Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Ahmet Eskicumalı
15 theses · Sakarya University
Empati becerisinin ahlaki davranışlar üzerindeki etkisi
Empati becerisinin ahlaki davranışlar üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan bu araştırmaya İstanbul ilinde, 5. sınıfta okumaya devam eden 260 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bryant(1982) tarafından geliştirilen Yılmaz-Yüksel(2003) tarafından türkçe'ye uyarlaması yapılan ?Empati Beceri Ölçeği? ile ahlaki davranışları ölçmek için araştırmacı tarafından geliştirilen 6 ölçek ?Adaletli Davranış Ölçeği?, ?Dürüst Davranış Ölçeği?, ?Hoşgörülü Davranış Ölçeği?, ?Sabırlı Davranış Ölçeği?, ?Yardımsever Davranış Ölçeği? ve ?Saygılı Davranış Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırmanın amacı doğrultusunda, öğrencilerin empati beceri düzey puanları ile ahlaki davranış ve alt boyut düzey puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiş ve araştırmada cinsiyete göre öğrencilerin empati beceri düzeyi puanları , ahlaki davranış ve alt boyut düzey puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığına bakılmıştır. Burada tüm ölçekler ve ölçeklerin alt boyutları için ortalamalar arasındaki fark t testi ile sınanmıştır. Empati beceri düzeyine ve cinsiyete göre puanları karşılaştırılan ölçek ve alt ölçekleri şunlardır: Dürüst Davranış Ölçeği (Dürüst Davranma), Adaletli Davranış Ölçeği (Adaletli Davranma) ve ölçeğin alt boyutları (?Bencil Davranmama?, ?Başkalarının Hakkını Gözetme?), Hoşgörülü Davranış Ölçeği (Hoşgörülü Davranma) ve ölçeğin alt boyutları (?Başkalarının Yanlışlarına ve Tercihlerine Tahammül Gösterme?, ?Çevresindekilere Anlayışlı Davranma?), Sabırlı Davranış Ölçeği (Sabırlı Davranma) ve ölçeğin alt boyutları (?Kendine Hakim Olma?, ?Başkalarına Sabır Gösterme?), Saygılı Davranış Ölçeği (Saygılı Davranma) ve ölçeğin alt boyutları (?Çevresindekileri Dikkate Alma/Önemseme?, ?Çevresindekilere Kaba Davranışlarda Bulunmama?), Yardımsever Davranış Ölçeği (Yardımsever Davranma) ve ölçeğin alt boyutları (?Yardıma İhtiyacı Olanlara Yardım Etme?, ?Yardıma İhtiyacı Olanlarla İlgilenme?, ?Yardıma İhtiyacı Olanları Görmezden Gelmeme?).Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin empati beceri düzeyleri ile ahlaki davranış düzeyleri ve alt boyut düzeyleri arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre empati beceri düzeyleri arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre Adaletli Davranış Ölçeği (Adaletli Davranma) ve ölçeğin ?Bencil Davranmama? alt boyutu ile Yardımsever Davranış Ölçeği ?Yardıma İhtiyacı Olanlara Yardım Etme? alt boyutu arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmasına rağmen diğer ahlaki davranış ölçekleri ve ölçeklerin alt boyutları arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır.
İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin il bünyesinde yapılan eğitim projelerine ilişkin görüşleri (Adapazarı örneği)
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin eğitimde değişim çabalarına ilişkin algılarını tespit etmektir.Araştırmada genel tarama modeli olan betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Sakarya ilinde ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Sakarya ili, Adapazarı ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 20 ilköğretim okulunda görev yapan 253 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplamak için, araştırmacı tarafından geliştirilen 36 maddelik anket soruları kullanılmıştır.Verilerin analizinde nicel yaklaşım kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde ve frekans değerlerinden yararlanılmıştır. Cinsiyet, kıdem, öğrenim durumu ve branş değişkenleri bakımından görüşler arasında anlamlı farkın olup olmadığının belirlenmesi için T-Testi; kıdem, branş, öğrenim durumu değişkenleri bakımından görüşler arasında anlamlı farkın bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANAVO) ve çok yönlü karşılaştırmalarda Scheffe kullanılmıştır.Araştırma sonucuna göre; öğretmenler genel olarak kendilerini değişim çabalarına açık görmekte, SEBAP ve diğer projelerin uygulanabilir, sonuç alınabilir, başarıyı arttırmaya yönelik olduğunu düşünmektedirler. Bununla birlikte değişim çabalarının planlı olmadığını, çalışmaların çoğunluğun görüşleri alınmadan yapıldığını, aynı anda birden fazla proje üzerinde çalışılmasının zor olduğunu ve değişim çabalarını engellediğini belirtmektedirler. İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin eğitimde değişim çabalarına ilişkin algılarında öğretmenlerin kıdemine göre; projeler ve Sakarya Eğitimde Başarıyı Arttırma Projesi'nin (SEBAP) gerçekleşme düzeyi ile motivasyon ve iletişim düzeylerinde anlamlı fark bulunmuştur. Öğretmenlerin öğrenim durumuna göre; değişimin engelleri boyutunda, branş durumuna göre de projeler ve SEBAP'ın gerçekleşme düzeyi ile motivasyon ve iletişim boyutlarında anlamlı fark bulunmuştur.
Öğretmen adaylarının KPSS sınavına ilişkin görüşleri (Ankara örneği)
Bu araştırmanın amacı, öğretmen atamalarında kullanılan merkezi sınav uygulaması olan KPSS'ye yönelik öğretmen adaylarının görüşlerinin belirlenmesidir.Araştırmada genel tarama modeli olan betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının KPSS' ye yönelik düşüncelerini tespit etmek amacıyla öğretmen adaylarına araştırmacı tarafından geliştirilen 35 maddelik bir anket uygulanmıştır.Araştırmanın evrenini Ankara ilinde üniversite okuyan son sınıf öğrencileri ile mezun öğrenciler oluşturmaktadır.Araştırmanın örneklemini ise 2010 yılında yapılacak olan KPSS' ye girecek olan mezun ve son sınıf durumunda olan 627 öğretmen adayı oluşturmaktadır.Verilerin analizinde nicel yaklaşım kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket SPSS programında değerlendirilmiştir. Cinsiyet ve mezun olup olmama değişkenleri bakımından anlamlı farka T Testi ile, yaş ve sınava girme sayısı değişkenleri bakımından anlamlı farka tek yönlü varyans analizi ile bakılmıştır. Ayrıca yüzde ve frekanslara da yer verilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının KPSS'ye yönelik görüşlerinin genel itibariyle olumsuz olduğu görülmektedir. Öğretmen adaylarının çok büyük bir kısmı KPSS'yi hayatlarında aşmaları gereken en büyük engel olarak görürken, kendileri için bu kadar önemli olduğunu düşündükleri bu sınava aynı zamanda güvenmemekte, amacına hizmet ettiğine inanmamaktadır.Öğretmen atamalarında yapılan merkezi sınav uygulaması (KPSS) hakkında öğretmen adaylarının görüşlerinde cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunamazken yaş, mezun olup/olmama ve sınava giriş sayısına göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur.
5E öğrenme yönteminin 8. sınıf öğrencilerinin yaşamımızdaki elektrik konusunu anlamalarına ve fen'e yönelik tutumlarına etkisi
Bu çalışmada yapılandırmacı yaklaşıma göre hazırlanan 5E Öğrenme Yönteminin, öğrencilerin kavram yanılgılarının giderilmesine ola etkisi araştırılmış olup, öğrencilerin Fen Bilgisine yönelik tutumları üzerine etkisi de incelenmiştir.Çalışma örneklemini, İzmir İli, Karşıyaka İlçesi'nde bulunan bir ilköğretim okulundaki 2 farklı şubede öğrenim gören, 70 8.sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Uygulama 2009-2010 eğitim ? öğretim yılının 2.döneminde gerçekleştirilmiştir. Şubelerden birisi 5E Öğrenme Yöntemini kullanarak ders işlenen deney,diğeri ise Geleneksel Yöntemle ders işlenen kontrol grubu olarak seçilmiş ve bu seçim rastgele yapılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Yaşamımızdaki Elektrik Başarı Testi (YEBT), Fen'e Yönelik Tutum Ölçeği (FYTÖ) ve 5E Öğrenme Yöntemine Yönelik Görüş Formu olmak üzere 3 ölçekten yararlanılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler ilişkisiz t-testi ve gruplar arasındaki farklılıkların anlamlılığını karşılaştırmak için tek faktörlü kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılarak incelenmiştir.Araştırma sonuçları, 5E Öğretim Yöntemi iler ders işlenen deney grubu öğrencilerinin hem başarı hem de tutum puanları arasında, deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir.
Doğuşundan günümüze Milli eğitim kavramina yüklenen anlamlar (1908-2011)
Bu araştırmada Türk milli eğitim politikasının tarihsel süreç içerisinde gelişimi değerlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim politikası Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle beraber milli eğitim olarak belirlenmiştir. Milli eğitim politikası her dönemde devletin eğitim politikasını ifade etse de tarihsel süreç içerisinde farklı dönemlerde dönemin karakteristik özellikleri ve özel şartlarına bağlı olarak farklı anlamlar ifade etmiştir.Araştırmada milli eğitim politikasının oluşma sürecinden itibaren eğitim politikasına yönelik dönemin devlet adamlarının söylemleri, eğitim politikası çerçevesinde atılan adımlar, hükümet ve parti programları, eğitim programları incelenerek milli eğitim tarihsel süreç içerisinde anlamsal olarak geçirmiş olduğu değişim değerlendirilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulardan çıkan sonuçlar şöyledir:?Milli eğitim politikası her dönemde eğitim politikamızı ifade etmek için kullanılmasına rağmen farklı anlamları beraberinde getirmiştir. Milli eğitim politikası söylemde kalmıştır.?Ziya Gökalp'in kültür ve medeniyet ayrımıyla ifade etmeye çalıştığı milli terbiye kavramı temelini milli kültürden alan bir eğitim düşüncesidir.?Cumhuriyet döneminde devletin eğitim politikası olarak belirlenen milli eğitim temelini Ziya Gökalp'in milli terbiye kavramından alan laik, çağdaş ve milliyetçi bir eğitim politikasıdır.?İnönü dönemi eğitim politikaları milliyetçi yönü zayıf ve hümanist değerlerin hakim olduğu bir eğitim politikasıdır.?Demokrat Parti döneminde eğitim politikası İnönü döneminin zayıflayan milli yönünün bir anlamda telafi edildiği milli ve manevi bir eğitim politikasıdır.?1960'lardan 1980'lere kadar yürütülen eğitim politikası milliyetçilik ve ekonomi temelinde ele alınanan eğitim politikalarıdır. Bu dönemde eğitim politikaları Türk-İslam sentezi çerçevesinde ele alınmıştır.?1980'lerden günümüze eğitim politikaları devletin resmi ideolojisinin hakim olduğu milliyetçilik ve liberal eğitim politikaların etkili olduğu eğitim politikalarıdır.?Günümüzde eğitim politikası eğitim programlarında yaşanan değişim, son on yılda gerçekleşen tartışmalardan dolayı milli değildir. Eğitim politikamız milli eğitimi değil, evrensel öğretimi ön plana çıkarmıştır.Anahtar Kelimeler: Milli Eğitim, Evrensel Öğretim, Eğitim Politikası
Başarı düzeyleri farklı ilköğretim okullarında yeni ilköğretim matematik programının uygulanma düzeyleri: Üsküdar örneği
2004 yılında uygulamaya konulan yeni program öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda birçok kez değerlendirilmiştir. Uygulamadaki eğitim programının değerlendirilmesi nesnel olarak uygulama alanının irdelenmesi sonucunda ortaya çıkacaktır. Bu çalışmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe matematik öğretmenlerinin matematik dersi programını ne kadar uyguladıklarını ortaya çıkarmak ve programın uygulanması ile okulların başarı düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırma, özel durum çalışması yöntemi ile farklı okullarda görev yapan altı ilköğretim matematik öğretmeni ile yürütülmüştür. Programın ne kadar uygulandığını belirlemek amaçlı öğretmenlerin derslerinde dört hafta süresince ikişer ders saati gözlem yapılmıştır. Öğretmenlerin görüşlerini almak amaçlı gözlemlerden sonra öğretmenlerle görüşmeler düzenlenmiştir.Elde edilen veriler doğrultusunda her okulda programın uygulanma derecesi tespit edilmiş, okullar programı uygulama derecelerine göre sıralanmış, programın uygulanma derecesi ile okul başarıları karşılaştırılmış aralarında bir ilişkinin olup olmadığına bakılmıştır. Uygulanan programın okulların başarılarını etkilediği ortaya çıkmıştır. Okullarda başarıyı arttırmak amaçlı sadece yapılandırmacı programın uygulanmasının yeterli olmadığı görülmüştür. Uygulamaya konulan programın beraberinde kullanılan genel değerlendirme ölçütü (sbs) ile programın değerlendirme kriterleri uyumlu olmalıdır. Öğretim programı değişikliklerinin istenilen şekilde uygulanması amaçlı kapsamlı bir öğretmen eğitimine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı Eğitim Programı, Uygulamadaki Eğitim Programı
İlköğretim II kademe öğretmenlerinin öğrencilere yönelik tutumlarının cinsiyet değişkenine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe öğretmenlerinin algıları ve beklentileri ile sınıf ortamındaki tutum ve davranışlarının öğrencilerin cinsiyetine göre değişip değişmediğini belirlemektir.Verilerin araştırma amacına uygun olarak toplanmasını ve çözümlenmesini sağlamak için nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili, Esenler ilçesindeki Yunus Emre İlköğretim Okulu'nda görev yapan 5 kadın, 5 erkek olarak seçilen 10 öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verileri nitel araştırma yöntemleri ile toplanmıştır. Araştırmada katılımlı gözlem tekniği ve yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.Görüşme ve gözlemler sonunda elde edilen veriler betimsel çözümleme ile değerlendirilmiştir. Veriler araştırma sürecinde kullanılan sorular dikkate alınarak sunulmuştur. Betimsel çözümleme için bir çerçeve oluşturulmuş ve veriler temalar altında düzenlenmiştir. Oluşturulan çerçeveye göre veriler okunmuş ve düzenlenerek, mantıklı ve anlamlı bir şekilde bir araya getirilmiştir. Tanımlanan bulgular açıklanmış, ilişkilendirilerek ve anlamlandırılarak yorumlanmıştır.Araştırma sonucuna göre; öğretmenlerin öğrencilere ilişkin toplumsal cinsiyet kalıpyargılarına sahip oldukları, bu görüşleri doğrultusunda kız ve erkek öğrencilere karşı farklı tutum ve davranış içinde oldukları belirlenmiştir. Diğer taraftan öğretmenlerin bu farklı tutum ve davranışları kız ve erkek öğrencilerin ?doğal? yapılarından kaynaklandığını ve genellikle ?normal? olarak algıladıkları dolayısıyla öğretmen-öğrenci ilişkisindeki toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargılarını fark edemedikleri görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Eğitimde Cinsiyet Ayrımcılığı, Cinsiyet ve Cinsiyetçilik
Başarı düzeyleri farklı ilköğretim 7. sınıf ortamlarının örtük programın sınıf iklimi boyutu açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amaçlarından biri, sınıf yaşantısı sürecinde ortaya çıkan örtük program öğelerini belirlemektir. Çalışmanın diğer amacı ise İlköğretim Matematik Öğretim Programı'nın uygulanması sırasında sınıflarda oluşan örtük program öğelerini saptamaktır. Araştırmada öncelikle örtük programın okul ve sınıf iklimi boyutlarına yönelik kavramsal çerçeve geliştirilmiştir. Kavramsal çerçeve, hem görüşme sorularının oluşturulmasında hem de gözlem ve görüşmeyle elde edilen verilerin kodlanmasında kullanılmıştır.Nitel araştırma özelliği gösteren çalışma, bir durum çalışması şeklinde yapılmıştır. Araştırma, başarı düzeyleri farklı üç ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Bu okulların yedinci sınıflarından birer şube seçilmiştir. Seçilen şubeler kendi içlerinde birer durum olarak kabul edilmiş ve bunlardan karşılaştırılabilir veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Sınıf iklimiyle ilgili örtük program unsurlarını belirleyebilmek için öğretmen ve öğrencilerle görüşmeler ve İlköğretim Matematik Öğretim Programı'nın uygulanması esnasında sınıflarda gözlemler yapılmıştır. Görüşme ve gözlemle toplanan verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır.Sınıf iklimiyle ilgili elde edilen bulgularda bazıları şunlardır: Başarıda fark yaratan sınıf iklimidir. Öğretmenler sınıfta birer otorite ve güç kaynağı olarak bulunmaktadırlar. Öğrenciler kurallara uymadıkları durumlarda öğretmenlerin güç ve otoritelerini kullanarak kendilerine yazılı olmayan bazı yaptırımlar uygulayabileceklerini öğrenmişlerdir. Öğrenciler kendi bilgi ve düşüncelerini öğretmenlerin bilgi ve düşüncelerine göre daha değersiz bulmakta, öğretmenin düşünceleri karşısında kendi düşüncelerinden vazgeçmektedirler.Anahtar Kelimeler: Örtük Program, Sınıf İklimi, Okul Başarısı
İlköğretim 4. sınıf matematik müfredatının öngördüğü etkinlikler hakkında öğretmen görüşleri (Kocaeli örneği)
Bu araştırmanın amacı, 2006?2007 eğitim öğretim yılında uygulanan 4. sınıf matematik müfredatının öngördüğü etkinlikler hakkında öğretmen görüşlerini belirlemektir.Bu araştırmada genel tarama modeli olan betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır.Araştırmanın evreni Kocaeli ilinde ilköğretim okullarında birinci kademede görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmanın örneklemini 2006-2007 eğitim öğretim yılında Kocaeli ili, il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarında çalışan 129 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplamak için, araştırmacı tarafından geliştirilen 35 maddelik anket soruları kullanılmıştır.Verilerin analizinde nicel yaklaşım kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde ve frekans değerlerinden yararlanılmıştır. Cinsiyet ve sınıf mevcudu değişkenleri bakımından anlamlı farka T-Testi ile; mesleki kıdem ve öğrenim durumu değişkenleri bakımından anlamlı farka Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile bakılmıştır.Araştırma sonucuna göre; ilköğretim 4. sınıf öğretmenlerinin müfredatın öngördüğü etkinlikler hakkındaki görüşlerinin genel itibariyle olumlu olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu etkinliklerin matematik dersini sevdirmeye yardımcı olduğunu; öğrencilerin zihinsel becerilerini, yaratıcılıklarını ve merak duygularını geliştirdiğini; problemlere farklı açılardan bakmalarını sağladığını; öğrencileri işbirliği yapmaya yönlendirdiğini belirtmektedir. Ancak öğretmenlerin büyük kısmı; etkinliklerin uygulanmasında zaman problemi yaşamaktadır.İlköğretim 4. sınıf öğretmenlerinin müfredatın öngördüğü etkinlikler hakkındaki görüşlerinde öğretmenlerin cinsiyetine, kıdemine, öğrenim düzeyine ve sınıflarının mevcuduna göre anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Örtük programıın eğitimde yeri ve önemi
Bu çalışma eğitimde örtük program konusunu farklı açılardan incelemeyi amaçlamaktadır. Örtük program, adından da anlaşılacağı üzere, okullarda açık, yazılı bir biçimde uygulanan bir program değildir. Örtük program uygulamaları içine, öğretmen ve öğrencinin okula adımlarını attıkları andan itibaren yaşadıkları yazılı olmayan her şey girmektedir. Bu yüzden konunun kapsamı oldukça geniştir.Örtük program konusunu makro düzeyde inceleyen akımlar, daha çok sistemin öğrenciyi sosyalleştirmesi (İşlevciler) ya da kapitalist düzenin yeniden üretilmesi (Çatışmacılar) üzerinde dururlar. Araştırmada bu makro düşüncelerin yanında, yeni bir akım olarak ortaya çıkan okuldaki günlük yaşamı inceleyen mikro çalışmalara da (Direnişçiler) yer verilecektir. Öğrencinin oturuşundan, okulun yemek saatlerine, dini törenlere, mezuniyet töreni geleneklerine kadar her şey bu günlük yaşamın içine girmektedir. Buna göre örtük program araştırmasında konuya hem tepeden (makro yaklaşımlar) hem de içerden (mikro araştırmalar) bakma şansımız olacaktır. Bu bakışta, örtük programın öğrencinin yaşamına etkisi araştırma sorularımızdan en önemlisini teşkil etmektedir.Bu akımların yanı sıra, örtük program uygulamalarının, cinsiyet, etnik-köken, resmi bilgi, fiziki çevre ve öğretmenlere etkisi makro ve mikro düzeyde incelenecek diğer araştırma konularıdır. Araştırmada, eğitimin örtük program yoluyla öğrenciyi sadece sosyalleştirmediği, aynı zamanda hâkim kültür ve ideolojileri öğrenciye aktardığı ve bu yüzden de okulların karşıt ideolojilerin çatıştığı bir alan olduğunu düşünen günümüzün en çok alkış alan görüşlerine yer verilecektir. Bu çatışmalardan ya da hâkim kültürün örtük program üzerindeki hâkimiyetinden kurtulmak için önerilen çözümlere de değinilecektir. Araştırmada, tüm yaklaşımlar okuyucuya tanıtılmak istenirken, günümüzde alana hâkim olan görüşlere daha fazla yer verilmiştir. Yine araştırma, geniş bir yabancı literatür taraması üzerine oturtulmuş olup, uzun süren okumalar sonunda, zaman yetersizliği nedeniyle okunamamış yine geniş bir literatür varlığını sürdürmektedir. Bu hazine Türkçemize kazandırılmayı beklemektedir.Araştırma sonunda ulaşılmak istenen noktada, okulda yazılı olmayan, elle tutulup gözle görülmeyen bir programın varlığına tanık olan bireylerin, bundan sonra yapacakları eylemlerde daha bilinçli hareket etme, eğitim sisteminde sorunların nelerden kaynaklandığını anlama ve yüzeysel değil, gerçek çözüm önerileri getirme bilincine erişmesi amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Örtük Program, Eğitim ve İdeoloji, Eğitim ve Hakim Sınıf.
Yenilenen 6.sınıf matematik öğretim programının uygulanması sürecinde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar
Yüzünü gelisime dönen ülkeler, matematiğin süre giden hayatla olan deriniliskisini matematik öğretimine yansıtmıs, ülkemiz de bu gelismelere paralelolarak matematik öğretim programına yenilikler getirmistir. Bu çalısmanın amacı2006?2007 Eğitim Öğretim yılından itibaren uygulanmaya baslanan ilköğretimmatematik dersi öğretim programının uygulanması sürecinde öğretmenlerinkarsılastıkları sorunları belirlemektir.Arastırmada veriler 2007?2008 Öğretim yılında Sakarya il merkezi, ilçe, belde veköydeki devlet okullarında çalısan 6. sınıf matematik öğretmenlerindentoplanmıstır. Öğretmen görüslerinin belirlenmesi için anket uygulanmıstır.Verilerin çözümlenmesi için SPSS 15 programından yararlanılmıstır.Arastırma sonucu elde edilen öğretmenler görüslerine göre matematiköğretmenleri yenilenen matematik programını olumlu bulduklarını fakat bir takımsorunlarla karsılastıklarını belirtmislerdir. Arastırma verilerine göre; yeni öğretimprogramının hazırlama ve uygulama asamaları için gereken zamanın derssüresinin üstünde kalması, sınıf mevcutlarının kalabalığı, programın araç-gereç vemateryal kullanımına ağırlık vermesi fakat okullardaki imkan kısıtlılıkları, okulyönetimi ve velilerin yenilenen program hakkındaki bilgi eksiklikleri ve bununsonucu olarak öğretmenlere gereken desteği vermemeleri, programda ölçmedeğerlendirme etkinliklerinin büyük yer kaplaması, programın uygulanmasısürecinde öğretmenlerin en sık karsılastığı problemlerdir.
İlköğretim 7. sınıf yeni fen ve teknoloji programının madde ve özellikleri konusunda öğrenci başarısı, öğrenci yüklemeleri ve elektrik konusunda hatırda tutma üzerine etkisi
2007?2008 eğitim ? öğretim yılında Türkiye genelinde uygulanmaya başlanan 7. Sınıf yeni fen ve teknoloji dersinin madde ve özellikleri konusunda fen başarısı ve elektrik konusunda öğrenilen bilgilerin kalıcılık düzeyi üzerindeki etkisi ile yeni müfredatın uygulanmasıyla beraber öğrenci yüklemelerinde ne gibi değişikliler olduğunu görmek amacıyla yapılan bu araştırmada, 2006?2007 eğitim-öğretim yılında Sakarya ili sınırları içersinde seçilen iki ilköğretim okulunda ki öğrenim gören toplam 286, ilköğretim 7. Sınıf öğrencisi ve aynı okullarda 2007 ? 2008 eğitim ? öğretim yılında öğrenim gören 308, ilköğretim 7. Sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 594, ilköğretim 7. Sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Araştırmada veriler başarı testi, hatırda tutma testi ve yüklemeler ölçeği kullanılarak toplanmıştır.Araştırma sonunda, Yeni fen ve teknoloji dersinin madde ve özellikleri konusunda öğrencilerin daha fazla başarı sağladıklarını ve yeni program tarafından elektrik konusunda öğrenilmiş bilgilerin akılda daha kalıcı bilgiler haline geldiği belirlenmiştir. Yeni müfredatla beraber öğrencilerin başarı yüklemelerinde içsel ve dışsal atıflarda farklılaşmalar olduğu ve atıfların alt boyutlarında anlamlı farklılıklar oluştuğu tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine eski fen bilimleri programında kız öğrencilerin göre erkek öğrencilerden daha fazla başarı gösterdikleri, yeni fen ve teknoloji programında başarı anlamında bu farkın ortadan kalktığı, ama genel olarak kız öğrencilerin fen derslerinde daha fazla başarı gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Her iki program açısından da cinsiyet değişkenine göre öğrenilen bilgilerin hatırda kalmasına ilişkin bir fark bulunamamıştır. Cinsiyet açısından başarı atıflarında da farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Lise son sınıf öğrencilerinin sosyo-ekonomik düzeylerinin psikolojik ihtiyaçları ile ilişkisi
Gençlik belli bir dönemi içerir. Dünkü çocuk bugünün genci, geleceğin yaşlısı olacaktır. Bu biyolojik gerçek bütün canlılar için geçerlidir. Biyolojik bir kavram olan gençlik insan söz konusu olduğunda toplumsal bir kavram haline dönüşmektedir. Gençlik kavramı toplumu biçimlendiren, yönlendiren temel faktörlerin etkisi altodadır. Her birey bir ailede doğar. Bireyin içinde bulunduğu aile ortamı onun gelişimini olumlu ya da olumsuz etkiler. Birey içinde bulunduğu kültürün ve sosyal sınıfin değer ve tutumlarını temsil eder. Sınıfsal değişkenlerden gelir düzeyi, bireylerin başarma, özerklik, yakınlık kurma gibi psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeyini belirleyici bir değişkendir. Araştırmada, içinde bulunulan sosyo-ekonomik düzeyin bireylerin temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasındaki etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Sakarya genelinde beş genel lise bulunduktan semtlerin sosyo-ekonomik düzeylerini yansıttıkları görüşü benimsenerek seçilmiştir. Araştırmada Edwards Kişisel Tercih Envanteri 216 öğrenciye uygulanmıştır. Sonuçta sosyo-ekonomik düzey yönünden farklı grupların ele alınan on beş ihtiyaç alanından; Duygulan anlama, yakınlık, şefkat gösterme, başarma, ilgi görme, değişiklik alt testlerinden aldıklan puanların anlamlı farklar taşıdığını göstermektedir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ailelerin sosyo-ekonomik düzeylerinin bireylerin psikolojik ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir faktör olduğu belirlenmiştir.
Ünite dergilerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri (Sakarya ili Hendek ilçesi örneği)
Anahtar Kelimeler: Ünite Dergisijlköğretim Okulları, Öğretmen ve Yöneticiler Bu çalışma ilköğretim okullarındaki ünite dergilerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşlerini içermektedir. 43u-eafaşmamn amacı, ünite dergilerinin nasıl hazırlanıp, yayınlanıp,- dağrtılacağ»»^ belirlemek ve özelliklerini, içeriğini diğer problemleri tespit etmektir. Öğretmenler neden ünite dergilerini tercih eder? Hangi dergilerin uygun olduğuna nasıl karar verirler? Tüm bu sorulara ve problemlere cevap vermek için; Sakarya İli Hendek İlçesinde görev yapan 26 okul yöneticisi ve 103 sınıf öğretmeninin görüşleri alınmıştır. Bu çalışma boyunca yapılan işlem değerleri; "Katılıyorum", "Kararsızım", "Katılmıyorum" terimleri ile gösterilmiştir. Umarım bu çalışma diğer öğretmenlere ve yöneticilere, yazarlara, programcı ve tüm eğitimcilere kaynak olacaktır. vııı
Ailenin çocukların yaratıcı düşünme yeteneği üzerindeki etkisi
ÖZET Bu araştırmada, ilköğretim okulu 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin yaratıcı düşünme yetenekleri ile, ailelerin eğitim ve ekonomik durumları ile çocuklarına karşı tutundan arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ayrıca, çocuklardaki yaratıcı düşünme yeteneği ile çocukların okudukları okullar arasındaki ilişki ve yaratıcılığın cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediği incelenen diğer konular arasındadır. Araştırmada, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi' nin alt boyutlarım oluşturan akıcılık, esneklik ve özgünlük puanları üzerinden, ailelerin eğitim ve ekonomik durumları ile çocuklarına karşı tutumları incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, 1998-1999 öğretim yılında, Sakarya'da okuyan ilköğretim okulu 5. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise, ekonomik ve eğitim durumu düşük olan bir devlet okulu ile farklı görüşlere sahip eğitim ve ekonomik düzeyleri yüksek olan ailelerin çocuklarının okuduktan iki ayrı özel okul oluşturmuştur. Örneklem grubuna devlet okulundan 25, özel okullardan ise 27 öğrenci olmak üzere toplam 52 katılmıştır. Araştırmada bilgi toplama aracı olarak, çocukların yaratıcı düşünme yeteneğini ölçmeye yönelik, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi' nin Şekil A formu; ailelerin eğitim ve ekonomik durumları ile çocuklarına karşı olan tutumlarım ölçmeye yönelik 3 1 sorudan oluşan bir anket kullanılmıştır. Araştırma bulgularının analizi aşamasında, ailelerin ekonomik ve eğitim durumları, çocuklarına karşı tutumları ile çocukların yaratıcı düşünme puanlan arasındaki ilişki, yaratıcı düşünme puanlarının cinsiyete göre değişip değişmediğini anlamak için varyans analizi (f testi) uygulanmıştır. Ailelerin eğitim durumları, ekonomik durumları ve çocuklarına karşı tutumları, yaratıcı düşünme yeteneğinin alt boyutları olan özgünlük, esneklik ve akıcılık özellikleri ile karşılaştırılarak hesaplanmıştır.Araştırmanın bulguları, ailelerin eğitim ve ekonomik durumları, çocuklarına karşı tutumları ile çocuklardaki yaratıcı düşünme yeteneği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca akıcılık, esneklik ve özgünlük özellikleri üzerinde cinsiyet farklılığının etkili olduğu görülmüştür. Yaratıcı düşünme yeteneğinin alt boyutları olan akıcılık, esneklik, özgünlük özellikleri ile ailelerin eğitim durumları, ekonomik durumları ve tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda, ailelerin eğitim ve ekonomik durumları ile tutumlarının çocukların yaratıcı düşünme yeteneğine etkisi konusunda, aileye, okula ve bu konuda yeni araştırmalar yapacak olanlara önerilerde bulunulmuştur. »