Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Pınar Göbel

13 theses · Ankara Medipol University

Master'sOpen AccessTR

Gebe olan ve olmayan yetişkin kadınlarda ortoreksiya nervoza, yeme tutumu ve anksiyete durumlarının karşılaştırılması

Bu çalışma gebe olan ve olmayan kadınların, sağlıklı beslenme takıntısı, yeme bozuklukları ve anksiyete durumlarının karşılaştırılması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu araştırmaya, yaşları 20-45 arasında değişen 131 gebe kadın ve 162 gebe olmayan kadın olmak üzere toplam 293 yetişkin gönüllü birey katılmıştır. Bireylere dair genel bilgiler, gebelik bilgileri, beslenme ve egzersiz durumuna dair bilgiler anket formu aracılığı ile edinilmiştir. Ayrıca ORTO-15, Yeme Tutum Testi (YTT-26) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %44.7'si gebe kadınlardan ve %55.3'ü gebe olmayan kadınlardan oluşmaktadır. Gebelerin yaş ortalaması 29.23±5.52 yıl iken gebe olmayan kadınların yaş ortalaması 27.54±5.77 yıldır. Bulimik davranış alt boyutu ve YTT-26 toplam puanı gebe olmayan kadınlarda daha yüksek iken, BAÖ toplam puanı gebelerde daha yüksektir ve iki grup arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlıdır. ORTO-15 toplam puanı yönünden ise iki grup arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Gebe kadınların %64.1'i ve gebe olmayan kadınların %57.4'ünde yeme tutumunda bozukluk yoktur. Gebe kadınların %76.3'ü ve gebe olmayan kadınlardan %82.1'i ortorektik gruptadır. Ancak iki grup arasında anlamlı bir istatistiksel fark bulunamamıştır. Gebe olmayan kadınların Beck Anksiyete grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark görülmezken, gebeler arasında Beck Anksiyete Ölçeği'ne göre anlamlı bir fark vardır. Çalışmanın sonuçlarına göre yeme bozukluğu eğilimi arttıkça anksiyete düzeyi de artmaktadır. Gebe olmayan kadınların yeme tutum bozukluğu ve gebe kadınların anksiyete düzeyleri daha yüksektir. İki grupta da Ortoreksiya Nervoza sıklığı yüksektir.

AnksiyeteBeslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları+5
İlayda Sena Balkı
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beslenme ve diyetetik öğrencilerinde obez bireylere yönelik tutum, kilofobi düzeyi, beden takdiri ve yeme bozukluğu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencilerinin; obeziteye yönelik tutumlarını, kilofobi düzeylerini, beden beğenme durumlarını ve yeme bozukluğu eğilimlerini belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Katılımcıların genel bilgileri, antropometrik ölçümleri, eğitim bilgileri, fiziksel aktivite ve sosyal medya kullanım alışkanlıkları, obez bireylere yönelik tutumları (Obez Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği-OBYT), kilofobi düzeyleri (Kilofobi Ölçeği-KFÖ), beden takdiri (Bedeni Beğenme Ölçeği-BBÖ), beden imajları (Stunkard Beden İmajı Değerlendirme Ölçeği-Stunkard Ölçeği) ve yeme bozukluğu eğilimleri (Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-YEDÖ) değerlendirilmiştir. OBYT puan ortalaması 63.52±14.28, KFÖ puan ortalaması 3.85±0.60, BBÖ puan ortalaması 40.24±8.19, YEDÖ toplam puan ortalaması 1.9±1.39'dur. YEDÖ ve BKİ arasında orta derecede ve pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). OBYT ve KFÖ arasında zayıf ve negatif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki vardır (p<0.001). OBYT ve BBÖ arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır (p>0.05). OBYT ile YEDÖ ile arasında çok zayıf ve negatif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p>0.05). BBÖ ile YEDÖ arasında zayıf ilişki ilişki tespit edilmiştir (p<0.001). Bu çalışmada obez bireylere yönelik tutumların beden beğenisini etkilemediği ancak yeme bozukluğu için bir risk faktörü oluşturabileceği, beden beğeni düzeyinin ise yeme bozukluğu ile bir ilişki içinde olduğu belirlenmiştir.

Anoreksiya nervozaBeden algısıBeden imajı+7
Berrin Baldaş
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir diyet polikliniğine başvuran fazla kilolu ve obez yetişkin kadınlarda yaşam kalitesi ve diyet kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Araştırma Ankara İli merkezinde yer alan özel bir beslenme ve diyet polikliniğine başvuran 20-65 yaş arası fazla kilolu ve obez 156 kadının diyet ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Oluşturulan anket formunda bireylerin genel özellikleri, antropometrik ölçümleri, fiziksel aktivite kayıtları alınmıştır. Ayrıca 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı yapılmış ve Sağlıklı Yeme İndeksi (SYİ-2015) ile diyet kalitesi hesaplanmıştır. Bireylerin SYİ puanları; iyi (80 üzeri puan), orta (51-80 puan arası) ve kötü (50 ve altı puan) olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştır. Yaşam kalitesini belirlemek için Yaşam Kalitesi Ölçek (SF-36) formu kullanılmıştır. Bireylerin Yaşam Kalitesi Ölçek puanları fiziksel fonksiyon 73,97±21,46, fiziksel rol güçlüğü 73,40±38,07, vücut ağrısı 78,93±22,8, genel sağlık algısı 85,81±17,24, enerji/vitalite/canlılık 49,55±18,08, sosyal fonksiyon 72,99±24,12, emosyonel rol güçlüğü 57,69±44,05 ve mental sağlık 65,85±13,96 şeklinde bulunmuştur. Fazla kilolu bireylerin SYİ puan ortalaması 61,98±12,51, obez bireylerin ise 61,55±12,24 bulunmuştur. Obez bireylerin SYİ-2015 bileşenleri alımı ise toplam meyve 92,39±124,67 g, tam meyve 92,39±126,77 g, toplam sebze 225,71±177,65 g, koyu yeşil yaprak/baklagil 29,89±48,59 g, tam tahıl 30,41±40,54 g, süt ve süt ürünleri 167,74±144,66 g, toplam protein 152,66±99,85 g, deniz ürünü/bitkisel protein 36,00±69,97 g, işlenmiş gıda 133,83±111,14 g, sodyum 1,78±0,85 g, eklenmiş şeker 24,49±29,60 g, doymuş yağ 29,96±19,17 g şeklinde bulunmuştur. Bu çalışmada diyet kalitesi ile yaşam kalitesi birbirleri ile çok fazla etkileşim halinde olmasına rağmen diyet ile yaşam kalitesi arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Tüm bu nedenlerle daha fazla ve farklı yaş, cinsiyetteki katılımcıların olduğu benzer çalışmaların yapılmasının konunun daha iyi irdelenebilmesi açısından yararlı olacağı düşünülmektedir.

Beslenme durumuDiyetDiyet kalitesi+3
Pınar Pehlivan
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde ambalajlı besin etiketi okuma alışkanlığı, beslenme okuryazarlığı ve beslenme bilgi düzeyi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Satın alınacak ambalajlı besinin etiketinin tüketici tarafından incelenmesi sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması açısından önemlidir. Bu çalışma, lisans eğitimi alan yetişkinlerde ambalajlı besin etiketi okuma alışkanlığı, beslenme bilgi düzeyi ve beslenme okuryazarlığı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, lisans eğitimi alan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 240 (103 erkek, 137 kadın) birey ile yürütülmüştür. Anket formu, Google Forms linki olarak katılımcılara ulaştırılmıştır. Katılımcıların genel bilgileri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri, etiket okuma alışkanlıkları, Yetişkinlerde Beslenme Okuryazarlığı Değerlendirme Aracı (YBOYDA) ile beslenme okuryazarlığı düzeyleri, Yetişkinler İçin Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği (YETBİD) ile beslenme bilgi düzeyleri değerlendirilmiştir. Katılımcıların %42,9'u erkek, %57,1'i kadın olup yaş ortalaması 22,3±4,12 yıldır. Erkeklerin %66,0'sı ve kadınların %77,4'ü besin etiketi okumaktadır. Bireylerin %78,8'inin yeterli beslenme okuryazarlığına, temel beslenme ve besin seçiminde katılımcıların çoğunun orta ve iyi düzeyde beslenme bilgisine sahip olduğu görülmüştür. Etiket okuma durumu ve etiketleri yeterli bulma durumu ile YBOYDA ve YETBİD ölçek puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. YBOYDA toplam puanı ve çoğu alt puanı ile YETBİD temel beslenme puanı ve besin tercihi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur, bilgi düzeyi yükseldikçe beslenme okuryazarlığı puanının arttığı görülmüştür. Çalışmada anlamlı bir ilişki bulunmamasına rağmen YBOYDA ölçeğinin alt bölümlerinden biri olan besin etiketi okuma, bireylerin toplam beslenme okuryazarlık düzeylerine ve buna paralel olarak beslenme bilgi düzeylerine dolaylı olarak etkide bulunmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme davranışları oluşturulurken beslenme okuryazarlığı ve bilgi düzeyine ek olarak doğru besin etiketi okuma alışkanlıklarının kazandırılmasında yarar vardır.

Beslenme alışkanlıklarıBeslenme bilgisiBeslenme okuryazarlığı+4
Zeynep Gül Gündüz
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanların Akdeniz diyetine uyumu ile duygusal yeme ve stres durumlarının saptanması

Bu çalışma adölesanların sağlıklı beslenme, duygusal yeme ve stres durumlarının saptanması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu araştırmaya yaşları 11-14 arasında değişen 281 gönüllü adölesan birey katılmıştır. Oluşturulan anket formunda bireylerin genel özellikleri, antropometrik ölçüm verileri belirlenmiş ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı alınmış, ayrıca Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KİDMED), Beslenme Egzersiz Davranışları Ölçeği (BEDÖ), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Çocuk ve Adölesanlar için Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ-Ç) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan adölesanların %58,4'ü erkek, %41,6'sı kadın olup yaş ortalamaları erkeklerin 11,94±1,08 kadınların 12,30±1,15 yıldır. Katılımcıların %27,8'i hafif şişman, %16,7'si obezdir. Katılımcıların Akdeniz Diyetine uyumları incelendiğinde %25,3'ünün düşük uyum, %53,0'ünün orta uyum, %21,7'sinin yüksek uyum sağladığı tespit edilmiştir. Cinsiyete göre KİDMED puanları istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (χ2=7,412; p=0,025). Erkeklerde çok düşük ve iyi diyet kalitesi oranı, kadınlardaki çok düşük ve iyi diyet kalitesi oranından daha yüksek çıkmıştır. Kadınların ASÖ toplam puanları, erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek çıkmıştır. Cinsiyete göre BEDÖ toplam ve alt ölçek puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p>0,05). Cinsiyete göre DYÖ-Ç toplam puanları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (Z=-4,056; p=0,000). Kadınların DYÖ-Ç toplam puanları, erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Cinsiyete göre kullanılan ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki görülmemiştir (p>0,05). BKİ yüksek olan adölesanların strese yatkın olduğu ve duygusal yeme eğilimi olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Cinsiyete göre KİDMED ile BKİ arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Ancak ASÖ, BEDÖ, DYÖ-Ç arasında ilişki bulunmuştur (p<0,05). Yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda yaş ve cinsiyetin çok düşük diyet kalitesini etkileyen önemli bir parametre olduğu saptanmıştır (p<0,05). Stres düzeyi yükseldiğinde, yaş arttığında ve erkek adölesanlarda Akdeniz Diyetine uyumluluk düzeyi düşmektedir. Bu çalışmada, adölesanlarda Akdeniz Diyetine uyum, duygusal yeme ve stres durumu kapsamlı olarak araştırılmış ve ileriki çalışmalara ışık tutacak nitelikte sonuçlar bulunmuştur. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırılması konusunda erken yaşlardan itibaren gerekli önlemlerin alınması, duygusal yeme ve stresle baş edebilme uygulamaları geliştirilmesi için toplum düzeyinde çalışmalar yapılmasına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Çalışma sonunda konu hakkında farklı yaş gruplarında ve daha geniş kapsamlı, destekleyici çalışmalar yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Akdeniz diyetiBeslenme bozukluklarıDuygusal yeme+2
Berrin Keleş
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının yeme davranışları, gündüz uykululuk durumu ve fiziksel aktivite düzeyleri ile beden kütle indeksleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Beden kütle indeksi (BKİ), obezitenin saptanmasında kullanılan pratik ve güvenilir yöntemlerden biridir. Araştırmada, sağlık çalışanlarının yeme davranışları, gündüz uykululuk durumu ve fiziksel aktivite düzeyleriyle BKİ'leri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Eylül-Kasım 2022 tarihleri arasında, farklı illerde bulunan özel ve devlet hastanelerinde çalışan hekim, diyetisyen, fizyoterapist, hemşire, ebe, diş hekimi, eczacı, psikolog, sağlık teknikeri ve tıbbi sekreterler olmak üzere toplam 365 katılımcıyla yürütülmüştür. Çalışma verileri, demografik bilgi anketi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (IPAQ-SF), 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı, Yeme Tutum Testi-26 (YTT-26), Epworth Uykululuk Ölçeği (ESS) ve Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ) soruları kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin %24,4'ü erkek %75,6'sı kadındır. Erkek ve kadınların BKİ ortalaması sırasıyla, 26,3±3,35 kg/m2 ve 22,9±4,42 kg/m2 olarak belirlenmiştir (p<0,05). YTT-26 ve ESS puanlarının BKİ'yle arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). DEBQ 'nin bir alt ölçeği olan kısıtlayıcı YT puanı, zayıf bireylerde diğer bireylere göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin gündüz uykululuk düzeyleri arttıkça; kısıtlayıcı YD, duygusal YD ve dışsal YD, yaş ve vücut ağırlığının arttığı saptanmıştır (p>0,05). Yapılan lojistik regresyon analizleri sonucunda bireylerin BKİ değerlerindeki bir birimlik artışın, MET değerindeki -92,553 birimlik azalmaya katkı sağladığı (p<0,05); duygusal yeme puanında 0,377 birimlik artışa neden olduğu belirlenmiştir (p<0,50). Özetle, BKİ değerlerinin, yeme tutumu ve uyku üzerine etkisi saptanmamış; kısıtlayıcı yeme davranışıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Sonuçların netleşmesi için, daha büyük örneklemlerde benzer çalışmaların sayılarının arttırılması önerilmektedir.

Beslenme davranışıFiziksel aktiviteSağlık personeli+4
Asena Güneş Coşkun
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatik tutulumu olan glikojen depo hastalarında beslenme durumunun uyku kalitesine ve yaşam kalitesine olan etkisinin incelenmesi

Bu çalışma; hepatik tutulumlu glikojen depo hastalığı (GDH) ile takipli hastaların beslenme durumunun, yaşam ve uyku kalitesi üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmaya, Çukurova Üniversitesi Çocuk Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı'nda hepatik GDH tanısı ile tedavi gören 10-18 yaş arası 24 erkek (%60.0), 16 kadın (%40.0) olmak üzere toplam 40 hasta dahil edilmiştir. Katılımcıların genel özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri, besin tüketim kayıtları, biyokimyasal parametreleri, yaşam kaliteleri (Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği-ÇİYKÖ) ve uyku kaliteleri (Uyku Kalitesi Ölçeği ve Uyku Değişkenleri Anketi-SQS-SVQ) değerlendirilmiştir. Hastaların %2.5'i GDH Tip 0, %35'i Tip 1, %25'i Tip III, %7.5'İ Tip VI, %25'i Tip IX ve %5'i ise Tip XI tanısı ile takip edilmektedir. Hastaların %20.0'ı Glycosade, %35.0'ı çiğ mısır nişastası almaktadır; günlük toplam çiğ mısır nişastası ve Glycosade tüketimi ve vücut ağırlığı başına tüketimi sırasıyla 73.8±78.6 g ve 2.2±2.1 g/kg'dır. Uyku kalitesi ve verimliliği ile mısır nişastası ve Glycosade tüketimi arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Ancak mısır nişastası ve Glycosade tüketmeyen ya da daha az sıklıkla tüketen hastaların yaşam kalitesi puanları daha yüksek saptanmıştır (p<0.05). Ebeveyn ve çocukların cevapladığı yaşam kalitesi ölçeğinin tüm alt başlıklarında vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve beden kütle indeksi normal olan hastaların puanları daha yüksek bulunmuştur. Gece boyunca toplam uyku süreleri 500.8±103.25 dakika olup; GDH türleri arasında uyku süresi, kalitesi ve verimliliği açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Hepatik GDH'li hastaların yaşam kalitelerini artırmak için beslenme durumları düzenli olarak değerlendirilmeli ve bireye özgü beslenme tedavisi programları geliştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Antropometrik ölçümler, beslenme durumu, GDH, uyku kalitesi, yaşam kalitesi

Antropometrik parametrelerBeslenmeBeslenme durumu+3
Ebru Çiçek Türköz
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin obez bireylerde kronotipin yeme tutumu, gece yeme sendromu, Akdeniz diyetine uyum ve fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, sirkadiyen ritmin belirteci olan kronotipin, obez bireylerde yeme tutumu, Akdeniz diyeti, gece yeme sendromu ve fiziksel aktivite düzeyleri ile ilişkisiniincelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma 18-64 yaş arası beden kütle indeksi 30 kg/m² ve üzeri olan 337 (34 erkek, 303 kadın) obez bireyle Haziran-Aralık 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmaya katılan bireylerin sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve antropometrik ölçümleri beyana dayalı olarak alınmıştır. Bireylerin kronotipinibelirlemek için Horne-Östberg Sabahçıl Akşamcıl Ölçeği (SAÖ), fiziksel aktivite düzeyleri için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (IPAQ Kısa Form), yeme bozukluklarını belirlemek için Yeme Tutum Testi (YTT-26), Akdeniz diyeti uyumu için Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ve gece yeme sendromu varlığı için Gece Yeme Anketi çevrim içi platformlar aracılığıyla kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 31.5±10.0 yıldır. Kronotipe göre yapılan sınıflandırılmada katılımcıların %15.1'i (n=51) akşamcıl, %70.0'i (n=236) ara tip, %14.9(n=50) ise sabahçıl tip olarak tespit edilmiştir. Cinsiyete göre kronotip sınıflandırılması istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Fiziksel aktivite düzeylerinin cinsiyetten bağımsızdır (p>0.05). Yeme tutum testi sonucuna göre bireylerin yeme tutumları cinsiyetle bağımlıdır(p<0.05). Gece yeme sendromu varlığı ise cinsiyetten bağımsız olarak bulunmuştur(p>0.05). Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeğinden alınan puanlarcinsiyete bağımlıdır (p<0.05). Bu antropometrik ölçümlerin kronotipe bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir(p>0.05). Kronotip ve gece yeme sendromu ile yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Kronotip ölçeğindeki 1 birimlik değişimin Gece Yeme Sendromu Anketinden alınan puanı 0.253 birim azaltacağı görülmektedir.Kronotip ve gece yeme sendromu istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05)Kronotip ölçeğindeki 1 birimlik değişimin Akdeniz Diyeti Bağlılık ölçeğinden alınan puanı 0.043 birim arttıracağı görülmektedir. Kronotip ve Akdeniz diyetine bağlılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05) Gece Yeme Sendromu Anketindeki 1 birimlik değişimin yeme tutum testinden alınan puanı 0.264 birim arttıracağı görülmektedir. Yeme tutumu testi puanı ve gece yeme sendromu istatistiksel olarak anlamlıdır. (p<0.05) Kronotip ve Gece Yeme Anketi arasında da istatistiksel olarak negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05).Gece yeme durumları ve yeme tutumu davranışı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0.05).Gece yeme sendromu varlığı arttıkça yeme tutumu testindeki yeme bozukluğu riski artmaktadır. Çalışma sonucunda obez bireylerin kronotipinin bireylerin beslenme biçimlerini etkilediği görülmektedir.

Akdeniz diyetiBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+7
Begüm Defne Erbağ
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akne vulgarisi olan ve olmayan bireylerin yaşam kalitesi ve depresyon düzeyleri ile akdeniz diyetine uyumlarının karşılaştırılması

Bu çalışma akne vulgaris ile beslenme, Akdeniz Diyetine bağlılık, fiziksel aktivite düzeyi, yaşam kalitesi ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmaya 18-30 yaş arasında 118 gönüllü birey katılmıştır. Bu çalışmada Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Dermatoloji Polikliniği'ne başvuran, hekim tarafından akne vulgaris tanısı almış 59 birey (51 kadın, 8 erkek) akne vulgaris grubunu; akne vulgaris şikayeti olmayan 59 birey (51 kadın, 8 erkek) ise akne vulgaris olmayan grubu oluşturmaktadır. Katılımcılara yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak anket formu araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Anket formu katılımcıların demografik ve antropometrik özellikleri, Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği, Akne ve Yaşam Kalitesi Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (Kısa Form) sorularından oluşmaktadır. Akne vulgarisi olan bireylerin yaş ortalamaları 21,27±3,27 iken, akne vulgarisi olmayan bireylerin yaş ortalamaları 21,69±,3,09'dir. Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği toplam puan ortalaması; akne vulgarisi olan bireylerin 5,31±1,70 iken, akne vulgarisi olmayan bireylerin 6,63±1,82 olarak bulunmuştur (p<0,05). Akne vulgarisi olan bireylerin Beck Depresyon Envanteri puan ortalamaları 11,69±9,45 iken akne vulgaris olmayan bireylerin 8,14±6,37 olarak bulunmuştur (p<0.05). Akne vulgarisi olan grupta yer alan bireylerin ortalama MET değerleri 1285,33±1384,48 iken; akne vulgarisi olmayan grupta yer alan bireylerin MET değerleri ortalaması 1621,77±1369,30 olarak bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonunda beslenmenin ve Akdeniz Diyetine bağlılığın akne vulgaris ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca akne vulgarisin depresyonu tetiklediği ve yaşam kalitesini düşürdüğü de görülmüştür.

Akdeniz diyetiAkne vulgarisBeslenme+3
Merve Öksüz
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

9-14 yaş grubu çocuklarda sağlıklı beslenme tutumu, beslenme bilgi düzeyi, uyku kalitesi ve akdeniz diyeti kalite indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma 9-14 yaş grubu arası çocuklarda sağlıklı beslenme tutumu, beslenme bilgi düzeyi, uyku kalitesi ve Akdeniz diyetine bağlılığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmaya 9-14 yaş aralığında, Eskişehir ilinde yaşayan 265 gönüllü çocuk katılmıştır. Araştırma çocuklara araştırmacı tarafından yüz yüze anket tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan anket formu, katılımcıların demografik bilgileri, antropometrik özellikleri, sağlık bilgileri, fiziksel aktivite alışkanlıkları, uyku ve beslenmelerine ilişkin bilgiler, Uyku Kalitesi Ölçeği ve Uyku Değişkenleri Anketi, Adölesan Beslenme Bilgi Düzeyi (ABBİD), Sağlıklı Beslenmeye Yönelik Tutum Ölçeği (SBİTÖ), Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KİDMED) sorularından oluşmaktadır. Çalışmada kız çocuklarının %56'sının erkek çocuklarının %55,7'sinin kötü uyku kalitesine sahip olduğu belirlenmiştir. Uyku kalitesi ile yaş, uyku düzensizliği yaşama durumu, okul zamanı kalkış saati, okul zamanı yatış saati arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). ABBİD toplam puan ortalaması 19,27±5,57'dir. SBİTÖ puanları değerlendirildiğinde kız çocukları ölçek toplam puanının erkek çocuklarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. SBİTÖ sınıflandırması ile yaş ve en çok atlanılan öğün durumu arasında anlamlı farklılık olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Kız çocuklarının %57,6'sının, erkek çocuklarının %55'inin KİDMED orta diyet kalitesinde beslendiği belirlenmiştir. Uyku kalitesi ile KİDMED ilişkisine bakıldığında iyi uyku kalitesi olanların %67,4'ünün iyi diyet kalitesine, kötü uyku kalitesi olanların %48,6'sının çok düşük diyet kalitesine sahip olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, çocuklarda hedef sağlıklı ve yeterli uyku davranışları, doğru ve tek tip olmayan beslenme düzeni oluşturmak olmalıdır.

Akdeniz diyetiBeslenmeBeslenme bilgisi+6
Duygu Bahar Arslan
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek güç ve kuvvet sporcularında kas dismorfisi, beden imgesi, egzersiz bağımlılığı, yeme tutum ve davranışlarıyla vücut kompozisyonu ilişkisi

Kas dismorfisi psikolojik bir sorundur ve birçok faktörün etkisiyle görülme sıklığının arttığı bilinmektedir. Bu çalışma yetişkin erkek güç ve kuvvet sporcularında kas dismorfisi varlığını belirlemek, kas dismorfisi olan ve olmayan sporcularda; beslenme durumu, egzersiz bağımlılığı, beden algısı, yeme tutum ve davranışları ile vücut kompozisyonunun değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 18-30 yaş arası, 69 erkek güç ve kuvvet sporcusu ile yürütülmüştür. Sporculara demografik özellikler anketi, besin tüketim sıklığı, Kas Algısı Bozukluk Envanteri (KAB-E), Yeme Tutum Testi (YTT-26) ve Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği (YBDÖ), Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ) ve Beden İmgesi Baş Etme Stratejileri Ölçeği (BİBSÖ) uygulanmıştır ve hava değişimi pletismografisi (BOD POD) ile antropometrik ölçümleri alınmıştır. Sporcuların %2,9'unda yeme bozukluğu riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Sporcuların EBÖ'nden aldıkları puan ortalaması 59,8±12,27 olarak saptanmıştır. Sporcuların egzersiz bağımlıklıklarına göre %52,3'ü bağımlı, %24,6'sı yüksek bağımlı grupta belirlenmiştir. Sporcuların %10,1'inde bigoreksiya olduğu raporlanmıştır. Sporcuların KAB-E ölçeğinden aldıkları puan arttıkça EBÖ (r=0,368, p<0,05) ve BİBSÖ (r=0,471, p<0,05) puanının arttığı saptanmıştır. Bigoreksiya olma olasılığı arttıkça bireylerin egzersiz bağımlılığı ve beden imgesi baş etme strateji puanı artmaktadır. KAB-E puanının protein tüketimi arasında pozitif korelasyon olduğu belirlenmiştir. Protein tüketiminin arttıkça bigoreksiya olma puanının arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Bigoreksiyalı bireylerin beslenme ve egzersiz uygulamalarında psikolog, diyetisyen ve egzersiz uzmanı önerisi almaları gerektiği sonucuna varılmıştır.

Beden imajıBeslenme davranışıBeslenme durumu+7
Gözde Şentürk
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vardiyalı çalışan hemşirelerde sirkadiyen ritmin beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyi ve aşırı besin isteği üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Vardiyalı çalışan hemşirelerde beslenme örüntülerinin değişmeleri ve indüklenen sirkadiyen ritim değişikliklerinin beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyi ve aşırı besin isteği üzerine etkisinin olduğu bilinmektedir. Bu çalışma, rotasyonel vardiyalı çalışan hemşirelerin gündüz vardiyasında ve gece vardiyasındaki beslenme durumları, fiziksel aktivite düzeyleri ve sirkadiyen ritimleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Kesitsel olarak planlanan bu araştırma, Ekim 2022-Aralık 2022 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırmamıza 20-45 yaşları arasındaki 150 hemşire dahil edilmiştir. Hemşirelere ait genel bilgiler ve beslenme alışkanlıklarını belirlemek için 32 sorudan oluşan anket formu oluşturulmuştur. Oluşturulan anket formları yüz yüze uygulanarak bireylere sosyodemografik özelliklerini, çalışma koşullarını ve buna bağlı yaşam değişikliklerini, sigara ve alkol kullanımlarını, kronik bir hastalığa sahip olma durumlarını, ilaç kullanımlarını, fiziksel aktivite durumlarını, beslenme alışkanlıklarını, hastanede ve günlük yaşamlarındaki beslenme düzenlerini, yemek yeme hızlarını, günlük çay, kahve ve su tüketimlerini sorgulayan sorular yöneltilmiştir. Çalışmamız kapsamında ayrıca Sabahçıl-Akşamcıl Ölçeği (SAÖ)'nin uygulanması yapılmış olup, ölçeğin sonucuna göre hemşireler, kronotiplerine göre "Sabahçıl", "Akşamcıl" ve "Ara tip" olarak gruplandırılmışlardır. Bireylerin vücut ağırlığı, boy uzunluğu ölçümleri araştırmacı tarafından yapılmıştır. Çalışmada öncelikle hastaların aşırı besin isteklerinin değerlendirilebilmesi için uygulanacak olan Aşırı Besin İsteği Ölçeği (ABİS)'nin Türkçe uyarlaması için geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve orijinal ölçekteki tüm faktör boyutları elde edilmiştir. Beck depresyon envanteri (BDE), bireyin duygusal, bilişsel, somatik ve motivasyonel durumlarını ölçen öz-bildirim ölçeğidir. Bu ölçek, depresyon belirtilerini detaylı bir şekilde değerlendirmek amacıyla geliştirilse de bilişsel durumun değerlendirilmesini de sağlar. Bu bağlamda bireylerin depresyon durumlarını değerlendirmek için ise Beck Depresyon Envanteri (BDE) kullanılmıştır. Çalışmaya katılacak hemşirelerin tamamı, 08:00-16:00 ve 16:00-08:00 saat aralıklarına sahip 2 farklı vardiya tipinde dönüşümlü olarak çalışmaktadır. Hemşirelerin yaş ortalaması 35,8±6,37'dir. Bireylerin genel sağlık durumlarının değerlendirilmesine ait verilerde ise hemşirelerin %64,6'sında kronik rahatsızlığın olmadığı, %71,3'ü (n:107) ilaç kullanmadığı, %48'lik kısmının (n:72) hiç sigara içmediği belirlenmiştir. Bireylerin kronotip özelliklerine göre genel sağlık durumlarının değerlendirilmesine ait verilere bakıldığında sabahçıl bireylerin %35'i (n:21) akşamçıl bireylerin ise %36,1'i (n:13) kronik bir rahatsızlığa sahip oldukları gözlemlenmiştir. 08.00-16.00 vardiyasında çalışan bireylerde uyku süresi akşamcıl kronotipte ortalama 7,0±1,44 (saat/gün) iken sabahçıl kronotipte 7,3±1,45 (saat/gün) olarak saptanmıştır. 16.00-08.00 vardiyasında çalışan bireylerde uyku süresi akşamcıl kronotipte ortalama 4,2±1,56 (saat/gün) iken sabahçıl kronotipte ortalama 3,8±1,49 (saat/gün) olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılan hemşirelere uygulanan aşırı besin isteği ölçeği ve alt boyutlarından elde edilen verilere bakıldığında, çalışmaya katılan hemşirelerin toplam puan ortalamaları akşamcıl kronotipte (196,2±26,94), ara tip kronotipte (145,4±40,34) ve sabahçıl kronotipte (92,9±36,27) olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızda, 08.00-16.00 ve 16.00-08.00 vardiyaları arasında fiziksel aktivite düzeylerinde, enerji ve makro besin ögesi alımlarında istatistiksel olarak önemli düzeyde bir değişim olmadığı (p>0,05), bireylerin uyku sürelerinin ise 16.00-08.00 vardiyasında azaldığı saptanmıştır (p<0,05).

AşermeBeslenmeBeslenme durumu+7
Büşra Kılıç
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

16-18 yaş arası lisanslı basketbolcu ve volebolcuların beslenme durumları, beslenme alışkanlıkları ve sosyal fizik kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Adolesan sporcular, beslenme alışkanlıklarının ve beden algısının gelişiminde riskli bir gruptur. Çalışmanın amacı adolesan sporcuların beslenme alışkanlıklarını ve beden algılarını değerlendirmek ve karşılaştırmaktır. Çalışmaya basketbol ve voleybol kulüplerinde 16-18 yaş arasındaki gönüllü 304 adolesan lisanslı sporcu katılmıştır. Sporcuların kişisel bilgileri, antropometrik ölçümleri alınmış, Adolesanlar için Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği (ABAÖ), Sosyal Fizik Kaygı Envanteri (SFKE) yanıtlanmış ve günlük besin alım miktarlarını değerlendirmek için Besin Tüketim Sıklığı Anketi kullanılmıştır. Sporcuların beslenme alışkanlıklarının iyi düzeyde olduğu (ABAÖ: 123,94±14,74) ancak beden algılarının düşük olduğu (SFKE: 31,47±10,60) saptanmıştır. Voleybolcuların (n:154) basketbolculara (n:150) göre, kadınların erkeklere göre sosyal fizik kaygılarının daha yüksek, beden imajı algılarının daha düşük olduğu ve beslenme davranışlarının dış faktörlerden daha çok etkilendiği istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). BKİ z-skoru zayıf sınıfında bulunanların (%4,4) ve ağırlık kaybetmek isteyenlerin (%37,5) sosyal fizik kaygıları yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca öğün atlayanların (%55,6), son 30 günde diyet yapanların ve ağırlık kaybı için çeşitli uygulamalarda bulunanların ABAÖ puan ortalamalarının düşük, SFKE puan ortalamalarının ise diğerlerine göre yüksek çıktığı rapor edilmiştir (p<0,05). Sporcuların beden algı düzeylerinin beslenme davranışlarını ve yeme tutumlarını etkilediği, öğün atlama, diyet yapma gibi davranışların oluşmasına neden olduğu sonucuna varılmıştır. Adolesan sporcular için psikososyal ve nütrisyonel olarak geniş kapsamlı bir değerlendirmenin yapılmasıyla sporculara ve çevresine beslenme ve beden algısı konusunda detaylı bir eğitim verilmesi yararlı olacaktır.

Beslenme davranışı
İrem Yavaş
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2024
00

Other supervisors