Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar danışmanlığındaki tezler

23 tez · Gaziantep University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Edirneli Şevki Divanı'nda sosyo-kültürel ve tarihsel hayata bir bakış

Bu çalışmanın konusu, "Edirneli Şevkî Divanı'nda Sosyo-Kültürel ve Tarihsel Hayata Bakış"tır. Çalışmamızın giriş kısmında, edebiyat, kültür, sosyal hayat ve tarih ilişkisi üzerinde durduk. Çalışmamızın metin kısmı üç ana bölümden oluşmaktadır: Edirneli Şevkî'nin hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemin sosyo-kültürel ve tarihsel hayatına bakış; sosyo-kültürel hayata bakış; tarihsel hayata bakış. Çalışmamızda tarafsız, nesnel ve bilimsel çizgiden sapmayan bir metot gözettik.Ana kaynak olarak "Edirneli Şevkî Dîvânı, Haz. Prof. Dr. Halil İbrahim YAKAR, Konya, 2010" adlı eseri baz aldık. Çalışmamızı hazırlarken ilk önce eseri baştan sona taradık. Daha sonra ilgili unsurları, sosyo- kültürel hayata ve tarihsel hayata yansıyan unsurları bulup fişledik. Hemen arkasından bu fişleri tasnif ettik. İhtiyaç duyulan düzenlemelerden sonra seçilen beyitlerin nesre çevirisini yaptık. Devamında ilgili unsurlara göre yorumlarda bulunduk. Şahsi yorumlarımız yanında, ilgili kaynaklarda zikredilen açıklamalara da yer verdik. Anahtar Kelimeler: Edirneli Şevkî, Sosyo-Kültürel Hayat, Tahlil, Klasik Türk Şiiri.

16. yüzyılDeyimlerDivanlar+7
Beyna Giray
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Manastırlı Mehmet Rıfat'ın Mecâmi'ü'l-Edeb isimli eserinin Eski Türk edebiyatı nazarından tahlili

19. yüzyılda adından bahsettirmeyi başararak eserleriyle Türk Edebiyatına hizmette bulunmuş olan Manastırlı Mehmet Rıfat edebiyat, dil, belagat gibi alanlarda eserler vermenin yanında din, sosyoloji, medeniyet tarihi ve mimarlık gibi alanlarda da eserler vermiştir. Manastırlı Mehmet Rıfat; geniş yönlü, döneminin eli kalem ve kılıç tutan yazar ve aydınlarından biridir. Yazarın başta belagat, şiir ve mensur içerikli olan kitabı Mecâmi'ü'l-Edeb Eski Türk Edebiyatı sahasının mevzularını içermekle beraber bu alan tarafından umumi bir şekilde değerlendirilmeye tabi tutulmamıştır. Bolca örneklerin yer aldığı ve geniş bir kaynak taramasından sonra kaleme alınan eser, Eski Türk Edebiyatı nazarından ilk defa tahlil edilmeye çalışılmış ve eserin Eski Türk Edebiyatı çalışmalarına bir katkı sunması amaçlanmıştır. Eserde Arapça ve Farsça iktibaslar haricinde metnin tamamı ele alınmış ve her bölümde genel malumat verilerek her bölümün sonunda elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Eserle birlikte yazar Manastırlı Mehmet Rıfat'ın Eski Türk Edebiyatının çalışma sahasının neresinde durduğu ve hangi görüşleriyle bu sahadan ayrıldığı üzerinde durulmuştur. Elde edilen veriler yazarın ele aldığı mevzulardaki görüşlerinden ya da tesirinde kaldığı başka yazarların görüşlerinden sağlanmış ve bu durumlar değerlendirilmiştir. Elde edilen tüm veriler ışığında eserin Eski Türk Edebiyatı alanına kazandırılması hedeflenerek 19. yüzyılda belagat, nazım ve nesrin seyri ortaya konmaya çalışılmıştır.

19. yüzyılEdebi eserlerEski Türk edebiyatı+3
Özgür Kazcı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Antepli Aynî Divanı'nın bağlamsal dizini ve işlevsel sözlüğü

Bağlamsal dizin ve işlevsel sözlük çalışmaları, edebî eserlerde yer alan kelimelerin ve kelime gruplarının içinde bulundukları bağlamda değerlendirilip anlamlandırılması esasına dayanır. Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak yönetiminde başlatılan ve hızla devam eden Tebdiz projesi sayesinde geçmişte yazılan birçok edebî eserde yer alan kelimelerin ve kelime gruplarının bağlamsal anlamı tespit edilmektedir. Böylelikle, günümüzdeki bir okur merak ettiği bir kelime veya kelime grubunun anlamını, içinde geçtiği edebî metnin bağlamından hareketle anlamlandırılmış olarak öğrenebilecektir. Birçok araştırmacı, edebiyatımızın güzide eserlerinde yer alan kelime ve kelime gruplarının bağlamsal anlamını bularak Tebdiz sistemine işlemektedir. Sistemdeki eser ve anlam sayısı günden güne artmaktadır. Furkan Öztürk'ün hazırladığı Baki Divanı Sözlüğü ile başlayan bu akım zenginleşerek sürmektedir. Bu çalışmamızda 18. yy. sonu ile 19. yy. başında yaşamış olan ve edebî ürünlerinin büyük bir bölümünü İstanbul'da oluşturmuş olan Antepli Aynî'nin Divanı'nda yer alan kelime ve kelime gruplarının bağlamsal anlamı incelenmiştir. Çalışmamızda, Prof. Dr. Mehmet Arslan tarafından 2004 yılında Kitabevi Yayınları tarafından yayımlanan Antepli Aynî Divanı adlı eser kullanılmıştır. 827 manzume ve 5022 beyitten oluşan bu edebî eserdeki kelime ve kelime gruplarının bağlamsal anlamlarının bulunup Tebdiz sistemine işlenmesi ile Antepli Aynî Divanı'nın işlevsel sözlüğü oluşturulmuş oldu. Bu çalışmanın hem çalıştığımız eserin hem de ait olduğu dönemin, 18. yy. sonu ve 19. yy. başı, edebî metinlerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sunacağı düşüncesindeyiz. Anahtar Kelimeler: Antepli Aynî Divanı, Anlamlandırma, Bağlamsal Dizin ve İşlevsel Sözlük, 18. Yüzyıl, Tebdiz projesi.

18. yüzyılAnlamlandırmaAyıntablı Ayni+7
Mustafa Akay
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyh Gâlib Dîvânı'nın şahıs kadrosu

Dîvân edebiyatının 18. Yüzyılında Şeyh Gâlib önemli bir yere sahiptir. Esad ve Gâlib mahlaslarıyla yazdığı şiirlerini toplayarak 24 yaşında iken Dîvân'ını meydana getirdi. Birçok buluşu ve yarattığı mazmunlarla Dîvân edebiyatının gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır. Şeyh Gâlib'in eserlerinin en önemli yönlerinden birisi de tasavvufi temellere sahip olmasıdır. Eserlerinde güçlü semboller kullanan Gâlib, hayal unsurlarına sıkça yer vermiştir. Bu çalışmada ele aldığımız Şeyh Gâlib Dîvânı, mitolojinin, tarihin, dinin ve efsanelerin Dîvân şiirine kaynaklık etmesine iyi bir misal oluşturmuştur. Eserde kullanımına rastladığımız mitolojik ve efsanevi şahsiyetlerin sayıca çokluğu, şairin bu isimler etrafında ördüğü imgelem ve söz konusu unsurları işlemedeki becerisi, Klasik Türk şiir geleneğinde eski anlatı ve şahısların yarattığı mânâ zenginliği konusunda bize dikkate değer bilgiler vermektedir. Birçok beyitte gönderme yapılan Şehnâme kaynaklı kahramanlar ya da Arap ve Yunan kökenli ve dini şahsiyetler, ihtiyaç duyulan hayal gücünü pekiştirmekte ve ifade imkânı bakımından şaire yeni olanaklar sunmaktadır. Eserde yer verilen kişi ve motiflerin şiire taşıdığı anlamsal açılımlar, Klasik Türk şiirinin kültürel zenginliğini de ayrıca ortaya koymaktadır. Bu durumda Şeyh Gâlib Dîvânı'nın mitolojik - efsanevi - tarihi – dini kişiliklerin ele alınışı bakımından incelenmesi, Klasik Türk şiirini mühim bir yönüyle gözler önüne sermek fırsatı sağlayacaktır. Çünkü bu eserin, bilhassa şahıslar üzerinden metinler arası kullanımları örneklendirmek adına oldukça zengin malzemeyi ihtiva ettiği görülmektedir. Yeni ve orijinal hayallerin şiirleştirilmesi doğrultusunda Şeyh Gâlib'in söz konusu şahsiyetleri nasıl değerlendirdiği ve hangi yönleriyle yorumladığı da ancak bu malzemenin tasnif ve tahliliyle mümkündür. Anahtar Sözcükler: Şeyh Gâlib, Dîvân, şahıslar, kişilikler

Ayşe Tortuk
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nâbî Dîvânı'nda şahıslar

Yusuf Nâbî, XVII. yüzyılın önde gelen şairlerindendir. Didaktik mesnevi denildiğinde akla gelen ilk isim Yusuf Nâbî'dir. Nâbî, bu şöhretini sadece Hayrabad ve Hayriyye adını verdiği ünlü mesnevileri ile değil manzum ve mensur birçok eseriyle elde eder. Nâbî Dîvânı, kaside, tahmis, tarih, mesnevi, gazel, muamma, lugaz, kıta, rubai, matla gibi çeşitli nazım şekillerinden oluşan mürettep bir divandır. Bu eserinde tarihi, efsanevi, mitolojik şahıslardan, Türk ve İranlı şairlerden, peygamberlerden, Kur'an-ı Kerim'de adı geçen dini kişiliklerden söz eder. Bu kişilikleri, memduhunu övmek, şiirin anlamını güçlendirmek ve kendisi için önemli gördüğü insanları ölümsüzleştirmek için çeşitli vesilelere anar. Bu şahıslar, memduhlarla kıyaslandığında her daim memduhlar üstün gelir. Çalışmada bahsedilen şahıslar, beyitlerle birlikte ele alınır, beyitler ismi zikredilen şahısların bilgileriyle birlikte değerlendirilir.

İmren Muhteşem Atakay
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nesîmî'nin Türkçe Divanı'nda ehlibeyt sevgisi

14-15. yüzyıl Azeri sahası klasik Türk edebiyatı şairi Seyyid Nesîmî yaşadığı dönemden bugüne dek adından sıkça bahsettirmeyi başarmıştır. Nesîmî, Fazlullah Esterabadi'nin kurduğu Hurufiliğe olan ilgisi ile diğer şairlerden ayrılmaktadır. Hurufiliğiyle tanınan şair, şiirlerinde bu temasyı sıkça işlemiştir. Hurufiliğin yanı sıra Nesîmî; şiirlerinde, Allah sevgisi, peygamber sevgisi, ehlibeyt sevgisi, aşk, tasavvuf gibi konulara da yer vermiştir. Nesîmî'nin Türkçe Divanı'nda yer alan şiirleri incelediğimizde söz konusu eserde büyük ölçüde İslam kültürü, Kur'an-ı Kerim'den ayetler, hadisler ve tasavvufi bilgilerden istifade ettiğini görmüş olduk. Nesîmî'nin şiirleri üç ana başlık altında toplayacak olursak bunlar Hurufilik temalı şiirler, Allah, Peygamber ve ehlibeyt temalı şiirler ve aşk temalı şiirler olarak karşımıza çıkacaktır. Biz bu çalışmayı hazırlarken Nesîmî'nin Türkçe Divanı'nda Ehlibeyt Sevgisinin ağırlıkta olduğu şiirleri incelemeye çalıştık. Bu çalışmayı hazırlarken en önemli kaynağımız Hüseyin Ayan'ın Nesîmî Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri ve Türkçe Divanının Tenkidli Metni adlı eserinden faydalandık. Çalışmamızın sonucunda Nesîmî'nin Türkçe Divanı'ında yer alan şiirlerde Hz. Muhammed (s.a.v) ve ehlibeytine olan sevgi ve bağlılığın derin bir mahiyette olduğunu gördük. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk edebiyatı, Nesîmî, Hz. Muhammed (s.a.v), Ehlibeyt sevgisi, On iki imam.

Yaren Güvercin Polat
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nâbî'nin Hayriyye adlı eserindeki ayet ve hadis iktibasları ile Nâbî'nin dinî ve ahlaki bakış açısı

Yusuf Nâbî, XVII. yüzyılda yaşamış önemli bir şair ve fikir adamıdır. Nâbî'nin yaşadığı dönemde siyasi manada yaşanan olumsuzluklar sosyal hayata da aksetmiştir. Nâbî, toplumda yaşanan bu olumsuzluklara kayıtsız kalmamış ve toplumun düştüğü buhrana yönelik eserler kaleme alarak bunlara çözüm önerileri sunmaya çalışmıştır. Nâbî'nin bu minval üzere kaleme aldığı eserlerinden biri de Hayriyye adlı mesnevisidir. Nâbî, Hayriyye adlı mesnevisini genç oğlu Ebu'l Hayr'a ithaf etmiştir. Nâbî, bu eserinde oğluna ibadetlerden ahlaka, meslek seçiminden adâb-ı muaşerete kadar hayatta karşılaşabileceği her merhale hakkında malumat vermiş ve nasihatlerde bulunmuştur. Ancak Nâbî, bu nasihatleri verirken oğlunu sadece bir örnek olarak göstermiştir. Aslında Nâbî, eserinde verdiği bütün öğütleri oğlu şahsında tüm Osmanlı toplumuna hitaben söylemiştir. Nâbî'nin buradaki esas gayesi, verdiği öğütlerle toplumda meydana gelen çözülmenin önüne geçebilmektir. Nâbî'nin Hayriyye'sinde birçok dinî ve ahlaki muhteva yoğun olarak görülmektedir. Nâbî'nin eserindeki dinî ve ahlaki muhtevanın kaynağını ise ayet ve hadisler oluşturur. Bu çalışmada Nâbî'nin eserini oluştururken yararlandığı ayet ve hadislerin tespiti yapılacak ve buradan da hareketle Nâbî'nin din ve ahlak görüşü ortaya konmaya çalışılacaktır.

17. yüzyılAhlakAhlak felsefesi+7
Murad Canbolat
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Michigan Üniversitesi'nde 421 numara ile kayıtlı şiir mecmuası içerisinde yer alan Türkçe şiirler (İnceleme- metin)

Şiir mecmuaları, Eski Türk edebiyatında ayrı bir değer arz etmektedir. İçerisinde yer alan eserler bilhassa bu mecmualarda yer alan şiirler edebiyat araştırmacıları için önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Bu mecmualarda divanı bulunan şairler ve tezkirelerde adı zikredilen şairlere rastladığımız gibi, divanı olmayan ve kaynaklarda adına yer verilmemiş şairlere ve bu şairlerin şiirlerine rastlamak da mümkündür. Bu mecmualarda pek tanınmış şair olmasına rağmen divanında olmayan şiirlerin bulunması, şiir mecmualarının ne denli araştırmaya değer olduğunu göstermektedir. Tezimize kaynak olan bu şiir mecmuası, Michigan Üniversite'sinde 421 numara ile kayıtlıdır. Bu mecmua içerisinde yer alan Türkçe şiirler, transkribe edilip inceleme-metin esasıyla ele alınmıştır. Michigan Üniversitesi'nde 421 numara ile kayıtlı olan mecmuada; fal ile alakalı bilgiler, Ayet tefsirleri, denizcilik kavramları ve birçok- şairin şiirleri mevcuttur. Bu mecmua 177 sayfa olup metinler incelenirken sayfa esasına göre hareket edilmiştir. Bütün Türkçe şiirler, tek tek incelenmiştir. Mecmuada en çok muhammes ve tahmisler dikkati çekmektedir. Anahtar Kelimeler: Divan şiiri, mecmua, şiir mecmuası,

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+4
Fatih Odun
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığında Bel_yz_K1589 numarada kayıtlı Şiir Mecmuası

Klasik Türk edebiyatı, Türk edebiyatının önemli bir dönemini oluşturmaktadır. Edebi eserler meydana getirildiği dönemin siyasi, kültürel, sosyal, dini izlerini taşır. Antoloji özelliğine sahip olan mecmualar dönemin edebi özelliği hakkında da bilgiler verir. Çalışmamızın konusunu oluşturan eser İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığında Bel_Yz_K1589 numarada kayıtlı şiir mecmuasıdır. Mecmua 71 varaktan oluşmaktadır. Tezin giriş bölümümde mecmua ve mecmuaların sınıflandırılması ile ilgili bilgi verildi. İkinci bölümde mecmuanın özellikleri belirlenerek incelemesi yapıldı. Mecmua XVIII. yüzyılda yaşamış şairlerin şiirlerini içermektedir. Metin içinde yer alan şairlerin biyografileri kısa bir şekilde sunulmuştur. Mecmuada beyitlerle yazılan nazım şekillerinden gazel ve kaside ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Metinde gazel ve kasidelerin yanı sıra muhammes, tahmis, müseddes, muaşşer, terkib-i bent gibi nazım şekilleriyle yazılmış şiirler de bulunmaktadır. Nazım şekilleri, aruz kalıpları ve MESTAP tablosuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde şiir mecmuasının transkrpsiyonlu metni yer almaktadır. Mecmuada bulunan şairlerin şiirleri Dîvânlardaki şiirlerle karşılaştırılarak metin tenkidi yapılmıştır. Şiirlerde Dîvânlardan farklı olarak beyit sayısı farklılığı, diziliş farklılığı ve kelime farklılığı gibi durumlar söz konusudur. Bu farklılıklar dipnotlarda gösterilmiştir.

18. yüzyılDergilerEdebi eserler+6
Nursen Solak
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı divanlardan örneklerle 18. yüzyılda binit

Binitler toplum hayatının temel unsurları olarak sosyal hayat içerisinde etkin bir şekilde yer almışlardır. Bu durum insanoğlunun binit olarak kullandığı hayvanları evcilleştirdiği günden bu yana bu şekilde süregelmiştir. Şairler ise toplum hayatının dışında olan insanlar olmadıkları için toplumda var olan bu sosyal hayat unsuruna şiirlerinde yer vermişlerdir. Bu çalışma 18. yüzyılda yazılmış olan 16 divandan ve bir mesneviden hareketle oluşturulmuştur. Basılmış divan ile halen tez halinde olan divan ve mesnevi metinleri göz önünde bulundurularak, bu metinlerde yer alan binitle ilgili malzemeler tespit edilmiştir. Bu dönem şairlerinin eserlerinde binit olarak daha çok canlı binit sınıfında değerlendirilen atı ve at ile ilgili kavramları kullandıkları tespit edilmiştir. Şiirlerde, binitlere daha çok sevgilinin kullanmış olduğu bir vasıta olduğu için değer verildiği görülmüştür. Ayrıca binit ile ilgili kavramların ortak bir kullanım şekli oluşturduğu bu kavramlarla ilgili ortak terkip ve teşbihlerin kullanımından anlaşılmaktadır. Binit, incelenen şiirlerde; sevgilinin kullandığı araç ve bu aracın sevgiliyle ilişkilendirilmesi bağlamında kullanılmıştır. Diğer yandan binitler birer savaş aracı olmaları yönünden de şairler tarafından şiirlerine alınmıştır. Bazı şairlerin sevgilinin özelliklerini binitler için sıfat olarak kullandığı da görülmüştür. Anahtar sözcükler:1. 18. yy. divan şiiri, 2. Binit, 3. Divan.

18. yüzyılBinitlerDivan edebiyatı+4
Necdet Karaman
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nedim Divanı'nda mitolojik ve efsanevi unsurlar

Eski Türk Edebiyatı sadece kalıplaşmış birkaç söylem üzerinde muhkim kalmayıp muhteviyatında fizik, kimya, matematik, geometri, astronomi, coğrafya, tarih, felsefe gibi bilim dalları ile birlikte Doğu, Batı ve Türk mitolojilerini, efsaneleri eriterek bunları estetik bir biçimde ifade etmiştir. 19.yüzyıldaki pozitivist olgu ve modern bilim öncesi, bütün dünya toplumları gibi biz de bir takım meseleleri açıklarken mitolojik ve efsanevi unsurlardan yararlanmışızdır. Bunların beslendiği kaynaklar oldukça çeşitlidir. Gerek Doğu Mitolojisi, gerek Türk mitolojisi, gerek Fars Mitolojisi, gerek Yunan mitolojisi gerekse İslamiyet ve diğer dinler ve bu dinlerin anlatılarının etrafında oluşan efsaneler bu kaynaklardandır. 18. Yüzyıl şairi Nedim'in şiirlerinde de bu unsurları görmekteyiz. Nedim de çoğu zaman memduhunu övmek için mitolojik ve efsanevi şahısları bir kıyas malzemesi olarak kullanmıştır. Bu mukayeseden ise çoğu zaman memduh galip çıkmıştır. Mitolojik ve efsanevi unsurlardan sadece şahıslara telmihte bulunmayıp diğer bazı mitolojik ve efsanevi geçmişe, anlama sahip olan hayvan ve yaratıklardan, ağaçlardan, çiçeklerden, değerli taşlardan, ve bazı nesnelerden şiirine malzeme çıkarmıştır. Çalışmamızda biz de genel anlamıyla bu unsurların bütün rivayetlerini değil de en çok öne çıkan anlatıları verdik. Kimi zaman memduh, kimi zaman sevgili, kimi zaman âşık, kimi zaman da kendi şiiri için benzetme yoluyla kullandığı bu mitolojik ve efsanevi mazmunları, telmihleri barındıran beyitleri değerlendirdik.

Divan edebiyatıDivanlarEfsaneler+4
Doğan Uçar
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İBB Atatürk Kitaplığı Mecmû'a-i Kasâid ve Hikâyât (İnceleme-Metin)

XVIII. yy.'da ele geçmiş tek nüsha üzerinden yapılan bu inceleme, manzum-mensur bir nasihatname türünde olan Mecmû'a-i Kasâ'id ve Hikâyât Mesnevisi üzerinedir. Çalışmanın giriş bölümünde, eserin dönem içindeki yerini ve mesneviler içindeki durumunu ortaya koymak için Mesnevi Hakkında Genel Bilgi, XV. yy. Klasik Türk Edebiyatı'nın Genel Görünümü, XV. yy. Klasik Türk Edebiyatı Mesnevileri başlıkları altında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde müellifin hayatı ve şahsiyeti, herhangi bir kaynağa ulaşılamadığı için, eserinden hareketle belirlenmeye çalışılmıştır. Yine bu bölümde elimizdeki müstensih nüshası tanıtılmış ve metnin kuruluşunda dikkat edilen hususlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Mecmû'a-i Kasâ'id ve Hikâyât içerisinde yer alan mesnevinin incelenmesi, Metnin İç Yapısı ve Metnin Dış Yapısı başlıkları altında verilmiştir. Metnin İç Yapısı başlığı altında, eserin özeti çıkarılmıştır. Metnin Dış Yapısı başlığı altında, Dil İncelemesi, Nazım Biçimi, Vezin, Kafiye, Redif, Anlatım Özellikleri alt başlıklarıyla bölüm tamamlanmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde eserin çeviri yazımı verilmiştir. Tartışma, Bulgular ve Sonuç başlıklarından sonra çalışma tamamlanmıştır. Çalışma Mecmû'a-i Kasâ'id ve Hikâyât Mesnevisi'nin ulaşılabilen müstensih hatlı yazmayla oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: Mecmû'a-i Kasâ'id ve Hikâyât, manzume, nasihatname

18. yüzyılEski Türk edebiyatıManzumeler+4
Tülay Işık Türker
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Kütüphane FB-464 numarada kayıtlı Şiir Mecmuası (V.: 1b-109b) (İnceleme-metin çeviri yazısı)

Yapılan bu çalışmanın amacı edebiyat araştırmalarına önemli katkıları olan şiir mecmualarına bir yenisini eklemektir. Bu nedenle Milli Kütüphane Yazma Eserler bölümünde bulunan 06 Mil Yz FB 464 numaralı mecmua çalışılacaktır. Klasik Türk edebiyatı metinlerinin kendi içinde belirli bir düzene göre toplanması ve korunmasında önemli bir rol oynayan mecmualar, divanlarda bulunmayan şiirleri, tanınmayan şairleri, o dönemin edebiyat zevkini, beğenilen ve nazire yazılan şiirleri ortaya çıkarması bakımından büyük önem arz etmektedir. İncelenen çalışmada yer alan şiirlerin önemli bir kısmı 17. yüzyılda yaşamış olan şairler tarafından oluşturulmuştur. Mecmuada yer verilen şiirler belirli bir eğitim düzeyinde olan kişilerce yazılmış metinlerdir. Bu metinler manzum veya mensur ya da manzum-mensur olarak karışık oluşturulabilmektedir. Çalışmaya konu olan eser manzum olarak oluşturulmuş bir şiir mecmuasıdır. 1b-109b yaprakları arasında Arap harfleriyle oluşturulmuş şiirler, transkripsiyon yöntemi ile Latin alfabesine çevrilmiştir. Mecmuada yer alan şairlerin şiirleri basılı divanlar ve daha önce tez olarak çalışılan şiir mecmuaları ile karşılaştırılmıştır. Şiirlerdeki farklılıklar ve şairlerin divanlarında yer almayan şiirleri dipnotlarda gösterilmiştir. Çalışma sonunda 109 varaktan oluşan mecmuada toplam 83 şair tespit edilmiştir. Bu şairlere ait şiirler gazel, kaside, musammat, kıt'a gibi çeşitli nazım şekilleri ile oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Divan Şiiri, Mecmua, 17. yüzyıl, Fehim.

17. yüzyılDergilerEski Türk edebiyatı+3
Kebiran Gül
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbrâhîm Mevlidi (İnceleme-metin)

Yer ve zaman ismi olarak "doğum yeri" ve "doğum zamanı" anlamında kullanılan mevlit kelimesi, toplum gelenek ve göreneklerine göre farklı bir anlam kazanmış ve Hz. Muhammed (S.a.v.)'in doğum günü ve bugünü anlatan eser ve de bugünde yapılan merasim haline gelmiştir. Mevlit'in ilk örnekleri 10.asırda verilmeye başlanmıştır. Mevlit ibaresi ise ilk defa eser ismi olarak ilk defa 13.asırda karşımıza çıkmaktadır. Arap edebiyatının önemli şiir türlerinden olan methiye içerisinde Hz. Muhammed'e yapılan övgüler önemli yer tutmaktadır. Hz. Peygamber'in vefatından sonra bu methiyelere bağlı olarak yeni türler gelişmiştir. Mevlit de bu dinî edebi türlerden biridir. "İbrâhîm Mevlidi" adlı bu çalışmanın amacı; İslam sonrası Türk edebiyatında önemli bir yere sahip mevlit türünün bir örneği olan bu eseri bilim dünyasına kazandırmaktır. İlk olarak mevlit türüne genel olarak değinilmiş, ilk ortaya çıktığı dönem ve gelişiminden bahsedilmiştir. İslam medeniyetinde, Osmanlı Devleti kültür ve medeniyetinde kutlamaların başlangıcı ve mevlidin İslam dünyasının lideri bir devlet tarafından verilen önemden bahsedilmiştir; ayrıca Türk edebiyatında daha önce yazılmış bu türdeki eserler ve yazarları hakkında bilgi verilmiştir. Giriş bölümünde yine mevlid türünün sekt-i melih örneği diğer mevlitlere örnek teşkil eden Süleyman Çelebi'nin Vesiletü'n-Necât'ından bahsedilmiştir. Akabinde üzerinde çalıştığımız mevlit şairi İbrâhîm'in hayatı ve edebi kişiliğinden söz edilmiştir. Eserin yazıldığı tarih, nazım şekli gibi dış özellikleri ile inceledikten sonra, manzum didaktik türde olan eserin muhteva özelliklerine bahsedilmiş ve asıl metne geçilmiştir. Anahtar Kelimeler: İbrâhîm, Doğum zamanı, Mevlid, Osmanlı Devleti, Süleyman Çelebi

Dini edebiyatMevlidSüleyman Çelebi+2
Nefise Kutlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sâdık Ağazâde Sıdkî Efendi divânı (Çeviriyazılı metin-inceleme 49a-91b)

Divân şiiri altı yüz yıllık bir birikimin eseri olan geniş bir ummandır. Bundan dolayı divân şairlerini tezkire ve mecmualarda adı geçen şairlerden müteşekkil görmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır ki merkezden uzakta onlarca şairin adı tezkirelere girebilme şansı bulamamış, yaşadığı muhitle sınırlı kalmıştır. Bu kabilden olarak 19. yy şairlerinden Sâdık Ağazâde Sıdkî Efendi de tezkirelerde ve mecmualarda adına tesadüf edemediğimiz müstesna şahsiyetlerden birisidir. Yapılan bu çalışma Sıdkî Efendi'nin divanını tahlil çalışmasıdır ki bu çalışmada divânın yegâne nüshası transkribe edilmiş, şekil ve muhteva özellikleri incelemeye tabi tutulmuş ve şiirlerinden hareketle şahsiyeti hakkında tespitlerde bulunulmaya gayret edilmiştir. Divânındaki dinî-tasavvufî öğeler incelenmiş ve yapılan tespitler neticesinde Sıdkî Efendi'nin mutasavvıf bir şair olduğu, Bektaşi tarikatına mensup bir devlet memuru olduğu ve iyi bir medrese eğitimi aldığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Divân şiiri, Sıdkî Efendi, Tasavvuf

19. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+5
Fatma Ataş
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Divânçe-i Nâzım (Metin-inceleme)

Bu tezin amacı; XIX. yüzyıl divân şairlerinden olan Mehmed Nâzım divançesini gün yüzüne çıkarmaktır. Bu çerçevede; Mehmet Nâzım‟a ait olan Toronto Üniversitesi Kütüphanesi PL 248 N3395 A17 numarada bulunan divançe nüshası ile Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 15571 numarada bulunan divançe nüshası transkripsiyonlu Latin alfabesine çevrilmiştir. Divançe metni aynı zamanda günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Divançedeki şiirler Divan şiiri birikimi ve şairin bakış açısı dikkate alınarak incelenmiş olup elde edilen bulgular alt başlıklar halinde ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Mehmet Nâzım, Divân Şiiri, 19. Yüzyıl, Mehmed Nazım, divançe, metin

19. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+5
Dilber Umaz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankaralı Râzi Divânı'nın bağlamsal dizini ve işlevsel sözlüğü

Bu çalışmada Ankaralı Râzi divanından hareketle mananın bağlama göre gösterdiği değişkenlik ve çağrışımlar anlatılmaya çalışılmıştır. Kelimeler şairlerin veya yazarların duygu ve düşünce dünyalarını ilettikleri dil unsurlarıdır. Bu unsurlar metin içerisinde anlamlı bir bütün haline gelerek metnin anlam kurgusunu teşkil etmektedir. Sözcükler metin içerisindeki kullanımlarıyla farklı anlam değerlerine sahip olurlar. Sözcükler kullanıldıkları metinden bağımsız ögeler değildir. Bundan dolayı sözcüklerin anlamlarını ortaya koymak metnin bütünüyle mümkündür. İşte bu gayeyle Türk Edebiyatının Bağlamlı Dizinleri ve İşlevsel Sözlüğü(TEBDİZ), 2015 yılında Gazi Üniversitesinin teşebbüsü ile hazırlanmış ve XVI.yy'dan başlayarak Türk edebiyatının ürünlerindeki sözcükler metin bağlamı kapsamında bağlamsal sözlük hazırlanması amacıyla değerlendirilmiş ve bu doğrultuda projenin bir parçası olarak da 17. yy şairlerinden Ankaralı Râzi'nin Divânı temel metin olarak incelemiş ve eserin bağlamsal dizininin ortaya konulması, sözcüğün bağlam içerisindeki anlamının tespit edilmesi özellikle şairin üslûp, anlam dünyası ve dil özellikleriyle ilgili verilere ulaşılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Edebiyatı, Divân, Ankara, Ankaralı Râzi, Hacı Bayram-ı Veli, 18. Yüzyıl, Sözlük, Bağlamsal Sözlük

17. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Ahmet Gökçe
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aklın nazari süluku "Lâmiî Çelebi'nin Hüsn ü Dil Eseri'nde aklın konumlandırılışı"

Osmanlı Devleti kuruluşundan yıkılışına kadar tasavvufla iç içe olmuştur. Bu durumun Osmanlı'nın şiirine, musikisine, mimari ve sair sanat anlayışı ile hayatı anlamlandırışına tarihi süreç içerisinde ziyadesiyle aksettiği görülür. Teze konu olan Lâmiî Çelebi'nin Hüsn ü Dil'i de tasavvufun edebi formu olarak Osmanlı sanatına aksetmiş önemli eserlerden biridir. Esasen tercüme olan bu eserde Osmanlı tasavvuf sahasında vücuda getirilen klasik seyr u süluk anlayışının -biraz farklı olsa da- kademeli bir anlatımı alegorik olarak tahkiye edilmiştir. Klasik anlayıştan farklılığı salikin önce nazari ilmi temin edip daha sonra kalbi süluku itmam etmesinden kaynaklanır. Bu sahada bahsedildiği gibi birçok eser yazılmışken bu esere yönelimin en mühim gerekçesi salikin sülukunu hem kalbi hem akli olarak tamamlamaya çalışmasında yatmaktadır. Böylelikle tasavvufa yöneltilen akli oluştan uzaklık fikri incelenen eser üzerinden hiç değilse bir yönüyle bertaraf edilmeye çalışılmıştır. Eserin tetkikinde tasavvufi makamların yeri geldikçe yorumla beraber şerhi yapılmış olsa da daha çok Nazar ve Akıl ilişkisi üzerine yoğunlaşılmaya çalışılmıştır.

AkılHüsn ü DilKanaat+3
Eyyup Çelik
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar Kütüphanesinde bulunan 18. yüzyıla ait bir mecmuanın MESTAP kapsamında incelenmesi

Klâsik Türk Edebiyatı, XIII ile XIX. yüzyıllar arasını kapsayan ve Türklerin İslâm medeniyeti çerçevesinde oluşturmuş olduğu bir dönemdir. Bu dönem şairlerinde, sözü güzel söylemek önemli olmakla beraber asıl önemli olan, sözü diğer şairlerden daha güzel söylemektir. Klâsik Türk Edebiyatı döneminde yazılmış olan manzum ve mensur metinler, gerek üslup gerekse kullanılan kelimeler bakımından bizlere yazıldığı dönemi anlatması ve o dönem hakkında bilgi vermesi bakımından önemli bir kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönem edebiyatına kaynaklık eden başlıca eserlerin başında da mecmualar gelmektedir. İşte bizim çalışmamız da XVIII. Yüzyılda yazıldığı tahmin edilen ve Gaziantep Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim YAKAR'ın şahsî arşivinde bulunan bir mecmuanın tanıtımı ve sistematik olarak incelenmesinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk Edebiyatı, mecmua, şiir mecmuaları.

18. yüzyılKlasik Türk edebiyatıMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi+2
Nebi Özdemir
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antepli Âynî'nin Sâkînâmesi (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)

Müstakil bir mesnevi olmayıp parçalar halinde yazılırken daha sonraları tür olarak gelişen Sâkînâmeler Türk edebiyatında önemli bir yer edinmişlerdir. Sâkînâmede şarap ve şarap çevresinde gelişen olaylar anlatılır. Bazen tasavvufi bazen de dünveyi konular anlatılır. Sâkînâmelerde içki, içki şöleni, musiki aletleri vb. konular anlatılmaktadır. Çalışmada Türk edebiyatının en kapsamlı eseri olan ve Antepli Âynî tarafından 19.yüzyılda yazılmış olan "Sâkînâme" adlı eser ele alınmıştır. Tezimiz TEBDİZ projesi kapsamında ele alınmıştır. Proje kapsamında eserin, "Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük" çalışması yapılmıştır. 2008 beyit içeren bu eserde kelimeler tek tek anlamlandırılıp internet veri tabanlı proje sistemine yüklenmiştir.

Ayıntablı AyniBeyitlerSakinameler+2
Sabri Aytış
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyıl İbrahim Refet Efendi Mevlidi, Kız Mevlidi, Muhammed Rüştü Efendi Mevlidi ve Şemseddin Sivasi Mevlidi çeviri metin ve mukayesesi

İslamiyet'in ve insanlığın övünç kaynağı Hz. Muhammed hakkında birçok eser yazılmıştır. Bu eserler içeriğine göre peygamberimizin güzelliklerini, vasıflarını ve doğumunu gibi birçok konuyu ele almıştır. Mevlid gibi birçok türe kaynaklığı "siyer"ler yapmıştır. Peygamber efendimizi anlatan ilk siyer IX. ve X. yüzyılda yazılmıştır. Bu çalışmada da 19. yüzyılda yazılmış olan dört tane mevlid metni yer almaktadır. İbrahim Refet Efendi Mevlidi, Kız Mevlidi, Muhammed Rüştü Efendi Mevlidi ve Şemseddin Sivasi Mevlidi'ni kapsayan çalışma öncelikli olarak Osmanlıca orijinal metninden transkribe edilmiştir. Daha sonra mevlidler hakkında detaylı incelemeye gidilmiştir. Türklerin İslamiyet'e geçişi ile birlikte Türk Edebiyatında da mevlid yazma geleneği daha fazla yer almıştır. Kelime kökeni Arapça "doğmak" olan mevlid türünde yaklaşık olarak 200 tane eser yazılmıştır.

19. yüzyılMevlidMuhammed Rüştü Efendi+2
Yusuf Çınar
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tercüme-i Mezâminü'l-Emsâl (vr. 126-253) (İnceleme – metin)

Hâmid Efendi'nin Tercüme-i Mezâminü'l-Emsâl'i, Arap edebiyatının önde gelen müelliflerinden biri olan Meydânî'nin Mecmaʿu'l-Emsâl adlı eserini Türkçeye aktarmak için kaleme alınmış bir metindir. Eser, 19. yüzyıl içerisinde bu alanda yapılmış çalışmalar arasında ilk sıralarda gelir. Hâmid Efendi, Mecmaʿu'l-Emsâl'in içinde bulunan atasözlerini incelerken, atasözlerinde geçen kelimelerin lügat anlamlarını vermiş, gramer özelliklerine değinmiş, ayrıca açıklamalarını misallerle kuvvetlendirmiştir. Çalışmanın 1-125. Varaklar arası daha önce Ahmet Farac tarafından 2013 yılında yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Biz de 126-253. Varaklar arasını yüksek lisans tezi olarak hazırladık. Tezimizin ilk kısmında "Arap Edebiyatında Atasözleri, Hâmid Efendi ve Tercüme-i Mezâminü'l-Emsâl" hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Tercüme-i Mezâminü'l-Emsâl, transkribe edilerek Latin alfabesine aktarılmıştır. Tezimizin inceleme kısmında eserde yer alan atasözlerinin nerelerden geldiği ortaya çıkarılmaya çalışılmış, hemen akabinde ise eserdeki bütün atasözleri sıralanarak Türkçe tercümeleri yapılmıştır. Bu çalışmayla atasözü çalışmalarına kaynak oluşturma amacı güdülerek ele alınan metin etraflı bir şekilde incelemeye tabi tutulmuştur.

Arap edebiyatıAtasözleriEl-Meydani+2
Eyüp Halife
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmed Edirnevî Mevlid-i Nebevî inceleme metin

Mevlidler Hz. Peygamber'in doğumu vesile edilerek kaleme alınmış manzum ve mensur edebî metinlerdir. Hz. Muhammed'in dünyaya geldiği gün İslam âlemi için bir sevinç kaynağı olmuş, bu sevincin ve peygamber sevgisinin ekseninde birçok eser kaleme alınmıştır. Ahmed Edirnevî'ye ait olan, "Mevlid-i Nebevî, İnceleme-Metin" adlı bu çalışma, Türk-İslam edebiyatında kaleme alınan onlarca mevlidden birisidir. Elimizde tek nüshası bulunan söz konusu eserin bu nüshadan hareketle inceleme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmamız daha önce mevlid türüyle ilgili hazırlanmış kaynaklarda adı zikredilmemiş olan Ahmed Edirnevî'nin Mevlid-i Nebevî adlı eserini bilim dünyamıza tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde mevlid kavramı üzerinde durulmuş, bir edebî tür olarak mevlidin, tarihimizdeki ve edebiyatımızdaki yeri hakkında genel bilgi verilmiştir. Mevlid türünün Türk edebiyatındaki en önemli örneği olan Süleyman Çelebi'nin mevlidi (Vesîletü'n-Necât) ile söz konusu eserin mukayesesi yapılmıştır. Eser üslup ve muhteva bakımından incelendikten sonra mesnevi formatında kaleme alınmış mevlidin çeviri metni verilmiştir.

Ahmed EdirneviDini edebiyatEdebiyat+6
Kahraman Balkan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

Diğer danışmanlar