Theses supervised by Doç. Dr. Burhan Baltacı
10 theses · Kastamonu University
Anadolu'da yaygın dua geleneği (Kastamonu örneği)
Selçuklulardan itibaren, ağırlıklı olarak İslam Kültür ve Medeniyeti'nin kanatları altına girmiş Kastamonu, ruh ve mana zenginliğini günümüze kadar yaşatmıştır. Bu çalışmamızda amacımız, Anadolu'da yaygın dua geleneğinin Kastamonu'daki izlerini bulmaya çalışmak, ayrıca bu izler üzerinden hem şehrin manevi/ruhani tarafını öne çıkarmak, hem de Kastamonu'nun, özellikle inanç turizmi açısından tanıtımına katkıda bulunmaktır. Dua, dini tecrübenin tezahürüne en sağlam vasıtadır. Bunun için halkın yaptığı dualar, dini bir fenomen olarak araştırmamıza konu edilmiştir. Bundan dolayı, Anadolu'da yaygın dua geleneğinin izleri ile şehrin manevi zenginliğinin ortaya çıkarılmasında, halkın yapmış olduğu duaların tayin ve tespitinin isabetli olacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada, Kastamonu'da halkın yaptığı dualar, bu dualarda ortaya çıkan ortak yönler ile yaş ve eğitim gibi değişkenlerin bu dualardaki etkileri, içerik analizine tabi tutarak incelenmiştir.
Endülüs tefsir mukaddimeleri
Endülüs yarımadası, Müslümanların idaresiyle birlikte bir medeniyet olma yoluna girmiş, İslam dünyasının ilmi açıdan önemli coğrafyalarından biri olmuştur. Tezimizde bu medeniyetin bir ürünü olan -günümüze kadar ulaşan- tefsir eserlerinin mukaddimeleri analiz edilmiş ve tefsir ilmine katkısı ortaya konulmuştur. Çalışmamız, tefsir ilminin içerisinde yer alan Kur'an tarihi, tefsir tarihi ve tefsir usûlü açılarından tasniflenmiş, tefsir mukaddimelerinin bu ilim dallarına katkısının ortaya çıkması sağlanmıştır. Bu çalışmamızın ilk bölümünün birinci kısmında, Endülüs tefsir tarihini yüzyıllara göre -uzun olmayacak şekilde- ele aldık ve ulaşabildiğimiz müfessir ve tefsir eserlerine işaret ettik. Bir diğer başlık altında ise, mukaddimelerin önemine, hangi konuları içerdiğine değinerek tarihsel süreç içerisinde tefsir yazımında amaç değişikliği olduğunu, birçok sebepten ötürü tefsir yazıldığını tespit ettik. İkinci bölümün Endülüs Tefsir Mukaddimeleri kısmında, on bir tane Endülüslü müfessiri eserindeki sıralamasına riayet ederek analiz ettik ve Endülüs'te yazılan kimi mukaddimelerin kısa, kimilerinin ise sayfalarca olduğunu gördük. Ayrıca bu tefsir mukaddimelerinin içerisinde kimisinin sadece ahkâm ayetlerini; kimisinin ise, müteşabih ayetleri ele aldığını gördük. İkinci bölümün son kısımda ise, Endülüs tefsir mukaddimelerinin içerdiği Kur'an, tefsir tarihi, ulûmu'l-Kur'ân ve tefsir usûlüne dair meselelere iki başlık altında değindik. Tespit edebildiğimiz kadarıyla; Endülüs tefsiriyle ilgili tasavvuf karşıtlığı, salt akılcı gibi kanaatlerin genellemeci bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Endülüs tefsirinin özelliklerine dair kesin görüş sahibi olunabilmesi için, bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: 1-Endülüs, 2- Mukaddime, 3- Usûl, 4- Tefsir, 5-Yorum
İfk ayetleri tefsiri ve islam düşüncesine yansımaları
Allah Teâlâ aziz kitabının nur suresinde ifk kelimesini zikretmiştir. İfk; Hz. Aişe'ye atılan iftira ve suçlamadır. Bu nedenle Allah Teâlâ atılan iftiradan temizlemek için bu ayetleri indirmiştir. İftira ve yalan, şeriatta Allah Teâlâ'nın gazabını gerektiren kötü şeylerdendir. İnsanların mahremlerini zedelediğinden, namuslarını kirlettiğinden, kişilerin onurunu ve şerefini incittiğinden, aile ve toplumun yapısını bozduğundan dolayı Allah Teâlâ bunları yasaklamıştır. Allah Teâlâ bu günaha karşılık olarak dünya ve ahiret cezasını da şiddetli bir azap olarak belirlemiştir. Hz. Peygamber bunların büyük günahlardan olup Allah Teâlâ'nın gazabını celp ettiğini bildirmiştir. Dolayısıyla her Müslümanın böyle bir hataya düşmekten kendini koruması gerekir. İslam düşünce tarihindeki fikir akımlarının ifk ayetlerinin anlaşılmasına önemli yansımaları olmuştur. Bu çalışmamız bir önsöz, bir giriş, dört bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde ifk olayı, zamanı, meselede geçen kişiler, Hz. Aişe'nin hayatı, faziletleri, Hz. Peygamberle evliliği ve ilmi seviyesinden bahsettim. İkinci bölümde ifk ayetlerin iniş sebeplerini, açıklamalı tefsirlerini ele aldım. Üçüncü bölümde İslami fırkalardan olan müfessirlerin ifk ayetlerinin kendisi için indirilen kimsenin suçsuzluğuna dair görüşleri, bazı Şiaların ifk meselesiyle ilgili eleştirileri, müminlerin annesini töhmet altında bırakan kimselerin hükmüne dair âlimlerin görüşleri, bu iftiranın yalan olduğuna dair deliller ve ifk ayetlerinin tefsirlerinin İslam düşüncesine olan etkilerini ele aldım.
Kur'an bütünlüğü bağlamında Maide suresi 54. ayet ile Fetih suresi 29. ayetin muhteva ilişkisi
Kur'ân'ı Kerim'in ayetleri anlamlı bir bütün oluşturmakta ve çoğu zaman biri diğerini tamamlayarak anlaşılmayı kolaylaştırmaktadır. Kur'ân'ın doğru anlaşılabilmesi için parçalarının yani ayetlerin doğru anlaşılması hayatî bir önem arz etmektedir. Çalışmada ideal müminlerin özelliklerini ortaya koyan Mâide Sûresi 54. ayeti ile ashabın Allah katındaki değerinden bahseden Fetih Sûresi 29. ayeti detaylı olarak incelenmeye ve tefsir edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra ise iki ayette verilen özellikler genel hatları ile karşılaştırılarak ne kadar benzer veya farklı oldukları kısaca izah edilmiştir. Bu çalışmanın yapılmasındaki hedeflerden biri de iki ayette de zikredilen ve müslümanlar için olmazsa olmaz niteliğinde olan özelliklerin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmak ve konuya dair bir farkındalık oluşturmaktır. Çalışma genel olarak iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde üzerinde çalışılan ayetlerin anlaşılması için gerekli olan genel özellikleri hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümde ise tefsir ilmine dâir temel kaynaklar olarak nitelendirilen eserlerden mümkün olduğunca yararlanılarak ilgili ayetler bölümler halinde tefsir edilmiştir. Ayetlerde zikredilen özellikler ayrı bir başlık ile belirtilmiş ve böylece ilgili vasıflara dikkat çekilmiştir. İki ayetin tefsirinin tamamlanmasının ardından ise ayetlerde zikredilen özelliklerin benzerlik veya farklılıkları üzerinde durulmuş daha sonra da sonuç yazısıyla çalışma nihayete erdirilmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de "Ya Eyyühennas (Ey insanlar)" hitabı olan âyetlerin tahlili
İnsanı kendine muhatap kabul eden Yüce Allah'ın kuluyla olan iletişiminin son halkası Kur'an-ı Kerim, aynı zamanda O'nun insanoğluna bir hitabıdır. İndiriliş amacı bütün insanlığa yönelik bir hitabı ifade etse de içeriğine baktığımızda farklı hitap şekillerinin de Kur'an-ı Kerim'de yer aldığını görüyoruz. Kur'an-ı Kerim'in anlaşılması ve yorumlanması açısından da önemli bir yere sahip olan Kur'an-ı Kerim'deki hitap şekillerine bir çok usül kitabında yer verilmiş ve bu konuda farklı sınıflandırmalara gidilmiştir. Ancak bu hitap şekilleri içerisinde "Ya" (ey) nida edatı ile başlayanların önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz. Biz de bu çalışmamızda hitap şekli olarak Kur'an-ı Kerim'de yirmi bir âyette yer alan "Ey insanlar! (ya eyyühennas)" hitabı üzerinde durmaya ve bu hitabın yer aldığı âyetlerde hitapla muhatap arasındaki ilgiyi ortaya koymaya çalıştık. Bunu yaparken de hitabın yer aldığı âyetin içeriğini, önceki ve sonraki âyetlerle olan bağlantısını, varsa nüzul sebeplerini ve âyetteki kavramları dikkate aldık. İki ana bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde ikinci bölüme hazırlık niteliği olması bakımından hitap kavramı, "ya" nida edatı ve Kur'an-ı Kerim'deki hitap şekilleri üzerinde durduk. İkinci bölümünde ise "Ey insanlar! (ya eyyühennas)" hitabının yer aldığı âyetlerin tahliline çalıştık. Bu tahlili de isimlerini tezimizin kaynaklar kısmında zikredeceğimiz tefsir kitaplarını esas alarak yapmaya çalıştık. Tahlilimizdeki genellik ve hususilik içeren ifadeler de bu faydalandığımız tefsir kitapları kapsamında dikkate alınmıştır. Tezimize kaynak teşkil eden tefsir kitaplarını da hem içerik olarak hem de dönemsel olarak farklı olanlardan seçmeye çalıştık. Tahlilimizin neticesinde bu hitabın yer aldığı âyetlerde hitabın muhatabı konusunda hitabın genelliği ve hususiliği konusunda farklılıklar olduğunu, bu konuda müfessirlerin genel olarak her bir âyet için ortak bir fikir oluşturmadıklarını gördük. Anahtar Kelimeler: Ey insanlar! (ya eyyühennas), hitap, muhatap, genellik, hususilik, tefsir
İbrahim, Hicr ve Nahl sûrelerindeki kırâat farklılıklarının tefsire etkisi
Bu çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde kırâat ilminin tanımı, gayesi, faydası, konusu, çeşitleri, yedi harf meselesi, on kırâat imamı, ravi ve tarikleri hakkında genel bilgiler aktarılmıştır. Kırâat terimlerinin sözlük ve terim anlamlarını verdiğimiz giriş bölümünde, kırâat ilminin doğuşu kıraat imamlarının hayatları hakkında kısa bilgilere yer verdik. Birinci, ikinci ve üçüncü bölümde, çalışmamızın esas hedefini teşkil eden daha önce çalışılmamış bir konu olan "İbrahim, Hicr ve Nahl Sûrelerindeki Kırâat Farklılıklarının Tefsire Etkisi" başlığı altında, ferşü'l huruf bağlamında, manaya etki eden kıraat farklılıklarını, kırâat-i aşere (on kırâat okuyuşu) özelinde, ayrıntılı dil bilgisi izahlarından kaçınarak, sade ve yalın bir şekilde aktarmaya çalıştık. Çalışmamız esnasında Arapça eserleri kullanmaya gayret ettik. Ayetleri incelerken öncelikle ayetin Arapça metnini daha sonra Türkçe mealini vererek ayetin genel anlamı ışığında ferşü'l huruf bağlamında anlama etki eden kelimelerin hangi kıraat imamları tarafından ne şekilde okunduğuna değindik, akabinde ise kırâat farklılığının anlam üzerindeki etkisini ele aldık. Çalışmamız sonuç ve kaynakça ile sona ermektedir.
Kur'ânda "Hakk'l-kavl" ifadesinin anlam alanının incelenmesi
Kur'ân-ı Kerîm'in inzâli yaklaşık olarak yirmi üç yıllık bir sürece yayıldığı ve ayetler inzâl edilirken Arap toplumunun yaşam tarzları ve özel durumları göz önünde bulundurulduğu için ayetler konularına göre tertip edilmiş değildir. Çalışmamıza konu olan ayetler farklı surelerde kendilerine yer bulmuşlardır ve her ayetin kendine özgü özellikleri mevcuttur. Bununla beraber çalıştığımız ayetlerin ortak bir noktada buluştuğu da ortadadır. Bu ortak nokta, Hz. Âdem ile İblis arasında başlayan düşmanlığın meyvesi olarak ortaya çıkan, şeytanın insanı kulluktan uzaklaştırma çabası ve bu tuzağa düşenlerin şeytanla birlikte Allah'ın öteden beri süregelen ve sürecek olan değişmez yasası (sünnetullah) gereği dünyada helak, ahirette de cehennem azabı ile cezalandırması ve cezalandıracak olmasıdır. Bu çalışmada on beş farklı sureden on sekiz ayet üzerinde çalışılmıştır. Her ayet, bulunduğu sure içerisindeki konumu itibarı ile siyâk ve sibâk ilişkisi çerçevesinde tefsir edilmiş, sonuçta vardıkları ortak nokta ve verdikleri ortak mesaj tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde tefsirin ve konumuzun önemi hakkında bilgi verildikten sonra, "hak" (حق) ve "kavl" (قول) kavramlarının anlamları ve Kur'ân-ı Kerîm'de kullanılış şekilleri üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde "حَقَّ الْقَوْلُ" ifadesinin geçtiği sekiz ayet tefsir ilminin temel kaynakları olan eserlerden mümkün mertebe yararlanılarak tefsir edilmiştir. İkinci bölümde ise bu ifadeye anlam yakınlığı olan ifadelerin geçtiği on ayet aynı şekilde tefsir edilmiştir. Sonuç bölümünde ise bu ayetlerin tefsirinde ulaşılan sonuçlara değinilmiştir.
Mehmet Feyzi Efendi'nin Kur'an'ı yorumlama ilkeleri
Asırlardan bu zamana kadar yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim pek çok âlim tarafından tefsir edilmiş, yorumlanmaya çalışılmıştır. Mehmet Feyzi Efendi de, Kur'an'dan bazı ayetleri yorumlayarak, Kur'an ve sünnet ışığındaki irşadı ile sadece Kastamonu'da değil, Kastamonu dışında da etkili olmuş bir âlimdir. Çalışma başlıca iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mehmet Feyzi Efendi'nin Kur'an anlayışını etkileyen şahıslar ve Kur'an'ı yorumlamada öncelikleri ele alınırken, ikinci bölümde Mehmet Feyzi Efendi'nin Kur'an'ı yorumlama ilkeleri, genel ve özel ilkeler çerçevesinde ele alınmıştır. Söz konusu ilkeler, Kur'an'ın okunmasından hayata geçirilme sürecine kadar gerekli şartlar, Kur'an'ı anlama ve okuma metodları ve bazı ayetlerin başka bir ayete, hadise veya ehl-i sünnet âlimlerin görüşlerine dayandırılan ayet yorumları ile delillendirilmiştir. Ayrıca, ayetlerin dilbilimi, işarî ve zahirî yönüyle tefsirine de değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Mehmet Feyzi Efendi, Kastamonu, ayet, tefsir, ehl-i sünnet, metot.
Kevâkibî'nin En'âm suresi tefsiri
Dedelerine ve meşhur soyuna ya da ilk yaptığı iş olan demircilikte kevakib adı verilen çivileri imal etme mesleğine nispetle el-Kevâkibî diye anılan Ahmed bin Hasan bin Ahmed el-Kevâkibî el-Halebî el-Hanefîî, ilim ve irfan sahasında meşhur olmuştur. Fazilet sahibi olarak tanınan el-Kevâkibî ailesinden olması ayrı bir tanınma vesilesi olmuştur. Bu ailevî ortamın, müellifin ilmi birikimine müspet etki yaptığı kanaatindeyiz. Kaleme aldığı eserlere yansıdığı düşünülen diğer bir özellik ise bu ailenin ileri gelenlerinden biri olan Şeyh Safiyyüddin adında bir tasavvuf mürşididir. El-Hak İshak el-Erdebilî'ye dayanan, Erdebiliyye diye bilinen bir tarikatları vardır. Gerek ilmi ve sosyal statüleri gerekse manevi hayattaki rehberlik vazifeleri dolayısıyla bulundukları coğrafyada bu özelliklerden dolayı bu ailenin saygın bir konumu vardır. İbnü'l-Hanbelî'nin tarih kitabında zikrettiğine göre Halep ilindeki el-Celum mahallesinde bugün el-Kevâkibî Camisi diye bilinen caminin yanına defnedilmiştir. El-Kevâkibî aklı erdiği günden beri ilim ve ibadetle meşgul olmuştur. İlmi; Halep'de babasından ve döneminin değerli âlimlerinden almıştır. Tefsir ilmini, âlim, muhakkik ve müftü olan babasından okumuş, fıkıh ilmini büyük âlim Zeynüddin Emin el-Fetva'dan öğrenmiştir. Akli ilimlerle ilgilenmiş, Nakipzade diye tanınan büyük âlim es-Seyyid Ebu Bekir'den bu alanda ders almıştır. Hadis ilmini de rivayet ve dirayet olarak Şeyh Ebü'l-Vefa el-Irdî'den, Alet ilimlerini ise Şeyh Osman eş-Şe'ıfi'den öğrenmiştir. Aynı şekilde ders aldığı Şeyh İbrahim bin Hasan el-Kurânî de onlardan biridir. Bu Zat'ın çeşitli alanlarda değerli ilim ehli zatlardan ders almasının, ilim tahsili safhasında bilgi bütünlüğü sağladığı ve özellikle ayetleri tefsir ederken, başta rivayet olmak üzere dirayetin birçok alanını ihtiva edebilecek bütüncül bakış açısını kendisine kazandırdığı kanaatindeyiz. Buna göre konumuzu teşkil eden tefsir örneğini incelerken bütün bu alanlarla ilgili referanslarını ve hüccetlendirmelerini ayrı başlıklar altında ele almaya gayret edeceğiz. Bu bağlamda çalışmamız bir giriş, iki bölüm ve bir sonuç şeklinde planlanmaktadır. İkinci bölümde, el yazma kayıtları el verdiği ölçüde sunulmuş ve müellifin tefsir anlayışı, metodolojisi ve farklı ilimlerle olan münasebetleri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tefsir, el-Kevâkibî, el yazma eser, Metodoloji, Tahkik, En'âm Suresi
Kurân'da tehdit içeren âyetler -A'râf sûresi örneği-
Kur'ân-ı Kerîm insanlara hitap ederken muhatapları üzerinde etkili olabilmek için çeşitli üslûplar kullanmıştır. Bu üslûplardan biri de Allah'ın emirlerini yapma ve yasaklarından kaçınma noktasında gafil olan insanın ihmalkâr davranması nedeniyle kullanılan tehdit üslûbudur. Kur'ân'da insanlar tüm duyu organlarına hitap edilerek tehdit edilmiştir ki, akıl ve irade sahibi olan insan bu nimetlerini doğru yolda kullanarak hataya düşmekten kurtulabilsin. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu ve amacı, yöntemi ve kaynaklarına değinilmiştir. Birinci bölümde öncelikle tehdit kavramı ve kapsamı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonrasında Kur'ân'da tehdit içeren kelimelerden tehditin anlam alanına giren kelimeler ve tehdit kelimesiyle yakın anlamlı kelimeler incelenmiştir. İkinci bölümde ise, A'râf sûresinde tehdit içeren âyetler tesbit edilerek değerlendirmesi yapılmıştır. Bu âyetler ise, dünyevî ve uhrevî tehditler olarak tasnife tabi tutularak açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamız, araştırmada ulaşılan sonuçların yer aldığı sonuç bölümü ile noktalanmıştır.