Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Nizamettin Aktay
15 theses · Antalya Bilim University
Yargı kararları ışığından işçinin davranışları nedeniyle yapılan fesihlerde geçerli ve haklı neden kavramları
İş sözleşmeleri, taraflarının işçi ve işveren olduğu, taraflar arasında kişisel ilişki yaratan, karşılıklı ve sürekli borç ilişkisi yaratan tam iki tarafa borç yükleyen, tipik, özel hukuk sözleşmeleridir. İş sözleşmelerinde taraflar arasında sosyal ve ekonomik eşitsizlik bulunmakta olup işçi ekonomik ve hukuki olarak işverene bağımlıdır. Bu unsur da iş sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayırmaktadır. Bunun sonucu olarak İş Hukuku yasal dayanağını Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen "sosyal devlet ilkesi" nden almakta olup işçinin korunması felsefesi benimsenmiştir. Bu minvalde de iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde özel kurallar kabul edilmiş, haklı veya geçerli bir neden göstermeden iş sözleşmesinin işveren tarafından feshinin 4857 Sayılı Kanun ve 158 sayılı ILO Sözleşmesiyle önüne geçilmiştir. Çalışmamızın kapsamında öncelikle fesih konusunda genel açıklamalara ve fesih türlerine yer verilmiş ve örnek olarak seçilen, uygulamada da sıkça karşılaşılan işçi davranışları incelenmiş bu davranışların hangi durumda haklı hangi durumda geçerli neden olabileceği örnek olarak seçilen yargı kararları ile incelenerek son bölümde de feshin sonuçlarına yer verilmiştir.
Türk iş hukukunda tele çalışma
Teknolojik gelişmeler her alanda olduğu gibi çalışma hayatını da derinden etkilemiştir. Bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde çoğunlukla işyerinde ifa edilen iş görme edimine dayalı klasik çalışma modellerinin yanı sıra esnek çalışma modelleri uygulanmaya başlamıştır. Çalışmamızın konusunu oluşturan tele çalışma teknolojik olanaklar vasıtasıyla iş görme ediminin mekân ve zaman koşullarında ciddi bir özgürleşmeye neden olmuştur. Sözleşmenin ana unsurları, iş organizasyonu, mesafe ve teknoloji kullanımıdır. İlaveten konuya ilişkin Tele Çalışmayla İlgili Avrupa Çerçeve Antlaşmasında gönüllük, düzenlilik ve süreklilik unsurları da vurgulanmıştır. Özellikle Koronavirüs-19 Pandemisi ile hayat şartlarının değişmesi ile tele çalışma iş hayatında önemli bir noktaya ulaşmıştır. Bu çalışma modelinin süreç içinde ortaya çıkışı, unsurları, dayandığı temel ilkelerin değerlendirilmesi tele çalışmanın incelenmesinde ilk basamağı oluşturacaktır. Tele çalışma sözleşmesinin düzenlenmesi ve uygulanması, sözleşmenin hukuki niteliği ve sözleşme taraflarının borçları incelemenin ikinci basamağıdır. Çalışmamızın son bölümünde ise tele çalışmaya kapsamında yapılacak İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarına değinilecektir. Çalışmamızın günceli yakalaması adına tele çalışma üzerine farklı disiplinler çerçevesinde kaleme alınan çalışmalar ve araştırmalar, yürürlükte bulunan kanun ve yönetmelik hükümleri ile ulusal ve uluslararası yargı mercilerinin kararlarından faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tele Çalışma, İş Sözleşmesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları.
Kayıt dışı istihdam ve Türkiye'de yarattığı sorunlar
Kayıt dışı çalışma Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri olup bu tez kapsamında incelenecektir. Kayıt dışı istihdam ülkede çözülmesi gereken köklü problemlerden biridir. Kayıt dışı istihdam kişilerin hizmetlerinin devlet kurumlarına hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi ile gerçekleşmektedir. Bu olayın sonucunda ise Türkiye'nin elde edebileceği vergilerin kaybına ve böylece ülkenin ekonomisine büyük bir tahribat meydana gelmektedir. Ayrıca SGK primlerinin ödenmemesiyle bu kurum, çökme aşamasına gelip ülkenin sağlık sistemi de bundan etkilenmektedir. Kayıt dışı istihdamın daha iyi anlaşılabilmesi için İş Hukukundaki düzenlemelere uyulması gerekmektedir. Böylece hukuk kuralları çerçevesinde sorunun çözümüne daha hızlı ulaşılır. İstihdamdaki kayıt dışılık küçük çaplı işletmelerde görülmektedir. Bu işletmeler ticaret hayatında büyük işletmelerle mücadele edebilmek için bu yolu seçerler. Ayrıca çevre ülkelerde yaşanan savaş, ekonomik sıkıntılar gibi sebeplerden ülkemize yoğun bir göç olmaktadır. Gelen kişiler geçimlerini sağlayabilmek için kaçak işçi olarak çalıştırılmaktadır. Bu da hem o insanların hem de ülkemizin vatandaşlarını mağdur etmektedir. Bu tezin amacı kayıt dışı istihdam sorununun hem ülkemiz için hem de vatandaşlarımız için bir çözüm sağlayabilmesidir. Anahtar Kelimeler: Kayıt dışı İstihdam, Kayıt dışı Ekonomi, İstihdam, SGK
Rödövans Sözleşmesinde alt işverenlik kurumu ve buna ilişkin hukuki sorumluluğun esasları
Tezin konusu; maden sahası arama ve işletme ruhsatı sahibinin maden işletmeyi bir başka özel veya tüzel kişiye yaptırarak bunun mukabilinde de kira bedelini aldığı rödövans sözleşmesidir. Ruhsat sahibi gerçek ya da tüzel kişiler arama ve işletme haklarını çok farklı nedenlerle üçüncü kişilere devretmek istemektedirler. Ruhsat sahipleri kimi zaman ekonomik sıkıntılar sebebi ile kimi zaman da ruhsat sahasının çok büyük olması nedeniyle tek başına işletmek hususunda maddi ve manevi yetersizliklerden kaynaklı olarak bu haklarını üçüncü kişilere devretmek istemektedirler. Tezde rödövans sözleşmesi ve bu sözleşmenin karşılığı izah edilmiştir. Daha önce az çalışılmış bir alan olması sebebi ile bu konu tercihinde bulunulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde rödövans sözleşmesi genel itibariyle incelenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise; rödövans sözleşmesinde alt işverenlik ilişkisi konusu incelenmiştir. Bu başlık altında genel olarak alt işverenlik ilişkisi, bu ilişkinin tarafları ve unsurlarına da yer verilmiştir. Devamında da rödövans sözleşmesinde alt işverenlik kurumu ele alınmıştır. Rödövans sözleşmesinin alt işverenlik ilişkisine sebebiyet verip vermeyeceği hususu incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise; rödövans sözleşmesinin alt işverenlik ilişkisine sebebiyet vermesi halinde alt işverenlik ilişkisinden doğan hukuki sorumluluk konusuna yer verilerek çalışma sonlandırılmıştır.
İş sözleşmesinin feshinde geçerli neden kavramı
İş sözleşmesini fesih hakkı, Modern İş Hukuku'nda, işverene bağlı ve ekonomik bakımdan da güçsüz durumda bulunan işçiyi koruma amacına hareket ederek sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmaların başında iş güvencesi kavramı gelmektedir. Bu kavram, işçilerin işveren tarafından yapılacak keyfi fesihlere karşı korunmasını hedeflemiştir. Çalışmamda 'iş güvencesi' kavramının Türk İş Hukuku'nda yeri, önemi ve şartları, ilgili mevzuat hükümleri ile beraber yer verilmiştir. Temel kaynağını iş güvencesi kavramından alan ve kanunun 18. maddesinde düzenlenen 'geçerli neden' kavramı incelenmiştir. İlk olarak 'geçerli neden' kavramı tanımlanmış akabinde kanun maddeleri ve Yargıtay içtihatlarıyla nelerin 'geçerli neden' kabul edildiği maddeler halinde sıralanmıştır. Ayrıca yine aynı maddede yer alan geçerli neden oluşturmayan haller de tezin içeriğinde yer almıştır. Uygulamada en çok karıştırılan 'haklı fesih' ve 'geçerli nedene dayalı fesih' kavramları mukayese edilerek iki fesih türü hakkında netlik kazandırılmak istenmiştir. Çalışmamın son bölümünde geçersiz feshin sonuçları ele alınmıştır. İşe iade davasının hukuki niteliği, süreler ve talep edilecek haklara tez içeriğinde yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Fesih, İş Güvencesi, Geçerli Neden, Haklı Neden, İşe İade Davası
İş Hukuku'nda eşitlik ilkesi
Bu çalışmanın konusunu, Türk ve Uluslararası İş Hukuku sistemlerinde yer alan eşitlik ilkesi oluşturmaktadır. İlk çağlardan günümüze kadar oluşan toplumlar, heterojen bir yapıya sahip olup, kişi veya kişi grupları benzer özelliklere sahip değildir. Hem ülkemizde hem de dünyada, kişi veya kişi grupları başka bir kişi veya kişi grubu ile arasında bulunan fiziksel durumdan, bulundukları konumdan, düşünce yapılarından veya başka sebeplerden oluşan farklılıklardan dolayı ayrımcı davranışlara maruz bırakılmıştır. Özellikle çalışma hayatında kişi veya kişi gruplarının maruz kaldığı ayrımcılıkların artmasıyla, eşitlik ilkesine ihtiyaç geçmişten günümüze kadar artarak devam etmiştir. Eşitlik ilkesinin bir gereği olarak ayrımcılık yasağı getirilerek, Türk ve Uluslararası Hukuk Sistemlerinde işverenin karşı yükümlülükleri ve yaptırımları kanunlardaki düzenlemelerde yerini bulmuş, işçi korunmaya çalışılmıştır. Çalışmada, Türk, Avrupa Birliği ve Amerikan hukuk sistemlerinde yer alan kanunlar ve uluslararası belgeler ışığında işçinin maruz kaldığı ayrımcılıklar ve bunlara karşı alınan önlemler ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Türk Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku, Amerikan Hukuku, Eşitlik İlkesi, Ayrımcılık Yasağı
Türk iş hukukunda fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma
İş Hukukunun süjelerinden biri olan işçinin çalışma süresi iş akdinin esaslı unsurlarından biridir. Türk İş Hukukunda işçi ve işveren arasındaki problemli durumlardan biri de çalışma süresidir. Çalışma süresi, tez konusu olarak oldukça fazla kullanılmıştır. Ele alacağımız kavramlar arasında, ''çalışma süreleri, çalışma süresi türleri, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma'' kavramlarının hukukumuza giriş ve anlamları, işçi tarafından gerçekleştirilen ''fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma'' karşılığında talep edebileceği haklar, yasal düzenlemeler ve emsal yargı içtihatları kapsamında anlatıldı.
Ücret hakkının korunması
İş sözleşmesi taraflarına karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşme ile işçi işverenin emir ve talimatlarına uygun şekilde iş görmeyi; işveren ise emeğin karşılığı olarak ücret ödemeyi taahhüt eder. İşçinin işverene bağımlı olarak çalışması karşılığındaki tek menfaati yegane geçim kaynağı olan ücrettir ve çoğunlukla işçinin ücreti dışında geçimini sağlayabileceği herhangi bir olanağı bulunmamaktadır. İşçinin işverenine olan ekonomik bağımlılığı ve ücretin taşıdığı sosyal nitelik göz önünde bulundurulduğunda ücretin korunmasının gerekliliği kaçınılmaz olmuştur. Bu sebeple ücret hakkı ve korunması İş Hukuku mevzuatında ve diğer çeşitli Kanunlarda, uluslararası belgelerde düzenlenmiştir. Ücretin korunması; işçinin ücret alacaklarının işverence yasal çerçevede öngörülen sınırlamalara uyularak ödenmesini, ücretin işçinin kullanımına uygun şekilde ödenmesini, ücretin ödenmemesi veya gereği gibi ödenmemesi durumlarında işçilerin başvurabilecekleri hukuki yolların mevcudiyetini ve ücretin olabildiğince tam ve zamanında işçiye ödenmesinin sağlanmasını ifade eder. Bunlara ek olarak öngörülen yükümlülüklere aykırı davranan işveren için cezai ve idari yaptırımların öngörülmesi de ücretin korunması kavramının kapsamı içindedir. Anahtar kelimeler: İş sözleşmesi, Ücret, Ücret Hakkı, Ücretin Korunması.
İşçi ve işveren ilişkilerinde dava şartı olarak Arabuluculuk Kurumu, sorunlar ve çözüm yolları
Bu çalışmanın konusunu, "İşçi ve İşveren İlişkilerinde Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Kurumu, Sorunlar ve Çözüm Yolları" oluşturmaktadır. Bu çalışmayı, son yıllarda mahkeme yargısına yardımcı olacağı düşünülen arabuluculuk uygulamasının Türkiye'deki işleyişi, bu işleyiş neticesinde meydana gelen sorunlar ve çözümler yönlendirmiştir. Bu sav doğrultusunda, arabuluculuk ile ilgili yasal düzenlemeler, iş uyuşmazlıklarından kaynaklanan taleplerin arabuluculuğa götürülmesinin Anayasa ve İş hukukunun temel ilkelerine aykırılık iddiaları ve arabulucu ile taraflardan kaynaklanan sorunlar, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile getirilen dava şartı arabuluculuk özelinde incelenmiştir. Araştırmanın tutarlı bulgu ve sonuçlara ulaşabilmesi için, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında arabuluculuk Kanunu ve Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik, Arabuluculuk Ücret Tarifesi, Türkiye Arabuluculuk Etik Kuralları, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan Para Alacaklarına ilişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun genel hatlarıyla ele alınmıştır. Anahtar kelimler: Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, Arabuluculuk, İş hukuku, Dava şartı
Türk iş hukukuna göre yabancıların iş sözleşmesi yapması
Ülkemiz hem coğrafi konumu bakımından hem de kültürel, etnik yapısı açısından zaman içerisinde çok fazla göç alması sonucu ülkemize gelen yabancılar yaşamlarını idame ettirmeleri için çalışmaya gereksinim duymaktadırlar. Çalışma kavramı, kişilerin yaşamlarının gereksinimlerini devam ettirebilmek için gelir sağlama niyetiyle işler durumda bulunması olarak açıklanabilir. Nitekim çalışma hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın mad 48. uyarınca, "Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir." Anılan maddede geçen herkes kavramı ile çalışma özgürlüğü bakımından Türk vatandaşları ile yabancılar arasında hiçbir ayrım gözetilmemiştir. Ülkeler kendi vatandaşlarına tanımış oldukları hakların bütününü yabancılara da tanırsa yabancıdan da kendi vatandaşının yerine getirmesi gereken yükümlülükleri bekleyeceğinden yabancılar ile kendi vatandaşlarına eşit olarak çalışma hürriyeti tanımamaktadırlar. Bu doğrultuda devletler yabancıların çalışmasıyla ilgili çalışmalarının yasak olduğu meslekler, çalışmaya başlamadan önce çalışma izni almaları gerektiği gibi kimi sınırlamalar getirmiştir. Bu sınırlamalar yabancılar ile iş sözleşmesinin kurulması, geçerliliği ve sonuçlarını doğurabilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada; öncelikle kimlerin yabancı sayılacağı, Türkiye'ye gelmiş olan yabancıların çalışabilmeleri için icra edeceği mesleğin çalışmasına yasaklanan meslekler arasında yer almaması, çalışabilmeleri için gerekli olan çalışma izinlerinin gerekli mercilerden alınması, gerekli koşulların sağlanmış olması halinde yabancılar ile iş sözleşmesinin yapılması, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerine uygulanacak hukukun tespiti ile gerekli koşulların sağlanması halinde iş sözleşmesinin akıbeti ve sona erme konuları incelenmiştir.
Sporcu sözleşmeleri ve sporcu sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yolları
Bu çalışmanın konusunu sporcu sözleşmeleri ve sporcu sözleşmelerinden kaynaklı hukuki uyuşmazlıkların çözümü hakkındadır. Ülkemizde Spor Hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde adli yargının yanında Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Tahkim Kurulu gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yolları da bulunmaktadır. Uluslararası platformda spor hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde Spor Tahkim Mahkemesi ( Court of Arbitrationfor Sports ) bu görevi üstlenmiştir. Sporcu sözleşmeleri " sui-generis " sözleşmeler olduğundan uygulanacak hukuk kullarının saptanması önemlidir. Sporcular 4857 Sayılı İş Kanun'unda Kanun'un uygulanmayacağı istisna alanlarından olarak belirlendiğinden (md.4/I/g) sporcu sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümünde sporcu sözleşmelerin niteliği önem kazanmaktadır. Bunun yanında 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun " Görev " başlıklı 5. maddesinin lafzında hizmet sözleşmesinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görüleceği belirtilmesiyle uygulamada görüş ayrılıkları doğmuştur. Uygulamada karşımıza çıkan bu konu hakkında hukuki sürecin işleyişi, sporcu sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümünde adli merciler ve alternatif çözüm yolları, ilk derece ve üst mahkemelerin kararları doğrultusunda yasanın uygulamada ortaya çıkardığı gelişmeler incelenecektir. Sporun ve sporcu sözleşmesinin unsurları, hukuki niteliği ve türü irdelenerek; doktrindeki ilmi görüşler, madde lafızları, ilk derece ve üst mahkeme kararları doğrultusunda işlevsel bilgiler paylaşılacaktır.Üçüncü bölümde ise uyuşmazlıkların çözümünde ülkemiz ve dünyada uygulanan yöntemler hakkında uygulamaya dönük bilgiler verilecektir.
Suriye ve Türk iş hukukunda karşılaştırılmalı olarak iş sözleşmesinin feshi ve sonuçları
Antalya Bilim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans Programı kapsamında hazırladığım çalışmamın konusu "Suriye ve Türk İş Hukukunda Karşılaştırılmalı Olarak İş Sözleşmesinin Feshi ve Sonuçları" dır. Sözleşmenin bir tarafı olan işçinin, belli bir süre içinde devamlı olarak iş görme yükümlülüğünü yerine getirmesi karşılığında, diğer tarafa (işveren) ücret ödeme borcu yaratan ilişkiye iş sözleşmesi denilmektedir. Sürekli bir borç ilişkisi yaratan iş sözleşmesi, farklı hallerde sona ermekle birlikte uygulamada en çok rastlanan sona erme hali ve en önemlisi fesihtir. Zira karşı tarafın fesih hakkını kötüye kullanarak işçinin iş güvenliğini, işverenin işgücünü ve işyerini koruması açısından pek çok etkiler göstermektedir. İşte, çalışmamızda "İş Sözleşmesinin Feshi ve Sonuçları" konusu, Suriye İş Kanunu ve Türk İş Kanunu açısından ele alınmıştır. Ayrıca, hem Türkiye'de hem de Suriye'de yürürlükte olan iş kanunlarının arasındaki temel farklılıkların netleştirmesine ve açıklamasına yönelik yapılmaktadır. Bu çalışmada; Suriye İş Kanununun genel hükümleri, Suriye ve Türk İş Kanunları bakımından feshin tanımı ve önemi, fesih dışında sona erme nedenleri gibi fesih ile ilgili genel hükümler ve iş sözleşmesinin süreli feshi, derhal fesih ve iş sözleşmesinin sona ermesinin sonuçları başlıklarıyla sınırlı tutularak anlatılmaya çalışılmıştır.
İş hukuku açısından Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerle yapılan sözleşmelerin değerlendirilmesi
Devletin eğitim ve öğretim konusundaki gözetim ve denetim yetkisi resmi eğitim ve öğretim kurumları yanında özel öğretim kurumlarını da kapsamaktadır. Eğitim ve öğretim kuruluş izni, hizmetin verilmesi, yönetim ve personeller ile yapılacak sözleşmelere ilişkin usul ve esaslar 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda düzenlenmiştir. 5580 sayılı sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda özel öğretim kurumlarının nasıl kurulacağı, çalışma usul ve esasları, çalıştırılacak personelin niteliği ve personel ile yapılacak sözleşmelerde bulunması gereken koşullar belirlenmiştir. Özel öğretim kurumları ile çalıştırılan personeller arasındaki ilişki, işçi işveren ilişkisi olması veçhile aynı zamanda 4857 sayılı İş Kanunu'na tabidir. Bu çalışmamızda özel öğretim kurumlarında çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici ile yapılan sözleşmeler incelenmiş, sözleşme koşulları, çalışma esasları ve sözleşmenin sona ermesi konularına yer verilerek her iki Kanun ve Yargıtay kararları özelinde değerlendirmeler yapılmıştır.
Türk İş Hukukunda toplu işçi çıkarma sürecinde ikale
İş Hukukunun en önemli konularından birisi iş sözleşmesinin sona ermesi halleridir. Çünkü İş Hukukunun süjelerinden işçi, göstermiş olduğu emeğin karşılığında elde etmiş olduğu maddi menfaat ile hayatını sürdüren kimsedir. 4857 Sayılı Kanun bu hususta genel düzenlemelere açıkça yer vermiştir. Ancak bazı iş sözleşmesinin sona erme yolları Kanun'da sınırlı olarak düzenlenmiş, bazı yollar ise mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde ele alınmamıştır. Kanun'da sınırlı olarak düzenlenen yollardan birisi toplu işçi çıkarmadır. Kanun'da yer verilmeyen yol ise ikaledir. Çalışmamızda bu iki ayrı kavram öncelikle kendi içerisinde ele alınarak incelenmiştir. Sonrasında ise bu iki kavramın kesişim gösterdiği hallerde ortaya çıkan hukuki sorunlar ele alınarak çözüm önerileri üzerine bir çalışma gerçekleştirilmiştir. İş sözleşmesinin sona ermesi halleri gerek bireysel gerekse toplumsal sükûnu doğrudan etkileyen durumlardır. Bu tezin amacı toplu işçi çıkarma hallerinde yaşanan hukuki sorunların ikale sözleşmesi ile önüne geçilmesi halinde ortaya çıkması muhtemel yeni sorunlara çözüm önerileri sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Toplu İşçi Çıkarma, İkale, Bozma Sözleşmesi, İş Sözleşmesinin Sona Ermesi, İşten Çıkarma
Sanatçıların iş ve sosyal güvenlik hukukundan doğan hakları ve uygulama sorunları
Bu çalışmada sanatçıların İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku'ndaki yerleri incelenmiştir. Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan ve eser meydana getiren ya da sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan veya yorumlayan kişiler sanatçı olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında sanatçıların İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku bakımından hangi hakları olduğu ve bu haklarının ihlali halinde hangi yollara başvurabileceklerine değinilmiştir.