Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Cihad Kısa

12 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Evrimsel din psikolojisinde temel filojenik yaklaşımlar

Bu çalışmada, dini düşünce ve davranış örüntülerinin evrimsel psikolojik perspektiften incelenmesi sonucunda ortaya çıkan bilimsel yaklaşımlar incelenmektedir. Çalışmada öncelikle evrimsel psikolojinin kuramsal ve metodolojik temellerine değinilmiştir. Bu bölümlerin öncelikli hedefi evrimsel psikolojik yaklaşımın diğer davranış bilimsel yaklaşımlardan farkını vurgulamaktır. Kuramsal altyapısı evrimsel biyolojiye dayanan; organizmaların edimlerini ve bilişsel süreçlerini uyumluluk başarısı üzerinden incelemeye tabi tutan evrimsel psikoloji yaklaşımı, disiplinleşme sürecinde psikolojinin çeşitli konularına getirdiği farklı yorumlarla yalnızca bilim camiasını değil; dijital medya okuryazarlığının yüksek olduğu popülasyonları, özellikle Z jenerasyonunun insan ilişkilerini folk psikolojik anlamda yorumlama edimlerini de etkilediği gözlemlenmektedir. Konunun önemine binaen; alanın temel kaynaklarına erişilmiş, evrimsel psikolojik yöntem sistematik derlemeye tabi tutulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümü ise, birinci bölümün kuramsal çerçevesi üzerine inşa edilmiştir. Evrimsel psikolojik literatür din olgusu özelinde çözümlemeye tabi tutulmuştur. Modern din psikolojisi yaklaşımları arasında başat yaklaşımlardan biri haline gelmiş olan evrimsel din psikolojisi; dini düşünce ve davranış örüntülerinin, evrimsel psikolojik metodoloji bağlamında uyumluluk başarısı parametreleri gözetilerek incelendiği bilimsel disiplindir. Disipline dair genel bilgi okuyucuya sunulduktan sonra alan içi temel yaklaşımlara değinilmiştir. Bu yaklaşımlar; adaptasyonizm ve yan-ürüncülüktür. Adaptasyonist görüşe göre; dini düşünce ve davranış özgün birer modül olarak evrilmiştir ve Homo sapiens türüne adaptif getirileri bulunmaktadır. Bu sebeple hem genetik hem de memetik olarak sonraki jenerasyonlara aktarım olasılığı yüksektir. Yan-ürüncü perspektife göre ise; dini düşünce ve davranış başlı başına birer modül değildir, farklı adaptif modüllerin bir yan-ürünü olarak ortaya çıkmıştır ve farklı çevresel koşullarda, adaptif yahut maladaptif özellikler gösterebilmektedir. Çalışmada yaklaşımlar örneklerle zenginleştirilerek açıklanmış, filojenik tarihsel projeksiyonun modern yansımaları ışığında uygulanması gereken metodolojik çözümlere değinilerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

Din felsefesiDin psikolojisiEvrim+2
Orhan Rasim Şener
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Friedrich Nietzsche'nin nihilizm evreleri ve kişilik tipolojilerinin psikanalitik bakımdan değerlendirilmesi

Felsefe tarihinin önemli simalarından biri olan Friedrich Nietzsche 19.yüzyıldan günümüze değin farklı disiplinlerde çalışılmış bir isimdir. Friedrich Nietzsche'nin düşünce dünyası veya psikolojisi göz önünde bulundurulmadan onun ele aldığı konuların ya da hayatının anlaşılması oldukça güçtür. Felsefesini çelişkili kılan özellikler, yaşamındaki temel noktalardan bağımsız ele alınamaz. Dolayısıyla Friedrich Nietzsche'nin düşünce sistemindeki sebeplerin incelenmesinin yanı sıra o düşünceye etki eden sürecin de ele alınması gereklidir. Özellikle dünya tarihinin vazgeçilmez bir unsuru olan din kavramı Friedrich Nietzsche'nin nihilizmden/ yoksayıcılık felsefesiyle doğrudan ilintilidir. Bu bağlamda Friedrich Nietzsche'nin ifade etmeye çalıştığı tüm konu ve kavramları modern psikolojinin güncel yaklaşımıyla değerlendirmek sağlıklı bir yöntemdir. Çünkü onun felsefesi, yaşamı ve tecrübelerinin altındaki asıl düşünce sistemi olarak görülmelidir. Yaygın ve yanlış kanı ise Friedrich Nietzsche'yi sadece hayatıyla değerlendirmeye tabi tutmaktır. Hâlbuki onun felsefesini inşa ederken verdiği mücadele kişilik yapısını sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilinç, Psikanaliz, Nihilizm, Tanrı, Myres Briggs Tip Göstergesi, Beş Büyükler, Kişilik

Din psikolojisiKişilikKişilik tiplemeleri+3
Hatice Rümeysa Sanlı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnanç turizminde hediyelik eşya ve satın alma davranışı

Tüm canlılar hayatlarını sürdürebilmek adına öncelikleri olan gıda ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının yanında ihtiyaçları olmamasına rağmen istek ve arzularını tatmin etmek amacıyla da tüketim yapmaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar tüketicilerin kimlerden oluştuğunu, nasıl davrandıklarını, ürün veya hizmetleri seçerken nasıl bir süreç izlediklerini ve ürünleri satın alırken hangi etmenlerin rol oynadığını aydınlatmaya çalışmaktadır. Turizm alanındaki satın alma davranışı ise insanların temel ihtiyaçlarından ziyade istek ve arzularını tatmin etmesi bakımından farklılık göstermektedir. Turistik faaliyetlere katılan insanlar; gerek aile ve arkadaş ilişkilerini güçlendirecek gerekse kendilerine yaşadıkları tatil deneyimini anımsatacak hediyelik eşyaları satın almaktadır. Tüm kültürler açısından evrensel bir obje olarak nitelendirilebilecek hediyenin ilk çağlardan modern çağlara dek bütün medeniyetlerde evrensel bir olgu olarak sürdürülmeye devam ettiği söylenebilir. Bu doğrultuda önemini hiçbir zaman kaybetmeyen hatta dünyanın globalleşmesiyle artıran hediyelik eşyalar ve hediye verme davranışı, yapılan bu çalışmanın da ele aldığı temel unsurdur. Literatürde satın alma davranışını ve hediyelik eşyaları inanç turizmi özelinde ele alan herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Yapılan çalışmanın temel amacı inanç turizmi gibi gün geçtikçe bilinirliği ve önemi artan bir alanda yapılan satın alma davranışlarını ve hediyelik eşyaları incelemektir. Çalışma; demografik özelliklerin ve seyahat motivasyonlarının hediyelik eşya satın alma davranışı üzerindeki etkilerinden tercih edilen eşyaların niteliklerine kadar birçok farklı kategoriyi ayrıntılı bir şekilde incelerken aynı zamanda herhangi bir hediyelik eşya satın almayanların neden satın almadıklarına da ışık tutmaktadır. Bir Hristiyan hac merkezi olan Efes/Meryem Ana özelinde yapılan bu çalışmanın amacı, literatürde bu alandaki boşluğu doldurmanın yanı sıra bölgede yer alan hediyelik eşya üreticilerinin ve işletmelerin; satın alma davranışları doğrultusunda ürünlerini tüketicilerin tercihlerine göre şekillendirebilmelerine katkı sağlamaktır. Anahtar kelimeler; Satın Alma Davranışı, İnanç Turizminde Satın Alma Davranışı, Hediyelik Eşya, İnanç Turizminde Hediyelik Eşya, İnanç Turizmi

Dini turizmHediyelik eşyaSatın alma davranışı+2
Emek Yurt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Dinsel şiddet ve yıkıcılığın psikolojisi

Tüm canlılar arasında sadece insanları ilgilendiren bir olgu olan şiddet, birçok disiplindeki araştırmacıların dikkatini çekmiş bir konudur. Şiddet olgusunu anlama ve anlamlandırma, onun çok boyutlu bir yapıya sahip olmasından dolayı farklı şekillerde gerçekleşmiştir. Bu durum onun tanımlanmasını da oldukça zorlaştırmıştır. Şiddetin aşırı hali olarak düşünülebilecek yıkıcılık kavramı da insana özgüdür. Farklı alanlarda uygulama alanı olduğundan hem şiddet hem de yıkıcılığın türleri bulunmaktadır. Şiddet ve yıkıcılığın bir anda olup biten olgular olmadığı gerçeğinden hareketle onların alt süreçlerini oluşturan bazı kavramlardan bahsedilmektedir. Bunlar, öfke, nefret, saldırganlık, istismar, tehdit, taciz, fanatizm, terör, radikalizm ve zorbalıktır. Şiddet ve yıkıcılığın kökenini belirleme amacıyla bazı kuramlar bulunmaktadır. Bunlar, şiddetin doğuştanlığını savunan ve onun sonradan kazanıldığını savunan kuramlardır. Doğuştanlığı savunan kuramların içerisinde biyolojik kuram ile içgüdü kuramı bulunmaktadır. Sonradan kazanıldığını savunan kuramların içerisinde de engellenme-saldırganlık kuramı ve sosyal öğrenme kuramı bulunmaktadır. Şiddet ve yıkıcılığa başvuran insanların bu davranışlarını bazı savunma mekanizmalarına dayandırdıkları görülmektedir. Bunlar; rasyonelleştirme, vicdanileştirme, din ve ideolojiye dayandırma ve son olarak da dehümanize etmedir. Kutsal metinlerin, anlaşılması ve yorumlanması ile ilgili farklılıklar, dinlerin şiddet ve yıkıcılık ile ilişkileri hakkında görüş ayrılıklarının oluşmasına sebep olmuştur. Bu ilişki, pozitif yönlü, negatif yönlü ve nötr olabilmektedir. Her üç durumun da savunucuları çeşitli argümanlar öne sürmektedirler. Bu argümanlardan hareketle ulaşılan sonuç, dinin şiddet ve yıkıcılıkla ilişkisinin bazı durumlarda bulunduğu bazı durumlarda ise bulunmadığıdır. Yeni dini hareketler, genellikle şiddet yanlısı olarak görülmektedirler. Ancak bazı hareketlerin şiddetsizliği savunduğu da bilinmektedir. Liderin ideolojisine bağlı olarak şiddet eğilimi değişkenlik gösteren yeni dini hareketler, toplumda eski-yeni kavgasına sebep olmaktadır. Çeşitli sebeplerle ortaya çıktığı ifade edilen yeni dini hareketlere katılma sebepleri de araştırmacıların bakış açısına göre değişiklik göstermektedir. Yeni dini hareketlerin üye kazanmak ve bünyesindeki üyeleri kaybetmemek için birçok yönteme başvurduğu, bunların başında da beyin yıkamanın geldiği bilinmektedir. Onlar, beyin yıkama sürecinde çok titiz bir çalışma yürütmektedirler. İnsanın doğasında şiddetin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu şiddetin niteliği, toplum, din, kültür ve gelenek-görenekler tarafından şekillendirildiği/beslendiği için şiddetin farklı şekillerde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu unsurların hepsi kişiye doğuştan var olan şiddete, farklı birer kıyafet olarak giydirilmektedir. Böylece şiddet ve yıkıcılık, insanlar tarafından farklı amaçlar uğruna sergilenmiş olmaktadır. Nitel metodoloji kullanılan bu çalışma, amaçları bakımından deskriptif desende gerçekleştirilmiştir. Veriler, yazılı kaynakların ve belgelerin taranması ve incelenmesi sonucu elde edilmiştir. Ulaşılan bilgiler, betimsel analiz ve içerik analiz teknikleriyle çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Psikolojisi, Şiddet, Saldırganlık, Yıkıcılık, Yeni Dini Hareketler, Beyin Yıkama

Beyin yıkamaDinDin psikolojisi+5
Bilal Kartal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif psikoloji perspektifinden iman

Pozitif psikoloji, bireyin daha çok pozitif özelliklerine vurgu yapan güncel bilimsel bir disiplindir. Psikoloji tarihinde genellikle dine önyargılı ve olumsuz bakış açıları hakim olmuştur. Ancak pozitif psikoloji ile birlikte araştırmacılar; din, maneviyat ve ikisi ile ilişkili kavramları daha ayrıntılı, bilimsel ve önyargısız olarak incelemeye başlamışlardır. Hem dini alanın hem de manevi alanın merkezinde kutsalla ilişkili, kurumsal bağlamın içinde ve dışında olan ve her ikisinin özünü oluşturan ise imandır. İman, Peterson ve Seligman'ın tespit ettiği yirmi dört karakter gücünden biridir. İman, külli psikolojik bir hal ve bütün kişiliği kapsayan tek psikolojik faktördür. İman; hayata anlam, yönelim ve değer kazandıran güçlü bir kaynak işlevi görmektedir. Ayrıca iman; anlamlandırma, oto kontrol ve öz düzenleme vb. gibi içerdiği müeyyidelerle kişiliği etkilediği ve kişiliğin yapılanmasına katkı sağladığı için bireysel, ikili ve toplumsal ilişkiler gibi hayatın her alanında etkilidir. Dolayısıyla kişiliğin ve karakterin gelişiminde, birçok hastalığı müdahale ve önlemede büyük bir öneme sahiptir. Bu sayede pozitif psikolojinin hedefi olan iyi oluşu destekleyerek insanı optimal düzeyde işlevsel hale getirmektedir. Anahtar kelimeler: Pozitif psikoloji, din, maneviyat, iman, iyi olma, optimal insan işlevselliği

DinManevi iyi oluşManeviyat+4
Ali Güre
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yuva'ya dönüş: Mekân hissi, mekânsal bağlılık ve bağımlılık

Modern çağın insanı günlük çalışma temposu ve toplumsal rekabet ortamı içinde, kendi doğasından uzak duyarsızlaşmış bir yaşam sürmektedir. Evrende zaten yalnız olan insanın dünyada varolabilmesine olanak sağlayan yuva ve mekâna bağlılık duyguları da en temel yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada yuva hissi, mekânsal bağlılık ve bağımlılık kavramlarının fiziksel, felsefi ve psikolojik temelleri üzerinde durularak günümüze kadar gelen süreçteki gelişimi incelenmiştir. Öncelikle, canlıların fiziksel anlamda davranışlarını inceleyen deneyler, gözlemler ve kültür kapsamında mekân duygusunun algısal boyutları ele alınmıştır. Zihinsel bir kategori olarak yuva ve mekân algısı hakkında süregelen bilimsel düşüncelerin ürünleri ele alınmıştır. Zaman ve mekânın, kişinin kendiliğinin oluşabilmesi için belirleyici faktörleri meydana getirdikleri anlatılmıştır. İnsandaki mekânsal bağlılık ihtiyacının antik dönemden günümüzün bireyselleşme çağına kadar geçen süreçte özellikle inanç boyutunda otoriteler tarafından nasıl kullanıldığı açıklanmıştır. Modern çağımızın ürünü olan mekânların da doğal olarak bu tarihsel birikimin yansımaları olduğu belirtilmiştir. Uygarlığın toplumu bir arada tutmak için uygulamak zorunda olduğu her türlü kuralın ve dayatmanın mekânsal bağlılık duygusu ile ne kadar ilişkili olduğu, dahası modern çağda mekânsızlık kavramının da gelişmesi sonucu yuva kavramını kaybeden insanın mutsuzluğunu kaçınılmaz olarak etkileyen psikolojik zeminin yapısı vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yuva, Mekân Hissi, Mekansal Bağlılık/ Bağımlılık, Mekânsal Kimlik.

BağımlılıkDuyusal bütünleşmeEv ortamı+5
Cüneyt Yurttaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir'de yaşayan kadınların yası anlamlandırma ve başa çıkma biçimleri: Dini perspektif

Bu araştırma, İzmir'de yaşayan ve aile yakını kaybı deneyimleyen 30-45 yaşları arasında 7 kadının, kaybı nasıl anlamlandırdıklarını, yas sürecini nasıl deneyimlediklerini ve kayıp ile nasıl başa çıktıklarını dini perspektiften incelemeyi amaçlamaktadır. Özel amacı, katılımcıların anlamlandırma ve başa çıkma stratejilerini dini perspektiften incelemek olan bu araştırmada, katılımcıların tamamının Müslüman olmasına dikkat edilmiştir. Araştırmanın verileri, 7 kadın ile yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış olup, araştırmanın yürütücüsü tarafından yorumlayıcı fenomenolojik yöntemi ile analiz edilmiştir. Analizler, İzmir'de yaşayan ve yakın kaybı deneyimleyen kadınların, kaybı anlamlandırma, yası deneyimleme ve başa çıkma süreçlerine dair 12 tema açığa çıkarmıştır: (1) ölen kişinin kim olduğu, (2) kaybın ardından yaşanan semptomlar, (3) cesede yüklenen anlam, (4) kaybedilen kişinin geçmiş yaşamı: psikolojik fizyolojik, (5 )ölen kişinin pozitif özellikleri, (6) tamamlanmamış hayat ve hayaller, (7) aile dinamiklerindeki dönüşüm, (8) yakın kaybında nesneye yüklenen anlam, (9) kadın ve yas, (10) kayıp yaşayan kişinin sorumluluğu: rahatlatma, (11) dini başa çıkma stratejisi, (12) sosyal başa çıkma stratejisi.

Başa çıkmaDinDin psikolojisi+7
Tuğba Gül Cansever
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mekân ve mahremiyet; Çatalhöyük örneği

İnsanın, mekân ve mahremiyetle olan yakın ilişkisi Çatalhöyük üzerinden değerlendirilerek çalışmamızın konusunu oluşturmuştur. Sosyoloji, psikoloji ve arkeoloji alanlarındaki veriler kullanılmıştır. Mekân, çeşitli bilim dallarında farklı tanımlarda açıklanmaktadır. Bu kadar geniş yelpazede değerlendirilmesinin sebebi ise her şeyin bir mekâna sahip olmasıdır. Hatta doğum süreciyle başlayan mekân olgusunun tarihsel süreçte mağara yaşamı, oradan yerleşik yaşama geçiş ve günümüze kadar ortaya çıkardığı değişimde oynadığı rol tezimizin konusudur. Elbette bu süreçte mekânı tek başına değerlendirmek eksik kalacaktır. İnsanın sahip olduğu beden, aslında ilk mekânıdır. Söz konusu beden olunca bireysel varlık ardından da mesafe duruma dâhil olacaktır. Bu varlık ile mesafe durumu bir kabuk oluşturma sürecine odaklanmamızı sağlayacak ve mahremiyetten bahsetmeyi mümkün kılacaktır. Çünkü mahremiyet, kişinin diğerleri olarak ayrı tuttuğu insanlara karşı oluşturduğu sınırın karşılığıdır. Bu sınır insanlar arasında başlayıp yaşanılan mekâna daha geniş ölçüde de kentin yapısına yansımaktadır. Derinine bakıldığında bilinen en eski mekânlar olan mağaralarda, mahremiyetin sınırları ve ortaya çıkışı önem kazanmaktadır. Mahremiyetin bu aşamada insanın sosyal yaşamı içerisinde neden olduğu değişiklikler incelenmektedir. Böylece mekâna da yansıması net olarak görülebilecektir. Bu yansıma Neolitik Çağ'ın son dönemlerine tarihlenen Çatalhöyük yerleşiminin üzerinden değerlendirilecektir. Çatalhöyük'te mekân ve mahremiyet algısının ev yaşamında nasıl karşılığını bulduğu incelenmektedir. Bunun sonucunda Çatalhöyük evleri, sanatı, tarımı, üretimi ve inancının içeriği hakkında mekân ve mahremiyet üzerinden yorumlar açıklanacaktır. Böylece sembolik ögelerle ilgili düşünceler çeşitlendirilecek ve bilinçdışında karşılığı ortaya konacaktır. Anahtar Kelimeler: Mekân, Mahremiyet, Çatalhöyük, Sembolizm, Tarih Öncesi Yaşam.

MahremiyetMekanMekan aidiyeti+4
Dilek Yağtu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psiko-sosyo-teolojik yaklaşımlar çerçevesinde manevi danışmanlık ve rehberliğin teorik temelleri ve pratik yansımaları

Manevi Danışmanlık ve Rehberlik, hem dünyada hem de ülkemizde çok yakın zamanlarda akademik bir disiplin olarak kabul görmeye başlamıştır. Manevi danışmanlık ve rehberliğin sınırlarının ve çalışma alanlarının ne olduğu, başta psikoloji ve teoloji olmak üzere diğer disiplinlerle nasıl bir ilişkisinin olacağı gibi teorik sorunlar güncelliğini sürdürmektedir. Teorik konulardaki bu tartışmaları, aynı zamanda uygulamalı bir disiplin olarak Manevi Danışmanlık ve Rehberlik'in hangi kurumlarda ve ne türden programlar bağlamında uygulanacağı gibi pratik tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Batı akademik dünyasında Manevi Danışmanlık ve Rehberlik disiplininin teorik ve pratik konuları açısından yapılan tartışmalar belli bir düzeye gelmişse de ülkemizde sözü edilen konular henüz yeni yeni incelenmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de Manevi Danışmanlık ve Rehberlik disiplininin teorisine buna uyumlu olarak da bu teorinin uygulamaya dönüştürülmesine yönelik bir çerçeve sunmaktır. Çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, konunun ana çerçevesi belirlenmiştir. Birinci bölümde, Manevi Danışmanlık ve Rehberlik disiplinin kapsamı, sınırlılıkları, gayesi ve ilkeleri hakkında genel çerçeve sunulmuş, bir disiplin olarak Batı'da nasıl ortaya çıktığı ve ülkemize nasıl yansıdığı ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Manevi Danışmanlık ve Rehberlik disiplininin teorik temelleri incelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu disiplinin psikolojik, sosyolojik ve teolojik temellerinden önemli görülenleri tahlilv edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Manevi Danışmanlık ve Rehberlik disiplininin teorik temellerine uyumlu olmak üzere pratikte uygulama alanlarından bir kısmı incelenmiş ve sonuç bölümünde ulaşılan bulgular tahlil edilmiştir.

DanışmanlıkDanışmanlık hizmetleriDin psikolojisi+7
Havva Şenbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kutsalın kendisini ifşâ etme aracı olarak "Rüya"

Bu çalışma insanlığın varoluşundan bu yana yaşamının vazgeçilmez bir parçası olan rüya ve kutsal konusunu ele almıştır.Psikolojiye ve din psikolojisine yön veren rüyalar gerek geçmişte gerekse günümüzde çarpıcılığını yitirmeyen konular arasındadır.Tüm dinlerde, kültürlerde ve mitolojide sarsılmaz bir yere sahip olan rüya olgusu özellikle modern psikoloji çalışmaları sayesinde nevrotik hastalıkların tedavi sürecinde çığır açıcı bir öneme sahip olmuştur. Modern psikoloji,rüyaların bu işlevsel fonksiyonunu elde edene kadar rüyalarla benzerlik gösteren mitlerden ve kutsal unsurundan bir hayli yarar sağlamıştır. İnsan hayatında önemli yeri bulunan ve duyular üstü bir güce sahip olan kutsal, tezahürünü farklı bir bilinç düzeyine sahip olan düşler yoluyla ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda her iki konu üzerinde ayrı ayrı durularak özellikle rüya konusu psikanalitik bağlamda değerlendirilmiştir. Zira bu konunun çalışılma nedeni ortaya çıkan anlamların insanoğlunun yaşamına dair ne gibi etkilere yol açtığını tespit etmeye çalışmaktır. Ayrıca Din Psikolojisi alanında rüya ve kutsal konusunun birlikte ele alındığı çalıĢma yok denecek kadar azdır.Bu konunun yeterince çalışılmamasının ana nedenlerinden biri ise konunun soyut olmasından dolayı kesin ve net bulgulara ulaşılamamasıdır. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde konunun ana hatlarını çizmek açısından öncelikle uykunun oluşumu, süreci ve faydaları hakkında genel bilgiler verilmiştir. Daha sonra rüyanın tanımı ve mahiyetine yer verilmiş ardından rüya çeşitleri ile konuya devam edilmiştir. Rüya sembol ilişkisinin önemi üzerinde durulmuş ve bilimsel rüya çalışmaları incelenmiştir. Psikolojide rüya çalışmaları ile birinci bölüm sonlandırılmıştır. İkinci bölümde ise kutsal,ana hatlarıyla ele alınmıştır. Kutsal konusunda önemli çalışmalarda bulunan dinler tarihçilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca dinler tarihçileri ve psikologlar arasındaki kutsal etkileşimi de ele alınmıştır. Son olarak üçüncü bölümde kutsalın rüyalar üzerindeki tezahürü çeĢitli medeniyetler ve dinler temel alınarak incelenmiştir. Sonuç olarak rüyanın tüm insanlık açısından önemli fonksiyonlara sahip olduğuna bunun yanı sıra kutsalın tezahürünü sağlayacak bir olgu olduğuna da ulaşılmıştır. Çalışmanın konusu oldukça kadim, derin ve soyut olduğundan elbette farklı bakış açılarıyla alana katkı sağlanacağını söylemek mümkündür.

ArketipBilgi edinmeDinler+4
Esra Özgüven
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Affetme kapasitesi nesne ilişkileri perspektifinden bir bakış açısı

Affetme, affetme kapasitesi ve affetme süreçleri üzerine odaklanan çalışmada ilk olarak kişilikte bu yapı ve süreçlerin ortaya çıkmasına neden olan yaşamsal deneyimler nesne ilişkileri kuramı bağlamında ele alınarak yorumlanmıştır. Affetme ve bu kavramla ilişkili terimler etimolojik açıdan değerlendirildikten sonra özellikle günümüzde gündelik yaşamda bu kavramın çok sık olarak kullanıldığı alanlar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Akabinde farklı dinlerin "af" kavramına ilişkin bakış açıları irdelenmiştir. Bu bağlamda "tolerans" ve "hoşgörü" kavramlarının "affetme" ve "kapasite" kavramları ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Bilimsel kariyerlerinin büyük bir bölümünü bu konuya tahsis etmiş olan ve bu çalışmalarıyla da ön plana çıkmış olan bazı bilim insanlarının affetme ve affetmenin çeşitleri üzerine ileri sürdükleri düşünce ve görüşler değerlendirilerek kadim sorunların çözümüne yönelik olarak bazı yeni önerilerde bulunulmuştur. Bu bağlamda ülkemizde de kabul edilmiş hasta hakları kapsamında yeri olan Manevi Danışmanlık uygulamasına değinilmiştir. Affetmeyle ilgili olarak birinci bölümde kavramsal çerçeveye, ikinci bölümde psikolojik yaklaşım ve süreçler, son bölümde ise Gartner'ın konuya ilişkin çığır açıcı düşüncelerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Affetme, Kapasite, Tolerans, Hoşgörü, Psikoloji

BağışlamaHoşgörüKapasite+3
Fazıl Aysu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şizoid ve depresif konum arasında dindar olmak

Melanie Klein, Sigmund Freud'un eserlerinden ilham alarak psikanaliz dünyasına adım atmıştır. İlerleyen süreçlerde Freud'un bazı kavramlarını genişletmiş, eksik bulduklarını tamamlamış, farklı boyutlar eklemiş ve kendi kuramını oluşturmuştur. O, insan yavrusunu yaşamının başlangıcından itibaren gözlemleyerek ve analiz ederek, bireylerin iç dünyasını aydınlatmak, kişiliğin nasıl oluştuğu konusuna netlik kazandırmak amacıyla bu işe girişmiştir. Bu amaca ilk önce, iç nesneleri anlama ve açıklama yolu ile ulaşmaya çalışmıştır. O, yaşam ve ölüm içgüdüleri, bilinçdışı fantezi, paranoid-şizoid (PS) konum, depresif (D) konum ve konum teorisinin içinde sunduğu kavramları, mekanizmaları ve savunma mekanizmalarını iç nesneler ile ilişkilendirerek sunmuştur. İç nesnelerden hareketle oluşturduğu bir dizi kavram ve mekanizma sonucunda paranoid-şizoid ve depresif konum teorisine ulaşmıştır. Kuramının temelini oluşturan fantezi mekanizmasına her açıklamasında değinmiştir. O, doğuştan geldiğini, zihinde sürekli üretimde bulunduğunu vurguladığı fantezi mekanizmasını bilinçli ve bilinçdışı olarak ayırmış, bilinçdışı yönüne daha çok ağırlık vermiştir. İç dünyayı anlamak için fantezilerin anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Klein'in "konum kavramı" döneminin en önemli keşiflerindendir. Pasiflikten uzak olan insanoğlunun dinamik yapısını konum teorisiyle tasvir etmiştir. PS ve D olmak üzere ikiye ayırdığı konumların yaşamın ilk aylarında ortaya çıktığını ortaya koymuştur. Ve her bireyin bu konumlardan geçtiğini fakat ebeveynlerinin (özellikle annenin) gerektiği gibi bakım sunmasıyla olumlu bir yapıda kişiliğin oluşmasında ve dış dünya ile ilişki kurmasında konumların referans olduğunu ifade etmiştir. Bütünsellikten uzak olan bölme faaliyetlerinin mevcut olması, narsistik ve tümgüçlülüğün baskın, suçluluğun ve hasedin evrede olması, bireyin PS konumda olduğunun göstergeleridir. PS konumun getirdiği özellikler dini yaşantıya yansıtıldığında ilkel düzeyde yaşanılan bir dindarlık ortaya çıkmaktadır. Bir diğer konum ise D konumdur. Parçalanan nesnenin bütünlük kazanması, benliğin değil nesnenin ön planda olması, sevginin ve şükranın aktifliği, suçluluk hakkında farkındalık kazanması sonucu onarım faaliyetlerinin devreye girmesi ile birey, depresif konumda olmaktadır. D konum, dini yaşantıya yansıtıldığında kâmil düzeyde yaşanılan bir dindarlık ortaya çıkmaktadır. Ve bu iki konum sürekli dalgalanmaktadır. Birey, PS konumdan D konuma dalgalandığı gibi D konumdan PS konuma da dalgalanmaktadır. Klein'in öne sürdüğü verilerden hareketle, statik bir dini yaşantıdan bahsedilememektedir.

Depresif konumDin psikolojisiDindarlık+4
Fatma Gülsüm Hekimoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors