Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Alpargu

11 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Karabağnameler çerçevesinde Karabağ'da siyasi ve askeri gelişmeler

Hakim bir noktada yer alan Karabağ bölgesi, birçok devletin dikkatini çekmiş ve egemenliği altına girmiştir. Söz konusu bölgeye hakim olan devletlerden bir tanesi de Safevi Devleti'dir. Nadir Şah'ın iktidarının sonlarına doğru Safevi Devleti'nde görülen zayıflama, hanlıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu hanlıklardan biri olan Karabağ Hanlığı, Nadir Şah'ın ölümünden sonra kurulmuş ve Rus işgaline kadar bağımsızlığını sürdürmüştür. Penah Ali Han, önce Nadir Şah'a karşı hakimiyet mücadelesi vererek daha sonra da etraftaki hanlıkları egemenliği altına alarak Karabağ Hanlığı'nı kurmuştur. Penah Ali Han'dan sonra tahta çıkan İbrahim Halil uzun süre iktidarda kalmış ve sınırları genişletmiştir. İbrahim Han dönemi bir yandan başarılarla dolu geçerken Rusların Kafkasya'ya doğru ilerlemesiyle durum değişmiş ve hanlık Rusya'ya bağlanmıştır. 1805 Kürekçay, 1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay Antlaşmaları, Karabağ Hanlığı'nı Rusya'ya bağlı hale getirmiştir. Bu çalışma, Penah Ali Han'ın, Hanlığı kurma mücadeleleri ile başlayıp İbrahim Han dönemi ve sınırların genişletilmesi ile devam edip Rusya'nın Kafkasya'ya ilerlemesi ve Türkmençay Antlaşması ile sona ermiştir. Türkmençay Antlaşması'ndan sonra Ermeni Devleti kurmayı amaçlayan Rusya, Kafkasya bölgesine Ermenileri yerleştirerek nüfus çoğunluğunu sağlamalarına zemin hazırlamıştır. Yerleşilen yerlerden biri olan Karabağ bölgesinde bu antlaşmadan sonra Rus ve Ermeni işgali başlamıştır.

KarabağKarabağ Hanlığı
Zühre Nur Pehlivan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Edward Terry ve Francisco Pelsaert'in seyahatnameleri ışığında Cihangir döneminde Babürlü devletinde yönetim ve yaşayış

Bu çalışmada Cihangir döneminde Babürlü devletinin siyasi, ekonomik ve dini yapısı incelenmiştir. Cihangir döneminde meydana gelen gelişmelerden dolayı Avrupalı güçler için adeta bir ticaret toprağı olan Babürlü toprakları pek çok seyyahın uğrak noktası olmuştur. Bu seyyahlardan sadece iki tanesi olan Terry ve Pelsaert, bölge, devlet ve topluma dair gördüklerini seyahatnamelerinde aktarmışlardır. Bu çalışmada Edward Terry ve Francisco Pelsaert'in eserleri temel alınarak, Cihangir döneminde Babürlü siyasetinin önemli gelişmeleri, devrin ticari durumu ve devletin dinler ile olan ilişkileri aktarılmıştır. Aktarılan bilgiler ışığında, devlet içerisinde meydana getirilmiş olan kültürel ve dini uzlaşının topluma etkisi ve sonuçları farklı başlıklar altında belirtilmiştir. Öyle ki ortaya çıkan Babürlü kimliği bazen dini yapıyı etkilerken bazen ise devlet toplum ilişkilerine yön vermektedir. Yapılmış olan çalışma bu durumu bazen devlet ve hükümdar penceresinden bazen seyyahların gözünden bazen ise dini yapılanmaların eylemleri üzerinden değerlendirmektedir.

Babürlü DevletiDin-devlet ilişkileriDini yapı+3
Emre Ömür
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

19. Yüzyılda Azerbaycan cedidizminde kadın olgusu

Azerbaycan veya resmî adıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Batı Asya ile Doğu Avrupa'nın kesişim noktası olan Kafkasya'da yer almaktadır. Güney Kafkasya'nın en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi olan Azerbaycan'ın doğusunda Hazar Denizi, kuzeyinde Rusya, kuzeybatısında Gürcistan, batısında Ermenistan ve güneyinde İran ile komşudur. Kendisine bağlı olan Nahcivan Özerk Cumhuriyeti'nin ise kuzey ve doğusu Ermenistan ile güneyi ve batısı İran ile çevrilmiştir, Türkiye ile de 17 km'lik sınırı bulunmaktadır. Tarihi içinde birçok medeniyete ev sahipliği yapan Azerbaycan'da eski çağlardan itibaren yoğun bir Türk yerleşimi bulunduğunu görmekteyiz. Selçuklu egemenliği ve onu takip eden beylikler, Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleri ile Safevi Devleti zamanında Türk kültürü bütün unsurları ile bölgede egemen konumda olmuştur. 19. Yüzyılda Azerbaycan Türklerini ikiye bölen siyasi gelişmeler ortaya çıkmış, Azerbaycan kuzey ve güney olarak ikiye ayrılmıştır. Azerbaycan özellikle 19. Yüzyıldan başlamak üzere bir yenileşme hareketi süreci içine girmiş, bu çerçevede değişim talepleri ön plana çıkmaya başlamıştır. Kadın problemi birçok doğu ülkesinde olduğu gibi Azerbaycan'da da problem olma vasfını sürdürmüş olup klasik kadın anlayışındaki değişmelerin izlenmesi de bu yönden önem taşımaktadır. Bu durumu göz önünde tutarsak Ceditcilik hareketinin bu yönden de izlenmesi sonucuna varmamız mümkündür. "Azerbaycan'da Ceditcilik Hareketinde Kadın Olgusu" başlığıyla ele alacağımız çalışmamızda 19.Yüzyılın sonu itibariyle Türk dünyasında başlayan yenileşme hareketinin Azerbaycan'daki yankıları ve Azerbaycan kadınların bu hareketteki fonksiyonu ne olmuştur sorusuna cevap arayacağız. Çalışmanın neticesinde yenileşme hareketleri nasıl bir gelişim göstermiş, bölgede kadınlar durumdan hangi ölçüde nasıl etkilenmiştir hususunu dönemin kaynakları yardımıyla anlamaya çalışacağız. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan, Cedidizm, Kadın

19. yüzyılAzerbaycanKadınlar+4
Reyhan Yakışan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Çarlık Rusyası'nın Türkistan sahasını işgalinde bir Rus general: Mihail Dimitrieviç Skobelev

Çarlık Rusya Kırım Savaşı'nda (1853-1856) Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa ve Piyemonte-Sardinya müttefik güçleri karşısında mağlup olunca Balkanlar üzerinden Avrupa'ya ve Karadeniz üzerinden Akdeniz'e ilerleyemeyeceğini anlamış, bu sebeple bahsi geçen devletlerin, özellikle de İngiltere ve Fransa'nın karşısında durabilmek amacıyla Türkistan'a yönelmiştir. Bu tez, Rusya'nın mevcut politikasını değiştirdikten sonra Türkistan'ı var gücüyle işgal etmeye çalıştığı 1873-1882 yılları arasında, bölgede aktif görev alan Mihail Dimitrieviç Skobelev'in hayatını ve Türkistan merkezli faaliyetlerini ele almaktadır. Türkiye'de Türkistan'ın işgali meselesi pek çok kez konu edilmiş ve düzenlenen seferler anlatılırken Skobelev'den de bahsedilmiş olmasına rağmen Türk memleketlerinin işgal sürecinin neredeyse tamamında yer alan bu general hakkında müstakil bir çalışma yapılmamış olması konunun seçilmesinde belirleyici etken olmuştur. Amaç, Skobelev'in hayatını, bir bütün halinde ele alarak Türkistan'ın işgalinde oynadığı role ışık tutmaktır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde Skobelev'in ailesi, yetiştiği ortam ve aldığı eğitim hakkında bilgiler verilerek onu askerî eğitim almaya iten sebepler üzerinde durulmuştur. Çarlık Rusya'nın XIX. yüzyılın ikinci yarısından yıkılışına kadar geçen sürede yapmış olduğu askerî faaliyetlerin neredeyse tamamında görev alan general ve subayların yetiştirildiği Nikolaevskaya Akademisi'ne kabul edilişi, burada aldığı eğitimler ve mezun olduktan sonra genelkurmaya girişi anlatılmıştır. İkinci bölümde Rusların Türkistan'a yönelmesine sebep olan hususlar üzerinde durulmuş ve o dönemde Türkistan'ın siyasî ahvâli incelenmiştir. Yine Skobelev'in Türkistan'a gönderildikten sonra görev aldığı 1873 yılında gerçekleştirilen Hive Seferi ile 1875 yılında düzenlenen Hokand Seferi ayrıntılı bir şekilde ele alınmış ve Skobelev'in bu iki seferde aldığı görevlerden ve kazandığı başarılardan bahsedilmiştir. Araştırmamızın üçüncü ve son bölümünde Ruslar açısından Skobelev'in Türkistan'da kazandığı en büyük başarı olarak görülen Ahal Teke Seferi anlatılmış ve Skobelev komutanlığındaki Rusların Türkmen bölgesini işgal ederken yaptığı katliamlara değinilmiştir. Yine bu bölümde Skobelev'in Avrupa'da ve Balkanlar'da yaptığı Panslavizm söylevleri üzerinde durulmuş ve şüpheli ölümü hakkında bilgiler verilerek buna dair ortaya atılan görüşlere yer verilmiştir. Son olarak Skobelev'in Rus Devleti ve Slav halkları nazarındaki itibarından bahsedilmiş ve ona karşı gösterilen ilginin neden canlı kaldığı sorusuna cevap aranmıştır.

GenerallerKırım SavaşıRusya+5
Murat Özkan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

1800-1865 yılları arasında Buhara Emirliği

Türkistan tarihi dünya tarihinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bölgenin Avrasya'nın merkezinde yer alması, İpek Yolu güzergâhında bulunması ile İran yerleşik ve İç Asya göçebe kültür unsurları arasında geçiş noktası üzerinde olması böyle bir çıkarımda bulunmamızın en önemli nedenleri arasında sayılabilir. Bu çalışmada Türkistan tarihinin ?en uzun yüzyılı?nda 1800?1865 yılları arasındaki zaman dilimi seçilerek Buhara Emirliği işlenmiştir.Araştırmada, önce mekânsal ve tarihî arka plan verilerek emirlik tanıdık kılınmaya çalışılmıştır. Sonra ana konu çerçevesinde Buhara Emirliği'nin siyasi tarihi kadar Rus işgaline giden süreçte durumu ve takip ettiği politikaları analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, ilk olarak Emir Haydar (1800?1826), Emir Hüseyin (1826), Emir Ömer (1826?1827), Emir Nasrullah (1827?1860) ve Emir Muzafferüddin (ilk beş yılı: 1860?1865) dönemlerinde öne çıkan siyasi gelişmeler ele alınmıştır. Bunlar arasında olmak üzere hükümdarların tahtı ele geçirme girişimleri, kardeşler arasındaki taht kavgaları, emirlerin ülke içinde çıkan isyanlarla mücadeleleri, emirlikte meydana gelen iktisadi gelişmeler, komşu hanlıklar ve diğer devletlerle ilişkiler gibi konular ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur.Bundan sonra Rus işgaline giden süreç içinde Buhara Emirliği'nin meşruiyet sisteminde yaptığı değişim ve etkileri, askeriyenin durumu, eğitim anlayışı ve medreselerin ahvali, ticaretin gelişmesi ve etkileri, komşu Hive ve Hokand Hanlıkları'nın yanı sıra Osmanlı ve İngiltere ile münasebetlerin seyri detaylandırılarak ülke yöneticilerinin izledikleri politikalar değerlendirilmeye tabi tutulmuş ve Rus işgalinin hangi şartlar çerçevesinde başarı kazandığı açıklanmıştır.

Mangıt HanedanlığıMaveraünnehirRus işgali
Muhammed Bilal Çelik
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bir tarihçi olarak Mirza Haydar Duğlat

Bu tez, Tarih-i Reşidî adlı eseri yalnızca Türkçe'ye çevrilen ve üzerinde başka bir çalışma olmayan Mirza Haydar'ın tarihçi yönünü ortaya koyma ve bir asker ve yönetici olarak onu anlatma çalışması olarak kabul edilebilir

Mirza Haydar DuğlatMoğollarOrta Asya+4
Serap Taştekin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tarihi açısından de Administrando Imperio'nun değerlendirilmesi

Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıkan, merkezi Konstantinopolis olan ve Doğu Roma İmparatorluğu olarak da bilinen Bizans İmparatorluğu bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdürmüştür. Türkler de uzun yıllar boyunca, değişik isimler ile devletler kurarak tarihe damgalarını vurmuşlardır. Kaçınılmaz olarak ilişkileri olan bu iki büyük gücün tarihlerinin araştırılmasında başvurulan kaynaklardan biri De Administrando Imperio (İmparatorluk Yönetimi Üzerine)'dur. Özellikle X. yüzyılda Bizans İmparatorluğu ve Karadeniz'in kuzey kesimlerindeki kavimlerin tarihleri için son derece önemli bir eserdir. Bu tez çalışmasının yoğunlaştığı Peçenekler ve Hazarlar ile Bizans İmparatorluğu'nun ilişkilerine yönelik çarpıcı bilgiler sunmaktadır.De Administrando Imperio, 913-959 yılları arasında tahtta bulunan Bizans İmparatoru VII. Konstantinos Porfirogenitos tarafından kaleme alınmıştır. Bilime değer veren bu imparator zamanında pek çok eser meydana getirilmiştir. VII. Konstantinos Porfirogenitos bu kitabı 948-952 yılları arasında, oğlu II. Romanos başta olmak üzere, imparatorluğu yönetecek kişilere yol göstermek amacıyla yazmıştır. Eser özellikle X. yüzyılda Bizans İmparatorluğu sınırları dahilindeki kavimlerin kökeni ile ilgili başka hiçbir yerde bulunmayan bilgiler ile dikkat çekmiştir. Oldukça detaylı coğrafi tanımların da yer aldığı eser, ortaya çıktığı günden bugüne kadar değerini muhafaza etmiştir.Bu tez çalışması ile De Administrando Imperio'nun genel bir değerlendirmesinin yanı sıra Peçenekler ve Hazarlar ile ilgili kısımlar üzerine bir inceleme yapılmaya çalışılmıştır.

Bizans İmparatorluğuHazarlarPeçenekler+2
Fatma Koçak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Başlangıcından Rus hakimiyetine kadar Kumuk Türkleri ve Tarku Şamhallığı

Kafkasya tarih boyunca çeşit kavimlerin istilasına ya da göçüne sahne oldu. Bazı kavimler ise Kafkasya'ya gelerek burasını yurt edindiler. Bu kavimlerden birisi de Türkler idi. Tarihin farklı dönemlerinde Kafkasya'ya gelen çeşitli Türk boyları burada yeni bir Türk topluluğu oluşturdular. Kumuk Türkleri olarak bildiğimiz bu Türk topluluğu Tarku Şamhallığını kurdular. Şamhallığın kuruluş tarihi bilinmemekle beraber, Şamhallık XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kafkasya'daki siyasi gelişmelerin içerisinde yer aldı. XVI. yüzyılın sonlarına gelindiğinde ise bu siyasi gelişmelerin seyrini değiştirebilecek bir güce ulaştı.Tarku Şamhallığının en güçlü döneminde hanedan üyeleri arasında yaşanan saltanat mücadelesi Şamhallığın parçalanmasına neden oldu. Tarku Şamhallığı ile Şamhallıktan ayrılan beylikler arasında Dağıstan hâkimiyeti için yaşanan mücadele Şamhallığın gücünü zayıflattı. Ancak Kumuklar Rus ve İran saldırılarına karşı birlikte hareket etmeyi başardılar.Tarku Şamhallığı XVII. yüzyılın ortalarına doğru Şamhallıktan ayrılan beylikleri tekrar hâkimiyeti altına alarak eski gücüne ulaştı. Ancak II. Surhay Şamhalın ölümünden sonra tahta geçenler ülkeyi idare etme kabiliyetinden yoksun olduklarından Şamhallık giderek zayıfladı ve XVIII. yüzyılda Rusya'nın nüfuzu altına girdi. Bu dönemde Endirey Beyliği dışındaki Kumuk beylikleri ve Tarku Şamhallığı tamamen Rusya'nın hizmetinde yer aldılar. Endirey beyliği ise Rusya karşıtı ve Osmanlı Devleti yanlısı bir siyaset takip etti. Bu siyaset Endirey beyliğini dış etkilerden bir süre uzak tuttu. Ne var ki Rusya'nın Dağıstan'ı ele geçirmek için düzenlediği Hazar Denizi Seferi neticesinde Dağıstan kısa bir süreliğine Rusya'nın hâkimiyeti altına girdi. Bu dönemden itibaren gerek Osmanlı Devleti'nin gerekse İran'ın Dağıstan'ı ele geçirmek için yaptıkları girişimler sonuçsuz kaldı. Neticede Kumuklar üzerindeki Rus nüfuzu giderek arttı ve Rusya XIX. yüzyılın başlarında Kumuklardan ciddi bir direniş görmeden Tarku Şamhallığını ele geçirdi. Bu çalışmada Tarku Şamhallığının siyasi tarihi ele alınıp Şamhallığın Kafkas kavimleri ile ilişkileri ve Osmanlı, Rusya ve İran Devletleri ile münasebetleri incelenmiştir.

16. yüzyıl17. yüzyıl18. yüzyıl+6
İsmail Bülbül
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Özbek tekkeleri

Özbek tekkeleri siyasal, askeri ve sosyal tarihimizde çok önemli bir yere sahip olmasına ragmen unutulup gitmislerdir. Bu çalısma ile Özbek tekkelerinin Türk tarihindeki önemi tekrar hatırlatılmaya çalısılmıstır. Çalısmanın ilk bölümünde Özbek tekkelerinin tanıtılması amacıyla beserî özellikleri üzerinde durulmus, tekkelerin seyhleri ve gelir kaynakları hakkında bilgi verilmistir. kinci bölümde ise Sultan II. Abdülhamit'in Pan-slam politikası içerisinde Özbek tekkelerinin yeri üzerinde durulmus ve hacıların birçok ihtiyacını karsılayan Özbek tekkelerinin Osmanlı devleti için önemi vurgulanmaya çalısılmıstır. Üçüncü bölümde ise Naksibendî tarikatına baglı olan Özbek tekkelerinde yapılan ibadetler anlatılarak, dini hayatın anlasılabilmesi hedeflenmis ve tekkelerin gelir kaynaklarının nerelerden saglandıgı anlatılmıstır. Dördüncü bölümde Özbek tekkelerinin Milli Mücadele'ye verdikleri destek üzerinde durulmus ve sanat okulu gibi çalısan tekkelerin seyhlerinin verdikleri eserler ele alınmıstır. Son bölüm olan besinci bölümde ise Özbek tekkelerinin iç ve dıs politikadaki yeri üzerinde durulmus, toplum üzerindeki etkileri anlatılmaya çalısılmıstır.

Seda Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Ermeni meselesi çerçevesinde 1893 Ankara mahkemelerinin yeri ve önemi

6 Ocak 1893 tarihinde başta Merzifon çevresindeki birçok kasaba ve köyde, resmi binalara, cami ve kilise kapılarına, bazı evlerin duvarlarına Osmanlı hükümeti ve padişah aleyhinde bildirilerin yapıştırılması ile hükümetin ve yabancı devletlerin dikkati Anadolu'nun ortasındaki bu bölgeye çevrilmişti. Osmanlı Devleti, başlattığı geniş çaplı inceleme ve araştırmalar sonucunda olayların Merzifon Hınçak İhtilal Cemiyeti tarafından planlandığını, bu cemiyetin başında ise Merzifon Anadolu Koleji'nde öğretmenlik yapan Karabet Tomayan ile Ohannes Kayayan'ın bulunduğunu ve bildirilerin kolejde yer alan bir matbaada basılarak dağıtıldığını ortaya çıkardı. Ardından iki kolej öğretmeni de dahil olmak üzere olaylara karıştıkları tespit edilen Ermenilerin tutuklanma süreci başlatıldı. Osmanlı Hükümeti mahkemenin emsallerine ibret olacak şekilde gerçekleştirilmesini, bu türden olaylara bir daha fırsat verilmemesini istiyordu. Fakat alınan bütün bu önlemlere rağmen başta İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere yabancı devletlerin mahkeme sürecine müdahaleleri son derece dikkate değerdir. Ankara Mahkemesi'nde 59 sanık bulunduğu halde, Avrupalı bir hanımla evli olan ve bir misyoner okulunda öğretmenlik yapan Karabet Tomayan'dan dolayı mahkeme adeta bir Tomayan davasına dönüştü. Pek çok yabancı konsolosun ve gazetecinin takip ettiği Ankara Mahkemesi sonucunda aralarında Tomayan ve Kayayan'ın da bulunduğu 17 kişiyi idama mahkûm edildiler. Padişah II. Abdülhamit, sadece İngiltere Hükümeti tarafından defalarca yinelenen istekler ve baskılar üzerine, diğerlerine örnek olmaması, bir istisna sayılması, hür ve bağımsız Osmanlı Devleti'nin hukukuna sonradan müdahale edilmemesi şartıyla Tomayan ve Kayayan isimli iki suçlunun bir daha geri dönmemek üzere Osmanlı ülkesi dışına sürülmelerine karar verdiği gibi diğer mahkûmların cezalarını da büyük ölçüde azalttı.

Abdülhamid IIErmeni olaylarıErmeni sorunu+2
Zeynep İskefiyeli
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

XV. ve XVII. yüzyıllarda Batılı seyyahların Türkistan ve Volga Boylarına seyahatleri

Altınordu Hanlığı'nın Timur'un darbeleriyle yıkılmasının ardından ortaya çıkan siyasî kargaşa ve yeniçağdaki coğrafi keşiflerle Çin ve Hindistan'a ulaşmak için okyanus yollarının keşfi antik kara ticaret yollan üzerindeki Volga- Hazar sahası, Kırım ve Türkistan' m gerileme sürecine girişini sağlamıştır. Coğrafi keşiflerle okyanus yollarının keşfine rağmen antik kara ticaret yollan önemini hemen yitirmemişti. Portekiz, İspanya ve Hollanda gibi yeni okyanus yollarının hakimlerinin rakipleri konumundaki İtalya Cumhuriyetleri, Almanya ve İngiltere doğunun zenginliklerine ulaşabilmek için kara ticaret yollarının imkanlarını tetkik etmek üzere ticaret heyetlerini kuzeydeki Arhangelsk limanı ve Karadeniz'in kuzey sahillerindeki Kefe ve Azak limanlan vasıtasıyla Rusya, İran ve Türkistan Hanlıklarına göndermişlerdi. Altınordu Hanlığı'nın inkırazından sonra ortaya çıkan Sibir, Kazan, Astrahan ve Kınm Hanlıklan'nın parçalanmışlıktan doğan zafiyetleri ve bölgedeki güç boşluğunu doldurmak kabiliyetlerinin olmamasından doğan, büyüyen Rus ihtirası karşısındaki acziyetleri, Kafkasya ve İran'da Osmanlı- Safevi Çarpışması, Kınm sahasında Venedik ve Cenevizlilerin hanlarla varlık mücadelesi ve Türkistan'daki siyasî kargaşa bu ticaret teşebbüslerinin akamete uğramasına sebep olmakla birlikte bu ticaret heyetlerinin arkalarında bıraktıklan raporlar bu dönemdeki Türk topluluklarının kültürel, sosyal ve ekonomik hayatına ait önemli tarihi bilgiler bırakmalarına imkan vermiştir. IV

SeyahatSeyyahlarTicaret+3
Hülya Yaban
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00

Other supervisors