İstanbul Beykent Üniversity
Discipline

Psychology

İstanbul Beykent Üniversity

1,331

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde kişilerarası ilişkiler ile ilgili bilişsel çarpıtmalar ve ebeveynleşme olgusu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada; yetişkin bireylerde, kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve ebeveynleşme olgusu arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşmaları incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini kardeşe sahip 515 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla; Demografik Bilgi Formu, İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği ve Ebeveynleşme Envanteri kullanılmış olup, araştırma modeli olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve ebeveynleşme arasında orta düzey, pozitif yönlü korelasyon olduğu görülmüştür. Değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşmaları incelenmiştir. Elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

Bilişsel çarpıtmaEbeveynleşmeKişiler arası ilişkiler+2
Aycan Geyik
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kaygı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide ruminasyonun aracı rolü

Mevcut araştırmada kaygı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide ruminasyonun aracı rolü araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı psikolojik iyi oluş ve kaygının birbirleri ile olan ilişkisinde ruminatif düşünlerin oynadığı rolü ölçmektir. Literatürde bu konularla ilgili farklı alanlarda ayrı ayrı çalışmalar olsa da, mevcut üç değişkenin birbirleriyle olan ilişkisini inceleyen bir araştırma bulunmamaktadır. Bu yüzden mevcut çalışmanın verimli olacağı ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmaya katılım sağlayan 385 gönüllü bireye Demografik Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Ruminatif Düşünce Ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli uygulanan bu araştırmada verilerin analizinde Pearson korelasyon, Hayes Process Macro ile aracı rol analizi, ANOVA, bağımsız gruplar t-testi kullanılmıştır. ANOVA analizde anlamlı çıkan puanların ikili karşılaştırmaları için post hoc testlerine bakılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre kaygı, psikolojik iyi oluş ve ruminasyon değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki saptırnıken kaygının psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisinde ruminasyonun kısmi aracı rolü olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu çalışmada, kaygı (X) bağımsız değişken, psikolojik iyi oluş (Y) bağımlı değişken ve ruminasyon (M) aracı değişken olarak yer almıştır. Bulgular ışığında literatür ile tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

KaygıPsikolojik iyi oluş
Ece Şentürk
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının duygusal yeme üzerindeki etkisinde ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların aracı rolü

Bu araştırma, çocukluk çağı travmalarının duygusal yeme üzerindeki etkisinde ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların aracı rolünü araştırmak amacıyla yapılmıştır. Ayrıca çocukluk çağı travmaları, duygusal yeme ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar arasındaki ilişkiler belirlenmiş, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşmaya neden olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, elverişli örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olan 18-65 yaş arası 407 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada İlişkisel Tarama Modeli ve Aracı Değişken Modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları ise 'Sosyodemografik Bilgi Formu', 'Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği', 'Duygusal Yeme Ölçeği ve 'İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği' olarak belirlenmiştir. Verilerin analizi yapılırken Bağımsız Örneklem t Testi, Varyans Analizi, Korelasyon Analizi, Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, çocukluk çağı travmaları, duygusal yeme ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtma değişkenlerinin birbirleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde bulunduğu görülmüştür. Çocukluk çağı travmalarının, duygusal yemeyi ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların da duygusal yemeyi yordadığı saptanmıştır. Çocukluk çağı travmalarının duygusal yeme üzerindeki yordayıcı etkisi incelenirken, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar değişkeni analize dahil edildiğinde, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların çocukluk çağı travmaları ve duygusal yeme arasında kısmi aracı değişken olduğu belirlenmiştir.

Behice Zülal Akarca
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerde psikolojik sağlamlığın yordayıcısı olarak otomatik düşünceler ve bilişsel esneklik: Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynler ile normal gelişen çocuğa sahip ebeveynlerin karşılaştırması

Araştırmada, özel gereksinimli çocuklara sahip ebeveynler ile normal gelişen çocuğa sahip ebeveynlerde, psikolojik sağlamlığın yordayıcısı olarak otomatik düşünceler ve bilişsel esnekliğin incelenmesi ve bazı sosyodemografik değişkenlere göre değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evreni, Türkiye'de ikamet eden 18 yaş üstü 400 ebeveynden oluşmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak, dört bölümden oluşan online anket toplama yöntemi kullanılmıştır. Birinci bölümde, araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu', ikinci bölümde 'Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği' üçüncü bölümde 'Otomatik Düşünceler Ölçeği' ve dördüncü bölümde ise 'Bilişsel Esneklik Envanteri' yer almaktadır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, otomatik düşünceler ile psikolojik sağlamlık arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Normal gelişen çocuğa sahip ebeveynlerin özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlere nazaran, ilişki puanı daha yüksektir. Normal gelişen çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyi, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyine oranla fazla bulunmuştur. Katılımcıların psikolojik sağlamlık, otomatik düşünceler ve bilişsel esneklik düzeylerinin anne veya baba olma durumu, çocuk sayısı, özel gereksinimli çocuğa sahip olma veya olmama durumu, eğitim durumu, medeni durum, gelir durumu ve çalışma durumuna göre istatiksel açıdan anlamlı seviyede farklılaşmadığı görülmektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, araştırmacı ve uygulayıcılara bazı öneriler sunulmuştur.

Bilişsel esneklikEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+4
Gülay Bağcıvan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ağırlık denetimine yönelik diyet uygulamalarının ve tartılma sıklığının mental iyi oluş ve beden algısı üzerindeki ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, kilo kaybına yönelik diyet uygulamalarının mental iyi oluş ve beden algısı ile ilişkisini hiç diyet yapmamış olan, geçmişinde diyet yapmış olan ve aktif olarak diyet yapmakta olan gruplar arasında değerlendirmektir. Buna ek olarak, ağırlık kaybına yönelik diyetlere yönelen katılımcıların temel motivasyonlarını ve tercih edilen diyet yöntemlerini taramak, diyet sıklığının ve tartılma sıklığının da mental iyi oluş ve beden algısı ile ilişkisini araştırmaktır. Araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden 18-65 yaş aralığında 518 yetişkin birey katılmıştır. Katılımcılar, sosyodemografik form, Vücut Algısı Ölçeği ve Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği'ni doldurmuşlardır. Verilerin analizi için SPSS v26 programı kullanılmıştır. Geçmişte diyet yapmış ve diyet yapmakta olan katılımcıların diyet motivasyonlarına bakıldığında, sırası ile, sağlıklı ve görünümün kilo verme isteğinin temel sebepleri olduğu gözlemlenmiştir. Tercih edilen diyet yöntemlerine bakıldığında ise kişilerin kendi bilgileri doğrultusunda daha sağlıklı beslenmeleri, uzman desteğinde diyet listesi takip etmeleri ve kendi bilgi çerçeveleri doğrultusunda enerji alımlarını kısıtlamaları öne çıkmıştır. Geçmişte diyet yapmış olan veya diyet yapmakta katılımcıların diyet sıklıkları ile beden algısı ve mental iyi oluş puan ortalamaları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Tartılma sıklığı ile vücut algısı puan ortalamaları arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu; ancak tartılma sıklığı ile mental iyi oluş arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Hiç diyet yapmayan ve geçmişte diyet yapmış olan katılımcıların vücut algısı ve mental iyi oluş puan ortalamalarının, aktif diyet yapan katılımcıların puan ortalamasından anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Aktif diyet yapan katılımcıların beden kitle indeksi, arzulanan beden kitle indeksi, vücut algısı ve mental iyi oluş puan ortalamaları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır.

Beden imajıDiyetKilo değişimi+2
Alara Kerimler
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ertelemenin yordayıcıları olarak öz kontrol ile stresle başa çıkmanın incelenmesi

Bu çalışma, 18 yaş ve üzeri yetişkinlerde ertelemenin yordayıcıları olarak öz-kontrol ile stresle başa çıkmanın incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaca ek olarak, bu çalışmada yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, çocuk sahibi olma, çalışma durumu, çalışma süresi, çalışma hayatında yönetsel göreve sahip olup olmama, psikiyatrik/psikolojik destek alıp almama ve kronik hastalığa sahip olup olmamayı içeren demografik değişkenlere göre, erteleme eğilimi, öz-kontrol ve stresle başa çıkma düzeylerinin farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmaya Türkiye içerisinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri yetişkinler katılmıştır. Yapılan bu çalışmada, katılımcılara genel erteleme eğilimi ölçeği, kısa öz-kontrol ölçeği ve stresle başa çıkma ölçeği uygulanmıştır. Bu ölçeklere ek olarak katılımcıların sosyo-demografik bilgilerini öğrenmek amacıyla demografik bilgi formu verilmiştir. Katılımcılara araştırmaya katılmadan önce araştırma hakkında bilgilerin yer aldığı bilgilendirilmiş onam formu verilmiştir. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Yetişkinlerde öz-kontrol ile stresle başa çıkmanın erteleme üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Demografik değişkenlere göre erteleme eğilimi, öz-kontrol ve stresle başa çıkma düzeylerini karşılaştırmak için bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. ANOVA sonrası hangi gruplar arasında fark olduğunu belirlemek amacıyla Scheffe ve Tamhane's T2 post hoc testleri kullanılmıştır. Çalışma neticesinde yetişkinlerde öz-kontrol ile stresle başa çıkmanın erteleme eğilimi üzerinde anlamı bir aracı rolü olduğu bulunmuştur. Genel erteleme eğilimi puanları, demografik değişkenlerden yaş, ilişki durumu, eğitim düzeyi, çalışma süresi, çocuk sahibi olup olmama, psikolojik/psikiyatrik destek alıp almama durumuna göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Öz-kontrol puanları, demografik değişkenlerden yaş, çocuk sahibi olup olmama, çalışma süresi, ilişki durumu, psikolojik/ psikiyatrik destek alıp almaması durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur. Stresle başa çıkma puanlarının ise, demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, ilişki durumu, çocuk sahibi olup olmama, psikolojik/ psikiyatrik destek alıp almama durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur. Edinilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

ErtelemePsikolojik sıkıntıStres+3
Feyzan Feyzioğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal görünüş kaygısı ve problemlere karşı olumsuz tutumun öznel mutluluk üzerindeki etkisi

Araştırmanın amacı sosyal görünüş kaygısı ve problemlere karşı olumsuz tutumun öznel mutluluk üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Ayrıca arasındaki ilişkiler belirlenmiş, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmaya Türkiye'de yaşamakta olan 210 kadın ve 196 erkek olmak üzere toplam 406 birey katılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Sosyal Görünüş Kaygısı, Problemlere Karşı Olumsuz Tutum Ölçeği ve Öznel Mutluluk Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon analizi, Bağımsız Örneklem T-Testi ve Çoklu Doğrusal Regresyondan yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyal görünüş kaygısı, problemlere karşı olumsuz tutum ve öznel mutluluk değişkenlerinin birbirleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Sosyal görünüş kaygısı ve öznel mutluluk arasında negatif; sosyal görünüş kaygısı ve problemlere karşı olumsuz tutum arasında pozitif; öznel mutluluk ile problemlere karşı olumsuz tutum arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sosyal görünüş kaygısı düzeyinde medeni durum, eğitim durumu, sosyal medyada fotoğraf veya videolara efekt, filtre uygulama durumu ve kendi isminden başka bir isimle sosyal medya profili olup/olmama durumuna göre anlamlı şekilde farklılık bulunurken; cinsiyet ve sosyal medya hesabı kullanıp/kullanmama durumuna göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Problemlere karşı olumsuz tutum düzeyinde cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma durumu, sosyal medyada fotoğraf veya videolara efekt, filtre uygulama durumu ve kendi isminden başka bir isimle sosyal medya profili olup/olmama durumuna göre anlamlı şekilde farklılık bulunurken; sosyal medya hesabı kullanıp/kullanmama durumuna göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öznel mutluluk düzeyinde cinsiyet, medeni durum, çalışma durumu ve kendi isminden başka bir isimle sosyal medya profili olup/olmama durumuna göre anlamlı şekilde farklılık bulunurken; eğitim durumu, sosyal medya hesabı kullanıp/kullanmama durumu ve sosyal medyada fotoğraf veya videolara efekt, filtre uygulama durumuna göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kurulan regresyon modelinde öznel mutluluğun yordayıcısı olarak sosyal görünüş kaygısı ve problemlere karşı olumsuz tutum değişkenleri alınmıştır. Yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda beta katsayıları değerlendirildiğinde, kurulan regresyon modelinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmüştür. Sosyal görünüş kaygısı ve problemlere karşı olumsuz tutum değişkenlerinin öznel mutluluk puanları ile zayıf düzeyde anlamlı bir ilişkisi bulunmaktadır. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ait T-Testi sonucuna göre, sosyal görünüş kaygısı ve problemlere karşı olumsuz tutumun öznel mutluluk üzerinde bir yordayıcı olduğu görülmektedir.

Olumsuz sosyal davranışSosyal görünüş kaygısıSosyal kaygı+3
Yeliz Özgecan Yılmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde kendini sabote etme, benlik saygısı ve kaygı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışmanın temel amacı yetişkin bireylerde kendini sabote etme, benlik saygısı ve kaygı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, 18-65 yaş aralığında, toplam 404 katılımcıya Kendini Sabotaj Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Analiz sonuçları doğrultusunda, cinsiyet değişkenine göre kendini sabote etme, benlik saygısı ve kaygı puanları kadın katılımcıların lehine olduğu saptanmıştır. Kadın katılımcıların kendini sabote etme, benlik saygısı ve kaygı düzeyleri; erkek katılımcılara oranla daha yüksek bulunmuştur. Araştırmaya katılan katılımcıların kendini sabote etme düzeyleri yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ancak benlik saygısı ve kaygı düzeyleri, yaşa göre değişmektedir. Buna göre, 51-65 yaş grubundaki katılımcıların, en düşük benlik saygısı düzeyine sahip olduğu bulunmuştur. Kaygı düzeylerine göre ise 18-24 yaş grubundaki katılımcıların kaygı düzeylerinin, 51-65 yaş grubundaki katılımcılara oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların kendini sabote etme, benlik saygısı ve kaygı düzeyleri arasında medeni durum, eğitim durumu ve algılanan gelir düzeyi arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Çalışmayan katılımcıların kendini sabote etme ve benlik saygısı düzeylerinin, çalışan bireylerden daha yüksek olduğu bulunurken; bireylerin çalışma durumlarına göre kaygı seviyelerinde herhangi bir farklılık bulunamamıştır.

Benlik saygısıKaygıKendini sabotaj+2
Hüma Çarpaner
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beden tutumu ve görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ilişkisinde düşünce özelliklerinin aracı rol ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, bireylerin beden tutumu ve görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ilişkisinde düşünce özelliklerinin aracı rolünün incelenmesidir. Bu doğrultuda demografik değişkenlerin beden tutumu, görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ve düşünce özelliklerindeki farklılaşma durumu incelenmiştir. Bu çalışmada katılımcılara, sosyodemografik bilgi formu, beden tutumu ölçeği, görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ölçeği ve düşünce özellikleri ölçeği uygulanmıştır. Araştırmaya Türkiye'nin çeşitli illerinden 18-65 yaş arası 401 kişi katılım sağlamıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde yapılmıştır. Veriler SPSS 21 programıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre, beden tutumunun görünümle ilişkili sosyal medya bilincinin yordayıcısı olduğu, düşünce özelliklerinin görünümle ilişkili sosyal medya bilincinin yordayıcısı olduğu ve beden tutumu ile görünümle ilişkili sosyal medya bilinci arasındaki ilişkide düşünce özelliklerinin aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bulgular ışığında değişkenler, literatür ile tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

BedenBeden imajıSosyal medya+3
Sanem Su Kahramanoğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ile karanlık üçlü kişilik özellikleri arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün rolü

Bu çalışmada çocukluk çağı travmalrı ile karanlık üçlü kişilik özellikleri arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Ayrıca her bir ana değişken bazı demografik değişkenler açısından da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 18 yaşından büyük 268 kadın ve 137 erkek olmak üzere toplam 405 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada; Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Karanlık Üçlü Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan bir Demografik Form kullanılmıştır. Çocukluk çağı travamaları, karanlık üçlü kişilik özellikleri ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkinin test edilmesi ve ölçeklerden elde edilen verilerin yaşa ve kardeş sayısına göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ölçmek için Process Macro aracılık testleri ve Pearson Korelasyon, verilerin diğer demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği ise bağımsız değişkenler için t-test kullanılarak ölçülmüştür. Bulgulara göre çocukluk çağı travmaları kırılgan narsisizmve makyavelizm dışında bütün karanlık üçlü alt boyutlarıyla ve duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkili bulunmuştur. Aynı zamanda duygu düzenleme güçlüğü de büyüklenmeci narsisizm hariç karanlık üçlü kişilik özelliklerinin bütün alt boyutlarıyla ilişkili bulunmuştur. Herbir karanlık üçlü kişilik özelliklerinin ayrı ayrı bağımlı değişken olduğu aracılık analizlerinde büyüklenmeci narsisizm hariç çocukluk çağı travmaları ile karanlık üçlü kişilik özelliklerinin alt boyutlarıyla arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rol oynadığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından bakıldığında ise; çocukluk çağı travmalarının ilişki durumuna ve kardeş sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Duygu düzenleme güçlüğünün ise cinsiyete, ilişki durumuna ve çalışma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Son olarak karanlık üçlü kişilik özelliklerinin cinsiyete ve yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür.

Duygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğüKaranlık kişilik özellikleri+6
Leyla Yarar
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisinde ruminasyonun aracı rolü

Bu çalışmada çocukluk çağı travmalarının psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisinde ruminasyonun aracı rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çocukluk çağı travmaları, psikolojik sağlamlık ve ruminasyon arasındaki ilişkiler incelenecektir. Ayrıca çocukluk çağı travmaları, psikolojik sağlamlık ve ruminasyon arasındaki ilişki incelenmiş olup, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Çalışmaya katılmayı onaylayan gönüllü bireylere, sosyodemografik bilgi formu (cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum), Çocukluk çağı travmaları ölçeği Türkçe formu, Ruminatif düşünce biçimi ölçeği Türkçe formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Türkçe formu uygulanmaktadır. Çalışmada, İlişkisel Tarama Modeli ve Aracı Değişken Modeli kullanılmıştır. Araştırmaya göre, çocukluk çağı travmaları, psikolojik sağlamlık ve ruminasyon arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş olup, çocukluk çağı travmalarının psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisinde ruminasyonun kısmi aracı rolü olduğu tespit edilmiştir. Analizden elde edilen bulgular da literatür doğrultusunda tartışılmıştır.

Cinsel istismarDuygusal ihmalFiziksel istismar+6
Milayda Yeşiltepe
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde ortoreksiya nervoza eğilimi, bilişsel kontrol ve esneklik ile beğenilme arzusu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, yetişkinlerde ortoreksiya nervoza eğilimi, bilişsel kontrol ve esneklik ile beğenilme arzusu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca, ortoreksiya nervoza eğilimi, bilişsel kontrol ve esneklik ve beğenilme arzusunun sosyo-demografik özelliklere göre nasıl farklılaştığı incelenmiştir. Araştırmaya 360 yetişkin birey katılım göstermiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyo-Demografik Bilgi Formu, ORTO-11 Ölçeği, Bilişsel Kontrol ve Esneklik Ölçeği ile Beğenilme Arzusu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, beğenilme arzusu ile bilişsel kontrol ve esneklik ve alt ölçekleri olan bilişsel kontrol ve başa çıkma esnekliği boyutları arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Ortoreksiya nervoza ile beğenilme arzusu toplam puan, bilişsel kontrol ve esneklik toplam puan ve alt ölçekleri olan bilişsel kontrol ve başa çıkma esnekliği boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır.

İpek Pekçe
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkisi olan yetişkin bireylerde çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile duygusal bağımlılıkları ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, romantik ilişkisi olan yetişkin bireylerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile duygusal bağımlılıkları ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca, çocukluk çağı travmatik yaşantıları, duygusal bağımlılıkları ve duygu düzenleme becerilerinin demografik değişkenlere göre nasıl farklılık gösterdiği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemin grubunda uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 383 katılımcı yer almaktadır. Araştırmada Tarama Modeli kullanılmıştır. Araştırmada, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Duygusal Bağımlılık Ölçeği ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon ve Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, çocukluk çağı travmaları ve duygusal bağımlılık arasında çocukluk çağı travması ölçeğinin alt boyutu cinsel istismar ile duygusal bağımlığın negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Fakat çocukluk çağı travmaları toplam puan ve alt boyutları olan duygusal istismar, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, duygusal ihmal arasında bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Çocukluk çağı travmaları toplam puan ve alt boyutları ile duygu düzenleme becerisi toplam puan ve alt boyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmuştur.

Betül Çalık
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif inançların, stresle başa çıkma tarzlarının ve öz şefkatin romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisinin incelenmesi

Mevcut araştırmada obsesif inançların, stresle başa çıkma tarzlarının ve öz şefkatin romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisinin incelenmesi ve bu değişkenlerin çeşitli demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan, devam eden bir romantik ilişkisi bulunan ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar aracılığıyla araştırmaya katılan 421'i kadın ve 104'ü erkek olmak üzere toplam 525 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Romantik İlişki Obsesyon ve Kompulsiyonları Ölçeği, Obsesif İnançlar Anketi, Stresle Başa Çıkma Tarzları Envanteri ve Öz Anlayış Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 29.0 programından yararlanılmıştır. Analiz için bağımsız örneklem t-testi, varyans analizi (ANOVA), Kruskal-Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çalışma değişkenlerinin demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca araştırma değişkenleri arasında ilişkilerin olduğu görülmüştür. Buna göre romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirtiler toplamı ile obsesif inançlar, stresle başa çıkma tarzlarından çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım arasında pozitif yönlü; öz şefkat, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış, klinik doğurgular ele alınmış ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Özlem Durmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aldatma eğilimi ve ilişki inançlarıyla algılanan ebeveyn ilişki tutumları ilişkisi

Bu çalışmada aldatma eğilimi ve ilişki inançlarıyla algılanan ebeveyn ilişki tutumları ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini 18 yaş üzerinde 340 kişi oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülen araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Aldatma Eğilimi Ölçeği, İlişki İnançları Ölçeği, Algılanan Ebeveyn İlişki Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler online olarak Google Forms ile oluşturulmuş anket formu yardımıyla elektronik ortamda toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS 24,0 programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın verilerinin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizlerden; ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum kullanılmıştır. Nicel verilerin normal dağılıma uygunlukları grafiksel incelemeler ile sınanmıştır. Normal dağılım gösteren niceliksel sürekli değişkenler arasındaki ilişkilerini değerlendirmede Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren nicel verilerin ikili grup karşılaştırmalarında t-testi, üç ve üzeri gruplarda ANOVA testi ve sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Tukey HSD testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda algılanan ebeveyn ilişki tutumları, ilişki inançları ve aldatma eğilimi ile yaş, ilişki durumu, ilişki süresi, öğrenim durumu değişkenleri arasında anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Cinsiyet değişkenine göre ise erkekler lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca algılanan ebeveyn ilişki tutumları ile aldatma eğilimi ve ilişki inançları arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığı görülmüştür.

İlkem Berfin Büyükarslan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel Sosyal Kaygı Ölçeği'nin Türk kültürüne uyarlanması: Güvenirlik ve geçerlik analizi

Sosyal kaygı, sosyal durumlarda başkaları tarafından değerlendirilmeyle alakalı yoğun bir şekilde korku duyma ile karakterize edilen yaygın bir insan deneyimidir. İşlevselliği bozacak kadar şiddetli bir düzeye ulaştığında, sosyal kaygı bozukluğu veya sosyal fobi olarak adlandırılmaktadır. Çoğunlukla kişi korkunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilmektedir. Titreme, kızarma, terleme gibi fiziksel belirtiler eşlik edebilmektedir. Gündelik hayatta yaşadıkları bu belirtilere ve bunun sonucunda oluşan sosyal ve ekonomik kayıplara rağmen, sosyal kaygı bozukluğu olan hastaların diğer kaygı bozuklukları olan hastalara kıyasla daha nadir yardım arama davranışı gösterdikleri bulunmuştur. Massad vd. Görsel Sosyal Kaygı Ölçeğini oluşturdukları makalelerinde; yazılı ölçeklerin düşük okuryazarlık düzeyine sahip katılımcılarda zayıf geçerliğe sahip olabileceği, bireylerin soru ifadelerini kendilerince yorumlama ihtimallerinin olabileceği ve ölçek çevirilerinin dilsel ve kültürel farklılıklar nedeniyle kusurlu olabileceğini söylemişlerdir. Tüm bu nedenlerden dolayı sözel ölçeklerin amaçladıkları şeyleri ölçmede birtakım zayıflıklar yarattığına ancak ölçümlerde resim kullanmanın büyük miktarda bilgiyi hızlı ve verimli bir şekilde sıralamayı, anlamayı ve iletmeyi kolaylaştırdığına dikkat çekmişlerdir. Türkçede de görsellerden oluşan örnek bir test olarak Yıldırım vd. tarafından uyarlanan Gözlerden Zihin Okuma Testi kullanılmaktadır ve kişilerin duygu okuma becerilerini ölçmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yapılacak sosyal kaygı araştırmalarına ve klinikteki tespit çalışmalarına katkı sağlaması amacı ile Massad vd. tarafından geliştirilen Görsel Sosyal Kaygı Ölçeğinin (Visual Social Anxiety Scale) Türk kültürüne uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin sınanmasıdır. Araştırmaya, Türkiye'de yaşayan 275 yetişkin katılmıştır. Analizler SPSS 25.00 ile gerçekleştirilmiştir. Yapı geçerliği sınamaları için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçek 13 faktör ortaya çıkarmıştır. Bu sebeple ölçekte tek bir faktör olduğu ve toplam puan alınabileceği sonucu çıkarılmıştır. Yaklaşan geçerlik için sosyal kaygıyı klinik ortamda ayırt etmek için kullanılan Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği ve Sosyal Düşünceler Ölçeği ile pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlılık göstermektedir. Uzaklaşan geçerlik kapsamında ise Yaygın Kaygı Bozukluğu-7 ile anlamlı bir korelasyon gösterse de korelasyon katsayısı diğer sosyal kaygı ölçeklerine göre düşük çıkmıştır. Güvenirlik analizi için ölçeğin toplam puan Cronbach Alfa iç tutarlılık değeri ,959dur. Dijitalleşen günümüzde görsel ölçeklerin katılımcıların gerçek bildirimlerini ölçmede bir farklılık yaratacağı öngörüsüyle bu araştırmada Görsel Sosyal Kaygı Ölçeği'nin Türk kültürüne adaptasyonu ve geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılmıştır. Ölçeğin psikometrik değerleri yeterli düzeyde çıkmıştır.

İlknur Balkan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde anksiyete ile belirsizliğe tahammülsüzlük arasındaki ilişkide duygusal zekânın aracı rolü

Bu araştırma, yetişkin bireylerde belirsizliğe tahammülsüzlük ile anksiyete arasındaki ilişkide duygusal zekânın aracı rolününün araştırılması için yapılmıştır. Bununla birlikte belirsizliğe tahammülsüzlük, anksiyete ve duygusal zekâ arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi sosyal medya üzerinden kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılan ve çalışmaya gönüllü katılımı kabul etmiş 18 yaş ve üstü 402 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada İlişkisel Tarama Modeli ile Aracı Değişken Modeli kullanılmıştır. Verilerin toplanması için Demografik Bilgi Formu, Beck Anksiyete Envanteri, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) ve Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde; Pearson korelasyon analizi, Spearman korelasyon analizi, bootstrap analizi, bağımsız örneklem t-test, Kruskal Wallis testi ve one way ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda belirsizliğe tahammülsüzlük, anksiyete ve duygusal zekâ değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu; belirsizliğe tahammülsüzlüğün duygusal zekâ ve anksiyeteyi, duygusal zekânın da anksiyeteyi yordadığı saptanmıştır. Ayrıca duygusal zekânın belirsizliğe tahammülsüzlük ile anksiyete arasında aracılık ettiği belirlenmiştir.

AnksiyeteBelirsizliğe tahammülsüzlükDuygusal zeka
Leyla Çakır
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde madde kullanma eğiliminin psikolojik dayanıklılık ve bağlanma stilleri açısından incelenmesi

Araştırmanın temel amacı, genç yetişkinlerde madde kullanma eğiliminin psikolojik dayanıklılık ve bağlanma stilleri açısından incelenmesidir. Ayrıca, araştırmada madde kullanma eğiliminin, psikolojik dayanıklılık ve bağlanma stillerinin; cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, yaşanılan yer demografik değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de yaşayan 18-35 yaş arası genç yetişkinlerdir. Araştırmanın örneklemi ise bu evrenden gönüllülük esasıyla ankete katılan 394 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada verileri toplamak için; 'Sosyodemografik Bilgi Formu', 'Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği', 'Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği' ve 'Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS programından yararlanılmıştır. Katılımcıların Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği (SAP) ile Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği (ÜBBSÖ), Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) ve alt boyutlarının puan ortalamaları arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Regresyon Analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, SAP ile Kaçınan Bağlanma ve Kaygılı Kararsız Bağlanma arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki mevcuttur. Öte yandan, SAP ile YPDÖ'nün Yapısal Stil Aile Uyumu, Kendilik Algısı ve Sosyal Yeterlilik alt boyutları arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptanmıştır.

Beyza Yiğit
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar, ilişki bağımlılığı ve obsesif güvensizlik arasındaki ilişki

Bu araştırma halihazırda romantik ilişkisi bulunan veya daha önce bir romantik ilişki içerisinde bulunmuş yetişkin bireylerde akılcı olmayan tutumlar, ilişki bağımlılığı ve obsesif güvensizlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları, ilişki bağımlılığı ve obsesif güvensizliğin demografik değişkenlere göre nasıl farklılık gösterdiği incelenmiştir. Araştırmaya 379 yetişkin birey katılım göstermiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyo-demografik bilgi formu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği ve Obsesif Güvensizlik Envanteri Kullanılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanışmış ve Bağımsız Örneklem T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve ANOVA testleri yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanları ile obsesif güvensizlik ve ilişki bağımlılığı toplam puanları arasında; obsesif güvensizlik ve ilişki bağımlılığı toplam puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü bir ilişki elde edilmiştir. İlişki bağımlılığı toplam puanları ve obsesif güvensizlik toplam puanları ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların alt boyutlarından aşırı beklentiler, sosyal zaman kullanımı, fiziksel yakınlık, cinsiyet farklılıkları, farklı düşünmek ve zihin okuma boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır.

İbrahim Ethem Uğurelli
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mültecilere yönelik arzulanan sosyal mesafe ve sosyal kaygı arasındaki ilişkide zenofobinin aracı rolü

Çalışmanın temel amacı mültecilere yönelik arzulanan sosyal mesafe ile sosyal kaygı ilişkisinde zenofobinin aracı rolünü araştırmaktır. Bu çerçevede, bağımsız değişken mültecilere yönelik sosyal mesafe, bağımlı değişken sosyal kaygı olarak dahil edilmiş ve aracı değişken olarak zenofobi test edilmiştir. Araştırma 2023-2024 yılları arasında Türkiye içinde yaşayan 18-65 yaş arası Türk vatandaşlığına sahip yetişkinlerden Google Forms aracılığı ile toplanmıştır. Cevaplanan 458 anket değerlendirmeye alınmıştır Bu araştırmada, SPSS 27 yazılımı kullanılarak tüm istatistiksel analizler gerçekleştirildi. Aracı rol analizi için Process Macro 4.2 programı kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi, demografik değişkenlere göre farklılıkları anlamak için Bağımsız Gruplar T-testi ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Aracı rol analizi için Process Macro 4.2 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda mültecilere yönelik arzulanan sosyal mesafe; sosyal kaygı ve zenofobi üzerinde negatif yönlü etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Sosyal Kaygı ve zenofobi arasında ise pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Mültecilere yönelik arzulanan sosyal mesafe ve sosyal kaygı ilişkisinde zenofobinin aracı bir rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sima Gözde Şentürk
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı ruhsal travmaları ve duygusal zekânın ebeveyn davranışlarına etkisi

Bu çalışma, duygusal zekâ ve çocukluk çağı ruhsal travmalarının ebeveyn davranışlarının açıklanmasında bir etkisi olup olmadığının araştırılması, varsa nasıl bir etkisi olduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 401 anne ve baba oluşturmaktadır. Katılımcılardan elde edilen araştırmacılar tarafından oluşturulan Demografik Bilgi Formu, Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları Ölçeği ve Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği kullanılmış, alınan puanlar SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların ebeveyn davranışları, çocukluk çağı travmaları ve duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin yönü ile gücünü ortaya koymak amacıyla veriler normal dağılım özelliği gösterdiği için Pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Verilerin istatistiksel olarak yorumlanması amacıyla gruplar arası karşılaştırma yapmak için t testi ve anova analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre katılımcılarda duygusal ihmal, tutarsız disiplin, duygusal istismar, cinsel istismar, fiziksel ihmal ve zayıf ebeveynlik düzeyi arttıkça duygusal zekâ toplam, iyimserlik/ruh halinin düzenlenmesi ve duyguların değerlendirilmesi düzeyleri düşmektedir. Olumlu ebeveynlik ve çocukla ilgilenme arttıkça duygusal istismar, fiziksel istismar, fiziksel ihmal ve duygusal ihmal düşerken, duygusal zekâ toplam, iyimserlik/ruh halinin düzenlenmesi ve duyguların değerlendirilmesi düzeyleri ise artmaktadır.

Duygusal zekaEbeveyn davranışıÇocukluk çağı travmaları
Deniz Mutlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hollanda'da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının genel öz yeterlilikleri ile expat uyumları arasındaki ilişkide anksiyete düzeylerinin aracı rolünün incelenmesi

Mevcut çalışmanın amacı, göç eden bireylerin expat uyumlarının yordayıcıları olarak bireylerin genel öz yeterliliklerinin ve anksiyete düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaç kapsamında genel öz yeterlilik ve expat uyumu arasındaki ilişkide anksiyetenin aracı rolü test edilmiş ayrıca araştırma değişkenleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma verileri 402 kişinin katılımı ile toplanmıştır. Kaıtılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Expat Uyum Ölçeği, Genel Öz Yeterlilik Ölçeği ve Bütünleşik Anksiyete Stres Ölçeği uygulanmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, genel öz yeterlilik ile expat uyumu arasındaki ilişkide anksiyetenin kısmi kısmi aracı rolünün bulunduğu, expat uyumunun bileşenleri olan etkileşimsel uyum, genel yaşam uyumu ve iş yeri uyumu ile genel öz yeterlilik arasındaki ilişkilerde de anksiyetenin kısmi aracı rolünün olduğu sonuçlarına varılmıştır. Ayrıca, demografik değişkenler ile araştırma değişkenleri arasındaki ilişkide yapılan analizler vasıtası ile ortaya koyulmuştur. Elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için önerilerden bulunulmuştur.

Ayşe Ulucay
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde affetme, ruminatif düşünceler ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışmanın temel amacı yetişkinlerde affetme, ruminatif düşünceler ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yetişkinlerde affetme ve ruminatif düşüncelerin yaşam doyumu üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi bir diğer araştırma problemidir. Bunun yanında cinsiyet, yaş, eğitim durumu, ilişki durumu ve ebeveyn çocuk yetiştirme tutumu algısı değişkenlerinin anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma 2024 yılında yetişkinler arasından rastlantısal olarak seçilen 477 katılımcıyla yürütülmüştür. 24 uç değerin veri grubundan çıkarılması sonucu 453 katılımcının verileriyle analiz işlemine geçilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Ölçeklerden alınan puanların tamamı normal dağılım gösterdiği için analize parametrik testlerle devam edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi için Perason Korelasyon Analizi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcı gücünü tespit etmek için Doğrusal Çoklu Regresyon Analizi, sosyo-demografik değişkenlerin ölçek puanları arasında anlamlı fark gösterip göstermediğinin incelenmesinde 2 grup arasındaki fark için Bağımsız Örneklem T-Test, 3 ve daha fazla grup arasındaki fark için Tek Yönlü ANOVA ve ardından Scheffe çoklu karşılaştırma testleri uygulanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre affetme ve ruminatif düşünce biçimi arasında negatif, anlamlı bir ilişki; affetme ve yaşam doyumu arasında pozitif, anlamlı bir ilişki; ruminatif düşünce ve yaşam doyumu arasında negatif, anlamlı bir ilişki vardır. Ruminatif düşünce ve affetme yordayıcı değişkenleri birlikte yaşam doyumu puanlarındaki toplam varyansın %11'ini anlamlı şekilde açıklamaktadır. Bunun yanında analiz sonuçları affetmenin bireylerin yaşam doyumunun pozitif, anlamlı yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Ruminatif düşüncenin ise yaşam doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Ruminatif düşüncenin kadınlar lehine, affetme ve yaşam doyumunun ilişkisi olanlar lehine farklılaştığı görülmüştür. Yaş arttıkça affetme düzeyi anlamlı artış gösterirken yaş azaldıkça ruminatif düşünce düzeyinin anlamlı artış gösterdiği görülmüştür. Yüksek lisans ve doktora mezunlarının yaşam doyumunun lise mezunlarına oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Ebeveyn çocuk yetiştirme tutumu algısına bakıldığında demokratik/destekleyen aile tutumu algısının affetmede baskıcı/otoriter tutuma, yaşam doyumunda baskıcı/otoriter ve ihmalkar tutuma göre anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Tartışma bölümünde bulgular yorumlanmış, öneriler bölümünde diğer araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur.

Kübra Akdemir
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde kültürel sermaye ve algılanan sosyal desteğin yaşlılık ve yaşlanmaya yönelik tutumlarla ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada kültürel sermaye ve algılanan sosyal desteğin yaşlılık ve yaşlanmaya ilişkin tutumlarla ilişkisinin incelenmesi ve bu değişkenlerin çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan 18-65 yaş aralığında 192 kadın, 125 erkek olmak üzere toplam 317 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Kültürel Sermaye Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Yaşlılık ve Yaşlanmaya İlişkin Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25.0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel analiz için Spearman Korelasyon analizi, Kolmogorov-Smirnov testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Dunn Z testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda araştırma değişkenleri arasında ilişkilerin olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırma değişkenlerinin sosyodemografik değişkenler ile anlamlı farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. Algılanan sosyal destek ölçeği toplam puanı ile kültürel sermaye ve yaşlılık ve yaşlanmaya yönelik tutum ölçekleri toplam puanları arasında negatif yönlü zayıf düzeyde; kültürel sermaye ölçeği toplam puanı ile yaşlılık ve yaşlanmaya ilişkin tutum ölçeği toplam puanları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmaktadır. Elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılarak gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Zülal Sarıoğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde erteleme davranişinin mükemmeliyetçilik ve psikolojik iyi oluş açisindan incelenmesi

Bu araştırmada, erteleme davranışının mükemmeliyetçilik ve psikolojik iyi oluş açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma nicel araştırma yöntemleri içinde yer alan ilişkisel tarama modeliyle gerçekleşmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 18 yaşından büyük 432 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Demografik Bilgi Formu", "Genel Erteleme Eğilimi Ölçeği (GEEÖ)", "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği" ve "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 28 programından yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; erteleme davranışı ile mükemmeliyetçilik toplam puanı ve üç alt-boyut puanları arasında düşük düzeyde, pozitif yönde, anlamlı ilişki bulunmuştur. Tersine, erteleme davranışı ile psikolojik iyi oluş arasında ise düşük düzeyde, negatif yönde, anlamlı ilişki bulunmuştur. Benzer biçimde, psikolojik iyi oluş ile mükemmeliyetçilik toplam puanı ve iki alt-boyut puanları arasında düşük düzeyde, negatif yönde, anlamlı ilişki bulunmuştur. Ancak psikolojik iyi oluş ile sosyal mükemmeliyetçilik alt-boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak, yetişkin bireylerde erteleme davranışı düzeyleri arttıkça mükemmeliyetçilik toplam puanı ve üç alt-boyut puanları da artmaktadır. Tersine, erteleme davranışı düzeyleri artıkça, psikolojik iyi oluş düzeylerinin ise düştüğü bulunmuştur. Benzer biçimde psikolojik iyi oluş düzeyleri arttıkça, mükemmeliyetçilik toplam puanı ve kendine yönelik mükemmeliyetçilik, başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik alt-boyut puanlarının ise düştüğü saptanmıştır.

Genel erteleme
İrem Uysal
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde bağlanma stilleri ile bilişsel davranışsal kaçınma arasındaki ilişkide aleksitiminin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada, yetişkin bireylerde bağlanma stilleri ile bilişsel davranışsal kaçınma arasındaki ilişkide aleksitiminin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma nicel araştırma yöntemleri içinde yer alan çoklu aracı değişken modeliyle gerçekleşmiştir. Araştırmanın örneklemini 18-53 yaş arasındaki 410 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Demografik Bilgi Formu", "Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği (ÜBBSÖ)", "Bilişsel Davranışsal Kaçınma Ölçeği (BDKÖ)" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 28 programından yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; güvenli bağlanmanın bilişsel davranışsal kaçınma ve aleksitimi (toplam, duyguları tanıma güçlüğü, duyguları söze dökme güçlüğü) ile negatif yönde; kaçınmacı ve kaygılı kararsız bağlanmanın ise bilişsel davranışsal kaçınma ve aleksitimi ile pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkiler gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, bilişsel davranışsal kaçınma türleri (davranışsal sosyal kaçınma, davranışsal sosyal olmayan kaçınma, bilişsel sosyal kaçınma ve bilişsel sosyal olmayan kaçınma) ile aleksitimi bileşenleri (duyguları tanıma güçlüğü, duyguları söze dökme güçlüğü, dışa dönük düşünme) arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Güvenli, kaçınmacı ve kaygılı kararsız bağlanma ile bilişsel davranışsal kaçınma arasındaki ilişkide aleksitiminin kısmi aracılık etkisi bulunmuştur. Sonuç olarak, yetişkin bireylerde güvenli bağlanma düzeyi arttıkça bilişsel davranışsal kaçınma (toplam, davranışsal sosyal ve sosyal olmayan, bilişsel sosyal ve sosyal olmayan) ve aleksitimi (toplam, duyguları tanıma ve söze dökme güçlüğü) düzeyleri azalırken; kaçınmacı ve kaygılı kararsız bağlanma düzeyleri arttıkça aynı kaçınma türleri ve aleksitimi bileşenlerinin düzeylerinin arttığı bulunmuştur. Ayrıca, bilişsel davranışsal kaçınma türlerinin düzeyleri arttıkça aleksitimi toplam, duyguları tanıma güçlüğü, duyguları söze dökme güçlüğü ve dışa dönük düşünme düzeyleri de artmaktadır.

Enes Boztilki
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Depremzedelerde psikolojik dayanıklılığın yordayıcıları olarak depresyon düzeyi ve travma sonrası büyüme

Araştırmada, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşamış yetişkin depremzedelerde psikolojik dayanıklılığın yordayıcıları olarak depresyon, travma sonrası büyüme ve travma sonrası stres bozukluğu, bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkileri ve sosyodemografik özelliklere göre farklılaşmaları incelenmiştir. Araştırma toplam 311 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Travma Sonrası Büyüme Envanteri ve DSM - 5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi kullanılmıştır. Bulgulara göre yetişkinler için psikolojik dayanıklık ölçeğinin toplam puanı ile beck depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu ölçeği arasında negatif yönlü ilişki ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte yetişkinler için psikolojik dayanıklık ölçeği ile travma sonrası büyüme ölçeği toplam puanı ve travma sonrası büyüme ölçeğinin alt boyutları arasında pozitif yönlü ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Travma sonrası büyüme toplam puanı ve ölçeğin tüm alt boyutları ile depresyon arasında negatif yönde ilişki bulunmuştır. Travma sonrası stres bozukluğu ile depresyon arasında pozitif yönde ve yine travma sonrası stres bozukluğu ile travma sonrası büyüme ölçeği toplam puanı ve tüm alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Araştırmada travma sonrası büyümenin ve depresyon düzeyinin; psikolojik dayanıklılık üzerinde yordayıcı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm ölçeklerin demografik değişkenlere göre farklılaşma durumları incelenmiştir. Bulgular literatürdeki verilerle karşılaştırılarak tartışılmıştır.

Perihan Çil
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişe dönük aile öngörülemezliği ile yakın ilişkilerde kendini susturma davranışı arasındaki ilişkide nesne ilişkilerinin aracı rolü

Bu araştırmada; geçmişe dönük aile öngörülemezliği ile yakın ilişkilerde kendini susturma davranışı arasındaki ilişkide nesne ilişkilerinin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, "nicel araştırma yöntemi" kullanılmış; "geçmişe dönük aile öngörülemezliği" ile "kendini susturma davranışı" arasındaki ilişkide "nesne ilişkileri"nin üstlendiği aracı rol, "ilişkisel tarama modeli" yoluyla incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, Türkiye genelinde yaşamını sürdüren 18 yaş üstü bireyler; örneklemini ise, "bilgilendirilmiş gönüllü onam formu"na onay veren 398 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmacının hazırladığı "Demografik Bilgi Formu", "Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeği", "Kendini Susturma Ölçeği" ve "Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği (BORRTI)", Google Form programı ile çevrim içi anket formuna getirilerek, araç olarak kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi için SPSS-23 programından yararlanılmıştır. Geçmişe dönük aile öngörülemezliği ile yakın ilişkilerde kendini susturma davranışı arasındaki ilişkide, nesne ilişkilerinin aracı rolünün olduğu; geçmişe dönük aile öngörülemezliği bağımsız değişkeni, kendini susturma bağımlı değişkenini pozitif anlamlı olarak yordamakta iken, nesne ilişkileri aracı değişkeninin bu anlamlılığı ortadan kaldırarak tam aracı rol üstlendiği saptanmıştır. Demografik değişkenlerin; aile öngörülemezliği, kendini susturma davranışı ve nesne ilişkileri ile istatistiksel açıdan anlamlı ilişkisi tespit edilmiştir.

Derya Eryaşar Yıldız
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerdeki obsesif kompulsif bozukluk belirtileriyle bilişsel esneklik arasındaki ilişkide öz şefkatin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırma yetişkinlerdeki obsesif kompulsif belirtileriyle bilişsel esneklik arasındaki ilişkide öz şefkatin aracı rolünün incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda araştırmada obsesif kompulsif belirtiler, bilişsel esneklik ve öz şefkat değişkenlerinin birbirleriyle olan ilişkisi ve bu değişkenlerin katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, çalışma durumu ve psikolojik destek alma/almama durumuna göre ilişkisi incelenmiştir. Araştırmaya gönüllük esasına dayalı olarak, rastgele yöntemle seçilmiş 509 kişi katılmıştır. Araştırmada 'Sosyodemografik Form', 'Yale Brown Obsesif Kompulsif Ölçeği (Y-BOCS)', 'Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE)' ve 'Öz Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ)' kullanılmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda obsesif kompulsif belirtiler, bilişsel esneklik ve öz şefkat değişkenlerinin birbirleriyle istatiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Araştırmanın sonunda obsesif kompulsif belirtilerinin şiddet düzeyi arttıkça katılımcıların bilişsel esneklik düzeylerinde düşüş olduğu ve benzer şekilde obsesif kompulsif belirtilerinin şiddet düzeyi arttıkça öz şefkat düzeylerinde de düşüş olduğu görülmüştür. Katılımcıların bilişsel esneklik düzeyleri arttıkça öz şefkat düzeylerinde de artış olduğu bulgulanmıştır. Obsesif kompulsif belirtileriyle bilişsel esneklik arasındaki ilişkiye öz şefkat dahil edildiğinde, obsesif kompulsif belirtileri ile bilişsel esneklik arasındaki ilişkide öz şefkatin aracı rol üstlendiği görülmüştür.

Nazlı Engin
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde sosyal medya kıskançlığı ile algılanan romantik ilişki kalitesi arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolü

Bu çalışma romantik ilişkisi bulunan yetişkin bireylerle, romantik ilişkilerde sosyal medya kıskançlığı ile algılanan ilişki kalitesi arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolünün olup olmadığını belirleme amacıyla yapılmıştır. Araştırma 18 yaşından büyük ve romantik ilişkisi bulunan 447 bireyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi için öncelikle normallik testi yapılmış ve verilerin normal dağıldığı tespit edilmiştir. Sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek için Independent Sample T-Testi ve Tek Yönlü ANOVA Testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için Pearson Korelasyon analizi ve aracılık rolünü tespit etmek için Process Aracı Rol analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda sosyodemografik değişkenler bakımından anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Korelasyon analizi sonucunda sosyal medya kıskançlığı, algılanan romantik ilişki kalitesi arttıkça zayıf güçlükte, akılcı olmayan inançlar arttıkça orta güçlükte artış göstermiştir. Yapılan aracı rol analizi ile romantik ilişkilerde sosyal medya kıskançlığı ile algılanan ilişki kalitesi arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların tam aracı rolü olduğu görülmüştür.

Aycan Dağ
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya kıskançlığı ve romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan romantik ilişki kalitesi üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, sosyal medya kıskançlığı ve romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan romantik ilişki kalitesi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca sosyal medya kıskançlığı, romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların doyumu ve algılanan romantik ilişki kalitesi arasındaki ilişkiler belirlenmiş, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 18 yaş ve üzeri yetişkin 406 birey oluşturmaktadır. Katılımcıların 230'u (%56,7) kadın, 176'sı (%43,3) erkektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli ve aracı değişken modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, 'Romantik İlişkilerde Sosyal Medya Kıskançlığı Ölçeği', 'Algılanan Romantik İlişki Kalitesi Ölçeği', "Romantik İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örnek T-Testi, ANOVA, Kruskal Wallis H ve Pearson korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan romantik ilişki kalitesi üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu ve bu ilişkide sosyal medya kıskançlığının aracı bir rol üstlendiği bulunmuştur.

Eda Durmaz Erdoğan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Travma ile başa çıkabilme algısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide yetersizlik duygusunun aracı rolü

Bu çalışma yetişkinlerde travma ile başa çıkabilme algısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide yetersizlik duygusunun aracı rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Buna ek olarak travma ile başa çıkabilme algısı, yaşam doyumu ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler incelenmiş ve bu temel değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği tespit edilmiştir. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilmiş olan 442 yetişkin katılımcı oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için Demografik Bilgi Formu, Travma ile Başa Çıkabilme Algısı Ölçeği, Yetersizlik Duygusu Ölçeği ve Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. İlişkisel tarama modeli uygulanmıştır. Veriler analiz edilirken Bağımsız Örneklem T-Test, Kruskal Wallis H, Korelasyon Analizi ve Hayes Process Macrosu uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda yaşam doyumu ile yetersizlik duygusu arasında negatif, travma ile başa çıkabilme algısı ile pozitif ilişki elde edilmiştir. Travma ile başa çıkabilme algısı ile yetersizlik duygusu arasında ise ilişki bulunmamıştır. Travma ile başa çıkabilme algısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide yetersizlik duygusunun aracı rolü olmadığı tespit edilmiştir.

Zeynep Karaca
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin ayrılma anksiyetesinin duygu düzenleme güçlüğü ve duyguları ifade etme ile ilişkisinin incelenmesi

Çalışmanın temel amacı yetişkin ayrılma anksiyetesinin duygu düzenleme güçlüğü ve duyguları ifade etme ile ilişkisinin tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, 18-60 yaş aralığında, toplam 483 katılımcıya Yetişkin Ayrılma Anksiyetesi Anketi, Duygu Düzenleme Güçlüğü-8 Ölçeği ve Duyguları İfade Etme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, SPSS programı kullanarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda; Ayrılma anksiyetesi düzeyi arttıkça duygu düzenleme güçlüğü düzeyinin ve duyguları ifade etme düzeyinin arttığı görülmüştür. Duygu düzenleme güçlüğü düzeyi arttıkça duyguları ifade etme düzeyinin de arttığı saptanmıştır. Kadınların ayrılma anksiyetesi, duygu düzenleme güçlüğü ve duyguları ifade etme düzeyi erkeklerden daha yüksek bulunmuştur. 26-35 yaş grubunun ayrılma anksiyetesi, duygu düzenleme güçlüğü ve duygu ifade etme düzeyi hem 18-25 yaş grubundan hem de 36-60 yaş grubundan daha yüksek bulunmuştur. Ayrılma anksiyetesi ve duygu düzenleme güçlüğü öğrenim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ancak duyguları ifade etme öğrenim durumuna göre değişmektedir. Lisans ve lisansüstü mezunlarının duyguları ifade etme düzeyi, lise ve altı mezunlarından daha yüksek bulunmuştur. Evli katılımcıların ayrılma anksiyetesi düzeyi bekâr katılımcılardan; evli katılımcıların duygu düzenleme güçlüğü düzeyi boşanmış katılımcılardan; evli katılımcıların duyguları ifade etme düzeyi bekâr ve boşanmış katılımcılardan daha yüksek bulunmuştur. Daha önce psikolojik destek alan katılımcıların ayrılma anksiyetesi ve duygu düzenleme güçlüğü düzeyi daha önce psikolojik destek almayan katılımcılardan daha yüksek bulunmuştur. Ancak duyguları ifade etme daha önce psikolojik destek alma durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir.

Büşra Temirkıran
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ve duygusal yeme arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlüğün aracı rolü

Araştırmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ve duygusal yeme arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlüğün aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'de yaşayan 18-56 yaş aralığındaki 245'i kadın, 163'ü erkek olmak üzere toplamda 408 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde; Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-28), Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ) ve Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) kullanılmıştır. Çevrimiçi ortamda toplanan verilerin analizi IBM SPSS 27 programıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri değerlendirilirken; tanımlayıcı istatistiksel metotlar, ölçek puanlarına ilişkin Pearson Korelasyon Testi, değişkenlere göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasına ilişkin Bağımsız Örneklem t-Testi, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis-H Testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkide aracı rol ise, Amos 24 programıyla yapısal eşitlik modellemesi yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; değişkenler arasındaki toplam, doğrudan ve dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma değişkenlerinde; cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve beden kitle indeksine (BKİ) göre anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu bulunmuştur.

Elif Nur Yaman Gök
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öz eleştirel ruminasyon ve stresle başa çıkma yöntemleri ilişkisinde olumlu çocukluk yaşantılarının düzenleyici etkisinin incelenmesi

Günümüzde bireylerin ruh sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan biri, stres ve bu stresle başa çıkma biçimleridir. Özellikle öz eleştirel düşüncelere saplanma (ruminasyon), stresle başa çıkma becerilerini olumsuz yönde etkileyerek bir kısır döngü yaratabilir. Bireyin çocukluk döneminde edindiği olumlu deneyimlerin, bu döngüyü kırmada önemli bir rol oynayabileceği düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, öz eleştirel ruminasyon ile stresle başa çıkma yöntemleri arasındaki ilişkide, olumlu çocukluk yaşantılarının düzenleyici etkisini incelemektir. Araştırmada nicel analiz tekniklerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup, Öz Eleştirel Ruminasyon Ölçeği (ÖERÖ), Stresle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği (SBÇYÖ) ve Olumlu Çocukluk Yaşantıları Ölçeği (OÇYÖ) ölçüm araçları olarak kullanılmıştır. 2024 yılında çevrimiçi anket yöntemiyle 18 yaş üzeri 413 yetişkinden toplanan veriler, SPSS 27 programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde bağımsız örneklem T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), basit ve çoklu regresyon analizleri ile düzenleyici rol analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öz eleştirel ruminasyon ile stresle başa çıkma yöntemleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak, olumlu çocukluk yaşantılarının, öz eleştirel ruminasyon ve stresle başa çıkma yöntemleri arasındaki ilişkide düzenleyici bir rolü olmadığı belirlenmiştir. Bulgular, literatür ışığında tartışılmış ve özellikle yetişkinlikteki başa çıkma becerilerinin önemi vurgulanmıştır. Bu bağlamda, stres yönetimi ve ruminasyon odaklı müdahalelerde, yetişkinlik dönemine yönelik yaklaşımların geliştirilmesi önerilmektedir.

Stresle başetmeÖz eleştiri
Elif İş
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının riskli davranışlar üzerindeki etkisinde bilişsel esnekliğin aracı rolü

Araştırmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ve riskli davranışlar arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'de yaşayan 18-65 yaş aralığındaki 206'sı kadın, 194'ü erkek olmak üzere toplamda 400 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde; Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Riskli Davranışlar Ölçeği (RDÖ) ve Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) kullanılmıştır. Çevrimiçi ortamda toplanan verilerin analizi için IBM SPSS 27 programı kullanılmıştır. Araştırma verileri değerlendirilirken ölçekler arasındaki ilişki ve ilişkinin yönünü belirlemek için Pearson Korelasyon Testi, ölçeklerin sosyodemografik değişkenler açısından farklılığını belirleyebilmek için Bağımsız Örneklem t-Testi ve ANOVA kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkide aracı rolü ölçmek için ise Process Macro 4.2 kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; çocukluk çağı travmalarının riskli davranışlar üzerindeki etkisinde bilişsel esnekliğin aracı rolü vardır.

Ceyda Ay
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlanma stillerinin romantik ilişkilerde obsesif kompulsif bozukluğa ve partnere bağımlılığa etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, bağlanma stillerinin romantik ilişkilerde obsesif kompulsif bozukluğa ve partner bağımlılığına etkisini incelemek, aynı zamanda bu değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de yaşayan ve romantik ilişkisi olan bireylerden, örneklemi ise araştırmaya gönüllü olarak katılan, romantik ilişkiye sahip 415 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada, araştırma modeli olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler, Demografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, Romantik İlişki Obsesyon ve Kompulsiyonları Ölçeği ve Romantik İlişkilerde Bağımlılık Ölçeği kullanılarak, online platform olan Google Forms aracılığı ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadaki verilerin normallik değerlendirilmesini yapabilmek için çarpıklık ve basıklık değerlerinden yararlanılmıştır. Verileri analiz edebilmek için Pearson Korelasyon Analizi, Regresyon Analizi, Bağımsız Örneklem t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Sonuç olarak, bağlanma stilleri alt boyutlarının, romantik ilişkilerde obsesif kompulsif bozukluk ve partner bağımlılığının bazı alt boyutları ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Bengisu Keler
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yalnızlık ve psikolojik iyi oluş ilişkisinde can sıkıntısı ile sosyotelizmin aracı rolünün incelenmesi

Araştırmanın amacı yalnızlık ve psikolojik iyi oluş ilişkisinde can sıkıntısı ile sosyotelizmin aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi; Türkiye'de yaşayan, çevrimiçi platformlar aracılığıyla ulaşılan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan, 18-65 yaş aralığındaki 377'si kadın, 252'si erkek olmak üzere 629 bireyden oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Ruls-6 Yalnızlık Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Kısa Can Sıkıntısı Eğilimi Ölçeği ve Genel Phubbing (Sosyotelizm) Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadaki analizler IBM SPSS 27 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler için Pearson Korelasyon analizi, değişkenlerin demografik verilere göre farklılığını belirlemek için Bağımsız Gruplar t- Testi ve Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Aracı rol analizlerinde Process Macro 4.2 programı Model 6 analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; can sıkıntısı ve sosyotelizm olarak ele alınan her iki aracı değişken modele eklendiğinde, dolaylı etkilerin ve seri aracı etkinin anlamlı olduğu görülmektedir. Araştırma değişkenlerinde; cinsiyet, çalışma durumu, medeni durum, eğitim düzeyi, en sık kullanılan sosyal medya uygulaması ve akıllı telefonu en sık kullanma nedeni durumlarına göre anlamlı düzeyde farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları literatür kapsamında tartışılmış ve gelecekte yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Aycan Bayer Destan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde öz yeterlilik ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde öz yeterlilik ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada alt amaçlar olarak, bireylerin öz yeterlilik, psikolojik iyi oluş, belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğü düzeylerinin, sosyo-demografik veri formuyla elde edilen veriler nezdinde farklılaşıp farklılaşmadığı ele alınmıştır. Gerçekleştirilen araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 238'i kadın, 231'i erkek üniversite öğrencisi olmak üzere 469 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Sosyo-demografik Veri Formu, Genel Öz Yeterlilik Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Kısa Formu (BTÖ-12) ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Formu (DDGÖ-16) kullanılmış, veriler Google Forms aracılığı ile toparlanmıştır. Verilerin analiz sürecinde SPSS 27.0 paket programı ve Hayes PROCESS makro eklentisi kullanılmıştır. Araştırma neticesinde öz yeterlilik ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğünün aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular literatür bağlamında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Furkan Bulut
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerin çocukluk çağı travmaları ile psikolojik yardım alma tutumları ve yalnızlık duygusu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, yetişkinlerin çocukluk çağı travmaları ile psikolojik yardım alma tutumları ve yalnızlık duygusu arasındaki ilişki detaylı bir şekilde incelenmiştir. Araştırmada alt amaçlar olarak, bireylerin çocukluk çağı travmaları, psikolojik yardım alma tutumları ve yalnızlık duyguları, demografik veri formuyla elde edilen; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durumlara göre farklılaşıp farklılaşmadığı ele alınmıştır. Araştırma ilişkisel tarama metodu kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de yaşayan 18 yaş üstü yetişkin bireylerdir. Araştırmanın örneklemi, 253'ü kadın, 151'si erkek olarak 18 yaş üzeri 404 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Demografik Veri Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Psikolojik Yardım Alma Tutumu Ölçeği ve UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu kullanılmış, veriler Google Forms aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 27.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukluk çağında travmalara maruz kalan bireylerin yetişkinlik döneminde psikolojik yardım almaya karşı daha olumsuz tutum geliştirdikleri görülmüştür. Travma düzeyi arttıkça yalnızlık duygusunun da arttığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, bireylerin psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları azaldıkça yalnızlık duygusunun yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır Elde edilen bulgular literatür bağlamında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Gizem Yaran
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan stres ile kompulsif çevrimiçi satın alma arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada, algılanan stres ile kompulsif çevrimiçi satın alma arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada alt amaçlar olarak, bireylerin algılanan stres, kompulsif çevrimiçi satın alma ve psikolojik esneklik düzeylerinin, sosyo-demografik veri formuyla elde edilen; yaş, cinsiyet, gelir düzeyi, medeni durum ve sosyal medyada geçirdikleri vakte göre farklılaşıp farklılaşmadığı ele alınmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın örneklemi, 443'ü kadın, 122'si erkek olmak üzere 18-64 yaş arasındaki 565 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Sosyo-demografik Veri Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Kompulsif Çevrimiçi Satın Alma Ölçeği ve Psikolojik Esneklik Ölçeği kullanılmış, veriler Google Forms aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 27.0 paket programı ve Hayes PROCESS makro eklentisi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan stres ile kompulsif çevrimiçi satın alma arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin kısmi aracılık rolü üstlendiği bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür bağlamında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Umut Hündür
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde öz denetim ve duyguları ifade etme düzeyleri arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada, yetişkin bireylerde öz denetim ile duyguları ifade etme düzeyleri arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, yaşları18- 64 arasında değişen yetişkin bireylerden oluşan toplam 500 katılımcı meydana getirmektedir. Katılımcıların 359'u kadın, 141'i ise erkektir.Veri toplama sürecinde katılımcılara demografik bilgi formu, Öz Denetim Ölçeği, Duyguları İfade Etme Ölçeği ve Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği Kısa Formu uygulanmıştır. Veri analiz sürecinde öncelikle değişkenlerin dağılım özellikleri incelenmiş; çarpıklık ve basıklık değerleri hesaplanarak normallik varsayımı değerlendirilmiştir. Ölçeklerin iç tutarlılık düzeylerini belirlemek amacıyla Cronbach Alfa katsayıları incelenmiştir. Değişkenlerin normal dağılım gösterdiği belirlendikten sonra normallik testleri uygulanmış, ardından değişkenler arası ilişkileri değerlendirmek amacıyla bağımsız gruplar t-testi ve Pearson momentler çarpım korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel amacı doğrultusunda, akılcı olmayan inançların aracı rolünü test etmek üzere Hayes'in Process Macro Model 4 yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öz denetim ile duyguları ifade etme düzeyi arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiş; bu ilişkide akılcı olmayan inançların kısmi düzeyde aracılık rolü üstlendiği belirlenmiştir. Ayrıca, akılcı olmayan inançlar açısından cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gözlenmiş; kadın katılımcıların erkek katılımcılara kıyasla daha yüksek düzeyde akılcı olmayan inançlara sahip oldukları bulunmuştur. Buna karşın, öz denetim ve duyguları ifade etme düzeylerinde cinsiyete göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Eğitim durumu değişkeni açısından ise öz denetim, duyguları ifade etme ve akılcı olmayan inanç puanlarında anlamlı bir fark görülmemiştir. Korelasyon analizlerinden elde edilen bulgular, öz denetim ile duyguları ifade etme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Öz denetim ile akılcı olmayan inançlar arasındaki ilişki ise negatif ve anlamlı bulunmuştur. Duyguları ifade etme ile akılcı olmayan inançlar arasında ise zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

Pınar Yılmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu özellikleri ile genel aidiyet hissi arasındaki ilişkide şema başa çıkma biçimlerinin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, yetişkin bireylerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) özellikleri ile genel aidiyet hissi arasındaki ilişkide şema başa çıkma biçimlerinin aracı rolünü incelemektir. Bu doğrultuda çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden çoklu aracı değişken modeliyle desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 18–64 yaş aralığında yer alan 407 yetişkin birey oluşturmaktadır. Veriler, "Demografik Bilgi Formu", "Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS)", "Şema Başa Çıkma Biçimleri Ölçeği" ve "Genel Aidiyet Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 30.0 programı ve Hayes'in PROCESS Macro v4.1 eklentisinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, DEHB özellikleri ile genel aidiyet hissi arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. DEHB özellikleri ile şema başa çıkma biçimlerinin tamamı arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. DEHB özellikleri arttıkça, şema telafisi, şema teslimi ve şema kaçınması puanlarının da arttığı görülmüştür. Genel aidiyet hissi ile şema telafisi arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken; şema teslimi ve şema kaçınmasıyla zayıf düzeyde, negatif yönlü anlamlı ilişkiler elde edilmiştir. Bu sonuç, bireyin aidiyet hissi arttıkça, uyumsuz başa çıkma biçimlerinden olan şema teslimi ve şema kaçınma stratejilerinin azaldığını göstermektedir. Aracılık analizleri sonucunda, şema telafisi ve şema kaçınmasının, DEHB ile genel aidiyet hissi arasındaki ilişkide aracı rol üstlenmediği; buna karşın, şema tesliminin bu ilişkide tam aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlere ilişkin analizlerde ise yaş, ekonomik düzey, ilişki durumu ve kişilik özelliklerinin bazı araştırma değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, alanyazındaki çalışmalarla birlikte değerlendirilmiştir.

Klinik psikoloji
Busenur Aktaş Teoman
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde karanlık üçlü kişilik özelliklerinin ve genel öz yeterliğin romantik ilişkilerde kıskançlıkla ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, yetişkinlerin karanlık üçlü kişilik özelliklerinin ve genel özyeterliklerinin romantik ilişkilerde kıskançlık ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırmada, romantik ilişkilerde kıskançlık ile özyeterlik ve karanlık üçlü kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının anlaşılması amaçlanmıştır. Buna ek olarak çeşitli demografik değişkenler açısından gruplar arası farklılık olup olmadığının anlaşılması da amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 315'i kadın 103'ü erkek, toplam 418 yetişkin katılımcıdan oluşmaktadır. Anketteki sorular Kişisel Bilgi Formu, Karanlık Üçlü Ölçeği (KÜÖ), Genel Özyeterlik Ölçeği (GÖÖ) ve Romantik İlişkide Kıskançlık Ölçeğinden (RİKÖ) oluşmaktadır. Yapılan analizler sonucunda karanlık üçlü kişilik özellikleri ile romantik kıskançlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genel özyeterlikle romantik kıskançlık arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Kadınlar ile erkekler arasında karanlık üçlü kişilik özellikleri ve genel özyeterlik düzeyleri açısından anlamlı bir fark bulunmuştur. Romantik kıskançlık açısından ise cinsiyetler arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırmanın ana değişkenleri (Karanlık üçlü kişilik özellikleri, genel özyeterlik ve romantik kıskançlık); yaş, ilişki durumu ve ilişki süresi gibi çeşitli demografik değişkenler bakımından incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar raporlanmıştır. Araştırmanın sınırlılıkları, güçlü yanları ve öneriler literatür eşliğinde tartışılmıştır.

Fıratcan Kılınç
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde sosyal medya yorgunluğu ile uyku öncesi uyarılma arasındaki ilişkide anksiyetenin aracılık etkisinde cinsiyetin düzenleyici rolü

Araştırmanın amacı, sosyal medya yorgunluğu ile uyku öncesi uyarılma arasındaki ilişkide anksiyetenin aracılık rolünü incelemek ve sosyal medya yorgunluğunun anksiyete üzerindeki etkisinde cinsiyetin düzenleyici rolünü değerlendirmektir. Araştırmaya, 18–65 yaş aralığındaki 580 sosyal medya kullanıcısı gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılardan veriler, çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüştür. Toplanan veriler, SPSS 27 yazılımı ve SPSS Process Makro (Model 7) ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, anksiyetenin sosyal medya yorgunluğu ile uyku öncesi uyarılma arasındaki ilişkide kısmi aracı rol üstlendiğini ortaya koymuştur. Sosyal medya yorgunluğu anksiyete düzeyini anlamlı biçimde etkilemiştir. Ancak bu etkide cinsiyetin düzenleyici rolü saptanmamıştır. Anksiyete aracılığıyla ortaya çıkan dolaylı etki, kadınlarda ve erkeklerde anlamlı bulunmuş ancak bu etkinin büyüklüğü cinsiyete göre farklılık göstermemiştir. Söz konusu değişkenler arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Anksiyete, uyku öncesi uyarılmanın en güçlü yordayıcısı olarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler, literatür çerçevesinde değerlendirilerek alanda çalışan uzmanlara ve gelecek araştırmalara yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.

Aslıhan Bayram
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünün incelenmesi

Mevcut çalışma, çocukluk çağı ruhsal travmalarının sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda yaşları 18 ile 75 arasında değişen 429 yetişkin (263 kadın ve 166 erkek) gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplamak amacıyla Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği- Yetişkin Formu (SMBÖ-YF), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ-16) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla elde edilen cinsiyet, medeni durum gibi bilgilere göre bağımsız, bağımlı ve aracı değişkenin farklılaşıp farklılaşmadığı analiz edilmiştir. Araştırmanın analizinde IBM SPSS 27 yazılımı kullanılmıştır. Duygu düzenleme güçlüğünün aracı rol etkisinin belirlenmesi amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) oluşturulmuştur. Modelden yola çıkılarak duygu düzenleme güçlüğünün, çocukluk çağı ruhsal travmaları ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlendiği görülmüştür.

Edanur Dağ
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Nesne ilişkileri perspektifinden duygusal şemalar ile öz şefkat arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, nesne ilişkileri, ruminasyon ve onaylanma ihtiyacı ile öz-şefkat arasındaki ilişkileri incelemektir. Öz-şefkat, bireyin kendine yönelik tutumunu şekillendiren ve psikolojik iyi oluşu destekleyen temel bir kavramdır. Nesne ilişkileri ise erken dönem bağlanma deneyimlerinden beslenmekte, ruminasyon ve onaylanma ihtiyacı gibi bilişsel ve duygusal süreçlerle birlikte bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyi etkilemektedir. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle gerçekleştirilmiş, 400 katılımcıdan elde edilen veriler BORRTI Nesne İlişkileri Ölçeği, Leahy Duygusal Şema Ölçeği (onaylanma ve ruminasyon alt boyutları) ve Öz-Duyarlılık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiş, korelasyon, t-testi, ANOVA ve çoklu regresyon yöntemleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, nesne ilişkileri, ruminasyon ve onaylanma ihtiyacı birlikte öz-şefkat düzeyinin %40'ını açıklamaktadır. Nesne ilişkileri ile öz-şefkat arasında yüksek düzeyde pozitif; ruminasyon ile öz-şefkat arasında orta düzeyde negatif bir ilişki bulunmuştur. Onaylanma ihtiyacı ile öz-şefkat arasında ise orta düzeyde pozitif bir ilişki saptanmıştır. Demografik değişkenlerde kadınların öz-şefkat düzeyleri erkeklere göre daha yüksek çıkarken, psikoterapi öyküsü olan katılımcıların puanları daha düşük bulunmuştur. Aile büyüklüğü ve gelir düzeyinde anlamlı farklılık saptanmamıştır. Sonuç olarak, öz-şefkatin yalnızca bireysel bir eğilim değil, erken dönem ilişkisel deneyimler ve bilişsel süreçlerle şekillenen çok boyutlu bir kapasite olduğu görülmüştür. Bulgular, özellikle kültürel bağlamın önemini vurgulamakta ve klinik çalışmalarda öz-şefkatin geliştirilmesine yönelik uygulamalara işaret etmektedir.

Ecrin Özerdem
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öz yeterlilik ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide sosyal kaygı ve sosyal izolasyonun aracılık etkisi

Bu araştırmanın amacı, öz yeterliliğin dijital bağımlılık üzerindeki etkisini ve bu ilişkide sosyal kaygı ile sosyal izolasyonun seri çoklu aracılık rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini; Türkiye'de yaşayan, çevrimiçi platformlar aracılığı ile ulaşılan, araştırmaya gönüllü katılan 212'si kadın 188'i erkek olmak üzere 400 birey oluşturmaktadır. Veriler; Sosyodemografik Form, Öz Yeterlilik Ölçeği, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Sosyal Kaygı Ölçeği ve Sosyal İzolasyon Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Analizler IBM SPSS 26 programı kullanılarak yapılmıştır. Analizlerde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis, Pearson Korelasyon analizi ve Hayes'in Process makrosu 4.2 (Model 6) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, öz yeterlilik ile dijital bağımlılık arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Sosyal kaygı ve sosyal izolasyon bu ilişkide hem ayrı ayrı hem de seri olarak aracılık rolü üstlenmiştir. Araştırma değişkenlerinde; cinsiyet, yaş, medeni durum ve dijital cihaz kullanma süresi durumuna göre anlamlı düzeyde farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar, öz yeterliliğin dijital bağımlılığa karşı koruyucu bir değişken olduğunu ve sosyal-duygusal faktörlerin bu ilişkide kritik bir rol oynadığını göstermektedir.

Rümeysa Solmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal manipülasyonun iki yüzü: Duygusal manipülasyon faillerinin ve mağdurlarının yaşam doyumlarında kişilik özelliklerinin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, duygusal manipülasyonun hem mağduriyet hem de faillik boyutlarını dikkate alarak bireylerin yaşam doyumları üzerindeki etkilerini incelemek ve bu ilişkide kişilik özelliklerinin aracı rolünü değerlendirmektir. Araştırma ilişkisel tarama deseni aracı değişken modeliyle yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 378 yetişkin birey oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Duygusal Şantaj Ölçeği (DSÖ), İnsan İlişkilerinde Manipülasyon Ölçeği (İMÖ), Eysenck Kişilik Anketi – Gözden Geçirilmiş Kısaltılmış Formu ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi ve Hayes'in Process v4.2 makrosu ile aracılık analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; duygusal şantaj, ilişkilerde manipülasyon ve yaşam doyumu arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Özellikle nevrotizm ve yalan eğilimi, manipülasyon ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide anlamlı aracılar olarak belirlenmiştir. Cinsiyet açısından bakıldığında, kadınların dışa dönüklük ve nevrotizm puanlarının erkeklerden daha yüksek; erkeklerin psikotizm puanlarının ise kadınlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, kadınların yalan puanlarının da erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu araştırma kişilik özelliklerinin duygusal manipülasyon ve yaşam doyumu ilişkilerinde kritik bir aracı rol oynadığını ortaya koymuş; manipülasyonun bireylerin yaşam doyumunu doğrudan ve dolaylı yollarla etkileyebileceğini göstermiştir.

Beyzanur Kuyu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının suç eğilimi ile ilişkisinde karanlık üçlü kişilik özelliklerinin aracı rolü

Araştırmanın amacı, çocukluk çağı travmalarının suç eğilimi üzerindeki etkisinde karanlık üçlü kişilik özelliklerinin (narsisizm, makyavelizm, psikopati) aracı rolünü incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda 400 yetişkin katılımcıya erişilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeline sahiptir. Veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu; Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇÇRTÖ); Kriminal Düşünce Ölçeği (KDÖ); Karanlık Üçlü Ölçeği (KÜÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 27 paket programı kullanılmış, korelasyon analizleri, process macro v.5 kullanılarak regresyon analizleri, t testi, ANOVA ve Mann Whitney U analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda psikopati haricinde tüm ana değişkenler arasında anlamlı korelasyonlar bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının suç eğilimi üzerindeki doğrudan ve toplam etkisi ve makyavelizm ile narsisizmin suç eğilimi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisi anlamlı bulunmuştur. Psikopatinin aracılık rolü bulunmamaktadır. Narsisizmin cinsiyete ve adli ceza durumuna göre, suç eğiliminin adli ceza durumuna göre, çocukluk çağı travmaları, makyavelizm ve psikopatinin eğitim durumuna göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları literatür ışığında tartışılmış ve geleceğe yönelik önerilere yer verilmiştir.

Karanlık kişilik özellikleriKriminal düşünceÇocukluk çağı travmaları
İrem Biltekin
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00