Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Yaramış

13 theses · Dicle University, Afyon Kocatepe University

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk nöroloji hastalarının sosyodemografik özellikleri

Çocuk nörolojisi ile ilgili hastalıklar yetişkinlerden farklı olarak çok geniş bir hastalık grubunu kapsar. Tipik nörolojik hastalıklar epilepsi, psikomotor gerilik, mental motor gerilik, serebral palsi, başağrısı sayılabilir.Bu çalışmada, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.D.'da Ocak 2010 ile Haziran 2010 tarihleri arasında, Çocuk Nöroloji Polikliniğinde ve servisinde takip edilen 750 hastanın sosyodemografik özellikleri incelenmiştir. Hastalarımızın yaş, cinsiyet, en sık başvuru nedenleri, ailenin kaçıncı çocuğu olduğu ve ailenin sosyo kültürel düzeyi ile annenin doğurganlık özellikleri incelendi.750 nöroloji hastası değerlendirmeye alındı. Bunların %57.9'u erkek, %42.1'i kızdı. En sık takipli hasta grubumuzu epilepsi oluşturuyordu. Çalışma grubumuzdaki hastaların çoğunluğunun Yeşil Kartlı olduğu ve kent merkezinde ikamet ettikleri tespit edildi.Çalışmamızda akraba evliliği sıklığı %54 idi. Bunun büyük bir kısmı birinci derece akraba evliliği idi.Araştırma sonucuna göre, kadınların %52'si okur yazar değildi ve çoğunluğu köylerde ikamet etmekteydi. Kadınların %52.3'ü 18 yaş ve altı dönemde ilk evliliğini gerçekleştirmişti. Birinci derece akrabalar arasında erken yaş evliliğinin daha sık olduğu tespit edildi. Çalışmamızda eğitim seviyesi arttikça erken yaş evliliğinin azaldığı görüldü.Beş yaş altı çocuk ölümü, çalışma grubumuzun %22'sinde mevcut olup, birinci derece akraba olan ailelerde beş yaş altı çocuk ölümü anlamlı olarak yüksek bulundu.Çalışmamızda akraba evliliği sıklığı ve aileleri akraba evliliğine yönlendiren faktörler tartışılmıştır.

HastalarHastalıkNöroloji+4
Çiğdem Toprak
Dicle University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

B12 Vitamin eksikliği edilen 1-20 ay arası 40 bebek hastanın psiko sosyal Motor gerilik açısından takip ve tedavi sonuçları

ÖZETB12 vitamin eksikliğinin, santral ve periferik sinir sistemi, gastrointestinal sistem, kardiovasküler sistem, kas-iskelet sistemi, hematolojik ve immünolojik sistemler üzerinde olumsuz etkileri olduğu bildirilmiştir. Ülkemizde, çocuklarda demir eksikliğinin psiko-sosyal motor gerilik gelişim üzerindeki etkisini araştıran birçok çalışma yapılmışken, B12 vitamini eksikliğinin çocuklarda psiko-sosyal motor gerilik üzerindeki etkilerini araştıran kapsamlı çalışma sayısı çok azdır.Bölgemizde B12 vitamini eksikliği sonucu psiko-sosyal motor gelişim sorunlarının sık görülmesi nedeni ile prospektif olarak tasarlanan çalışmaya; yaşları 1-20 ay arasında değişen B12 eksikliği tespit edilen 40 olgu ve çalışmayı kabul eden 40 anne alındı. Hastalara başlangıçta hematolojik ölçümler, serum B12 vitamini, serum folat düzeyi, çocuklarda psiko-sosyal motor gelişimi değerlendiren DENVER-II testi, annelerden serum vitamin B12, folat düzeyi ölçüldü. B12 vitamin eksikliği saptadığımız 40 olguya tedaviden 3-6 ay sonra kontrol hematolojik ölçümler, serum B12 vitamin düzeyi ve DENVER-II testi tekrarlandı.Tedaviden 3?6. ay sonra yapılan nörolojik muayene ve Denver-II testi ile yapılan psiko-sosyal motor gelişimi değerlendirmesinde, hastaların kobalamin tedavisine kısa sürede cevap verdiği ve psiko-sosyal motor gelişimlerinin belirgin düzeldiği saptandı.Çalışmamız, ülkemizde B12 vitamini eksikliğinin gelişim üzerindeki etkilerini araştıran az sayıda kapsamlı çalışmadan biri olması, aynı zamanda B12 vitamini eksikliğinde ortaya çıkan psiko-sosyal motor gerilik gelişme geriliğinin tespitinde DENVER-II testi kullanılması, nadir bir çalışma olması nedeni ile önem arz etmektedir.Sonuç olarak; B12 vitamin eksikliği; çocuklarda psiko-sosyal motor geriliğe neden olmakta ve erken dönemde verilen B12 vitamin tedavisi ile 3?6 ay gibi kısa bir sürede hasta bebeklerde psiko-sosyal motor gelişimde belirgin düzeyde düzelme olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Psiko-sosyal motor geriliği, B12 vitamini, DENVER II

BebeklerMotor becerilerPsikososyal özellikler+2
Şeyhmus Mete
Dicle University
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Donanma Mecmuası'nın siyasi, askeri ve sosyal açıdan incelenmesi (1910-1919)

Donanma Mecmuası, II. Meşrutiyet döneminin en önemli yayın organlarından biridir. Donanma Cemiyeti'nin yayın organı olarak Osmanlı toplumuna donanmanın önemini anlatmak için 1910 yılında yayın hayatına başlamıştır. Mecmuada donanmanın öneminin yanı sıra birçok önemli konuda yazılara da yer verilmiştir. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı ile ilgili birçok yazı kaleme alınmıştır. Bunun yanı sıra yabancı devletler ile ilgili çok sayıda değerlendirme de bulunmaktadır. Yabancı devletler ile ilgili yazılarda Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ilgili yazılarda pozitif anlamda propaganda yapılırken İtilaf Devletleri ile ilgili yazılarda karşı propaganda yapılmaktadır. Donanma Mecmuası askeri bir yayın organı olmasına rağmen bünyesinde çok sayıda sosyal ve kültürel yazılar da barındırmaktadır. Mecmuada toplumu ilgilendiren hemen her konuya değinilmekte ve sorun olarak görülen konularda çözüm önerileri sunulmaktadır. Mecmuada çok sayıda edebi yazının bulunması dönemin edebiyat dünyasına katkıda bulunduğunu göstermektedir. Mecmuada ayrıca spor ve ticaret konularına da sık sık değinilmektedir. Donanma Mecmuası'nda dikkat çeken bir başka husus İttihat ve Terakki yanlısı yazılar bulunmasıdır. Donanma Mecmuası 1910-1919 yılları arasında toplamda 192 sayı olarak yayınlanmıştır.

DergilerDonanma mecmuasıMeşrutiyet II+4
Fatih Özaslan
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İskoçyalı seyyah Charles Mac Farlane'in gözünden Osmanlı toplum yapısı

Bu çalışmanın amacı bir seyyah ve yazar olan Charles MacFarlane'nin1827-1828, 1847-1848 tarihleri arasında Osmanlı topraklarına yapmış olduğu seyahat ve bu seyahatler sonucunda kaleme almış olduğu eserlerden yola çıkarak, Osmanlı toplum yapısını irdelemektir. Söz konusu araştırmada; Osmanlı toplumunu oluşturan milletlerden bilhassa Türk, Rum ve Ermenilerin kültürel faaliyetlerine, dini yaşamlarına, eğlencelerine, karakteristik özelliklerine, geçim kaynaklarına ve sosyo-ekonomik farklılıklarına odaklanılmıştır. Tez konusunu oluşturan 1827-1828, 1847-1848 dönemleri incelendiğinde, hem Osmanlı Devleti'nin hem de Osmanlı toplum yapısının bir değişim geçirdiği anlaşılmaktadır. Charles MacFarlane, Osmanlı topraklarına gerçekleştirdiği ziyaretlerin nedenini kısaca şöyle izah eder: Osmanlı Devleti hakkında daha önceden ortaya koyulmuş araştırma ve gezi yazılarının güncelliğini yitirmesi durumu ve İmparatorluk çapında yaşanan modernleşme ve yenilik hareketlerini yerinde görme arzusu, söz konusu topraklara seyahat etme isteğini nevi şahsında uyandırmıştır. Mevzubahis seyahatin ilkini 1827-1828 seneleri arası oluştururken, 1847-1848 arasındaki dönem ise seyahatin ikinci ayağını ihtiva etmiştir. MacFarlane ilk seyahatinde Osmanlı toplumunu oluşturan Türk, Rum ve Ermeni üç büyük millete değinir. İlk seyahatinin üzerinden yaklaşık yirmi sene sonra 1847'de Osmanlı topraklarını yeniden ziyaret eden MacFarlane, yapılan reform ve yenileşme hareketlerini bizatihi yerinde görmek ister. Aradan geçen yirmi senelik zaman dilimini; askeri, iktisadi ve sosyal anlamda mukayese ederek, geniş bir perspektiften ülkenin genel ahvalini ortaya koyar. MacFarlane, 1839 Tanzimat Fermanının, Osmanlı toplumu nezdinde neyi ifade ettiği anlatmaya çalışır. Irk ve mezhep fark etmeksizin Osmanlı topraklarında yaşayan her vatandaş için can ve mal güvenliği tesis edilmeye çalışıldığını fakat hayata geçirilmek istenen reform hareketlerinin başarılı olamadığına değinir. Sonuç olarak Osmanlı'nın içinde bulunduğu politik, sosyal, iktisadi ve askeri kriz veya gerginlikler doğrudan veya dolaylı olarak toplum üzerinde etkisini göstermeye çalışır. Araştırmada Charles MacFarlane'nin sırasıyla 1829, 1850 ve 1853 yılında yayınlanmış olan iki seyahatnamesinden ve bir kitabından olmak üzere üç ayrı kitabından faydalanılmıştır. "Constantinople 1828" adlı iki cilt halinde olan seyahatnamesi, "Turkey and Its Destiny" adlı ve yine iki cilt halinde olan başka bir seyahatnamesi ve bu seyahatnamelerden yola çıkılarak yazılan "Kismet: Or, The Doom of Turkey" araştırmanın ana kaynaklarını oluşturmuştur. Çalışmamızın konusu ile aynı düzlemde yer alan diğer çalışmalar ve araştırmalar incelenmiş ve analiz edilmiştir.

Oğuzhan Karadeniz
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Asker Mecmuası üzerine bir inceleme

Asker Mecmuası, II. Meşrutiyet'in ilânından hemen sonra İstanbul'da yayımlanmaya başlamıştır. Mecmua, İttihat ve Terakki Cemiyeti yanlı ve II. Abdülhamit karşıtlığı üzerine bir yayın politikası takip etmiştir. Mecmua da çıkan yazılarda ülkenin içine düştüğü felaket ve buhranların en baştaki sorumlusu olarak II. Abdülhamid gösterilmektedir. Mecmua da esas itibarıyla ülkenin askeri ve siyasi durumuna ilişkin yazılara yer verilmiştir. Askeri konular içinde askeri düzenlemeler, gelişmeler ve teknolojik yenilikler ile 1897 Osmanlı-Yunan harbi gibi yakın dönemde cereyan etmiş harplere ilişkin yazılar ve değerlendirmeler bulunmaktadır. Yazılarda ülke yönetimine ilişkin siyasi içerikli değerlendirmeler bulunmaktadır. Mecmua da zaman zaman Von der Goltz gibi yabancı subayların yazılarına yer verilmiştir. Asker Mecmuası bir sene boyunca ayda iki kere yayınlanmış olup, toplam yirmi dört sayıdan oluşmaktadır. Bu çalışmada, Asker Mecmuasında çıkan yazılar tarih metodolojisine uygun bilimsel bir yöntemle incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Asker Mecmuası, II. Meşrutiyet, II. Abdülhamid, İttihat ve Terakki

Abdülhamid IIAsker mecmuasıDergiler+4
Fatih Özaslan
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyıl başlarından kaldırılışına kadar Evlâd-ı Fâtihân teşkilatı

XIX. yüzyıl başlarından itibaren Evlâd-ı Fâtihân teşkilatının yenilenmesine gidildi. 1810 yılında yeni bir nizamname hazırlandı ve yürürlüğe girdi. Padişah II. Mahmud (1808-1839), Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdıktan sonra mevcut düzenli ve düzenli olmayan askeri ocaklara yönelik yenilikler yaptı. Muntazam olmayan askeri birliklerden biri olan Evlâd-ı Fâtihân'da askeri ıslahata tabi tutulanlardandı. İlk olarak, bir kısım Asâkir-i Mansûre subayları Evlâd-ı Fâtihân'ı eğitmek üzere İstanbul'dan Selanik'e gönderildi. Ardından Osmanlı – Rus Savaşı (1828-1829) arifesinde bu birlikler için yeni bir nizamname hazırlandı. 1828 tarihli bu nizamnamenin temel amacı eskimiş yapıyı düzeltmek ve yenileştirmekti. Evlâd-ı Fâtihân, her biri 814 kişiden oluşan dört piyade taburu olarak yeniden düzenlendi. Dört piyade taburu "on üçüncü alay" ismi altında düzenlendi. Evlâd-ı Fâtihân birlikleri Mısır ordusuna karşı Osmanlı kuvvetleri içinde çarpıştı. Tanzimat reformları ile mevcut teşkilat yapısı uyuşmayan Evlâd-ı Fâtihân teşkilatı, 1845 yılında kaldırıldı. Anahtar kelimeler: Evlâd-ı Fâtihân, II. Mahmud, Osmanlı Devleti, Rumeli, İskân

Askeri teşkilatAskeri yeniliklerEvlad-ı Fatihan+2
Ali Bodur
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Karahisar-ı Sahib Sancağı'nın idari, sosyal ve ekonomik yapısı(1806-1812)

Afyonkarahisar; iklimi, yeryüzü şekilleri, doğal kaynakları ile binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yapmış önemli yerleşim merkezlerindendir. Kent sırasıyla Hitit, Firig, Lidya, Pers, Makedonya ve Bizans dönemlerinin ardından, Malazgirt savaşı sonrası Türk egemenliği altına girmiştir. Karahisar-ı Sahib şehri, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, Osmanlı döneminde de sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel bakımdan önemini korumuştur. 1699 yılında imzalanan Karlofça Antlaşması sonrası Osmanlı Devleti için duraklama dönemi bitmiş ve gerileme dönemi başlamıştır. Devletin önemli gelir kaynaklarından savaş ganimetleri yenilgiler, diğer önemli gelir kaynaklarından tüccar vergileri ise yeni keşfedilen ticaret yolları sebebiyle sekteye uğramıştır. Buna karşılık devlet, para tashihi, vergilerin arttırılması ve daha sık vergi toplanması yoluna gitmiştir. Tez konumuz olan 558 ve 560 no'lu Karahisar-ı Sahib sicillerinde geçen kayıtların çoğu, özellikle merkezden gönderilenlerin vergiler ile ilgili olması, söz konusu olan gerilemenin açık bir tezahürü olarak görülmektedir. Ayrıca uzun süren Osmanlı-Rus savaşının yükü vergiler yoluyla halka yüklenmiştir. Bozulan mali yapı ve ağır vergiler isyanları doğurmuştur. Tüm bu yadsınamaz gerileme karşısında III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde ıslahat hareketlerine girişilmişse de; ıslahatlar beklenilen sonuca ulaşamamış, üstelik çıkarları baltalanan askeri ve idari görevliler isyanlara katılarak, devlet açısından, durumu daha da ağırlaştırmışlardır. İncelediğimiz 558 ve 560 no'lu siciller, 1806-1812 yılları arasında Karahisar-ı Sahib'in idari, sosyal ve ekonomik yapısına ait bilgiler içerdiği kadar, söz konusu tarih aralığında, Osmanlı Devleti'nde gerçekleştirilen ıslahat hareketlerini ve Osmanlı-Rus Savaşının yerel düzeyde yansımalarını da içermesi bakımından, kent tarihi adına eksik bir parçayı tamamlamaktadır.

Karahisar-ı SahibOsmanlı tarihiSancaklar+3
Dudu Öncü
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Meclis-i Mebusanı ve faaliyetleri (1914-1918)

Üçüncü Yasama Devresi (1914-1918) Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın en uzun yasama dönemidir. Meclis-i Mebusan'ın ağırlığını Türk ve Arap mebuslar oluştururken; Ermeni, Rum ve Yahudi mebuslarda parlamentoda görev yapmıştır. Meclis-i Mebusan'ın çalışma süresi Birinci Dünya Savaşı yıllarını kapsamaktadır. Asli görevi yasa yapmak olan Meclis'te genel olarak savaş ile ilgili kanunlar görüşüldü. Özelllikle muvakkat kanun görüşmeleri Meclis çalışmalarının önemli bir kısmını oluşturdu. Hükümet tarafından çıkarılan bu kanunların ancak yarıya yakını Meclis'te görüşülebildi. Hatta kanunların meclis görüşmeleri kimi zaman yasama yılı çalışmalarının uzamasına neden oldu. Meclis'in yasama dışında bir diğer görevi hükümeti denetlemek olup bunu soru, gensoru, araştırma ve soruşturma önergeleri yoluyla gerçekleştirmekteydi. Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi ile birlikte Meclis denetleme görevini oldukça etkin bir şekilde yerine getirdi. Hatta savaşa sebebiyet verdikleri gerekçesiyle Said Halim ve Talat Paşa Hükümetlerine meclis soruşturması dahi açıldı. Üçüncü Yasama Devresi Meclisi'nin çalışmalarına 21 Kasım 1918 tarihinde Padişah VI. Mehmed Vahdeddin tarafından son verildi.

Dünya Savaşı IMeclis-i MebusanOsmanlı Devleti
Sibel Yazıcı
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sırat-ı Müstakim dergisine göre Rusya müslümanları

Sırat-ı Müstakim Dergisi, 1908-1912 yılları arasında yayınlandı ve toplamda 182 sayıdan oluştu. Derginin kurucuları Ebu'l-Ula Mardin ve Eşref Edip'tir. 1912 yılından sonra Sebîlürreşad ismiyle yayın hayatına devam eden dergi, dönemin İslamcılık görüşünü savunan önemli bir yayın organıdır. Dergi, Rus hâkimiyeti altında yaşayan Müslüman Türklerin dini, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetleriyle yakından ilgilendi. Buna bağlı olarak derginin farklı sayılarında Çarlık Rusya rejiminin ve idarecilerinin Müslüman Türklere yönelik uyguladığı asimilasyon ve baskı politikaları, dergide makale ve haber olarak geniş bir şekilde ele alındı. Bu makale ve haberlerde Rusya'da yayınlanan Rusça ve Türkçe gazetelerden iktibaslar da yapıldı. Dergide, Rusya'daki Türk aydınları ve gazetecilerin makale ve mektuplarına da yer verilerek okuyucuların Müslüman Türk dünyasından haberdar olmaları sağlandı. XX. yüzyılın başlarında Tatar, Başkurt, Kırgız, Özbek gibi isimlerle anılan ve geniş bir coğrafyada yaşayan Müslüman Türk toplulukları, Rusya'nın hâkimiyeti altındaydı. Hâkimiyet altına girdiklerinden itibaren Rusya'nın baskısı altında yaşamlarını sürdüren Müslüman Türkler, Çar II. Nikola'nın 1905 İhtilali üzerine yayınladığı manifesto ile kısa süreli de olsa, birtakım haklar elde ettiler. Müslüman Türkler, sorunlarını görüşmek üzere kongreler düzenlediler ve Rus hükümetinden özellikle siyasi, dini ve eğitim konularında vatandaşlık temelinde eşit haklar talep ettiler. Bu taleplere olumlu yaklaşan Rus hükümeti; yaptığı yasal düzenlemelerle Müslüman Türklere birtakım haklar verdi. Ancak 1907 yılından itibaren Rus hükümeti, Müslüman Türklere tanımış olduğu hakları geri almaya başladı ve eskiden olduğu gibi baskılarına devam etti. Rus hükümetinin, Müslüman Türklerde yaygınlaşan "İttihad-ı İslam" düşüncesinden duyduğu kaygı ve bu kaygıya yönelik Rus gazetelerinin kışkırtıcı yayınlar yapmaları, Müslüman Türklere yönelik baskıların artmasına neden oldu. Bunun sonucunda Rus hükümeti, Müslüman Türklere ait ev, iş yeri, mektep/medrese ve benzeri yerlere baskınlar düzenledi ve suçlu bulduğu kişilere azil, sürgün ve hapis gibi cezalar verdi. Diğer taraftan Müslüman Türklerin, kendi aralarındaki mezhepçilik (Sünni-Şii) ve mektep/medrese (kadim-cedit) gibi ihtilafları, birlik ve bütünlüklerine zarar vermekle kalmadı, Rus hükümetinin baskısını arttırmasına da fırsat verdi. Bu dönemde yaşanan deprem, kuraklık ve yangın gibi afetler de Müslüman Türklerin yaşamlarını önemli ölçüde zorlaştırdı.

Buhara HanlığıDergilerMüslümanlar+6
Sinan Şahin
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Harrison Gray Otis Dwight ve Osmanlı Devleti'nde Amerikan misyonerlik faaliyetleri (1830-1862)

Harrison Gray Otis Dwight American Board adına faaliyet göstermek üzere Osmanlı Devleti'ne ilk gelen Amerikalı misyonerlerindendir. Protestanların "Bible Land" (İncil Ülkesi) dedikleri Anadolu'da 1830-1832 yıllarında misyonerlik adına faaliyette bulunmuş en etkili isimlerden birisi oldu. Harrison Gray Otis Dwight özellikle Ermeniler üzerine yaptığı çalışmalarla kendinden söz ettirdi. Sadece masa başında değil, neredeyse tüm Anadolu'yu karış karış gezerek bölgenin topografik yapısı, nüfus özellikleri ve bölge insanlarının geleneklerine kadar birçok konuda inceleme yaptı. İncelemelerini rapor haline getirerek adeta misyonerlerin yol haritasını çizen kişi oldu. Tarihçilerin ona taktıkları "Ermenilerin Babası" lakabını sonuna kadar hak etmiştir.

Amerikan misyonerliğiAmerikan tarihiDwight, Harrison Gray Otis+4
Pınar Koçak
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Döneminde Çorum sürgünleri

Osmanlı Devleti'nde başlangıçta iskân amacıyla yapılan sürgünler, ilerleyen dönemlerde bir cezalandırma biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sürgün cezası, özellikle kişinin suç işlediği yerden başka bir yere belli bir süre veya ömür boyu uzaklaştırılmasıdır. Osmanlı ceza hukukunda sürgün cezası ta'zir suçu ve cezalarının içinde yer almaktadır. İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki mensupları kendilerine muhalefet eden pek çok kişiyi sürgüne tabi tutmuştur. Mahmut Şevket Paşa'nın bir suikast sonucu öldürülmesinden sonra, olaya isimleri karışan pek çok kişi Sinop'a sürgün edilmiştir. Sinop'a sürgün edilen siyasi sürgünlerin bir kısmı Çorum Sancağı'na gönderildiler. Osmanlı hükümeti tarafından sıkı bir şekilde takip edilen sürgünler menfi yerlerinde kontrol altında tutulmaya çalışıldı. Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde muhasım devlet tebaasından pek çok kişi yaşamaktaydı. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'na girmesiyle beraber kendi sınırları içerisinde yaşayan yabancı uyruklu kişilerle ilgili birçok sorun yaşamıştır. Tehlike olarak görülen bu kişiler çeşitli gerekçelerle Anadolu'nun muhtelif yerlerine sürgüne gönderilmişlerdir. Bu bağlamda Çorum Sancağı menfilerin gönderildiği önemli sürgün noktalarından birini oluşturmaktadır. Buraya sürgün olarak gönderilen kişiler Osmanlı yönetiminden çeşitli talep ve isteklerde bulunmuşlardır. Sürgünler genellikle af taleplerinde bulunarak menfa hayatlarından kurtulmaya çalışmışlardır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, sürgün, Çorum, af, ceza

AfCezaMeşrutiyet II+4
Dürdane Çam
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi Osmanlı askeri matbûatı ve siyasi hayattaki rolü

Tarihi süreç içerisinde basının hayata dâhil olmasının ardından iletişimin önemi çok daha net bir şekilde anlaşılmıştır. Siyasi, sosyal ve sanatsal alanda varlık gösteren basın, ilk dönemlerde haber aktaran bir vasıta iken, ilerleyen zamanlarda topluma yön veren, siyaseti şekillendiren ve yaşam tarzını belirleyen bir organ görevini üstlendi. Özellikle II. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte siyasi otoritenin en önemli gücü haline gelen basın, iktidar ve muhalefet için bir kale vazifesi gördü. Osmanlı devlet adamlarının yanı sıra Osmanlı subayları da bu kaleyi kendi kontrolleri altında tutma adına her yolu denediler. Osmanlı askeri basını bir yandan ordunun güçlenmesi ve modern ulus ordularıyla yarışması adına yayınlar yaparken, öte yandan yaşanılan siyasi olaylar ile alakalı topluma yön verme amacıyla yazılar kaleme alındı. Bu çalışmamızda Osmanlı askeri basını ele alınmış, çıkartılan mecmûa ve gazeteler gerek şekil yönünden gerekse içerikleri yönünden değerlendirildi. Çalışma boyunca mevcut katalogların tamamı taranmış, eserlerin tamamı görülmek suretiyle tarih metodolojisine uygun bilimsel bir yöntemle çalışmaya aktarılmıştır.

BasınDergilerGazeteler+7
Mehmet Ali Karaman
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Damat Mehmed Ali Paşa'nın hayatı ve siyasi mücadelesi (1813-1868)

Bu çalışmada, Âdile Sultan'ın eşi ve Osmanlı Devleti'nin son kaptan-ı deryası Mehmed Ali Paşa'nın biyografisi ele alındı. Paşa, tophane müşirliği, kaptan-ı deryalık, seraskerlik, mâbeyn-i hümâyûn müşirliği, hazine-i hassa nazırlığı, çeşitli meclislerde aza ve Kırım Savaşı'na yol açan Kutsal Yerler Meselesi'nin gündemde olduğu esnada, sadrazamlık gibi Osmanlı Devlet bürokrasisinin en üst makamlarında bulundu. Bunların yanı sıra Mehmed Ali Paşa'yı dikkat çekici bir siyasi figür haline getiren en belirgin özelliklerinden birisi de Mustafa Reşid Paşa'nın en büyük siyasi rakibi olmasıydı. Muhafazakâr-saray kanadın lideri olan Mehmed Ali Paşa ile reformist kanadın lideri Mustafa Reşid Paşa arasında yaşanan amansız rekabet, devlet mekanizması içinde hem kendi hiziplerini doğurdu hem de bu rekabetin sonuçları içte ve dışta döneme damgasını vurarak, hadiselerin gidişatına yön verdi. Bu bakımdan, Mehmed Ali Paşa'nın biyografisi bir devlet adamının özel yaşamının aktarımı olmanın ötesinde, söz konusu devrin siyasi ve toplumsal olaylarından ayrı değerlendirilemez bir bütünlük arz etmektedir. Bilhassa, Sultan Abdülmecid döneminin arka planını sunma ve aydınlatmada önemli yer tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat Devri, Damad-ı Şehriyâri Mehmed Ali Paşa, Âdile Sultan, Mustafa Reşid Paşa, Siyasi Mücadele.

BiyografiMehmed Ali PaşaOsmanlı Devleti+4
Serap Sunay
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Other supervisors