Theses supervised by Prof. Dr. Orhan Söylemez
17 theses · Kastamonu University, Ardahan University
"Ölüm temalı" seçilmiş romanlarda insan-ölüm meleği yüzleşmesi
Çalışmada ölüm ve ölüm duygusunun insanlar üzerindeki etkilerinin incelenerek hayatımızdaki yerinin eserdeki olaylar üzerinden aktarımı yapılmıştır. Çalışmada yer alan eserlerin seçilmesinde ana temalarının ölüm kavramı olması dikkate alınmıştır. Bu kavram romanlardaki başkişinin ve diğer karakterlerin ölüm olgusuna olan bakış açıları ile yapı ve izlek olarak incelenmiştir. Yapı ve izlek yöntemi, olayların merkezinde bir başkahramanın olduğu ve onun başından geçen olaylarda karakterlerin olaya olan katkısının incelenerek izlekler oluşturulduğu yöntemdir. Bu yöntemde oluşturulan izlekler KORA şeması ile gösterilerek incelemesi yapılır. İncelemeye tabi tutulan eserler, bu bağlamda çalışmanın konusu ile bağdaşarak ölüm ve ölüm kavramının üzerinde durulan eserler olması ile çalışmaya uygun zemin oluşturmuştur.
Kumuk Masallarının Monomit Kuramı bağlamında incelenmesi
Kumuk Masallarının Monomit Kuramı Bağlamında İncelenmesi adlı çalışmanın amacı, Kumuk masallarının monomit kuramından hareketle kolektif birikimin ürünü olduğunu göstermektir. Çalışma; Kumıkskiye Narodnıye Skazki (1959), Qumuq Xalq Yamaqları (1977; 1989), Qumuq Adabiyat: 4 (2004), Qumuq Adabiyat: 3 (2005) ve Qumuq Xalq Awuz Yaratıwçuluğu: Yammaqlar (2021) adlı kaynaklardan alınan bazı masallar etrafında şekillenmiş olup diğer masallar sınırlılık getirmesi açısından dâhil edilmemiştir. Tez, beş (5) ana bölümden oluşmaktadır. Tezin "Giriş" bölümünde monomit kuramını hazırlayan bilimsel süreç hakkında temel bilgiler verilmiş ve ana bölümlere yönelik kuramsal bir zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde tez içerisinde incelenen masalların antropolojik, antrozoolojik, folklorik, mitolojik, psikolojik, sosyolojik ve edebî arka planını ortaya koymak amacıyla Kumuk halk edebiyatının anlatma esasına bağlı edebî ürünleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Joseph Campbell'ın hayatı ve eserleri tanıtılmış, The Hero with a Thousand Faces (1949) adlı kitabında literatüre kazandırdığı ve "kahramanın macerası" olarak bilinen monomit kuramı ele alınmıştır. Dördüncü bölümde teze konu olan masallar Kumuk Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış, monomit kuramı ve bilimin ilgili diğer disiplinlerinden (analitik psikoloji, arketipsel sembolizm, psikanaliz vd.) istifade ederek çözümlenmeleri yapılmaya çalışılmıştır. Beşinci ve son bölümde Kumuk masallarının kolektif birikimin ürünleri olduğu, anlatma esasına bağlı edebî ürünler arasında önsel ortaklıkların bulunduğu, Kumuk masallarının monomit kuramıyla çözümlenebileceği gibi birçok konu saptanmış ve "Sonuç" bölümü içerisinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında Türk dünyası edebiyatları alanında Kumuk masallarını monomit kuramı temelinde topluca inceleyen bir çalışmanın daha önce yapılmamış olması nedeniyle bu çalışmanın yeni çalışmalara kapı aralayacağı öngörülmüştür.
Muhammed Ali Ahmedov'un şiirlerinde millî unsurlar
Özbek kültürü, Özbek edebiyatı oldukça zengindir ve köklü bir mirasa ev sahipliği yapar. Uzun bir dönem Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliğinin egemenliği altında kalan Özbekistan toprakları kültürel mirasında bir kayba uğramamıştır. Çağdaş Özbek şiirinde millî değerler ve milliyetçilik akımı ön plana çıkan noktalardır. Bu çalışmanın amacı, Çağdaş Özbek edebiyatı şairlerinden Muhammed Ali Ahmedov'un şiirlerinde işlediği temalara ve özellikle milliyetçi unsurlara değinmektir. Bu amaç doğrultusunda güncel kaynaklar vasıtasıyla şiir incelemeleri yapılıp genel hatları ile Çağdaş Özbek şiiri üzerinde durulacaktır. Akabinde sanatçının hayatı ve genel olarak şiir üslubu hakkında fikir elde edilip bazı şiir örnekleri incelenecektir. Araştırmanın tamamlanma kısmında ise elde edilen veriler çerçevesinde bir sonuca varılacaktır.
Gülbagdat Omarova'nın şiirlerinin ontolojik çözümleme yöntemine göre tahlili
Kumuklar, tarih boyunca Rus sömürgesi altında varlıklarını sürdürmeye çalışmışlardır. Bu sömürge nedeniyle Kumuk edebiyatına dair eserlerin, şair ve yazarların çoğu da henüz gün yüzüne çıkabilmiş değildir. Bu sebeple yapılan bu çalışma aracılığıyla, Kumuk edebiyatında yer alan lirik şiirlerden bazılarına temas edebilmek ve Kumuk şair Gülbagdat Omarova'nın şiir dünyası üzerinden Kumukların edebiyat sahasını Türk edebiyat sahası ile birleştirebilmek hedeflenmiştir. Omarova'nın şiirlerinin lirik türde olduğu saptanmıştır. Sanatçıların dönem ve koşulların etkisiyle dışavuramadığı ve bastırmak zorunda kaldığı her his, açığa çıkan coşkunluk neticesinde lirizm kisvesi altına sığınarak tüm yazınsal metinlere, resim, müzik ve plastik sanatlar gibi çeşitli branşalara neşredilmiştir. Lirik/lirizm ifade biçimi, taşıdığı duygu yoğunluğu gereğince en çok âşk hissinin dışavurumunu sağlama görevini üstlenmiştir. Lirizm/lirik ifade türünün teşekkülünden itibaren bu ifade biçiminin niteliğine yönelik herkesin bildiği en genel sözlük tanımı ise şudur: "Coşkun ve ateşli anlatımı olan, toplumun ortak veya şairin kişisel duygularını anlatan şiir" demektir. Çalışma içerisinde Gülbagdat Omarova'ya ait lirik şiirler, Nicolai Hartmann'ın ortaya koymuş olduğu "Ontolojik Çözümleme" yöntemiyle incelenmiştir. Hartmann'ın ortaya koyduğu yöntem, şiiri belirli katmanlara (tabakalara) ayırarak içten dışa tüm yapıları ele almamızı ve şiiri bütüncül bir yapı içerisinde incelememizi sağlamaktadır. Çalışma neticesinde ise Gülbagdat Omarova'nın şiirlerinin Türk mitolojisine ve Türk edebiyatına ilişkin birçok ortak öge taşıdığı yargısına ulaşılmış ve Türk halklarının şiir dilinin, emsalleriyle ilişkisi olduğu düşüncesine erişilmiştir.
Şerbanu Beysenova'nın "Kızıl Kırgın'ın Kadınları – Marguva" adlı romanının yapı–izlek yöntemiyle incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Kazak edebiyatında özellikle kadın karakterleri ile ön plana çıkmış olan yazar Şerbanu Beysenova'nın Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanı, yapı izlek yöntemi ile incelenmiştir. Yapı izlek yöntemi temelinde, metinlerin yapısal öğelerini ortaya koymayı amaçlayan anlatı bilim temelli bir yaklaşımdır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanın yapısını, karakter işlevlerini, olay örgüsü, teması gibi birçok özelliği göz önüne alınarak analiz edilerek eserin temel yapısal özelliklerini ortaya koymaktır. Şerbanu Beysenova, özellikle roman ve hikayelerinde yer verdiği başarılı kadın karakterleri ile Kazak edebiyatının önemli yazarları arasındadır. Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanı, Sovyet rejiminde özellikle 1937-1938 yılları arasında Stalin'in tarafından suçlanan insanları, aydın kesimi ve geride bırakmak zorunda kaldıkları ailelerinin de suçlama ve halk düşmanının ailesi damgası ile yaşadıkları zorlu mücadeleleri ele almıştır. Çalışma sonucunda Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanın Kazak toplumunun tarihsel, sosyolojik ve kültürel yapısını yansıttığı belirlenmiştir. Roman, bireysel bir hikâyenin olmanın ötesinde, bir milletin hafızasını ve kimliğini taşıyan bir anlatı olarak öne çıkmaktadır. Milli kimlik olgusu, karakterlerin yaşadığı içsel ve toplumsal çatışmalar ile derinlemesine işlenirken; kahramanlık ve mücadele konuları, tarihsel bağlamda vatan sevgisi, direniş ve fedakârlık gibi değerlerle bütünleşmiştir. Bu çalışma, Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva romanının yapısal çözümlemesi yolu ile Kazak edebiyatındaki tarihsel bilinç, sosyolojik doku ve kültürel kimliğin anlatı düzeyinde nasıl temsil edildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Abay'ın şiirlerinde ölüm algısı
Ölüm, yeryüzündeki tüm canlıların yüzleşmek durumunda kalacağı önlenemez sondur. Lakin yaşayan varlıklar içinde öleceğinin bilincinde olarak hayat süren tek canlı insandır. Bu nedenle insan türünün var olmaya başladığı dönemlerden bugüne ölüm hem varlığından ürkülen bir hadise hem de sonucu merak edilen bir gizem olarak süregelmiştir. Düşünürler, fikir adamları, sanatçılar, yazarlar ve şairler yapıtlarında ölüm hususuna değinmişler, hepsi de sahip olduğu dünya görüşü ekseninde bir tutum ve tavır ortaya koymuşlardır. Sistemli düşüncenin gelişmeye başladığı dönemler incelendiğinde yazının bulunuşundan beri ölüm nispetinde sergilenen iki tavır dikkat çekmektedir. Bunlardan birincisi ölümü yok hükmünde sayıp, anımsamamak iken, ikincisi hayatın her vaktini onun gerçeğiyle doldurmak üzerinedir. İslam felsefesinde ölüm hususu ekseriyetle ölümün akabindeki yaşam ve bu yaşamın niteliği noktasında işlenmektedir. Bu bahis dini araştırmacılar ve düşünürler arasında bütün yönleriyle irdelenmekle beraber, yazar ve şairler de hususu yapıtlarında işlemişlerdir. Abay Kunanbayoğlu, 1845 ve 1904 yılları arasında Kazak topraklarında yaşamış ve bıraktığı manevi mirasla geniş bir etki alanı oluşturmuş büyük bir âlim ve şairdir. Skolastik bir eğitimle büyümesine karşın Doğu felsefesinin yanında Rus dilini öğrenerek Batı bilimi ve felsefesiyle de tanışma fırsatı bulmuş, bu yönüyle de devrinin en nadide düşünce adamlarından biri olarak kabul edilmiştir. Hayatı bozkır ortasında geçen şair, yaşamı boyunca birçok yakınının ölümüne şahit olmuştur. Bu bağlamda ölümü en yakından deneyimleyen Abay Kunanbay'ın ölüm karşısındaki tavrı da dikkate değer bir araştırma konusu içermektedir. Bu çalışmada, Abay'ın yakınlarının ölümü üzerine kaleme aldığı on üç farklı yas şiiri, diğer bir eseri olan Kara Sözler'i, şiirleri ve konuyla ilgili felsefi kaynaklardan da yararlanarak ontolojik çözümleme metoduyla incelenmiş ve şairin ölüm karşısında takındığı tavır açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.
Cengiz Abdullayev'in romanlarında yapı ve izlek
Cengiz Abdullayev Azerbaycan edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Polisiye romanlarıyla ünü ülke sınırlarını aşmış, dünyanın da sayılı polisiye yazarları arasında gösterilmeye başlanmıştır. Abdullayev'in romanları dünya üzerinde geniş bir coğrafyada geçer. Dünyayı ilgilendiren önemli meseleleri konu edinir. Bu durum onun sorunlara duyarsız kalmadığının göstergelerindendir. Onun eserlerini başarılı kılan faktörlerden en öne çıkanı "gerçeklik algısı"dır. Konularını gerçeklerden yola çıkarak oluşturur, gerçek zamanda, dünyada var olan ve kendisinin de bizzat gördüğü mekanlarda ve gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek kahramanlarla kuruludur hikayeleri. Eserleri için gerçekliğin kurgusu denebilir. İçlerinde sinemaya uyarlananlar vardır. Yayınlamış olduğu 190'dan fazla kitabı vardır, 32 dile çevrilmiştir. Eserlerinden beş tanesi Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Bu çalışmada hayatı, sanatı ve Türkiye Türkçesine çevrilen romanları yapı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. Çalışma genel anlamıyla üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde yazarın hayatı ve sanatına değinilmiştir. İkinci bölümde yazarın Türkiye Türkçesine çevrilen beş romanı yapı ve izlek bağlamında detaylı olarak incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde yazarın dil ve üslubuyla ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça iki bölümde ele alınmıştır; Cengiz Abdullayev kaynakçası ve genel kaynakça. Akabinde ekler bölümünde yazarın fotoğraflarına ve aldığı ödüllere yer verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Cengiz Abdullayev, Azerbaycan edebiyatı, polisiye roman, yapı ve izlek, gerçeklik
Structure and theme in mir Celal Paşayev's stories
Mir Celal Paşayev is one of the few authors of Azerbaijani literature. Mir Celal Paşayev has been producing works in the genres of drama, poetry and story since 1928. Our study consists of two parts. The first part contains information about the life, literary personality and works of the author. Mir Celal Paşayev, who deals with all sociological and psychological issues, especially human, with the same sensitivity in his works, puts women and children in the center. In Azerbaijani literature, he elaborates the different aspects of its people and their emotional worlds. In the second part, which is the center of our study, the stories of the author were examined in terms of story technique and thematic fiction. Theoretical sources were used in our investigation of the story technique. Structure review; The novel's identity, perspective / narrator plane, plot, time, space, and the world of people were discussed through six structural elements. The themes and themes that come to the fore in the examination of the spatial fiction, philosophy, sociology, Marxism, and psychology were used. In the conclusion part of our study, Mir Celal Paşayev's storytelling was evaluated. In the bibliography section, the list of the sources used in the process of preparing the study was listed. In addition to these, the document about Mir Celal Paşayev and the photographs of the author were added to the end of the study.
Kırım Tatar edebiyatında göç: Şiirler ve türküler
Kırım Tatar göçleri sebep ve sonuçları ile büyük etkiler bırakan olaylardır. Bu göçler farklı yüzyıllarda büyük kitleler hâlinde gerçekleşmiştir. Kırım'dan farklı ülkelere göç etmek zorunda bırakılan birçok aile göç ettikleri yerlerde kültürlerini korumuş, çocuklarına Kırım'ı ve vatan sevgisini öğretmişlerdir. Bu atmosfer içinde büyüyen şair ve yazarlar yaşananları şiir, roman ve hikâye gibi eserlere aksettirmiştir. Göçler sırasında vatanlarını terk ederek bilinmezliğe doğru yola çıkan göçmenler farklı duygularla pek çok türkü yakmış ve bu türküler günümüze kadar gelerek varlığını korumuştur. Göç esnasında veya sonrasında verilen tüm bu eserler ile Kırım Tatarlarının göç edebiyatı oluşmuştur. Vatanlarından koparılan ve gittikleri ülkelerde doğup vatanlarını hiç görmeden büyüyen şairler ve yazarlarda oluşan ve korunan milli kimlik bilinci eserlerde dikkat çeken unsurlardır. Bu çalışmada, Kırım Tatar göç edebiyatının oluşum süreci, göç olgusunun toplum hayatına etkisi ve şiirlere yansıması sorgulanmıştır. Şiirler, Kurtumerov, E.E., Useinov, T.B., Xaraxadı, A.M.'nın 2002 yılında yayımlanan "Къырымтатар иджрет эдебияты" adlı kitabından alınmıştır. Asıl konuya geçilmeden önce, Kırım Tatar tarihi ve göç nedenleri üzerine kısaca söz edilmiştir. Göç konulu şiirler incelenmiş ve göçmen şairlerin milli kimlik bilinci ve Kırım Tatar milletinde inşa edilmek istenen milli kimlik unsurları belirlenmiştir. Şiirler konuyla ilgili felsefe, psikoloji ve sosyoloji kaynaklarından yararlanılarak incelenmiştir.
Ulugbek Esdevlet'in şiirlerinde milli kimlik
Ulugbek Esdevlet, Çağdaş Kazak Edebiyatı'nın önemli şair ve yazarlarından birisidir. Eserleri farklı dillere aktarılmış, özellikle şiirleriyle edebiyat dünyasında varlığını göstermiştir. Şair 1991 sonrası bağımsızlık döneminin yetiştirdiği aydınlar arasındadır. Onun edebi yönü, toplumun içinden geçtiği dalgalı olaylarla şekillenmiştir. Dalgaların içinden geçerek akacağı deryayı keşfetmiştir. İçinde bulunduğu toplum onun eserlerinin iskeletini oluşturmuştur. O, eserlerinde yaşadığı coğrafyaya ve mensubu olduğu milletine bir ayna tutmuştur. Şair birçok konuda eser kaleme almıştır. Lakin içinde bulunduğu "yeniden dirilen bağımsızlık dönemi" onun eserlerinde ayrı bir yer tutmuş ve dikkat çekmiştir. Söz konusu tez çalışması da bu dikkat çekici eserlere ışık tutmaya çalışmıştır. Tez için seçilen şiirler Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılıp, çözümlenmiştir. Şair Ulugbek'in şiirlerinin kelime dünyasına girilmiştir. Kelimeleriyle hangi duyguları uyandıracağı, hangi şuuru harekete geçireceği, hangi konularda milletine sesleneceği ve hangi mazi değerleri ati değerlere aktaracağı "milli kimlik" çerçevesinde ele alınan başlıklarla irdelenmiştir.
Zunun Kadiri'nin piyeslerinde toplumsal cinsiyet
Zunun Kadiri'nin Piyeslerinde Toplumsal Cinsiyet adlı çalışmanın amacı, yazarın piyesleri içerisinde işlenen kadın ve erkek rollerini toplumsal cinsiyet kavramı bağlamında incelemektir. Bu inceleme, "Gunçem" [Goncam], "Gülnisa" [Gülnisa], "Toy" [Kutlama] ve "Uçraşkanda" [Karşılaşınca] adlı piyesler etrafında şekillenmiş olup yazarın diğer piyesleri, kaynak temininde yaşanan sıkıntılar sebebiyle çalışmaya dâhil edilmemiştir. Tezin "Giriş" bölümünde toplumsal cinsiyet kavramı hakkında temel bilgiler verilmiş ve ana bölümlere yönelik kuramsal bir zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde tez içerisinde incelenen eserlerin sosyolojik ve edebî arka planını ortaya koymak amacıyla Uygur tarihi, çağdaş Uygur tiyatrosu ve Zunun Kadiri'nin hayatı hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümü takip eden "Toplumun Öteki Cinsiyeti: Kadınlar" ve "İdeal Cinsiyet: Erkekler" adlı ana bölümler içerisinde Uygur kadını ve erkeğinin geçmişten bugüne süregelen özellikleri ve toplum yapısı içesindeki rolleri değerlendirilerek adı geçen piyeslerdeki kadın ve erkek cinsiyetleri ve bu cinsiyetlere yüklenen toplumsal kalıp yargılar incelenmiştir. İki ana bölümden elde edilen verilerden yola çıkılarak "Zıt Kutupların Birlikteliği: Evlilik" başlıklı bir diğer bölüm oluşturulmuş ve piyeslerin içerisindeki evlilik ritüelleri cinsiyetler temelinde ele alınmıştır. İncelenen eserlerden hareketle erkek şiddetine kurban giden kadın karakterler, cinsiyetler arası eşitsizlikler, yalnızca erkeklere yüklenen ev geçindirme sorumluluğu gibi birçok konu saptanmış ve "Sonuç" bölümü içerisinde değerlendirilmiştir. Piyeslerin Türkçeye aktarılmış biçimleri, tez sonunda bulunan "Ekler" bölümünde verilmiş ve literatüre yeni eserler kazandırılmıştır. Bunun yanında çağdaş Türk edebiyatları alanında hem kadının hem de erkeğin toplumsal konumlarını piyesler temelinde inceleyen bir çalışmanın daha önce yapılmamış olmasının, içerisinde barındırdığı birçok veriden hareketle yeni çalışmalara kapı aralayacağı öngörülmektedir.
Orhan Pamuk'un romanlarında ev imgesi
Mimari bir yapı olmasının ötesinde ev, kişilerin varlıklarını dünya üzerinde bir yere konumlandırmalarını sağlayan bir içtenlik mekânı, zamansal kopuşları önleyerek soyun ve ailenin devamlılığının temellendiği bir ocak, algısal olarak açılıp genişleyerek sınırları sonsuza uzanan mahrem bir yuva, dışarı-içeri diyalektiğinde içeriyi, kökleri, güveni ve sıcaklığı temsil eden bir mekândır. Günümüz edebiyatının önde gelen yazarlarından Orhan Pamuk'un romanlarında ev imgesinin ele alınış biçiminin irdelendiği bu çalışmanın amacı, yazarın romanlarında evin, fiziksel bir mekân olmanın ötesinde, yazarın kurgusunda işlevsel bir yapıya sahip olduğunun ve çok katmanlı bir dünyaya işaret ettiğinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları, Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar ve Masumiyet Müzesi adlı romanları üzerinde ev imgesinin kullanımı tek tek tespit edilerek, Doğu-Batı karşıtlığının yansımaları, aidiyet hissi, mekân algısı ve eşya bağlamındaki yeri ve önemi değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda Orhan Pamuk'un roman dünyasında evin, mekânsal bir fon olmaktan ziyade roman kurgusunun merkez öğelerinden biri olduğu tespit edilmiştir. İmgesel olarak işaret ettiği çok katmanlı yapı içerisinde ev, roman kişilerini oluşturmadan, roman atmosferi yaratmaya; sosyal ve kültürel düzeni yansıtmadan, zamanı anlamlandırmaya kadar yazarın roman kurgusunda çok işlevli bir yapıya sahiptir. Anahtar Sözcükler: Roman, Orhan Pamuk, Mekân, Ev, İmge, Ev İmgesi
Gürsel Korat'ın romanlarında yapı ve izlek
Gürsel Korat (Sağlamöz), Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı'nda 1990 sonrasında roman, öykü ve deneme türlerinde eserler verir. Bu çalışmada yazarın roman türündeki eserleri ele alındı. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, yazarın yaşamı, edebiyat hakkındaki görüşleri, beslendiği kaynaklar ve edebi kişiliği hakkında bilgiler içermektedir. Çalışmamızın merkezini oluşturan ikinci bölümde yazarın romanları(Zaman Yeli, Güvercine Ağıt, Kalenderiye, Rüya Körü, Ay Şarkısı) roman tekniği ve izleksel kurgu açısından incelendi. Roman tekniği yönünde yaptığımız incelememizde teorik kaynaklardan faydalanıldı. İzleksel kurgunun incelenmesinde, felsefe, sosyoloji, psikoloji, psikanalitik ve tarih disiplinlerinden faydalanıldı. Gürsel Korat, 1994-2010 yılları arasında beş roman kaleme alır. Romanlarının üçü "Çiftaslan Dörtlemesi" adlı nehir roman serisinin ilk üç kitabıdır. Diğer ikisi ise Korat'ın romancılığının farklı boyutlarını gözler önüne seren eserlerdir. Korat'ın romanları, varoluşsal sorgulamalar, özgürlük, ötekileştirilme ve zaman izlekleri üzerine kurgulanır. Romanlarında sıklıkla günümüz insanının çağcıl problemlerini dün'ün düzleminde okuyucuya aktaran yazarın anlatılarının merkezinde insan ve insana ait olanlar bulunur. Çalışmamızın sonuç bölümünde Gürsel Korat'ın romancılığının değerlendirmesini yaptık. Çalışmamızın ek kısmında 19 Aralık 2013 tarihinde yaptığımız görüşmenin ses kaydının yazar tarafından kontrol edilmiş deşifresine ve yazarın fotoğraflarına yer verdik.
Saken Seyfullin'in "Kızıl At" poemasının yansıtmacı yaklaşımla incelenmesi (Aktarım-inceleme)
Kazak şair Saken Seyfullin, baskıcı Çarlık Rusya'sının devrilip yerine Sosyalizmin Türkistan'da var olduğu bir dönemde eğitimini tamamlayarak Kazak sözlü geleneğinden de beslenerek fikirlerini oluşturmuş bir şairdir. Sosyalist devrim için gerek meydanlarda gerekse poetik olarak mücadele veren şair, eserlerinde Kazak topraklarındaki sosyalist devrimin nasıl gerçekleştiğini işlemiştir. Edebi kişiliğini ve eserlerini bu yöne kanalize etmiştir. Poetik olarak Sosyalist gerçekliği benimserken inandığı değer olan devrimin eleştirisini yapmaktan da geri durmamıştır. Kızıl At poemasında, Sosyalist devrimi Çarlık Rusya'sının baskısından kurtuluş olarak görmüş, sosyalizmin Kazak bozkırında yaptığı kolektifleştirmenin yanlışlıklarını devrimin ana prensiplerine bağlılıktan ayrılmadan eleştirmiş, kolektifleştirme sırasında meydana gelen ölümlerin ve açlığın sebebini yanlış politikalar uygulayan yöneticilere yüklemiştir. Devrim sırasında ekonomik kalkınma için öznenin nesneleştirilmesine karşı çıkmış, insan onurunu savunmuştur. Sosyalist gerçekçiliğin kuşatıcı ve ihlal edici baskısına karşın imgeler kullanarak vermek istediği iletileri muhataplarına ulaştırmıştır. Devrim sırasında oluşan aksamaları eleştirme yetkisini yine devrim için çalışan proletaryada görmüştür. Anahtar Sözcükler: Saken Seyfullin, Kazak halkı, Devrim, Sosyalizm, Kızıl At, Yansıtmacı kuram
Tölögön Kasımbekov insan ve eser
Tölögön Kasımbekov Kırgız edebiyatının sayılı yazarlarından biridir. Tarihsel romancı yönüyle tanınan Kasımbekov, romanlarını tarihte yaşamış önemli kişilerin hayatları üzerine kurgularken, konularını yaşanmış tarihi olaylardan almıştır. Yazarın romanları yanında sosyal meseleri işlediği öyküleri de onun yazar kişiliği ve toplumsal duyarlılığı hakkında ipucu verir. Kasımbekov'un hayatının, sanatçı kişiliğinin ve eserlerinin incelendiği bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yazarın sosyal, siyasi ve edebi hayatı hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, yazarın öyküleri "Yapı ve İzlek" bağlamında incelenmiştir. Üçüncü bölümde, yazarın beş romanı "Yapı ve İzlek" bağlamında incelenmiştir. Son bölümde ise, yazarın romanları ve öyküleri kullandığı anlatım teknikleri ve söyleyiş özellikleri bakımından "Dil ve Üslup" açısından incelenmiştir. Sonuç kısmında ise yazarın hikâye ve romanlarına genel bir bakışla çıkarımda bulunulmuştur. Bu dört bölüm dışında kaynakça kısmı Tölögön Kasımbekov kaynakçası ve genel kaynakça olmak üzere iki ayrı kısımda verilmiştir. Ekler kısmında; yazarın ve eşinin hayattayken vermiş olduğu röportajlar ile Kırgızistan'da milletvekili oğlu Raykan Tölögönov ile tarafımızca yapılan röportaja ve ünlü yazarlarla Kasımbekov hakkında yapılan söyleşilere yer verilmiştir. Yine ekler bölümünde yazarın aldığı ödüllere, kendi el yazısına, öğrenci karnesine ve kişisel resimlerine yer verilmiştir.
Azerbaycan edebiyat muhitinde Tevfik Fikret
Tevfik Fikret (1867-1915) ismi, modern Türk edebiyatının öncü isimlerinden biri olmakla birlikte, edebiyat tarihimizin de son yüzyılını en çok meşgul eden isim olarak da karşımıza çıkmaktadır. Tevfik Fikret hakkında hazırlanan onlarca bilimsel çalışmanın yanı sıra, hakkında yazılan yüzlerce yazı, Tevfik Fikret'in farklı yönlerini ortaya koyma gayesi taşımaktadır. Hazırlanan bu çalışmada da Tevfik Fikret'in bugüne dek ele alınmayan bir yönü olan; başta Azerbaycan olmak üzere, farklı ülkelerdeki izleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada özellikle Tevfik Fikret'in Azerbaycan basınında, edebiyatında ve toplumundaki yeri, tespit edilen yeni kaynaklar ışığında, örnekleriyle gösterilmiştir. Bu çalışma, kullanılan kaynakların birincil olması esas alınmış ve dört bölümden meydana getirilmiştir. Bu dört bölümü temsil eden "Tevfik Fikret'in Türk Edebiyatındaki Yeri, Önemi ve Ölümünden Sonraki Yüz Yıllık Süreç", "Sınırların Ötesinde Bir Şair: Tevfik Fikret", "Tevfik Fikret ve Azerbaycan Edebiyatı" ve "Azerbaycan Şairleri Arasında Tevfik Fikret" dört ana başlığın yanında, on dokuz alt başlıkla desteklenmiştir. Çalışmada kullanılan kaynaklar ışığında Tevfik Fikret'in başta Azerbaycan ve tespit edilen diğer toplumlardaki izlerinden oluşan çıkarımlar, "Sonuç" bölümünde belirtilirken, çalışmayı yönlendiren geniş kaynak listesi "Kaynakça", büyük bir kısmı böyle bir çalışmada ilk defa yayınlanan belge ve fotoğraflara da "Ekler" bölümünde yer verilmiştir. Ayrıca çalışmanın sonuna da bir "Dizin" eklenmiştir. Anahtar Sözcükler: Tevfik Fikret, Azerbaycan, Edebiyat.
Aalı Tokombayev'in "Toktolboyt Tolkun Tübölük" adlı şiir kitabının Türkiye Türkçesine aktarılması ve tematik tasnifi
Edebi eserlerin dünya çapında yayılabilmesi için yazıldığı dilden başka dillere aktarılması ve okunması büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden çeviri çalışmaları edebiyatçıların evrensel bir nitelik kazanması için önemlidir. Türk dünyası edebi anlamda zengin bir birikime sahiptir. Özellikle Sovyet döneminde yaşananlar edebiyatçıların eserlerinde sıklıkla kullandıkları bir malzeme olarak dikkati çekmektedir. Türk dünyasında yayımlanan eserlerin birçoğu Türkiye Türkçesine aktarılmamıştır. Aktarma çalışmaları sayesinde bu eserlerin Türkiye Türkçesine aktarılması bu eserlerin ülkemizde tanınmasına, okunmasına ve akademik anlamda incelenmesine olanak sağlamaktadır. Türk dünyası içerisinde Kırgız edebiyatının önemli bir yeri olduğunu söylemek mümkündür. Bağrında Cengiz Aytmatov gibi dünyaca ünlü bir edebiyatçıyı yetiştiren Kırgız edebiyatı, pek çok şair ve yazar yetiştirmiştir. Bu yazarlardan birisi de Aalı Tokombayev'dir. Kırgız edebiyatının önemli isimlerinden olan Aalı Tokombayev'in şiir, roman ve dram türünde yazılmış eserleri bulunmaktadır. Yazarın eserlerinde dönemin şartlarının izlerini bulmak mümkündür. Yazarın "Toktolboyt Tolkun Tübölük (Durulmuyor Dalgalar Sonsuza Kadar)" adlı şiir kitabı, devrin şartlarını, acılarını ve insanların psikolojik arka planlarını yansıtan ve gelecek nesillere yazılan bir mektup hissi uyandırmaktadır. Çalışmamızda Aalı Tokombayev'in Kiril alfabesi kullanılarak Kırgız Türkçesinde yazılan bu eseri önce Latin alfabesine transkrip edilmiş sonra da Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.