
12,942
Archived Theses
34
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
The effect of employee satisfaction on creating innovative ideas in businesses
The main aim of this study is to analyze the positive and negative factors affecting employee satisfaction in enterprises and to analyze the effects of employees on creating innovative ideas with the weakest and the strongest links in the integrated process. Within this framework, the conceptual framework in the theoretical section, employee satisfaction and innovation in enterprises are examined in the literature. This research has been conducted with the employees of two private institutions working in the food sector in the year of December 2015. In this study the evaluation and opinions about the satisfaction of the employees and their applications about the production of innovative ideas has been asked. A survey was conducted on 93 active participants in these institutions and the data obtained were analyzed in the SPSS 20.0 program and the findings were interpreted. In the survey, 49 out of 80 white-collar workers in the A-institution in Turkey participated in the survey, and 44 out of 145 white-collar employees in the B-organization were randomly selected through simple sampling. At the end of the research, it was found that the level of the relationship between the employee satisfaction and the production of innovative ideas was generally inadequate except for a few cases. Findings of work; while there is dissatisfaction with pay, it has been seen that the level of satisfaction is high because employees think that they have the knowledge and skills of the work they do. For innovation activities; employees and managers have written and oral innovation ideas and projects in the last three years. From the point of view of the institution to produce innovative ideas, while the lowest average is the time given to employees to work in their own projects; while the highest average is the ease with which employees of the institutional culture can bring out new ideas. Finally it is found that employees are eager to produce innovative ideas. Key words: Employee Satisfaction, Motivation, Innovation, Innovative Ideas.
Yöneticilerin kişilik özelliklerinin liderlik davranışlarına etkisi üzerine ampirik bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, çalışma evrenimizi teşkil eden ve kamuya güvenlik hizmeti sunan bir kamu kurumunda istihdam edilen, orta ve üst düzey yöneticilerin sahip olduğu kişisel özelliklerinin davranışlarına etkisi konusunda oluşturulan hipotezleri sınamaktır. Hazırlanan anket soruları, astlara sorularak onların algı durumuna göre çalışma şekillendirilmiştir. Literatür incelendiğinde; kamudaki liderlerin kişilik özellikleri, sergiledikleri davranışlar, karşılaştıkları farklı durumlara yaklaşımları ve çağdaş liderlik yaklaşımları boyutunda sergilenen liderlik özelliklerinin ortaya konulduğu birçok çalışma görülmektedir. Ancak, bu çalışmada diğerlerinden farklı olarak, yöneticinin kişilik özelliklerini ve buna bağlı olarak ortaya koydukları davranışların takipçilerin gözünden nasıl algılandıkları üzerine odaklanmasıdır. Bu çerçevede, kişilik özelliklerinin değerlendirilmesi için beş faktör kişilik özellikleri ölçeği, davranışlarının değerlendirilmesi için ise Ohio Üniversitesi yönetici davranışları çalışmalarından istifade edilmiştir. Çalışmada; yöneticinin kişilik özellikleri ile davranışları arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Ancak, gerek ast personelin gerekse yöneticilerin mesleki tecrübelerinin söz konusu tutumlara etki ettiği tespit edilmiştir. Çalışma, kavramsal çerçeve, kullanılan ölçeğin genel değerlendirmesi, elde edilen verilerin değerlendirilmesi, hipotezlerin test sonuçları ve çalışmanın genel değerlendirmesi konularını içermektedir
Mobbing ve örgütsel sessizlik: Enerji sektörü üzerine bir araştırma
Günümüz işletmelerin en önemli sorunlarından biri olan Mobbing ve örgütsel sessizlik son yıllarda üzerinde daha çok çalışılan, araştırmalar yapılan bir örgütsel sorunlar haline gelmiştir. Mobbingle ve örgütsel sessizlikle etkili bir şekilde mücadele edilmesi özel, kamu ve akademik çevrelerce tartışılmaktadır. Bu çalışmada Mobbing?in ve örgütsel sessizliğin çeşitli tanımları yapılarak, süreci, etkileri, türleri ve nasıl mücadele edilmesi gerektiği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma teorik bir çerçevede sunulduktan sonra, araştırmanın uygulama kısmını desteklemek için enerji sektöründe faaliyet gösteren bir firmada anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının birinci bölümünde ankete katılanların demografik özelliklerini ortaya çıkaracak sorular sorulmuştur. İkinci bölümde Einarsen ve Raknes tarafından geliştirilen 22 soruluk NAQ ( Négative Acts Question) Ölçeğinin güncellenmiş versiyonu olan ve olumsuz davranışlar anketinin revize (NAQ-R =Negative Acts Questionnaire - Revised) edilmiş versiyonun kullanılmasına karar verilerek bölümde psikolojik taciz davranışlarına maruz kalma sıklıkları sorulmuştur. Üçüncü bölümde yapılan literatür taraması sonucu elde edilen işgörenlerin sessizlik davranışları ölçeği (Dyne vd., 2003a: Dyne vd., 2003b: Briensfield, 2009) kullanılarak bir anket formu oluşturulmuştur. Dyne ve diğerlerinin 2003?de yapmış olduğu iki araştırma çalışmasından ve Briensfield?in 2009?da yapmış olduğu doktora tezinden yararlanılarak işgörenlerin sessizlik davranışlarına ilişkin bir ölçek oluşturulmuştur. Bu ölçekte 30 ifade belirlenmiş, bütün ifadeleri bu kapsamda değerlendirip cevaplandırmaları istenmiştir. Bu bölüm beşli Likert ölçeğine uygun olarak hazırlanmıştır. Bu anketler sonucunda veriler değerlendirilerek mobbing ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Örgütsel Sessizlik
Bilişim teknolojilerinin denetim mesleğine etkileri
Son yıllarda yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler hayatımızın her alanında kendini göstermiştir. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle birçok işletmede, başta muhasebe bölümü olmak üzere bilgisayarlar kullanılmaktadır. Muhasebede bilgisayarların kullanımı bu gelişmelere paralel olarak karmaşıklaşmakta ve zorlaşmaktadır. Bilgisayarların muhasebe bölümünde kullanımı gerekli bilgileri kaydetmesinin yanında kaydedilen bu bilgilerin denetlenmesini de kaçınılmaz kılmıştır. Bu noktada denetçiden beklenen, bu gelişmelere uygun olarak denetçinin gerekli teknolojileri kullanma konusunda yeterli düzeyde eğitimli olmasıdır. Denetimde bilişim teknolojileri yardımıyla iş ve işlemlerin otomasyonu sağlanarak üretim artışı ve maliyet azaltılması temel amaç olmuştur. Bu aşamada bilişim teknolojileri denetçilere büyük katkılar sağlamaktadır. Bu çalışmada, muhasebe, muhasebe denetimi ve yaşanan teknolojik değişmeler doğrultusunda denetim mesleğinde meydana gelen değişimler üzerinde araştırma yapılmış ve araştırmaya katkı sağlayacağı düşüncesiyle anket yöntemine başvurulmuştur. Anahtar Kelimeler: BiliĢim teknolojileri(BT), BT Denetimi, Muhasebe Denetimi, Denetim, Osmaniye.
Algılanan sosyal destek ve duygusal zekanın depresyon üzerindeki etkileri : Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir uygulama
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin algıladıkları sosyal desteklerinin (aileden, arkadaştan ve özel bir insandan) ve duygusal zeka düzeylerinin depresyon durumları ile arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koymak için yapılmıştır. Araştırma grubu; 2013-2014 eğitim - öğretim yılında Osmaniye ilinde bulunan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde öğrenim gören ve araştırmaya katılmaya gönüllü 93 kadın 107 erkek olmak üzere toplam 200 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada algılanan sosyal destek düzeyini ölçmek için Zimet, Dahlem ve arkadaşlarının geliştirmiş olduğu "çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği" kullanılmıştır. Duygusal zeka düzeyini ölçmek için Chan'in, Schutte'nin 33 maddelik ölçeğinden 12 maddeye indirgediği çalışmasından yararlanılmıştır. Depresyon ölçeği olarak ise, "Beck depresyon envanteri" kullanılmıştır. Bunun haricinde bağımsız değişkenlere ilişkin veriler olarak yaş, cinsiyet, yerleşim yeri ve gelir düzeyi bilgileri tarafımızdan hazırlanıp, gerekli bilgiler toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 18 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde güvenilirlik, regresyon ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında, üniversite öğrencilerinin ailelerinden, arkadaşlarından ya da özel bir kişiden algıladıkları sosyal destek düzeyi ile depresyon arasında ters yönlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Yani, bireyin yakın çevresinden algıladığı sosyal destek düzeyi arttıkça depresyon eğilimi azalmaktadır. Bir diğer sonuca göre, bireyin duygusal zeka düzeyi ile depresyon arasında ters yönlü ilişki olduğu görülmüştür. Bu sonuç, bireyin duygusal zeka düzeyinin artmasıyla, depresyon eğiliminin azalacağı anlamına gelmektedir.
Karar verme davranışları ve tükenmişliğin çalışanların yaşam kalitesine etkisi
Bu araştırma, karar verme davranışları ve tükenmişliğin, çalışanlarının yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Muğla'nın Bodrum ilçesinde Bodrum otelciler derneği üyesi 3, 4 ve 5 yıldızlı 9 otelin çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmaya 77 kadın ve 195 erkek olmak üzere toplam 272 çalışan katılmıştır. Veri toplama metodu olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmış, araştırmada tükenmişlik faktörünün olmasından dolayı, çalışanların yaşam kalitesi alt boyutu olan tükenmişlik alt boyutu analize dahil edilmemiştir. Araştırmada karar verme davranışları ile çalışanların yaşam kalitesi ile ilgili elde edilen sonuçlarla ilgili olarak, karar verme davranışları alt boyutları olan sezgisel, bağımlı ve rasyonel karar verme davranışları ile yaşam kalitesi alt boyutu olan mesleki tatmin arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ve mesleki tatmin boyutunu etkiledikleri bulunmuştur. Çekingen karar verme ve ani karar verme davranışları ile yaşam kalitesinin diğer alt boyutu olan eşduyum yorgunluğu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ve eşduyum yorgunluğunu etkiledikleri bulunmuştur. Tükenmişlik ve çalışanların yaşam kalitesi ile ilgili elde edilen sonuçlarda ise, çalışanların yaşam kalitesi alt boyutu olan mesleki tatmin ile tükenmişlik alt boyutu olan duygusal tükenme arasında negatif yönlü, kişisel başarı hissi ile arasında ise pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki olduğu ve her iki boyutunda mesleki tatmin boyutunu etkilediği görülmüştür. Yaşam kalitesi alt boyutu olan eşduyum yorgunluğu ile duyarsızlaşma arasında pozitif yönlü, kişisel başarı hissi ile arasında ise negatif yönlü bir ilişki olduğu görülmüş ve her iki boyutun da eşduyum yorgunluğu üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Tükenmişlik, Karar Verme Davranışları, Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi
İnsan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini ve iş performansı: Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
Bu çalışmada insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kariyer tatmini ve iş performansına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla insan kaynakları yönetimi uygulamalarının alt boyutları olan personel seçimi, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirilmesi, ücretlendirme ile tek boyut olan iş performansının ve kariyer tatmininin ilişkileri değerlendirilmiştir. Araştırma, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 50 farklı işletmede 208 tane beyaz yakalı çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda insan kaynakları yönetimi uygulamaları için Türen, Gökmen, Tokmak (2013)'a ait ölçekten faydalanılmıştır. İş performansı için Aydemir (2013) ve Veerasamy, Sambasivan, Kumar (2013) ölçekleri kullanılmıştır. Kariyer tatminine yönelik çalışanların algılarını ölçmek amacıyla Greenhaus (1990)'un ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler Beşli Likert ile yapılandırılmıştır. Toplanan veriler istatistik programıyla incelenmiştir. İKY uygulamaları ile iş performansı ve kariyer tatmini arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişkinin etkin bir şekilde koordine edilmesi ve personele verilen eğitimlerle desteklenmesi işletmenin "verimlilik" ve "karlılık düzeyini" artırmanın yanında müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet anlayışı açısından etkili olacaktır. Anahtar Kelimeler: İnsan kaynakları yönetimi, insan kaynakları yönetimi uygulamaları, kariyer tatmini, iş performansı.
Tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihini etkileyen faktörlerin çok kriterli karar verme yöntemlerinden analitik hiyerarşi prosesi yöntemi ile tespitine yönelik Ankara ilinde bir araştırma
Günümüzde, çevresel bozulma hakkındaki artan çevresel farkındalık, tüketicilerin tüketim biçimlerini ve satın alma davranışlarını etkileyen temel faktörlerden biri olmaya başlamıştır. Ulaşımdan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının neden olduğu küresel ısınma tehlikesi konusunda bilinçlenen tüketiciler, yeşil ulaşıma yönelme ve akaryakıt satın alma davranışlarını bu farkındalığa göre şekillendirme eğilimi içine girmişlerdir. Türkiye'de akaryakıt sektöründe yaşanan yoğun rekabet karşısında akaryakıt istasyonlarının değişen tüketici profiline uygun stratejiler geliştirmeleri, tüketicileri anlamaları, değişen ihtiyaçlarını belirlemeleri ve bu ihtiyaçları tatmin etmeleri rakiplere karşı üstünlük sağlamaları adına oldukça önemli hale gelmiştir. Araştırmanın amacı, tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihlerini etkileyen faktörleri belirlemek ve tüketicilerin çevresel tutum ve davranışlarının akaryakıt istasyonu tercihlerini ne ölçüde etkilediğini tespit etmektir. Araştırma kapsamında, tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amacıyla Ankara ilinde, amaca yönelik örnekleme yöntemi ile seçilen 400 tüketiciye ve bu faktörlerin önem ağırlıklarının belirlenebilmesi için yine aynı ilde aynı örnekleme yöntemiyle seçilen 150 tüketiciye yüz yüze anket uygulaması yapılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilere, keşfedici faktör analizi ve Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda satış promosyonları, fiyat, ödeme imkanları, marka, istasyonun konumu ve teknik hizmetler faktörlerinin tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihinde en etkili faktörler olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucuna göre çevre bilinçli tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihlerini, çevresel sorumluluk ve şeffaflık ve çevresel uygulamalar faktörlerinin önemli düzeyde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Akaryakıt, Akaryakıt Ürünleri, Yeşil Pazarlama, Tüketici Tercihleri, Akaryakıt İstasyonu, Akaryakıt Tüketicileri, Çevre Bilinçli Tüketiciler, Analitik Hiyerarşi Prosesi, Çok Kriterli Karar Verme
Etik iklim, örgütsel öğrenme ve yenilikçi davranış ilişkisi üzerine bir araştırma
Teknoloji, ekonomi ve sosyal alanlardaki gelişmelere bağlı olarak örgütler son zamanlarda, daha verimli ve ahlâklı çalışma ortamlarına daha çok ihtiyaç duymaktadırlar. Bilgiyi etkin kullanma isteği, yenilikçi ve üretken davranma, performanslı, verimli ve ahlâklı çalışma eğilimleri etik iklim, örgütsel öğrenme, yenilikçilik ve yenilikçi davranış konularına iş hayatında ciddi bir yaygınlık kazandırmıştır. Özellikle son otuz yıl içerisinde değişim faktörünün etkileri dikkate alındığında; gelişmeleri benimseme yönünden örgütsel öğrenmenin, bu gelişmelerin norm ve değerlere uygunluğu bakımından etik iklimin, değişime ayak uydurma bakımından da yenilikçi düşünme ve davranmanın toplumlar ve örgütler açısından son derece hayati önem taşıdıklarını söyleyebiliriz. Bu çalışmada, etik iklim, örgütsel öğrenme ve yenilikçi davranış kavramları arasındaki ilişkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) üretimden satışlar büyüklüğü kriterini referans alarak belirlediği 2016 Türkiye'nin en büyük birinci 500 sanayi kuruluşu beyaz yakalı çalışanlar üzerinde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak, öncelikle kavramlar ile ilgili geniş alanyazın taraması yapılmış ve kuramsal bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra, birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek, oluşturulan araştırma anketi çalışanlara uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 526 katılımcıdan elde edilen veriler dahil edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; etik iklimin araççılık alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutları ile örgütsel öğrenme ve yenilikçi davranış arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, örgütsel öğrenmenin tüm alt boyutları ile yenilikçi davranış arasında anlamlı ve pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için regresyon analizleri yapılmıştır. Etik iklimin başkalarının iyiliğini isteme, kurallar, bağımsızlık alt boyutları örgütsel öğrenmeyi pozitif; kanunlar ve kodlar, araççılık alt boyutlarının ise negatif yönlü etkilediği ve araççılık alt boyutu hariç diğer tüm etik iklim boyutlarının da yenilikçi davranışları pozitif yönde etkiledikleri tespit edilmiştir. Öte yandan, örgütsel öğrenme yenilikçi davranış ile pozitif yönlü ilişkili bulunmuştur. Örgütsel öğrenmenin etik iklim ve yenilikçi davranış ilişkisinde ara değişken rolünü test etmek amacıyla ılımlı basit arabuluculuk analizi yapılmıştır. Etik iklim ve yenilikçi davranış ilişkisinin örgütsel öğrenme değişkeni etkisinde kaldığı anlaşılmış, örgütsel öğrenmenin bu ilişkide ara değişken olarak arabuluculuk rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Doktora tezi olarak gerçekleştirilmiş bu çalışmanın yöneticilere ve çalışanlara uygulamada yol gösterici özelliğe sahip olduğu, sonuçların bilimsel araştırmalar ve analizler için farklı çıkarımlara kaynak olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Etik iklim, örgütsel öğrenme, yenilikçilik, yenilikçi davranış.
Örgütsel alt kültürlerin bireysel ve örgütsel temelleri: Bir sanayi firmasında araştırma
Örgütsel alt kültürler, belirli değer ve normların ya da anlayışların örgüt çalışanları arasında sadece belirli bir grup tarafından paylaşılması ve kendi aralarında benimsenmesi ve savunulması ile tanımlanmaktadır. Alt kültürler, çalışanların tecrübelerini, sezgilerini, beklentilerini, tutum ve davranışlarını örgütün bütününe ilişkin kültürel unsurlara nazaran daha derinden etkilemektedir. Örgütsel alt kültürler doğru yönetilemezlerse örgüt içinde ciddi sorunlara yol açabilecek potansiyel taşırlar. Örgütsel alt kültürlerin doğru yönetilebilmesi için onları anlamaya, anlamak içinde örgüt içerisinde hangi faktörler etrafında şekillendiğini belirlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle çalışmada Türkiye'de bir firmada oluşan örgütsel alt kültürlerin hangi faktörler etrafında şekillendiğini belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmada, bir sanayi firmasında oluşabilecek alt kültürlerin bireysel, örgütsel ve toplumsal temeller bakımından nasıl farklılaştıkları incelenmiştir. Bu amaçla, Osmaniye ilinde büyük bir sanayi firması genelinde, mavi ve beyaz yakalı toplam 469 çalışandan anket yolu ile veriler elde edilmiştir. Analizler sonucunda, rasyonellik eğilimi, hiyerarşi eğilimi, klan eğilimi ve destek eğilimi olmak üzere 4 kültürel boyut belirlenmiştir. Bu boyutlar kümeleme analizine tabi tutularak, örgüt içerisinde rasyonellik, hiyerarşi ve pasif olmak üzere üç farklı alt kültürün bulunduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, bulgular Türkiye'nin toplumsal düzeydeki kültürel farklılaşmalarının, iş ile ilgili değer ve anlayışlara yansımak suretiyle firmada oluşan alt kültürlerin oluşumda etkili olabileceği görüşünü destekler niteliktedir. Analiz sonuçlarında belirlenen alt kültürlerin, genel olarak yöneticinin liderlik tarzı etrafında şekillendiği anlaşılmaktadır. Örgütsel alt kültürlerin bireyler etrafında şekillendiğini ve yayıldığını işaret etmektedir. Anahtar kelimeler: Örgütsel alt kültürler, alt kültürler, liderlik, kültürel farklılaşma, Türkiye
Muhasebede etik ilkeler ve Mersin ilinde bir uygulama
Toplumlarda ahlak kuralları tüm toplumu alakadar etmektedir. Etik kavramı da toplumsal bir olgunun yanında aynı zamanda mesleki bir olgu olarak ta ifade edilmektedir. Meslek etiği genel olarak ifade edilen etik anlayışlarının mesleki alanlarda somutlaşmış şekli olarak ifade edilmektedir.Sorumluluk meslek etiğinin temelini meydana getirmektedir. Sorumluluk, toplumsal değerlere göre değişim göstermekle birlikte kişilerin yapacakları davranış ve sorumlu oldukları işlerle ilgili yaptıkları faaliyetlerin sonuçlarını kabul etme duygusu olarak ifade edilmektedir. Modern çağda ifade edilen toplum kavramına göre kişilerin etik davranışlarında destek aldıkları güç etik sorumluluklarıdır.Diğer tüm meslek dallarında olduğu gibi muhasebe mesleğinde de dikkat edilmesi gereken ve muhasebecilerin en önemli sorumluluklarından biri olan kavram etik kavramıdır. Günümüzde finansal bilgilerin doğru tarafsız, bağımsız ve güvenilir olarak kamuya sunulması muhasebecilerin meslek etiği algılarıyla doğrudan ilişkilidir.Toplumda yaşanan ticari, sosyal ve ekonomik yaşam muhasebe meslek mensuplarının etik kurallara uygun olarak davranmasıyla bağdaştırılabilir. Etik kural ve ilkelere uyan muhasebe meslek mensupları toplumda doğru kişi olarak algılanacak ve işinde daha başarılı hale gelecektir. Bu araştırma muhasebe meslek etiği algısını ifade etmek ve bu alanda yapılan çalışmalara örnek teşkil etmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda birinci bölümde kavramsal açıdan etik kavramı değerlendirilmiştir. İkinci bölümde muhasebe meslek etiği ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise araştırmanın amacına yönelik anket çalışması yapılmıştır. Araştırmaya 200 kişi dahil edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve bulgular ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırma sonuçlandırılarak tamamlanmıştır.
Sürece dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi ve bir üretim işletmesinde örnek uygulama
Sürece dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme (SDFTM), faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan zamanı dikkate alan ve geleneksel faaliyet tabanlı maliyetleme (FTM) yönteminin eksikliklerini gidermek amacıyla geliştirilen bir yöntemdir. SDFTM yönteminde yalnızca iki veriye ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlardan birincisi faaliyetleri gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan kaynak miktarı, ikincisi ise bu faaliyeti ne kadar sürede gerçekleştirdiğimizdir. Bu yöntemi geleneksel FTM yönteminden ayıran en önemli özelliği, atıl kapasitenin hesaplanabilmesidir. SDFTM yöntemi ile faaliyeti gerçekleştirmek için gerekli olan zaman ve kaynak bilindiğinden, toplam zamandan işin yapılması için ihtiyaç duyulan gerekli zaman çıkarılarak atıl kapasite hesaplanabilmektedir. Geleneksel FTM yöntemine göre SDFTM yönteminin daha az değişkene ihtiyaç duyması, bu yöntemin uygulanmasını ve güncellenmesini kolaylaştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, SDFTM yönteminin bir mobilya üretim işletmesinde uygulanması ve maliyetlerin SDFTM yöntemine göre belirlenmesidir. Çalışmada örnek olay çalışması yapılmış ve SDFTM yönteminden yararlanılarak mobilya işletmesinde üretilen ürünlerin maliyetleri hesaplanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, SDFTM yöntemi kullanılarak atıl kapasite maliyeti hesaplanmış ve bu maliyetler ürün hatlarına yüklenmeyerek ürünlerin gerçek maliyetleri bulunmuştur.
Konaklama işletmelerinde çevre bilinci ve yeşil yönetim uygulamalarının işletme başarısına katkısı: Muğla ili üzerine bir araştırma
Günümüzde kirliliğin artması ve sahip olunan kaynakların hızla tükenmesi konaklama işletmelerini çevreye karşı daha duyarlı faaliyetlerde bulunmaya ve çevre dostu ürün ve hizmetler üretmeye yöneltmiştir. Sürdürülebilir turizm anlayışı esasına dayanan çevre bilinci ve yeşil yönetim faaliyetlerinin birlikte düşünülerek konaklama işletmelerinde uygulanması hem çevre kirliliğini azaltacak hem de doğadaki kaynakların korunarak insan yaşamının kalitesinin artması sağlanacaktır. Bu çalışmada, çevre bilinci ve yeşil yönetim anlayışına uygun faaliyetlerin uygulanıp uygulanmadığı ve yeşil yönetim anlayışını benimseyen konaklama işletmelerinin bu yönetim anlayışına uygun faaliyetlerde bulunmaları dolayısıyla işletme başarılarına ne gibi katkılar sağladığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Muğla İl sınırları içinde faaliyet gösteren butik otel, tatil köyü ve 3, 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinin tepe yöneticileri üzerinde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak öncelikle kavramlar ile ilgili geniş literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek oluşturulan araştırma anketi, konaklama işletmelerinin yalnızca tepe yöneticilerine uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 242 işletme tepe yöneticisinden elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Araştırma ölçeğinin birinci kısmında yer alan ifadelerden işletmelerin çevre konularında ödül alıp almama durumu, ISO kalite belgesinin olması, yeşil yıldızının olması ve Mavi Bayrağa sahibi olup-olmama durumlarının konaklama işletmelerinin başarıları üzerinde bir etkisi olup–olmadığının incelenmesi amacı ile bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; yeşil yönetim uygulamaları ile tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, yeşil yönetim uygulamaları ve tüm alt boyutları ile işletme başarı göstergeleri arasında yüksek kuvvette, pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için regresyon analizleri yapılmıştır. Bu analiz sonucunda yeşil yönetim uygulamalarının üretim, insan kaynakları ve pazarlama alt boyutlarının işletme başarı göstergelerini pozitif yönde etkiledikleri tespit edilmiştir. Öte yandan, muhasebe-finans ve Ar-Ge alt boyutlarının ise işletme başarı göstergeleri üzerinde etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılara ait verileri benzerliklerine göre gruplandırmak amacıyla yapılan kümeleme analizine göre konaklama işletmeleri, yeşil yönetim uygulamaları ve işletme başarı göstergeleri açısından üç gruba ayrılmıştır. Katılımcı işletmelerin yeşil yönetim anlayışına uygun faaliyetleri değerlendirildiğinde; birinci grupta yer alan işletmelerin yeşil yönetim faaliyetlerini büyük ölçüde uyguladıkları, ikinci grupta yer alan işletmelerin ise her zaman uyguladıkları görülürken, üçüncü grupta yer alan işletmelerin kararsız kaldıklarını söylemek mümkündür. Doktora tezi olarak hazırlanmış bu çalışmanın, turizm sektöründe faaliyet gösteren konaklama işletmeleri tepe yöneticilerine uygulamada yol gösterici gibi önemli bir özelliğe sahiptir. Araştırma sonuçlarının gelecekteki bilimsel araştırmalar ve karşılaştırmalı analizler için farklı çıkarımlara kaynak olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Çevre bilinci, yeşil yönetim, işletme başarısı, turizm.
Etik liderlik algısının psikolojik kontrat ihlali ve örgütsel özdeşleşme üzerine etkisi: Turizm sektöründe bir araştırma
Etik liderlik davranışları, psikolojik kontrat ihlali algısının azalması, örgütsel özdeşleşmenin artması ve örgütün amaçlarını gerçekleştirmesinde turizm işletmeleri için önem arz etmektedir. Liderin işgörenleri teşvik etmesi, işgörenlerin yaratıcılığının ortaya çıkması için uygun ortam hazırlaması, otelin kurallarını doğru bir şekilde oluşturarak otelde ortak alınan kararları, etkili biçimde uygulaması işgörenlerin algılamalarını etkileyebilecek etik liderlik davranışlarındandır. Söz konusu etik liderlik davranışlar; işgörenin örgütün psikolojik kontrat kapsamındaki yükümlülüklerini tam yerine getirmediğini algılaması sonucu oluşan psikolojik kontrat ihlali ve işgörenin kendini örgütle bir bütün olarak algılayarak, örgütün başarısını kendi başarısı veya örgütün başarısızlığını kendi başarısızlığı olarak görmesi kapsamında ifade edilen örgütsel özdeşleşme bakımından dengeleyici bir unsurdur. Bu araştırmada, turizm sektöründe etik liderlik algısının psikolojik kontrat ihlali ve örgütsel özdeşleşme üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle, Antalya ilinde faaliyet gösteren 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde çalışan 390 işgörene anket aracılığıyla ulaşılmıştır. Anket aracılığıyla elde edilen verilerle işgörenlerin etik liderlik algılamalarının psikolojik kontrat ihlali ve örgütsel özdeşleşme üzerine etkisini belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Bununla birlikte demografik değişkenlere göre etik liderlik, psikolojik kontrat ihlali ve örgütsel özdeşleşme algılamalarının farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla t testi ve ANOVA analizi de yapılmıştır. Söz konusu analizler sonucunda psikolojik kontrat ihlali dört bağımsız değişken; iletişimsel etik, iklimsel etik, örgütsel karar vermede etik ve davranışsal etik tarafından açıklanabilmektedir. Ayrıca psikolojik kontrat ihlali istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etik liderlik boyutlarından etkilenmektedir. Örneklemi oluşturan iş görenlerin iletişimsel, iklimsel, örgütsel karar vermede ve davranışsal etik algılarındaki bir birimlik artış, psikolojik kontrat ihlali üzerinde azalış sağlamaktadır. Örgütsel özdeşleşme dört bağımsız değişken; iletişimsel etik, iklimsel etik, örgütsel karar vermede etik ve davranışsal etik tarafından açıklanabilmektedir. Ayrıca örgütsel özdeşleşme istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etik liderlik boyutlarından etkilenmektedir. Örneklemi oluşturan iş görenlerin iletişimsel, iklimsel, örgütsel karar vermede ve davranışsal etik algılarındaki bir birimlik artış, örgütsel özdeşleşme üzerinde artış sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Etik liderlik, psikolojik kontrat ihlali, örgütsel özdeşleşme, konaklama işletmeleri.
Sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir araştırma
Ekonomide, sosyal ve teknolojik alanda yaşanan değişim ve gelişimlerin örgütleri doğrudan etkilediği bilinen bir gerçektir. Bunun yanı sıra örgütler için vazgeçilmez bir değer olan insan kaynağının kendi içinde yaşamış olduğu olumlu veya olumsuz değişimler en az diğer faktörler kadar örgütleri etkilemektedir. Özellikle örgüt için telafisi zor olabilecek sonuçlara yol açan işe yabancılaşma, değişimin ve gelişimin önünde engel teşkil edecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüte doğrudan etkisi olan bireylerin yaşadığı değişimlerde sosyal çevrenin, sosyal ağların ve bireyler arası ilişkilerin başka bir ifadeyle sosyal sermayenin güçlü bir etkisi vardır. Sosyal sermaye bireylerin sahip olduğu sosyal ağ ilişkilerinden ortaya çıkan ve bu sosyal ağlar içerisinde varlık gösteren potansiyel kaynakların tamamı olarak karşılık bulmaktadır. Birey bu potansiyel kaynakları kullanarak hem özel hem de iş yaşamını şekillendirmektedir. Bunun yanı sıra birey de var olan ağ ilişkilerinin gücünün ise bireyin yaşamda karşılaştığı olayların üstesinden gelmede kendi yetenek ve becerilerine inancı olan öz-yeterliliği beslediği düşünülmektedir. Bu çalışmada, sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisini ve öz-yeterliliğin, sosyal sermaye ile işe yabancılaşma ilişkisinde aracılık rolünü tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal sermayenin sekiz alt boyutu olan yerel komiteye katılım, sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri ile tek boyut olan öz-yeterliliğin işe yabancılaşmanın üç alt boyutu olan güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak, öncelikle kavramlar ile ilgili geniş bir literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra, birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek, oluşturulan araştırma anketi Adana ili sağlık sektöründe faaliyet gösteren kamu hastaneleri çalışanlarına uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 462 katılımcıdan elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Çalışmada, sosyal sermaye, öz-yeterlilik ve işe yabancılaşma değişkenlerinin demografik gruplar arasındaki farklılıklarını tespit etmek amacıyla yapılan T testi ve Anova analizi sonucunda; çalışanların sosyal sermaye düzeylerinin yaşa göre, öz-yeterlilik inancı algılarının ise görev türü ve eğitim düzeylerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutları ile öz-yeterlilik arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal sermayenin yerel komiteye katılım ve komşuluk ilişkileri alt boyutları hariç diğer tüm alt boyutları ile işe yabancılaşmanın güçsüzlük ve anlamsızlık boyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu haricindeki tüm alt boyutlarının ise işe yabancılaşmanın kendine yabancılaşma alt boyutu ile negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerin şiddetini ortaya çıkarmak için regresyon analizi yapılmıştır. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarının (sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri) öz-yeterlilik algısını pozitif yönde etkiledikleri; sosyal sermayenin yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri alt boyutlarının işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma alt boyutlarını negatif yönde ve anlamlı olarak etkiledikleri; sosyal sermayenin komşuluk ilişkileri alt boyutu ise işe yabancılaşmanın güçsüzlük alt boyutunu negatif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Öz-yeterliliğin sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinde ara değişken rolünü test etmek amacıyla basit arabuluculuk testi yapılmıştır. Sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinin öz-yeterlilik değişkeninin etkisinde kaldığı bu analiz neticesinde anlaşılmış olup, öz-yeterliliğin bu ilişkide ara değişken olarak kısmi arabuluculuk rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir.
Osmaniye'deki küçük tarım işletmelerinin yerfıstığı üretiminde eğitimin ve teknik etkinliğin verime olan katkısı
Bu çalışmada Osmaniye ili Kadirli, Sumbas ve Merkez ilçelerdeki yerfıstığı üretiminde kullanılan girdilerle elde edilen verim arasındaki ilişki Cobb-Douglas üretim fonksiyonuna göre analiz edilmiştir. Analiz sonuçları Regresyon, Korelasyon, Varyans Analizleri yardımıyla çözümlenmiştir. Yerfıstığı üretiminin veri analizinin yapılma nedeni, yerfıstığının bu alanlarda en fazla yetiştirilen tarım ürünü olmasıdır. Çalışmadaki veriler 48 çiftçi ile yüz yüze anket yoluyla elde edilmiştir. Veriler 2015-2016 üretim dönemine aittir. Yapılan analizde, dekara elde edilen verim ile, tecrübe, gübre miktarı, resmi okul eğitimi, arazinin tasarrufu ve sulama şekli arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Üretimde kullanılan gübre miktarının teknik etkinlik katsayısı ise 0,01 olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Cobb-Douglas, Yerfıstığı, Osmaniye İli.
Muhasebe mesleğinde etik ve meslek mensuplarının etik algılamaları üzerinde bir uygulama
Muhasebe mesleği işlevi itibariyle büyük önem arz etmektedir. Meslek mensupları mesleği icra ederken etik kuralları göz önünde tutması gerekir. Mesleki bilgi ve becerinin yanı sıra etik kuralları bilip bu kuralları meslek hayatları içerisinde uygulamaları mesleğin itibari açısından da çok önemlidir. Etik neyin doğru neyin yanlış neyin ahlaklı neyin ahlak dışı olduğunu belirten ilke ve kurallar bütünüdür. Meslek etiği ise etik kuralların meslek hayatına uyarlanmış şeklidir. Meslek mensuplarının uyması gereken ilke ve kuralların öğretilmesi ve anlatılması için ulusal ve uluslar arası olmak üzere eğitimler düzenlenmektedir. Düzenlenen eğitimlerin amacı; ahlaki sorunları tanıma, ahlaki ve kişisel sorumlulukları yerine getirmek ve karşılaşılan ahlaki sorunlarla baş etmektir. Etik eğitimlerin yanı sıra ulusal ve uluslar arası düzenlemeler söz konusudur. Bu düzenlemeler, etik kuralların etkisini artırmak, uygulamalarını yaygınlaştırmak, benimsenmesini ve yaygınlaşmasını amaçlamaktadır. Bu çalışmada Kahramanmaraş il merkezinde bulunan bağımsız Serbest Muhasebeci Mali Müşavir'lerin etik algılamaları, etik ile ilgili düşüncelerini tespit etmeye yönelik bir alan çalışması yapılmıştır. Çalışmada meslek etiği ile ilgili katkı sağlanma amaçlanmıştır.
Bağımsız denetim raporlarında denetim görüşünü etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Borsa İstanbul'da bir uygulama
Bu çalışmanın amacı; Borsa İstanbul'da imalat sanayi şirketlerinin verileri kullanılarak denetim görüşünü etkileyen faktörleri belirlemektir. Bu temel amaç doğrultusunda olumlu dışı denetim görüşünü etkileyen faktörler ile beraber sürekliliğe ilişkin belirsizlik içeren olumlu dışı denetim görüşü ve sürekliliğe ilişkin belirsizlik içermeyen olumlu dışı denetim görüşünü etkileyen faktörler incelenmiştir. Çalışmada, denetim görüşünü etkileyen faktörlerin tespit edilmesi için 2013-2017 döneminde Borsa İstanbul'da imalat sanayi sektörü şirketlerine ait finansal ve finansal olmayan veriler kullanılarak ikili lojistik regresyon ve multinominal lojistik regresyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Ayrıca, çalışmanın bulgularının güvenilirliğini test etmek için duyarlılık testi uygulanmıştır. Sonuçlar, önceki denetim görüşünün olumlu dışında bir görüş olması ve denetim raporu gecikmesi değişkeninin olumlu dışında denetim görüşü üzerinde pozitif bir etkisi olduğunu göstermiştir. İşletme büyüklüğü ise olumlu dışında denetim görüşü verilmesini negatif biçimde etkilemektedir. Ayrıca, önceki denetim görüşünün olumlu dışında bir denetim görüşü olması, denetim raporu gecikmesi ve işletmenin borçluluk düzeyi işletmenin sürekliliğine ilişkin belirsizlik içeren olumlu dışında denetim görüşü üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahiptir. İşletmenin büyüklüğü ve işletmenin likidite durumu ile sürekliliğe ilişkin belirsizlik içeren olumlu dışında denetim görüşü arasında ise negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Önceki denetim görüşünün olumlu dışında bir denetim görüşü olması sürekliliğe ilişkin belirsizlik içermeyen olumlu dışında denetim görüşü verilmesi üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahiptir. İşletmenin büyüklüğü ile sürekliliğe ilişkin belirsizlik içermeyen olumlu dışında denetim görüşü arasında ise negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmanın duyarlılık testi sonucunda; çalışmanın önceki bulgularından farklı olarak şirketin likidite durumunun sürekliliğe ilişkin belirsizlik içeren olumlu dışı denetim görüşü verilmesinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı ve sürekliliğe ilişkin belirsizlik içermeyen olumlu dışı denetim görüşü verilmesinde denetim raporu gecikmesi değişkeninin pozitif ve anlamlı olduğu görülmüştür.
Duygusal zekâ ve örgütsel stres: Osmaniye'de sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Duygusal zekâ bireyin hayatının her alanında karşısında çıkmaktadır. İnsan aklını yönlendirmede etkili olan bu zekâ tipi, iş hayatında da son derece önemlidir. Bunun yanında birey iş hayatında ve yaşamında stres baskısı altındadır. İş hayatında örgütsel stres olarak da adlandırılan bu sorun çalışanlar ve işletmeler açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Hizmet sektörü içerisinde önemli bir yere sahip olan hastanelerde ise yapılan çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı hastane çalışanlarında duygusal zekâ ve örgütsel stres arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu amaçla hazırlanan çalışmada öncelikle duygusal zekâ ve örgütsel stres kavramları üzerinde durulmuş, daha sonra bu kavramlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Hastane çalışanlarının (n=147) duygusal zekâ düzeylerinin ölçülmesinde Petrides ve Furnham (2001) tarafından geliştirilen ve Deniz ve arkadaşlar (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan ''Duygusal Zekâ Ölçeği kullanılmıştır. Çalışanların örgütsel streslerinin ölçülmesi için Şahin ve Durak (1995) tarafından hazırlanan "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda örgütsel stres ve duygusal zekâ arasında, pozitif ancak zayıf (r=0,455) bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Anonim şirketlerde kâr dağıtımı, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi
Anonim şirketler, ortaklarının sorumluluğunun sermaye payları ile sınırlı olması, şirkete ortak olma ve şirketten ayrılmanın kolay olması gibi nedenlerle yaygın olarak tercih edilen bir şirket türüdür. Anonim şirketler, çok sayıda menfaat sahibini bir araya getiren, büyük miktarlardaki sermayenin toplanmasını ve sermayenin tabana yayılmasını sağlayarak ekonomi üzerinde çok önemli etkilere sahip olan bir şirket türüdür. Anonim şirketler halka açılmak yoluyla gereksinim duydukları finansman kaynağını temin ettikleri gibi küçük tasarruf sahiplerinin tasarruflarının yatırıma dönüştürülmesini sağlayarak sermayenin tabana yayılmasına aracılık ederler. Anonim şirketlerde elde edilen kârın dağıtılıp dağıtılmayacağı, dağıtılacaksa ortakların kârdan alacakları paylarının ne kadar olacağı, kârın ne kadarlık kısmının dağıtılmayıp işletmede bırakılacağı, şirket kârından devletin payı olan vergilerin nasıl hesaplanacağı konuları önem arz etmektedir.Bu tez çalışmasında, anonim şirketlerde, faaliyetlerden elde edilen kârın dağıtım aşamasının vergi boyutu da dikkate alınarak ayrıntılı olarak değerlendirilmesi, avans kâr payının hesaplanması, dönem kârından mahsubu ve muhasebeleştirilmesinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, halka açık olmayan anonim şirketlerde kâr dağıtımı, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi işlemleri örnek uygulamalar ile açıklanmıştır
İnsani gelişmişlik endeksinin veri madenciliği tekniklerinden olan C5.0 ve GINI algoritmaları kullanarak modellenmesi
İnsani Gelişme Endeksi (İGE), ülkelerin gelişmişliklerini gözönünde bulundurarak insanların mutluluğunu, sağlıklı bir yaşam ile birlikte başarılı bir hayat sürmelerini dikkate alan bir kalkınma endeksidir. Ülkelerin milli gelirlerini karşılaştırarak o ülkenin daha gelişmiş olduğunu açıklamak yeterli değildir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayımlanan İGE, insan hayatının daha kaliteli bir hayat sürmesi açısından ülkelerin milli geliri, eğitim ve sağlık göstergelerine dayanarak hesaplanmaktadır. Dolayısıyla İGE, insan hayatının zenginliği açısından ülkeler arası karşılaştırma yapmak için başvurulan bir gösterge değer olmuştur. Bu çalışmada UNDP'nin 2010-2017 yıllarını kapsayan 79 ülkenin verileri kullanılarak veri madenciliğinin karar ağacı tekniklerinden C5.0 ve Gini algoritmaları ile karar ağaçları oluşturulmuştur. Karar ağaçları ile birlikte İGE'ye etki eden faktörler belirlenmiş ve ülkeler çok yüksek, yüksek, orta ve düşük düzeyde gelişmiş ülkeler olarak sınıflandırılarak kurallar elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda C5.0 algoritması ile %97,94 ve Gini algoritması ile %91,93'lük doğru sınıflandırma başarısı elde edilmiştir. Bunun dışında duyarlılık ve belirleyicilik istatistikleri de hesaplanmıştır. İGE'ye en fazla etki eden değişkenlerin eğitim, istihdam ve sağlık göstergelerindeki değişkenler olduğu tespit edilmiştir.
Endüstri 4.0 ve endüstri 4.0 teknolojilerinin işletme fonksiyonları üzerine olası etkileri
Tarih boyunca yaşanan sanayi devrimlerinin ortaya çıktığı coğrafyalarda bıraktığı ekonomik ve toplumsal etkiler zamanla tüm dünyaya ulaşmıştır. Sanayileşmenin başlamasından bu yana hız kesmeden yaşanan teknolojik ilerlemelere baktığımızda, Dördüncü Sanayi Devrimi olarak da nitelendirilen Endüstri 4.0 oluşumu karşımıza çıkmaktadır. Endüstri 4.0 oluşumu hızlı ve kapsamlı teknolojik gelişmelere ayak uydurma ve üretimde rekabet üstünlüğünü koruma ihtiyacından doğan bir stratejik dönüşüm sürecinin ürünüdür. Üretimin insandan bağımsız hale getirildiği, fiziksel alan ile dijital alanın iç içe geçtiği bu stratejik dönüşüme işletmelerin ayak uydurması gelecekteki konumları açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada Endüstri 4.0'ın ortaya çıkış süreci ve bünyesinde bulundurduğu teknolojilerin yapısı anlatılmış ve bu bilgilerden faydalanılarak Endüstri 4.0 teknolojilerinin işletme fonksiyonları üzerindeki olası etkileri ortaya konulmuştur.
Veri zarflama analizi ile maliyet performansı ölçümü: BİST tekstil sektöründe bir uygulama
Günümüzde küreselleşme ile birlikte artan rekabet ve teknoloji olanakları sayesinde işletmelerin, güncel olayları takip ederek rakiplerine ve modernleşen dünyaya ayak uydurması gerekmektedir. Her işletmenin amacı, kâr maksimizasyonu sağlamaktır. Bunu başarmak için, girdi ve çıktı düzeylerini doğru tanımlamalı ve güncel olayların firmaya yansımasını doğru bir şekilde konumlandırmalıdır. İşletmelerin büyüyüp kâr elde edebilmesi için, işletme; yöneticilerine ve çalışanlarına önemli sorumluluk yüklemektedir. Bu da çalışan herkesin bilgi düzeyini optimum noktada tutmayı gerektirir. Firma yetkilileri, işletmenin niteliğine göre, girdi-çıktı düzeyini maksimum noktada kullanıp kullanmadıklarını ölçmek için bazı performans ölçüm kriterleri belirlerler. Geçmişe yönelik yapılan performans ölçümleri sayesinde, işletme yöneticilerinin işletmenin geleceği hakkında karar verip, yön tayin etmesi bakımından bazı stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Yapılan birçok araştırma sonucunda yapılan yanlışların düzeltilmesi için, performans ölçümlerinin varlığı yadsınamaz. İşletmeler, performans ölçümleri sonucunda farklı hedef ve stratejiler geliştirip istenilen optimal seviyeye ulaşabilir. Pek çok performans ölçüm modelleri mevcut olsa da, çalışmamızda veri zarflama analizi ele alınıp, elde edilen sonuçlar incelenecektir.
Algılanan örgüt yapısı, kişi iş ve kişi örgüt uyumunun iş tatmini ve işe kenetlenme üzerine olan etkisi
Turizm; ülke ekonomilerinin sürdürülebilirliğine katkıda bulunan ve yüksek rekabet ortamı ile hızla değişen iş çevresinde yer alan, emek yoğun bir hizmet sektörüdür. Rekabetçi yapısından dolayı sektörün başarısı ve kârlılığı, bu alanda görev yapan çalışanların işe uyumlarına, iş tatminlerine ve işe kenetlenmelerine önemli ölçüde bağlıdır. Ancak mevcut literatür değerlendirildiğinde, turizm çalışanlarının bu tutum ve davranışlarının yeterince irdelenmediği gözlemlenmektedir. Söz konusu sorun nedeni ile yapılan bu çalışmanın amacı, turizm sektöründeki işgörenlerin algıladıkları örgüt yapısının, kişi iş ve kişi örgüt uyumlarının, işe kenetlenme ve iş tatmini düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul'da faaliyet gösteren 4-5 yıldızlı konaklama işletmelerinde görev alan otel personeli oluşturmaktadır. Analizlerde kullanılan veriler literatürde sıklıkla yer alan, geçerlilik ve güvenirliği yüksek olan ölçeklerden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemi ile toplanan 570 adet anket değerlendirmeye alınmış ve analizler bu örnek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın kavramsal modelinde yer alan hipotezlerde öne sürülen ilişkilerin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını belirlemek üzere çoklu regresyon modelleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgular neticesinde, çalışanların algıladıkları örgüt yapısının iş ve örgütle olan uyumları, iş tatmini ve işe kenetlenme düzeyleri ile ilişkili olduğu ve ayrıca kişi iş ve kişi örgüt uyumunun, algılanan örgüt yapısı ile iş tatmini ve işe kenetlenme ilişkisinde pozitif yönde aracı rolünün bulunduğu sonucuna erişilmiştir. Çalışmadan elde edilen bu bulguların otel yöneticileri için uygulamaya yönelik kritik bilgiler sunması beklenmektedir.
Öğretmenlerin duygusal zeka ve psikolojik sermaye düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Kurumların örgütsel yapısında, çalışanları gerek kendi aralarında gerekse yönetim seviyesi ile olan ilişkilerinde etkileyen pek çok faktör vardır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda insan faktörü, duygu kavramı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bağlı olduğu örgüt içerisinde sosyal ilişkileri gelişmiş, problem çözebilen, sorunlar karşısında dayanıklı, iyimser kişilerin iş tatminlerinin yüksek olduğu, buna bağlı olarak örgütün etkinlik ve verimliliğini pozitif etkilediği ileri sürülmektedir. Bu bağlamda çalışmada psikolojik sermaye düzeyleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma amacına uygun nicel bir araştırma tasarlanmış ve gerekli olan veriler anket aracılığıyla toplanmıştır. Çalışma kapsamında Adana İlinde farklı kurumlarda görev yapmakta olan 220 öğretmene ulaşılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile duygusal zeka düzeyleri arasındaki ilişki incelenirken, yaş, cinsiyet, medeni durum, mesleki deneyim gibi faktörlerin bu düzeylere olan etkisi de ele alınmıştır. Araştırma hipotezinin testi için regresyon, t testi ve anova testlerinden yararlanılmıştır. Bulgular incelendiğinde öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ve psikolojik sermaye düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca yaş faktörü haricindeki diğer faktörler ile her iki düzey içinde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Otantik liderlik ile iş tatmini ilişkisinde örgütsel güvenin aracılık rolü
Araştırmanın amacı, otantik liderlik ile iş tatmini ilişkisinde örgütsel güvenin aracılık rolünün incelenmesidir. Veriler, Osmaniye ilindeki kamu çalışanlarından, kolayda örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılarak anket yolu ile toplanmıştır. Araştırmada keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, bağımsız örneklem t-testi, Pearson korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), basit doğrusal regresyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve Sobel analizi kullanılmıştır. Bulgular, otantik liderlik, örgütsel güven ve iş tatminin istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki içerisinde olduğunu göstermektedir. Analiz neticesinde otantik liderlik ile iş tatmini ilişkisinde örgütsel güvenin aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir.
Muhasebede hilenin önlenmesi ve kullanılan yöntemler: Osmaniye ilinde gerçekleşen adli vaka örnekleri ve analizleri
Bu araştırmada muhasebede hilenin önlenmesi ve kullanılan yöntemler hakkında bilgiler yer almaktadır. Yapılan bu çalışma kapsamında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan kanun maddelerinden faydalanılmış olup, ayrıca ikincil verilerden de faydalanılmıştır. Bu araştırmanın amacı; İşletmeler, örgütsel yapıları ve faaliyetleri nedeniyle hileye karşı savunmasızdır. Bu nedenle muhasebe hilelerinin ortaya çıkartılarak alınabilecek önlemlerin neler olduğunun ortaya konulması, muhasebe hilesi yapma nedenlerinin tespit edilmesi, muhasebe sisteminde yapılan yanlışların hata mı yoksa hile mi olduğunun ayırt edilmesidir. Teknolojinin hızla geliştiği dünyamızda bu gelişmelere paralel olarak artan işlem sayıları ve tutarları da dikkate alındığında, muhasebe hilelerini önlemek amacıyla hangi yöntemlerin kullanılabileceğine dair açıklamalar yapıldıktan sonra çalışmanın sonuç bölümünde tartışıldı. Uygulama bölümünde ise Osmaniye ilinde yaşanmış adli vakalar analiz edilerek sonuç ve önerilerde bulunulmuştur.
İşyeri mutluluğu ve iş tatmini ilişkisinde algılanan örgütsel desteğin aracı rolünün belirlenmesi
İşyeri mutluluğu, bireyin iş yaşamının her merhalesinde var olan önemli bir konudur. Günümüzün modern örgütlerinin en önemli sermayesinin insan olması dolayısıyla çalışana bakış açısı değişmiş ve insan kaynağına verilen değer artmıştır. Örgütte çalışan tarafından olumlu olarak algılanan her faaliyet örgütün başarısı üzerinde doğrudan etkilidir. Çalışanın içerisinde bulunduğu çalışma ortamında mutlu olması, iş tatminini arttırıcı bir unsur olarak görebilmektedir. Bununla beraber, çalışanın mutlu olması için gerekli olan destek düzeyleri de çok önemlidir. İşyeri mutluluğu literatürü incelendiğinde, kamu kurumları üzerindeki yapılan araştırmalar az ve yetersiz olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı, kamu kurumlarında çalışan kamu personelinin işyeri mutluluğu ve iş tatmini ilişkisindeki algılanan örgütsel desteğin aracı rolünü belirlemektir. Araştırmada ilk olarak işyeri mutluluğu, iş tatmini ve algılanan örgütsel destek kavramlarından bahsedilmiş, daha sonra ise bu kavramlar arasındaki ilişkiler örgütsel düzeyde incelenmiştir. Etik kurallar kapsamında araştırma yapabilmek gerekli izinler alındıktan sonra Adana ilinde bulunan kamu kurumlarında kamu personeli olarak çalışanlara kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 325 anket dağıtılmış ve 291 anketten geri dönüş sağlanmıştır. Geri dönüş yapılan anketlerin herhangi birisinde eksik cevaplandırma olmadığından dolayı çalışmaya bu anketlerle devam edilmiştir. Elde edilen veri setinin analizi kapsamında, doğrulayıcı faktör analizi, değişkenler arası ilişkilerin incelenmesi için korelasyon analizi, değişkenler arası etkinin bulunması için regresyon analizi, aracılık testi, değişkenler arası karşılaştırma analizi ve yol analizi için yapısal eşitlik modellemesi analizlerinden yararlanılmıştır. Doğrudan etki modeli incelendiğinde bağımsız değişken olan işyeri mutluluğu bağımlı değişken olan iş tatminini pozitif yönlü etkilemektedir (p<0,05). Bu sonuçlara göre aracılık şartı için temel kriter sağlanmıştır. Sonuç olarak, işyeri mutluluğunun iş tatminine etkisinde algılanan örgütsel desteğin istatistiksel olarak kısmi aracılık ettiği ortaya konulmuştur (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Mutluluk, İşyeri Mutluluğu, İş Tatmini, Algılanan Örgütsel Destek
Finansal tablo hilelerinin tespit edilmesinde kullanılan veri madenciliği yöntemleri ve Borsa İstanbul'da bir uygulama
Bağımsız denetimden geçmiş, makul bir düzeyde güvence almış işletmeler ile ilgili dünyada ve ülkemizde yaşanan finansal skandallar bu işletmelerin yayınlamış olduğu finansal raporlarının doğruluğunun ve güvenilirliğinin tartışılmasında etkili olmuştur. Finansal raporların tartışılması da bilgi kullanıcılarının alacağı kararlarda tereddüt yaşamalarına sebep olmuştur. Bu araştırmada bilgi kullanıcılarının tereddütlerini gidermek ve finansal tablolarda oluşmuş veya oluşması muhtemel finansal tablo hile riskini belirli bir güvence düzeyinde tahmin edebilmek için bir model geliştirilmiştir. Araştırmada veri olarak; 2012-2019 yılları arasında Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren Yakın İzleme Pazarı, Yıldız Pazar ve Ana Pazar gruplarında yer alan 144 işletmenin bağımsız denetim raporları ile finansal tablolarından elde edilen veriler kullanılmıştır. 48'i Yakın İzleme Pazar'ı, 96'sı da Yıldız Pazar ile Ana Pazar gruplarında bulunan işletmelerin finansal tablolarından elde edilen ve alanyazında da finansal tablo hilelerinin tespitinde kabul gören oranlar, veri madenciliği uygulamalarından olan yapay sinir ağları yöntemi kullanılarak analiz edilmek suretiyle bir yapay sinir ağı modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model, finansal tablolardaki hile riskini %88,89 oranında doğru tahmin ederek başarılı bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Araştırma sonuçları, geliştirilen modelin, işletmelerin finansal tablo hile riski taşıyıp taşımadığına ilişkin olarak bilgi kullanıcılarının kararlarında fayda sağlayacağı yönünde değerlendirilmiştir. Modelin parametrelerinin kullanımının, bilgi kullanıcılarının yatırım yapacağı işletmeler hakkında finansal tablo hile riski taşıyıp taşımadığı ile ilgili güçlü bir güvence vereceği ve bilgi kullanıcılarına faydalı olacağı kanaatine varılmıştır.
Kişisel ahlak ve kurum ahlakının muhasebecilerin ahlaki karar almalarındaki rolü
Bu çalışmanın ana çalışma konusu ahlak, işletme ahlakı, kişisel ahlak, kurum ahlakı ve ahlaki karar alma kavramlarını ele alıp tartışmak ve incelemektir. Ahlak, toplum tarafından genel kabul görmüş ve insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin temelini oluşturan kurallardır. İşletme ahlakının işletmelerin varlığından beri var olduğunu söyleyebiliriz. Buna göre, çalışanların uymak zorunda oldukları kuralların işletme menfaatlerine uymak kaydıyla çalışanlar üzerinde oluşturduğu ortak inanç ve beklentiler işletme kültürüdür. Kişisel ahlak felsefeleri, insanların ahlaki karar alma süreçlerindeki farklılıkları açıklamaya çalışmaktadır. Kişisel ahlak felsefelerinin, ahlaki düşüncesinin altında yatan iki temel boyutu vardır. Bunlar; idealizm ve göreliliktir. Araştırma sonuçlarına göre; hikayelerdeki yasal durumlar, yasal olmayan durumlar, fiziksel zarar veren durumlar ve finansal zarar veren durumlar analiz edildiğinde idealizmi ve kurumsal ahlakı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bu çalışmada, işletme kültürü ve ahlak felsefelerinin muhasebecilerin ahlaki karar verme süreçlerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Osmaniye, Adana, Gaziantep ve Kilis'teki muhasebe profesyonelinin bu yöndeki tutumlarını incelemek amacıyla anket yöntemi ile veriler elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, muhasebe çalışanlarının ahlaki karar alırken cinsiyete göre farklılık gösterdiği elde edilmiştir. Buna göre, kadın muhasebe çalışanları daha idealist bulunurken, erkek muhasebe çalışanları ise daha göreli çıkmıştır. Kurumsal ahlak; yasal, yasal olmayan, fiziksel zarar veren durumlar ve finansal zarar veren durumlarda ahlaki karar almayı etkiler. Anahtar Kelimeler: Ahlak, Ahlaki Karar Alma, Kişisel Ahlak Felsefeleri, Kurum Ahlakı
Tüketicilerin satış geliştirme araçlarına yönelik algılarını etkileyen faktörlerin düzenleyici odaklar kuramıyla açıklanması
Geleneksel marketlerde tüketicilerin dikkatini çekmesi için uygulanan bir alana bir bedava, fiyat indirimleri, hediyeli ürünler ve örnek ürün dağıtımları çok sık uygulanan satış geliştirme araçlarıdır. Bu tür uygulamalar zaman ve personel ihtiyacı gibi birtakım maliyetleri beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla satış geliştirme araçlarının en verimli şekilde kullanılması önem arz etmektedir. Günümüzde düzenleyici odaklar kuramı az sayıda çalışmalarla pazarlama alanında da kullanılmaya başlanmıştır. Tüketicilerin market reyonlarında uygulanan satış geliştirme araçlarına yönelik algılarının düzenleyici odaklar kuramıyla açıklanması ve düzenleyici odaklar, hedonik değer algısı, faydacı değer algısı, ekonomik satın alım ve kalite satın alım boyutları dikkate alındığında tüketicilerin örtük sınıfların belirlenmesi market yöneticilerine birtakım faydalar sağlayacaktır. Örtük sınıfı analiziyle tüketicilerin yönelimci ve kaçınmacı odak gruplarına göre sınıflandırılması hangi tür tüketicilerin hangi satış geliştirme araçlarına yönelebileceğini tahmin etme olanağı sağlamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı; düzenleyici odaklar boyutlarının, hedonik ve faydacı değer algı boyutlarının, satın alma eğilimi boyutlarını oluşturan ekonomik ve kaliteli satın alma boyutları üzerindeki etkisinin tespit edilmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı, yönelimci odak, kaçınmacı odak, faydacı değer algısı, hedonik değer algısı, ekonomik alım ve kaliteli alım boyutları dikkate alındığında örtük sınıfların mevcut olup olmadığının belirlenmesidir. Yapısal Eşitlik Modeli analiz sonuçları, düzenleyici odak boyutlarından kaçınmacı odak boyutunun faydacı değer boyutu, hedonik değer boyutu ve kaliteli satın alım boyutu üzerinde istatistikî olarak anlamlı bir etkinin olduğunu; ancak ekonomik alım boyutu üzerinde etkisinin olmadığını işaret etmektedir. Yönelimci odak boyutunun hedonik değer boyutu ve kaliteli satın alım boyutu üzerinde istatistikî olarak anlamlı bir etkinin olduğunu; ancak faydacı değer boyutu ve ekonomik alım boyutu üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Analiz sonucunda hedonik değer boyutunun ekonomik ve kaliteli satın alım boyutu üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Faydacı değer boyutunun ekonomik ve kaliteli satın alım boyutu üzerinde istatistikî olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak kaçınmacı odak boyutunun faydacı değer boyutu aracılığıyla kaliteli satın alım ve ekonomik alım boyutunu etkilediğini söylemek mümkündür. Ayrıca örtük sınıf analizi sonucunda, temizlik ürünlerinde fiyat indirimi, bir alana bir bedava ve hediye ürün verme satış geliştirme araçları, şarküteri ürünlerinde fiyat indirimi ve bir alana bir bedava satış geliştirme araçları, temel gıda ürünlerinde fiyat indirimi, bir alana bir bedava ve hediye ürün verme satış geliştirme araçları, kozmetik ürünlerinde fiyat indirimi, bir alana bir bedava, hediye ürün verme ve örnek ürün dağıtımı satış geliştirme araçları uygulanması durumunda satış geliştirme araçlarına duyarlı örtük sınıfların yer aldığını söylemek mümkündür.
Örgütlerde psikolojik şiddetin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel yabancılaşmanın aracı rolünün belirlenmesi
Son günlerde adını sıkça duyduğumuz psikolojik şiddet kavramı, çalışanları hem fiziksel hem de ruhsal açıdan olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Örgütler de ise olumsuz geri bildirimleri olmuştur. Örgütlere birçok olumsuz bildirimleri olan ve örgüt için en önemli sermayelerden biri olan insanı, çıkılmaz bir duruma sokmaktadır. Bu olumsuzluklara bakıldığında ise, çalışanların işyerine ve işe karşı yabancılaşmasıyla başlayarak işten ayrılma niyetine kadar uzanan hatta insanın yaşamına son vermesi gibi sonuçlar doğurmaktadır. İlgili konular ile yapılan literatür araştırma sonucunda varolan çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Yetersiz bulunan literatür çalışmasından dolayı, kamu ve özel kurumlar da gerçekleşen psikolojik şiddetin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde örgütsel yabancılaşmanın aracı rolünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada öncelikle psikolojik şiddet, örgütsel yabancılaşma ve işten ayrılma niyeti kavramları örgütsel düzeyde ele alınarak açıklanmıştır. Çalışmanın etik kurallar çerçevesinde gerçekleşebilmesi için gerekli izinler alınmıştır. Alınan izin sonrasında Adana merkez ilinde faaliyetlerini sürdüren özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlara kolayda örneklem yöntemiyle 342 anket gönderilmiş ve 310 anketten geri dönüş sağlanmıştır. Geri dönüş yapılan anketler de eksik cevaplandırma olmadığından dolayı çalışmaya bu anketlerle devam edilmiştir. Elde edilen veri setinin analizi kapsamında, doğrulayıcı faktör analizi, değişkenler arası ilişkilerin incelenmesi için korelasyon analizi, aracılık testi, değişkenler arası karşılaştırma analizi ve yol analizi için yapısal eşitlik modellemesi analizlerinden yararlanılmıştır. Doğrudan etki modeli incelendiğinde bağımsız değişken olan psikolojik şiddet bağımlı değişken olan işten ayrılma niyeti ile pozitif yönlü etkilemektedir (p<0,05). Bu sonuçlara göre aracılık şartı için temel kriter sağlanmıştır. Sonuç olarak, psikolojik şiddetin, işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel yabancılaşma kısmi aracılık ettiği ortaya konulmuştur (p>0,05).
Gönüllü kamuyu aydınlatma düzeyini etkileyen faktörler: Borsa İstanbul işletmeleri üzerine bir araştırma
Kamuyu aydınlatma, sermaye piyasasının açık ve şeffaf bir biçimde işlemesini sağlamak ve tüm tarafların bilgilendirilmesini temin etmek için, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek olayların, gelişmelerin ve özel durumların kamuoyuna açıklanması olarak ifade edilmektedir. İşletmeler tarafından kamuoyuna açıklama yapılması, müşterileri, yatırımcıları ve genel anlamda tüm paydaşları ilgili bilgilerden haberdar etme eylemidir. İşletmeler tarafından ilgili bilgilerin tam olarak açıklanması, özellikle yatırımcıların bilinçli kararlar almasını sağlar ve güvensizlik ve spekülasyon hissini azaltmaya yardımcı olmaktadır. Açıklama, şirket hakkında olumsuz veya olumlu haberleri ve finansal bilgileri ortaya çıkartmaktadır. Açıklamalar, zorunlu ve gönüllü açıklama olarak iki perspektiften incelenmektedir. Zorunlu açıklamalar kanuni zorunluluk sebebiyle açıklanması gereken bilgiler iken, gönüllü açıklamalar işletmelerin kendi istekleri ile kamuoyunu bilgilendirmeleridir. Özellikle son dönemlerde piyasa yapısındaki değişiklikler, rekabet ve dünyadaki finansal hareketliliğin hızının artması, bilgi kullanıcılarının, işletmelerin açıklamış oldukları zorunlu bilgiler dışında farklı bilgilere de ihtiyaç duymasına neden olmuştur. Bu bağlamda, işletmeler zorunlu açıklamalar yanında, kendi iradeleri ile gönüllü açıklamalarda da bulunmaktadırlar. Ancak bazı işletme özellikleri gönüllü açıklamaların düzeyine etki etmektedir. Bu çalışmada, bu etkilerin neler olduğunu değerlendirmek amacıyla; gönüllü kamuyu aydınlatma düzeyini etkileyen faktörler araştırılmış ve değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmanın veri seti, 2012-2019 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST) endeksinde kesintisiz işlem gören 4 farklı sektöre ait 156 şirketin yıllık faaliyet raporlarından oluşmaktadır. Araştırma modelindeki bağımsız değişkenler; işletme büyüklüğü, firma yaşı, kaldıraç, satış karlılığı, aktif karlılık, öz sermaye karlılığı, likidite, denetim kalitesi, borsada geçirilen süre, sahiplik yoğunluğu, yabancı sahipliği, yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulu bağımsızlığı, CEO ikiliği ve yönetim kurulu üyelerinin finans ve muhasebe bilgisi; bağımlı değişkenler ise stratejik bilgi, finansal bilgi, finansal olmayan bilgi, yönetim kurulu bilgisi ve toplam gönüllü açıklama bilgisidir. Veri analizinde panel veri teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre ilk önemli bulgu, stratejik bilgi değişkeni üzerinde kaldıraç, satış karlılığı ve yönetim kurulu üyelerinin finans ve muhasebe bilgi düzeyi değişkenlerinin pozitif, yabancı sahipliği ve CEO ikiliği değişkenlerinin negatif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci bulgusu olarak, finansal olmayan bilgi değişkeni üzerinde kaldıraç, likidite, borsada geçirilen süre, yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulu bağımsızlığı ve yönetim kurulu üyelerinin finans ve muhasebe bilgi düzeyi arasında pozitif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bulgusu olarak ise, finansal bilgi değişkeni üzerinde kaldıraç, satış karlılığı, likidite, borsada geçirilen süre, yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulu bağımsızlığı ve yönetim kurulu üyelerinin finans ve muhasebe bilgi düzeyi değişkenlerinin pozitif, CEO ikiliği değişkeninin ise negatif etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın dördüncü bulgusunda, yönetim kurulu bilgisi üzerinde kaldıraç, satış karlılığı, yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulu bağımsızlığı ve yönetim kurulu üyelerinin finans ve muhasebe bilgi düzeyi değişkenlerinin pozitif, borsada geçirilen süre ve CEO ikiliği değişkenlerinin ise negatif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın son bulgusunda ise, toplam gönüllü açıklama düzeyi değişkeni üzerinde firma büyüklüğü, kaldıraç, satış karlılığı, denetim kalitesi, borsada geçirilen süre, yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulu bağımsızlığı ve yönetim kurulu üyelerinin finans ve muhasebe bilgi düzeyi değişkenlerinin pozitif, CEO ikiliği değişkeninin ise negatif etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
ABD Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu (PCAOB)'nun inceleme ve yaptırım raporlarının dört büyük denetim firması yönünden incelenmesi
2000'li yılların başında dünyada yankı uyandıran finansal skandallar sonrasında kamuoyunun ve yatırımcıların sarsılan güveninin onarılmasında, SOX Yasası ve bu Yasa'nın birinci ana başlığı olan Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu (PCAOB)'nun kurulması, denetimin gözetimi açısından önemli bir adım olmuştur. Bu Kurul, ABD'de 2003 yılında faaliyete başlamıştır. Ancak, halen bir kurul tarafından denetim firmalarının incelenmesi ve bu incelemelerin denetim faaliyetleri üzerindeki etkisinin araştırılması önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, ABD Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu'nun gözetim görevi yaptığı dört büyük denetim firmasının 2003 ve 2018 yıllarına ait incelemelerinin ve yaptırımlarının incelenmesidir. Çalışmanın bulguları; PCAOB'un dört büyükler üzerinde incelemeye tabi tuttuğu şirket sayısının 2.304'ten fazla olduğunu, en fazla incelemeye tabi tutulan firmanın PwC olduğunu, eksiklik tespit edilen şirket sayısının 1.594 olduğunu, en fazla eksikliği tespit edilen muhasebe alanının gelirler ve stoklar olduğunu, en fazla atıf yapılan standardın AS 2301 Denetçinin Önemli Yanlışlık Risklerine Karşı İfadeleri olduğunu ve Deloitte'un 3; PwC'nin 1; E&Y'nin ise 1 yaptırımı olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu, PCAOB, Denetimin Gözetimi, PCAOB İncelemeleri, PCAOB Yaptırımları, Dört Büyükler
Çalışanlarda psikolojik sermayenin işgören performansına etkisinde motivasyonun aracılık rolü
İş yoğunluğunun bol olduğu günümüz iş dünyası sektörlerinde çalışan personellerin iş performanslarının yükseltilmesi, sunulan hizmet kalitesinin arttırılması ve verimliliğin arttırılmasının sağlanması, örgütsel gayelere varabilmek bakımından önem teşkil etmektedir. Pozitif örgütsel davranışta büyüyen bir alan olan psikolojik sermaye, kişisel gelişim ve performansa etki eden psikolojik kaynaklardan biri olarak görülebilir. İşgörenlerin psikolojik sermaye seviyelerinin arttırılabilmesi, işgörenlerden beklenen iş gücü verimi ile performanslarının artışında pozitif yönde etki gösterebilir. Bu çalışmanın temel amacı; son zamanlarda literatür ve çalışma sayısında hızlı bir artış gözlenen "motivasyon" kavramı ve tanımı, özellik ve tarihsel gelişimi ile günümüz örgütleri bakımından önemini vurgulayarak, işgörenler üzerindeki psikolojik sermaye düzeylerindeki artış ile yükseliş gösterebilen işgören performansı üzerinde motivasyonun ne şekilde etki ettiğinin araştırılarak, ortaya çıkacak sonuçlar ışığında verimin ve kurumsal çıktıların önemli olduğu günümüz işletmelerinde, performans ve verim artışı ile ilgili sonuç yöntem ve veriler ile öneriler ortaya koymak ve işletmelere yönetimsel anlamda ışık tutarak verimliliğin arttırılmasına fayda sağlayacak yeni yöntemler ortaya koyabilmektir. Çalışmada, Adana ili içerisinde farklı sektörlerdeki çalışanların, işgören çalışma performansı seviyelerinin, psikolojik sermaye düzeylerinin ve motivasyon seviyelerinin ölçülmesi amaçlanmaktadır. Dünya çapında etkili olan Covid-19 salgını sebebiyle yüz yüze görüşmenin zorluğundan dolayı, araştırma anketi online olarak yapılmıştır. Araştırma anketine; özel ve kamuya ait farklı sektör ve birimlerde çalışan 318 personel katılmıştır. Araştırma verileri, Adana ili ile sınırlandırıldığından dolayı, il dışı ve üstünkörü doldurmalar ile kayıp veri içeren 30 anket analiz dışı bırakılmış ve toplam 288 veri ile analizler yapılmıştır. Son yıllarda bu konuyla alakalı olarak Türkiye'de ve yurt dışında işgören performansı ve verimliliğin kurumsal çıktıları pozitif yönde etkilemesi konusunun önemi daha da artmakta ve bu alanda yapılacak çalışmaların iş verimliliği artışına pozitif katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Bu çalışmada; son zamanlarda psikolojik sermaye, motivasyon ve işgören performansı kavramlarının anlamına ve önemine ve meydana getireceği olumlu-olumsuz etkilere dikkat çeken, yurt içindeki ve yurt dışındaki yayınlardan faydalanılmış, incelenerek kaynak gösterilmiştir.
Gelişmeleri kaçırma korkusunun çalışan performansı ile ilişkisi
BBu çalışmanın amacı, gelişmeleri kaçırma korkusunun çalışan performansı ile ilişkisini araştırmaktır. Bu amaçla, Osmaniye ilinde kamu ve özel sektörde çeşitli branşlarda görev yapmakta olan öğretmenlerden anket yolu ile veri toplanmıştır. Analizler 281 adet anketten elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde açıklayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t-testi, tanımlayıcı istatistikler, normallik testi, güvenilirlik analizi, Pearson korelasyon, basit doğrusal regresyon ve tek yönlü varyans (ANOVA) analizleri kullanılmıştır. Çalışan performansı görev performansı, bağlamsal performans ve üretkenlik karşıtı iş davranışı olmak üzere üç alt boyutta incelenmiştir. Bulgular, gelişmeleri kaçırma korkusu ile görev performansı arasında negatif yönde anlamlı ilişki, gelişmeleri kaçırma korkusu ile üretkenlik karşıtı iş davranışı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğunu göstermektedir. Gelişmeleri kaçırma korkusu ile bağlamsal performans arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Anahtar kelimeler: Gelişmeleri Kaçırma Korkusu, Çalışan Performansı, Görev Performansı, Bağlamsal Performans, Üretkenlik Karşıtı İş Davranışı.
Sosyal ağları kullanım amaçları ve tüketici karar verme tarzları arasındaki ilişki: Y kuşağı üzerine bir inceleme
Zaman içerisinde hızlı gelişen teknoloji ile beraber sürekli artan ihtiyaçlar bir kısım sosyal medya araçlarının ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlamıştır. Son yıllarda ortaya çıkan bu iletişim araçları artık günümüzde özellikle Y kuşağı bireyleri arasında oldukça popüler bir hal almıştır. Bireyler internet ve sosyal ağlar sayesinde yeni iletişim kanalları keşfetmiş ve kullanmaya başlamıştır. Bu sebeple sosyal ağların kullanım amaçları ile tüketicilerin karar verme tarzları arasındaki ilişkinin nasıl olduğu bir merak konusu olmuş ve çalışmada bu konuya ışık tutmayı amaçlamıştır. Bu Çalışmada Çukurova Üniversitesinde öğrenim gören ve çalışan Y kuşağı bireylerinin sosyal ağları kullanım amaçları ile tüketici karar verme tarzları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma kapsamında yer alan katılımcıların sosyal ağları kullanım amaçları ile tüketici karar verme tarzlarının farklı ölçek boyutları arasında ilişkiler olduğu saptanmıştır.
Dönüşümcü liderliğin işgören performansına etkisinde rol çatışmasının aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı, dönüşümcü liderlik, rol çatışması ve işgören performansı arasındaki ilişkileri doğrudan, dolaylı ve toplam etkiler bağlamında ortaya koymaktır. Tüm dünyada etkisini gösteren Covid-19 pandemisinden dolayı online anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Kolayda ve kartopu örnekleme yöntemleri ile Adana ilinde 265 kamu ve özel sektör çalışanından veri toplanmıştır. Veri analizinde keşfedici faktör analizi (KFA), Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), Pearson korelasyon analizi, Cronbach Alfa güvenilirlik testi, yapısal eşitlik modeli (YEM) yol analizi ve SOBEL testi kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde, dönüşümcü liderliğin rol çatışması ve işgören performansını etkilediği tespit edilmiştir. Rol çatışmasının da işgören performansını etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca dönüşümcü liderliğin işgören performansına etkisinde rol çatışmasının kısmi aracılık rolü olduğu ortaya konulmuştur.
Kümeleme analizi ile Türkiye'de illerin beşeri sermaye göstergelerine göre değerlendirilmesi
Türkiye, gelişmekte olan ülkelerden biri olarak her alanda olduğu gibi beşeri sermaye göstergeleri yönüyle de diğer gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelerle rekabet içerisindedir. Yine her ülkede olduğu gibi, ülkemizin de kendi içerisinde, iller bölgeler bazında ortaya çıkan gelişmişlik farklılıkları ile mücadele içerisinde olduğu bir gerçektir. Çalışma konusu, bu düşünce temelinde ortaya çıkarılmış ve Türkiye'de illerin beşeri sermaye göstergeleri bakımından incelenmesine karar verilmiştir. Çalışmada, kümeleme analizi ile Türkiye'de illerin beşeri sermaye göstergelerine göre değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda: çok değişkenli analizlerden "Faktör Analizi" ile "Kümeleme Analizi"; "Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (BMKP)"nın belirlediği eğitim-işgücü-sağlık ana göstergeleri ile ana göstergelerin 27 alt değişkeni; "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)" web sitesi ve kurum personellerinden edinilen 2006-2010, 2011-2015, 2016-2019 dönem verileri ile değerlerin ortalamaları kullanılmıştır. Ortalama değerlere "Sosyal bilimler için istatistik programı (SPSS) 22" istatistik paket programı"nda, 'Keşfedici Faktör Analizi' uygulandığında: 2006-2010 döneminde, iki eğitim, bir işgücü, iki sağlık; 2011-2015 döneminde, iki eğitim, bir işgücü, üç sağlık; 2016-2019 döneminde, bir eğitim, bir işgücü faktörüne ulaşılmıştır. Faktörlerin değişkenlere çevrilmesiyle bulunan yeni değerlere, 'Hiyerarşik Kümeleme Yöntemi' uygulandığında: 2006-2010 dönemi eğitim göstergesinde 4, işgücü göstergesinde 4, sağlık göstergesinde 4; 2011-2015 dönemi eğitim göstergesinde 4, işgücü göstergesinde 4, sağlık göstergesinde 4; 2016-2019 dönemi eğitim göstergesinde 4, işgücü göstergesinde 4 küme oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda: 2006-2010 dönemi kümelerinde hemen her bölgeden illerin birarada bulunduğu, sadece sağlık göstergesi ikinci kümesinde İstanbul'un tek başına olduğu; 2011-2015 dönemi kümelerinde hemen her bölgeden illerin birarada bulunduğu, ancak eğitim göstergesi dördüncü kümesinde Kırıkkale'nin ve sağlık göstergesi dördüncü kümesinde Ankara ilinin tek başına olduğu; 2016-2019 dönemi eğitim ve işgücü göstergeleri kümelerinde hemen her bölgeden illerin birarada bulunduğu, eğitim göstergesi dördüncü kümesinde İstanbul'un ve işgücü göstergesi dördüncü kümesinde Doğu Anadolu Bölgesi'nden 4 ilin yer aldığı görülmüştür. Dönem kümelerinin çoğunda farklı bölge illeri birarada olduğu için kümeler adlandırılamamıştır. Dönem faktör analizi sonuçlarında sağlık faktörü çıkmadığı için sağlık göstergesi kümeleme analizi yapılamamıştır.
İşletmelerde muhasebe paket programı kullanımına ilişkin bir inceleme ve yazılımsal çözüm önerileri
Hesaplaşma ihtiyacının doğduğu ilk günden günümüze kadar gelişim gösteren muhasebe sistemleri, teknolojinin muhasebe sistemleri ile birleşmesi sonucu muhasebe bilgi sistemi olarak ifade edilmeye başlamıştır. Muhasebe bilgi sistemleri (MBS) bu sürece en ilkel haline ilişkin kanıtların bulunduğu M.Ö. 5000'li yıllara ait kil tabletlerle başlasa da günümüzde mekândan, ortamdan, cihazdan hatta kullanıcıdan bağımsız platformlara dönüşmüştür. Bu sistemler, dijitalleşmenin artmasıyla işletme içinde kullanılan diğer sistemler ile iletişim kurarak diğer tüm departmanlar ile bilgi alışverişi kurabilen sistemler haline dönüşmüştür. İşletme içinde kullanım alanı muhasebe departmanlarının ötesine geçen muhasebe bilgi sistemleri, üretmiş olduğu bilgileri diğer tüm departmanların kullanımına sunmuştur. Böylece işletmeler bir bütün olarak yönetilebilir hale gelmiştir. Bu araştırma ile, Hatay ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren mikro ölçekli işletmelerin MBS kullanım düzeylerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda kullanıcıların karşılaştıkları sorunlara ilişkin yazılımsal çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmış olup belirlenen amaç doğrultusunda hazırlanan anket Hatay ilinde faaliyet gösteren 425 firmaya uygulanmıştır. Anket verileri SPSS Statistics 22.0 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda muhasebe bilgi sistemleri kullanım ve memnuniyet dereceleri arasındaki ilişki belirlenerek kullanıcılardan gelen talepler doğrultusunda yazılımsal çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Dönüşümcü liderliğin yenilikçi iş davranışına etkisinde algılanan örgütsel desteğin aracı rolü
Modern işletmecilikte rekabet üstünlüğü nitelikli ürün üretebilmenin yanında değişime açık, yenilikçi ve lider özellikli yöneticilere sahip olmayı da gerekli kılmaktadır. Çünkü küreselleşmenin dayandığı değişim ve dönüşümler yeniliğe ve değişime açık liderleri gerekli kılmaktadır. Dönüşümcü liderlik olarak kavramsallaştırılan bu liderlik davranışlarının çalışanları motive ettiği, çalışana önem verdiği ve çalışanları yenilikçi iş davranışlarına daha kolay yönlendirebildikleri görülmektedir. Bu tez araştırmasında dönüşümcü liderliğin yenilikçi iş davranışlarına etkisinde algılanan örgütsel desteğin aracı rolü incelenmiştir. Osmaniye ve Kahramanmaraş illerindeki tekstil işletmelerinde çalışan 420 katılımcıdan bilgi formu ile ölçeklerle veri toplanmıştır. Araştırmada Bass ve Avelio (1995) tarafından geliştirilmiş olan Çok Faktörlü Liderlik Anketi-Değerlendirici Formu (Multifactor Leadership Questionnaire Rater Form 5X Kısa), Jannes (2003) tarafından geliştirilmiş olan Yenilikçi İş Davranışı Ölçeği (Innovative Work Behavior Scale), Rhoades ve Arkadaşları (2001) tarafından geliştirilmiş olan Algılanan Örgütsel Destek Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde öncelikle ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizleri ile geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Değişkenlere yönelik analizlerde ise değişkenler arası korelasyon analizleri ile test edilmiş ve Proses Analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre dönüşümcü liderlik yenilikçi iş davranışını pozitif yönde anlamlı olarak etkilemektedir. Dönüşümcü liderliğin algılanan örgütsel desteği ve algılanan örgütsel desteğin de yenilikçi iş davranışını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği görülmektedir. Araştırmanın aracılık etkisine yönelik bulgusu ise dönüşümcü liderliğin yenilikçi iş davranışlarına etkisinde algılanan örgütsel desteğin aracılık rolünün olduğu şeklindedir. Sonuç olarak dönüşümcü liderlik ve algılanan örgütsel destek çalışanların yenilikçi iş davranışlarını etkilerken çalışanların örgütsel destek algısı dönüşümcü liderliğin yenilikçi iş davranışları üzerindeki etkisinde aracı bir role sahiptir. Anahtar Kelimeler: Dönüşümcü Lider, Yenilikçi İş Davranışı, Algılanan Örgütsel Destek
İşletme özellikli unsurların gerçeğe uygun değer kullanım düzeyine etkilerinin tespiti: BİST işletmelerinde bir uygulama
Günümüzde finansal raporlamada kullanılan maliyet yöntemi, yerini hızla piyasa bazlı bir ölçüm olan gerçeğe uygun değer yöntemine bırakmaya başlamıştır. Bu nedenle son yıllarda finansal bilgi kullanıcıları, işletme yöneticileri, yatırımcılar vb. birçok kişi ve kurumlar için finansal raporlamada varlık ya da borçların gerçeğe uygun değerle gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. TFRS 13 Gerçeğe Uygun Değer standardının da ortaya çıkmasıyla bu konuyla ilgili çalışmalar artmaya başlamıştır. Bu çalışmada gerçeğe uygun değer yöntemi ile ilgili iki farklı analize yer verilmiştir. İlk olarak, içerik analizi yöntemi kullanılarak Borsa İstanbul'da işlem gören imalat sektöründeki 164 işletmenin 2013-2017 yılları arasında finansal durum tablolarında yer alan birtakım varlıklarında gerçeğe uygun değer yöntemini kullanma düzeyleri ortaya konulmuştur. Yapılan içerik analizi sonucunda, gerçeğe uygun değerin en fazla kullanıldığı ilk dört varlık sırasıyla türev araçlar, yatırım amaçlı gayrimenkuller, canlı varlıklar ve finansal yatırımlar olarak tespit edilmiştir. Çalışmanın diğer bölümünde ise lojistik regresyon analizi uygulanarak 164 imalat işletmesinin 2013-2017 yılları arasında finansal durum tablolarında yer alan 9 farklı varlık türündeki gerçeğe uygun değer kullanımında işletme özellikli unsurların (denetçi türü, işletme büyüklüğü ve işletme karlılığı) etkili olup olmadıklarına ilişkin analizler yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre; işletme özellikli unsurlar olan işletme büyüklüğü değişkeninin maddi duran varlıklarda, işletme karlılığının ise finansal yatırımlarda etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Borsa İstanbul, gerçeğe uygun değer, lojistik regresyon, içerik analizi, kullanım düzeyi.
Toplam kalite yönetimi çerçevesinde kalite maliyetleri: Üretim işletmesinde bir uygulama
Günümüzde işletmeler rekabet unsurunun bir faktörü olarak kaliteyi kullanmaktadır. Kalite kavramı hem ürünlerde hem de üretim sürecinde çok önemli bir faktör olarak dikkat çekmektedir. Toplam Kalite Yönetimi (TKY) gibi yaklaşımlarda temel odak noktası kalite olmaktadır. İşletmede gerçekleşen her faaliyette olduğu gibi kaliteye ilişkin ortaya konulan çalışmalarda da maliyet önemli bir noktadadır. Bu kapsamda kalite maliyetleri TKY yaklaşımının önemli parçalarından birisi olmaktadır. TKY kapsamından ele alınan kalite maliyeti modellerinden birisi olan PAF Modeli'nde kalite maliyetleri önleme, değerleme, iç ve dış başarısızlık maliyetlerinden oluşmaktadır. Bu çalışma, Osmaniye ilinde ahşap mobilya sektöründe faaliyet gösteren bir üretim işletmesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında örnek olay çalışması yöntemi kullanılmıştır. Üretim işletmesinin 2020 yılı ilk 6 aylık dönemi ve 2021 yılı ilk 6 aylık dönemine ait kalite maliyetleri incelenmiştir. İşletmede meydana gelen kalite maliyet verileri üst yönetim ve işletme çalışanları ile yapılan görüşmeler, yapılan gözlemler ve kayıtlı belgelerin incelenmesi ile tespit edilmiştir. İşletmenin ilgili dönemlerinde tespit edilen önleme, değerlendirme ve başarısızlık maliyetleri toplam üretim maliyeti ve gerçekleşen satışlar içindeki payı analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda ABC İşletmesi'ne ait önleme ve değerlendirme maliyetlerindeki artış iç ve dış başarısızlık maliyetlerini azaltmıştır. İşletmede ortaya çıkan kalite maliyet unsurları arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Binary logit model analiziyle kredi kartı seçimini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi: Osmaniye uygulaması
Kullanıcılarına ve kredi kartını piyasaya süren kuruluşlara birçok faydası olan kredi kartlarının günümüzde hızla yayıldığı ve geniş bir kullanım alanına sahip olduğu bilinmektedir. Çalışmanın amacı; Osmaniye'deki bireylerin kredi kartı seçiminde etkili olan faktörleri belirlemek ve bu faktörlerin etki büyüklüklerini hesaplamaktır. Bu araştırma kapsamında, bireylerin sosyo-demografik ve ekonomik faktörlerinin yanı sıra bankaların hizmete sundukları kredi kartları özellikleri ile kredi kartı seçimi arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını ortaya konulmaktadır. Çalışmada kullanılacak gerekli veri seti kolayda örnekleme yöntemi yardımıyla anket uygulanan Osmaniye'de kredi kartı seçiminde yer alan 507 bireyin anket verileridir. Araştırmanın veri setine Ki-kare testi ve faktör analizi uygulanarak istatistiksel açıdan anlamlı olan değişkenler belirlenip bu değişkenlerin çoklu doğrusal bağlantı problemi kontrol edilerek logit model tahmini gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bağımlı değişkeni kamu ve özel bankaların dağıttıkları kredi kartlarının seçimi olup iki kategoriden oluşurken, bağımsız değişkenleri ise bireylerin sosyo-demografik ve ekonomik faktörleri ile bankaların kredi kartı özellikleridir. Araştırma sonucunda bireylerin %54,6'sının tek kredi kartı ve %45,4'ünün ise iki ya da daha fazla kredi kartı kullandıkları belirlenirken, bireylerin gelir seviyesi arttıkça daha fazla harcama yaptıkları ve borçlarını zamanında ödemedikleri ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte kredi kartı seçimine yönelik logit model tahmini üzerinden anlamlı olan değişkenlerin marjinal etki değerleri hesaplanarak yorumlanmıştır.
Kayıt dışı ekonomi ile mücadelede vergi denetiminin etkinliği: Vergi müfettişleri üzerine bir araştırma
Fiilen gerçekleşmiş olmasına rağmen ekonomik faaliyetlerle ilgili kayıtların tutulmaması olarak nitelendirilen kayıt dışı ekonomi, kamu idarelerinin denetimi dışında kalan her türlü ekonomik işlem ve faaliyetlerdir. Günümüzde, devletlerin önemli sorunlarından biri olan kayıt dışı ekonomi nedenleri, sonuçları ve mücadele yöntemleri itibariyle karmaşık ve çok yönlü bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı kayıt dışı ekonomi ile mücadelede vergi denetiminin etkinliğinin ortaya konması, sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerileri sunulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Vergi Denetim Kurulu Başkanlığında görev yapan 386 Vergi Müfettişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Anket verileri SPPS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucu elde edilen bulgular incelendiğinde kayıt dışı ekonomiye bakış ile vergi denetimine bakış arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ek olarak kayıt dışı ekonomiye bakış ve vergi denetimine bakışın katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve mesleki deneyimlerine göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Veri zarflama analizi ile bankacılık sektöründe etkinliğin ölçülmesi: Borsa İstanbul üzerinde bir uygulama
Bu çalışmada, Borsa İstanbul' da 2018 – 2020 yılları aralığında işlem görmekte olan kamu ve özel sermayeli dokuz bankanın etkinliğinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada bankaların etkinliğinin ölçülmesi için çıktı yönelimli CCR ve BCC yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, kârın maksimum yapılmasını amaçlayan karlılık yaklaşımı esas alınmış ve literatürde yer alan çalışmalar ile araştırmanın yapısına dayanarak girdi değişkenleri, mevduat ve toplam faiz giderleri olarak tespit edilmiştir. Çıktı değişkenleri ise; toplam faiz gelirleri ve dönem net karı olarak belirlenmiştir. Çalışmaya konu olan 9 banka için çıktı yönelimli BCC ve CCR modelleri uygulanmış ve yıllara göre etkinlik değerleri verilmiştir. Çalışma sonucunda 2018 yılında CCR modeline göre 3 banka, BCC modeline göre 6 bankanın etkin olduğu görülmüştür. 2019 yılında CCR modeline göre 3 banka; BCC modeline göre 7 banka etkindir. 2020 yılında ise CCR modeline göre 4 banka, BCC modeline göre 8 banka etkindir. 2018 yılı dışında kamu bankalarının etkin olmadığı görülmektedir.
Finansal verilerle etkinlik ölçümü: Türkiye'nin en büyük 500 sanayi şirketinden gıda ve içecek firmaları üzerine bir uygulama
Bu çalışmada veri zarflama analizi kapsamında CCR ve BCC modelleri kullanılarak 2016-2020 döneminde Türkiye'nin en büyük 500 şirketi (İSO 500 listesinde yer alan) ve gıda - içecek sektöründe faaliyet gösteren 45 şirketin etkinliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Etkinliklerin ölçümünde kullanılan modellerin çözümünde veri zarflama analizinin özel yazılımlarından olan DEA Solver (Data Envelopment Analysis Solver) yazılımı kullanılmış ve her bir yıl için ortalama etkinlik yüzdesi hesaplanmıştır. Analizde kullanılan veriler İSO 500 dergileri ve Kamuyu Aydınlatma Platformunun (KAP) da içinde bulunduğu birçok farklı kanaldan elde edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda 2016-2020 döneminde Türkiye'nin en büyük 500 şirketi listesinde yer alan gıda firmalarının etkinlik ortalamalarının CCR modeline göre %64, BCC modeline göre %76 olduğu belirlenmiş ve 2020 yılı baz alındığında 45 gıda firmasından CCR modeline göre 9'unun, BCC modeline göre 22'sinin etkin olduğu tespit edilmiştir. Firmaların 2020 yılına ait CCR modeli dikkate alınarak etkinlik düzeyleri incelendiğinde, etkin olmayan 36 firmanın etkin olabilmesi için referans kümeleri hesaplanmış ve bu firmaların etkinliği sağlayabilmesi için yapması gereken öneri niteliğindeki potansiyel iyileştirmeler ayrı ayrı belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Veri Zarflama Analizi, Etkinlik, İSO 500, Gıda ve İçecek Sektörü.
Öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş ve öz yeterlilik üzerindeki etkisi
Bu çalışmada öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş ve öz yeterliliğin hemşireler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde psikolojik iyi oluş ve öz yeterliliğin aracılık rolü de araştırılmıştır. Bu amaçla, Osmaniye ilinde bulunan özel ve devlet hastanelerinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 447 hemşireye uygulanan anket ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizi için, doğrulayıcı faktör analizi, Pearson korelasyon (ölçek puanlarının ilişkisi), bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA testi (demografik özelliklere göre karşılaştırmalar) kullanılmıştır. Ayrıca modelin hipotezlerini test etmek için bootstrap tekniği ile Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öz duyarlılık ile psikolojik dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ancak özduyarlılık ile psikolojik iyi oluş ve öz yeterlilik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Ayrıca literatürle benzer olarak, öz yeterlilik, psikolojik iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu sonucu çıkmıştır. Yapılan aracılık analizi sonucunda ise, öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde öz yeterliliğin ve psikolojik iyi oluşun aracılık rolü olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.
Benlik marka uyumu marka özdeşleşmesi ve duyguların mutluluk üzerindeki etkisi
Pazarlamanın amacı tüketicileri memnun etmekten ziyade memnuniyet kavramının ötesine geçerek, tüketicilerin mutluluklarını artırmaya yönelmiştir. Tüketici mutluluğunu artırmanın birden çok kavramla ilişkilendirilebileceği öngörülmüştür. Bu kavramlardan benlik marka uyumu ve marka özdeşleşmesi ifadeleri tüketicilerin mal veya hizmet satın alırken kendi kişiliklerine daha uygun gördükleri markaları seçerek markaya karşı yakınlık hissetmesi ile ilgilidir. Bu çalışmada havayolu hizmetinden faydalanan 18 yaş ve üzeri tüketicilerin benlik marka uyumu marka özdeşleşmesi ve duyguların mutluluk üzerindeki etkilerinin ve bununla birlikte mutluluğunda satın alma niyeti üzerindeki etkisinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada yüz yüze anket yöntemi kullanılmış ve anket görüşmeleri Adana havalimanında 551 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yer alan hipotezleri test etmek için regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, benlik marka uyumunun marka özdeşleşmesini yüksek düzeyde etkilediği gözlenmiştir. Yani tüketicilerin benlikleri ile uyumlu gördükleri markalarla daha güçlü özdeşleşme eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Mutluluk üzerinde en fazla etkisi olan boyut marka özdeşleşmesi olarak tespit edilirken, mutlu tüketicilerin satın alma niyeti düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Kalite maliyetlerinin işletme verimliliğine etkisi: Mobilya üretim işletmesinde bir uygulama
Piyasada rekabet ortamında işletmeler kaliteli ürünü daha düşük maliyet ile üretip kâr elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda işletmeler kalite nedeniyle ortaya çıkan maliyetlere önem vermektedirler. Böylece üretim öncesinde, üretim aşamasında ve üretim sonunda ortaya çıkması mümkün hataları minimum seviyeye indirgemek istenmektedir. Verimlilik açısından da kalite maliyetleri önemli bir yer tutmaktadır. İşletmenin verimliliğini artırmak için malzeme, işgücü ve ekipmanların etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir. Malzeme, işgücü ve ekipmanların verimli kullanımı sayesinde işletme bünyesinde üretilen ürünlerde hem kalite hem de verimlilik açısından istenilen düzey sağlanmış olacaktır. Bu çalışmada, ''Örnek Olay'' yöntemi kullanılarak Adana'da faaliyet gösteren bir mobilya üretim işletmesi kalite maliyetleri ve verimlilik açısından incelenmektedir. Bu kapsamda öncelikle işletmenin 2018 ve 2019 yıllarına ait kalite maliyet verileri trend analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen veriler sayesinde işletmenin kalite maliyet kalemleri içerisinden hangisine daha çok harcama yaptığı saptanmıştır. Daha sonra işletmenin kalite maliyetlerinin verimlilik üzerine etkisini incelemek amacıyla işletmede üretim sürecinde insan, malzeme ve makine kaynaklı ortaya çıkan hatalar incelenmiştir. Bu kapsamda işletmenin 2018 ve 2019 yıllarına ait hata değerleri, oran ve trend analizi yöntemiyle incelenmiş ve hata değerleri karşılaştırılarak kalite düzeyi verimlilik düzeyini nasıl etkilediği analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, işletmede 2019 yılında bir önceki yıla kıyasla önleme ve değerlendirme maliyetlerinde artış görülür iken, iç başarısızlık ve dış başarısızlık maliyetlerinde düşüş olduğu tespit edilmiştir. Bu durum işletmenin hata oranlarına azalış olarak yansımış ve hata oranlarının azalması ile işletmenin verimlilik düzeyinde artış gözlenmiştir.