Theses supervised by Doç. Dr. Fulya Cenkseven Önder
12 theses · Çukurova University
Lise öğrencilerinin yaşam doyumlarının yordayıcıları olarak anne-baba tutumları ve duygusal zeka
Bu araştırmada ergenlerin algıladıkları anne-baba tutumları ve duygusal zekalarının yaşam doyumlarını ne derecede yordadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan dokuz lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 476 kız, 379 erkek olmak üzere toplam 855 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin yaşam doyumlarına ilişkin veriler "Çokboyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği" (Huebner, 1994), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler "Anne-Baba Tutum Ölçeği" (Lamborn, Mounts, Steinberg Dornbush, 1991), duygusal zekaya ilişkin veriler "Bar-on Duygusal Zeka Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu", kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Çok Değişkenli Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ile duygusal zeka toplam puanı ve genel yaşam doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın kişilerarası beceriler, uyum, stres yönetimi, olumlu etki, genel ruh hali boyutlarının, lise öğrencilerinin genel yaşam doyumunu açıklamada anlamlı katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin aile doyumunun anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın stres yönetimi, olumlu etki, genel ruh hali boyutları tarafından; arkadaş doyumunun ise anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve duygusal zekanın kişilerarası beceriler, uyum ve genel ruh hali boyutları tarafından yordandığı bulunmuştur. Ergenlerin okul doyumunun yordayıcılarının anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın kişilerarası beceriler boyutları olduğu; çevreden algıladıkları doyumun yordayıcılarının ise anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın kişisel beceriler, stres yönetimi, olumlu etki boyutları olduğu belirlenmiştir. Lise öğrencilerinin benlik doyumunun sadece duygusal zekanın genel ruh hali boyutu tarafından yordandığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Yaşam doyumu, anne-baba tutumları ve duygusal zeka
Kaygı bozukluğu tanısı alan ve almayan yetişkinlerin benlik saygısı ve sosyal becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 18- 40 yaş arası bireylerin kaygı bozukluğuna sahip olup olmamasına ve cinsiyet değişkenlerine göre sosyal beceri ve benlik saygısı düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini kaygı bozukluğu tanısı (Obsesif- kompulsif bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, panik bozukluk ve sosyal kaygı bozukluğu) almış yaşları 18-40 yaş arasında değişen 60 ve herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almamış 30'u öğretmen ve 25'i üniversitede okuyan öğretmen adayı olan yaşları 18-40 yaş arasında değişen toplam 55 bireyden oluşmaktadır. Araştırmada "kişisel bilgi formu", bireylerin sosyal becerilerini ölçmek amacıyla "Sosyal Beceri Envanteri" (Riggio, 1986) ve benlik saygısı düzeylerini ölçmek amacıyla "Benlik Saygısı Ölçeği" (Rosenberg, 1963) kullanılmıştır. Ayrıca bireylerin kaygı düzeylerini ölçmek amacıyla "Hamilton Anksiyete Derecelendirme Skalası" (Hamilton, 1959), "Beck Anksiyete Ölçeği" (Beck, Epstein, Brown ve Steer, 1988) "Yaygın Anksiyete Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği" (Argyropoulous, Ploubidis, Wright, Palm, Hood, Nash ve Potokar, 2007), "Yale- Brown Obsesif- Kompulsif Bozukluk Ölçeği" (Goodman, Price ve Rasmussen, 1989) kullanılmıştır. Bunun yanında bireylerin depresyon düzeylerini ölçmek için "Beck Depresyon Envanteri" (Beck, Word ve Mendelson, 1961) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında bireylerin kişisel bilgileri alınarak araştırmaya katılan katılımcıların sosyal beceri ve benlik saygısı düzeylerinin tanı alıp almama ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Çift Yönlü MANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal becerinin yalnızca "duyuşsal kontrol" ve "sosyal duyarlık" düzeyi puanlarının cinsiyete göre değiştiği belirlenmiştir. Kaygı bozukluğu tanısı alan ve almayan bireylerin sosyal beceri alt ölçeklerinden olan sosyal anlatımcılık, sosyal kontrol ve sosyal duyarlık alt ölçekleri kaygı bozukluğu tanısı alıp almamaya göre farklılık göstermiş; duyuşsal duyarlık, duyuşsal kontrol ve duyuşsal anlatımcılık alt ölçekleri kaygı bozukluğu tanısı alıp almamaya göre farklılık göstermemiştir. Kaygı bozukluğu tanı almış kadınların benlik saygısı düzeyi kaygı bozukluğu tanısı almış erkeklere, tanı almamış kadınlara ve tanı almayan erkeklere göre daha düşüktür. Anahtar Kelimeler: Kaygı bozukluğu, sosyal beceri, benlik saygısı
Ergenlerde reaktif-proaktif saldırganlık ile ebeveyn duygusal erişilebilirliği: Duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü
Bu araştırmada ergenlerde ebeveynin duygusal erişilebilirliği ve reaktif-proaktif saldırganlık arasında duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü incelenmiştir. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan sekiz lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 423 kız, 353 erkek olmak üzere toplam 776 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ergenlerin reaktif-proaktif saldırganlıklarına ilişkin veriler 'Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği' (Raine ve ark., 2006) , ebeveyn duygusal erişilebilirliğine ilişkin veriler 'Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği' (Lum ve Phares, 2005) ve duygu düzenleme güçlüğüne ilişkin veriler ' Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği ' (Gratz ve Roemer, 2004) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler çoklu regresyon ve sobel testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda reaktif-proaktif saldırganlık toplam puanı ile duygu düzenleme güçlüğü toplam puanı arasında pozitif yönlü anlamlı, ebeveyn duygusal erişilebilirliği ile negatif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin toplam saldırganlık düzeylerinin babaya duygusal erişim, duygusal tepki farkındalığındaki yetersizlikler ve olumsuz duygu deneyimlemelerinde dürtü kontrol güçlüğü saldırganlığı açıklamada anlamlı katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin proaktif saldırganlık düzeyleri babaya duygusal erişim, duygusal tepki farkındalığındaki yetersizlikler, duygusal tepkilerin kabul edilmemesi, etkili olarak algılanan duygu düzenleme stratejilerine erişimdeki sınırlılık, olumsuz duygu deneyimlemelerinde dürtü kontrol güçlüğü, olumsuz duygu deneyimlemelerinde güçlükle bağdaşan hedef yönelimli davranışlar alt boyutları tarafından yordandığı tespit edilmiştir. Reaktif saldırganlık düzeyleri babaya duygusal erişim, duygusal tepki farkındalığındaki yetersizlikler, duygusal tepkilerin kabul edilmemesi, olumsuz duygu deneyimlemelerinde dürtü kontrol güçlüğü alt boyutları tarafından yordandığı belirlenmiştir. Duygu düzenleme güçlüğünün, reaktif-proaktif saldırganlık ve ebeveyn duygusal erişilebilirliği arasındaki ilişkide aracı bir etkiye sahip olup olmadığını sınamak için gerçekleştirilen sobel test sonucunda duygu düzenleme güçlüğünün reaktif-proaktif saldırganlık ve ebeveyn duygusal erişilebilirliği arasında kısmi aracı değişken olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Reaktif - proaktif saldırganlık, ebeveyn duygusal erişilebilirliği, duygu düzenleme güçlüğü.
Lise öğrencilerinde akran zorbalığına maruz kalma: Temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne-babaya duygusal erişilebilirlik
Bu araştırmada lise öğrencilerinin akran zorbalığına maruz kalmalarının yordayıcıları olarak temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne-babalarına duygusal erişilebilirlikleri incelenmiştir. Araştırma Osmaniye ili Kadirli ilçesinde yer alan altı lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 588 kız, 610 erkek öğrenci olmak üzere toplam 1198 lise öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada lise öğrencilerinin akran zorbalığına ilişkin veriler 'California Zorba Mağduriyeti Ölçeği' (Felix, Sharkey, Green, Furlong ve Tanigawa, 2011), Temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin veriler 'Temel Psikolojik İhtiyaçları Ölçeği (Deci ve Ryan, 2000), anne-babaya duygusal erişilebilirliğine ilişkin veriler 'Ebeveyn Duygusal Erişilebilirlik Ölçeği' (Lum ve Phares, 2005) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler temel istatistiksel analizler ve lojistik regresyon analizi ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda lise öğrencilerin mağduriyet puanları özerklik, yeterlik, ilişki ihtiyaçları ve anne-babaya duygusal erişilebilirlik arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Lise öğrencilerinin akran zorbalığına maruz kalma, temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne-babaya duygusal erişilebilirlikleri cinsiyetlerine göre incelendiğinde erkek öğrencilerin akran zorbalığına maruz kalma puan ortalamalarının kız öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre anne ve babaya duygusal erişilebilirlik puanlarında ise anlamlı farklılaşma olmadığı saptanmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçlar açısından bakıldığında öğrencilerin cinsiyetlerine göre yalnızca yeterlik ihtiyacı puanlarında anlamlı farklılaşma olduğu, erkek öğrencilerin yeterlik ihtiyaç puan ortalamaları kız öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu, özerklik ve ilişki ihtiyacı puanlarında ise cinsiyete göre anlamlı farklılaşma olmadığı bulgulanmıştır. Araştırmada akran zorbalığı mağduru olmalarının yordayıcıları incelendiğinde, yalnızca özerklik ihtiyacının anlamlı yordayıcı olduğu, diğer değişkenlerin anlamlı katkı yapmadığı belirlenmiştir. Özerklik ihtiyacı puanlarındaki artış akran zorbalığı mağduru olma olasılığını azaltmaktadır. Araştırmada kızların ve erkeklerin zorbalık mağduru olmalarını yordayan temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne- babaya duygusal erişilebilirliğe ilişkin analiz ayrı ayrı yapılmıştır. Özerklik ihtiyacı ve anneye duygusal erişilebilirliğin kız ergenlerde görülen akran zorbalığına maruz kalmayı yordamada anlamlı katkı yapan değişkenler olduğu görülmüştür. Özerklik ihtiyacı ve anneye duygusal erişilebilirlikteki artış kız ergenlerin akran zorbalığı mağduru olma olasılıklarını azaltmaktadır. Erkek ergenlerde ise, özerklik ve ilişki ihtiyaçları akran zorbalığına maruz kalmayı yordamada anlamlı katkı yapan değişkenler olarak belirlenmiştir. Özerklik ve ilişki temel psikolojik ihtiyaçlarındaki artış erkek ergenlerin akran zorbalığı mağduru olma olasılıklarını azaltmaktadır.
Ergenlerde problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel-davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkisi
Bu araştırmada ergenlerde (ergen eğitimi) problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkililiğini ve bu öğrencilerin ailelerinin (aile eğitimi) internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alıp almamasının problemli internet kullanımı üzerinde fark yaratıp yaratmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. Aynı zamanda hem aileye hem de ergene verilen eğitimin (aile-ergen eğitimi) öğrencilerin problemli internet kullanımına ortak etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Hatay ili İskenderun ilçesine bağlı bir lisede 2017-2018 öğretim yılında öğrenimlerine devam eden dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencileri arasından seçilmiştir. Bu öğrencilerden Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (Caplan, 2010)'den yüksek puan alan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 28 öğrenci çalışmaya alınmıştır. Öğrenciler belirlendikten sonra bu öğrencileri içerisinden aile eğitimi grubuna katılmaya gönüllü 14 anne/baba ile internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda bilgilendirici eğitim çalışmaları yapılmıştır. Ergenlerle (14 öğrenci) internet bağımlılığını önlemeye yönelik bir psikoeğitim çalışması ve ailelerle (14 anne/baba) ise internet bağımlılığını önleme ve güvenli internet kullanımı konusunda bir bilgilendirme programı yürütülmüştür. Sadece ergenin eğitim alıp ailesinin eğitim almadığı grup olan "ergen eğitimi grubu" nda 6, sadece ailenin eğitim alıp ergenin eğitim almadığı grup olan "aile eğitimi grubu" nda 6, hem ailesi hem de ergenin kendisinin eğitim aldığı grup olan "aile-ergen eğitimi grubu" nda 8 öğrenci yer almıştır. Ergenin de ailesinin de eğitim almadığı grup olan "kontrol grubu" nda ise 8 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma yarı deneysel desende olup, deneysel desenin türlerinden biri olan "öntest-sontest kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada nicel araştırma yöntemiyle elde edilen sayısal verilerle birlikte oturumlarda uygulanan dokümanlar ve ailelerle yapılan görüşmelerden elde edilen nitel veriler kullanılarak yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (GPİKÖ 2), Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci Görüşme Formu, Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu kullanılmıştır. Araştırmada ergen eğitimi grubu öğrencilerine 10 oturumluk bir psikoeğitim çalışması yapılırken kontrol grubuna müdahale edilmemiştir. Oturumlar başladıktan iki hafta sonra aile eğitimlerine de başlanmış ve iki hafta arayla üç oturumluk bilgilendirme eğitimleri verilmiştir. Ailelere ve öğrencilere verilen eğitim bittikten sonra öğrencilere GPİKÖ 2 tekrar uygulanmış ve bir ay sonra izleme çalışması yapılmıştır. Araştırmada aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi, aile eğitimi ve kontrol gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan öntest ve sontest verileri Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis-H testi kullanılarak çözümlenmiştir. Aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi ve aile eğitimi gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan verilerin kalıcılığını belirlemek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu ile toplanan nitel veriler için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde aile-ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "online sosyal etkileşim tercihi" ve "duygu düzenleme" alt ölçeklerinden aldıkları puanların aile-ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği bulunmuştur. Ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği görülmüştür. Aile eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların aile eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği belirlenmiştir. İnternet bağımlılığını önleme psikoeğitim çalışmasına katılan katılımcıların oturumlardaki yaşantılarına ilişkin görüşleri incelendiğinde her oturumun amacına ulaştığı, öğrencilerin internet kullanımlarını azaltma ve interneti daha bilinçli kullanma konularında çalışmayı faydalı buldukları görülmüştür. Aile eğitimi almaya gönüllü olan ailelerle yapılan odak grup görüşmesi sonucunda interneti problemli kullanan ergenlerin ailelerine yönelik verilen eğitimin etkili olduğu, ailelerin aldıkları eğitimden memnun kaldıkları ve çocuklarıyla daha etkili iletişim kurdukları görülmüştür. Eğitim sonrası aile-çocuk arasındaki iletişim güçlenince de çocukların internet kullanımlarında azalma olduğu gözlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda internet bağımlılığını önleme konusunda aileye ve öğrenciye birlikte eğitim vermenin problemli internet kullanımını azaltmada daha etkili olduğu söylenebilir.
Ergenlerde davranış problemleri ve yaşam doyumunun anne baba tutumlarına göre incelenmesi
Bu araştırmada ergenlerde görülen davranış problemleri ve yaşam doyumunun algılanan anne baba tutumları tarafından ne oranda yordandığını cinsiyete bağlı olarak incelemek amaçlanmıştır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan sekiz lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 396 kız, 210 erkek olmak üzere toplam 606 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin yaşam doyumlarına ilişkin veriler "Çok boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği" (Huebner, 1994), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler "Anne-Baba Tutum Ölçeği"(Lamborn, Mounts, SteinbergDornbush, 1991), davranış problemlerine ilişkin veriler "11-18 Yaş Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeği" (Achenbach ve Edelbrock, 1991), kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Çok Değişkenli Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, ergenlerin babadan algıladıkları kabul ve psikolojik özerklik ile anneden algıladıkları kontrolün cinsiyete bağlı olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Davranış problemleri cinsiyete göre incelendiğinde, kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha fazla içselleştirme; erkek öğrencilerin ise kızlardan daha fazla dışsallaştırma problemleri sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kız öğrencilerin yaşam doyumunun erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anne ve babadan algılanan kabul, anneden algılanan psikolojik özerklik ile içselleştirme ve dışsallaştırma davranışları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Babadan algılanan psikolojik özerkliğin ise yalnızca dışsallaştırma problemleriyle negatif yönde anlamlı ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Anne ve babadan algılanan kontrol ile içselleştirme problemleri arasında anlamlı yönde bir ilişki olmadığı, dışsallaştırma problemleri ile ise negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anne ve babadan algılanan kabul ve kontrol, anneden algılanan psikolojik özerklik ile yaşam doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu, yalnızca babadan algılanan psikolojik özerklik ile yaşam doyumu arasında anlamlı ilişki olmadığı saptanmıştır. Lise öğrencilerinin içselleştirme ve dışsallaştırma problemleri ve yaşam doyumlarının, anne ve babadan algılanan kabul, psikolojik özerklik ve kontrol tarafından ne oranda yordandığı hem tüm öğrenci grubunda hem de kız ve erkek öğrencilerde ayrı ayrı incelenmiştir. Gerek anne gerekse de babadan algılanan kabul ve anneden algılanan psikolojik özerkliğinlise öğrencilerinin (kızlarda ve tüm öğrencilerde) içselleştirme problemlerinin anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Erkek öğrencilerde ise sadece babadan algılanan kabul ve anneden algılanan psikolojik özerklik içselleştirme problemlerinin anlamlı yordayıcılarıdır. Anne ve babadan algılanan kabul, anneden algılanan psikolojik özerklik ve kontrolün lise öğrencilerinin (kızlarda ve tüm öğrencilerde) dışsallaştırma problemlerinin anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Farklı olarak, erkek öğrencilerde dışsallaştırma problemlerinin anlamlı yordayıcıları sadece babadan algılanan kabul ve anneden algılanan psikolojik özerkliktir. Hem öğrencilerin tamamı hem de kızlar üzerinde yapılan analizlerde anneden ve babadan algılanan kabul, anneden algılanan psikolojik özerklik ve kontrolün yaşam doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrencilerde ise yalnızca anne ve babadan algılanan kabulün yaşam doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelımeler: Yaşam Doyumu, anne-baba tutumları ve davranış problemlerı
Lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının duygusal zeka ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı ile duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan sekiz ortaöğretim kurumunun 9., 10., 11. ve 12. sınıflarında öğrenimine devam eden 456 kadın ve 349 erkek olmak üzere toplam 805 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Lise öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığına ilişkin veriler "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği" , duygusal zekaya ilişkin veriler "Bar-On Duygusal Zeka Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu" ve kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde ANOVA ve Çok Değişkenli Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada lise öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerine (düşük, orta ve yüksek) göre duygusal zekanın kişisel beceriler, stres yönetimi, uyum, genel ruh hali ve olumlu etki boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı yüksek olan grubun akıllı telefon bağımlılığı düşük ve orta olan gruba göre duygusal zekanın kişisel, stres yönetimi, uyum, genel ruh hali ve olumlu etki boyutlarında puanlar anlamlı düzeyde daha düşüktür. Cinsiyete göre akıllı telefon bağımlılığı ve duygusal zeka puanlarında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Akıllı telefon bağımlılığı ile duygusal zeka arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Akıllı telefon bağımlılığı ile duygusal zekanın kişisel beceriler, stres yönetimi, uyum, genel ruh hali ve olumlu etki boyutları arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Duygusal zekanın stres yönetimi boyutu akıllı telefon bağımlılığının tüm boyutlarını (akıllı telefon bağımlılığı, gündelik yaşam bozuklukları, yoksunluk, sanal yönelimli ilişki, olumlu beklenti, aşırı kullanım ve dayanma) yordamada önemli bir değişken olarak belirlenmiştir. Ayrıca duygusal zeka ölçeğinin kişisel beceriler boyutu akıllı telefon bağımlılığının dayanma boyutunu; duygusal zeka ölçeğinin uyumluluk boyutu akıllı telefon bağımlılığının hem olumlu beklenti hem de dayanma boyutlarını yordayan önemli değişkenler olarak belirlenmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zeka, Akıllı Telefon Bağımlılığı, Ergen.
Okul temelli cinsel istismardan koruma psiko-eğitim programının öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynlerin bilgi düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı 1., 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilere yönelik geliştirilen cinsel istismardan korunma psiko-eğitim programının etkiliğini sınamaktır. Ayrıca ebeveynlerin ve öğretmenlerin cinsel istismara ilişkin bilgi düzeylerinin de sınanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin ili Tarsus ilçesinde öğrenim gören 94'ü (69 ilkokul, 25 ortaokul) deney 104'ü (76 ilkokul, 28 ortaokul) kontrol grubu olarak belirlenen 198 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada öğretmen grubu ise Mersin ili Tarsus ilçesindeki bir ortaokulda görev yapan 13'ü kadın 15'i erkek toplam 28 kişiden oluşmaktadır. Çalışmaya 53 ebeveyn katılmıştır (kadın n= 46, erkek n= 7) ve eğitimine katılan ebeveynler arasından gönüllü olan 9 öğrencinin annesi ile yapılan görüşmeler sonucunda nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırma kapsamında hem sayısal verilerden hem de nitel verilerden elde edilen sonuçlar kullanıldığı için yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Eğitim programının uygulanmasının öncesinde öntest, sonrasında sontest ve 4 ay sonrasında izleme testi uygulamaları hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerine yapılmıştır. Çalışma kapsamında öğretmenlere verilen eğitim öncesinde ve sonrasında öntest ve sontest 4 ay sonrasında ise izleme testi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere yönelik olarak eğitim verildikten ve öğrencilere yönelik programın uygulaması bitirildikten sonra görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada araştırmacı tarafından uyarlama çalışması yapılan Çocukların Cinsel İstismar Bilgi Düzeyi Ölçeği (CİBDÖ) ile Öğretmenlerin Cinsel İstismar Durumlarını Bildirme Tutumları Ölçeği (ÖCİBTÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler parametrik testler ve nitel veri analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı (CİKEP) olarak adlandırılan ve beş oturumdan oluşan psiko-eğitim programına katılan 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarında uygulama öncesi puanlarına göre anlamlı düzeyde yükselme olmuştur. Buna karşın 1. sınıf düzeyindeki öğrencilerin öntest ve sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarındaki bu artışın dört ay sonra yapılan izleme ölçümlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Öğretmenlerin ÖCİBTÖ puanlarında ise öntest uygulamasına göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu ve bu farklılığın dört ay sonra yapılan izleme testlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Ebeveynlerle yürütülen çalışma sonunda ise ebeveynler programın faydalı olduğunu bildirmişlerdir. Bulgular cinsel istismarın önlenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar kapsamında ve okul temelli programlar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Öğrenci, Öğretmen, Ebeveyn, Çocuk Cinsel İstismarı, Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı, Okul Temelli Program
Çocuk ve ergenlerde Duygu Düzenleme Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanması
Bu çalışmanın amacı, Gullone ve Taffe'ın (2012) çocuk ve ergenlerin duygu düzenleme stratejilerini ölçmek için Gross ve John'un (2003) Duygu Düzenleme Ölçeği'nden (Emotion Regulation Questionnaire) uyarlamasını yaptığı Çocuk ve Ergenlerde Duygu Düzenleme Ölçeği-ÇEDDÖ'yü (Emotion Regulation Questionnaire for Children and Adolescents) Türkçeye uyarlamaktır. Çalışma grubunu Adana ilinin merkez ilçelerindeki ortaokul ve liselerde 2017-2018 yılları arasında öğrenim gören, 10-18 yaşlar arasındaki 1048 (558 kız ve 490 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. ÇEDDÖ'nün dil geçerliği için çeviri çalışmaları dört İngilizce öğretmeni tarafından yapılmıştır. Çukurova Üniversitesi'nde görev yapmakta olan altı öğretim üyesinden çevirilerle ilgili görüşleri alındıktan sonra ölçeğin Türkçe formu oluşturulmuş ve geri çevirisi yapılmıştır. ÇEDDÖ'nün yapı geçerliğini ölçmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizinden (DFA) faydalanılmıştır. DFA bulguları, ölçek yapısının, bu çalışmada yeniden değerlendirme ve bastırma şeklinde tanımlanan iki ayrı boyuttan oluştuğunu onaylamıştır. Yeniden değerlendirme altı, bastırma alt boyutu dört maddeden oluşmaktadır. DFA sonuçları farklı yaş grupları (10-12, 13-15, 16-18) ve her iki cinsiyet için benzer şekildedir. Ölçeğin ölçüt bağıntı geçerliği ortaokul öğrencilerinde Çocuklar için Depresyon Ölçeği ve lise öğrencilerinde Hızlı Büyük Beşli Kişilik Testi aracılığıyla incelenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin depresyon düzeyleri beklenildiği gibi bastırma stratejisi ile pozitif, yeniden değerlendirme stratejisi ile negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Lise öğrencilerinin uyumluluk, sorumluluk, deneyime açıklık kişilik alt boyutlarından aldıkları puanlarla yeniden değerlendirme stratejisi ile pozitif, dışadönüklük alt boyutundan aldıkları puanlarla bastırma stratejisi ise negatif ilişkili bulunmuştur. Cinsiyet faktörü dikkate alınarak yapılan incelemede, kız öğrencilerin yeniden değerlendirme alt ölçeğinden aldıkları puanlar, erkek öğrencilerin aldıkları puanlardan; erkek öğrencilerin bastırma alt ölçeğinden aldıkları puanlar, kız öğrencilerin aldıkları puanlardan anlamlı bir şekilde daha yüksektir. Üç hafta arayla yapılan test tekrar test güvenirliğine göre birinci ve ikinci ölçüm arasında yeniden değerlendirme alt ölçeği için .64, bastırma alt ölçeği için .57 düzeyinde ilişki bulunmuştur. Cronbach alfa iç tutarlık katsayısının ise, yeniden değerlendirme alt ölçeği için.79, bastırma alt ölçeği için .53 olduğu görülmektedir. Bulgular alan yazında ortaya konan görüş ve araştırmalar dikkate alınarak tartışılmıştır. ÇEDDÖ'nün Türkçe formunun 10-18 yaşlar arasındaki bireyler için kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Duygu Düzenleme, Ölçek Uyarlama, Çocuk, Ergen
Ergenlerin öznel iyi oluşlarının aile ve kardeş ilişkileri açısından incelenmesi
Bu araştırmada ergenlerin kardeş ilişkilerinin ve aile işlevlerinin öznel iyi oluşlarını ne derecede yordadığını belirlenmek amaçlanmıştır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan yedi ortaokulun 6., 7., ve 8., sınıfına devam eden 508 kız, 443 erkek olmak üzere toplam 951 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin öznel iyi oluşlarına ilişkin veriler "Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği" (Eryılmaz, 2009), kardeş ilişkilerine ilişkin veriler "Kardeş İlişkileri Ölçeği" (Furman ve Buhrmester, 1985), aile işlevlerine ilişkin veriler "Aile Değerlendirme Ölçeği" (Bulut, 1990), kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda yakınlık/sıcaklık ve rekabet ile aile ile ilişkilerde doyum, önemli diğer kişilerle ilişkilerde doyum, yaşam doyumu ve olumlu duygular arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Çatışma ile aile ile ilişkilerde doyum, önemli diğerleriyle ilişkilerde doyum, yaşam doyumu ve olumlu duygular arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Öznel iyi oluş toplam puanı ile Kardeş İlişkileri Ölçeği alt ölçeklerinden yakınlık/sıcaklık ve rekabet arasında pozitif yönlü, çatışma alt ölçeği ile ise negatif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Kardeş İlişkileri Ölçeği'nin alt ölçeklerine bakıldığında; yakınlık/sıcaklık ile Aile Değerlendirme Ölçeği'nin tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Rekabet ile aile işlevlerinin problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel işlevler boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Aile işlevlerinin tüm boyutları ile Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği'nin tüm boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aile işlevlerinin iletişim ve genel işlevler boyutlarının, kardeş ilişkilerinin ise yakınlık/sıcaklık ve rekabet boyutlarının öğrencilerin öznel iyi oluşunu yordamada önemli katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin aile ile ilişkilerden algıladıkları doyumun kardeş ilişkilerinin yakınlık ve rekabet boyutları ve aile işlevlerinin ise iletişim, ilgi gösterme ve genel işlevler boyutları tarafından; önemli kişilerle ilişkilerinden algıladıkları doyumun ise kardeş ilişkilerinin yakınlık ve rekabet boyutları ve aile işlevlerinin iletişim boyutu tarafından yordandığı bulunmuştur. Ergenlerin yaşam doyumunun yordayıcılarının kardeş ilişkilerinin yakınlık, rekabet boyutları ve aile işlevlerinin iletişim ve genel işlevler boyutları olduğu; olumlu duyguların yordayıcılarının ise kardeş ilişkilerinin yakınlık, rekabet boyutları ve aile işlevlerinin iletişim ve genel işlevler boyutları olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Öznel iyi oluş, aile işlevleri, kardeş ilişkileri
Ergenlerde bilişsel esneklik ve duygusal özerklik: Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı ergenlerde bilişsel esneklik, duygusal özerklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkileri ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Şanlıurfa ilinin Ceylanpınar ilçesinde yer alan sekiz lisede 9., 10., 11. ve 12. sınıf düzeyinde öğrenimine devam eden 528 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu"; ergenlerde bilişsel esnekliğe dair veriler "Bilişsel Esneklik Ölçeği" (Bilgin, 2009); ergenlerin duygusal özerkliğine dair veriler "Duygusal Özerklik Ölçeği" (Steinberg ve Silverberg, 1986); ergenlerin günlük yaşamında karşılaştığı durumlar ile bilişsel anlamda başa çıkmada kullandığı duygu düzenleme stratejilerine dair veriler ise "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği" (Garnefski, Kraaij ve Spinhoven, 2001) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, değişkenlerin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak adına Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu'na ait bulgular incelenmiştir. Bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin duygusal özerkliği yordayıp yordamadığını ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı etkiye sahip olup olmadığını test etmek için bir dizi regresyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmış. Aracı etkiyi ortaya koyan regresyon katsayılarındaki değişimin anlamlılığı ise bootstrapping metodu kullanılarak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, duygusal özerklik, bilişsel duygu düzenleme, bilişsel duygu düzenleme stratejileri. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir.
Ergenlerde reaktif-proaktif saldırganlığı yordamada kişilik özellikleri, duygusal ve davranışsal sorunların rolü
Bu araştırmada ergenlerde görülen reaktif-proaktif saldırganlığın kişilik özellikleri, duygusal ve davranışsal sorunlar tarafından ne oranda yordandığını incelemek amaçlanmıştır. Araştırma Mersin ili Tarsus İlçesinde yer alan yedi lisenin 9, 10, 11 ve 12. sınıflarına devam eden 559 kız, 432 erkek olmak üzere toplam 991 öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin reaktif-proaktif saldırganlığına ilişkin veriler "Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği" (Raine ve ark., 2006), duygusal-davranışsal sorunlara ilişkin veriler "11-18 Yaş Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeği" (Achenbach ve Edelbrock, 1991), kişilik boyutlarına ilişkin veriler ise "Hızlı Büyük Beşli Kişilik Testi" (Morsünbül, 2014), kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada saldırganlık toplam puanı ile dışsallaştırma sorunları, içselleştirme sorunları, deneyime açıklık ve dışadönüklük arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler olduğu; duygusal denge, uyumluluk ve sorumluluk arasında anlamlı ve negatif yönde ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Reaktif saldırganlıkla dışsallaştırma sorunları, içselleştirme sorunları ve deneyime açıklık arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu görülmüştür. Reaktif saldırganlıkla duygusal denge, sorumluluk ve uyumluluk arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Reaktif saldırganlıkla dışadönüklük arasında ise anlamlı ilişki olmadığı görülmüştür. Proaktif saldırganlıkla dışsallaştırma sorunları, içselleştirme sorunları, deneyime açıklık ve dışadönüklük arasında anlamlı ve pozitif yönde, proaktif saldırganlıkla sorumluluk, duygusal denge ve uyumluluk arasında ise negatif yönde anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Araştırmadaki tüm değişkenler (dışadönüklük, duygusal denge, sorumluluk, uyumluluk, deneyime açıklık, içselleştirme sorunları, dışsallaştırma sorunları) birlikte, saldırganlığın toplam varyansının %45'ini açıklamaktadır. Dışsallaştırma sorunları, duygusal denge, deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük ve uyumluluğun saldırganlık toplam puanının anlamlı yordayıcılarıdır. Araştırmadaki tüm değişkenler birlikte, reaktif saldırganlığın toplam varyansının %42'sini açıklamaktadır. Reaktif saldırganlık ise hem içselleştirme, dışsallaştırma sorunları tarafından hem de duygusal denge, deneyime açıklık, dışadönüklük, uyumluluk ve sorumluluk tarafından yordanmaktadır. Son olarak araştırmadaki tüm değişkenler birlikte, proaktif saldırganlığın toplam varyansının %26' sını açıklamaktadır. İçselleştirme sorunları, dışsallaştırma sorunları, deneyime açıklık ve sorumluluğun proaktif saldırganlığın anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Reaktif- proaktif saldırganlık, beş faktör kişilik özellikleri, duygusal ve davranışsal sorunlar