
31
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sayısal teknolojik gelişmelerin tasarım eğitimi sürecinde kullanılması: Bir atölye çalışması
Mimarlığın temel çalışma alanı olan mekân sayısal teknolojik gelişmelerle tasarım, üretim, temsil vb. gibi aşamalarda sürekli olarak değişime uğramaktadır. Tasarım alanında bilgisayarın gelişimi CAD yazılımların üretilmesi ile devam etmiş ve günümüze kadar da üç boyut çizimler ve sanal gerçeklik teknolojileri ile farklı boyutlara taşınmıştır. Tez çalışma alanı, Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Bilgisayar Destekli Tasarım dersi öğrencileri seçilmiştir. Ders içerisinde tez kapsamında düzenlenen atölye çalışmasında sayısal teknolojik gelişmelerin kullanılmasının öğrencilerde merak ve çalışma isteğini arttıracağı öngörülmektedir. Bu bağlamda konuyla ilgili literatür taranarak alan çalışmasındaki öğrencilerin çalışmaları incelenmiştir. Yapılan araştırmalar ve görüşmeler sonucunda, sayısal tasarım araçlarının kullanılmasının tasarım eğitimine katkısının arttırılması gerekli görülmüştür. Özellikle Bilgisayar Destekli Tasarım Dersi gibi teknolojik içeriğe sahip dersler yeni kavramların öğrencilere aktarılması için oldukça uygundur.
Sosyo-kültürel sürdürülebilirliğin sağlanabilmesinde sakin şehir yaklaşımının rolü: Gökçeada örneği
Küreselleşmenin bireyler ve şehirler üzerindeki etkileri, özgün niteliklerin kaybolmasına yol açmaktadır. 21. yüzyılda küreselleşmenin olumsuz etkilerinden hareketle sürdürülebilir kentsel gelişme yaklaşımlarının geliştirildiği görülmektedir. Sürdürülebilir geleceğin yaratılması hedefiyle birbirinden farklı önceliklerle oluşan yerleşim modelleri, dünya genelinde farklı ölçeklerde uygulanma imkanı bulmuştur. Nüfusu 50 000'in altındaki küçük şehirleri hedef alan sakin şehir modeli doğal çevre ve sosyo-kültürel yapısını sürdürebilen şehirler için dünya genelinde önemsenen modellerden biridir. Kentsel yaşam kalitesinin küçük şehirlerde arttırılabilir olduğu söylemiyle dünyada 262 şehirde uygulama alanı bulmuştur. Bu nedenle tez kapsamında, sakin şehir modeli küçük şehirlerde sürdürülebilir kentsel gelişme hedeflerinin sağlanması ve kent kimliğinin korunması çalışmaları için önemli bir yaklaşım olarak ele alınmıştır. Bir adakent olan Gökçeada'nın yerel ürünleri, özgün şehir dokusu ve karma kültürlü yapısı göz önünde bulundurularak 2011 yılında sakin şehir hareketine üyeliği gerçekleştirilmiştir. Gökçeada böylelikle Uluslararası Sakin Şehirler Ağı'na üye olarak, dünyanın ilk ve tek sakin adası olma özelliğini elde etmiştir. Gökçeada'nın bir sakin şehir olarak sürdürülebilir gelişme sürecinde sosyo-kültürel yapısının zenginliği ve yerel üretim potansiyelinin getirdiği avantajlar değerlendirilmelidir. Ancak, bütüncül bir planlama yaklaşımı henüz geliştirilememiş olan Gökçeada'da sürdürülebilirliğin sağlanmasında sakin şehir olmasının potansiyellerinden yeterince yararlanılamamıştır. Tez kapsamında Gökçeada'nın fiziksel ve sosyo-kültürel özellikleri ile birlikte sakin şehir üyelik süreci ve sonrasında gerçekleştirilen çalışmalar analiz edilmiştir. Bu analizler için arşiv analizleri, gözlemler, görüşmeler ve göstergebilimsel okumalar yapılmıştır. Sakin şehir kriterleri ve sürdürülebilir kentsel gelişme bileşenleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesinden ve başarılı sakin şehirlerde gerçekleştirilen çalışmalar incelendikten sonra adanın özellikle sosyo-kültürel bağlamda sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla öneriler geliştirilmiştir. Geliştirilen önerilerin Gökçeada ve benzer özellikler gösteren diğer sakin şehirlerin sürdürülebilir gelişmesi için yapılacak çalışmalara ışık tutması beklenmektedir.
Kentsel açık mekânların kalite açısından değerlendirilmesine yönelik bir yaklaşım: İstanbul meydanlarının incelenmesi
Özellikle son on yılda dünyadaki teknolojik, bilimsel gelişmeler paralelinde kentleşme kavramının yeniden sorgulamasıyla birlikte; kentlerdeki yaşanabilirlik, insanların yaşam kalitesi ve bunun paralelinde kentsel mekân kalitesinin geliştirilmesine yönelik, bu konu üzerinde ciddi araştırmalar yapılmakta, bunların sonuçları araştırma raporları olarak sunulmaktadır. Hatta bazı ülkeler bunu devlet araştırmaları olarak desteklemekte ve programlı bir şekilde bu konunun iyice araştırılması için, konu üzerinde ciddiyetle durmaktadırlar.Bu çalışmada da dünyadaki gelişmeler paralelinde, ülkemizdeki kentsel mekânların, mekân kalitesi bağlamında, gerek tasarımı yeni yapılacak gerekse yeniden düzenlemesi yapılacak kentsel mekânlar (meydanlar ve sokaklar) için, ülkemiz genelinde bu mekânların yenilenmesi ve yeni tasarımlarının uygulanmasında, bu mekânlara yönelik kullanılabilecek, bir öneri model ve mekânsal kalite parametrelerinin belirlenilmesine çalışılmıştır.Bu konu kapsamında birinci bölümde konu ile ilgili hipotezler, çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi ortaya konmuştur. 2.bölümde ise mekân kalitesinin tanımı doğrultusunda, mekânın deneyimlenmesi ve algılanması gerekli koşul olduğundan mekân ve algılanması ile ilgili bilgiler verilmiştir.3.bölümde kentsel mekân ve öğeleri tanımlanmış, literatürdeki geçmiş ve günümüz araştırmaları paralelinde detaylı bir şekilde irdelenmiştir. 4. bölümde genel anlamda kalite mekân kalitesi ve kentsel mekân kalitesi nedir araştırılmıştır.5. bölümde bu araştırmalar paralelinde kentsel mekânlar için öneri mekânsal kalite prensipleri, parametreleri ve model sunulmuştur.6. bölümde mekân kalitesinin ölçülmesine yönelik yaklaşım, yöntem ve teknikler üzerinde durulmuş ve bu çalışmada kullanılabilecek yöntem ve teknik belirlenmiştir.7. bölümde çalışma alanlarının seçimi nedenleri ve ölçütleri belirlenmiş, çalışmanın süreci tariflenmiş ve alan çalışmasının sonucunda verilerden elde edilen bulguların sonuçları ve yorumları verilmiştir.8. bölümde ise ulaşılan sonuçların tartışılması ve ileriye dönük bu mekânlara ait yapılacak çalışmalar için önerilerin oluşturulmasına çalışılmaktadır.
Endüstrileşmiş konut üretiminde kitlesel bireyselleştirme
Endüstrileşmiş üretim süreçlerinde hız ve maliyet odaklı üretim anlayışı günümüzde yerini tüketicilerin bireysel gereksinimlerinin ve beklentilerinin karşılanmasının öncelikli olduğu bir üretim yaklaşımına bırakmaktadır. 1990'ların ilk yarısında üretim literatürüne kazandırılan ve günümüzün gelişmiş üretim araçları ve yöntemleri ile hız kazanan kitlesel bireyselleştirme sözü edilen tüketici odaklı üretim yaklaşımının temsilcilerinden biridir. Kitlesel bireyselleştirme tüketici ürünlerinin tasarımı, üretimi ve pazarlamasında üretim esnekliği ve tüketici katılımı kavramları üzerine kuruludur. Bu tezde kitlesel bireyselleştirme yaklaşımı endüstrileşmiş konut üretimi süreçlerinde kullanıcıların bireysel tercihlerinin karşılanmasına yönelik bir araç olarak ele alınmıştır. Konut üretiminde konutun tasarımı ya da kullanımı sırasında potansiyel kullanıcıların bireysel tercihlerinin karşılanması amacıyla esneklik ve uyabilirlik üzerinde uzun süredir çalışılan kavramlar olmuştur. Söz konusu kavramlardan üretilen yaklaşımlar konutun kullanımı öncesinde ya da kullanımı sırasında olmak üzere iki temel biçimde uygulama alanı bulmuştur. Bu araştırmada kitlesel bireyselleştirme yaklaşımı konut sektöründe ele alınarak konutta uyabilirlik olanaklarına katkısı bağlamında değerlendirilmiştir. Kitlesel bireyselleştirme yaklaşımının etkinliğinin üreticilerin konutta sundukları esneklik ve çeşitliliğin tüketicilerin gereksinimlerinin ve beklentilerinin değişim gösterdiği ve onlar için öncelik taşıdığı alanlarda odaklanması ile artacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda gerek literatür çalışmasını desteklemek gerekse Türkiye'de konut üretiminin önemli bir bölümünü oluşturan özel sermayeli konut alanlarında sunulan bireyselleştirme düzeyini arz ve talep dengesi içerisinde değerlendirmek amacıyla bir alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Literatür araştırması ve alan çalışması ile ulaşılan bulgular sonucunda konut üretimi süreçlerinde tüketici odaklılığın ve kitlesel bireyselleştirme yaklaşımının yapı ve konut sektörüne özgün biçimde gelişim göstermekte olduğu ve konut üretiminde uyabilirlik düzeyinin geliştirilmesine yönelik bir potansiyel taşıdığı görülmüştür. Bununla birlikte alan çalışmasında incelenen örneklerde Türkiye'de üst sınıf konut üretiminde karşılaşılan biçimi ile kitlesel bireyselleştirme yaklaşımının potansiyel konut alıcılarının öncelikli olarak mekansal düzeyde bireyselleştirme beklentilerinin varlığına karşın üreticilerce özellikle bitirmeler ve donatılar düzeyinde çeşitlilik sağlama amacına yönelik kullanılmasıyla sınırlı kaldığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kitlesel üretim, kitlesel bireyselleştirme, kullanıcı odaklı tasarım, konut üretiminde tüketici odaklı endüstrileşme.
Kent, markalaşma ve rotterdam ofis binaları
ÖZETRotterdam ekonomik, kültürel ve kentsel bağlamda bugün Hollanda'nın en hızlı büyüyen kentidir. Kentin ekonomik fonksyonu ve izlediği markalaşma politikası, yapılaşmış çevresini de büyük oranda değiştirmiştir. Buna bağlı olarak ofis yapıları Rotterdam kent siluetinin en önemli unsurları haline gelmiştir.Bu doğrultuda yapılan çalışma altı kısımdan oluşmaktadır:Giriş bölümünde Rotterdam ofis yapıları ve markalaşma unsuru ilişkilendirilerek, çalışmanın amacı ve yöntemi belirtilmiştir. Öte yandan Rotterdam'ın tarihi, demografisi ve mevcut durumu hakkında kısaca bilgi verilerek kent genel olarak tanıtılmıştır.İkinci bölümde II. Dünya Savaşı'nın etkilerinin ve Rotterdam Limanı'ndaki gelişmelerin kentsel çevrede yarattığı değişiklikler irdelenmiştir. Rotterdam'ın geçirdiği kentsel dönüşüm fotoğraflar ve haritalar yardımı ile ifade edilmiştir.Üçüncü bölümde `marka kent' olgusu üzerinde durulmuş, farklı kentlerle karşılaştırmalar yapılarak, Rotterdam'ın markalaşma süreci değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, yapılaşmış çevrenin markalaşma üzerindeki etkileri sorgulanarak mimarlık-kent ilişkisi incelenmiştir.Dördüncü bölümde ofis yapılarının oluşumunda etkili olan faktörler ve Rotterdam'ın yüksek yapılaşma politikası açıklanmıştır. Bunun yanısıra diğer Hollanda kentleri ve dünya metropollerinden örnekler verilerek, Rotterdam'ın bir `ticaret kenti' olarak gelişimi değerlendirilmiştir.Beşinci bölümde markalaşma faktörü ile ilişkilendirilerek, Rotterdam kent siluetinde önemli konuma sahip olan ofis yapıları incelenmiştir. Özellikle son yıllarda kentin markalaşmasında büyük etkisi olan Kop van Zuid Projesi üzerinde durulmuştur.Yapılan çalışmalara bağlı olarak, sonuç kısmında, bugün Rotterdam'ın markalaşma sürecinde bulunduğu konum değerlendirilerek, kent imajını güçlendirecek bir takım öneriler üzerinde durulmuştur.Anahtar kelimeler: Rotterdam, marka kent, ofis yapıları, kimlik, imaj, liman kenti, kentsel dönüşüm
Karikatürün hedef nesnesi olarak mimarlığın "kübik ev" üzerinden eleştirisi
Cumhuriyet ideolojisinin modernleşme projelerinin halk üzerinde, mekansal anlamda etkin olduğu alan sivil mimarlık olmuştur. Modern konutun yeni yaşantıyı ifade edecek biçimde şekillenme gereği, Cumhuriyet ideolojisinin öngördüğü biçimde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Siyasi modernleşmenin bir ayağı olarak ele alınan ve topluma halk mimarlığı olarak sunulan modern konut yapılanmasının sivil ayağı daha da önem kazanmaktadır. Dönemin kamu yapılarında etkin olamayan Türk mimarlar, Cumhuriyet'in kurgulamaya çalıştığı sivil mimarlığın genel anlamda üreticileri ve ana öznesi konumunda olmuşlardır. Dolayısıyla yapılan bu çalışma, modernleşme projesinin algısal boyutunu daha iyi kavrayabilmek için sivil modernleşme olgusunun resmi ideolojik yayınlar dışında ele alınmasını zorunlu görmüştür. Bu noktada, yönetici kitleden bağımsız, muhalif, mizah yayınları modern konutun sivil algısal boyutunu ortaya koymak için önemli bir alan oluşturmuştur. Gerek resmi gerekse de sivil modernleşme kurgusu içerisinde modern, yeni konut ?kübik ev? terimi ile simgelenmiştir. Gerek mimaride gerekse de karikatürlerde yer alan kübik konutlar, görsel okuma strüktürü kullanılarak oluşturdukları mimari imgeler yolu ile çözümlenilmeye çalışılmıştır. Bu çözümleme, kübik ev imgesinin mekansal anlayışının toplumsal algısını ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, mimarlık alanında öngörülen yeni konut anlayışı, Batılı örneklerin kavramsal dayanağından yoksun, biçimsel bir anlayışın ürünü olmuştur. Karikatür alanında ise, eleştirilemeyen kamu yapıları yerine, eleştirilen yeni konut imgesi ?kübik evler? biçim üzerinden gerçekleştirilen ideolojik bir eleştiri alanı olmuştur.
Sinema ve mimarlıkta mekan kurgusu ve kavrayışı
Mekan olgusu, tüm içerdikleriyle bir bütündür ve varoluşsaldır. İnsan ana rahmine düştüğü andan itibaren `mekan' olgusuyla çepeçevre kuşatılmıştır, dolayısıyla varoluşunun temsillerini yansıtan sanat ürünlerini ortaya koyarken, bu ürünleri mekan olgusundan bağımsız kurgulayamaz. Sinema ve mimarlık, `deneyim' odaklı sanatlar olmalarıyla mekansallığın en yoğun aktarıldığı sanat ürünlerini üretirler. Bu çalışmada, ürünlerinde mekanı kaçınılmaz olarak konu edinen sinema ve mimarlığın birbirlerine, yöntem, yaklaşım, tasarım ve temsil olarak kaynaklık edebilme potansiyelleri araştırılarak, örnekler özelinde, mekansal öğelerin kurgulanış ve kavranış potansiyelleri, bu bulguların izleğinde araştırılmıştır.İkinci bölümde, sinemada ve mimaride mekan deneyimi özelinde, sinema ve mimarlık ilişkileri, tarihsel süreç, yöntem ve teknikler ve birbirlerine referans olma potansiyelleri irdelernmiştir. Bu bağlamda, mimari mekanın sinema mekanından edindikleri; mimari mekan tasarımında kullanılan sinematografik teknikler; kadraj, montaj, sekans ve ışık başlıkları altında her iki disiplinin ürünleriyle örneklenerek araştırılmıştır. Daha sonra, sinema mekanının mimari mekandan edindikleri, mekanı ne oranda konu edindiği üzerinden araştırılarak; fon olarak, tamamlayıcı eleman olarak ve ana öğe olarak mekan kavramlarına örneklerle değinilmiştir. Mekanın sinemadaki temsili, Uğur Tanyeli(2001)'nin sınıflandırması temel alınarak sorgulanmıştır. Sanal bir mimarlık alanı tanımlayan, gerçek mekanları yeniden üreten ve mimarları ya da mimari üretimleri konu alan filmler, örneklenerek mekansal deneyim bağlamında okunmuştur.Üçüncü bölümde ise, bir mimari yapı ve bir film; sinematik ve mekansal öğeler üzerinden ele alınarak; `sinematik mekanın' ve `mimari mekanın' üretiminde, sinema ve mimarlığın etkileşimleri, ortaklıkları, birbirlerinden ödünç aldıkları yöntem ve teknikler paralel örnekler üzerinden irdelenmeye çalışılmıştır. Birbirlerine yakın tarihlerde tamamlanmış olan bir mimari eser ve bir sinema filmi; mekansal ve sinemasal yolla anlattıkları konuların ortaklıkları gözetilerek, çalışmaya konu edilmiştir. Bu bölümde, her iki eser de, hem sinematik hem mimari yönleri ile irdelenerek, sinemanın mimarlığa, mimarlığın ise sinemaya sağlamakta olduğu ve gelecekte sağlayabileceği potansiyeller sorgulanmıştır.
Günümüz cami cimarisinin işlev-biçim ve teknoloji ilişkisi açısından incelenmesi
İslam dininin ibadet yapısı olan camiler, İslamiyet ilk geldiğinde din tarafından tanımlanmış olmayıp daha sonra zamanla işlev ve ihtiyaç doğrultusunda oluşmuş yapılardır. Başlangıç dönemlerinde camiler işlev neticesinde ortaya çıktıkları ve ortak İslam kültürünü paylaştıkları için farklı coğrafyalarda farklı zaman dilimlerinde yapılmış olsalar da büyük farklar göstermemiştir. Ancak ilerleyen zaman içinde hem inşa edildikleri zaman diliminin teknolojik imkânlarının elverdiğince kullanılması hem de dönemlerinin devlet ideolojisine paralel olarak camiler, sanayi devrimi öncesi İslam coğrafyasındaki toplumların en önemli kamusal yapı tipi olmuştur.Sanayi devrimi sonrası modernizm hareketleri ile değişen devlet yapısı ve resmi ideoloji ile camiler Türkiye'de devlet desteğini kaybetmiştir. Gerek dinin devlet işlerinden ayrılması gerekse modernist yaklaşımın kendinden öncekini yok sayması, geçmiş'in sembollerinden biri olan cami yapısının bu dönemde önemini kaybetmesine yol açmıştır. Bu dönemden itibaren gelişen dinin toplum üzerindeki etkilerinin ve buna bağlı olarak dinsel mimarlığın yok sayılmasına bir tepki olarak geçmişi savunan kesim, geçmişteki cami biçimlenme özelliklerini birebir alma eğiliminde olmuştur. Bunun neticesinde camiler, işlevin formu yönlendirdiği biçimlenme özelliklerinden tersine bir şekilde formun işlevi yönlendirdiği biçimlenme özelliğine dönüşüm göstermiştir. Sanayi devriminin getirdiği yeni inşaat malzemeleri ve metotlarının cami yapısına getirisi bu gibi sebeplerden ötürü kısıtlı seviyededir.
Kent çeperlerindeki az katlı konut topluluklarının kullanıcı-mekan ilişkisi bağlamında değerlendirilmesi: İzmir örneği
20.yüzyılın sonlarında dünya genelinde yaşanan dönüşümler, konut üretim biçimlerinde de farklılıklar yaratmıştır. Özellikle 1960 sonrasında yaşanan ekonomik değişimlerde temellenen süreçler, konut alanlarının şekillenmesinde de temel belirleyici haline gelmiş; az katlı konut toplulukları ve kapalı konut siteleri de bu dönüşümlerin bir ürünü olarak ortaya çıkmışlardır. Temel nitelikleriyle öncekilerden farklı bir barınma pratiğine işaret eden bu oluşumlar, yeni bir konut sunum biçimi ve kentsel büyüme formu olarak öne çıkmaktadır. Küreselleşmenin etkileriyle dünyaya yayılan bu değişimler kapsamında, bu yeni konut alanlarının her ülkenin ve kentin kendi özgün bağlamı çerçevesinde şekillendiği görülmektedir. Türkiye'de de 1980 sonrasında, kent çeperlerinde, ortaya çıkan konut siteleri yeni bir yaşam tarzını, `farklılık' iddiasındaki bir mekansal örgütlenme ile tüketiciye sunmanın yeni bir yolu olarak keşfedilmişler; İstanbul ve Ankara'dan sonra başka büyük kentlerde olduğu gibi İzmir'de de giderek artmışlardır. Çalışmanın temel amacı, kent çeperindeki az katlı konut topluluklarının ortaya çıkış süreçlerini ve taşıdıkları problematikleri üst ölçekteki toplumsal gelişmeler paralelinde anlamaya çalıştıktan sonra, mimarlık eylem alanında bu konut toplulukları için bütüncül bir bakma biçimi geliştirmek ve bu çerçevede İzmir örneğini kullanıcı-mekan ilişkisi bağlamında derinlemesine irdelemektir. İzmir'deki az katlı konut toplulukları ve kapalı konut siteleri, ulusal ya da uluslararası ölçekteki benzerlerinden, kentin iç dinamikleri doğrultusunda temel farklılıklar içermektedir. Bu doğrultuda tez çalışması, konuya ilişkin geliştirmeye çalıştığı bütüncül bakma biçimiyle konunun her boyutuyla görülmesini sağlamış; İzmir kentindeki az katlı konut toplulukları ile ilgili yapılan envanter çalışmasının yanı sıra anket çalışmasından elde edilen bulgularla, İzmir'in dünya ve Türkiye içindeki farklılıklarını ortaya koymuştur.
Medyanın mimarlığa etkisi, mimar imgesinin oluşumunda medyayın rolü
Bu tez çalışmasının amacı; mimarlık kültürünün ve mimarlık mesleğinin toplumlara kanalize edilmesinde medyanın rolünün incelenmesidir.Toplumlara mimarlık kültürünün verilmesinin önemi vurgulanarak, medya kaynaklarının bu konudaki çalışmaları irdelenmiştir. Mimarlığın lüks olmaktan çıkartılıp, mimarlığa olan ihtiyacın farkındalığının yaratılmasının önemi vurgulanmıştır. Bu doğrultuda medyanın kamuoyu yaratmada ve toplumsal rol modeller oluşturmada elinde bulundurduğu gücün kullanımı üzerinde durulmuştur.
Çocukta mekan algısının gelişiminde masalın etkisi/ önemi
Çocuk toplumun yarınıdır. Çocukların kendilerine ve çevrelerine karşı sorumluluklarını bilen ve bilinç düzeyi yüksek bireyler olarak yetişmesi toplumların geleceği için önemlidir. Çocukların, etrafında olup biten her şeyi sorgulayan, etkin, katılımcı, yaratıcı, haklarını bilen ve koruyan, sürekli değişen, çevresini de değiştiren bir çocukluk anlayışına sahip olmaları gerekmektedir. Çocuklar ile ilgili alınacak kararlarda çocukları en iyi anlatacak olan yine çocuklar olacaktır. Bu nedenle etkin bir şekilde çocuk katılımı sağlanmalıdır. Bu araştırma ile; temel konusu mekan yaratmak olan mimarlık disiplininde, çocuk katılımının sağlanarak çocukça ve çocuk ile birlikte, çocuğun mekansal düzeyde algısı üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır.?Çocukların mekan algısının gelişimi? ni ortaya koymak adına; çocuk, mekan, algı ve masal kavramları ile ilgili olarak literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmanın bilimsel temelleri ortaya konularak, ?masal? kavramı üzerinden, çocukta mekansal algı gelişimini destekleyici kuram ve görüşlere yer verilmiştir. ?Çocuk? kavramı ele alınmış, çocuğun değişik parametrelerin etkisi ile algılama düzeyi değerlendirilmeye çalışılmıştır. ?Mekan ve algı? kavramları, çocuk merkezli değerlendirilerek, mimarlık disiplini içerisindeki yerleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çocukta mekan algısını masal ve masal mekanları üzerinden okunması konusunda, literatür araştırması sonucunda elde edilen fikir, kuram ve görüşler, yapılan alan çalışması ile desteklenmeye çalışılmıştır.Çocukta mekan algısının ve gelişim sürecinin değerlendirilmesi sırasında, çocuğun masalda geçen mekanlar ile günlük yaşamında kullandığı gerçek mekanlar arasında kurduğu ilişki değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçların yorumlanması ve sonucunda oluşturulan önerilere yer verilmiştir.
Medya, cinsiyet ve mimarlık: Televizyon reklamlarında mutfak temsil biçimlerinin cinsiyet bağlamında okunması
Tüm toplumsal değerlerin oluşumunda ya da değişiminde olduğu gibi toplumsal cinsiyet kavramındaki değişimlerde de medya etkin öğelerden biridir. Varolan değeri yeniden üretme gücünü elinde tutan medya, özellikle reklamlar üzerinden rol-modeller ve onların mekânlarını yaratır. Reklamlar yalnızca ürünü değil, ürüne yüklenen anlamları da satışa sunar. Reklam, ürün ile kullanıcı arasında bir özdeşleşme kurar. Böylece satılan ufak bir aksesuar dahi olsa, kullanıcının mekânı, giysileri, okudukları gibi yaşam tarzının göstergesi kabul edilen nesneler ve alanlar reklamda ya doğrudan tanımlanır ya da ima edilerek hayal gücümüze bırakılır. Satılan, ürün olmanın ötesinde artık bir ?yaşam tarzı?dır. Reklam, önerdiği yeni yaşam tarzı çerçevesinde, cinsiyetçi rol-modelleri ile birlikte mekânın cinsiyetini de yeniden tanımlamış olur.Geleneksel normlarda kadın daha çok özel alan yani konut ile eşleştirilirken, erkek ise kamusal alan ile eşleştirilir. Böylece, toplumda kabul gören cinsiyetçi roller doğrultusunda önce kullanıcı ardından da mekân cinsiyetlendirilmiş olur. Kamusal alan-konut ayrımının yanında konut içi bölümlerde de benzer bir ayrım görülür. Mutfak ve yatak odası daha dişil alanlar iken, oturma odası ya da salon olarak adlandırılan birimler daha eril bölgeler olarak nitelendirilir. Bu çalışma kapsamında ise dişilik atfedilen mutfak mekânının televizyon reklamları ile yeniden cinsiyetlendirilmesi, eril mekânlar haline getirilmesi seçilen örnekler üzerinden ele alınmıştır. Televizyon, medyanın en etkin ve yaygın alanlarından biri olduğu için tercih edilmiştir.
Mimarlıkta hesaplamalı tasarım teknikleri ve Türkiye örnekleri
Bilgisayar teknolojilerinde 20. Yüzyıl'ın sonlarına doğru yaşanan hızlı gelişmeye koşut olarak sanal iletişim araçları ve kişisel bilgisayarların yaygınlaşması birçok disiplin gibi mimarlıkta da etkisini göstermiş, başlangıçta mimari çizim aracı, sonrasında ise kapsamı genişleyerek temsil ortamı olarak araştırılmasına ve kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bu sürecin doğal bir sonucu olarak algoritma, parametre, animasyon gibi farklı disiplinlere ait kavramlar mimarlık disiplinine transfer olurken geleneksel temsil araçları ile görselleştirilmesi güç olan Öklid-dışı geometriler bilgisayarın ?hesaplama? kabiliyeti ile görselleştirilebilir ve inşa edilebilir hale gelmektedir.Başlangıçta mimarlık pratiğinde daha hızlı ve nitelikli çizim üretme aracı olarak kullanılan bilgisayar, hesap yapabilmesi nedeni ile, gittikçe mimari tasarımın ön aşamalarına ve üretime dahil olmaya başlamış, özellikle günümüzün en etkin mimari üretim ve temsil aracı haline gelmiştir. İlk araştırmaları ve denemeleri yurt dışında görülen hesaplamalı tasarım teknikleri ile üretilen çalışmalarda bilgisayarın temsil aracı olma işlevine tasarım ortamı olarak kullanılması da eklenmiştir. Bu tür çalışmaların kimi zaman Türkiye'deki yansıması ?moda olanı yapma? olarak karşılık bulsa da hesaplamalı tasarımın ardındaki matematiksel ve geometrik işleyişin ve donanımın farkında olan bazı araştırmacı mimarlar bugün bu tasarım teknikleri ile yurt içinde ve dışında çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma kapsamında seçilen iki mimar profili olan Gökhan Avcıoğlu ve Onur Yüce Gün de biçimsel taklitlerle transfer yapmanın aksine farklı yollardan bu teknik, biçim ve geometrileri araştırmakta ve uygulamaktadır. Bu sebeple ilk denemeleri yurt dışında görülen hesaplamalı tasarım tekniklerinin Türkiye transferlerini ve yurt içindeki örneklerini oluşturmaktadır.Bilgisayarın gelişim sürecinin burada kalmayacağı ve bilgisayar destekli çalışmaların mimarlığın tasarım pratiğinin merkezine doğru ilerleme eğiliminde olduğunun ipuçları özellikle son yıllarda ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın konusu olan geometri, hesaplamalı tasarım teknikleri ve bu tekniklerin Türkiye'ye transferi bu bağlamda ele alınacak ve alandaki gelişmeler bu bakış açısıyla izlenmeye çalışılacaktır.
Ekolojik konut tasarımı kriterlerinin araştırılması ve İzmir ili için bir tasarım modeli önerisi
Dünya üzerinde tüketilen enerjinin yaklaşık yarısı yapı kaynaklıdır. Yapıların çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerinin azaltılması arayışı sonucunda ?ekolojik yapı? kavramı ortaya çıkmıştır. Ekolojik bir yapı tasarlayabilmek için yapının gerçekleştirileceği çevre ile ilgili veriler doğru saptanmalı ve uygulanacak ekolojik yaklaşımlar bu bilgiler ışığında seçilmelidir.Bu tez çalışmasının ilk amacı İzmir ili yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelini ve çevre verilerini incelemektir. Bu inceleme kapsamında yenilenebilir enerji kaynak potansiyeli ve çevre verileri tek bir çalışmada toplanarak bundan sonra yapılacak olan çalışmalara kaynak oluşturması hedeflenmiştir. Çalışmanın ikinci amacı ise yapı kaynaklı enerji tüketiminin büyük bölümünü oluşturan konutların çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerini azaltacak, kendi enerjisini kendisi üreten, yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin biçimde kullanan, uygulanabilir bir ekolojik konut modeli önermektir.Bu amaçlar doğrultusunda çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın yöntemi, kapsamı, amacı ve önemi anlatılmıştır. İkinci bölümde çevre, enerji, ekoloji ve sürdürülebilirlik gibi temel kavramlar açıklanarak çevre ve yapı ilişkilerine dikkat çekilmiştir. Üçüncü bölümünde ise açıklanan kavramların ışığında ekolojik mimarlık ilkeleri ele alınmaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümünde; İzmir'deki çevre sorunları ve nedenleri, İzmir ili çevre verileri ve yenilenebilir enerji kaynakları analiz edilmiş, bu analiz doğrultusunda ekolojik mimarlık ilkeleri İzmir ili özelinde incelenmiş ve örnek konut tasarım modelinin geliştirilmesi için bir çalışma alanı belirlenmiştir.Ortaya konulan kriterler ve verilerin değerlendirilmesi sonucunda İzmir'in Seferihisar ilçesi ekolojik kaynaklar açısından en potansiyelli alan olarak belirlenmiş, çalışma alanı burada seçilerek, alan üzerinde uygulanabilir bir konut modeli önerilmiş ve maliyet hesapları ile birlikte sunulmuştur.Çalışmanın son bölümü olan ?Sonuç? bölümünde önerilen konut modelinde yer alan aktif sistemlerin yapı maliyetindeki oranları ve geri dönüş süreleri ele alınmış, değerlendirme ve öneriler sunulmuştur.
1950'den günümüze karşıyaka'da apartman tipi konut yapılarındaki mekansal değişim ve dönüşümler
Konut, yapıldığı dönemin ve konumlandığı bölgenin sosyo-ekonomik ve politik özellikleri ile kültürel değerlerini en iyi yansıtan mimari ürünlerden biridir. Türkiye'de ve İzmir'de konut üzerine yapılan çok sayıda araştırma ile mimari alanda yaşanan değişim ve dönüşümlerin geleceğe aktarılması sağlanmıştır. Bu çalışmada amaçlanan, konut araştırmaları için yeterli envanteri içerisinde barındıran, İzmir'in en eski ve en büyük yerleşim yerlerinden biri olan Karşıyaka'da, 1950 yılından günümüze kadar yaşanan değişimlerin apartman tipi konut yapıları üzerinden irdelenmesidir.Karşıyaka'da bu çalışma kapsamında tüm konut alanlarında inceleme yapmak zaman ve işgücü açısından hemen hemen olanaksız olduğundan konut mimarisinde yaşanan değişimlerin net olarak okunduğu bir bölge seçilmiş ve burada detaylı bir araştırma yapılmıştır. Çalışma alanı, farklı konum özellikleri ile sosyo-ekonomik ve kültürel şartları barındıran iki ayrı bölgeye ayrılmıştır.Çalışma bölgelerinde yapılan inceleme iki aşamada yürütülmüştür. Bunlardan ilki incelenen konutların konumlandığı ada ve parsellerin özellik olarak irdelendiği kentsel ölçek, diğeri ise konut mekanındaki örgütlenmenin irdelendiği mimari ölçektir. Kentsel ölçeğin mimari ölçeği ne derece etkilediği de çalışma içerisinde incelenmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen veriler üzerinden çıkarılan grafik, şema ve değerlendirmeler ile yaklaşık 50 yıllık bir süreçte çalışma alanlarında yaşanan mimari değişim ve dönüşümler belgelenerek ortaya konmuştur.
Kamusal mekan ? tüketim olgusu etkileşiminin İzmir'deki alışveriş merkezleri bağlamında değerlendirilmesi
Tezin kapsamında alışveriş merkezleri, kamusallık ve tüketim kavramları çerçevesinde irdelenmekte, birer tüketim mekanı olan alışveriş merkezlerinin kamusallığı, kullanıcının algılama, kullanım ve değerlendirmesi çerçevesinde değerlendirilmektedir.Birinci bölümde problem tanıtılmakta, yapılmış çalışmalar, çalışmanın amacı ve araştırma yöntemine ilişkin özlü bilgiler verilmektedir. Algılama, kullanma ve değerlendirme sürecinde, alışveriş merkezine kullanıcı ?kamu?nun ?mekan?la ?kamusallık? bağlamında kurduğu ilişki, problemin ana eksenini oluşturmakta, bu ilişkilenme sürecinin geleneksel alışveriş merkezi ve yaşam tarzı merkezlerinde nasıl farklılaştığı ise, ikincil çözümleme alanı olarak tanımlanmaktadır.İkinci bölümde tez çerçevesi içinde alışveriş merkezi mekanının iki temel girdisi olarak kabul edilen kamusallık ve tüketim, kavramsal ve mekansal yönleriyle ele alınmaktadır. Kamusal mekanın doğal oluşum süreci içinde temel işlevlerinden birisi olan alışveriş eyleminin tüketim toplumunun yaşamsal unsurlarından biri haline gelmesi, kamusal mekan yaratma fikrinin tüketime uygun zemin hazırlayan bir araç olarak kullanılmaya başlanması bu bölümün ana temasıdır.Üçüncü bölümde, alışveriş merkezlerinin gelişim süreci kamusallık ve tüketim bağlamında, dünya ve Türkiye örnekleri kapsamında irdelenmektedir. Türkiye'de küreselleşmeyle birlikte gelen yeni ekonomik ve sosyal değerlerin bileşkesi olarak ortaya çıkan ve günümüz tüketim toplumunun kamusal mekan ihtiyaçlarına karşılık gelen alışveriş merkezleri, ekonomik, sosyal ve mekansal yönleriyle tartışılmaktadır.Dördüncü bölüm, alan araştırmasını içermektedir. Bu bölümde, İzmir kenti ve alışveriş mekanlarının tarihi ve bugününe değinilmekte, araştırmanın yöntemi ile bulgular açıklanmakta ve yorumlanmaktadır.Son bölümde ise bu kavramsal ve mekansal analizler değerlendirilerek ve konu ile ilgili önerilerde bulunulmaktadır. Tüketim aracı olmalarına ve toplumun her kesimi için ulaşılabilir olmamalarına karşın, çizilen kavramsal çerçeveye ve kullanıcı kitlenin algı, kullanım ve değerlendirmeleri ile elde edilen verilere dayanılarak, alışveriş merkezlerinin tüketim toplumunun kamusal mekanları olduğu sonucuna ulaşılabilmektedir.
İklim duyarlı yapılaşma için imar yönetmeliği geliştirme modeli
İklim duyarlı yapı tasarımı, günümüzün en önemli sorunlarından olan küresel ısınma ve iklim değişikliğinin önlenmesine sağladığı katkı nedeniyle son derece önemlidir. Bu doğrultuda, planlama sürecinden başlayarak, yapının tasarımı, uygulanması ve kullanımı aşamalarında, bulunulan bölgeye ait hava sıcaklığı, nem, yağış, rüzgar, güneş ışınımı ve bulutluluk gibi iklim elemanlarının kullanıcı konforunu sağlamaya yönelik olarak irdelenmesi gerekmektedir.Ülkemizde iklim duyarlı yapı üretimi ile ilgili herhangi bir yaptırım bulunmamaktadır. Bu durum konunun öneminin ülkemizde henüz algılanmadığının; bir başka deyişle tasarımcılar, uygulamacılar ve kullanıcılar açısından yeterli bilince sahip olunmadığının göstergesidir. Bu nedenle; toplumsal anlamda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmaların hızla ele alınması gerekmektedir.Genel anlamda, yeni bir uygulamanın kabul görmesi ve yaygınlaşmasının en kolay ve etkili yolu, konu ile ilgili yaptırımlar içeren yasal bir mevzuat hazırlanmasıdır. Bu doğrultuda, ülkemizde halen yürürlükte bulunan İmar Yönetmelikleri'nin, iklim duyarlı bina tasarlanması, uygulanması ve uygulama sonrası denetlenmesine imkan veren yaptırımlar eklenerek revize edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmaların ayrıca; İmar Kanunu ve enerji konusunda geliştirilen diğer yasa ve yönetmelikler ile bütünlük sağlayacak şekilde yürütülmesine de özen gösterilmelidir.
Büyükelçilik binalarında simgesellik boyutunun irdelenmesi
Bu tez, büyükelçilik yapılarının mimari özelliklerinin ve ulusal kimliin temsiliyetinde oynadıkları rolün, T.C. Büyükelçilikleri kapsamında incelenmesi, belgelenmesi ve sınıflandırılması amacıyla balanmı bir çalımadır. Aratırmada, Türkiye'nin farklı tarihsel dönemlerdeki dı politikasının yanı sıra, dönemin baskın sosyal, politik, ekonomik faktörlerinin ve mimarlık ortamının, büyükelçilik yapıları üzerindeki mimari yansımalarına odaklanılmıtır. Örneklem grubunu T.C.Büyükelçilik yapıları oluturmakla birlikte, gerektiinde mimari temsiliyet özellii taıyan farklı yapı grupları ve yabancı ülkelere ait elçilik yapılarına da referanslar verilerek çalıma geniletilmitir. Bu yapıların oluturulmasında rol oynayan farklı mimar ve meslek gruplarının yorumları da, konunun çeitli boyutlarda sergilenmesi amacıyla göz önünde tutulmuştur. Çalımada, büyükelçilik yapılarının mekansal örgütlenme biçimlerinin benzer tutumlar izledii gözlenmitir. Bununla birlikte, ulusal kimlik konusunda, mimarlıkta benzer söylemsel ve biçimsel boyutların sürekliliini koruduuna iaret edilmi, T.C. Büyükelçilik yapılarının mimari temsiliyetinin, ?Dou? ve ?Batı? ülkelerinde farklılık gösterdii görülmütür.
Tüketim toplumunda mekansal örgütlenme, alışveriş merkezleri üzerine bir inceleme
Bu çalımanın amacı, modern dünyaya ait bir olgu olan tüketim kavramının mekan üzerindeki etkisini alıveri merkezi örnei üzerinden incelemek ve sonuçlarını ortaya koymaktır. Mimarlıın toplumsal yapı ile olan ilikisi tarihin her döneminde farklı mimarlıklar ortaya çıkmasına neden olmutur. Günümüzde ise hem toplumsal yapının, hem de onun ürünü olan mekanın ekonomik fenomenlerin etkisi altında ekillendii görülmektedir. Tüketim toplumu olarak adlandırılan günümüz toplumunu ve onun mekanlamasını kavramak için tezde öncelikle tüketim, tüketim toplumu, tüketim kültürü kavramları açıklanmıtır. Tüketim mantıının toplumu ve mekanı yine tüketim merkezli olarak örgütlemesi anlatılmıtır. Bu anlatımdan sonra tüketim merkezli örgütlenmi mekan olarak seçilen alıveri merkezleri üzerinde bir analiz yapılmıtır. Bu merkezlerin oluum süreci içerisinde tüketimi arttırıcı akılcılatırma çalımalarının etkisi, ticari programlama ve mimari programlama dahilinde anlatılmıtır. Seçilen örneklerde yapıların yer seçiminden, plan emasına, içeriine ve kullanılan mimari elemanlara kadar yapılan akılcılatırma çalımalarının alıveri merkezlerinin oluumunu belirledii görülmütür. Sonuç olarak alıveri merkezlerinin oluumunun tüketimi arttırıcı bir takım çalımaların ürünü olduu ve mimari tasarım sürecinin de bu girdilerin gereklilikleri dorultusunda ekillendii, dolayısıyla mimari yapının bu ticari oluumun bir alt yapısı konumuna indirgendii görülmütür.
Kaynaştırma eğitimi kapsamında eğitim yapılarında engellerin kullanımına yönelik mimari düzenlemeler
Engelli çocukların saglıklı bir sekilde gelisebilmeleri için öncelikle diger bireylerin sahip oldukları egitim imkanlarına kavusmaları gerekir. Bu ise engelli çocukların akranları ile bir arada bulunması, onlarla aynı fiziksel ortamları paylasması ile ancak mümkün olabilir. Bu nedenle kaynastırma egitimi kapsamında egitim yapılarında engellilerin kullanımına yönelik mimari düzenlemeler konusu tez kapsamında incelenmistir. Tez kapsamında engellilik kavramı incelenmistir. Engelli tanımı, sınıflandırılması ve engellilerin özellikleri görme, isitme, zihinsel, ortopedik ve diger engelliler alt baslıkları altında degerlendirilmistir. Özel egitimin tanımı yapılmıs, özel egitimin önemi, gerekliligi ve amacı aktarılmıstır. Daha sonra özel egitim kurum ve okullarında egitim ele alınmıstır. Tezin konusunu olusturan kaynastırma egitimi ayrı bir baslık altında degerlendirilmistir. Dünyada ve Türkiye'de özel egitimin bugünkü durumu arastırılmıs, Türkiye' de egitim çagındaki engelliler ile ilgili yasal düzenlemelere iliskin mevcut durum ortaya konulmustur. Kaynastırma egitimi kapsamında egitime yönelik egitim yapılarında düzenleme yapılabilmesi için öncelikle erisilebilir okul tasarımı için gerekli genel tasarım özellikleri ve engellilere yönelik egitim yapılarının mimari özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Son bölümde egitim yapılarında engellilerin kullanımına yönelik yapılaması gerekli mimari düzenlemeler aktarılmıstır. Farklı engel gruplarına göre mekansal çözüm önerileri sunulmus ve bu bilgiler dogrultusunda engelli ögrencilerin özelliklerine göre egitim yapılarının mekansal düzenlemeleri belirlenmistir. Sonuç bölümünde ise, kaynastırma amaçlı okul binası tasarımında mekansal düzenlemeler tablo halinde aktarılarak sonuç bölümü olusturulmustur.
Sağlık yapılarında renk olgusunun özel dal hastaneleri hasta yatak odası örneklerinde araştırılması
ÖZSağlık sektöründe yaşanan değişimler, kullanıcı merkezli, insancıl ve iyileştirici mekanların tasarlanması önemini arttırmıştır. Bu amaç doğrultusunda, rengin, fiziksel özellikleri, fizyolojik ve psikolojik etkileri değerlendirilerek, mekanda işlevsel, estetik ve simgesel kullanımı, sağlıklı ortamların tasarımında etkilidir. Bu nedenle, tez kapsamında, sağlık yapılarında renk olgusu çalışılmış ve farklı özel dal hastanelerinden hasta yatak odası örneklerinde etkin renk kullanımı araştırılmıştır.Birinci bölümde, mimaride renk konusunda genel bir giriş yapılmış, problem tanımlanarak, çalışmanın amacı ve yöntemi belirtilmiştir.İkinci bölümde, renk temel bilgileri aktarılmıştır. Renk olgusu, insanda rengin algılanış sistemi, renk kavramı ve mekan algısında renk başlıkları bütününde ele alınmıştır. Rengin fiziksel özellikleri, renk analizi ve renk armonisi, temel renk kavramları olarak özetlenmiştir.Üçüncü bölümde, sağlık alanında renk olgusu incelenmiştir. Rengin insan üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkileri ve tedavide kullanımı araştırılmıştır.Dördüncü bölümde, sağlık yapılarında renk olgusu incelenmiştir. Sağlık yapılarına ilişkin gerekli tanımlamalar yapılmış, kullanıcı gereksinimlerine yönelik tasarım ilkeleri ve sağlık çevrelerinde renk tasarım ilkeleri derlenmiştir. Sağlık yapılarında rengin etkin kullanımı, farklı hastanelerden bina cephe, dış mekan ve iç mekan örnekleriyle ortaya konmuştur.Beşinci bölümde, sağlık yapılarında renk olgusu özel dal hastaneleri hasta yatak odası örneklerinde değerlendirilmiştir. Hasta yatak odalarındaki renk kullanımları karşılaştırılmıştır.Araştırmanın sonuç kısmında, sağlık yapılarında rengin etkin kullanımının sorgulanmasında belli başlıklar önerilmiştir.Anahtar sözcükler: Renk, algı, sağlık yapıları, hasta odası, iyileştiren çevre, kullanıcı gereksinimleri, tasarım ilkeleri.
Acil servis mimarisi
Acil Servis hastanenin önemli bir bölümüdür. Acil servise başvuran hastaların yaşadığı deneyimler hastanenin halkın gözündeki değerini önemli etkilemektedir. Acil servisin temel görevi kendisi gelen ya da yakınları tarafından getirilen çok acil ya da acil hastaları kabul etmek, durumlarını stabil etmek ve tedavi için yönlendirmektir. Acil servisler aynı zamanda afet durumunda , her bölge için, acil eylem planı oluşturur ve yönetirler. Artan hasta akışı hastanelerin, acil servis alanlarını kapasiteye uygun olarak genişleterek, yeniden planlanmasına neden olmuştur. Hastaneler acil servis alanlarını genişletme ve yeniden yapılandırma işleminde görsellik, beceri, esneklik, afet yönetebilirlik, güvenlik ve kaliteli hasta bakımı gibi bir dizi düşünceyle hareket ederler. Acil servis planlamasında öncelikli hedef hastanın durumunu stabil etmek, teşhisi koymak ve hızlı bir şekilde servisten ayrılmasını sağlamaktır. Hemen hemen bütün acil servisler ambulans hastası girişi ve ayaktan gelen hasta girişi olmak üzere iki girişe sahiptirler. Acil servisler aynı zamanda sosyal güvencesi olmayan hasta ve sahipsiz insanların temel bakım aldıkları bir alandır. Diğer bir bakışla büyük ölçekli bir afette hastanenin gereksinimlerine yanıt verebilen bir acil servis tasarımı için mimar ve hastane yöneticileri yakın işbirliği içerisinde bulunmalıdır. Çözüm; gerektiğinde hasta bakım alanı olabilen geniş triaj alanları, hasta yakınlarının bekleyebileceği geniş bekleme salonları ve genişleyebilen sedye park alanları oluşturmaktır. Anahtar Sözcükler: Acil Servis Mimarisi, Hastane, Sağlık Yapıları Tasarımı, Acil Servislerin Yeniden Yapılandırılması
Kondominyumların çok katlı konut kompleksi bağlamında incelenmesi
Modern çağın konut yerleşimi olarak ele alınan çok katlı konut kompleksi bağlamında incelenen kondominyum kavramı; küreselleşen dünyanın standartlarına uyum sağlamak için, kentsel hayata adapte olabilme noktasında ortaya çıkan sorunlara cevap veren bir çözüm olmaktadır. Kentsel fonksiyonların yapı programına dahil edildiği konut tipi; başlangıçtaki kullanım biçiminden farklılaşarak, elit kesimin yerleşik düzendeki beklentilerini karşılayan bir nitelik kazanmaktadır. Kent içi ve dışında popüler bir yaşam biçiminin simgesi haline gelen yapı birimleri; kendi içinde özerk mekânlar yaratarak kente ve kullanıcıya hitap edebilen kentsel mekânlar haline gelebilmektedir. Bu noktada kent ve mekan bağlamında incelenen konut tipi; kendini oluşturan kavramlar doğrultusunda ele alınarak incelenmekte ve Türkiye' de uygulanabilirliğinin anlaşılması aşamasında, yaşam tarzının ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışma yedi bölümden oluşmuştur. Bu çalışmanın ilk bölümünde, problemin tanımı yapılarak araştırmanın amacı ifade edilmiş,önemi vurgulanarak araştırma yöntemleri tayin edilmiş ve sınırlılıklar ortaya konmuştur. İkinci bölümde ise kondominyumların planlanması aşamasında göz önüne alınması gereken kent ve konut kavramları incelenerek, kentsel ve mekansal ölçekte kondominyumların oluşmasına neden olan tarihsel gelişim anlatılmıştır. Üçüncü bölümde kondominyum kavramının tanımı ve günümüzdeki kullanım biçimi anlatılarak, bu yapı tipini oluşturan temel öğeler saptanmıştır. Dördüncü bölümde, Türkiye' de kent-konut kavramı kondominyumlar bağlamında incelenerek, Türkiye' nin kentsel ve mekânsal ölçekte bu yapı tipine ne kadar hazır olduğu değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde ise İzmir ölçeğinde elit kesime yönelik bir anket çalışması yapılarak, çok katlı konut kompleksleri bağlamında kullanıcı gereksinmeleri saptanmıştır. Altıncı bölümde, Türkiye ve yurt dışı örnekleri incelenerek kondominyum yapı tipinin oluşması noktasında olumlu ve olumsuz veriler ele alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Yedinci ve son bölümde kondominyumların planlanması noktasında, kentsel ve mekansal ölçekte göz önüne alınması gereken temel kriterler belirlenerek geleceğin konut yapılaşmalarının tasarlanması aşamasında mimarlara bir bakış açısı kazandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kent, çok katlı konut kompleksi, kullanıcı gereksinmeleri, küreselleşme süreci
Mimarlık okullarındaki temel tasarım eğitiminde müzikal kompozisyonun kullanımı üzerine bir alan çalışması
Bauhaus'dan bugüne çeşitli Mimarlık Okullarında uygulanan Temel Tasarım Eğitimi, eğitim programındaki birçok uygulamalı ders gibi, hem kurum içi ve hem de kurumlar arası farklılıklar göstermektedir. Ancak her kurumda, mimari tasarıma bir geçiş aşaması olan birinci sınıf gibi kritik bir zaman dilimine yerleşerek, mimar adayının eğitim süreci boyunca kullanacağı tasarım dili ve eğilimlerini yönlendiren önemli bir altyapı oluşturmaktadır, Müzik ve mimarlığın tasarım dili bağlamındaki ilişisini araştıran ve tartışan bu tez, `temel tasarım eğitimi, müzik-mimarlık ilişkileri' gibi farklı boyutları bir `alan çalışmasıyla' destekleyen üç ana bölüme ayrılmıştır. İkinci bölümde, bir problem alanı olarak sunulan Temel Tasarım Eğitimi; kavramsal boyutları ve amaçları doğrultusunda tartışılmakta; tarihsel gelişimi ve özellikle kaynağı olan Bauhaus'daki örnek uygulamalar yoluyla bu amaçlara ulaşmada nasıl bir yol izlediği irdelenmektedir. Türkiye'de Temel Tasarım Eğitimi'nin uygulandığı dört mimarlık okulu seçilerek, bu sürecin günümüze kadarki içeriksel ve yapısal gelişimi de bu bölüm kapsamında ele alınıp tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, müzik ve mimarlık disiplinlerinin paralel tarihsel gelişimlerinde kurulan ilişki biçimleri `felsefi, metaforik, aritmetik, yaratımsal, algısal ve yapısal' olarak ayrılan alt başlıklarda ele alınmıştır. Bu bağlamda, iki disiplinin de ürünlerinin birer kompozisyon olması kabulunden yola çıkarak her ikisinin ortak tasarım dilleri, kavramları ve ilişkileri detaylı olarak ortaya konulmaktadır. Dördüncü bölümde ise, birinci sınıf Temel Tasarım Stüdyosu'ndaki örnek bir proje sürecini değerlendiren bir alan çalışmasıyla önceki bölümde ele alınan bu ortaklıkların eğitim ortamındaki yansımaları ortaya konulup tartışılmaktadır. Özet olarak, müzik ve mimarlık ilişkileri yoluyla ortak bir problem alanı oluşturan bu tez, Mimarlık Eğitimi özelinde disiplinler arası ve çok boyutlu bir çalışmadır. Anahtar sözcükler: temel tasarım, tasarım dili, kompozisyon, çok-disipliner
Popüler kültür - mimarlık ilişkisinin turizm yapıları üzerinde incelenmesi
Mimarlık-popüler kültür ilişkisi özellikle son 25 yılda öne çıkan ve mimarlık gündeminde önemli yer tutan bir tartışma konusudur. Popüler kültür kavramı ?halka ait olan? ve genelin ortak beğenilerini yansıtan özelliği ve gündelik hayatın kültürü olmasıyla bir çeşit alt-kültür olarak adlandırılmaktaysa da arz-talep sonucu yaşamın her alanında etkinliğini sürdürmekte ve kendi kültürel tanımlarını, estetik değerlerini ve iletişim dilini oluşturmaktadır. Postmodernizm düşüncesi popüler kültürün temellendiği noktalardan biridir. Özellikle mimariyle kurduğu ilişkide önemli yer tutar. Ancak popüler kültür ve beraberinde gelişen tüketim kültürü postmodernizmin kendi değerlerini de değişikliğe uğratmıştır. Rejyonalizm, tarihselcilik gibi kavramlar tüketim kültürü tarafından kullanılmış, kitsch olgusuyla iç içe geçmiştir. Turizm kavramının kendi içinde barındırdığı nesnelleşmeye ve pazarlanmaya uygun özelliklerden dolayı popüler kültürle sıkı bir bağı vardır. Bu durum turizmin mimari örgütlenmesinde de direkt etkili olmuştur. Ülkemizde son 25 yılın turizm yapılarına bakıldığında popüler kültürün, tüketim kültürünün gelişim süreçleri ve postmodern mimarlığın geçirdiği evrim kolaylıkla gözlemlenebilir. Otel, tatil köyü ve butik otel yapıları süreç içersinde değişik şekillerde popülist değerleriyle öne çıkmışlardır. Anahtar sözcükler: Pop, popüler, popüler kültür, tüketim, tüketim kültürü, imaj, konsept, simgesellik, imge, postmodernizm, rejyonalizm (bölgeselcilik), tarihselcilik, historisizm, turizm, turist, kitsch.
Mimarlıkta ortak mekan kavramı kapsamında atriumlar üzerine bir araştırma
ÖZET "Mimarlıkta Ortak Mekan Kavramı Kapsamında Atriumlar Üzerine Bir Araştırma" konulu bu çalışmanın ilk bölümünde, problemin tanımı yapılarak araştırmanın amacı ifade edilmiş; konunun kapsam ve ele alınışı ilgili sınırlamalar, nedenleri ile belirtilerek, konuda anahtar rol oynayan kavramlar tanımlanmıştır. İkinci bölümde ise ortak mekan kavramı ile ilgili tanım ve görüşlere yer verilmiş; ortak mekanların genel nitelikleri ile atriumla işlev ve form açısından benzerlik gösteren, tarihsel süreç içindeki diğer ortak mekanlar irdelenmiştir. Üçüncü bölümde, ilk olarak atriumun günümüzdeki ortak mekan anlayışı ve kentsel yapı içindeki yeri değerlendirilmiş; atrium mekanının ortaya çıkışı, günümüzdeki form, işlev ve anlamını ve formunu kazanana değin geçirdiği değişimler ile nedenlerinin anlaşıması açısından ise atriumun tarihsel gelişim süreci ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise atriumun yapı türlerine göre kullanım alanları ve ortak mekan niteliği araştırılmıştır. Bu bölümde atriumlar, "alışveriş merkezleri, büro yapıları, otel, kültür ve eğitim yapıları, sağlık yapıları" ve "çok kullanımlı yapılar" başlıkları altında incelenmiş ve yapı türlerine göre işlev farklılaşmaları üzerinde durulmuştur. Atrium mekanının yapı içindeki formu ve konumuna göre tipolojik olarak incelenmesi ise araştırmanın beşinci bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde atriumlar,II içinde yer aldıkları yapıdaki konumlarına göre sınıflandırılmış, yapı türleri ve işleyiş açılarına göre örneklerle irdelenmiştir. Altıncı bölümde atriumun mekansal donanım özellikleri ele alınmaktadır. Bu bağlamda atriumun kütle ve yüzey özellikleri, giriş, dolaşım ve yönlendirme niteliği ve ilgili donanım öğeleri ile atrium mekanında kullanılan doğa ve sanat yapıtları gibi mekansal donanım öğeleri örneklerle irdelenerek tasarım kriterleri belirtilmektedir. Sonuç bölümünde ise araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirilmektedir.
Geleneksel yerleşimlerdeki yeni yapılaşmada süreklilik üzerine bir araştırma, Bodrum örneği
"Geleneksel yerleşimlerde yeni yapılaşmada süreklilik üzerine bir araştırma" konulu bu çalışma beş bölümde ele alınmıştır. İlk bölümde, problemin tanımı yapılarak araştırmanın amacı ifade edilmiş, çalışma metodu belirtilmiş ve konunun kapsamı ve ele alınışı ile sınırlamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde süreklilik kavramı ve mimarlık ilişkisine yer verilmiş, yapılı çevrenin süreklilik bağlamında incelemesi yapılmıştır. Bilginin ardışıklığı paralelinde dönemsel değişiklikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin bileşenlerinden olan geleneksel kavramı incelenerek tezdeki kullanım ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde çevre ile süreklilik temelinde değerlendirilen yapı yaklaşımları, söylemleri ile incelenmeye çalışılarak yaklaşımların tanımları yapılmıştır. Süreklilik ile kurdukları bağ çözülmeye çalışılmış, örnekler incelenmiştir. Dördüncü bölümde süreklilik kavramının Türkiye özelindeki yansıması dönemlere ayrılarak incelenmiş, yapı üretme yaklaşımlanndaki ilişki periyotlara bölünerek süreklilik temelinde değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde inceleme alanı olarak dokusundaki geleneksel izler ve kuralcı bir tasarım anlayışının imar planı ile zorunlu kılındığı için Bodrum seçilmiştir. Süreklilik, yerleşimin uzun süre küçük ölçekte kalışından ötürü Türkiye'deki yansımalara paralel olarak okunmadığı için bireysel yapı örnekleri okunmaya çalışılarak gözlemlenmiştir.II Sonuç bölümünde ise çalışmanın ana teması olan ve tezin kavramsal altyapısını etkileyen "süreklilik" kavramı, çalışmada edinilen bulgular ile değerlendirilmiştir.
Dünya fuarlarının/expoların mimari değerlendirmesi: Türk pavyonları
ÖZET "Dünya Fuarlarinin/Expolann Mimari Değerlendirilmesi: Türk Pavyonları" başlıklı bu çalışmada ilk aşamada Expolarm genel özellikleri ele alınmakla birlikte, temel olarak Expolardaki Türk Pavyonlarının mimari irdelemesi "kimlik" ve "mimari temsiliyet" kavramları bağlamında, Türkiye'nin farklı dönemlerde değişen sosyo ekonomik ve toplumsal yapısı ve ona göre şekillenen mimarlık ortamı paralelinde yapılmaya çalışılacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde, çalışmanın literatür içindeki yeri belirtilerek, araştırmanın amacı ifade edilmiş; konunun kapsamı, ele almışı ve yöntemleri açıklanmıştır. İkinci bölümde, fuar kavramı, tarihsel süreç içinde geçirdiği biçimsel değişimler ve Dünya Fuarlanmn/Expolann bu süreç içinde ortaya çıkışı anlatılmıştır. "Dünya Fuarı/Expo" kavramının açıklanması ve tarihsel sürecinin incelenmesi üçüncü bölümü oluşturmaktadır. Bu bölümde, 1851-2000 yıllan arasında gerçekleştirilen Expo örneklerinin incelenmesi yoluyla, Expolarm karakteristik özelliklerini ortaya koyan genel bir değerlendirme yapılmış, buna dayanarak literatürde eksikliği hissedilen "Expo tanımı" yapılmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise temel amaç Expolardaki Türk Pavyonlarının mimari değerlendirmesini yapmaktır. Bu bağlamda öncelikle 19.yüzyılın ortalarında Batıda başlayan ve Çevre ülkelerine yayılan modern harekete bağlı olarak, Batı-dışı toplumlarda oluşan "kültürel kimlik" sorunu ve Expolara kültürel kimlik/mimarlık ilişkisinin ne şekilde yansıdığına dair bir kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Buna dayanarak modernleşme hareketinin, dönemin Osmanlı İmparatorluğu' nda kültürelIll kimlik sorununu nasıl oluşturduğu ve tarihsel süreç içinde değişen sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel yapının, mimarlık ortamında "ulusal kimliğe" bakış açısını günümüze kadar nasıl değiştirdiği incelenmiştir. Sonuç olarak elde edilen bilgiler ışığında Expolarda Türk Pavyonlarının mimarisi irdelemesi, "kimlik ve mimari temsiliyet" bağlamında, direkt olarak mimari ürün üzerinden yapılmıştır. Sonuç bölümü olan beşinci bölümde ise araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Expo / Dünya Fuarı, Modernleşme, Kültürel Kimlik, Mimari Temsiliyet.
Uyarlanabilir konutlarda mimari düzenlemeler: Eryaman Toplu Konut örneği
Çağdaş toplumlarda engelli bireylerin toplumun diğer fertleri gibi eğlenme, dinlenme, istihdam, sağlık, eğitim ve ulaşım imkanlarından; ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerden eşit oranda yararlanabilmeleri gerekmektedir. Ancak, konutta başlayan hareket kısıtlamaları engelli bireylerin dış dünya ile tanışmasını da engellemektedir. Konut ortamında karşılaştıkları mimari engeller onlar için büyük bir sorun olmakta, günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlıklarını ve toplumsal yaşama katılımlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Günümüzde sadece engellilerin kullanımına özgü, değişik işlevleri içeren, bazı.özel konutlar tasarlanmaktadır. Özel tip konut yaklaşımı, engellilerin kendilerini toplum içinde farklı kişiler olarak hissetmelerine neden olmaktadır. Oysa; her insan çocukluğunda veya yaşlılığında, hatta sağlıklı insanlar günlük yaşantıları sırasında sürekli veya geçici bir süre için engelli duruma gelebilmektedir. Bu nedenle, yeni üretilecek konutlar için bazı standartlar getirilerek, her konutun türlü insanlık durumlarındaki ihtiyaçlara yaşanabilirlik düzeyinde cevap vermesi, tüm insanlar için ulaşılabilir ve kullanılabilir olması sağlanmalıdır. Bu durumda, uyarlanabilir konut, normal konut özelliklerine sahip olan; fakat gerektiğinde hızlı ve ekonomik bir biçimde, küçük değişiklikler ve ilaveler yapılarak, engellilerin ve yaşlıların kullanımına uygun hale getirilebilen konut tipleri olarak önem kazanmaktadır. Konutların başlangıçta, engelli bireylerin sağlıklı insanlar ile birarada, bağımsızca ve özgürce yaşamlarını sürdürebilmeleri için bazı özelliklerinin olması; mimari engellerden arındırılması gerekmektedir. Sürdürülebilir yerleşmeler yaratmak amacıyla konutların, geniş bir yelpazedeki insan gereksinimlerini ve kişilerin özgün şartlarını karşılayabilmeleri sağlanmalıdır. Uyarlanabilir konut yaklaşımının bu amaçlar doğrultusunda incelenmesi gerekmektedir.m Yukarıda belirtilen unsurların incelendiği tez kapsamında birinci bölümde, genel bir giriş yapılarak konu tanıtılıp; amaçlar, kapsam ve çalışmada kullanılan yöntemler anlatılmaktadır. İkinci bölümde, ilk olarak, konuyla ilgili temel bilgiler aktarılmaktadır. Engelli tanımı yapılmakta, engelliler sınıflandırılmakta ve engellilik nedenleri açıklanmaktadır. Yaşlı ve yaşlılık tanımlanıp; yaşlılığa bağlı engellilik nedenleri belirtilmektedir. Bu bölümde ayrıca; uyarlanabilir konut tanımı yapılmaktadır. Üçüncü bölümde, engellilerin ve yaşlıların sorunları ele alınmaktadır. Yaşlıların barınma sorunları anlatılmakta ve bunların çözümüne yönelik yapı örnekleri verilmektedir. Dördüncü bölümde, kamu yapılarında ve konutlarda engelliler ve yaşlılar için mimari düzenlemeler incelenmektedir. Dünya' da ve Türkiye'deki kamu yapılarında ve konutlarda engellilere ve yaşlılara yönelik mekansal çözüm örnekleri sunulmaktadır. Beşinci bölümde, uyarlanabilir konutlardaki mimari düzenlemeler incelenmektedir ve uyarlanabilir konut örnekleri sunulmaktadır. Altıncı bölümde, bir önceki bölümde incelenen uyarlanabilir konut tasarım özellikleri Ankara-Eryaman 5. Etap Toplu Konut Alanı örneği üzerinde irdelenmektedir.
Konya havzan bölgesindeki güvenlikli sitelerde cephe algısının araştırılması
İnsanların temel gereksinimleri olan yeme-içme, barınma, temizlik, dinlenme, eğlenme vb. gereksinimlerini karşıladıkları, genellikle dış ortamdan ayrılmış, farklı mekânlardan oluşan, insanların dönemsel ihtiyaçlarına bağlı olarak değişiklik gösteren, tarihte ilk barınma ihtiyacı ile oluşmuş mekânlardan günümüze kadar devam etmiş mekânlar bütünüdür. Yapılan çalışmada, Konya'daki güvenlikli site yerleşimlerinin oluşum sürecinin irdelenmesi ve konut alanlarının gelişme gösterdiği alanlarda güvenlikli sitelerin plan tiplerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada detaylı literatür araştırması yapılmış ve Konya Kent planları dikkate alınarak tespit edilen güvenlikli site yerleşkelerinin mimari projeleri incelenmiştir. Bu tezde, Konya'da sürekli gelişmekte olan Havzan bölgesindeki 5 farklı güvenlikli siteyi cephe algısı yönünden incelenmiştir. Çalışmada konut kavramı, Türkiye'deki konut gelişimi, Konya'daki tarihsel konut gelişimine değinilmiştir. Konya'nın gelişimi tarihsel süreç içinde anlatılmıştır. Güvenli site yerleşimleri detaylı şekilde araştırılıp değerlendirilmiştir. Araştırmamız güvenlikli sitelerin özellikleri, Dünya'daki ve Türkiye'deki gelişimleri, sınıflandırılmaları, tasarım ölçütleri, Konya'daki gelişimi gibi alt başlıklar altında anlatılmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen Konya Meram Havzan bölgesinde yer alan 5 adet güvenlikli site yerleşimleri özellikleriyle tanıtılmıştır. Alınan mimari uygulama projeleri aynı dilde renklendirilip fotoğraf haline getirilerek tiplerine göre ayrılıp detaylı şekilde tablolardan yararlanılarak anlatılmıştır. Son olarak çalışma alanı içerisindeki konutlarda oluşturulan anket yardımıyla sitelerdeki cephe algıları araştırılmış ve SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kapsamında değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cephe Algısı, Güvenlikli Siteler, Konya Havzan Bölgesi, Mimarlık
Geçmişten geleceğe değişkenleriyle mimari tasarım sınırları Aksaray kent merkezi örneği
Kentler canlı mekanizmalarının fıtratı gereği ortak barınma, çalışma, yerleşme, eğlenme gibi ihtiyaçlarının karşılandığının göstergesidir. Nirengi noktası olarak kabul edilen kent meydanları geçmiş çağlarda da olduğu gibi oluşumun başlangıcıdır. Örneğin Aksaray Kent Merkezi, M.Ö. 1700 yıllarında şehir devletleri kuran Hitit Egemenliğinin etkisiyle şehir kavramıyla tanışmış ve bir süre Roma İmparatorluğu'nun idaresinde kalmıştır. Kent meydanı ve çevresinin, Roma İmparatorluğu'ndan günümüz Cumhuriyet Dönemi'ne kadar uzanan tarihsel süreçte Hükümet Konağı'nın bulunduğu odak noktasından başlayarak inşa edildiği bilinmektedir. Mekânsal konfigürasyon, zaman içinde kent meydanı, kent merkezi, kent odağı ve kent kimliğinin kapsamlarını oluşturur. Mimarlık mekana ruh katan, varlıkları ortaya koyan bir disiplindir. Turgut Cansever'in de dediği gibi 'yapılar hayat düzenimizin çevresini oluştururken, hayat tarzımızı da şekillendirir.'. Mimarlık disiplini hayat tarzımızı şekillendirirken sınırlayıcı etmenlerden bağımsız değildir. Mimari tasarım zaman ve mekan bağıntısı kapsamında sınırlarıyla kente kimlik kazandırır. Vitruvius'a göre dayanıklılık, fonksiyonellik ve estetik mimarlık kuramında temel gereksinimler olarak kabul edilmiştir. Temel gereksinimlerin yanı sıra tasarıma etki eden kültürel, sosyolojik, teknolojik, politik, iktisadi gibi tasarımı sınırlayıcı birçok etken bulunmaktadır. Tasarım sınırları ile birlikte hayat düzenimizi şekillendiren mimarlık disiplini, insan ölçeğinde, güneş ve mahremiyet odağında ortaya çıkmaktadır. Tez çalışmasında, çalışmanın amacı ve önemi, kapsamı, problem tespiti, kent merkezi kapsamında mekânsal dizin ve kolektif belleğin irdelenmesi yöntemleri ele alınmıştır. Geçmişten geleceğe değişkenleriyle zaman ve mekan bağıntısına değinilmiştir. Aksaray Kent Merkezi'ne etkisi olan dönemler üzerinde durulmuştur; Modern Dönem, Ulusal Mimarlık Akımları, 20. Yüzyıl Mimarlığı, Erken Cumhuriyet Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi. Canlı bir mekanizma olan kentler mimari tasarım sınırlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Tasarım sınırlarını oluşturan kültürel, ekonomik, teknolojik gibi etkenlere ek olarak tasarım sınırlarını değiştiren ve şekillendiren kentsel hafıza, bellek, mimari kimlik gibi kavramlardan bahsedilmiştir. Kentsel tasarım stratejileri kentsel kimlik, kent örtüsü, kent dokusu kapsamında irdelenmiştir. Kentsel bağlamda tasarlanan, dönüştürülen, ulusal ve uluslararası düzeyde kent merkezleri, kent meydanları örnek olarak incelenmiştir. Kısaca Aksaray kent tarihi ile birlikte ele alınan Aksaray Kent Merkezi, kamusal yapılar ve mekanların tarihçesi ele alınmıştır. Aksaray Kent Merkezi'nde kentsel strateji ve yöntemleri ile aksaklıklar tespit edilmiş ve mekânsal dizin yöntemi ile kentte aksayan, işleyen odakların analizi yapılmıştır. Kolektif bellek kapsamında toplumun bakış açısı, anket yöntemiyle ölçülmüş ve değerlendirilmiştir. Tespitler ile birlikte zaman ve mekan bağıntısı göz önünde bulundurularak, mimari tasarım sınırları ile geçmişten geleceğe kent merkezinin tasarım stratejileri kapsamında kimlik, kolektif bellek, yerin ruhu bağlamında nasıl tesis edilmesi gerektiği ele alınmıştır. Çalışma sonunda kolektif bellek anket yöntemiyle ölçülerek değerlendirilmiştir. Büyüyen demografik yapı bağlamında mekânsal dizin analizi ile yoğunluk problemi ele alınmıştır. Küreselleşme etkisi altında kalan Aksaray Kent Merkezi dünya kenti olgusu kapsamında değerlendirilmektedir.