Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Recep Yıldız

13 theses · Kütahya Dumlupınar University, Yalova University

Master'sOpen AccessTR

Kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme ile ilişkisi

Kamu idaresine personel seçimi, hızla değişen iş dünyasında, kurumların varlığını sürdürebilmesinde telafisi zor ve maliyeti yüksek bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamuda personel olmak isteyen adaylar için yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), çok farklı testlerle ve puan türleriyle ölçme yapmaktadır. Sınav sonrasında belirlenecek taban puana sahip olanlar, çeşitli kamu kurumlarında açılan kontenjanlara başvuruda bulunma hakkına sahip olmaktadır.1930'lu yıllar ve 2. Dünya Savaşı sonrasında modernleşme, Batı düşünce literatürüne, dünyanın yeniden yapılanması ve yorumlanmasına bağlı olarak girmiştir. ?Kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme üzerine etkileri? adlı tezimizin birinci bölümünde, devletin amaçlarını gerçekleştirecek biçimde örgütlenmiş insan gücü ve başka kaynaklar ile bunların yönetimi olan kamu yönetimi ve kamu personeli kavramları incelenmiştir.İkinci bölümde ise, kurumların, kuruluşların ve işletmelerin ilk kurulma aşamasında, boşalan pozisyonların doldurulmasında ve çevresel veya teknolojik gelişmeler ışığında yeni işlerin ortaya çıkması durumunda işletmeler tarafından işe alımlar gerçekleşirken personelin nasıl seçildiği ve kamu kurumlarında personel seçiminde izlediği yolların karşılaştırması yapılmıştır.Tezimizin son bölümü olan üçüncü bölümde ise, kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme üzerine etkileri ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Kamu Sektörü, Kamu personeli, KPSS, İnsan gücü, Personel Seçimi, Modernleşme.

Kamu Personeli Seçme SınavıKamu personeliModernleşme+3
Ergün Arif Ersoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bir ifade biçimi olan şiddetin yaygınlaşması

Tam olarak sınırları çizilip tanımlanamayan şiddet kavramı devirden devire, toplumdan topluma farklı şekillerde, farklı amaçlarla uygulanagelmiş ve yine her devirde farklı yorumlanmış, aynı zamanda da toplumları tehdit etmiş değişken bir olgudur. Günümüzde ise zevk için öldürenlerin sayısının gün geçtikçe artması birçok insanın kendini güvensiz hissetmesine, toplumbilimcileri de `nereye gidiyoruz' sorusunu cevaplamaya yönlendirmiştir. Günümüz toplumunu tehdit eden şiddet olgusunun bu biçiminin ortaya çıkmasında gerek bilgi gerek bilek gücü yönünden daha güçlüler rol oynarken; maruz kalanlar açısından da (diğer biçimlerinde olduğu gibi) daha çok güçsüzlerin nasibini alması, dolaylı yollardan şiddetin güç ve iktidar ile olan ilişkilisini gün yüzüne çıkarmaktadır.Bu araştırmada şiddetin bilinen kasıtlı ve planlı olması yönünün dışında aile içinde ve bireyler arası ilişkilerde şiddetin ani tepkiler olarak iletişimde kullanım sıklığının giderek artması ve sıradanlaşması ele alınmış, sebeplerinin yanında şiddetin kullanım sıklığını ve biçimini belirleyen faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır.Çalışma sonucunda şiddeti sıradanlaştıran faktörler tespit edilmiş, şiddetin sıkça kullanılan ifade biçimine dönüşmesinin arka planındaki etkenler ve bir ifade biçimi olan şiddetin yaygınlaşması istatistiki veriler doğrultusunda incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: İfade, Normalleşme, Suç, Şiddet.

Aile içi şiddetŞiddet
Rukiye Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

PKK-KONRA GEL terör örgütü ile mücadelede sorun çözücü olarak sivil toplum

Terör ve terörizm uzun yıllardan bu yana Türkiye'nin temel sorunu olmaya devam etmekte ve uzun yıllar daha bu yerini koruyacak gibi gözükmektedir. Geçen yıllar, sorunun çözümünde sosyal ve psikolojik temelleri ortaya çıkarmıştır. Dolayısı ile çözüm için, bilim insanlarına ve sıradan vatandaşlara da en az hükümetler kadar sorumluluk düşmektedir. Ama bu sorumluluk ne şekilde yerine getirilmelidir?Bir yanda, terör ve terörizm sorunu, Türkiye'yi uzun yıllardan bu yana epeyce meşgul eden, maddi ? manevi ağır maliyetler ödeten ve özellikle son yıllarda milli güvenliğin bir numaralı tehdit maddesi olarak karşımıza durmaktadır. Var olan Kürt sorununun devamı olarak ortaya çıkan şiddet sorunu artık kendi başına değerlendirilebilecek bir noktadadır. Her ne kadar iç içe geçmiş de olsalar, bu iki sorun karşısında ayrı ayrı çözüm paradigmaları geliştirilmesi zorunluluk arzetmektedir. Diğer yanda, Türkiye'de her geçen gün daha da gelişen ve inisiyatif alarak büyüyen bir sivil toplum bulunmaktadır. On yıllardır, Türkiye'de sivil toplumun kendi geleneğini oluşturduğunu söylemek bile iddialı olmayacaktır. Oluşturduğu geleneğini de arkasına alarak, geleneksel güç merkezlerini değişime zorlamaktadır. Gelişen sivil toplumun beraberinde getirdiği değişim, devletin aşmakta zorlandığı sorunların çözümü için ihtiyaç duyulan aklı geliştirebilecek midir?Bu çalışma, gelişen sivil toplum aklının, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı, Kürt ve şiddet sorunları başta olmak üzere, sorunların çözümünde nasıl bir rol oynayabileceğinin araştırılmasıdır. PKK var olan Kürt protestosunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve radikalleşerek terörize olmuştur. Kendisinde var olan ideolojik birikimi ve Kürt halkının taleplerini birleştirmiştir. Taleplerini gerçekleştirebilmesi içinse terörü bir araç olarak benimsemiştir. Devletin ukdesinde bulunan, meşru şiddet kullanma ve legal alanı belirleme, ayrıcalıklarını başarılı bir şekilde kullanamaması örgütün kitle kazanmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, gelinen noktada Kürt sorunu ve şiddet sorunun kesişim kümesinde hayli büyük bir kitle bulunmaktadır. Bu kaygan kitle, ya Kürt sorununun çözülmesiyle marjinal şiddet hareketi olarak zayıflayacak yahut da Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle şiddet sorunu çığırından çıkacaktır.Çalışmada sorunun tespiti ve sivil toplumun sorun çözücü rolü, bölgede yapılan derinlemesine mülakatlarla ve teorik tartışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, PKK- KONRA- GEL, Talepler, Legal Alan.

Kürt sorunuKürtlerPKK+5
Muhammed Ferit Duman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin devlet ile bölge halkı arasındaki güvenin tesisine katkıları

Bölgesel kalkınma açısından dünyada önemli bir örnek teşkil eden Güneydoğu Anadolu Projesi, bölgenin ekonomik, sosyal, politik, eğitimsel, tarımsal ve endüstriyel olarak gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Bunun yanı sıra Türkiye'de var olan bölgesel eşitsizliği ortadan kaldırmak amacıyla uyumu yakalamak ve bu uyumun oluşması için devlet ve bölge halkı arasında güven alışverişini sağlama noktasında önemli bir projedir.İlk zamanlar bir sulama ve hidroelektrik santrali projesi olarak başlatılan Güneydoğu Anadolu Projesi, daha sonraki yıllarda GAP Master Planı ile beraber temel stratejileri içine `sürdürülebilir insani kalkınma felsefesini' dâhil ederek projenin sosyal yönüne vurgu yapmıştır. Projenin başlatılması önüne geçilemeyen göç oranlarının azalmasında önemli bir etki sağlamıştır.Devlet ve bölge halkı arasındaki güven, proje başlatılmadan önceki yıllara kadar çeşitli olaylar ve sebepler yüzünden sarsılmış durumdaydı. Güvenin sarsılmasında devletin etkisi olduğu kadar iç ve dış kaynakların etkisinin olduğu gözden kaçmamalıdır. Devlet, Güneydoğu Anadolu Projesi ile birlikte sarsılan güveni tekrar kazanma çabası içine girmiştir. Çalışmada bu güven alışverişinin sağlanmasında Güneydoğu Anadolu Projesinin etkisi ortaya konacaktır.Anahtar Kelimeler: Güven, Güvensizlik, Bölgesel Eşitsizlik, Güneydoğu Anadolu Projesi, Güvenlik, Devlet-Bölge Halkı (Güneydoğu Anadolu Bölgesi Halkı)

Güneydoğu Anadolu bölgesiGüvenGüvenlik+2
Ahmet Gökçen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk suçluluğu ve toplumsal nedenleri

Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri günümüzde ulaşılan ekonomik, siyasal ve sosyolojik nedenlerle birlikte açıklamaktır. Çocuk suçluluğunun değişen mahiyeti ve günümüze ulaşan gelişim süreci bu tezin ana eksenini oluşturmaktadır. Çocukların suç kelimesi ile birlikte anılması gerçekten de içinde bulunduğumuz çağın, toplumları ne derecede etkilendiğini göstermektedir. Bu olumsuz etkiler sosyal polarizasyonu derinleştirmekte ve incelemeye çalıştığımız suçluluk olgusunun itici nedeni olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi bu gibi makro etkenler tarafından başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, düzensiz kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, Kentleşme, Aile, Medya.

AileAile içi ilişkilerGöçler+8
Hakan Balci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Servet-i Fünun romanlarında batılılaşma analizi ve kimlik tipleri

ÖZET Türk toplumunun yüzünü Batıya dönmesi olarak ifade edilen Batılılaşma yüzyıllardır süren tarihsel bir sürece karşılık gelmektedir. Bu süreç içerisinde Türk Batılılaşması farklı şekiller almış ve farklı açılardan değerlendirilmiştir. Önceleri askeri alandaki eksiklikleri ve geri kalmışlığı gidermek amacıyla Batı taklit edilmiştir. Fakat geçen zaman içerisinde Batının maddi kültürüyle birlikte ideolojisi de Türk Batılılaşmasını çevrelemiştir. Siyasi alana ilaveten eğitimden aileye, modadan insana bakışa kadar bütün diğer sosyo-kültürel alanlarda da Batılılaşmanın etkisi hızla kendisini göstermiştir. Özellikle Tanzimat'tan sonra artan bu hız Servet-i Fünun Dönemi'nde zirveye ulaşmıştır. Servet-i Fünun Batılılaşma açısından ayrı bir dönem olarak ele alınmalıdır. Çünkü bu dönem, Batılı okullarda okumuş, Batı tazında yetişmiş olan bir neslin ortaya çıkışına sahne olmuştur. Dönemin baskıcı ve sansürcü ortamı dolayısıyla Batı değerlerinin açık olarak ifade edilemediği bu dönemde, Batılılaşma ve onun taşıdığı değerler sistemi karşılığını ve ifadesini edebi eserlerde bulmuştur. Bundan dolayı bu dönem yazarlarının eserlerinde toplumsal yapıyı resmetmesi açısından Batılılaşma, ayrı bir yer tutar. Roman kahramanları Batılı gibi giyinip kuşanır, onlar gibi düşünürler. Batı idealize edilmiş bir şekilde anlatılırken yer yer yapılan karşılaştırmalarda Doğu ve Doğulu tipler yerilir ve küçümsenir. Romanlarda Batılı değerlere ve yaşantıya özel bir vurgu yapılır. Danslar, balolar, Batı enstrümanı olarak piyanolar, kızlı-erkekli gezmeler, Batı tarzında konuşmalar vb. ilişkiler öne çıkarılır. Türk tarihinin en etkin ve en uzun süreli toplumsal değişme hareketi olan Batılılaşma sosyal yapıdaki pek çok unsuru ve öğeyi değiştirmiştir. O dönem romanları, aile, eğitim, sosyal yaşantı, moda ve edebiyat gibi konulan ve bu alanlardaki değişimleri kendisine konu edinmiş ve Batılılaşma perspektifiyle ele almıştır. Bu bakımdan Servet-i Fünun dönemi romanlarının incelenmesi, hem o dönem Batılılaşmasına hem de hala devam eden bir süreç olarak bugünün Batılılaşmasına ışık tutması, toplum-edebiyat ilişkisi ve edebiyat sosyolojisi açısından çok önemlidir.

BatılılaşmaEdebiyat sosyolojisiKimlik+6
Mehmet Ateş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Milliyetçiliği liberal okuma denemesi: Türkiye Günlüğü Dergisi örneği

ÖZET Milliyetçilik, Fransız ihtilaliyle birlikte ortaya çıkmış ve dünya tarihine yön vermiş bir ideoloji olarak karşımıza çıkmaktadır. Milli-devletin oluşumu imparatorlukların sonunu getirmiş ve dünya yeni bir yapılanmanın içine girmiştir. Bu doğrultuda dönemin büyük imparatorluklarından olan Osmanlı İmparatorluğu da bu akımdan nasibini almıştır ve yerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Liberalizm de özgürlük ve bireysellik söylevleriyle İhtilalin körükleyici unsuru olmuştur. Bu bakımdan her ne kadar milliyetçilik ve liberalizm birbirlerine ters gibi görünseler de tarihsel olarak bir birliktelikleri vardır. 1980 sonrası dönemde özgürlükçü fikirlerin uygulamaya konulması yeni düşünceleri ortaya çıkarmaktadır. Türkiye Günlüğü Dergisi Özal döneminin ifade hürriyeti döneminde ortaya çıkmış bir dergidir. Milliyetçi bir yapısı olmasına rağmen liberalizm vurgusu da önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda milliyetçi liberal bir çizgi olarak karşımıza çıkmaktadır.

DergilerLiberalizmMilliyetçilik+1
Gökhan Özkuk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Estetik ve ahlaki açıdan toplumsal değişmenin bir göstergesi olarak güzellik yarışmaları

ÖZET Çağımız, tarihsel birikimlerle birlikte yeni bazı süreçlere girmiş ve modernleşme hayatı yeniden biçimlendirmiştir. Kendisine özgü yapısı nedeniyle toplumların yaşamım bireyselliğe ve bireyselliği faydacılığa eklemleyen, üretim ilişkilerin sıklığı nedeniyle tüketime yönlendiren bir biçimlendiriş. Bunun için kitleleştiren ama aynı zamanda genel olarak söylenmesi gerekirse, yaşam şartlarını ve standardım kolaylaştırıp yükselten modernleşme, elbette insanların hayata bakışlarını sistematik bir hale getiren değer yargılarım da değiştirecektir. Estetik ve etik değer yargılan da bu yargılardandır. Düzenlenen güzellik yarışmalarına katılan kadınlara yüklenilen kimlikler, roller ve buna bağlı yeni anlamlar bunu doğrulamaktadır. Yerel kriterler yerine evrensel söylemi ile güçlü kültürün kriterleri konulmuş, kadına olması gereken işaret edilmiş, sonuçta da hem erkeğin hem de kadının bu yolla beğeni yargısı değişikliğe uğratılmıştır. İletişimin enformasyon alış verişinden nispeten uzaklaşarak, kültür aktarımına ve betimine yönelmesi, söz konusu ettiğimiz değişimi hızlandıran medya yapılarının doğmasına neden olmuştur. Güzellik yarışmaları bu tür aktarımların ve bundan kaynaklanan değişimlerin gerçekleştirimidir.

AhlakAhlaki değerlerDeğer yargısı+6
Yalçın Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dönem ütopyalarında dirijizm ve disiplin

İnsanoğlu, genel anlamda toplumsal yaşam biçimini benimsemiş olan bir varlıktır. Bu bağlamda ortaya konan her türlü insani ürün Kültür adı altında toplanmaktadır. İnsan topluluklarının lisanlarından yazılarına, giyim-kuşam biçimlerinden yeme-içme alışkanlıklarına, bilimsel birikimlerinden sanatsal faaliyetlerine, örf-adet ve geleneklerinden siyaset ve hukuk sistemlerine varıncaya kadar ortaya koydukları tüm ürünler bu kapsamda değerlendirilmektedir. Farklı insan topluluklarından her birisi, kendine has koşullarda geliştirdiği kendi kültürel geleneğim sürdürürken bu farklı kültürler arasında zaman zaman çatışmalar, zaman zaman da etkileşimler-sentezlenmeler meydana gelmektedir. Yazı, kendisi de insana ait en önemli kültürel öğelerden birisi olarak diğer birçok kültürel öğenin kayıt altına alınmasında ve gerek başka toplumlara, gerekse gelecek nesillere aktanlmasmda rol oynayan önemli bir araçtır. Sanat ise insandaki estetik zevklere hitap edecek türde verilmiş olan kültürel ürünlerin genel adıdır. Bu durumda edebiyat, insandaki estetik zevklere hitap etmek üzere verilmiş olan yazılı ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal hayatın bir parçası olarak diğer tüm kültürel unsurlar gibi Sanat ve Edebiyat da Sosyoloji biliminin alanına girmektedir. Sosyoloji bilimi içerisinde bu konularla ilgilenmek üzere "Sanat Sosyolojisi" ve "Edebiyat Sosyolojisi" alt dalları oluşturulmuştur. Öte yandan insanın fıtratında var olan her zaman daha iyiye daha güzele ulaşma arzusu, toplumsal yaşam alanında da aynı arayışları gündeme getirmiş, böylece ideal toplum projeleri ortaya çıkmıştır. Ütopya olarak adlandırılan ve tamamına yakım edebi türde yazılı olarak üretilen söz konusu projeler, toplumsal hedefler gözetmeleri ve toplumsal yaşamın akışında rol oynayan dinamikler için esin kaynağı olarak zaman zaman sosyal gerçekliğe etki etmeleri bakımından Sosyoloji bilimini ilgilendirmektedirler. Ütopya yazarlarının, kendilerince ulaştıkları ideal toplum modellerinden yola çıkarak sosyal hayatı en ince ayrıntılarına kadar güdümleme idealleri ile batı dünyasının öncülüğünde gelişen modernizm anlayışının, insanlığın tekamülü sürecine öncülük etme ve ulaştığı kesinlikler doğrultusunda bütün bir insanlığı aynı sürece dahil ederek güdümleme idealleri arasındaki paralellik ilgi çekicidir.

Devlet kapitalizmiDisiplinEdebiyat+4
Enver Sinan Malkoç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoaktif madde bağımlılığını tedavi etmede sağlık sisteminin etkinliği

Psikoaktif madde kullanımı, günümüzde metropollerden küçük kent merkezlerine kadar her alanda görülmeye başlanan, sosyo-ekonomik ve kültürel statü farklılıkları tanımayan önemli bir sosyal sorundur. Psikoaktif madde kullanımı sonucunda gelişen bağımlılığın ortadan kaldırılması yönünde bağımlı bireylere ulaşılması, tedavi olmaların sağlanması, topluma tekrar sağlıklı bireyler olarak kazandırılması toplumsal ruh sağlığının korunması açısından gereklidir. Bu doğrultuda araştırmamız, psikoaktif madde bağımlılık tedavi merkezlerinde verilen hizmetlerin etkinliği hakkında bilgi almak, hizmetlerin verilmesinde ortaya çıkan sorunları belirlemek, bu sorunların ortadan kaldırılması ile ilgili bilgilere ulaşmada bu alanda çalışan profesyonel meslek elemanlarının görüşlerini almak ve bu hizmetlere ihtiyacı olan kişilere daha iyi hizmet sunacak birimlerin oluşmasını sağlamak amacı ile yapılmıştır.Araştırmamızda tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmamızın örneklemini, İstanbul ilinde bulunan kamu ve özel madde bağımlılık tedavi ve araştırma merkezlerinde görevli sağlık çalışanları oluşturmaktadır. İstanbul ilindeki tedavi merkezlerinde görevli sağlık çalışanların %75,5'ine anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmanın hipotezlerini analiz etmek için peorsan ki-kare testi uygulanmıştır.Çalışmamızdan elde edilen bulgularda, sağlık personellerin görevlendirme usullerinde yetersizlikler olduğu, tedavi merkezlerinde sosyal hizmet meslek elemanının istihdamının yeterli düzeyde yapılmadığı, sağlık personellerin eğitim almadan göreve başlatıldıkları, sağlık personellerin hizmet içi eğitimlere katılım sayılarında eşitsizlikler olduğu, hizmet alan bireyler ve aileleri ile sağlık çalışanları arasında sorunların yaşandığı, çalışma ortamlarında görevli sağlık çalışanları arasında yetersiz iletişimin olduğu ve mesleğinde yetersiz sağlık çalışanların ekip çalışmasına zarar verdiği, kurumda motivasyon artırıcı çalışmaların yeterli düzeyde yapılmadığı, ülke genelinde merkez sayılarının az olduğu, tedavinin başarıya ulaşmasında ekip içinde uyumlu çalışmanın, madde bağımlılık tedavi ekibinde en az iki yıl deneyim kazanılması gerektiği, sağlık çalışanların süpervizör gözetiminde çalışılmasının gerektiği ve kurum idaresinin desteğinin gerekli olduğu ortaya çıkmıştır.

BağımlılıkMadde bağımlılığıSağlık personeli+3
Ayten Kaya Kılıç
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tek ebeveynli ailelerde psikolojik tepkiler ile psikolojik destek almanın klinik sosyal hizmet açısından analizi: Yalova örneği

Tek ebeveynli ailelerin sayısı dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de artış göstermektedir. Ölüm, boşanma, uzun süreli ayrılık, evlenmeden anne-baba olmak gibi koşullar altında tek ebeveynli olan bireyler bu sürecin öncesinde ve/veya sonrasında çeşitli toplumsal ve bireysel olaylar yaşar ve bunun sonucu olarak olumlu ya da olumsuz etkilenirler.Aile, farklı yönleriyle ve sorunlarıyla disiplin ve meslek olduğu günden bu yana sosyal hizmetin konusu olmuştur. Gerektiğinde ailenin ya da aile bireylerinin sorunlarına eğilerek sorunların çözümü ya da önlenmesinde bireysel ve toplumsal mesleki uygulamalarını yürütür. Klinik sosyal hizmet bireylerin, grupların, ailelerin ya da toplumun ruh sağlığı ve sorunları ile ilgili diğer psikiyatri ekibi elemanlarıyla koordine çalışır ve mesleki uygulamalarını gerçekleştirir.Türkiye'de boşanma ile tek ebeveyn olmuş ailelerin sayısı giderek artmaktadır. Bu durum aile bireylerinin yeni hayatlarına olumlu ya da olumsuz değişiklikler olarak yansımaktadır. Bu Yalova ile genelinde boşanma sonrası tek ebeveyn olmuş anne ve çocuklarının psikolojik durumları ve psikolojik destek alma ihtiyaçları, destek almama/alamama nedenlerini incelemek üzere anket çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Klinik sosyal hizmet uygulamaları bu çerçevede ve tek ebeveynli ailelerin psikolojik ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların giderilmesi açısından değerlendirilmekte ve irdelenmektedir.

BoşanmaBoşanmış ailelerKlinik psikoloji+5
İmran Acar
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal hizmet bölümleri müfredat programlarının analizi

"Sosyal" kavramı, eğitim, ekonomi, siyaset, din, iletişim gibi temel sosyal kurumlar bağlamında bireyin, grupların diğer bireylerle, gruplarla ilişkilerini ifade eder. "Hizmet / çalışma" kavramı yapılan aktivitelerin düzen, disiplin ve sorumlulukla icra edildiğini vurgular. "Sosyal hizmet" / "sosyal çalışma" da her iki kavramın birleştirilmesiyle ve yakın tarihte, bir meslek ve bilim / disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Böylelikle insanların hayırseverlik çerçevesinde yardımlarından çıkıp bir plan, teori, uygulama yöntemlerini içeren bir organizasyona, bir disipline geçilmiştir. O nedenle sosyal hizmet eğitimi verilmeye başlanmıştır. Türkiye'de de sosyal hizmet bölümü, ilk defa Hacettepe Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulmuş ve uzun yıllar tek bir bölüm çatısı altında eğitim verilmiştir. Ancak özellikle son 10 yıldır açılan sosyal hizmet bölümleriyle birlikte sosyal hizmet eğitimi veren bölümlerin sayısı giderek artmıştır. Bu çerçevede çalışmada, sosyal hizmet eğitiminin dünyadaki ve Türkiye'deki tarihsel süreci ile sosyal hizmet müfredatının da beslendiği diğer bilim dallarıyla ilişkisi ele alınmıştır. Türkiye'de 2015-2016 dönem itibariyle öğrenci alımı yapan, faal olarak eğitim sunan 37 sosyal hizmet bölümünden ulaşılabilen 35 üniversitenin ders planı ve 33 üniversitenin ders içeriği, internet verilerine dayanılarak bu tezde incelenmiştir. İnternet üzerinden ulaşılan ders içerikleri, birbirine yakın ya da farklı oluşları dikkate alınarak tasnif edilmiştir. Ele alınan dersin, hangi konularla/ başlıklarla öğrencilere sunulduğu tespit edilmiştir. Ayrıca hangi dersin, kaç saat üzerinden ve hangi dönemde sıklıkla verildiği incelenmiştir. Böylelikle çeşitlilik gösteren sosyal hizmet bölümleri müfredatları arasında bir birlikteliğin var olup olmadığının tespiti, araştırmanın amacını belirlemiştir. Çalışma sonrasında farklı ders adları, farklı krediler ve farklı dönemlerde okutulan derslerle karşılaşılmıştır. Bölümler arası bir birliktelik değil dağınıklık, kopukluk görülmüştür ki bu durumun, müfredat açısından bir keşmekeşliğe yol açtığı tespit edilmiştir.

Ders planlarıDers programlarıDersler+3
Yasin Erdurak
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin arkadaş-akran gruplarından dışlanmasının okul sosyal hizmeti açısından analizi: Sakarya örneği

Bu çalışmada, lise öğrencilerinin sosyoekonomik nedenlerden kaynaklanan arkadaş-akran gruplarından dışlanma davranışları okul sosyal hizmeti bağlamında incelenmiştir. Okul ortamında lise öğrencilerinin arkadaş-akran gruplarından dışlanmasının altında yatan sosyoekonomik nedenleri tespit edebilmek için; dışlanma anket formu, isim üreteci ve biçimsel görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular SPSS-22, NodeXL Version: 1.0.1.337 programları ile analiz edilmiş, ekolojik teorik bakış açısı ve güçlendirme yaklaşımı ile yorumlanmıştır. Araştırma, Sakarya'da bulunan Cevat Ayhan Fen Lisesi, TES-İŞ Anadolu Lisesi, SATSO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Fatih Endüstri Meslek Lisesi'nde 59 farklı sınıfta toplam 1530 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin ekolojik çevrelerine ve bireysel özelliklerine bağlı olarak arkadaş-akran gruplarından sosyoekonomik nedenlere bağlı dışlanma biçimleri ve seviyelerinin farklılaştığı görülmüştür. Baba mesleği, cinsiyet, harçlık alabilme sıklığı, beden imgesi ve obezite, akıllı telefon değiştirebilme sıklığı, ailesinin ekonomik durumundan duyduğu memnuniyet ya da memnuniyetsizlik, moda ve giyim tarzları okul ortamında arkadaş-akran gruplarından dışlanmanın nedenleri olduğu anlaşılmıştır. Okul ortamında dışlanmanın sosyal ve ekonomik nedenleri iç içe geçmiş ve karmaşıktır. Arkadaş akran gruplarından dışlanan öğrenciler, arkadaş akran gruplarından dışlanmayan öğrencilere göre daha az sosyoekonomik etkinliklere katılmaktadır. Bu durum bize okul ortamında arkadaş-akran gruplarından dışlanmanın hem bir sonuç hem de bir neden olduğunu göstermektedir. Arkadaş-akran gruplarından dışlanan öğrenci dışlanmanın bir sonucu olarak sosyoekonomik etkinliklere daha az katılmakta, sosyoekonomik etkinliklere katılamayan öğrenci arkadaş-akran gruplarından dışlanmaktadır. Okul biçimsel yapıya sahiptir. Öğrencilerin dışlanma karşısında en önemli sosyal destek kaynakları öğretmenleri olması gerekmektedir. Fakat araştırma sonucunda öğrenciler ile öğretmenler arasındaki iletişimin ders ve akademik başarı üzerine kurulu olduğu görülmüştür. Öğrenciler ile öğretmenler arasındaki iletişim bağının kurulması ve dışlanma karşısında güçlendirilmesi için "İntern Okul Sosyal Çalışmacısı" uygulamasının MEB'e bağlı liselerde hayata geçirilmesi ve 'Sosyal Çalışmacı Ev Ziyareti Projesi' sosyal politikalarının üretilerek hayata geçirilmesi gerektiği sonucu bulunmuştur. Obezite önemli bir dışlanma sebebi olduğu bulunmuştur. Literatürde obezitete ve beden imgesine bağlı dışlanma kavramını karşılayan bir terim yoktur. Araştırma sonucunda "estetik dışlanma" kavramı üretilmiştir.

AkranArkadaşlıkDışlanmışlık+7
Adem Dağ
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors