Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Seyda Mavruk Özbiçer

11 theses · Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde romantik ilişki doyumu ile öz yeterlik düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde ilişki doyumu ile öz yeterlik düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bununla birlikte çalışmada katılımcıların demografik değişkenleri (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, ailenin ilişkiye yaklaşımı, ilişki süresi, iletişim kurma şekli ve görüşme sıklığı değerlendirme) ile ilişki doyum düzeyleri arasında farklılaşma olup olmadığı da araştırılmaktadır. Araştırmanın katılımcılarını 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Mersin Üniversitesi, Çağ Üniversitesi ve Toros Üniversitesi'nde eğitim gören ve romantik ilişkisi bulunan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmaya 228 (152 kadın, 76 erkek) üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada katılımcıların ilişki doyumlarını belirlemek için Hendrick İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ), öz yeterlik düzeylerini belirlemek için Jerusalem ve Schwarzer Genel Öz Yeterlik Ölçeği (GÖYÖ) ile araştırmacı tarafından hazırlanan "demografik bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler Sosyal Bilimler' de istatistik programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları romantik ilişki doyumu düzeyinin yaş, sınıf düzeyi, ailenin ilişkiye yaklaşımı ve görüşme sıklığı değerlendirme değişkenleri ile anlamlı şekilde farklılaştığını ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra romantik ilişki doyumu düzeyi ile cinsiyet, ilişki süresi, iletişim kurma şekli değişkenleri arasında farklılaşma bulunamamıştır. Öğrencilerin romantik ilişki doyumu düzeyleri ile öz yeterlik düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

Duygusal ilişkiÖz yeterlilikÜniversite öğrencileri+1
Dilek Kolay
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi sürecinde hemşirelerde anksiyete ve bilişsel esneklik düzeyleri ile ilişkili faktörler: Bir karma yöntem çalışması

Bu çalışma, hemşirelerin anksiyete ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve Covid-19 pandemi sürecindeki anksiyete ve bilişsel esneklik düzeyleri ile ilişkili faktörleri incelemek amacıyla yapılmış bir karma yöntem çalışmasıdır. Araştırmada yer alan katılımcı grubu; 2020-2021 yılında pandemi sürecinde çalışan 295 hemşireden oluşmaktadır. Hemşirelerin anksiyete düzeylerini ölçmek için Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), bilişsel esneklik düzeylerini ölçmek için Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE), demografik bilgiler için Sosyodemografik Bilgi Formu ve hemşirelerin Covid-19 ile ilgili duygu, düşünce ve davranışlarına yönelik nitel verilere ulaşmak için de Yarı Yapılandırılmış Görüşme Tekniği uygulanmış ve Görüşme Formu kullanılmıştır. Ölçekler 295 katılımcıya uygulanmış ve nitel kısımda 12 katılımcı ile araştırma yürütülmüştür. Nicel verilerin analizinde sosyal bilimlerde istatistik programı kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel bulgularından ulaşılan sonuçlarda anksiyete ile bilişsel esneklik düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiş, hemşirelerde anksiyete düzeyinin Covid-19 geçirip geçirmeme durumlarına, çalıştıkları birime ve kıdem yılına göre farklılaşmadığı saptanmıştır. Araştırmanın nitel bulgularından ulaşılan sonuçlarda ise hemşirelerin Covid-19 döneminde yoğunluklu olarak irrasyonel düşünce yapısına sahip oldukları, anksiyete ile birlikte nahoş / olumsuz duygular hissettikleri ve davranışlarına yansıtmış oldukları görülmüştür. Bu araştırmada Covid-19 pandemi sürecinde hemşirelerde anksiyete düzeyi ile ilişkili faktörler; sürecin belirsizliği, yakınlarının ve meslektaşlarının vefatı, virüsün öldürücülüğü, vaka sayılarının artması, medyadan alınan haberler, çalışma koşullarından kaynaklanan durumlar ve hastalığı ailelerine bulaştırabilme ihtimali olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Covid-19 pandemisi, anksiyete, bilişsel esneklik, duygu, düşünce, davranış.

AnksiyeteBilişsel esneklikCOVID 19+5
Yaprak Su Yapıcı
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin dürtüsellik, romantik ilişki doyumu ve yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinde dürtüsellik, romantik ilişki doyumu ve yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Bununla birlikte çalışmada; dürtüsellik, romantik ilişki doyumu ve yalnızlık değişkenlerinin sosyodemografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmaya Çağ Üniversitesi, Toros Üniversitesi ve Mersin Üniversitesi'nde öğrenim gören, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiş, 371 önlisans, lisans öğrencisi dâhil edilmiştir. Araştıma katılımcıları 18-30 yaş aralığında, 238'i kadın 133'ü erkektir. Bu öğrencilerden 148 kadın ve 64 erkek öğrencinin mevcut bir romantik ilişkisi vardır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, dürtüselliği ölçmek için Barratt Dürtüsellik Ölçeği, romantik ilişki doyumunu ölçmek için İlişki Doyumu Ölçeği, yalnızlığı ölçmek için UCLA Yalnızlık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, değişkenlere bağlı olarak Sosyal Bilimler istatistik programı kullanılıp frekans, yüzde, pearson korelasyon katsayısı, ilişkisiz örneklemler için t-testi ve çoklu standart regresyon analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, tüm örneklemin dürtüselliklerinin yalnızlığı yordadığı ve dürtüsellik arttıkça yalnızlığın da arttığı bulunmuştur. Romantik ilişkisi olan öğrencilerin dürtüselliklerinin, romantik ilişki doyumlarını yordadığı ve dürtüsellik arttıkça ilişki doyumunun arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca romantik ilişkisi olan öğrencilerin dürtüsellikleri ile romantik ilişki doyumlarının da yalnızlık üzerinde anlamlı birer yordayıcı olduğu görülmüştür. Buna göre romantik ilişkisi olan üniversite öğrencilerinde, ilişki doyumu arttıkça yalnızlıklarının azaldığı, dürtüselliklerinin arttıkça ise yalnızlıklarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır.

Duygusal ilişkiDürtüsellikYalnızlık+4
Fevziye Yıldız Karaçelik
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin empatik eğilim düzeyleri ile karar verme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı evli bireylerin empatik eğilim düzeyleri ile karar verme stilleri arasında bir ilişki olup olmadığını incelemektir. Ayrıca evli bireylerin karar verme stilleri ve empatik eğilim düzeylerinin sosyodemografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelenmekte amaçlar arasındadır. Araştırmaya Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam merkez ilçelerinde yaşayan , kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen, 323 evli birey katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ), Melbourne Karar Verme Stilleri Ölçeği (MKVÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, değişkenlere bağlı olarak Sosyal Bilimlerde İstatistik paket programı kullanılıp frekans, yüzde, pearson korelasyon katsayı, ilişkisiz örneklemler için t-testi ve çoklu standart regresyon analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre dikkatli karar verme, erteleyici karar verme, panik karar verme ve cinsiyet değişkeninin empatik eğilimi yordadığı ortaya çıkmış, fakat kaçıngan karar verme, eğitim düzeyi ve çalışma durumu değişkenlerinin empatik eğilim üzerinde bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Bununla beraber empatik eğilim ve evlilik sayısı değişkeni dikkatli karar verme üzerinde anlamlı birer yordayıcı olarak saptanmıştır. Ayrıca empatik eğilim, eğitim düzeyi ve evlenme biçimi kaçıngan karar verme stilinin anlamlı yordayıcıları olarak görülürken, cinsiyet ve çocuk sayısı anlamlı yordayıcı olarak belirlenmemiştir. Erteleyici karar verme stilinin yordayıcıları olarak empatik eğilim, eğitim düzeyi, evlenme biçimi gözlemlenirken, cinsiyet değişkeni anlamlı yordayıcı olarak gözlemlenmemiştir. Panik karar verme stilinin anlamlı yordayıcıları empatik eğilim ve evlenme biçimi olarak belirlenmiş, buna karşılık eğitim düzeyi ve çocuk sayısı aynı etkiyi yaratmamıştır.

EmpatiEmpatik eğilimEvli çiftler+3
Dilek Polat
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkin bireylerin kaygı düzeyleri, stresle başa çıkma stratejileri ve yaşam doyum düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, genç yetişkinlerin durumluk ve sürekli kaygı düzeylerinin stresle başa çıkma stratejileri ve yaşam doyumları üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesidir. Ayrıca, araştırmanın söz konusu değişkenlerine ilişkin ortalamaların, katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Adana ili genelinde yaşayan 20-40 yaş arası 315 genç yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE), Stresle Başa Çıkma Ölçeği (SBÇÖ) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) kullanılmıştır. Araştırma verileri Sosyal Bilimler istatistik paket programıyla frekans, yüzde, Pearson korelasyon katsayısı, ilişkisiz örneklemler için t-testi ve çoklu standart regresyon analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Stresle Başa Çıkma Ölçeği sorunla uğraşmaktan kaçınma alt ölçeği, soruna yönelme alt ölçeği ve sosyal destek arama alt ölçeği puanları ile Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği durumluk kaygı alt ölçeği ve sürekli kaygı alt ölçeği puanları arasında negatif yönde ve düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği durumluk kaygı alt ölçeğinin Stresle Başa Çıkma Ölçeği soruna yönelme alt ölçeği ve sosyal destek arama alt ölçeği puanları üzerinde anlamlı birer yordayıcı olduğu görülmüştür. Ayrıca, Yaşam Doyumu Ölçeği puanları ile Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği durumluk kaygı ve sürekli kaygı alt ölçek puanları arasında negatif yönde ve orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği durumluk kaygı ve sürekli kaygı alt ölçeklerinin Yaşam Doyumu Ölçeği puanları üzerinde anlamlı birer yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Genç yetişkin, kaygı, stresle başa çıkma, yaşam doyumu

Genç yetişkinlerKaygıKaygı düzeyi+4
Ebru Saka
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde mükemmeliyetçilik ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı yetişkinlerde mükemmeliyetçilik ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracı rolü olup olmadığını açıklamaktır. Aynı zamanda; yetişkinlerin mükemmeliyetçilik, psikolojik iyi oluş, psikolojik sağlamlık ve düzen (Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Düzen Alt Ölçeği) düzeylerinin yaş, cinsiyet, eğitim düzeyleri ve medeni duruma göre gösterdikleri farklılıkların incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmaya Niğde ilinde ikamet eden ve kartopu örnekleme yöntemiyle seçilen 18 yaş üstü yetişkinler katılmıştır. Yetişkinlerden veri toplama aracı olarak; Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Connor-David Psikolojik Sağlamlık Kısa formu (CDPSÖ –KF ), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin işlenmesi aşamasında sosyal bilimler veri analizi programı kullanılmış olup, Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı ve basit doğrusal regresyon ve YEM- bootstrap analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları mükemmeliyetçilik ile psikolojik sağlamlık ve psikolojik iyi oluş arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığını ve psikolojik iyi oluş ile psikolojik sağlamlık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Araştırmadan elde edilen diğer bir sonuç düzen alt ölçeği, psikolojik sağlamlık ve psikolojik iyi oluş arasında anlamlı bir ilişkinin olmasıdır. Aracılık modelinde psikolojik sağlamlığın, mükemmeliyetçilik ile psikolojik iyi oluş ilişkisinde aracılık rolünün olmadığını göstermektedir. Diğer aracılık modelinde psikolojik sağlamlığın, düzen alt ölçeği ile psikolojik iyi oluş ilişkisinde aracılık rolü üstlendiği görülmüştür. Bulgular ilgili alan yazın ve kuramsal çerçeve ışığında tartışılmış olup, önerilerde bulunulmuştur.

MükemmeliyetçilikPsikolojik iyi oluşPsikolojik sağlamlık+2
Duygu Doğan Karatekin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde öğretmenlerin tükenmişlik düzeyi ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, meslekteki kıdemleri gibi bazı demografik özelliklere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak tükenmişlik düzeylerini tespit etmek için Maslach Tükenmişlik Ölçeği, duygusal zekâ düzeyini tespit edebilmek için Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeğ, öğretmenlerin demografik özelliklerini tespit etmek için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline uygun nicel bir çalışmadır. Araştımaya 2020-2021 eğitim-öğretim yılında çalışan kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 503 gönüllü öğretmene ulaşılarak çalışmanın verileri toplanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi sosyal bilimler istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği ile Maslach Tükenmişlik Ölçeği Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Kişisel Başarı alt ölçek puanları arasında orta ve yüksek düzeyde pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler açığa çıkarılmıştır. Ayrıca Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği puanları ile cinsiyet ve mezuniyet alanında çalışma değişkenleri arasında düşük ve pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği puanları ile yaş ve mesleki memnuniyet değişkenleri arasında da düşük ve negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler hesaplanmıştır.

COVID 19Duygusal zekaPandemiler+4
Yenay Karaoğlu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kaygıya yönelik yapılandırılmış grup rehberliği programının basketbolcuların spor kaygı düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı Kaygıya Yönelik Yapılandırılmış Grup Rehberliği Programı'nın, basketbolcuların spor kaygı düzeylerine olan etkisini incelemektir. Yapılan bu araştırma ön test-son test modelli, yarı-deneysel desenle incelendiği ve nicel yöntemlerle eş zamanlı olarak nitel araştırma yöntemlerinden görüşmenin de kullanıldığı karma desenlerden yakınsayan paralel desene sahip bir araştırmadır. Araştırma 2020-2021 sezonunda bir spor kulübünde spor hayatlarına devam eden basketbol alt yapı sporcuları ile gerçekleştirilmiştir. Basketbolcuların kaygı düzeylerini belirlemek için Spor Kaygı Ölçeği-2 ve basketbolcuların program ile ilgili duygu ve düşüncelerine yönelik nitel verilere ulaşmak için 5 açık uçlu sorudan oluşan görüşme soruları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde sosyal bilimlerde istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, geliştirilmiş olan Kaygıya Yönelik Yapılandırılmış Grup Rehberliği Programı'nın basketbolcuların kaygı düzeylerini anlamlı derecede düşürdüğü görülmüştür. Araştırmanın nitel bulgularından elde dilen sonuçlar ise, kaygılı hissettikleri durumlarda, kaygılı hissettiklerinde gösterdikleri davranışsal tepkilerde ve kaygılandıklarında yaşadıkları performans değişikliklerinde bir değişiklik olmadığı fakat basketbolcuların hissettikleri kaygının şiddetinin azaldığı; basketbolcuların kaygıyı azaltmaya yönelik kullandıkları yöntemin uygulamanın amacı doğrultusunda değiştiğini bulguları elde dilmiştir. Bu sonuçlara ek olarak Kaygıya Yönelik Yapılandırılmış Grup Rehberliği Programı'na katılan basketbolcuların program hakkında olumlu geribildirimlerde bulunmuşlardır.

BasketbolBasketbolcularGrup rehberliği+4
Vedat Tiryaki
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fen lisesi öğrencilerinde sosyal dışlanma ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişki: Mersin il örneği

Bu araştırmada fen lisesi öğrencilerinin sosyal medya kullanımı ve sosyal dışlanma durumları arasında ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırmada sosyal medya kullanımının, sosyal dışlanma düzeylerinin ve sosyal dışlanma ölçeği alt boyutu olan görmezden gelinmenin, sosyal medya kullanım türlerinin, amaçlarının, geçirilen sürelerin cinsiyete, devam ettiği sınıfa göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve ayrıca sosyal medya platformlarının türlerine, kullanım sürelerine ulaşılmıştır. Katılımcılar Mersin ilinde fen liselerinde eğitim gören 245'i (% 54.7) kız, 203'ü (% 45.3) erkek olmak üzere toplam 448 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Sosyal Dışlanma Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırma verileri t-testi, ANOVA, tukey çoklu karşılaştırma ve ki-kare analizleri ile değerlendirilmiştir. İstatistik paket program ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre sosyal medya bağımlılığı, görmezden gelinme ve sosyal dışlanma düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ve elde edilen sonuçlar kızların sosyal medya bağımlılığının anlamlı olarak daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bununla beraber görmezden gelinme ve sosyal dışlanma düzeylerinde cinsiyetler arasında anlamlı düzeyde farklılaşmalar elde edilmemiştir. Yalnızca Whatsapp'ta geçirilen ortalama sürenin gruplar ile anlamlı düzeyde farklılaşması görülmüştür. Tukey çoklu karşılaştırma analizine göre 10. sınıfa devam eden öğrencilerin 9. sınıfa devam eden öğrencilerden daha uzun süre Whatsapp kullandığı görülmüştür. Ancak diğer platformlar için anlamlı farklılıklar bulunamamıştır.

Erkut Aydemir
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik anksiyetesinin matematiksel yılmazlıkla ilişkisi ve sosyodemografik değişkenlere göre farklılıklarının incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; lise öğrencilerinin matematik anksiyetelerinin matematiksel yılmazlıklarıyla ilişkisinin ve bunların sosyodemografik değişkenlere göre farklılıklarının incelenmesidir. Bu çalışmada, matematik anksiyetesi ile matematiksel yılmazlık ilişkisi, ilişkisel tarama modeli kullanarak incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 yılı Adana ilinde beş lisede öğrenim gören, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilmiş gönüllü öğrenciler oluşturmuştur. Öğrencilere veri toplama araçları olarak Matematiksel Dayanıklılık/Yılmazlık Ölçeği ve Matematik Kaygısını Derecelendirme Ölçeği: Kısa Form (MKDÖ-KF) ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırma kapsamında frekans, yüzde, ilişkisiz örneklemler için t testi, Anova, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi ve Pearson korelasyon katsayısı teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kız öğrencilerin matematik anksiyetesinin erkek öğrencilerin matematik anksiyetesinden, anne-babası ayrı olan lise öğrencilerinin matematik anksiyetesinin anne-babası birlikte olan lise öğrencilerinin matematik anksiyetesinden daha fazla olduğu bulunmuştur. 10. sınıfa devam eden öğrencilerin matematiksel yılmazlıklarının 11. sınıfa devam eden öğrencilerin matematiksel yılmazlıklarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Buna ek olarak kız öğrencilerin matematiksel mücadelesinin, erkek öğrencilerin matematiksel mücadelelerinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Annesi çalışan öğrencilerin matematiksel gelişimlerinin annesi çalışmayan öğrencilerin matematiksel gelişimlerinden daha yüksek olduğu ve annesi üniversite mezunu olan öğrencilerin matematiksel yılmazlıklarının annesi lise mezunu olan öğrencilerin matematiksel yılmazlıklarından yüksek olduğu tespit edilmiştir. Matematiksel yılmazlığın matematik anksiyetesi ile negatif yönlü ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AnksiyeteEğitim psikolojisiMatematik+4
Meltem Bulut Korkmaz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde romantik kıskançlık düzeyleri ile duygu düzenleme becerileri ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin romantik kıskançlık düzeyleri ile duygu düzenleme becerileri ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla romantik ilişkisi bulunan 308 üniversite öğrencisinden veri toplanmıştır. Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği ve Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Gruplar arasında cinsiyet değişkeni açısından farklılık olup olmadığını ölçmek amacıyla t-testi ve Romantik Kıskançlık ile Duygu Düzenleme Becerileri ve Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar arasında ilişki olup olmadığını ölçmek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Tüm analizlerde .05 anlamlılık düzeyi tercih edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre cinsiyet değişkeni açısından Duygu Düzenleme Becerileri düzeylerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Çok Boyutlu Kıskançlık düzeyi ile Duygu Düzenleme Becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Çok Boyutlu Kıskançlık düzeyi ile Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar arasında zayıf düzeyde pozitif bir ilişki saptanmıştır. Çok Boyutlu Kıskançlık ile Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği' nin alt boyutları ile Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği alt boyutları arasında pozitif yönde ilişkiler tespit edilmiştir. Duygu Düzenleme Becerileri ile Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar arasında çok zayıf düzeyde negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Furkan Bilgin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Other supervisors