Theses supervised by Prof. Dr. Tarık Özcan

12 theses · Fırat University

DoctorateOpen AccessTR

Yenibütün şiir hareketi

1980 sonrasının siyasi ve ekonomik koşulları yeni bir insan tipinin ortaya çıkmasına neden olur. Bireyselliği önceleyen ve tüketim odaklı bu insan tipinin sanat algısında da değişimler görülmektedir. Bu dönemde değişimlerin yol açtığı farklı estetik yönelimler görülür. Çağın yansıması olan görüşlerin yanı sıra; bireyin metaya dönüştürülmesine karşı bir duruş sergileyen estetik yönelimler de dikkat çeker. Bu yönelimler arasında "Yenibütün: Kendini Biriktiren Bireyin Şiiri" başlığını taşıyan manifesto ile Hüseyin Haydar, Metin Cengiz, Seyyit Nezir, Tuğrul Keskin ve Veysel Çolak 1980 sonrası Türk şiirine yeni bir yol açarlar. Manifestonun karşılaştığı kabul ve retler ile hem Broy dergisinde hem de dönemin diğer edebiyat dergilerinde tartışılan bir konu olur. Darbe sonrası dönemde toplumcu şiirin durağanlaştığı düşünülse de Yenibütüncü şiir Marksist estetik çerçevesinde şiiri ve insanın toplumsal ilişkilerini konu edinir. Bu noktada şiir manifestosu ile birey-toplum ilişkileri, siyasî değişimlerin bireye ve şiire etkisi açıklanabilir bir niteliğe sahiptir. 1988'de yayımlanan manifestonun toplumsal değerlendirmelerinin kendi dönemi ile sınırlı olmadığını söylemek mümkündür. Bu çalışmada Yenibütün poetikasının incelenmesiyle bu hareketin 1980 sonrası şiirinin gelişimine katkıları üzerinde durulmuştur. Şiir hareketinin oluşumunda dergiciliğin etkisi, manifesto çıkışlarının edebiyat açısından önemi açıklanmıştır. Yenibütün şiirinin tematik ve yapısal değerlendirmelerine yer verilmiştir. Yenibütün Şiir Hareketi'nin edebiyat tarihimizdeki yerini belirlemek amaçlanmıştır.

Nevriye Bozdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Akif Ersoy ve Tevfik Fikret'in şiirlerindeki kopuş, süreklilik ve yenilik

Her milletin edebiyatında olduğu gibi Türk edebiyatında da toplumsal meseleler edebi ürünlerde fazlaca yer bulmuştur. Toplumsal meselelere bakış açıları sanatkarları ön plana çıkaran bir durum olmuştur. Mehmet Akif Ersoy ve Tevfik Fikret Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yaşamış iki büyük sanatkardır. Eserlerinde yer verdikleri toplumsal değerler ön plana çıkmalarını sağlar. Yazmış oldukları eserler yaşamış oldukları dönemde ve sonrasında büyük etki uyandırır. Eserlerinde farklı değerleri ele almaları farklı grupların kendilerini sahiplenmelerine sebep olur. Akif ve Fikret'in yaşamış olduğu dönem Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş yıllarıdır. İmparatorluğun yeniden güçlenmesi adına arayışlar hat safhadadır. Tanzimat Fermanı ile başlayan yenileşme döneminin getirilerinin sanatkarlardaki etkilerini ortaya çıkarmak hislerinin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Yıkılış sürecinde olan büyük bir İmparatorluğun durumuna yönelik çözüm önerileri farklıdır. Kurtuluş reçetelerini ortaya koyarken inançlarının ve karakterlerinin etkisi fazladır. Doğu/İslam geleneğinin etkisinin üst seviyede olduğu bir dönemde toplumun dizayn edilmesi için ortaya koydukları düşünceleri önemlidir. Aynı ülke, aynı dönem ve aynı kültürel ortamda yetişmiş olmalarına rağmen iki sanatkarın düşünce farklılığı dikkat çeker. Akif ve Fikret, topluma karşı daha duyarlı olan iki sanatkardır. Türk edebiyatına ve sonrasına eserleriyle damga vuran iki sanatkarın bakış açılarını farklılaştıran sebepleri ortaya koymak dönem ve sanatkarların daha iyi bilinmesini sağlar. Düşüncelerini farklılaştıran sebepler onların toplumsal meselelere bakış açılarını ortaya koyar. Türk kültür hayatı son iki yüz yıldır kopuş, süreklilik ve yenilik eksenli önemli eserler ortaya koyar. Tanzimat Dönemi'nde birçok sanatkar tarafından ele alınan kopuş, süreklilik ve yeniliğin Akif ve Fikret'te daha çarpıcı olduğu görülür. Meselelere bakış açılarının farklılığı mizaçlarından kaynaklıdır. İki sanatkar, mizaç farklılıkları ile düşünce farklılığına sebep olan eserler ortaya koymuşlardır. Her ikisinin kesin olarak ayrıştıkları noktalar fazlaca olmakla beraber düşünce ortaklıkları da göze çarpar. Edebiyat geçişi gösterir. Tanzimat geçişin en yoğun olduğu dönemdir. Akif ve Fikret'in bu geçişi hem benzer hem de farklı bir biçimde ele aldığı görülür. Geçişle birlikte öne çıkan kopuş, süreklilik ve yenilik sanatkarların benzer ve farklı yönlerinin ortaya konulmasına katkı sağlar. Benzerlik ve farklılıkların devirden, siyasetten ve şahsiyetten kaynaklandığı tespit edilir. Akif'te modern ve İslami zihniyetin varlığı; Fikret'te ise insancıl ve ilerlemeci anlayışın etkisi ağır basar. Anahtar Kelimeler: Mehmet Akif Ersoy, Tevfik Fikret, Kopuş, Süreklilik, Yenilik, Batı.

Ersoy, Mehmet AkifKopuşSüreklilik+4
Hasan Karagöz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat ve Servet-i Fünûn romanlarında edebî akımlar

Edebiyat akımları, belirli yazım teknikleri sunmasının dışında ortaya çıktığı dönemin sosyal, siyasi, ekonomik, felsefî vb. birçok alanı hakkında bir alt yapıya sahiptir. Bu sebeple bir dönemin analizini, o dönemin hangi edebî akıma bağlı olduğuna bakarak yapmak mümkündür. Türk edebiyatında yüzyıllarca hâkim olan divan şiiri geleneği içerisinde de çeşitli edebî hareketler görülmektedir. Batılı anlamda edebî akımlar ise Tanzimat dönemiyle birlikte Türk edebiyatında yer alır. Bu dönemde edebî akımlar bir tercih meselesi gibi anlaşılarak yazardan yazara farklılık gösteren bir olgudur. Çünkü Türk edebiyatında edebî akımlar, toplumsal ihtiyaçlardan ziyade aydınların dünya görüşüne göre şekillenir. Batılılaşmanın bir ölçüsü olarak Batılı edebî formların Türk edebiyatında yer almasıyla birlikte nazım geleneğinin yanında nesir geleneğinin de önemi artar. Roman türü de nesir geleneğinin en gelişmiş şeklidir. Türk edebiyatında daha önce yer almayan roman, ilk dönem sanatkârları açısından birbirinden farklı birçok amaç için kullanılır. Bu yeni türü edebî anlamda hem Batılılaşmanın bir yolu hem de gelenekten kopmanın bir aracı olarak görmek mümkündür. Roman formunu henüz nesri gelişmemiş bir edebiyatta uygulamak zor bir iştir. Tanzimat dönemi yazarları bu zorluktan kurtulmak için geleneğin imkânlarından faydalanmayı ihmal etmemişlerdir. Batılı bir form olarak gelişkin bir roman örneği verebilmek içinse edebî akımları sürekli göz önünde bulundurmuşlardır. Bu çalışmada Tanzimat ve Servet-i Fünûn dönemlerinde yer alan romanların Batılı edebî akımlarla olan ilişkisi değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sürecinde gelenekten kopuş, dönemin etkisi, yazarların sanatsal bakış açıları ve uygulama düzeyinde edebî akımların Türk edebiyatına katkısı göz önüne alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat Dönemi, Servet-i Fünûn Dönemi, Roman, Edebî Akımlar, Gelenek.

DoğalcılıkEdebi akımlarGelenekler+6
Onur Tokiz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Demet Altınyeleklioğlu'nun romanlarında yapı ve izleğin popüler unsurlar bakımından incelenmesi

Popüler roman türünde eserler veren Demet Altınyeleklioğlu'nun romanlarında, yapı ve izleğin popüler unsurlar bakımından incelenmesiyle yaptığımız çalışmamızda, kişiler, zaman, mekân, olay örgüsü, bakış açısı ve izlek ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu eserlerin tüketim kaygısı ile yazılmış olması, yapı ve izlek üzerinden de hissedilmektedir. Roman karakterlerinin tek tip özellikler taşıması, mekânın büyük ölçüde sarayla sınırlandırılmış olması, zamanın tutarsızlıklar göstermesi, olay örgüsünün tesadüf ve kaderle ilişkilendirilmesi, bakış açısının müdahaleci yazar kimliğinden kopamaması ve izleğin niyete bağlı olarak geliştirilmesi popülerlik üzerinden edindiğimiz tespitlerdendir. Romanların birbirinin tekrarı niteliğinde olması, yüksek olan baskı sayılarının gittikçe düşmesine ve roman serisinin kısa soluklu bir üne sahip olmasına sebep olduğu da tespitlerimiz arasındadır.

Altınyeleklioğlu, DemetPopüler romanRoman+3
Fatıma Ravza Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Âkif Ersoy Ve Tevfik Fikret'in şiirlerindeki Tema karşılaştırması

Türkiye'de yaşanan Batılılaşma süreci Tanzimat öncesi döneme dayanmaktadır. Meşrutiyet Dönemi'nden itibaren toplum hayatında kendini hissettirmeye başlayan bu kavram, Cumhuriyet Dönemi'nde resmen programa girmiştir. Tanzimat'tan önce başlayıp Cumhuriyet'e kadar süren ve günümüzde de hâlâ devam etmekte olan Batılılaşma, Türk toplumu için bir değişim sorunudur. Batılılaşma sürecinde özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde "yeni aydın tipi" topluma sunulmuştur. Batılılaşma süreci içerisinde idari, askeri, toplumsal alanda ve eğitim alanında pek yok yenileşme hareketine gidilmiştir. Bu süreçte, "Batılılaşmak" tek çözüm yolu olarak görülmüştür. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde içine düşülen sıkıntılı durumdan kurtulma arayışına girilmiş ve dönemin düşünce adamları "yeni aydın tipi" adı verilen bir kurtarıcı aramaya başlamışlardır. Tevfik Fikret'in "Haluk tipi" ve Mehmet Akif'in "Asım tipi" buna en güzel örnektir. Tanzimat döneminden Cumhuriyet yıllarına kadar geçen zamanda ortaya konulan metinler içinde dikkati çekmeyi başaran gelecek tasavvurları da bulunmaktadır. Birer bürokrat, aydın özelliği ve sorumluluğu da yüklenen yazarlar, toplumları için mükemmel bir gelecek tasavvur etmişlerdir. Sürecin içinde Tevfik Fikret ve Mehmet Akif gibi şairler bu özellikleri ile belirgin bir şekilde öne çıkarlar. Bu şairlerin birincisinde Hümanist ve ilerlemeci; ikincisinde modern ve İslami zihniyet, gelecek tasavvurunun temel yapısını oluşturur. İki şair de "bugün" ün kötü olduğu konusunda ortaktır; ama önerdikleri veya hayalini kurdukları gelecekler konusunda ayrılırlar. Fikret'in oğlu Haluk; Akif'in ise arkadaşının oğlu Asım üzerinden geleceği kurgulaması da ortak bir tavır olarak görülebilir. Şairler, "kötü olan bugün" ün içinde yaşamaktadırlar; "oğullar" ise mükemmel olan geleceği hem kuracaklar hem de onun birer üyesi olacaklardır. Fakat iki oğuldan beklenenler oldukça farklıdır.

Ersoy, Mehmet AkifTemaTevfik Fikret+2
Ahmet Unsu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cenani Dökmeci'nin şiirlerinde yapı ve tema

1926'da Elazığ'da doğan Cenani Dökmeci, Elazığ'ın yetiştirdiği önemli şairlerdendir. Sanatın birçok dalında etkinliği söz konusu olsa da kendisini özellikle şiir alanında yetiştirmiştir. Daha önce hakkında herhangi bir çalışma bulunmayan Dökmeci, şiirlerinde bireysel ve toplumsal konulara yer vermiştir. Bu çalışmada Cenani Dökmeci'nin şiirlerini tema ve yapı olarak ele aldık. Çalışmanın birinci bölümünde şairin hayatı, eserleri ve edebi kişiliği hakkında bilgi verdik. İkinci bölümünde şiirleri yapı ve tema bakımından inceleyerek, şiirlerde öne çıkan temaları ve yapısal unsurları belirledik. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Dökmeci'nin şiirlerini dil ve üslup bakımından inceledik. Çalışmadaki temel amaç Elazığ'ın yetiştirdiği önemli bir değer olan Dökmeci'nin şiirlerini gün yüzüne çıkarmak ve bilinirliğini artırmaktır. Anahtar Kelimeler: Cenani Dökmeci, hayatı, edebi kişiliği, tema, yapı, dil ve üslup.

Dökmeci, CenaniEdebiyatTürk edebiyatı+3
Muhammet Özcan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat devri Türk şiir poetikası

Bu tez, Tanzimat devri şairlerinin şiir üzerine yazdıkları poetik nitelikli metinlerinden hareketle dönemin poetikasını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda Tanzimat şairleri tek tek ele alınmış ve genellikle söz konusu şairlerin teorik yazılarından yola çıkılarak bireysel poetikalar üzerine araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmada ise şairlerin şiir üzerine yazdığı bütün yazıları ve manzum poetikaları ele alınarak devrin poetik anlayışı üzerinde durulmuştur. Poetika, şiiri edebî yapan unsurları ortaya çıkarmayı hedefler. Bu yüzden poetikanın ilgi alanı şairin eseri ve şiir üzerine yazdıklarıdır. Bu çalışmada da bu anlayış benimsenmiş ve Tanzimat şiirini edebî yapan unsurlar, şairlerin poetik nitelikli metinlerinden hareketle tespit edilmiştir. Batı edebiyatını model alan Tanzimat şairlerinin poetikalarını Divan şiiri karşıtlığı üzerine kurdukları ve yeni şiir anlayışını bu zıtlık üzerinden inşa etmeye çalıştıkları görülmektedir. Çalışmanın sonunda, günümüze kadar gelecek şiir anlayışının ilk evresi olan Tanzimat devri poetikasının temelini 'hakikate ve tabiata uygunluk' prensibinin ve Namık Kemal'in şekillendirdiği edebiyat-ı sahiha anlayışının oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Özellikle hakikat ve tabiat kavramları, Divan şiir geleneğinden tamamen farklı bir anlayış ile ele alınmış, 'akıl ve ilim' ekseninde bir anlayış benimsenmiştir. Şiire dair diğer bütün unsurların bu prensipler ekseninde değerlendirildiği görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Tanzimat şiiri, poetika, hakikat ve tabiat

EdebiyatPoetikaTanzimat Dönemi+5
Veysel Doğaner
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Halit Ziya Uşaklıgil'in romancılığında kendini yıkma eğilimi

Servet-i Fünun romanı denince akla gelen ilk isim olan Halit Ziya Uşaklıgil, modern Türk romanına yarattığı karakterle çağ atlatmıştır. Uşaklıgil'in yaratığı karakterlerde görülen kendini yıkma eğilimi üzerine yaptığımız bu çalışmada, yazarın edebi hayatı boyunca kaleme aldığı sekiz romanın incelemesini yaptık. Bu eserlerde roman kahramanlarını yıkıma götüren psikolojik, sosyolojik ve felsefi sebepleri hiçlik kavramıyla birlikte ele aldık. Öncelikle romanlardaki çok yönlü karakter yapıları tespit edildi, daha sonra yıkım sürecinde etkin olan içtimai ve ailevi unsurlar tespit edildi. Bu tespitler yapılırken fikirleriyle psikoloji ve sosyolojiye yön veren bilim insanlarının görüşlerinden istifade edildi. Araştırmamızda öncelikle romanlardan yola çıkarak şahısların ruhsal dünyasını keşfederken Türk romanın kilometre taşlarından biri olan Halit Ziya Uşaklıgil'in hususi hayatının izlerini de roman karakterlerinde görme imkânı bulduk. Yaptığımız bu çalışmada karakterlerin kendini yok etme şekilleri ve bu şekiller arasındaki bağ ve farklılıkları sebeplerine göre sınıflandırırken istatistikî verilerde de bulunduk. Anahtar Kelimeler: Halit Ziya, yıkılma eğilimi, yok etme temayülü, karakter yapılanmaları, ebeveyn yoksunluğu, tecrübesizlik, intihar, kaçış, hiçlik.

KarakterRomanRoman karakterleri+2
Bedirhan Ünlü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Garip şiirinde materyalist unsurlar

1941 yılında Garip adıyla ortaya çıkan ve Türk şiirine yepyeni bir nefes getiren bu topluluğun temsilcilerini Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday oluşturmaktadır. Garip şiirinin temsilcileri, şiirlerinde sıradan insanları konu edinerek onların yaşamlarında yer alan toplumsal ve sosyal problemleri aktarmayı amaçlar. Bunun yanı sıra Garip şiirinin temsilcileri insanın vazgeçilmez bir parçası olan doğayı şiirlerine misafir ederken aynı zamanda doğada yer alan maddelere ve günlük yaşamın içinde var olan nesnelere/eşyalara yönelerek bunları şiirlerinin merkezine yerleştirirler. Bu nedenle çalışmada Garip şairlerinin şiirlerinin toplandığı "Garip" adlı şiir kitabı ve bu kitapta yer alan Garip şiirinin poetikası materyalist özellikler açısından irdelenmeye çalışıldı. Çalışmada öncelikle incelenen şiirlerde toplumsal çizginin sınırlarında kalan garip, sıradan insanların günlük yaşamda karşılaştıkları çatışmalar tespit edildi. Daha sonra bu şiirlerde kullanılan nesneler ve ele alınan mekânlar keşfedildi. İncelenen şiirlerden hareketle materyalist düşüncelerin açığa çıkmasını tetikleyen doğaya ait somut unsurlar tespit edilerek insanın doğa ve nesneyle olan birlikteliği neticesinde zayıflayan dini ve uhrevi düşüncelerin açığa çıktığı görüldü. Ayrıca incelenen şiirlerden hareketle materyalizmin öncüsü olan Karl Marx'ın görüşleri ekseninde emeğe karşı ötekileşme sorunu, bireyin yabancılaşma serüveni, insan ilişkilerinde etkili olan mülkiyet kavramı, yeni materyalizm çerçevesinde ele alınan ve ekonomik sorunlar neticesinde ortaya çıkan tüketim olgusu aktarıldı. Bu verilere ulaşılırken materyalizmin üzerine araştırmalar yapan önemli felsefeci ve sosyologların görüşlerinden de yararlanıldı. Anahtar Kelimeler: Garip Şiiri ve Temsilcileri, Materyalist Unsurlar, Meta, Nesne, Eşya, Diyalektik.

Eda Kaçmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk şiirİnde bahçe metaforu

Bu çalışmada Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar Türk şiirinde bahçe algısının belirlenmesi amacıyla, söz konusu dönemde yer alan şairlerin eserleri metaforik çözümlemeye tabi tutulmuştur. "Modern metafor teorisi" bakış açısıyla temellendirilen çalışmada, şairlerin poetikalarına yansıyan bahçe metaforu; eş zamanlı ve karşılaştırmalı bir yöntemle değerlendirilmiştir. Tanzimat Birinci ve İkinci Dönem, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Milli Edebiyat Dönemleri içerisinde yer alan şairler çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. Ayrıca bu dönemler içerisinde yer almayan Mehmet Akif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı gibi bağımsız kalan şairler de çalışmaya eklenmiştir. Çalışmanın verileri nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniğiyle elde edilip gerek şairlerin kendi içerisindeki karşılaştırılmasına gerek dönemler arası mukayesenin yapılmasına özen gösterilmiştir. Geleneksel yaklaşımdaki tabiat ve bahçe algısı, çalışmaya konu olan şairlerin eserlerinde belirlenerek değerlendirilmiştir. Gelenek ile modern şiir arasındaki geçişi yansıtan tarihî süreç; değişim ve dönüşümler bağlamında saptanmıştır. Tabiata ait geleneksel mazmunlar saptanmış ve ilerleyen dönemlerdeki özgün metafor yapıları irdelenmiştir. Böylece eski ile yeni arasında yer alan bahçe haritası, bütüncül bir bakış açısıyla ortaya konulmuştur. Söz konusu çalışma dört ayrı bölüm hâlinde tasarlanmıştır. Birinci bölümde sevgilinin bahçesine yer verilerek geleneksel ve yeni bahçe algıları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde şairin ben'e ait algısındaki yıkık, aydınlık ve ütopik bahçe metaforları belirlenmiştir. Üçüncü bölümde ise yine geleneksel ve özgün metaforik yapılar bağlamında inanç bahçesi üzerinde görülen bahçe algısı ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise devletin bahçesi başlığı altında hükümdarın bahçesine, idarenin mamur bahçesine, otoritenin bozulan bahçesine ve Cumhuriyet'in arka bahçesine yer verilmiştir. Çalışmada elde edilen genel veriler Sonuç bölümünde kısaca özetlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada kullanılan bütün dokümanlar da Kaynaklar kısmında yer almaktadır.

BahçelerCumhuriyet DönemiFecr-i Ati edebiyat+7
Bedirhan Ünlü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Garip şiirinde nesne yaklaşımı

Garip akımı (I. Yeni), Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat'ın öncülüğünü yaptığı şiir hareketidir. Bu akım, 1940'lı yıllarda biçim açısından serbest şiire yönelen ilgiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu tez çalışmasında; Garip şairlerinin nesneyi nasıl ele aldıkları incelenmektedir. "Garip Şiirinde Nesne Yaklaşımı" adlı tez çalışmamızda; Garip şairlerinin nesne ve eşyaların içinde saklı bulunan anlamlarını günlük bir dille ve sürreal bir yaklaşımla ele aldıkları sonucuna ulaştık. Yaşadıkları dünyanın maddi boyutuna olan ilgileri dolayısıyla sürekli dış dünyaya ait nesnelerin envanterini çıkaran Garip şairleri, nesnelere bir çocuk duyarlılığıyla yaklaşmış, onları yeniden tasarlayıp inşa etmişlerdir. Garip şiiri metafizikten uzak, materyalist çizgiye yakındır. Rutinleşen yaşamın bir parçası olan sıradan nesnelerin ele alındığı şiirlerde, eşyanın arkasındaki gizlilik aralanmıştır. Garip şairleri nesneler aracılığıyla, duygu ve düşüncelerini, toplumsal eleştirilerini ifade etmişlerdir. Yenilikçi bir yaklaşımla, nesneleri dilin sınırlarını zorlayarak kullanmışlardır. Orhan Veli Kanık'ın şiirlerinde nesneler; hem sembolik hem de somut varlıklarıyla karşımıza çıkmaktadır. Şair nesneleri günlük hayatın içinden seçmiş, küçük insanı yansıtan nesneleri ön plana çıkarmıştır. Oktay Rifat Horozcu'nun şiirlerinde nesneler canlıdır. Şair ruh hali ile nesneler arasında ilişki kurmuştur. İnsan ve nesne ile doğayı özdeşleştirmiş, şiirlerinde doğaya ait nesneleri işlemiştir. Ona göre yaşadığımız dünya nesneler ile birlikte bir anlam kazanmaktadır. Melih Cevdet Anday; nesneleri anlamanın imkânı olmadığını düşünmekte ve sözcüklerle nesneleri birbirinden bağımsız görmektedir. Şair şiirlerinde nesneyi zamanla ilişkilendirmiş, zamana ve nesnelere bir hafıza yüklemiştir. Nesneleri özümseyen Anday, imgeler aracılığıyla onlara yeni anlamlar yüklemiştir. Garip hareketi; şiirlerinde yer verdiği nesne ve kavramlarla Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde yeniliklerin kapısını aralaması yönüyle önemli bir dönüm noktasıdır. Anahtar Kelimeler: Garip Akımı, Garip Şairleri, Nesne.

Nisa Alpaslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk şiirinde (1960-1980 dönemi) ideoloji ve metaforik söylem

Türk Şiirinde (1960-1980 Dönemi) İdeoloji ve Metaforik Söylem adlı çalışmanın amacı, Türk şiirinde belirtilen dönem aralığı içerisinde ideolojinin etkilerini görmek ve bu etkilerin tematik olarak dağılımını ortaya çıkararak, bilimsel düzeyde açıklığa kavuşturmaktır. Ancak bu ideolojik etkilerin şiire yansıması noktasında, metaforik söylemin üstlendiği rolün ortaya çıkarılması da çalışmanın amaçları arasındadır. Böylece Türk şiirinin modern çağda büründüğü ideolojik kimlik, metaforik derinlik üzerinden de ortaya konularak, gelişimiyle ilgili yeni çalışmalara kaynaklık edeceği de düşünülmektedir. Belirtilen amaçlar doğrultusunda öncelikle ideoloji, sanat ve metafor ilişkisi üzerinde durularak çalışmanın temeli oluşturuldu. İkinci bölümde, ideolojinin 1960 öncesi Türk şiirindeki yansımaları, doğuş sebepleri ve öncüleri üzerinde durularak, 1960-1980 arası dönemde ideolojik söyleme kaynaklık eden olaylar/faktörler ortaya çıkarıldı. Çalışmanın son bölümünde, ilk iki bölümde edinilen bilgiler ışığında, 1960-1980 dönemi içerisinde ideolojik etkiyle, şiirler kaleme alan şairler tespit edildi, şiirleri ideolojik yönden tematik değerlendirmeye ve metaforik söylem bakımından incelemeye tabi tutuldu. Belirtilen dönem aralığındaki şairler, temelde üç farklı ideolojik söylemle ele alınıp değerlendirildiğinde, şiirde, yurtiçi ve yurtdışındaki siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmelerle de paralel olarak yoğun bir ideolojik söylem içeriği tespit edildi. Bir kısım şair tarafından sloganik düzeyde aktarılan bu ideolojik söylemin, genel itibarıyla şiirin estetik sınırları içerisinde kalınarak aktarılmaya çalışıldığı görüldü. Bu dönem şairlerinin, metaforun derin anlam dünyasından da yararlanarak, ideolojisini okurun düzeyiyle de paralel bir şekilde derinleştirdiğine tanık olundu. İdeolojinin metaforik söylem düzeyinde yansıtılması, yapısalcı bir anlayışla, şiirde farklı anlamlandırmalara imkân tanıdığı gibi, okurun yorumlamalarına da çeşitli açarlar sunmaktadır. Bu bağlamda Türk şiirinin 1960 -1980 dönem aralığında ideolojinin ve metaforun anlam derinliğiyle kaydettiği aşamanın ve sonuçlarının, araştırmanın el verdiği ölçüde ortaya konulmaya gayret edildiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İdeoloji, Metaforik Söylem, 1960-1980 Dönemi Türk Şiiri.

Bekir Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors