Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Yücel

27 theses · İstanbul 29 MayIs University

Master'sOpen AccessTR

Ehl-i hadîs-Mu'tezile tartışmalarında kullanılan tenkit kavramları ve delâletleri

Bu çalışma Ehl-i hadîs ekolü ile Mu'tezile mezhebinin genel tartışma konularını ve bu tartışmalarda birbirleri için kullandıkları tenkit kavramlarını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ehl-i hadîs-Mu'tezile tartışmaları, her iki tarafa da mensup âlimlerin görüşlerinden yola çıkılarak ana hatlarıyla ele alınmıştır. Bu bölümde iki taraf arasında yaşanan itikâdî tartışmalar ve hadîs alanındaki tartışmalar değerlendirilmektedir. İkinci bölüm ise bu tartışmalarda kullanılan tenkit kavramlarına ayrılmıştır. Her iki tarafın da birbirlerini niteledikleri kavramlar çok kullanılandan az kullanılana doğru sıralanmış, bu kavramların kullanımlarına dair örnekler verilmiştir. Bu tarafların dışında kalan müelliflerin, her iki taraf hakkında kullandıkları kavramlar da ayrıca aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ehl-i hadîs, Mu'tezile, isimlendirme, tenkit kavramları.

Ehl-i hadisHadisKur'an-ı Kerim+2
Ubeydullah Efe
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mevkuf hadisin Merfû rivâyet edilmesi ile ilgili Müslim'e yöneltilen eleştiriler (Tetebbuʿ özelinde)

Dârekutnî Tetebbuʿ adlı eserinde Müslim'in Sahîh'ini illetli hadisler içerdiği gerekçesiyle eleştirmiştir. Dârekutnî'nin eleştirilerinin çoğu hadislerin senedlerine yöneliktir. Bu çalışma en çok karşılaşılan illet nedenlerinden biri olan mevkuf hadisin merfû olarak rivâyet edilmesi ile ilgili Tetebbuʿda Müslim'e yöneltilen eleştirileri ele almıştır. Öncelikle Dârekutnî'nin Tetebbuʿdaki genel yöntemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra onun hem merfû hem de mevkuf olarak rivâyet edilen hadisler arasında tercih metodu tespit edilmiştir. Son olarak da söz konusu eleştirilerin Müslim'in kitabınının sahihliğine zarar verebilecek nitelikte olup olmadığı değerlendirilmiştir.

DarekutniEleştiriHadis+5
Elif Sönmez
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rical kaynağı olarak şehir tarihleri (Hicri ilk dört asır)

Hicri üçüncü asrın ortalarında telif edilmeye başlanan şehir tarihleri, telif edildikleri dönemde başvurulan önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Eserleri telif eden kişilerin yaşadıkları yeri bir başkasından daha iyi bilmeleri onlarla aynı yerde yaşamış veya orayı ziyaret etmiş kişiler hakkında daha ayrıntılı bilgi vermelerini mümkün kılmıştır. Eserlerde, diğer ricâl eserlerine nazaran daha az ricâl tenkidine dair ifadeler kullanmaları onların aslında bu isimleri kayıt altına alıp ve bu kişilerin sadece kim olduklarına dair bilgiler vermeyi amaçladıklarını söylemeyi mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada şehir tarihi müelliflerinin eserleri hakkında genel olarak bilgi sunulacak ve onların eserlerinde kullandıları ricâl değerlendirmelerine yer verilerek eserlerde kullanılan ricâl değerlendirmeri açısından bir oran yakalanmaya çalışılacaktır.

HadisKent tarihiRical ilmi+2
İsmail Çelik
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İllet sebebi olarak teferrüd el-İlelü'l-Kebîr özelinde

Râvinin hadis rivâyetinde tek kalması hadis ilminde "teferrüd" olarak ifade edilir. Râvinin tek kalması âlimler tarafından şüpheyle karşılanan bir durumdur. Teferrüd, hadislerdeki illetlerin tespitinde önemli bir unsur olarak kabul edilmiştir. İlel kitaplarında teferrüd sebebiyle ta'lîl edilen pek çok hadis mevcuttur. Zayıf râvinin teferrüdünün kabul edilmeyeceği konusunda âlimler görüş birliği içindedir. Güvenilir (sika) râvinin teferrüdü meselesi ise bu şekilde net değildir. Sika râvinin teferrüd ettiği bazı hadisler âlimler tarafından sahîh kabul edilirken bazıları da illetli olmaları sebebiyle reddedilmiştir. Âlimlerin ta'lîl ettikleri bu hadisler incelendiğinde, sika râvinin teferrüdünün müstakil olarak bir illet sebebi olmadığı ve râvinin teferrüdüne eşlik eden bazı durumların hadisin muallel kabul edilmesinde etkili olduğu görülür. Bu çalışmada, Tirmizî'nin el-'İlelü'l-kebîr isimli eserinde Buhârî'nin sika râvinin teferrüdüyle ta'lîl ettiği hadisler özelinde, sika râvinin teferrüdü meselesi ele alınmış ve râvinin tek kalmasının reddedilmesini gerektiren hususlar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: illet, teferrüd, sika, el-'İlelü'l-kebîr, Tirmizî, Buhârî

BuhariHadisNedensellik+4
Ayşe Güler
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hicrî ilk iki asır kûfe kadılarının hadisle ilişkisi

Hicrî 17 yılında bir ordugah şehri olarak kurulan Kûfe zamanla stratejik öneminin yanında ilmî ve siyasî açıdan da önemli bir konuma gelmiştir. Pek çok ilmî ve fikrî hareketi bünyesinde barındıran Kûfe, hadis ve fıkıh ilimleri ve bunların gelişimi bakımından araştırılmaya layık pek çok hususu içermektedir. Görevi gereği doğrudan fıkıhla ilgili olan kadıların hadisle ilişkisini tespit etmek hadis ve fıkıh ilimlerinin birbirlerine göre konumu ve etkileşimleri açısından incelenmeye layıktır. Bu doğrultuda bu çalışmada ilk iki asır Kûfe kadıları hadis rivayetiyle ilişkileri bakımından ele alınmıştır. Kadılar, cerh-ta'dîl durumu, rivayet sayısı, fetva-rivayet ilişkisi ve kadıların birbirleriyle ilişkisi bakımından, râvî kimlikleri dikkate alınarak incelenmiştir. Bunun yanında kadılar, kadı kimlikleri dikkate alınarak siyasetle ilişki, fıkhî müktesebat ve ilmî ehliyet bakımından da değerlendirilmiştir.

17. yüzyılHadisIrak-Küfe+3
Elif Koç
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hicrî ilk üç asırda mekke kâdılarının hadis ilmi ile ilişkileri

Kâbe'nin Mekke'de yer alması ve kutsal kabul edilmesi sebebiyle Mekke İslâm öncesinde ve sonrasında Arap yarımadasında önemli bir konuma sahip olmuştur. Hz. Peygamber'in tebliğinden sonra, Müslümanlar ve müşrikler arasındaki mücadele sonucunda Müslümanlar Mekke'den Medine'ye hicret etmiştir. Fakat Mekke'ye olan ilgi, Kabe'nin orada olması sebebi ile değişmemiştir. Müslümanlar için büyük bir öneme sahip olan Mekke'nin ilmî yapısının önemli bir parçası olan kâdıların hadis ilmiyle ilişkilerini ve bu ilme katkılarını tespit etmek önem arz etmektedir. Bu sebeple Mekke'nin hicrî ilk üç asırda görev yapmış olan kâdıları incelenmiş ve 44 kâdı tespit edilmiştir. Tespit edilen bu kâdıların hadis ilmine olan katkılarını ortaya koyabilmek için hadis ilmiyle ilişkisi olanlar araştırılmış ve 20 kâdıya ulaşılmıştır. Bu kâdılar öncelikle hadis rivâyetindeki güvenilirlikleri bakımından taksim edilmiştir. Sonrasında ise beş zayıf râvi, kâdılık ve hadisçilikleri açısından öne çıkmış olan dört güvenilir râvinin cerh-ta'dil durumları, rivâyetleri, kâdılık ve fıkhî yetkinlikleri detaylı olarak araştırılmıştır. Hadis ilmiyle ilişkisi olan diğer 11 kâdı ise sadece cerh-ta'dil durumları açısından araştırılmıştır. Elde edilen bilgiler kâdıların hadis rivâyetiyle ilişkileri ve kâdılıkları olarak değerlendirmeye tabii tutulmuştur. Son olarak da râvilerin rivâyetleri üzerinden oryantalistlerin kâdıların hadis uydurmalarına dair iddiaları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mekke, Kâdı, Hadis, Fıkıh, İlk Üç Asır

HadisKadıKur'an-ı Kerim+3
Şeyma Nur Baytar
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerh-ta'dîl açısından zâhidler: Kuşeyrî Risâle'si özelinde

Rivâyet asrı içerisinde telakki edilen h. II, III ve IV. asırlarda sûfîlerin hadis rivâyet faaliyetlerine katıldıkları bilinmektedir. Diğer yandan ilgili asırlar erken dönem zühd hayatının etkin biçimde yaşandığı ve önde gelen zâhidlerin temâyüz ettiği döneme tekâbül etmektedir. Erken dönem zühd hareketinin hadis rivâyet faaliyetlerine etkisi ise merak konusudur. Zâhidlerin yer yer hadis uydurmacılığıyla anılan bir grup olması, bu faaliyetlerin hadis âlimleri nazarında hangi konumda bulunduklarının tespitini önemli kılmaktadır. Nitekim sûfîlerin hadis ilmiyle ilişkisine dair iddiaların isabetli olup olmadığını anlayabilmek, hadis âlimlerinin değerlendirmelerini tespit etmekle mümkün olacaktır. Bu çalışma hem tasavvuf hem hadis âlimi olan Abdülkerîm b. Hevâzin el-Kuşeyrî'nin (ö. 465/1072) er-Risâle'sini temel alarak ilgili risâlede biyografisi kaydedilen 83 sûfînin hadis ilmindeki yerini ve cerh-ta'dîl durumlarını incelemeyi hedeflemektedir. Bu amaçla er-Risâle'de yer alan 83 sûfî arasından hadis rivâyetiyle meşgul olanlar tespit edilmiş, ardından ilgili sûfîler ikincil bir incelemeye tâbî tutularak hadis âlimlerinin haklarında cerh-ta'dîl hükmü zikrettiği sûfî-râvîlerin zühd hayatı ve hadis ilmindeki yeri incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda sûfî-râvilerin hadis ilmine yaklaşımına ve zühd hayatının hadis rivâyet faaliyetlerine etkisine dair bazı tespitler sunulmuştur.

Cerh-tadil yöntemiHadisKuşeyri+4
Seher Öztoprak
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İllet sebebi olarak idrac İbn Ebî Hâtim'in İlelü'l-hadîs özelinde

Bir ravinin, ayırt etmeksizin, hadisin senedi veya metnine aslında olmayan bir ilave yapması "idrac" olarak isimlendirilmektedir. İlel kitaplarında idracın bir illet sebebi olarak kabul edildiği söylenebilir. Bu çalışmada idrac bir illet gerekçesi olarak İbn Ebî Hâtim'in İlelü'l-hadîs adlı eseri üzerinden incelenmiştir.

Rahmat Asharı
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şia'da İmâmet teorisi ve Küleynî'nin el-Kâfî adlı eserinin hüccet bölümünde geçen ortak ve âmme raviler

Bu çalışmada, İmamiyye Şia'sı hakkında kısaca bilgi verdikten sonra bu mezhebin en önemli itikadî meselesi olan imâmet teorisi işlenecektir. İmamiyye'nin bu teoriyi delillendirmek için başvurduğu âyet ve hadisler ile bu nasları nasıl yorumladıkları üzerinde durulacaktır. Küleynî'nin oldukça kapsamlı bir başlık altında İmâmet teorisine delil olarak gösterilen rivâyetlere yer verdiği el-Kâfî'si, İmamiyye'nin bu meseledeki delillerini bir arada görme imkânı vermesi yönüyle önemli bir eserdir. Bu sebeple çalışmamızda el-Kâfî'nin "Kitâbu'l-huccet" bölümü hakkında da bilgi verilecek ve söz konusu bölümde geçen ortak ve amme râvîlerin biyografisi incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Mezhep, Şia, İmâmet, Râvî, Ortak, Amme.

El-KafiHüccetKuleyni+7
Abdullah Abdal
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri: İbn Ebî Hâtim'in 'İlelü'l-Hadîs'i özelinde

Hicrî birinci asır, sahâbe ve tâbiûn neslinin bir arada yaşadıkları zaman dilimidir. Çeşitli yollarla hocalarından hadis alan tâbiûn nesli, elde ettikleri rivayetleri nakletmek için çaba sarf etmişlerdir. Bazıları için bu çabalar sistemli bir niteliğe sahip iken bazılarınca sistemli değildir. Böylelikle hadis rivayetinin gerçekleştiği ilk dönem üzerinde düşünmek gerekir. Bunu yaparken özellikle râviler arası ilişkiler ve birbirlerinden hadis nakletme şekilleri, detaylı incelenmeye ihtiyaç duymaktadır. Zira Hz. Peygamber veya sahâbe nesline atfedilen söz ve fiiller, bilgiyi aktaran râviler arasında çeşitli değişimlere maruz kalabilmektedir. Örneğin hadisi isnad veya metin açısından olması gerektiği gibi aktarmamak, hadisin kaynağından ilk çıktığı halini değiştirmek olur ki buna da illet denir. Hadislerdeki hatalar olarak da isimlendirilebilecek olan illetler, münekkid hadis âlimleri tarafından belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada tâbiûn neslinin önemli simaları arasında bulunan Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri incelenecektir. Söz konusu ismin seçilme gerekçesi, kendisinin hadisçiliğine dair çok az çalışma yapılmasıdır. Ayrıca bu çalışmalar, onun illetli rivayetlerini incelememektedir. Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri ele alınarak literatüre katkı yapılması hedeflenmektedir. Bunu yaparken öncelikle Atâ b. Ebî Rabâh'ın hayatı ana hatlarıyla ele alınacak, sonrasında hadis ilmindeki yeri üzerinde durulacaktır. Son olarak tezin asıl konusu olan Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri, İbn Ebî Hâtim'in 'İlelü'lhadîs'i özelinde tetkik edilecektir. Söz konusu eserdeki illetli rivayetlerin tamamını incelemek yerine belli başlı illet gerekçeleri tespit edilerek her birinden temsil gücü yüksek örnekler seçilecektir. Böylelikle İbn Ebî Hâtim'in 'İlelü'l-hadîs'inde Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetlerinin hangi gerekçelerle tenkit edildiği ön plana çıkarılacaktır.

Ata b. Ebi RebahHadisKur'an-ı Kerim+3
Muhammed Emin Ergüler
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kâsım b. Sâbit es-Sarakustî ve ed-Delâil adlı eseri

Bu çalışma Endülüs'te hicrî üçüncü asrın ikinci yarısında yaşayan dil ve hadis âlimi Kâsım b. Sâbit'in garîbü'l-hadîs alanında telif etmiş olduğu Delâil adlı eserini yöntem ve muhteva açısında incelemektedir. Kâsım b. Sâbit'in ömrü vefa etmediği için kitabı babası Sâbit b. Hazm tamamlamıştır. Oğlu Sâbit b. Kâsım vesilesiyle de sonraki dönemlere nakledilmiştir. Eser kaynaklarda farklı isimlerle zikredilmiş olsa da araştırma sonucunda ed-Delâil ʿalâ meʿâni'l-hadîs bi'ş-şâhidi ve'l-meseli ismi tercih edilmiştir. Eserin Rabat, Zâhiriyye ve İstanbul olmak üzer üç yazması ve iki adet tahkikli neşri bulunmaktadır. Ebû Ubeyd ve İbn Kuteybe'nin garîbü'l-hadîs alanındaki eserlerinin yöntem ve muhteva açısından devamı niteliğinde olan Delâil, garîbü'l-hadîs alanının temel kaynakları arasındadır. Ancak Hattâbî'den İbnü'l-Esîr'e kadarki dönemde garîbü'l-hadîs âlimleri Delâil'den haberdar değillerdir. Aynı şekilde Ezherî ve Sağânî gibi sözlük yazarlarının da eserden haberdar olmadığı görülmektedir. Daha çok Endülüs'te hadisçiler ve dilciler tarafından tanınırlık kazanan Delâil'in Doğu ilim muhitinde tanınması hicrî yedinci yüzyıla kadar gecikmiştir. Kâsım b. Sâbit, hadislerde geçen lafızları açıklarken şiir, hadis, âyet ve mesel gibi edebî metinler ile istişhâd etmektedir. Garîb kelimeleri açıklamak için kullanılan bu dil malzemesi Arap edebiyatı ve dilbilimi için değerli bilgiler içermektedir. Kâsım b. Sâbit, garîb kelimeleri açıklarken sarf ve nahiv açısından tahlil yapmış, mekân isimleri hakkında bilgi vermiş, gerektiği durumda hadisleri şerh etmiş, hadis usûlü, fıkıh, kelam, kıraât ve tarih ilmine dair önemli bilgiler sunmuştur.

DelilHadisKasım bin Sabit es-Sarakustî+2
Hüseyin Yıldız
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ricâl tenkit tarihi ve kriterleri: İbn Hibbân'ın el-Mecrûhîn Mukaddime'si özelinde

Mütekaddimîn döneminin sonlarına doğru yaşayan İbn Hibbân, IV./X. yüzyıl'ın önde gelen münekkit muhaddislerinden biridir. Onun en önemli eserlerinden biri zayıf ve metrûk râviler hakkında kaleme aldığı el-Mecrûhîn'dir. Eserin mukaddimesi, ricâl tenkidi hakkında o döneme kadar yazılmış en kapsamlı mukaddime metinlerinden biridir. İbn Hibbân'ın Mukaddime'de sunduğu veriler, erken dönemde ricâl tenkit faaliyetinin durumuna ışık tutmaktadır. Bu çalışmada ricâl tenkit tarihi ve kriterleri Mukaddime özelinde incelenerek ortaya konmuştur. Bu bağlamda ilk olarak ricâl tenkidinin meşrûiyeti tartışılmış, ardından İbn Hibbân'ın ricâl tenkit tarihi hakkında sunduğu veriler sistematik olarak ele alınarak değerlendirilmiştir. Tezin son kısmında ise râvilerin cerh sebepleri bağlamında müelifin tenkit kriterleri incelenmiştir. el-Mecrûhîn'de takip edilen metodu beyan eden bu kısım aynı zamanda ricâl tenkidinin genel prensiplerini ortaya koymaktadır. Tezin neticesinde rical tenkidinin IV./X. yüzyıldaki durumu ve İbn Hibbân'ın tenkit kriterlerini dayandırdığı ilmî gelenek tespit edilmiştir.

HadisKitabü'l-MecruhinMukaddime+3
Betül Ablak
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebü'ş-Şeyh Abdullah b. Muhammed ve Zikrü'l-Akrân ve Rivâyâtühüm ʿAn baʿzıhim Baʿzan adlı eseri

Bu çalışmada III/IV. yüzyılda yaşamış olan İsfahan'nın önde gelen meşhur hadis hâfızı ve tarihçilerinden Ebü'ş-Şeyh'i ve Zikrü'l-akrân ve rivâyâtühüm ʿan baʿzıhim baʿzan adlı önemli eserini incelemektedir. Eser akran rivâyetiyle ilgili olduğundan çalışma bu konu hakkında da bilgi barındırır. İlk Ebü'ş-Şeyh'in hayatı, ilmî şahsiyeti ve eserleri üzerinde durulmaktadır ve ardından eserin özellikleri, telif amacı, muhtevası, kaynakları ve literatürdeki yerinden bahsedilmektedir. Ebü'ş-Şeyh'in söz konusu eseri dışında akran rivâyetiyle alakalı hiç bir eser günümüze ulaşmamıştır. Çalışmanın ikinci kısmında akran rivâyetinin tanımı verilip tarihi hakkında bilgi verildikten sonra bu konu hakkında kaleme alınan eserler zikredilmektedir. Araştırma sonucu akran rivâyetinin sekiz sebebi tespit edilmiştir: Dünya meşgalesi, Hz. Peygamber'e sormaya çekinme, muhadramın Hz. Peygamber'le, talebenin de hocasıyla buluşamaması, talebenin hocasının bütün rivâyetlerini alamaması, hadis râvisinin fakih olması, hadisi kendisinden aldığı akranın hocasının hadislerini en iyi bilen şahıs olması ve maddî sebepler olmak üzere akran rivâyetinin sekiz sebebi bulunmaktadır. Çalışmanın son bölümünde akran râvilerin kimlikleri tespit edilip kimin hangi râviden kaç rivâyet aldığı saptanarak tablo şeklinde verilmektedir. İlk tablo müdebbec hadislerin râvilerinden oluşurken ikinci tablo müdebbec olmayan, sadece bir râvinin diğerinden rivâyet ettiği râvilerden oluşmaktadır. Zikrü'l-akrân'da zikredilen 462 rivâyetin 376'sı müdebbec hadis, 86'sı akran rivâyetidir. Eserde adı geçen 127 râvinin 61'i müdebbec hadis, 66'sı da rivâyetü'l-akrân nakleder. Ayrıca akran rivâyetinin özellikle ilk üç nesilde yaygın olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebü'ş-Şeyh, Zikrü'l-akrân ve rivâyâtühüm ʿan baʿzıhim baʿzan, müdebbec hadis, akran rivâyeti

AkranEbü'ş-Şeyh el-İsfahaniHadis+3
Muhammed Hüseyin Sofu
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yahya b. Maîn'in dâî ve aşırı bid'atçi râviler özelinde cerh-ta'dîl yöntemi

Hadis usulünde râvinin güvenilir kabul edilmesini sağlayan şartlardan biri "adâlet" vasfına sahip olmasıdır. Söz konusu vasıf bazı muhaddislere göre râvinin "bid'atine dâvet etmemesi" şartını da barındırmaktadır. Bu çalışmada, benzer bir şartı öne süren hicrî üçüncü asrın önemli münekkitlerinden Yahya b. Maîn'in cerh-ta'dîl yöntemi, dâî ve aşırı bid'atçi râviler özelinde incelenmiştir. Bu minvalde İbn Maîn'in ilgili râvileri değerlendirme yöntemi sorgulanmış, onlar hakkında kullandığı "aşırı", "dâî" ve diğer cerh-ta'dîl lafızlarının anlamları açıklanmıştır. Araştırma, İbn Maîn'in râvilere dair görüşlerini derleyen Mevsûatu akvâli Yahya b. Maîn fî ricâli'l-hadîs ve ilelihî isimli ansiklopedi ile sınırlanmıştır. İbn Maîn'in bizzat aşırılığı veya dâîliği hakkında bilgi verdiği ve hakkında cerh ya da ta'dîl hükmü verdiği 27 râvi incelenmiştir. İbn Maîn dışındaki hicrî ilk beş asırda yaşamış diğer münekkitlerin de bahsi geçen râviler hakkındaki değerlendirmeleri incelenerek mukayese edilmiş, böylece İbn Maîn'in ricâl tenkidinin diğer münekkitlerin görüşleriyle büyük oranda uyum arz ettiği tespit edilmiştir. Araştırmada İbn Maîn'in, râvinin bid'atinde aşırı veya dâî olmasını mutlak bir cerh ve terk sebebi olarak görmediği, hadis rivayetinde güvenilir ve ehil olduğu takdirde bid'atinde aşırı veya mezhebine davet eden bazı râvilerden hadis yazdığı ve rivayet ettiği tespit edilmiştir. Konuyla ilgili ulaşılan en genel sonuçlar ise hadis usulünde teori-pratik ayrımının bulunduğu, İbn Maîn gibi bazı münekkitlerin "dâî râviden hadis yazılmaz" gibi tek bir kural üzerinden değerlendirme yapmadığı ve her râvinin rivayetinin özel olarak incelendiğidir. Anahtar Kelimeler: Yahya b. Maîn, ehl-i bid'at, cerh-ta'dîl, aşırı bid'atçi, dâî.

Büşra Yüksel
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İsnadda ibham

Hadis araştırmalarının iki temel dayanağından birini isnadla ilgili çalışmalar oluşturmaktadır. Bu çalışmada senedlerdeki ibham ve mübhem râvi konusu, öncelikle kavramsal çerçevede ele alınmış, ardından hadis ilminin alt branşlarından biri olarak isnada etkisi bağlamında araştırılmış ve Hadis usûlünde ilgili olduğu kavram ve meselelerle ilişkili olarak incelenmiştir. Akabinde senedlerdeki ibham sebeplerine yer verilmiş, mübhem râvinin kimliğinin nasıl tespit edilebileceği ve kimliğini tespitte hangi eserlerden yararlanılabileceğine temas edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Ahmed b. Hanbel'in (öl. 241/855) el-Müsned'inde yer alan hadislerin senedlerinde mübhem bırakan ve bırakılan râvilerin niteliği incelenerek bu râviler arasında müşterek bir vasfın olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda bu bölümde senedlerdeki ibham olgusu, Hadis rivayet sisteminin gelişimi açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır.

İsnad
Ramazan Ögtem
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Râvi değerlendirmelerinde münekkitlerin ihtilafı (Yahya b. Maîn ve Hocaları Özelinde)

Münekkit âlimlerin râvi hakkında yargıda bulunurken ihtilaf ettikleri tarihî bir gerçektir. Hoca-talebe ilişkisi bağlamında Yahya b. Maîn ve hocalarının râviler hakkındaki ihtilafları araştırılmıştır. Ortak râviler belirlenmiş, ardından görüşler birbirleriyle mukayese edilerek ittifak ve ihtilaf gibi veriler ortaya konmuştur. Yahya b. Maîn ve 11 hocasının değerlendirmede bulunduğu ortak râvi sayısı 1078'dir. Bunlardan 665'i ittifak, 127 tanesi ihtilaf, geri kalan 76'sı ise ittifak/ihtilaf bildirmeyen, râvi hakkında tanıtıcı bilgiler yahut râvileri yalnızca bir açıdan değerlendiren görüşlerdir. İhtilaf oranının az olup, ittifak oranının yüksek olması münekkit âlimlerin aynı metotla cerh-ta'dîl değerlendirmesinde bulunduklarını ifade etmektedir. Yahya b. Maîn ve hocalarının farklı tabakalarda bulunmalarına rağmen bu ihtilafın düşük olması dikkat çekmektedir. Zira talebelerin, hocalarına kıyasla râviler hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaları sebebiyle ihtilafın fazla olması beklenirdi. Araştırmada hoca-talebe ilişkisi bağlamında râvi tenkidinin dönüşüm süreci istatiksel bilgiler ışığında görülmüştür. Yahya b. Maîn'in hocalarıyla haklarında ihtilaf ettiği bazı râviler ve ihtilaf sebepleri incelenmiş ve ihtilaf sebepleri zikredilmiştir.

Emre Yücel
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rahhâl Râviler ve İbnü'l-Kayserânî

Hz. Peygamber'in sözünü işitenlerin başkalarına öğretmesini teşvik etmesi ve bunun râviler tarafından dinî bir vecibe olarak kabul edilmesi sebebiyle Rasûlullah (s.a.s.) döneminden itibaren hadis rivayetine büyük önem atfedilmiştir. Bu sebeple pek çok râvi, hayatını hadis talebine adamış, hadis rivayetiyle birebir iştigal etmiş ve gerektiğinde bu uğurda birtakım zorluklara katlanmıştır. Özellikle İslâm fetihleri sonrasında râvilerin sahip oldukları hadislerle birlikte farklı topraklara dağılması sonucunda bir hadis işitmek uğruna da olsa günlerce, aylarca süren uzun yollar katetmek zorunda kalmışlardır. Hadis talebi amacı doğrultusunda râviler farklı beldelere rihleler gerçekleştirmişler ve rihlelerinin çokluğuyla bilinen râviler, "rahhâl", "cevvâl" gibi isimlendirmelerle nitelendirilmişlerdir. Söz konusu isimlendirmeler en çok Zehebî'nin Siyeru a'lâmi'n-nübelâ, Tezkiratu'l-huffâz ve Târîhu'l-İslâm isimli eserlerinde kullanılmaktadır. Dolayısıyla rahhâl râvilerin tespitinde bu eserler esas alınmıştır. Hadis tarihine bakıldığında rihlelerin en çok hicrî 3-6. yüzyıllarda gerçekleştirildiği görülmektedir. Buradan yola çıkarak çalışmamızda, bahsedilen dönemde yaşayan rahhâl râviler ve rihlelerinden yola çıkarak dönemin rihle merkezleri tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı, hadis talebine verilen önemin ve bu uğurda katlanılan zorlukların rahhâl râvilerin rihle hayatları ışığında ortaya konmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, hadis talebi amacıyla o dönemlerde en çok beldeye rihle yapan, rihleleriyle tanınan ve "rahhâl, cevvâl" olarak nitelendirilen İbnü'l-Kayserânî'nin (ö. 507/1113) rihleleri ele alınmıştır. İbnü'l-Kayserânî özelinde rahhâl râvilerin rihle hayatlarının incelenmesiyle birlikte o dönemlerde hadis talebi uğrunda gerçekleştirilen rihle şartları, katlanılan zorluklar ve böylece hadis talebine verilen önem gözler önüne serilmiştir.

Ahsen Günaydın
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yahya b. Maîn'in dâî ve aşırı bid'atçi râviler özelinde cerh-ta'dîl yöntemi

Hadis usulünde râvinin güvenilir kabul edilmesini sağlayan şartlardan biri "adâlet" vasfına sahip olmasıdır. Söz konusu vasıf bazı muhaddislere göre râvinin "bid'atine dâvet etmemesi" şartını da barındırmaktadır. Bu çalışmada, benzer bir şartı öne süren hicrî üçüncü asrın önemli münekkitlerinden Yahya b. Maîn'in cerh-ta'dîl yöntemi, dâî ve aşırı bid'atçi râviler özelinde incelenmiştir. Bu minvalde İbn Maîn'in ilgili râvileri değerlendirme yöntemi sorgulanmış, onlar hakkında kullandığı "aşırı", "dâî" ve diğer cerh-ta'dîl lafızlarının anlamları açıklanmıştır. Araştırma, İbn Maîn'in râvilere dair görüşlerini derleyen Mevsûatu akvâli Yahya b. Maîn fî ricâli'l-hadîs ve ilelihî isimli ansiklopedi ile sınırlanmıştır. İbn Maîn'in bizzat aşırılığı veya dâîliği hakkında bilgi verdiği ve hakkında cerh ya da ta'dîl hükmü verdiği 27 râvi incelenmiştir. İbn Maîn dışındaki hicrî ilk beş asırda yaşamış diğer münekkitlerin de bahsi geçen râviler hakkındaki değerlendirmeleri incelenerek mukayese edilmiş, böylece İbn Maîn'in ricâl tenkidinin diğer münekkitlerin görüşleriyle büyük oranda uyum arz ettiği tespit edilmiştir. Araştırmada İbn Maîn'in, râvinin bid'atinde aşırı veya dâî olmasını mutlak bir cerh ve terk sebebi olarak görmediği, hadis rivayetinde güvenilir ve ehil olduğu takdirde bid'atinde aşırı veya mezhebine davet eden bazı râvilerden hadis yazdığı ve rivayet ettiği tespit edilmiştir. Konuyla ilgili ulaşılan en genel sonuçlar ise hadis usulünde teori-pratik ayrımının bulunduğu, İbn Maîn gibi bazı münekkitlerin "dâî râviden hadis yazılmaz" gibi tek bir kural üzerinden değerlendirme yapmadığı ve her râvinin rivayetinin özel olarak incelendiğidir. Anahtar Kelimeler: Yahya b. Maîn, ehl-i bid'at, cerh-ta'dîl, aşırı bid'atçi, dâî.

Büşra Yüksel
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ricâl tenkit tarihi ve kriterleri: İbn Hibbân'ın el-Mecrûhîn Mukaddime'si özelinde

Mütekaddimîn döneminin sonlarına doğru yaşayan İbn Hibbân, IV./X. yüzyıl'ın önde gelen münekkit muhaddislerinden biridir. Onun en önemli eserlerinden biri zayıf ve metrûk râviler hakkında kaleme aldığı el-Mecrûhîn'dir. Eserin mukaddimesi, ricâl tenkidi hakkında o döneme kadar yazılmış en kapsamlı mukaddime metinlerinden biridir. İbn Hibbân'ın Mukaddime'de sunduğu veriler, erken dönemde ricâl tenkit faaliyetinin durumuna ışık tutmaktadır. Bu çalışmada ricâl tenkit tarihi ve kriterleri Mukaddime özelinde incelenerek ortaya konmuştur. Bu bağlamda ilk olarak ricâl tenkidinin meşrûiyeti tartışılmış, ardından İbn Hibbân'ın ricâl tenkit tarihi hakkında sunduğu veriler sistematik olarak ele alınarak değerlendirilmiştir. Tezin son kısmında ise râvilerin cerh sebepleri bağlamında müelifin tenkit kriterleri incelenmiştir. el-Mecrûhîn'de takip edilen metodu beyan eden bu kısım aynı zamanda ricâl tenkidinin genel prensiplerini ortaya koymaktadır. Tezin neticesinde rical tenkidinin IV./X. yüzyıldaki durumu ve İbn Hibbân'ın tenkit kriterlerini dayandırdığı ilmî gelenek tespit edilmiştir.

HadisKitabü'l-MecruhinMukaddime+3
Betül Ablak
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kâsım b. Sâbit es-Sarakustî ve ed-Delâil adlı eseri

Bu çalışma Endülüs'te hicrî üçüncü asrın ikinci yarısında yaşayan dil ve hadis âlimi Kâsım b. Sâbit'in garîbü'l-hadîs alanında telif etmiş olduğu Delâil adlı eserini yöntem ve muhteva açısında incelemektedir. Kâsım b. Sâbit'in ömrü vefa etmediği için kitabı babası Sâbit b. Hazm tamamlamıştır. Oğlu Sâbit b. Kâsım vesilesiyle de sonraki dönemlere nakledilmiştir. Eser kaynaklarda farklı isimlerle zikredilmiş olsa da araştırma sonucunda ed-Delâil ʿalâ meʿâni'l-hadîs bi'ş-şâhidi ve'l-meseli ismi tercih edilmiştir. Eserin Rabat, Zâhiriyye ve İstanbul olmak üzer üç yazması ve iki adet tahkikli neşri bulunmaktadır. Ebû Ubeyd ve İbn Kuteybe'nin garîbü'l-hadîs alanındaki eserlerinin yöntem ve muhteva açısından devamı niteliğinde olan Delâil, garîbü'l-hadîs alanının temel kaynakları arasındadır. Ancak Hattâbî'den İbnü'l-Esîr'e kadarki dönemde garîbü'l-hadîs âlimleri Delâil'den haberdar değillerdir. Aynı şekilde Ezherî ve Sağânî gibi sözlük yazarlarının da eserden haberdar olmadığı görülmektedir. Daha çok Endülüs'te hadisçiler ve dilciler tarafından tanınırlık kazanan Delâil'in Doğu ilim muhitinde tanınması hicrî yedinci yüzyıla kadar gecikmiştir. Kâsım b. Sâbit, hadislerde geçen lafızları açıklarken şiir, hadis, âyet ve mesel gibi edebî metinler ile istişhâd etmektedir. Garîb kelimeleri açıklamak için kullanılan bu dil malzemesi Arap edebiyatı ve dilbilimi için değerli bilgiler içermektedir. Kâsım b. Sâbit, garîb kelimeleri açıklarken sarf ve nahiv açısından tahlil yapmış, mekân isimleri hakkında bilgi vermiş, gerektiği durumda hadisleri şerh etmiş, hadis usûlü, fıkıh, kelam, kıraât ve tarih ilmine dair önemli bilgiler sunmuştur.

DelilHadisKasım bin Sabit es-Sarakustî+2
Hüseyin Yıldız
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İllet sebebi olarak idrac İbn Ebî Hâtim'in İlelü'l-hadîs özelinde

Bir ravinin, ayırt etmeksizin, hadisin senedi veya metnine aslında olmayan bir ilave yapması "idrac" olarak isimlendirilmektedir. İlel kitaplarında idracın bir illet sebebi olarak kabul edildiği söylenebilir. Bu çalışmada idrac bir illet gerekçesi olarak İbn Ebî Hâtim'in İlelü'l-hadîs adlı eseri üzerinden incelenmiştir.

Rahmat Asharı
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri: İbn Ebî Hâtim'in 'İlelü'l-Hadîs'i özelinde

Hicrî birinci asır, sahâbe ve tâbiûn neslinin bir arada yaşadıkları zaman dilimidir. Çeşitli yollarla hocalarından hadis alan tâbiûn nesli, elde ettikleri rivayetleri nakletmek için çaba sarf etmişlerdir. Bazıları için bu çabalar sistemli bir niteliğe sahip iken bazılarınca sistemli değildir. Böylelikle hadis rivayetinin gerçekleştiği ilk dönem üzerinde düşünmek gerekir. Bunu yaparken özellikle râviler arası ilişkiler ve birbirlerinden hadis nakletme şekilleri, detaylı incelenmeye ihtiyaç duymaktadır. Zira Hz. Peygamber veya sahâbe nesline atfedilen söz ve fiiller, bilgiyi aktaran râviler arasında çeşitli değişimlere maruz kalabilmektedir. Örneğin hadisi isnad veya metin açısından olması gerektiği gibi aktarmamak, hadisin kaynağından ilk çıktığı halini değiştirmek olur ki buna da illet denir. Hadislerdeki hatalar olarak da isimlendirilebilecek olan illetler, münekkid hadis âlimleri tarafından belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada tâbiûn neslinin önemli simaları arasında bulunan Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri incelenecektir. Söz konusu ismin seçilme gerekçesi, kendisinin hadisçiliğine dair çok az çalışma yapılmasıdır. Ayrıca bu çalışmalar, onun illetli rivayetlerini incelememektedir. Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri ele alınarak literatüre katkı yapılması hedeflenmektedir. Bunu yaparken öncelikle Atâ b. Ebî Rabâh'ın hayatı ana hatlarıyla ele alınacak, sonrasında hadis ilmindeki yeri üzerinde durulacaktır. Son olarak tezin asıl konusu olan Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetleri, İbn Ebî Hâtim'in 'İlelü'lhadîs'i özelinde tetkik edilecektir. Söz konusu eserdeki illetli rivayetlerin tamamını incelemek yerine belli başlı illet gerekçeleri tespit edilerek her birinden temsil gücü yüksek örnekler seçilecektir. Böylelikle İbn Ebî Hâtim'in 'İlelü'l-hadîs'inde Atâ b. Ebî Rabâh'ın illetli rivayetlerinin hangi gerekçelerle tenkit edildiği ön plana çıkarılacaktır.

Ata b. Ebi RebahHadisKur'an-ı Kerim+3
Muhammed Emin Ergüler
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şia'da İmâmet teorisi ve Küleynî'nin el-Kâfî adlı eserinin hüccet bölümünde geçen ortak ve âmme raviler

Bu çalışmada, İmamiyye Şia'sı hakkında kısaca bilgi verdikten sonra bu mezhebin en önemli itikadî meselesi olan imâmet teorisi işlenecektir. İmamiyye'nin bu teoriyi delillendirmek için başvurduğu âyet ve hadisler ile bu nasları nasıl yorumladıkları üzerinde durulacaktır. Küleynî'nin oldukça kapsamlı bir başlık altında İmâmet teorisine delil olarak gösterilen rivâyetlere yer verdiği el-Kâfî'si, İmamiyye'nin bu meseledeki delillerini bir arada görme imkânı vermesi yönüyle önemli bir eserdir. Bu sebeple çalışmamızda el-Kâfî'nin "Kitâbu'l-huccet" bölümü hakkında da bilgi verilecek ve söz konusu bölümde geçen ortak ve amme râvîlerin biyografisi incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Mezhep, Şia, İmâmet, Râvî, Ortak, Amme.

El-KafiHüccetKuleyni+7
Abdullah Abdal
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cerh-ta'dîl açısından zâhidler: Kuşeyrî Risâle'si özelinde

Rivâyet asrı içerisinde telakki edilen h. II, III ve IV. asırlarda sûfîlerin hadis rivâyet faaliyetlerine katıldıkları bilinmektedir. Diğer yandan ilgili asırlar erken dönem zühd hayatının etkin biçimde yaşandığı ve önde gelen zâhidlerin temâyüz ettiği döneme tekâbül etmektedir. Erken dönem zühd hareketinin hadis rivâyet faaliyetlerine etkisi ise merak konusudur. Zâhidlerin yer yer hadis uydurmacılığıyla anılan bir grup olması, bu faaliyetlerin hadis âlimleri nazarında hangi konumda bulunduklarının tespitini önemli kılmaktadır. Nitekim sûfîlerin hadis ilmiyle ilişkisine dair iddiaların isabetli olup olmadığını anlayabilmek, hadis âlimlerinin değerlendirmelerini tespit etmekle mümkün olacaktır. Bu çalışma hem tasavvuf hem hadis âlimi olan Abdülkerîm b. Hevâzin el-Kuşeyrî'nin (ö. 465/1072) er-Risâle'sini temel alarak ilgili risâlede biyografisi kaydedilen 83 sûfînin hadis ilmindeki yerini ve cerh-ta'dîl durumlarını incelemeyi hedeflemektedir. Bu amaçla er-Risâle'de yer alan 83 sûfî arasından hadis rivâyetiyle meşgul olanlar tespit edilmiş, ardından ilgili sûfîler ikincil bir incelemeye tâbî tutularak hadis âlimlerinin haklarında cerh-ta'dîl hükmü zikrettiği sûfî-râvîlerin zühd hayatı ve hadis ilmindeki yeri incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda sûfî-râvilerin hadis ilmine yaklaşımına ve zühd hayatının hadis rivâyet faaliyetlerine etkisine dair bazı tespitler sunulmuştur.

Cerh-tadil yöntemiHadisKuşeyri+4
Seher Öztoprak
İstanbul 29 MayIs University
2021
00

Other supervisors