
2.452
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Spodumenin lüminesans ve optik soğurma özelliklerinin incelenmesi
Spodumen (LiAlSi2O6), doğada yaygın olarak bulunan, yüksek lüminesans şiddetine sahip olan ilgi çekici bir mineraldir. Renksiz, sarı (tribhane), pembe (kunzite), lila ve yeşil (hiddenite) olmak üzere farklı renklere sahiptir. İçerdiği safsızlık elementlerinden dolayı fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmada spodumen mineralinin fiziksel ve yapısal özellikleri lüminesans ve diğer teknikler kullanılarak incelenmiştir. Bu amaçla örneklerin madde analizi yaptırılıp içerikleri belirlenmiştir. 50-400 oC sıcaklık aralığında termolüminesans (TL), 200-1000 nm arasında radyolüminesans (RL) spektrumları alınmıştır. Ayrıca elektromanyetik spektrumun görünür bölgesinden yakın kızılötesine kadar olan bölgedeki (200-2000 nm) optik davranışlarını incelemek amacıyla optik soğurma spektrumları incelenmiştir. Elde edilen TL spektrumlarından yola çıkarak tüm örnekler için, farklı metotlar kullanılarak, (Başlangıç Artış, Farklı Isıtma Hızları, Chen ve Bilgisayarlı Işıma Eğrisi Ayrıştırma Metotları) termolüminesans kinetikleri (E, s ve b değerleri) hesaplanmıştır.
60-80 bölgesindeki kripton izotoplarının Gamow-Teller geçiş özelliklerinin Pyatov yöntemi ile incelenmesi
Bu çalışmada, 60-80 kütle bölgesindeki küresel çift-çift Kr izotoplarının parçacık-deşik etkileşmesi göz önüne alınarak pn-QRPA çerçevesinde Pyatov yöntemi kullanılarak Beta+ ve Beta- Gamow Teller geçiş şiddet dağılımları ve toplam B(GT) değerleri hesaplanmıştır. Hesaplamalara göre, 76-80 kütle bölgesindeki Kr izotoplarının hem B(GT)- hem de B(GT)+ şiddet dağılımlarında GT parçalanması daha belirgin bir şekilde kendini hissettirmektedir. Ayrıca, 72Kr izotopundan 80Kr izotopuna doğru gidildikçe B(GT)- şiddet dağılımlarında GT 1+ durumları daha yüksek enerjilere doğru kaydığı görülmektedir. 72-78 kütle bölgesi için elde ettiğimiz B(GT)+ şiddet dağılımlarındaki yapı, P. Sarriguren ve ark. tarafından deforme basık, deforme yassı ve küresel durumlar için elde edilen dağılımlar ile uyum içerisinde olduğu gözlenmiştir. 72-78 kütle bölgesinde elde ettiğimiz toplam B(GT)+ değerlerinin P. Sarriguren ve ark. tarafından SG2 Skyrme etkileşmesi kullanılarak RPA çerçevesinde elde edilen sonuçlara daha yakın olduğu görüldü.
Astrofiziksel koşullar altında Gamow-Teller geçişlerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, süpernova patlamaları ve yıldız çökmeleri gibi astrofiziksel olaylarda önemli rol oynayan fp kabuğu çekirdeklerinin GT geçiş özelliklerini incelemek amacıyla, 40-60Ti, 42-65Cr ve 50-78Ni izotoplarının B(GT)- ve B(GT)+ şiddet dağılımları, toplam B(GT)- ve toplam B(GT)+ değerleri, β^- ve β^+ yönündeki merkezi enerji ve dağılım genişliği değerleri hesaplanmıştır. Hesaplamalarda, QRPA yöntemleri olarak, Şematik Modeli (SM), Pyatov Metodu (PM) ve proton-nötron Kuazi Parçacık Rastgele Faz Yaklaşımı (pn-QRPA) yöntemi kullanılmıştır. Bu modeller de kendi içlerinde üç alt kategoriye ayrılmıştır. A modelinde, çekirdeğin şekli küresel olarak kabul edilmiş ve parçacık-deşik (ph) etkileşmeleri göz önüne alınmıştır (küresel, ph). B modelinde ise, A modeline sadece parçacık-parçacık (pp) etkileşmesi dâhil edilmiştir (küresel, ph+pp). C alt modelinde ise, çekirdeğin şekli deforme olarak kabul edilerek, ph ve pp etkileşmeleri göz önüne alınmıştır. 40-60Ti, 42-65Cr ve 50-78Ni izotoplarına ait hesaplamalarda, ilk aşamada B(GT)- ve B(GT)+ şiddet dağılımlarının sonuçları verilerek, bu sonuçlar literatürde mevcut olan deneysel ve teorik model sonuçlarıyla karşılaştırıldı. Daha sonra, toplam B(GT)-, toplam B(GT)+, β^- ve β^+ yönündeki merkezi enerji ve dağılım genişliği değerleri tablo halinde verildi. Hesaplamalar sonucunda; pp etkileşmesi ve nükleer deformasyonun, incelenen izotoplarda GT 1+ durumlarının sayısında, toplam B(GT)- ve toplam B(GT)+ değerlerinde arttırıcı veya azaltıcı bir etkiye sahip olduğu ve GT 1+ durumlarında belirli bir enerji bölgesinde toplandığı veya geniş bir aralık üzerinden dağılmasını sağladığını gözlemledik.
Kuzey Yarıküreden seçilen gezegenimsi bulutsu ve adaylarının tayfsal incelenmesi
Gezegenimsi Bulutsu (Planetary Nebula, PN), küçük – orta kütleli (0.8 – 8 M☉) yıldızlar evrimlerinin sonuna yaklaşırken, asimptotik dev kolu ile beyaz cüce aşamaları arasında genişleyerek yıldızlararası ortama bıraktıkları maddenin, merkezde bulunan beyaz cüce tarafından iyonize edilmesi sonucu oluşan bir gök cismidir. Yıldız evriminin diğer aşamalarına kıyasla daha kısa ömürlüdür. PN'ler yıldızlararası ortamın anlaşılması ve zenginleştirilmesi, yıldız evrimi aşamaları gibi pek çok konuda anahtar role sahiptir. Bu tez kapsamında kuzey yarıküreden (Dec > -10) seçilen 15 PN ve 13 PN adayı tayfsal verileri ile incelendi. Bu veriler TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinde (TUG) bulunan 150 cm'lik Rus – Türk Teleskobu (RTT150) üzerine kurulu TUG Sönük Nesne Tayfçeker ve Kamerası (TUG Faint Object Spectrograph and Camera – TFOSC) ile elde edildi. İncelenen 28 kaynaktan, 18 PN ve PN adayı ilk kez tayfsal olarak gözlendi. Fiziksel parametreleri belirlenebilen kaynakların elektron sıcaklığı 5700 – 17000 K, elektron yoğunluğu 100 – 12000 cm-3, ortam sönümleme sabiti 0,70 – 4,00 aralıklarında hesaplandı, element bollukları, uyarılma sınıfları belirlendi. İncelenen kaynaklardan 4 PN adayı tayflarından elde edilen yayınım çizgi oranları ve bu oranlardan oluşturulan tanısal grafiklere dayanarak PN olarak doğrulandı. Fotoiyonizasyon kodu yardımıyla ölçülen yayınım çizgilerinden belirlenemeyen fiziksel parametreleri belirlendi.
Leke örtülmelerinin ötegezegen geçiş ortası zaman ölçümlerine etkisi
Geçiş yapan ötegezegenlerin özelliklerini hassas bir şekilde belirleyebilmek için geçiş ışık eğrilerinde görülebilecek zaman değişimlerini (TTV) tespit etmek oldukça önemlidir. Geçiş ve örtülme ortası zamanları, sistemdeki tedirgin edici etkiler (varsa sistemdeki ilave nesneler, kenar kararması, yıldız aktivitesi, yörünge presesyonu, barınak yıldızın basıklığı gibi) nedeniyle saniye, dakika veya saat mertebesinde, çoğunlukla sinüzoidal şekilde değişebilmektedir. Bu çalışmada manyetik aktivite gösteren barınak yıldızlarda gözlenen yüzey lekelerinin gezegen tarafından örtülmesinin geçiş ortası zamanlarındaki değişime etkileri incelenmektedir. Bu etkiler HAT-P-11, HAT-P-36, WASP-52 ve benzeri özellikler sergileyen barınak yıldız sistemlerine ait leke modelleri ve simülasyonları ile ortaya çıkarılmıştır. HAT-P-11, HAT-P-36 ve WASP-52'ye ait UT50, T100, ETD, Kepler ve TESS verilerinden hesapladığımız sonuçlara göre geçiş sırasında gezegen tarafından örtülen yüzey lekeleri bu sistemlerin ışık ölçüm yöntemiyle elde edilen ışık eğrilerini bozarak geçiş ortası zamanlarında 1 ila 3 dakika sapmaya neden olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan geçiş kirişi dışında kalarak örtülmeyen lekelerin ise geçiş derinliğini etkilediği ve bu lekelerin boyutlarının 20 dereceden 40 dereceye çıktığında gezegen yarıçapının ~%8 oranında değişimine yol açtığı hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: leke örtülmesi, yıldız aktivitesi, gezegen geçişi, geçiş zamanı değişimi
Fotovoltaik güneş panellerinin elektrik üretim performansı üzerine sıcaklık, rüzgar hızı ve güneş enerjisinin etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada sıcaklık, rüzgâr hızı ve güneş enerjisinin polikristal fotovoltaik panelde sistemin elektrik verimi üzerinde etkisi incelendi. Bu amaçla, Çukurova Üniversitesi kampüsünde Fen Edebiyat Fakültesi çatısına toplam kurulu gücü 825 W kapasiteli on-grid bir küçük ölçekli (825 W) güneş enerjisi santrali (GES) kuruldu. Santrali oluşturan panellerin modül sıcaklığı, ortam sıcaklığı, inverter iç sıcaklığı, rüzgâr hızı ve güneş radyasyonu ölçüldü. Ayrıca, inverter giriş gerilimi (DC) ve çıkış gerilimi (AC) ölçülerek elektrik üretim performansı üzerindeki etkisi belirlendi. Panel yüzeyine gelen güneş radyasyonun artışıyla, elektrik üretimi ve panel sıcaklığı artarken, panel sıcaklık yüzünden de sistemin elektrik üretim verimi kayda değer oranda azaldı. Panel sıcaklığı rüzgârlı zamanlarda düşerek sistemin elektrik üretim performansının arttığı belirlendi. Ancak, dönüştürücü kaybı yüzünden elektrik üretim performansının azaldığı görüldü. Sonuç olarak, güneş enerjisi santrallerinin güneş radyasyonundan ve rüzgâr akısından azami yararlanılacak şekilde planlanmalıdır. Böylece, panel sıcaklığının kayda değer oranlarda düşürülerek sistem verimi artırılabilir.
Bazı çekirdeklerin ışınım şiddet fonksiyonlarının elde edilmesi
Nükleer reaksiyonların istatiksel teorisi, bileşik çekirdeğin oluşum ve bozunma süreçlerinin birbirinden bağımsız olduğunu kabul eden bağımsızlık hipotezine dayanan ve nükleer reaksiyonları açıklamakta yaygın olarak kullanılan gelişmiş bir teoridir. Gama-ışınım şiddet fonksiyonları ise fotonükleer reaksiyonların tesir kesitlerinin istatistiksel teorisi ile hesaplanabilmesi için çok önemli bir girdidir. Ancak bu fonksiyonlar, deneysel tesir kesiti verileri ile uyumlu olması için çoğu zaman bir renormalizasyon işlemine tabi tutulurlar. Bu renormalizasyon işleminde ortalama rezonans boşluğu ve ortalama ışınım yakalama genişliği değerleri arasındaki bağlantıdan faydalanılır. Günümüze kadar yapılmış renormalizasyon çalışmaları A < 40 hafif kütle bölgesini kapsamamaktadır. Bu kütle bölgesi için yapılan renormalizasyonda, ortalama rezonans boşluğu değerlerini tayin etmekte kullanılacağından, öncelikle nükleer seviye yoğunluğu çok iyi tanımlanmalıdır. Dolayısıyla bu işlemde kullanılacak seviye yoğunluğu modeli hem hafif kütle bölgesinde başarılı hem de düşük enerjili gama-ışınım sürecinde önemli rol oynayan kollektif modları iyi tanımlayan bir model olmalıdır. Literatürdeki mevcut seviye yoğunluğu modelleri arasında en uygunu olan çalışma grubumuz tarafından ortaya konulan, kollektif etkilerin seviye yoğunluğu parametresine dahil edildiği, kollektif yarı-klasik seviye yoğunluğu modelini kullandık. Sonuç olarak, son zamanlarda önerilmiş olan kollektif etkileri içeren seviye yoğunluğu modelimiz A < 40 kütle bölgesinde hafif çekirdeklerin γ-ışınım şiddet fonksiyonlarını renormalize etmek için kullanılmıştır. Elde edilen Gnorm katsayıları seçilen hafif çekirdekler Na-23, Mg-26, Al-27, P-31, Cl-35 ve de Cl-37 renormalizasyonun gerekliliği için deneysel verilerle karşılaştırılarak (n,gama) reaksiyonlarında test edilmiştir.
Brakiterapi tedavisinde kullanılan düşük enerjili gama ışınları için heterojen ortamlardaki radyasyon doz dağılımlarının mikro ölçekli fantomlar üzerinde Monte Carlo yöntemiyle incelenmesi
Üç boyutlu brakiterapi doz hesaplamalarında, voksellere ayrılmış doz hesaplama geometrilerinin oluşturulması amacıyla, bilgisayarlı tomografi (BT) görüntülerinden faydalanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, brakiterapi kaynakları için BT tabanlı fantomların voksel içi materyal heterojenliğine bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel dozdaki belirsizlikleri araştırmaktır. Bu amaçla farklı deney senaryoları hazırlanmış ve bu senaryoların her birinde, sonsuz büyüklükte bir su ortamı içerisine tek bir yüksek doz hızlı 192 Ir kaynağı yerleştirilmiştir. Farklı senaryolarda kaynağın merkezi dik ekseni üzerinde 1 cm veya 0,5 cm uzaklıkta, 1,0x1,0x1,0 mm 3 yada 2,0x2,0x2,0 mm3 boyutlarında hedef hacim bölgeleri belirlenmiştir. Bir hedef bölge kendi içerisinde 10x10x10 adet kübik alt voksellere bölünmüştür. Hedef hacim içerisindeki farklı alt voksellere su, hava, akciğer dokusu, kemik dokusu ve adipoz dokusundan oluşan heterojen materyaller atanmıştır. Başka bir hesaplamada ise, bu voksellere, kullanılan heterojen materyallerin element bileşimlerinin tümünden oluşan tek bir materyal yerleştirilmiştir. Hesaplamalar, BrachyDose Monte Carlo kodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ters kare yasasının etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla, r2Dr) değerleri hesaplanmıştır. Sonuçlar, voksel içi materyal heterojenliklerinin, sırasıyla 1,0x1,0x1,0 mm3 ve 2,0x2,0x2,0 mm3 hedef hacimler içerisindeki brakiterapi doz dağılımlarında % 3 veya % 5'e varan oranlarda farklılığa neden olabileceğini göstermiştir.
Nanoparçacık içeren polimerlerin optiksel ve yapısal karakterizasyonlarının incelenmesi
Bu çalışmada, Alçak Yoğunluklu Polietilen (AYPE) ürünler, UV stabilizör özelliğine sahip nanoboyutlu Çinko Oksit (ZnO) ve 2-Hydroxy-4-Methoxybenzophenone (BP-3) ile farklı oranlarda katkılandırılmıştır. Bu yeni polimerlerde (nanokompozitlerde) meydana gelen optiksel, yapısal, termal ve mekaniksel değişiklikler detaylı olarak incelenmiştir. Bu amaçla, çekme test ölçümlerine ek olarak XRD, TG-DTA spektrumları ve SEM görüntüleri karakterize edilmiştir. Ayrıca, lüminesent özellikler gösteren ZnO katkılı örnekler radyolüminesans (RL) özellikler bakımından da incelenmiştir. ZnO içeren polietilen nanokompozitlerin hepsi çinko oksitin karakteristik pikini göstermektedir. 390 nm (eksiton) ve 530 nm (ana pik) deki bu karakteristik RL piklerinin şiddeti, kompozite eklenen BP-3 miktarı arttıkça azalmaktayken, ZnO miktarı arttıkça yükselmektedir. Nanokompozitlerde kopmada uzama değeri için BP-3' ün iyileştirmesi ZnO ya göre daha yüksektir fakat diğerlerinde durum tam tersinedir. Nanokompozitlerin termal analizlerinde polietilenin baskın karakterde olduğu gözükmektedir. XRD grafiklerinde nanokompozitlerdeki ZnO oranı arttıkça ZnO nun karakteristik piklerinin daha çok belirginleştiği açıktır. Bu sebeplerden dolayı en verimli olan nanokompozit, ZnO ve BP-3' ün maksimum oranda olduğu numunede elde edilmiştir ve SEM görüntüleri de bu durumu desteklemektedir.
Prostat brakiterapisi hasta dozu hesaplamalarında Monte Carlo yönteminin kullanılması
Bu çalışmanın amacı, tedavi planlama sistemlerinde (TPS) organ ya da dokuların tamamı su eşdeğeri kabul edilerek (Dw, w(TG43)=su) su ortamında gerçekleştirilen radyasyon doz hesaplarının, gerçek prostat kanseri tanılı bir hastaya verilen ışın doz miktarı değerlerinde (Dm, m(TG186)=prostat), önemli derecede farkın olup olmadığını BrachyDose Monte Carlo kodu kullanılarak belirlemektir. Bu çalışmadaki radyasyon doz hesaplamaları prostat kanser tanılı örnek bir hastanın Bilgisayar Tomografi (CT) görüntülerinden elde edilen 3-boyutlu fantom geometrisinde Monte Carlo parçacık simülasyonu yoluyla gerçekleştirildi.Prostat dokusu ve su ortamı için minimum D90 değerleri 125I, 103Pd ve 131Cs brakiterapi tohum kaynakları için sırasıyla; %10.4, %13.8 ve %8,4 olarak hesaplandı.Dokuya yerleştirilen çoklu kaynakların etrafındaki doz dağılımları her hasta için farklı olacağından hastaya verilen gerçek doz miktarı ile tedavi planlama sırasında TG-43 formalizmi kullanılarak hesaplanan doz değerleri arasında farklılıkların meydana gelebileceği öngörüldü. Sonuçta, tedavi planlama sistemlerinde TG-43 tabanlı doz hesaplamalarının organ ve doku materyallerini dikkate alacak şekilde yeniden düzenlenmesi ya da bu etkileri dikkate alan Monte Carlo tabanlı doz hesaplama programlarının tedavi planlama sistemlerinde kullanılmasının kesin ve doğru doz hesaplamaları için gerekli olduğu sonucuna varıldı.
Proton hızlandırıcılarında tünel tasarımı için kullanılan farklı zırh maddelerinin doz dağılımlarına etkileri
Yüksek enerjili parçacıkların madde ile etkileşmesiyle hızlı nötronlar oluşur. Yüksüz parçacık olan nötronların elektriksel kuvvetlerden etkilenmesi veya durdurulması mümkün değildir. Maddeyi dolaylı iyonize ettikleri için yüksek girici radyasyon türünü oluşturur. Radyasyon etkisinden çalışanları ve çevreyi korumak için zırhlama yapılması gerekir. Radyasyon zırhlaması, korunumu gerekli alanda radyasyon etkisini azaltmak için radyasyon kaynağı ile cisim arasına bir zırh maddesinin yerleştirilmesi ile yapılır. Yüksek enerjilerde, çok düşük soğurma tesir kesiti nedeniyle nötronların zırhlaması oldukça zordur. Bu nedenle, hızlı nötronlar esnek ya da esnek olmayan çarpışmalar ile yavaşlatılır ve daha sonra yavaş nötronlar soğurulur. Nötronlar için beton, demir gibi zırh maddeleri kullanılır. Düşük enerjili nötronlar için zırh maddeleri yeterli olmadığından genellikle ilave soğurucu bir zırh maddesine gerek duyulur. Bu çalışmada; yüksek enerjili protonlar için oluşturulan tünel zırh tasarımında, iki farklı ferrobor oluşumu; FeB ve Fe2B zırh maddesi olarak incelendi. FeB ve Fe2B, hızlı nötronların yavaşlatılmasında etkili demir ile yavaş (termal) nötronların soğurulmasında etkili bor alaşımlarıdır. Minimum tünel zırh kalınlıkları, tekli kullanımlar ve standart beton karışımları için belirlendi. Nötronların oluşumu ve enerjileri, protonların enerjilerine bağlı olduğundan proton enerjileri; tekli zırh için 50-1000 MeV, standart beton karışımı için 1000 MeV alındı. Tünel zırh tasarımı ve nötron doz dağılımları için FLUKA Monte Carlo benzetim kodu kullanıldı. Belirlenen zırh kalınlıklarından FeB ve Fe2B'nin nötronlar için etkin zırh maddeleri olduğu görüldü. Zırh kalınlıkları; yüksek enerjilerde yoğunlukla, düşük enerjilerde ise soğurucu madde miktarı ile değişmektedir. Bor miktarı daha fazla olan FeB, düşük enerjilerde Fe2B'den daha iyi zırh olduğu gözlendi.
Fotoaktivasyon analizi ile diş örneklerinde Sr/Ca oranının belirlenmesi
Dişin yapısında stronsiyum (Sr), kalsiyum (Ca), baryum (Ba) ve magnezyum (Mg) gibi toprak alkali metaller mevcuttur. Bu alkali metallerden Sr/Ca oranı sıklıkla kullanılan bir parametredir. Dişlerde bol miktarda bulunan stronsiyum (Sr) ve kalsiyum (Ca) elementlerinin oranının biyolojik, arkeolojik, adli tıp ve antropolojik çalışmalarda sağlanacak yararın yanı sıra kişilerin farklı zaman dilimlerindeki beslenme alışkanlığı ve buna bağlı olarak refah düzeyleri, emzirme sürecinin insan sağlığına etkisi, çevresel faktörlerin beslenmeye ve hastalıklara etkisi, yaş-ırk tayini, gibi önemli sağlık konularına ışık tutması beklenmektedir. Bu tez çalışmasında amacımız, farklı yaşlarda insan dişi örneklerindeki stronsiyum (Sr) ve kalsiyum (Ca) elementlerinin oranlarının belirlenmesi ve beslenme alışkanlığı ile yaşın dişler üzerindeki Sr/Ca oranlarına olan etkisinin incelenmesidir. Akdeniz Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi hastalarından diş örnekleri toplanarak, toplanan örnekler ve standartlar (SrO ve CaO) 18 MeV'lik Bremsstrahlung enerjisine sahip Klinik Lineer Hızlandırıcı (cLINAC) ile belirli bir süre boyunca yüksek enerjili fotonlar ile ışınlanıp fotoaktivasyon gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, örnekler ve standartlar, HPGe dedektör sistemi aracılığıyla gama spektroskopisi yöntemi ile analiz edilmiştir. Tahribatsız bir yöntem olan fotoaktivasyon analizi yöntemi, ülkemizde sağlık bilimi konusunda ilk defa bu çalışmada kullanılmıştır. Bu tez çalışması sonucunda, Fotoaktivasyon Analizi yönteminin, Diş örneklerinde Sr/Ca oranının belirlenmesinde uygun bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen sonuçlar ile Türkiye'de ilk defa diş numunelerinde Sr/Ca oranları ile ilgili bir veri tabanı oluşturulmuş ve bu veriler ileride yapılacak çalışmalar için de örnek teşkil edebilecektir. Yapılan analizler neticesinde, 12-18 yaş grubunda Sr/Ca oranının diğer yaş gruplarına göre daha belirleyici bir etkisinin olduğu sonucu elde edilmiştir. Ayrıca, sığır eti tüketiminin Sr/Ca oranlarına etkisi incelenmiş ve yine 12-18 yaş grubunda sığır eti tüketimin Sr/Ca oranlarına katkısının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak, Gazlı içecek tüketiminin Sr/Ca oranlarıyla olan ilişkisi incelenmiş ve yine 12-18 yaş grubunda gazlı içecek tüketiminin Sr/Ca oranının belirlenmesinde diğer yaş gruplarına kıyasla önemli rol oynadığı görülmüştür.
CdS, CdSe ve CdSeS kuantum nokta katkılı polimer nanokompozitlerin radyolüminesans ve optik karakterizasyon sonuçları
Bu çalışmada yüksek lüminesans özellikli CdS, CdSe ve alaşım CdSeS kuantum noktalar, yüzey aktif madde olarak oleik asit (OA) kullanılarak çift faz yöntemi ile başarılı bir şekilde sentezlenmiştir.Nanokompozitler, yüksek lüminesans verimliliği olan kuantum noktaların farklı oranda alçak yoğunluklu polietilen (AYPE) ile karıştırılması ile elde edilmiştir. Bu nanokompozitlerin temel olarak radyolüminesans (RL) ve optik özellikleri (UV-Vis absorbsiyon) araştırılmıştır. Nanokristallerin ve nanokompozitlerin yapısal, morfolojik ve termal özellikleri; XRD, FTIR, TEM, SEM, TG-DTA teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Oleik asit kaplı kuantum noktalar ve nanokompozitler sırasıyla CdSeS için 530 nm ve 710 nm'de, CdS için 460 nm ve 650 nm'de, CdSe için 340 nm, 510 nm ve 655 nm'de radyolüminesans pikleri göstermiştir. Lüminesans parıldama eğrilerinin, soğurma ve floresans spektrumları ile uyum içerisinde olduğu görülmüştür. Nanokompozitler, toz haldeki kuantum noktalar ile karşılaştırıldığında, soğurma bantlarında önemli derecede maviye kayma göstermiştir. Optik bant boşluğu CdSeS için 1.77 eV, CdS için 2.29 eV ve CdSe için 1.82 eV olarak hesaplanmıştır. AYPE' nin optik bant boşluğu değerinin, kuantum nokta katkı oranıyla birlikte arttığı gözlenmiştir. Radyolüminesans şiddetinin kuantum nokta boyutunun büyümesi ile arttığı gözlenmiştir. Kuantum noktaların boyut artışları, sentez sürelerine bağlıdır. Bu açıdan radyolüminesans sistemi, sentez süresine bağlı büyümeyi kontrol etmek için farklı bir metot olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bu kuantum nokta katkılı nanokompozitlerin, kolay üretim süreçleri, esnek olmaları, istenilen miktar ve boyutta elde edilebilmeleri ile deneysel çalışmalarda önemli avantajlar sağladığı gösterilmiştir.
Sıvı kristallerin faz geçişlerinin kesirsel hesap ile incelenmesi
Bu çalışmada, sıvı kristallerdeki nematik-izotropik faz geçişleri, kesirsel türev ve integraller ile fraksiyonel olarak genelleştirilmiş Maier- Saupe Teorisi (MST) kullanılarak incelenmiştir. MST, nematik sıvı kristallerde faz geçişlerini açıklamada son derece yararlı olduğu ortaya konmuş bir teori olup, aynı zamanda yaygın olarak kullanılan ortalama alan teorilerinden biridir. Fraksiyonel olarak elde edilen sonuçlarla literatürdeki deneysel veriler bir nematik sıvı kristal olan PAA (p-azoxyanisole) için karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Bu bağlamda, ikinci dereceden düzen parametresinin dördüncü dereceden düzen parametresine bağlılığı uzayın farklı boyutlarına göre ele alınmıştır. İncelenen bu çalışmada ayrıca, nematik– izotropik faz geçişlerini daha detaylı açıklayabilmek amacıyla, fraksiyonel olarak genelleştirilmiş MST kullanılarak L=2 ve L=4 dereceden durumlar için U_ij=-f(r_(ij)) P_L 〖(cos〖θ)〗〗_ij potansiyelinin dördüncü dereceden düzen parametresinin (P4), ikinci dereceden düzen parametresi (P2) ile değişimi incelenmiştir. Buna bağlı olarak düzen parametresinin sıcaklığa olan bağlılığının bazı fraktal boyutlardaki cevapları yorumlanmıştır. Sonuç olarak, bu tez çalışmasında düzen parametrelerinin, uzayın fraktalitesinin bir ölçüsü olarak kesirsel türev düzeni üzerindeki bağımlılığı araştırılmıştır. Bu çalışmada ek olarak, fraksiyonel formalizmanın bir uygulaması olarak, geleneksel MST'nin açıklamada yetersiz kaldığı PAA'ün sıcaklığa bağlı davranışı dikkate alınmıştır. Fraktalite ve kesirsel düzen parametreleri arasında sıcaklığa bağlı olarak yakın bir ilişki olduğu sonucu göz önünde bulundurularak, uzayın farklı fraktal boyutlarına göre bu çalışma geliştirilebilir. Kesirsel metotlarla sıvı kristallerin özelliklerinin incelenmesi çalışmaları yeni olduğundan, bu tez çalışmasının kesirsel hesaplama yöntemleri uygulanarak incelenmesinin özgün bir nitelik taşıyacağı ve literatürdeki önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.
Uzak arazi şartlarında tarımsal sulamada kullanılan su pompalama sistemi ile entegre taşınabilir fotovoltaik güneş paneli'nin tasarımı ve performansının incelenmesi
Gelişmekte olan ülkelerde kalkınmayı sağlayan iki önemli faktörden birisi tarım diğeri enerjidir. Tarım için en önemli ihtiyaç su kaynakları ve sulama sistemleridir. İklim değişiklikleri, dünyanın temel yaşam kaynağı olan su kaynaklarını, olumsuz yönde etkilemektedir. Suyu kullanılabilirlik ve suya erişim imkânı ülkelerin çoğunda kırsal alanlar için oldukça zor ve sıkıntılıdır. Türkiye'nin yedi bölgesinden biri olan Doğu Anadolu Bölgesi, dağlık, engebeli ve kırsal alanlardan meydana geldiği için ve aynı zamanda bölgenin birçok şehrinde modern elektrik şebekesinin olmaması nedeniyle suya erişim olanakları oldukça kısıtlıdır. Buna karşın, Türkiye'nin dünya üzerinde güneş kuşağı adı verilen bölgede bulunması nedeniyle, ülkemiz zengin bir güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. Ülkemizin bulunduğu konum nedeniyle sahip olduğu yıllık ortalama toplam güneşlenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7,2 saat) ortalama toplam ışınım şiddeti 1311 kWh/m2yıl (günlük toplam 3,6 kWh/m2) olmaktadır. Bu tez çalışmasında, Doğu Anadolu bölgesinde bulunan Elazığ ilinin Palu ilçesinde şehirden uzak kırsal alanlarında çiftçilerin su ihtiyaçlarını karşılayabilmek için şebeke bağlantısız güneş pilli pompalama sistemleri en iyi çözüm kaynağı olarak görülmektedir. Ayrıca Palu İlçesinde sulama iki farklı şekilde sağlanmaktadır; Murat nehri boyunca, sulama çoğunlukla bu nehirden sağlanırken, nehirden uzak olan bölgeler yalnızca mevsimsel yağışlara bağımlıdır. Bu bölgede, yağışlar sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde oluşmaktadır. Ancak bu mevsimlerde de iyi miktarda yağış olmaz ve kuraklık meydana gelir. Bu sebeplerden dolayı bu çalışmada, Murat nehirden uzakta bulunan kırsal alanlardaki su ihtiyacını karşılamak için, (38° 21' ve 38° 51' enlemleri ile 39° 41' ve 40° 23' boylamları) şebeke bağlantısız güneş pilli su pompası tasarlandı. Tasarlanan sistem yaklaşık 1 dönüm için günlük 27 m^3'lük su ihtiyacını karşılayabilmektedir. Seçilen bölgede yetiştirilen bazı tarımsal ürünlerin Cropwat 8.0 yazılım programını kullanarak su ihtiyacı belirlendi. Güneş enerjili DC su pompalama sisteminin gerekli güneş paneli güçünü belirlemek için PVsyst yazılım programını kullanıldı. Sonuç olarak, günlük 27 m3 su ihtiyacı için 6 güneş paneli (herbiri 285 W) kullanılarak 1.710 W enerjinin yeterli olduğu bulundu. Bu yöntem kullanılarak en uygun taşınabilir güneş paneli sistemi belirlendi. Güneş enerjisi ile sulama sistemleri çalıştırılarak verimli olarak tarımın ve gıda üretiminin artırılabileceği ve ekonomik olarak oldukça faydalı bir yöntem olduğu görüldü.
Yaya tahliye sürecinin karınca algoritması kullanılarak incelenmesi
Acil durum sürecinde, yayaların kolektif hareket sergilediği gözlenmektedir. Bu çalışmada bu kolektif hareket, karınca algoritması kullanarak modellenmiştir. Karınca kolonileri, kendi içlerinde iletişimi sağlamak amacıyla feromon adı verilen bir kimyasal kullanmaktadırlar. Yuva ile yiyecek arasındaki en kısa yolu bulmak üzere ilerlerken yolları boyunca zemin üzerine feromon hormonunu bırakırlar. Feromon miktarının fazla olduğu yol, karıncalar tarafından en çok kullanılan yol olmaktadır. Benzer şekilde, tez çalışmasında insanlar da geçtikleri her konuma 'hayali feromon' bırakmışlar ve belli bir süre sonra tercih edilen yollar diğer insanlar için 'çekici bir kuvvet' oluşturmuştur. Karıncaların salgıladıkları feromon hormonu buharlaşma özelliğine sahip olduğu için, insanların bıraktıkları 'hayali feromon'lara da buharlaşma özelliği verilmiştir. Acil durum olayının gerçekleştiği ortam, oda olarak ele alınmıştır. Bu ortamdan insanların tahliyesi süreci, üç farklı durum çerçevesinde araştırılmıştır: 1. Duman ve ateşin olmadığı herhangi bir acil durum; 2. Herhangi bir sebeple çıkmış olan bir yangın durumunda, ortamda sadece dumanın bulunduğu ve duman sebebiyle görüşün sınırlı olduğu bir durum; 3. Ateşin ve dumanın aynı anda ortamda bulunduğu durum. Tahliye sürecinde insanlar arasındaki etkileşmeyi etkileyecek unsurlardan birisi de dumandır. Bu çalışmada, ikinci ve üçüncü durumlardaki tahliye sürecinde, duman miktarı her noktada eşit alınmamış ve dumanın ortam içinde laminar olmayan bir akışa sahip olduğu hesaba katılmıştır. Dumanın ortam içindeki hareketi, kum yığını modeline göre simüle edilmiştir. Üçüncü duruma ait simülasyonlar, ateşin; a) lokal olarak kalan (yayılmayan) ve b) ortama yayılan olmak üzere iki farklı durumu için gerçekleştirilmiştir. Acil durum olayının meydana geldiği ortamdan insanların tahliyesi süresi, önerilen modelde kullanılan parametrelere (feromonların buharlaşma oranı, kapının, engellerin ve ateşin konumu, dumanın hareketi) göre 'Hücresel Otomasyon' Monte Carlo Simülasyonlarıyla araştırılmıştır.
Examining the efficiency of the HGCAL of CMS experiment by using light quark jet data produced by the Monte Carlo method
This thesis is dedicated to a comprehensive investigation of the efficiency of the High Granularity Calorimeter (HGCAL) by means of an in-depth analysis of the characteristic behaviors exhibited by light quark jets. To accomplish this, a rigorous examination of simulated data is undertaken, offering valuable insights into the performance of the HGCAL. Furthermore, in this study data taken from proton-proton collisions at the energy of √s=14 TeV in the Compact Muon Solenoid (CMS) at the Large Hadron Collider (LHC) has been used. The integration of detector response and the meticulous dissection of energy profiles from these simulated collision events play a pivotal role in the evaluation and validation of the HGCAL's efficiency in a real-world context. Through this multifaceted approach, a comprehensive understanding of the HGCAL's capabilities and limitations is elucidated, contributing significantly to the advancements in particle physics and detector technology. Keywords: Light quark jets, HGCAL, LHC, CMS.
Nadir toprak elementi katkılı stronsiyum (itriyum, gadolinyum) borat fosforların sentezi ve lüminesans özelliklerinin incelenmesi
Tez çalışmasında katkısız stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4), disprosyum (Dy) katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4:Dy), disprosyum (Dy) katkılı stronsiyum itriyum borat (Sr3Y2(BO3)4:Dy), lityum katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4:Li), bakır katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4:Cu), sodyum katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4:Na) ve disprosyum (Dy) ve lityum (Li) katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4:Dy,Li), disprosyum (Dy) ve sodyum (Na) katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4:Dy,Na) ve disprosyum (Dy) ve bakır (Cu) katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4:Dy,Cu) fosforları geleneksel katıhal metodu ile sentezlenmiştir. Tüm fosfor malzemelerin sentezlerinin başarıya ulaşıp ulaşmadıklarının belirlenmesi için X-ışını kırınım analizleri yapılmıştır. Sentezlenen fosfor örneklerin radyolüminesans spektrumları incelenmiştir. Nadir toprak iyonu ile katkılı fosfor örneklerin lüminesans spektrumlarında, özellikle katkılandırılan nadir toprak iyonunun belirgin elektronik geçişleri gözlemlenmiştir. Radyolüminesans sonuçları 4F9/26Hj (j=9/2, 11/2, 13/2 ve 15/2) baskın geçişlerine karşılık gelen emisyonlarını göstermiştir. Keskin emisyon özelikleri bu fosfor malzemelerin nadir toprak iyonu katkılı fosfor örnekler için iyi bir ev sahibi malzeme olduğunu göstermektedir. Çalışmada sentezlenen fosforların morötesi (UV) ve beta ışınlamasının ardından termolüminesans (TL) özellikleri incelenmiştir. Fosfor malzemelerinin radyasyon doz ölçümü alanında potansiyellerini belirleyebilmek için malzemelerin termolüminesans (TL) ışıma eğrileri alınmıştır. UV ışınlamasının ardından elde edilen TL sonuçları, disprosyum (Dy) katkılı stronsiyum gadolinyum borat (Sr3Gd2(BO3)4: Dy) fosfor malzemesinin gelecek vaat eden bir TL dozimetre olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bu fosforun TL kinetik parametreleri ve doz cevabı, kararlılık ve sönümle karakteristikleri araştırılmıştır.
Manisa ve çevresindeki tarım alanlarında radyoaktif izleyici kullanılarak toprak erozyonunun araştırılması
Toprak erozyonu, tarım alanlarını ve tabiatı etkileyen, günümüzün en önemli çevresel problemlerinden biridir. Tarım arazilerindeki toprak kaybı, ürün üretim potansiyelinin azalmasına, yüzey suyu kalitesinin düşmesine ve drenaj şebekelerinde zarara sebep olur. Erozyon hızının ölçülmesinde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. 137Cs radyonüklidi, erozyon ve birikim çalışmalarında yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. Bu çalışmada, Manisa ve çevresinde erozyona uğradığı düşünülen tarım alanlarından seçilen beş bölgeden alınan örneklerde, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin tayini yapılmıştır. Ayrıca bu beş bölgenin 137Cs konsantrasyonu HpGe dedektörü ile belirlenerek erozyon hızı hesaplanmıştır. İncelenen bölgedeki toprak örneklerinin % organik madde içeriklerinin 0,32- 5,88 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Erozyon hızı tayininde Orantılı Model ve Basitleştirilmiş Kütlesel Denge Modeli kullanılmıştır. Orantılı Model ile yapılan değerlendirmede erozyon hızının -0,38 ile - 45,05 t ha-1 y-1 arasında; birikim hızının +0,93 ile +23,93 t ha-1 y-1 arasında değiştiği hesaplanmıştır. Basitleştirilmiş kütlesel denge modeli ile hesaplama yapıldığında, erozyon hızının, -0,38 ile -70,01 t ha-1 y-1 arasında, birikim hızının, +0,92 ile +19,81 t ha-1 y-1 arasında değerler aldığı bulunmuştur. Her iki model ile bulunan sonuçların 30,00 t ha-1y-1'a kadar olan miktarlarda birbiri ile uyum içinde olduğu gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda incelenen topraklarda erozyonun varolduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Toprak Erozyonu, Manisa, 137Cs, Orantılı Model, Basitleştirilmiş Kütlesel Denge Modeli
Bazı lityum izotoplarının saçılma tesir kesitlerinin çiftlenmiş kanallar metoduyla hesaplanması
Bazı lityum izotoplarının saçılma tesir kesiti değerlerinin çiftlenmiş kanallar metoduyla hesaplanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, ilk olarak 9 Li + 12 C reaksiyonunun elastik ve inelastik saçılma tesir kesiti hesaplamaları yapıldı. Elde edilen sonuçlar deneysel veri tabanından alınan değerler ile karşılaştırıldı. Hesaplamalarda, inelastik kanala yani çekirdeğin uyarılmış seviyelerine enerji kaçışı olduğu gözlendi. Hesaplamalara bu enerji kaçışlarını doğru bir şekilde dahil edebilmek için nükleer seviye yoğunluğu (NSY) fonksiyonu kullanıldı. 28 Si izotopunun ilk uyarılmış seviyesinin deformasyon parametresi değeri NSY fonksiyonu kullanılarak belirlendi. Elde edilen deformasyon parametresi değeri kullanılarak, 6,7,11 Li + 28 Si reaksiyonlarının elastik, inelastik ve quasi-elastik saçılma reaksiyonlarının tesir kesiti hesaplamaları sırasıyla 240 MeV, 177.8 MeV ve 319 MeV enerjilerinde çiftlenmiş kanallar metodu ile yapıldı. Elde edilen sonuçlar deneysel veriler ve daha önce yapılan çalışmalar ile karşılaştırıldı. Bu çalışma sonuçlarının diğer çalışmalara göre deneysel verileri açıklamada daha başarılı olduğu görüldü. Ardından, 6,7 Li+ 28 Si ve 6,7 Li+ 27 Al füzyon reaksiyonlarının tesir kesitleri üzerinde spin-yörünge potansiyelinin etkisi incelendi. Elde edilen hesaplama sonuçları deneysel veriler ile karşılaştırıldı ve spin-yörünge potansiyelinin bu tip reaksiyonların deneysel verilerini tekrar elde etmede büyük önem arz ettiği tespiti yapıldı. Daha sonra, NSY parametresinin spin-parite bağımlılığı incelendi. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda enerji ve toplam açısal momentuma bağlı yeni bir NSY formülasyonu önerildi. Son olarak, çekirdeklerin uyarılmış seviyelerinin ortalama ömür değerleri hesaplandı. Bunun için gerekli olan çekirdeklerin gama bozunum genişlikleri, fisyon genişlikleri ve parçacık yayınlanma genişlikleri NSY fonksiyonu kullanılarak hesaplandı. Yaklaşık 3000 izotop için hesaplamalar gerçekleştirildi ve deneysel veriler ile karşılaştırıldı. Elde edilen sonuçların deneysel veriler ile uyum içinde olduğu gözlemlendi.
Delta katkılı yarıiletkenlerde elektronların taşınım özelliklerinin Monte Carlo yöntemi ile incelenmesi
Bir yarıiletken malzemenin delta katkılaması sonucu oluşan kuyuya hapsedilen elektronlar yarı iki boyutlu bir elektron gazı (2BEG) oluştururlar. Bu tez çalışmasında oluşan bu iki boyutlu elektron gazının taşınım özellikleri ve taşıyıcı (elektron) mobilitesi Monte Carlo yöntemi ile değişik sıcaklık, katkılama oranı, katkılama geometrisi ve malzeme parametreleri için bulunmuştur. Belirtilen yapı için önce Schrödinger ve Poisson denklemleri kendi içinde uyumlu olarak çözülmüştür. Bu çözümde elektronların içine hapsolduğu potansiyel enerji profili, enerji seviyeleri, her seviyede tutulan elektron yoğunluğu ve her seviyeye karşılık gelen dalga fonksiyonları Hartree ve etkin kütle yaklaşımları çerçevesinde çözülmüştür. Bulunan dalga fonksiyonları kullanılarak iki boyutlu elektronların akustik ve polar optik fononlardan kaynaklanan seviyelere karşılık gelen bantlar içinde ve bantlar arası saçılma oranları Fermi'nin altın kuralından faydalanılarak hesaplanmıştır. Bulunan saçılma oranları Monte Carlo hesaplamalarında kullanılarak elektronların malzeme düzlemine paralel uygulanan bir elektrik alanı altında taşınım özellikleri farklı sıcaklıklar için hesaplanmıştır. Elektronların zamana göre ortalama hızları ve ortalama kararlı hızları, taşıyıcıların ortalama kararlı hızlarının uygulanan alana göre değişimi sayısal yöntemlerle bulunmuştur. Son olarak hız-uygulanan alan eğrilerinden faydalanılarak mobilite (devingenlik) hesabı yapılmıştır.
Nadir toprak elementleri ile katkılandırılmış seramik fosforların sentezlenmesi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, bölümümüzde ilk defa seramik fosfor malzemelerin başarı ile sentezlenmesi gerçekleştirilerek, lüminesans ve kristal yapı karakterizasyonları yapılmıştır. Çalışmada, katkılandırılmamış ve Er, Eu, Dy ve Sm gibi nadir toprak elementlerinin iyonları ile katkılandırılmış stronsiyum alüminat (SrAl2O4) fosforları sentezlenmiştir. Katıhal reaksiyonu tekniği kullanılarak gerçekleştirilen sentezleme ardından NTE ile katkılandırılmış seramik yapıdaki SrAl2O4 fosforunun, X-ışını kırınımı (XRD), taramalı elektron mikroskopisi (SEM), Raman saçılması, optik soğurma, uyartım ve yayınlama (PL) spektroskopisi ve termal uyartımlı lüminesans (TSL) özellikleri araştırılmıştır. Örneklerin X-ışını kırınım desenlerinin incelenmesiyle, kristal içerisindeki baskın fazın, tipik monoklinik yapıda SrAl2O4 bileşenine ait olduğunu ve katkıların varlığının SrAl2O4 un temel kristal yapısına bir etkisinin olmadığı görülmektedir. SEM görüntülerinde Eu ve Er iyonları ile katkılandırılmış SrAl2O4 örneklerin kristal yapıları görülmüş ve literatürde başka metotlar ile sentezlenmiş örneklere göre daha büyük taneciklerden oluştuğu tespit edilmiştir. Er katkılı örnek SrAl2O4 ilk defa bu çalışmada sentezlenmiş ve Er3+ iyonuna ait soğurma pikleri başarıyla tanımlanmıştır. Eu katkılı SrAl2O4 maksimum PL şiddeti spektrumun turuncu-kırmızı bölgesine karşılık gelen 620 nm de şiddetli bir pik olarak görülmüştür. Sentezlenen örnekte bor konsantrasyonun artışının, örneğin PL şiddetini arttırdığı yine PL verileri ile tespit edilmiştir. Sentezlenen tüm örneklerin ß kaynağı ve UV ışığa maruz bırakıldıktan sonra alınan TSL ölçümlerinde, parıldama eğrisinin biçiminin ve şiddetinin her katkıya göre değiştiği gözlenmiştir. PL şiddeti Eu iyonu ile katkılandırılmış örneğe göre daha düşük olan Dy katkılı örnek, termolüminesans öçümlerinde hem ß hem de UV uyartıma karşı oldukça şiddetli bir TSL sinyali vermiştir.
LaCaPbMn1-xAxO3 (A: Ni, Bi) manganitlerinin yapısal, manyetik ve manyetokalorik özelliklerinin incelenmesi
Bu tez çalışması kapsamında üretimlerinin kolay ve nispeten ucuz olması, kimyasal kararlılığa sahip olmaları ve ikinci dereceden manyetik geçişe sahip olmaları sebebiyle düşük manyetik histeresis gösteren La-tabanlı manganit malzemeler üzerine çalışma yapılmıştır. Malzemelerin üretiminde katıhal reaksiyon yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında La0.65Ca0.20Pb0.15Mn1-xAxO3 ana fazında Mn-bölgesine Ni ve Bi elementlerinin Mn ile belirli oranlarda yer değiştirmesi ile birlikte malzemelerin yapısal, manyetik ve manyetokalorik özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Üretilen malzemelerin kristal yapıları X-Işını Difraktometresi (XRD) ile, yüzey morfolojisi Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile, elementel analizi Enerji Dağılımlı X-Işını Spektrometresi (EDS) ile yapılmıştır. Üretilen tüm malzemelerin R3 ̅c uzay grubunda ve rombohedral kristal yapıda olduğu tespit edilmiştir. Yüzey morfolojileri incelendiğinde tüm malzemelerin sıkı paket yapıda olduğu ve poligonal şekillenmeler gözlemlenmiştir. Malzemelerin manyetik özellikleri Fiziksel Özellikler Ölçüm Sistemi (PPMS) ile incelenmiştir. Malzemelerin manyetik özellikleri sıcaklığa bağlı M(T) ve alana ağlı M(H) ölçümleri ile tespit edilmiştir. Manyetik ölçüm sonuçlarından Mn bölgesinin Ni ve Bi ile değişimi malzemelerin geçiş sıcaklıklarını oda sıcaklığına yaklaştırdığı gözlemlenmiştir. Bi katkılı örneklerin manyetokalorik özelliklerinde iyileşme olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Manyetokalorik Etki, Manyetik Soğutma Sistemleri, Curie Sıcaklığı, Entropi Değişimi
Seçilen sarmal galaksilerde X-ışın çift sistemlerinin sınıflandırılması
Bu tez çalışmasında, NGC 1365 ve NGC 4321 sarmal galaksilerindeki X-ışın çiftlerinin (XRBs) popülasyonu incelenmiştir. Aday XRB'ler, Chandra X-ışın Gözlemevi'ne ait arşiv verilerinin analizleri ile belirlenmiştir. Olası optik ve yakın kızılötesi karşılıklarını belirlemek için Hubble Uzay Teleskobu (HST) ve James Webb Uzay Teleskobu (JWST) verileri kullanılmıştır. NGC 1365'te toplam 63 aday XRB'nin X-ışın akıları (FX), 8,61×10⁻16 – 7,54×10⁻13 erg s-1 cm-2 arasında, ışıtmalarının (LX), (3,11×1037 ile 2,72×10⁴⁰) erg s⁻¹ arasında değiştiği belirlenmiştir. Bu adaylardan yedisinin X-ışın akı değişkenlik faktörünün, Vf > 10 olduğu hesaplanmıştır. 4 XRB için HST ve JWST gözlemlerinde kullanılan filtrelerde potansiyel karşılıklarının parlaklık değerleri, HST/F555W filtresinde m₍F555W₎ > 22 mag ve JWST/F200W filtresinde m₍F200W₎ > 17 mag olarak ölçülmüştür. Benzer şekilde, NGC 4321'de 101 aday XRB belirlenmiş ve bu kaynakların FX = (2,94×10-16 - 2,11×10-13) erg s-1 cm-2 ve LX = ( 7,22×1036 ile 5,18×1039) erg s-1 değerleri arasında değiştiği belirlenmiş ve 19 kaynak için Vf > 10 olarak hesaplanmıştır. 15 XRB'nin potansiyel optik ve yakın kızılötesi karşılıkları için, m₍F555W₎ > 21 mag ve m₍F200W₎ > 19 mag değerleri elde edilmiştir. HST'nin F438W, F555W ve F814W filtreleri ile renk-kadir diyagramları oluşturulmuş ve Padova eş-yaş çizgileri kullanılarak optik karşılıklar için kütle aralıkları NGC 1365'te 8–30 M☉, NGC 4321'de ise 8–25 M☉ olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgularla bu optik karşılıklar, büyük kütleli X-ışın çiftleri (HMXB) olarak sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: X-ışın çiftleri, Galaksiler, NGC 1365, NGC 4321.
Kuantum nokta katkılı polimer dağıtılmış sıvı kristal kompozit yapıların elektro-optik ve dielektrik karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında, CdSeS/ZnS kuantum nokta (KN) katkılı polimer dağıtılmış sıvı kristal (PDSK) kompozit yapının dielektrik, elektro-optik, termal ve morfolojik karakterizasyonu yapılmıştır. Saf ve KN nokta katkılı PDSK kompozit yapıların dielektrik özellikleri frekansa bağlı olarak dielektrik/empedans spektroskopi tekniği ile incelenmiştir. Numunelerin elektro-optik özellikleri ise elektro-optik geçirgenlik sistemi kullanılarak araştırılmıştır. Üretimi gerçekleştirilen saf ve KN katkılı PDSK kompozit yapıların faz geçiş sıcaklıkları diferansiyel taramalı kalorimetre, morfolojik yapısı ise taramalı elektron mikroskobu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ölçüm sonuçlarından, saf ve KN katkılı PDSK kompozit yapıların kompleks dielektrik sabitinin reel ve sanal kısımları, relaksasyon frekansı, eşik voltajı, relaksasyon zamanı, tepki süresi, faz geçiş sıcaklığı gibi fiziksel parametreleri belirlenmiş, ayrıca numunelerin morfolojik yapılarındaki değişimler irdelenmiştir. Sonuçlar, KN katkısının PDSK kompozit yapının fiziksel özelliklerini önemli ölçüde değiştirdiğini ve PDSK/KN kompozit yapısının polimer ve sıvı kristal tabanlı opto-elektronik cihaz teknolojisinde farklı amaçlar ile kullanılabileceğini göstermiştir.
Fotoanot tavlama sıcaklığı ve elektrolit türünün boya duyarlı güneş pili performansına etkisinin incelenmesi
Boya duyarlı güneş pillerinde (BDGP), fotoanot tavlama sıcaklığı ve elektrolit türünün pilin fotovoltaik parametreleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. BDGP'lerin fotovoltaik ve elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS) özellikleri, dört farklı fotoanot tavlama sıcaklığı ve iki farklı elektrolit çözeltisi için incelenmiştir. Fotoanotların tavlanması için dört farklı sıcaklık (300, 400, 500 ve 600 oC) kullanılmış ve bu fotoanotların morfolojik özellikleri, alan emisyonu taramalı elektron mikroskobu (FESEM) ve atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ile incelenmiştir. Bu DSSC'lerin fotovoltaik ölçümleri, farklı redoks konsantrasyonuna ve katkı maddesine sahip iki farklı tip elektrolit için bir AM 1.5 simüle edilmiş güneş simülatörü kullanılarak 50 mW/cm2 (0,5 Sun) ışık altında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca DSSC'lerin rekombinasyon özellikleri ile seri ve yük transfer direncini elde etmek için elektrokimyasal empedans spektroskopi (EIS) ölçümlerinden her bir BDGP için Nyquist grafikleri elde edilmiştir. Yüksek pürüzlülük ve düşük seri direnç sayesinde 600 °C'de tavlanan fotoanota sahip BDGP'nin her iki elektrolit türü için de en yüksek verime sahip olduğu bulunmuştur.
Oda sıcaklığı civarında geçiş gösteren manganit kompozit bileşiklerin üretimi, yapısal, manyetik ve manyetokalorik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, öncelikle ana faz olarak belirlenen La₀.₇Ca₀.₂₇Na₀.₀₃MnO₃, La₀.₇Sr₀.₂Na₀.₁MnO₃ ve La₀.₆₇Ca₀.₂₇Sr₀.₀₆MnO₃ bileşikleri üretilmiştir. Daha sonra, bu bileşiklerin Mn bölgelerine Bi ve Ni katkılanarak La₀.₇Ca₀.₂₇Na₀.₀₃Mn₁₋ₓBiₓO₃ (x = 0.005, 0.01 ve 0.02), La₀.₇Ca₀.₂₇Na₀.₀₃Mn₁₋ₓNiₓO₃ (x = 0.0, 0.005, 0.01 ve 0.02) ve La₀.₇Sr₀.₂Na₀.₁Mn₁₋ₓBiₓO₃ (x = 0.02, 0.04 ve 0.06) serileri sentezlenmiştir. Son olarak, geçiş sıcaklıkları oda sıcaklığının hemen üzerinde ve altında olan iki numune, kütlece farklı oranlarda birleştirilerek (x)La₀.₆₇Ca₀.₂₇Sr₀.₀₆MnO₃/(1–x)La₀.₇Ca₀.₂₇Na₀.₀₃MnO₃ (x = 0.75, 0.50 ve 0.25) kompozit bileşikleri hazırlanmıştır. Sol-jel yöntemi kullanılarak üretilen bileşiklerin yapısal analizleri, X-ışını kırınımı (XRD) ölçümleri ve FullProf programı aracılığıyla yapılan Rietveld iyileştirmeleri ile gerçekleştirilmiştir. Numunelerin yüzey morfolojileri, farklı büyütme oranlarında alınan taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleriyle incelenmiştir. Üretim sonrasında numunelerin yapısında bulunan elementlerin belirlenmesi ve bu elementlerin atomik yüzde oranlarının hesaplanması için enerji dağılımlı X-ışınları spektroskopisi (EDS) analizleri yapılmış ve tüm bileşiklerin istenen stokiyometrik değerlere uyumlu olduğu görülmüştür. Bileşiklerin sıcaklığa bağlı manyetik özelliklerinin incelenmesi ve manyetik faz geçiş sıcaklıklarının belirlenmesi amacıyla M–T ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Bu ölçümler, 10 mT manyetik alan uygulanarak ve ZFC ile FC adımları izlenerek 5–380 K sıcaklık aralığında alınmıştır. Arrott eğrileri incelendiğinde, tüm numunelerin ikinci dereceden manyetik faz geçişi sergilediği tespit edilmiştir. Geçiş bölgesi civarında elde edilen izotermal manyetizasyon verilerinden yararlanılarak, 5 T manyetik alan altında hesaplanan en yüksek manyetik entropi değişimi (ΔSM) değeri LCNM numunesi için 8.42 J/kgK, en yüksek bağıl soğutma gücü (RCP) değeri ise 0.50LCSM/0.50LCNM kompozit numunesi için 317 J/kg olarak belirlenmiştir.
Türkiye'de farklı sektörlerde katkı ham maddesi olarak kullanılan bentonit mineralinin kimyasal ve radyometrik karakterizasyonu
Bentonit minerali; alüminyum, sodyum ve potasyum açısından zengin, yumuşak, gözenekli ve kolay şekillendirilebilen ve soğurucu (emici) bir malzemedir. Bentonitler, çeşitli endüstrilerde (seramik, kozmetik, boya, tekstil, döküm, inşaat vb.) sondaj çamuru, cevher peletleme, absorban, adsorban, ağartma maddesi, su empedansı, kaplama, ham madde veya dolgu malzemesi olarak kullanılmaktır. Bentonitlerin bu sektörlerde etkin ve verimli kullanımı, kimyasal bileşenlerine bağlıdır. Bu çalışmada, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde bulunan yirmi bir ocaktan toplanan bentonit örnekleri; bentonit ocaklarının doğal radyonüklit, majör ve minör element dağılımlarını belirlemek amacıyla analize tabi tutuldu. Bentonitlerin, inşaat sektöründe ham madde olarak kullanılmasına eşlik eden ve ocaklarda çalışanların maruz kalabileceği radyolojik riskler; aktivite derişim indisi (I), açık ortamda soğurulan gama doz hızı (DRI) ve karşılık gelen yıllık etkin radyasyon dozu (EI); kapalı ortamda soğurulan gama doz hızı (DRO) ve karşılık gelen yıllık etkin radyasyon dozu (EO) ve yaşam boyu kanser riski (CR) hesaplanarak değerlendirildi. Bentonit örneklerinde gama-ışını spektrometrik yöntemi kullanılarak ölçülen 226Ra, 232Th ve 40K radyonüklitinin ortalama aktivite derişimi, sırasıyla 50,3 ± 4,7 Bq/kg, 76,2 ± 3,9 Bq/kg ve 372,8 ± 18,6 Bq/kg olarak bulundu. 226Ra, 232Th ve 40K'ın en büyük aktivite derişim değerleri, sırasıyla Konya, Edirne ve Tokat ilindeki ocaklarda ölçüldü. Bentonit örneklerinde, enerji dağılımlı X-ışını floresans spektrometrik yöntem ile analiz edilen SiO2, Al2O3, CaO, Fe2O3, MgO, Na2O, K2O, TiO2, SO3, P2O5 ve MnO oksidinin ortalama derişimi, sırasıyla %54,12; %15,24; %4,65; %4,36; %3,25; %2,78; %1,40; %0,58; %0,35; %0,20 ve %0,10 olarak bulundu. En yüksek SiO2 ve Fe2O3 derişimi Ordu ve Çorum'da, en yüksek K2O, SO3, Na2O ve CaO derişimleri Trabzon'da, en yüksek TiO2 derişimi Çankırı'da ve en yüksek Al2O3, MgO, P2O5 ve MnO derişimleri ise Konya'da bulunan bentonit ocaklarında analiz edildi. Her bir bentonit örneği için hesaplanan I, DRI, DRO, EI, EO ve CR'nin ortalama değerleri, sırasıyla 0,7; 159,1 nGy/h, 84,8 nGy/h, 0,2 mSv/y, 0,8 mSv/y ve 7,0 x 10-4 olarak bulundu. Radyolojik değerlendirme sonuçları, incelenen bentonitlerin yapı malzemelerinde ham madde olarak güvenle kullanılabileceğini ve bentonit ocaklarında çalışan işçiler için düşük seviyede radyolojik risk olduğunu ortaya koymaktadır.
Türkiye'de ticari olarak satılan şişelenmiş doğal kaynak sularının içerdiği radon gazının aktivite konsantrasyonunun belirlenmesi ve radon kaynaklı radyolojik riskin değerlendirilmesi
Yeraltı sularından elde edilen şişelenmiş kaynak suları, belediye su kaynaklarından sağlanan musluk sularından daha güvenli olduğu inancı nedeniyle Türkiye'de giderek daha fazla tüketilmektedir. Doğal uranyum serisinde bulunan radon renksiz, kokusuz ve radyoaktif bir gazdır. Toprak ve kayadaki radon gazı yer altı su kaynaklarına geçebilir ve suda çözünebilir. İçme suyuyla alınan radonun, mide çeperine önemli ölçüde radyasyon dozu verebilmesinden dolayı su kaynaklarındaki çözünmüş radon seviyelerinin değişimi, ilgi çekici olmaya devam etmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de ticari olarak satılan ve tüketilen şişelenmiş kaynak sularının radon seviyelerini belirlemeyi ve bu suların sindirilmesi ve sulardaki radon gazının solunmasından kaynaklanan iç ışınlamayı değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik Türkiye'de en çok tüketilen seksen üç markaya ait şişelenmiş kaynak suyu örneklerindeki radonun aktivite derişimi bir radon gazı monitörü (Alpha GUARD PQ 2000PRO) kullanılarak ölçüldü. Şişelenmiş kaynak sularında ölçülen radon aktivite konsantrasyonları, ortalaması 14,8±0,6 mBq/L olmak üzere 3,2±0,8 mBq/L – 28,7±2,7 mBq/L aralığındadır. Araştırılan şişelenmiş kaynak suyu örneklerinde ölçülen radon seviyesi, Avrupa Komisyonu (AK) ve Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı tarafından içme suları için tavsiye edilen 100 Bq/L ve 11,1 Bq/L azami radon seviyesinin çok altındadır. Şişelenmiş kaynak suyu örneklerindeki radonun sindirilmesinden ve solunmasından kaynaklanan toplam yıllık etkin radyasyon dozu (TYERD), yıllık içme suyu tüketimine dayalı olarak dört farklı senaryoda üç yaş grubu (bebekler, çocuklar ve yetişkinler) için iç ışınlamayı değerlendirmek amacıyla tahmini olarak hesaplandı. Ayrıca TYERD'e eşlik eden yaşam boyu kanser riski (YBKR) yetişkinler için hesaplandı. TYERD değerleri, sular hakkındaki AK direktifinde ve Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan içme suyu yönetmeliğinde belirlenen bireysel doz ölçütü olan 100 μSv değerinden önemli ölçüde düşüktür. Dolayısıyla çalışmada elde edilen sonuçlar, araştırılan şişelenmiş kaynak suyu örneklerinin tüketilmesinin, Türk halkı için önemli bir radyolojik sağlık riski oluşturamadığını gösterdi.
Farklı tipteki fotovoltaik sistemlerin güç üretimlerinin analizi ve yapay zekaya dayalı tahmini
Modern dünyanın vazgeçilmezi haline gelen teknolojik gelişmeler, insanoğlunu tamamen enerjiye bağımlı hale getirmiştir. Artan bu enerji ihtiyacının büyük bir çoğunluğu günümüzde fosil yakıtlardan karşılanmaktadır. Fosil yakıt kaynaklarının sınırlı olması, çevreye olumsuz etkileri ve pahalı olmaları fosil yakıtlara alternatif olarak temiz enerji kaynaklarına yönelik kullanımı ve araştırmaları son yıllarda oldukça arttırmıştır. Bu noktada, yenilenebilir, çevre dostu ve temiz enerji kaynağı olan güneşten elektrik enerji üretmek başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada yatırımların arttırdığı bir konudur. Yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili çalışmalara katkı sağlamak ve aynı zamanda güneş enerjisinden elektrik üretiminde bölgede referans olacak çalışmalar yapmak amacıyla 2013 yılında Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi (DÜBİT)'in çatısına toplam 7,5 kW kurulu güce sahip ve her biri 2,5 kW gücünde; amorf silisyum (a-Si), polikristal silisyum (poli-Si) ve mono kristal silisyum (mono-Si) fotovoltaik paneller kurulmuştur. Bu tez çalışmasında, DÜBİT'in çatısında bulunan üç farklı tipteki fotovoltaik panellerin, 2014-2019 yılları arası için mevsimlere ve yıllara göre verim ve performans analizleri yapılmıştır. Diğer yandan, 2014-2018 yılları arasındaki DÜBİT'in çatısında kurulu bulunan üç farklı tipteki fotovoltaik panel verileri ile birlikte meteorolojiden alınan bağıl nem, bulutluluk ve güneşlenme süresi gibi meteorolojik veriler de kullanılarak bir veri seti oluşturulmuştur. Oluşturulan veri seti, Düzce için güneş ışınım miktarının tahmin etmek amacıyla, yapay zekaya dayalı klasik yapay sinir ağı (YSA) ve Uzun-Kısa Süreli Bellek (LSTM) derin öğrenme modelleri geliştirilmiştir. Anahtar sözcükler: Fotovoltaik paneller, Verim, Performans analizi, YSA, LSTM.
Kastamonu'da tüketilen sebze ürünlerinin potansiyel olarak zehirli element içeriklerinin belirlenmesi ve sağlık riskinin değerlendirilmesi
Sebzeler, yararlı fitokimyasallar, vitaminler, protein, karbonhidratlar ve mineraller içeren besin kaynaklarıdır ve birçok kronik hastalığın önlenmesinde önemli rol oynarlar. Ancak sebzeler antropojenik ve doğal aktivitelerin neden olduğu potansiyel olarak toksik elementler (PTE'ler) ile kirlenmektedir. Bu nedenle, bu çalışmada, Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Kastamonu ilinde en çok tüketilen bazı sebze örneklerindeki on dört PTE, indüktif eşleşmiş plazma optik emisyon spektrometrisi (ICP-OES) kullanılarak analiz edildi. Ayrıca bu sebze örneklerinin tüketilmesinden kaynaklanan potansiyel kanserojen olmayan ve kanserojen sağlık riskleri, erişkin bireyler için değerlendirildi. Kastamonu'da bulunan market ve pazar yerlerinden toplanan otuz altı farklı sebze türüne (lahana, semizotu, pazı, ıspanak, maydanoz, dereotu, nane, roka, marul, mantar, patlıcan, kabak, bamya, dolmalık biber, domates, hıyar, yeşil biber, bal kabağı, kapya biber, patates, pırasa, kereviz, kırmızı pancar, havuç, şeker pancarı, şalgam, kuru soğan, taze soğan, kırmızıturp, beyaz turp, yer elması, barbunya, fasulye, taze fasulye, brokoli ve karnabahar) ait altmış dokuz örnekte analiz edilen Fe, Al, Sr, Mn, Zn, Ti, Cu, Ni, Pb, V, As, Cr, Cd ve Co'nun ortalama derişimleri (μg/kg, kuru ağırlık), sırasıyla, 162.713, 79.078, 33.894, 15.971, 8.944, 8.323, 5.277, 5.174, 2.193, 2.034, 1.637, 1.592, 536 ve 395 olarak belirlendi. Analiz edilen bütün PTE'lerin sebep olduğu kanserojen olmayan sağlık riski, risk indeksi (RI) ve Pb, Ni, Cr, Cd ve As elementlerinden kaynaklanan kanser sağlık riski ise kanser risk (KR) indeksi hesaplanarak değerlendirildi. Potansiyel kanserojen olmayan riskin değerlendirilmesi, incelenen sebzelerin (patlıcan, patates ve şeker pancarı hariç) yetişkin tüketiciler için tüketiminde herhangi bir risk olmadığını ortaya koymaktadır. Ancak on bir sebzede analiz edilen Pb, Ni, Cr ve As için hesaplanan KR değerleri güvenlik sınırının (KR ≥ 10-4) üzerinde bulundu.
Kastamonu'da tüketilen tahıl ürünlerinin potansiyel olarak zehirli element içeriklerinin belirlenmesi ve sağlık riskinin değerlendirilmesi
Yeterli, dengeli ve güvenli gıda tüketimi, insanların yaşamını ve yaşam ile ilgili süreçleri sürdürebilmesi için vazgeçilmezdir. Tahıllar (buğday, pirinç, arpa, mısır, yulaf vb.) ülkemizde olduğu gibi dünya çapında temel gıdalardır ve beslenmede birincil enerji, protein ve lif kaynağını oluşturdukları gibi vitaminler ve mineraller gibi sağlığı geliştirici bileşenleri de içerirler. Bununla birlikte insani faaliyetler ve/veya doğal süreçler sonucunda yayılan potansiyel olarak zehirli elementler (PZE'ler), gıdaların başlıca kirleticileri arasındadır. PZE'ler, kirlenmiş toprakta yetiştirilen gıda maddeleri (tahıllar, baklagiller, sebzeler vb.) yoluyla insan vücuduna girebilir ve insan sağlığında ciddi sorunlarına neden olabilirler. Bu çalışmada, Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Kastamonu ilinde tüketilen bazı tahıl örneklerinin içerdiği PZE'ler, bir enerji dağılımlı X-ışını floresans spektrometresi ile analiz edildi. Ayrıca bu örneklerdeki PZE'lerin sindirilmesinden kaynaklanabilecek kanserojen olmayan sağlık riski, ortalama günlük doz, risk katsayısı ve risk indisi hesaplanarak değerlendirildi. Analiz edilen tahıl örneklerinde As, Cd, Hg ve Pb'nin derişimi, dedeksiyon limitinin altında bulundu. Altı farklı grubuna ait otuz sekiz tahıl örneklerinde analiz edilen PZE'ler, ortalama değerlerine göre Mn (47,4 mg/kg) > Fe (44,6 mg/kg) > Zn (39,1 mg/kg) > Cu (7,9 mg/kg) > Ni (7,4 mg/kg) > Ti (6,7 mg/kg) > Sn (6,2 mg/kg) > Co (5,8 mg/kg) > Sr (2,7 mg/kg) > Cr (2,6 mg/kg) olarak sıralandı. Sağlık risk değerlendirme sonuçları, buğdayın dışındaki tahıl örneklerindeki analiz edilen söz konusu PZE'lerin, kanserojen olmayan sağlık risk oluşturmadığını gösterdi.
Fe/PZT ve Co/PZT ince filmlerinin dielektrik özelliklerinin incelenmesi
Ferroelektrik özelliklere sahip PbZr0.5Ti0.5O3 seramik malzemesi elektriksel ve elektromekaniksel özelliklerinden dolayı araştırmacılar tarafından büyük ilgi görmektedir. Bu çalışmada, Ferroelektrik PbZr0.5Ti0.5O3 (PZT) seramik malzemesi üzerine vakum buharlaştırma tekniği ile ferromanyetik özelliklere sahip Fe ve Co malzemeleri ayrı ayrı kaplanmıştır. Hazırlanmış ince filmlerin dielektrik sabitinin reel ve sanal kısımları, kayıp tanjantı, cole-cole diyagram gibi dielektrik özelliklerin frekansla değişimi incelenmiştir. Saf PZT, Fe kaplı PZT ve Co kaplı PZT ince filmlerin dielektrik sabitinin reel ve sanal kısımları, kayıp tanjantı, cole-cole diyagramı oda sıcaklığında frekansın bir fonksiyonu olarak yüksek frekans (1 MHz – 3 GHz) aralığında empedans analizörü ile ölçülmüştür.
Türkiye'de tüketilen alkolsüz gazlı ve fonksiyonel içeceklerdeki radyotoksik elementlerin belirlenmesi ve radyolojik sağlık risklerin değerlendirilmesi
İçme suyundaki radyotoksik element veya radyonüklitlerin varlığını kontrol etme stratejisi, herhangi bir tanımlanmış olumsuz sağlık etkisine neden olması beklenmeyen çok düşük bir risk seviyesini temsil eden 100 mSv/y'lık bireysel doz ölçütüne bağlıdır. Radon ve radyum izotopları (226Ra ve 228Ra) gibi bazı doğal radyonüklitler, içme suyunda çözünebilir ve birikebilir. Dolayısıyla içme sularının radyolojik kalitesi, suda çözünmüş doğal radyonüklitlerin derişimi ile belirlenmektedir. Başlıca içme suyu, fosforik asit, sitrik asit, kafein, taurin, B vitamini, tatlandırıcı ve bitki özleri gibi enerji artırıcı bileşenler içeren karbonatlı veya (gazlı) (kola, gazoz, tonik, meyve aromalı soda vb.) ve fonksiyonel enerji içecekleri, dünya çapında ve Türkiye'de en çok tüketilen alkolsüz içecek gruplarını temsil etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de en çok tercih edilen ticari markaya ait 24 marka karbonatlı ve 16 marka enerji içecek örneklerinin bazı fizikokimyasal özellikleri (pH, iletkenlik, toplam çözünmüş katılar ve Briks değerleri), radyolojik kalitesi ve içeceklerin tüketilmesinden kaynaklanan radyolojik sağlık riskleri araştırıldı. Radon analizörü (AlphaGUARD) kullanılarak içecek örneklerinde analiz edilen radon gazının ortalama aktivite derişimi, karbonatlı içecekler için 0,0342 Bq/L ve enerji içecekleri için 0,0292 Bq/L olarak bulundu. Bu değerler, Avrupa Birliği direktifinde içme suları için üst sınır olarak tavsiye edilen 100 Bq/L¢den kıyaslanmayacak kadar küçüktür. Yüksek saflıkta germanyum dedektörlü bir gama-ışını spektrometresi kullanılarak içecek örneklerinde analiz edilen radyum izotoplarının ortalama aktivite derişimleri, karbonatlı içecekler için 0,45 Bq/L (226Ra), 0,72 Bq/L (228Ra) ve enerji içecekleri için 0,41 Bq/L (226Ra), 0,70 Bq/L (228Ra) olarak bulundu. İçecek örneklerinde analiz edilen 228Ra¢in aktivite derişimleri, Dünya Sağlık Örgütü Kılavuz Dokümanlarında içme suyu için önerilen kılavuz değer olan 0,1 Bq/L¢den daha büyük iken 226Ra¢nın aktivite derişimleri, kılavuz değer olan 1 Bq/L¢daha küçüktür. Yetişkinler için radyolojik sağlık risklerini değerlendirmek amacıyla tahmin olarak hesaplanan toplam yıllık etkin radyasyon dozları, karbonatlı içecekler için 8,1 mSv/y ve enerji içerecekleri için 0,3 mSv/y olarak bulundu. Bu radyasyon doz değerleri, Türkiye'deki İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliğinde, içme suyu için önerilen bireysel doz olan 100 mSv/y¢ın altındadır.
Etkin kütleli Schrödinger denklemlerinin tam çözümleri
ABSTRACT EXACT SOLUTIONS OF EFFECTIVE-MASS SCHRÖDINGER EQUATIONS TOKTAMIŞ (TUTCU) Dilek M. Sc. In Engineering Physics Supervisor: Assoc. Prof. Dr Bülent GÖNÜL September 2002 In this thesis, we study the relationship between exact solvability of the Schrödinger equation with a position-dependent mass and the ordering ambiguity in the kinetic energy operator within the frame of supersymmetric quantum mechanics. The one- dimensional Schrödinger equation from the general form of the effective mass Hamiltonian is deriven and solved exactly for a system with exponentially changing mass in the presence of a potential with similar behaviour. The effective-mass Hamiltonians proposed in the literature are connected to the supersymmetric partner Hamiltonians. Keywords: Exact Solutions, Position-Dependent Effective Mass, Shape-Invariance *S5ffTE£f 111
Growth of semiconducting (CdS, CdSe and ZnSe) and conducting films (NiFe) and investigation on their electrical, magnetic and optical properties
ABSTRACT GROWTH OF SEMICONDUCTING (CdS, CdSe and ZnSe) AND CONDUCTING FILMS (NiFe) AND INVESTIGATION ON THEIR ELECTRICAL, MAGNETIC AND OPTICAL PROPERTIES BEDİR, Metin Ph.D. in E.P., University of Gaziantep Supervisor: Prof.Dr. Ömer Faruk BAKKALO?LU Co-supervisor: AssistProf.Dr. Mustafa ÖZTAŞ November 2002, 166 Pages In this study, semiconducting CdS, CdSe and ZnSe thin films were developed by using spraying pyrolysis and electrodeposition method, conducting NiFe alloy films were grown by electrodeposition method on different substrates under different deposition conditions and their electrical, magnetic and optical properties were widely investigated by using different techniques. The optical properties of the semiconducting were investigated from optical absorption coefficient and transmittance spectra data using double beam visible spectrofotometer. By using these data the band gap energies of the semiconductingthin films were determined. The crystal structures of semiconducting (CdS, CdSe, and ZnSe) thin films and conducting (NiFe) films were determined from x-ray diffraction peaks and the thicknesses of the sprayed CdS, CdSe and ZnSe thin film samples were calculated by using weighing method. The electrical properties of the semiconducting thin film samples were investigated by Van der Pauw method ( four ohmic contact). The changes in the resistivities, conductivities and Hall mobilities of the semiconducting thin films under different substrate temperatures have been investigated. The surface morphology of NiFe alloy film samples were examined from scanning electron microscope (SEM) photos nickel ( Ni) and iron (Fe) concentration in NiFe alloy film samples were calculated by using the atomic absorption spectrometer results also the thicknesses of samples were determined. The electrical and magnetic properties of electrodeposited NiFe conducting alloy films were investigated by using a 2 Tesla home made electromagnet and Van der Pauw method ( four ohmic contact), respectively, for different geometries ( magnetic fields were applied under the different angles onto film surface ) at room temperature. The temperature dependent magnetoresistance measurements were done under the influence of a constant magnetic field of 0.8 Tesla for two different geometries ( longitutional and transverse ). Magnetization properties of the NiFe alloy film samples were also determined by vibrating sample magnetometers (VSM). Key words: Spray Pyrolysis method, Electrodeposition method, CdS, CdSe, ZnSe, magnetoresistance, NiFe alloy films.
Investigation of dosimetric and thermoluminescence properties of CaF2:Mn (TLD-400)
The additive dose (AD), Tm(Ea)?Tstop, repeated initial rise (RIR), peak shape (PS), and computerized glow curve deconvolution (CGCD) methods were used to analyze the thermoluminescent (TL) dosimetric glow peak of CaF2:Mn after ß- irradiation between the dose level D=0.015 Gy and D=110 Gy. The activation energies found with the IR and PS methods yield very close values after the cleaning of low temperature satellite peaks from the dosimetric glow peak by increasing stopping temperature in the Tm?Tstop experiment. The influence of heating rates on the response of dosimetric glow peak of CaF2:Mn was also studied by the peak height and peak area methods using CGCD technique. It was observed that the peak intensities and total area of glow peak decrease continuously with increasing heating rate.Another dosimetric characteristic which is the dose response of this peak was also examined by peak height and area methods. Keywords: Thermoluminescence; CaF2:Mn; TLD-400; Kinetic parameters; Dose response; Heating rate.
Sıvı kristal ve PCBM içeren organik alan etkili transistör (OFET) üretimi ve karakterizasyonu
Transistörler; anahtarlama, yükseltici ve sensör özellikleri ile elektronik cihazların merkezinde yer almaktadır. Ucuz, hafif ve çevreci organik elektronik cihazlar, özellikle de organik alan etkili transistörler (OFET) var olan inorganik tabanlı transistor teknolojisine alternatif çözümler sunmaktadır. Bu çalışmada, Sıvı Kristal (LC) ile n-tipi yarıiletken olan PCBM (Phenyl-C61-Butyricacid-Methyl ester) karıştırılarak oluşturulan aygıt yapısının cihaz performansında iyileştirmeler yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Nematik E7 sıvı kristali ve PCBM yapıları kullanılıp yüksek performanslı n-kanal LC-n-OFET cihazı üretilmiştir. LC-n-OFET cihazının dielektrik ölçümleri yapılarak elektriksel özellikleri ortaya konulmuştur. Bunlara ek olarak LC-n-OFET yapısının kanal aralığı ve ışık değişimine karşı transistör kalitesi incelenmiştir. Üretilen LC-n-OFET cihazının yüksek mobilite, yüksek on/off oranı, düşük eşik gerilimi gibi performans parametreleri açısından literatürdeki örneklerine göre daha üstün olduğu gözlemlenmiştir.
Malzeme testi için ultrasonik test teknikleri ve düzenekleri
ABSTRACT ULTRASONIC TECHNIQUES AND EQUIPMENT FOR MATERIAL TESTING KOÇ, Ramazan M.S. in Eng. Physics Supervisor: Asst. Prof. Dr. Refik KAYALI February 199E, 82 pages In this study, an ultrasonic transmitter-receiver probe is designed and developed. An ordinary microphone crystal is used in the construction of probes, and its frequency response is determined. Then various experimets are set up to investigate the propagation of sound waves in different mediums applying different methods. Some physical parameters of different materials are measured by using the developed probes. Finally experimental results have been compared with the theoretical results and it has been found that they were in a good agreement with each other. Keywords: transducers, piezoelectric, probe, nondestructive methods, ultrasound 111
Çok yıllık bitki yapraklarının elektriksel özellikleri kullanılarak yapay zekâ yardımıyla tanımlanması
Yapay zeka algoritmaları Kısmi En Küçük Kareler Ayırım Analizi (PLS-DA), Destek Vektör Makinesi (SVM), k-En Yakın Komşu (KNN), Karar Ağacı (DT), Gauss Naif Bayes (GNB), Doğrusal Ayırım Analiz (LDA), Çok Katmanlı Algılayıcı (MLP), Rassal Orman (RF), Yapay Sinir Ağı (YSA) ve Tek Boyutlu Evrişimli Sinir Ağı (1D-CNN) kullanılarak çok yıllık bitkilerden Vitis vinifera, Prunus laurocerasus, Magnolia grandiflora, Tilia cordata, Corylus avellana ve Olea europaea' nın yapraklarında tahribatsız bir yöntem olan Elektriksel Empedans Spektroskopisi (EIS) ölçümlerinden elde edilen veriler kullanılarak bitki sınıflandırma modelleri oluşturulmuştur. EIS verilerinden iki veri seti oluşturulmuştur. Bunlardan biri empedans, diğeri empedans, empedansın imajiner kısmı ve faz açısından oluşan birleşik veridir. Bu veri kümeleri, her bir frekans için standart sapma sınırları içinde kalacak şekilde normal dağılım fonksiyonuna göre %20 oranında rastgele artırılarak iki yeni veri kümesi daha elde edilmiştir. Oluşturulan veri kümeleri ayrı ayrı kullanılarak her bir yapay zekâ yaklaşımı için modeller oluşturulmuştur. Toplamda oluşturulan 40 modelin 32 tanesi (PLS-DA, SVM, KNN, DT, GNB, LDA, MLP ve RF için dörder tane) için öncelikle çapraz doğrulama yapılmış, 8 tanesi için eğitim sürecinde ölçme ve değerlendirme yapılmıştır. Daha sonra tüm modeller orijinal verilerden rastgele oluşturulan standart veri setiyle sınanarak karmaşıklık matrisleri oluşturulmuştur. Karmaşıklık matrislerindeki verilerden yararlanılarak sınama doğruluğu, kesinlik, duyarlık ve F1 puanı hesaplanmıştır. SVM, DT, LDA, RF, ANN ve 1D-CNN modelleri, her bitki türünü ayırt etmede özellikle ümit verici sonuçlar göstermiştir. Eğitilen yapay zekâ modelleri arasında, arttırılmış birleşik veri ile eğitilen 1D-CNN modeli %99 doğruluk değeri ile en iyi model elde edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, bitki yapraklarının şekil ve renk bakımından benzerliklerine rağmen, EIS verilerini kullanarak çok yıllık bitkileri ayırt edebilen yapay zekâ uygulamalarının geliştirilebileceğini göstermektedir.
CaF2:Dy kristalinin kinetik parametrelerinin termolüminesans metodlarla belirlenmesi
The field of thermoluminescence dosimetry has rapidly expanded during recent years. Especially in environmental and personnel monitoring applications the use of phosphors with low atomic numbers is to be recommended because their responses remain essentially constant through a large spectrum of energies ( from low- energy x-rays to high-energy y-rays). One of the commercial low-atomic number phosphors is CaF2:Dy. Up to now no information has been found on the kinetic parameters of glow curve of CaF2:Dy (TLD-200) dosimeter in literature. Therefore, this study was undertaken to provide detailed information about the glow curve and kinetic parameters of CaF2:Dy phosphor. In the course of this study, samples were first irradiated with '"Sr-^Y fi-isy source to produce sufficient concentration of defect centers or traps and then thermoluminescence measurements were made to obtain the glow curves. The obtained glow curves were then analyzed by CGCD computer package and other methods such as isothermal decay, peak shape t iiiand initial rise methods. The effects of post-annealing heating rate, dose rate and fading on the glow curve of TLD-200 crystal and its kinetic parameters are widely investigated; The results show that all these processes have great influences on the glow curves and kinetic parameters. One of the important findings of this work was the determination of the kinetic order of peak VI, which was found to be between 1.55 and 1.6. Other peaks were found to obey the first order kinetic. This study has produced significant results about thermoluminescence properties of TLD-200 (CaF2:Dy) dosimeter, that were not reported previously. Key Words : Thermoluminescence, CaF2:Dy, TLD-200, Kinetic Parameters.
Farklı argon basıncında ve farklı ısıl işlem sürelerinde üretilen MgB2 süperiletkeninin mikroyapı, elektriksel ve mekanik özelliklerinin karakterizasyonu
MgB2 süperiletkenleri, ex-situ reaksiyon yöntemiyle vakum ortamında, Ar atmosferinde 0 Bar, 10 Bar ve 20 Bar?lık basınç altında olmak üzere 0,5 ve 1 saatlik ısıl işlem sürelerinde üretildi. Bulk formunda üretilen numunelerin mikroyapısal, elektriksel ve mekanik özellikleri üzerine; basıncın ve ısıl işlem süresinin etkilerini incelemek içn XRD, SEM, EDS, Magnetoözdirenç, Vickers Mikrosertlik ölçümleri gerçekleştirildi. Vakum ortamında üretilen numunelerin hesaplanan a ve c örgü parametreleri ile tanecik boyutu değerleri en yüksek değerde olup uygulanan basıncın artmasıyla azalmıştır. Basıncın, atomlar arasındaki bağ mesafesini kısaltmasıyla tanecik boyutu azalmıştır. Daha küçük tanecik boyutu daha sıkı bir tanecik bağlantısına neden olarak; taşınabilecek kritik akım yoğunluğunun (Jc) artmasına yol açar. SEM görüntüleri, üretilen numunelerin MgB2?nin karakteristik morfolojisi olan tanecikli bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca uygulanan basıncın artmasıyla tanecik boyutunun küçüldüğü ve dolayısıyla tanecik bağlantısının güçlendiği SEM görüntüleriyle teyit edilmiştir. Magnetoözdirenç ölçümlerine göre, vakum ortamında üretilen numunelerin Tc değerleri en yüksek değerdedir ve basıncın artmasıyla azalmıştır. Bu çalışmada özellikle üretilen MgB2 numunelerinin mekanik özellikleri detaylı olarak incelenmiştir. Vickers mikrosertik değerleri hesaplanmış ve bu değerlerin yüke bağlı olduğu görülmüştür. Uygulanan basıncın artmasıyla numunelerin sertlik değerleri azalmıştır.0,5 saatte 20 Bar basınç altında üretilen numune ÇBE davranışı gösterirken, diğer tüm numuneler TÇBE davranışı göstermiştir. Tüm numuneler için Meyer kanunu, PSR Modeli, MPSR modeli, EPD modeli, HK modeli ve IIC modelleri analiz edilmiştir. ÇBE davranışı gösteren numune için en uygun model HK, TÇBE davranışı gösteren numuneler için ise IIC modeli olarak belirlenmiştir.
C18H15N5O2S organik bileşiğinin X-ışınları kırınım yöntemi ile kristal yapı analizi ve kuantum mekaniksel hesaplamaları
Bu çalışmada, farmakolojik özelliğe sahip bir tek kristalin X-ışınları kırınım yöntemi ile yapısı aydınlatılmıştır. İncelenen bileşik, C18H15N5O2S, 3-[(4-{[(2-Methylphenyl)methylidene]amino}-5-thioxo-1,2,4-triazol-3-yl)methyl]-2(3H)-benzoxazolone, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Araştırma Laboratuarında sentezlenmiş ve yapısını çözmek için gerekli datalar ise, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Araştırma Laboratuarı STOE IPDS II difraktometresinden toplanmıştır. Dataların çözümü sonucu elde edilen kristal verileri; C18H15N5O2S: prizmatik ve renksiz, a=18.0823 (13) Å, b=6.4623 (4) Å, c=15.1892 (11) Å, ß=100.821 (6)o, monoklinik P21/c (No: 14), M=365.42 a.k.b., V=1743.4 (2) Å3, Z=4, Dx=1.392 Mg m-3, T=296 K, ?(MoK?)=0.71073 Å, ?=0.21 mm-1, R=0.042, wR=0.110, S=1.03, ??max=0.21 e Å-3, ??min= -0.27 e Å-3. 1,2,4-triazol ve türevleri tıp, zirai ve endüstriyel alanlarda önemli bir rol oynamaktadır. Tıpta; mikrop önleyici, tüberküloz önleyici ve ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Çalışmamızın diğer bir aşaması ise, Yarı-Deneysel metot (AM1) yaklaşımı ile Kuantum Mekaniksel Hesaplamalardır. Bu metotta, AM1 yaklaşımı ile bir molekülün elektronik parametreleri yani HOMO-LUMO enerjileri, molekül orbital katsayıları, elektronik enerjiler, bağ enerjisi, yük yoğunluğu, dipol momenti, bağ uzunlukları ve bağ açıları gibi molekülü tanımlayıcı anlamlı veriler elde edildi ve X-ışınları yapı analizi sonuçları ile bu veriler karşılaştırıldı.
Bi1.75Pb0.25Sr2Ca2Cu3-xSnx010+? süperiletken sisteminin termal, yapısal, mekanik, elektriksel ve manyetik özelliklerinde Cu-Sn kısmi yerdeğişimi etkisinin incelenmesi
Birçok araştırmacı, yüksek sıcaklık süperiletkenlere farklı elementlerin katkılanmasının etkilerini araştırmaktadır. Bu araştırmaların amacı yüksek sıcaklık süperiletkenliğinin temel mekanizmasını anlamak ve süperiletkenlik özelliklerini (Tc, Jc, Ic vb.) geliştirmektir. Yüksek sıcaklık süperiletkenleri içerisinde bakır oksitler en önemli gruptur. Bakır oksitler arasında BiSrCaCuO (BSCCO) sistemi, yaygın olarak incelenmiş ve bazı teknolojik uygulamaları gerçekleştirilmiştir.Bu çalışmada süperiletken cam-seramik Bi1.75Pb0.25Sr2Ca2Cu3-xSnxO10+ ? sisteminde Cu'ın Sn ile kısmi yer değiştirmesinin (x=0.0, 0.1, 0.3, 0.5) elektriksel, manyetik, yapısal ve mekanik özelliklerine etkisi incelenmiştir. Eritme-döküm yöntemiyle üretilen BSCCO süperiletken malzemelerin yapısal özellikleri, X-Işını difraksiyon (XRD) yöntemi kullanılarak süperiletkenlik fazları ve buradan da kristal örgü parametreleri saptanmıştır. Örneklerin mikroyapıları için, SEM fotoğraflarından yararlanılmıştır. Kristalleşme kinetikleri Termal analiz (DTA-TGA) ile ışılmıştır. Mekanik özellikleri Vickers mikrosertlik ölçüm sistemi ile süperiletkenlik özellikleri ise titreşimli örnek manyetometresi (VSM) ve düşük sıcaklıkta direnç (R-T) ölçümü ile belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Süperiletkenlik , Cam Seramik , BSCCO
Ultraince Bariyerli GaN Temelli Çoklu yapılarda 2- Boyutlu Elektron Gazının Elektron Ve Manyeto İletim Özellikleri
Bu çalışmada, ultraince bariyerli AlInN/GaN ve ultraince bariyerli AlInN/AlN/GaN/AlN yapılarına sahip 4 numunenin elektron iletim ve manyeto iletim özellikleri incelendi. Özdirençleri 30 ? 300 K sıcaklığı arasında, Hall hareketliliği ve Hall taşıyıcı yoğunlukları aynı sıcaklık aralıklarında 0 ? 1.4 T manyetik alan altında ölçülmüştür. Hall ölçüm sonuçlarında 2- boyutlu elektron gazı taşıyıcı yoğunlukları ve ilgili hareketlilikler hesaplandı. Sıcaklığa bağımlı Hall ölçüm sonuçları kullanılarak her bir numunenin saçılma analizleri yapıldı. Yapılan saçılma analizleri sonucunda; korelasyon uzunluğu, deformasyon potansiyeli ve kuyu genişliği gibi malzeme ile ilgili parametreler belirlendi.
α-acetylpyridine Ketone'un ve Argerol'lü bileşiğinin titreşimlerinin deneysel ve teorik olarak incelenmesi
Bu çalışmada C7H7NO (?-acetylpyridin ketone) genel formülü ile verilen ligandın ve argerollü bileşiğinin IR spektrumu kaydedilip bu bileşiklerin titreşim frekans ve kipleri saptandı. Ligandın ve bileşiğin titreşim frekanslarına işaretleme yapıldı. Gaussian 09 bilgisayar programı yardımıyla teorik frekans değerleri, geometrik parametreler ve NBO yük dağılımı elde edildi ve bu değerler deneysel sonuçlar ile karşılaştırıldı.Anahtar Kelimeler: : ?-acetylpyridine ketone, argerol bileşiği, IR, Ra, NBO
Ge(100) yüzey faz geçişlerine kusurların etkisi
Bu çalışmada, Ge(100) %0, %1 ve %2 kusurlu yüzeylerin kritik davranışı Ising modeli temel alan Creutz Cellular Automaton soğutma algoritması ile incelenmiştir. Hesaplamalar, periyodik sınır koşulları göz önüne alınarak, Lx×Ly=30×300, 60×600, 90×900 ve 120×1200 kenar uzunluklu dikdörtgen örgüler kullanılarak yapılmıştır. İncelemeler, deneysel STM yüzey görüntüleri ile dimer yönelimlerinin uyumlu olduğu bir ? oranı ile ayrılması gerektiğini göstermiştir. Sonsuz örgü kritik sıcaklık değerleri kusurlar için elde edilmiş, deneysel ve teorik sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Son olarak, %2 kusurlu yüzeyler, deneysel STM yüzey resimleri ile iyi bir uyum içinde olduğu gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler : Ge(100) yüzeyi, Cellular Automaton, Ising Model, Yüzey yapılanmaları, c(4×2)?2×1 faz geçişi, c(4×2) yüzey yapılanması, 2×1 yüzey yapılanması, p(2×2) yüzey yapılanması, kritik davranış.
Al2O3,BeO ve B2O3 'in pozitronlar ve x-ışınları için durdurma özelliklerinin incelenmesi
Dozimetrik materyallerin durdurma özelliklerinin incelendiği çalışmaların sonuçları, küçük enerji bölgesinde bir tutarsızlığın olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada (10 eV-10 keV) aralığındaki enerjilere sahip pozitronların Al2O3, BeO ve B2O3 için durdurma gücleri, farklı analitik ve modifiye edilmiş eşitlikler kullanılarak hesaplanmıştır. Ayrıca x-ışınlarının aynı hedeflerde durdurulmala- rının incelenmesi için bu enerji aralığında kütle azalma katsayıları hesaplanmış ve bu hedeflerdeki doz değerleri ile karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler : Durdurma Gücü, Dozimetrik materyaller, Pozitronlar, X- ışınları
Bazı azot uçlu ligandların spektroskopik özelliklerinin deneysel ve teorik olarak incelenmesi
Bu tez çalışmasında, 1,2,4-triazole-3-karboksilik asit, 3-amino-1,2,4-triazin, ve 1,2,4-triazolo-[1,5-a]pirimidin moleküllerinin yapısal, spektroskopik ve elektronik özellikleri incelenmiştir. Hesaplamalar Gaussian 03W ve GaussView programları kullanılarak DFT/ B3LYP ve MP2 fonksiyonelleri, 6-311++G(d,p), 6-31G(d,p), 6-311++G(d) temel setleri kullanılarak yapıldı. Moleküllere ait infrared spektrumları 4000-400 cm-1 bölgesinde ve Raman spektrumları 3500-50 cm-1 bölgesinde kaydedildi. Teorik olarak hesaplanan titreşim frekansları deneysel olarak elde edilen spektrumlar ile karşılaştırıldı. Bu çalışmada; 1,2,4-triazole-3-karboksilik asit molekülünün gaz fazında mümkün olan tüm olası tauotomer ve dimer formları tespit edilmiştir. Elde edilen bu formlar arasından en kararlı yapı bulunarak bu yapıya ait geometrik parametreler, titreşim frekansları, yük dağılımı, HOMO ve LUMO enerji değerleri teorik olarak hesaplandı. Hesaplanan titreşim frekansları ve geometrik parametreler deneysel değerler ile karşılaştırıldı. 3-amino- 1,2,4-triazin, ve 1,2,4-triazolo-[1,5-a]pirimidin molekülleri farklı çözücülü ortamlarda DFT B3LYP/6-311++G(d,p) düzeyinde, PCM (Polarizable Continuum Model) metodu kullanılarak çözücü-çözünen etkileşmeleri incelenmiştir. Bu incelemelerde ilk olarak gaz fazında her iki moleküle ait mümkün olan tüm tautomerler ve izomerleri bulunarak B3LYP/6-311++G(d,p) metodu kullanılarak optimize edilmiştir. Daha sonra her bir yapının gaz fazında optimize edilen yapıları SCRF yöntemi kullanılarak farklı çözücülü ortamlarda tekrar optimize edilerek geometrik parametreler, titreşim frekansları, dipol moment ve yük dağılımı üzerindeki çözücü etkileri incelenmiştir.
Düşük basınçlı eylemsiz elektrostatik sıkıştırmalı füzyon cihazı yapımı ve deneysel çalışmalar
Bu çalışma kapsamında, nükleer füzyon reaksiyonlarının gerçekleştirildiği füzyon cihazlarından bir tanesi olan Eylemsiz Elektrostatik Sıkıştırma (IEC) cihazı Türkiye'de ilk kez tasarlanmış ve yapılmıştır. IEC cihazı, plazma iyonlarını hızlandırarak füzyon reaksiyonlarını gerçekleştirmek için anoda sıfır, katoda ise yüksek negatif voltajın uygulandığı eş merkezli küresel elektrotlardan oluşan bir sistemdir. Yapılan IEC cihazı ile 85 kV maksimum katot voltajında 1-10x10-4 mbar düşük basınç bölgesinde döteryum-döteryum (D-D) nükleer füzyon reaksiyonu gerçekleştirilmiştir. D-D füzyon reaksiyonuyla üretilen nötronlar ve Helyum-3 miktarı nötron dedektörü ve atık gaz analizörü ile ölçülmüştür. IEC cihazında üç farklı çapta katot kullanılmış ve katot çapı ile nötron sayısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Sonuçlardan, aynı şartlar altında orta katotla yapılan çalışmalarda en yüksek nötron sayısı (1,6x104 n/s) elde edilmiştir. Orta katot ve radyo frekans uyarmalı İndüktif Çiftlenmiş Plazma döteryum iyon kaynağıyla 1-10x10-4 mbar basınç aralığında nötron değişimi incelenmiş ve en uygun basınç değerinin 9x10-4 mbar olduğu görülmüştür. Cihazın merkezindeki iyon konsantrasyonunu arttırmak için sırayla merkez odaklı iki iyon kaynağı ilave edilmiş ve iyon kaynaklarının nötron sayısına etkisi incelenmiştir. İyon kaynağı sayısı arttırıldıkça üretilen nötron sayısının yaklaşık olarak lineer arttığı görülmüştür. Sistem 7,4x10-4 mbar basınç altında üç iyon kaynağı ile çalıştırıldığında nötron sayısı 3,6x105 n/s değerine ulaşmıştır. Aynı zamanda D-D füzyon tesir kesiti hesaplamaları yapılmış ve literatürdeki değerlerle karşılaştırılmıştır, sonuçların uyum içerisinde olduğu görülmüştür.