Theses supervised by Prof. Dr. Zerrin Söğüt
11 theses · Çukurova University
Dış mekan aydınlatmalarının bazı bitki türlerine etkisi
Dış mekan aydınlatmasının bazı bitki türlerine etkisini ortaya koymayı hedefleyen bu çalışma Çukurova Üniversitesi yerleşke alanında farklı 2 alanda yürütülmüştür. Yapılan deneme sonucunda gece sürekli aydınlatma yapılan alanda en çok olumlu etkilenen türler sırasıyla Hibiscus mutabilis, Robinia pseudoacacia'nın küçük bireyleri ve Hibiscus syriacus' tur. Sonuç olarak; aydınlatma yapılan alanlarda ve yollarda söz konusu türler güvenle kullanılmak üzere önerilebilir.
Cynodon dactylon (L.) Pers. çim alanlarında kentsel su arıtma sistem çamurlarından yararlanabilme olanakları
Arıtma çamurlarının Cynodon dactylon (L.) Pers ile kurulu çim alanlarda kullanılabilmesinin hedeflendiği bu çalışmada Batı Adana Atık Su Arıtma Tesisi ile Çatalan İçme Suyu Arıtma Tesisinden alınan arıtma çamurları kapak malzemesi olarak denenmiştir. Alan denemeleri üç blokta (80 cm x 320 cm), saksı denemeleri ise her tekerrürde 5 saksı olacak şekilde toplam 75 saksı içerisinde açık alanda yürütülmüştür. Çalışmada örnekler, arıtma çamurları uygulanan alanlardan son biçimle elde edilen bitki parçalarında her parsel ve tekerrüre göre gruplandırılarak alınmıştır. Atomik Absorbsiyon Spektrometresi kullanılarak yapılan analizlerde; bitkide ve toprakta biriken Nikel (Ni) toprakta 31 Mayıs 2005 tarihli 25831 sayılı Resmi Gazate'de yayınlanan ?Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği?ne göre sınır değerlerin üzerinde (75 mg/kg) iken, Bakır (Cu) ağır metal miktarı sınır değerlerin altında (140 mg/kg) çıkmıştır. Bitkide ele alınan kriterler; örtülülük, bitki boyu, sürgün çapı, kardeşlenme, yaprak ayası uzunluğu, yaprak ayası genişliği, yaprak yası uzunluğu/yaprak ayası genişliği indeksi, renk, çiçek başağı oluşumu, yabancı ot oluşumu ve yabancı ot çeşitliliğidir. Sonuç olarak incelenen kriterler çerçevesinde C. dactylon (L.) Pers. türünde herhangi bir olumsuz etki görülmemiştir.
Doğu Akdeniz bölgesinde yetişen orkideler ve yetişme ortamı nitelikleri ile tehdit faktörlerinin araştırılması
Doğu Akdeniz Bölgesinde 75 takson (13 cins) yetişmektedir. Çalışmada Mersinden başlayarak, Kahramanmaraş'a uzanan bölgede (0-1777m) üç yıllık sürede 37 orkide türü saptanmıştır. Kanonik Uyum Analizi sonucunda orkide türlerinin dağılımında en etkili çevresel etkenin yükseklik olduğu belirlenmiştir. Mediteran-montan iklim kuşağına özgü tür belirlenememiş, ancak sadece Submediterran (5 tür) ve Mediterran (9 tür) kuşaklarda yetişen türler belirlenmiştir. Analizlere göre orkideler topraklarda bulunan N, P2O5, K2O, Karbon, Organik madde ve kum oranı ile ışık isteği yönünden seçici olabilmektedir. Üç yıl içinde sırasıyla en fazla yerleşim, insan etkisi, piknik yapma, tarımsal aktiviteler, otlatma, ulaşım aktivitelerinden olumsuz yönde etkilenme olmuş; bazı parseller (% 20.5) yok olmuştur. Koruma alanları, mezarlık ve ormanlar korumada en etkin kullanımlardır. Yaygınlık ve parsellerdeki sıklıkları değerlendirildiğinde kırmızı kitapta değişmesi gereken kategorilerin olduğu türler bulunmaktadır. Bölgede yeni kayıtlar da (2 tür) olduğundan, tür yayılış alanları yeniden belirlenmelidir. Orkidelerin korunması için yayılış alanlarının belirlenmesi, korunması gerekenlerin bulunduğu alanların öncelikle korunmaya alınması gerekmektedir.
Kentsel atık suların yapay sulak alanda arıtılması ve açık yeşil alan sulamalarında kullanılabilme olanaklarının araştırılması
Çalışma ile Karaisalı ilçesi kentsel atık suyunun yapay sulak alanda arıtılması ve arıtılan bu suyun kentsel alanda sulama suyu olarak kullanımı hedeflenmiştir. Typha latifolia kullanılarak oluşturulmuş yapay sulak alanda sisteme giren atık su ile arıtılmış atık suyun kalite kriterleri yıl boyu düzenli olarak izlenmiştir. Sulama suyu olarak kullanıma yönelik denemelerde Cynodon dactylon (alan ve saksı), Jacaranda mimosifolia (alan), Platanus orientalis (alan ve saksı) ve Nerium oleander (alan ve saksı) yetiştirilen bitki türleridir. Çalışmada, yapay sulak alandan çıkan arıtılmış atık suda BOİ, KOİ, AKM ve pH deşarj standartlarına uygun olarak elde edilmiştir. Mikrobiyal giderim çok yüksek olmasına rağmen tarımsal alanda sulama suyu olarak kullanıma uygun değildir. Sulama suyu kriterleri bakımından da farklı sınıflarda su ortaya çıkmasına rağmen genel olarak 3. sınıf sulama suyu olarak kabul edilmiştir. Arıtılmış atık su ile sulama özellikle çim alan (C. dactylon) kalitesi üzerine olumlu etki yapmıştır. En olumsuz etkilenme J. mimosifolia türünde gerçekleşmiştir. P. orientalis ve N. oleander'de orta düzeyde bir gelişme elde edilmiştir. Arıtılmış atık su yeşil alanlar ile fidanlıklarda sulamada kullanılabilir niteliktedir. Bir kişinin ürettiği arıtılmış atık su ile sulanabilecek yeşil alan miktarı her gün 1 saat sulama koşullarında 15-20 m2 arasındadır. Arıtılmış atık su uygulaması 2 yıl sonunda toprakta ciddi düzeyde bir kirlilik etmeni oluşturmamıştır.
Antalya bölgesinde bazı sıcak iklim çim türlerinde renk kaybıbının önlenmesine sonbahar azot gübrelemesinin etkisi
Bu çalışmada Akdeniz sahil koşullarına uyum sağlayan bazı sıcak iklim çim türlerinde dinlenme dönemindeki sarı rengi azaltmak veya bu süreyi kısaltmak, çim kalitesi ve ilkbaharda yeşillenmeleri üzerine etkilerini araştırmak amacıyla farklı dönemlerde verilen azot gübrelerinin etkinliğini araştırılmıştır. Sıcak iklim çim türlerinden Cynodon dactylon türünün 8, Buchloë dactyloides türünün 5, Zoysia japonica türünün 2, Paspalum notatum türünün 2, Paspalum vaginatum türünün 1 ve Eremochloa ophiurioides türünün 1 çeşidi olmak üzere toplam 6 tür ve 19 çeşit de Eylül ve Eylül+Ekim aylarında azot gübresi uygulanmış ve bu uygulamaların renk, kalite, yeşil çimle kaplı alan oranı ve sürgün sayısına etkileri belirlenmiştir.Sonuç olarak Akdeniz sahil şeridinde denemede kullanılan sıcak iklim çim türlerine, sonbaharda uygulanacak azot gübresinin sonbaharda dormansiye giriş sürerini uzattığı ve kışın görülebilecek soğuk zarından dolayı ilkbaharda dormansiden çıkışında herhangi bir olumsuzluğun olmadığı saptanmıştır.
Stenotaphrum secundatum (walter) kuntze ile kurulu çim alanlarda kapak malzemesi olarak içme suyu arıtma çamuru kullanımı
Çalışmada içme suyu arıtma çamurunun bertarafında Stenotaphrum secundatum (Walter) Kuntze ile kurulmuş çim alanlarda kullanılabilirliği araştırılmıştır. Deneme güney yöneyde yaklaşık 48 m2 alanda güneş ve yarı gölge koşullarda tesadüf bloklarında bölünen bölünmüş deneme desenine göre dört tekerrürlü kurulmuştur. Çamur ve kum parsellere yılda dört kez ve 2 cm kalınlığında kapak malzemesi olarak serilmiştir. Kontrol parsellerine uygulama yapılmamıştır. Araştırmada renk, boy, örtülülük, birim alandaki sürgün sayısı, birim alandaki sürgün çapı, stolon çapı, stolon sayısı, biçim ağırlığı, yabancı ot oranı ile bitki ve topraktaki Ni ve Zn birikimleri değerlendirilmiştir. Sonuçta içme suyu arıtma çamurunun kullanımında yukarıda belirtilen bitkisel kriterlerde önemli olumsuz etki oluşmamıştır. Ancak toprak ve bitkide önemli düzeylerde Zn birikimi olmuştur. Toprakta biriken Zn miktarı izin verilen sınır değerlerden (150-200 mg/kg) çok daha yüksektir (3145.3 mg/kg). Bu nedenle kullanımlarında sınır değerlerin üzerine çıkılmasına izin vermeyecek düzeyde uygulamaların yapılması için içme suyu arıtma çamurları ile ilgili yasal düzenlemelere gerek vardır.
Çukurova üniversitesi yerleşke alanında bazı bitki türlerinin renk etkinliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmada Çukurova Üniversitesi yerleşke alanında kullanılan odunsu bazı türlerin yıl içindeki renk değişikliklerini belirlemek ve tasarım yönünden bazı önerilerde bulunmak hedeflenmiştir. Bu amaçla kampüs içinde farklı alanlarda kullanılan ve genelde on yaş ve daha olgun bireyleri olan bitkiler seçilmiştir. On yedi türe ait yetmiş altı birey üzerinde yapılan çalışmada bir yıl boyunca haftada bir kez gözlemler yapılmıştır. Kışın yapraklar tümüyle döküldükten sonra ve yaz döneminde de bitkilerde renklerde homojenlik görülen süre içinde gözlemler ayda bir kez ile sınırlandırılmıştır. Bir yıl içinde toplam 45 kez yapılan gözlemlerde yapraklardaki renk değişimleri ve oranları, yaprak döküm zamanları ve oranları, ilk yapraklanma zamanı ve oranları, ilk çiçeklenme dönemleri, çiçeklenmenin sona eriş zamanı ve oranları, ilk meyve zamanı, meyvenin sona eriş zamanı ve oranları belirlenmiştir. Ayrıca türlere ait bireylerin yaşam alanlarının belirli nitelikleri de ortaya konulmuştur. Gözlem yapılan bireylerde her gözlem döneminde olmak üzere toplam 9550 civarında fotoğraf çekilmiştir. Bu gözlemlerin yanı sıra yaprak ve çiçeklerin olduğu dönemlerde laboratuar ortamında renkölçerle L (parlaklık), a (kırmızı-yeşil), b (sarı-mavi) değerleri toplam 30 kez ölçülmüştür. Sonuçta bütün veriler bir araya getirilerek türlerin renkleri ile hangi dönemlerde etkili oldukları ortaya konulmuştur. Tasarımda renk algısını oluşturmada kullanılmak üzere denemede ele alınan türlerin kullanımına yönelik bazı öneriler geliştirilmiştir.
Kozan kalesinde kayalıklarda yetişen sukkulentlerin dikey bahçelerde kullanım olanakları
Çalışmada, Kozan kalesinde kayalıklarda bulunan Rosularia libanotica ve Sedum sediforme türlerinin sığ topraklarda ve olumsuz çevre koşullarında (güneş, gölge, rüzgâr, vs.) gösterdikleri performans göz önüne alınarak, dikey bahçelerdeki büyüme ve gelişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca söz konusu türlerin kendini yenileme yetenekleri ortaya konulmuş, bu verilerden yola çıkılarak özellikle iklim değişikliğine karşı kentsel alanlarda oluşturulabilecek dikey bahçelerde kullanımları ile ilgili öneriler de geliştirilmiştir. Bu çalışmada Kozan kalesinden getirilen türlerin adaptasyonunu sağlamak için cam sera içindeki tezgâhlara dikilmiş; daha sonra bu bitkiler açık alan ve sera koşullarında kurulan dikey bahçelere yerleştirilmiştir. Deneme her bir bitki türünden açık alanda ve sera koşullarında Rosularia libanotica ve Sedum compressum bitkilerinden 24 adet ve Sedum sediforme bitkisinden 48 adet kullanılarak tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekerrürle kurulmuştur. Dikey bahçe ile birlikte Rosularia libanotica ve Sedum sediforme türlerinin torf, volkanik tüf ve bu ikisinin eşit oranlarda karışımı ile birlikte üç farklı ortamda çoğaltım denemesi kurulmuştur. Çalışmanın sonucunda Rosularia libanotica ve Sedum sediforme türlerinin adaptasyon yeteneğinin fazla olması, hızlı büyümesi ve dikey-yatay yönde alanı kapatma özelliğinden dolayı dikey bahçelerde kullanımı uygun bulunmuştur.
Arıtma çamuru uygulamalarının bazı ağaç türlerindeki etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada "Gökova–Akyaka Atık Su Arıtma Tesisi"nden alınan arıtma çamurunun Liquidambar orientalis Mill. (Anadolu Sığla Ağacı), Platanus orientalis L. (Çınar) ve Pinus pinea L. (Fıstık Çamı) bitki türlerinde toprağa serilerek kullanımının bitki gelişimi ve toprak üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. 450 m2'lik açık alanda yürütülen çalışma 3 tekerrürlü olarak, tesadüf parselleri bölünen bölünmüş deneme desenine göre kurulmuştur. Denemede arıtma çamuru 2 yıl boyunca 4 ayda bir olacak şekilde, toplamda 12 kez, 20 kg/m2 dozunda uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde; arıtma çamuru kullanımının L. orientalis türünde 20 kg/m2'yi aşmayacak şekilde kullanımının uygun olduğu ve bu miktarda bitkilerde zararlı etkilerin ortaya çıkmadığı sonucuna ulaşılmıştır. P. orientalis türünün ise artan arıtma çamuruna daha rahat tepki verdiği ve yılda 60 kg/m2 miktarında kullanımı uygun bulunmuştur. Ancak P. pinea türünde arıtma çamuru kullanımının uygun olmadığı, farklı uygulamaların araştırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda arıtma çamurlarının doğal veya tahribata uğramış alanlarda kullanımları, tarımsal kullanımları ve kentsel yeşil alanlarda kullanımları yönünden öneriler getirilmişti
Kentsel alanlarda kullanılan Ficus microcarpa türünde Pb, Cd ve Zn birikiminin belirlenmesi
Bu çalışmada Mersin kentinde kentsel alanda çok yoğun olarak kullanılan Ficus microcarpa türünün ağır metal kirliliğine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ficus microcarpa türünün yapraklarında ve yetiştiği topraklarda Pb, Cd ve Zn birikimi belirlenmiştir. Çalışmada Mersin Atatürk Parkında bulunan üç farklı alana dikilmiş ağaç bireylerinin üç (K, G, B) farklı yönünden 27 yaprak ve 10-40 cm derinlikten 27 toprak örnekleri ile birlikte kontrol noktasından 1 toprak ve 1 yaprak örneği 22 Temmuz 2019 tarihinde alınmıştır. Elde edilen veriler arasındaki istatistiksel farklar "General linear varyans analizi" ile, ortalamalar arasındaki fark "Duncan" testi ile belirlenmiştir. Türün yetiştiği topraklarda kirlilik oluşturacak düzeylerden çok daha az Pb (1.0-4.1 ppm), Cd (0.1-1.4 ppm) ve Zn (0.3-3.4 ppm) miktarları belirlenmiştir. Bitki yapraklarında ise Pb (1.7-5.2 ppm) ve Zn (7.7-72.5 ppm) miktarları düşük düzeylerde iken Cd (0.1-2.0 ppm) seviyesi batı yönünde 3 numaralı alanda normal değerlerin üzerinde, fakat toksik seviyenin altında bulunmuştur. Sonuç olarak bu bitki türünün söz konusu ağır metalleri biriktirme yönünde değerlendirilebilmesi için daha kirli alanlarda çalışmalara gerek olduğu kanısına varılmıştır.
Daphne sericea Vahl. türünün yaşam alanları farklılıklarının belirlenmesi
Bu çalışmada tipik Akdeniz bitkisi olarak bilinen, Daphne sericea Vahl. bitkisinin yaşam ortamı nitelikleri arasındaki farklılık ve ilişkiler ortaya konulmuştur. Elde edilen bu ilişkiler çerçevesinde kentsel alanlarda kullanımlarına yönelik bazı öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada Adana ilinin 3 ilçesinde 13 adet parseller belirlenmiştir. Parsellerle ilgili veriler hazırlanan arazi gözlem formuna işlenmiş Bu aşamada Parsellerin yükselti, bakı, eğim durumu, güneş alma durumu gibi verileri toplanmıştır. Parsellerden yaprak ve toprak örnekleri alınmıştır. Laboratuvarda Alınan toprak ve yaprak örneklerinde Azot(N), Fosfor(P), Potasyum (K), Magnezyum (Mg), Mangan (Mn) ve Demir (Fe) analizleri yapılmıştır. Bunun yanında toprak örneklerinde toplam tuz miktarı, toplam kireç miktarı organik madde ve toprak tekstür analizleri (kil, kum, silt) değerlerinin analizi yapılmıştır. Çalışmanın son aşamasında laboratuvardan alınan analiz sonuçları ve parsellerden alınan çevresel değerlere Kanonik uyum Analizi ve kümeleme analizi uygulanmıştır. Daphne sericea Vahl. bitkisinin gelişiminde topraktaki fosfor potasyum ve yükseltinin etkili olduğu görülmüştür. Yaprak gelişiminde ise azot, fosfor, demir ve yükselti pozitif korelasyon gösterirken potasyum negatif korelasyon göstermiştir.