Theses supervised by Prof. Dr. Özgür Ömer Ersin
12 theses · İstanbul Beykent University
Rekabet gücünün belirleyicileri olarak firma yetenekleri farklılaştırma stratejileri ve firma performansı ilişkisi
Günümüzde artan rekabet karşısında firmalar rakipler karşısında iç ve dış çevrelerini analiz ederek yeteneklerine uygun stratejiler belirlediklerinde rekabet gücü elde etmektedirler. Araştırmamızda firma yeteneklerinin, farklılaştırma stratejilerinin aracı etkisi ile firma performansına sağladığı katkının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Marmara Bölgesinde, İSO birinci 500 ve İSO ikinci 500 de bulunan firmalardan anketler toplanmış, araştırma modeli ve hipotezler oluşturulmuştur. Değişkenlerin ilişkilerini ölçmek için istatistik paket programları kullanılarak bağımlı ve bağımsız değişkenler ayrı ayrı faktör analizine tabi tutulmuştur. Faktörlere ait Cronbach Alpha değerlerinin 0,7'nin üzerinde olması sonucunda ölçeklerin güvenilir olduğu doğrulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizleri ile firma yetenekleri ve firma performansı arasında anlamlı ve olumlu ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizinde farklılaştırma stratejileri analize dahil edildiğinde firma yetenekleri ve firma performansı arasında farklılaştırma stratejilerinin etkisinin ortadan kalkmadığı ancak Beta değerlerine bakarak etkisinin azaldığı ve kısmi aracılık etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Firmalar yeteneklerini kullandıklarında, ürün ve hizmetlerde yaptıkları yeniliklerle, farklılaştırma stratejilerinin aracılık etkisi ile mali büyüme performansını arttırdıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü ekonomileri ile dış ticaretinin ekonomik etkileri: Çekim modeli analizi
Bu çalışmada Türkiye ile Şanghay İşbirliği Örgütü (Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Hindistan, Pakistan) üyeleri ve diyalog ortakları arasındaki ticaret hacminin belirleyicileri geleneksel ve genelleştirilmiş Çekim Modelleri bağlamında 2002-2017 dönemi için panel regresyon modellerinden hareketle incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, ticaret hacmini açıklamak için geleneksel yaklaşım çerçevesinde kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya ek olarak, Çekim modelinde öne çıkan uzaklığa ilişkin, tarife oranlarından hareketle oluşturulmuş olan ticaret özgürlüğü endeksi, ve genelleştirilmiş modelde ise, politik istikrar ve reel döviz kuru değişkenlerinin etkisi de modele dahil edilmiştir. Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) diyalog ortaklığının etkilerinin test edilmesine yönelik ise, ŞİÖ öncesi ve sonrası döneme ilişkin değişimlerin kukla değişkenler ile modellere dahil edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın bulguları, ilgili ülkelerde, geleneksel Çekim modeli bağlamında, milli gelir artışlarının ticaret hacmi üzerindeki pozitif etkilerine ek olarak, 2009 krizinin olumsuz etkilerinin reddedilmediğine işaret etmektedir. ŞİÖ üyesi ve diyalog ortaklarına ilişkin Genelleştirilmiş Çekim modeli tahminlerinin bulguları ise şöyle sıralanmaktadır: i. ticaret partnerlerinin politik istikrarındaki artışların ticaret hacmi üzerindeki olumlu etkileri, ii. ticari korumacılığın bir ölçütü olan ticari özgürlüklerin ticaret hacmi üzerindeki pozitif, dolayısıyla, korumacılığın negatif etkileri, iii. reel döviz kurundaki artışların ticaret hacmi üzerindeki negatif etkisi, ve son olarak, iv. ŞİÖ kukla değişkeni bağlamında ŞİÖ öncesi ve sonrası dönemlerde belirtilen bu etkiler arasında değişimlerin istatistiksel olarak kabul edildiği sonuçlarına varılmıştır. Bu bağlamda, ŞİÖ üyeliği diyalog ortaklığının ticaret hacmi üzerinde önemli etkileri olduğu ve gelecekte ticaret hacmi üzerindeki pozitif etkilerin arttırılmasına yönelik ticaret politikalarının daha da arttırılmasının önem taşıdığı sonucuna ulaşılabilmektedir.
Bankacılık sektöründe mikro ve makro değişkenlerin kârlılığa etkisi: Türk bankacılık sektöründe bir uygulama
Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankalar, ekonominin ayrılmaz birer parçasıdır. Makroekonomik faktörlerin değişimi; bankacılık sektörünün kârlılığı, bilançoları, sermaye yapısı ve finansal performansları ile birlikte ülkenin ekonomik istikrarı üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Bu çalışmanın amacı, belirlenen makroekonomik ve banka bazlı faktörlerin bankacılık sektöründe faaliyet gösteren banka gruplarının kârlılığı üzerine etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı ise rekabetteki artışın etkisi ile bankaların artan reklam harcamalarının banka kârlılıklarına etkilerini araştırmaktır. Çalışmamızda bu hedef doğrultusunda, mikro değişkenler grubu altında BASEL kriterlerinde önem taşıyan finansal göstergeler ve reklam harcamaları analiz edilirken, makro değişkenler bağlamında ise, GSMH büyüme oranı, enflasyon oranı, döviz kurları, riskin bir göstergesi olan CDS primleri ve seçili para politikası göstergelerinin modellere dâhil edilmesi söz konusudur. Literatürden hareketle, kârlılık göstergesi olarak aktif kârlılık (ROA) ve öz kaynak kârlılığı (ROE) değişkenleri ayrı ayrı ele alınmış, 2010-2017 dönemine karşılık gelen çeyreklik bir panel veri seti kapsamında tüm bankacılık sektörüne ek olarak, mevduat bankaları, kamu bankaları, yabancı sermayeli bankalar ve katılım bankaları alt grupları için karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Veriseti incelendiğinde, kesitlerarası bağımlılığın panel regresyonlar üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiği ortaya konmuş olduğundan, esnek genelleştirilmiş en küçük kareler (EKK) yöntemi ile tahmin edilen modeller çerçevesinde önemli bulgular elde edilmektedir. Çalışmanın temel bulguları, artan rekabetin de etkisi ile reklam harcamalarının kârlılık üzerindeki etkilerine ek olarak, makro iktisadî değişkenlerin önemli etkileri olduğuna işaret ederken, BASEL kriterleri bağlamında da öne çıkan finansal göstergelerin banka kârları üzerinde beklenen yönde etkileri olduğuna işaret etmektedir. Çalışmamızın bulguları bağlamında temel politika önerileri, Türk bankacılık sektöründe farklı alt gruplar için de geçerli olmak üzere, reklam faaliyetlerinde etkinliğin arttırılması, BASEL kriterlerine uygun stratejiler takip edilmesine ek olarak, özellikle Türkiye ekonomisine ilişkin Merkez Bankası politikaları ve makro iktisadî değişkenlerin rolünü dikkate alan politikalar geliştirilmesi şeklinde özetlenebilmektedir. Çalışmanın bir diğer bulgusu ise, bankacılık sektöründe bankaların karşılıklı etkileşimlerinin gözardı edilmemesi gerekliliği ve geleneksel panel regresyon yöntemleri yerine kesitlerarası bağımlılığı dikkate alan yöntemlerin, sektöre ilişkin modellerde özellikle tercih edilmesi gerekliliğidir.
İş çevrimlerinin farklı evrelerinde para politikası etkinliği: Türkiye ekonomisi üzerine bir ekonometrik analiz
İş çevrimi hareketleri ekonomilerde GSMH oranlarının zaman içinde takip ettiği, daralma ve genişleme dönemlerinden oluşan dalgalanmalardır. Para politikası etkinliği ise politika araçlarının doğru ve zamanında etkin şekilde gerçekleşmesidir. Para politikası etkinliğine ilişkin genel bir bakış sunulursa, Merkez bankasının politika araçlarını para politikası hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde ve doğru zamanda kullanılması olarak değerlendirilebilmektedir. Çalışmada iş çevrimlerinin ve para politikasının etkinliğinin aynı anda ele alınması çalışmayı literatürden farklılaştırmaktadır. Çalışmanın hedefleri doğrultusunda, öncelikle Klasik, Monetarist, Keynesyen, Yeni Keynezyen ve Reel Konjonktür okullarının iş çevrimleri ve para politikasına ilişkin yaklaşımları; takibinde ise para politikasının etkinliği ve para politikası kuralları değerlendirilmiştir. Merkez Bankasının iş çevrimlerinin farklı evrelerinde verdiği tepkilerin ölçülmesinin amaçlandığı uygulama bölümünde, ilk aşamada Markov rejim geçiş modelleri ile Türkiye'de genişleme ve daralma evreleri tahmin edilmiş, ikinci aşamada daralma ve genişleme evrelerinde Merkez bankasının politika faiz oranları ile enflasyon ve büyümeye yönelik tepkileri Taylor kuralı çerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, Türkiye'de para politikasının enflasyon ve büyümeye yönelik tepkilerinin rejimlere göre değişmekle beraber, her iki evrede de para politikasının etkinliğini koruduğunu ortaya koymaktadır.
Teknolojinin iktisadi kalkınma üzerindeki etkisi: Türkiye ve seçili ülkeler üzerine karşılaştırmalı analiz
İktisadi büyüme teorilerinin gelişimi incelendiğinde, özellikle içsel büyüme teorilerinde teknolojinin büyüme üzerindeki rolünün öne çıktığı dikkat çekmektedir. Teknolojinin ölçülmesinde ise farklı yaklaşımlar olup AR-GE harcamaları ve patent sayıları teknolojiye ilişkin başlıca göstergeler olarak değerlendirilmektedir. Teknolojinin iktisadi büyüme üzerindeki etkisinin Türkiye ve seçili ekonomiler için araştırılmasının hedeflendiği bu çalışmada, seçili ekonomiler altında Japonya ve Güney Kore analize dahil edilmekte, ülke seçiminde bu ülkelerin literatürde sıklıkla içsel büyüme teorileri bakımından incelenmekte olmaları ve çalışmada Türkiye'nin ilgili bu ekonomilere göre nispi yapısının değerlendirilmesinin hedeflenmiş olması önem taşımıştır. Bu hedef doğrultusunda çalışmada ARDL eşbütünleşme yaklaşımı kapsamında AR-GE harcamaları ve patent sayılarının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri 1996-2016 dönemi için karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları üç ülkede de patent, AR-GE ve büyüme arasında uzun dönemli ilişkiyi teyit ederken önemli farklılaşmaya dikkat çekmektedir. Güney Kore için patent ve AR-GE'nin uzun dönem esnekliği pozitif bulunurken, Japonya'da patentin uzun dönemli etkisi reddedilememekte ve AR-GE anlamsız bulunmaktadır. Türkiye için ise AR-GE'nin büyüme üzerindeki uzun dönemli etkisi pozitif bulunmakta ve patent uzun dönem esneklik katsayısı için istatistiksel olarak anlamsız bulunmaktadır. Çalışmanın bulguları, Türkiye'de AR-GE'ye yönelik politikaların mevcut pozitif etkilerinin arttırılmasına ve patentlere ilişkin politikaların geliştirilmesinin önemine dikkat çekmektedir.
Stratejik ortaklık antlaşmalarının havayolu şirketlerinde performans üzerindeki etkisi
Stratejik ortaklıklar şirketlerin rekabet avantajı oluşturmak için başvurduğu yöntemlerden biridir. Şirketler kurduğu stratejik ortaklıklar ile birlikte yeni fırsat zincirleri, yeni iş becerileri oluşturmaktadır. Aynı zamanda eski iş becerilerine ilişkin operasyonel performansların artışı sağlanmaktadır. Stratejik ortaklık antlaşmalarının havayolu şirketinin performansı üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmada şirket çalışanlarının algı ve görüşleri üzerinden araştırma yapılmıştır. Araştırmada 220 çalışan üzerinde, ilgili literatür araştırılarak belirlenerek oluşturulan ölçek uygulanmıştır. Toplam 22 ifadeden oluşman ölçeğin güvenirliği alpha=0.893 olarak yüksek bulunmuştur. Ölçek pazar artışı ile ilgili yapılan faktör analizi sonucunda havayolu şirketlerinin stratejik ortaklıklarının yapılan uçuş ağlarını genişlettiği, sektörde var olan riskleri paylaştırdığı ve karlılıkları arttırıp maliyetleri düşürücü bir etkiye sahip oldukları görülmüştür. Bunun dışında stratejik ortaklıklar olumsuz durumlar da ortaya çıkarmaktadır. Yolculara taahhüt edilen kesintisiz seyahatin bazen aksaması, bilgi teknolojilerinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle aksamaların yaşanması, stratejik ortaklık çerçevesinde kurulan iş birliğinin faydasını ölçememe gibi olumsuzluklar vardır. Kurulan stratejik ortaklıklar sayesinde potansiyel fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Global düzeyde kurulan ortaklıkların havayolu işletmelerinin ölçek ekonomiye ulaşmada fayda sağladığı, ortak satın alma faaliyetleri çerçevesinde maliyet avantajı elde edildiği ölçülmüştür. Tüm bunların yanında stratejik ortaklıklar kuran havayolu şirketleri üyeleri arasında zayıf uyum durumunun ortaya çıkabilme ihtimalinin bulunmasına bağlı olarak müşteri güvenini olumsuz etkileyebilme potansiyeli de bulunmaktadır.
Yapay sinir ağlarının finansal zaman serilerinde öngörü başarısının incelenmesi: BİST 100 üzerine bir uygulama
Finansal serilerin izleyeceği patikanın öngörülmesi gerek yatırımcılar gerekse araştırmacılar için önemli bir araştırma alanıdır. Finans literatüründe öne çıkan etkin piyasa hipotezinde ise finansal serilerin gelecekte izleyecekleri patikanın geçmişte izledikleri patikadan hareketle açıklanamayacağı dikkat çekmektedir. Etkin piyasa hipotezinin Borsa Istanbul 100 (BIST100) endeksi için geçerliliğinin sınanmasında yapay sinir ağları (YSA) yöntemlerinin kullanılmasının hedeflendiği çalışmada, günlük BIST100 endeksinin öngörülmesinde doğrusal zaman serisi modelleri ile karşılaştırılması hedeflenmiştir. Örneklem 6.3.2001-18.12.2017 dönemi günlük serilerden oluşmaktadır. İlk aşamada seri 4. mertebeden otoregresif model ile tahmin edilmiş, ikinci aşamada ise elde edilen temel modelin farklı nöron sayısına sahip YSA modelleri ile karşılaştırılmıştır. YSA model mimarisi seçiminde optimum model mimarisi seçimi için izlenen adımlar şöyle önerilmektedir: i. seçili bilgi kriteri ile girdi katmanının oluşturulması, ii. tek gizli katmanlı modelin nöron sayısının tek tek arttırılarak tekrarlı olarak tahmin edilmesi, iii. bir önceki aşamanın iki katmanlı YSA için tekrarlanması, iv. eğitim ve doğrulama alt örneklemlerinde en iyi performansa sahip modelin seçimi, v. gelecek öngörülerinin optimum model çerçevesinde üretilmesidir. Çalışmanın bulguları, BIST100'ün YSA modellerinin ile modellenmesinde önemli örneklem dışı başarıya ve dolayısıyla etkin piyasa hipotezinin BIST100 için geçerli olmayabileceğine işaret etmektedir.
İhracat finansmanı ve ticaret antlaşmalarının Türkiye'nin açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükleri üzerindeki etkisi: Seçili AB ve sınır ülkeleri karşılaştırması
Bu çalışmada açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler (AKÜ) analizleri üzerinde yoğunlaşılmış olup ticaret antlaşmalarının ve ihracat finansmanının analize olumlu veya olumsuz yönde nasıl etki etmiş oldukları üzerinde değerlendirmeler gerçekleştirilmiştir. Açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler (AKÜ) analizleri, Serbest Ticaret Antlaşmalarının (STA) ihracat finansmanının etkileri ile beraber seçili AB ve sınır ülkeleri ile olan karşılaştırmaları şeklinde ele alınmıştır. Trademap veri setinden hareketle incelenen 99 ürün grubu için Balassa endeksi araştırılmış, AKÜ'nün birin üstü olduğu ürün grupları analiz edilmiş, AKÜ'nün en üstün olduğu ürün grupları değerlendirilmiş, STA öncesi ve sonrası karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Analiz bulguları, ticaret anlaşmalarının AKÜ üzerinde önemli etkiler yaptığı, seçili sınır ülkeleri ve gümrük birliği üyesi AB ülkelerinin Türkiye karşısında ve Türkiye'nin bu ülkelere karşı AKÜ'lerinde artışla sonuçlandığı ortaya konmaktadır. Çalışmanın bulguları Türkiye ve ticaret anlaşması yapılan ülkeler arasında AKÜ'lerde önemli değişimler gerçekleştiğine, karşılaştırmalı üstünlüklerde artışla sonuçlandığına, dolayısıyla ticaret anlaşmalarının ülkelerin ekonomik refahları üzerinde önemli etkilere işaret etmektedir.
Kadınlarda işgücüne katılımın belirleyicileri: Türkiye üzerine bir analiz
Bu çalışmanın amacı, kadının işgücüne katılım oranı üzerinde etkili olduğu tahmin edilen birtakım (kaba doğum oranı, yüksek eğitim, kaba evlenme hızı gibi) değişkenlerin analiz edilmesidir. Çalışma, iki farklı düzeyde (İBBS – 1 ve İBBS – 2) kadının işgücüne katılımının incelenmesi bakımından büyük öneme sahiptir. Yöntem olarak panel veri analizi tercih edilmiştir. Panel veri analizinde kullanılacak veriler 2009 – 2018 yılları arasında olup, TUİK'ten temin edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, İBBS – 1 ve İBBS – 2 düzeyinde, kayıt dışı istihdam, yüksek eğitim ve erkeğin iş gücüne katılımı arttıkça, kadının iş gücüne katılımını artırmaktadır. Kaba boşanma hızı değişkeni ise etkisizdir. Kaba evlenme hızındaki artışlar, kadının işgücüne katılımını düşürmektedir. Kaba doğum hızındaki artışlar ise kadının iş gücüne katılımını artırmaktadır. Yüksek eğitimin ve kaba evlenme hızının, kadının işgücüne katılımı üzerindeki etkileri modelin önemli bulguları arasında yer almaktadır.
Doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye ve Çin üzerine bir ekonometrik analiz
Doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki etkileri birçok iktisat teorisinde önemli bir araştırma konusu olmuştur. Bu çalışmada, doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkileri Türkiye ve Çin ekonomileri bakımından karşılaştırmalı olarak analiz edilmesi amaçlanmış olup, uzun vadeli ve kısa vadeli etkilerin beraberce analiz edilebilmesi için ARDL sınır testi yaklaşımı temel alınmıştır. Türkiye için 1980 – 2018, Çin için ise 1983 – 2018 yılları arasındaki yıllık verilerden hareket edilen ampirik uygulamada, gayri safi yurtiçi hâsıla ve doğrudan yabancı yatırımların dolar cinsinden değerleri Dünya Bankası veri tabanından derlenmiştir. Çalışmanın ampirik bulguları, doğrudan yabancı yatırımların Çin ve Türkiye ekonomilerinde GSYİH üzerinde pozitif etkisi olduğu, bu etkinin kısa ve uzun vade için de geçerli olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgulara göre, uzun vadede, Türkiye'de (Çin'de) doğrudan yabancı yatırımlarda gerçekleşen %1'lik bir artış, gayri safi yurtiçi hasılada %0.25'lik (%1.22'lik) bir artışla sonuçlanırken, kısa dönemli etki ise %0.126 (Türkiye) ve %0.07 (Çin) olarak gerçekleşmektedir. Granger nedensellik testi sonuçlarının her iki ülke için de doğrudan yabancı yatırımlardan, gayri safi yurtiçi hasılaya doğru tek yönlü nedensellik ilişkisini desteklemesi çalışmanın bir diğer bulgusudur.
Yeni Keynesyen Phillips Eğrisinin Türkiye ekonomisi bakımından incelenmesi
İşsizlik ve enflasyon oranları arasındaki ödünleşme ile öne çıkan Phillips eğrisinin beklentilerle geliştirilmesinin ardından Keynesyen kavramlara dayanarak Yeni Keynesyen Phillips eğrisi (YKPE) oluşturulmuştur. Yeni Keynesyen Phillips eğrisinde, enflasyon üzerindeki etkileri bakımından işgücü maliyetleri, çıktı açığı ve enflasyon beklentileri öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi için 2006Q1 ve 2020Q2 dönemleri arası için YKPE ve hibrit versiyonlarının çeyreklik verilerle incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan modellerde gelecek döneme ilişkin enflasyon beklentileri, çıktı açığı, uyumlu beklentileri de dikkate alarak geçmiş dönem enflasyon oranları ve reel marjinal maliyetlere ilişkin proksi olarak birim işgücü maliyetleri modellere eklenmiştir. YKPE'nin standart ve hibrit tiplerinin ayrıca mevsimsellik etkisinden arındırılmış değişkenlerle de tahmin edilmesi dikkate alınan bir noktadır. Çalışmanın bulguları, Türkiye'de enflasyon dinamiklerinde çıktı açığının ve geçmiş enflasyon beklentilerinin etkilerinin ciddi ölçüde olduğu, birim işgücü maliyetlerinin de önemli etkilerinin istatistiksel olarak reddedilemediği, gelecek enflasyonlarına ilişkin beklentilerin de etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olmakla beraber etkisinin çok düşük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Türkiye'de standart YKPE'nin geçerli olduğu ve hibrit YKPE'nin kısmi olarak geçerli kabul edilebileceğini, beklentiler bakımından ise, YKPE'ye ilişkin beklentilerden farklı bir durumun geçerli olduğunu, geçmiş enflasyonun geçmişte izlediği patikanın cari enflasyonda önemli etkilerinin reddedilemediği sonuçlarına ulaşılmaktadır.
Yeşil pazarlama uygulamalarının planlı davranış teorisi bağlamında satın alma niyetine etkisi
Bu çalışmada satın alma davranışı oluşurken yeşil pazarlama karmasının etkisi ile üretici ve tüketici hayatında farkındalık yaratma etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. İşletmeleri yeşil pazarlama uygulamalarına iten nedenler ele alınmış, planlı davranış teorisi kavramı tanımlanmış ve yeşil pazarlama uygulamaları incelenmiştir. Çevreye duyarlılığın artmasına bağlı olarak yeşil pazarlamada oluşan rekabet avantajı için küresel krizlerin yeşil ürünlere yönelimi artırıp artırmadığı incelenmiştir. Yeşil ürünlere olan yönelimden faydalanan işletmeler, yeşil ürün süreçlerini yöneterek yeşil pazarlama stratejilerini geliştirip uygulayarak rekabet üstünlüğü elde edebilir. Yapısal eşitlik modeli bağlamında çalışmada önemli bulgular elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, tüketicilerin yeşil ürün, yeşil fiyat ve yeşil tutundurma stratejilerini dikkate aldığı, nitekim bu stratejilerin satın alma niyeti üzerinde önemli istatistiksel etkiye sahip olduğu söylenebilirken, aynı sonuç yeşil dağıtım ağları için söylenememektedir. Çalışmanın bulguları sonucunda, şirketlerin yeşil ürünlere ve pazarlama stratejilerine ilişkin elde edilen bulguları dikkate alması, bu yöndeki yatırımları arttırmasına ek olarak, yeşil dağıtım ağlarının ise Türkiye'de geliştirilmesine ilişkin yatırımlara önem verilmesi sonuçlarına ulaşılmaktadır. Bu çerçeve çalışmamızda işletmelerde yeşil sürece ilişkin stratejik öneriler geliştirilmiştir.