Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel

12 theses · İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

İnternet oyun oynama bozukluğu ile MOBA oyunları oynamanın, dürtüsellik, bilişsel esneklik becerileri, duygusal tepkisellik becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmada, 15 – 45 yaş arası bireylerin internette oyun oynama bozukluğu belirti şiddeti ile dürtüsellik, bilişsel esneklik ve duygusal tepkisellik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemleri arasında yer alan kesitsel araştırma deseniyle yürütülmüş korelasyonel bir araştırmadır. Bu araştırmanın örneklemini 122'si (%51) kadın ve 116'sı (%49) erkek olmak üzere toplam 238 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, katılımcıların sosyo demografik özelliklerini gösteren Katılımcı Bilgi Formu, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği Kısa Formu (İOOBÖ9-KF), Barratt Dürtüsellik Ölçeği Kısa Formu (BDÖ11-KF), Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE), Duygusal Tepkisellik Ölçeğinin yer aldığı ölçme araçları aracılığıyla toplanmıştır. İnternet oyun oynama bozukluğu, dürtüsellik ile pozitif yönde ilişkiliyken; bilişsel esneklikle negatif yönde ilişkilidir. Ancak, duygusal tepkisellik ile aralarında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bilişsel esnekliğin, dürtüsellik ve duygusal tepkisellik ile negatif yönde ilişkili olduğu saptanırken; dürtüsellik ile duygusal tepkisellik arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulgulanmıştır. Duygusal tepkisellik ve dürtüsellik değişkenleri, internet oyun oynama bozukluğu düzeylerini anlamlı olarak yordamamaktadır. Bilişsel esneklik ise internet oyun bozukluğunu negatif yönde yordamaktadır. Bununla beraber, MOBA oyunları oynayan katılımcılar daha yüksek seviyelerde internet oyun oynama bozukluğu düzeylerini yordamaktadır. MOBA oyunları oynayanların internet oyun oynama bozukluğu düzeyi daha yüksektir. Diğer taraftan, MOBA oynama durumuna göre bilişsel esneklik, dürtüsellik ve duygusal tepkisellik değişkenlerinin anlamlı olarak farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Erkeklerin, MOBA oyuncularının ve günde 4-6 saat oyun oynayanların internet oyun oynama bozukluğu ortalamalarının istatistiksel açıdan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ancak İnternet oyun oynama bozukluğu düzeyleri yaş aralığı, eğitim seviyesi, medeni durum, gelir, meslek değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılarak, birtakım önerilerde bulunulmuştur.

Betül Özakman
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerin baş etme stratejileri ve öz-yeterlilik düzeyleri ile tütün ürünleri kullanımları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Elektronik sigara örneği

Bu araştırmanın amacı; yetişkin bireylerin baş etme stratejileri ve öz yeterlik düzeyleri ile tütün ürünleri kullanımları ile elektronik sigara kullanımları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini, 18-61 yaş aralığında bulunan tütün ürünü kullanıcıları oluştururken; araştırmanın örneklemini, Türkiye'de yaşayan 92 (%35.8) erkek ve 165 (%64.2) kadın olmak üzere toplam 257 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, Demografik Bilgi Formu, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi, COPE Başa Çıkma Tutumları Ölçeği, Sigaranın Psikolojik Bağımlılığı Ölçeği ve Genel Öz Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS-24 Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, elektronik sigara kullanmayan yetişkinlerin baş etme stratejileri düzeylerinin, kullanan yetişkinlere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca, elektronik sigara kullanan bireylerin sigaranın psikolojik bağımlılık düzeylerinin kullanmayanlara oranla daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Cinsiyet değişkenine göre yapılan incelemede, kadın katılımcıların baş etme stratejileri düzeylerinin erkek katılımcılara oranla daha yüksek olduğu, buna ek olarak yaş değişkeni de incelendiğinde özellikle 26-33 yaş grubundaki bireylerin elektronik sigara kullanım oranlarının diğer yaş gruplarına göre anlamlı şekilde daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Elektronik sigara kullanıcılarının genel öz yeterlilik düzeyleri ile e-sigara cihazı değiştirme sıklıkları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, elektronik sigara kullanmayan bireylerin ise günlük sigara tüketim miktarına göre nikotin bağımlılığı ve sigaranın psikolojik bağımlılık düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu bulgulanmıştır. Araştırma sonucuna göre, bireylerin stresle baş etme yöntemlerinin elektronik sigara ve tütün kullanımları üzerinde belirleyici bir etkisi olduğu ve bağımlılık düzeylerinin kullanım alışkanlıklarına göre değişkenlik gösterdiği söylenebilir. Elde edilen sonuçlara göre çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Davranışsal bağımlılıkPsikolojiPsikolojik dayanıklılık+1
Yağmur Dilan Taşdemir
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerdeki çocukluk çağı travmalarının mutluluk korkusu, duygu düzenleme güçlüğü ve psikolojik sağlamlık ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacını, yetişkin bireylerdeki çocukluk çağı travmalarının mutluluk korkusu, duygu düzenleme güçlüğü ve psikolojik sağlamlık ile ilişkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Bu amaçla, araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Türkiye' de yaşayan 18 yaş üstü bireyler oluştururken örneklem grubunu ise evrenden kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 403 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Google Forms aracılığıyla oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇTQ-33), Mutluluk Korkusu Ölçeği (MKÖ), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ-8) ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeklerinin (KPSÖ) örneklem grubuna uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri ve soruları test edilmeden önce değişkenlerin basıklık ve çarpıklık katsayıları hesaplanmış olup normal dağılım gösterdikleri belirlenmiştir. Bu sebeple veriler SPSS 25.0 programında parametrik testler kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın değişkenlerinin demografik bilgilerle olan ilişkisini incelemek adına; Bağımsız T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre kadınların duygu düzenlemede erkeklere oranla daha fazla güçlük çektiği ve erkeklerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin kadınlara oranla daha yüksek olduğu; ebeveynleri ayrılığı yaşayan bireylerin, ebeveyn ayrılığı yaşamayan bireylere göre çocukluk çağı travma puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu; annesi lise mezunu olan bireylerin, annesi ortaokul mezunu olan bireylere göre daha fazla duygu düzenleme güçlüğü çektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bunlarla birlikte araştırmanın amacına yönelik belirlenen altı hipoteze uygulanan Pearson Korelasyon Analizi sonucunda hipotezler doğrulanmıştır. Araştırma değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkeninin, araştırmanın bağımlı değişkenleri üzerindeki etkisini saptamak amacıyla basit doğrusal regresyon analizleri yapılmış; bu noktada bağımsız değişken olan çocukluk çağı travmalarının; bağımlı değişkenler olan mutluluk korkusu, duygu düzenleme güçlüğü ve psikolojik sağlamlığı yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Merve Zeynep Özdemir
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde görülen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu semptomlarının internet bağımlılığı ile ilişkisinin üstbilişin rolü üzerinden değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, yetişkin bireylerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) belirtileri, üstbilişsel süreçler ve internet bağımlılığı arasındaki ilişkileri incelemektir. Dijitalleşmeyle birlikte dikkat süreçlerinde zorlanma, dürtü kontrolünde güçlük ve bilişsel düzenleme becerilerindeki yetersizliklerin internet kullanım alışkanlıklarını etkilediği dikkate alındığında, söz konusu değişkenlerin bütüncül olarak değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Araştırma nicel ve kesitsel bir tasarımla yürütülmüş olup, veriler 18–40 yaş aralığında Türkiye'de yaşayan 138 yetişkinden Yetişkin DEHB Ölçeği (ASRS), Üstbiliş 30 Ölçeği (ÜBÖ-30) ve Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ) kullanılarak toplanmıştır. Ölçeklerin Cronbach alfa katsayılarının 0.90'ın üzerinde olması, ölçümlerin yüksek güvenilirliğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, DEHB belirtileri ile internet bağımlılığı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Dikkatini sürdürmede güçlük yaşayan ve dürtü kontrolünde zorlanan bireylerin çevrim içi ortamlarda daha fazla zaman geçirdiği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra üstbiliş düzeyi ile hem DEHB belirtileri hem de internet bağımlılığı arasında pozitif yönlü ilişkiler saptanmıştır. Buna göre, üstbilişsel süreçlerde artış gösteren bireylerin hem DEHB semptomlarına hem de internet bağımlılığı eğilimlerine daha yüksek düzeylerde sahip olduğu görülmüştür. Demografik değişkenlere ilişkin analizler, yaş ve eğitim düzeyinin internet bağımlılığı ile anlamlı şekilde ilişkili olduğunu göstermiştir. Bu çalışma, DEHB, üstbiliş ve internet bağımlılığı arasındaki bağlantıları erişkin örneklem üzerinde inceleyerek alanyazına katkı sağlamaktadır. Bulgular, özellikle üstbilişsel düşünce süreçlerinin yalnızca koruyucu değil, kimi durumlarda risk artırıcı nitelikte de olabileceğine işaret etmekte ve bu ilişkilerin klinik değerlendirme ve psiko-eğitim programlarında dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.

Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğu
Edanur Aydın
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin özel statülü koruma kapsamındaki Suriyeli bireylere yönelik tutumlarının Fiske'in ilişki modelleri kuramı kapsamında incelenmesi: İstanbul ili örneği

Bu çalışmanın amacı İstanbul'da yaşayan üniversite öğrencilerinin özel statülü koruma kapsamındaki Suriyeli bireylere yönelik tutumlarını, Fiske'in ilişki modelleri kuramı kapsamında incelemektir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul'da yaşayan üniversite öğrencilerinin özel statülü koruma kapsamındaki Suriyeli bireylere yönelik geliştirdikleri ahlaki tutumları, Haidt ve Graham (2007) tarafından geliştirilen ''Ahlaki Temeller" kuramına dayanan ''Ahlaki İhlal Hikayeleri''ne verilen cevaplar doğrultusunda incelenmiş ve elde edilen sonuç Fiske'in (1992) ilişki modelleri kuramı kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul'da yaşayan 150 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma betimsel araştırma yöntemlerinden ''nicel araştırma'' yöntemi ile oluşturulmuştur. Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini belirleme amacıyla oluşturulan ''Demografik Bilgi Formu''nda katılımcıların yaş, yaşadıkları il ve öğrenim durumlarına ilişkin bilgiler yer almaktadır. Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda cinsiyet, Suriyeli bireylerle karşılaşma sıklığı ve Suriyeli bireylere yönelik duyulan duygusal yakınlık seviyeleri değişkenlerine ilişkin veriler elde edilmiştir. Katılımcıların Suriyeli bireylere yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla Haidt'in ''Ahlaki Temeller Kuramı'' çerçevesinde (Bahçekapılı ve Yılmaz, Çev:2020) tarafından çevrilen "Ahlaki İhlal Hikayeleri" ile oluşturulan anket kullanılmıştır. Araştırmada kullanılacak olan anket katılımcılara çevrimiçi platformlar aracılığıyla ulaştırılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için ''IBM SPSS Statistics 24'' programı kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi %68,8'i kadın ve %31,2'si erkek, yaş aralığı 18-26 olan, İstanbul'da yaşayan, üniversite öğrencisi olan 150 kişiden oluşmaktadır. Verilerin analizinde araştırma evreninin (İstanbul'da yaşayan üniversite öğrencilerinin) Suriyeli bireylere yönelik tutumlarının belirlenebilmesi doğrultusunda araştırmanın katılımcılarına yöneltilmiş olan ''Ahlaki İhlal Hikayeleri''nde, uyruğu belirsiz kişilerin gerçekleştirdikleri ahlaki ihlaller ile Suriyeli bireylerin gerçekleştirdikleri ahlaki ihlallere verilecek cevapların karşılaştırılması amacıyla ''bağımlı örneklem t-Testi'' uygulanmıştır. Bununla birlikte, katılımcılardan araştırmanın alt amaçları doğrultusunda; cinsiyet, Suriyeli bireylerle karşılaşma sıklığı ve Suriyeli bireylere yönelik duyulan duygusal yakınlık seviyesi değişkenleri ''karışık desenli varyans analizi'' kullanılarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, ahlaki ihlali gerçekleştiren kişinin Suriyeli olduğu sorularla, ahlaki ihlali gerçekleştiren kişinin belirsiz olduğu sorulara verilen cevaplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Bu fark ahlaki ihlali gerçekleştiren birey Suriyeli olduğunda, bu ihlalin ahlaki olarak daha yanlış bulunduğu şeklindedir. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Fiske, İlişki Modelleri Kuramı, Suriyeli, Sığınmacı, Ahlaki, Tutum.

Aybike Bayraktar
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bağımlılık yapıcı maddelere yönelik tutumları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, bireylerin sosyodemografik özellikleri, bağımlılık yapıcı madde kullanımı, çevresel faktörler ve kişilik yapıları arasındaki ilişkileri inceleyerek, bağımlılığa yönelik tutumlarının nasıl şekillendiğini değerlendirmektir. Çalışmada, Beş Faktör Kişilik Envanteri (BFKE) ve Bağımlılık Yapıcı Maddelere Yönelik Tutum (BYM) Ölçeği kullanılarak, kişilik özelliklerinin ve çevresel faktörlerin bağımlılıkla ilgili tutumlar üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bulgular, yaş değişkeninin bağımlılığa yönelik tutumlar üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını, ancak medeni durumun Yumuşak Başlılık faktörü ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Aileyle yaşayan bireylerin bağımlılığa karşı daha olumsuz tutumlar sergilediği, ebeveyn eğitim seviyesinin ise bireylerin kişilik özellikleri ve bağımlılıkla ilgili tutumları üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür. Bağımlılık yapıcı madde kullanımı açısından, sigara kullanımının bağımlılıkla ilgili tutumlara anlamlı bir etkisinin olmadığı, ancak alkol kullanan bireylerin sosyal ilişkiler ve ikili ilişkiler alt boyutlarında daha düşük puan aldığı belirlenmiştir. Çevresel faktörlerin bağımlılığa yönelik tutumlar üzerinde güçlü bir etkisi olduğu, özellikle çevresinde madde kullanımının yaygın olduğunu düşünen bireylerin bağımlılığa karşı daha düşük hassasiyet geliştirdiği gözlemlenmiştir. Psikolojik destek alan bireylerin, Yumuşak Başlılık faktöründe daha yüksek puan aldığı ve sosyal uyum düzeylerinin daha iyi olduğu belirlenmiştir. Spearman's rho korelasyon analizi sonuçları, Beş Faktör Kişilik Envanteri ile BYM Tutum Ölçeği arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuş, özellikle Duygusal Tutarsızlık faktörünün bağımlılığa yönelik tutumlarla güçlü bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak araştırma, bireylerin bağımlılığa yönelik tutumlarının kişilik yapıları, aile ve çevresel faktörler, psikolojik destek alma durumu ve sosyodemografik değişkenlerden etkilendiğini göstermektedir.

Fatima Khudiyeva
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi oyun bağımlılığında rekabet ve kompulsif çevrimiçi satın alma davranışının ilişkisi

Çevrimiçi oyunlar, son yıllarda bünyelerinde barındırdıkları mikro işlem sistemleri, kozmetik ürünler ve premium içerikler aracılığıyla oyuncuları sürekli harcama yapmaya teşvik eden bir ekonomik yapıya dönüşmüştür. Bu durum, özellikle oyun bağımlılığı riski taşıyan bireylerde kontrol edilemeyen satın alma davranışlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Kompulsif çevrimiçi satın alma, bireylerin dürtüsel biçimde ve çoğu zaman gerçek ihtiyaçlarının ötesinde alışveriş yapma eğilimini ifade etmektedir. Oyun bağlamında bu davranış; karakter güçlendirme, görsel farklılaşma sağlama ya da oyun içi statü kazanma gibi motivasyonlarla pekiştirilebilmektedir. Rekabet unsuru, çevrimiçi oyunların temel dinamiklerinden birini oluşturmaktadır. Sıralama sistemleri, turnuvalar, liderlik tabloları ve oyuncular arası karşılaştırmalar, bireyleri sürekli olarak daha yüksek performans göstermeye ve diğer oyunculara üstünlük sağlamaya yönlendirmektedir. Bu rekabetçi yapı, bazı oyuncuların oyuna daha fazla zaman ve maddi kaynak ayırmasına neden olmakta ve oyun bağımlılığı riskini artırabilmektedir. Aynı zamanda rekabet baskısı altında kalan oyuncular, rakiplerine karşı avantaj elde etmek veya topluluk içinde prestij kazanmak amacıyla oyun içi satın alımlara yönelebilmektedir. Bu çalışmada, çevrimiçi oyun bağımlılığı ile kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı ve rekabetçilik eğilimleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini çevrimiçi oyun oynayan bireyler oluşturmaktadır. Örneklem ise kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan, 18 yaş ve üzeri 276 katılımcıdan meydana gelmektedir. Araştırma, çevrimiçi oyun bağımlılığının bireylerin psikolojik sağlıkları ve sosyal yaşamları üzerindeki olası etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda, artan bilgisayar kullanımı ve çevrimiçi oyun sürelerindeki değişimlerle birlikte, bireylerin bu etkilere maruz kalma düzeylerinin istatistiksel olarak belirlenmesi amaçlanmaktadır. Özellikle çevrimiçi oyun bağımlılığının, kompulsif çevrimiçi satın alma davranışını tetikleyici ve rekabetçilik eğilimlerini güçlendirici psikososyal sonuçları araştırılacaktır. Araştırma bulgularına göre Pearson korelasyon analizi sonucunda çevrimiçi oyun bağımlılığı ile rekabet arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki (r = .600, p < .001) saptanmıştır. Çevrimiçi oyun bağımlılığı ile kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı arasında ise pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki (r = .220, p < .001) bulunmuştur. Basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre rekabet, çevrimiçi oyun bağımlılığındaki varyansın %36'sını açıklamaktadır. Kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı ise çevrimiçi oyun bağımlılığındaki varyansın %5'ini açıklamaktadır. Bağımsız örneklem t-testi sonucunda cinsiyetin araştırma değişkenleri üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu göstermiştir. Bu çalışma, çevrimiçi oyun bağımlılığının toplumsal ilişkiler, psikolojik sağlık ve kişisel gelişim üzerindeki etkilerini anlamayı amaçlayan araştırmalar arasında yer alarak, ilgili alanyazına katkı sunmayı hedeflemektedir.

Yusuf Doruk Çubukcuoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ve sosyal kaygı arasındaki ilişki

Bu araştırmada, genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ve sosyal kaygı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma ilişkisel tipte anket yöntemi ile gerçekleşmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 18-30 yaş aralığında bulunan 406 genç yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında 'Demografik Bilgi Formu', 'İnternet Bağımlılığı Testi' ve 'Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 28 programı kullanılmıştır. İlgili analizlerde tanımlayıcı istatistikler, normallik kontrolleri ve ölçeklerin güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arası ilişkiler Pearson korelasyon ve çoklu regresyon ile incelenmiş, grup karşılaştırmaları ise bağımsız gruplar t-testi ve ANOVA ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, internet bağımlılığı toplam, günlük yaşantı yerine çevrim içi etkinliklere yönelme, çevrim içi kalma süresini uzatma eğilimi ve internet kullanımının yarattığı sorunlar ile sosyal kaygı toplam, korku/anksiyete ve kaçınma arasında pozitif yönde ilişkiler bulunmuştur. Sonuç olarak araştırmaya katılan genç yetişkin bireylerde internet bağımlılığı toplam, günlük yaşantı yerine çevrim içi etkinliklere yönelme, çevrim içi kalma süresini uzatma eğilimi ve internet kullanımının yarattığı sorunlar arttıkça sosyal kaygı toplam, korku/anksiyete ve kaçınma düzeylerinin arttığı elde edilmişitr. Çalışmada elde edilen bulgu ve sonuçlara bağlı olarak çeştili önerilerde bulunulmuştur.

Kübra Çaygöz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerin sosyal medya bağımlılığı ile psikolojik belirti düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı bazı psikolojik belirti düzeylerinin ve sosyal medyayı günlük kullanma süresinin ergenlerde sosyal medya bağımlılığını yordama gücünü incelemektir. Bu amaçla sosyal medya bağımlılığının somatizasyon, obsesif-kompulsif bozukluk, kişiler arası duyarlılık, depresyon, anksiyete bozukluğu, hostilite, fobik anksiyete, paranoid ve psikotizm psikolojik rahatsızlık belirtileri yordayıp yordamadığını test etmek için standart ve aşamalı çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu 351 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için, Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Araştırma da elde edilen bulgulara göre sosyal medya bağımlılığının psikolojik bozuklukları yordadığı görülmüştür. Sosyal medya bağımlılığı ile en yüksek ilişki gösteren değişkenler psikotizm, paranoid düşünceler ve fobik anksiyete olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre sosyal medya bağımlılığı üzerinde en çok etkili olan değişken sosyal medya varlığı sayısıdır. Sosyal medya bağımlılığı ile günlük sosyal medya varlığı arasında pozitif ve yüksek bir ilişki bulunmaktadır. Günlük sosyal medya varlığı sayısı arttıkça sosyal medya bağımlılığı düzeyi yükselmektedir. Sonuç olarak yetişkin bireylerin yaşadığı psikolojik belirtiler ile sosyal medya bağımlılığı arasında bir ilişki bulunmaktadır. Yetişkinlerin psikolojik rahatsızlık belirti düzeylerinin artması sosyal medya bağımlılığının artmasında etkili olmaktadır. Psikolojik bozukluklar sosyal medyada geçirilen sürenin artmasını da etkilemektedir. Elde edilen veriler literatürde yapılan benzer çalışmalarda elde edilen bulgularla tartışılarak, bazı önerilerde bulunulmuştur.

İrem Benli
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin algılanan ebeveyn tutumları, bağlanma stilleri ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacını ergenlik dönemindeki bireylerde ebeveyn bağlanması, algılanan ebeveyn tutumu ve psikolojik sağlamlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan 10-18 yaş aralığındaki ergen bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 200 ergen birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri katılımcılara, Katılımcı Bilgi Formu, Anne-Baba Tutum Ölçeği, Ergenlerde Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçekleri uygulanarak toplanmıştır. Veriler SPSS-24 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, kategorik karşılaştırmalar bağımsız gruplarda t-Testi ve ANOVA analizi ile Pearson Korelasyon Analizi ile, Regresyon Analizi ise Doğrusal Regresyon Analizi ile yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre; araştırmaya katılan ergenlerin psikolojik sağlamlılık, algılanan ebeveyn tutumu kabul ile ilgi boyutunun ve bağlanma stillerinden güvenli bağlanma düzeylerinin cinsiyetlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı; erkek katılımcıların psikolojik sağlamlılık, güvenli bağlanma ve algılanan ebeveyn tutumu kabul ve ilgi düzeyinin daha yüksek olduğu elde edilmiştir. Yaşa göre farklılaşma durumu incelendiğinde; ilköğretim kademesindeki öğrencilerin lise kademesinde bulunan öğrencilere göre psikolojik sağlamlık düzeylerinin yüksek olduğu, üniversite düzeyindekilerin kaçınan bağlanma ve kaygılı/kararsız bağlanma puanlarının ilköğretim, ortaöğretim ve lise düzeyindekilerin aldıkları puanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Algılanan ebeveyn tutumları psikolojik özerklik boyutuna yönelik analizler de ortaöğretim düzeyinde olan katılımcıların psikolojik özerklik boyutu puanlarının lise öğrencilerinden, ilköğretim düzeyineki katılımcıların psikolojik özerklik boyutu puanlarının ise üniversite düzeyindeki öğrencilerden yüksek olduğu; psikolojik sağlamlık toplam puanının algılanan ebeveyn tutumu kabul ve ilgi boyutu ile pozitif yönde orta şiddette, psikolojik özerklik boyutu ile pozitif yönde düşük şiddette, denetleme alt boyutu ile pozitif yönde orta şiddette ilişki içinde olduğu görülmüştür. Psikolojik sağlamlık ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkiye yönelik yürütülen analizler sonucunda psikolojik sağlamlık toplam puanının güvenli bağlanma boyutu ile pozitif yönde orta şiddette kaçınan bağlanma boyutu ile negatif yönde orta şiddette ve kaygılı/kararsız bağlanma boyutu ile negatif yönde düşük şiddette ilişki içinde olduğu tespit edilmiştir. Algılanan ebeveyn tutumları kabul ve ilgi boyutu ile güvensiz bağlanma stillerinden kaçınan bağlanma ve kaygılı/kararsız bağlanma stili arasında pozitif yönde düşük şiddette ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulguları ebeveynlerini denetleyici olarak algılayan bireylerin güvenli bağlanma düzeylerinin yüksek olduğunu, ebeveynlerinden algıladıkları kabul ve ilgi düzeyi yüksek olan katılımcıların kaçınan bağlanma ve kaygılı/kararsız bağlanma düzeylerinin yüksek olduğunu göstermektedir. Algılanan ebeveyn tutumu özerklik boyutuna bakıldığında ise özerklik boyutu ile kaçınan bağlanma ve kaygılı/kararsız bağlanma arasında negatif yönde orta şiddette ilişki olduğu görülmüştür. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Algılanan ebeveynlik biçimleriAna-babaya bağlanmaPsikolojik sağlamlık
Ümmügülsüm Derin
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kişiler arası bağımlılık ile yetişkinlerde görülen ayrılma anksiyetesi arasındaki ilişkinin incelenmesinde algılanan ebeveynlik biçimlerinin aracılık rolünün incelenmesi

Kişiler arası bağımlılık ile yetişkinlerde görülen ayrılma anksiyetesi arasındaki ilişkide algılanan ebeveynlik biçimlerinin aracılık rolünü incelemek üzere yapılan bu çalışma, nicel araştırma yöntemiyle yürütülmüş olup korelasyonel araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 18-50 yaş aralığında bulunan, 172'si kadın 79'u erkek toplam 251 yetişkin birey oluşturmaktadır. Çalışmada veri araçları olarak; Demografik Bilgi Formu, Kişiler Arası Bağımlılık Ölçeği (KBÖ), Yetişkin Ayrılma Anksiyetesi Ölçeği (YAAÖ) ve Young Ebeveynlik Ölçeği (YEÖ) kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin tümü, "IBM SPSS Statistics 29" paket programı ile istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Yetişkin ayrılma anksiyetesinin algılanan Kuralcı/Kalıplayıcı, Aşırı Koruyucu/Evhamlı, Kötümser/Endişeli ve Değişime Kapalı/Duyguları Bastıran ebeveynlik biçimlerini hem anne hem baba formunda pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Kişiler arası bağımlılığı pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı tespit edilen algılanan ebeveynlik biçimleri; baba formunda Aşırı Koruyucu/Evhamlı ve Değişime Kapalı/Duyguları Bastıran ebeveynlik biçimleriyken; anne formunda yalnızca Değişime Kapalı/Duyguları Bastıran ebeveynlik biçiminin, kişiler arası bağımlılığı pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Yetişkin ayrılma anksiyetesi ile kişiler arası bağımlılık arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunan algılanan ebeveynlik biçimlerinin; anne formunda algılanan Değişime Kapalı/Duyguları Bastıran ebeveynlik biçimi; baba formunda ise algılanan Aşırı Koruyucu/Evhamlı ve Değişime Kapalı/Duyguları Bastıran ebeveynlik biçimleri olduğu saptanmıştır. Ayrıca, yetişkin ayrılma anksiyetesinin kişiler arası bağımlılık üzerinde pozitif yönde anlamlı doğrudan etkisi bulunmuştur. Kişiler arası bağımlılık puanları ile demografik bilgiler arasında anlamlı bir fark saptanamamışken; yetişkin ayrılma anksiyetesinde ise kadın katılımcıların yetişkin ayrılma anksiyetesi puanlarının erkek katılımcılara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür.

Büşra Gülenç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde bağlanma stilleri ile ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi: Van ili örneği

Bu araştırmanın amacını, yetişkin bireylerde bağlanma stilleri ile ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi oluşturmaktadır. Bu amaçla, bu araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Van ilinde yaşayan ve 18-65 yaş aralığında yer alan yetişkin bireyler oluştururken örneklem grubunu ise kartopu örnekleme yöntemi ile seçilen 412 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Google Forms aracılığıyla oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Erişkin Bağlanma Biçimi Ölçeği ve İlişki Doyumu Ölçeklerinin örneklem grubuna uygulanması ile toplanmıştır. Verilerin analizi, SPSS-28 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda; yetişkin bireylerde bağlanma stillerinin yaş grubu, eğitim durumu, gelir durumu ve ilişki türüne göre anlamlı farklılıklar gösterdiği, cinsiyet ve ilişki süresine göre anlamlı farklılık bulunmadığı bulgulanmıştır. Ayrıca, ilişki doyumunda yaş grubu, gelir durumu, ilişki süresi ve ilişki türüne göre anlamlı farklar tespit edilirken, cinsiyet ve eğitim durumuna göre ise anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Ek olarak, güvenli bağlanma stilinin ilişki doyumu ile pozitif yönde; kaygılı/ikircikli bağlanma ve kaçıngan bağlanma stillerinin ise ilişki doyumuyla negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, yetişkin bireylerin bağlanma stillerinin ilişki doyumu üzerindeki etkisine dair kurulan modelin anlamlı olduğu sonucu elde edilmiştir. Bu kapsamda, güvenli bağlanmanın ilişki doyumu üzerinde bağımsız olarak anlamlı bir etkisi olmadığı; kaygılı/ikircikli bağlanma ve kaçıngan bağlanma stillerinin ise ilişki doyumunu bağımsız olarak da yordadığı sonucu elde edilmiştir.

Bağlanma stilleriİlişki doyumu
Mansur Kılıç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors