Uncertainty

97 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin Covid-19 kaygısı ve belirsizlik karşısındaki tutumlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin Covid 19 kaygısı ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin psikolojik sağlamlıklarına etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla araştırma farklı bölgeleri temsil edecek şekilde 6 üniversitenin öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan 405 katılımcıdan 222'si ve 183'ü erkektir. Verilerin toplanmasında Koronavirüs Anksiyete Ölçeği (KAÖ) (Biçer ve ark., 2020), Belirsizliğe Karşı Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) (Sarıçam ve ark,2014), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) (Doğan, 2015) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları için Cronbach Alfa değerleri hesaplanmış ve ölçeklerin güvenilir oldukları tespit edilmiştir. İkili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi uygulanarak KAÖ, BTÖ-12 ve KPSÖ düzeylerinin; cinsiyet, aşı yaptırma durumları, Covid 19 geçirme durumları, kronik rahatsızlık durumları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. KAÖ, BTÖ-12 ve KPSÖ düzeylerinin üniversite öğrencilerinin medeni durumları ile arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Çalışmaya katılan öğrencilerin ölçek puanlarının fakültelere göre incelenmesinde Kruskall Wallis H Testi uygulanarak; Fakülte grupları arasında "KAÖ" ve KPSÖ düzeyleri açısından incelendiğinde anlamlı bir farklılık görülmektedir (p<0,05). Fakültesi, Eğitim Fakültesi, olanlarda KAÖ ve KPSÖ düzeyleri diğer fakültelere göre anlamlı derecede daha düşük olduğu görülmüştür. Fakülte grupları ile BTÖ-12 açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir. KAÖ düzeyleri ile KPSÖ düzeyleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki görülmektedir (r= -0,319, p<.0,05). KAÖ'den elde edilen puan arttıkça KPSÖ puanı azalmaktadır. BTÖ düzeyleri ile KPSÖ düzeyleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki görülmektedir (r= -0,253, p<.0,05). BTÖ'den elde edilen puan arttıkça KPSÖ puanı azalmaktadır.

BelirsizlikCOVID 19Eğitim psikolojisi+5
Mihriban Kazımoğlu Çakar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Belirlilik, belirsizlik ve risk durumlarında sermaye bütçelemesi: Türk bankacılık sektörü üzerine bir uygulama

İşletmeler genellikle çeşitli kaynaklardan sağladıkları fonları çeşitli yatırım araçlarında değerlendirmekte ve işletme değerini maksimize edecek yatırım bileşimlerini bulma konusunda çalışmalar yapmaktadırlar. Sermaye bütçelemesi de uzun süreli varlık yatırımlarını ifade ettiğinden dolayı yatırımlar içerisinde en fazla öneme sahip, geri dönülebilirliği düşük ve likiditesi az olan yatırımlardır. Bu sebeple işletme açısından riski en fazla olan yatırımlardır. Belirli bir üretim gücünün elde edilebilmesi için yapılan yatırımlar içerisinde sabit varlıklara yaptıkları yatırımların kapsamı bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde yaşanan ekonomik krizler, konjonktürel durum ya da mevsimsel etkiler işletmelerin yatırım kararları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Ekonominin genel trend etrafındaki bu hareketliliği işletmeleri belirsizlik ve risk ortamını tanımlama ve buna uygun politikalar geliştirmeye zorlamaktadır.Bu tezde İMKB'ye kote olmuş bankaların sabit varlık yatırımlarının hangi seviyede olduğu ve likidite durumları ile karlılıkları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlilik, belirsizlik ve risk koşulları altında belirlenmeye yönelik bir denemede bulunulmaktadır. Bu amaca ulaşmada ilgili veriler, banka bilançoları ve gelir tablolarından yararlanılarak oran analizi ve risk analizi yöntemleri ile elde edilmiştir.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde sermaye bütçesi teknik yönden ele alınmış, ikinci bölümünde ise araştırmanın uygulama bölümüne ışık tutacak belirlilik, belirsizlik ve risk kavramları ele alınmıştır. Son bölümde ise İMKB'deki bankacılık sektörüne ilişkin likite, karlılık, sermaye oranları hesaplanmış ve risk analizleri yapılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında ise sermaye bütçelemesi analizinin bankacılık sektörü için hayati öneme sahip olduğu, finansal şirketlerin karlılık oranlarının büyümeleri üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu, sermayenin aktiflere oranını yüksek olan işletmelerin bu dönemde daha çok karlılık gösterdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Sermaye Bütçelemesi, Risk Analiz Yöntemleri, Belirlilik, Belirsizlik, Risk, Sermaye Yapısı, Sermaye Maliyeti, Net Bugünkü Değer Yöntemi.

Bankacılık sektörüBankalarBelirlilik+5
Ali Yeniay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Parasal belirsizlik ve borsa getirisi: Türkiye örneği

Belirsizlik kavramı, son yıllarda yatırımların belirleyicilerinden biri olarak ekonomiliteratüründe önemli bir yeresahiptir.Bir ülkeye ait genel ekonomik görüntü, makroekonomik performans ile ölçülmektedir. Döviz kurunda ya da paraarzında oluşacak bir dalgalanma aynı zamanda borsadaki yatırımcıları da etkileyecektir. Oluşacak belirsizlikler uzundönemde hisse senedi getirilerini olumsuz etkilemektedir. Belirsizliklerin farklı kökenleri olsa da bu çalışmadaparasal belirsizliğin göstergesi olarak para arzı belirsizliği ve döviz kuru belirsizliği seçilmiştir. Zaman serisiveri grubu kullanılarak reel döviz kuru belirsizliği ve para arzı belirsizliği arasındaki bağ deneysel olarakincelemiştir. Bu çalışmada kullanılan veri setleri, Döviz kuru efektif alış ve para arzı (M2) serileri TürkiyeCumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) istatistiklerinden eldeedilmiştir. İMKB'de farklı sektörlerde faaliyet gösteren beşşirket ve holdingin hisse senedi getirileri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler 1986:5 ve 2012:2 döneminikapsamaktadır. Öncelikle seriler birim kök testi yapılarak trent etkisinden arındırılmışlardır. Döviz kuru ve paraarzı belirsizliği ARCH/GARCH testleri ile hesaplanmıştır.Döviz kuru ve para arzı değişkenlerinin belirsizlikleri ile borsa getirisinin göstergesi olan değişkenler arasındailişki olup olmadığı Engle-Granger ko-entegrasyon testi ile regresyon analizine tabi tutulmuştur. Ele alınan beşşirketin İMKB getirisi ile döviz kuru ve para arzı belirsizlikleri arasında bir koentegrasyonun var olduğu tespitedilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda, döviz kuru ve para arzı belirsizliklerinin İMKB'de faaliyetgösteren şirketlerin getirisi üzerinde önemli bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Belirsizliği, Para Arzı Belirsizliği, Borsa Getirisi, Arch Model, Garch Model, Ko-entegrasyon.

ARCH modelBelirsizlikBorsa+7
İsmail Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Belirsizlik ve risk algısının firma performansına etkisi

Günümüzde rekabet sadece firmalar arasında değil aynı zamanda firmaların tedarik ağ yapıları içinde de yaşanmaktadır. Ayrıca tüm bu rekabet koşulları giderek daha fazla belirsizleşen çevre koşulları altında gerçekleşmektedir. Teknolojinin hızla gelişimi, artan rekabet ortamı, müşteri beklenti ve ihtiyaçlarının değişmesi, fiyat farklılıkları firmaların belirsiz ortamda karar almasına (vermesine) ve bunun neticesinde çeşitli riskler ile karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu noktada firmalar belirsizlik ve riskin yarattığı yıkıcı sonuçlar ile baş edebilmek ve bunların etkilerini azaltabilmek için çeşitli stratejileri (esneklik, tedarik zinciri görünürlüğü, tedarik zinciri risk uygulamaları) tedarik ağ yapıları ile birlikte geliştirmekte ve uygulamaktadır. Bu bağlamda çalışma; esneklik, çevresel belirsizlik ve tedarik zinciri görünürlüğü kavramları ile risk ve tedarik zinciri risk uygulamaları arasındaki ilişkiyi inceleyerek; bunların işletme performansı üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket uygulanmış (200 firma) ve araştırma hipotezleri "korelasyon" ve "regresyon" analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; çevresel belirsizlik ile risk, tedarik zinciri görünürlüğü ile tedarik zinciri risk uygulamaları arasında anlamlı ilişkiler bulmanın yanı sıra, tedarik riski ile işletme performansı arasında negatif, tedarik zinciri risk uygulamaları ile işletme performansı arasında pozitif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir.

BelirsizlikBelirsizlik parametreleriFirma performansı+5
Semir Ölmez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Belirsizliğe tahammülsüzlüğün kompulsif satın alma davranışına etkisi ve COVİD-19 korkusunun düzenleyici rolü

Her geçen gün değişen dünya düzeni sistemi karşı koyulamaz bir çarkın içine sokmuş, yıkıcı neticeleri olan bazı olaylar toplumların ve bireylerin yaşantılarının majör bir şekilde değişmesine sebebiyet vermiştir. Bunlardan biri olan Covid-19 pandemisi hastalığın bilinmezliği yönüyle bireyler üzerinde karşı koyulamaz bir kaygı, endişe ve korku durumu yaratmıştır. Bazı bireyler bu tramvatik süreçlerle başa çıkmak için kompulsif satın alma davranışı gibi mekanizmalara yönelme eğilimindedirler. Covid-19 pandemi süreci gibi yüksek bir belirsizlik durumunun yaşandığı anlarda bu mekanizmaya adapte olmak kısa bir süre için bireye psikolojik bir rahatlama sağlasa da uzun vadede yıkıcı ve geri dönülemez sonuçlar yaratabilmektedir. Pandemi süresi boyunca bireylerin sergiledikleri tutumlar pazarlama ve psikoloji perspektifinden tahlil edilmeye çalışılmaktadır. Bu araştırmada da belirsizliğe tahammülsüzlüğün kompulsif satın alma davranışına etkisi ve Covid-19 korkusunun düzenleyici rolünün olup olmadığını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye genelindeki 18 yaş üzeri tüketicilerden elde edilen veriler doğrultusunda analiz gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kurularak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda belirsizliğe tahammülsüzlüğün ilk boyutu olan ileriye dönük kaygının kompulsif satın alma davranışına pozitif yönde etki ettiği görülmüştür. Belirsizliğe tahammülsüzlüğün bir diğer boyutu olan engelleyici kaygınında kompulsif satın alma davranışına pozitif yönde etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca ileriye dönük kaygının kompulsif satın alma davranışına etkisinde Covid-19 korkusunun düzenleyici rolü olduğu tespit edilmiştir. Engelleyici kaygının kompulsif satın alma davranışına etkisinde ise Covid-19 korkusunun düzenleyici rolü olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Belirsizliğe tahammülsüzlük, tüketici davranışı, kompulsif satın alma davranışı, Covid-19 korkusu

BelirsizlikBelirsizliğe tahammülsüzlükCOVID 19+3
Yaprak Arcagök
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating graduate ELT students' uncertainty experiences and uncertainty management

The present study aims to explore graduate ELT students' uncertainty experiences and how they manage uncertainty in the classroom and the thesis period. In order to achieve this goal, the mixed method research design was adopted to collect data. The quantitative data were collected through a questionnaire consisting of 44 items and it was applied to 60 ELT graduate students studying at different universities in Turkey. The qualitative data were obtained from interviews conducted with 10 participants in a convenience sampling approach. The results indicated that there are various sources of uncertainty such as course-related, social, cognitive, and physical. In addition, it was found out that ELT graduate students had both positive and negative appraisals and emotions towards uncertainty. The findings also revealed that students employ various strategies to manage uncertainty in the classroom and the thesis period including reducing uncertainty, maintaining and resolving uncertainty, and ignoring uncertainty. There is no study about graduate ELT students' uncertainty experiences and its management both in the classroom and the thesis period. Hence, this study's findings could redound to both educators and researchers in terms of understanding graduate ELT learners' actions derived from uncertainty and contribute to the field by providing theoretical insights. Keywords: uncertainty, uncertainty experiences, uncertainty management

UncertaintyUncertainty parametersLanguage education+5
Büşra Şatır
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hareketli nesne veri tabanlarında modelleme ve erişim yapılarının tasarımı ve gerçeklenmesi

BelirsizlikHareketli nesnelerİndeksleme
Mustafa Utku Kalay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Genel denge kuramı

BelirsizlikGenel denge kuramıSabit nokta teoremleri+1
Kaan İrfan Öğüt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Etnik girişimci işletmelerin kurumsallaşma düzeyleri ile belirsizlikten kaçınma dereceleri arasındaki ilişkinin araştırılması: Polonya örneği

Günümüzde işletmeler hızla değişen çevre koşullarına adapte olabildikleri ölçüde hayatta kalmaktadır. Bu değişimlere uyum sağlayabilme sürecinde, işletmeler için kurumsallaşma işletmeler için kilit bir rol oynamaktadır. İşletmelerin kurumsallaşma düzeylerini; insan etkisinden sıyrılarak sistematikleştirilmesi ve standartlara kavuşturulması belirlemektedir. Bu çalışmada, kurumsallaşma düzeylerinin belirlenmesini sağlayan bileşenler olan formalleşme, profesyonelleşme, özerklik, sosyal sorumluluk, şeffaflık ve tutarlılık bileşenlerinin, Hofstede'in kültürün boyutları çalışmasında yer alan belirsizlikten kaçınma bileşenine olan etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında Polonya'da faaliyetlerini sürdüren etnik girişimlerden Türk girişimciler özelinde 41 katılımcı ile yüz yüze görüşülerek anket formu aracılığı ile veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlara göre kurumsallaşmanın bileşenlerinden olan formalleşme, profesyonelleşme, özerklik ve tutarlılık ile belirsizlikten kaçınma düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken; şeffaflık ve sosyal sorumluluk bileşenleri ile belirsizlikten kaçınma düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Etnik girişimci, kurumsallaşma, kültür, belirsizlikten kaçınma.

BelirsizlikEtnik gruplarEtnik ilişki ağları+5
Ali Furkan Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ilaç firması çalışanlarının iş tecrübeleri, algıları ve nitelikli emeğin değersizleşmesi karşısındaki stratejileri

1990'ların başından bugüne sosyal bilimlerin en fazla tartıştığı kavramların başında hiç kuşkusuz küreselleşme ve neoliberal ekonomik dönüşümler gelmektedir. Çok farklı şekillerde tanımlansa da küreselleşme kapitalizmin yeni bir evresi olarak ortaya çıkmış ve dünyanın her köşesine sirayet ederek küresel çapta dönüşümlere sebep olmuştur. Farklı boyutları bulunan bu sürecin en başta gelen yönü neoliberal piyasa ekonomisinin küresel çapta etkinlik kazanması olmuştur. Yine bu dönemde gelişen neoliberal ekonomik politikalarla birlikte sermayenin küresel çapta hareketliliği ve yayılmasını da sağlarken emek ve sermaye arasındaki ilişkileri de derinden etkilemiştir. Ayrıca, bu politikalar II Dünya Savaşından beri gelişen üretim modelini, yani Fordist üretim modelinin yerine postfordist modeli geçirmiştir. Diğer bir deyişle sürekli, güvenceli kitlesel üretim modeli yerine süreksiz, güvencesi, örgütsüz, oldukça esnetilmiş bir üretim modeli ve iş gücü ortaya çıkmıştır. Bu dönem 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan emek ve sermaye arasındaki göreli uzlaşmanın bozulduğu dönem olmuştur: önce mavi yakalı emeğin değersizleşmesi sürecini çok geçmeden beyaz yakalı emeğin dönüşümü izlemiştir. Nitelikli emeğin prekaryalaşma süreci 2000'li yılların başından itibaren ülkemizde de da yaygın olarak görülmektedir. Araştırma, küresel ekonominin başat aktörlerinden ilaç firmalarını temsil eden 'tıbbı satış temsilcilerinin' kendi anlatımlarından yola çıkarak; iş tecrübeleri, algıları, iş güvencesi ve mesleğin dönüşümü karşısında stratejilerinin incelemeyi amaçlamıştır. Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası şirketlerin, serbest piyasa koşullarında pazarın lider şirketleri olduğu bilinmektedir. Bu anlamda ilaç sektörünün çalışanları olan Tıbbi Satış Temsilcileri, sermayenin emek gücü üzerindeki değişimlerini inceleyebileceğimiz bir sektörü temsil etmektedir. Özellikle yeni çalışma koşullarının nitelikli emek gücü üzerindeki etkilerini esneklik, güvencesizlik ve belirsizlik ekseninde etkilerini incelemek çalışmanın merkeze koyduğu irdeleme alanları olmaktadır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada farklı illerden ve farklı firmalardan otuz dört (n= 34) 'tıbbi satış Temsilcisi'yle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Pandemiden dolayı her türlü kısıtlamanın olduğu dönemde dahi, yoğun piyasa rekabetinde sermayenin nitelikli emek gücü üzerindeki otorite ve baskısı, iş güvencesizliğinin yarattığı kaygı netlikle görülebilir durumdadır. Sektörün çalışanlarında ortaya çıkan bu baskı ve kaygıyı nasıl yönettiklerine dair içerikler bulgularımızda ortaya çıkmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tıbbi Satış Temsilcileri, Belirsizlik, Esneklik, Güvencesizlik, Küreselleşme, Nitelikli Emek, İlaç Şirketleri

BelirsizlikEsneklikGüvencesizlik+6
Filiz Feryal Petek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarikçi entegrasyonu ve çevresel belirsizliğin ihracat performansına etkisi

Uluslararası pazarlarda rekabetin artması ve belirsiz çevrelerin oluşması sonucu işletmeler tedarikçileri ile yakın ilişkiler kurarak ihracat performanslarını arttırdıkları literatürde yer alan çalışmalarda ispatlanmıştır. Bu çalışmanın yapılmasındaki neden ise ticaretin yoğun bir şekilde gerçekleştiği Gaziantep'te, Gaziantep Sanayi Odası'na kayıtlı üretim yapan işletmelerin tedarikçi entegrasyonu ile ihracat performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çevresel belirsizliğin bu iki değişken üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Gaziantep'te bulunan 153 üretim işletmesine anket uygulaması yapılmıştır. Anket yöntemi ile toplanan veriler, istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda tedarikçi entegrasyonunun ihracat performansını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği ve çevresel belirsizliğin tedarikçi entegrasyonunu pozitif, ihracat performansını ise negatif yönde anlamlı olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

BelirsizlikPerformansPerformans değerlendirme+6
Can Özcan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal finans açısından kadınların yatırım alışkanlıkları: Manisa örneği

Geleneksel finans; kişilerin her zaman rasyonel karar verebildiği, geleceğe dair tahminlerde önyargı taşımadığı ve piyasaların etkin olduğu varsayımları temelinde geliştirilmiştir. Bundan dolayı geleneksel finans kuramları insanların rasyonel hareket ettikleri varsayımından hareket eder ve psikolojik faktörleri yok sayar. Yapılan ampirik çalışmalarda bu varsayımların yanıldığını gösteren bulgular tespit edilmiş, belirsizlik ve risk altında kişilerin sürekli surette rasyonel davranmadıkları görülmüştür. Bireylerde bulunan bu irrasyonel davranışları açıklamak üzere sosyolojinin ve özellikle psikolojinin katkılarıyla gerçekleştirilen çalışmalar davranışsal finansı, literatüre kazandırmıştır. Modern bir finansal davranış olgusu olan davranışsal finans özellikle kişilerin duygu ve düşünceleri üzerinde sebep olduğu yönlendirmelerle yatırım kararlarını olumlu veya olumsuz şekillerde etkiler. Kadınların evin mali işlemlerinde hakimiyeti söz konusu olduğundan tasarruflarını yatırıma yönlendirme olanakları daha çoktur. İşte bu noktada kadınların büyüklü küçüklü yatırımlarını yönlendirmede davranışsal finansın ne derece ve ne yönde etkili olduğunu belirleme ihtiyacı doğar. Bu çerçevede bu çalışmanın amacı, iş kadınlarının finansal davranış kalıplarının belirlenmesidir. Çalışma kapsamında 314 çalışan kadın ile görüşülmüş, tasarruf, harcama ve yatırım alışkanlıkları sorgulanmıştır. Gerçekleştirilen çalışma neticesinde çalışan kadınların yatırım ürünlerine aşinalık düzeyleri düşük çıkarken, neredeyse her birinin bilgi sahibi oldukları halde bireysel emekliliğe sahip olmadıkları gözlemlenmiştir. Katılımcıların yarısından fazlasının tasarruf alışkanlığı olduğu fakat tasarruflarını finansal sistem dışındaki aracılarda tuttukları, düşük riski tercih eden bir profil çizdikleri tespit edilmiştir. Özetle davranışsal finans açısından kadınların yatırım alışkanlıklarının kendilerine verilecek eğitimler ile geliştirilmesi, başta tasarruf alışkanlıklarını arttırmak olmak üzere tasarruf ettikleri meblağın artırılması ve doğru finansal aracılarla değerlendirilmesi hususlarında eğitilmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Davranışsal Finans, Bireysel Yatırımcı, Finansal Karar, Risk ve Belirsizlik, Davranışsal Finans Eğilimi.

BelirsizlikBireysel yatırımcılarDavranışsal finans+4
Muna Rajab Abdullahı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Robust optimizasyon yöntemi ile portföy analizi: BİST100 hisseleriyle bir uygulama

Varlıkların portföy içinde hangi oranda yer alacağı problemi yatırımcının karşılaştığı en büyük sorundur. Yatırımcı, getirisini maksimum yapacak varlık bileşenini ararken üstlendiği riskin de minimum olmasını amaçlar. Portföy optimizasyonu problemleri yatırımcıların bu isteklerini bir araya getirerek model portföyler oluşturmaktadır. Fakat yatırım riskinin tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Yatırım yapan yatırımcı sistematik ve sistematik olmayan risklerin yanında modelden kaynaklı risklerle de karşı karşıyadır. Hesaplama hataları, yanlış model optimizasyonu ve sapmalı parametre tahmini söz konusu risklere örnektir. Klasik portföy optimizasyonunda bu riskler mevcutken, belirsizliği dikkate alan robust optimizasyon modelleri sözü edilen risklerin önemli bir kısmını dağıtmaktadır. Bu tür modeller belirsizlik setleri dahilinde en kötü senaryoya dayanarak portföyler oluşturur. Böylelikle modelden kaynaklanan riskler minimum düzeye inerken, elde edilen çözümlerin optimal kalması belirlenmiş bir olasılık düzeyiyle garanti altına alınmaktadır. Robust optimizasyon yönteminde belirsizlik setlerinin doğru kurulması çözümün güvenirliliğini arttıran bir faktördür. Sadece geçmiş gözlemlerden hesaplanan ortalama getiriler, varlıklara ilişkin doğru tahmini (öngörü) garanti etmediği için robust bir yöntem kullanılmak daha güvenilir çözümler üretmeyi sağlayacaktır. Bu bağlamda uygulama aşamasında belirsizlik setleri oluşturmak amacıyla bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Bootstrap yöntemi mevcut gözlemlerden alt örneklemler oluşturarak anakütle parametrelerine ilişkin çıkarım yapmaya yaramaktadır. Alt örneklem ortalamalarından elde edilen dağılımın uç noktalarındaki değerler belirsizlik setlerinin sınırlarını temsil etmektedir. Böylelikle, arzu edilen güven düzeyinde belirsizlik setleri oluşturulabilmektedir. Tezin amacı bootstrap metoduyla robust optimizasyon yöntemini birleştirerek hem beklenen getiriler, hem de çözümle ilgili güçlü sonuçlar elde etmektir. Bu şekilde robust optimizasyon, çözümün optimal kalmasını yüksek bir olasılıkla sağlarken bootstrap yöntemi beklenen getiri oranlarının önceden belirlenen güven düzeyiyle minimum ve maksimum alacağı değerleri belirleyecektir. Uygulamada birçok amaç fonksiyonunu optimize etmek mümkündür. Fakat, getiri maksimizasyonunu ve risk minimizasyonunu eş zamanlı gerçekleştirmesi nedeniyle, amaç fonksiyonu Sharpe oranı olan fomülasyon tercih edilmiştir. Ek olarak, %99, %97.5, %95, %90, %80 ve %70 güven düzeyelerine sahip bootstrap belirsizlik setleri robust optimizasyon modeliyle birleştirilerek piyasa ortalama getirisinin üstünde getiri sağlayan portföyler oluşturulmuştur. Portföyler oluşturulurken Bertsimas ve Sim (2004) tarafından önerilen robust model kullanılmıştır. Bu şekilde belirsiz parametre sayısı da model dahil edilmiştir. Bulgular, oluşturulan portföylerin değerlenme oranlarının piyasa ortalamasının üzerinde olduğu göstermiştir. Ayrıca oluşturulan portföyler örneklem dışı dönemde de endeks getirisinden yüksek beklenen getiri sağlamıştır. Sonuç olarak, tahmin edilen portföyler hem parametre olarak hem de çözüm olarak belirsizliğe karşı robust çözümler üretmiştir.

BelirsizlikBorsa İstanbulHisse senetleri+6
Salih Çam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde asimetrik bilgi ve belirsizlik algısı ile müşteri memnuniyeti ve sadakati arasındaki ilişki üzerine güven düzeyinin ılımlaştırıcı etkisi

Sağlık hizmetleri; ihtiyacın doğması, farkına varılması, alternatiflerin değerlendirilmesi, ihtiyacın giderilmesi ve kullanım sonrası değerlendirme açısından hizmet sektöründe ayrı bir yere sahiptir. Hastalık veya hasta olmak sağlık hizmetine ihtiyaç duyulmasına yol açan en önemli nedenlerden biridir. İnsanlar hastalıkları ile ilgili; hastalığın kendisi, belirtileri, etkileri ve nasıl tedavi edilebileceği gibi birçok konuyu öğrenmeye ihtiyaç duyarlar. Bu çalışmada hastaların sağlık hizmetleri ve hastalıkla ilgili çeşitli konulardaki bilgi ihtiyacı (bilgi eksikliği) ile belirsizlik algısı düzeyinin müşteri (hasta) memnuniyeti ve sadakate etkisini incelemek ve bu etki üzerinde güven düzeyinin ılımlaştırıcı bir etkisinin olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmaktadır. Analiz sonuçlarına göre bilgi ihtiyacı ve belirsizlik algısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bilgi ihtiyacının hasta memnuniyeti ve sadakate negatif yönlü etkisi olduğu tespit edilmiştir. Belirsizlik algısının hasta memnuniyetine negatif yönlü etkisi olduğu tespit edilirken belirsizlik algısı ile sadakat arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Hasta memnuniyetinin sadakate pozitif yönlü bir etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca bilgi ihtiyacının belirsizlik algısına, hasta memnuniyetinin ve sadakate etkisi üzerinde güvenin ılımlaştırıcı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Belirsizlik algısının hasta memnuniyeti ve sadakate etkisi üzerinde de güvenin ılımlaştırıcı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre; yazında memnuniyet ve sadakatin farklı faktörlerle ilişkilendirilmesine rağmen hastaların bilgi ihtiyaçlarının ve belirsizlik algısının da göz ardı edilmemesi gerektiği anlaşılmaktadır.

AsimetrikAsimetrik enformasyonBelirsizlik+5
İbrahim Bozkurt
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Risk aversion, uncertainty and audit pricing

This study examines the relationship between uncertainty and audit pricing. The outcomes are stable with the thoughts that market uncertainty gives the firms a greater advantage over auditors through the pricing process and that the effect of uncertainty on audit pricing varies across auditor and client attributes. Overall, this paper provides evidence that the uncertainty in the market environment affects determining audit pricing.

UncertaintyControlPricing+2
Başak İlhan
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer stresi ile belirsizlikten kaçınma arasındaki ilişkisi: Sigortacılık ve sosyal güvenlik bölümü öğrencileri üzerine bir araştırma

Etki alanının ve insanların üzerindeki olumsuz özelliklerinin her geçen gün arttığı ve modern dünyanın hastalığı olarak bilinen stres, günümüzün en önemli sorunlarından biridir. Stres günümüzde oldukça yaygındır. Stresin insan üzerinde fiziksel ve duygusal etkileri vardır, aynı zamanda negatif ve pozitif hislerde yaratır. Belirsizliğin yaşandığı durumlar için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Kariyer seçiminde ve sonrasında yaşanan olaylar kariyer stresine neden olmaktadır. Belirsizlikten kaçınan bireylerin kariyer stresi yaşama olasılığının daha fazla olduğu düşünülmektedir. Hayatın dönüm noktalarından biri olan üniversite sürecinde kariyer stresinin yoğun olduğu düşünülmektedir. Özellikle riski sevmeyen, belirsizlikten kaçınan öğrenciler kariyer stresini daha çok hissetmektedir. Buradan yola çıkarak bu çalışmada belirsizlikten kaçınmanın kariyer stresine olan etkisi incelenmiştir. Çalışma kapsamında, belirsizlikten kaçınmanın neticeleri doğrultusunda ortaya çıkan kariyer stresinin etkilerinin önemi vurgulanmıştır. Ayrıca belirsizlikten kaçınma ve kariyer stresinin demografik özelliklere göre farklılaşıp, farklılaşmadığı incelenmiştir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, kolayda örnekleme ile Düzce Üniversitesi Sigortacılık ve Sosyal Güvenlik bölümü öğrencilerinden 234 kişilik örneklem uluşturulmuştur. Anket tekniği ile birincil veriler toplanmıştır. Anketler 5 dereceli likert tipi ölçeklerdir. Bu ölçekte, kariyer stresini ölçmek için 20 ifade, belirsizlikten kaçınma eğilimini ölçmek için 16 ifade yer almaktadır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, örneklem içinde yer alan öğrencilerin değişkenlere yönelik genel eğilimlerine bakıldığında, kariyer stresleri çok yüksek değildir orta derecededir, kariyer stresini oluşturan boyutlardan en yüksek ortalamaya sahip değişken iş bulma baskısı olurken en düşük ortalamaya sahip değişken dışsal çatışma olmuştur. Belirsizlikten kaçınma eğilimleri ise ortanın biraz üstünde kalmıştır. Demografik özellikler açısından ise kariyer stresi ve belirsizlikten kaçınma eğilimi farklılık göstermemektedir. Belirsizlikten kaçınma eğilimi ise kariyer stresini etkilemektedir. Özellikle iş bulma baskısı boyutu üzerinde belirleyici etkisi bulunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Stres, Kariyer Stresi, Belirsizlik, Belirsizlikten Kaçınma

BelirsizlikBelirsizlikten kaçınmaKariyer+3
Merve Emirel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yöneticilerin açık liderlik özellikleri ve sosyal ağları benimseme durumlarının örgütsel belirsizlik üzerindeki etkileri: Fırat Üniversitesi örneği

Araştırmanın Amacı: Bu araştırmanın temel amacı, akademik ve idari personelin görüşleri doğrultusunda yöneticilerin açık lider olma ve sosyal ağları benimseme durumlarının örgütsel belirsizlik üzerindeki etkilerini belirlemektir. Araştırmanın Yöntemi: Araştırma genel tarama modelindedir. Ancak tarama modelleri kendi içinde çeşitli türlere ayrılmaktadır. Dolayısıyla bu araştırma, tarama modelleri türlerinden ilişkisel tarama deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklem grubunu 2013-2014 akademik yılında Fırat Üniversitesi'nde görev yapmakta olan n=650 akademik ve idari personel oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; yedi soruluk bir kişisel bilgi formu, araştırmacı tarafından geliştirilen "Açık Liderlik Ölçeği (ALÖ)", Mazman (2009) tarafından geliştirilen "Sosyal Ağları Benimseme Ölçeği (SABÖ)" ve Schweiger ve DeNisi (1991) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlama çalışmaları Tınaztepe (2010) tarafından yapılan "Örgütsel Belirsizlik Algısı Ölçeği (ÖBAÖ)" olmak üzere üç adet ölçekten oluşan bir ölçme envanteri ile veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan veriler SPSS, LISREL ve AMOS istatistik paket programları yardımıyla analiz edilmiştir. Buna göre analiz sürecinde veriler üzerinde t-testi, tek yönlü varyans analizi, Bonferroni testi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda veri toplama aracındaki ölçeklerin açıkladıkları toplam varyans oranlarının ise sırasıyla; açık liderlik ölçeği için %67.6 (α=.95), sosyal ağları benimseme ölçeği için %80.1 (α=.96) ve örgütsel belirsizlik algısı ölçeği için ise %57.2 (α=.90) olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın Bulguları ve Sonuçlar: Araştırma sonunda örgütte açık liderlik, sosyal ağları benimseme ve örgütsel belirsizlik durumları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmanın en önemli sonucu, yöneticilerin sosyal ağları benimseme durumlarının açık liderlik ve örgütsel belirsizlik arasındaki ilişkiyi yordamada kısmi bir aracı etkiye sahip olduğunun ortaya çıkmış olmasıdır. Buna göre, araştırmada açık liderliğin örgütsel belirsizliği γ=.49 düzeyinde yordayabildiği, ancak sosyal ağları benimseme değişkeninin bu analize dâhil edilmesiyle birlikte bu değerin γ=.46'ya indiği tespit edilmiştir. Bu sonuç yapısal eşitlik modellemesi ve Sobel testi ile de teyit edilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların cinsiyetleri, görevleri, yaşları, mesleki kıdemleri, öğrenim durumları, görev türleri ve akademik unvanları ile araştırmanın bağımlı değişkenleri arasındaki ilişkilerin manidar olduğu da ortaya çıkmıştır.

BelirsizlikEğitim yönetimiFırat Üniversitesi+7
Murat Polat
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol ve doğalgaz projelerinde karar ve risk analizi tabanlı interaktif proje değerlendirme yaklaşımı

Risk petrol sektöründe arama ve üretim projelerinin kaçınılamaz bir unsurudur. Petrol ve doğalgaz projeleri potansiyel rezerv, yatırım ve işletme harcamaları, üretim planları, petrol ve gaz fiyat tahminleri gibi parametrelerle ilintili olarak çok sayıda belirsizlik ve risk içermektedir. Dolayısıyla nakit akışı ve gelir tahminleri en basit proje için dahi büyük zorluklar içermektedir.Bu çalışma ile öncelikle petrol sektörünün yapısı, bugün geldiği nokta ve gelecek için eğilimleri anlatılarak petrol projelerinin ne denli önemli olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır. Daha sonra özel olarak sektörün merkezinde yer alan arama ve üretim projelerine odaklanılmıştır. Petrol projelerinin dört temel aşaması olan rezervuar, yüzey tesisi, üretim planı ve paylaşım modeli, bir proje yöneticisinin bakış açısıyla incelenmiştir. Ayrıca ekonomik modelin temel girdilerinden olan petrol fiyat tahmini için örnek bir uygulama yapılmıştır. Çalışma entegre bir petrol projesinin modellenmesi ve bu sürecin her adımında karşılaşılan riskin, modele gerçek sistemi temsil edecek şekilde entegre edilmesi şeklinde kurgulanmıştır. Çalışmada sistemi gerçekliğe en uygun biçimde modellemek üzere girdi olarak kullanılan sistem parametreleri modele, taşıdıkları riskleri temsil etmek üzere ilgili dağılımları ile dahil edilmiştir. Üç olasılık değeri için (P10, P50, P90) üç farklı senaryo tasarlanmıştır. Her bir senaryo için ayrı bir proje modeli kurulmuştur. Çalışmanın tümünde benzetimden yararlanılmıştır. Böylece modellerin çıktısı olan ve proje kararlarında esas alınan ekonomik sonuçların, sistemin bütününde kullanılan parametrelerden kaynaklanan riskleri içermesi sağlanmaya çalışılmıştır. İlgili ekonomik sonuçlar, üç senaryo modelinden birer dağılım olarak elde edilmiştir. Bu dağılımlar benzetim vasıtasıyla entegre edilerek proje ekonomik sonuçlarının özel birer dağılım üzerinde analiz edilmesi mümkün kılınmıştır. Çalışma proje ekonomik sonuçları üzerine yapılan duyarlılık analizi ile tamamlanmıştır.

BelirsizlikBenzetimPetrol+2
Mustafa Duygu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yatırım kararlarının rasyonellik değerlendirmesi: Davranışsal iktisat bağlamında nitel bir çalışma

İktisadın temel konusunun iktisadi olayları sebep ve sonuçlarıyla değerlendirmek olduğunu savunan neo-klasik iktisat, insanı ve insan davranışlarını araştırmalarının uzağına itmiştir. İnsan, her zaman rasyonel karar alma süreci içerisinde aklıyla ekonomik çıkarları için hareket eden, tam bilgi ve mükemmel öngörüye sahip rasyonel bir birey olarak kabul edilir. Neo-klasik iktisat, iş dünyasında firmaların da yatırım kararlarını rasyonel karar alma sürecine göre alacağını varsaymaktadır. Bu görüşe karşın davranışsal iktisatçılar, neo-klasik iktisatçıların geliştirmiş oldukları varsayımlarla iktisadı gerçek yaşamdan soyutladıklarını savunmaktadır. Günümüzde yaşanan krizlerin etkisinin uzun sürmesi ve ülkelerin ekonomik sorunlarına kalıcı çözümler bulamaması neo-klasik iktisadın varsayımlarının eleştirilmeye başlamasına sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı, saha çalışmaları ile Türkiye'de neo-klasik iktisat varsayımlarının geçerliliğini değerlendirmektir. Araştırmanın kapsamı içerisinde, üretim yöntemine göre hesaplanan gayrisafi milli hasılanın oluşumunda en yüksek paya sahip yedi farklı sektörden 13 katılımcıyla yüz yüze derinlemesine mülakat görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, belirlenmiş sektörlerin lider firmalarının profesyonel yöneticilerinden oluşmaktadır. Mülakatlar esnasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve elde edilen bulgular betimsel ve içerik analiz teknikleri yardımıyla analiz edilmiştir. Bu çalışma sonucunda Türkiye'de ekonomik istikrarın olmamasının alınan yatırım kararlarını rasyonellikten uzaklaştırdığı ve neo-klasik iktisadın temel varsayımları olan homo-economicus, rasyonel insan, tam bilgi, maliyetsiz bilgi ve mükemmel öngörü varsayımlarının Türkiye ekonomisi için zayıf kaldığı görüşüne ulaşılmıştır. İstatistik kurumlarının firmalara sektörel bazda sağlayacağı tam ve doğru bilginin, firmaların kurumsal yönetim anlayışında atacakları adımların ve Türk Hukuk Sistemi'nde şeffaflaşma yönünde yapılacak reformların alınacak yatırım kararlarında rasyonelliği artıracağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal İktisat, Homo-Economicus, Rasyonel Davranış, Belirsizlik, Beklenti.

BelirsizlikDavranışsal ekonomiRasyonel seçim+4
Oğuzhan Sungur
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgörenin görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerindeki etkisi: Sağlık kurumlarında bir inceleme

Tükenmişlik kavramı, son yıllarda üzerinde çok çalışılan konulardan biridir. Günümüz işletmeleri, özellikle hizmet sektörü, çalışanlarının psikolojik olarak daha çok tükenmişlik yaşadığı bir gerçektir. İnsanlarla yüz yüze ilişki içinde olan hastane çalışanları bu durumdan oldukça fazla etkilenmektedir. İşgörenin tükenmişlik düzeyi örgütsel bağlılık, rol çatışması, iş tatmini ve buna benzer faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmada, hastane çalışanlarının, görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik düzeyine etkisi üzerinde durulmuştur. Bu amaçla sözü edilen kavramlar ve boyutları için araştırma modeli oluşturulmuş ve test edilmiştir. Modeli test etmek için, Adana'da ikinci basamak sağlık kurumu olarak sınıflandırılan devlet ve özel hastanelerinde 393 hastane çalışanından anket yöntemi ile veri elde edilmiş ve bu veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçlarının ilk bulgusu, tükenmişlik düzeyinin demografik özelliklere göre farklılaşmasıdır. Hiyerarşik regresyon analizi uygulanmış ve kontrol değişkeni olarak ise cinsiyet, gelir, yaş, pozisyon ve hastanedeki çalışma süresi alınmıştır. Araştırmanın ikinci bulgusu ise, politik davranışların tükenmişlik düzeyine etki etmemesine rağmen tükenmişliğin boyutları olan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı üzerinde etkili olmasıdır. Görev bağımlılığının tükenmişlik üzerinde etkisi bulunmamakla birlikte alt boyutları üzerinde etkili olmuştur. Rol çatışması ve belirsizliğinin, tükenmişlik üzerinde etkisi yoktur ancak alt boyutlar üzerinde etkisi vardır sonucuna varılmıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sadece politik davranışların tükenmişlik üzerinde etkili olduğunu, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerinde etkisi olmadığını göstermiştir. Araştırmanın son bulgusu ise devlet hastanesinde çalışanların, özel hastane çalışanlarına göre tükenmişliği daha fazla yaşamalarına rağmen özel hastane çalışanlarının politik davranışları, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğini daha fazla yaşadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı, Rol Çatışması, Rol Belirsizliği, Görev Bağımlılığı, Politik Davranışlar

BağımlılıkBelirsizlikDuyarsızlaştırma+7
İlknur Öztürk
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Relationship between ambiguity tolerance and learners' gender, anxiety levels and language learning strategies choice

Ambiguities inherently exist in any language and foreign language learners encounter innumerable ambiguous situations while learning a language. Ambiguity tolerance is considered as an important personality trait which can influence foreign language learning. Taking into account this phenomenon, this study was performed to investigate the relationship between ambiguity tolerance and learners' gender, anxiety levels and choices of language learning strategies. The study was conducted with 202 vocational college students who studied in aviation related programs. The data of the study which was carried out in a foundation university located in Nevşehir, Turkey, was collected utilizing three surveys and a demographic questionnaire. The results of the study were obtained with descriptive and correlational analysis methods. The findings revealed that the learners' ambiguity tolerance is at a moderate level; male learners are more tolerant of ambiguities in the foreign language than female learners; ambiguity tolerance has a very low correlation with learners' anxiety levels; learners' choices of language learning strategies have no association with their ambiguity tolerance. The findings of this study are discussed within the compass of relevant studies existing in the literature.

UncertaintyGender identityGender+7
Aslıhan Aksoy
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation into the roles of anxiety and uncertainty in language classes

It is obviously seen that positive and negative emotions play a significant role on learners' language learning process. Adverse feelings as widely known have negative effects on many areas in our world and it might be said to be the same for language learning. Among all of the emotions on language learning, anxiety and uncertainty, which exist in any language, are encountered innumerable anxious and uncertain situations while learning a language by foreign language learners. Anxiety and uncertainty are considered important and they influence foreign language learning. Taking into account this phenomenon, this study was performed to investigate uncertainty and anxiety experiences of the learners and the relationship between these two constructs in the language classroom. This study was conducted among 122 secondary school language learners at Tarsus SEV Middle School in Tarsus, Turkey. It examined the relationship between learners' language anxiety and uncertainty in the language learning environment. To achieve these aims, mixed method was used as a research method. Within this framework, quantitative and qualitative data collection techniques were used. Two data collection instruments and open-ended questions were employed: Foreign Language Classroom Anxiety Scale designed by Horwitz (1986) and Uncertainty Questionnaire by Dağtaş (2018). The results of the study were obtained with descriptive and correlational analysis methods. The results of the study revealed that the learners' anxiety and uncertainty are at a moderate level. There was a significant relationship between students' anxiety and uncertainty levels. Therefore, the more anxiety increased, the more uncertainty level increased and vice versa. Additionally, according to the data gathered from the open-ended questions, students mentioned that there were some causes and effects of foreign language anxiety and uncertainty on the language learning process. They also indicated that the relationship between these feelings is undeniable in some ways. The findings of this study are discussed within the compass of relevant studies existing in the literature. Keywords: Foreign Language Anxiety, Uncertainty, Uncertainty Experiences, Appraisals of Uncertainty, Uncertainty Management

UncertaintyLanguage anxietyStudy of languages+7
Ali Nail Beyce
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring the relationship between tolerance of ambiguity and emotional intelligence in EFL contexts

Foreign language learning process has been influenced by various factors. How some factors affect foreign language learning in second language learning has become an important problem to be investigated. Emotional Intelligence (EI) and Tolerance of Ambiguity (TA) are among these factors. Thus, this study focuses on the concept of Emotional Intelligence and Tolerance of Ambiguity of foreign language learners. The aim of this study is to explain the relationship between Tolerance of Ambiguity and Emotional Intelligence within EFL contexts. Quantitative data collection technique was used in the study. Second Language Tolerance of Ambiguity Scale (SLTAS) and Emotional Intelligence Evaluation Scale were used in this study. Participants were selected from groups of students who took English courses according to their high school education. 145 students participated in the survey study. Descriptive analysis was done to determine EI level and TA level of the students. Independent samples t-test was used to determine the significant differences of gender on the variables. Correlation analyzes were used to test the relationship between variables, and regression analyzes were used to calculate the effect. In conclusion, the examination of the difference in Tolerance of Ambiguity and Emotional Intelligence according to gender indicated that gender did not have a statistically significant effect on the variables. However, there is a significant relationship between Tolerance of Ambiguity and Emotional Intelligence. According to this relationship, two variables affect each other at the same level. In the regression analysis performed on the detection of their relationship, it was determined that Emotional Intelligence had a significant effect on Tolerance of Ambiguity.

UncertaintyAmbiguity toleranceLanguage education+6
Safiye Ekmen
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring the relationship between uncertainty and willingness to communicate in the EFL context

As the notion of teaching English as foreign language shifted from grammar-based to communication-based instruction, WTC started being viewed as essential component of language learning and process of communication serving critical role in the accomplishment of the communicative abilities of the students. On the other hand, since language is vivid, learning language is a journey in which students inevitably confront a variety sources of uncertainties. The way students experience uncertainty and cope with it may influence a learner's WTC in English. The purpose of this study was to gain a better understanding of the relationship between students' willingness to communicate (WTC) in English and uncertainty experiences in English language classrooms, as well as the impact of other factors such as gender, age, and the type of school they attend. A total of 205 high school students from a private Turkish college participated in the study, which utilized a quantitative research approach. Two questionnaires were used to collect data, with an additional section collecting the participants' demographic information. The SPSS program was used to examine the quantitative data. Within the context of participants' demographic backgrounds, WTC level and uncertainty experiences were assessed. WTC was shown to have a negative correlation with the uncertainty students encountered in the classroom, according to the data.

UncertaintyLanguage educationForeign language+6
Kübra Ercan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects