Theses supervised by Doç. Dr. Berna Hızarcı Beşer
10 theses · Kütahya Dumlupınar University
Vergi rekabeti, vergi cennetleri ile mücadele ve Türkiye boyutu
Zararlı vergi rekabetinin etkisiyle dünya genelinde finansal servetin yaklaşık yüzde onluk kısmının vergi cennetlerinde tutulduğu tahmin edilmektedir. Zararlı vergi rekabetinin olumsuz etkilerini gidermek için birtakım hukuksal düzenlemeler ve idari yaptırımlar gerekmektedir. OECD'nin uluslararası vergi kurallarını güncellemesi ve dijital ekonomi üzerinden elde edilen kazançların vergilendirilmesi konusunda 130 ülkenin desteğini almıştır. Bu ülkeler küresel hasılanın %90'nından fazlasına sahiptir ve Türkiye'de bu ülkeler arasında yer almaktadır. Son yıllarda toplumsal farkındalık ve tepki oluşturmanın önemli olduğu zararlı vergi rekabeti konusu üzerinde yapılan çalışmaların giderek arttığı görülmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de vergi yapısının değişimi veriler ile incelenmiş ve vergi cennetleri boyutu ele alınmış ve gerekli düzenlemelerin artmasına ve önemine vurgu yapılmıştır.
Vergi ahlakı ve vergi ahlakının gelişmesinde maliye bölümü eğitiminin rolü: Dumlupınar Üniversitesi örneği
Devletin önemli gelir kaynaklarından olan vergilere mükelleflerin gönüllü vergi uyumu sağlaması bakımından vergi ahlakının geliştirilmesi gerekmektedir. Çalışmanın amacı vergi ahlakı ve vergi ahlakının belirleyicilerini ele alarak Türkiye'deki vergi ahlakının gelişimine katkı sağlamanın yanında mali eğitimin vergi ahlak düzeyine etkisini tespit etmek hedeflenmiştir. Türkiye'deki vergi ahlak düzeyi üzerinde etkili olan unsurların tespiti için Dünya Değerler Anketinin 2. dalga, 4. dalga, 5. dalga, 6. dalga ve son yayınlanan 7. dalga verilerinden yararlanılarak karşılaştırmalar yapılmıştır. Vergi ahlakının belirleyen en önemli faktörlerin sosyokültürel ve psikolojik etkenler olduğu görülmektedir. Türkiye'deki vergi ahlak düzeyi 7. dalga verilerine göre %78,1 olarak kaydedilmiştir. Vergi ahlakını etkileyen faktörlerin tek başına belirleyici bir unsur olmadığı bahsedilen unsurlardan hepsinden farklı derecede etkilendiği ifade edilebilir. Dumlupınar Üniversitesi Maliye Bölümü birinci ve son sınıf öğrencileri üzerinde vergi ahlak düzeyi ve belirleyicileri değerlendirilmiştir. Maliye bölümünde alınan ekonomik, mali ve iktisadi eğitimin vergi ahlak düzeyini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Birinci sınıf öğrencilerine göre dördüncü sınıf öğrencilerinin vergi ahlak düzeyi daha gelişmiş düzeydedir. Bağımsız değişkenler üzerinde sosyokültürel ve ekonomik faktörlerin etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Birinci öğretimde öğrenim gören öğrencilerin vergi ahlak düzeyi ikinci öğretim öğrencilerine göre daha gelişmiştir.
Küresel ölçekte dışsallık yaratan sera gazlarını azaltmaya yönelik uluslararası anlaşmalar ve uygulanan çevre vergileri
Dışsallıklar kamu ekonomisinin inceleme alanı içerisinde olan devletin ekonomiye müdahalesini gerekli kılan faktörlerden biridir. Dışsallıklar bir ekonomik birimin üretim veya tüketim faaliyetleri neticesinde başka ekonomik birimlerin fayda ya da maliyet yüklenmesidir. Topluma yüklenen yüksek marjinal sosyal maliyet nedeniyle olumsuz dışsallıkların giderilmesi devletin de aktif rol üstlenmesi gerekir. Son yıllarda negatif dışsallık olarak nitelendirdiğimiz çevre kirliliği dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların hayatını tehdit eder hale gelmiştir. Sera gazı emisyonları ve küresel ısınma, iklim değişikliklerinin önüne geçerek daha yaşanabilir bir gezegen oluşturmak amacıyla devletler Karbon vergisini tüm ülkelerde uygulanabilir hale getirmeye çalışmaktadır. Emisyona neden olan fosil yakıtların içeriklerine göre vergilendirmesi istenmektedir. Günümüzde atmosfere 42 milyar ton karbondioksit salınımı gerçekleşmekte ve bu oranın çok kısa sürede düşürülmemesi, dönüşü olmayan iklimsel felaketlere neden olacağı düzenlenen konferanslarda bildirilmiştir. Bu çalışmada uluslararası iklim konferansları ve konferanslarda ele alınan kararlar ele alınmış, Türkiye'nin bu konferanslara katılımı ve yürürlüğe konulan; kanun, yönetmelik ve bildirgeler incelenmiştir. Türkiye'de ve bazı ülkelerde çevre vergilerinin uygulanma şekilleri ele alınmış, karbon vergisini uygulamanın gerekliliğine olan ihtiyacın arttığına ve gerekli düzenlemelerin artmasına vurgu yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekolojik Ayak İzi, İklim Konferansları, Karbon Vergisi, Sera Gazı Emisyonu
Sürdürülebilir kalkınma kapsamında sosyal sürdürülebilirlik ve Türkiye'de kırılgan kesimin güçlendirilmesi
Dünyadaki kıt kaynakların hızlı tükenmesi ve gelecek nesillere bırakılan yaşanabilir bir dünya mirasının belirsiz bir yapıya bürünmesi nedeniyle ülkeler çeşitli önlemler almaktadır. Toplumsal sorunlar arasında olan eşitsizlik, işsizlik ve yoksulluğun giderilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ancak insan yaşamının da sürdürülebilir düzeye getirilmesiyle mümkün olabileceğini göstermektedir. Sosyal sürdürülebilirliğin sağlanması için öncelikle toplumdan geri kalmış, dışlanmış ve yeterli imkânlara sahip olmayan, savunmasız kırılgan kesimlerin iyileştirilmesi gerekmektedir. Kırılgan kesimlerin durumunu iyileştirmek için çalışmaların hızlandırılması ve bu gruptaki insanların topluma kazandırılması devletlerin öncelikli amaçları arasında yer alması gerekmektedir. Bu tezde TÜİK verileri kullanılmış olup Türkiye'deki kırılgan kesime yönelik yapılan destekleyici çalışmalara yer verilmiştir. Türkiye'de devletin kırılgan kesimdeki insanlar için sosyal yardım desteklemeleri, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik ve istihdam olanakları sağlamaya yönelik teşviklerinin artması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Uluslararası kuruluşlar, hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğine olan ihtiyaca vurgu yapılmış olup sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için öncelikle sosyal sürdürülebilirliğin sağlanması gerektiği belirtilmektedir. İktisadi ve mali politikalar ile kırılgan kesimlerin durumun iyileştirilerek toplumdaki geri kalmışlık düzeyinin azaltılması devletlerin ekonomiye müdahale etme gerekçesi olarak ön sıralara geçmesi gerektiği belirtilmektedir. Anahtar Kelimeler: Devlet Müdahalesi, Kırılgan Kesim, Sosyal Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Kalkınma
Bir sosyal güvenlik kurumu olarak Ereğli Kömür Havzası Amele Birliği
Amele Birliği; Zonguldak Ereğli Kömür Havzası maden işçilerinin çalışma koşullarını düzenlemek ve haklarını korumak amacıyla 1923 yılında Türkiye'nin ilk sosyal güvenlik kuruluşu olarak faaliyete başlamıştır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının olmadığı dönemde ilk olarak maden işçilerine sosyal güvenlik sağlama amacıyla faaliyetine başlayan Amele Birliği kurulduğu dönemden günümüze öncü bir rol üstlenmiştir. Günümüzde Amele Birliği Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığı olarak üyelerine sosyal yardım sağlamaktadır. Bu birlik, Türkiye'de sosyal güvenlik uygulamalarının ilk örneğini oluşturması açısından önemlidir. Bu konu üzerine yeterli sayıda çalışma gerçekleştirilmemiştir. Ereğli Kömür Havzası maden işçileri için kurulduğu zamanın koşullarında önemi olan Amele Birliği'nin mevcut durumu ortaya konmaya çalışılmıştır. Zor ve riskli koşullarda çalışan maden işçilerinin herkesten daha çok korunmasına, çalışma koşullarının ve işverenle olan ilişkilerinin düzenlenmesine ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.
Arnavutluk vergi sistemi: Sorunları ve çözüm önerileri
Balkan ülkeleri arasında önemli bir yere ve konuma sahip olan Arnavutluk Cumhuriyeti istikrarlı bir ekonomik performansa ulaşma yolunda önemli dönemeçlerden geçmiş ve kamu ekonomisi amaçlarını gerçekleştirmede vergiler en temel politika araçları arasında yer almıştır. Ayrıca 1976 Anayasası'nın kabulü ile özel mülkiyet ortadan kaldırılmış olup, devlet kurduğu sistemle Arnavutluk'un, dünyada vergisiz tek ülke olduğunu vurgulamıştır. O yıllardan günümüze birçok yapısal değişiklik ve düzenlemeler yapılmış olup gelinen son durum bu çerçevede değerlendirilmiştir. Arnavutluk'ta bütçe gelirlerinin yaklaşık %71,5'i vergilerden elde edilirken, %21,7'si sosyal katkılardan oluşmaktadır. Dolaylı vergi gelirleri, vergi gelirlerinin yaklaşık %45'ini oluşturmaktadır. Bu tezde Arnavutluk için ekonomik büyümenin sağlanmasında vergilerin rolü ve etkisi ortaya konularak, vergi sistemi ekonomik olarak analiz edilmiş ve doğrudan yabancı yatırımlarının ülke ekonomisi için önemli olduğu ön plana çıkartılmıştır.
Kamu ekonomisi rasyoneli açısından asimetrik bilgi ve sağlık sektörü: Kütahya ili örneği
Asimetrik bilgi kavramı Arrow (1963) tarafından piyasa başarısızlıklarının incelenmesiyle birlikte başlamıştır. Asimetrik bilginin yaşandığı piyasalarda taraflar eşit ve aynı düzeyde bilgiye sahip değildirler. Bu yüzden daha fazla ve iyi bilgiye sahip olan taraf üstün iken daha az ve kötü bilgiye sahip olan taraf açısından asimetrik bilgi oluşabilmektedir. Asimetrik bilginin en yoğun yaşandığı piyasalardan biri sağlık sektörüdür. Sağlık sektöründe hizmet talep eden ve hizmet arz eden bireyler arasındaki ilişkinin en temel prensibi bilgidir. Sağlık sektöründe asimetrik bilginin var olması bilgi ihtiyacı eksiklikleri, belirsizlik algısının artması, memnuniyet duygusunun azalması, güvensizliklerin artması ve ekonomik kayıpların artmasına yol açabilmektedir. Bu çalışmada Kütahya ili için sağlık sektöründe asimetrik bilgiyi etkileyen/belirleyen beş adet faktör tespit edilmiş ve Kütahya'da ikamet eden 2021 ile 2022 yıllarında en az bir defa hastaneye gitmiş 400 birey ile anket yapılmıştır. Çalışma sonucunda memnuniyet düzeyinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği, memnuniyet ve bilgi ihtiyacının medeni duruma göre değişkenlik gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. ANOVA (varyans analizi) sonuçlarına göre bilgi ihtiyacı ile yaş, gelir düzeyi, meslek grupları, eğitim düzeyi arasında anlamlı bir ilişki; memnuniyet ile gelir düzeyi ve tercih edilen hastane türü arasında anlamlı bir ilişki ve güven ile gelir düzeyi arasında anlamlı bir ilişkinin varlığına dair bulgular elde edilmiştir.
Teknokent işletmelerinin işleyişi ve ekonomik etkileri açısından vergi uygulamaları
Küreselleşme ile birlikte dünyada bireylerin ve işletmelerin bilgiye ulaşmaları giderek daha kolay hale gelmiştir. Bilginin üretim haline çevrilmesi sorunu medeniyetlerin bir rekabet alanı ortaya çıkmış olup birçok ülke bu rekabet ortamında sözü geçer hale gelebilmek için teknolojik yatırımları artırmaya ve müteşebbislere birden fazla teşvikler getirmeye başlamıştır. Bu teşvik türleri kapsamında birden fazla devlet, teknoloji geliştirme bölgelerinin kuruluşunu teşvik etmiş ve bölgelerin olabildiğince cezbedici birer yenilik odağına çevrilmelerini devletin politikası durumuna getirmiştir. Türkiye'de teknoloji geliştirme merkezleri teknoparklar ya da teknokentler olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızda önemi artan Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Türkiye'de kuruluş safhalarını ve ülkenin iktisadi yapısı yönünden sosyoekonomik etkileri açısından vergi uygulamaları incelenmiştir. Bu tezde teknokentlere uygulanan vergi teşvik ve istisnaların genel kapsamlı kaldığı ve sadece kanun yönergelerle desteklenmesinin önemli bir eksiklik olduğu görülmektedir. Türkiye'nin proje tabanlı teknoloji altyapısı için ihtiyaç duyduğu teknolojik seviyeyi hedeflemesi açısından ek teşvik türleri getirmesi gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Firmaların teknokentler konusunda bilgilendirilmesi, eksikliklerin hızlıca giderilmesi gerekmektedir.
Küresel kamusal mallar bağlamında çevre kirliliği bilincini ölçmeye yönelik bir alan araştırması: Kütahya ili örneği
Küresel kamusal mal olarak çevre ve buna bağlı olarak ortaya çıkan çevresel sorunlar son yılların öne çıkan konuları arasında yer almaktadır. Çevre kirliliğinin etkisiyle doğal ve kamusal kaynakların giderek daha da yetersiz hâle geldiği ve yaşanılabilir alanların azaldığı görülmektedir. Ülkelerin vergiler ve yaptırımlar yoluyla çevresel dışsallıkların giderilmesi ve çözüm yollarını arttırdığı görülmektedir. Merkezi ve yerel yönetimler, giderek artan şekilde çevresel duyarlılığı artırma konusunda almış olduğu tedbirler ile halkın bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma da Kütahya ilinde çevre kirliliğini önlemek için alınan tedbirlerden olan vergilerin etkinliği bölge ilinde yaşayan halkın bilinç düzeyini ölçmede anket yönteminden faydalanılmıştır. 400 kişiye yöneltilen 24 ifadeden elde edilen bulgular değerlendirilmiş olup anket sonucumuza göre çevre kirliliğinin Kütahya ilinde çevre kirliliğinin sorun olduğu fakat çok yüksek düzeyde olmadığını ve kirliliği azaltma da gelecek yeni vergilerin etkili olabileceğini vurgulamışlardır. Çevre kirliliğini azaltmada vergilerin amacı dışında kullanıldığını ve yeterince bilgilerinin olmadıklarını belirtmişlerdir. Çalışma da yer alan çevre bilinci faktörünün bağımsız değişkenler üzerinde etkisinin olduğu saptanmıştır. Çevre vergisi bilincine dair ifadeler ile hem cinsiyet hem de medeni durum arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Anahtar Kelimler: Küresel kamusal mal, Çevresel dışsallık, Çevre bilinci, Faktör analizi
Doğal afetler ve depremlerin maliyetleri: 2023 Kahramanmaraş depreminde bitkisel ve hayvansal üretim kaybının ekonomik etkileri
Son yıllarda küresel ısınmanın da etkisiyle doğal afetlerin sayılarının ve etkilerinin arttığı görülmektedir. Türkiye'de son yıllarda sayısı artan doğal afetler içerisinde orman yangınları, sel felaketleri ve özellikle depremlerin etkileri ile devletin mücadele etmesi önemli bir konumdadır. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin toplumlar ve bireyler üzerinde fiziksel, sosyal, çevresel, ekonomik birçok olumsuz etkiye neden olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de deprem bölgesindeki illerin sebze ve meyve üretiminde önemli bir payı olduğu ve deprem sonrası tarımsal üretimin düşmesiyle tedarik zincirinde olumsuz etkilendiği ve depremden sonra kırsal bölgelere yardımların daha geç ulaştırılması nedeniyle o bölgedeki hayvanların telef olduğu hayvancılığın önemli ölçüde depremden zarar gördüğü vurgulanmıştır. Tarım ve hayvancılık son yaşanan depremden olumsuz etkilenmiş olup tedarik zincirinin bozulması ve üretim miktarının azalmasıyla oluşan arz yetersizliğinin gıda fiyatlarına da olumsuz yansıyabileceği söylenebilir. Bu konuda sosyal ve mali önlemler ile devletlerin rol ve fonksiyonlarında değişikliğe gitmesi ve meydana gelen afetlerin sonuçlarının üstlenilmesi gerekmektedir.