Theses supervised by Prof. Dr. Alpaslan Okur
17 theses · Sakarya University
Yabancı dil olarak Türkçe öğreniminde karşılaşılan zorluklar (Ukrayna örneği)
Tarihi ve sosyal bağlarımızın yeterince kuvvetli ve eski olduğu için hep etkileşim halinde olmuştuk. Fakat uzun zamandır Ukrayna'da yabancı dil olarak Türkçenin öğretilmediği bir gerçektir. Bu araştırmada, bu dikkate alınarak günümüzde Ukrayna'daki öğrencilerin Türkçe öğrenimi alanında karşılaştıkları sorunlar ortaya koyulmuştur. Çalışmanın verileri, nitel araştırma metodu esas alınarak tespit edilen bulguların betimsel tarama modeli ile değerlemesi açısından tanımlanmıştır. Yani araştırma hem nicel hem nitel özelliklere sahiptir. Araştırmanın evreni, Ukrayna'daki Kyiv Taras Şevçenko, Dragomanov Pedagojik ve Dil Bilim Üniversiteleri Türk Dili ve Kültürü Bölümünde ve Merkezinde zorunlu ve seçmeli ders olarak farklı seviyede Türkçe eğitim gören 183 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplanması için hem yapılandırılmış (likert tipi), hem yapılandırılmamış (devamı getirme soruları) iki anket türden geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Ukraynalı öğrencilere Türkçeyi öğrenirken karşılaştıkları zorlukları belirtmek niyetiyle birçok farklı sorular sorulmuş ve uygulanan yapılandırılmış anketlerin sonuçlarında meydana gelen görüşler nicel veriye dönüştürülerek SPSS 20.0 programı ile değerlendirilmiş, açık uçlu soruları ise nitel araştırma yöntemi yoluyla analiz edilmiştir. Elimize ulaşan cevaplar yorumlandığında Ukraynalı öğrencilerin Türkçeyi öğrenirken en çok fiillerde çatı ve kip, sözcük türleri, atasözü, deyim ve mecaz anlamlı sözleri, yardımcı fiilleri, belirtme hali, cümle yapısı, söz varlığı eksikliği, konuşma, dinleme, psikolojik korku gibi sorunları yaşadığı tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada, dille ilgili kavramlar, dillerin sınıflandırılmaları, Türk dilinin tarihi ve öğretimi bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler:
Ortaokul öğrencilerinin eleştirel dinleme becerilerinin geliştirilmesi
Araştırmada ortaokul öğrencilerinin eleştirel dinleme becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ilk basamağında, eleştirel dinlemeye ilişkin alanyazın incelenmiş ve alanyazındaki sınıflamalardan hareketle eleştirel dinlemenin kapsadığı beceriler yeniden sınıflandırılmıştır. Sınıflamada elde edilen beceriler şu şekildedir: Metnin konusunu belirleme, metnin ana fikrini belirleme, metnin anlatımının taraflı olup olmadığını belirleme, metnin anlatımındaki öznel/ nesnel ifadeleri belirleme, metinden sonuç çıkarma, metnin konusunu değerlendirme, metnin tutarlılığını değerlendirme, metindeki kanıt ifadelerini değerlendirme, metindeki propaganda ifadelerini belirleme. Araştırmanın ikinci basamağında uygulama okuluna ve uygulama içeriğine karar verilmiştir. Araştırma karma yöntem araştırması olarak ve açıklayıcı sıralı desene uygun olacak şekilde desenlenmiş olup 40 ders saatinde tamamlanmıştır. Araştırma Sakarya ili Adapazarı ilçesinde, Mithatpaşa Ortaokulu'nda yedinci sınıf seviyesinde iki sınıfta yürütülmüştür. Sınıflardan bir tanesi deney, diğeri kontrol grubu olarak yansız atama ile belirlenmiştir. Araştırmada eleştirel dinlemeye yönelik beceriler öğretilmiş ve verilen eğitimin öğrencilerin eleştirel dinleme, dinleme becerilerine ve eleştirel düşünme eğilimlerine etkisi incelenmiştir. Bu sebeple araştırmada nicel verilerin toplanmasında dinleme anlama testi, eleştirel dinleme testi ve eleştirel düşünme eğilim ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanmasında görüşme ve araştırmacı günlüklerinden yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 20 programı ve nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, deney grubu öğrencilerinin eleştirel dinleme toplam puanlarında sontest puanları lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin eleştirel dinleme becerisi kapsamında yer alan metnin konusunu belirleme, metnin ana fikrini belirleme, metnin anlatımının taraflı olup olmadığını belirleme, metnin anlatımındaki öznel/ nesnel ifadeleri belirleme, metinden sonuç çıkarma, metnin konusunu değerlendirme, metnin tutarlılığını değerlendirme, metindeki kanıt ifadelerini değerlendirme, metindeki propaganda ifadelerini belirleme becerilerinde sontest puanları lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin dinleme ve eleştirel düşünme eğilimlerinde sontest puanları lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında yapılan görüşmeler ve araştırmacı günlükleri de araştırmanın nicel bulgularını destekler niteliktedir. Bu sonuçlar araştırmada öğrencilerle yapılan eleştirel dinleme uygulamalarının ve verilen eğitimin öğrencilerin eleştirel dinleme becerilerini, dinleme becerilerini ve eleştirel düşünme eğilimlerini geliştirdiğini göstermektedir.
Ortaokul 7. sınıf Türkçe dersinde dijital hikâye anlatımının kullanılması
Bu araştırmanın amacı, dijital hikâye anlatımının Türkçe dersini alan ortaokul 7. sınıf öğrencilerin hikâye yazmaya yönelik tutumlarına, hikâye yazma kaygılarına ve dijital okuryazarlıklarına etkisini araştırmaktır. Araştırmada, karma yöntem desenlerinden açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında yarı deneysel desen kullanılmış ve hazır olan iki grup basit seçkisiz örnekleme yoluyla atanmıştır. Deney öncesinde ön-test kullanılacağı için ön-test/son-test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen ile çalışma sürdürülmüş ve nicel veriler bu yolla toplanmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanmasında ise öğrenci görüşlerini daha derin inceleyebilmek için seçkisiz olmayan amaçsal benzeşik örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Kars ili Merkez ilçeye bağlı özel bir ortaokulun 7. sınıfında öğrenim gören 35 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde, 7. sınıf Türkçe dersinde gerçekleşmiştir. Kars ili Merkez ilçesine bağlı özel bir okulun 7-A sınıfı (18 öğrenci) deney grubu 7-B sınıfı (17 öğrenci) kontrol grubu olmuştur. Nicel veri toplama aracı olarak: Hikâye Yazmaya Yönelik Tutum Ölçeği, Hikâye Yazma Kaygısı Ölçeği, Dijital Okuryazarlık Ölçeği kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak da yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. Nicel veriler: Hikâye Yazmaya Yönelik Tutum Ölçeği, Hikâye Yazma Kaygısı Ölçeği ve Dijital Okuryazarlık ölçeklerinden elde edilmiştir. Deneysel işlem öncesi deney ve kontrol grubuna uygulanan ölçekler, deneysel işlem sonrası da iki gruba uygulanmıştır. Böylece nicel veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler önce excel programına daha sonra da SPSS programına kaydedilmiştir. Nitel veriler, öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. 7 sorudan oluşan açık uçlu sorular öğrencilere bireysel olarak sorulmuştur. Görüşmeler öğrenci bireysel farklılıkları gözetiminde 5-8 dakika arasında sürmüştür. Görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Elde edilen ses kayıtları deşifre edilerek kaydedilmiştir. Nicel verilerin analizinde veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan (nonparametrik) istatistiklerden Mann Whitney U-Testi ve Wilcoxon işaretli-sıralar testi kullanılmıştır. Nitel veriler için de içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, deneysel işlem sonrası gruplar arası hikâye yazmaya yönelik tutum, hikâye yazma kaygısı ve dijital okuryazarlık son test puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşmelerde, dijital hikâye oluşturma sürecinden keyif aldıklarını, derslerde dijital hikâyelerin kullanılmasını istediklerini dile getirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Dijital hikâye, hikâye yazmaya yönelik tutum, hikâye yazma kaygısı, dijital okuryazarlık
Ana dili Arapça olan öğrencilerin Türkçe konuşma becerilerine dair bir araştırma
Günümüzde yabancı dil öğrenmek oldukça önemli bir beceridir. Dil öğrenmenin başlıca hedeflerinden biri iyi iletişim kurmaktadır. Dolaysıyla dil öğretiminde konuşma beceresi diğer dil becerilerinden bir adım öndedir çünkü konuşma becerisi sayesinde insanlar birbiri ile verimli bir şekilde iletişim kurabilmektedir. Bu araştırmada kullanılan yöntem nitel araştırma metodudur. Bu araştırma, Sakarya Üniversitesinin TÖMER'inde eğitim gören anadili Arapça olan öğrencilerden faydalanmıştır. Bu araştıranın ana amacı öğrencilerin Türkçe konuşma becerisindeki sorunlarını tespit etmek ve sorunlara öneriler sunmaktır. Bu araştırmadan elde edilen veriler şöyle sıralanmaktadır: öğrencilerin yaptıkları hataların dil bilgisel, ses bilgisel ve bağlamsal anlamda yaptıkları hataların tasnifini yapılmıştır. Bu verileri içerik bitimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiş ve sonuçlara ulaşılmıştır. Bu araştırmada yabancı dil edinme sürecinde yani Türkçe öğrenme sürecinde ana dil Arapça ve ikinci dil ( İngilizce ya da Fransızca) etkilerini görülmektedir. Ayrıca Hedef dil olan Türkçe ile ana dil olan Arapça arasında bulunan ortak kelimelerin olumsuz etkisi de görülecektir. Son olarak yazılış ile söyleyiş arasında bağ olup olmadığı net bir şekilde görülmektedir. Bu çalışmada Arap öğrencilere sağlam bir Türkçe konuşma öğretimi verebilmek için öneriler sunulmaktadır.
Yabancılara Türkçe öğretiminde sözlü dilin kelime sıklığı ve A1-A2 seviye sözlüğü
Yabancılara Türkçe öğretiminin vazgeçilmez unsurlarından biri olan kelimelerin belirlenmesinde ve A1, A2 gibi seviyelerle ilişkilendirilerek süreçlere dağıtılmasında, verilerini saha çalışmalarından alan bilimsel araştırmalara ihtiyaç duyulduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, sözlü dilde en sık kullanılan 1.000 kelimeyi belirlemek, bu temel üzerinde, yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlere yardımcı olacak bir A1-A2 seviye sözlüğü hazırlamaktır. Bunun için de sözlü dilde en sık kullanılan kelimeler hangileridir, sorusuna cevap aranmıştır. Bu çerçevede en sık kullanılan kelimelerin ilk 10, ilk 100 ve ilk 1000 aralıklarındaki sıklık, yaygınlık, dağılımlarının incelenmesiyle elde edilen sıklık listesi ile yabancılara Türkçe öğretimi alanındaki diğer sıklık çalışmaları karşılaştırmalı bir yöntemle incelenmiştir. Katılımlı gözlem yöntemi kullanılan araştırmanın evrenini konuşulan Türkçenin kelimeleri, örneklemini de Sakarya, İstanbul, Kocaeli ve Ankara illerindeki kütüphane, kantin, kafe, çay ocağı, alışveriş merkezi, lokantalar, hastane, eczane, market, tramvay, minibüs vb. toplu taşıma araçları gibi insanların kalabalık olarak bulunduğu 74 farklı mekândan derlenen metinler oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından doğrudan yazılarak derlenmiş, elde edilen metin morfolojik olarak işaretlendikten sonra sıklık, yaygınlık, dağılım, oran ve eşdizimlilik bakımından çeşitli incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde en sık kullanılan 1.000 kelimenin bilinmesinin önemli olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca çeşitli sıklık araştırmaları, evren ve örnekleme bağlı olarak farklılıklar gösterse de yapılan karşılaştırmalı incelemeler, 500-600 arasında değişen sayıda kelimenin bu listelerde ortak olduğunu göstermiştir. Araştırmamızın bulgularına göre en sık kullanılan 10 kelime ile çok sayıda cümle kurulabilmektedir. Ancak bu kelimelerin tür dağılımı önemlidir. Kelime öğretimi yaklaşık olarak %70 isim soylu kelime, %22 fiil, %5 edat soylu kelime, %3 kalıp söz olacak biçimde onar kelimelik paketler halinde düzenlenmelidir. Bu kelimelerle çok sayıda farklı cümle kurulmasını gerektiren etkinlikler yapılarak hem öğrenilenler kalıcı belleğe aktarılmış olur hem de öğrenenlerin dili bir iletişim unsuru olarak kullanma cesareti gelişir. İlk 10 kelimenin eşdizimlilik incelemesi de göstermektedir ki bazı kelimeler genellikle birlikte kullanılmaktadır. Birlikte kullanılan kelimelerin bir kısmı ilk anlamlarını korumakta, bir kısmı da tek başına kullanıldıklarından farklı anlamlar kazanmaktadır. Bu da kelime öğretiminde eşdizimlilik bilgisinin dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Araştırmamızda en sık kullanılan ilk 100 kelimenin 97'si çok yaygın, 3 tanesi de yaygın kelimedir. İlk 100 kelime içinde az yaygın ya da nadir kelime bulunmamaktadır. İlk 100 içindeki 98 kelime temalar arasında dengeli bir dağılıma sahiptir, 2 kelime ise dalgalı bir dağılım göstermiştir. Bir temaya yığılan bir kelime yoktur. Bu bilgiler ışığında ilk 100 kelimenin sıklık, yaygınlık ve dağılım katsayıları incelendiğinde öncelikle öğretilmesi gereken kelimeler arasında değerlendirilmesi gerektiği söylenebilir. İlk 1.000 kelimenin ise 244'ü çok yaygın, 371'i yaygın, 349'u az yaygın kelimelerden oluşmaktadır. 36 kelime ise bir temada görülen nadir kelimedir. Tür bakımından incelendiğinde de isim soylu kelimelerin, fiillerin, edat soylu kelimelerin ve kalıp sözlerin her bir yüzlük dilime dengeli bir biçimde dağıldıkları görülmektedir. İlk 1.000 kelimenin 219'ü fiil, 695'i isim soylu kelime, 56'sı edat, 30'u ise kalıp sözden oluşmaktadır. Araştırmamızda karşılaştırma yapılan diğer çalışmalarda da türler bu değerlere yakın bir dağılım göstermiştir. Bazı kelimelerin TDK Güncel Türkçe Sözlük'teki ilk anlamı konuşulan Türkçeden derlenen metinlerde hiç kaydedilmemiştir. Bu durum, kelimelerin hangi anlamlarının öğretileceği belirlenirken sözlü dilin verilerinin de dikkate alınması gerektiğini gösterir. Karşılaştırmalı inceleme sonuçları da göstermektedir ki her sıklık çalışmasının diğerleriyle ortak ve farklı yönleri vardır. Araştırma yönteminden başlayan bu durum listelerde yer alan kelimelere de yansımıştır. Araştırmamızın diğer sıklık listeleriyle ikili karşılaştırılmasında aynı sıklık aralığındaki ortak kelime oranı yaklaşık %52'dir. Üçlü karşılaştırmalarda bu oran %40'lara düşmektedir. Araştırmamızın sıklık listesindeki ilk 1.000 kelime, yabancılara Türkçe öğretmek için hazırlanan Gazi, Yeni Hitit ve Yeni İstanbul ders kitaplarının A1+A2 seviyesindeki kelime listesinde %88 oranında yer almıştır. Araştırmamızda ilk 1.000 kelime içinde olup da söz konusu ders kitaplarında yer almayan 120 kelimenin 20'si dağılım katsayısı 0'a yakın olduğu için değerlendirme dışında tutulabilir. Dağılım katsayısı 1'e yaklaşan 54 kelime ise ders kitabı yazarlarınca ve öğretmenlerce öncelikle değerlendirmeye alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Türkçe eğitimi, Yabancılara Türkçe öğretimi, Sözlü dilin kelime sıklığı, Kelime öğretimi, Sıklık sözlüğü, Yaygınlık, Dağılım
Kazakistan'da yükseköğretimde Türkiye Türkçesini öğrenen öğrencilerin Türkoloji bölümünü seçme sebepleri
Bu çalışma, Kazakistan'da eğitim gören öğrencilerin farklı kurum ve ortamlarda Türkiye Türkçesini yabancı bir dil olarak öğrenme sebeplerini ve ihtiyaçlarını belirlemeyi, bu sebeplerin ve ihtiyaçların cinsiyet, yaş, eğitim gördüğü kurum ve meslek ve uyruğa göre dil öğrenmedeki rölünü tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılının güz-bahar dönemlerinde Kazakistan'daki Ahmet Yesevi Üniversitesi, El – Farabi Kazak Milli Üniversitesi, Abılay Khan Kazak Uluslararası İlişkiler ve Dünya Dilleri Üniversitesi, Kazak Kızlar Devlet Pedagoji Üniversitesi kurumlarından elde edilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin 140'ı kadın ve 60'ı erkektir. Bu çalışmada veri toplamak üzere kullanılan anket Nihal Çalışkan ve Önder Çangal'ın'Yabancılara Türkçe Öğretiminde Dil İhtiyaç Analizi: Bosna-Hersek Örneği'isimli çalışmasında kullanılan anket, gerekli izin alınarak, tekrardan geliştirilip Kazakistan'ın durumuna göre değerlendirilmiştir. Anketten ulaştığımız sonuçlar öne alınarak bilgisayara aktarılmış, sonra analiz çalışmalarına işlenmiştir. Nicel veriler SPSS 20,0 programı ile yorumlandırılmış, açık uçlu soruları ise nitel olarak analiz yapılmiştir. Uygulanan ihtiyaç analizine uygun olarak, Kazakistan'da Türk dilini öğrenen öğrencilerin dil öğrenme ihtiyaçları düzeyi şu beş alt kapsamda kendini belirtmektedir: İletişim Kurma, Eğitim ve Gelişim İmkânı, İş ve Ticaret İmkânı, Göç ve Yolculuk Yapma ve Kişisel İlgi ve İhtiyaçlar. Hatta alt kapsamlara yapılan analizlerin neticesinde, tüm boyutlarda katılımcıların dil öğrenme ihtiyaçları Kazakça seviyesi, Türkçe öğrenme süresi ve yeri, Türkiye'de kalma süresi, Türkiye'yi ziyaret etme sebebi değişkliğine göre anlamlı ayrımlılık görünmüştür.
Yenilikçi eğitim ve öğretim uygulamaları kapsamında Belçika'daki iki dilli Türk çocuklarına Türkçenin eğitimi ve öğretimi üzerine bir çalışma (Gent örneği)
Belçika'da yaşayan Türk kökenli çocuklar eğitim sistemi içerisinde belirli sorunlar yaşamaktadırlar. Özellikle ana dilin ve öğretim dilinin yeterince bilinmemesi Türk kökenli çocukların yaşadığı eğitim sorunlarının başında gelmektedir. Ana dili ve toplum dili birbirinden farklı olan Belçika'daki Türk kökenli çocuklar bir yandan ulusal kimliklerini kazanmak için ana dili olan Türkçeyi, bir yandan da öğretim dili olan Flamanca/Fransızcayı öğrenmek zorundadırlar. Yaşam alanları iki dilli ve iki kültürlü olmasına rağmen altı yaşına geldiklerinde ne Türkçede ne de Flamancada tek dilli akranlarının ulaştığı dil ve düşünce düzeyine ulaşamamaktadırlar. Belçika'da yaşayan Türk kökenli çocuklar uyum ve iletişim sorunları nedeniyle eğitim sistemi içerisinde Belçikalı akranlarının ulaştığı eğitim başarısına ulaşamamaktadırlar. Belçika'nın Flaman bölgesinde 2016 yılından bu yana Belçika Hükümeti tarafından kaldırılan Türkçe ve Türk Kültür dersleri Flaman bölgesinde yaşayan ve ana dillerini geliştirmek isteyen Türk kökenli çocuklar için sorun teşkil etmektedir. Flaman bölgesindeki Türk kökenli çocuklar için Türkçelerini geliştirme ve Türk kültürünü etkin bir biçimde tanıma imkânı sağlanması büyük önem taşımaktadır. Türk kökenli çocuklar ana dillerini öncelikle ailelerinden ve yakın çevrelerinden öğrenmektedirler. Belçika'daki Türk kökenli çocukların Türkçeyi kullanırken Türkçenin kuralları ve telaffuzu açısından birtakım yanlışlıklar yaptıkları görülmektedir. Yapılan farklı çalışmalarda Türk çocuklarının ana dillerinde oluşturdukları anlatımlarda hata yaptıkları ve kendilerini ifade etmede zorlandıkları tespit edilmiştir. Bu durum yazılı anlatımlar için de geçerlidir. Belçika'nın eğitim sisteminde mevcut olan etnik eşitsizlik her ne kadar giderilmeye çalışılsa da yabancı uyruklu öğrenciler eğitim sistemi içerisinde Belçikalı akranlarıyla aynı başarı oranına ulaşmakta zorlanmaktadır. Aynı zamanda çoğu okulun yabancı uyruklu öğrencilerin ana dillerine yasaklayıcı bir tavır ile yaklaşmaları bu çocukların okulda kendilerini iyi hissetmemelerine sebep olmaktadır. Günümüzde Flaman bölgesindeki okullarda ana dillerinin kabul görmesi için farklı çalışmalar yürütülmektedir. Aynı zamanda okul saatlerinden sonra Türkçe ve Türk Kültürü derslerine yer verilmesi öğrencilerin ana dillerini geliştirmesi Flamancalarının da düzelmesine katkı sağlayacaktır. 2016 yılından sonra Flaman bölgesinde Türkiye'den gelen Türkçe ve Türkçe Kültür Dersi Öğretmenlerinin kabul görmemesinin gerekçelerinden birisi Belçika'nın diline ve kültürüne yeterince hâkim olmadıkları yönündeki görüş olmuştur. Flaman bölgesine öğretmenlerinin atanamamasından dolayı derneklerde ve camiilerde Türkçe derslerinin gönüllüler tarafından verilmesine devam edilmektedir. Fakat bu dersler çoğu zaman okullarda verilen derslerden uzak ve sınıf öğretmenleri, okul müdürleriyle ve yaşanılan ülkenin eğitim sisteminden bir haber verilmektedir. Bu bağlamdan yola çıkarak araştırmanın konusu Belçika'daki iki dilli Türk çocuklarına Türkçenin öğretimi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Belçika'nın Flaman bölgesinde yer alan Gent şehrindeki Daltonschool De Lotus İlkokulunun üçüncü ve dördüncü sınıflarında okuyan on sekiz Türk kökenli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma çerçevesinde konuyla ilgili olarak yerli ve yabancı literatür taranmış ve konu ile ilgili daha önce yapılan çalışmalar incelenmiştir. Araştırmanın kapsamı ve içeriği nitel araştırma yöntemine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler 5 Kasım 2018–20 Haziran 2019 tarihleri arasında öğrencilerle, velilerle, okul yönetimi ve sınıf öğretmenleriyle yapılan görüşmeler ve gözlem sonucunda elde edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri olan görüşme kayıtları içerik analizi, içerik analizi türlerinden de kategorisel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Okul ortamında gösterdikleri farklılıklar ve sınav puanlarına yansıyan değişiklikler kaydedilmiştir, veriler analiz esnasında kodlanmış, ardından kodları genel düzeyde açıklayan kategoriler belirlenmiş ve bulgular yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Belçika'da Türkçe öğretimi, İki dillilik, Türkçe öğretimi, Eğitim başarısı
Okuduğunu anlama stratejilerinin farklı okuma düzeyindeki öğrencilerin okuduğunu anlama ve bilişsel farkındalık becerilerine etkisi
Okuduğunu anlama becerisi çağın gereksinimlerine uygun ve bu gereksinimlere cevap veren bireylerin en önemli özelliklerinden biri olup okulda kazanılan bu beceri okul çağlarında bireyin akademik başarı sağlamasında da önemli bir yer tutmaktadır. Okuduğunu anlama becerisinin geliştirilmesinde kullanılan okuduğunu anlama stratejileri, herhangi bir materyali anlamak için kullanılan ve anlamı oluşturmak için anahtar rolü oynayan araçlardır. Gerek PISA gerekse ülkemizde yapılan sınavlardaki Türkçe dersindeki puan verileri öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinin üzerinde daha fazla durulması gereksinimini ortaya çıkarmıştır. Bu gereksinimden yola çıkılarak araştırmada okuma sürecinin tümünde kullanılan İşbirlikçi Stratejik Okuma stratejisinin farklı okuma düzeyindeki sekizinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ve bilişsel farkındalık becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel bir çalışma olup ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma grubu olarak da Amasya'da yer alan dört farklı okuldaki 8. sınıf şubelerinden toplam 144 öğrenci belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin okuma düzeyini düşük, orta ve iyi olarak belirlemek için İlter (2017)'in geliştirdiği "Cümle Doğrulama Testi" kullanılmıştır. Ön test ve son test olarak okuduğunu anlama becerisini ölçmek için Ülper, Çetinkaya ve Bayat (2017)'ın geliştirdiği "Okuma Anlama Testi", yine ön test ve son test olarak bilişsel farkındalık becerisini ölçmek için Karatay (2009)'ın geliştirdiği "Okuma Stratejileri Bilişsel Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadaki deney ve kontrol gruplarının oluşturulması noktasında ders öğretmenlerinden bilgi alınmış, öğrencilerin ilk dönem Türkçe yazılı puanlarına ulaşılmıştır. Oluşturulan deney ve kontrol gruplarının yazılı puanlarının çarpıklık ve basıklık değerlerine bakıldığında değerlerin +1, -1 aralığında olduğu böylelikle değerlerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Belirlenen deney ve kontrol gruplarına yapılan bağımsız örneklem T-testi sonuçlarına göre deney ve kontrol gruplarının arasında istatistiksel anlamda fark bulunamamıştır. Bu durum grupların benzeşik yapıda olduğunu göstermektedir. Belirlenen deney ve kontrol gruplarında uygulamaların araştırmanın geçerliliğini bozmamak amacıyla aynı öğretmen tarafından yapılmasına dikkat edilmiştir. Araştırmaya başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına "Cümle Doğrulama Testi" uygulanmış ve öğrencilerin okuma düzeyleri iyi, orta ve düşük olarak belirlenmiştir. Araştırmada 2018-2019 eğitim öğretim yılında MEB Yayınları 8. sınıf Türkçe ders kitabında yer alan 10 tane metin kullanılmış ve araştırma 30 ders saatinde tamamlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmış olup araştırma sonucunda elde edilen verilerin istatistiksel hesaplamaları için ön- son test puanlarının grup açısından incelenmesinde bağımsız örneklemler için t-testi, grup ve düzey ayrımında ön-son test puanlarının değişiminin incelenmesinde de tekrarlı ölçümler için çift yönlü ANOVA kullanılmıştır. Okuduğunu anlama ve bilişsel farkındalık ölçek ön test puanları gruba göre anlamlı farklılık göstermezken (p>0,05), son test puanları gruba göre anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Deney grubundakilerin okuma anlama testi ortalaması 25,76 iken kontrol grubunun ortalaması 22,25'tir. Deney grubundakilerin bilişsel farkındalık ölçek puan ortalaması 2,77 iken kontrol grubununki 2,26'dır. Grup ayrımında hem okuduğunu anlama hem de bilişsel farkındalık puanında anlamlı değişiklik meydana gelmiştir (p<0,05). Deney grubundaki öğrencilerin okuduğunu anlama puanları 5,50 ve bilişsel farkındalık ölçek puanları 0,62; kontrol grubundakilerin okuduğunu anlama puanları 1,49 puan ve bilişsel farkındalık ölçek puanları 0,05 puan artmıştır. Deney grubundaki artış ile kontrol grubundaki artış arasındaki puan farkları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Deney grubundaki iyi düzeydeki öğrencilerin okuduğunu anlama puanları 3,74; orta düzeydekilerin 6,14 ve düşük düzeydekilerin 6,14 puan artarken kontrol grubundakilerin puanları sırasıyla 0,95, 1,64 ve 1,81 puan artmıştır. Deney grubundaki iyi düzeydeki öğrencilerin bilişsel farkındalık puanları 1,02; orta düzeydekilerin 0,51 ve düşük düzeydekilerin 0,43 puan artarken kontrol grubundakilerin puanları sırasıyla 0,06, 0,04 ve 0,04 puan artmıştır. Bu sonuçlar grup ve düzey ayrımında hem okuduğunu anlama hem de bilişsel farkındalık ölçek puanında anlamlı değişikliklerin meydana geldiğini göstermektedir (p<0,05). Araştırmanın sonucuna göre İşbirlikçi Stratejik Okuma stratejisinin öğrencilerin hem okuduğunu anlama becerilerini hem de bilişsel farkındalık becerilerini geliştirmede oldukça önemli olduğu görülmüştür.
Batı Avrupa'daki 3. kuşak Türk toplumunun Türkçe kullanımına yönelik bir durum araştırması: Hollanda örneği
Batı Avrupa ülkeleri 2. Dünya Savaşı'ndan sonra tahrip olan ülkelerini yeniden yapılandırmak ve ekonomik kalkınmalarını sağlamak için iş gücüne ihtiyaç duymuş dolayısıyla başka ülkelerden göç almaya başlamıştır. Bunun neticesinde farklı kültür ve kimliklere sahip olan göçmenler çalışmak için Avrupa ülkelerine gelerek buralarda çok kültürlü toplumun oluşmasına vesile olmuşlardır. 1960'lı yıllarda aynı nedenle Hollanda'ya birkaç seneliğine çalışmak için gelmeye başlamışlardır. 1970'li yıllarda aile birleşimi yasasıyla memleketteki eş ve çocuklarını da yanlarına getiren Türklerin kısa vadeli para kazanıp Türkiye'ye geri dönme amaçları uzun süreli yerleşime dönüşmüştür. Böylece Hollanda'da birinci nesil Türk toplumunu oluşturmuşlardır. Çocukluk çağlarında Hollanda'ya gelen ve/ veya Hollanda'da doğup büyüyen Türk çocuklara evlilik çağına gelince genel olarak memleketten bir kız ve ye erkekle evlenerek eşlerini de Hollanda'ya veya diğer Batı Avrupa ülkelerine getirmişlerdir. Biz bu grubu ikinci nesil Türkler olarak adlandırıyoruz. İkinci nesil birinci nesilden daha çok topluma katılma ihtiyacı hissetmiş fakat uyum sürecinde çeşitli zorluklarla karşılaşmışlardır. Çocuklarının toplumda iyi bir yer ve meslek sahibi olmaları için yaşadıkları ülkenin okul ve dil başarısını desteklerken kendi ana dil ve kültür aktarımında yetersiz kalmışlardır. Hollanda'da doğup büyüyen ve Hollanda toplumu içinde en çok yer alan üçüncü nesil yaşadıkları ülke olan Hollanda dili ve kültüründen daha fazla etkilenirken ana dillerini sadece aile ve çevrelerinde konuşmakla sınırlı kalmışlardır. Okulda ana dilinde eğitim almadıkları için ana dillerini yaş seviyelerine göre kullanamayıp ana dillerini okuma ve yazma becerilerinde de geride kalmışlardır. Gençler kendi aralarında ana dili Türkçe ile konuşmakta fakat bilemedikleri ya da o anda akıllarına getiremedikleri kelimeler yerine Hollandaca kelime koyarak karışık bir dil oluşturmuşlardır. Hollanda'da yaşayan 3. nesil ana dili Türkçeyi konuşup geliştirmek ihtiyacı hissetmekte ve olası bir Türkçe eğitimine sıcak bakmaktadır. Lakin bunun nasıl ve ne şekilde olacağı konusunda arayış içindedirler. Bu araştırmayla Türklerin ilk Hollanda'ya göçmelerinden bu yana Hollanda'daki uğradıkları gelişim ve değişim süreci hakkında kısaca bilgi verilirken Hollanda'da yaşayan ve üçüncü nesli oluşturan Türk gençliğinin ana dili kullanım becerileri, ne tür sorunlarla karşılaştıkları ve geleceğe yönelik isteklerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamı ve içeriği gereği, nitel araştırma yöntemine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların ana dil kullanım becerilerini belirlemek için kendilerine açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Araştırmanın nitel verilerini oluşturan görüşme kayıtları, içerik analizi türlerinden kategorisel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu yedisi kız ve dördü erkek olmak üzere on bir katılımcı oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda katılımcıların Türkçeyi ailelerinin geldiği bölgenin şivesiyle konuştukları ve kelime dağarcıklarının kısıtlı olduğu gözlemlenmiştir. Katılımcıların ilk öğrendikleri dil Türkçe olmasına rağmen sonrasında çevrelerinde, kreş ve okul ortamında ülkenin resmi dili olan Hollandacayı konuştuklarından dolayı Türkçelerini daha az geliştirebildikleri tespitine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ana dil, ikinci dil, göç
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde karşılaşılan sorunlar (Türkiye Hindistan örneği)
Dünyanın önemli dillerinden biri olan Türkçe, Hindistan'da da öğrenilmek istenen dillerin başında gelmektedir. Türkçeyi öğrenmek isteyen Hintli ve Hindistan'da yaşayan yabancı öğrenciler, Hindistan'daki üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde ve Yunus Emre Enstitüsü Kültür Merkezi'nde öğrendikleri gibi Türkiye'ye de gelerek üniversitelerin Türkçe öğretim merkezlerinde (TÖMER) Türkçe öğrenmektedirler. Bu çalışmada, Hindistan'da Türkçe bölümünde okuyan öğrencilere verilen eğitim hakkında genel bilgiler verilecektir. Yabancı öğrencilerin sadece Türkçe anadil olan kaynakları kullanmak zorunda olmaları ve buna bağlı olarak öğrenmede yaşadıkları zorluklarla eğitimlerini tamamlamaları ve daha sonra Türkçe alanında yüksek lisans yapmak isteyen öğrencilerin Türkiye'ye geldiklerinde hazırlık programında (TÖMER) Türkçeyi daha iyi bir şekilde öğrenmesini sağlamaktadır. Çalışmada, Türkiye'de verilen eğitimler ile Hindistan'da verilen eğitimlerin ve kullanılan kaynakların karşılaştırılması ve buna göre bir sonuca varılması hedeflenmektedir. Hindistan'da Türkçe öğrenen öğrenciler ile Türkiye'de Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin Türk dilini öğrenme ve kullanma sürecinde karşılaştıkları zorluklar ve bu zorlukların aşılmasına yardımcı olacak kaynağın oluşturulması sağlanacaktır. Sorunların karşılaştırılması için Hindistan ve Türkiye'de eğitim gören ve mezun olmuş toplam 100 katılımcının anket verileri sonucunda Türkçe öğrenirken öğrencilerin karşılaştıkları zorluklar belirlenecek ve bunlar için çözüm önerileri verilecektir. Anahtar Kelimeler: Yabancılara Türkçe Öğretimi, Hindistan'da Türkçe Öğretimi
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde dilbilimsel artıklık ve uzatıma ilişkin öğrenicilerin farkındalık düzeyleri
Bu araştırmanın amacı, Batı literatüründe dilbilim ve dil eğitimi alanlarında 'söz uzatımı, dilbilimsel artıklık ve uzatım, dilsel fazlalık' gibi ifadeler altında incelenen olgunun Türkçenin yabancı dil olarak öğrenimi sürecinde üretici dil becerileri kullanımında ne şekillerde ve neden ortaya çıktığını incelemektir. Söz konusu dilbilimsel olgu, çalışma kapsamında 'dilbilimsel artıklık ve uzatım' olarak isimlendirilmiştir ve Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi noktasında öneriler sunmaktır. Bu noktada çalışma söz konusu dil olgusunun dilbilimin belirli alanları ile dil öğrenimi noktasında üretici dil becerilerini eşit derecede ilgilendirmekte, her ikisinin ekseninde uzatım olgusunun nasıl ortaya çıktığını ortaya koymaya çalışmaktadır. Çalışma nitel karakterde bir araştırma deseni olan durum çalışması ile desenlendirilmiş ve araştırmada elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Sakarya Üniversitesi Türk Dili Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde B1 seviyesinde Türkçe öğrenen 12 yabancı uyruklu öğrenci oluşturmaktadır. Veriler araştırmacının kendisi tarafından geliştirilen konuya ilişkin bir yazılı uygulama, yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çalışmanın kavramsal çerçevesi kapsamında belirlenen tüm dilbilimsel alanlarda dilbilimsel artıklık ve uzatım içeren kullanımlar ile gereksiz iletişim ögesi içerebilen bağlamların ortaya çıkabileceği görülmüştür. Örneğin, biçimbilgisel alanlarda artzamanlılık ve eşzamanlılık noktasında yapım ve çekim eklerinde dilbilimsel uzatım ve artıklık örneklerinin sayı sıfatından sonra gelen isimlere işaretlenen çoğul eklerinin gereksiz kullanımıyla, ek fiilin gündelik dildeki bazı kullanımlarında, çoğul anlamlı kalıplaşmış ifade ve ikilemelere gelen çoğul ekleriyle, belirsizlik veya yoğunluk ifade etme amacıyla kullanılan sözcüklere gelen çoğul ekleriyle ve selamlama ifadelerinin sonuna gelen çoğul ekleriyle ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Sözdizimsel alanda ortaya çıkan uzatım türlerinin ise daha çok tümce içindeki bir sözcükteki anlam ile kipteki anlamın aynı olduğu durumlarda, tane ve doğru sözcüklerinin kullanımı ile ortaya çıkan durumlarda, sözcükteki anlam ile fiil çekimindeki anlamın aynı olduğu durumlarda ortaya çıktığı belirlenmiştir. Katılımcılardan alınan cevaplar doğrultusunda biçimbilgisel alana göre sözdizimsel uzatımının daha etkili tespit edilebildiği ve katılımcıların biçimbilgisel alandaki uzatımları diğer dilbilimsel alanlara göre daha zor fark edebildikleri belirlenmiştir. Araştırmanın kavramsal çerçevesinde anlambilimsel alan içinde ele alınan ve katılımcıların söylemlerinde uzatım olarak ortaya çıktığı en sık tespit edilen kategorilerin ise basmakalıp sözlerin kullanımı ve totolojik kullanımlar olduğu ssaptanmıştır. Bu alanda katılımcılar tarafından en kolay tespit edilebilen türler ise dolguluk söz kullanımı, biri yabancı dilden alınan olmak üzere eş anlamlı sözcüklerin ardışık kullanımı, eş anlamlı ardışık deyim kullanımı ve eş anlamlı sözcüklerin kullanımı olmuştur. Araştırma sonuçlarında, dilbilimin edimbilim alanında en yaygın rastlanan uzatım türlerinin bildirme ve yaptırma kategorilerindeki kullanım şekillerinde ortaya çıktığı görülmüştür. Sözcükbilimsel alanda en yaygın rastlanan uzatım cevaplarının ise hem anlamsal hem de işlevsel uzatım içeren kategorilerdeki kullanım şekillerinde belirdiği izlenmiştir. Çalışmada belirlenen dilbilimsel alanlarda uzatım ve fazlalık içeren kullanımlara neden olan birtakım faktörler de saptanmıştır. Çalışma sonuçlarının, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde üretici dil becerilerinin öğretimi noktasında Türkçe öğreticilerinin dilbilimsel fazlalık ve uzatım kapsamında ortaya çıkan kullanımlara karşı farkındalık kazanmasına katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Ayrıca çalışma sonuçlarına dayanarak söz konusu dilbilimsel olgunun kuralcı dilbilgisi öğretimindeki anlatım bozukluğu kapsamından çıkarak, sonuçlarının dil öğrenicilerinin söylemlerinin dilbilimsel alt alanlarda ne şekillerde ve hangi faktörlerden etkilendiği noktasında ilgili literatürdeki gelecek çalışmalara zemin hazırlayacağı düşünülmektedir.
Okuma çemberi tekniğinin söz varlığına, konuşma becerisine ve okuma tutumuna etkisi
Bu çalışmanın amacı, okuma çemberini tekniğinin söz varlığı, konuşma becerisi ve okuma tutumu alanlarında gösterdiği etkiyi araştırmaktır. Türkçe öğretiminde bu alanlarla ilgili araştırmaların yapılmasına ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Okuma çemberinin sağladığı imkanlar bu alanlar üzerinde araştırma yapmayı mümkün kılmaktadır. Araştırma karma yöntem araştırmasının yakınsayan paralel deseniyle yapılmıştır. Araştırmanın yapıldığı durumun veri toplama imkanları dikkate alınarak bu araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın nitel araştırma boyutunda durum çalışması, nicel araştırma boyutunda ise deney öncesi desenlerden tek grup ön test son test deseni kullanılmıştır. Söz varlığı ve konuşma becerisine ilişkin veriler araştırmanın nitel boyutunda, okuma tutumuna ilişkin veriler ise nicel boyutunda toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Kocaeli ilinin Kandıra ilçesinin Kaymaz Araman Ortaokulunda 7. sınıfta öğrenim gören 29 öğrenciden oluşmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış açık uçlu söz varlığı tarama testleri, yarı yapılandırılmış konuşma becerisi değerlendirme formu, kontrol listesi ve okumaya yönelik tutum ölçeği ile elde edilmiştir. Söz varlığı ve konuşma becerisine ilişkin veriler betimsel analiz kullanılarak, okuma tutumuna ilişkin veriler bağımlı ve bağımsız örneklemler t-testiyle, SPSS kullanarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okuma çemberinin öğrencilerin söz varlığı kazanımlarına önemli katkılar sağladığı görülmüştür. Okuma çemberi rol görevlerini düzenli olarak yerine getiren öğrencilerin söz varlığı kazanımlarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okuma çemberinin öğrencilerin konuşma becerilerinin gelişimine katkı sağladığı görülmüş, grup içindeki diğer öğrencilere göre konuşma başarısı düşük olan öğrencilerin süreç sonunda ciddi ilerlemeler kaydettiği sonucuna ulaşılmıştır. Okuma çemberi tekniğinin okuma tutumu üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı da ulaşılan sonuçlar arasındadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar okuma çemberi tekniğinin söz varlığına ve konuşma becerisine eş zamanlı katkı sağladığını göstermektedir.
Yabancı öğrencilere Türkçe kelime öğretiminde kültürel unsurların kullanımı (Rusça-Türkçe örneği)
Bu araştırma eğitim/öğretim kurumlarında yabancı öğrencilere Türkçe öğretilirken temel eksiklik ve sorun alanı olarak kültürel unsurunun eksikliği tespitinden hareketle kültürel unsurları yansıtan kelimeleri öğretmeye yönelik bir alıştırma sistemi geliştirerek bu eksikliğin nasıl giderileceğine ilişkin önerilerde bulunmakta ve Türkçenin kültürü ile öğretilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Araştırmanın örneklemi, 2019/2020 eğitim-öğretim yılında Minsk Devlet Dilbilim Üniversitesinde ikinci yabancı dil olarak Türkçe öğrenen toplam 60 öğrenciden oluşmaktadır. Üç ay süren araştırma kapsamında kullanılan anketler, görüşme formları ve alıştırma grupları elden dağıtılmış; bulgular da yine öğrencilerin doldurduğu bu dokümanlardan elde edilmiştir. Alıştırma grupları A1-A2 ve B1-B2 olarak ikiye ayrılmıştır. Hem yemek kültürünün hem de deyimlerin bir kültürün ayrılmaz parçası olduğu kabulüyle, A1-A2 seviyesi için 'yemek' konusu, B1-B2 seviyesi için ise 'deyimler' konusu seçilmiş ve uygun alıştırmalar geliştirilmiştir. Üç ay süresince iki gruba da haftada dörder saat olmak üzere alıştırmalar kullanılarak eğitim verilmiştir. Eğitim esnasında öğrencilerdeki gelişim ile eğitimde daha kolay ve daha zor anlaşılan noktalar yakından gözlemlenmiştir. Araştırmada doküman analizi, gözlem, görüşme ve anket gibi niteliksel veri toplama yöntemleri kullanılarak elde edilen sonuçlar betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan test sonuçlarına göre öğrencilerin Türk yemekleri ve deyimler hakkında yüzeysel bilgiye sahip oldukları, bunların kültürel anlam ve önemini bilmedikleri, ancak çok genel isimler ile görünüşünü bildikleri bazı geleneksel yemekler ve çok basit deyimleri bildikleri; kitaplarda sadece yemeklerin isimleri ile deyimlerin geçmesinin öğrencilerin öğrenmesine katkı sağlamadığı ve de öğrencilerin bu şekilde bu kelimeleri kullanamadıkları görülmüştür. Üç aylık eğitim sonunda ise her iki konuda da ilerleme kaydedildiği gözlemlenmiştir.
Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerdeki akademik Türkçe söz varlığı ile akademik Türkçe ders kitaplarındaki söz varlığı
Bu araştırma kapsamında yabancı öğrenciler için hazırlanmış Akademik Türkçe ders kitaplarındaki söz varlıklarını ve Akademik Türkçe dersine devam eden yabancı öğrencilerin yazılı anlatımlarındaki söz varlıklarını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilere yönelik olarak hazırlanan toplam dokuz Akademik Türkçe ders kitabı incelenmiş ve kitaplar sosyal bilimler, fen bilimleri ve sağlık bilimleri olarak üç temada değerlendirilmiştir. Öğrencilerin yazılı anlatımlarındaki söz varlığı ögelerini tespit etmek amacıyla Sakarya Üniversitesi TÖMER'de akademik Türkçe derslerine devam eden 125 öğrenci çalışma grubu olarak seçilmiştir. Bu araştırma nicel araştırma desenlerinden tarama modelinde yürütülmüştür. Öğrencilerin yazılı anlatımları, araştırmacılar tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak toplanmıştır. Bu formlar sosyal bilimler, fen bilimleri ve sağlık bilimleri temalarında hazırlanmış açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama metodu olarak doküman incelemesi kullanılmıştır. Veriler, betimsel (nicel) istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle ulaşılan sonuçlardan bazıları şunlardır: Sosyal bilimler, sağlık bilimleri ve fen bilimleri alanındaki kitapların toplam söz varlığı sayısı bakımından uyumsuzluk gösterdiği tespit edilmiştir. Akademik Türkçe ders kitaplarında tespit edilen söz varlığı unsurları ve öğrencilerin yazılı anlatımlarında yer alan söz varlığı unsurlarının sıklık ve yaygınlık durumları tablolarla gösterilmiştir. Ders kitaplarında ve öğrencilerin yazılı anlatımlarında yer alan söz varlığı unsurları karşılaştırılarak öğrencilerin kullandığı fakat Akademik Türkçe ders kitaplarında yer almayan söz varlıkları tespit edilerek sayısal verilerle sunulmuştur.
İkinci dil olarak Türkçe öğreticilerinin okuma becerisi kapsamında pedagojik alan bilgisini kullanma durumları
Bu çalışmada Türkçeyi ikinci dil olarak öğreten dil öğreticilerinin okuma becerisi öğretimi derslerinde pedagojik alan bilgilerinden nasıl, ne şekilde ve niçin yararlandıkları belirlenmiştir. Bu doğrultuda okuma becerisi öğretiminin aşamaları ve üç pedagojik alan bilgisi bileşeni eşleştirilerek kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Nitel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışmada durum çalışması tercih edilmiş ve katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örneklemeye uygun bir şekilde belirlenmiştir. Çalışmaya bir devlet üniversitesi bünyesinde yer alan Türk Dili Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde görev yapan beş dil öğreticisi (bir erkek, dört kadın) gönüllü olarak katılmıştır. Uygulama öncesi ve gözlemlenen dersler sonrasında katılımcılar ile yapılan görüşmeler, katılımcı öğreticilerin doldurdukları ders planları ve belirlenen metinlerin işlendiği derslerin gözlemleri veri toplama araçları olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Çalışmada yer alan ve Türkçeyi ikinci dil olarak öğreten dil öğreticilerinin okuma becerisi öğretimi dersleri kapsamında öğrenici bilgileri, ön hazırlık ve motivasyon temaları altında ele alınmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen bulgular, çalışmada yer alan öğreticilerin belirlenen pedagojik alan bilgisi bileşenleri temelinde öğretici stratejilerini büyük oranda öğretim ortamına yansıttıklarını göstermektedir. Öğretim programı bilgisi bileşeni; sözcük öğretimi, dilbilgisi öğretimi ve sesletim öğretimi temalarına göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular katılımcı dil öğreticilerinin, okuma becerisi öğretimi derslerinde öğrenilmiş sözcüklere kıyasla bilinmeyen sözcükler üzerinde daha fazla durdukları; dilbilgisi kurallarını örneklendirmek ve/veya hatırlatmak için okuma metinlerinden yararlanmayı tercih etmediklerini ve öğrenicilerin metni sesli okuması sürecinde yaptıkları hatalara anlık geri bildirim verme stratejisine daha sık başvurduklarını ortaya koymuştur. Son olarak, değerlendirme bilgisi bileşeni kapsamında elde edilen veriler ise öğreticilerin okuma sırasında kendi oluşturdukları sorma stratejisinin yanı sıra öğretim materyalinde yer alan sorular üzerinde durduklarını ve gerekli durumlarda hatalara geri bildirim verdiklerini göstermiştir. Çalışma sonuçlarının, Türkçenin ikinci dil olarak öğretiminde görev alan dil öğreticilerine öğretim ortamında kullandıkları stratejiler temelinde ışık tutması ve hızla gelişmekte olan Türkçenin yabancı/ikinci dil olarak öğretimine katkı sağlaması düşünülmektedir.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde akademik yazma becerisinde karşılaştıkları zorluklar (Afganistan örneği)
Bu çalışmada, Sakarya Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Dil Eğitim- Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde (SADEM) B2 ve C1 dil sertifikası alan lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde eğitim gören Afganistanlı öğrencilerin yabancı dil olarak Türkçe akademik yazmada karşılaştıkları zorluklara yönelik anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Türkiye'de eğitimleri devam eden Afganistanlı öğrencilerin; tez, makale, bildiri gibi akademik yazıların hazırlanması sırasında karşılaştıkları sorunların tespitine yönelik uygulanan anket çalışmasından elde edilen verilerin değerlendirilmesi için SPSS 25 paket programından faydalanılmıştır. Verilerin faktör analizi için yanıtların uygunluğunun belirlenmesinde ise Kaiser-Meyer Olkin (KMO) ve Bartlett testleri uygulanmıştır. Faktörlerin güvenilirliğinin belirlenmesinde Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmıştır. Analizde hangi testlerin (Parametrik veya Parametrik olmayan) kullanılmasının uygun olduğunu belirlemek için Kolmogorov- Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile normallik analizi yapılmıştır fakat verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiş, bu sebepten dolayı çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılmıştır. Değerlerin +2, -2 arasında olduğu ve normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler nitel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda, Afganistanlı öğrencilerin akademik yazma becerisinde karşılaştıkları zorlukların tespitine yönelik katılımcıların demografik bilgileri (yaş, cinsiyet ve öğrenim durumu, öğrenim kapsamı), hangi kapsamda Sakarya'nın eğitim birimlerinde bulundukları, temel dil becerilerini öğrenme ve kazanma sıraları, akademik çalışmada sözlük ve internetten faydalanma ve alfabeden kaynaklanan zorluklar, genel yapı bakımından karşılaşılan zorluklar, bilimsel araştırma bakımından karşılaşılan zorluklar, biçim bilgisi ve noktalama işareti bakımından karşılaşılan zorluklara ilişkin sorulara yer verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda Sakarya'daki eğitim birimlerinde öğrenim gören Afganistanlı öğrencilerin akademik yazma sırasında en çok akademik bir metnin bulgularını tespit etme ve yazabilme, alan taraması yapma, fiilimsileri kullanabilme, noktalama işaretlerini kurallara uygun olarak kullanabilme ve mesleki alanda Türkçe olmayan kelimeleri kullanma hususlarında zorlandıkları karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada tespit edilen bu gibi sorunların çözümü için, akademik yazma sırasında karşılaşılan zorlukları en aza indirgemeye yönelik çözüm yolları ve öneriler de sunulmuştur.
Ulusal alanda yapılan Türkçe yeterlik sınavlarının Yabancı Diller Öğretimi Ortak Çerçeve Metni'nde belirtilen dil yeterlikleri açısından incelenmesi
Araştırma kapsamında ulusal sahada uygulanan Türkçe Yeterlik Sınavlarının (TYS) Yabancı Diller Öğretimi Ortak Çerçeve Metni'nde (AOÖÇ) belirtilen dil yeterlikleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. İlgili doğrultuda evreni temsil edebilmesi adına Gazi Üniversitesi TÖMER, İstanbul Üniversitesi DİLMER, Hacettepe Üniversitesi TÖMER, Dokuz Eylül Üniversitesi DEDAM ve Sakarya Üniversitesi TÖMER kurumlarında uygulanan TYS'ler (2020) örneklem olarak seçilmiş ve Çerçeve Metin'de sunulan dil yeterlikleri ekseninde inceleme altına alınmıştır. Araştırma, kapsamı ve içeriği gereği nitel araştırma yöntemi çerçevesinde planlanmıştır. Bu minvalde çalışmada nitel araştırmaların doğasına uygun olacak şekilde tarama modeli kullanılmış; ulusal sahada uygulanan Türkçe Yeterlik Sınavlarının (2020), Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi ile (2020 sürümü) olan uyum düzeylerine ilişkin bir durum betimlemesi sunulmaya çalışılmıştır. Söz konusu kapsamlara yönelik analizlerde bulunabilmek adına AOÖÇ (2018) ve (2020) dijital sürümlerinin Türkçe çevirisi gerçekleştirilmiştir. İlgili bağlamda bahsi geçen ölçme araçları ile dijital kaynaklar, araştırmaya ilişkin veri toplama araçları kapsamında ele alınmış ve veri toplama süreçleri temelinde başat unsurlar olarak çalışmanın odak noktası haline getirilmiştir. Araştırma bulguları, ilgili kurumlara ilişkin TYS'lerin (2020) içerik analizine tabii tutulması sonucu elde edilmiştir. İçerik analizinde esas hedef, eldeki verileri açıklayabilecek kavram ve kavramlara arası ilişkilere ulaşmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada içerik analizi türlerinden kategorisel analiz kullanılmıştır. İlgili bağlamda ilk olarak söz konusu TYS'ler kapsamında sunulan soru maddeleri, AOÖÇ düzleminde ölçmeyi hedefledikleri dil yeterlikleri bakımından içerik analizi temelli inceleme altına alınmış ve bu düzlemde eşleşme gösterdikleri örnek tanımlayıcılar sınır çerçeveleri kabul edilerek ilintili oldukları ölçekler, dil yeterlikleri ile düzeyleri bakımından çeşitli kategorilere ayrılmıştır. Bu işlem sırasında öncelikle 3 alan uzmanından ayrı ayrı görüş alınmıştır. Devam eden süreçte ilgili uzmanların katıldığı forumlar düzenlenerek tüm analizler bir havuzda toplanmış ve her soru maddesine ilişkin ayrı ayrı tartışma oturumları düzenlenerek oybirliği ile üzerinde genel uzlaşı sağlanan veri analizlerine son şekli verilmiştir. Bu noktada veri analizleri kapsamında sunulan tüm maddelerin, ortak görüş etrafında yapılandırılması esas alınmış ve görüş birliği sağlanamaması halinde uzmanların farklılık gösteren analiz biçimlerinin ayrı ayrı sunulması hedeflenmiştir. Süreç sonunda oy çokluğundan ziyade oybirliği ile biçimlendirilmiş veri analizlerinin ortaya çıktığı görülmüş ve tüm soru maddeleri üzerinde genel uzlaşı sağlanarak ortak bir analiz havuzu oluşturulduğu tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde söz konusu ölçme araçlarında beceri temelli olarak ayrı başlıklar altında sunulmuş test maddelerinin AOÖÇ (2020) çizgisinde eşleşme gösterdiği dil düzeyi, tanımlayıcı ölçek ile örnek tanımlayıcı yeterlikler arasında belirli bir uyum düzenin bulunmadığı tespit edilmekle birlikte ilgili test maddelerinin Çerçeve Metne ilişkin belirli ölçeklerle ilintili olarak verilen belirli örnek tanımlayıcılara yönelik bir yığılma hali sergilediği sonuçlarına ulaşılmaktadır.