Theses supervised by Prof. Dr. Şakir Görmüş
11 theses · Sakarya University
Sudan'da yerli ve küresel makroekonomik faktörlerin borsa üzerindeki etkisi
This study aimed to examine the impact of global and local macroeconomic factors on the stock market in Sudan using quantile regression methodology for the period 2007 to 2018. The results indicated that the Khartoum stock market returns were influenced by global factors such as the VIX before the separation of Sudan in 2011, while after the separation, the returns were more influenced by local factors including the Murabaha rate, exchange rate, and inflation. The exchange rate was found to have a significant positive impact on the stock market in the second period, while the inflation rate was found to have a significant positive impact as well. On the other hand, the Murabaha rate and OVX were found to have a significant impact in the second period, while they were insignificant in the first period. The VIX was found to have a negative significant impact on the stock market in the second period, while it was insignificant in the first period. These findings suggest that the separation of Sudan in 2011 changed the performance and sensitivity of the Khartoum stock market to different factors and have implications for investors and mark participants.
Two essays on the GCC's stock markets dynamics: A comparative study between Islamic and conventional indices
In this thesis the impact of regional and global factors on GCC Islamic and conventional market indices is studied. To do so, we apply the quantile regression on monthly data from April 2011 to April 2021. The first essay examines the influence of regional factors on Islamic and conventional stock returns in GCC countries using the quantile regression method. The study reveals that the reaction of market returns to regional factors varies across the distribution of GCC's stock returns. Specifically, regional factors have asymmetric effects on stock returns in most GCC markets, making portfolio diversification difficult. The second essay evaluates the impact of global risk factors on Islamic and conventional stock indices performance in the GCC region, using moment quantile regression. Results show that the performance of GCC markets under different risk factors varies asymmetrically across quantiles, but Islamic and conventional markets in the GCC follow a similar return pattern. The findings suggest that Sharia screening does not provide any specific benefit to investors interested in GCC markets, particularly those with a Gulf-based portfolio asset composition. These results have significant investment and policy implications.
The impacts of country-based and global financial factors on conventional as well as Islamic stock market returns of BRIC and G7 countries: MMQR approach
In this thesis the impacts of country-based and global financial factors on conventional and Islamic stock market return of the emerging (BRIC) and developed (G7) countries is investigated. We apply a novel method of moment quantile regression (MMQR) using daily data from March 26, 2015 to March 31, 2021 for BRIC countries and July 27, 2015 to March 31, 2021 for G7 countries. The first essay investigates the impacts of country-based and global factors on conventional stock returns in BRIC and G7 countries using the method of moment quantile approach. The study reveals that country-based and global factors have significant impact on conventional stock market return in BRIC and G7 in different market circumstances such as bear, normal and bull. The findings also indicate that stock market returns are asymmetrically affected by country-based and global financial factors. The second essay evaluates the impacts of country-based and global factors effect on Islamic stock returns in BRIC and G7 countries using MMQR approach. The findings suggest that there are diversification benefits between the country groups in different market phases. The consequences of our findings have important implications for international investors, market players, policymakers, and monetary authorities, specially who are in charge of maintaining the stability of the domestic as well as international economies and financial markets.
Türkiyede'ki katılım ve konvansiyonel bankalarındaki takipteki kredileri etkileyen faktörlerin kantil regresyon analizi ile karşılaştırılması
Ekonomideki en önemli finansal aracılardan biri bankalardır. Piyasadaki fon aktarımına aracılık eden bankalar ekonomide fon fazlası olan kesimden fon ihtiyacı olan kesime aktarım işlemi yapmaktadırlar. Bu işlem yapılırken çoğunlukla kredi verme kanalı kullanılmaktadır. Kredi verme işlemi sonrasında kredinin geri ödenmeme riski bulunmaktadır. Verilen krediler ödenmediğinde takipteki kredi (sorunlu kredi) adını almaktadır. Çalışmada konvansiyonel bankalar ve katılım bankalarındaki bankaya özgü ve makroekonomik faktörlerin takipteki krediler üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. Türkiye'deki konvansiyonel bankalar ve katılım bankalarında takipteki kredileri etkileyen bankaya özgü ve makroekonomik değişkenlerin etkilerini ölçmek için kantil regresyon (QR) ve OLS tahmin yöntemi modeli kullanılmıştır. Çalışmada bağımlı değişken olarak takipteki krediler kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler bankaya özgü ve makroekonomik değişkenler olarak iki gruba ayrılarak ele alınmıştır. Bankaya özgü değişken olarak "toplam krediler, net kâr, krediler/GSYİH, krediler/mevduat, aktif kârlılığı, özsermaye kârlılığı ve banka büyüklüğü", makroekonomik değişken olarak "konut faizi, ihtiyaç faizi, ticari faiz, GSYİH, enflasyon, mevduat faizi ve kredi risk primi (CDS)" kullanılmıştır. Çalışmadaki veriler 2011 dördüncü çeyrek ile 2021 ikinci çeyrek arasında toplamda 39 çeyreklik dönemi kapsamaktadır. Konvansiyonel bankalara ait veriler FitchConnect veri tabanı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası EVDS veri tabanı, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi veri tabanı, Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve bazı dönemlere ilişkin eksik veriler bankaların konsolide olmayan finansal tablolarından derlenmiştir. Katılım bankalarına ait veriler FitchConnect veri tabanı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) EVDS veri tabanı, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi veri tabanı, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve bazı dönemlere ilişkin eksik veriler bankaların konsolide olmayan finansal tablolarından elde edilmiştir. Makroekonomik veriler, TÜİK ve Dünya Bankasına ait veri tabanından elde edilen bilgiler ile derlenmiştir. Çalışma, analiz de dahil olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, konvansiyonel ve katılım bankacılığı sektöründeki kredi kavramının ana hatlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde, konvansiyonel ve katılım bankacılığı sektöründeki takipteki kredi kavramı ana hatları ile ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, bankacılık sektöründeki kredi riskleri, yönetimi ve türleri konvansiyonel bankalar ve katılım bankaları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Dördüncü ve son bölümde takipteki kredilerin belirleyicisi olan bankaya özgü ve makroekonomik değişkenler kantil regresyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu bölümde hem konvansiyonel hem katılım bankaları açısından literatürdeki ulusal ve uluslararası kaynaklar, araştırmanın metodolojisi, analizde kullanılan değişkenler ve analiz sonucunun yorumlamaları yapılmıştır. Analiz yapılırken üç farklı denklem denemesi yapılmış ve tüm sonuçlar için anlam düzeylerinde yakınlık olduğu için tamamı çalışmada açıklanmıştır.
Alternatif uluslararası ticaret modelinin büyümeye etkisi
Bu tezde, İslam alimlerinin kaynaklarında bahsi geçen İslami uluslararası ticaret ilkelerinin, konvansiyonel uluslararası ticaret sistemi üzerindeki olumlu etkisi incelenmiştir. Bunu yapmak için, fıkhî hükümleri ve Yeni Uluslararası Ticaret Teorisi modellerini ana bileşen olarak seçerek, uygulanabilirlik ve çağdaşlık yönü birleştirilerek analizedilirken, yeni İslami teorik ufuklar keşfetmeye çalışılmıştır. Çalışma teorik ve ampirik olmak üzere iki ana bölüme ayrılmıştır. Birinci teorik bölümde, İslami uluslararası ticarete yönelik uygun ve optimal bir yapının yürütülebilmesi için piyasaların, esas olarak uygulanması gereken iki kural kategorisinden oluşan belirli ilkelere dayandırılması gerektiğini ortaya konulmuştur. Birinci kural, uluslararası ticaret sistemi piyasaları için Lancaster'in tekelci rekabete ve İmam Şatibi'nin düşüncelerinden esinlenerek öncelik kavramına dayanarak geliştiren kurallardır. İkincisi ise belirli ana politikalara dayanan koruyucu kurallardır: Fiyatlara müdahele politikası, Satmaya teşvik politikası ve Stoklama politikası. Çalışmanın ikinci aşamasında, Al Şatibi'nin kavramını Lancaster'ın modeline uygulayarak tekelci rekabet yapısına sahip piyasaların yer aldığı ülkeler panel veri seti kullanılarak ampirik olarak değerlendirilmiştir. Panel regresyon modelinde, Sabit etkiyi ve Rastgele etki tahmininin hangisinin uygun olduğunu tespit etmek için Hausman testini kullandık. Bulgular, uluslararası ticaret stratejisinde İmam Al Şatibi'nin öncelik kavramının tekelci rekabet ve ürün çeşitlendirmesi çerçevesinde uygulanmasının toplumsal refah üzerindeki olumlu etkisi olduğunu büyük ölçüde doğrulamıştır. Bu sonuçlar literatüre önemli katkılar sağlamakta ve yeni yollar açmaktadır.
Credit risk management: A comparative study between Islamic and conventional banks in Turkey
In this research, we aimed to identify variables determining credit risk in Islamic and conventional banks. A comparison between Islamic and Conventional Banks is highlighted. The researcher employed a panel data fixed effect model to analyze quarterly data belong to three Islamic Banks in Turkey for the period 2008 Q1 to 2017 Q4. While for conventional banks, previous studies conducted in Turkey are used to compare Islamic banks to conventional banks. Non-performing Loans (NPL) ratio was used as a proxy for credit risk. According to Empirical result, NPL in Islamic Banks is positively affected by Loan Loss Provision, and Proportion of Loans to Deposits, and negatively affected by Assets Size. While in conventional banks it is positively affected by Net Interest Margin, Loan Loss Provision, and Capital Adequacy Ratio and negatively affected by Proportion of Loan to Deposits, Proportion of Loans to Assts and SIZE. There were clear differences between both Islamic and Conventional banks related to all variables of study except Loan Loss Provision and Proportion of Loan to Assets ratios.
İslam ülkeleri arasında parasal birlik mümkün mü? D-8 ülkelerinin optimum para sahası çerçevesinde incelenmesi
Parasal birlik, döviz kurlarında birliğin sağlanmasını, sermaye hareketlerinde tüm kısıtlamaların kaldırılmasını, üye ülkeler arasında konvertibilitenin gerçekleştirilmesini ifade etmektedir. Konvertibilitenin korunacağı konusunda tam bir güvencenin sağlanmasıyla ve parasal birliğe üye ülkelerin milli paralarını birbirine çevrilmesinde her türlü banka giderlerinin ortadan kaldırılmasıyla gerçekleştirilir. Parasal birlik kavramı uzun zamandan beri tartışılsa da Avrupa Para Birliği'nin kurulması bu kavrama olan ilginin artmasına neden olmuştur. Avrupa ülkelerinin yaşadığı tecrübe ve üye ülkelerin bu konudaki bilgi birikiminin İslam ülkelerine aktarılması çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda D-8 ülkelerinin optimum para sahası olup olmadığını yani bir parasal birlik potansiyeli taşıyıp taşımadığını test etmek adına döviz kuru, enflasyon, faiz ve dış ticaret değişkenlerinin 2000 ile 2020 yılları arasındaki çeyreklik verileri kullanılarak analiz edilmiştir. D-8 ülkelerinin yaşadığı şokların birbirine benzeyip benzemediği Vektör hata düzeltme modeli (VECM), etki-tepki fonksiyonu ve varyans ayrıştırma analizi vasıtasıyla incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Malezya ve Nijerya'da Enflasyon, Faiz ve Ticaret'in Dolar'ın Granger nedeni olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de Dolar ve Faiz'den Enflasyon'a doğru bir uzun dönem nedensellik ilişkisi olduğu görülmüştür. Etki-tepki fonksiyonu ve varyans ayrıştırma sonuçlarını beraber incelediğimizde; D-8 ülkelerinin tamamı optimum para sahası açısından uygun olmadığı fakat D-8 içerisinde bir alt grup olarak düşünülebilecek Türkiye, Nijerya, Mısır ve Malezya'nın diğer D-8 ülkelerine oranla, ilgili değişkenlerinde meydana gelen şokların benzer olduğu tespit edilmiştir. Bu ülkeler her ne kadar coğrafi olarak birbirine yakın olmasa da tesis edilecek parasal birlikte şokların simetrik olma kriteri açısından optimum para sahasının gerekliliklerini yerine getirebilecektir.
Türkiye'de Türk ve Suriyeli müşterilerin İslami bankacılığa karşı tutumu; tehditleri ve fırsatları
Bankacılık sektöründe rekabet arttığından beri; müşteri perspektifi bankacılık sektöründe önemli bir unsur haline gelmiştir. Dolayısıyla, İslami bankacılık hizmetlerinden yararlanan tarafların İslami bankacılık faaliyetlerine yönelik tutum ve davranışlarının tespit edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'deki Türk ve Suriyeli müşterilerin tutumu istatiksel yöntemler kullanılarak incelenmektedir. Müşterilerin tutumları demografik özelliklere, eğitimin niteliğine, mesleğe ve yaş gruplarına göre araştırılmaktadır. Bankaların mevcut ve potansiyel müşterileri için İslami bankacılık faaliyetlerinin müşteri algısı anket yöntemi ile belirlenmektedir. Anket sonuçlarına göre, İslami bir banka ile çalışmayı tercih eden, etmeyen ve kararsız olan Türk ve Suriyeli katılımcıların tüm cevapları baz alınarak istatistiksel olarak aralarındaki farklılıklar tespit edilmeye ve anlamlılıklarının test edilmesi amaçlanmıştır. SPSS uygulaması kullanarak katılımcıların İslami bankacılık meselesiyle bağlantılı ifadelere katılıp katılmadıklarını ölçmek için açıklayıcı analiz, Likert Ölçeği, Ki-Kare Testi ve T-testi uygulanmıştır. Çıkan sonuçlara göre, yaş, meslek ve aylık gelir hem Türk hem de Suriyeli müşterilerin üzerinde İslami bankacılık tercihinde etkisi bulunmaktadır. Ancak cinsiyetin İslami bankacılık tercihinde ne Türk ne Suriyeli üzerinde Etkisi vardır. Eğitim düzeyine gelince; Türk müşterilerin üzerinde etkisi yoktur, Suriyeli müşterilerin üzerinde ise etkisi bulunmaktadır. Türkler ile Suriyelilerin sonuçları karşılaştırıldıktan sonra, cinsiyete, eğitim düzeyine, mesleğe ve aylık gelire göre Türkler ve Suriyeliler arasında ilişki bulunmaktadır. Fakat yaşa göre Türkler ve Suriyeliler arasında bir ilişki yoktur. Faktörlere gelince, din faktörü, banka itibarı, müşteri bilinci, hizmet kalitesi ve müşteri davranışı etkisi sonuçlanmaktadır. Kitle iletişim araçları faktörü ise Türklerin üzerinde etkisinin olduğu söylenebilir; Suriyelilerin üzerinde ise etkisi bulunmamaktadır.
Dünya tasarruf bankacılığı uygulamaları ve Türkiye için model önerisi
Avrupa'da 19. yüzyılda kurulmaya başlanmış ve dünyanın birçok ülkesine yayılmış olan tasarruf bankacılığı modeli, kuruluş itibariyle yoksul kimselerin finansal ihtiyaçlarını karşılamak ve küçük birikim sahiplerinin tasarruflarını değerlendirmek amacıyla kurulmuştur. Modern anlamda ilk tasarruf bankası, 1810 yılında Henry Duncan isimli bir rahip tarafından İskoçya'da kurulmuştur. Sonraki yıllarda tasarruf bankaları, Avrupa başta olmak üzere tüm dünyaya yayılmıştır. Tez çalışması, dünyada yerel kalkınmanın itici gücü olarak da kabul edilen tasarruf bankalarını incelemekte ve Türkiye için İslami tasarruf bankacılığı model önerisi sunmaktadır. Tezin bölümlerinde, dünyada var olan tasarruf bankacılığı modelleri incelenmiştir. Ayrıca ilk İslami banka kabul edilen Mit Ghamr yerel tasarruf bankasının kuruluşu ve prensipleri araştırılarak elde edilen literatür çerçevesinde bir anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasında, katılımcıların Türkiye'deki mevcut Katılım bankacılığı ve kurulacak tasarruf bankacılığı hakkındaki görüş ve önerileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan anket çalışmasının sonucunda, mevcut Katılım bankası müşterilerinin kurulacak tasarruf bankasına olumlu yaklaşım sergiledikleri tespit edilmiştir. Buna göre Türkiye'de kurulacak İslami tasarruf bankasının İslami bankacılık sektörüne ivme kazandırması beklenmektedir. Çalışmada ayrıca Türkiye'deki bankacılık geçmişi incelenerek, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde kurulmaya başlayan ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaygın bulunan yerel bankalar incelenmiştir. Kurulacak tasarruf bankasının yerel kalkınmaya etkisini ölçmek amacıyla yerel bankalardan edinilen tarihsel veriler ışığında panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. Ampirik araştırma sonuçlarına göre, yerel bankaların faaliyet süreleri ile bölgenin kalkınması arasında pozitif ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde, elde edilen tüm veriler özetlenerek Türkiye'de kurulacak İslami tasarruf bankasına yönelik önerilere yer verilmiştir.
Development of Islamic finance in Balkan region: Opportunities and challenges
Balkan as a region has always been a target due to its strategic position, natural resources, and the potential for infrastructural connectivity in between the continent of Europe and Asia. For that reason, this region historically has witnessed clashes and unrests and has been an issue at the table of great powers. Another characteristic of Balkan is the mixed population in religious, ethnic, and cultural background. Recently, besides all developments, Islamic finance has been raised as an issue. Many reasons lie behind the need of developing Islamic Finance in this region. Firstly, the region is home to a considerable Muslim Population which means that is a religious duty. Secondly, this region has all the historical background that advocates the development of Islamic finance starting from education, revitalization of institutional experience, and revitalization of lost Islamic heritage. And thirdly, the universalism of Islam as a religion reflects the same to Islamic finance by that enabling use of the system also for the non-Muslim population. Some progress has been made towards developing Islamic finance in Balkan resulting in banks, microfinance institutions, presentations, fairs, teaching programs, research, project finance, etc. Nevertheless, the development of Islamic finance across Balkan countries still has not gained momentum considering expectations. Nonetheless, Islamic finance is an economic issue its development in Balkan and throughout the world at large is affected by non-economic factors imposing for elaboration on those factors. Over this research, we have tried to light up upon ambiguities that are created for Islamic finance particularly in the Balkan region. At the same time, possibilities for the revitalization of Islamic heritage being in the form of education, culture or waqfs have taken place in this research. Using surveys and interviews we have tried to measure financial literacy, interest rate literacy, lending and borrowing culture, preferences over Islamic and conventional finance, and willingness for having Islamic finance both educationally and applicably. Meanwhile, we have considered current developments of Islamic finance intending to instruct further expansion. Finally, we have concluded with insights on the ways Islamic finance can be developed by providing policy-oriented suggestions.
Kaılım30 ve BIST100 endekslerinin faiz ve döviz kuru ile ilişkisi: Kantil regresyon yöntemi
Durağan olmayan ve hassas bir ekonomik yapıya sahip olan Türkiye ve muadili olan diğer ülkelerde kalkınmanın temelini ne yazık ki reel sektörün aksine finans sektörü oluşturmaktadır. Finans sektörünün oldukça hacimli bir kısmı faizli işlemlerden oluşmakta ve bu faiz sistemi üzerine kurulu ekonomi uzun vadede beraberinde bir takım çıkmazları getirmektedir. Faizli finansın alternatifi olan İslami finansın son zamanlarda çıkarmış olduğu uygulamalardan biri olan İslami endekslere yönelik yapılan çeşitli araştırmalar zannedildiği gibi güvenilirlik anlamında kısıtlarının olmadığını ve faizli endekslere nazaran risklerinin daha az olduğunu söylüyor. Nitekim katılım finansı, katılım bankaları ve özel finans kurumları nezdinde incelendiğinde ekonomik krizlere beklenilenden çok daha olumlu tepkiler verdiği ortaya çıkarılmıştır. Günümüze gelindiğinde de aynı şeyin Katılım Endeksi için geçerli olup olmadığı merak konusudur. Şu ana dek güçlü olan iddialardan biri de İslami endekslerin mayası gereği yüksek faiz oranlarından etkilenmeyeceği dolayısıyla çoğunluğuna yüksek faizlerin yol açmış olduğu krizlerden de çok büyük darbe alamayacağı yönündedir. Bu çalışmada bu eksiklikler dikkate alınarak literatüre katkı amacıyla döviz kuru ve faizin Konvansiyonel-İslami endeksler üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak incelenirken aynı zamanda kantil regresyon yöntemi ile de borsanın güçlü-normal-zayıf dönemlerinde döviz kuru ve faiz değişkenlerinden nasıl etkilendiği analiz edilmiştir. Kantil regresyon sonuçlarına göre : • Faiz değişkeni Katılım 30 endeksini ayı piyasası döneminde pozitif etkilerken normal dönemde negatif etkilemektedir. • BIST100 endeksinde ise faiz, ayı ve boğa piyasasında negatif etkiye sahiptir. • Döviz kuru yalnızca boğa piyasasında Katılım 30 endeksini negatif etkilemektedir. • Döviz kuru BIST100 endeksini bütün piyasalarda negatif etkilemektedir.