Theses supervised by Doç. Dr. Coşkun Özalp
16 theses · Osmaniye Korkut Ata University
Verim arttırıcı projeler için bir bilgisayar programının hazırlanması
Bu çalışmada, Enerji Verimliliği konusunda yapılan çalışmalar derlenip Visual Studio Yazılım Geliştirme Ortamında C# Programlama Dili kullanılarak yazılmasıyla ETO (Enerji Tasarruf Odakları) olarak nitelendirdiğimiz hesaplama programları oluşturulmuştur. Oluşturulan ETO hesaplama bilgisayar programlarının bazıları programın nasıl işlediğini göstermek amacıyla örnek problemlerle anlatılmıştır. Ayrıca Programın çalışma mantığını gösteren akış diyagramı oluşturularak programın daha etkin şekilde kullanılması amaçlanmıştır.
Türkiye'de rüzgar enerji potansiyelinin belirlenmesine yönelik çalışmaların incelenmesi
Bugün dünyadaki hemen hemen her ülke rüzgâr enerjisinden çeşitli şekillerde faydalanmaktadır. Türkiye ise bu konuda diğer ülkelere göre çok avantajlı bir konumdadır, çünkü rüzgâr enerjisi bakımından çok ciddi bir potansiyel barındırmaktadır. Tahmin edilen potansiyel ortalama 60.000 MW' tır. Bu çalışmada, rüzgar enerjisinin günümüze kadar olan gelişimi ve Türkiye'nin rüzgar enerjisi potansiyeli incelenmiş ayrıca Türkiye'nin rüzgar enerji potansiyeli hakkında literatür çalışması yapılmıştır. Çalışma kapsamında son olarak Mersin ilinin Anamur ilçesi için 2016-2017 rüzgâr hızı verileri kullanılarak Weibull dağılımı ile rüzgar enerji potansiyeli hesaplanmıştır.
Farklı derece gün bölgelerine göre optimum yalıtım kalınlığının yatırım-tasarruf yöntemine göre hesaplanması ve çevresel etki analizi
Ülkemizde sanayi sektöründen sonra enerji tüketiminin en fazla olduğu sektör bina sektörü olarak raporlarda yer almaktadır. Mevcut ve yeni yapılan binalarda sağlanacak enerji verimliliği ile hem ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı hem de sera gazı emisyon değerlerinde önemli derecede azalma sağlanmış olacaktır. Yeterli derecede ve standartlara uygun bir şekilde yapılmış ısı yalıtımlı bir binada, ısıtma dönemlerinde, iç ortamdaki konfor sıcaklığını sağlamak için gerekli enerji sarfiyatı azalmış olacaktır. Bu çalışmada ısıl konfor, enerji tasarrufu ve emisyon miktarlarının azaltılabilmesi için ülkemizde standart olarak kullanılan TS 825 ısı yalıtım yönetmeliği dahil olmak üzere ömür maliyet analizi hesap yöntemi, yatırım tasarrufu hesap yöntemi ve yıllık enerji maliyeti hesap yöntemini kapsayan dört farklı hesaplama yöntemi ile dört farklı gün bölgesi ve dört farklı ısı yalıtım malzemesine göre optimum yalıtım kalınlığının belirlenmesi üzerine bir dizi çalışmalar yürütülmüştür. Yapılan bu çalışmada optimum yalıtım kalınlığının enerji tasarrufu, enerji/yatırım maliyeti açısından önemi ortaya konulmuş, sonuçlar çevre ve enerji maliyetleri açısından irdelenmiştir.
Farklı derece gün bölgelerine göre optimum yalıtım kalınlığının yatırım-tasarruf yöntemine göre hesaplanması ve çevresel etki analizi
Ülkemizde sanayi sektöründen sonra enerji tüketiminin en fazla olduğu sektör bina sektörü olarak raporlarda yer almaktadır. Mevcut ve yeni yapılan binalarda sağlanacak enerji verimliliği ile hem ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı hem de sera gazı emisyon değerlerinde önemli derecede azalma sağlanmış olacaktır. Yeterli derecede ve standartlara uygun bir şekilde yapılmış ısı yalıtımlı bir binada, ısıtma dönemlerinde, iç ortamdaki konfor sıcaklığını sağlamak için gerekli enerji sarfiyatı azalmış olacaktır. Bu çalışmada ısıl konfor, enerji tasarrufu ve emisyon miktarlarının azaltılabilmesi için ülkemizde standart olarak kullanılan TS 825 ısı yalıtım yönetmeliği dahil olmak üzere ömür maliyet analizi hesap yöntemi, yatırım tasarrufu hesap yöntemi ve yıllık enerji maliyeti hesap yöntemini kapsayan dört farklı hesaplama yöntemi ile dört farklı gün bölgesi ve dört farklı ısı yalıtım malzemesine göre optimum yalıtım kalınlığının belirlenmesi üzerine bir dizi çalışmalar yürütülmüştür. Yapılan bu çalışmada optimum yalıtım kalınlığının enerji tasarrufu, enerji/yatırım maliyeti açısından önemi ortaya konulmuş, sonuçlar çevre ve enerji maliyetleri açısından irdelenmiştir.
Farklı derece gün bölgelerine göre optimum yalıtım kalınlığının yatırım-tasarruf yöntemine göre hesaplanması ve çevresel etki analizi
Ülkemizde sanayi sektöründen sonra enerji tüketiminin en fazla olduğu sektör bina sektörü olarak raporlarda yer almaktadır. Mevcut ve yeni yapılan binalarda sağlanacak enerji verimliliği ile hem ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı hem de sera gazı emisyon değerlerinde önemli derecede azalma sağlanmış olacaktır. Yeterli derecede ve standartlara uygun bir şekilde yapılmış ısı yalıtımlı bir binada, ısıtma dönemlerinde, iç ortamdaki konfor sıcaklığını sağlamak için gerekli enerji sarfiyatı azalmış olacaktır. Bu çalışmada ısıl konfor, enerji tasarrufu ve emisyon miktarlarının azaltılabilmesi için ülkemizde standart olarak kullanılan TS 825 ısı yalıtım yönetmeliği dahil olmak üzere ömür maliyet analizi hesap yöntemi, yatırım tasarrufu hesap yöntemi ve yıllık enerji maliyeti hesap yöntemini kapsayan dört farklı hesaplama yöntemi ile dört farklı gün bölgesi ve dört farklı ısı yalıtım malzemesine göre optimum yalıtım kalınlığının belirlenmesi üzerine bir dizi çalışmalar yürütülmüştür. Yapılan bu çalışmada optimum yalıtım kalınlığının enerji tasarrufu, enerji/yatırım maliyeti açısından önemi ortaya konulmuş, sonuçlar çevre ve enerji maliyetleri açısından irdelenmiştir.
Türkiye'de rüzgar enerji potansiyelinin belirlenmesine yönelik çalışmaların incelenmesi
Bugün dünyadaki hemen hemen her ülke rüzgâr enerjisinden çeşitli şekillerde faydalanmaktadır. Türkiye ise bu konuda diğer ülkelere göre çok avantajlı bir konumdadır, çünkü rüzgâr enerjisi bakımından çok ciddi bir potansiyel barındırmaktadır. Tahmin edilen potansiyel ortalama 60.000 MW' tır. Bu çalışmada, rüzgar enerjisinin günümüze kadar olan gelişimi ve Türkiye'nin rüzgar enerjisi potansiyeli incelenmiş ayrıca Türkiye'nin rüzgar enerji potansiyeli hakkında literatür çalışması yapılmıştır. Çalışma kapsamında son olarak Mersin ilinin Anamur ilçesi için 2016-2017 rüzgâr hızı verileri kullanılarak Weibull dağılımı ile rüzgar enerji potansiyeli hesaplanmıştır.
Türkiye'de rüzgar enerji potansiyelinin belirlenmesine yönelik çalışmaların incelenmesi
Bugün dünyadaki hemen hemen her ülke rüzgâr enerjisinden çeşitli şekillerde faydalanmaktadır. Türkiye ise bu konuda diğer ülkelere göre çok avantajlı bir konumdadır, çünkü rüzgâr enerjisi bakımından çok ciddi bir potansiyel barındırmaktadır. Tahmin edilen potansiyel ortalama 60.000 MW' tır. Bu çalışmada, rüzgar enerjisinin günümüze kadar olan gelişimi ve Türkiye'nin rüzgar enerjisi potansiyeli incelenmiş ayrıca Türkiye'nin rüzgar enerji potansiyeli hakkında literatür çalışması yapılmıştır. Çalışma kapsamında son olarak Mersin ilinin Anamur ilçesi için 2016-2017 rüzgâr hızı verileri kullanılarak Weibull dağılımı ile rüzgar enerji potansiyeli hesaplanmıştır.
Verim arttırıcı projeler için bir bilgisayar programının hazırlanması
Bu çalışmada, Enerji Verimliliği konusunda yapılan çalışmalar derlenip Visual Studio Yazılım Geliştirme Ortamında C# Programlama Dili kullanılarak yazılmasıyla ETO (Enerji Tasarruf Odakları) olarak nitelendirdiğimiz hesaplama programları oluşturulmuştur. Oluşturulan ETO hesaplama bilgisayar programlarının bazıları programın nasıl işlediğini göstermek amacıyla örnek problemlerle anlatılmıştır. Ayrıca Programın çalışma mantığını gösteren akış diyagramı oluşturularak programın daha etkin şekilde kullanılması amaçlanmıştır.
Verim arttırıcı projeler için bir bilgisayar programının hazırlanması
Bu çalışmada, Enerji Verimliliği konusunda yapılan çalışmalar derlenip Visual Studio Yazılım Geliştirme Ortamında C# Programlama Dili kullanılarak yazılmasıyla ETO (Enerji Tasarruf Odakları) olarak nitelendirdiğimiz hesaplama programları oluşturulmuştur. Oluşturulan ETO hesaplama bilgisayar programlarının bazıları programın nasıl işlediğini göstermek amacıyla örnek problemlerle anlatılmıştır. Ayrıca Programın çalışma mantığını gösteren akış diyagramı oluşturularak programın daha etkin şekilde kullanılması amaçlanmıştır.
İzotermal olmayan kanal akışında nanoakışların sayısal olarak incelenmesi
Bu çalışmada sabit basınç gradyanının etkisi altındaki nanoakışkanın izotermal olmayan kanaldaki akışı sayısal olarak incelenmiştir. Çalışmanın birinci kısmında literatürde sıklıkla karşılaşılan teorik ve deneysel modeller (Einstein, Batchelor, Brinkman, Wang, Chen ve Heyhat modeli) sıcaklık ve hız profillerine bakılarak karşılaştırılmış ve birbirlerine olan uyumları incelenmiştir. İkinci kısımda ise kanal içindeki alümina-su nanoakışkanın hacimsel konsantrasyon, basınç gradyanı ve Reynolds sayısının sıcaklık ve hız profiline etkisi incelenmiştir. Ayrıca kanal merkezi boyunca kayma gerilmesi dağılımı ve farklı hacimsel debilerdeki basınç gradyanı değişimi de incelenmiştir. Bu kısımda momentum ve enerji denklemlerinde yer alan ısıl iletkenlik ve viskozite değerleri için hacimsel konsantrasyona bağlı olarak sırasıyla Maxwell ve Brinkman modelleri kullanılmıştır. Kanal akışının çözümünde akışın iki boyutlu, izotermal olmayan, sıkıştırılamaz, hidrodinamik ve ısıl olarak tam gelişmiş ve sürekli olduğu kabul edilmiştir. Kanal alt ve üst cidarlarına sabit ısı akısı sınır şartı uygulanmış olup alümina-su nanoakışkanın tek fazlı ve homojen olduğu varsayılmıştır. Denklemlerin ayrıklaştırılması Chebyshev polinom açılımlarına dayanan Pseudospectral yöntemi kullanılarak yapılmış ve doğrusal olmayan sınır değer problemleri Chebyshev Pseudospectral yöntemi ile Fortran bilgisayar programı kullanılarak sayısal olarak çözülmüştür.
Bir buharlı güç santralinin enerji ve ekserji analizi
Bu çalışmada tam yükte 660 MW yüke sahip bir buharlı güç santraline enerji ve ekserji uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, sistemi oluşturan her bir ekipmanı ayrı ayrı inceleyerek en fazla enerji ve ekserji kaybı olan ekipmanları belirlemek olup çalışmada sistemi oluşturan ekipmanların faydalı güç, tersinir güç ve tersinmezlik miktarları tespit edilmiş ek olarak her bir ekipmanın ve santralin ikinci yasa verimi hesaplanmıştır. Aynı zamanda daha önce hesaplanmış olan farklı tip buharlı güç santrallerin verimleri ile kıyaslaması yapılmıştır. Yapılan hesaplamalara göre en fazla ekserji kaybı kazan da olmakta olup, enerji kaybı yoğuşturucuda olmaktadır. Sonuçlara göre ekserji analizinin enerji analizine göre önemli olduğu kanısına varılmıştır. Ekserji kayıpları azaltılması durumunda santral verimi olumlu yönde artacaktır. Termik santralin genel verimi kazan basıncına bağlı olarak artmaktadır.
Bir buharlı güç santralinin enerji ve ekserji analizi
Bu çalışmada tam yükte 660 MW yüke sahip bir buharlı güç santraline enerji ve ekserji uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, sistemi oluşturan her bir ekipmanı ayrı ayrı inceleyerek en fazla enerji ve ekserji kaybı olan ekipmanları belirlemek olup çalışmada sistemi oluşturan ekipmanların faydalı güç, tersinir güç ve tersinmezlik miktarları tespit edilmiş ek olarak her bir ekipmanın ve santralin ikinci yasa verimi hesaplanmıştır. Aynı zamanda daha önce hesaplanmış olan farklı tip buharlı güç santrallerin verimleri ile kıyaslaması yapılmıştır. Yapılan hesaplamalara göre en fazla ekserji kaybı kazan da olmakta olup, enerji kaybı yoğuşturucuda olmaktadır. Sonuçlara göre ekserji analizinin enerji analizine göre önemli olduğu kanısına varılmıştır. Ekserji kayıpları azaltılması durumunda santral verimi olumlu yönde artacaktır. Termik santralin genel verimi kazan basıncına bağlı olarak artmaktadır.
Bir buharlı güç santralinin enerji ve ekserji analizi
Bu çalışmada tam yükte 660 MW yüke sahip bir buharlı güç santraline enerji ve ekserji uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, sistemi oluşturan her bir ekipmanı ayrı ayrı inceleyerek en fazla enerji ve ekserji kaybı olan ekipmanları belirlemek olup çalışmada sistemi oluşturan ekipmanların faydalı güç, tersinir güç ve tersinmezlik miktarları tespit edilmiş ek olarak her bir ekipmanın ve santralin ikinci yasa verimi hesaplanmıştır. Aynı zamanda daha önce hesaplanmış olan farklı tip buharlı güç santrallerin verimleri ile kıyaslaması yapılmıştır. Yapılan hesaplamalara göre en fazla ekserji kaybı kazan da olmakta olup, enerji kaybı yoğuşturucuda olmaktadır. Sonuçlara göre ekserji analizinin enerji analizine göre önemli olduğu kanısına varılmıştır. Ekserji kayıpları azaltılması durumunda santral verimi olumlu yönde artacaktır. Termik santralin genel verimi kazan basıncına bağlı olarak artmaktadır.
Farklı dizilimlere sahip binalar etrafındaki akış karakteristiklerinin PIV yöntemi ile deneysel olarak incelenmesi
Keskin köşeli hatlara sahip cisimler bir akışa maruz kaldığında akış cismin arka bölgesinde karışık, dengesiz ve zamanla değişebilen türbülanslı bir hal alır. Akışın hızı, yönü ve cismin şekli, yüzeylerde oluşan hız bölgelerinde ve basınç farklarında belirleyici faktördür. Günümüzde modern şehirlerde eski, tek katlı müstakil yerleşimler yerini büyük çok katlı sitelere ve ticari binalara bırakmıştır. Bu değişim şehrin görünüşünü değiştirdiği gibi yerel rüzgârların değişiminde de rol oynamıştır. Bu rüzgâr değişimi zaman zaman bina içi iklimlendirmeye dezavantaj oluşturup enerji ihtiyacını arttırdığı gibi dış mekânlarda da konfor şartlarını standartların altına çekmektedir. Bina geometrileri ve yerleşimleri ile rüzgâr arasındaki ilişki dikkate alınarak üretilebilecek bazı bina tasarımları bu dezavantajları ortadan kaldırdığı gibi, binalar arasına konumlandırılacak rüzgâr türbinleri vasıtasıyla enerji üretimi yapabilme potansiyelini açığa çıkartacaktır. Bu çalışmada, kanal içerisine yerleştirilmiş farklı örnek bina geometrileri arasındaki akış karakteristiklerini (ortalama hız, girdap, akım çizgileri) belirlemek üzere parçacık görüntülemeli hız ölçüm (PIV) tekniği kullanılarak deneysel çalışmalar yapılmıştır. 7,5cm x 7,5cm x 7,5cm boyutlarında küp ve 15cm x 7,5cm x 7,5cm boyutlarında dikdörtgenler prizması modeller akrilik malzemeden imal edilerek oluşturulan dizilim konfigürasyonları Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İleri Akışkanlar Dinamiği Laboratuvarında PIV düzeneğinde farklı Reynolds sayılarında deneysel olarak incelenmiştir. Elde edilen verilere göre gerçek bina dizilimlerine dair fikirler tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Akış karakteristiği, PIV, Binalar etrafındaki akış
Farklı dizilimlere sahip binalar etrafındaki akış karakteristiklerinin PIV yöntemi ile deneysel olarak incelenmesi
Keskin köşeli hatlara sahip cisimler bir akışa maruz kaldığında akış cismin arka bölgesinde karışık, dengesiz ve zamanla değişebilen türbülanslı bir hal alır. Akışın hızı, yönü ve cismin şekli, yüzeylerde oluşan hız bölgelerinde ve basınç farklarında belirleyici faktördür. Günümüzde modern şehirlerde eski, tek katlı müstakil yerleşimler yerini büyük çok katlı sitelere ve ticari binalara bırakmıştır. Bu değişim şehrin görünüşünü değiştirdiği gibi yerel rüzgârların değişiminde de rol oynamıştır. Bu rüzgâr değişimi zaman zaman bina içi iklimlendirmeye dezavantaj oluşturup enerji ihtiyacını arttırdığı gibi dış mekânlarda da konfor şartlarını standartların altına çekmektedir. Bina geometrileri ve yerleşimleri ile rüzgâr arasındaki ilişki dikkate alınarak üretilebilecek bazı bina tasarımları bu dezavantajları ortadan kaldırdığı gibi, binalar arasına konumlandırılacak rüzgâr türbinleri vasıtasıyla enerji üretimi yapabilme potansiyelini açığa çıkartacaktır. Bu çalışmada, kanal içerisine yerleştirilmiş farklı örnek bina geometrileri arasındaki akış karakteristiklerini (ortalama hız, girdap, akım çizgileri) belirlemek üzere parçacık görüntülemeli hız ölçüm (PIV) tekniği kullanılarak deneysel çalışmalar yapılmıştır. 7,5cm x 7,5cm x 7,5cm boyutlarında küp ve 15cm x 7,5cm x 7,5cm boyutlarında dikdörtgenler prizması modeller akrilik malzemeden imal edilerek oluşturulan dizilim konfigürasyonları Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İleri Akışkanlar Dinamiği Laboratuvarında PIV düzeneğinde farklı Reynolds sayılarında deneysel olarak incelenmiştir. Elde edilen verilere göre gerçek bina dizilimlerine dair fikirler tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Akış karakteristiği, PIV, Binalar etrafındaki akış
Farklı dizilimlere sahip binalar etrafındaki akış karakteristiklerinin PIV yöntemi ile deneysel olarak incelenmesi
Keskin köşeli hatlara sahip cisimler bir akışa maruz kaldığında akış cismin arka bölgesinde karışık, dengesiz ve zamanla değişebilen türbülanslı bir hal alır. Akışın hızı, yönü ve cismin şekli, yüzeylerde oluşan hız bölgelerinde ve basınç farklarında belirleyici faktördür. Günümüzde modern şehirlerde eski, tek katlı müstakil yerleşimler yerini büyük çok katlı sitelere ve ticari binalara bırakmıştır. Bu değişim şehrin görünüşünü değiştirdiği gibi yerel rüzgârların değişiminde de rol oynamıştır. Bu rüzgâr değişimi zaman zaman bina içi iklimlendirmeye dezavantaj oluşturup enerji ihtiyacını arttırdığı gibi dış mekânlarda da konfor şartlarını standartların altına çekmektedir. Bina geometrileri ve yerleşimleri ile rüzgâr arasındaki ilişki dikkate alınarak üretilebilecek bazı bina tasarımları bu dezavantajları ortadan kaldırdığı gibi, binalar arasına konumlandırılacak rüzgâr türbinleri vasıtasıyla enerji üretimi yapabilme potansiyelini açığa çıkartacaktır. Bu çalışmada, kanal içerisine yerleştirilmiş farklı örnek bina geometrileri arasındaki akış karakteristiklerini (ortalama hız, girdap, akım çizgileri) belirlemek üzere parçacık görüntülemeli hız ölçüm (PIV) tekniği kullanılarak deneysel çalışmalar yapılmıştır. 7,5cm x 7,5cm x 7,5cm boyutlarında küp ve 15cm x 7,5cm x 7,5cm boyutlarında dikdörtgenler prizması modeller akrilik malzemeden imal edilerek oluşturulan dizilim konfigürasyonları Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İleri Akışkanlar Dinamiği Laboratuvarında PIV düzeneğinde farklı Reynolds sayılarında deneysel olarak incelenmiştir. Elde edilen verilere göre gerçek bina dizilimlerine dair fikirler tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Akış karakteristiği, PIV, Binalar etrafındaki akış