Prof. Dr. Levent Sütçigil danışmanlığındaki tezler

22 tez · Hasan Kalyoncu University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kariyer karar verme güçlüklerinin duygusal zekâ ve a tipi kişilik ile ilişkisi

Bu araştırma bireylerin A tipi kişilik özellikleri ve duygusal zekâ düzeyleri ile kariyer karar verme güçlükleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bireylerin duygusal zekâ düzeyleri ile A tipi kişilik özelliklerinin kariyer karar verme güçlüklerini yordamadaki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma aynı zamanda, kariyer karar verme güçlüklerinin cinsiyet, yaş, lise türü, TEOG puanı, sınıf düzeyi, gelir durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemiştir. Araştırmada katılımcılara, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Kariyer Karar Verme Güçlükleri Ölçeği, A tipi kişilik Ölçeği ve Schutte Duygusal Zekâ Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Kariyer Karar Verme Güçlükleri ile A Tipi Kişilik Ölçeği arasında pozitif biri ilişki, Duygusal Zekâ Değerlendirme Ölçeği arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, iş saplantısı ve duyguların değerlendirilmesi alt ölçekleri ile birlikte kariyer karar verme güçlük düzeyinin %15'ini açıkladığı anlaşılmıştır. Sonuçlar literatür bazında tartışılmış ve bazı öneriler sunulmuştur.

Duygusal zekaKarar vermeKariyer+5
Ali Şen
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ünı̇versı̇te öğrencı̇lerı̇nde bağlanma stı̇llerı̇, rumı̇nasyon ve depresyon düzeyı̇ arasındakı̇ ı̇lı̇şkı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇

Bu araştırmanın amacı, üniversitede öğrenimlerine devam etmekte olan öğrencilerin bağlanma stilleri, depresyon düzeyleri ve ruminasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmanın örneklem grubu 2017-2018 Diyarbakır Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğrenim gören 290 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veriler, Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II, Beck Depresyon Ölçeği ve Kısa Ruminasyon Ölçeği ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde normal dağılmayan veriler için, Mann-Whitney U ve Spearman Sıralama Korelasyon Katsayısı, normal dağılım gösteren veriler için T-testi ve One Way Anova analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda bağlanmanın alt boyutu olan kaçınma ve kaygı ile ruminasyon arasında ilişki olmadığı saptanmıştır. Ruminasyon ile depresyon düzeyleri arasında pozitif yönlü, orta dereceli anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kaygı ve depresyon düzeyleri arasında zayıf düzeyde, negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Kaçınma ve depresyon düzeyleri arasında ise orta düzeyde, negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür temelinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: bağlanma stilleri, depresyon, ruminasyon

BağlanmaBağlanma stilleriDepresyon+2
Büşra Yağmur
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Marital adjustment and qualitiy of life of spouses of patients with and without a bipolar disorder diagnosis

In this study, it is aimed to examine the marital adjustment and qualitiy of life of spouses of patients with and without a bipolar disorder diagnosis. The sample of the study consisted of 95 spouses of patients (43 males and 52 females) diagnosed with BPD and 95 spouses of patients diagnosed with GAD who had applied to the Cukurova University Psychiatric Clinic in 2017-2018. Sociodemographic information of the participants was collected and DAS and SF-36 were administered. According to the results there were a statistically significant mean difference between the scores of spouses of patients with BD and spouses of patients with GAD in terms of Physical Functioning and Energy/fatigue subscales of SF-36 and Affectional Expression subscale of DAS scores. Among the spouses of patients who had BPD diagnosis, the mean scores of total DAS, Dyadic Satisfaction, Dyadic Consensus, and Affectional Expression of the males were found higher than the females. Moreover, according to various sociodemographic information, significant differences were found between the mean scores of SF-36 and DAS subscales of patients with BD and those with GAD diagnosis. The findings were discussed on the basis of relevant literature. Keywords: bipolar disorder, marital adjustment, quality of life

Bipolar disorderMarriageMarital adjustment+3
Mihdiye Bulut
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Travma sonrası büyüme, temel inançlarda sarsılma ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Travmatik yaşantılardan sonra ortaya çıkan büyüme, temel inançlarda sarsılma ve psikolojik dayanıklılık kavramları literatürde tartışılan güncel kavramlardır. Bu kavramların kuramsal çerçevelerinin daha iyi anlaşılması ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi bu çalışmanın temel amaçlarındandır. Bunun yanısıra söz konusu araştırma kapsamında travma sonrası büyümeyi yordayan çeşitli değişkenlerin incelenmesi amaçlanmış ve cinsiyetin etkisi her bir değişken (travma sonrası büyüme, temel inançlarda sarsılma ve psikolojik dayanıklılık) için ayrıca analiz edilmiştir. Çalışmanın amaçları doğrultusunda Diyarbakır ili sınırları içerisinde yaşayan 334 kişiye (185 kadın ve 149 erkek) ulaşılmış ve bu katılımcılara demografik bir formla beraber Travma Sonrası Büyüme, Temel İnançlarda Sarsılma ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçekleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda travma sonrası büyüme değişkeni ile temel inançlarda sarsılma ve psikolojik dayanıklılık arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca temel inançlarda sarsılmanın iki alt boyutu (kendine ve diğerlerine yönelik temel inançlar), psikolojik dayanıklılığın kişisel güç ve yapısal stil alt boyutları ile yaş değişkeninin travma sonrası büyümeyi yordadığı; sosyal yetkinlik, aile uyumu, sosyal kaynaklar ve olay sayısının ise herhangi bir yordayıcı etkisi olmadığı belirlenmiştir. Travma Sonrası Büyüme düzeyi kadınların lehine anlamlı bir farklılık gösterirken psikolojik dayanıklılığın yalnızca yapısal stil ve sosyal kaynaklar boyutlarında kadınların lehine zayıf fakat istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Temel inançlarda sarsılma düzeyi ise hem kendine yönelik hem de diğerlerine yönelik inançlar boyutlarında cinsiyet değişkenine göre farklılık göstermemektedir.

Psikolojik dayanıklılıkTravma sonrası büyümeÖlçekler+1
Derya Sebuktekin
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adliyede çalışan personelin iş stresi, tükenmişlik ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu çalışmada adliyede çalışan personelin iş stresi, tükenmişlik ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiler ve bu değişkenlerin sosyo-demografik özelliklerle olan ilişkilerinin anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Gaziantep Adliyesi'nde çalışan 270 personel oluşturmuştur. Araştırma verileri Sosyo-Demografik Form, İş Stresi Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği Türkçe uyarlamaları kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi, bağımsız gruplar t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis ve Anova testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre depresyon ile tükenmişlik puanları ve iş stresi ile tükenmişlik düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu değişkenlerin sosyo-demeografik verilerle olan ilişkilerine bakıldığında depresyon ve adliyede çalışan meslek grupları arasında, tükenmişlik ve cinsiyet arasında, tükenmişlik ve adliyede çalışılan birim arasında ve son olarak iş stresi ve adliyede görev yapılan birim arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmiştir.

Adliye teşkilatıDepresyonKamu personeli+6
Sinem Urhan
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikoloji öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, duygusal zeka ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi

Bu araştırmada psikoloji lisans eğitimi alan öğrencilerin psikolojik sağlamlık, duygusal zeka ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında algılanan ebeveyn tutumları, duygusal zeka ve kişilik özelliklerinin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi Hasan Kalyoncu Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji Bölümünde, 2016-2017 yılında öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf düzeyinde 211 öğrenciden oluşmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi ve Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Toplam psikolojik sağlamlık puanları ile toplam duygusal zeka puanları, Dışadönüklük, Deneyime Açıklık, Yumuşak Başlılık, Sorumluluk arasında pozitif yönlü ve Duygusal Dengesizlik/Nevrotizm arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Toplam Duygusal Zeka Ölçeği puanları ile Duygusal Dengesizlik/Nevrotizm, Dışadönüklük ve Deneyime Açıklık arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür doğrultusunda tartışılmıştır.

Duygusal zekaKişilik özellikleriPsikoloji+5
Ayşe Kandemir
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde duygu düzenleme stratejileri ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, lisans öğrencilerinde duygu düzenleme stratejileri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada korelasyonel yöntem kullanılmıştır. Çalışmaya Gaziantep'te Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde ve İstanbul'da Marmara Üniversitesi'nde birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda öğrenim gören 404 lisans öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Duygu Düzenleme Ölçeği ve Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler üzerinde, sürekli değişkenler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Pearson Korelasyon analizi, sürekli verilerden ikili grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise ANOVA analizi kullanılmıştır. Yılmazlık Ölçeği Puanlarının değerlendirilmesinde Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği alt boyutlarının hangisinin kullanıldığını ortaya çıkarmak için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan çalışmanın sonucunda; psikolojik sağlamlık ile bilişsel duygu düzenleme arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme stratejileri, üniversite öğrencileri.

Duygu düzenlemePsikolojik sağlamlıkÜniversite öğrencileri
Hüseyin Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireylerin değer yönelimleri ile benlik denetim düzeyleri arasındaki ilişki

Yapılan çalışmada, üniversite öğrencilerinin değer yönelimleri ve benlik denetimi düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini, Hasan Kalyoncu Üniversitesinde eğitim görmekte olan 509 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Kişisel Bilgi Formu, Dilmaç, Arıcak ve Cesur tarafından geliştirilen Değerler Ölçeği ve Kısa Öz-Kontrol Ölçeğinin Türkçe Versiyonu şeklindedir. Analiz sonuçları, dokuz değer alt boyutu arasından, entelektüel, materyalistik ve kariyer değerlerinin benlik denetimini yordadığı yönündedir. Entelektüel ve kariyer değerleri puanlarındaki bir standart sapmalık artış, benlik denetimi düzeyinde sırasıyla 0.19 ve 0.21 standart sapmalık artışa neden olurken, materyalistik değerler puanındaki bir standart sapmalık artış, benlik denetimi düzeyinde 0.21 standart sapmalık düşüşe neden olmaktadır. Ayrıca, katılımcıların değerlerinin katılımcıların cinsiyet, öğrenim gördükleri fakülte, sınıf düzeyleri ve anne eğitim düzeyleri şeklindeki demografik değişkenlerin alt grupları arasında farklılaştığı ancak baba eğitim düzeyleri, şu anda yaşadıkları yer ve yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yerleşim yeri değişkenlerine göre farklılaşmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular literatür dikkate alınarak tartışılmıştır.

BenlikBenlik kontrolüDenetim+4
Fulya Bedir
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin duygusal zekaları, sosyal görünüş kaygıları ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin duygusal zekaları, sosyal görünüş kaygıları ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında eğitimlerine Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde devam eden 274'ü kadın, 90'ı erkek, toplamda 364 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Formu, Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler bağımsız örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans analizi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre umutsuzluk üzerinde fakülte, sınıf, ebeveynlerin eğitim düzeyi anlamlı fark oluşturmazken; erkeklerin umutsuzluk düzeyi, kadınlardan anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Yapılan Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizine göre duygusal zeka ile alt boyutları ve sosyal görünüş kaygısı arasında negatif ve anlamlı; sosyal görünüş kaygısı ve umutsuzluk arasında pozitif ve anlamlı; duygusal zeka ile alt boyutları ve umutsuzluk arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonuçlarına göre duygusal zeka ve alt boyutları ile sosyal görünüş kaygısı, umutsuzluğu anlamlı şekilde yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: duygusal zeka, sosyal görünüş kaygısı, umutsuzluk

Duygusal zekaSosyal görünüş kaygısıUmutsuzluk+1
Yunus Emre Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde dijital oyun bağımlılık düzeyi ile algılanan sosyal destek ve duygu düzenleme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma; dijital oyun kullanan ergen bireylerin bağımlılık düzeyleri arttıkça duygu düzenleme ve algıladıkları sosyal destek düzeylerinde nasıl bir ilişki olduğuna bakabilmek ve ilişki varsa bu ilişkinin hangi yönde olacağını tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda gönüllülük esasına göre araştırmaya 315 i erkek, 324 ü kız olmak üzere 639 lise öğrencisine; kişisel bilgi formu, dijital oyun bağımlılık ölçeği (DOBÖ-7), algılanan sosyal destek ölçeği (ASDÖ-R) ve ergenler için duygu düzenleme ölçeği (EİDÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler için Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Sperman Sıra Farkları Korelasyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda dijital oyun bağımlılık ölçeği puanları ile algılanan sosyal destek ve duygu düzenleme alt boyutlarıyla ilişkisinin olduğu görülmüştür. Bunlara göre dijital oyun bağımlılık düzeyi arttıkça algılanan sosyal destek düzeyi azalmıştır. Bununla birlikte dijital oyun bağımlılık düzeyi arttıkça duygu düzenleme alt boyutlarından işlevsel duygu düzenleme düzeyi azalmış, işlevsel olmayan duygu düzenleme düzeyleri artmıştır. Sonuçlar literatür bazında tartışılarak bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygu Düzenleme, Algılanan Sosyal Destek, Dijital Oyun Bağımlılığı

Algılanan sosyal destekBağımlılıkDuygu düzenleme+3
Barış Barut
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimin üniversite öğrencilerinin İnternet bağımlılığı düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada belirlenmiş olan temel sorular çerçevesinde üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığının psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimle olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep'te üniversite okuyan öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmaya Gaziantep'te farklı üniversitelerde okuyan 404 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin cinsiyet özellikleri 200 kadın ve 204 erkekten oluşmuştur. Bu çalışmada Kişisel bilgi formu, Psikolojik iyi oluş ölçeği, BAPİNT Bağımlılık Profil İndeksi İnternet Bağımlılığı Formu, Manevi yönelim ölçeği kullanılmıştır. Dağılımın normalliği betimsel istatistikler ve normallik testleri üzerinden değerlendirilmiştir. İnternet bağımlılığı, psikolojik iyi oluş ve manevi yönelim arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ile incelenmiştir. İnternet bağımlılığının yordandığı regresyon modeline psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimden önce demografik bir değişken olan cinsiyete yer verilmiştir. Değişkenler arasındaki basit korelasyonlar göz önüne alınarak, modele sırasıyla cinsiyet psikolojik iyi oluş ve manevi yönelim değişkenleri eklenerek hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada manidarlık düzeyi olarak.05 esas alınmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 programı ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; , psikolojik iyi oluş düzeyi ile manevi yönelim düzeyi arasında pozitif yönde orta derecede bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Psikolojik iyi oluş düzeyi ile internet bağımlılığı düzeyi arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Manevi yönelim düzeyi ile internet bağımlılığı arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu sonuçlara göre; psikolojik iyi oluş düzeyi arttıkça internet bağımlılığının azaldığı söylenebilir.

BağımlılıkManevi faktörlerManevi iyi oluş+4
Abdullah Solmaz
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu tanısı alan çocuk ve ergenlerin dikkat eksikliği/hiperaktivite alt tiplerine göre bilgisayar tabanlı nöropsikolojik bir test bataryası olan cnsvs (The central nervous system vital signs) sonuçlarının incelenmesi

Bu çalışmada Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı alan çocuk ve ergenlere, bilgisayar tabanlı test bataryası (CNSVS) uygulanarak DSM-IV kriterlerine göre sınıflandırılan DEHB alt tiplerinin kendi aralarındaki yürütücü işlev farklılıkları araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, İzmir ilinde bir çocuk-ergen psikiyatri kliniğine ilk kez başvuran ve çocuk-ergen alanında uzman bir psikiyatrist tarafından yapılan görüşme sonucunda ilk kez DEHB tanısı alan, 8-15 yaşları arasındaki 100 çocuk ve ergen oluşturmuştur. Tüm görüşmelerde: Sosyodemografik Veri Formu, Yıkıcı Davranış Bozukluklarını Tarama ve Değerlendirme Ölçeği ve psikiyatrik eş tanıları belirlemek amacıyla Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi kullanılmıştır. DEHB etiyolojisini belirlemeye yönelik yapılan çalışmalar, yürütücü işlev bozukluklarının, etiyolojide önemli bir rolü olduğunu göstermiştir. Uygulanan test bataryasının alt test puanlarına göre, DEHB alt tipleri kendi aralarında değerlendirildiğinde, dikkat eksikliği alt grubunun bileşik alt gruba göre daha iyi performans gösterdiği görülmüştür. Ebeveynlere uygulanan ölçek sonuçlarının da test sonuçlarını destekler nitelikte olduğu görülmüştür.

Hiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğuYönetici işlevler
Hande Dutar
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygusal yeme davranışı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Yapılan çalışmada, üniversite öğrencilerinin duygusal yeme davranışı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında eğitimlerine Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde devam eden 216'sı kadın, 213'ü erkek, toplamda 429 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada, Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği, Problem Çözme Becerileri Envanteri ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Çalışmada Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği toplam puanı ile Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Depresyon anksiyete stres puanları arttıkça, duygusal yeme davranışı puanları artmaktadır. Problem Çözme Becerileri Envanteri toplam puanı ve duygusal yeme davranışı puanları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği'nin alt boyutu olan depresyon, anksiyete ve stresin duygusal yeme davranışını anlamlı düzeyde yordadığı görülmektedir. Problem Çözme Becerileri Envanteri toplam puanı ile Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Problem Çözme Becerileri Envanteri puanları arttıkça, depresyon, anksiyete ve stres puanları artmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

AnksiyeteDuygusal yemeProblem çözme+3
Merve Hacıabdurrahmanoğlu
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli sığınmacı kadınlarda psikolojik dayanıklılık ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada Suriyeli sığınmacı kadınlarda psikolojik dayanıklılık ve Travma Sonrası Stres Bozukluğunun (TSSB) ilişkisinin korelasyonel araştırma deseni ile incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın çalışma grubunu Ankara Kızılay Toplum Merkezi yararlanıcısı, 18-62 yaş aralığındaki 208 Suriyeli kadın oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; sosyodemografik bilgi formu, Connor-Davidson Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (CD-PDÖ) ve Harvard Travma Envanteri'dir. Çalışma grubundan elde edilen verileri analizi için r SPPS 25 istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Araştırma sorularına yanıt vermek amacıyla ortalama, standart sapma, ilişkisiz örneklemler t testi, ilişkisiz örneklemler tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Pearson Momentler Çarpımı korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre Suriyeli sığınmacı kadınlarda psikolojik dayanıklılık ve TSSB arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Elde edilen veriler literatür ışığında tartışılmıştır.

GöçmenlerMültecilerPsikolojik dayanıklılık+4
Gülşah Akçay Civriz
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler arasında duygu düzenleme, anne-baba tutumu ve sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler arasında duygu düzenleme, anne-baba tutumu ve sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 209'u kız, 188'i erkeklerden oluşan 397 lise son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada demografik bilgiler formu, Westside Sınav Kaygısı Ölçeği, Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ) ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler üzerinde, sınav kaygısı, duygu düzenleme ve anne-baba tutumlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakmak için bağımsız gruplar t-testi; anne ve baba eğitim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakmak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonrası belirlenen anlamlı farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analiz tekniklerine geçilmiştir. Varyansların homojen olduğu durumlarda kullanılan Scheffe çoklu karşılaştırma tekniği kullanılmıştır. Sınav kaygısı, duygu düzenleme ve anne-baba tutumu arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi yapılmıştır. Son olarak, anne-baba tutumu ile duygu düzenleme ölçeği puanlarının sınav kaygısı yordama düzeyi puanlarını belirlemek üzere Aşamalı Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Anne-baba tutumu, duygu düzenleme, sınav kaygısı, lise son sınıf öğrencileri

Ana-baba tutumuDuygu düzenlemeSınav kaygısı+3
Melike Karaçor
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belirsizliğe tahammülsüzlük ile bilişsel esneklik düzeylerinin psikolojik semptomlar üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, belirsizliğe tahammülsüzlük ile bilişsel esneklik düzeylerinin psikolojik semptomlar üzerinde yordayıcı bir etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmaya farklı bölümlerde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş olan 398 kadın ve 118 erkekten oluşan toplam 516 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada ölçme araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri ve Kısa Semptom Envanteri kullanılarak araştırma yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonucuna göre, bilişsel esneklik düzeylerinin erkeklerde daha yüksek olduğu, psikolojik semptom ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerin ise cinsiyet değişkenine göre farklılaşmadığı saptanmıştır. Bununla birlikte, belirsizliğe tahammülsüzlük ile psikolojik semptomlar alt boyutları arasında pozitif; bilişsel esneklik ile psikolojik semptomlar alt boyutları arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, hem belirsizliğe tahammülsüzlük hem de bilişsel esnekliğin psikolojik semptomlar üzerinde yordayıcı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Alanyazından elde edilen bilgiler kapsamındaki bulgulara göre tartışılmıştır.

Belirsizliğe tahammülsüzlükBilişsel esneklikRuhsal semptomlar+2
Neslişah Berdan
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alkol ve madde kullanım bozukluğu olan bireylerde tedavi motivasyonunun içselleştirilmiş damgalanma ve algılanan sosyal desteğe göre incelenmesi

Bu çalışma, alkol madde kullanım bozukluğu olan bireylerde içselleştirilmiş damgalanma ile algılanan sosyal desteğin tedavi motivasyonu ile ilişkisini ve bunlarla ilişkili bazı sosyodemografik değişkenleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi Mersin'de Çematem ve Amatem kliniklerinde ve Gaziantep Amatem kliniğinde 2021 yılında mart ve mayıs ayları arasında yatarak tedavi görmekte olan, araştırmaya dair bilgilendirilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 18-65 yaş aralığındaki 102 hastadan oluşmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik Veri Formu, Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Tedavi Motivasyonu Anketi veri toplamak amacı ile kullanılmıştır. Çalışmada toplanan veriler bağımsız örneklem t testi, ANOVA, Kruskal Wallis-H Testi ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon Analizi yöntemi, yordama düzeyini incelemek için ise Çoklu Regresyon Analizi yöntemi kullanılmıştır. Kullanılan madde türü ve yaşadıkları yere göre tedavi motivasyonlarının farklılaştığı araştırmada elde edilen bulgular arasındadır. Bunun yanı sıra aileden alınan sosyal desteğin bireylerin içsel motivasyon ve kişilerarası yardım arama düzeylerine, özel bir insandan alınan sosyal desteğin dışsal motivasyon düzeylerine, sosyal geri çekilmenin ise bireylerin içsel motivasyon düzeylerine pozitif yönlü anlamlı bir katkı sağladığı saptanmıştır. Ayrıca algılanan ayrımcılığın bireylerin kişilerarası yardım arama düzeylerine, kalıp yargıların onaylanma düzeylerinin ise arkadaştan alınan sosyal destek düzeylerine negatif yönde anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür.

AMATEMAlgılanan sosyal destekAlkol bağımlılığı+7
Sena Nur Ulukök
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan stres ve duygusal yeme arasındaki ilişki: Duygusal zeka ve psikolojik sağlamlık değişkenlerinin aracı rolü

Yapılan çalışmada algılanan stres ile duygusal yeme davranışları arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlık ve duygusal zeka değişkenlerinin aracı rolü incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi 2020-2021 eğitim öğretim döneminde herhangi bir üniversite programına kayıtlı üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. 459'u kadın, 79'u erkek olmak üzere toplam 538 öğrenci katılmıştır. Çalışmada Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Schutte Duygusal Zeka Ölçeği kullanılmıştır. Anketler aracılığıyla elde edilen verilerin analizi için IBM SPSS 22 versiyonu ve AMOS programları kullanılmıştır. Çalışmada Algılanan Stres Ölçeği toplam puanı ile Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği toplam puanı arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Algılanan Stres puanı arttıkça duygusal yeme davranışı puanı da artmaktadır. Cinsiyet bakımından duygusal yeme puanları incelendiğinde kadınların erkeklere göre daha fazla duygusal yeme davranışı sergiledikleri tespit edilmiştir. Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Puanı ile Duygusal Yeme Ölçeği Toplam Puanı arasında anlamlı ve ters yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Psikolojik Sağlamlık puanı azaldıkça Duygusal Yeme toplam puanı artacağı söylenebilmektedir. Algılanan stres ile duygusal yeme arasındaki ilişkide, psikolojik sağlamlık değişkeninin aracı rolünün varlığı tespit edilmiştir. Algılanan stres ile duygusal yeme arasındaki ilişkide, duygusal zeka değişkeninin aracı rolü bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, araştırma sonuçları ve bazı öneriler sunulmuştur.

Beslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yemeDuygusal zeka+4
Pınar Demir
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerde madde kullanma eğilimi ile üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada; genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimi, üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 258' i kadın, 135' i erkek olmak üzere 20-45 yaş aralığındaki genç yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği, Üst biliş Düşünme Becerileri Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları- Çocuk Formu ve Rotterdam Duygusal Zeka Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans analizi (ANOVA), Çoklu Regresyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Regresyon analizleri sonucunda; üst biliş düşünme becerileri alt boyutlarının genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimini yordamadığı, duygusal zekanın ise yalnızca kendi duygularını değerlendirme ve başkalarının duygularını kontrol etme boyutlarının madde kullanma eğilimini yordadığı bulunmuştur. Algılanan ebeveyn tutumlarının madde kullanma eğilimini yordayıp yormadığına bakıldığında hem anne hem de babanın aşırı koruyucu ve reddedici tutumunun madde kullanma eğilimini yordadığı, duygusal sıcaklık boyutunun ise yordamadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır.

Ana-baba tutumuDuygusal zekaDüşünme becerileri+5
Seda Tığlıoğlu
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve İsveç vatandaşlarında COVID-19 korkusunun depresyon, anksiyete, stres ve ölüm kaygısı üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada 2019 yılında ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınının Türkiye ve İsveç vatandaşlarında Covid-19 korkusu, depresyon, anksiyete, stres ve ölüm kaygısı üzerine ne düzeyde etkisinin olduğu ve bu etkinin anlamlı olup olmadığı araştırılmıştır.

AnksiyeteCOVID 19Depresyon+5
Gizem Renkal
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya bağımlılığı ile güvensiz bağlanma arasındaki ilişkide Kovid-19 kaygısının aracı rolü

Bu araştırmada, sosyal medya bağımlılığı ile güvensiz bağlanma arasındaki ilişkide Kovid-19 kaygısının aracı bir rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmaya farklı fakültelerde lisans öğrenimi gören, uygun örnekleme yöntemiyle seçilmiş 740 kadın ve 222 erkekten oluşan toplam 962 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada ölçme araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği kullanılmıştır. Analizler, güvensiz bağlanma alt gruplarından kaygılı bağlanmanın, Kovid-19 kaygısını ve sosyal medya bağımlılığını yordadığını, Kovid-19 kaygısı aracı değişken olarak atandığında kaygılı bağlanmanın sosyal medya bağımlılığı üzerindeki yordayıcı etkisinin düştüğünü ortaya koymuştur. Sonuç olarak, kaygılı bağlanmanın sosyal medya bağımlılığı üzerindeki etkisinde Kovid-19 kaygısının kısmi bir aracı rolünün olduğu görülmüştür. Bir diğer güvensiz bağlanma alt grubu olan kaçınan bağlanmanın ise Kovid-19 kaygısını yordamadığı fakat sosyal medya bağımlılığını yordadığı görülmüştür. Sonuç olarak kaçınan bağlanmanın sosyal medya bağımlılığı üzerindeki etkisinde Kovid-19 kaygısının aracı rolünün olmadığı görülmüştür.

BağımlılıkCOVID 19Güvensiz bağlanma+4
Merdan Zengin
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk çağı travması olan üniversite öğrencilerine yönelik grupla sanat terapisi müdahale programının somatizasyon ve öz şefkat üzerine etkisi

Bu çalışmada çocukluk çağı travması olan üniversite öğrencilerine yönelik grupla sanat terapisi müdahale programının somatizasyon ve öz şefkat üzerindeki etkisine bakılmıştır. Programın etkililiği ön test-son test ölçümlü ve deney- kontrol gruplu deneysel desenle toplam 18 öğrenciden (deney grubu N= 9 kontrol grubu N=9) oluşan bir örneklem ile test edilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öz-Şefkat Ölçeği, Belirti Tarama Listesi Somatizasyon Alt ölçeği ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, somatizasyon, öz şefkat ve çocukluk çağı travmaları arasında ilişki bulunamamıştır. Çalışmanın diğer sonucu ise grupla sanat terapisi müdahale programının öz şefkat ve somatizasyon üzerinde etkisi olmadığıdır. Mevcut bulgular ilgili literatür ile birlikte değerlendirilmiş; araştırmanın sınırlılıkları, güçlü yanları ele alınmış ve gelecek çalışmalara katkı sağlayacak önerilerde bulunulmuştur.

Safiye Gülay Toker
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00

Diğer danışmanlar