Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Eyyüp Özkamalı
11 theses · Gaziantep University
Psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik düzeyleri ve stresle başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın bazı kişisel değişkenler ve birbirleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde çeşitli kurumlarda görev yapan 470 psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Mesleki Doyum Ölçeği", "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular incelendiğinde psikolojik danışmanların mesleki doyum düzeyinin eğitim durumları, yaş ve çalıştıkları grup değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin ise cinsiyet, medeni durum, eğitim durumları, yaş ve mesleki deneyim değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Bilişsel esneklik düzeylerinin ise mesleki deneyim değişkenine göre farklılaştığı, stresle başa çıkma toplam puanlarının ise cinsiyete göre farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Mesleki doyum ile belirsizliğe tahammülsüzlük arasında orta düzeyde ve negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile bilişsel esneklik arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile stresle başa çıkma arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın birlikte mesleki doyum ile ilişkisine bakıldığında orta düzeyde ve pozitif yönde ilişki saptanmıştır.
Evlilik doyumunun yordayıcıları: Aldatma eğilimi ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar
Bu araştırma kapsamında evli öğretmenlerin evlilik doyum düzeyi üzerinde aldatma eğilimi ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların yordayıcı etkiye sahip olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde görev yapan 381 evli öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada evli öğretmenlerin demografik özellikleri hakkında veri toplamak için Kişisel bilgi Formu, evlilik doyum düzeyini ölçmek için Evlilik Yaşamı Ölçeği(EYÖ), aldatma eğilimi düzeyini ölçmek için Aldatma Eğilimi Ölçeği(AEÖ) ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ölçmek için İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği(İİBÇÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda aldatma eğiliminin ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların evlilik doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan analizle aldatma eğilimi ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların evli öğretmenlerin evlilik doyumunun %30'unu açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda evlilik doyumu ile aldatma eğilimi, aldatma eğilimi ile ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ile evlilik doyumu arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kişisel değişkenler açısından bakıldığında evlilik doyumunun yaş, evlilik öncesi birliktelik süresi, evlilik süresi ve çocuk sayısına göre anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, evlilik yaşı, algılanan sosyoekonomik düzey ve evlilik biçimine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Aldatma eğilimi düzeyinin cinsiyet, yaş, evlilik öncesi birliktelik süresi, evlilik süresi ve çocuk sayısına göre anlamlı farklılık gösterirken; evlilik yaşı, algılanan sosyoekonomik düzey ve evlilik biçimine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. İlişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların evlilik öncesi birliktelik süresi değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasında yer almaktadır.
Evli olmayan bireylerde aile aidiyeti, benliğin ayrımlaşması, kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve evlilik beklentileri arasındaki ilişkiler
Bu araştırmada evli olmayan bireylerin aile aidiyetleri, kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları, benliğin ayrımlaşması ve evlilik beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan ve evli olmayan 377 birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak için "Aile Aidiyeti Ölçeği", "İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği", "Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği", "Evlilik Beklentisi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizleri SPSS 25.0 ve AMOS 21.0 paket programları aracılığıyla yapılmıştır. Araştırma sonucunda evli olmayan bireylerin benliğin ayrımlaşması düzeylerinin evlilik beklentilerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı ancak kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve aile aidiyetinin evlilik beklentilerine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırmada kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar alt boyutlarının aile aidiyeti alt boyutlarını yordamadaki rolüne bakıldığında yakınlıktan kaçınma alt boyutunun kendilik aidiyeti ve aile aidiyetini negatif yönde yordadığı, gerçekçi olmayan beklentilerin kendilik aidiyeti ve aile aidiyetini pozitif yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar alt boyutlarının benliğin ayrımlaşması alt boyutlarını yordamadaki rolü incelendiğinde yakınlıktan kaçınma alt boyutunun duygusal tepkisellik ve duygusal kopmayı negatif yordadığı, gerçekçi olmayan beklentilerin tüm benliğin ayrımlaşması alt boyutlarını negatif yordadığı ve zihin okuma alt boyutunun tüm benliğin ayrımlaşması alt boyutlarını pozitif yordadığı bulunmuştur. Benliğin ayrımlaşması alt boyutlarının aile aidiyeti alt boyutlarını yordamadaki rolü incelendiğinde ben pozisyonunun aile aidiyetini, duygusal kopmanın hem kendilik aidiyeti hem de aile aidiyetini pozitif yönde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca başkalarına bağımlılık alt boyutunun aile aidiyetinin iki alt boyutunu da yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Lisans öğrencilerinin bilişsel esneklik, öz anlayış ve genel öz yeterlilik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lisans programına devam eden öğrencilerin bilişsel esneklik, öz anlayış ve genel öz yeterlik arasında ilişkinin bazı bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma evrenini 2020-2021 Eğitim Öğretim yılında lisans eğitimine devam eden ve çevrimiçi yayınlanan veri toplama aracını gönüllü olarak cevaplandıran 353 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Bilişsel Esneklik Envanteri", "Öz-Anlayış Ölçeği", "Genel Öz Yeterlik Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırma verileri tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklem t-testi ve korelasyon analizi tekniği ile elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, kadın öğrenciler erkek öğrencilere göre daha olumlu öz anlayışa sahiptir. Genel öz yeterlik açısından ise erkek öğrencilerin kadın öğrencilere göre daha yüksek öz yeterliğe sahiptir. Romantik ilişki, sınıf düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyine göre bilişsel esneklik, öz anlayış ve genel öz yeterlik puan ortalaması açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Algılanan anne baba tutumuna göre öz anlayış ve bilişsel esneklik puan ortalaması açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Algılanan ilgisiz anne baba tutumunun genel öz yeterlik puan ortalamalarının algılanan baskıcı/otoriter, aşırı koruyucu ve demokratik anne baba tutumuna göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Genel öz yeterlik ve bilişsel esneklik arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır.
Lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lise kademesinde öğrenim gören öğrencilerin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören 698 öğrenciden oluşmaktadır. Demografik özellikler hakkında bilgi toplamak için Kişisel Bilgi Formu, psikolojik sağlamlık düzeylerini ölçmek için Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu (ÇGPSÖ-12), algılanan sosyal destek düzeylerini ölçmek için Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), gelecek beklentileri düzeylerini ölçmek için Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği (EGBÖ) kullanılmıştır. Veriler Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi, Pearson Momentler Korelasyonu ve Çoklu Regresyon yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık ile gelecek beklentisi arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek ile gelecek beklentileri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre ise gelecek beklentisi ve algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Psikolojik sağlamlık ve algılanan sosyal destek düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, anne baba eğitim durumu, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi ve anne baba birliktelik durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ergen gelecek beklentileri düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi, anne baba birliktelik durumu, anne baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.
Bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromu, psikolojik esneklik, problemli internet kullanımı ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversite 4. Sınıf öğrencilerindeki problemli internet kullanımı, psikolojik belirti, bilişsel dikkat kilitlenmesi ve psikolojik esneklik kavramları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya çıkartmaktır. Çalışmanın verileri 2022-2023 eğitim öğretim yılının güz döneminde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde okuyan 6 fakültede öğrenime devam eden 413 4. Sınıf öğrencisinden elde edilmiştir. Veriler elde edilirken "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişsel Dikkat Kilitlenmesi Sendromu Ölçeği (CAS-1)", "Kabul ve Eylem Formu-2", "Problemli İnternet Kullanım Ölçeği" ve "Kısa Semptom Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Bonferroni testi, Games-Howell testi, ölçeklerin karşılaştırılması için Pearson Korelasyon katsayısı kullanışmış olup Problemli İnternet Kullanımının ve Bilişsel Dikkat Kilitlenmesi Semptomunun Kısa Semptomlar üzerine etkisinde Kabul Eylemin aracılık rolü yol analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromu, psikolojik esneklik, problemli internet kullanımı ve psikolojik belirtiler arasında istatistiksel anlamda pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Ayrıca problemli internet kullanımı ve bilişsel dikkat kilitlenmesinin psikolojik belirtiler üzerindeki etkisinde psikolojik esnekliğin kısmi aracı rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir.
Farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özelliklerinin evlilik doyumu ve bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumu arasındaki ilişki ve narsisistik kişilik özelliklerinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Gaziantep ilinde çeşitli kurumlarda avukat, akademisyen, doktor, mühendis ve öğretmen olarak çalışan 261 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Narsisistik Kişilik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumları arasında orta düzeyde, negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bazı kişisel değişkenler açısından yapılan analizler sonucunda ise narsisistik kişilik özellikleri ile yaş, algılanan gelir düzeyi, meslek ve eş mesleği değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunurken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba öğrenim durumu ve algılanan anne-baba tutumu değişkenleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Yaş değişkenine göre 20-27 yaş aralığındaki bireylerin, 28-31 yaş aralığındaki bireylere oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gelir düzeyini yüksek olarak algılayan bireylerinde daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu bulunmuştur. Bunun yanı sıra araştırmaya katılan avukatların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin akademisyen ve öğretmenlere oranla daha fazla olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bununla beraber doktorların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin de öğretmenlerden fazla olduğu belirlenmiştir. Eşi doktor, mühendis veya avukat olan bireylerin ise eşi öğretmen olanlara oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde oldukları bulunmuştur. Ayrıca eşi avukat olan bireylerin narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin eşi diğer meslek grubundaki herhangi bir mesleğe sahip bireylerden de daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin mükemmeliyetçilik ve öz-duyarlık düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin mükemmeliyetçilik ve öz-duyarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde farklı tür liselerde çalışan 310 öğretmen katılmıştır. Araştırmada 'Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği' ve 'Öz-duyarlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma verileri ANOVA, t testi ve Pearson Korelasyon analizi ile elde edilmiştir. Bulgulara bakıldığında; toplam mükemmeliyetçilik puanlarının cinsiyet ve medeni hal değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Erkek öğretmenlerin kadınlara göre; evli öğretmenlerin bekarlara göre daha mükemmeliyetçi oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Toplam öz-duyarlık puan ortalamalarında anlamlı farklılığa rastlanamamıştır. Mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarına bakıldığında; 'düzen' alt boyutunda cinsiyet göre; 'hatalara aşırı ilgi' alt boyutunda; cinsiyet, yaş, medeni hal ve çalışma yılına göre 'ailesel eleştiri' alt boyutunda yaşa göre; 'kişisel standartlar 'alt boyutunda cinsiyete göre; 'davranışlardan şüphe' alt boyutunda branşa göre anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Öz duyarlığın alt boyutlarına bakıldığında; 'öz-sevecenlik' alt boyutunda yaş ve çalışma yılına göre; 'izolasyon' alt boyutunda branşa göre anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Öğretmenlerin mükemmeliyetçilikleri ve öz-duyarlıkları arasında pozitif ve düşük düzeyde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Öz-duyarlığın olumlu alt boyutlarıyla, mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin alt boyutları arasında negatif; öz-duyarlığın olumsuz alt boyutlarıyla, mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin alt boyutları arasında ise pozitif düzeyde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mükemmeliyetçilik, öz-duyarlık, öğretmenler
Öğretmenlerin erken dönem uyumsuz şemalarının, kişilerarası ilişki tarzları ve yalnızlıkları arasındaki ilişkilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, Gaziantep ili Şehitkamil ve Şahinbey'de bulunan random yöntemiyle belirlenmiş 15 ilkokulda halihazırda görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin erken dönem uyumsuz şemalarının, kişilerarası ilişki tarzları ve yalnızlıkları arasındaki ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmadaki çalışma grubunu 2018 - 2019 eğitim ve öğretim yılında belirlenen ilkokullarda görev yapmakta olan 427 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların 234 kişisini Şehitkamil, 191 kişisini Şahinbey ilçesinde bulunan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Katılımcıların kişisel bilgilerine erişmek için ''Kişisel Bilgi Formu'', erken dönem uyumsuz şemalarının ölçülebilmesi için ''Young Şema Ölçeği-Kısa Form 3 (YŞÖ-KF3)'', yalnızlık düzeyinin ölçülmesi için ''UCLA Yalnızlık Ölçeği'', kişilerarası ilişki tarzlarını ölçebilmek için ''Kişilerarası Tarz Ölçeği (KTÖ)'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde 't Testi' , 'Tek Yönlü ANOVA' ve 'Pearson Korelasyon Katsayısı' yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, erken dönem uyumsuz şemalar ile kişilerarası ilişki tarzları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Erken dönem uyumsuz şemalar ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kişilerarası ilişki tarzları ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında da pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgulardan hareketle; sınıf öğretmenlerinin uyumsuz şemalarının şiddeti arttıkça kişilerarası ilişki tarzları ve yalnızlık düzeyleri de artmaktadır, denilebilir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle okul psikolojik danışmanlarının okul idaresi, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve okul çevresi ile iş birliği içerisinde gerçekleştirebileceği eğitim ve etkinlikler sağlıklı çocukluk dönemi ve uyumlu ilişki tarzları ile bunun sonucu olarak yalnızlık düzeyinin azalması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yalnızlık, Kişilerarası İlişki Tarzları, Öğretmen
Dindarlık ile evlilik uyumu arasındaki ilişkinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı evli bireylerin dindarlık özellikleri ve evlilik uyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma evrenini Gaziantep'in Oğuzeli ilçesinde bulunan evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ise Oğuzeli merkezinde bulunan 167 evli çift (334 evli birey) oluşmaktadır. Araştırma verileri Dindarlık Ölçeği, Evlilikte Uyum Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ile elde edilmiştir. Araştırma verileri tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklem t testi ve korelasyon analizi tekniği ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda dindarlık ölçeğinden elde edilen toplam puanların meslek, evlilik süresi, çocuk sayısı ve evlenilen yaş açısından; ibadet alt boyutu puanlarının cinsiyet, meslek, evlilik süresi, evlenme şekli, çocuk sayısı ve evlenilen yaş açısından; inanç alt boyutu puanlarının meslek ve evlilik süresi açısından; duygu alt boyutu puanlarının meslek ve eşin öğrenim durumu açısından; bilgi alt boyutu puanlarının yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı ve algılanan sosyo-ekonomik durum açısından; inancın kişi açısından önemi alt boyutu puanlarının çocuk sayısı ve SED açısından; etki alt boyutu puanlarının da öğrenim durumu, meslek, evlilik süresi, evlenme şekli, çocuk sayısı, eşin öğrenim durumu ve eşin mesleği açısından anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür.Evlilikte uyum ölçeğinden elde edilen toplam puanların, SED açısından; anlaşma alt boyutu puanlarının SED açısından; tarz alt boyutu puanlarının yaş, öğrenim durumu, evlilik süresi, evlenme şekli ve SED açısından anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür. Ancak araştırmada kullanılan ölçekler ve ölçeklere ait alt boyutlara ait puanların eş ile yaş farkı değişkeni açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Evli bireylerin dindarlık özellikleri ile evlilik uyumu düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonuçları ilgili literatür eşliğinde tartışılmış ve yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dindarlık, evlilik uyumu, evli bireyler
Bireylerin evlilik doyumu ego durumları ve benlik algılarının incelenmesi
Bu araştırmada, bireylerin evlilik doyumu ego durumları ve benlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, yapılan araştırmaya katkı sağlamak için gönüllü katılım sağlayan 541'i kadın ve 511'i erkek olmak üzere toplam 1052 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Evlilik Yaşam Ölçeği", "Ego Durumları Ölçeği", "Sosyal Karşılaştırma Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi, Korelâsyonve Çok Değişkenli LineerRegresyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Bazı kişisel değişkenler açısından katılımcıların ölçeklerden aldıkları puanlara göre yapılan analizler sonucunda; kadınların koruyucu ebeveyn ve asi çocuk ego durumları alt ölçeklerinin ortalamalarının daha yüksek olduğu; evlilik süresi azaldıkça doğal çocuk ego durumu alt ölçeği ortalamalarının yükseldiği; evlilik doyumu ile benlik algısı arasında pozitif; evlilik doyumu ile koruyucu ebeveyn ve yetişkin ego durumları alt ölçekleri arasında pozitif; evlilik doyumu ile eleştirel ebeveyn ve altın çocuk ego durumu alt ölçekleri arasında da negatif yönde; benlik algısı ile koruyucu ebeveyn, doğal çocuk ve yetişkin ego durumları alt ölçekleri ile pozitif; asi çocuk ve altın çocuk ego durumları alt ölçekleri arasında da negatif yönde bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Sosyal karşılaştırma ölçeği ve asi çocuk ego durumu alt ölçeği evlilik doyumu üzerinde önemli birer yordayıcı olarak görülmektedir.