet hakları (Sahiplik, sınırlılıklar ve sorumluluklar) vasıtasıyla düzenleyen soyut ve kavramsal düzeyde bir model önerir. AİTM model çerçevesinin mümkün olduğunca basit olması hedeflenmektedir. Buna karşın, yapılan tasarımın ilişkili olabilecek diğer veri altyapıları ile uyumlu olması gereği işaret edilmektedir. Modelde bazı verilerin (Kişi bilgileri, Adres bilgileri, Arazi kullanımı, Arazi örtüsü, Vergilendirme, Değerleme vb.) harici (dışsal) veri kaynaklarından sağlanması gereğini işaret eden sınıflarda (bluePrint) yer almaktadır. Dünya genelinde kabul gören AİTM, son yıllarda ülkemizde de benimsenmeye başlanmıştır. Bu bağlamda AİTM'nin temel sınıflar ve harici sınıfları açısından ülkemizdeki arazi idaresi yapısına uygulanmasını inceleyen çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmıştır. AİTM'deki bu gelişim süreci dikkate alınarak yapılan bu çalışmada TKGM'nin sorumluluğundaki tapu ve kadastro sisteminde kayıtlı olan taşınmazlar üzerindeki her türlü işlemin gerçekleşmesi için gerekli olan dış kaynaklı kurumlardan (Ör. Valilik, noter, belediye gibi) harici belge ve bilgilerin (Ör. Vekaletname, miras belgesi, emlak beyan değeri gibi) bir sistem içindeki veri setleri aracılığıyla modellenmesi ve modelin bir uygulama ile test edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikli olarak tapu ve kadastro işlemlerinde rol alan tüm dış kaynaklı kurumlar ve sağladıkları bilgi ve belgeler analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kurum ve belge içeriklerine göre AİTM ile ilişkili harici veri modelleri tasarlanmıştır. Daha sonra tasarlanan modellerin gerçekte uygulanabilir olup olmadığını test etmek amacıyla bir uygulama yapılmıştır. Uygulama için belediye kurumu seçilmiş ve sağladığı belgelerin (Encümen kararı, cins değişikliği yazısı, yapı kullanım izin belgesi, emlak beyan değeri belgesi) içeriği dikkate alınarak Visual Studio 2013 ortamında iki farklı arayüz tasarlanmıştır. Birinci arayüzde (Belge kayıt ekranı arayüzü) ilgili belgelere ilişkin veri girişi yapılması ve bu bilgilerin MS SQL Server tabanlı bir veri tabanına aktarılması sağlanmıştır. İkinci arayüzde (Web servis arayüzü) ise TKGM'nin Belediye veri tabanındaki bu belgelere ilişkin bilgilere web servis kullanarak erişebilmesi sağlanmıştır. Bu uygulamar ile tasarlanan harici veri modelinin uygulanabilir olduğu görülmüştür. Bununla birlikte AİTM ile ilişkili olarak geliştirilen harici veri modelinin aşağıda belirtilen alanlarda katkı sunduğu anlaşılmıştır: (1) TKGM'deki harici verilerin yönetimi standart bir yapıya kavuşmuştur. (2) El yordamı ile belge üzerinden kontrol işlemi yerine web servis aracılığı ile online kotrol işlemi yapıldığı için işlemlerin tamamlanma süreleri kısalmıştır. (3) Resmi belgede sahteciliğin önüne geçilerek mülkiyet hakkı korunmuştur. (4) Manuel olarak belge kontrolü yerine dijital olarak belge kontrolü yapıldığı için kağıt israfı ortadan kalkmıştır. Tapu ve kadastro işlemlerine yönelik geliştirilen harici veri modelinden tam verim alınabilmesi için Belediye gibi diğer tüm kurumların da sisteme dahil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca diğer kurumlardan TKGM'ye bilgi aktarımın yasal çerçeve içerisinde olabilmesi için yasal altlığın ve teknolojik altyapının oluşturulması gerekmektedir.

Zeynel Abidin Polat
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kent içi kavşak tasarımı

Kentlerin büyümesi, ihtiyaçların artması, farklı çekim merkezlerinin oluşması ile insanlar gün içerisinde seyahat etme durumundadır. Artan nüfüs yoğunluğu ile birlikte beraberinde sosyo-ekonomik iyileşme, günümüzde trafikteki araç sayısını arttımıştır. Bu durum gelişen toplumlar ve günümüz için kaçınılmazdır. Önemli olan bu durumun oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirmektir. Kent içi ulaşım sorunlarını çözebilmek için kesişim noktalarındaki sorunları tespit etmek gerekmektedir. Bu sebeple ulaşım problemlerinin çözümü için kavşak tasarımı detaylı ve kapsamlı çalışma gerektirmektedir. Kavşak tasarımı öncesinde, kavşağın buluınduğu bölge genelinde kapsamlı bir araştırma yapmak gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken çalışmada sadece kavşağa bağlanan yoların değil, kavşağın bulunduğu bölgenin genel incelemesinin yapılması gerektiğidir. Kent dokusunun incelenmesi, kavşağın hangi geçiş yolları üzerinde bulunduğu, çekim merkezleri ile kavşağın ilişkisinin incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca kavşağı kullanan araçların sayısının ve tipinin, yayaların kullanımına ilişkin işaretlerin ve sinyal sürelerinin de incelenmesi gerekmektedir. Kavşakta meydana gelen kazaların incelenmesi ve analiz edilmesi gerekmektedir. Kavşakta meydana gelen kazalar, kavşaktaki sorunu anlamaya yardımcı olmaktadır. Bu sebepe kaza analizlerinin detaylı olarak incelenmesi önem arz etmektedir. Bunlara ek olarak kavşak tasarımının toplu taşıma araçlarının kullanımına uygun olarak tasarlanması gerektiği de unutulmamalıdır. Tüm bu çalışmalar öncesinde kavşağın mevcut durumunu görmek ve sorunu eksiksiz tespit edebilmek için, ayrıca önerilen çözümlerin sahada faydalı olup olmadığını uygulama öncesinde görebilmek için simülasyon çalışması yapılması gerekmektedir. Böylelikle sorunlar daha doğru ve net bir şekilde tespit edilmiş olacak, sonrasında ise önerilen çözümlerdeki eksiklik ve yanlışlar uygulamaya geçirilmeden önce tespit edilebilecektir.

Josephson kavşaklarıKöprülü kavşaklarNöromusküler kavşak+1
Gülşen Sesli
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mobil zemin bilgi sistemi geliştirilmesi

Yer altı ve yer üstü saha çalışmalarında yaygın olarak kullanılan sondaj verilerinin Coğrafi Bilgi Sistemi araçlarıyla yönetimi doğrultusunda bugüne kadar çeşitli masaüstü ve web tabanlı programlar geliştirilmiştir. Bu programlar yardımıyla; veri girişinden, çeşitli sorgulama ve analizlerle elde edilen sonuçların çeşitli şekillerde sunumuna kadar, bir dizi işlem gerçekleştirilebilmektedir. Son zamanlarda, mobil cihaz teknolojisinin gelişmesi ve kullanımının giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, sondaj bilgi sistemi niteliğinde çeşitli mobil uygulamalar da geliştirilmiştir Masaüstü, web ve mobil ortamda geliştirilen program ve uygulamalar farklı özelliklere sahiptir. Ayrıca, tüm dünyada veya ülkemizde geçerli ortak veri standardı olduğu da söylenemez. Bu çalışmada, sondaj noktalarının ve bilgilerinin görülebileceği, mekânsal sorgulamaların yapılabileceği, iOS platformunda harita tabanlı bir mobil uygulama geliştirilmiştir. xCode geliştirme ortamının en güncel versiyonu kullanılarak, Swift programlama dili ile geliştirilmiş olan bu uygulama kullanıcı dostu bir arayüze sahiptir. Yerel (cihaz içinde) bir veri tabanı yerine bulut veri tabanı kullanılarak, verilerin mobil cihaz haricinde merkezi olarak tutulması, yönetilmesi ve güncelliğinin korunması sağlanmıştır. Kullanılan veri tabanı sistemi; ilişkisel değil, NoSQL (Not Only SQL) bir veri tabanı ile çalışmaktadır. Sonuç olarak, hem sözel hem de harita üzerinde işaretlenen ya da koordinatları girilen bir noktaya dayalı mekânsal aramalar yapılabilmiş olup, sistemde kayıtlı tüm sondaj bilgileri küçük ekranlı akıllı cihazlarda bile etkili bir şekilde gösterilebilmiştir. Uygulamaya eklenen analitik aracı ve bildirim servisi sayesinde, kullanıcı deneyimi de takip edilebilmiştir.

Furkan Özoğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürekli gözlem yapan referans istasyonları tekniği ile insansız hava araçlarının konumlandırılması

İnsansız Hava Araçları son yıllarda endüstrinin ve kamu sektörünün vazgeçilmez araçlarından biri olmuştur. İlk olarak askeri alanda yerini alan İnsansız Hava Araçları günümüzde arkeolojide, tarımda, ormanlık alanların belirlenmesinde, afet yönetiminde ve harita yapımında kullanılmaktadır. CORS Teknğinin hayatımıza girmesi ile birlikte tek sabitten hassas ölçümler yapılabilmekte, gerçek zamanlı kinematik ölçülere göre daha hassas koordinatlar elde edilebilmekte ve ölçümlerde daha geniş kapsama alanına sahip olunabilmektedir. İHA'lar ile yapılan ölçümlere incelediğimizde uçakla yapılan fotogrametrik harita yapımına kıyasla İHA'lar, daha hızlı, daha hassas, düşük maliyetli ve tekrarlı ölçüm imkanına sahiptirler. Bu avantajlarının yanında havada kalış süresinin kısa olması, rüzgardan çok daha fazla etkilenmeleri, uçuş esnasında yer istasyonunda bulunan GPS anteni ile radyo bağlantının kopması gibi dezavantajları da vardır. CORS Tekniği ile İHA kullanımının sağladığı faydaları bir araya getirdiğimizde sonuç ürünleri elde etmek daha hızlı ve daha az maliyetli olacak, ayrıca uçakla yapılan ölçümlere göre de daha hassas ürünler elde edilebilecektir. Tüm uçan hava araçlarında konumunu ve yönünü belirlemek için bir GPS alıcısı bulunmaktadır. UASTÜRK isimli İnsansız Hava Aracımıza kendi GPS alıcısına ek olarak CORS Tekniğini büroda değerlendirme yöntemi (PPK : Post Process Kinematic) ile yapabilmek için çift frekanslı RTK GPS alıcısı monte edildi. Bu sayede uçağın üzerinde bulunan GPS aletinin ve RTK GPS aletinin kaydettiği verileri karşılaştırma imkanı bulduk. Deneyimizde İHA ile Yer Kontrol istasyonu arasındaki radyo bağlantısının kopması durumunda tüm uçuşun tekrar yapılması gerektiğinden, radyo bağlantı kopmasını elimine etmek için büroda değerlendirme yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemle uçuş esnasında İHA'ya monte edilen RTK GPS ve İHA üzerindeki GPS alıcısına kaydedilen GPS verilerine aynı zaman dilimi içerisindeki CORS istasyonundan geçmişe dönük veriler kullanılarak düzeltmeler getirildi. İlk olarak RTK GPS alıcısına getirilen düzeltmelerle tüm fotoğrafların merkez koordinatları hesaplanarak ortamozaik ürün elde edildi. Aynı işlem İHA üzerindeki GPS alıcısı kullanılarak da yapıldı ve diğer bir ortomozaik ürün elde edildi. Ardından deney alanında kullanılan 17 adet yer kontrol noktası ile oluşturulan ortomozaiklerin koordinat doğruluk analizi incelendi. Bu analiz sonucunda RTK GPS ile yatayda ve düşeyde santimetre mertebesinde (10.7 - 26.9 cm) ortomozaik ürün elde edilirken İHA üzerindeki GPS alıcısı ile yatayda ve düşeyde desimetre mertebesinde (3.687 – 3.194 m.) ortomozaik ürün elde edildi. Uçakta bulunan GPS-IMU sistemiyle hesaplanan koordinatlarının yaklaşık 2-5 m. doğrulukta olduğunu düşünürsek bu yöntem sayesinde İHA'nın koordinatlarının düşeyde ve yatayda, desimetre mertebesinden santimetre mertebesine düşeceği öngörülmektedir.

Emrah Gürçay
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yer radarı ölçmelerinde topografik etkilerin düzeltilmesi: Küresel konum belirleme sistemi ve eğimölçer entegrasyonu

Bu çalışmanın amacı bir uzaktan algılama teknolojisi olan GPR yöntemini etkileyen parametrelerden topoğrafik değişkenliğin ölçme sonuçlarına etkisini belirlemek ve söz konusu GPR ölçmelerinde arazi eğiminin sebep olduğu sistematik olmayan hatanın ortadan kaldırılması problemine Harita Mühendisliği disiplini içerisinde ölçme tekniğinin güncel metot ve teknolojilerini kullanarak çözüm bulabilmektir. Güncel Jeoradar tekniğinde arazi eğiminden kaynaklanan jiroskopik etkilerin neden olduğu gömülü objenin konumlandırma ve modelleme üzerindeki bozucu etkilerini GPS ve Dijital İnklinometre kullanılarak geliştirilen "Jiroskopik Düzeltme Metodu" yardımıyla gidermek mümkündür. Önerilen yöntem gömülü objenin yeraltındaki gerçek konumunu (UTM) koordinat sisteminde belirleyerek güncel uygulamalardan daha doğru konum verisine sahip yer altı haritalarının oluşturulmasına imkan tanımaktadır. GPS teknolojisi ile elde edilen topoğrafik verilerle dijital inklinometre verilerinin GPR ölçmeleriyle eşzamanlı olarak toplanması ve birlikte yorumlanması sayesinde arazi eğiminden kaynaklanan jiroskopik etkiler önemli ölçüde giderilebilmiştir. GPR/GPS/İnklinometre kombinasyonundan oluşan metodun performansının test edilebilmesi için İstanbul İli, Maltepe İlçesi sınırlarında bulunan Orhangazi Parkında yer alan gömülü su depoları referans obje olarak kullanılmıştır.boyutları önceden bilinen gömülü obje referans alınarak klasik GPR ölçmeleri ile elde edilen 3D model, GPR-GPS kombinasyonundan elde edilen 3D model ve Jiroskopik Düzeltme modelleri referans objenin gerçek boyutlarıyla karşılaştırılmıştır. Klasik GPR yöntemi sonuçlarıyla karşılaştırıldığında düz arazi koşullarında her 3 yöntemle de birbirine yakın standart sapma değerleri elde edilirken eğimli arazide Jiroskopik Düzeltme Modelinin daha duyarlı nokta konum hatası ürettiği belirlenmiş, yatay nokta konum hatasının eğimli arazi koşullarında yaklaşık %54 civarında küçüldüğü/iyileştiği gözlemlenmiştir.

GPRGPSHata düzeltme modeli
Celalettin Uçar
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altyapı bilgi sistemleri tasarımı ve uygulaması : Kocaeli örneği

Kentleşmenin artması ile birlikte şehrin altyapısının klasik yöntemlerle yönetilmesinin oldukça güç bir hal aldığı görülmüştür. Altyapı tesislerinin eski zamandan günümüze kadar birçok kurum ve kuruluş tarafından çeşitli yollarla, değişik standartlar ile yapılmış olduğunu ve bu hatların uzunluğu göz önüne alındığında önümüze büyük hacimli ve bir o kadar da karışık bir yapı çıkmaktadır. Bu yapının zaman içerisinde klasik yöntemler ile yönetilemediği, günümüz teknolojisine uygun hareket ederek daha hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Modern kentleşmenin ve nüfusun artması ile birlikte ortaya çıkan bu sorunlar göz önüne alınarak, altyapı bilgi sistemlerinin oluşturulması önemli hale gelmiştir. Özellikle büyük kentlerde altyapının en uygun şekilde işletilmesi ve sürekli kontrol altında tutulması gerekmektedir. Altyapı hatları, arıtma tesisleri, terfi merkezleri vb tesislerin bakım, onarım, enerji ve işletme maliyetleri sürekli artış gösterdiği için idarelerin günümüz teknolojisine uygun yeni projeler geliştiren dinamik kurumlar olması gerekmektedir. Bu nedenle gerçekleştirilen bu çalışma ile birlikte, Kocaeli ili Derince ilçesi sınırları içerisinde bulunan altyapı hatlarının ve tesislerinin verilerinin sisteme girilmesi, sayısal bilgisi olmayanların arazide tespit edilerek coğrafi bilgi sistemi tabanlı oluşturulan altyapı bilgi sistemine dâhil edilmesi ve hatların tamamının akıllı hale getirilerek yönetilebilir seviyeye çıkarılması amaçlanmıştır. Sorgulanabilir ve analiz yapılabilir bir hale getirilmiş olan altyapı bilgileri ile altyapının yönetilebilir seviyeye ulaştırılması, son yıllarda ülkemizde gündeme gelmeye başlayan su problemleri ile etkili bir şekilde mücadele edebilmek ve elimizdeki mevcut suyu mümkün olan en iyi seviyede abonelere ulaştırabilmek önem arz etmektedir. Bu bağlamda, sistemde yer alan içmesuyu hatları ile ilişkili depo ve vana bilgileri, bunlara ait debimetre bilgileri, vanaların yönettikleri hatların cinsi, imalat yılı, çapı vb. veriler ile içmesuyu hatlarında meydana gelen kayıp-kaçak oranın düşürülmesine yönelik önemli bir katkı sunulması amaçlanmıştır. Yüklü maliyetler ile tesis edilen altyapılara ait bilgiler yerin altına gömülü kalmayıp, model proje ile dijital platformda veri toplama ve depolama ile bilginin saklanması ve güncellenmesi hedeflenmiştir. Böylece, altyapı hatlarına konumsal olarak ulaşmak daha hızlı ve güvenilir hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Altyapı Bilgi Sistemi, Coğrafi Bilgi Sistemi, Altyapı Hatları, Sorgulama, Analiz

Özkan Filiz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kahramanmaraş üçlü ekleminde yer kabuğu hareketlerinin GPS ölçüleri ile belirlenmesi

Bu çalışmada Doğu Anadolu Fayı'nın güney kesiminde GPS ölçme yöntemi kullanılarak meydana gelen yatay yer kabuğu deformasyonları ve gerinim birikimine ilişkin bilginin sağlanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, uygulama için ''Türkiye'nin Deprem Riski Yüksek Jeo-Stratejik ancak Tektonik Rejimleri Farklı Bölgelerinde Deprem Davranışının Çok Disiplinli Yaklaşımlarla Araştırılması''(105G019 nolu) başlıklı TUBITAK 1007 projesi kapsamında bölgede kurulan 15 GPS istasyonuna ilişkin 2006-2009 yıları arasında 4 periyot GPS verisi TUBITAK-MAM Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü'nden temin edilmiştir. Ayrıca bölgede bulunan TUSAGA-Aktif ağına ilişkin 14 GPS istasyonunun 2009-2014 yılları arasındaki 5 periyot GPS verisi kullanılmıştır. Gerçekleştirilen GPS ölçüleri Bernese 5.0 GPS yazılımı ile değerlendirilmiş ve noktaların zamana bağlı yatay konum değişimleri belirlenmiştir. Konum değişimlerinin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı deformasyon analizi ile ortaya konmuştur. Bölgede belirlenen hız değerleri, Doğu Anadolu Fay Zonu'nun (DAFZ) doğusunda (Arap levhasında) yer alan noktaların Arap levhasına göre yaklaşık 7-10 ± 0.5-1.4 mm/yıl'lık yatay bir hareketle batıdan doğuya doğru, DAFZ'ın batısında Anadolu levhasında yer alan noktaların ise saat yönünün tersine 11-13 ± 0.4-1.2mm/yıl'lık hızla yatayda hareket ettiğini göstermiştir. Bölgede gerinim birikiminin belirlenmesi amacıyla yatay düzlemde gerinim parametreleri hesaplanmıştır. Asal gerinim parametreleri εmax = 0.142 μstrain, εmin = -0.145 μstrain, φ = 73.728 derece ; kayma gerinim parametreleri, γ1 = 0.076 μstrain, γ2 = 0.033 μstrain ; diferansiyel dönme parametresi, ω = -0.011 μrad olarak elde edilmiştir. Bu sonuçlar bölgede anlamlı gerinim birikiminin olduğunu ortaya koymaktadır.

Gizem Gül Tanrıverdi
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mezarlıkların imar planlarındaki yeri, yeni mezar alanlarına yönelik ihtiyaç analizi ve mezarlık bilgi sistemi: İstanbul örneği

Mezarlıklar, İstanbul'un kentsel dokusu içerisinde orman alanlarından sonra en çok yeşil alanlarının yer aldığı donatı alanlarıdır. Her ne kadar, mezarlıklar günlük yaşam içerisinde fazla dikkat çekmeyen alanlar gibi görünseler de, özel planlama ve tasarım gerektirler. Mezarlık alanı planlaması yaparken, fonksiyonel özelliklere ve aynı zamanda, sembolik, sosyal, kültürel, çevresel ve rekreasyonel boyutlara yer vererek tasarım yapmak gereklidir. İstanbul'da son yıllarda yaşanan hızlı kentleşme sonucu meydana gelen toplumsal, demografik ve ekonomik değişimlerin etkisiyle mezarlıklar kentsel bir sorun alanı olmaya başlamıştır. Fakat bu sorun henüz bir planlama ve tasarım problemi olarak görülmemektedir. Kentsel tasarım ve planlarda hep arka planda yer alan mezarlıkların bakım, işletim, koruma ve teknik destek konularında da eksikliği görülmektedir. Ne yazık ki; İstanbul'da yer alan mezarlıkların planlamasına ve ihtiyaç analizine ilişkin sorunlarının olası çözümlerine ışık tutabilecek nitelikte kapsamlı akademik çalışmaların yapılmadığı da aşikardır. Son dönemlerde yaşanan gelişmeler kamu hizmetlerinin de sınırlarını kaldırmış, daha teknolojik bir yapıya bürünmesini sağlamıştır. Bu değişim insanların kamu hizmetlerine yönelik beklentilerini de geliştirmiştir. Dolayısıyla, belediyelerin hem kendilerini tanıtma, hem de hizmetlerini iyileştirme amaçlarıyla teknolojiye yatırım yapmaları akıllı şehircilik olgusunu ortaya çıkarmıştır. Bu projeksiyon doğrultusunda "Mezarlık Bilgi Sistemi" (MEBİS) e- belediyecilik kavramının bir parçası olmaya başlamıştır. Bu çalışmada İstanbul'da yer alan mezarlıkların, yapılan imar planlarındaki yeri incelenmiş ve yeni mezarlık alanına yönelik ihtiyaç analizi yapılmıştır. Nüfus artış hızı, ölüm oranları ve yapılan ihtiyaç analizi göz önünde bulundurularak yeni mezar alanlarının artış yönünde imar planlarına işlenmesi önerilmiştir. Ayrıca Mezarlık Bilgi Sistemi kavramı ulusal ve uluslararası örneklerden yararlanılarak izah edilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu Mezarlık Bilgi Sisteminin kurulum aşamaları açıklanarak sağlamış olduğu yararlar ortaya konmuştur.

Nejat Akan
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ortofoto haritalardan ağaç türlerinin otomatik olarak bölütlenmesi

Uzaktan algılama (RS) teknolojisindeki ilerlemeler, yüksek spektral ve mekânsal çözünürlüklerle görüntü elde etmeyi mümkün kılmıştır. Hem pahalı hem de emek yoğun olan geleneksel saha araştırmaları yaklaşımlarına ve klasik fotoğraf yorumuna tekniklerine alternatif bir çözüm sunar. Öte yandan, çoklu / hiperspektral algılayıcılar ile elde edilen görüntüler genellikle yeterli detay bilgisi sağladığından, böylece nesnelerin ayırt edilebilirliği de artmaktadır. Günümüzde uzaktan algılama teknikleri orman ve tarımsal kaynakların yönetimi ve izlenmesi gibi çeşitli uygulamalarda kullanılabilmektedir. Bununla birlikte, edinilen veri miktarının büyük olması insan eliyle yapılacak sayısallaştırma ya da kullanılan klasik teknikler zaman ve maliyet açısından öngörülür olmaktan uzaktır. Özellikle, ağaç türlerinin elle bölütlenmesi, türler arasında bitki örtüsü bilgilerinin karmaşıklığı ve spektral benzerliğinden dolayı olanaksızdır. Uzaktan algılama teknolojinin ilerlemesi ile görüntülerin çözünürlükleri artmıştır. Fakat, bu durum görüntülerden nesne çıkartma problem için yeni işlem tekniklerinin geliştirilmesini gerekli kılmıştır. Sunulan tez çalışmasının odak noktası, yüksek çözünürlüklü dijital ortofoto haritalarından çay bahçelerinin tespiti için makine öğrenme temelli sınıflandırıcıların Mean-Shift bölütleme yöntemi ile entegre edilerek nesne tabanlı bir yaklaşıma dayalı çoklu kullanımlarının önerilmesidir. Önerilen yöntem birkaç ardışık adımdan oluşmaktadır. İlk adımda, pikseller arasındaki semantik ve uzamsal ilişkiyi kullanılarak nesne tabanlı bölütler elde edilmiştir. Bu amaçla parametrik olmayan nesne tabanlı Mean-Shift yöntemi kullanılmıştır. Bu nesneler daha sonra işlemin geri kalanı için yapı taşı olarak kullanılmıştır. Görüntü filtreleme ile gürültülü öğeleri elimine edilmiş ve nesne sınırlarının gürültüsüz olarak elde edilmesi için ise morfolojik işlemler uygulanmıştır. Öğrenme temelli sınıflandırma aşamasında kullanılacak özellikler üretilen nesne tabanlı bölütler kullanılarak ve bölütlerin spektral, konumsal ve doku özelliklerinden yararlanılarak üretilmiş ve daha sonra sınıflandırıcıları eğitmek ve test etmek için normalleştirilmiştir. Sadece ayırt edici olan ve sınıflandırma sonuçlarını optimize eden özellikler seçilmiştir. İleri derece ayırt edici özellik setini seçmek için Jeffries-Mautasia (JM) mesafe metriği ile sıralı ileriye doğru seçim yöntemi kullanılmıştır. Sunulan tez çalışmasında Destek Vektör Makinaları (Support Vector Meachines-SVM), Yapay Sinir Ağları (Artifical Neural Networks-ANN) ve Rastgele Orman (Random Forest-RF) yöntemleri olmak üzere üç öğrenme temelli sınıflandırıcı seçilmiştir. Bu sınıflandırıcılar, farklı istatistiksel öğrenim ailesine aittir ve büyük ölçekli veri sınıflandırması için etkili oldukları kanıtlanmıştır. Sınıflandırıcıları eğitmek için çay bahçeleri ve diğer ağaç türleri için eğitim verisi seçilmiştir. Söz konusu eğitim verileri her bir sınıflandırıcı için kullanılmıştır. Eğitim ve doğrulama setini kullanarak, her bir sınıflandırıcı için en uygun parametreleri bulmak amacıyla grid arama algoritması uygulanmıştır. Çay bahçelerinin otomatik bölütlenmesi için her bir sınıflandırıcıdan elde edilen çıktılar maksimum oylama yaklaşımı kullanılarak birleştirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında fotogrametrik yöntem ile stereo sayısallaştırılarak elde edilen çay bahçelerine ait sınırlar elde edilen sonuçlar ile karşılaştırılarak doğruluk analizi yapılmıştır. Nesne tabanlı bölütlemenin çoklu sınıflandırıcı yaklaşımla entegrasyonunun, yüksek sınıflandırma doğruluğu ile çay bahçelerinin çıkarılması için etkili bir yöntem olduğu gösterilmiştir.

Akhtar Jamıl
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zamana bağlı uydu gravite çözümlerinden elde edilen kütle değişimi sinyallerinin analizi

Yeryuvarı gravite alanının zamansal değişiminin alçak yörüngeli yakın yer uyduları ile izlenmesi yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. Bu uydulardan biri olan GRACE uydu sistemi de, 2002-2016 yılları arasında aylık periyotlarla yayımlanan veri seti sayesinde yeraltı su kaynaklarındaki kütle değişiminin izlenmesi, buzul kütlesindeki değişimin trendlerin belirlenmesi gibi özellikle hidrolojik değişimlere karşı duyarlı çalışmalarda önemli bilgi sağlamıştır. Bu çalışmada, GRACE veri türlerinden olan GSFC Mascon (2003-2016) ve DDK (2002-2016) filtreli aylık periyotlu eşdeğer su kalınlığı çözümleri kullanılmıştır. GSFC Mascon çözümleri, CCAR veri merkezinden global anlamda havza bazında, bölgesel anlamda ise bireysel Mascon hücreleri olarak elde edilmiştir. DDK filtreli çözümler ise, ICGEM veri merkezinden sağlanmıştır. Global ve bölgesel ölçekteki hidrolojik değişimler harmonik regresyon modeli altında incelenmiştir. Trend, yıllık ve yarıyıllık periyodik sinyalden oluşan bu model, çalışmada standart fonksiyonel model olarak ele alınmıştır. Ayrıca yoğun olarak buz kütlesi içeren kutup bölgelerinde (Grönland ve Antarktika'da bulunan havzalarda) doğrusal trend modeli, ivme parametresi ile genişletilerek, farklı fonksiyonel yaklaşımların EWT analizinde trend değerlerini, standart sapma bilgilerini ve diğer parametrelerin anlamlılığını nasıl etkilediği incelenmiştir. Bununla birlikte, zaman serisinin stokastik kısmına ilişkin farklı modeller de kullanılmıştır. Çünkü, EWT zaman serisinde zamansal korelasyonların olduğu yani veri setinde beyaz gürültü dışında renkli gürültü türlerinin de var olduğu düşünülmektedir. Bu çerçevede, veri seti PSD-frekans grafikleri ile spektral anlamda da analiz edilmiştir. Zaman serisinde kırpışma gürültüsü de olduğuna karar verilmiş ve gürültü kombinasyonuna (beyaz + kırpışma gürültüleri) ilişkin genlikler varyans bileşenlerinin kestirimi yöntemi ile elde edilmiştir. Böylece, veri setinin uygun biçimde ağırlandırılması sağlanmıştır. Bunun sonucunda, zaman serisindeki EWT değerleri, 1) eşit ağırlıklı ve korelasyonsuz, 2) farklı ağırlıklı ve korelasyonlu olmak üzere, iki farklı stokastik yaklaşım altında ele alınmıştır. Renkli gürültünün global ve bölgesel EWT analizindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, EWT zaman serilerindeki zamansal korelasyonların yıllık trend kestirimlerini anlamlı biçimde etkilediği görülmüştür.

Özge Güneş
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pleiades uydu görüntüsünün hava lidar verileri entegrasyonu ile nesne tabanlı sınıflandırılması ve doğruluk analizi

Uzaktan algılama teknolojileri arazi örtüsünün haritalandırılması için birçok yöntem sunmaktadır. Kentsel gelişimin artmasıyla coğrafi veri tabanlarının doğru ve etkin bir biçimde güncellenmesi ve kullanılması gerekmektedir. Nesne tabanlı sınıflandırma, yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinden, arazi kullanım haritaları üretmek için etkin bir sınıflandırma yöntemidir. Topografyanın çok hızlı ve hassas bir şekilde elde edilmesine olanak sağlayan hava lidar teknolojisinden elde edilen yüksek çözünürlüklü ürünler, nesne tabanlı sınıflandırma uygulamalarına entegre edilerek sınıflandırma doğruluğu arttırılabilir. Bu çalışmada yüksek çözünürlüklü Pléiades uydu görüntüsüne, öncelikli olarak yalnız spektral verilerden yararlanarak nesne tabanlı sınıflandırma işlemi uygulanmış, sonrasında hava lidar nokta bulutu verisinden üretilen, yüksek çözünürlüklü SYM, nSYM, Intensity verileri entegre edilerek sınıflandırma doğruluğundaki değişim analiz edilmiştir. Analiz sonucunda uydu görüntülerinin sağladığı spektral bilgilerin, hava lidar verilerinden elde edilen 3 boyutlu geometrik özellikler ile birleştirilmesi, özellikle kentsel alanlarda sınıflandırma doğruluğuna katkı sağladığı görülmüştür. Sınıflandırma toplam doğruluğu ve kappa doğruluğunu sırasıyla %6 ve 0,09 oranında arttırmıştır.

Sedanur Gürdal
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uydu görüntüleri ve tıbbi görüntülerden benzer görüntü işleme teknikleriyle bilgi çıkarımı

Sunulan tez çalışması, çalışma alanı olarak birbirinden tamamen farklı olan ?Mamografi görüntülerinden MK (Mikro Kalsifikasyon) Çıkarımı? ve ?Uydu görüntülerinden binaların otomatik olarak yakalanması? konularında ortak algoritmaların ne denli başarılı olabileceğini araştırmıştır. Yapılan çalışmada, bu iki farklı disiplinde bile sorunların görüntü işleme ortak konu başlığı altında, benzer algoritmalar ile çözülebileceği tespit edilmiştir.Mamografi görüntülerinden MK (Mikro Kalsifikasyon) Çıkarımı çalışması ile dünya sağlık örgütünün verilerine göre dünyada bir milyondan fazla olan meme kanseri hastalarının erken teshinde radyoloji uzmanlarına yardım öngörülmüştür. Sunulan tez çalışmasında, amaç CAD sistemlerinin mamografi görüntüsü üzerindeki temel çalışma konusu olan mikro kalsifikasyonların tam otomatik olarak özgün algoritmalar ile belirlenmesi ve türünün iyi huylu ve kötü huylu olarak ayırt edilmesidir. Bu sayede radyoloji uzmanlarının doğru teşhis yapmalarına katkıda bulunmak amaçlanmıştır.Uydu görüntülerinden binaların otomatik olarak yakalanması çalışmasının amacı, tam otomatik bir süreç ile hızlı olarak doğru sonuçlar üretebilen bir algoritma ve yazılım üretmektir. Böylelikle, çok hızlı müdahale gerektiren afet durumlarında müdahalenin daha hızlı ve doğru yapılabilmesi amacıyla veri üretilmesinde, metropollerdeki kaçak yapılaşmanın tespit edilmesinde ve kent modellerinin oluşturulmasında ve güncellenmesinde büyük iş gücü, zaman kazanımı ve maliyet düşüşü sağlanacaktır.Sunulan tez çalışmasındaki sorunları çözme amacıyla oluşturulmuş temel algoritmalar, matematik morfolojik operatörlerinin kullanılması, RGB renk düzeni içinde veri tabanı bilgisinin saklanması, gürültü giderme algoritmaları, gibi ortak, otomatik algoritmaları içermektedir. Aynı zamanda, lokal eşik değer belirleme yöntemi, MK'ların gruplandırılmasına yönelik algoritmalar, MK'ların iyi huylu veya köyü huylu olarak sınıflandırılmasını sağlayan algoritmalar, bina bölgelerinden binaların oluşturulması, dört köşeli, dörtten fazla köşeli binaların köşelerinin bulunması ve sıralandırılmasının yapılması konusundaki algoritmalar çalışma konuları için ayrı ayrı geliştirilen tam otomatik algoritmalar sunulan tez çalışmasında geliştirilmiştir.Her iki konu başlığı için oluşturulan algoritma Microsoft Visual C# Express Edition ile programlanarak yazılım oluşturulmuştur. Algoritma ve yazılım da, amaç olarak yola çıktığı sorunların çözülmesinde, insan, bilgisayar ve konumdan bağımsız, tam otomatik olarak çalışmaktadır. İki çalışmanın da ortalama doğru tespit oranı %85 düzeyindedir.

Uğur Acar
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

GNSS ölçüleri ile Güneybatı Anadolu'daki (GBA) blok hareketleri ve gerilim alanlarının belirlenmesi

Kabuk deformasyonları belirleme çalışmaları çok eski yıllardan günümüze kadar farklı disiplinlerde çalışan bilim adamları tarafından yürütülmüştür. Meydana gelen kabuk deformasyonlarının ürettiği en önemli sonuçlardan biride depremdir. Depremlerin önceden tahmini için yapılan çalışmalar son yüzyılda artarak devam etmiştir. Günümüzde deprem üreten fayların çevresine kurulan deformasyon ağlarının izlenmesi ile depremin zamanı net bir şekilde belirlenemese de faylar üzerindeki gerilmeler ile olası deprem yerleri tahmin edilebilmektedir. Özellikle GNSS (Global Navigation Satellite System) ölçme tekniğinin gelişmesi sadece jeodezi için değil tüm yer bilimleri için önemli bir kazanç olmuştur. 1980'li yıllardan itibaren GNSS, klasik ölçme tekniklerini geride bırakarak, geniş kullanım alanı bulmuştur.Bu çalışmada Güneybatı Anadolu Bölgesi'ndeki blok hareketleri ve gerilim alanlarını belirlemeye yönelik GNSS ölçümleri yapılmıştır. Bölgeye kurulan 57 noktalı Güneybatı Anadolu Tektonik GNSS Ağı (GATGA) ölçüleri GAMIT/GLOBK yazılım takımıyla değerlendirilerek bölgenin hız alanı elde edilmiştir. Ayrıca GRID_STRAIN ve ANSYS yazılımları kullanılarak Güneybatı Anadolu'nun yamulma (strain) ve gerilme (stres) alanları elde edilmiştir. Daha önce [1] ve [2] de belirlenen blok modeli üzerinde iyileştirmeler yapılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda Anadolu bloğu üzerinde bulunan noktaların Avrasya bloğuna göre 10-15 mm/yıl (± 0.5 mm/yıl) hız ile hareket ettiği görülürken, bu hız değeri Ege açılma bloğunda 26-29 mm/yıl (± 0.5 mm/yıl), Marmaris bloğu üzerinde ise 31-34 mm/yıl (± 0.5 mm/yıl) kadar ulaştığı görülmektedir. Yine Güneybatı Anadolu'nun gerilme analizi sonunda Fethiye-Burdur Fay Zonu çevresinde anlamlı yamulma ve gerilmeler tespit edilmiştir.Bu çalışmanın en önemli sonuçlarından biri ise bölgenin blok modelin iyileştirilmesidir. Özellikle değişen blok modelin sınırları ile birlikte Isparta Açısının batı ve doğu kanatlarının günümüz tektoniği açısında yorumlanmış ve sonuçlar irdelenmiştir.

GPSGerilme analiziGüneybatı Anadolu bölgesi+1
İbrahim Tiryakioğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemlerinde bulanık mantık yöntemiyle üç boyutlu arazi analizi

Coğrafi bilgi sistemleri coğrafi bilgilerin toplanması, saklanması, işlenmesi ve kullanıcıya sunulması süreçlerini içermektedir. Günümüzde kullanılan verilerin büyük bir kısmının konuma ait bilgi içerdiği düşünüldüğünde coğrafi bilgi sistemlerinin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Teknolojik gelişmelerle beraber veriler bilgisayar ortamlarında saklanmaya başlanmış ve veriler arttıkça bazı ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. İlk olarak verilerin görselleştirilmesi çalışmaları yapılmıştır. Bu kapsamda ilk zamanlarda veriler iki boyutlu olarak yapılan görselleştirilmiş, daha sonra bilgisayar teknolojilerindeki gelişmelerle beraber üç boyutlu görselleştirmeler yapılmaya başlanmıştır. Üç boyutlu görselleştirmede, özellikle 2000'li yılların ortalarında hizmete giren ve günümüzde hemen hemen bütün kullanıcıların kullandığı sanal küre yazılımları yaygın olarak kullanılmaktadır. Artık gidilecek yerlere ait bilgiler ve rota planlamaları bu sanal küre yazılımları üzerinde kolaylıkla yapılabilmektedir. Hayatımızın bir parçası halini alan sanal küre yazılımları sadece veri sunumu ve görselleştirilmesinde değil üzerinde çeşitli analizlerin yapılmasına da olanak sağlamaktadır. Bu tezde askerî ve sivil alanda kullanılan ve arazi üzerinde hareket eden bir aracın geçebileceği bölgelerin belirlenebilmesi amacıyla arazi analizinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Arazi analizi yapılırken arazide araç hareketine etki eden faktörler tespit edilmeye çalışılmış, özellikle belirsizliklerin modellenebilmesine imkân sağlayan bulanık mantık çerçevesinde kurallar oluşturulmuş ve sanal küre yazılımı üzerinde arazi analizin yapılması hedeflenmiştir.

Bulanık mantıkCoğrafi bilgi sistemleriSayısal yükseklik modelleri+1
Mehmet Erbaş
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afet yönetimi-hazırlık bileşeni için konumsal veri altyapısı tasarlanması, sel ve taşkına duyarlı alanlar: İstanbul Avrupa yakası örneği

Ulusal Konumsal Veri Altyapısı (UKVA), bir ülkedeki yer altı yapısından, binalar vb birçok yer yüzeyi objesinden gökyüzüne, birçok projede kullanılması gereken temel taşları kapsamaktadır. Afetler ile her zaman karşı karşıya olduğumuz dünyamızda, afet yönetimi için gereksinilen veriler, günümüz teknolojisiyle, internet ortamında çok kolay ve efektif olarak paylaşılabilir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) analiz araçları ve UKVA bütünleştirildiğinde afet yönetiminin hemen hemen her aşaması için çözümler meydana getirilebilir.Bu çalışmada, afet yönetimi hazırlık aşamasına; UKVA-CBS bakış açısı ve sel ve taşkın duyarlılığının belirlenmesi örneği ile yaklaşılmıştır. İstanbul Avrupa yakasında sel ve taşkına duyarlı alanlar; CBS-Çok Ölçütlü Karar Analizi (ÇÖKA) yöntemi ile belirlenmiştir. Sel ve taşkına etki eden ölçütler; yağış, yükseklik, eğim, bakı, alt havzaların büyüklüğü ve drenaj yoğunluğu olarak belirlenmiştir. Ölçüt katmanlarının hazırlanabilmesi için sayısal yükseklik verileri, drenaj detaylarına ait veriler, yağış verileri, hidrolojik toprak gruplarına ait veriler, arazi örtüsü verileri, sınır verileri (il sınırları, kara sınırları, göl sınırları), güncel ortofotolar ve rasyonel yönteme göre üretilmiş taşkın sınırları kullanılmıştır.Akış katmanın oluşturulabilmesi için, yağış-akış modellerinden biri olan SDA (ABD Ziraat Departmanı) tarafından geliştirilen SCS-CN(SCS Eğrisi Yöntemi) ampirik modeli kullanılmıştır. Hazırlanan ölçüt katmanları Doğrusal Ölçek Dönüşümü ? En Büyük Değer Yöntemine göre normalleştirilmiştir. ÇÖKA'nın karar analizi aşamasında, AHY(Analitik Hiyerarşi Yöntemi) kullanılmıştır. AHY kapsamında ölçütlerin birbirine göre bağıl ağırlıklarının belirlenebilmesi için ikili karşılaştırma yöntemi uygulanmıştır. Karşılaştırmaların tutarlı olup olmadığının belirlenmesi için tutarlılık oranı hesaplanmış ve karşılaştırmaların tutarlı olduğu anlaşılmıştır. Ağırlıklar, normalleştirilmiş ölçüt katmanlarıylarıyla sentezlenerek duyarlılık katmanı oluşturulmuştur. Duyarlılık katmanı doğal aralıklı sınıflandırma yöntemine göre sınıflandırılıp, ÇÖKA içerisinde sel ve taşkına duyarlı alanlar belirlenmiştir.ÇÖKA ile elde edilen duyarlılık alanları rasyonel yöntemle üretilmiş sel ve taşkın alanları ile karşılaştırılmıştır. Duyarlı alanlar %97 oran ile benzerlik göstermiştir. Kullanılan veriler ve çözümleme değerlendirilerek UKVA için veri modeli tasarımı yapılmıştır

Afet yönetimiCoğrafi bilgi sistemleriSel+1
Mustafa Yalçın
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

GNSS antenlerinin kalibrasyonu

Günümüzde GNSS tekniği kullanılarak yüksek doğrulukta hassas konumlama yapmak mümkün olmaktadır. Özellikle yerkabuğu hareketlerinin izlenmesi, ulusal ve uluslararası referans ağlarının konumlarının belirlenmesi, mühendislik yapılarındaki deformasyonların belirlenmesinde hassas konumlamaya ihtiyaç duyulmaktadır. GNSS yöntemi ile yüksek doğruluk elde edebilmek ancak uygun ölçme yönteminin seçilmesi, hata kaynaklarının giderilmesi ve gözlemlerin uygun modeller yardımıyla değerlendirilmesi ile mümkün olmaktadır. Hassas konumlama için göz önünde bulundurulması gereken hata kaynaklarından biri de anten faz merkezi değişimidir. Anten faz merkezi değişimi uygun kalibrasyon yöntemleri kullanılarak belirlenmekte ve kullanıcıya sunulmaktadır. Bu çalışmada anten faz merkezi ve değişiminin belirlenmesine yönelik olarak yapılan araştırmalar ile sonuçları sunulmaktadır.Anahtar Kelimeler: GNSS, Hassas konumlama, Anten Faz Merkezi, Kalibrasyon.

AntenKalibrasyonKonumlandırma
Süreyya Özgür Uygur
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerleşim alanlarında CORS yönteminin kadastral ölçmelerde uygulanabilirlik analizi

GNSS uygulamalarında en son ve güncel yöntemlerinden biri olan CORS yöntemi, ülkemizde CORS ağlarının da kurulması ile birlikte önemi artmış ve günümüzde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.Bu çalışmada açık ve açık olmayan bölgelerde daha önce tesis edilmiş 30 adet kadastral noktada statik GPS ölçümleri yapılarak IGS istasyonlarına bağlı olarak SOPAC arşiv verileri ile ölçüler değerlendirilmiştir. Böylece kadastral noktaların koordinatları güncellenmiş ve en son ITRF 2008 sürümünde güncel koordinatları elde edilmiştir. İSKİ-UKBS ağına bağlı olarak CORS yöntemiyle sanal referans istasyonu (VRS) ve alan düzeltme parametreleri (FKP) tekniği kullanılarak ölçümler yapılmıştır. Statik ölçüm sonucu elde edilen veriler ile klasik ölçme yöntemi (kutupsal ölçüm), klasik RTK ve CORS yöntemiyle elde edilen sonuçlar karşılaştırılmış ve elde edilen farklar analiz edilmiştir. Ayrıca CORS yönteminde sanal referans istasyonu (VRS) ve alan düzeltme parametreleri (FKP) teknikleri kullanılmış ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmış, analiz edilmiştir. Böylece CORS yönteminin yerleşim alanlarında kadastral ölçmelerde uygulanabilirlik analizi yapılmaya çalışılmıştır.Yapılan ölçümlerde, kadastral noktaların genelde klasik RTK ve CORS yöntemiyle cm mertebesinde doğruluk sağladığı görülmüştür. Ancak konumlamalarda klasik RTK ve CORS yönteminin doğruluğunu düşüren etkiler tespit edilmiştir.IGS noktalarını dayalı olarak koordinatları hesaplanan kadastral noktaların, İSKİ-UKBS ağı ile CORS yöntemiyle hesaplanan koordinatları arasındaki farklılıklar, farklı datuma dayalı olmalarından kaynaklanan ortalama mutlak bir fark ile öteleme olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: GPS, GNSS, CORS, GNSS Ağları, Ağ-RTK, FKP, VRS, kadastral ölçmeler

Mustafa Özgür Sengü
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üç boyutlu kent modelleri ve internet erişimi

Son yıllarda özellikle bilgi teknolojilerinde meydana gelen ilerlemeler, bilginin farklı formatlarda toplanabilir ve depolanabilir bir hal alıp Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile kullanıma sunulmasını kolaylaştırmıştır. Benzer şekilde Üç Boyutlu (3B) veri toplama ve görselleştirme teknikleri paralelinde gelişen 3B kent modelleri, günümüzde giderek güçlenen fotogrametri bilimi ile ayrılmaz bir bütün olan CBS'nin tamamlayıcılarından biridir. 3B kent modelleri elde edilen son grafik ürün olmasına rağmen CBS açısından görselleştirmenin ilk noktasını teşkil etmektedir.Sanal ortamda oluşturulan 3B modeller farklı disiplinler tarafından tıptan kent planlamaya, bilgisayar oyunlarından sanal turizme kadar birçok alanda kullanılmaktadır. 3B kampüs modeli olarak anılan modellerde kent modellerinin bir parçasıdır. İki Boyutlu (2B) veya 3B olan bu modeller üniversite tanıtımından, planlamaya birçok alanda kullanılmakla beraber üniversitedeki yaşamın sürdürülebilir olmasına da katkı sağlamaktadır.Bu çalışmada, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Davutpaşa Kampüsünün 3B modelinin oluşturulması ve bu modelin internetten sunulması hedeflenmiştir. Çalışmada hâlihazır haritalar, planlar, hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve ortofotolar ile arazide çekilen fotoğraflar kullanılmıştır. Takip edilen işlem adımları; verilerin temini ve düzenlenmesi, CBS ortamına aktarılması, sayısal yükseklik modelinin (SYM) oluşturulması, binaların kat yüksekliklerine göre üçüncü boyuta yükseltilmesi, bina cephelerinin gerçek cephe fotoğraflarıyla kaplanması, yol, ağaç vb diğer objelerin görselleştirilmesi ve tamamlanan 3B modelin internetten sunulması şeklindedir. Burada temin edilen verilerin düzenlenmesi ve revize edilmesi uygulamalarında Microstation ve NetCAD gibi CAD tabanlı yazılımlar kullanılmış, sistemin kurulması ArcGIS yazılımı ArcCatalog, ArcMap Ve ArcScene arayüzleri ile gerçekleştirilmiş, 3B model SketchUp programında görselleştirilmiş ve websiteX5 evolution yazılımı ile hazırlanan internet sitesi üzerinden web tabanlı sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: 3B Modelleme, 3B Kampüs Bilgi Sistemi, Web Tabanlı CBS

Bilgi teknolojisiCoğrafi bilgi sistemleriVeri toplama sistemleri+1
Esra Yıldırım
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ortofoto harita üretiminde jeodezik altyapının irdelenmesi

Bu çalışmada; fotogrametrik harita üretiminde gereksinim duyulan jeodezik altyapıyı, teknolojik gelişmeleri dikkate alarak irdelemek, ulusal boyutta geliştirilen yükseklik sistemlerinin sonuçlarının doğrudan olarak kullanılmasının sonuçlarını araştırmak ve büyük çaplı projelerde projeksiyon sistemlerinin sonuçlara etkisini belirlemek için araştırma ve uygulamalar yapılmıştır.Uygulamada, belirlenen araştırma konularına göre hesaplamalar yapılmış, veriler istatistiki olarak testlerden geçirilmiş ve BÖHHBÜY'ne göre doğruluk analizleri yapılmıştır. Araştırma konuları; fotogrametrik nirengi dengelemesi aşamasında yer kontrol noktalarının (YKN) seyrekleştirilmesi, yer kontrol noktaları hiç kullanılmadan hesaplamaların yapılması, yer kontrol noktalarının yükseklik ve projeksiyon sistemlerinin değiştirilmesi ile sonuçların elde edilmesi olarak belirlenmiştir. Tez içindeki araştırmalarda jeodezik çalışmalarda zaman ve maliyeti düşüren, kaliteyi yükselten ulusal ölçekteki uygulamaların fotogrametrik harita üretim süreçlerinin her aşamasında kullanılmasının uygunluğu ve etkileri incelenmiştir. Çalışma kapsamında Java ve Matlab platformlarında yazılımlar geliştirilmiştir. Kullanılan algoritmalar datum ve projeksiyon dönüşümlerini, istatistiki analizler ve grafiklerin hazırlanması konularını içermektedir. Sonuçlar; istatistiksel olarak incelenmiş, gerekli irdelemeler yapılarak değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Fotogrametri, Fotogrametrik Nirengi, Jeodezik Altyapı

Coğrafi bilgi sistemleriFotogrametriSayısal fotogrametri
Akın Kısa
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Otomatik bina çıkarımı uygulamalarında çoklu algılama sistemi verilerinin kullanım olanaklarının analizi

Kent yönetiminde, yapılaşmanın izlenmesi ve mevcut durumun tespit edilmesi kontrol ve karar verme süreçleri için oldukça önemlidir. Kentlerde dönüşüm projelerinin uygulanmaya başlanmasıyla mevcut binalara ait doğru, güncel ve hızlı bina verisi ihtiyacı artmıştır. Özellikle deprem kuşağında yer alan kentlerde klasik ölçme yöntemleri ve fotogrametrik üretim süreçlerine gerek duyulmadan otomatik bina çıkarımı gündeme gelmiştir. Bu çalışmada aynı platform üzerine yerleştirilen LiDAR, sayısal kamera ve GPS/IMU'dan oluşan çoklu algılama sistemi ile nesneye yönelik kural tabanlı sınıflandırma yöntemi kullanılarak otomatik bina çıkarımı olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla, otomatik bina çıkarımında kullanılan mevcut yöntemler incelenmiş, yurtdışında ve ülkemizde yapılan ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Piksel tabanlı sınıflandırma ve nesne tabanlı sınıflandırma yöntemleri kullanılarak otomatik bina çıkarımı konusunda yaşanan problemler tespit edilmiştir. Otomatik bina çıkarımında karşılaşılan en yaygın problem, bina sınıfı ile bina sınıfı olmayan (yeşil alan, zemin vb.) sınıfların karışmasıdır. Bu çalışma ile bina sınıfı ile diğer sınıfların karışması probleminin çözümü için sınıflar arasındaki farklılıkların tespit edilip, sınıflandırma sonucunda karışan objelerin ilgili sınıflara atanmasına, iyileştirilmesine dayanan bir yaklaşım geliştirilmiştir. Sınıflandırma aşamasında yeşil alan, bina sınırı, gölge ve zemin gibi yardımcı sınıflar oluşturularak otomatik olarak çıkarılan bina sınıfının doğruluğunun artırılması sağlanmıştır. Otomatik bina çıkarımı için geliştirilen yaklaşımda, NDVI, eğim, Hough, Canny ve bant farkı görüntüleri gibi yardımcı veriler çoklu algılama sistemi ile toplanan veriler yardımıyla oluşturulmuş ve hedef sınıf olan bina sınıfının iyileştirilmesinde kullanılmıştır. Geliştirilen yaklaşım ile kural setleri oluşturulmuş ve oluşturulan kural setleri Amerika Birleşik Devletleri'ne ait Çalışma Alanı (1) ve Ülkemizde Sivas iline ait Çalışma Alanı (2) de test edilmiştir. Geliştirilen yaklaşım ile oluşturulan kural setleri kullanılarak Çalışma Alanı (1) ve Çalışma Alanı (2)'de otomatik olarak çıkarılan bina sınıfı için doğruluk analizi yapılmıştır. Sınıflandırma sonucu Çalışma Alanı (1) için bütünlük %96.73 ve doğruluk %95.02, Çalışma (2) için bütünlük %80 ve doğruluk %85 değerleri elde edilmiştir. Çoklu algılama sistemi ile elde edilen Çalışma Alan (1) ve (2) verileri kullanılarak otomatik bina çıkarımında karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümü için geliştirilen çözüm önerileri sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Otomatik bina çıkarımı, LiDAR, çoklu algılama sistemi, kural-tabanlı sınıflandırma, segmentasyon, bulanık mantık.

Melis Uzar Dinlemek
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sanal gerçeklikte ilinti operatörleri geliştirilerek yüz tanıma analizi

İnsan yüzü görüntüleri üzerinde duygu analizi, yaş analizi gibi işlemlerin yapılabilmesi, bir ya da daha fazla sayıda görüntüden otomatik olarak 3B yüz modelinin eldeedilebilmesi, insan yüzü üzerine geliştirilmiş artırılmış gerçeklik uygulamaları, yüz ilinti noktalarının otomatik olarak bulunmasını gerektirmektedir. Sunulan çalışmada, standartlaştırılmış koşullar altında, farklı açı ve mesafelerden alınmış insan yüzü görüntülerinden yüzü yakalayan, ilinti bölgelerini ve noktalarını bularak analiz eden ve tanımlayan hibrid bir algoritma ve yazılım geliştirilmiştir. Test amaçlı olarak kullanılan veriler, Inspeck Mega Capturor II 3B yapısal-ışıklı 3B sayısallaştırıcı cihaz ile 1600x1200 çözünürlüğünde sabit 1000W?lık halojen lamba altında alınan yüz görüntülerinden oluşan bir yüz veritabanından elde edilmiştir. Yüzün belirli bölümlerinin gözlük gibi başka nesneler tarafından kapatılmış olması, ten rengi analizi sırasında ön işlem gerektirecek sakal, bıyık gibi unsurlar, farklı duygu durumları, jest ve mimiklere göre alınmış görüntüler çalışma kapsamı dışında bırakılmıştır. Sunulan çalışma; her adımda arama alanları daraltılarak yüz yakalama, yüz ilini bölgeleri belirleme ve yüz ilinti noktaları belirleme olmak üzere üç ardışık aşamadan oluşmaktadır. 24 kadın 11 erkek toplam 35 kişiye ait, ortalama 1100*1400 piksel boyutlarında, 360 farklı test görüntüsü üzerinde yapılan testler sonucunda yüz yakalamada %100, yüz ilinti noktası belirlemede ortalama 2,04086 piksel doğruluk, üç boyutlu nokta üretiminde 1,83971 xviidoğruluk elde edilmiştir. Akıllı ilinti bölgeleri ve ilinti noktalarının kullanımıyla eşlenik görüntülerin kolayca eşleştirilmesi sağlanmıştır.Stereo görüntülerin eşleştirilmesinin ardından ışın demetleri ile dengeleme işlemi gerçekleştirilmiştir. Dengelenmiş yeni noktalar üzerinde epipolar geometri kuralları uygulanarak, 3B yeniden oluşturma algoritmaları çalıştırılarak 3B yüz nokta bulutu elde edilmiştir. Elde edilen veriler kullanılarak yüz görüntüleri ile bir artırılmış gerçeklik uygulaması geliştirilmiş ve yüz veritabanında yer alan yüz görüntülerinin uygulama tarafından tanınması, ilinti bölgesi ve noktalarının oluşturulması, otomatik işaretçiler oluşturularak görüntüler üzerinde iki ve 3B sanal nesneler oluşturularak gerçek görüntülerin sanal nesneler ile zenginleştirilmesi sağlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Yüz ilinti noktaları, ilinti operatörleri, yüz yakalama, yüz tanıma, zenginleştirilmiş gerçeklik

Yüz bulmaYüz görüntüsüYüz profili+1
Gülsüm Çiğdem Çavdaroğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Web tabanlı CBS, sokak görünümü ve sanal gerçeklik

Googleın 2007 yılında kullanıma sunduğu Sokak Görünümü servisi, yeryüzünde bir yer ve mekanı keşfetmek için ideal bir araçtır. Bu servis, kullanıcılara mekanlar hakkında hem bilgi vermekte, hem de sanal gerçeklik hissi sağlamaktadır. Maalesef bu servis, ülkemizde hizmet vermemektedir. Bunun yanında, Google?ın sağladığı Google Maps API for Javascript ile, kişisel panoramik görüntülerle, sokak görünümü sistemi oluşturmak mümkündür. Çalışma, ülkemizde mevcut olmayan bu servis, Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü?nün tanıtımına katkı sağlayacak şekilde kullanıma sunulmuştur. Servis farklı görüntü tiplerinde oluşturularak, bu görüntü tiplerinin servisin performansına etkisi irdelenmiştir. Sokak görünümünün kullanımını daha kolay bir hale getirmek ve kullanıcıya daha fazla bilgi sağlamak amacıyla, bu sistem internet tabanlı coğrafi bilgi sistemine entegre edilmiştir. Ayrıca, sokak görünümünün sanal gerçeklik boyutuna yeni bir anlam kazandırmak amacıyla, hareket sensörü kullanılarak, sokak görünümünün vücut hareketleriyle kontrolü de sağlanmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriPanoramik görüntülemeSanal gerçeklik+2
Tolga Bakırman
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uluslararası standartlara uygun servis yönelimli mimariye dayanan web servisinin tasarlanması ve uygulanması

Sunulan tez çalışmasında, afet çalışmalarının yönetilmesinde gereksinim duyulan, değişik veri üreticileri tarafından farklı format ve projeksiyon sistemlerinde üretilen ve sunulan konumsal verilerin OGC Web Servisleri standartları kullanılarak gerçek zamanlı sunulmasını sağlayan Birleşik Harita Servisi mimarisinin tasarlanması ve uygulanması gerçekleştirilmiştir. Deprem sonrasında yapılacak müdahale ve iyileştirme faaliyetlerinde ivedi olarak gereksinim duyulan yıkılan binaları belirlemek amacıyla bir çalışma yapılmıştır. Belirlenen binalara ait veriler Birleşik Harita Servisinde bulunan diğer veriler ile birleştirilerek birlikte sunumu sağlanmıştır. Deprem öncesine ait binaların yüksekliği ile deprem sonrasına ait nokta bulutu verileri karşılaştırılarak yıkılan binaları tespit eden yöntemin %95 doğrulukta sonuç verdiği belirlenmiştir. Açık kaynak kodlu yazılımlar kullanılarak oluşturulan Birleşik Harita Servisi ile, farklı formatlardaki verilerin format dönüşümüne gerek kalmadan bir araya getirilmesi ve farklı projeksiyon sistemindeki verilerin tanımlanan projeksiyon sisteminde görüntülenmesi sağlanmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriWeb servisleri
Kemal Şahin
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nivelman ağında kaba hatalı ölçülerin denk uzay yaklaşımı ile belirlenmesi

Jeodezide olduğu gibi birçok mühendislik dalında da uyuşumsuz ölçülerin parametre kestirimi üzerinde önemli ölçüde etkisi olduğu iyi bilinmektedir. Jeodezide kaba hatalı ölçülerin belirlenmesi için klasik uyuşumsuz ölçü testleri ve robust yöntemler önerilmektedir. Denk uzay yaklaşımı model tabanlı kaba hata belirleme ve ayrıştırma tekniğidir. Bu çalışmada; denk uzay yaklaşımının doğrusal regresyona ve jeodezik nivelman ağına uygulanabilirliği ele alınmıştır. Bu amaçla, doğrusal regresyonda bir model ve jeodezik ağlardan nivelman ağı yapay olarak üretilmiştir. Yaklaşımların ortalama başarı oranları (OBO) farklı anlamlılık düzeyleri için Monte Carlo simülasyon yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Matris ayrıştırma yöntemlerinden; katsayılar matrisinin tekil değer ayrışımı ve katsayılar matrisinin QR ayrışımı, standart denk uzay ve en uygun denk vektör yaklaşımında kullanılan Potter algoritmasına alternatif olarak kullanılmıştır.

Utkan Mustafa Durdağ
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kartografik genelleştirmede seçme/eleme işlemi için yapay zeka yöntemlerinin akarsu ağlarına uygulanabilirliği

Bu çalışmada, akarsu ağlarının genelleştirmesinde seçme/eleme işlemi için Kendini Düzenleyen Haritalar (KDH) yöntemi kullanılarak yeni bir yöntem geliştirilmiştir ve Destek Vektör Makineleri (DVM) yöntemiyle karşılaştırılmıştır. KDH ve DVM'de girdi verisi olarak kullanılacak en uygun öznitelikler araştırılmıştır. Öznitelikler, khi-kare bağımsızlık testinde belirlenen ilişkilere göre ağırlıklandırılmıştır. Radikal Kanun, seçilecek nesne sayısının belirlenmesinde kullanılmıştır. KDH'de kümelerin seçimi için kademeli bir yaklaşım geliştirilmiştir. Uygulamada, 1:100,000 ölçekli akarsu ağlarını türetmek için United States Geological Survey Ulusal Hidrografi Veri Seti'nde bulunan 1:24,000 ölçekli ve farklı akarsu ağı desenlerine (ağaçsı, kafes ve dikdörtgen) sahip iki akarsu ağı kullanılmıştır. Türetilen akarsu ağları, 1:100,000 ölçekli orijinal akarsu ağlarına hem nitelik hem de görsel açıdan oldukça yakındır. KDH yöntemiyle her alt havzada akarsu yoğunluğu ve akarsu ağı deseni büyük ölçüde korunmuştur. Sürekli ve semantik olarak doğru ağlar elde edilmiştir.

Yapay zeka
Alper Şen
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ukva kapsamında sosyal/örgütsel ağ analizi

Kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör ve konumsal veri ile iş yapan bütün sektörler arasındaki gerek işlevsel gerekse fiziksel, belli hiyerarşiye göre işleyen işbirlikleri, sistemin üretkenliği ve verimliliği açısından son derece önemli bir dinamiktir. Kurumlar ya da bireyler arasındaki söz konusu işbirlikleri aslında önceden belirlenmiş kurallara bağlı olmayan gayri resmi ağlar aracılığı ile gerçekleşmektedir. Ağ analizinden yararlanarak, mevcut işbirlikleri ve iletişim ağları biçimsel olarak ortaya konulabilmekte ve bununla ilgili merkezilik, arasındalık, yoğunluk gibi özellikleri belirlenebilmektedir. Ulusal Konumsal Veri Altyapısı (UKVA) kurumlar arası işbirliğine dayalı olarak geliştirilen teknolojik bir ağdır. Bu altyapı ile ilgili hazırlıkların sürdüğü ülkemizde, konumsal veriyle iş yapan kurumların, UKVA?ya yönelik farkındalıkları ve algılanma biçimi, konumsal verinin kurumlar arasındaki paylaşımı veya dolaşımı ile ilgili somut bir gösterge olması için Uşak ili baz alınarak pilot bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, konumsal veri üreten kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör ve konumsal veri ile iş yapan bütün sektörler arasındaki ilişki sosyal yönüyle incelenerek, kurumların farkında olmadıkları biçimde oluşturdukları ve belli bir kurala bağlı olmadan yürüttükleri birlikte çalışma sistemi ?sosyal ağlar? ile ilk kez ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kurumlarla yüz yüze yapılan ankette yer alan sorular, ağ içindeki işbirlikleri, veri paylaşım potansiyeli, güvenilirlik ve karar alma süreçleri gibi farklı konulara ışık tutabilecek şekilde seçilerek, Uşak ilindeki mevcut işleyiş çok yönlü olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen ağlar değerlendirilerek, UKVA ile ilgili ulusal boyutta yararlı olacağı ve yol gösterebileceği düşünülen önerilerde bulunulmuştur.

Fatih Taktak
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Destek vektör makineleri yöntemi ile arazi kullanımı sınıflandırılmasında kernel fonksiyonlarına ait karşılaştırmalı parametre duyarlık analizi: Rapideye ve spot örneği

Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ve toplumların refah seviyesi yüksek bir şekilde yaşayabilmesi o ülkedeki sosyal, kültürel ve ekonomik kaynakların etkin kullanımı ve sürdürülebilir yönetimine bağlıdır. 2006 CORINE (Coordination of Information on the Environment) arazi örtüsü verisine göre ülkemiz topraklarının %42.35'i tarım alanlarından, %54.04'ü ise ormanlık ve yarı-doğal bitki örtüsünden oluşmaktadır. Ülke topraklarının stratejik planlaması ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi için arazi örtüsü/kullanımına ilişkin detaylı ve güvenilir bilgiler yerel otoriteler ve karar vericiler için önem arz etmektedir. Uzaktan algılama teknolojisi doğal kaynakların (orman, tarım alanı, bitki örtüsü vb.) etkin, doğru planlanması ve yönetiminde önemli bir role sahiptir. Çok bantlı yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri arazi örtüsü ve kullanımına ilişkin tematik haritaların üretilmesinde sağladığı spektral, mekânsal ve zamansal zenginlik nedeniyle tercih edilmekte ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Uydu görüntülerinden tematik bilgi elde etmek amacıyla kullanılan en yaygın yöntem uydu görüntülerinin sınıflandırılmasıdır. Elde edilecek tematik bilginin doğruluğu ve kalitesi, kullanılan uydu görüntüsü ve bant kombinasyonunun seçiminin yanı sıra sınıflandırmada kullanılacak algoritmaya da bağlıdır. Bu çalışmada, uydu görüntülerinin sınıflandırılması işleminde son zamanlarda yüksek sınıflandırma kabiliyeti nedeniyle tercih edilen makine öğrenme algoritmalarından birisi olan Destek Vektör Makineleri (DVM) ile geleneksel sınıflandırma yöntemlerinden birisi olan ve literatürde geçerliliği kabul edilmiş En Çok Benzerlik (EÇB) yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada son yıllarda tarım, bitki örtüsü, orman ve sulak alanları haritalanması ve bu alanlara ilişkin bilgi elde etmek amacıyla yaygın olarak kullanılan ve başarılı sonuçlar veren RapidEye ve SPOT çok bantlı yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri kullanılmıştır. Seçilen uydu görüntüleri yüksek çözünürlüklerinin yanı sıra içerdikleri bantlar nedeniyle tercih edilmiştir. Çalışma alanı Aydın ili sınırları içindedir. Tarım arazileri ile kaplı alanda mısır (I,II ve III evre), pamuk (iyi, orta, zayıf), toprak (ıslak, nemli, kuru), çayır ve mera alanı, yerleşim alanı ve su yüzeyi olmak üzere oniki farklı sınıf belirlenmiştir. Çalışmaya ilişkin arazi çalışması görüntü alımı ile eş zamanlı olarak Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme bölümü tarafından gerçekleştirilmiştir. DVM sınıflandırma işleminde dört farklı kernel ve birbirinden farklı yüzotuzdokuz model kullanılmıştır. Bu modeller kullanılarak DVM sınıflandırma işleminde kernel tipi ve bu kernellere ait parametre seçiminin sınıflandırma doğruluğu üzerindeki etkisi incelenmiş ve en yüksek sınıflandırma doğruluğu veren model (en uygun parametre seti) bulunmuştur. Ayrıca hem sınıflandırma yöntemlerinin hem de uydu görüntülerinin tarımsal amaçlı uygulamalarda kullanılabilirliği ve başarısı da test edilmiştir. DVM yöntemi kullanılarak elde edilen sınıflandırma sonuçları seçilen modele bağlı olarak çoğunlukla EÇB yöntemi kullanılarak elde edilen sonuçlardan yüksek olsa da birkaç modelde ise düşüktür. İki görüntü türü içinde en yüksek sınıflandırma doğruluğunu veren kernel polinom kernelidir ve sınıflandırma doğruluğu RapidEye için %85.6 iken SPOT için %73.3 tür. Üretilen tematik haritaların sınıflandırma doğrulukları kappa katsayısı ve hata matrislerinden (toplam doğruluk) yararlanılarak elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Destek vektör makineleri, kernel fonksiyonları, karşılaştırmalı duyarlık analizi, RapidEye, SPOT

Mustafa Üstüner
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel dönüşüm projelerinde mülkiyet kazanımlarının ekonomik analizinin ayazma kentsel dönüşüm projesi örneğinde incelenmesi

Kentsel dönüşüm projeleri, afet risklerinden korunma, yenileme, koruma ve sağlıklaştırma amaçlarıyla gündeme gelmektedir. Ancak gerçekleştirilen uygulamalar incelendiğinde; kentsel dönüşüm projelerinin genellikle kent merkezine yakın, ilgili proje ile yüksek ekonomik kazanım sağlanması beklenen alanlarda gerçekleştirildiği görülmektedir. Yapılan projelerle, genellikle yoğun yapılaşmanın olduğu, altyapısı yetersiz, sağlıksız ve büyük bir bölümü hazineye ait alanlar, yüksek yoğunluklu yerleşim yerlerine dönüştürülmektedir. Kentsel dönüşüm projelerinin çoğunluğunda hedef kitlenin dönüşüm bölgelerinde yaşayan düşük gelirli insanlar olduğu söylense de, dönüşüm sonrası, orta ve üst gelir sahipleri yönünde değiştiği görülmektedir. Bu alanların dönüşümünde çoğunlukla mülkiyet yapısının da değiştirildiği gözlenmektedir. Bu çalışmada, gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projesi örneğinde mevcut uygulama yöntemleri ile İmar Kanununun 18' inci maddesinin uygulaması sonucu ortaya çıkan mülkiyet kazanımlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, 2004 yılında başlayan ve İstanbul'da yapılan ilk kentsel dönüşüm projelerinden biri olan Ayazma Kentsel Dönüşüm Projesi incelenmiştir. Çalışmada, aktörlerin mevcut projedeki ekonomik kazanımları ile imar uygulaması kullanılması durumunda ortaya çıkacak kazanımlar hesaplanmış ve karşılaştırma sonuçları verilmiştir. Kentsel dönüşüm projelerinde uygulama yöntemi olarak imar uygulamasının kullanılması ile hak sahiplerinin elde edileceği ekonomik kazanımların daha yüksek gerçekleştiği ispatlanmıştır.

Ayşegül Gervan
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim amaçlı binalar için topografik ve kentsel ontolojilerin oluşturulması

Mekansal bilgilerin semantik webde kullanımı son yıllarda önemli bir araştırma konusu olmuştur. Mevcut teknolojiler; uygulamalar ve kullanıcılar için bilgi kaynaklarının ve alıcıların (kullanıcılar ve uygulamalar için veri tabanları) birbirleri ile etkileşimi için çeşitli fırsatlar yaratmaktadır. Bu fırsatlar genel olarak fiziksel birlikte çalışabilirliği sağlamaktadır. Ancak semantik birlikte çalışabilirlik için çeşitli zorluklar bulunmaktadır. Semantik birlikte çalışabilirliğin amacı, farklı kaynakların ve alıcıların anlamlı bir şekilde bilgi değişimi sağlamasıdır. Ancak kaynaklar ve alıcılar farklı içeriklere sahip olduklarında semantik birlikte çalışabilirliği sağlamak güçtür. Birlikte çalışabilirlik düzeyleri sağlandıktan sonra semantik webin gerçeklemesi mümkün olacaktır. Ontolojiler, bilgilerin yakalanması, yeniden kullanımı ve mekansal semantiğin paylaşımında temel yöntem olarak kabul edilmektedir. Kullanışlı bilginin sistemler arasında paylaşımı ve yeniden kullanılabilirliği için ortak sözlük tanımlamaları önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında, aynı gerçek dünya olgularının farklı bakış açılarıyla kavramsallaştırılmasına yönelik olarak ontolojik modellenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, ilk olarak birlikte çalışabilirlik incelenmiş ve karşılaşılan sorunlar irdelenmiştir. Ardından semantik web kavramı ve mekansal boyutu incelenmiştir. Daha sonra semantik web için birlikte çalışabilirliği sağlayacak anahtar olan ontoloji kavramı incelenmiştir. Ontolojilerin önemi ve farklı kaynaklardaki ontolojilerin aynı platformda kullanılması durumunda karşılaşılan heterojenlikler ve düzeyleri irdelenmiştir. Son olarak Protégé yazılımı kullanılarak örnek iki farklı ontoloji (topografik ve tematik/kent) geliştirilmiş ve bu ontolojilerin semantik farklılıkları ve düzeyleri incelenerek birlikte çalışabilirliğe etkisi irdelenmiştir.

Zeynep Altunkaya
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tari̇hi̇ yapılarda fotogrametri̇k yöntemle doku deformasyonlarının beli̇rlenmesi̇

Bu tez çalışması ile sayısal ve termal infrared kameraları birlikte kullanarak tarihi ve kültürel miras özelliği taşıyan yapıların fotogrametrik yöntemle belgelenmesi, nem ve ıslak yüzeylerin yalıtım problemleri sebebi ile meydana gelen rutubet sonucu oluşan deformasyonların görüntü sınıflandırma, segmentasyon işlemleri ile analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere sayısal ve termal kameraların geometrik kalibrasyonu için 3 boyutlu test objesi tasarlanmış ve imalatı yaptırılmıştır. Bu araştırma kapsamında kullanılan Nikon D3X SLR (50 mm ve 20 mm) sayısal fotoğraf makinesi ve Flir A320 termal kameranın geometrik kalibrasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanı olarak seçilen Azapkapı Sokullu Mehmet Paşa Camii'nde bu tez çalışması kapsamında geliştirilen yaklaşım test edilmiştir. Çekilen fotoğraflara ait dış yöneltme elemanları ışın desteleri ile dengeleme işlemi sonucunda belirlenmiş, iki farklı alanda (çalışma alanı 1 ve çalışma alanı 2) sayısal ve termal kamera ile alınan görüntüler kullanılarak rektifiye edilmiş fotoğraflar üretilmiştir. Rektifiye edilmiş fotoğraflar kullanılarak çoklu çözünürlüklü segmantasyon işlemi, renkli ve termal görüntüler için belirlenen ölçek, şekil ve parlaklık parametreleri kullanılarak yapılmıştır. Sınıflandırma işlemi bulanık mantık algoritması ile gerçekleştirilmiştir ve oluşan sınıflar vektör dosya olarak kaydedilmiştir. Her iki çalışma alanında rektifiye edilmiş renkli ve termal görüntüler kullanılarak yapılan sınıflandırma işlemi sonucunda görüntülerdeki nem ve zemin kaynaklı rutubet problemi nedeniyle oluşan deformasyonların belirlenmesi amacıyla analiz gerçekleştirilmiştir. Sayısal kamera ile alınan görüntüler kullanılarak yapılan analiz sonucunda nem ve rutubet sebebiyle oluşan deformasyonların belirlenmesinde zorluklar yaşanmasına karşın termal görüntüdeki sınıflandırma sonuçları kullanılarak zeminden yükseldikçe nem ve rutubet sebebiyle oluşan deformasyon dereceleri kolaylıkla elde edilmiş ve proje hedefleri başarıyla gerçekleştirilmiştir.

Esra Güler
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İki farklı yöntemle (NATM-TBM) ile açılan bir tünelde düşey deformasyon/deplasman'ların belirlenmesi: M5 metro örneği

Mühendislik yapıları olarak adlandırılan; barajların, tünellerin, yüksek yapıların inşa aşamasındaki ölçümlerin zorunluluğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu denli önemli ve pahalı olan yapıların inşasından sonra da yapıların izlenmesi önemlidir. İzleme işlemlerinin yapılabilmesi için uygun görülen aralıklarla ölçümler tekrarlanır. Yapılan ölçümler En Küçük Kareler Yöntemine ile dengelenir. Bu dengeleme işleminde; ağda yapılan ölçülerden meydana gelen hatalar tüm noktalara dağıtılması nedeniyle tüm iz minimum yöntemine göre yapılması uygun olacaktır. Ölçü setine ait uyuşumsuz ölçü varsa ve bu nokta ağdan çıkarıldığında ağın yapısını bozmayacaksa ağdan atılır değilse ölçü yenilenir. Bu işlemlerin ardından deformasyon analizinin yapılması ve ölçülen noktalarda anlamlı hareket olup olmadığının belirlenmesi işlemi Hannover Yaklaşımı ile gerçekleşmiştir. Bu işlemler sonucu mühendislik yapılarında, yapı emniyetini tehlikeye düşürecek derecede hareketin saptanması durumunda yapı emniyeti için önlemler alınması gerekecektir.

Mehmet Eren
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yol aplikasyonu çalışmalarında CORS'un uygulanabilirliğinin test edilmesi

Birçok ülke uydu bazlı konumlama sistemlerinden elde edilen doğruluğu santimetre hassasiyetine kadar artırarak son kullanıcıya sunmak amacı ile bölgesel ve yerel olarak kullanılabilen, GNSS temelli Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (CORS) tesis etme yoluna gitmişlerdir. Ülkemizde de benzer bir yaklaşımla kurulan ve faaliyete geçmiş olan TUSAGA (Türkiye Ulusal Sabit GPS İstasyonları Ağı) Aktif (CORS-TR) projesiyle de Türkiye'nin hemen her yerinde Gerçek Zamanlı Kinematik (GZK) olarak konum belirlenebilmektedir. Çalışmamızda; Afyon İli Dinar İlçesinde yapılmakta olan Rüzgar Enerji Santrali kapsamında gerçekleşen yol projesinin T39 servis yoluna ait 100 noktada CORS ölçüm yöntemlerinden VRS ve FKP ile farklı gün ve saatlerde 3 periyot ölçüm gerçekleştirilmiştir. Bu noktalar Post-Processing Kinematik yöntem ile de ölçülmüş olup bu yöntemlerin doğruluk analizleri yapılmıştır. Bu ölçüm yöntemlerinden elde edilen koordinatlar total station ölçümünden hesaplanan koordinatlar ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bu tez çalışması ile TUSAGA Aktif (CORS-TR) istasyonlarından elde edilen konum bilgilerinin doğruluğu tespit edilmeye çalışılarak yol proje uygulamalarında kullanılabilirliği ve güvenirliliği ortaya konmuştur.

Çetin Doğan
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

CBS teknolojilerinin marina yer seçiminde karar destek mekanizması olarak kullanılması

Günümüzde deniz kıyılarında yapılacak yapılar, denizlerin daha yararlı kullanılması ve çevre açısından büyük önem taşımaktadır. Marina yapılacak mekanın Coğrafi Bilgi Sistemleri ile seçilmesi günümüz teknolojik olanakları ile mümkündür. Öncelikle marina yapılması planlanan alanların belirlenmesinde jeolojik yapı, arazi kullanımı, demografik yapı, erişim olanakları gibi etmenleri belirleyen verilerin elde edilmesi gerekmektedir. Bu verilerin uygun yöntemlerle analizi sonucu marina yapımına uygun mekanın seçilmesi gerçekleştirilebilir. Çalışmanın amacı topografik ve demografik veriler kullanarak tanımlı bir kıyı bölgesi için coğrafi ve demografik açıdan marina yapılmasına uygun kıyı alanlarının tespit edilmesidir. Çalışma alanı olarak İstanbul ili Marmara kıyı şeridi seçilmiş, İstanbul Boğazı çalışma alanı dışında tutulmuştur. Çalışmada İstanbul kıyı şeridini kapsayan; Erozyon, Heyelan Riski, Tusunami, Arazi Kullanımı, Jeolojik Sakıncalı Alan, Nakil Hatları, Deniz Trafiği verileri ile mahalle ölçeğinde bulunan Nüfus, Yaş dağımı ve Gelir düzeyi verileri kullanılmıştır. Verilerin birbirleri ile örtüştürülmesinde elek analizi yöntemi kullanmış alan 50X50 mt. gridlere bölünerek puanlandırılmıştır. Grid puanlarının ağrılıklandırılmasında AHP (analitik hiyerarşi proses) yöntemi kullanılmıştır. Bu sayede marina açılması uygun alanların tespitinde bir puanlama sistemi geliştirilmiştir.

Kıyı planlaması
Gökalp Köseoğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kartografik genelleştirmede bina dizilimlerinin karakterizasyonu ve yorumlanmasına ilişkin yeni yaklaşımlar

Bu tezin kapsamı, bağlamsal genelleştirme altında bir konu olarak görülebilecek olan bina dizilimlerinin incelenmesidir. Bu dizilimler, otomatik genelleştirmeye hizmet etmek adına dört farklı açıdan ayrı ayrı incelenmişlerdir. İlk olarak, bu dizilimlerin adlandırılması ve ayrıştırılması için bir tipoloji oluşturma çabasına girişilmiştir. Ardından, bina dizilimlerini belirlemede ön adım olarak kullanılan bina gruplama yöntemleri incelenmiş ve hangi algoritmaların hangi dağılımdaki bina gruplarını bulmada ne kadar başarılı oldukları ölçülmüştür. Üçüncü yaklaşımda ise bu dizilimlerin ölçek geçişlerinde klasik genelleştirmede geçirdikleri değişimleri, dizilim içindeki binaların ve dizilimin kendisinin geometrik ve yapısal özellikleri kullanılarak araştırılmıştır. Dördüncü ve son çalışmada ise yine binaların geometrik ve yapısal özellikleri kullanılarak bina dizilimlerini karakterize etmeye yoğunlaşılmıştır. Bu sayede hangi dizilimin Gestalt ilkelerine göre daha iyi algılanabilir bir dizilim olduğu belirlenebilecek ve dizilimler niteliklerine göre sınıflandırılabileceklerdir. Bu çalışmalar sonucunda, bina dizilimlerinin otomatik genelleştirilmesine yönelik yeni ve alternatif ölçüler önerilmiş, kurallar türetilmiş ve yararlı bilgiler üretilmiştir.

Sinan Çetinkaya
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İdari birimler için bir yer adları dizin ontolojisi geliştirilmesi ve İstanbul örneğinde bağlı veri yaklaşımıyla sunumu

Sayısal coğrafi yer adları dizinleri, Web temelli haritacılık servisleri ve konumsal arama motorları gibi uygulamaların temel yapı taşı olarak görülmektedir. Yerel ve küresel coğrafi yer adları dizinleri oluşturmaya yönelik son girişimler, dizinlerin Semantik Web (Semantic Web – Anlamsal Web) dili olan Kaynak Tanımlama Çatkısı (Resource Description Framework – RDF) ile temsili ve Bağlı Veri (Linked Data) yaklaşımı ile sunumuna odaklanmıştır. Bu çalışmada, idari birimlere özgü bir coğrafi yer adları dizininin Semantikl Web ve Bağlı Veri yaklaşımıyla sunumuna olanak sağlayacak Türkiye İdari Birimler Ontolojisi geliştirilmiş ve İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi örneğinde ontoloji tanımlamalarına uygun üretilen RDF dokümanları Bağlı Veri olarak sunulmuştur. Tasarlanan ontoloji, idari birimlerin adları, konumları, öznitelikleri ve birimler arasındaki konumsal ilişkileri (mereolojik ve topolojik ilişkiler), Web Ontoloji Dili (Web Ontology Language – OWL) ile ifade etmektedir. İdari birimler dizini, idari birimlerle ilgili tüm RDF veri setlerinin (örn., nüfus, vergi, kamu hizmetleri, seçim, istatistik) Web yoluyla entegrasyonunu sağlayacaktır. Bu yaklaşım, ilave sorgulama yapmadan bir idari birimle ilgili tüm verilere Web yoluyla erişimi etkinleştirecektir.

Abdullah Kara
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul'a su temin eden baraj ve göllerin su seviyesinin izlenmesi

Su sıkıntısı İstanbul'un önemli problemlerinden biridir. Bu problemi çözmek için İstanbul'a su temin eden baraj ve göllerin su seviyesinin dönemsel olarak belirlenmesi önemlidir. Su sıkıntısı yaşanan dönemlerdeki su seviyelerinin incelenmeli ve gelecekte olabilecek su sıkıntılarına çözüm aranmalıdır. Bu tez çalışmasında İstanbul'daki mevcut baraj ve göllerin depoladıkları su miktarını belirlemeye yönelik incelemeler yapılmıştır.

Nehir Uyar
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlan reklam vergi takip sistemine yönelik coğrafi bilgi sistemi tasarımı ve uygulaması

Modern zamanda kentleşmenin çok hızlı bir gelişim içinde olması, üretim ve tüketim sektörünün de ivmeli bir hızla artış göstermesine neden olmuştur. Üretimin tüketime dönüşmesindeki en büyük katkıyı da pazarlama ve reklam sektörü gerçekleştirmiştir. Farklı mecralarda ve çeşitli yayın organlarıyla yapılan reklamlardan kentleşme ve kent dokusu ile ilişkili olan reklam yöntemi kentin muhtelif yerlerinde yapılan açık hava reklamlarıdır. Açık hava reklamları kentlerin tarihi ve kültürel dokusunu bozmadan çevre kirliliğine neden olmayacak şekilde estetik kaygı taşıyarak tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Yapılan reklam çalışmalarının bir de ticari boyutu vardır. Önemli bir rant özelliği taşıyan reklamlar yasa doğrultusunda vergiye tabidir. Ödetilen bu vergiler ilgili belediyeler tarafından kentte yaşayan insanlara hizmet ile geri sunulmaktadır. Bu nedenle gerçekleştirilen bu çalışma ilan reklam tabela verilerinin arşivlenmesine ve ilan reklam vergisinin denetlenmesine farklı bir bakış açısı getirilmiştir. Bunun için coğrafi bilgi sistemi tabanlı konumsal veri tabanı tasarımı oluşturulmuştur. Tasarlanan sistem sayesinde tüm reklam tabela verileri ile vergilerinin bir arada tutulması sağlanmıştır. Ayrıca tasarlanan sistem sayesinde tüm parametreler konumsal sorgulamalara cevap verebilecek ve harita üzerinde görselleştirilebilinecektir. Anahtar Kelimeler: İlan Reklam Vergisi, Coğrafi Bilgi Sistemi, Konumsal Veri Tabanı, Reklam İlan ve Tanıtım Yönetmeliği, Konumsal Analizler

Hicret Gürsoy Sürmeneli
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Multiple sclerosis (MS) hastalığının erken teşhisi için manyetik rezonans (MR) görüntülerinin otomatik segmentasyonu

Multiple skleroz (MS), beyni ve omuriliği tutan özbağışıklık hastalığıdır. Kısaca MS olarak anılır. Bağışıklık sistemindeki (immün sistem) savunma amaçlı gözelerin, nedeni daha anlaşılamamış bir şekilde, sinir hücrelerinin (nöronlar) çevresinde bulunan myelin kılıfını (yağlı bir zar katmanı) vücuda yabancı bir bağıştıran olarak algılamasıyla yok etmeye çalışmasıdır. Bu durum da, çeşitli sinir sistemi belirtilerini ortaya çıkarır. Bu belirtiler geçici olup, hastalığın düzeyine göre iz bırakabilir ya da bırakmadan ortadan kaybolabilirler. MS klinik muayene ile tanısı koyulabilen bir hastalıktır. Hastalığın kesin tanısı için kullanılabilecek bir laboratuvar yöntemi yoktur. Tanı olguların klinik özellikleri, hastalığın gidişi ve yardımcı laboratuvar yöntemleri kullanılarak konulur. Bazı olgularda klinik, muayene ve laboratuvar bulguları ile tanı kolaylıkla konabilir. Bu durumda bile olası diğer sebep olabilecek hastalıklar dışlanmalı ve gerekli laboratuvar incelemeleri yapılmalıdır. Bununla birlikte özellikle erken evredeki olgularda tanı koyma zorlukları sıklıkla yaşanır. Bu dönemde klinik ve radyolojik takip tanıyı kesinleştirmede önemlidir. MS tanısında erken teşhis son derece önemlidir; çünkü erken teşhisle hastalığın gidişatı değiştirilebilir ve hastalık yavaşlatılabilir. MS hastalığının ilerlemesi demek, hastaların sakat kalması anlamına gelir. Erken tanının bir diğer önemi ise MS teşhisi konulan hastanın kendi hayatını planlarken önemlidir. Manyetik rezonans görüntüleme (MR) MS teşhisinde en önemli yöntemlerden biridir. Sinir sistemini 3 boyutlu inceleme imkânı vermektedir. Beyaz cevheri çok iyi göstermektedir. MR da değişik büyüklükte beyaz cevherde MS plağı diye tanımlanan görüntüler izlenir. MR hastalık takibinde kullanılır. Sunulan tezin amacı T2 sekanslı beyin MR görüntüleri üzerinden Multipl skleroz hastalığına ait lezyonların bölütleme yöntemi ile tespiti için yeni bir uygulama geliştirmektir. MR görüntüsü olarak T2 sekanslı görüntülerinin tercih edilmesinin sebebi bu görüntülerde MS lezyonlarının görüntü içerisinde yüksek yansıma değerlerine sahip olmalarıdır. Uygulamada orijinal 16-Bit' lik MR görüntüleri kullanılmıştır. Toplamda 13 ayrı MS hastasına ait 100 adet kesit kullanılmıştır. Bunlardan 8 adet kesit test amacı ile kullanılmış, elde edilen sonuçlar diğer 92 kesitte uygulanmıştır. Uygulama yöntem olarak 2 aşamadan oluşmaktadır. İlk adımda T2 ağırlıklı beyin görüntülerindeki kafatası kemik dokusu MS lezyonları ile çok yakın gri değerlerine sahip olduğundan SIOX algoritması yardımı ile elimine edilir. İkinci adımda ise geriye kalan beyin dokusu içerisinde en yüksek gri değerlerine MS lezyonları sahip oldukları için maksimum entropi eşik değer yöntemi uygulanarak MS lezyonu tespiti sağlanmıştır. Uygulamanın duyarlık değeri 0.918, pozitif tahmin değeri 0.837, doğruluk değeri ise 0.783 olarak hesaplanmıştır.

Bölütleme
Can Kiraz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nokta tabanlı sınıflandırma yöntemleri ile LiDAR verilerinin sınıflandırılması

Hava LiDAR verileri nokta yoğunluğu ve doğruluğunun artması ile birlikte, günümüzde obje çıkarımı, 3 boyutlu modelleme, değişim belirleme, haritaların revize edilmesi gibi birçok uygulamada sıklıkla kullanılmaktadır. Bu uygulamalarda ilk işlem adımı olarak LiDAR nokta bulutu sınıflandırılmalıdır. Yüksek doğruluklu sonuçlar elde edebilmek için LiDAR nokta bulutunun doğru bir şekilde sınıflandırılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, ham LiDAR nokta bulutu verisinin otomatik nokta tabanlı sınıflandırma yaklaşımı ile sınıflandırılması olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla, LiDAR nokta bulutunun sınıflandırılması için mevcut olan yöntemler incelenmiş ve ulusal ve uluslararası alanda yapılan ilgili araştırmalar özetlenmiştir. Yoğunluk, çoklu yansıma gibi farklı özelliklere sahip LiDAR verisinin doğru bir şekilde otomatik olarak sınıflandırılması uygulamalarında ortaya çıkan sorunlar analiz edilmiştir. Bununla birlikte, LiDAR nokta bulutunun düzenli gride dönüştürülüp sınıflandırılmasına dayanan sınıflandırma yaklaşımında karşılaşılan sorunlar incelenmiştir. Bu çalışmada, düzenli grid yapıdaki verilerle sınıflandırmada yaşanan problemlerin elimine edilmesi için LiDAR nokta bulutunun nokta tabanlı sınıflandırma yöntemi ile sınıflandırılması önerilmiştir. LiDAR verisinin özelliklerine bağlı olarak yaşanabilecek sorunlara (sınıf karışımı vb.) çözüm üretilmesi amacıyla, hiyerarşik kurallar bütününden oluşan otomatik nokta tabanlı sınıflandırma yaklaşımı oluşturulmuştur. Kurallara ilişkin parametre analizleri gerçekleştirilmiş ve farklı hiyerarşiye sahip iki nokta tabanlı sınıflandırma yaklaşımı önerilmiştir. Önerilen yaklaşımların performanslarının test edilmesi amacıyla nokta tabanlı sınıflandırma uygulamalarında kullanılan Standart Yaklaşım için de hiyerarşik kurallar bütünü oluşturulmuştur. Önerilen sınıflandırma yaklaşımları kullanılarak İstanbul, Zekeriyaköy' de farklı üç test alanına ait nokta bulutu sınıflandırılmış ve üç temel sınıf (zemin, bina, bitki örtüsü) elde edilmiştir. Test Alanı 1 (seyrek yerleşim alanı) ve Test Alanı 2 (kentsel alan)' de önerilen yaklaşımlarla gerçekleştirilen nokta tabanlı sınıflandırma için doğruluk analizleri yapılmıştır. Test Alanı 1' de Standart Yaklaşım' ın genel sınıflandırma doğruluğu %54 iken, Yaklaşım 1 ve Yaklaşım 2' nin genel sınıflandırma doğruluğu % 80 olarak hesaplanmıştır. Test Alanı 2' de ise Standart Yaklaşım' ın genel doğruluğu %59 iken önerilen her iki yaklaşım için de genel doğruluk %83 olarak hesaplanmıştır. Standart Yaklaşım ile seyrek yerleşim alanı, kentsel alan ve ormanlık alanda zemin noktaları büyük oranda bitki örtüsü olarak sınıflandırılmıştır. Yaklaşım 1 ve Yaklaşım 2 kullanılarak seyrek yerleşim alanı, kentsel alan ve ormanlık alanda elde edilen sınıflandırma sonuçları birbirine oldukça yakındır. Yaklaşım 1 ve Yaklaşım 2 ile sınıflandırılmış nokta bulutunda, Standart Yaklaşım' da karşılaşılan zemin sınıfına ait noktaların bitki örtüsü sınıfına atanması, bina çatılarındaki bitki örtüsü sınıfına atanmış noktalar ve bina köşelerinde bazı noktaların bitki örtüsü sınıfına atanması gibi sorunlarda büyük oranda iyileştirmeler elde edilmiştir. Yaklaşım 1 ve Yaklaşım 2 ile sınıflandırılan nokta bulutunun 3 boyutlu bina modelleme uygulamalarında kullanılabilirliğinin test edilmesi amacıyla Test Alanı 2' de bulunan binaların 3 boyutlu modelleri üretilmiştir. Elde edilen sonuçlar, 3B bina modellerinin başarılı bir şekilde üretildiğini göstermiştir. Test alanlarında gerçekleştirilen nokta tabanlı sınıflandırmanın doğruluk analizi sonuçları ve üretilen 3 boyutlu bina modelleri, bu tez çalışması kapsamındaki araştırma hedeflerinin başarıyla gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır.

Zehra Erişir
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık kaynaklı yazılımlar ile OGC web servisleri üzerinden görerek uçuş bilgilerinin kartografik sunumu

Son yıllarda gelişmelerin yoğun olarak yaşandığı Web olgusundan diğer bir çok disiplin gibi kartografya da büyük ölçüde etkilenmiş ve haritaların tasarımı, üretimi, yayımı ve sunumu Web üzerinden gerçekleştirilir hale gelmiştir. Önceleri Web üzerinde basit ve statik görüntüler biçiminde sunulmaya başlayan haritalar, günümüzde her zaman her yerden ulaşılabilir Web servisleri anlayışıyla kullanıcıların isteğiyle anında üretilebilmekte ve sunulmaktadır. Web servisi kısaca, kullanıcıya sonuç ürünü sunmak üzere sağlayıcı tarafından üretilen yazılım bileşeni şeklinde tanımlanmaktadır. Web servisleri, genelde Servis Odaklı Mimari (SOA) ile kullanılırlar ve iki tür gerçekleştirme yöntemi vardır. Bunlar, World Wide Web Consortium (W3C) ve REpresentational State Transfer (REST) Web servisleridir. Mekansal standartlar üreten organizasyonların başında gelen Open Geospatial Consortium (OGC) tarafından üretilen standartlar (örn. Web Harita Servisi) çoğunlukla REST yapı örüntüsünü kullansa da, W3C Web servisleriyle gerçekleştirilmeleri de mümkündür. Bilgisayarlarla birlikte hayatımıza giren en önemli kavramlardan biri yazılımdır. Günümüzde, şirketler tarafından ticari amaçlar için üretilen yazılımların yanında, ticari bir amaç gütmeyen ve gönüllü yazılımcılar tarafından ücretsiz olarak kullanıma sunulan açık kaynaklı yazılımlar da mevcuttur. Son yıllarda yazılım firmalarının da benimsediği 'yazılıma değil, desteğe ücret öde' felsefesi ile açık kaynaklı yazılımların üretimi ve gelişimi hızlanmıştır. Bu felsefe ile mevcut açık kaynaklı yazılımları kullanarak baştan sona Web üzerinden mekansal bilgi sunumuna olanak sağlayan OpenGeo Suite yazılımı geliştirilmiştir. Topografik haritalar üzerine belirli havacılık bilgi ve işaretleri eklenerek oluşturulan havacılık haritalarında, havacılık bilgileri topografik bilgilere göre daha sık güncellenmektedir. Basılı haritalarda bu güncelleme hızlı yapılamadığından havacılar bu süre zarfında güncel bilgilere erişimde güçlük yaşamaktadırlar. Bu çalışmada, yukarıda ifade edilen problemin çözümü için açık kaynaklı yazılımlar ve OGC standartları kullanılarak bir web harita uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama ile havacıların ihtiyaç duyduğu görerek uçuş bilgileri, OGC İşaret Kodlama standardı aracılığıyla işaretleştirilerek topografik harita üzerine eklenmiş ve Web üzerinden kullanılabilir, güncelleştirilebilir ve çıktısı alınabilir durumda bir hava haritası elde edilmiştir.

Web servisleri
Abdulkadir Memduhoğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hava lidar verilerinin sınıflandırılması ve orman ağaçlarına ait özniteliklerin değerlendirilmesi: İstanbul Belgrad Ormanı örneği

Hava lidar, arazi topografyasının belirlenmesinde, 3B kent modellerinin üretiminde ve kent planlamasında, orman alanları ölçümünde ve arazinin jeomorfolojik yapısının belirlenmesinde kullanımı giderek artan bir teknolojidir. Hava lidar sisteminde genel olarak lazer tarayıcı, global konumlama sistemi (GPS) ve inersiyal ölçme sistemi (IMU) bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde 2003 yılından itibaren ormancılık alanında hava lidar çalışmaları yürütülürken Türkiye'deki ilk büyük ölçekli hava lidar çalışması Nabucco (2009-2011) projesidir. Bu çalışmada, yüksek yoğunluktaki (55nokta/m2) hava lidar verisinin sınıflandırılması ve sonrasında ormanlık alanda bulunan ağaçlara ait ağaç yüksekliği, ağaç türü gibi analizlerin yapılabilirliği araştırılmıştır. Kalibrasyonu yapılmış lidar verinin sınıflandırılması için TerraScan yazılımı ile bazı parametreler denenmiştir. İlk olarak veri karmaşası yaşanmaması açısından su sınıfı ayrı bir sınıfa atanmıştır. Çoklu yansıma bilgisi ve Axelsson algoritması prensibiyle çalışan yeryüzü noktalarını sınıflandırma adımları sayesinde veri "Amerikan Fotogrametri ve Uzaktan Algılama Birliği" (ASPRS) tarafından belirlenen altı farklı sınıfa (gürültü noktaları, yeryüzü noktaları, alçak seviye-orta seviye-yüksek seviye bitki örtüsü noktaları ve su alanı noktaları) ayrılmıştır. En zor aşamalardan biri olan yeryüzü noktaları ile karışan gürültü noktaları otomatik ve manuel araçlarla düzenlenmiştir. Son olarak ağaçlara ait bazı öznitelikler nokta bulutundan alınan kesitler sayesinde belirlenmiştir. Belirlenen altı farklı ağaç tipi çalışma alanı için yaklaşık olarak hesaplanmıştır. Aynı zamanda tarama açısının nokta bulutu verisi üzerindeki etkileri karşılaştırılmış ve ağaç sınıfına olan etkilerine ait istatistiksel sonuçlar incelenmiştir. Tüm bu incelemeler Microstation, TerraScan, Matlab ve Surfer yazılımları kullanılarak yapılmıştır. Sonuç olarak hava lidar verisinin sadece lidar sistem donanımlarına değil yazılım ve algoritmalara da bağlı olduğu görülmüştür.

Bilge Civelekoğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00