Smartphones

95 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Akıllı cep telefonlarının işlevleri her geçen gün gelişmektedir. Akıllı cep telefonlarının kullanım sıklığı da ülkemizde ve dünyada giderek artmaktadır. Bunun sonucunda da bazı kişilerde bağımlılık belirtilerinin görülmesi ile birlikte davranışsal bir bağımlılık türü olarak akıllı cep telefonu bağımlılığı kavramı gündeme gelmiştir. Bu çalışmada amacımız, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerindeki akıllı telefon bağımlılığı ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve uyku kalitesi arasında olabilecek ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan ve akıllı cep telefonu bulunan 200 öğrenci çalışmamıza dahil edildi. Çalışmaya katılan tüm bireylere sosyodemografik veri formu, akıllı telefon bağımlılığı ölçeği, erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite ölçeği, beck depresyon ölçeği ve Pitssburgh uyku kalitesi indeksi uygulandı. Veriler yüzdelik ve istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya alınanların yaş ortalaması 23,26±2,22, Katılımcıların %57,5'i 15-20 yaş aralığında ilk telefonlarını edinmişlerdi. % 67,5'i telefonu internet erişimi amacı ile kullanıyordu. Bunların %73,0'ı da sosyal ağ içindi. Kadınlarda erkeklere göre BDÖ skorlarında anlamı fark bulundu (p= 0,047). ATBÖ'ye göre katılımcıların % 32'si bağımlıydı. PSQI'ya göre de % 51,5'da uyku kalitesi kötüydü. ATBÖ'ye göre bağımlı olan grupla olmayanlar arasında BDÖ, ASRS ve PSQI skorlarında anlamlı fark bulunmadı. ASRS'ye bakıldığında DEHB olanlarda, olmayanlara göre BDÖ ve PSQI skorları anlamlı derecede fazla bulundu (cf 0,036, p= 0,05). BDÖ'ye baktığımızda Depresyon olanlarda, olmayanlara göre ASRS ve PSQI anlamlı derecede yüksek bulundu (p= 0,001, p< 0,001). PSQI'ya bakıldığında uyku kalitesi kötü olanlarda, olmayanlara göre ASRS ve BDÖ skorları anlamlı derecede yüksek bulundu (p= 0,001, p< 0,001). ATBÖ ile ASRS arasında hafif düzeyde pozitif korelasyon, ASRS ile BDÖ ve PSQI arasında orta düzeyde pozitif korelasyon, BDÖ ile PSQI arasında orta düzeyde pozitif korelasyon tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızda tıp fakültesi öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı olanlar ile olmayanlar arasında Depresyon, DEHB ve Uyku kalitesi arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptayamadık. Anahtar kelimeler: Akıllı cep telefonu bağımlılığı, depresyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, uyku

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+6
Bilge Uzun
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş ve üzeri bireylerde akıllı telefon bağımlılığı düzeyinin incelenmesi

Bu çalışma, 1.8.2022-1.2.2023 tarihleri arasında polikliniğimize başvuran 130 hasta ile yapılmıştır. Hazırlanan anket formu, yüz yüze görüşme yöntemi ile doldurularak veriler toplanmış; bu sayede katılımcıların akıllı telefon bağımlılık düzeylerini saptamak ve bağımlılık düzeylerinin sosyodemografik özellikleriyle ilişkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Katılımcıların %50,8'i (n=66) erkek, %49,2'si (n=64) kadın; yaş ortalamaları ise 32,8±12,1 olarak bulundu. Katılımcıların akıllı telefon bağımlılık ölçeğinden aldığı ortalama puanı 77,8±27,6 bulundu. Katılımcıların yaşları ile akıllı telefon bağımlılık ölçeği puanı arasında zayıf düzeyde, negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0,001). Katılımcıların %67,7'si (n=88) bekardır. Bekarların akıllı telefon bağımlılık ölçeği puan ortalamaları evlilere göre daha yüksektir (p<0,001). Katılımcıların %41,5'i (n=54) öğrencidir. Öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık ölçeği puan ortalamaları çalışan ve emeklilere göre daha yüksektir (p=0,007). Katılımcıların %56,2'sinin (n=73) geliri giderine eşitti. Geliri gidere eşit olanların, diğer gelir gruplarına göre akıllı telefon bağımlılık ölçeği puan ortalaması daha yüksektir. Katılımcıların cep telefonu değiştirme sıklıklarına bakıldığında %59,2'sinin (n=77) 4 yıl ve üstü süre arayla cep telefonlarını değiştirdiği görülmüştür. Değiştirme aralıkları uzadıkça akıllı telefon bağımlılık ölçeği puanı azalmaktadır. Bu çalışma örneklemimiz için akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini göstermiştir; ancak, bağımlılık tanısı koyabilmek için ölçeğin belirli bir kesim noktası olması gerekir. Akıllı telefonların aşırı kullanımı ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir. Aile hekimlerinin bu bozukluk konusunda yeterli bilgiye sahip olmaları, bu bozukluğu tanımaları ve uygun tedavi yaklaşımları sergilemeleri büyük önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: akıllı telefon bağımlılığı, bağımlılık, aile hekimliği, cep telefonu

Aile hekimliğiAkıllı telefonlarBağımlılık+2
Muzaffer Yüce
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alaca ilçe merkezindeki lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı ve psikososyal faktörler

Bu çalışma ile Alaca İlçe merkezindeki lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının ve psiko-sosyal faktörlerin belirlenmesi amaçlandı. Kesitsel türdeki bu araştırma, Eylül 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında yapıldı. Çalışma kapsamına 18 yaş altındaki 655 öğrenci dâhil edildi. Araştırma verilerinin toplanmasında kullanılan anket formunda öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini sorgulayan bilgi formu, akıllı telefon bağımlılığının belirlenmesinde Akıllı Telefon Bağımlılığı-Kısa Formu, öz-saygı düzeyinin belirlenmesinde Coopersmith Öz-Saygı Envanteri ve depresyon düzeylerinin belirlenmesinde Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği kullanıldı. Araştırma için Hitit Üniversitesinden Etik Kurul onayı alındı. Araştırmanın verileri SPSS 21.0 programı aracılığı ile bağımsız gruplarda t testi, One-Way Anova (Post-hoc Tukey), Ki-kare testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Değerlendirmelerde p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Araştırma grubunun %58'i erkek, %42'si kız olup yaş ortalamaları 15,7±1,2 yıldı. Tüm öğrencilerin %41,8'inde, kız öğrencilerin %44'ünde erkek öğrencilerin %40,3'ünde akıllı telefon bağımlılığı riski saptandı (p>0,05). Öğrencilerin yaş grupları depresyon üzerinde etkili bulundu (p<0,05). Sigara içimi, fast-food tüketimi ve öğün atlama açısından akıllı telefon bağımlılığı riski daha yüksekti (p<0,05). Telefonunun görünüşü ile internette fazla geçirilen sürenin, akıllı telefonun günlük kontrol edilme sıklığı ve akıllı telefonla geçirilen sürenin artmasıyla akıllı telefon bağımlılığı riskinin arttığı tespit edildi (p<0,05). Akıllı telefon kullanımına ilişkin görme ile sorun yaşayanlarda akıllı telefon bağımlılığı riski ve öz-saygı anlamlı ölçüde daha yüksekti (p<0,05). Olumsuz aile ilişkileri, baskıcı aile tutumu, zayıf öğretmen-öğrenci ilişkisi ve düşük akademik başarı akıllı telefon bağımlılığı riskini artırıcı etkiye sahipti (p<0,05). Akıllı telefon kullanımıyla ilgili ailesiyle sorun yaşayanların oranı %31,5 olup bu öğrencilerde akıllı telefon bağımlılığı riski ve öz-saygı anlamlı ölçüde yüksekti (p<0,05). Kendisini akıllı telefon bağımlısı olarak değerlendirenlerin oranı %16,2 olup bu öğrencilerde akıllı telefon bağımlılığı riski ve öz-saygı daha yüksekti. Akıllı telefon bağımlılığı ile akıllı telefonun kontrol edilme sıklığı, akıllı telefonla ilgilenme süresi, günlük internet süresi ve öz-saygı arasındaki ilişki anlamlı bulundu (p<0,05). Bu çalışmada lise öğrencileri arasında akıllı telefon bağımlılığı riskinin yüksek olduğu, akıllı telefon bağımlılığı riskinin psiko-sosyal faktörlerden etkilendiği belirlenmiştir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+3
Burcu Daysal
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Deprem sonrası post travmatik stres bozukluğu belirtileri ile nomofobi ilişkisi

Amaç: Cep telefonları, insanların birbirleri ile iletişim kurmasını ve güncel haberleri takip etmeyi sağlayan en önemli araçlardan biridir. Teknolojik gelişmeler nedeniyle telefonların fazla kullanımı beraberinde bazı biyopsikososyal sorunlar da getirmiştir. Cep telefonundan ayrı kalma korkusu olarak da tanımlanan nomofobi de bunlardan birisidir. Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri yaşayan kişiler huzursuzluk, irritabilite ve anksiyete semptomları gösterebilirler. Travmaya maruz kalmış kişilerin, ihtiyaç duyduklarında telefonla iletişim kurma ve erişilebilir olma isteği ve ihtiyacının daha fazla olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin nomofobi düzeylerini artırabilecek bir risk faktörü olduğu düşünülmüştür. Bu çalışma, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri ile nomofobi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma kapsamında 25.04.2023-25.06.2023 tarihleri arasında Ekin Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran, 18-65 yaş arası, okur-yazar, gönüllü 329 kişi çalışmaya katılmıştır. Çalışmayı sürdüremeyecek seviyede bişilsel işlev kaybı olanlar ve mental ya da fiziksel kısıtlılığı olan kişiler dışlanmıştır. Katılımcılar sosyodemografik veri formu, Türkçe Nomofobi Ölçeği ve DSM-5 için Travma Sonrası Kontrol Listesi (PCL-5) ölçeklerini doldurdu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 39,52±11,72 yıl olup, kadınların oranı % 52,6 erkeklerin oranı % 47,4 olarak gerçekleşmiştir.Çalışmamızda nomofobi ölçeğinden alınan puanlar incelendiğinde 2 katılımcıda (%0,6) nomofobi olmadığı, 128 katılımcıda (%39,02) hafif düzeyde, 141 katılımcıda (%42,98) orta düzeyde, ve 58 katılımcıda (17,68) aşırı düzeyde nomofobi olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların PCL-5 puanı ortalaması 2,98 olup katılımcılarda orta düzeyde bir stres bozukluğu gözlenmiştir. Katılımcılarda nomofobi ve PCL-5 puanları arasında orta düzeyde pozitif korelasyon bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışma deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu ve nomofobi arasındaki ilişkiyi incelemiş ve bulgular travma sonrası stres bozukluğu semptomlarının nomofobi düzeyini artırabileceğini göstermiştir. Bu kapsamda, bu iki önemli konuyu anlamak ve çözümlemek için gelecekteki çalışma ve politika önerilerinin daha kapsamlı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Deprem, Nomofobi, Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Akıllı telefonlarCep telefonuDeprem+3
Korhan Kanat
Hitit University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

BassDifüzyon Modeli: Türkiye'de akıllı telefon satışlarının öngörülen ortalama pazar payları

1960 yıllardan günümüze kadar uzanmış difüzyon modellerinden karma difüzyon modeli olarak adlandırılan Bass Difüzyon Modeli (BDM), literatürde en çok kullanılan modellerden biri olmuştur. Bu model, yenilikçi ve taklitçi adı verilen müşterilerin etkileşiminden hareketle yeni ürünlerin ilk satışlarını öngörmeyi amaçlar. Bu yapılan çalışmada da Türkiye'de satış yapan sekiz firmanın akıllı telefonlarının pazar paylarını dikkate alarak, SEKK tahmin yöntemi ve BDM yardımıyla, çıkarabilecekleri yeni akıllı telefonların pazar payları yüzdelik olarak öngörülmek istenmiştir. Elde edilen veriler ışığında, LG firmasına ait yeni akıllı telefonun piyasada daha uzun kalacağı öngörülmüştür. Taklitçi müşteriler tarafından en çok satın alınacak yeni akıllı telefonun Lenovo markasına, yenilikçi müşteriler tarafından en çok satın alınacak yeni akıllı telefonun da Avea markasına ait öngörülmektedir.

Akıllı telefonlarCep telefonuPiyasa payı+4
Melih Kara
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılıkları ve fiziksel aktiviteye katılım motivasyonları arasındaki ilişkisi

Bu araştırma kapsamında Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin akıllı telefon bağımlılıkları ve fiziksel aktiviteye katılım motivasyonları arasındaki ilişkinin tespiti amaçlanmaktadır. Öğrencilerin yaşlarına, cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri bölümlere, lisanslı spor yapma durumlarına göre akıllı telefon bağımlılığı ve fiziksel aktiviteye katılım motivasyonları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmada, Kwon ve arkadaşları tarafından geliştirilen Noyan ve arkadaşları tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile Demir ve Cicioğlu tarafından geliştirilen Fiziksel Aktiviteye Katılım Motivasyonu Ölçeği 461 gönüllü öğrenciye uygulanmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde istatistiki yöntem olarak frekans, yüzde dağılımları, ikili gruplar için bağımsız örneklem t-testi, çoklu gruplar için tek yönlü varyans analizi, ilişkiyi belirlemek için ise; pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Fark testlerinde p anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda tüm katılımcıların spora katılım motivasyonlarının yüksek olduğu, demografik değişkenler açısından incelendiğinde; akıllı telefon bağımlılıklarının ise 18-21 yaş katılımcıların 22-25 yaş katılımcılara göre yüksek olduğu, fiziksel aktiviteye katılım motivasyonlarının cinsiyet değişkenine göre kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre yüksek olduğu, bölüm değişkenine göre incelediğimizde rekreasyon bölümü öğrencilerinin motivasyonlarının yüksek olduğu, spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin düşük olduğu, antrenörlük bölümü öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılıklarının yüksek, spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin ise düşük olduğu, lisanslı spor yapma değişkenine göre incelediğimizde lisanslı spor yapanların lisanslı olmayanlara göre akıllı telefon bağımlılıkları ve fiziksel aktiviteye katılımlarının yüksek olduğu, ayrıca katılımcıların akıllı telefon bağımlılığı ile fiziksel aktiviteye katılım motivasyonları arasında negatif anlamda ilişki tespit edilmiştir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkFiziksel aktivite+4
Bahadır Aligül
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adolesanlarda internet, akıllı telefon bağımlılığı ve ilişkili faktörler

Amaç: Çalışmada, Manisa İli Şehzadeler İlçesi'nde 9-10-11. sınıfta öğrenim gören adolesanlarda akıllı telefon ve internet bağımlılığı sıklığını saptanmak ve bağımlıkla ilişkili faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki araştırma Manisa'da merkez bir ilçenin 9., 10. ve 11. sınıf öğrencileri arasında 21.02.2023-14.03.2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmaya 227'si 9. sınıf, 215'i 10. Sınıf ve 258'i 11. sınıf öğrencisi olmak üzere 700 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri internet bağımlılığı ve akıllı telefon bağımlılığı olma durumudur. İnternet bağımlılığının değerlendirilmesi için Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ) kullanılmış, ≥50 puan alanlar internet bağımlısı, ≤49 puan alanlar ortalama kullanıcı olarak tanımlanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı için Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği – Kısa Versiyonu (ATBÖ-KV) kullanılmış, ≥29.5 puan alanlar "akıllı telefon bağımlılığı" var olarak kabul edilmiştir. Bağımsız değişkenleri ise; adolesanlara ait sosyodemografik ve yaşam biçimi özellikleri; akıllı telefon kullanım özellikleri; internet kullanım özellikleri, U.C.L.A Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği, Çocuklar İçin Epidemiyolojik Çalışmalar Merkezi Depresyon Ölçeği oluşturmaktadır. Veriler SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler sayı, yüzde, Ort ± ss, ortanca (min-max) ile değerlendirmiştir. Tek değişkenli sürekli verilerde Student t test, kategorik verilerde Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Çok değişkenli analizde logistik regresyon analizi kullanılmıştır. Kritik tip 1 hata değeri <0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 700 adolesanın yaş ortalaması 15.9 ± 0.9'dur. İnternet ve akıllı telefon kullanmaya başlama yaşı sırasıyla ortalama 10.5±2.8 ve 12.1±2.2'dir. Araştırma grubunun %22.7'si (%20.4'ü riskli kullanıcı, %2.3'ü bağımlı) internet bağımlısıdır. Akıllı telefonu olan katılımcıların %51.2'sinde akıllı telefon bağımlılığı mevcuttur. Günlük ekran süresi ortalama 4.3 ± 2.9 saattir. Lojistik regresyon son modele göre; özel okulda öğrenim gören adolesanların 3.2 (%95GA 1.4-7.4) kat, sağlığını çok kötü / kötü olarak değerlendirenlerin 2.5 (%95GA 1.02-6.5) kat, saat 00.00'dan sonra uyuyanların 1.6 (%95GA 1.06-2.5) kat, boş zaman aktivitesi yapmayanların 2.1 (%95GA 1.3-3.4) kat, arkadaşlarıyla daha çok sanal ortamda görüşenlerin 2.0 (%95GA 1.08-3.8) kat, daha önce akıllı telefon veya internetin doğru kullanımı hakkında eğitim almayanların 1.9 (%95GA 1.2-3.0) kat ve akıllı telefon bağımlısı olan adolesanların 3.9 (%95GA 2.4-6.2) kat daha fazla internet bağımlısı olduğu saptanmıştır. Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği toplam puanındaki her bir birimlik artışın da internet bağımlılığı riskini 1.02 (%95GA 1.005-1.03) kat artırdığı saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığıyla ilgili yapılan lojistik regresyon son modeline göre; internet bağımlısı olan adolesanlarda olmayanlara göre 4.0 (%95GA 2.5-6.4) kat daha fazla akıllı telefon bağımlısı olarak saptanmıştır. Çocuklar İçin Epidemiyolojik Çalışmalar Merkezi Depresyon Ölçeği toplam puanındaki her bir birimlik artış akıllı telefon bağımlılığı riskini 1.03 (%95GA 1.01-1.04) kat artırmaktadır. Sonuç ve Öneriler: Araştırmamızda neredeyse her dört adolesandan birinin internet bağımlısı, her iki adolesandan birinin ise akıllı telefon bağımlısı olduğu saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı riskini artıran durumlar internet bağımlılığı ve depresyon olarak karşımıza çıkmıştır. İnternet bağımlılığı riskini artıran durumlar ise akıllı telefon bağımlılığı, özel okulda okuma, algılanan sağlık düzeylerinin kötü olması, gece 00.00'dan sonra uyuma, boş zaman aktivitesi yapmama, arkadaşlarla daha çok sanal ortamda görüşme, sosyal kaygının yüksek oluşu, akıllı telefonun/ internetin doğru kullanımı konusunda eğitim almamış olmaktır. İki bağımlılık birbirine eşlik etmekte ve birbirlerinin risklerini de artırmaktadır. Bununla beraber en çok risk yaratan durumlardan biri, özel okulda öğrenim görme olduğundan; alınacak önlemlerde özel okullar önceliklendirilmelidir. Adolesanların uyku öncesi akıllı telefon kullanmamasını sağlama gibi uyku hijyenini artırıcı önlemler alınıp, gerçek hayatta hobi edinmelerini sağlamak için öğrenci kulüpleri, kolları vb. daha aktif hale getirilebilir. Ayrıca adolesanların kaygı ve depresyonlarıyla baş etmek için rehberlik ve sınıf öğretmenlerinin de katkısıyla çalışmalar yürütülmelidir. Son olarak teknolojinin doğru kullanımı hakkında okullarda seminerler vermek mücadeleye katkı sağlayabilir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkEkran bağımlılığı+4
Gülsüm Şanlı Erkekoğlu
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı bireylerde akıllı telefon kulanımının ağrı, depresyon, uyku, yaşam kalitesi ve fiziksel aktivite arasındaki ilişkinin incelenmesi

Teknolojinin gelişmesi ve iletişim öneminin de artmasıyla bir bilgisayarın yapabileceği birçok fonksiyonu yerine getirebilen akıllı telefonlar yaşamımızın vazgeçilmez parçası olmuştur. Bilinsiz ve aşırı kullanım durumunda fiziksel ve ruhsal problemlere neden olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı sağlıklı bireylerde akıllı telefon kullanımı ile ağrı, duygu durumu, uyku, yaşam kalitesi ve fiziksel aktivite arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya akıllı telefon kullanan 308 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin sosyodemografik bilgileri kişisel bilgi formu ile değerlendirilmiştir. Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği- Kısa Form (ATBÖ-KF) ile akıllı telefon kullanımı, Visual Analog Skala (VAS) ile ağrı düzeyleri, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ile uyku kaliteleri, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile depresyon düzeyleri, Boyun Özürlülük İndeksi (BÖİ) ile boyun fonksiyonel durumları, Oswestry Özürlülük İndeksi (OÖİ) ile bel fonksiyonel durumları, Kısa Form 36 (SF-36) ile yaşam kaliteleri ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (UFAA-KF) ile de fiziksel aktivite düzeyleri değerlendirilmiştir. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edildi ve istatistiksel analizlerde p <0,05 anlamlı kabul edildi. Verilerin analiz sonuçlarına göre ATBÖ-KF ile PUKİ, BDÖ, BÖİ, OÖİ ve boyun ağrısı (VAS) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki; SF-36, UFAA-KF ile de negatif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). ATBÖ-KF ile bel ağrısı (VAS) arasında ise anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir (p>0,05). Sonuç olarak akıllı telefonun aşırı kullanımı durumunda yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyinde azalmalar görülürken, depresyon düzeyleri, boyun ağrısı, bel ve boyundaki özürlülük düzeylerinde artış olduğu gözlendi. Akıllı telefonun kullanımı üzerine bilinçlendirme çalışmaları yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Akıllı telefonlarAğrıCep telefonu+4
Aylin Demir
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin akademik başarı, siber aylaklık, problemli ı̇nternet tüketimi ve ı̇nternet katılım profillerinin ı̇ncelenmesi

Bu çalışma, ortaöğretim öğrencilerinin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerini incelemeyi amaçlayan bir araştırmadır. Mevcut literatürde, seçilen değişkenlerle ilgili olarak lise öğrencilerinden oluşan çalışma grupları için yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu durum, lise öğrencilerinin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerinin anlaşılmasını ve bu bağlamda destekleyici politikaların oluşturulmasını engellemektedir. Araştırmada, öğrencilerin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profilleri, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklığı gibi bağımsız değişkenler temel alınarak karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ayrıca, araştırmanın bağımlı değişkenleri arasındaki ilişkiler de değerlendirilmiştir. İlişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülen bu nicel araştırma, Kırşehir ilindeki özel ve devlet ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören lise öğrencilerini kapsamaktadır. Maksimum çeşitlilik örneklemesi ve gönüllü katılım esasıyla, 598 lise öğrencisi çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma grubu, çoğunlukla (%54,7) Anadolu Liselerinden oluşurken, sınıf düzeyi dağılımında en yüksek oran (%42) 11. sınıf öğrencilerine ve en düşük oran (%11) 12. sınıf öğrencilerine aittir. Cinsiyet dağılımında ise erkek öğrenciler (%58) biraz daha fazladır. Veri toplama sürecinde, öğrencilere sınıf ortamında kağıt-kalem formunda bir veri toplama aracı sunulmuştur. Problemli İnternet Kullanımı ve İnternet Katılım Profili değişkenleri için ölçümler, Şimşek ve Akbulut (2022) tarafından geliştirilen Likert tipi ölçeklerle gerçekleştirilmiştir. Siber aylaklık düzeylerini belirlemek amacıyla araştırma kapsamında bir Likert tipi ölçek geliştirilmiştir. Geçerlik ve güvenirlik bulguları, veri toplama araçları bölümünde raporlanmıştır. Araştırma sorularına ilişkin bulguların elde edilmesi için SPSS (v.26) ve Lisrel (v.8.80) yazılımları kullanılmıştır. Ölçümlerin geçerliğine ilişkin kanıt elde etmek amacıyla açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri uygulanmıştır. Güvenirlik için Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları raporlanmıştır. Bağımsız değişkenlere göre bağımlı değişkenler arasındaki farkların incelendiği durumlarda gerekli varsayımlar karşılandığından t-testi ve tek yönlü ANOVA analizleri raporlanmıştır. Çalışma sonuçları, lise öğrencilerinin cinsiyet, anne eğitim düzeyleri, baba eğitim düzeyleri, ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklıklarına göre akademik başarı, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerindeki farklılıkları ortaya koymuştur. Bulgular, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha yüksek düzeyde problemli internet kullanımı, pasif tüketim ve siber aylaklık davranışlarına sahip olduğunu göstererek, cinsiyete özgü internet kullanım davranışlarının var olabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca, öğrencilerin ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklığı, siber aylaklık ve problemli internet kullanımı ile negatif ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar, internet kullanım davranışlarını düzenleyebilen öğrenciler ile okul dışında 2 saatten fazla süre ders çalışan öğrencilerin, akademik başarılarının yüksek olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçları, lise öğrencilerinin internet kullanımı ve akademik başarıları arasındaki ilişkileri anlamak için önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Elde edilen sonuçlar temelinde politika yapıcılara, okul yöneticilerine, öğretmenlere, velilere ve diğer paydaşlara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Öğrencilerin bilinçli ve sorumlu internet kullanımını desteklemek için politikalar ve eğitimler geliştirilmeli; ebeveynler, çocuklarının internet kullanımını denetleyerek onların akademik başarılarını desteklemelidir. Okul yöneticileri ve öğretmenler, problemli internet kullanımını ve siber aylaklığı azaltacak etkinlikler ve rehberlik hizmetleri sunmalıdır. Eğitim paydaşlarının işbirliği ile öğrencilere sağlıklı dijital alışkanlıklar kazandırılmalı ve akademik başarılarının artırılması hedeflenmelidir.

Akademik başarıAkıllı telefonlarKullanıcı profili+6
Mahmut Sami Sarıyıldız
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının duygusal zeka ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı ile duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan sekiz ortaöğretim kurumunun 9., 10., 11. ve 12. sınıflarında öğrenimine devam eden 456 kadın ve 349 erkek olmak üzere toplam 805 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Lise öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığına ilişkin veriler "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği" , duygusal zekaya ilişkin veriler "Bar-On Duygusal Zeka Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu" ve kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde ANOVA ve Çok Değişkenli Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada lise öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerine (düşük, orta ve yüksek) göre duygusal zekanın kişisel beceriler, stres yönetimi, uyum, genel ruh hali ve olumlu etki boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı yüksek olan grubun akıllı telefon bağımlılığı düşük ve orta olan gruba göre duygusal zekanın kişisel, stres yönetimi, uyum, genel ruh hali ve olumlu etki boyutlarında puanlar anlamlı düzeyde daha düşüktür. Cinsiyete göre akıllı telefon bağımlılığı ve duygusal zeka puanlarında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Akıllı telefon bağımlılığı ile duygusal zeka arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Akıllı telefon bağımlılığı ile duygusal zekanın kişisel beceriler, stres yönetimi, uyum, genel ruh hali ve olumlu etki boyutları arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Duygusal zekanın stres yönetimi boyutu akıllı telefon bağımlılığının tüm boyutlarını (akıllı telefon bağımlılığı, gündelik yaşam bozuklukları, yoksunluk, sanal yönelimli ilişki, olumlu beklenti, aşırı kullanım ve dayanma) yordamada önemli bir değişken olarak belirlenmiştir. Ayrıca duygusal zeka ölçeğinin kişisel beceriler boyutu akıllı telefon bağımlılığının dayanma boyutunu; duygusal zeka ölçeğinin uyumluluk boyutu akıllı telefon bağımlılığının hem olumlu beklenti hem de dayanma boyutlarını yordayan önemli değişkenler olarak belirlenmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zeka, Akıllı Telefon Bağımlılığı, Ergen.

Akıllı telefonlarDuygusal zekaErgenler+2
Sevda Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akıllı telefon ve konvansiyonel yakın aktivitenin yakın refleksler ve binokülarite üzerindeki etkisi

Amaç: Yaygınlaşan akıllı telefon kullanımı, oküler fonksiyonlar üzerinde basılı metin okuma (kitap) gibi konvansiyonel aktivitelere göre benzer veya farklı yönde etki ediyor olabilir. Bu çalışmada akıllı telefonların akomodasyon, konverjans ve binokülarite ölçümleri üzerine olası etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yöntem: Yirmili yaşlarda, oküler fonksiyonlar açısından uygun 50 erişkin, öncelikle akomodatif konverjan/akomodasyon oranı (AK/A), akomodasyon amplitüdü (AA), pozitif ve negatif rölatif akomodasyonlar(PRA& NRA), konverjans ve diverjans amplitüdleri (PFV& NFV), konverjans yakın noktası(KYN) ve heteroforya varlığı, binokülarite ölçümleri yapılarak kontrol grubu oluşturuldu. Aynı gönüllüler sabit aydınlatılmış bir oda ve sabit bir pozisyonda 40 cm mesafeden 30 dk boyunca bir kitap okumaları istenerek ölçümler tekrarlandı, bu ölçümler kitap okuma grubu olarak kaydedildi. Bir başka oturumda ise aynı gönüllüler aynı şartlarda tek bir telefondan 30 dk boyunca bir film izlenmesi istenerek ölçümler tekrarlandı ve telefon yakın aktivite grubu olarak kaydedildi. Kitap okuma grubu, telefon grubu ve kontrol grubu değerleri birbiri ile kıyaslandı. Bulgular: Tüm grupların karşılaştırılması sonucunda; AK/A oranı, sağ ve sol göz için AA ve yakın PFV değeri her iki yakın aktivite ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştır (p<0,001, p<0,01, p<0,01 ve p=0,018). İki aktivite arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Konverjansın yakın noktasının değeri ve ekzoforyası olan kişilerin ekzoforya şiddeti her iki yakın aktivite ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artmıştır (p<0,001). İki aktivite arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Negatif rölatif akomodasyon ve uzak NFVdeğerinin karşılaştırılması sonucunda kontrol grubu ile kitap okuma aktivesi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmezken, telefon aktivitesi sonrası ölçülülen NRA değerleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştı (p<0,001 ve p= 0,011). 67 Sonuç: Günümüzde yakın dijital aktivite kitap okuma yakın aktivitesinin yerini almaya başlamıştır. Akıllı telefon yakın aktivitesi NFV ve NRA değerlerinde azalma, ekzoforya şiddetinde artışa neden olmuştur. Çalışmamızın telefon kullanımı açısından günlük hayat yakın aktivitesinin küçük bir kısmını yansıttığı göz önünde bulundurularak, foryanın manifest kaymaya dönüşümü gibi olası yan etkiler açısından hastalarımızın bilgilendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon, Yakın Görme Kompleksi, Füzyonel Verjans, Binokülarite, Dijital Göz Yorgunluğu

Akıllı telefonlarCep telefonuGörme+3
Duygu Güler
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişki ile sosyotelist olma durumlarının incelenmesi

Teknolojinin hızla gelişmesi ile akıllı telefonlar günlük hayatımızın pek çok alanında vazgeçilmez hale gelmektedir. Yaptığımız birçok işte kolaylıklar sağlayan akıllı telefonun aşırı kullanımı riskleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle aile içinde varlığını sürdüren ve günümüzde sanal bağımlılık olarak da ifade edilen sosyotelizm davranışı gitgide yaygınlaştığı gözlenmektedir. Sosyotelizm davranışı kişiler arası etkileşimin önüne geçmekte olup aile içi iletişimimizi olumsuz etkilediği söylenebilir. Bu nedenle araştırmamız çocuklu ebeveynler arasından seçilen 400 kişi ile yapılmıştır. Bu çocuklu ebeveynlerin 206'sı anneden 194'ü babadan oluşmaktadır. Bu araştırmanın amacı; ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişki ile sosyotelist olma durumları arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olup, ebeveyn-çocuk ilişkisinin olumlu ya da olumsuz olmasının ebeveynlerin sosyotelist puanlarını anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığını belirlemektir. Verilerin toplanmasında Genel Sosyotelist Olma Ölçeği (GSOÖ), Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Ölçeği (EÇİÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS programından yararlanılmıştır. Sosyotelizm ile ebeveyn-çocuk ilişkisi düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelayon analizi sonucunda sosyotelizm ile ebeveyn-çocuk ilişkisi arasında negatif yönlü düşük düzeyde (r=-0.14) anlamlı (p<.01) bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları olumlu ilişki ve olumsuz ilişki puanlarının sosyotelizm puanlarını yordayıp yordamadığına bakmak amacıyla yapılan Regresyon analizinin sonucuna göre ise ebeveyn-çocuk ilişkisinin alt boyutları olan olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi ve olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi düzeylerinin sosyotelizmi %7 oranında yordadığı tespit edilmiştir. Ayrıca; ebeveynlerin olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi puanları sosyotelizm puanlarını anlamlı düzeyde yordamakta, ebeveynlerin olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi puanları sosyotelizm puanlarını anlamlı düzeyde yordamamaktadır. Bu sonuçlarla beraber ebeveynlerin sosyotelizm düzeylerinin; cinsiyet, aktif kullanılan sosyal medya hesabı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini bulmak için yapılan Bağımsız Örneklemler T testi sonucuna göre kadın ve erkek ebeveynlerin sosyotelizm puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Ebeveynlerin sosyotelizm düzeylerinin; yaş, eğitim durumu, ekonomik düzey, meslek, günlük telefon kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini bulmak için ise yapılan Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonuçlarına göre yaş, eğitim durumu, meslek, günlük telefon süresi değişkenleri ile sosyotelizm puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak ekonomik düzey değişkeni ile sosyotelizm puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sosyotelizm davranışının artması ile kişilerarası iletişimin zedeleneceği dolayısıyla toplumun temel yapı taşı olan ailede, ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişki kalitesini düşüreceği düşünülmektedir. Yüz yüze iletişimi geliştirmek ve ilişki kalitesini arttırmak adına düzenli dijital cihaz kullanma zaman aşımı dönemleri, ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmesi gibi farkındalık uygulamalarından yararlandığımızda sosyotelizm davranış riskinin azalacağı dolayısıyla sosyotelist olmamızın önüne geçilebileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyotelizm, Sosyotelist, Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Aile içi ilişkilerAkıllı telefonlarBağımlılık+7
Esra Örtücü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip olup olmama ile ailelerin bilgi-iletişim teknolojilerine bağımlılık düzeyleri ve sosyal dışlanma etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, engelli çocuk sahibi olan ve olmayan ebeveynlerin internet, akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığı ve sosyal dışlanmışlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya, engelli çocuk sahibi olan 102 ebeveyn ile engelli çocuk sahibi olmayan 102 ebeveyn katılmıştır. Çalışmada, engelli çocuk sahibi olma bakımından internet, akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişki karşılaştırılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları "Young Internet Bağımlılığı Ölçeği – Kısa Form","Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği", Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği – Yetişkin Formu" ve "Sosyal dışlanmışlık Ölçeği" olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bakım veren kişinin anne olması bakımından sosyal dışlanmışlık – maddi yoksunluk düzeylerinin anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, ebeveynin engelli çocuk sahibi olma durumu ile araştırma değişkenleri arasındaki korelasyon değerlerinin daha yüksek ve pozitif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan doğrusal regresyon sonuçlarına göre sosyal haklar alt boyutlarının ebeveynlerin internet bağımlılığı skorlarını anlamlı biçimde yordadığı bulunmuştur. Bununla birlikte, katılımcıların internet bağımlılığı skorları, sosyal medya bağımlılığı alt boyutları ve akıllı telefon bağımlılığı değişkenleri bakımından anlamlı bir biçimde yordanmaktadır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, engelli çocuk sahibi olan ebeveynlerde maddi boyutta sosyal dışlanma düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen sonuç doğrultusunda, engelli çocuk sahibi ailelere yönelik desteğin yapılandırılabileceği ve ilerleyen dönemlerde çalışmaların bu doğrultuda ilerletilebileceği öne sürülebilir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkEbeveynler+6
Şenel Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Problemli akıllı telefon kullanımı ve kendini sabotaj ilişkisinde öz düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada öz düzenlemenin problemli akıllı telefon kullanımı ve kendini sabotaj arasındaki ilişkide aracı rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan 379 lisans öğrencisine Öz Düzenleme, Akıllı Telefon Bağımlılığı ve Kendini Sabotaj ölçeklerinin uygulanması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öz düzenlemenin problemli akıllı telefon kullanımı ve kendini sabotaj arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunmaktadır. Öz düzenleme ile kendini sabotaj ve problemli akıllı telefon kullanımı arasında negatif, kendini sabotaj ile problemli akıllı telefon kullanımı arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Araştırmada ayrıca akıllı telefon bağımlılığı ölçeği alt boyutlarından alınan puanların cinsiyete ve akıllı telefonun birincil kullanım amacına göre anlamlı ölçüde farklılaştığı; bunun yanı sıra cinsiyete göre akıllı telefonların birincil kullanım amaçlarının da farklılaştığı bulunmuştur. Sosyal medyanın, akıllı telefonların birincil kullanım amaçları arasında problemli akıllı telefon kullanımı ile en çok ilişkili bulunan kullanım amacı olduğu görülmektedir. Araştırmada akıllı telefonlarda hangi uygulamaların en sık kullanıldığına dair bilgiler de elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Problemli akıllı telefon kullanımı, öz düzenleme, kendini sabotaj, bağımlılık, akıllı telefon uygulaması

Akıllı telefonlarKendini sabotajProblem davranış+3
Mahmut Yay
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin bağlanma stilleri ve sosyal kaygıları ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ergenlerin akıllı telefon bağımlılığı ile bağlanma stilleri ve sosyal kaygıları arasındaki ilişki incelenmektedir. Araştırmanın örneklemi 208 kadın ve 202 erkek olmak üzere toplam 410 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Versiyonu (ATBÖ-KV), Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ),Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri-Kısa Formu (EABE-KF) uygulanmıştır. Elde edilen veiler SPSS paket programı ile yorumlanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçekler; cinsiyet, yaş, sınıf, yaşanılan yer değişkenlerine göre karşılaştırmasında bağımsız iki örneklem t testi (independent samples t test); okul başarı durumu ve anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) testi uygulanmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu belirlemek amacıyla Tukey post hoc testinden yararlanılmıştır. Akıllı telefon bağımlılığının, sosyal kaygı ve bağlanma stilleri ile arasındaki ilişkide Pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda sosyal kaygıları yüksek olan ergenler ile güvensiz bağlanma stiline sahip olan ergenlerin akıllı telefon bağımlılık düzeylerinin yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon bağımlılığı, bağlanma stilleri, sosyal kaygı

Akıllı telefonlarBağlanmaBağlanma stilleri+6
Bişar Görür
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Serbest zamanda sıkılma algısı, akıllı telefon bağımlılığı ve yalnızlık düzeyi ilişkisi (Lise öğrencileri örneği)

Araştırmanın amacı, lise eğitimi veren okullarda öğrenim gören öğrencilerin serbest zamanda sıkılma algısı, akıllı telefon bağımlılığı ve yalnızlık düzeylerinin belirlenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma evrenini, Manisa İli Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı lise eğitimi veren okullarda öğrenim gören öğrenciler oluştururken, çalışma grubunu ise öğrenciler içerisinden akıllı telefon sahibi olan ve kolayda örneklem metodu ile seçilen yaş ortalamaları 505 erkek (Ortyaş=16.26± 1.11) ve 564 (Ortyaş=16.17± 1.04) kadın olmak üzere toplam 1069 (Ortyaş=16.21± 1.08) gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Noyan vd. (2015) tarafından yapılan "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu" (ATBÖ-KF), Kara, Gürbüz ve Öncü (2014) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Sıkılma Algısı Ölçeği" (SZSAÖ) ve Yıldız ve Duy (2014) tarafından yapılan UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu (UYÖ-KF) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, MANOVA, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Araştırma bulgularında; ATBÖ-KF'ye ilişkin ANOVA test sonuçlarının "telefon kullanma saati" ve "fiziksel aktivitelere katılım sıklığı", UYÖ-KF'ye ilişkin ANOVA test sonuçlarının "günlük telefonu kontrol etme", "telefon kullanma saati", "akıllı telefon bağımlılığı durumu", "serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme" ve "fiziksel aktivitelere katılım sıklığı" ve SZSAÖ'ye ilişkin MANOVA test sonuçlarının ise "cinsiyet", "günlük telefonu kontrol etme", "telefon kullanma saati", "akıllı telefon bağımlılığı durumu", "serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme" ve "fiziksel aktivitelere katılım sıklığı" değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. SZSAÖ alt boyutlarından "sıkılma" alt boyutu ile UYÖ-KF arasında pozitif yönde düşük düzeyde ve "doyum" alt boyutu ile UYÖ-KF arasında ise negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak; katılımcıların ATBÖ-KF, UYÖ-KF ve SZSAÖ'ye ilişkin ortalama puanları çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaştığı, öğrencilerin ATB düzeyi puan ortalamalarının yüksek olduğu, serbest zamanda sıkılma algıları yükseldikçe yalnızlık düzeylerinin yükseldiği ve serbest zamandan doyumlarının azaldığı, fiziksel aktivitelere katılım yükseldikçe ise akıllı telefon bağımlılığı ve yalnızlık ve sıkılma algısı düzeylerinin azalarak, doyumlarının arttığı sonucuna varılmıştır.

Akıllı telefonlarBoş zamanFiziksel rekreasyon+6
Turan Akar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinin akıllı telefon internet bağımlılığı ve fiziksel aktivite düzeylerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinin Akıllı telefon, İnternet bağımlılığının ve Fiziksel Aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler (yaş, cinsiyet, fakülte vb.) açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2018-2019 Eğitim öğretim yılı Manisa Celal Bayar Üniversitesinin Mühendislik fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi ve Uygulamalı Bilimler Yüksekokulunda eğitim öğretim faaliyetlerine devam eden 868 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ)", "İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ)" ve "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UAFAA)" uygulanmıştır. Parametrik dağılan veriler için, demografik değişkenlere ilişkin farklılıkların tespit edilebilmesinde Independent Sample T-Test ve ANOVA testi kullanılmıştır. Gruplar arasında tespit edilen istatistiksel farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlenmesinde Post-hoc testlerinden LSD testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. UAFAA-KF ile ATBÖ-KF ve İBÖ arasındaki ilişkiyi tespit etmek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, UAFAA-KF ile ATBÖ-KF (r= -0.075; p<0.05) ve İBÖ (r= -0.076; p<0.05) arasında düşük seviyede ve negatif yönde bir ilişkinin olduğu, ayrıca ATBÖ-KF'nun ile İBÖ (r= 0.660; p<0.05) arasında orta seviyede ve pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, İBÖ ve UAFAA-KF toplam puanlarının erkek katılımcılarda daha yüksek olduğu, serbest zamanlarını kampüs dışında değerlendiren katılımcıların ATBÖ-KF puanlarının daha yüksek olduğu, spor kulübüne üye olan katılımcıların UAFAA-KF puanlarının daha yüksek olduğu, gelir düzeyi değişkenine göre çok "kötü" ve "çok iyi" grubunda olan katılımcıların UAFAA-KF'na ilişkin toplam ortalama puanlarının daha yüksek olduğu, yurtta kalan katılımcıların UAFAA-KF puanlarının daha düşük olduğu ve haftalık serbest zaman süresi "1-5 saat" olan katılımcıların ATBÖ-KF puanlarının daha yüksek olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak, Fiziksel aktivite yapan bireylerin akıllı telefon bağımlılığı üzerinde pozitif etkisi olduğu aynı zamanda akıllı telefon bağımlılığı düzeylerinin arttıkça internet bağımlılığı düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Fiziksel aktivite etkinliklerinin çeşit ve içeriğinin artırılarak üniversite öğrencilerinin bağımlılık riskinin düşürülmesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkFiziksel aktivite+3
Melek Bozan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sıkışmışlık hissi ve telefon bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde bulunan öğrenci katılımcıların sıkışmışlık hissi ve telefon bağımlılığı düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden kolaydan örnekleme modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, 97 kadın 193 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel bilgi formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı (Kısa Form) ölçeği ve Sıkışmış Hissetme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Normallik sınaması analizlerinde basıklık ve çarpıklık değerleri (+1,5 ve -1,5) dikkate alınırken (Tabachnick ve Fidell, 2013); homojenlik sınamasında Levene testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren değerler için parametrik testlerden ikili karşılaştırmalar için Independent T testi, ikiden çok karşılaşma için One Way Anova testi kullanılmıştır. Ayrıca Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında akıllı telefon bağımlılığının cinsiyet ve sınıf değişkenine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sıkışmış hissetmenin alt boyutu olan dışsal faktörler de t testi analizi sonucunda; yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Sıkışmışlık hissi alt boyutlarının kendileri arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sıkışmışlık hissi alt boyutları olan dışsal faktörler ve içsel faktörler akıllı telefon bağımlılığı ile orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sıkışmış hissetme ve telefon bağımlılığı arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sıkışmışlık hissi alt boyutları arasında yüksek düzeyde anlamlı ilişkinin, dışsal faktörler ve içsel faktörler ortalamalarının artmasının akıllı telefon bağımlılığının artmasını etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Üniversite, Öğrenci, Sıkışmışlık Hissi, Telefon Bağımlılığı

Akıllı telefonlarBağımlılıkCelal Bayar Üniversitesi+6
Sinem Can Erçok
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında Düzce ili Merkez ilçesinde bulunan Yeşiltepe, Aydınpınar ve Hürriyet Ortaokulları çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Okulların seçiminde tabakalı örneklem tekniği ile basit tesadüfi yöntem kullanılmıştır. 8. sınıfta öğrenim gören 331 öğrenci örneklemi oluşturmakta ve evreni temsil ettiği düşünülmektedir. Bu araştırma "Nicel Yöntem"de olup "İlişkisel Tarama Modeli"nde tasarlanmıştır. Belirlenen okulların 8. sınıf öğrencilerine anket uygulaması 22.09.2020 ile 20.10.2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formunun yanında Konuşma Kaygısı Ölçeği ( Keşaplı ve Çifci, 2017), Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Hazar ve Hazar, 2017), Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (Özgenel, Canpolat ve Ekşi, 2019), Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği - Kısa Versiyonu (Şata ve Karip, 2017) kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22 programı ile yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının normallik dağılımına uygun olup olmadığı Kolmogorov-Smirnov Testi ile değerlendirilmiş ve ölçeklerin analizi için ikili grupların karşılaştırılmasında parametrik testlerden Bağımsız Örneklemler T Testi, ikiden fazla grubun ortalamalarının karşılaştırılmasında Tek Yönlü Anova Testi ve farklı puan değerine sahip değişkenlerin karşılaştırılmasında Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin konuşma kaygıları; cinsiyet, anne baba eğitim seviyesi, sahip olunan dijital araç sayısı, dijital araçları kullanım süreleri ve başarı değişkenleri bakımından incelenmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arttıkça konuşma kaygılarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Konuşma Kaygısı, Dijital Oyun Bağımlılığı, Sosyal Medya Bağımlılığı, Akıllı Telefon Bağımlılığı

Akıllı telefonlarKonuşma kaygısıOrtaokul öğrencileri+6
Neslihan Alturan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı ergenlerde akıllı telefon kullanım düzeyi ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu semptom şiddeti ilişkisi

AMAÇ: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) dikkat dağınıklığı, hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri ile kendini gösteren nörogelişimsel bir bozukluktur. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte akıllı telefon kullanım sıklığının da giderek artması ve DEHB'li hastalarda başta madde bağımlılıkları olmak üzere internet, kumar gibi bazı davranışsal bağımlılıkların sık görülmesi DEHB'nin başka bir davranışsal bağımlılık türü olan akıllı telefon bağımlılığında risk faktörü olabileceğini gündeme getirmiştir. Bu çalışmada amacımız DEHB semptom şiddetinin akıllı telefon bağımlılığında yordayıcı bir faktör olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna cevap aramaktır. GEREÇ ve YÖNTEM: Araştırmaya DEHB tanısı almış veya bu bozuklukla takip edilmekte olan 12-18 yaş arası 98 ergen dahil edildi. Çalışmada Sosyodemografik Veri Formu, Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği Kısa Formu, Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği kullanıldı. BULGULAR: Çalışmamızda 98 olgunun 35'i (%35,7) akıllı telefon bağımlılığı açısından riskli bulundu. Cinsiyetler arasında akıllı telefon bağımlılığı açısından anlamlı fark bulunmadı (p=0,322). DEHB alt tipleri kıyaslandığında da akıllı telefon bağımlılığı açısından aralarında anlamlı fark bulunmadı (p=0,586). Anne yaşı, baba yaşı ve eğitim durumları, babada psikopatoloji bulunması gibi sosyodemografik faktörlerle akıllı telefon bağımlılığı arasında ilişki saptanmazken, annede psikopatoloji bulunması akıllı telefon bağımlılığı ile ilişkiliydi (p=0,025). Yine akıllı telefon kullanım süresi ile akıllı telefon bağımlılığı ilişkili olup 4 saatten fazla telefonla vakit geçirenlerin ölçek puanları 0-2 saat (p=0,001) ve 2-4 saat (p=0,031) arasında vakit geçirenlere oranla anlamlı derecede yüksekti. Conners alt ölçekleriyle akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişki incelendiğinde; Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile Conners Öğrenme (r=0,282, P=0,005), Kaygı (r=0,258, P=0,010) ve toplam puanları (r=0,259, P=0,010) arasında pozitif yönde zayıf bir anlamlı korelasyon saptandı. Davranış bozuklukları, hiperaktivite ve psikosomatik belirti alt ölçekleriyle Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçek puanları arasında anlamlı korelasyon saptanmadı. SONUÇ: Araştırmamızda DEHB semptom şiddeti arttıkça akıllı telefon bağımlılık riskinin de yükseldiği bulunmuştur. Ayrıca elde ettiğimiz verilere göre annede psikopatolojinin eşlik ediyor olması, ergenlik döneminde akıllı telefonla daha uzun süre vakit geçirilmesi de akıllı telefon bağımlılığı açısından risk faktörüdür. DEHB'nin klinik özelliklerinin, örneğin alt tiplerinin ve eşlik eden komorbiditelerin akıllı telefon bağımlılığına etkilerine yönelik ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Akıllı telefonlarBağımlılıkBelirti ve semptomlar+4
Funda Dandıl
Gaziantep University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefon pazarında marka imajının müşteri sadakati üzerindeki etkisinde müşteri memnuniyetinin aracılık rolü

Rekabetin giderek arttığı, her gün yeni markaların ve modellerin pazara dâhil olduğu akıllı telefon sektöründe işletmeler rakiplerine kıyasla tüketicilerin kendilerine bağlanmalarını ve tekrarlı alışveriş yapmalarını sağlamak için çeşitli stratejiler geliştirme çabası içerisine girmişlerdir. İşletmelerin tüketicileri sadık birer müşteri konumuna getirebilmesi için gerekli olan faktörler incelendiğinde marka imajı ve müşteri memnuniyeti değişkenlerinin öne çıktığı görülmektedir. Bu doğrultuda hazırlanan çalışmanın amacı, akıllı telefon pazarında marka imajının müşteri sadakati üzerindeki etkisinde müşteri memnuniyetinin aracılık rolünün olup olmadığını tespit etmektir. Bu çerçevede kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 385 nihai akıllı telefon kullanıcısından çevrimiçi anket yoluyla elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. Araştırma kapsamında marka imajının müşteri sadakati üzerindeki etkisinde müşteri memnuniyetinin aracılık rolünü belirlemek amacıyla Baron ve Kenny'nin (1986) dört adımlı yöntemi olan Nedensel Adım Yaklaşımı kullanılmıştır. Aracılık modelinin istatistiksel olarak anlamlılığını belirlemek için Sobel Testi kullanılmış ve sonuç istatiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Çalışma sonucunda, marka imajının müşteri memnuniyeti ile müşteri sadakati üzerinde doğrudan etkisi olduğu ve aynı zamanda müşteri memnuniyetinin de müşteri sadakatini doğrudan etkilediği tespit edilmiştir. Çalışmanın temel amacı olan, marka imajının müşteri sadakati üzerindeki etkisinde müşteri memnuniyetinin 'kısmi aracı' değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Akıllı telefonlarCep telefonuMarka+3
Gamze Uludağ
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin cep telefonu kullanımı ve dijital oyun oynama alışkanlıklarının incelenmesi

Bilgisayar, cep telefonları ve dijital gelişmelere paralel olarak hızla artan teknoloji insan hayatında birçok değişimi beraberinde getirmiştir. Özellikle oyun oynama alışkanlıklarında önemli değişimler görülmüştür. İnternet kullanımına uyumlu akıllı telefonların yaygınlaşması ile birlikte cep telefonlarında oynanabilen oyunlar kullanıcılar tarafından daha çok tercih edilmeye başlanmıştır. Bu araştırma ile spor bilimleri alanında öğrenim gören öğrencilerin cep telefonu kullanım sıklıkları ve oyun oynama alışkanlıkları incelenmiştir. Araştırma tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Türkiye'deki üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinde veya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Spor Bilimleri Fakülteleri veya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları arasında tesadüfi yöntemle belirlenmiş altı fakülteden 304 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özellikleri, cep telefonu kullanım durumları, oyun oynama nedenleri ve cep telefonu kullanım amaçları olmak üzere dört ana başlıkta hazırlanmış anket formu online olarak uygulanmıştır. Araştırma verileri SPSS 24,0 paket program kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizlerinde yüzde, frekans, t testi ve varyans analizleri uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde katılımcıların %47'si kadın, %53'ü erkek, %34,2'sinin 8 yıl ve üzeri cep telefonu kullandığı, %35,5'inin gün içerisinde 3-5 saat telefonla zaman geçirdikleri, %66,4'ünün 1 saat cep telefonlarında oyun oynadıkları, %81,2'sinin akşam ve gece vakitlerinde oyun oynadıkları ve genellikle sportif oyun türlerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların oyun oynamayı sevdikleri, oyunda başarılı olunca mutlu oldukları ve tekrar oynamak istedikleri belirlenmiştir. Oynanan oyunların bağımlılık yaptığını düşündükleri ama oyun oynamayı zamanı boşa geçirmek olarak görmediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcıların oyunların eğitim amaçlı kullanılabileceğini, şiddet içerikli oyunların kişilerde olumsuz etkiler yaratabileceği tespit edilmiştir. Katılımcıların oyun oynama nedenleri ile cinsiyet, yaş, okudukları bölüm ve spor branşları arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Katılımcılar arasında oyunlara para harcayanların ve oyunda karakteri olanların daha yüksek sürelerde oyun oynadıkları belirlenmiştir. Araştırma grubunun oynadıkları oyun türü ile cep telefonu kullanım amaçları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Araştırma grubunun cep telefonu kullanım amaçları ile cinsiyet, yaş, bölüm ve spor branşları arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Katılımcıların cep telefonu kullanım amaçlarına bakıldığında internete bağlanma oranlarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların gelir durumu, cep telefonu kullanma süresi, günlük cep telefonu kullanım süresi, günlük mobil oyun oynama süresi, gün içinde oyun oynanan zaman dilimlerinin cep telefonu kullanma amaçları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak; araştırmada yer alan üniversitelerin spor bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin cep telefonu kullanım düzeylerinin ve dijital oyun oynama sürelerinin yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Cep telefonu, Dijital Oyun, Öğrenci

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+4
Zülküf Can
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri ve başa çıkma stratejilerinin incelenmesi

Mobil teknolojilerin gelişmesiyle birlikte bireyler günlük yaşantılarında sıklıkla akıllı telefonları kullanmaktadır. Bu cihazların tercih edilme nedeni olarak internete erişme, uygulama yükleme gibi özelliklerinin yanı sıra kolay taşınabilir olması ve bir bilgisayarın yapabileceği işlemleri yapabilmesi gösterilebilir. Ancak bu cihazlar, bireylerin amaç dışı ve aşırı kullanması sonucunda akıllı telefon bağımlılığı gibi olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. Akıllı telefon bağımlılığı, bireylerin mobil cihazına herhangi bir sebepten dolayı erişemediğinde veya mobil cihazı ile iletişimi gerçekleştiremediğinde yaşadığı stres, kaygı olarak tanımlanmaktadır. Literatür incelendiğinde akıllı telefon bağımlılığının davranışsal bir bağımlılık çeşidi olduğu görülmektedir. Bireylerin telefonlarına ulaşmadıklarında kaygı, stres yaşadıkları gibi günlük planları veya sorumlulukları erteleme gibi davranışlar sergilemesi nedeniyle söz konusu araştırma önemli görülmektedir. Bu araştırma ile üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri ve başa çıkma stratejilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın örneklemi 2018-2019 eğitim-öğretim yılı içerisinde kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen bir devlet üniversitesindeki Eğitim Fakültesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma, 977 gönüllü öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiş olup 30 öğrencinin eksik ve hatalı bilgi girişinden dolayı 947 öğrenci üzerinden analizler yapılmıştır. Araştırmada, "Kişisel Bilgi Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından geliştirilen "Akıllı Telefon ile Başa Çıkma Stratejilerini Belirleme Anketi"nden elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu veriler, bilgisayar ortamında "SPSS 22" programı ile analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi 0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, araştırmanın amaçlarına göre ilgili başlıklar altında sunulmuştur. Sonuç olarak araştırmada kullanılan ölçeğin kesme puanları dikkate alındığında, 701 kadın öğrenciden 306'sının (%43,65) ve 246 erkek öğrenciden 101'inin (%41.05) bağımlılık riskinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık düzeylerinde; cinsiyete, sınıf düzeyine, bölüme ve akıllı telefon kullanma yılına göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, yaş ve ortalama aylık internet kullanım kotasına göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Araştırmanın bir başka bulgusuna göre akıllı telefon ile günlük olarak ortalama; konuşma, mesajlaşma, eğlence amaçlı kullanma (video, oyun, sosyal medya vs.), eğitim amaçlı kullanma ve internet kullanma süreleriyle akıllı telefon bağımlılığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Bu cihazların eğitim amaçlı kullanımı dışında diğer kullanım amaçlarında sürenin artması akıllı telefon bağımlılığı düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ile başa çıkmada; hobilere vakit ayırma, akıllı telefonlarını göremeyecekleri bir yere bırakma (ör: dolaba kitleme), mobil paketler yüklememe ya da sınırlı paketler seçme, telefonu kapalı tutma, sosyal çevresiyle ya da aile fertleriyle vakit geçirme, sosyal medya hesaplarını silme gibi stratejileri sıklıkla tercih ettikleri görülmüştür.

Akıllı telefonlarBağımlılıkBaşa çıkma+3
Özer Çelik
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefonlar ile uygulanan dikey sıçrama testlerinin geçerlik ve güvenirliğinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, dikey sıçrama becerisinin, akıllı telefonlarda bulunan uygulamalar aracılığı ile yapılan ölçümlerinin geçerlik ve güvenirlik düzeyinin belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, yaşları 18-25 arasında olan 42 (10 kadın, 32 erkek) sporcu ve 37 (21 kadın, 16 erkek) sedanter, toplam 79 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak: Jumpmetre, Smart/speed jump, Jumpster (telefon) ve Myjump (telefon) testleri olmak üzere 4 farklı yöntem kullanılmıştır. Her bir ölçüm 2 kez tekrar edilmiş ve ölçümler arasında 5'er dakikalık dinlenme süreleri verilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde; SPSS (Ver.15) analiz programında yer alan tanımlayıcı istatistiksel analizler kullanılmıştır. Shapiro Wilk's testi sonucunda verilerin normal dağıldığı anlaşıldığından karşılaştırma analizleri için parametrik testler tercih edilmiştir. Grup içi karşılaştırmalar için "Paired Sample t Testi", gruplar arası karşılaştırmalar için ise "Independent Sample t Testi" kullanılmıştır. Ayrıca, gruplardan elde edilen test sonuçları arasındaki ilişki katsayılarını belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Yanılma düzeyi "α" 0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen veriler incelendiğinde; dikey sıçrama testlerinin grup içi karşılaştırma sonuçlarına göre testlerin hiçbirinde 1. ölçüm ile 2. ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı fark çıkmamıştır. Kadınlarda 4 ölçüm yönteminin 1. ve 2. ölçümleri arasında sadece Smart Jump test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark çıkarken (p<0,05) erkekler için 4 ölçüm yönteminin 1. ve 2. ölçüm sonuçları arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır. Sporcu ve sedanter grupların grup içi karşılaştırma sonuçlarına bakıldığında sedanter grubun Smart Jump ölçümlerinden elde edilen değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark çıkarken (p>0,05) diğer sıçrama testlerinin hiçbirinde 1. ölçüm ile 2. ölçüm sonuçları arasında anlamlı fark çıkmamıştır. Kadın/erkek sporcu ve sedanter katılımcıların 1. ölçüm ile 2. ölçüm skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark çıkmamıştır. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre katılımcıların gerçekleştirdiği 4 dikey sıçrama testi arasında aynı yönlü ve yüksek ilişki katsayıları bulunmuştur. Ayrıca, Jumpster ile Jumpmetre skorları arasında ve Smart Jump ile Myjump skorları arasında diğer sonuçlara göre çok daha yüksek korelasyonlar olduğu ve bu nedenle Jumpster ölçümlerinin daha çok Jumpmetre ölçümleri ile Myjump ölçümlerinin ise daha çok Smart Jump ölçümleri ile benzeştiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon, Dikey Sıçrama, Geçerlik, Güvenirlik

Akıllı telefonlarBeden eğitimiDikey sıçrama+3
Özlem Balkıç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00

Related subjects