Yetenek
Bu konu başlığı altında 75 tez
Matematik öğretiminde Montessori temelli öğrenme yaklaşımının matematik yeteneğine ve yaratıcı düşünmeye etkisi
Bu araştırma, Matematik dersinde Montessori temelli öğretim modelinin çocukların matematik yeteneğine ve yaratıcı düşünmelerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel verilerin nitel veri ile desteklendiği karma araştırma modeli olan açımlayıcı sıralı desene göre yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 öğretim yılında Rize ili Fındıklı ilçesine bağlı bir ilkokulda öğrenim gören 43 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Aslan'ın (2001) Türkçeye uyarlayıp geçerlilik ve güvenirlik çalışmalarını yaptığı "Torrance Yaratıcı Düşünce Testi", Erdoğan'ın (2006) Türkçe'ye çevirip geçerlik ve güvenirliğini hesapladığı "Erken Matematik Yeteneği Testi (TEMA-3)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Öğrenci yarı yapılandırılmış görüşme formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde Mann Whitney U Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Spearman korelasyon analizi için IBM-SPSS 23 ve içerik analizi için Nvivo 11 programları kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Montessori temelli matematik öğretim modelinin, öğrencilerin matematik yetenekleri ve yaratıcı düşünme becerilerine anlamlı pozitif etkisi olduğu bulunmuştur. Montessori temelli matematik öğretim programı sonrası matematik yetenekleri ve yaratıcı düşünme becerileri arasında ilişki olduğu görülmüştür. Öğrenciler, Montessori temelli uygulamanın özgür hareket ortamına, bireysel tercihe olanak tanımasına, iş birliğini ve bireysel çalışmayı desteklemesine yönelik olumlu görüşler paylaşmıştır. Anahtar sözcükler: Matematik, İlkokul, Montessori, Yaratıcı Düşünme Becerisi, Matematik yeteneği.
Kamu sağlık hizmetleri ve yetenek yönetimi:İstanbul Fatih Kamu Hastaneleri Birliği bağlamında bir araştırma
Dünyada modern insan kaynakları yaklaşımı olarak yetenek yönetimi çalışmaları ön plana çıkmıştır. Sürdürülebilir rekabet unsuru olarak işletmelerin insan kaynağının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi çalışmaları İKY'nin kapsamı içindedir. Kamu kesiminde ise yeniden yapılanma çalışmaları sürecinde geleneksel kamu yönetimi anlayışından yeni kamu yönetimi anlayışına geçiş hız kazanmıştır. Bu süreçte kamu kesiminde çalışan personelin yeteneklerinin ölçülmesi, rasyonel biçimde değerlendirilmesi ve geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Sağlık sisteminin en önemli kaynağı sağlık personelidir. Türk Kamu sağlık sektörünün verimli ve etkin hizmet sunabilmesi sağlık sisteminin ihtiyacına yönelik personelin istihdam edilmesi, geliştirilmesi ve motive edilmesine bağlıdır. Sağlık Bakanlığı'nda sağlıkta insan kaynakları geliştirme sürecine uygun olarak yetenek yönetimi çalışmaları yapılmaktadır. Bu anlamda kamu sağlık personelinin yetenek yönetimi kapsamında değerlendirilecek uygulamalara yaklaşımları önem arz etmektedir. Bu çalışmada, kamu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi amacıyla yetenek yönetimi yaklaşımına yönelik kamu sağlığı çalışanlarının algıları araştırılmıştır. Çalışmanın amacı kamu sağlık hizmetlerinin sunumunda yer alan İstanbul İli Fatih Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı kamu çalışanlarının algısını ölçmektir. Araştırmada "Yetenek Yönetimi Ölçeği" kullanılmıştır.
Yetenek yönetiminin iş uyumlulaştırma ve performans üzerindeki etkilerinin araştırılması
Yetenek yönetimi, son yıllarda üzerinde önemle durulan bir insan kaynakları araçlarından birisidir. Özellikle insan kaynaklarının verimli olması ve iş görenlerin potansiyel becerilerinin ortaya çıkarılması için yetenek yönetimi uygulamalarına başvurulmaktadır. Diğer yandan iş uyumlulaştırma kavramı da son yıllarda çok sayıda araştırmada kullanılmaktadır. İş uyumlulaştırma ile çalışandan daha yüksek verim almak amaçlanmaktadır. Hem yetenek yönetimi hem de iş uyumlulaştırma yaklaşımları ile iş görenlerin iş performansının artırılmasına çalışılmaktadır. Tez çalışması beş ana bölümden meydana gelmektedir. Tez çalışmasının birinci bölümünde, giriş, problemin tanımı, çalışma yöntemleri ve çalışma planına yer verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde yetenek yönetimi incelenmiş, tezin üçüncü bölümünde ise iş uyumlulaştırma ele alınmıştır. Tezin dördüncü bölümünde ise performans konusu işlenmiştir. Tezin beşinci bölümünde ise anket çalışması ile toplanan verilerin istatistiksel analizine detaylı bir biçimde yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yetenek Yönetimi, İş Uyumlulaştırma, Performans, Yapısal Eşitlik Modellemesi
Etkili yetenek yönetimi uygulamalarının sürdürülebilir istihdama etkisinin y kuşağı bağlamında araştırılması
Günümüzde işletmeler, yoğun rekabet ortamında varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadır. İşletmelerin varlıklarını sürdürebilmesi için, dış dünyadaki gelişmelere uyum sağlaması ayrıca insan kaynağı faktörünün önemini kavraması gerekmektedir. İnsan kaynaklarının önemini kavrayan işletmeler çalışanları cezbeder ve yetenekleri elde tutarak rakiplerine fark atmaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye'de faaliyet gösteren Hedef Direct isimli şirketin yetenek yönetimi uygulamalarının çalışanların sürdürülebilir istihdamına ne ölçüde katkı sağladığını ve çalışanların bu uygulamalar hakkında ne düşündüklerini incelemektir. Altı bölümden oluşan tez çalışmasının ilk dört bölümünde konu ile alakalı olarak yetenek ve yetenek yönetimi, kuşak kavramı, sürdürülebilirlik, istihdam gibi kavramlara geniş şekilde yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise; Türkiye'de faaliyet gösteren Hedef Direct işletmesinin yetenek yönetimini uygulamalarına bakılarak bu uygulamalarının çalışanların sürdürülebilir istihdamına ne yönde etkisi olduğu sorgulanmıştır.
İhracat yapan işletmelerin sahip olduğu kaynaklar ve yeteneklerin ihracat performansına etkisi: TRB1 bölgesi üzerine bir araştırma
Küreselleşen dünya ekonomilerinde ihracat, her geçen gün önemini daha da artırmaktadır. İşletmeler yaşamlarını devam ettirebilmeleri için yerel pazarların dışına çıkarak, diğer ülke pazarlarındaki fırsatları değerlendirmektedirler. İhracatın işletmeler için bu kadar mühim olduğu bir dönemde işletmelerin ihracat performanslarını artıran etkenleri belirlemeleri gerekmektedir. Bu süreçte kaynak temelli bakış açısı çerçevesinde işletmelerin rekabet üstünlüğü sağlayan maddi olmayan kaynaklar ve taklit edilemeyen yeteneklerin üzerinde durması işletmelere avantaj sağlayacaktır. Kaynak temelli yaklaşıma göre işletmeler üstün bir performansa ulaşmaları için kendi kaynak ve yeteneklerini kullanarak, taklidi güç kaynaklara ve yetenekli işgücüne sahip olması ve bunları hedefleri doğrultusunda kullanabilmesi kritik derecede önemlidir. Bu durum bir yandan yetenek savaşlarını beraberinde getirirken, diğer yandan yeteneklerin etkili yönetimini de zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada, sırasıyla ihracat kavramı açıklanarak, işletme kaynakları ve yetenekleri ile işletme performansına etki eden unsurlar ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, TRB1 bölgesinde ihracat yapan işletmelerin kaynak ve yeteneklerinin ihracat performansına etkisini incelemektir. TRB1 bölgesi ( Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ülkemizde en az ihracat yapan bölgelerden biri olup ihracat yapan işletmeler genelde mikro ve küçük ölçekli işletmelerdir. Araştırmada ileri sürülmüş olan hipotezleri test etmek amacıyla TRB1 bölgesinde faaliyet gösteren 197 ihracatçı işletmeden 112 sine ulaşılarak anket verileri toplanmıştır. Ankete katılım oranı %57 olarak tespit edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 23.0 paket programında analiz edilmiştir. Elde edilen verilerle; doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, normallik testi, korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre literatüre katkı açısından önemli bulgulara ulaşılmış ve ihracat yapan işletmelerin sahip oldukları kaynaklar ve yeteneklerin ihracat performansına etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okuma becerilerine yönelik yanıt doğruluğu ve yanıt sürelerinin hiyerarşik modellenmesi
Bu çalışmayla öğrencilerin okuma becerilerine yönelik yetenek ve hızlarına ilişkin kişi ve madde parametrelerinin kestirilerek yorumlanması ve öğrencilerin sergiledikleri davranışların uyum düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu PISA 2015 uygulamasına katılan 42 farklı ülkeden 5232 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri bilgisayar tabanlı (computer based) olarak uygulanan PISA 2015 uygulamasında yer alan 36. kitapçığın bir formundaki okuma becerileri ile ilgili maddeleri aynı sırada yanıtlayan öğrenci verileri kullanılarak oluşturulmuştur. Bu formu yanıtlayan 9396 öğrenciye ilişkin kullanılan tüm değişkenlerin bir araya getirildiği veri setindeki kayıp veriler liste bazlı veri silme tekniğiyle temizlenmiş ve kalan 5232 öğrenci verisi kullanılarak araştırma verileri sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesindeki ilk adım doğruluk ve süre düzeylerini yordayan değişkenlerin seçiminin regresyon tekniğine dayalı olarak genetik algoritmalar yöntemiyle gerçekleştirilmesi olmuştur. Genetik algoritmalar yöntemiyle analiz edilen regresyon modelleriyle doğruluk ve süre düzeylerini yordadığı anlaşılan değişkenler yetenek ve hız parametrelerinin açıklayıcı değişkenleri olarak hiyerarşik modele ilave edilmiştir. İkinci adımda yanıt örüntüleri, yanıt süreleri ve açıklayıcı değişkenlere ilişkin veriler düzenlenerek hiyerarşik modelin çözümlenmesi sağlanmıştır. Üçüncü adımda ise bireylerin hız ve yeteneklerini yansıtan davranışların uyum düzeyleri kişi uyum istatistikleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre hız ve yetenek parametreleri arasında zayıf düzeyde negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Yanıt örüntülerine ilişkin anormal davranış sergileyen öğrenci sayısı 496 (% 9.48); süre örüntülerine ilişkin anormal davranış sergileyen öğrenci sayısı 99 (% 1.87); yanıt ve süre örüntüleri için ortak anormal davranış sergileyen öğrenci sayısı 14 (% .27) olmuştur.
Yetenek yönetiminin çalışanların ayrılma niyetine etkisi: İstanbul'daki özel üniversitelerin akademik kadrolarına ilişkin bir örnek olay
Purpose: The purpose of this research is to evaluate the influence of some elements of talent management such as: - (Financial Rewards, Recognition for the work done, Career Development Opportunities) on employee intention to leave (i.e. on academic staffs) among the private universities in Istanbul. Methods: Through an electronic questionnaire data was collected. As the data was collected from Likert scale, however was in ordinal format. To begin the analysis, the ordinal data format was transformed to interval data using MSI in Excel. Successive Interval Method is a method by which the ordinal data can be transformed to Interval Data. In our case, as the data was ordinal it was needed to be changed to interval data to perform Pearson correlation and linear regression. After transforming the data, we used Multiple Linear Regression and Pearson correlation. Linear regression is a powerful tool for testing theories about relationships among observables, and it is also helpful for researchers interested in the predictive power of a set of variables (Salkind, 2007). This test was appropriate because it measures the relationship between the independent and dependent variables. Results: The analysis has been conducted based on some Likert scale questions driven from factors of talent management such were; financial rewards, recognition from work done, career development on employee intent to leave. Data as a result were collected by conducting a survey with a random sample (n = 55) of employees. At the end of the analysis the result reflected that employee's intention to leave was significantly lower when the score of having proper financial rewards and career opportunities were higher. Conclusion: Based on the findings, it was observed that the Financial Rewards and Career Development Opportunities are significant at affecting the employee intention to leave. Whereas, Recognition For the work done was not significant at affecting the employee intention to leave. Based on the results, it can be emphasized that the HR department should significantly focus on these two components of talent management in order to retain the talent of organization.
Yetenek yönetimi algısının X ve Y kuşaklarının iş tatminlerine etkisi
Son yıllarda artan rekabetle birlikte kurumların varlıklarını sürdürmelerinde yetenekli çalışanları keşfetmek, onların kuruma aidiyetlerini pekiştirmek, liderlik pozisyonları için onları yetiştirmek ve yetenek havuzu oluşturarak potansiyel yeteneklere sahip olmak önemli hale gelmiştir. Bu bağlamda ulusal ve uluslararası ölçekteki kurumlar, çeşitli eğitim programları aracılığıyla yetenekli çalışanları kazanmaya çalışmakta ve liderlik pozisyonundaki boşlukları gidermeye çalışmaktadırlar. Böylelikle kurumlar arası ve sektörde yaşanan yoğun rekabet ortamında farklılık elde etmek istemektedirler. Bu süreçte çalışanların kurumların uyguladıkları yetenek yönetimi uygulamalarını nasıl algıladıkları ve bu durumun onların iş tatmin düzeylerini ne şekilde etkiledikleri konusu gündeme gelmektedir. Öte yandan iş değerlerini ve iş tatmin düzeylerini farklı düzeyde etkilediği düşünülen kuşak olgusu, yetenek yönetimi sürecinde aktif rol oynamaktadır. Bu çalışmada amaç; ilaç firmalarının yetenek yönetimi uygulamalarını ortaya koymak, yetenek yönetimi algısının X ve Y kuşaklarının iş tatmin düzeylerini nasıl etkilediğini tespit etmektir. Bu kapsamda nicel ve nitel olmak üzere iki aşamalı araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel kısmında yetenek yönetimini uygulayan ilaç firmalarının çalışanlarına, bulundukları kuşaklarla birlikte iş tatmin düzeylerini ölçümlemek için anket uygulanmıştır. Araştırmada Weiss Davis England ve Lofquist tarafından geliştirilen Minnesota iş tatmini ölçeği, Altınöz ve Çöp (2010, 129–141)'ün yapmış olduğu araştırmanın yargıları ile Çayan (2011: 143)'ın literatür taraması sonucu elde ettiği yargılardan oluşan yetenek yönetimi algısı ölçeği kullanılmıştır. Nitel araştırma aşamasında ise ilaç firmalarının yöneticileri ile yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir.
İşletmelerde yetenek yönetiminin bir örgütsel pratik olarak yayılımı: Kurumsalcı bakış açısı ile bir analiz
21. yy eşiğinde gündeme alınmaya başlanmış bir pratik olan Yetenek Yönetimi, her geçen gün hem teorisyen kanadı olan akademide hem de pratisyenler tarafını temsil eden organizasyonların ajandalarında kendine daha geniş yer bulmaktadır. Yetenek yönetimi pratiğine artan ilgi, Türkiye'de faaliyet gösteren işletmelerde de gözlenmekte, işletmelerin departman – pozisyon isimlerini değiştirdiği ve özellikle işe alım metotlarını güncellemeye başladığı görülmektedir. Çalışma kapsamında bu noktadan hareketle öncelikle yetenek yönetimi literatürü çalışılmış; sonraki aşamada ise yetenek yönetimi pratiğinin Türkiye'de ki yayılımı ve yayılımın taşıyıcı unsurları, kurumsal kuramın eşbiçimlilik mekanizmaları çerçevesinde incelenmiştir. Örgütlerin hangi kurumsal baskılar sonucu pratiği benimsedikleri, hangi bireysel ya da organize örgütlerin yayılıma öncülük ettiği ve pratiği benimsediğini deklare eden firmaların ise operasyonlarına ne ölçüde entegre ettiği anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada karma model benimsenmiş olup veri toplama aşamasında; doküman – web sayfası inceleme, deneyim ve görüşme yöntemleri kullanılmıştır. İncelemeler sonucunda; yetenek yönetimi pratiğinin Türkiye'de yayıldığını ve bu yayılımın daha çok yurtdışı merkezli örgütler ile hızlı tüketim malları sektöründe gözlendiğini söylemek mümkündür. Kurumsal kuramın eşbiçimlilik mekanizmalarının tümünün izlerine rastlanmış olmakla birlikte literatürde tanımlandığı şekilde zorlayıcı, normatif ve yoğunlukla mimetik baskıların hakim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu noktada yayılımda rol oynayan bireysel veya organize aktörler olarak; akademi, meslek örgütleri ve danışmanlık şirketlerinin katkısı önemli bulunmaktadır. Yine uluslararası örgütlerin pratiğin Türkiye'ye taşınması noktasında aracılık rolü üstlendiği görülmektedir. Yetenek yönetimi pratiğini uygulamaya aldığını deklare eden örgütlerin ise önemli oranda; pratiğin araçlarını mevcut yapı ve süreçlerinden ayırma ya da gevşek bağlanma yoluna gittiği gözlemlenmiştir.
Anne tutumlarının öğrencilerin başarıları ve yetenekleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Araştırmanın genel amacı, lise öğrencilerinin anne tutumları ile okul başarısı ve yetenek düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Erzurum ili sınırları içerisinde bulunan resmi liselere devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Erzurum ili sınırları içerisinde 6 resmi lisenin ikinci sınıflarından 124 kız ve 172 erkek öğrenci olmak üzere toplam 296 öğrenci oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak çocukların yetenek düzeylerini ölçmek için, Gökçe, S. Şeyhun, H. ve Şen, H. (2005) tarafından geliştirilen ?Temel Yetenek Testi? ile öğrenci ana babalarının tutumlarını ölçmek için Schaefer ve Bell (1958: Akt. Öner 1994) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Güney Le Compte, Ayhan Le Compte ve Serap Özer (1978: Akt. Öner 1994) tarafından uyarlanan ?Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Akademik başarı değişkeni için ise öğrencilerin ağırlıklı yılsonu başarı ortalamaları okul kayıtlarından alınmıştır.Verilerin analizinde ise, Regresyon analizi, t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi. 05 olarak alınmıştır.Bulgular tablolar halinde özetlenmiştir. Araştırma sonucunda; elde edilen bulgulara göre ortaöğretim ikinci sınıf kız ve erkek öğrencilerinin PARI alt ölçeklerinden aldıkları puanların ortalamaları, standart ve ortalamadan sapmaları arasında büyük farklılıklar olduğu saptanmıştır. PARI 1 (aşırı koruyucu annelik tutumu) PARI 2 (demokratik davranma ve eşitlik tanıma tutumu), PARI 3 (annenin ev kadınlığı rolünü reddetmesi tutumu), PARI 4 (aile içi çatışma tutumu) ve PARI 5 (sıkı disiplin tutumu) alt ölçeğinin çocuğun okul başarısı üzerinde etkisinin olduğu belirlenmiştir.
İlköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencilerine yönelik matematik yetenek testi'nin kapsam geçerliği
Matematik Yetenek Testi (MYT), matematikte üstün yetenekli ilköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencileri tanılamak amacıyla geliştirilmekte olan bir testtir. Testin geliştirilme sürecinde madde özellikleri, güvenirlik ve ölçüt geçerliği üzerine yoğunlaşılmıştır. Bu çalışma ile de testin kapsam geçerliği incelenmiştir. Çalışmada uzman görüşleriyle elde edilen veriler ile testin kapsam geçerliği açısından güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmaya çalışılmış ve testin yeterliği üzerine yorumlar yapılmıştır.Araştırmaya uygun örnekleme yoluyla seçilmiş olan ve üniversitelerin eğitim fakültelerinde matematik eğitimi ve matematik bilimi üzerine çalışan akademisyenler ve matematik öğretmenleri katılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan beşli likert-tipi ölçeğin güvenirliği .72 bulunmuştur. Elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılım olarak incelenmiş ve bu verilere dayalı olarak kapsam geçerlik oranlarına göre yorumlanmıştır.Çalışma sonucunda elde edilen verileri kapsam geçerlilik indeksine göre yorumladığımızda testin geneli iyi yapılandırılmış ve kapsam geçerliği açısından yeterli olduğu görülmüştür. Ancak bazı alt testler kapsam geçerliği açısından değerlendirildiğinde yeterlikleri orta yeterlilikte ve beklenen değerin altında çıkmıştır.
Ortaöğretim dokuzuncu sınıf öğrencilerinin yetenek düzeyleri ve eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim 9. sınıf öğrencilerinin yetenek düzeyleri ile eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde 184'ü kız 155'i erkek olmak üzere toplam 339 meslek lisesi, Anadolu lisesi ve Anadolu Öğretmen Lisesi 9. sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler 2010-2011 eğitim öğretim yılında Temel Yetenekler Testi (TYT 9-11), California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılarak toplanmıştır.Bu araştırmada öğrencilerin dil, sayısal ve genel yetenek düzeyi açısından orta düzeyde yetenekli, akıl yürütme yeteneği açısından ise düşük düzeyde bir yeteneğe sahip oldukları tespit edilmiştir. Eleştirel düşünme eğilimleri açısından ise öğrencilerin düşük eleştirel düşünme eğilimine sahip oldukları bulunmuştur.Dil, akıl yürütme, sayısal ve genel yetenek düzeyleri ile eleştirel düşünme eğilimleri arasında pozitif yüksek yönlü ilişkiler saptanmıştır.
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün sağlanmasında inovasyonun üretim maliyetlerine etkisi ve ampirik bir uygulama
Günümüzün hızlı değişen dünyasında, küresel rekabetin her geçen gün arttığı ekonomik ortamda işletmelerin ayakta kalabilmesi, rekabette söz sahibi olabilmeleri ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmeleri, işletmelerin rekabet avantajı yaratabilme yeteneklerine ve işletmenin inovatif faaliyetleri sonucu rakiplerine karşı üstünlük sağlayabileceği avantajlara bağlı olarak gelişmektedir.Rekabet ortamında üstünlük elde etmek isteyen işletmeler maliyet stratejisi, farklılaştırma stratejisi ve odaklanma stratejilerinden birinde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmaktadırlar. İşletmeler inovatif faaliyetlerle bahsedilen stratejilerde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmakla birlikte, bu üstünlüğün devamlılığını korumak için mücadele etmektedirler. İşletmelerin rekabet üstünlüğünü sürdürülebilir hale getirebilmesinin kaynağı inovatif faaliyetler geliştirebilme yeteneklerine bağlıdır. İnovasyon sayesinde işletmeler hem maliyetlerindeki düşüşlere bağlı olarak diğer işletmelere karşı maliyet üstünlüğü sağlamakta, hem de ürün ve hizmetlerindeki farklılaştırmalar sayesinde diğer işletmelere karşı rekabet üstünlüğü elde etmektedir.Bu çalışmada, öncelikle rekabet ve rekabet teorisi, inovasyon teorik olarak anlatılmış daha sonra uygulama olarak sofra camı üreten bir işletme ele alınarak, işletmenin ürettiği cam kase ürününün üretim sürecinde yaptığı inovatif değişiklik, bu değişikliğin ürünün toplam maliyetlerine etkisini ve yapılan bu inovatif faaliyetin işletmenin rekabet üstünlüğüne katkıları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rekabet, Yetenek, Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğü, Rekabet Stratejileri, İnovasyon
Sporda yetenek seçimi ve yönlendirme açısından yatılı ilköğretim bölge okullarının değerlendirilmesi ve bir model önerisi
ÖZET Günümüzde, Spor dünyasının en önemli kavramları olan yüksek performansa ulaşma ve sportif başarı elde etme düşüncesi, yetenekli sporcu aranması ve seçilerek erken yaşta eğitilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Yaptığımız çalışmada sportif başarı için en önemli unsur olan yetenekli sporcuların nerelerde, kimler tarafından hangi metotlarla, nasıl aranacağı ve tespit edilen bu yetenekli sporcuların nerelerde, kimler tarafından, ne şekilde eğitilecekleri literatür tarama sonucunda, elde edilen çalışmalardan sağlanan bilgilerle ortaya konmuştur. Ortaya konulan bilgiler doğrultusunda, Eğitim kurumlarının ve bu kurumlardan biri olan Yatılı İlköğretim Bölge okullarının uzman personel, tesis, bina, gibi imkanları nedeniyle sporda yetenek seçimi ve yönlendirme açısından büyük bir potansiyel oluşturduğu görülmüş; ve bu amaçla Türk Milli Eğitim Sistemi ve Yatılı İlköğretim Bölge Okulları incelenmiştir. Bu kurumların sahip oldukları büyük potansiyele rağmen uzman personel ihtiyacı, tesis ve malzeme yetersizliği, eğitimin amaçlan, kadro rejimi, ders programları gibi bazı sorunlar nedeniyle sportif manada yeteri kadar değerlendirilemedikleri görülmüştür. Kurumların diğer spor kurumlarıyla imkanlarını birleştirerek uzman kadrolarını tamamlama, tesis, araç-gereç ve malzeme ihtiyacını karşılama gibi yapılacak bazı düzenlemelerle Sportif yetenek seçimi ve yönlendirme açısından Türk sporuna büyük katkı sağlayacağı belirlenmiştir. Sonuç olarak Yetenekli çocukların seçimi ve eğitilmesi hususunda federasyonlar, kulüpler ve diğer spor kurumlarıyla Milli Eğitim Bakanlığının imkanlarını bir araya getirerek Yatılı İlköğretim Bölge Okullarının Sportif Yetenek Seçimi ve Yönlendirme açısından Organizasyonu'nu içeren bir model ortaya konmuştur.
An overview of the talent management in Turkey: An application on the participation banks
Today, the effects of global competition affect all processes of enterprises and make them compulsory to adopt new management approaches. The rapid developments in information and technology adversely affect the long-term competitive advantage of enterprises. In spite of all the investments and the measures taken, the products and services specific to the enterprises are copied and put on the counter market, leaving the companies in a difficult situation. Businesses have realized that the human element cannot be copied since the last quarter of the 20th century. The distinctive power of the human resource factor in the global competitive environment has revealed a new management philosophy in human resource management, which has the name of 'Talent Management'. This new management philosophy adopts the understanding of talent management instead of human resource management by imposing new roles and responsibilities on human resources. In the financial sector, human resources are more important than other sectors. Participation banks operate in the financial sector and have an organizational structure that is dependent on skilled labor. It is also very important for the sector to have high potential, to have talented employees, and to retain the employees in this sector, in order to keep up with its growth target. However, no studies have been found on the adoption and implementation of talent management in participation banks in Turkey. In this study, firstly, the literature related to human resources management, strategic human resources management and talent management process is examined and necessary concepts are explained. Then, after informing about the interest-free banking system, information about the human resources policies of participation banks was included. Finally, data were collected by the qualitative research method of in-depth interview techniques in 5 participation banks in Turkey, of which 2 are state-owned and 3 owned by private equity. Interviews were conducted with managers in human resources departments, which are practitioners and supervisors of talent management approach. According to the findings obtained from the interviews; except for one bank with private capital, talent management practices were found to be below the desired level. Moreover, it is found that the level of utilization of talent management and its sub-dimensions in private participation banks is much higher than that in public participation banks.
Ortaokul müdürlerinin sorun çözme yeterliklerinin yetenek yönetimi bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada bir devlet ortaokulundaki yöneticilerin yaşadığı sorunlar belirlenmiş, belirlenen sorunların çözümü için yetenek yönetimi uygulamaları doğrultusunda tasarım gerçekleştirilerek okul müdürünün yetenek yönetimi bağlamında sorun çözme yeterliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemleri çatısı altında bulunan tasarım tabanlı araştırma modeli ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak görüşme, gözlem ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okulda 6 kategoride toplam 24 sorun alanı tespit edilmiştir. Bu sorunların çözümü için yetenek yönetimi yaklaşımına göre misyon, vizyon ve temel değerler belirleme çalışması yapılarak, yetenek yönetimi aşamalarının uygulanmasına başlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okulda yaşanan sorunların çözümünde en çok kullanılan yetenek yönetimi aşamalarının; hedef ve strateji belirleme, kilit pozisyonları belirleme, gerekli yetkinlikleri belirleme, yetenekleri seçme ve yerleştirme; en az kullanılan aşamaların ise; eğitim ve geliştirme, performans yönetimi ve elde tutma ve bağlılık olduğu görülmüştür. Okul yönetiminde yaşanan sorunların çözümünde yetenek yönetimi yaklaşımının kullanılabilirliğinin %61,3 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre yetenek yönetimi bağlamında okul müdürünün 28 yeterliğe sahip olması gerektiği belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Yetenek, Yetenek yönetimi, Yönetici yeterlilikleri
The effects of different types of firm capabilities on firm performance in economic recession and expansion periods in construction firms
Although various studies have been conducted to explain the effects of firm capabilities on firm performance, it is still unclear whether different types of organizational capabilities contribute to higher organizational performance for firms under periods of economic recession compared to the periods of economic expansion. The aim of this study is to investigate the effects of technological, governance and political capabilities on firm performance in the period of economic recession (i.e., during economic crisis) and in the periods of economic expansion (i.e., before the economic crisis and after the economic crisis periods). For this purpose, five hypotheses have been developed using resource-based theory, transaction cost theory and resource dependence theory. In this study, Turkish contractor firms, which operated in the construction industry are examined. Data were collected from companies via questionnaires. In addition, secondary resources were also used to collect data for political capability by means of autobiographies of firms' owners, journals of the construction industry, economy and business journals, and newspapers and firms' annual announcements. Hypotheses were tested by ordinary Least Squares (OLS) multiple regression analysis. The findings indicate that technological capability, governance capability, and political capability (measured by survey data) each significantly affect firm performance for all the periods. The findings further indicate that the relative importance for firm performance of these capabilities both with respect to different economic periods and to each other in the same economic period depends on, or differ by, the economic period examined and the way that the political capability was operationalized (by survey vs. secondary data). Overall, especially for the period of after-the-crisis expansion, the findings are largely consistent with the hypotheses developed, except those developed for political capabilities, the results of which partly depend on its measurement.
Mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin, yetenek, ilgi ve değerleri ile okudukları bölüm arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı; mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin, yetenek, ilgi ve değerleri ile okudukları bölüm arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılı içerisinde Bursa ilindeki Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Nilüfer Mesleki Eğitim Merkezi ve Osmangazi Mesleki Eğitim Merkezi öğrencilerinin, yetenek, ilgi ve değerleri ile okudukları bölüm arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlandığı için, tarama modeli uygun görülmüştür. Veri toplama aracı olarak, Yıldız Kuzgun tarafından geliştirilen "Kendini Değerlendirme Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin analizinde işlemler SPSS 23.0 paket programı yardımı ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; Nilüfer Mesleki Eğitim Merkezi'nde makine bölümü öğrencilerinin en yüksek yetenek olarak şekil uzay yeteneği en düşük yetenek olarak sözel yeteneği belirtilmiştir. Otomotiv bölümü öğrencilerinin de en yüksek yetenek olarak sayısal yeteneği en düşük yetenek olarak sözel yeteneği belirtilmiştir. Osmangazi Mesleki Eğitim Merkezi'nde erkek ve kadın kuaförlüğü bölümü öğrencilerinin en yüksek yetenek olarak sözel yeteneği, en düşük yetenek olarak şekil uzay yeteneği belirtilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler geliştirilmiştir.
Performans eğitim ilişkisinin irdelenmesi ve çalışan performansının artırılmasında eğitimin rolünün betimlenmesine yönelik bir araştırma
Bu çalışma ile Trakya bölgesindeki bazı kamu ve özel bankaların yönetici ve çalışanlarının performanslarının, mesleki eğitimle olan ilişkisi, eğitimlerinin performanslarına olan katkısı incelenmiştir. Yapılan anketlerden elde edilen sayısal verilerin analizi sonucunda; kırk alt boyuttan otuz beş alt boyutta çalışanların aldıkları eğitimin performanslarını olumlu yönde etkilediği kanaatinde oldukları görülmüştür.Bankacılık sektöründe verilen mesleki eğitimin çalışanların sosyo-demografik özelliklerine göre performansa olan etkisini belirlemeye yönelik yapılan araştırma sonucunda; eğitim ve performans ölçeğine verilen cevaplar doğrultusunda eğitim ve performansa ilişkin dört alt faktör oluşturulmuştur. İlk faktör Çatışma ve Terfilerde Etkinlik alt Boyutu, ikinci faktör Davranış Gelişimi, İletişim ve Yetkinlik alt Boyutu, üçüncü faktör İş Tatmini, Motivasyon ve Performans Artış alt Boyutu ve dördüncü faktör ise İşe ait Teorik ve Pratik Bilgi alt Boyutunu temsil etmektedir. Daha sonra Edirne ve Kırklareli illerinde Kamu ve Özel sektör bankalarında görev yapan memur ve yöneticilerin sosyo demografik ve sosyo ekonomik özellikleri ile söz konusu alt boyutlar arasında anlamlı bir fark olup olmadığı test edilmiş elde edilen bulgular yorumlanarak açıklanmıştır. Tez konumuzla ilgili olarak; eğitimin bir süreç olduğu ve bu sürecin etkin ve verimli olmasına katkıda bulunan yetenek, tutum, motivasyon, yeterlilik, deneyim, eğitim ihtiyacının farkında olma gibi başlıca faktörler olduğunu, bu faktörler arasında sürekli bir etkileşim olduğunu, bu etkileşim sonucunda eğitimin kişiyi geliştirdiğini, böylece performansın az veya çok ama mutlaka geliştiğini söylemek mümkündür. Süreçte bir aksaklık veya başarısızlık söz konusu olmadan önce, geri bildirimin zamanında, etkin olarak ve uygun şekilde yapılması ile performansın artırılabileceği değerlendirilmektedir. İşverenlerin çalışanlarını desteklemesi sonucu, sadece çalışanların memnuniyeti değil, aynı zamanda işteki performansları da artırmaktadır. Çalışanların bir mesleki eğitim programı ile desteklenmeleri, onların işlerine ve kurumlarına olan güven ve bağlılıklarını artırmakta, dolayısıyla performansın ikinci ayağı olan gelecekte yapılması beklenen işler, davranışlar, potansiyel artırılmış olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Performans, Eğitim, Çalışanlar, Ticari banka, Yetenek.
Şirket akademileri uygulamaları ve yetenek yönetimine etkisi: Allianz Akademi ve İnci akademi
Koşulların ve kuralların her geçen gün değiştiği günümüz şartlarında, bilgili olma, teknolojik gelişmeleri takip etme, kurumsal ve bireysel başarı için son derece önemli bir duruma gelmiştir. Bilginin sürekli olarak yenilenmesi hızlanarak değişen dünyaya ayak uydurmak için kritik bir konuya dönüşmüştür. Şirketler, bilginin devamlılığının sağlanması, bilgi ve becerileri en etkin şekilde kazandırabilmesi için bir çok yöntemi denediği görülmekle birlikte bu konuda farklı arayışlara da devam etmektedirler. Son dönemde şirketler bu anlamdaki sorunlarının çözümlerini şirket akademilerine yönelerek aramışlardır. Bu tezin amacı, şirket akademilerinin Türkiye'de algılanma biçimlerini, hangi aşamalarda olduklarını, aksiyon alma durumlarını, akademi amaçlarını ve bu amaçlar kapsamında uyguladıkları yöntemleri ve planlamaları değerlendirmektedir. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeveyi oluşturan ilk iki bölümde şirket akademileri ve yetenek yönetimi olguları anlatılmıştır. Üçüncü bölüm tezin uygulama bölümüdür. Bu bölümde Allianz Akademi ve İnci Akademi ele alınarak, şirket akademilerinin vizyonları, eğitim ve gelişim için yapmış oldukları çalışmalar ve yetenek yönetimi incelenmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye'de bulunan iki şirket akademisi incelenmiş ve yetenek yönetimine olan etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada her bir çalışana yetenek yönetimi süreci için fırsat tanıyan Allianz Akademi, süreçleri verimli ve etkin değerlendirebildiği ve faaliyet alanı nedeniyle bütün çalışanlar için yetenek sürecinin gözlenmesinin zor olduğu bir organizasyon yapısını vurgulayan İnci Akademi'nin ise bu süreçler ile ilgili yeni eğitim programları üzerinde çalıştıkları görülmüştür.
Lise öğrencilerinin kariyer engellerinin yetenek alanlarına göre incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı lise öğrencilerinde (Anadolu Lise), kariyer engelleri ve yetenek alanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanı sıra bu araştırmada lise öğrencilerinin Kariyer Engelleri Ölçeği puanlarının algılanan sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma grubu Adıyaman il merkezinde bulunan Borsa İstanbul Anadolu Lisesi birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda öğrenim gören 244 (%54) kız, 206 (%46) erkek toplam 450 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Algılanan Kariyer Engelleri Ölçeği ve Kendini Değerlendirme Envanteri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde çoklu doğrusal regresyon ve ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, algılanan sosyo-ekonomik düzeye göre kariyer engelleri toplam puanlarının anlamlı olarak farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Bu bulgu ışığında, araştırma grubundaki öğrencilerin kariyer engelleri ve algılanan sosyo-ekonomik düzeyi arasında bir ilişkinin olmadığı söylenebilir. Çoklu doğrusal regresyon analizlerinin sonuçlarına göre şekil-uzay, sözel ve sayısal yetenek puanlarını yordayan kariyer engel alt boyutlarından mesleğin eğitimi ve çalışma koşulları olduğu saptanmıştır. Ayrıca kariyer engeli alt boyutlarından cinsiyet ayrımcılığı, motivasyon eksikliği ve yetersiz hazırlanma, yetenek ve ilgi azlığı, kişisel problemler, mesleğin geleceği ve iş piyasası kısıtlamaları, aile ve çevre etkisi ve taşınma engel boyutlarını yetenek alt boyutları anlamlı olarak yordamadığı bulgusu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularının sonucunda araştırma grubundaki öğrencilerin mesleğin eğitimi ve çalışma koşullarını kariyer engeli olarak algıladıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer Engelleri, Yetenek, Lise
Temel yetenek farkındalığı ve kurumsal sosyal sorumluluk algısının yenilikçilik performansına etkisi
Rekabet üstünlüğü sağlama amacını güden işletme yöneticilerinin üzerinde durmaları gereken konuların başında müşteri yararı sağlayan, rakiplerden işletmeyi farklı kılan, yeni pazarlara giriş imkânı sunan ve işletmenin vizyonuna ulaşmasına katkıda bulunan bir yenilik gerçekleştirmeleri gelmektedir. Bu yenilik sürecinin oluşabilmesi ve başarıya ulaşabilmesi için ise işletmenin iç çevresinde bir temel yeteneğin varlığı önem arz etmektedir. Bunun yanında yeniliğin sürdürülebilir olabilmesi ve kabul görmesi, yani sürdürülebilir yenilikçilik performansı bazı itici dış çevre unsurları tarafından da tetiklenebilmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk bu itici güçler arasında gösterilebilir. Çünkü kurumsal sosyal sorumluluğun çok paydaşlı bakış açısı işletmeleri sürdürülebilir yenilikçilik konusunda öncü olmaya yönlendirmiştir. Esasında bir işletmenin yenilikçilik kapasitesi günümüz keskin rekabet ortamında ön plana çıkmayı sağlamaktadır. Yenilik performansının sürdürülebilirliği için ise hem iç hem de dış çevre faktörlerinin birlikte ele alınması ile mümkün olabilecektir. Bu kapsamda çalışmada yenilikçiliğin sürdürülebilirliği noktasında işletmelerin temel yetenek farkındalıklarının ve kurumsal sosyal sorumluluk algılarının yenilikçilik performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma Kastamonu ilinde bulunan KOBİ'ler de çalışan 403 çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak temel yetenek farkındalığı ölçeği, KSS ölçeği ve yenilikçilik performansı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Oluşturulan hipotezler korelasyon ve regresyon analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ise temel yetenek farkındalığı ile kurumsal sosyal sorumluluk ve bazı alt boyutlarının yenilikçilik performansı üzerinde etkili olduğu görülmüştür
Farklı branşlardaki elit bayan sporcuların 2. ve 4. (2d:4d) parmaklarının oranının sportif performansa etki eden bazı biyokimyasal ve endokrinolojik parametrelerle ilişkisi
Bu çalışma, elit düzeyde spor yapan farklı branşlardaki bayan sporcuların, 2D:4D oranının sportif performans ve sportif performansa etki eden bazı hormon, vitamin ve mineral değerlerle karşılaştırılması ve ilişkisinin araştırılması amacıyla yapıldı.Araştırma elit düzeyde spor yapmakta olan olimpik spor branşlarındaki kadın sporculardan (n=77) (18 Futbol, 12 Voleybol, 14 Hentbol, 9 Boks, 7 Atletizm, 7 Halter, 10 Taekwondo) ve kontrol grubu sedanter kadın üniversite öğrencilerinden (n=26) olmak üzere toplamda gönüllü 103 kadın denek üzerinde gerçekleştirildi.Her iki elin röntgen filmi çekilerek deneklerin 2D:4D oranı filmler üzerinde belirlendi. Deney ve kontrol gruplarının performans değerleri 30m. sprint ve wingate testi ile tespit edildi. Hormon ve vitamin-mineral değerler yapılan kan analizleri sonucunda belirlendi Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 15 istatistik paket programı kullanıldı. Spor branşları ve sedanterler için kan, hormon, parmak oranı, vitamin ve mineral değerleri ve performans özellikleri arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Branşlar arasında farklılığın olup olmadığının belirlenmesi için ANOVA varyans analizi yapılmıştır.Grupların performans düzeylerinin tespit edilmesi amacıyla yapılan PP, AP ve MP değerlenin çalışmaya dahil edildiği wingate ve 30 m. Sptint testlerinde farklı branşlardan oluşan deney grubu ve sedanterler arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark bulunmuştur ( P<0.05 ). 2D:4D oranı, değişik spor branşlarından oluşan deney grubunun tamamında sedanterlerden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur ( P<0.05 ).Çalışmanın sonuçları, düşük 2D:4D oranı ile sportif performans ve bazı hormon değerleri arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu bulgulara dayanarak 2D:4D oranının sportif yeteneğin tespitinde önemli bir belirleyici olabileceği söylenebilir.
9-12 yaş erkek masa tenisi sporcularının branşa özgü yetenek düzeyleri ve fiziksel profillerinin araştırılması
Bu çalışma, masa tenisine ait yetenek modeli çerçevesinde farklı kategorilerde seçilmiş masa tenisçilerin vücut kompozisyonları, somatotip değerleri, antropometrik değerleri motorsal yetenekleri, görme ve branşa özgü becerilerini belirlemek ve ilk 12 sırada yer alanlarla karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya 9-12 yaş arasında 112 üst düzey erkek masa tenisi sporcusu katılmıştır. Araştırma kapsamında İran'da yapılan İran Ulusal masa tenisi müsabakaları sonucunda elemeyle farklı kategorilerde yer alan (ilk aşamada elenen 53 sporcu C grubu, ikinci aşamaya geçen 47 sporcu B grubu ve ilk 12 sırayı alan sporcu A grubu), toplam 112 erkek masa tenisçi yer almıştır. Sporcuların, motorsal yetenek, görme yeteneği, branşa özgü beceri ve antropometrik özellikleri ölçümüdür. Verilerin analizinde ve yorumlanmasında, Regresyon Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Testi, gruplar arası farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılmıştır. Istatistiksel analizler SPSS 16.0 for windows programında yapılmıştır.Çalışma sonucunda; Motorik özellikler (çeviklik, sürat, uzun atlama, mekik ve dikey sıçrama), ile görme yeteneği (yakın sakkadik) değerleri incelendiğinde gruplar arasında farklılıkların anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.05). Ancak vücut kompozisyonu, somatotip değerleri, antropometrik değerleri ve branşa özgü becerilerinde anlamlı fark çıkmamıştır (p>0.05). Somatokart üzerinde somatotip değerleri 112 sporcu için mezomorf-endomorf ve ilk 12 sırayı alanlar için dengeli ektomorf çıkmıştır.Somatokart üzerinde her üç düzeyin somatotiplerini değerlendirdiğimizde sporcuların seviyeleri ve performansı yükseldikçe mezomorf-endomorf komponenti azalırken, mezomorf-ektomorf ve dengeli ektomorfta artış saptanmıştır. Vücut kompozisyonunu masa tenisinde ne kadar etkili olduğu açıklığa kavuşmamıştır. Ancak görüldüğü gibi mezomorf-ektomorf bileşeni bir çok sporda önemli olduğu kabul edilmektedir. Analiz sonuçlarına göre çeviklik, denge, sürat, uzun atlama, mekik, dikey sıçrama ve yakın sakkadik masa tenisinde performansı olumu yönde etkilemektedir. Bu araştırmada ilk 12 sırayı alanlarda dengeli ektomorf baskın çıkmıştır ayrıca alt sıralamalarda yer alanların VYY ilk 12 sırayı alanlardan daha fazla çıkmiştir. VYY yüksek olması performansı olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun nedeni normal gelişim sonucu olabilir. Sonuç olarak doğru eğitim ve beslenme alışkanlığı vücut kompozisyonunu açısından önemlidir.Anahtar Kelimeler: Masa Tenisi, Antropometrik, Somatotip, Motorik Özellikler, Sakkadik