Theses supervised by Prof. Dr. Metin Fikret Genç

18 theses · İnönü University

DoctorateOpen AccessTR

Aile sağlığı merkezine başvuran Tip 2 diyabetli bireylerin diyabet öz yönetimleri ile diyabet komplikasyonlarına ilişkin risk algılarının incelenmesi

Amaç: Bu çalışma, Aile Sağlığı Merkezine başvuran Tip 2 diyabetli bireylerin diyabet öz yönetim uygulamaları ile diyabet komplikasyonlarına yönelik risk algıları arasındaki ilişkiyi incelemeyi ve bu davranışları etkileyen belirleyicileri ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu araştırma, Ekim-Aralık 2023 tarihleri arasında Siirt Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran 200 Tip 2 diyabet hastası ile yürütülmüştür. Veriler, sosyo-demografik bilgileri, Diyabet Öz Yönetim Skalası (DÖYS) ve Risk Algı Ölçeği – Diabetes Mellitus (RPS-DM) içeren anket formuyla yüz yüze toplanmıştır. Veri analizinde korelasyon, parametrik ve nonparametrik testler kullanılmış, anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların DÖYS toplam puan ortalaması 5.63±1.52 (orta düzey) ve RPS-DM toplam puan ortalaması 4.17±1.34 olarak bulunmuştur. Yaş, tedavi tipi ve ailede diyabet öyküsü gibi faktörler öz yönetim puanları üzerinde; cinsiyet, eğitim durumu ve komplikasyon varlığı ise risk algısı puanları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratmıştır (p<0.05). DÖYS ve RPS-DM toplam puanları arasında pozitif yönde zayıf ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bulgular, özellikle diyet ve fiziksel aktivite alanlarında öz yönetim eksiklikleri olduğunu göstermiştir. Sonuç: Tip 2 diyabetli bireylerin öz yönetim ve risk algıları sosyodemografik ve hastalığa özgü faktörlerle ilişkilidir. Ailede diyabet öyküsü olan bireylerin hem öz yönetimde daha başarılı hem de risk algılarının daha yüksek olması, aile desteğinin kritik rolünü vurgulamaktadır. Komplikasyon yaşamış bireylerde dahi risk algısının yetersiz kalması, farkındalık eksikliğine işaret etmektedir. Bu bulgular ışığında, bireye özel, aile desteğini teşvik eden ve risk algısını güçlendirecek şekilde tasarlanmış etkin diyabet eğitim ve takip programlarına acil ihtiyaç duyulmaktadır.

Berfin Oktay
İnönü University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Adıyaman 112 acil sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Türkiye'de hastane öncesi acil sağlık hizmetleri hızlı gelişmektedir. Bu çalışmada Adıyaman ilinde sunulan 112 acil sağlık hizmetlerinin 2015-2019 yıllarına ait verileri incelenerek vakaların acil çağrı taleplerini ve bu vakalara sunulan hizmetleri dünyadaki diğer ambulans servislerinde yapılan uygulamalarla birlikte değerlendirmek amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu tez, tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Veriler, 2015-2019 yılları arasında 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve hastane kayıtlarının retrospektif olarak incelenmesi ile elde edilmiştir. Bulgular: Adıyaman ilinde 20-30 bin nüfusa bir istasyon düşmektedir. En sık bulunan istasyon tipi A2'dir. 2019 yılında Acil sağlık hizmetleri kapsamında görev yapmakta olan personel içerisinde en fazla oranda Acil Tıp Teknisyeni bulunmakta olup sonrasında sırasıyla paramedik, şoför, diğer sağlık personeli ve doktor bulunmaktadır. Ambulansların yaş ortalaması 4,9'dur. 2016 yılında toplamda 40.632 vaka ile karşı karşıya kalınmış, en fazla hastaneye nakil gerçekleşmiştir. Çoğunlukla medikal sebeplerden ve büyük bölümü kamu hastanelerine nakledilmiştir. Ön tanılar sırasıyla psikiyatrik, KVS, travmalar ile solunum sistemi problemleridir. Sonuç: Dünyadaki diğer uygulamalarla karşılaştırıldığında Türkiye'de ve Adıyaman ilinde 112 acil sağlık hizmetlerinin önemli bir ölçüde yaygın ve efektif olduğu tespit edilmiştir.

112 Acil Çağrı MerkeziAcil tıp servisleriAdıyaman+3
Osman Küçükkelepçe
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya üzerinden diyet yapan bireylerin ortoreksiya nervoza ve yeme tutumlarının saptanması: İnstagram örneği

Amaç: Çalışmamızın amacı: sosyal medya alanlarından olan instagramı kullanarak diyet yapan bireylerin ortoreksiya nervoza belirtilerini ve yeme tutumlarını incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırmamız tanımlayıcı çalışma olup İnstagram kullanıcısı olan, diyet yapan (kilo vermeyi, kilo korumayı hedefleyen) 421 kişiyle yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Surveymonkey anket sitesinden oluşturulan: sosyo demografik özellikleri, sağlık ve alışkanlık durumu, Uluslar arası Fiziksel Aktivite Anketi(UFAA), sosyal medya kullanımını sorgulayan, ORTO-15, Yeme Tutum Testinin bulunduğu anket linki kullanılmıştır. Verilerin analizinde 'SPSS 22.0 for Windows' programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Korelasyon Analizi, Pearson Kesin Ki-Kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Tüm değerlendirmelerde p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların %85.5'inin ortoreksiya eğiliminde olduğu ve %29.7'sinin yeme bozukluğu olduğu bulunmuştur. Çalışmamızda cinsiyet, medeni durum, eğitim seviyesi, kronik hastalık, beden kitle indeksi, diyet yapma şekli ile ortoreksiya eğilimleri arasında istatistiksel bir fark saptanmamıştır. Fiziksel aktivite ve ortoreksiya eğilimleri karşılaştırıldığında ortorektik eğilimler arttıkça fiziksel aktivite derecesinin arttığı saptanmıştır(p<0.05). Günlük instagram kullanım süresi arttıkça ortoreksiya eğilimleri artmaktadır(p<0.05).Yeme tutumlarını etkileyen faktörlere bakıldığında cinsiyet, eğitim seviyesi, diyet yapma şekli, beden kitle indeksi, günlük instagram kullanım süresinin yeme bozukluğunda istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). ORTO-15 ve YTT karşılaştırılmasında: yeme bozukluğu arttıkça bireyin ortorektik olma eğilimleri istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artmaktadır (p<0.05). Sonuç: Araştırmamız gün geçtikçe artan ortoreksiya prevalansının ve bu durumla ilişkili faktörlerin incelenmesinde daha kapsamlı çalışmaların yapılmasına katkı sağlayacaktır. Ortoreksiya nervoza kriterlerinin belirlenmesi, değerlendirilme yöntemlerinin geliştirilmesi sosyal medya kullanıcılarının bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yeme bozuklukları, ortoreksiya nervoza, yeme tutum davranışları, sosyal medya.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme davranışı+4
Sıla Özgül Tepe
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okulda diyabet programı kapsamında öğrencilere verilen diyabet eğitiminin etkinliğinin ölçülmesi

Amaç: Bu çalışma, "Okullarda Diyabet Programı" kapsamında öğrencilere yapılan diyabet eğitimlerinin, beslenme ve diyabet bilgi düzeylerine etkisini değerlendirmek amacıyla planlanan bir çalışmadır. Materyal ve Metot: Araştırmamız Adıyaman il merkezinde bulunan ortaokul 7. Sınıf ve lise 10. Sınıf öğrencilerinin diyabet eğitimi öncesi ve sonrası diyabet bilgi düzeylerinin ölçülmesi amacıyla yapılan descriptive (tanımlayıcı) özellikleri olan kesitsel (cross-sectional) bir çalışmadır. Çalışmamız toplam 344 ortaokul 7. Sınıf ve lise 10. Sınıf öğrencisine yapılmıştır. "Okullarda Diyabet Programı", Türkiye çapında yürütülen bir eğitim programıdır. Diyabet bilgi puanı; öğrencilerin diyabet ile ilgili sorulara verdikleri cevaplar puanlanarak elde edilmiştir. Bu formdan minimum sıfır (0), maksimum 100 puan alınabilmektedir. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Shapiro Wilk normallik testi ile değerlendirilmiş ve yaş, diyabet bilgi puanının normal dağılıma uymadığı (p<0,05) görülmüştür. Bu nedenle bağımlı (paired) örneklerde niteliksel verilerde (biliyor-bilmiyor, evet-hayır vb.) Mc Nemar testi, ölçülebilir verilerde (puan toplamı vb.) Wilcoxon eşleştirilmiş iki örnek testi kullanılmıştır. Tüm değerlendirmelerde p<0,05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların bilgi puanlarında eğitim sonrasında anlamlı bir artış olmuştur. Kız öğrencilerin bilgi puanları erkek öğrencilerle eğitim öncesinde anlamlı fark içermemekteyken, eğitim sonunda kız öğrencilerin bilgi puanları erkek öğrencilere oranla daha fazla artmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin %48.7'sinin akrabaları arasında en az bir diyabetli bulunmaktadır. Öğrencilerin diyabeti nereden öğrendikleri sorgulandığında; birinci sırayı aile cevabı almaktadır. Sonuç: Araştırmamız sürekli artan diyabetin olumsuz etkilerinden korunmak için yapılan eğitimlerin etkili olduğunu ve öğrencilerin bilgi düzeylerinin artmasına katkı sunduğunu göstermektedir. Okullarda Diyabet Programı kapsamında yapılan eğitim faaliyetleri devam etmelidir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, Okullarda Diyabet Programı, Sağlık.

Diabetes mellitusHalk sağlığıHasta eğitimi+2
Ahmet Demir
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Vejetaryen beslenmenin sağlık üzerine etkisi: Sistematik derleme

Amaç: Bu çalışma vejetaryen beslenmenin besin öğesi yetersizlikleri, kilo yönetimi, metabolik sendrom risk faktörleri ve bazı hastalıklar üzerine etkisini değerlendirerek konu hakkında farkındalığı geliştirmek amacıyla yapılmış bir sistematik derlemedir. Materyal ve metot: Sistematik derlemede, PRISMA (Preferred Reporting Items for Systematic review and Meta-Analysis) bildirgesi rehber alınmıştır. Literatür taraması PubMed ve Google Scholar veri tabanlarında yapılmıştır. İncelenen çalışmaları derlemeye katma ölçütleri; örneklem grubunu 18 yaş ve üzeri yetişkin insanların oluşturduğu, randomize-kontrollü, deneysel araştırmalar ve makalenin tam metnine ulaşılması olarak belirlenmiştir. Bulgular: 20'si randomize kontrollü, 13'ü deneysel ve 22 tanesi yarı deneysel çalışma olan 55 araştırma makalesi incelenmiştir. B12 vitamini, kalsiyum, selenyum ve D vitamini eksikliği vejetaryenler için potansiyel problemlerdir. Yeterli ve dengeli vejetaryen diyet, et yiyenlere oranla daha düşük vücut ağırlığı ve BKİ sağlamaktadır. Vejetaryen diyetler TC, LDL-C, HDL-C ve kan basıncını etkili bir şekilde düşürebilir. Bu bulgular, dislipideminin, özellikle de hiperkolesteroleminin ve hipertansiyonun diyet müdahalesi yoluyla yönetimi açısından önemli halk sağlığı etkilerine sahiptir. Vejetaryen beslenmenin sağlık konusunda bilinçli bireylerde Tip 2 Diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve kansere karşı fayda sağlayabileceği ancak küçük örneklem büyüklüğü ve bu yönü değerlendiren az sayıda çalışma nedeniyle bu sonuçlar dikkatli yorumlanmalıdır. Sonuç: Vejetaryen diyet düzenlerinin yeterince tanımlanması ve optimal sağlık durumu için geniş çapta savunulmadan önce daha fazla müdahale denemesi gerekmektedir. Ülkemizde vejetaryen beslenmenin sağlık üzerinde etkisine yönelik büyük örneklemli, uzun süreli ve randomize kontrollü çalışmalar yapılmalıdır. Sistematik derlememizin bulguları bu konuda yapılacak çalışmalar için yol gösterici olabilir. Anahtar Sözcükler: Besin öğeleri, sağlık, vejetaryen, vegan, yetersizlik.

Besin ögeleriBeslenmeBeslenme bozuklukları+3
Esma Aksoy Kendilci
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya kent merkezindeki farklı iki lisede öğrencilerin afet bilinç düzeylerinin ölçülmesi

Amaç: Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Battalgazi Fatih Anadolu Lisesi ve Yeşilyurt Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilerin afet bilinci düzeylerini belirlemek ve elde edilen bulgulardan yola çıkarakeksiklik görülen durumlar için öneriler sunmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamız kesitsel tipte bir çalışma olup FAL ve AMTL'nde öğrenim gören 426 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Kullandığımız anket formunda öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, afet ile ilgili genel bilgi soruları ve Afete Hazırlık Ölçeği kullanılmıştır. İstatiksel analizlerde Student t, One Way ANOVA, Ki-Kare testleri kullanılmıştır ve anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin toplam puan ortalaması 104.4±13.9 olup, en düşük puan 52, en yüksek değer 161'dir. Öğrencilerin 276'sının (%64.8) afetlere hazır olmadığı görülmüştür. Öz yeterlilik puanları yönünden iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı olup (p<0.05) Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin öğrencilerinin puanları yüksek bulunmuştur. FAL'de daha önce afet yaşama ile toplam puan arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir.(p<0.05) Afet tatbikatına katılan öğrencilerin toplam puanı katılmayan öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. (p<0.05) Sonuç: Öğrencilerin çoğunun afetlere karşı hazırlıklı olmadıkları ve herhangi bir afet eğitimi almadıkları görülmüştür. AMTL'nin öz yeterlilik toplam puan ortalaması FAL'ne göre yüksek çıkmıştır. Bu durumda ders müfredatları içerisinde afet eğitimine daha fazla ağırlık verilmeli, gerekirse seçmeli derslerle doğal afetler gibi konuların, çevredeki risklerin çocukların öğrenmesi sağlanmalıdır. Öğrencilerde afet bilinci kazandırabilmek için ailelerinde bu eğitim sürecine dâhil edilmesi gerekmektedir ve okullarda yapılan tatbikatların arttırılması ve düzenli olarak tekrarlanması sağlanmalı, eksiklikler görülerek önlemler alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Bilinci, Afet Eğitimi, Afete Hazırlık

Afet bilinciAfet hazırlığıAfetler+3
Büşra Özen
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş ilinin Elbistan ilçesindeki lise öğrencilerinde beslenme okuryazarlığının ölçülmesi ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışmada Elbistan ilçe merkezinde öğrenim gören lise öğrencilerinin beslenme okuryazarlığı, beslenme alışkanlıkları ve bununla ilişkili olan bazı sosyodemografik özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Kesitsel tipteki bu araştırma Mayıs-Haziran 2019'da 614 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi merkezindeki devlet liseleri öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma verileri 62 sorudan oluşan iki aşamalı anket formu ile toplanmıştır. Anketin birinci kısmında öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve sağlık davranışları sorgulanmış; ikinci kısımda Adolesan Beslenme Okuryazarlığı Ölçeği kullanılarak öğrencilerin beslenme okuryazarlığı ölçülmüştür. Veriler SPSS 22.0 programı ile Bağımsız Gruplarda T-Testi, Ki –kare Testi, One-Way ANOVA Testi kullanılarak analiz edilmiştir. p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan adölesanların %55.1'i kadın, %44.9'u erkek olup yaş ortalamaları 15.9±1.03'tür. Öğrencilerin %65.7'si normal ağırlıktadır. Öğrencilerin beslenme okuryazarlığı puan ortalaması 66.9±8.3'tür. Beslenme okuryazarlığı cinsiyetten, çeşitli beslenme alışkanlıklarından ve sağlık davranışlarından etkilenmektedir. Kız öğrencilerde, sigara içmeyenlerde, etiket bilgisi okuma alışkanlığı olanlarda, tam buğday ekmeği tüketenlerde ve diyet geçmişi olan adölesanların beslenme okuryazarlığı düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin vejetaryen-vegan olma durumları ile cinsiyet arasında anlamlı fark saptanmıştır. Sonuç: Çalışma sonuçlarına göre adölesanların öğün atladıkları, fast food ve asitli içecek tüketimlerinin fazla olduğu, su tüketimlerinin ihtiyacın altında olduğu ve beslenme konusundaki bilgilerinin yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerin beslenme okuryazarlığı orta düzeyde bulunmuştur. Beslenme okuryazarlığının arttırılarak istenilen düzeye gelmesi için okullarda beslenme eğitimlerine önem verilerek aile eğitimleriyle desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Adölesan Beslenmesi, Beslenme, Beslenme Okuryazarlığı

BeslenmeBeslenme okuryazarlığıErgenler+3
Hacer Kayaalp
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Miyokard infarktüsü geçiren hastalarda risk faktörleri ve laboratuvar parametrelerine göre koroner arter tutulumunun değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Son yüzyılda beklenen yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfusun toplum içindeki oransal artışı, bulaşıcı olmayan hastalıkların ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bulaşıcı olmayan hastalıkların en önemlisi, dünyada ve ülkemizde en sık ölüm sebebi olan iskemik kalp hastalıklarıdır. İskemik kalp hastalıklarının %30'unun miyokard infarktüsü ile ilk bulgusunu verdiği bilinmektedir. Miyokard infarktüsünün tipi, tutulan koroner arter segmenti, damarın darlık derecesi gibi faktörlere bağlı olarak vakaların klinik prezantasyonu ve prognozu değişiklik göstermektedir. Bu çalışmanın amacı miyokard İnfarktüsü geçiren hastalarda var olan risk faktörlerinin, tutulan koroner damarlar ile ilişkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde, Ağustos 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında miyokard infarktüsü tanısı alan hastaların dosyalarında mevcut olan risk faktörleri, lipit profili, bazı hemogram parametreleri ve D vitamini düzeyinin koroner arter tutulumuna etkisini inceleyen kesitsel tipte bir çalışmadır. Örneklem büyüklüğü analizi %95 güven aralığında %80 güçle referans çalışmanın verileri baz alınarak yapılmış, ulaşılması gereken minimum örneklem büyüklüğü 216 olarak hesaplanmıştır. Verileri değerlendirmede Ki Kare testi, bağımsız örneklem T testi, Mann Whitney U, One Way ANOVA, Kruskal Wallis ve Binominal Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Vakaların %60,7'si STEMI, %39,3'ü ise NSTEMI tanısı almış olup, kardiyovasküler risk faktörleri ile miyokard infarktüsü tipi arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır(p>0,05). Yaş, hipertrigliseridemi ve diyabet LAD tutulumunu anlamlı olarak artırmaktadır(p<0.05). Sirkumfleks arter tutulumuyla kardiyovasküler risk faktörleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır(p>0,05). Total kolesterol, LDL düzeyindeki artış ve HDL düzeyindeki azalma RCA tutulumunu anlamlı olarak artırmaktadır. Hiperkolesterolemi, düşük HDL ve vitamin D düzeyi çoklu damar tutulumunu anlamlı olarak artırmaktadır(p<0,05). Sonuç: Çoklu damar tutulumuna yatkınlığın yanında LAD ve RCA tutulumunu anlamlı olarak artıran dislipidemi, üzerinde durulması gereken önemli bir önlenebilir risk faktörüdür. LAD tutulumunu anlamlı olarak artıran diyabet faktörünü ve dislipidemiyi azaltmak için obezite ile mücadele önemlidir. Yaygın görülen ve çoklu damar tutulumunu anlamlı olarak artıran vitamin D eksikliğinin önlenmesi halk sağlığı açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Kardiyovasküler Risk Faktörleri, Koroner Damarlar, Miyokard İnfarktüsü

Kalp hastalıklarıKoroner arter hastalığıKoroner damarlar+2
Esin Çakmak
İnönü University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde çalışan asistan doktor ve hemşirelerin sigara kullanım durumu, etkileyen faktörler ve pasif sigara içiciliği farkındalık düzeyleri

Giriş: Sigara ile mücadelede sağlık çalışanlarının tedavide önemli bir yeri vardır. Bu nedenle sağlık çalışanlarında tütün ürünleri kullanma durumunun tespit edilmesi önemlidir. Türkiye'de bu konuda birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda sağlık çalışanlarında sigara kullanma oranlarının genel toplum ile benzer olduğu görülmüştür. Doktorlarda sigara kullanma sıklığı azalmasına rağmen diğer ülkelerdeki doktorlara göre yüksektir. Bu çalışma ile Turgut Özal Tıp Merkezi'nde çalışan asistan doktor ve hemşirelerin sigara kullanım durumu, etkileyen faktörler ve pasif sigara içiciliği farkındalık düzeylerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2020 yılı Haziran-Temmuz ayları arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde çalışan asistan doktor ve hemşireler üstünde yapılmıştır. Çalışma kesitsel tipte bir çalışmadır. 267 sağlık çalışanına ulaşılmıştır. Örnekleme yöntemi olarak olasılıksız örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı 3 bölümden oluşmaktadır; Sosyodemografik ve mesleki anket formu, Sigara ve pasif sigara içiciliği ile ilgili anket formu, Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testi. Verilerin analizinde Ki-kare testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır ve p<0,05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan sağlık çalışanlarında sigara içme prevalansı %24.3'tür. Kadınlarda sigara içme oranı %22,7 erkeklerde %26,5'tir. Doktorlarda sigara içme prevalansı %17,2, hemşirelerde %30,3'tür. Dahili bilimlerde sigara içme oranı daha düşükken, cerrahi bilimlerde daha yüksektir. Katılımcıların %63,1'inin düşük, %24,6'sının orta, %12,3'ünün ise yüksek düzeyde bağımlı olduğu bulunmuştur. Sigara kullanan kişilerin %30,8'i sigara dışında tütün ürünü kullanmaktadır. En çok ise nargilenin ve sarma tütün ürünlerinin kullanıldığı bulunmuştur. Bütün katılımcıların %89,1'inin iş yerinde, %56,3'ünün yaşadığı mekanda pasif sigara dumanına maruz kaldığı bulunmuştur. Sigara içen kişilerin %43,1'inde COVID-19 döneminde içilen sigara miktarında değişim olmuştur. COVID-19 döneminde sigara tüketiminde genel olarak azalma olmuştur. Sonuç: Sigara tüketimi ve pasif etkilenim sağlık çalışanlarında yüksektir. COVID-19 pandemisi dönemindeki azalma trendini kalıcı hale getirmek için stratejiler geliştirilmelidir. Anahtar kelimeler: COVID-19, Sağlık çalışanı, Sigara

DoktorlarHemşirelerMalatya+4
Deniz Bektaş
İnönü University
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Turgut Özal Medical Center nurses dietary products using status for weight loss and healthy lifestyle behaviors

Obesity is increasing al over the world and in Turkey. Obesity is one of the most important public health problems. Obesity is a major cause although many reasons on the basis of lifestyle. Individuals in the treatment of obesity can be applied to many methods. This study of health personnel as Turgut Ozal Medical Center nurses wrong diet revealing behavior and related factors, to reveal the relationship between healthy lifestyle behaviors in scale behavior. Turgut Ozal Medical Center, 816 nurses are working, it is estimated that 252 people need to be reached by the Power analysis. Polyclinics, clinics, surgery rooms and intensive care nurse as 4 groups with stratified sampling from the roster (with the number of staff who have the day considered to be 750) questionnaires were distributed on every third person on the list. Of respondents were %81,7 female and %18,3 male. Persons between ages was 20 and 50, and their average age 31.2±6,1. Diet products (light products) were use rate (sometimes and permanent) %23. Among the reasons not to use a diet product that is not useful to think in the first row (%31,8). The most consumed dietary product has been found that dietary biscuits. %7.9 of the nurse's surveyed sweeteners, vitamins and minerals, nutritional supplements for weight loss is to use products such as herbal weight loss pills and slimming tea. Of those surveyed was %1.2 weaker, at %57.6 of normal weight, %34.1 overweight, %7,1 obese. Individuals who eat fast food obesity rates were significantly higher (p<0.05). The nurses who participated in the research were Healthy Lifestyle Behaviors Mean Scale Score 119,82. Nurses highest score were in Healthy Lifestyle Behaviors subscale 24.80 in the self-realization, the lowest score 14.17 taken in exercise subgroup.

DietWeight lossObesity+3
Hülya Geçgel Koç
İnönü University · Institute of Health Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne başvuran hastaların başvurusunu etkileyen faktörler

Giriş: Sağlık her şey demektir. Sağlıkları sayesinde bireyler günlük yaşamlarını idame ettirebilirler. Bu nedenle sağlık hizmetleri insanlar için çok önemli bir konumdadır. Sağlık hizmetlerinin kullanımına etki eden pek çok faktör vardır. Bu faktörler kişisel özelliklerden çevresel özelliklere kadar pek çok unsurdan etkilenmektedir. Bu çalışma ile de İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi polikliniklerine başvuran hastaların başvurusunu etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2024 yılı Ocak-Mayıs ayları arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi polikliniklerine başvuran hastalara yapılmıştır. Çalışmamız kesitsel tipte bir çalışmadır. 404 hastaya ulaşılmıştır. Basit rastgele örnekleme yöntemi ile hastalar seçilmiştir. Veri analizinde Pearson Chi Square (Ki-Kare Testi) kullanılmış olup, p değerleri hesaplanıp p<0,05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların ekonomik durumunun sağlık kurumu tercihini etkilediği görülmüştür ve çoğunluğun önemli hastalıklarda il dışını tercih ettiği saptanmıştır. İl dışında ilk tercih edilen kurum da Ankara'da tıp fakülteleri olmuştur. Çalışmamızda ''Gittiğiniz kurumu tercih etme nedenleriniz nelerdir'' sorusuna; sırasıyla hekim bilgi beceri yeterliliği, sağlık kuruluşunda ilaç malzeme yeterliliği, mahremiyete dikkat edilmesi gibi konuların çok önemli olduğu saptanmıştır. En az önem verilen konular da kurumda tanıdıkların çalışması, yakınların tavsiyesi, otelcilik hizmetleri ve oda kalitesi olarak saptanmıştır. Sonuç: İnsanların hastaneye başvurusunu etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Hastane yönetimi hastaların başvuru yaparken en çok nelere önem verdiğini ya da en az neleri önemsediğini bilip ona göre düzenlemeler yapabilirler. Anahtar kelimeler: Sağlık hizmetleri, Sağlık Kurumu Tercihi

Kübra Seçkin
İnönü University
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Koroner arter hastalığı olan hastaların yürüyüş davranışlarının akıllı telefon kullanımı ile değerlendirilmesi

Amaç: Aterosklerotik kalp hastalığı çoğunlukla geniş damarlarda inflamasyon ve lipid birikiminin neden olduğu en sık kardiyovasküler hastalıktır. Kalp damar hastalarında egzersizin olumlu etkiler mevcuttur. Koroner arter hastalığı saptanıp revaskülarizasyon sağlanan hastalarda işlemden sonra hastaların egzersiz alışkanlıklarındaki değişikliğin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Materyal ve metot: Çalışmaya aterosklerotik kalp hastalığı saptanan 52 hasta ile koroner arter hastalığı olmayan 52 kişi kontrol grubu olarak dahil edildi. KAH alınma kriteri; koroner anjiografi ile ciddi darlık saptanıp ve revaskülarize edilmesi tanımlandı. Hastaların yürüyüş adım sayıları akıllı telefon uygulaması olan adımsayar programları kullanılarak tespit edildi. Bulgu: Çalışmaya alınan hasta grubundaki yaş ortalaması 54.73±5.07 iken kontrol grubundaki yaş ortalaması 52.92±5.15 olarak hesaplandı. Çalışmaya alınan hastaların birinci hafta, ikinci hafta ve toplam adım sayıları karşılaştırıldığında; hasta grubunda adım sayıları daha fazla olarak bulundu ve bu değerler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p= 0.01; 0.002; 0.006, sırasıyla). Çalışmaya alınan kadın bireylerin birinci hafta, ikinci hafta ve toplam adım sayıları karşılaştırıldığında; kadın hasta grubundaki adım sayıları kontrol grubunda yer alan kadın bireylere göre daha fazla olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı değildi. Çalışmaya dahil edilen erkek bireylerin bir haftalık, iki haftalık ve toplam adım sayıları karşılaştırıldığında; hasta grubunda yer alan erkeklerin adım sayısı daha fazla saptandı ve bu değerler karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p= 0.04; 0.005; 0.003, sırasıyla). Sonuç: Çalışmamızda KAH hastalarında adım sayıları belirgin olarak daha fazla saptandı. Çalışmamızda adım sayıları cinsiyetler açısından karşılaştırıldıklarında erkek popülasyondaki adım sayıları daha fazla bulundu. Cinsiyetler kendi içinde karşılaştırıldıklarında ise; KAH bulunan erkek bireylerdeki adım sayısı kontrol grubundan anlamlı olarak daha fazla bulundu.

Bilal Çuğlan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Turgut Özal Tıp Merkezinde çalışan hemşirelerde aşırı aktif mesane görülme sıklığı ve bunun yaşam kalitesine etkisi

Turgut Özal Tıp Merkezinde Çalışan Hemşirelerde Aşırı Aktif Mesane Görülme Sıklığı Ve Bunun Yaşam Kalitesine Etkisi Amaç: Bu çalışma, Turgut Özal Tıp Merkezi'nde görev yapan kadın hemşirelerde aşırı aktif mesane (AAM) görülme sıklığını, ilişkili sosyodemografik ve klinik faktörleri ve AAM'nin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı tasarımla yürütülen çalışmada, 850 kişilik evrenden dahil edilme kriterlerini karşılayan 595 kadın hemşireye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak OAB-V8 Aşırı Aktif Mesane Sorgulama Formu ve King Sağlık Anketi (KSA) kullanılmıştır. Veriler Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi ve Spearman rho korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Hemşirelerin %58,8'inde (n=350) AAM saptanmıştır. Aylık gelir düzeyi ile AAM arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuş; geliri giderine göre az olan hemşirelerde AAM oranı (%66,8), geliri yüksek olanlara (%48,0) kıyasla belirgin biçimde daha yüksek bulunmuştur (p=0,007). Adet düzensizliği olan hemşirelerde AAM oranı (%70,4), düzenli adet görenlere (%55,2) kıyasla anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0,008). Yaş (r=0,150, p<0,001) ve VKİ (r=0,092, p=0,025) ile OAB-V8 puanı arasında pozitif yönlü anlamlı korelasyonlar belirlenmiştir. OAB-V8 puanı ile KSA'nın tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı korelasyonlar saptanmış; en güçlü ilişkiler duygu durumu (r=0,580), fiziksel kısıtlamalar (r=0,572), uyku/enerji (r=0,559), rol kısıtlamaları (r=0,540) ve sosyal kısıtlamalar (r=0,529) boyutlarında gözlenmiştir (p<0,001). Sonuç: Hemşirelerde AAM görülme sıklığı yüksek bulunmuş; düşük gelir düzeyi ve adet düzensizliğinin AAM ile anlamlı ilişkisi olduğu saptanmıştır. AAM'nin hemşirelerin fiziksel, duygusal ve sosyal yaşam kalitesini olumsuz etkilediği görülmüştür. Hemşirelerin mesane sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi ve risk faktörlerine yönelik önleyici müdahalelerin planlanması gerekir.

Hilal Kurnaz Oğuz
İnönü University · Institute of Health Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis Eren Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin sigara kullanma durumlarının bağımlı kişilik ölçeğiyle ilişkisi

Dünyanın en önemli sağlık sorunu olan sigarayla mücadelede gençlerin özellikle de sağlık çalışanlarının rolü önemlidir. Çalışmamızın amacı sağlık eğitimi alan gençlerin sigara kullanma durumlarını ve bağımlı kişilik özelliğiyle ilişkisini araştırmaktır.Bitlis Eren Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'na 2011-2012 öğretim yılında okula kayıtlı ve devam eden öğrencilerin tümü örnekleme seçilmiştir. Anketler Aralık 2011-Ocak 2012'de öğrencilerle gözlem altında uygulanmıştır.Ankete katılan 413 kişinin yaş ortalaması 20,8 olup, %49,9'u erkek, %50,1'i kadındır.Grupta sigara içme oranı %29,8 olmakla birlikte erkeklerde bu oran %45,6, kadınlarda %14'tür.İçenler ve bırakmış olanlar bir grup olarak alınıp hiç içmemişlerle kıyaslandığında; halen sigara içen veya bırakmış olan öğrencilerin bağımlı kişilik puanları hiç içmemiş olanlardan yüksektir (p<0.05).Sonuç olarak sağlık eğitimi alan üniversite öğrencilerinde sigara içme sıklığının genel popülasyonla benzer olduğu ve sigara içme durumunun bağımlı kişilik özelliğiyle ilişkisi olduğu görülmüştür.Anahtar kelimeler: Bitlis Eren Üniversitesi, sigara kullanma, bağımlı kişilik, üniversite öğrencileri.

BağımlılıkSigara dumanı kirliliğiSigara içme+2
Fatma Söylemez
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya kent merkezindeki kahvehane, lokanta ve pastane sahiplerinin tütün yasağı yasası sonrası görüş ve uygulamaları

Dünyanın en önemli sağlık sorunu olan tütünle mücadelede kapalı alanlarda kullanımın yasaklanması önemli stratejilerden biridir. Bu anlamda ülkemizde 3 Ocak 2008 tarihinde 5727 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir. Çalışmamızın amacı, kapalı alanlarda tütün kullanımını yasaklayan yasadan sonra kahvehane, lokanta, pastane sahiplerinin görüş ve uygulamalarını araştırmaktır.Malatya kent merkezinde bulunan 125 kahvehane, 99 çay ocağı, 110 lokanta, 24 kafeterya, 20 pastane ve 8 birahane örnekleme seçilmiştir. Anketler Haziran-Eylül 2010'da iş yeri sahipleri veya sorumlu müdürleri ile yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır.Ankete katılan 386 kişinin yaş ortalaması 37.2'dir ve 378'i erkektir (%98). 218 (%56.5) kişi işletme sahibi iken, 168 kişi ise (43.5) sorumlu müdürdür. İşletme sahiplerinden 63'ü (%16.4) yasadan sonraki ilk üç ay içerisinde gelirlerinde değişiklik olmadığını ifade ederken, 111 kişi ise (%45.6) gelirlerinde %61 ve üzeri azalma olduğunu ifade etmiştir. Sadece kahvehane sahipleri ele alındığında ilk üç ay içerisinde gelirlerindeki azalma oranı ortalama olarak %65.5 iken, diğer işletmelerde bu oran %33'tür (p<0.05). Kahvehane dışındaki işletme sahiplerinin %9.2'si gelecekte işyerini kapatacağını ifade ederken, kahvehane sahiplerinde bu oran %40.8dir (p<0.05).Sonuç olarak yasadan en çok kahvehane sahiplerinin olumsuz etkilendiği görülmüştür.Anahtar kelimeler: Tütün yasağı, ikram sek

KahvehanelerKanunlarMalatya+3
Mert Kartal
İnönü University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanserli hastaya bakım verenlerde depresyon ve tükenmişlik düzeyinin incelenmesi

Amaç: Elazığ il merkezi Fırat Üniversitesi Onkoloji 1 ve Onkoloji 2 Servisinde yatan kanserli hasta yakınlarının Tükenmişlik ve Depresyon düzeylerini belirlemek ve elde edilen bulgular ışığında eksiklik görülen durumlar için öneriler sunmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamız Tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir çalışma olup Fırat Üniversitesi Onkoloji 1 ve Onkoloji 2 Servisinde yatan kanser hastalarına bakım veren 349 hasta yakını üzerinde yapılmıştır. Kullandığımız anket formunda bakım verenlerin demografik özellikleri, Beck Depresyon Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde; verilerin tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, medyan en düşük, en yüksek değerleri kullanılmıştır. Değişkenlerin dağılımı Kolmogorov Simirnov testi ile ölçülmüştür. Nicel bağımsız verilerin analizinde Kruskal-Wallis H testi (Post-Hoc Dun-Bonferroni testi), Mann Whitney U testi kullanıldı. Değişkenler arasındaki ilişkinin tespitinde Spearman Korelasyon testi, Çok Değişkenli Lojistik Regresyon Modeli kullanıldı. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza katılan bakım vericilerin yaş ortalaması 42.99 idi. Primer bakım vericilerin Beck Depresyon Ölçeği puan ortalaması 15.07+9.17, Maslach Tükenmişlik Ölçeği alt boyutlarından olan Duygusal Tükenme alt boyutu puan ortalaması 16.66+7.62, Duyarsızlaşma alt boyutu puan ortalaması 1.57+1.9 ve Düşük Kişisel Başarı alt boyutu puan ortalaması 12.57+4.49 olarak bulunmuştur. Beck Depresyon Ölçeği, Duygusal Tükenme ve Düşük Kişisel Başarı puanı ile bakım verenin yaşı arasında pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon olduğu belirlenmiştir (sırası ile r:0.434, p<0.05, r:0.360 p<0.05, r:0.268 p<0.05). Araştırmada cinsiyet, çalışma durumu, bakım esnasında yardım alma, bakım vericinin kronik hastalık durumu, bakım vericinin psikiyatrik tedavi alma durumu, hasta ile aynı evde yaşama durumu vb. faktörlerin depresyonu arttırdığı saptanmıştır. Bakım vericinin kronik hastalığının varlığı, bakım vericinin psikiyatrik tedavi alma durumu, bakım konusunda deneyim sahibi olma durumu vb. faktörlerin tükenmişliği arttırdığı görülmüştür. Hastanın yaşı, hastalığı evresi gibi faktörlerin de depresyon ve tükenmişliği arttırdığı saptanmıştır. Sonuç: Kanser tedavi programları kanser hastalarının yanı sıra birincil bakıcılarının ruh sağlığı ve yaşam kalitesi yönünden izlemlerini de içermelidir. Sağlık çalışanları tarafından bakım vericilerin genel durumlarının değerlendirilmesi, psikososyal olarak desteklenmesi, depresyon ve tükenmişlik duygusunun azaltılması ve aynı zamanda bakım hizmetinin kalitesini arttırmak açısından uygun olacaktır. Anahtar kelimeler: Kanser, Bakım Veren, Depresyon, Tükenmişlik

Emel Ercan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya Asker Hastanesinde 2007 yılında görev yapan personelin sağlıklı beslenme konusundaki tutum ve davranışları

Bu çalışma Malatya Asker Hastanesinde görev yapan personelin sağlıklı beslenme konusundaki tutum ve davranışlarını saptamak amacıyla yapılmıştır.Araştırmaya 2007 yılında görev yapan tüm personel dâhil edilmiştir (n=268). Araştırma verileri sosyo-demografik özellikler, genel sağlık durumu, beslenme davranışları ve besin tüketim sıklığını içeren bir anket formu ile toplanmıştır.Araştırmaya katılan bireylerin yaşları 20-52 arasında olup, yaş ortalaması 28.6 ± 8,0 yıldır. Ortalama Beden Kitle İndeksi değerleri 24.2 ± 3.2'dir. Yaş arttıkça Beden Kitle İndeksi de artmakta olup, erkeklerin BKI değerleri ortalaması, kadınlardan anlamlı derecede fazladır.Düzenli egzersiz yapma oranı 20-24 yaş grubunda %35.5 iken, 25-29 yaş grubunda %22.7, 30-34 yaş grubunda %5.4, 35-39 yaş grubunda %18.5, 40 yaş ve üzerinde ise %6.5'tir. Yaş gruplarına göre düzenli egzersiz yapanlar ve yapmayanlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Araştırmaya katılan 268 bireyin öğün atlama durumuna bakıldığında; 114'ünün (%42.6) öğün atlamadığı, 70'inin (%26.1) öğün atladığı ve 84'ünün (%31.3) bazen öğün atladığı görülmektedir.Araştırma sonucunda sağlıklı beslenme seçeneklerinden `yağ oranının düşük olması' ve `sebze-meyve ağırlıklı beslenme' önemlidir diye belirten kadınların oranı erkeklerden anlamlı derecede fazla bulunmuştur (p<0,005). Ayrıca eğitim seviyesi yükseldikçe sağlıklı beslenme seçeneklerinden `yağ oranının düşük olması', `vitamince zengin beslenme' ve `sebze-meyve ağırlıklı beslenme' önemlidir diye belirten bireylerin oranı artmaktadır.Sonuç olarak; yaklaşık yarısı sağlık alanında eğitim almış bireylerden oluşan bir topluluk üzerinde yürütülen çalışma göstermiştir ki, kişilerin doğru bilgi sahibi olmaları sağlıklı davranış göstermeleri için yeterli gelmemektedir. Bu nedenle, sağlıklı davranışı kazandırma yöntemleri konusunda yeni stratejiler geliştirilmesine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler:1-Sağlıklı Beslenme2-Beslenme Davranışları3-Yeme Tutumu4-Asker Hastanesi

Bircan Ulaş
İnönü University · Institute of Health Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya kent merkezindeki kahvehane, lokanta ve pastane sahiplerinin yeni tütün yasası hakkındaki bilgi ve tutumları

Bu çalışmanın amacı kapsamlı sigara yasağı öncesi kahvehane, lokanta ve pastane sahiplerinin yeni tütün yasasıyla ilgili bilgi ve tutumlarını inceleyerek, yasanın uygulanabilirliğini araştırmaktır.Malatya kent merkezinde bulunan 778 iş yerinden tabakalı sistematik örnekleme yöntemiyle 280 iş yeri seçilmiştir. Hazırlanan anket Kasım-Aralık 2008'de iş yeri sahipleriyle yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır.Ankete katılan 280 işletme sahibinin yaş ortalaması 39.5 ± 10.8'dir ve 276'sı erkektir. 280 iş yeri sahibinin 64'ü, işlerini tek başına yürütmektedir. Diğer 216 iş yerinde ortanca çalışan sayısı iki'dir. 280 işletme sahibinden 176'sı sigara içmekte olup, ortanca içme süresi 19 yıldır. Sigara içen işletme sahipleri günde ortanca değer olarak 20 adet sigara içmektedir. Bu 216 iş yerinin 174'ünde çalışanlar sigara içmekte olup, iş yeri başına ortanca iki kişi sigara içmektedir. İşletme sahiplerinin %38.2'si ilkokul ve altı eğitimli, %56.1'i ortaokul veya lise mezunu ve %5.7'si yüksekokul mezunudur. İşletme sahiplerinin sadece %46'sı, yeni tütün yasasını duyup, ne içerdiğini doğru bilmektedir. Kahvehane sahiplerinin %96.7'si, yürürlüğe girecek olan yeni yasanın işletmelerinde müşteri sayısı ve gelirinde azalmaya yol açacağını ifade etmektedir; diğer işletme sahiplerinde bu oran %63.2'dir (p<0.05). Kahvehane dışındaki işletme sahiplerinin %82.1'i, yürürlüğe girecek olan yeni yasanın otobüslerdeki yasak nasıl etkili olmuşsa zamanla etkili olacağını ifade etmektedir; kahvehane sahiplerinde bu oran %60'tır (p<0.05).Bu çalışmada sonuç olarak işletme sahiplerinin yasayla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Buna göre bilgilendirme ve eğitime önem verilmeli ve denetimler sıkı biçimde yapılmalıdır. Her ne kadar başka ülkelerde yasanın ekonomik kayıplara yol açmadığı görülmüş ise de, eğer ülkemizde farklı sonuçlarla karşılaşılırsa mali destek sağlanması yoluna da gidilmelidir.Anahtar Kelimeler: Tütün, yasal düzenlemeler,yasak, iş yeri, tutumlar

TutumlarTütünYasal düzenlemeler+1
Hasan Hüseyin Çam
İnönü University · Institute of Health Sciences
2009
00

Other supervisors