Theses supervised by Prof. Dr. Özgür Alparslan

13 theses · Tokat Gaziosmanpaşa University

Master'sOpen AccessTR

Göbek kordonu klempleme zamanının yenidoğanlarda demir, bilirübin ve fizyolojik paremetreler üzerine etkisi; Randomize kontrollü bir çalışma

Randomize Kontrollü olan araştırmada amaç yenidoğan göbek kordonu klempleme zamanının yenidoğanlarda demir, bilirübin ve fizyolojik parametreler (oksijen satürasyonu, nabız, kord kan gazı, tartı) üzerine etkisini belirlemektir. Araştırmanın evrenini (N=171) 28.02.2022-30.12.2022 tarihleri arasında doğum yapmak amacıyla başvuran kadınlar (37-42 haftalık gestayonda) ve yenidoğan bebekleri oluşturmuştur. Yapılan güç analizine göre örneklemi çalışma kriterlerine uyan toplamda 99 gebe oluşturmuştur. Araştırma grupları; girişim (n=49) ve kontrol grubundan (n=50) oluşmuştur. Gruplara katılımcı atamaları rastgele randomizasyon yöntemi ile bilgisayarda hazırlanan sayı tablosuna göre oluşturulmuştur. Veriler "Tanıtıcı Bilgiler ile Yenidoğan Veri Toplama Formu" kullanılarak hasta başı monitör cihazı, yenidoğan tartı aletleri ile ölçüm yapılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel analizi bilgisayarda (SPSS 22.0 paket programı) frekans-yüzde, ortalama, standart sapma, Ki-Kare, t-testi kullanılarak yapılmıştır. Yenidoğanların kordon klempleme sürelerinin doğumdan sonra 7. gün bakılan demir seviyelerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Yenidoğanda kordon klempleme zamanına göre demir seviyelerinde anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Geç kordon klemplemenin (GKK) erken kord klemplemeye (EKK) göre doğumdan sonra 7. gün bakılan bilirübin değerlerinde anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0,05). Yenidoğanda GKK'nin 7. gün bilirübin değerlerini artırdığı (p<0,05), kord klempleme sürelerinin doğumdan sonra 24. saatte SpO2, nabız, solunum bulguları üzerinde anlamlı fark yaratmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Sonuç olarak, doğumunda göbek kordonu klempleme zamanına göre yenidoğanların demir değerleri, fizyolojik parametreler (Solunum, SPO2, nabız, kan gazı,tartı ) arasında fark yokken, GKK'nin yenidoğanlarda bilirübin değerlerini yükseltebildiği belirlenmiştir. Konunun farklı parametrelerde tekrar çalışılması önerilir.

Bebek-yenidoğmuşBebeklerBilirubin+5
Gamze Nur Erçırak
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Primipar ve multipar annelerin doğum öncesi annelik beklentilerinin bağlanmaya etkisi

Amaç: Araştırmada primipar ve multipar annelerin doğum öncesi annelik beklentilerinin bağlanmaya etkisinin değerlendirmesi amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte, Tokat il merkezi ve ilçe devlet hastanelerinde (Şubat-Nisan 2023) 28-38 hafta arası gebe olan kadınlarda yapılmıştır. Örneklem büyüklüğü evreni bilinen örneklem hesabı formül ile %95 güven aralığında, ± %5 örnekleme hatası ile gerekli örneklem büyüklüğü, n = 2070 (1.96)2 (0.2) (0.8) / (0.5)2 (2070 -1) + (1.96)2 (0.2) (0.8)=218 olarak hesaplanmıştır. Primipar ve multipar gebe grupları 1:1 oranında olacak biçimde bir grup için en az 109 gebenin araştırmaya dâhil edilmesi uygun bulunmuştur. Örneklem ilgili hastanelerin kadın doğum poliklinikleri NST birimine başvuran ve araştırmaya katılmayı kabul eden 110 primipar ve 110 multipar gebe olmak üzere 220 gebeden oluşmuştur. Araştırma verileri, "Tanıtıcı Bilgi Formu, Doğum Öncesi Annelik Beklentileri Ölçeği (DÖABÖ) ve Anne Doğum Öncesi Bağlanma Ölçeği (ADÖBÖ)'' gerekli izinler ve onam alındıktan sonra gebelere yüz yüze uygulanarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri bilgisayar ortamında SPSS 22.0 paket programıyla değerlendirilmiş olup, tanımlayıcı özellikler frekans ve yüzdelik olarak ifade edilirken, ölçeğin değerlendirilmesinde ortalama ve standart sapma testleri, değişkenler arası farklar için pearson korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gebelerin belirlenmesinde p<0.05 hata payı istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmamızın primipar gebelerin DÖABÖ puan ortalaması 140.055±15.516, multipar gebelerin ise 132.327±13.358 bulunmuştur. Primipar gebelerin ADÖBÖ toplam puan ortalaması 76.900±8.010, multipar gebelerin ise 74.364±7.215 bulunmuştur. Primipar gebelerin DÖABÖ ve ADÖBÖ toplam puanlarının tanımlayıcı özellikler içerisinde sadece eğitim durumunda anlamlı farklılık görülmektedir (p<0.05). Multipar gebelerde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Primipar ve multipar gebelerin doğum öncesi anne bağlanma düzeyindeki toplam değişim doğum öncesi annelik beklentileriyle ilişkilidir. Bu ilişki primipar ve multipar gebelerde farklı düzeyde görülmektedir. Primipar gebelerde doğum öncesi annelik beklentileri ile bağlanma arasında pozitif yönlü (r=0.580, p<0.05) orta düzeyde ilişki; multipar gebelerde ise pozitif yönlü (r=0.420, p<0.05) zayıf düzeyde ilişki vardır. Sonuç: Annelerin doğum öncesi beklentilerinin bağlanma sürecinde önemli bir rol oynadığı, primipar ve multipar gebeler arasında ise farklılıkların olduğu görülmüştür. Primipar gebelerde doğum öncesi annelik beklentileri ile bağlanma arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve eğitim düzeyi yükseldikçe bağlanma ve beklentinin arttığı, multipar annelerde de yine pozitif yönlü zayıf düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, anne-bebek bağlanma sürecini desteklemeyi ve geliştirmeyi amaçlayan uygun doğum öncesi bakım ve danışmanlık yoluyla doğum öncesi beklentilerin ele alınmasının ve yönetilmesinin önemini vurgulamaktadır. Ebelerin bu beklentileri anlayıp bunlara yanıt vererek, annelere bebekleriyle sağlıklı bir bağ geliştirme konusunda destek vermeleri önerilir.

Ceren Yılmaz
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebelik bölümü öğrencilerine akran eğitim metodu ile verilen elektronik fetal monitörizasyon eğitiminin öğrencilerin bilgi, beceri ve özyeterlik düzeyine etkisi

Araştırma metodolojik ve randomize kontrollü deneysel tasarım olmak üzere iki aşamalı yürütülmüştür. İlk aşamasında "Elektronik Fetal Monitörizasyona Yönelik Bilgi Testi (EFMYBT)" ve "Elektronik Fetal Monitörizasyona Yönelik Beceri Değerlendirme Formu (EFMYBDF)" geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ebelik öğrencilerine Elektronik Fetal Monitörizasyona yönelik akran eğitimi metoduyla verilen eğitiminin öğrencilerin bilgi, beceri ve özyeterlik düzeylerine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılacak EFMYBT ve EFMYBDF geliştirildikten sonra deneysel aşamasına geçilmiştir. Araştırmanın deneysel aşamasının örneklemini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 2. Sınıf 72 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın deneysel kısmının verileri 2024-2025 Eğitim-Öğretim Dönemi Güz Yarıyılında (23.09.2024-03.01.2025) toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, EFMYBT, EFMYBDF ve Elektronik Fetal Monitörizasyon İzlem Öz Yeterlik Ölçeği (EFMİÖÖ) ile toplanmıştır. Elektronik Fetal Monitörizasyon eğitimi sonrasında Kişisel Bilgi Formu, EFMYBT ve EFMİÖÖ ile ön testler toplanmıştır. Daha sonra öğrenciler randomizasyon ile Akran Eğitimi grubuna (36) ve Standart Eğitim Gruplarına (36) atanmıştır. Akran eğitimi grubu ile akran eğitimleri yapılmıştır. Standart eğitim grubuna herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Eğitimler tamamlandıktan sonra klinik uygulamada gebeler üzerinde tüm öğrenciler EFM uygulamasını gerçekleştirmiştir. Öğrencilerin uygulaması sırasında araştırmacı tarafından EFMYBDF doldurulmuştur. Uygulamanın hemen ardından son test olarak EFMYBT ve EFMİÖÖ verileri toplanmıştır. Akran Eğitimi Grubu ve Standart Eğitim Grubunun kişisel bilgileri benzer özellik göstermektedir (p>0.05). Öğrencilerin gruplar arası EFMİÖÖ ön test (p>0.05) ve son test (p>0.05) toplam puanları arasından anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Öğrencilerin gruplar arası EFMYBT son test toplam puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.001). Akran Eğitimi Grubunda bulunan öğrencilerin EFMYBT ön test ve son test puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.001). Diğer bir bulgu olarak öğrencilerin EFMYBDF'ndan aldıkları toplam puanları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.001). Araştırma sonucuna göre Akran eğitimi ile verilen EFM eğitiminin öğrencilerin EFM bilgisini ve becerisini geliştirmede etkili bir yöntem olduğu, EFM özyeterliliği ise etkilemediği belirlenmiştir. Ebelik öğrencilerine EFM eğitimlerinde Akran Eğitimleri kullanılabilir bir yöntemdir.

Ebelik eğitimi
Melek Şen Aytekin
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Vajinal yolla doğum yapan kadınlarda obstetrik şiddet ile anne-bebek bağlanması arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Amaç: Araştırmada vajinal doğum yapan kadınlarda obstetrik şiddet ile anne-bebek bağlanması arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel ilişki arayıcı tipte tasarlanan bu araştırma, Ekim 2024-Ocak 2025 tarihleri arasında Tokat il merkezindeki gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, postpartum ilk 40 gün içerisinde canlı vajinal doğum yapmış ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan kadınlar dâhil edilmiştir. 95 güven aralığında ve %5 örnekleme hatası ile hesaplanan örneklem büyüklüğü 264 olarak belirlenmiş ve çalışmaya 267 kadın katılmıştır. Veriler, katılımcılara uygulanan "Tanıtıcı Bilgiler Veri Formu", "Obstetrik Şiddet Ölçeği (OŞÖ)" ve "Anne-Bebek Bağlanma Ölçeği (ABBÖ)" ile çevrimiçi toplanmıştır. Bilimler Araştırmaları Etik Kurul izni alınmıştır. Toplanan veriler bilgisayarda değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmamıza katılan kadınların Obstetrik Şiddet Ölçeği puan ortalaması 18.78±14.98, Anne-Bebek Bağlanma Ölçeği toplam puan ortalamaları 1.95±2.43 olarak bulunmuştur. Obstetrik şiddet düzeyindeki artışın, anne-bebek bağlanmasının zayıflaması ile ilişkili olduğu, şiddete maruz kalan kadınların daha düşük bağlanma düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Obstetrik şiddet ile anne-bebek bağlanması arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmış (r=0.283, p<0.01), regresyon analizine göre obstetrik şiddetin bağlanma üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etkili olduğu tespit edilmiştir (β= 0.046, p<0.001). Obstetrik şiddetin anne-bebek bağlanması üzerindeki toplam etkisinin %7.7 olduğu belirlenmiştir (R² = 0.077). Obstetrik şiddetin alt boyutları incelendiğinde, yalnızca "etkin olmayan iletişim" boyutunun anlamlı bir yordayıcı olduğu (R² = 0.123, p = 0.008), toplam varyansın %12.3'ünü açıkladığı görülmüştür (R² = 0.123). Doğum öncesi lavman uygulanan kadınların, uygulanmayanlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek obstetrik şiddet puanına sahip olduğu, doğum sürecinde sağlık profesyonellerinden iyi destek alan kadınların, kötü destek alanlara kıyasla anlamlı derecede daha düşük obstetrik şiddet puanına sahip olduğu, bebeğini doğumdan hemen sonra emziren kadınların obstetrik şiddet puanları daha düşük bulunurken, emzirme süresi geciken veya emzirmeyen kadınlarda obstetrik şiddet puanları daha yüksek çıkarken sağlık çalışanlarından şiddet algısı, anne-bebek bağlanmasını olumsuz etkilemiştir. Kadınların mesleki durumları, gebelik sayısı, doğum sonrası hissedilen duygular, doğum süreci boyunca maruz kaldığı uygulamalar ve ten teması gibi sosyodemografik ve obstetrik birçok faktörün etkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmamızda obstetrik şiddet ve anne-bebek bağlanmasını etkileyen çeşitli demografik ve obstetrik faktörler incelenmiş olup çalışma sonuçlarımız obstetrik şiddet arttıkça anne-bebek bağlanmasının azaldığını göstermektedir. Bağlanma sürecini sekteye uğratan önemli bir faktör olan obstetrik şiddet maruziyetinin ortadan kaldırılması için ebeler tarafından farkındalık oluşturulup, annelere pozitif bir doğum deneyimi sağlayarak, sağlıklı anne-bebek bağının oluşumunu desteklemek gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Obstetrik Şiddet, Anne, Yenidoğan, Anne-Bebek Bağlanması, Vaji̇nal Doğum

Ezgi Yaren Bozkurt Çakal
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların beden algısı genital benlik imajını etkiler mi?

Amaç: Kesitsel ve tanımlayıcı araştırmanın amacı, hastanede çalışan kadınların beden algılarının genital benlik imajına-GBİ etkisi ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesidir. Gereç-Yöntem: Araştırma, ilde bulunan iki hastanede çalışan kadınlara (N=1204) uygulanmıştır. Örneklemi %95 güven aralığı ve ±5 yanılma payı ile 292 kadın oluştururken ve 323 kadına ulaşılmıştır. Literatür doğrultusunda geliştirilen "Sosyodemografik Veri Formu", "Kadın Genital Benlik İmajı Ölçeği-KGBİÖ'' ve "Beden Algısı Ölçeği-BAÖ'' ile veriler toplanmıştır. Etik kurul izinleri alınmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayarda (SPSS-22.0) değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel ölçütler, t testi, One-Way ANOVA, Mann- Whitney U, ortalama testleri, pearson korelasyon ve çoklu regreyon analizi kullanılmıştır. p <0.05 anlamlı kabul edilmiştir, Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 33.49±7,36; boy ortalaması 162.59±6.16 cm; kilo ortalaması 66.22±12.03 kg olarak saptanmıştır. Katılımcıların BAÖ toplam puan ortalaması 144.67±24.86, beden memnuniyeti yüksektir. KGBİÖ toplam puan ortalaması 19.78±4.41, olumlu GBİ'ye sahiptir. Kadınların yaşı, eşinin öğrenim durumu, eşiyle uyumu ve yaşanılan yerin, BAÖ toplam puan ortalamaları üzerinde anlamlı fark yarattığı belirlenmiştir. BAÖ toplam puanı ile özelliklerin karşılaştırmasında vücudunda görünümünden memnun olmadığı organ/vücut bölümünde estetik amaçlı cerrahi müdahale geçirmeyi planlama durumu, menopoza girme durumu ile BAÖ toplam puan ortalaması arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.05). Yine mesleği, eşiyle uyum durumu KGBİÖ puan ortalamalarıyla karşılaştırıldığında aralarında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Vajinal muayene sırasında hissedilen duyguyla KGBİÖ toplam puan ortalaması arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların ebe ve hemşire değişkenleri ile KGBİÖ puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu ve ebelerin daha yüksek KGBİÖ puan ortalamasına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0.05). Katılımcıların %58.8'inin vücudunu güzelleştirmede ameliyatsız kozmetik/estetik uygulama yaptırdığı belirlenmiştir. Katılımcıların obstetrik ve emzirme özellikleri ile BAÖ ve KGBİÖ toplam puan ortalamasının karşılaştırmasında değişkenler ile arasında anlamlı farklılık olmadığı (p>0.05) grupların benzer özellik gösterdiği saptanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; BAÖ ile KGBİÖ toplam puanı arasında orta düzeyde, pozitif yönlü anlamlı ilişki (r=0.476; p=0.000) olduğu; kadınlarda beden algısı puanı arttıkça GBİ puanının arttığı belirlenmiştir. Regresyon analizinde, yordayıcı değişkenlerin beden algısıyla anlamlı bir ilişki sergiledikleri görülmüştür (F=10.119;p<0.05). Vücut görünümünden memnun olmadığı organ/vücut bölümünde (meme) estetik amaçlı cerrahi müdahale geçirmeyi planlayanların [β=12,603 en yüksek] ve KGBİÖ toplamı değişkenlerinin beden algısı üzerinde anlamlı yordayıcılar olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç ve Öneriler: Yaşı genç, ilçede yaşayan, eşinin öğrenim durumu yüksek ve uyumlu olan katılımcıların BA yüksek; ebelik mesleği çalışanları ve eş uyumu olanlarda GBİ yüksektir. Hastanede çalışan kadınların beden algısı puanı arttıkça GBİ puanı artmıştır. Katılımcılara beden ve genital bölgelerine yönelik doğal görünüm hakkında bilgilendirmek ve uygun danışmanlığın sağlanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Ebelik, Kadın, Beden Algısı, Genital Benlik

Perihan Çiçek
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerin gebelikte kendilerini algılama durumları, mutluluk düzeyleri ile prenatal anksiyete arasındaki ilişki

ÖZET GEBELERİN GEBELİKTE KENDİLERİNİ ALGILAMA DURUMLARI, MUTLULUK DÜZEYLERİ İLE PRENATAL ANKSİYETE ARASINDAKİ İLİŞKİ Amaç: Araştırmada gebelerin gebelikte kendilerini algılama durumları, mutluluk düzeyleri ile prenatal anksiyete arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tasarımda gerçekleştirilen araştırma, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniklerine (4 poliklinik) başvuran, dahil edilme kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 18-45 yaş arası 360 gebe ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Gebelerin Kendilerini Algılama Ölçeği (GKAÖ)", "Gebelikle İlişkili Anksiyete Ölçeği (GİAÖ)" ve "Mutluluk Ölçeği (MÖ)" kullanılarak (yüz-yüze) toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı ile tanımlayıcı istatistiksel ölçütler, t testi, One-Way ANOVA, Mann- Whitney U, ortalama testleri, pearson korelasyon ve çoklu regreyon analizi kullanılarak değerlendirilmiş ve p <0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların GKAÖ toplam puan ortalaması 33.21±4.69; MÖ toplam puan ortalaması 22.56±5.38 ve GİAÖ toplam puan ortalaması 76.35±9.22 olarak bulunmuştur. Gebelerin annelik algıları yüksek ve beden algıları olumlu; mutluluk durumlarının yüksek düzeyde olduğu ve anksiyete durumlarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Gebelerin ve eşlerinin eğitim düzeyi, gebeliğin planlı olma durumu, gebelik haftası, gebelik ve annelik sürecine yönelik eğitim alma durumu, ev işleri/sosyal yaşantıda destek varlığı ile GKAÖ toplam puanları arasında anlamlı derecede ilişki bulunmuştur. MÖ ile gebelerin ve eşlerinin eğitim düzeyi ve çalışma durumu, gebeliğin planlı olma durumu, ev işleri/sosyal yaşantıda destek varlığı arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Gebelerin çalışma ve gelir durumları, gebelik sayıları, gebelik haftaları, tercih edilen doğum şekli ile GİAÖ arasında v anlamlı fark bulunmuştur. Gebelerin MÖ puanları ile GKAÖ toplam puanları arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.288; p<.001). GKAÖ ile GİAÖ arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde anlamsız bir ilişki olduğu saptanmıştır (r=-0.029; p=0.586). Mutluluk ölçeği ile GİAÖ arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde anlamsız bir ilişki olduğu bulunmuştur (r=-0.027; p=0.615). Sonuç: Araştırma sonuçlarına göre gebelerin mutluluk düzeyi arttıkça kendini algılama düzeylerinin anlamlı şekilde yükseldiği; gebelerin kendini algılama düzeyi arttıkça gebelikle ilişkili anksiyete düzeylerinin azaldığı; ayrıca mutluluk düzeyinin doğrudan prenatal anksiyeteyi düşürdüğü saptanmıştır. Bu bulgular, mutluluk düzeyinin hem doğrudan hem de dolaylı olarak gebelikle ilişkili anksiyete düzeylerini azaltabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ebelik, Gebe, Kendini Algılama, Mutluluk, Prenatal Anksiyete

Beden algısıBenlik algısıPozitif algı+2
Eylem Sandalcı
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğanlarda ninnilerin ve beyaz gürültünün emzirmenin başlatılması üzerine etkisinin karşılaştırılması

Amaç: Bu araştırmada, İntrauterin seslere benzeyen beyaz gürültü ile ninnilerin sakinleştirici, rahatlatıcı etkisinin yenidoğanın ekstrauterin hayata uyumunu kolaylaştıracağı düşüncesinden hareketle, kadın sesi, erkek sesi ninninin ve beyaz gürültünün yenidoğanlarda emzirmenin başlatılması üzerine etkisinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Randomize kontrollü deneysel araştırma Tokat Devlet Hastanesi'nde (03.12.2018-30.07.2019) yapılmıştır. Araştırmanın evrenini belirlenen tarihler arasında hastanede doğan term yenidoğan bebekler (N=917) oluşturmuştur. Örneklemi ise randomize edilen ve 4 gruba ayrılan [Bir kadının söylediği ninni (n=40), bir erkeğin söylediği ninni (n=40), beyaz gürültü (n=40) dinletilen ve hiçbir uygulamanın yapılmadığı kontrol grubu olarak (n=40)] yenidoğanlar (n=160) oluşturmuştur. Veriler, "Anne ve Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu", "LATCH Emzirme Tanılama Ölçeği" ile toplanırken, müzik çalar ve taşınabilir speaker, desibel ölçüm cihazı, Beyaz Gürültü CD'si ve ninni CD'leri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi SPSS 19 paket programında yüzdelik dağılım, ortalama, ki-kare testi, bağımsız ve bağımlı gruplarda t-testi, varyans analizi, Korelasyon, Regresyon analizleri kullanılarak yapılmıştır. İstatistiksel testlerin anlamlılık düzeyi için p<0.05 değeri kabul edilmiştir. Bulgular: Beyaz gürültü, erkek sesi ve kadın sesi ninni dinletilen (Deney) ve kontrol grubundaki yenidoğan bebeklerin, doğumdan 24 saat sonraki LATCH Emzirme Tanılama Ölçeğinden aldıkları puanlar karşılaştırıldığında; deney grubundaki yenidoğanların (KSN=6,90±1,75(b),ESN=7,45±1,48(bc),BG=8,20±1,81(c)), kontrol grubuna (5,15±2,38(a)) göre emzirme puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Beyaz gürültü dinletilen grubun diğer deney gruplarına göre anlamlı derecede fark oluşturduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Dinletilen ninni ve beyaz gürültünün deney gruplarındaki emzirmenin başlatılması puanının, kontrol grubuna göre artırdığı, beyaz gürültünün sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisinin emzirmenin başlatılmasını desteklemede en etkili yöntem olduğu belirlenmiştir

Bebek-yenidoğmuşBebeklerEbelik+3
Esma Kır
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Health Sciences
2020
20
Master'sOpen AccessTR

Ebelik öğrencilerinde eğitimin ahlaki duyarlılık, eleştirel düşünme ve karar verme becerisi üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma ebelik öğrencilerinin aldıkları etik eğitiminin eleştirel düşünme ve ahlaki duyarlılık düzeylerine etkisi ve arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Materyal metot: Araştırmanın evrenini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğrencileri (N=285) oluşturmuştur ve örneklem seçimi yapılmayıp araştırmaya alınma kriterlerine uygun 233 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Ahlaki Duyarlılık Anketi (ADA)", Kalifornia Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği (KEDEÖ)" kullanılmıştır. Çalışmanın verileri SPSS 21.0 paket programına yüklenerek verilerin normal dağılımına uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan ebelik öğrencilerinin ADA ve KEDEÖ ölçeklerinden aldıkları puan ortalamaları ve etik eğitimi arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Ebelik öğrencilerinin lise mezuniyetleri ile ADA ölçeğinin yarar sağlama boyutunda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Etik eğitimi alma durumuna göre ADA ölçeğinin çatışma boyutunda öğrenciler arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Etik eğitimi ve KEDEÖ arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç: Çalışmanın sonucu doğrultusunda ebelik öğrencilerinin ADA ve KEDEÖ düzeyleri "düşük" olduğu ve etik eğitiminin anlamlı etki göstermediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ebelikte Etik, Ahlaki Duyarlılık, Eleştirel Düşünme.

Ahlaki sorumlulukEbelikEbelik öğrencileri+5
Ebru Solmaz
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Health Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Normal doğuma yönelik öz-yeterlilik ölçeğinin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Araştırmamızda Chu ve arkadaşları (2017) tarafından geliştirilen ''Normal Doğuma Yönelik Öz-Yeterlilik Öçeği'nin Türk kültürüne uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmamız metodolojik kesitsel bir araştırmadır.Örneklem grubunu araştırma kriterlerini taşıyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden primipar gebeler oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında kurum izinleri ve etik kurul iznin alınmasının ardından ''Normal Doğuma Yönelik Öz-yeterlilik Ölçeği (SEVB)'' ve araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Araştırma Ekim-Aralık 2019 tarihleri arasında Tokat Devlet Hastanesi'ne başvuran primipar gebelerle yürütülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde; Jamovi (Version 1.0.7), JASP (version 0.11.1) ve Jöreskog, K. G. (2001). LISREL 8.50. Mooresville, Ind. :Scientific Software programları kullanılmıştır. Bulgular: Ölçeğin dil geçerliliğinin sağlanmasında geri çeviri yöntemi kullanılmıştır. Kapsam geçerliliğinin sağlanmasında 11 uzmandan alınan görüşlerin kapsam geçerlilik oranı (KGO) hesaplanmıştır. Yapı geçerliliğinin belirlenmesinde faktör analizi yapılmıştır. Ölçek orijinal formu ile benzer şekilde tek boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin güvenirliğinin belirlenmesinde cronbach alpha katsayısı hesaplanmıştır. Cronbach alpha katsayısı 2. trimester için 0,994, 3. trimester 0,956 ve ölçeğin geneli için 0,980 olarak tespit edilmiştir. Ölçeğin zamana karşı değişmezliğinin değerlendirilmesinde test-tekrar test güvenirliğihesaplanmış ve 0,982 bulunmuştur. Ölçek maddelerinin amacına ne ölçüde hizmet ettiğinin değerlendirilmesinde madde analizi yapılmış olup tüm maddelerin amacına uygun ölçüm yaptığı tespit edilmiştir Sonuç: Normal Doğuma Yönelik Öz-yeterlilik Ölçeği Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ve yapılacak olan diğer araştırmalarda kullanılabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gebelik, Normal Doğum, Öz-yeterlilik, Ölçek, Geçerlik, Güvenirlik

Doğal doğumDoğumGebelik+4
Ayşenur Kahraman
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Health Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Postpartum dönemdeki annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ile anne-bebek bağlanması arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Amaç: Araştırmada postpartum dönemdeki annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ile anne-bebek bağlanması arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Araştırma tanımlayıcı, kesitsel tipte, Amasya il merkezine bağlı Aile Sağlığı Merkezleri'nde (Şubat-Mayıs 2021) postpartum dönemdeki annelere yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiş olup, araştırmaya katılmayı kabul eden 130 kadın ile çalışılmıştır. Araştırma verileri, gerekli izinler alındıktan sonra, "Kadınlara Tanıtıcı Bilgi Formu, Annelerin Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği (ADSGHÖ) ve Anne-Bebek Bağlanma Ölçeği (ABBÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS 25.0 paket ile Student-t testi, Mann Whitney-U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılarak yapılmış olup p<0.05 yanılgı düzeyi istatistiksel olarak önemli kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulgularımıza göre annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ölçeği puan ortalamasının 50.42±9.796 olduğu ve anne-bebek bağlanma ölçeği puan ortalamasının 1.12±1.842 olduğu bulunmuştur. Sosyo demografik özellikler içerisindeki gelir düzeyi, gebelik, doğum ve doğum sonrasında bilgi alma, eş desteği alma ve evlilik uyumu algılama durumlarına göre ADSGHÖ puanı açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). ABBÖ puanı açısından ise yalnızca aile tipi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ölçeği ile anne-bebek bağlanması ölçeği arasında negatif yönlü (r=-0.181), anlamlı ve çok zayıf bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ile anne-bebek bağlanması arasındaki ilişki göz önüne alınarak daha nitelikli ebelik bakımı sunabilmek amacıyla ebelere ilgili birimlerde, bağlanmayı artıracak kanıta dayalı uygulamaları (ten teması, anne ve bebeğin aynı odada kalması, emzirmenin hemen başlatılması gibi) klinik pratiklerine yerleştirmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anne Bebek Bağlanması, Ebelik, Güvenlik Hisleri, Postpartum Dönem

AnnelerBağlanmaGüvenlik+2
Elif Çilesiz
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan gebelerin anne ve yenidoğana yönelik obstetrik sonuçlar açısından değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma adölesan gebelerin anne ve yeni doğana yönelik doğum sonuçlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel olarak Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne 15.10.2020 ile 15.03.2021 tarihleri arasında doğum için başvuran, araştırmaya katılmayı kabul eden Türkiye Cumhuriyeti (T.C) ve yabancı uyruklu (misafir) adölesan (14-19 yaş) gebelere yapılmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden kadınlara Gebe Tanıtıcı Bilgi Formu kullanılarak oluşturulan veri toplama formu uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi güç (power) analizi ile G*Power 3.1 programında hesaplanmıştır. Çalışmada %5 anlamlılık düzeyinde ve 0.456 etki büyüklüğünde gruplarda örneklem büyüklüğü 210 kadın olarak belirlenmiş olup 210 kadınla araştırma tamamlanmıştır (df=208; t=1,656). Tanımlayıcı soruların cevaplanmasında yüz yüze görüşme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare analizi, t-testi istatistiksel yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre adölesan gebelerin öğrenim durumu ile uyruk durumları karşılaştırıldığında, anlamlı derecede T.C. vatandaşı gebe kadınların yabancı uyruklu gebelere göre eğitim düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Adölesan gebelerin ilk adet yaşına bakıldığında T. C. uyruklu annelerin %40.0'ının 12 ve 12 yaşın altında, %29.5'i 13-14 yaşında, %30.5'i 15 üzeri yaşında; yabancı uyruklu annelerin ise %11.4'ünün 12 ve 12 yaşında altında, %63.8'i 13-14 yaşında, %24.8'inin 15 ve üzeri yaşında olduğu görülmektedir. Obstetrik özelliklere göre ilk adet yaşı, evlilik yaşı, toplam gebelik sayısı istatistiksel olarak anlamlı farklılık iv olduğu belirlenmiştir (p<0.05). T. C. uyruklu %50.5'inin düzenli olarak sağlık kontrolüne gittiği; yabancı uyruklu annelerin ise %26.7'sinin düzenli olarak sağlık kontrolüne gittiği ve aralarında anlamlı ilişki olduğu (p<0.05) görülmektedir. Gruplar arasında gebelikte görülen fiziksel, psikolojik sorunlar ve doğum eylemi hakkında eğitim alma durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu (p<0.05) ve bu farkın internet, televizyon ve CD'den alınan bilgilerden kaynaklandığı belirlenmiştir. Annelerin bebeklerine ait bulgularında ise anne sütüne başlama zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Araştırmaya göre annelerin okuma yazma oranın T.C. uyruklu annelerde 3 kat daha fazla olduğu, düzenli olarak sağlık kurumuna gitmenin yüksek olduğu ve gebelik sırasında daha sık kanama problemi yaşadığı belirlenmiştir. Yabancı uyruklu annelerin daha erken yaşta evlendikleri ve toplam gebelik sayılarının daha fazla olduğu saptanmıştır. Adölesan gebelerle ilgili daha geniş örneklemlerde çalışmalar yapılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Gebe, Anne, Yeni doğan, Obstetrik Sonuçlar, Ebe

AnnelerBebek-yenidoğmuşBebekler+4
Yasemin Dönmez
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-demografik değişkenlerin gebelik döneminde yaşanan stres ve benlik saygısı üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırma Şanlıurfa Viranşehir'deki gebe kadınlarda gebelikte yaşanan stresin benlik saygısı üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki (Ağustos-Ekim 2020) araştırmanın evrenini Şanlıurfa Viranşehir Devlet Hastanesine başvuran gebeler oluşturmuştur. Örneklemi ise 18 yaşın üzerinde, gebeliğinde 17. haftayı doldurmuş, gebe kalmak için herhangi bir tedavi görmemiş, gebelikte risk durumu olmayan, araştırmaya katılmayı kabul eden, Türkçe okuma ve anlama kapasitesine sahip olan gebeler (n=176) oluşturmuştur. Veriler "Gebe Tanıtıcı Bilgi Formu", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBS)", "Gebelik Stresi Değerlendirme Ölçeği (GSDÖ)" kullanılarak yüz-yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veriler sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü Anova testi, Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Yanılma düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Gebe kadınlarda PSRS puan ortalaması 67.131±28.17, RBS Ölçeği puan ortalaması 2.568±1.78 bulunmuştur. Gebe kadınların %19.3'nün gebelikte görülen psikolojik ruhsal değişiklikler, %17'nin doğum eylemi, %16.5'nin bebek bakımı, %15.9'nun aile planlaması hakkında bilgi sahibi olmak istedikleri bulunmuştur. Gebelerin yaşı, öğrenim durumu, evlilik yaşı, gebelik haftası, bebeğin cinsiyeti, doğum sayısına göre GSDÖ puan ortalamaları farklarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Gebelerin eşinin yaşı, öğrenim durumu, gebenin gebelik haftası, düzenli kontrole gitme durumuna göre RBS Ölçeği puan ortalamaları farklarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Gebelik stres ölçeği puanı arttıkça, benlik saygısı ölçek puanı artmaktadır. (ß=0,012). Benlik saygısı ile gebelik stresi toplam puanı arasında (r=0.189) pozitif yönlü (p=0.012) anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Gebelerde stres düzeyinin orta seviyenin üstünde olduğu belirlenmiştir. Gebelik stresi arttıkça, benlik saygısı azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Gebelik, Ebelik, Stres

Benlik saygısıEbelikGebelik+3
Tansu Atalay
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğanda Hepatit-B aşı uygulaması sırasında oluşan ağrı duyusunu azaltmada kanguru bakımı, vanilya ve limon kokusu etkisinin karşılaştırılması

Bu araştırmada, yenidoğan bebeklerde hepatit-B aşı uygulama girişiminde oluşan ağrı üzerine kanguru bakımı, vanilya ve limon kokusu uygulamalarının etkisinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Randomize kontrollü olan araştırmanın evrenini, 11.10.2019-31.12.2019 tarihleri arasında miadında (38-42 haftalık) doğmuş olan sağlıklı yenidoğanlar oluşturmaktadır. Araştırma örneklem grubunu ise yapılan güç (power) analizine göre evreni temsil etme gücüne sahip kanguru bakımı (32 yenidoğan), vanilya kokusu (32 yenidoğan), limon kokusu (32 yenidoğan) ve kontrol (32 yenidoğan) grubu olmak üzere araştırma ölçütlerini taşıyan 128 yenidoğan oluşturmuştur. Araştırma verileri "Veri Toplama Formu", "Yenidoğan Ağrı Tanılama Skalası (NIPS)", "Yüz Kodlama Sistemi (NFCS) Skorlama Formu" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel analizinde SPSS V23 paket programı kullanılmıştır. Yenidoğanlarda aşı sonrası NIPS ağrı skoru puanları incelendiğinde kanguru bakımı grubu limon ve kontrol gruplarına göre; vanilya koku grubu ise kontrol grubuna göre ağrı puan ortalamalarında önemli düzeyde fark oluşturmuştur (p<0.001). Aşı sonrası NFCS ağrı skoru kanguru bakımı grubu yenidoğanlarda diğer gruplara göre ağrı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark oluşturmuştur (p<0.001). Yenidoğanlarda aşı sonrası kalp atım hızı ve oksijen saturasyon ortalamaları incelendiğinde kanguru bakımı grubu limon ve kontrol gruplarına göre; vanilya koku grubu ise kontrol grubuna göre kalp atım hızı ve oksijen saturasyonu ortalamalarında anlamlı bir fark yaratmıştır (p<0.001). Yenidoğanların ağlama süresi ölçümü kanguru bakımı grubunda daha düşük bulunmuştur (Ort±SS=9.22±5.01). Araştırma bulgularına göre, aşı uygulamaları sırasında ağrı ile baş etmede non-farmakolojik yöntemler arasında olan kanguru bakımı ve vanilya kokusunun invaziv girişimlerde etkili ve yenidoğanların ağrısını gidermede kullanılabilir yöntemler olduğu belirlendi.

AğrıAşılamaAşılar+6
Eda Demirci
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Other supervisors