Theses supervised by Doç. Dr. Murat Şentürk
14 theses · Ağrı İbrahim Çeçen University, İstanbul University
Bazı flavonoidlerin antioksidan kapasitelerinin belirlenmesi, asetilkolinesteraz ve karbonik anhidraz enzimleri üzerine etkilerinin incelenmesi
Mevcut çalışmada morin ve rutin gibi bazı flavonoidlerin muhtemel antioksidan ve radikal giderme aktiviteleri değerlendirildi. Sığır karaciğer karbonik anhidraz II izoenziminin saflaştırılması için daha önceki araştırmacıların sentezlediklerinden farklı bir afinite jeli hazırlandı. Matriks olarak Selüloz; uzantı kolu olarak benzoilklorür ve ligand olarak sülfanilamid kullanıldı. Ayrıca bu flavonoidlerin asetilkolinesteraz ve sığır karaciğer karbonik anhidraz II üzerine inhibisyon etkileri incelendi. Flavonoidlerin radikal giderme aktivitelerini değerlendirmek için hidrojen peroksit giderme aktivitesi çalışıldı. Ayrıca flavonoid yapısına sahip olan kuarsetin referans antioksidan olarak kullanıldı. Kullanılan flavonoidler kuvvetli antioksidan aktivitesi sergilediler.
Sığır böbrek karbonik anhidraz enziminin saflaştırılması, karakterizasyonu ve bazı doğal moleküllerle inhibisyonunun belirlenmesi
Karbonik anhidraz (CA) (E.C. 4.2.1.1) enzimi, hemen hemen tüm canlılarda CO2'in hidratlanarak HCO3- ve H+'ya dönüşümünü tersinir olarak katalizleyen çok önemli bir enzimdir. Bu çalışmada, sığır böbrek karbonik anhidraz enziminin saflaştırılması için yeni sentezlenen benzilselüloz-sülfanilamid afinite jeli kullanıldı. Çalışmanın ikinci kısmında bazı doğal maddelerin (kuarsetin, katekin, klorojenik asit, absisik asit, morin ve rutin) saflaştırılan ve karakterizasyonu yapılan bu CA enzimi üzerindeki inhibisyon etkileri incelendi. Bu amaçla enzim aktiviteleri üzerine inhibisyon etkisi gösteren bu doğal hidroksilli maddeler için IC50 değerleri hesaplandı.
Karbonik anhidraz enziminin koyun kalp dokusundan saflaştırılması, karakterizasyonu ve yeni sentezlenen sülfonamid kalkonların etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada koyun kalp dokusundan CA enzimi 900 EU/mg spesifik aktivite ve %46,15 verimle ve 51,93 saflaştırma katsayısı ile Sepharose-4B-L-tirozin-sülfanilamit afinite kromatografisi kullanılarak saflaştırıldı. Saflaştırılan enzimin saflığını kontrol etmek amacıyla SDS-poliakrilamid jel elektroforezi yapıldı ve tek bant gözlendi. Koyun kalp CA izoenzimi için molekül kütlesi 31 kDa olarak belirlendi. Ayrıca bu enzim için yapılan karakterizasyon çalışmalarında optimum iyonik şiddet50 mM KH2PO4, optimum pH:8,0 ve stabil pH değerleri belirlendi.Bu tez kapsamında azo grubu içeren yeni sulfonamid kalkonlar sentezlenmiştir. Sentezlenen yeni bileşiklerin karakterizasyonu, NMR, MS, FT- IR, elemental analiz gibi spektroskopik yöntemler ile belirlenerek yapıları aydınlatılmıştır. Sentezi gerçekleştirilen yeni azo sülfonamid kalkonların, koyun kalp CA enzimi üzerindeki inhibisyon etkisi gösteren maddeler için IC50 değerleri tespit edilmiştir.
Farklı urasil türevlerinin bazı metabolik enzimler üzerinde etkilerinin incelenmesi
Urasil, ribonükleik asitlerin yapısına yeralan dört nükleobazdan bir tanesidir. Urasil türevlerinin, birçok biyolojik ve kemoterapotik kullanım sahasınasahip olduğu belirlenmiştir. Karbonik anhidraz (CA) (E.C. 4.2.1.1) enzimi, hemen hemen tüm canlılarda CO2'in hidratlanarak HCO3- ve H+'ya dönüşümünü tersinir olarak katalizleyen çok önemli bir enzimdir. Glutatyon redüktaz (GR) enzimi okside glutatyonun (GSSG) indirgenmiş forma (GSH) dönüşümesini katalizleyen, flavoprotein oksidoredüktaz enzim ailesinin en bilinen üyesidir, ayrıca glutatyon metabolizmasında görev alan en önemli enzimdir. Bu çalışmada, insan eritrosit karbonik anhidraz enziminin saflaştırılması için afinite jeli kullanıldı. Glutatyon redüktaz enzimi ise saf olarak alındı. Çalışmanın ikinci kısmında bazı urasil türevlerin bu enzimler üzerindeki inhibisyon etkileri incelendi. Bu amaçla enzim aktiviteleri üzerine inhibisyon etkisi gösteren bu maddeler için IC50 değerleri hesaplandı.
Asetilkolinesteraz ve butirilkolinesteraz enzimleri üzerinde bazı pestisitlerin etkilerinin incelenmesi
Bakteriler, virüsler ve çeşitli haşerelerin insanlar çevre yada gıdalarına olan zararlı ilerini yok etmek için kullanılan kimyasal maddeler, organik bileşenler yada dezenfektanlar gibi bileşikler ve yöntemlere pestisit ismi verilir. Çalışmamızda bazı pestisitlerin AChE ve BChE enzimleri üzerindeki inhibisyon etkileri incelendi. Bu amaçla enzim aktiviteleri üzerine inhibisyon etkisi gösteren bu maddeler için IC50 değerleri hesaplandı.
İstanbul kent-bölgesinde bir aracı kent örneği olarak Balıkesir
Kent çalışmalarında yeni bir olgu olan aracı kentler, kentleşme pratiklerinin ve biçimlerinin mekâna ve zamana göre değiştiğini gösteren örneklerden biridir. Bu kentler, ulus devlet mekânlarında eşitsiz gelişen ve mekânsal patlamaların yoğunlaştığı bölgelerde dengeli büyümeyi sağlayabilecek yeni kentsel oluşumlardır. Küresel ekonominin ve ağların güçlenmesi küresel kentleri, küresel kentlerin etki alanlarını genişletmeleri ise kent-bölgeleri yaratır. Bu süreçte devletlerin yatırımlarını rekabetçi kent-bölgelere aktarması ve bu bölgeleri öne çıkarması ulus devlet mekânlarını yeniden ölçeklendirir; eşitsiz gelişime yol açar. Kent-bölgelerdeki politikalar ve müdahaleler, çeperindeki kentlerin toplumsal ve ekonomik dönüşümünü etkilerken yeni bir mekânsal iş bölümü yaratır ve işlevlerini farklılaştırır. Bu farklılaşma ise aracı kentleri gündeme getirir. Küresel ve yerel ağlar arasında köprü olabilen bu kentler, metropol kentlerin arasında ve ağında yer alan stratejik noktalardır. Metropol kentlere alternatif ve/ veya rakip olabilen aracı kentler, yeni bir kentsel yaşamın, girişimciliğin ve rekabetin simgesini; yeni bir ekonomik, toplumsal, demografik ve mekânsal yapının temsilini sunar. Çalışma, eleştirel kent teorisinin odağına zamanı-mekânı ve makro-mikro yapıların ilişkiselliğini yerleştirerek aracı kentleri ele almaktadır. Bu çalışmanın amacı; yeni bir kentsel oluşum olan aracı kentleri ulus devlet mekânının yeniden ölçeklenmesini simgeleyen kent-bölge etkisi içinde analiz etmek ve kent-bölge etkisi ile kentlerin yeni statüler ve ölçekler kazanabildiklerini İstanbul kent-bölgesinde yer alan Balıkesir bağlamında anlamaya çalışmaktır. Araştırmada nitel ve nicel verilerin harmanlandığı karma yöntem kullanılarak çalışma alanı çok yönlü bir biçimde ele alınmıştır. Böylece çalışma hinterlandıyla kurduğu ilişki yoluyla ölçeğini genişleten İstanbul kent-bölgesinin, etki alanındaki kentlere yeni işlevler kazandırdığını; kent-bölge içinde meydana gelen eşitsiz gelişimi azaltmak için bölge içinde yeni bir kentsel oluşum olan aracı kentin Balıkesir'de biçimlenmesine neden olduğunu göstermektedir.
Akıllı kentlerde dijital sermaye ve toplumsal eşitsizlik: Kadıköy örneği
Hızlı kentleşme ve buna bağlı olarak sosyoekonomik, çevresel ve yönetişim zorluklarının ortaya çıkmasının yanı sıra küresel inovasyon ağının yaygınlaşmasıyla akıllı kentlerin gelişimi, kentlerin öncelikli söylemi hâline gelmektedir. Akıllı kentler, kentleşmenin yarattığı zorluklara olası bir çare ve sürdürülebilir, yaşanabilir bir kentsel geleceğin sağlayıcısı olarak görülmektedir. Akıllı kent söyleminde önemli yer kaplayan teknoloji ve internet kullanımı, bir gereklilik olarak toplumsal yaşamın giderek daha fazla alanına yayıldıkça yeni bir eşitsizlik biçimine ilişkin kavrayışı önemli kılmaktadır. Teknoloji hakimiyetinin kaçınılmaz olduğu bu bağlamda akıllı kent söylemi, teknolojiye bağımlılığın artmasını da beraberinde getirmektedir. Bu noktada, günümüzde kentlerde yaşanan eşitsizliklerin önemli parametrelerinden biri olarak, dijital eşitsizlikler ön plana çıkmaktadır. Çalışmanın temel yaklaşımı, akıllı kent uygulamaları bağlamında dijital eşitsizliklerin, dijital sermayeye sahip olma derecesi üzerinden ele alınmasıdır. Bu yaklaşımdan hareketle çalışma, dijital sermaye düzeyinin kentsel teknolojilerin kullanımı ile ilişkisinin ele alınmasıyla odağı kent üzerinden toplumsal temele taşımak ve akıllı kentlerin kentsel zorluklara çözüm sunma sürecinde ortaya çıkan dijital eşitsizliklere sosyolojik perspektiften bakmak amacıyla, dijital sermaye düzeyi ile akıllı kent uygulamalarının kullanımları arasındaki ilişkiyi Kadıköy (İstanbul) bağlamında incelemektedir. Bu amaç doğrultusunda araştırma, akıllı kent uygulamalarının kullanımında görülen farklılıkları Dijital Sermaye İndeksi puanları, cinsiyet, yaş, eğitim, gelir ve mekânsal aidiyet değişkenleriyle ilişkilendirerek ele almaktadır. Çalışma nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini, Kadıköy ilçesinin sosyoekonomik statü indeksine göre göre belirlenen dört mahalle (1:Caddebostan, Suadiye, Fenerbahçe; 2:Acıbadem, Koşu-yolu, Caferağa; 3:Merdivenköy, Sahrayıcedid, Eğitim; 4:Dumlupınar, Fikirtepe, Hasanpaşa) tipinde yaşayan 418 kişi oluşturmaktadır. Bu aşamada veri toplama aracı olarak Ragnedda ve Ruiu (2019) tarafından geliştirilen Dijital Sermaye İndeksi (Digital Capital Index) kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler neticesinde araştırmadan elde edilen bulgular, dijital sermaye düzeyi ile akıllı kent kavramı ve uygulamalarına dair algı/farkındalık ve uygulamaya yönelik bilgiye sahip olma gibi unsurlarla anlamlı bir ilişki yürütürken, uygulamanın kullanımı noktasında anlamlı bir ilişkiye ulaşamamıştır. Aynı zamanda dijital sermaye düzeyi ile sosyo demografik özellikler arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı kent, dijital sermaye, dijital eşitsizlik, sosyal eşitsizlik, İstanbul, Kadıköy
Suça sosyolojik yaklaşımlarda mekan ve kent perspektifinde marjinallik: Damgalama teorisi ve Wacquant
Bu çalışmada kentsel mekanda farklılıkların ve ayrışmanın ilerlemesiyle ortaya çıkan kent marjinalliği kavramı açıklanmış, kent marjinalliği kavramının gelişimi incelenmiştir. Çalışmada suç olgusunu açıklarken kriminoloji disiplininde sosyal yapıların ve sosyal süreçlerin üzerinde duran sosyolojik yaklaşımlar içerisinde mekan ve kent kavramlarına nasıl yer verildiği, araştırmalarıyla sosyolojide mekânla ilgili tıkanıklıkları açan ve kent marjinalliğini etnografik gözlemleri ile geliştiren Wacquant'ın kentsel marjinalliğe dair açıklamaları ele alınmıştır. Mekan ve kent kavramları suça sosyolojik yaklaşımların neredeyse hepsinde yer almaktadır. Ancak sosyolojik yaklaşımların her biri, mekanı ve kenti farklı formlarda ele almış, mekanın ve kentin değişimi ile teorilerde bu kavramların ele alınışı da farklılık göstermiştir. Kentsel marjinallik kavramının açılımında ve kriminolojide bir yere oturtulmasında gerek sosyal yapı yaklaşımlarının gerek sosyal süreç yaklaşımlarının mekan ve kent bağlamında söyledikleri önem arz etmektedir. Çalışma kriminolojide sosyolojik yaklaşımlarda mekan ve kent kavramının nasıl yer aldığını betimleyen ve kent marjinalliğini bu betimlemelere göre değerlendirmeye çalışan teorik bir çalışmadır. Çalışma literatür taramasına dayalı betimsel içerik analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Kentsel marjinallik açısından oldukça önemli olan damgalama kavramı kriminolojide suç teorilerinden damgalama teorisinde oldukça merkezde yer almaktadır. Ancak mekansal bağlamda marjinalliğin ortaya çıkışı ve bu marjinalliğin suç olgusu ile ilişkisi değerlendirildiğinde, kriminolojide damgalama kavramına daha geniş perspektiften bakan yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Wacquant'ın saha çalışmalarıyla ön plana çıkmış ve kentsel marjinallik açısından önemli bir kavram olan mekansal damgalama, kriminoloji disiplininde üzerinde durulması ve geliştirilmesi gereken bir kavramdır. Anahtar Kelimeler: kentsel marjinallik, damgalama teorisi, Wacquant, mekânsal damgalama
Yaşlılık ve dolandırıcılık suçu korkusu
Çalışma kapsamında yapılan mülâkatlarla yaşlı bireylere yaşamış oldukları mağduriyet deneyimlerine dair sorular sorulmuş ve yaşlıların suç olgusuna (dolandırıcılık suçu) yaklaşımları suç korkusu temelinde tartışılmıştır. Yapılan bu nitel çalışmayla; yaşlılarda dolandırıcılık suçu korkusunun bulunup bulunmadığını, bulunuyorsa ne boyutta olduğunu araştırmak ve ortaya çıkan sonucun sebeplerini göstermek araştırmanın amaçlarındandır. Bu bağlamda araştırma deseni olarak insan deneyimlerini odağa alan fenomenolojik yaklaşım belirlenmiştir. Amaçlı örnekleme ile araştırmanın amacına uygun şekilde araştırmaya bilgi sunma açısından zengin kişiler seçilerek derinlemesine araştırma yapılmaya çalışılmıştır. Ülkemizin farklı şehirlerinde ikamet eden 65 yaş ve üzeri 11 katılımcıdan yaşadıkları mağduriyet deneyimlerini kendi ifadeleriyle aktarmaları istenmiş, sonrasında her katılımcıya yaşamış olduğu olay bağlamında sorular yöneltilmeye devam edilmiştir. Mülâkatlarda katılımcıların korku dışında öfke ve utanç duyduklarına dair dikkat çeken ifadelere rastlanmıştır. Sorulan sorulara verilen yanıtlarda genel itibariyle katılımcıların bu deneyimlerinden kaynaklanan bir korku yaşadıkları çok net görülmemekle birlikte korku dışında yaşadıkları bu duygulara şahit olunmuştur. Anahtar kelimeler: yaşlı, dolandırıcılık suçu, suç korkusu, mağduriyet, yaşlı istismarı, yaşlanma sosyolojisi
Büyük verinin göç yönetiminde kullanımı
Bu çalışmada göç yönetiminde önemli hükümetlerarası kurumlardan Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) Veri İnovasyon Dizini'nde yer alan projeler temel alınarak göç yönetiminde büyük verinin kullanımı betimsel içerik analizi yöntemiyle ele alınmıştır. Öncelikle göç yönetimi tarihi ve literatürü değerlendirilmiş, daha sonrasında büyük verinin tanımı, kapsamı, etik bağlamında ortaya çıkardığı tartışmalar ve göç alanında kullanımı analiz edilmiştir. Veri İnovasyon Dizini'nde yer alan projeler kullandıkları veri kaynaklarına göre (telefonla arama kayıtları, sosyal medya, dünya gözlem verileri ve diğer kaynaklar) sınıflandırılmış; verileri elde etme biçimleri, verilerin alındıkları kurumlar, verilerin odaklandığı göç süreci, projelerin teorik bağlamları değerlendirilmiştir. Bu projeler, göç yönetiminin tanımında da yer aldığı gibi bütün paydaşların (göçmenler, devletler, şirketler vb.) fayda elde edeceği; göçmenlerin korunmasının ve ülkelerin göçü kontrolünün önemli temalar olarak öne çıktığı çalışmalar olarak belirmektedir. Projelerin veri kaynakları ve kaynak kurumlar bakımından büyük çeşitlilik gösterdikleri; inovatif veri kaynaklarıyla diğer veri kaynaklarının birlikte kullanıldıkları, veri kaynaklarının dünyadaki ülkeler bakımından oldukça geniş bir kapsama sahip olduğu; projelerin göçmenlere yönelik tutum, göçü anlama ve yordama, entegrasyon, koruma, kontrol ve örnekleme konu başlıkları etrafında toplandıkları ve bu başlıklarda göç yönetimini güçlendirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
İstanbul'a yapılan kentsel müdahaleler: Lütfi Kırdar dönemi (1938-1949)
Bu çalışmada 1938-1949 yılları arasında vali ve belediye başkanlığı görevi icra eden Lütfi Kırdar döneminde İstanbul'da yapılan kentsel müdahaleler incelenmiştir. Kente yapılan müdahaleler aynı zamanda insan yaşamını da doğrudan etkilemektedir. Bu sebeple kentsel müdahaleden etkilenen farklı alanlarda çalışma kapsamına alınmıştır. Çalışmada kamusal mekanlarda yapılan kentsel müdahaleler ve üretim-ticaret, konut ve sağlık gibi diğer alanlarda yapılan kentsel müdahaleler ele alınmıştır. Yapılan müdahaleleri belirleyebilmek için nitel araştırma yöntemi kapsamında bulunan doküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Doküman analizi çerçevesinde Tek Parti döneminde tirajı yüksek ve iki farklı siyasi görüşe sahip olan Cumhuriyet ile Son Posta gazeteleri incelenmiştir. Bu dönem içerisinde yapılan kentsel müdahalelerin büyük çoğunluğu kamusal mekanlara yapıldığı için çalışmanın ilk bölümünde kamusal mekanın sınırları çizilerek cumhuriyet modernleşmesinin kamusal mekanlara yansıması ele alınmıştır. İkinci bölümde İstanbul'a yaptığı müdahalelerdeki tutumunu daha iyi şekilde anlamak ve anlamlandırabilmek için Lütfi Kırdar'ın biyografisine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise gazete taramaları ve dönemin belediye raporlarından elde edilen veriler ışığında yapılan müdahaleler ortaya koyulmuştur. Elde edilen bulgular neticesinde Kırdar döneminde kente yapılan müdahalelerin büyük çoğunluğunun kamusal mekanda yapıldığı görülmüştür. Ayrıca bu dönemde kamusal mekana yönelik yapılan müdahaleler çağdaş bir toplum yaratma amacı taşımaktadır.
Planlama ve sosyoloji perspektifinden dayanıklı esneklik
Bu çalışma, "resilience(dayanıklı esneklik)" kavramının genel çerçevesine ilişkin bir analiz araştırmasını içermektedir. Tezin ilk bölümü literatürde ön plana çıkmış olan çalışmalar üzerinden kavrama dair farklı yaklaşımları, ilişkili diğer kavramları ve dayanıklı esnekliğin farklı disiplinlere konu ediliş sürecini içermektedir. İkinci bölümde kavramın planlama disiplinine girişi, kentsel ölçekteki katmanları ve afet yönetimi bağlamında karşılığı özetlenmiştir. Son bölümde ise toplumsal açıdan dayanıklı esnekliğin, içeriği ve dinamikleri üzerinden, sosyolojik kuramlarla da ilişkili şekilde imkânı sorgulanmıştır. Çalışma, ilgili literatürün incelendiği bir derleme çalışması şeklinde, tanımlayıcı analizler üzerinden oluşturulmuştur. Kavramın bütüncül olarak analizi ile planlama disiplinindeki ve toplumsal boyuttaki karşılığı irdelenmiştir. Sonuç bölümünde kavramın hem teknik hem de toplumsal boyutta mevcut durumla çeliştiği, pratikte entegre edilememiş bir kavram olduğu, dolayısıyla da geçici bir eğilim olduğu eleştirisi yapılmıştır. Süreçlere teorik açıdan altlık olarak dâhil edilse de içselleştirilebilir bir kavram olmadığı ve rehberlik misyonunu karşılayabilmek için yeterince net olmadığı tespit edilmiştir. Köklü kavramların uyarlanarak mevcut dinamikler dikkate alınmadan planlama uygulamalarına eklemlenmesi yerine; sürekli analizlerle desteklenen ve yerel dinamiklerle uyumlu yeni araçların geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Özellikle planlama disiplinindeki yaklaşımın, küresel ve yerel ölçekte karşılaştığı toplumsal boyutu yeterince dikkate almadığı; dolayısıyla yöntemsel açıdan yetersiz kaldığı, bu noktada bir yeniliğe ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır. Bu doğrultuda sosyal bilimlerin planlamaya kaynaklık etmesinin yerinde bir adım olacağı düşünülmektedir.
Toplumda sakatlara yönelik dik bakış ve bu dik bakışların sakat bireylerin gündelik hayatında nasıl konumlandığı üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışmada sakatlara yönelik dik bakışların nedenleri, sakatların bu dik bakışları nasıl algıladıkları ve dik bakışların sakat bireylerin gündelik hayatlarında nasıl konumladığı araştırılmıştır. Çalışmada nitel bir araştırma yürütülmüş ve fenomenolojik araştırma deseni kullanılmıştır. Görme, işitme ve ortopedik sakatlığı olan 15 katılımcı ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Bu mülakatlarda yarı yapılandırılmış mülakat soruları sorularak katılımcıların dik bakış ile ilgili düşünce ve deneyimleri kapsamlı olarak ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde Goffman'ın Damga Teorisi ve ikinci bölümünde ise Lacan'ın Ayna Evresi Teorisi kavramlarıyla birlikte açıklanmıştır. Üçüncü bölümde katılımcılarla yapılan derinlemesine mülakat bulguları birinci ve ikinci bölümdeki teorik bilgiler ile yorumlanmıştır. Sonuç bölümünde ise araştırmada elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve sakat bireylerin hayatındaki engellerin kaldırılmasına katkıda bulunacak öneriler yapılmıştır.
Modern kentte deneyimin dönüşümünü anlamak: Tema parklar örneği
Bu tez çalışması, tema parkların ortaya çıkış koşullarını ve İstanbul'da bulunan tema parkların kent deneyimine etkisini sosyolojik bakış açısıyla ele almaktadır. Çalışmada, ülke çapında hızla yaygınlaşan tema parkların ortaya çıkış zemini iktisadi, kültürel, toplumsal süreçlerin izi sürülerek açıklanmış; böylece kentsel mekânın yeni yapılanmasındaki belirleyici unsurlara ve modern kentte dönüşen deneyimin yeni boyutlarına dair bütünlüklü bir bakış elde edilmeye çalışılmıştır. Toplumsal göstergebilimsel ve nitel araştırma yönteminin birlikte kullanıldığı çalışmada, derinlemesine görüşme ve doküman inceleme tekniğinden yararlanılmıştır. Tema parkların ortaya çıkışındaki kültürel zemini inceleyen ilk bölüm, "estetik" ve "gerçeklik" kavramlarını merkeze alarak "deneyimin estetik inşası" sürecine dair kuramsal bir açıklama sunmaktadır. İktisadi zemini ele alan ikinci bölümde ise, 1990 sonrasında gelişen ekonomik dinamiklerin "deneyim ekonomisi"ne evrilmesindeki süreç açıklanmakta; bununla birlikte ekonominin ve deneyimin estetizasyon sürecindeki paralelliğe dikkat çekilmektedir. Üçüncü bölümde, tema park tasarımcıları ve kullanıcıları ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgulara, tema park reklam metinleri ve görsellerindeki göstergelerin analizine yer verilmiştir. Çalışma sonucunda, kültürel ve iktisadi alandaki gelişmelerin taşıdığı yöndeşliklerin, kentsel mekânın üretiminde de açıkça yansıma bulduğu görülmüştür. Yeni tüketim mekânları kentte giderek yaygınlaşmakta; söz konusu bu yaygınlaşma kentin sadece niceliksel dönüşümüne değil aynı zamanda tüketim kültürü ile başlayarak mekân kullanım pratiklerinin ve deneyimin de niteliksel dönüşümüne yol açmaktadır. Bu niteliksel dönüşümde ise günümüzde ekonominin yeni boyutu olan "deneyim ekonomisi" belirleyici bir etkiye sahiptir. Sonuç olarak "deneyim"; modern kentte "deneyimin yıkımı" söyleminin ardından, tüketim kültürü ile yeniden icat edilmiş ve gündelik dilin dolaşımına girmiştir. Çalışmadan çıkan sonuçlar ise, yerel olanakların güncel ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden düşünülmesi ve kamusal mekânların piyasanın şekillendirdiği ihtiyaçların ötesine geçerek kurgulanması gerekliliğine dair bir öneriyi ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: tema park, deneyim ekonomisi, gündelik hayatın estetikleşmesi, meta estetiği, hiperestezi-anestezi, tasarım, hipergerçeklik.