Theses supervised by Doç. Dr. F. Bilge Tanrıbilir
12 theses · Gazi University
Yabancı nafaka ilâmlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi
Çalışmamızın konusunu `Yabancı Nafaka İlâmlarının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi' oluşturmaktadır. Çalışmanın temel amacı, uygulamasının yeni sayılabilecek bir nitelikte olduğu 5718 sayılı MÖHUK ve MÖHUK bakımından önceliği olan milletlerarası sözleşmeler karşısında nafaka ilâmlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizine ilişkin ilkelerin ortaya konabilmesidir. Çalışmada karşılaştırmalı hukuk açıklamalarına girilmeyerek, kanunda ve milletlerarası sözleşmelerde yer alan tanıma ve tenfiz şartları ile usulü detaylı bir şekilde incelenmiştir.Çalışmada yabancı nafaka ilâmlarının tanınması ve tenfizine ilişkin MÖHUK ve milletlerarası sözleşme hükümlerinin uygulaması somutlaştırılmaya çalışılırken, Yargıtay kararlarından ve öğretide yer alan görüşlerden yararlanılmıştır.
Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID) hakem kararlarına karşı hukuki başvuru yolları
Bu tez, ICSID tahkiminde uyuşmazlıkların çözümünde, tahkim heyetlerince verilen kararlara karşı hukuki başvuru yollarına ilişkin detaylı bilgileri içermektedir. ICSID Sözleşmesinin 53'üncü maddesine göre, ICSID hakem heyetlerince verilen kararlar kesin ve bağlayıcıdırlar. Bu kararlara karşı Sözleşmede belirtilen hukuki yollar dışında başka bir hukuki yola başvurulamaz. Ayrıca bu kararlar ulusal mahkemelerin incelemesine tabi tutulamazlar. Fakat ICSID tahkim sistemi içerisinde, belirli şartlar gerçekleştiğinde kararlar kararı veren heyet tarafından veya yeniden kurulacak bir ad hoc komite tarafından yeniden incelenebilmektedirler. Kararlara karşı başvurulacak hukuki yollar, ICSID Sözleşmesi ve tahkim kurallarına göre bu çalışmamızda detaylı olarak incelenmiştir. Bu hukuki başvuru yollarından ilki küçük hatalara, özellikle yazıma ilişkin hatalara karşı başvurulabilecek, kararın tashihi usulüdür. Taraflar kararın anlamı üzerinde uyuşmazlığa düşerlerse kararın yorumunu da talep edebilirler. Taraflarca önceden bilinmeyen bir vakıanın sonradan öğrenilmesi durumunda kararın düzeltilmesi de mümkündür. Karara karşı başvurulacak hukuki yollar içerisinde en esaslısı kararın iptalidir. Kararın iptali kararın kesinliği prensibine bir istisna getirmektedir. İptal hukuki başvuru yolu, kararın hukuka uygun olup olmadığının sorgulanmasına olanak sağlayan ve hukuka uygun olmayan kararlara karşı sınırlı bir çıkış kapısı sunan hukuki başvuru yoludur. Fakat kararın iptalini talep edebilmek için ICSID sözleşmesinde belirlenen iptal sebeplerinden bir veya birkaçının mevcudiyetini ileri sürmek gerekir. Bu talep sonrası karar kısmen veya tamamen iptal edilebilir. İptal sonrası uyuşmazlık yeni bir tahkim heyeti önüne götürülür. Tezimizde yukarıda bahsedilen kararın ?tashihi?, ?düzeltilmesi?, ?yorumu? ve ?iptali? hukuki başvuru yolları detaylı olarak incelenmiştir.
Milletlerarası Tahkim Kanunu ve UNCITRAL tahkim kuralları çerçevesinde Ad Hoc tahkim usulü
Milletlerarası Tahkim Kanunu ve UNCITRAL Tahkim Kuralları Kapsamında Ad Hoc Tahkim Yargılama Usulü? isimli çalışmamızın amacı esas itibariyle, uluslararası ticari tahkimin bir türü olan ad hoc tahkim usulünün, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ve UNCITRAL Tahkim Kuralları hükümleri çerçevesinde incelenmesidir. Çalışmanın ilk bölümünde, genel olarak uluslararası tahkim konusu ele alınmış ve bu bölümde ilk olarak tahkim kavramına ilişkin temel konulara değinilmiştir. Buna göre, taraflar arasında doğmuş veya doğması muhtemel bir hukuki uyuşmazlığın, taraflarca seçilen hakemler tarafından nihai olarak karara bağlanması olarak tanımlanan tahkim kurumu; tahkim anlaşması, hakem sözleşmesi, esas sözleşme, tahkim usulü ve tahkimin esasına uygulanacak olan hukuk kurallarını kapsamaktadır.Tezin ikinci bölümünde ise Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında gerçekleşen ad hoc tahkimde, tahkim usulünün tabi olacağı kuralların UNCITRAL Tahkim Kuralları çerçevesinde incelenmesi konusu ele alınmıştır. Ad hoc tahkim, tahkim sürecinin, uyuşmazlığa mahsus olmak üzere, taraflarca kararlaştırılan usul kuralları çerçevesinde, belli bir kuruma bağlı olmadan yürütülmesini sağlamaktadır. Ad hoc tahkimde, hakem mahkemesi ve tahkim yargılamasının tabi olacağı kurallar, tarafların anlaşması sonucunda somut uyuşmazlık bakımından geçici olarak oluşturulmaktadır. UNCITRAL Tahkim Kuralları, ad hoc tahkimi tercih eden taraflara, yol gösterici ve kendi iradeleriyle şekillendirebilecekleri nitelikte esnek kurallar sunmaktadır. Esas itibariyle ad hoc tahkimi düzenleyen Milletlerarası Tahkim Kanunu da, UNCITRAL Tahkim Kuralları ile paralel düzenlemeler öngörmekte ve içeriği itibariyle, hukukumuz bakımından uluslararası tahkim alanında kaydedilen gelişimi göstermektedir.
Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası
Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'nın anlatıldığı bu tez 2 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde öncelikle Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nın oluşum süreci ile ilgili olarak savunma ve güvenlik konularının Avrupa'da ortaya çıkışı ve takip eden gelişmelerden bahsedilmiştir. Daha sonra kurucu antlaşmalarda değişiklik getiren düzenlemeler ve Avrupa Birliği Zirvelerinde alınan kararlar ışığında güvenlik ve savunma konularına ilişkin gelişmeler, getirilen yenilikler ve öngörülen kurumsal yapıdan bahsedilmiştir. Tarihsel süreçle beraber temelleri atılan bu politika, Avrupa Tek Senedi ile hukuki kimlik kazanmıştır. Daha sonra Maastricht Antlaşması ile Ortak Dış ve Güvenlik Politikası oluşturulmuş ve bu düzenlemeler Amsterdam ve Nice Antlaşmaları ile gelişerek Avrupa Birliği Zirvelerinde alınan özellikli kararlarla desteklenmiştir. İkinci bölümünde ise Birliğin amaçları ile nihai kurumsal yapısı konusunda düzenlemeler içeren Anayasal Antlaşma Taslağı incelenmiştir. Yürürlüğe giremeyen Anayasal Antlaşma Taslağı'na Lizbon Antlaşması'nda birçok düzenlemeye temel oluşturduğundan dolayı geniş yer verilmiştir. Güvenlik ve savunmaya ilişkin olarak AB Dışişleri Bakanlığı, genişletilmiş işbirliği, dayanışma hükmü ve işleyişe ilişkin diğer düzenlemelerden bahsedilmiştir. Daha sonra ise yeni bir antlaşma niteliğine sahip olmayıp mevcut Avrupa Birliği Antlaşması ve Avrupa Toplulukları Antlaşmasını değiştiren hükümler getiren Lizbon Antlaşması ele alınmıştır. Lizbon Antlaşması'nın Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının adını "Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası" olarak değiştirmesi başta olmak üzere Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, hükümetlerarası işbirliği ve oybirliği kuralı, kalıcı yapısal işbirliği ve dayanışma hükmü hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra karar alma konusunda yetkili organlardan başlamak üzere çekimserlik, kalıcı yapısal işbirliği ve dayanışma halinde karar almada izlenecek yöntem, nitelikli çoğunlukla alınan kararlar ile ikincillik ve orantısallık ilkeleri hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Çalışmanın en sonunda ise kurumsal yapı ve politikanın işleyişine ilişkin bilgi verilmiş olup hemen ardından genel bir değerlendirme yapılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası2. Avrupa Birliği Ortak Dış ve Güvenlik Politikası3. Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası4. Avrupa Birliği'nde Güvenlik ve Savunma5. Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği
Avrupa Birliği Hukukunda malların serbest dolaşımında eş etkili önlemler
AB'nin temeli olan Gümrük Birliği'nin sorunsuz ilerleyebilmesi için gümrük vergilerinin ve buna eş etkili vergilerin ve miktar kısıtlamalarının ve buna eş etkili önlemlerin kaldırılması zorunludur.Gümrük vergileri ve buna eş etkileri vergilerin uygulanması ATA m.25 ile miktar kısıtlamaları ve buna eş etkili önlemlerin uygulanması ise ATA m.28 ve m.29 ile kaldırılmıştır. Buna rağmen üye devletler çeşitli amaçlarla ve korumacı politikaların bir sonucu olarak eş etkili önlem uygulamasına başvurabilmektedir. Gümrük vergisine eş etkili vergi uygulamasının istisnası olmamasına rağmen, miktar kısıtlamasına eş etkili önlem uygulamasının gerek ATA m.30'da sayılan gerekse ATAD içtihatlarıyla düzenlenen bazı istisnaları mevcuttur. Uygulamada eş etkili önlemlerle ilgili sorunlar devam etmektedir. Sorunun çözümü AB çapında mevzuat uyumlaştırması yapılmasıyla mümkün olabilecektir. Ancak üye devletler çeşitli nedenlerle bu konuda isteksiz davranmaktadır.Bu tez eş etkili önlem uygulamalarının malların serbest dolaşımına yaptığı olumsuz etkiye dikkat çekmeyi ve eş etkili önlemlerin kaldırılmasının gerek AB ve gerekse Gümrük Birliği üyesi olan ülkemiz açısından taşıdığı önemi vurgulamayı amaçlamaktadır.Anahtar Sözcükler1. Malların Serbest Dolaşımı2. Gümrük Vergilerine Eş Etkili Vergiler3. Miktar Kısıtlamalarına Eş Etkili Önlemler4. Malların Serbest Dolaşımının Engellenmesi5. Gümrük Birliği
Türk Hukukunda ve Irak Hukukunda vatandaşlığın kazanılması
?Türk ve Irak Hukukunda Vatandaşlığın Kazanılması? başlığı taşıyantez dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, Türk ve Irak vatandaşlık hukukunun tarihî gelişimi veanayasal esasları kısa bir şekilde anlatılmıştır. İkinci bölümde, vatandaşlığındoğum yeri sebebiyle veya ana babaya bağlı olarak kazanılmasına yerverilmiştir. Üçüncü bölümde ise, evlenme ve seçme hakkını kullanılması ilekazanılması ele alınmıştır. Yetkili makam kararıyla vatandaşlığın kazanılmasıbaşlığı taşıyan dördüncü bölüm ile tezin bölümleri sonlandırılmıştır. Eklerkısmında Irak yeni anayasasında vatandaşlığın kazanılma konusu ile ilgiligetirilen düzenlere yer verilmektir. Son olarak 2006 tarihli ve 26 sayılıvatandaşlık kanunundaki maddeler ekler kısmında yazılmıştır.Anahtar sözcükler1. Türkiye2. Irak3. Kanun4. Vatandaş5. Kazanma
Kazak Hukukunda yatırımların korunması
Tezimizin amacı Kazakistan'da yabancı sermayenin tarihçesi ile yabancı sermayenin ülkeye hangi hukuki yöntemlerle yapılabildiğini, en çok hangi şekilde kurulduklarını, Türkiye ile Kazakistan arasındaki yatırım ilişkileri ile yabancı sermayenin ulusal ve uluslararası alanda korunması gibi konuları incelenilmiştir.Yabancı şirketler bir ülkede yatırıma karar verirken karlılık olanakları, ekonomik ve politik istikrar, hükümet politikaları gibi birçok ekonomik, siyasal, psikolojik ve hukuksal faktörü göz önünde tutmaktadır. Bu nedenle, yabancı yatırımcılara, yabancılara sağlanan olağan imkânlardan farklı olarak, sermaye getirdikleri için birtakım hak ve kolaylıklar sağlanmaktadır. Başka bir deyişle, ülkeye yatırım yapan yabancıya, yatırım yaptığı için kural olan hükümlerin dışında güvenceler de getirilmektedir.Bu nedenle Kazak Hukukunda yatırımların korunmasını ve yabancı sermayenin hangi alanlarda teşvik edilmesinin daha yararlı olacağı konusu incelenerek yabancı yatırım deyiminin kapsamı içinde yazılmıştır.Tez yazımı esnasında öncelikle ekonomik kavramlar kullanılmış ve Devletler Özel Hukuk disiplini içerisinde yazılmıştır.Bu çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, yatırım ve yabancı sermayeye ilişkin kavramları, türleri, ülkeye gelişi ve etkisi işlenmektedir. İkinci Bölümde, Kazak Hukukunda yatırımları düzenleyen ?Yatırımlar Kanunu? esası incelenmektedir. Türkiye ile Kazakistan arasındaki yatırım ilişkileri de bu bölümde ele alınacaktır. Üçüncü Bölümde ise, yabancı yatırımlara ilişkin iki taraflı ve çok taraflı sözleşmelere yer verilecektir.Böylece Devletler Özel Hukuk ve Ekonomik ilkelerine sık sık gönderme yapılarak kavram ve terminolojisi de baskın şekilde kullanılmıştır.Kazakistan'a yabancı yatırımı çekebilmek için yatırım ikliminin iyileştirilmesi, vergi ve yasama sistemlerini sağlamlaştırmaya devam etmek ve uluslararası piyasalarda Türkiye ve Kazakistan arasındaki dostluk ve ekonomi imajını güçlendirme stratejisini geliştirmeye devam etmek gelmektedir.Yatırım ortamının uluslararası standarda kavuşturulması için gerekli yasal ve kurumsal düzenlemelerin yapılması sonucunda, etkin bir tanıtım kampanyası ile yabancı yatırımları koruması ve bu çalışmada belirtilen hedeflere uygun artışların sağlanması mümkün olabilecektir. Dolayısıyla kanun bu amaca hizmet edecek öncü düzenleme olup, ardından gelecek diğer düzenlemelerle yabancı yatırım faaliyetlerinin hukuksal zemini tamamlanmış olacaktır.Bu çalışmada Kazak hukuku esas alınarak ve yeri geldiğinde Türk hukukuyla benzeyen ve benzemeyen hususlara da işaret edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Türkiye,2. Kazakistan,3. Doğrudan Yabancı Yatırımlar,4. Yabancı Sermaye,5. Yatırımcı,6. Uyuşmazlıkların Çözümü.Key Words:1. Turkey,2. Kazakhstan,3. Direct foreign investment,4. Foreign investment,5. Investor,6. Decision of case.
FIDIC kapsamında uyuşmazlıkların çözümü
?FIDIC? (Milletlerarası Müşavir Mühendisler Federasyonu- Fédération Intérnationale des Ingénieurs-Conseils) 1913 yılında Belçika'da kurulmuştur. FIDIC, 1957 yılında inşaat projeleri için standart sözleşmeler hazırlamaya başlamıştır. Günümüze dek birçok standart sözleşme yayınlayan FIDIC, 1999 yılında standart sözleşmelerinin sistematiğinde bazı değişiklikler yaparak dört standart inşaat sözleşmesinin yeni versiyonlarını yayınlamıştır. Bunlar; Kırmızı Kitap ?İnşaat İşleri Standart Sözleşmesi?, Sarı Kitap ?Mekanik ve Elektrik Proses Tesisleri ve Tasarım Yapım Standart Sözleşmesi?, Gümüş Kitap ?Mühendislik/Tedarik/Yapım- Anahtar Teslimi Standart Sözleşmesi?, Yeşil Kitap ?Kısa Sözleşme Formu?'dur.1999 yılında yayınlanan ve ?FIDIC Gökkuşağı (FIDIC Rainbow)? olarak bilinen dört kitapta, uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin yer alan maddelerde esaslı değişikliklerle yeni düzenlemeler yapılmıştır.Bu tez çalışmasında FIDIC standart sözleşmelerinde uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin yer alan düzenlemeler incelenmiştir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde FIDIC'ın yapısı, görevleri, amaçları, FIDIC tarafından yayınlanan standart sözleşmeler ve onların hukukî niteliği ve 1999 yılında yayınlanan yapılan değişiklik öncesindeki uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin düzenlemeler üzerinde durulmuştur.Çalışmamızın ikinci bölümünde ise 1999 yılında yayınlanan ve ?FIDIC Rainbow? (FIDIC Gökkuşağı) olarak da bilinen yenilenmiş FIDIC standart sözleşmeleri esas alınarak, ilgili sözleşmelerdeki uyuşmazlıkların giderilmesine ilişkin düzenlemeler incelenmiştir. Bu inceleme kapsamına uyuşmazlığa hangi hukukun uygulanacağı ve tahkim yerinin belirlenmesi konuları da dâhil edilmiştir.
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununda yabancı yatırımcıya sağlanan kolaylıklar
Yabancılar hukukunda yabancılara çeşitli haklar tanınmaktadır.Özellikle yatırım hukukunda, ülkeler yabancı yatırımcıları değişikmuamelelere tabi tutarlar.Uluslar arası yatırım hukukunda yabancı sermaye yatırımından sözedebilmek için üç temel unsur gerekir. Bunlar, ev sahibi devlet, kaynakdevlet ve yatırımcıdır. Doğrudan- dolaylı yabancı yatırım ayrımında önemliolan, yatırımın şeklidir. Doğrudan yatırım, tüm ekonomik faktörlerin üretimekatılmasıyla olur. Oysa ki dolaylı yatırım, uluslar arası alında faaliyetgösteren şirketlerden hisse edinimi suretiyle olur.2003 yılında yürürlüğe giren 4875 sayılı Doğrudan Yabancı YatırımKanunu, yabancı yatırımcılara çeşitli kolaylıklar tanımıştır. Öncelikle mülga6224 sayılı YSTK'nın izin-onay sisteminden uzaklaşılmış, bildirimsistemine geçilmiştir.4875 sayılı kanun, yabancı yatırımcı konusunda uluslar arasıuygulamalara paralel bir tanım getirmiştir. Kanuna göre, yabancı gerçekkişiler yanında, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ve yurt dışındabulunduğu ülkenin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiliğe sahip ticaretşirketler ve uluslar arası kuruluşlar yabancı yatırımcı kabul edilirler.DYYK, yabancı yatırımcılara çeşitli kolaylıklar sağlamaktadır. Mülga6224 sayılı kanunda da bir takım kolaylıklar olmasına rağmen, yeni kanundaha özgürlükçüdür.4875 sayılı kanun, yerli yatırımcılarla yabancı yatırımcıların eşitmuameleye tabi tutulacağını düzenlemiştir. Ayrıca kanunda, yabancıyatırımın kamulaştırılabilmesi veya devletleştirilebilmesi için hem kamuyararının olması hem de karşılığının ödenmesi gerekliliği üzerindedurulmuştur.Öte yandan kanun yabancı yatırımcının ülkede elde ettiği kârlarınıözel finans kuruluşları aracılığıyla transfer etmesine izin vermiştir. 4875sayılı kanun, Türkiye'de gayrimenkul edinmek isteyen yabancıyatırımcılara ilişkin de düzenleme getirmiştir. Bunun yanında yabancıpersonel istihdamını düzenleyen ve buna izin veren hükümlere derastlanmaktadır. Son olarak nakit dışında getirecek sermayenin değertespitinde kaynak ülkenin hukuk kuralları geçerli olacak ve yabancıyatırımcı şirketler Türkiye'de irtibat bürosu açılabileceklerdir.
Milletlerarası mal satımlarına ilişkin Birleşmiş Milletler sözleşmesi (Viyana sözleşmesi-1980) ve Türk hukuku.
ÖZETAYDIN, İbrahim: Milletlerarası Mal Satımlarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Viyana Sözleşmesi-1980) ve Türk Hukuku, Yüksek Lisans Tezi Ankara 2007.Viyana Sözleşmesi, milletlerarası ticaretin önündeki engelleri kaldıracağı, dolayısıyla dünya ticaretinin gelişimine katkıda bulunacağı düşüncesiyle, milletlerarası mal satımına ilişkin akitleri yeknesak kurallara bağlamak maksadıyla kabul edilmiştir. Viyana Sözleşmesi, milletlerarası nitelikli mal satım akitlerine ilişkin maddi düzenlemeler getirmenin yanı sıra yine bu nitelikli akitler için kanunlar ihtilâfı düzenlemeleri de getirmektedir. Türkiye henüz Sözleşmeyi onaylamamıştır. Ancak Türk mahkemeleri Viyana Sözleşmesini, içerdiği geniş uygulama alanına yönelik düzenlemeler nedeniyle, uygulamak zorunda kalabileceklerdir.
Türk yabancılar hukukunda yabancıların turizm sektöründeki faaliyetleri
ÖZETYÜKSEL, İlksen. Türk Yabancılar Hukukunda Yabancıların Turizm Sektöründeki Faaliyetleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2007.Türk Yabancılar Hukukunda Yabancıların Turizm Sektöründeki Faaliyetleri konusu incelenirken üzerinde durulan, Turizmi Teşvik Kanununa göre yabancı uyruklu gerçek veya tüzel kişiler, Türk uyruklu gerçek veya tüzel kişilerle ortaklık şartı aranmaksızın, Türkiye'de turizm işletmesi sahibi olabilmektedir. Turizm işletmeleri ise tüm teşvik, istisna, muafiyet ve haklardan yerli-yabancı ayırımı yapılmaksızın yararlanmaktadır. Örneğin teşvikler kapsamında, yabancı turizm işletmelerine de taşınmaz mal tahsis edilebilmektedir. Ayrıca yerli veya yabancı turizm işletmelerinde yabancı personel çalıştırılması imkanı da sağlanmıştır. Kanun, deniz turizmi konusunda da yabancılar için oldukça elverişli hükümler içermektedir.Türkiye'de turizm yatırımı ve/veya işletmeciliği yapmak ya da bir turizm işletmesinde çalışmak isteyen yabancıların, öncelikle Türkiye'de genel hükümler dahilinde ikamet hakkına sahip olması gerekmektedir. Belgeli turizm işletmelerinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilen izinle yabancı uzman personel ve sanatkarlar çalıştırılabilir. Bu yabancılara çalışma izinleri genel hükümlere göre verilecektir. Turizmi Teşvik Kanununda "Deniz Turizmi" başlığı altında düzenlenen hükümler, Kabotaj Kanununa istisna teşkil etmekte ve yabancılara elverişli imkanlar sağlamaktadır. Turizm mevzuatının yabancı turizm yatırımcılarına sağladığı en önemli kolaylık, taşınmaz mal tahsisi konusunda getirilmiştir. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde ve turizm merkezlerindeki taşınmaz malların iktisabı, Tapu Kanununda yer alan yabancı uyruklularla ilgili tahditlerden Bakanlar Kurulu Kararı ile istisna edilebilmektedir. Turizm mevzuatında, Türk turizm sektöründe faaliyette bulunan yabancılarla vatandaşlar arasında herhangi bir ayırım gözetilmediği gibi turizmin sektörünün gelişimi amacıyla yabancılar için önemli istisnaların sağlandığı görülmektedir.Anahtar Sözcükler1.Yabancılar2.Turizm Yatırımları3.Yabancıların Çalışması4.Deniz Turizmi5.Taşınmaz Tahsisi
Türk milletlerarası usul hukukunda gemi haczi
Bu tezde, deniz ticaretinde önemi her geçen gün artan ?Türk milletlerarası usul hukukunda gemi haczi? konusu incelenmeye çalısılmıstır. Bu yapılırken gemi alacaklısı hakkı ve buna uygulanacak hukuk, yerli ve yabancı gemilerin haczi, gemi haczinin Türk milletlerarası usul hukukunda tasıdıgı özellikler, milletlerarası hukuktan kaynaklanan ve uygulamada ortaya çıkan problemler, milletlerarası sözlesmeler, son mevzuat degisiklikleri, konu hakkında ki güncel eserler, Yargıtay kararları ve yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı incelenmeye çalısılmıstır. Çalısmamızda önce, deniz hukukunun tarihi gelisiminden kısaca bahsedilmistir. Daha sonra gemi, gemi sicili, geminin isletilmesi gibi deniz hukukunun temel kavramları açıklanmaya çalısılmıstır. Akabinde gemi alacaklısı hakkı ve bu hakka uygulanacak hukuk konuları incelenmistir. Daha sonra deniz hukukunda gemilerin cebrî icraya konu olması ve uygulanacak hukuk meselesi incelenmistir. Önce deniz hukukunda cebrî icra alanında karsılasılan temel sorunlara deginildikten sonra cebrî icranın tâbi oldugu hukuk meselesi incelenmistir. Bu baglamda milletlerarası usul hukukunun yapısı ve nitelikleri incelenmis, uygulanacak hukuk, diger bazı devletlerdeki gemilerin cebrî icrası meselesi ve bu alanda milletlerarası sözlesmeler degerlendirilmistir. Daha sonra deniz hukukunda cebrî icra, yetki sorunu, takibin tarafları ve temsil, haczi mümkün olmayan gemiler, gemilerin haczi veya ihtiyati haczi meseleleri incelenmistir. Gemilerin icrasında takip yolları hususunda tezimizde, sınırlandırma yapılmıstır. Deniz hukukunun özelliginden dolayı alacaklılar en çok rehin hakkına sahip olacaktır ve dolayısıyla da en çok rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte bulunacaklardır. Dolayısıyla tezde esas olarak rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip sekli incelenmis ve yeri geldikçe diger takip yolları ile ilgili de açıklamalar yapılmıstır.