Wheat

118 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Buğday (Triticum aestivum L.)'da yabancı ot kontrolü için kritik periyodun belirlenmesi ve yabani hardal (Sinapis arvensis L.)'ın mücadele olanaklarının araştırılması

Yapılan bu araştırma ile buğdayın yabancı otlara karşı kritik periyodunun belirlenmesi, buğday alanlarında sorun olan Sinapis arvensis L.'in alt türlerinin ve bu alt türlerin herbistlere tepkisinin araştırılması, S. arvensis'in biyolojik bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Buğdayın kritik periyodunun belirlenmesinde çalışmalar 2020-2021 yıllarında Diyarbakır ilinde gerçekleştirilmiştir. S. arvensis'in alt türlerinin belirlenmesinde Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesini temsilen 28 ilde toplam 84 ilçenin buğday alanlarından S. arvensis tohumlarının örneklemesi yapılmıştır. Klasik ve moleküler (rDNA ile cpDNA) yöntemlerle S. arvensis'in alt türleri ile bu alt türlerin sera koşullarında herbisitlere tepkisi ve tohumların çimlenme biyolojisi araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda; yabancı otlara karşı %5 verim kaybında, buğdayın kritik periyodu yağışlı geçen iklim koşullarında 35-75 DAE, kurak geçen iklim koşullarında ise 11-93 DAE olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, Zadoks-30'un 2020 yılında 01.03.2020 tarihine, 2021 yılında ise 16.03.2021 tarihine tekabül ettiği belirlenmiştir. S. arvensis'in alt türlerinden S. arvensis subsp. arvensis, S. arvensis subsp. allionii ve S. arvensis subsp. schkuhriana tespit edilmiş olup, bu alt türler arasındaki filogenetik ilişkiler ortaya konmuştur. Florasulam, Bromoxynil + MCPA, Dimethyl amin tuzundan oluşan aktif maddelere karşı S. arvensis'in alt türlerinin farklı seviyelerde herbisitlerden etkilendikleri ve bu aktiflere karşı alt türlerin kontrol edilebilir olduğu belirlenmiştir. S. arvensis'in çimlenme sıcaklığının, illere ve alt türlere göre değişmekle birlikte genel olarak minimum 2 -5 °C, optimum 10-25 °C, maksimum 35 °C olduğu belirlenmiştir. S arvensis'in alt türlerinin belirlenmesiyle ilgili çalışmaların devam ettirilmesi; belirlenen alt türlerin dayanıklılık durumunun araştırılması önerilir.

BuğdayDizi analizi-DNAFilogenetik+4
Erdal Ateş
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı pestisitlerin Triticum aestivum L. ve Triticum durum Desf. tohumlarının çimlenme ve fide gelişimi üzerine etkileri

Bu çalışma, ekmeklik buğday (Triticum aestivum L. cv Ceyhan 99) ve makarnalık buğdayda (Triticum durum Desf. cv Ege 88) pestisit uygulamasının çimlenme ve erken fide gelişimi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kontrollü şartlarda buğday çeşitlerine S-Metolachlor, Phosmet ve Pyridaben'in 0, 5, 25, 50 ve 100 ppm'lik derişimleri yedi gün boyunca uygulanmıştır. Uygulanan pestisitlerin buğday çeşitlerinin çimlenme üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Bu etkilerinin genel olarak doz bağımlı olmasının yanında, buğday çeşitleri ve pestisit sınıfları arasında farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Çimlenme indeksi hesaplamaları, pestisit türleri ile buğday çeşitleri arasında farklılıkların olduğunu göstermiştir. Elde edilen cevap indeksleri hesaplamalarına göre de bu sonuçlar açıkça görülmüştür. Ayrıca ortalama çimlenme zamanlarında da pestisit türleri ile buğday çeşitleri arasında farklıklar gösterdiği belirlenmiştir. Buğdayların kök, gövde ve kök+gövde uzunluklarının pestisitlerin etkisinde derişim artışına bağlı olarak azaldığı belirlenmiştir. Kök, gövde ve kök+gövde uzunlukları dikkate alındığında, kontrole göre büyümedeki azalmaların genel olarak S-Metolachlor > Phosmet > Pyridaben şeklinde olduğu belirlenmiştir. Buğdayların vigor indeklerindeki azalmaların da S-Metolachlor > Phosmet > Pyridaben şeklinde olduğu bulunmuştur. Pestisit etkisinde buğday çeşitlerinin kuru ağırlıklarında da azalmalar olmuştur. Sonuç olarak, buğdayların çimlenme ve erken fide gelişimi üzerinde uygulanan pestisitin türüne ve konsantrasyonuna göre farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.

BuğdayFide büyümesiTriticum aestivum+1
Seda Yücel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biokütle destekli nanopartiküllerin sentezi ve karakterizasyonu

Bu tez çalışmasında destek madde olarak bitki biyokütlesi kullanılarak metal nanopartikülü sentezlenmiş, karakterizasyonu yapılmış ve çeşitli uygulama alanlarında kullanılabileceği önerilmiştir.Bitki biyokütlesi destek maddesi olarak protein bakımından oldukça zengin Balcalı 2000 cinsi orjinal Türk buğdayı kullanılmıştır. KAuCl4 tuzundan gelen Au(III) iyonlarının buğday biyokütlesi üzerine bağlanarak Au(0)'a biyoindirgenmesi ve altın nanopartiküllerinin oluşumu üzerine biyokütle tanecik boyutu, biyokütle miktarı, çalkalama süresi, altın çözeltisi konsantrasyonu ve çözelti pH'ının etkisi incelenmiş ve optimum parametreler belirlenmiştir.Au(III) iyonlarının Au(0)'a biyoindirgenmesi sonucu değişik şekil ve boyutlarda altın nanopartikülleri elde edilmiştir. Orta ölçekli (20 nm- 60 nm) boyutlarda elde edilen altın nanopartikülleri fcc tetrahedral, hexagonal, icosahedral multipletwinned, decahedral, rod ve irregular yapıdadır. Bu koşullarda çubuk şeklinde altın nanopartiküllerinin elde edildiği çalışmalara literatürde çok fazla rastlanmamıştır. Bu da çalışmamıza orjinallik katmıştır.Sentezlenen nanopartiküller; UV-Vis Spektroskopisi, Atomik Absorpsiyon Spektroskopisi, taramalı electron mikroskobu (SEM), geçirimli electron mikroskobu (TEM), enerji dağılım spektroskopisi (EDS), BET yüzey alanı analizi ve dinamik ışık saçılım spektroskopisi (DLS) yöntemleri ile karakterize edilmiştir.Sentezlenen buğday biyokütlesi destekli farklı şekil ve boyutlardaki altın naopartiküllerinin uygulama olarak çevresel çalışmalarda; atık sular ve içme sularından civa giderilmesi, tıp ve biyoloji çalışmalarında; antikor tespiti, tümor belirlenmesi vexiiialgılama amaçlı hücre içerisinde biyomarkerların tespiti gibi uygulama alanlarında kullanılabileceği önerilmiştir.

BuğdayKristal yapı
Merve Usta
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Sources of resistance in Durum wheat (Triticum durum) and its wild relatives aegilops spp.to Russian wheat aphid (RWA) (Diuraphis noxia mordwilko (Homoptera: aphididae ) and use of random amplified polymorphic DNA RAPD a

ABSTRACT M.Sc. THESIS SOURCES OF RESISTANCE IN DURUM WHEAT {Triticum durum) AND ITS WDLD RELATIVES Aegilops spp. TO RUSSIAN WHEAT APHID [Diuraphis noxia (Mordvilko)fHomoptera:Aphididae)] AND USE OF RANDOM AMPLIFIED POLYMORPHIC DNA (RAPD) ANALYSIS TO DETECT GENETIC VARIABILITY IN RWA Mohammed Izzat GHANNOUM DEPARTMENT OF PLANT PROTECTION INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisors: Prof.Dr. Serpil KORNOSOR Year : 1 998, Pages:73 Jury: Prof.Dr. Nedim UYGUN Dr. M.MiloudiNACHIT Dr. Moustapha EL BOUHSSINI This study was carried out to identify sources of resistance and mode of resistance in durum wheat and its wild relatives Aegilops spp. to Russian wheat aphid [Diuraphis noxia (Mordvilko) (Homoptera:Aphididae)], one of the most serious pest of cereals in several parts of the world, and to study the genetic variability in RWA populations from different countries using Random Amplified Polymorphic DNA (RAPD) analysis to detect genetic variability in RWA. The results of the study showed significant differences among genotypes at the three mechanisms of resistance measurement antibiosis, antixenosis, and tolerance. Based on RAPD analysis of RWA, all the populations could be classified in to nine genetic groups at 75 percent similarity levels. Key words : Durum wheat, Diuraphis noxia, resistance, genetic variation. n

WheatDNADurability+1
Mohamed Izzat Ghannoum
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında farklı buğday genotiplerinin hasat öncesi çimlenmeye duyarlılığı ve dayanıklılığının saptanması

Çukurova Bölgesi 'nde ticari olarak ekimi yapılan çeşitler ile farklı orijinlerden sağlanan ve Çukurova Bölgesi'ne adapte olmuş yüksek verimli buğday hatlarının, hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılığının belirlenmesinin amaçlandığı bu araştırmada, İS ekmeklik ve 10 makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonunda, kırmızı daneli buğdayların hasat öncesi çimlenmeye diğerlerine göre tolerant olduğu vurgulanmış; başaklanması erken olan erkenci çeşitlerin, başaklanması geç olan çeşitlere oranla hasat öncesi çimlenmeye daha duyarlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca çimlenmeyi teşvik eden alfa-amilaz aktivitesini belirleyici bir unsur olan düşme sayısının hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılıkta bir kriter olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Ekmeklik buğday, makarnalık buğday, hasat öncesi çimlenme, dormanci, dayanıklılık, duyarlılık, katlanma.

BuğdayDayanıklılıkDuyarlılık+4
Bilge Bahar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu kaynaklı bazı yerel makarnalık buğday çeşitlerinin azot kullanım etkinliği yönünden karşılaştırılması

Makarnalık buğdayda (Triticum turgidum L. var. durum) azot alımı ve bunun (ianedeki paymı ifede eden azot hasat indeksi (NHI), azot kullanım etkinliğini belirleyen önemli bileşenlerdir. Yerel çeşitler bu yönden gen kaynağı olarak kullanılabilir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yedi yerel çeşidi ile beş ıslah genotipi ele ahnarak Balçak (Adana) koşullarında 1993/94, 1994/95 ve 1995/% yetiştirme mevsiminde, dört azot uygulamasında (karınlanma öncesi SO ve 160 kg N ha~l ve çiçeklenmede 0 ve 60 kg N ha-1 takviyesi) azot kullanım etkinliği yönünden incelenmiştir. Azot kullanma etkinliği yönünden ilk yıl dikkat çeken farklılıklar saptanmamıştır, ikinci ve üçüncü yıllarda ise bitki tarafından alınmış olan toplam azot miktarı ve danedeki azot miktarı, erkenci, kısa boylu ve yüksek verimli ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek olmuş; azot arttıkça farklar da artmıştır. Benzer şekilde NHI değerleri de ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek bulunmuştur. Artan azot miktarı ile NHI azalmış; çiçeklenmede azot takviyesi ise, özellikle daha önceki dönemlerde azot miktarının düşük tutulduğu koşullarda NHTyi artırmıştır. Anahtar Kelimeler : Makarnalık buğday, biyolojik verim, dane verimi, azot alımı, Azot Hasat İndeksi

AzotBuğdayMakarnalık buğday+2
Celaleddin Barutçular
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessEN

Screening of different wild and modern wheats for zinc efficiency and evaluation of plant traits affecting expression of tolerance to zinc deficiency

In this PhD study different wild and primitive wheats, wild relatives of wheat and addition, substitution and translocation lines of wheat were used to study i) genotypic variation in tolerance to Zn deficiency, ii) role of wheat genomes (i.e., A, BBAA, DD, BBAADD) and rye genome (i.e., RR) in expression of high Zn efficiency, in) chromosomal localization of genes affecting Zn efficiency, and iv) physiological mechanisms affecting expression of Zn efficiency, i.e., release of Zn- mobilizing compounds from roots (phytosiderophores) and uptake and root-to-shoot translocation of Zn. The results showed that rye has an exceptionally high Zn efficiency and the genes involved in high Zn efficiency in rye can be partly transferred to wheat, and might be located on the İR, 2R and 7R chromosomes of rye, particularly on their short arms. Aegilops species and diploid (A), tetraploid (BBAA), hexaploid (BBAADD) primitive and wild wheats were tested for tolerance to Zn deficiency in a Zn-deficient soil under greenhouse conditions. Among the Aegilops species, Ae. speltoides with S genome and the Aegilops species sharing U genome were much more resistant to Zn deficiency \haaAe. tauschii (DD). Ae. speltoides (SS) and Ae. triuncialis (UUCC) were selected to be major gene resources for improving modern cultivated durum and bread wheats for high Zn efficiency. Among wild and primitive wheats tetraploid wheats (BBAA) were very sensitive to Zn deficiency while diploid (AA) and hexaploid wheats (BBAADD) were resistant The results suggested that the genes affecting expression of high Zn efficiency are possibly located on the A and D genomes. It seems likely that the genome B posseses supressor genes for Zn efficiency. In the genotypes representing diploid, tetraploid and hexaploid wheats and Ae. tauschii, capacities for phytosiderophore (PS) release from roots and Zn uptake and root-to-shoot translocation were studied under controlled environmental conditions. Results obtained showed that under Zn-deficient conditions the highest amount of phytosiderophore release was found in hexaploid wheats (BBAADD), while Zn deficiency-sensitive tetraploid (BBAA) wheats released the lowest amount of phytosiderophore. 6SZinc uptake and root-to-shoot translocation capacities are affected by wheat genomes diffentially depending on Zn efficiencies of genotpypes. Key words: Aegilops, wild and primitive wheats, zinc absorbtion, zinc deficiency, zinc efficiency n

AegilopsWheatSoil+1
İnci Tolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında buğdayda azot kullanım etkinliğini artırma olanakları üzerinde bir araştırma

Buğday (Triticum aestivum L.)'da azotun bölünerek uygulanması ve bitki büyüme düzenleyicisi (BBD) kullanılması, azot kullanım etkinliğini iyileştirebilir. Azotun bölünerek uygulanmasının ve BBD uygulamasının etkileri 1998/99 yetiştirme mevsiminde Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü deneme alanında araştırılmıştır. Uygulanan toplam 210 kg ha-1 azot miktarı, ekim, kardeşlenme ve sapakalkmada uygulanacak şekilde dört farklı uygulama (Na: 80, 80, 50; Nb: 30, 90, 90; Nc: 30, 110, 70; ND: 30, 70, 110 kg N ha"7da ele alınmıştır. BBD olarak da sapakalkma başlangıcında, Chlormequat-Chlorid-Ethephon (CCE)'nun iki dozu (Ro: CCE verilmemiş-kontrol, Rı: 3500 cc ha-1, R2: 5500 cc ha-1) uygulanmıştır. Azot uygulamaları arasında, dane protein içeriği dışında incelenen özellikler yönünden belirgin bir farklılık saptanmamıştır. Bununla birlikte BBD, dane protein içeriği dışında, incelenen özelliklerin çoğunluğunda önemli etkide bulunmuştur. BBD dane verimini, buna bağlı olarak da azot kullanım etkinliğini sırasıyla % 1 7 ve % 20 oranında yükseltmiştir. BBD'nin dane veriminde sağladığı artış, başakta dane sayısı artışı sonucunda başak dane veriminin artması ile gerçekleşmiştir. Başak dane sayısındaki artışın ise, sap büyümesinin erken dönemlerinde, madde dağılımının başak lehine gerçekleşmesi ile ilişki içerisinde olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Buğday, Azotun Bölünerek Uygulanması, Bitki Büyüme Düzenleyicisi, Azot Kullanım Etkinliği.

AzotBitki büyüme düzenleyicileriBuğday+1
Edip Yeniçeri
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında toprağa uygulanan gyttja'nın buğdayın büyümesi ve yeşil aksam bor ve çinko konsantrasyonu üzerine etkisi

Topraklardaki Zn eksikliği ve B toksisitesinin tahıllarda önemli verim azalmalarına yol açtığı bilinmektedir. Sözkonusu problemlerin en önemli nedenlerinden biri olarak topraktaki organik maddenin azlığı ileri sürülmüştür. Bu bilgilerden hareketle, organik madde içeriği çok yüksek olan (yaklaşık % 50) Gyttja'nın Zn noksanlığı ve B toksisitesine sahip topraklarda yetiştirilen tahıllarda bitkinin kuru madde verimine ve yeşil aksamındaki B ve Zn konsantrasyonları üzerine olan etkisini belirlemek için sera koşullarında denemeler gerçekleştirilmiştir. Sera denemeleri farklı düzeylerde B toksisitesi ve Zn eksikliğine sahip topraklarda değişik oranlarda Gyttja (% 0.0, % 1.0, % 2.5, % 5.0, % 10.0 ve % 20.0), Zn (0 ve 5 mg Zn kg-1toprak) ve B (0, 25 ve 50 mg B kg'1 toprak) uygulayarak yürütülmüştür. Sera denemesinden elde edilen sonuçlar, Gyttjanın B toksitesine ve Zn noksanlığına sahip toprakta uygulama dozlarına bağlı olarak kontrol uygulamasına göre, bitkinin kuru maddesinde % 25 ile % 97 arasında verim artışları sağladığını göstermiştir. Sözkonusu artışların Zn noksanlığına sahip toprakta olmadığı belirlenmiştir. Gyttja uygulamasıyla bitkinin kuru madde ve dane verimini arttırması yeşil aksamdaki B konsantrasyonunu azaltmasından, kısmen de Zn konsantrastyonunu yükseltmesinden kaynaklandığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, B toksisitesinin ve Zn noksanlığının olduğu alanlara Gyttja uygulanmasıyla bitkisel üretimin iyileştirilebileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler : Gyttja, Bor Toksisitesi, Çinko Noksanlığı, Buğday

BorBuğdayGidya+3
M. Atilla Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Azotlu gübrenin değişik uygulama zamanlarının bazı önemli ekmeklik buğday çeşitlerinin ekmeklik kalitesine etkisi

-108- 5. ÖZET Bu çalışmada, 1989 ve 1990 yıllarında Ş.Urfa koşullarında, buğdaya değişik gelişme dönemlerinde uygulanan azotlu gübrenin, kışlık ekmeklik buğdayların (Bezostaja, Panda, Orso, Gemini) kalitelerine olan etkisi incelenmiştir. Azotlu gübre, dekara 9 kg azot gelecek şekilde aşağıdaki gibi verilmiştir. Uygulama 1. Azotlu gübre uygulaması yok (Tanık), Uygulama 2. Azotun tamamı ekimle birlikte, Uygulama 3. 1/2 azot ekimle birlikte, 1/2 azot kardeşlenmede, Uygulama 4. 1/2 azot ekimle, 1/4 azot kardeşlenmede, 1/4 azot baş aklanmada, Uygulama 5. Azotun tamamı kardeşlenmede. Fosfor gübrelemesi tüm parsellere dekara 6 kg saf fosfor gelecek şekilde yapılmıştır. Denemelerden elde edilen sonuçlar aşağıda kısaca açıklanmıştır. Azot Uygulama Zamanının Buğdayların Fiziksel özellikleri Üzerine Etkisi : - Hektolitre ağırlığı tanık parsellerde her iki yıl da artış gösterirken, bu etki 1990 yılı için önemli bulunmuştur. - 1000 dane ağırlığı tanık parsellerde 1990 yılı için daha yüksek bulunmuştur. - Dane sertliği tanık parsellerde 1990 yılında daha yüksek bulunurken istatistiksel olarak önemli olmamıştır.-109- - Dane irilisi tanık parsellerde her iki yıl da artarken, bu artış 1990 yılında belirgin şekilde önemli bulunmuştur. - Azot uygulanmayan parsellerde 1990 yılında en yüksek un verimi elde edilirken aynı yıl, 4. ve 5. uygulamalarda, diğer uygulamalara göre, daha yüksek un verimi bulunmuştur. Azot Uygulama Zamanının Buğdayların Kimyasal Özellikleri üzerine Etkisi : - Gübre uygulamalarının danelerin nem içeriği üzerine hiçbir etkisi olmamıştır. - Azot uygulaması 1989 yılında, 5. uygulama dışında, dane külünü azaltırken, aynı yıl azotsuz uygulamadan en yüksek dane külü elde edilmiştir. - Gübre uygulamalarının un külü üzerine etkisi olmamıştır. - Tanık parsellerde her iki yıl da dane ve un proteini azalırken 1989 yılında 4. uygulamadan en yüksek dane ve un proteini elde edilmiştir. - En düşük yaş ve kuru gluten tanık parsellerde bulunmuş, bu etki 1990 yılı için istatistiksel olarak önemli olmuştur. - Tanık parsellerde sedimantasyon değeri her iki yılda da azalırken, bu etki 1990 yılı için istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. - Tüm çeşitler ve uygulamalar için düşme sayısı değerleri her iki yılda da normal değerlerin çok üstünde bulunmuştur. 1990 yılında istatistiksel anlamda en yüksek düşme sayısı 2. uygulamada saptanmıştır.-110- Azot Uygulama Zamanının Buğdayların Farinogram özellikleri Üzerine Etkisi : - 1989 yılında 4. uygulamadan en yüksek, 3. uygulamadan en düşük absorbsiyon elde edilmiştir. 1990 yılında en düşük absorbsiyon azotsuz gübre uygulamalarında belirlenmiştir. - Gübre uygulamalarının 1989 yılında gelişme süresine önemli bir etkisi olmazken, 1990 yılında azotsuz uygulamayla en düşük gelişme süresi saptanmıştır. - Gübre uygulamaları stabilite değeri üzerine 1989 yılında etkili olmamış, 1990 yılında ise azotsuz gübre uygulamasıyla en düşük stabilite değeri bulunmuştur. - Gübre uygulamalarının yoğurma tolerans sayısına önemli bir etkisi olmamıştır. - İstatistiksel anlamda önemli en yüksek yumuşama derecesi 1990 yılında tanık parsellerden elde edilmiştir. - Gübre uygulamalarının 1989 yılında valorimetre değeri üzerine önemli bir etkisi olmazken, 1990 yılında azotsuz gübre uygulamasında en düşük valorimetre değeri bulunmuştur. Azot Uygulama Zamanının Buğdayların Ekstensogram özellikleri üzerine Etkisi : - Uzamaya karşı direnç, azotlu gübre uygulamaları ile her iki yılda da azalmış, azot uygulamaları içerisinde 4. ve 5. uygulamalarda, her iki yılda da, diğer uygulamalara göre daha yüksek direnç elde edilmiştir. - Uzamaya karşı maksimum direnç, 1989 yılında azotsuz gübreleme ile en yüksek bulunmuştur.-111- - Azotsuz gübreleme ile her iki yılda da en düşük uzama yeteneği görülmüştür. - Gübre uygulamalarının kurve alanına 1989 yılında etkisi olmazken, 1990 yılında en düşük kurve alanı tanık parsellerde bulunmuştur. Azot Uygulama Zamanının Buğdayların Ekmek Pişme Özellikleri üzerine Etkisi : - Gübre uygulamalarının ekmek verimi değerleri üzerinde 1990 yılında istatistiksel anlamda etkili olduğu, ancak gübre uygulamalarına ait çoklu karşılaştırmalarda farklı önem gruplarına rastlanmadığı belirlenmiştir. - Azotun tamamının kardeşlenme döneminde uygulandığı 5. uygulama 1989 yılında en düşük hacım verimi vermiştir. 1990 yılında ise aynı uygulama yanında azotsuz uygulama da hacım verimini düşürmüştür. - Gübre uygulamalarının 1989 yılında hamur verimine etkisi olmamış, 1990 yılında azotsuz uygulamayla en düşük hamur verimi elde edilmiştir. - Gübre uygulamalarının 1989 yılında ekmek içi yumuşaklığına etkisi olmazken, 1990 yılında azot uygulanmayan örneklerde ekmek içi yumuşaklığı en düşük bulunmuştur. - Azot uygulamaları ekmek içi gözenek yapısına 1989 yılında etkili olmazken, 1990 yılında 5. uygulama ve azotsuz uygulamada en düşük gözenek yapısı elde edilmiştir. - 1989 yılında 2. ve 3. uygulamalar en yüksek ekmek içi rengini vermiş, 1990 yılında gübre uygulamalarının ekmek içi rengine etkisi olmamıştır.-112- - Her iki yılda da 2. uygulamadan en yüksek, 5. uygulamadan en düşük kabuk rengi elde edilmiştir. - 2. uygulamadan her iki yılda da en yüksek simetri yapısı elde edilirken, 1989 yılında 4. ve 5. uygulamalar, 1990 yılında ise 5. uygulama en düşük simetri yapısını göstermiştir.

Azotlu gübrelerBuğdayEkmeklik kalitesi+1
Ahmet Sabri Ünsal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

T. aestivum (Seri-82) x T. durum (Balcalı-85) türler arası buğday melezinin Fl ve F2 bitkilerinde sitolojik ve morfolojik araştırmalar

T.aestivum t Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) Türler Arası Buğday Melezinin Y\ ve F2 Bitkilerinde Morfolojik ve Sitolojik Araştırmalar " konulu bu araştırmada F| ve F2 bitkilerin mitoz ve mayoz bölünmeleri, F2 bitkilerin çiçek tozu canlılığı ve bazı morfolojik özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlan aşağıda özetlenmiştir. 1. Taesthnjm (Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) türler arası resiproklu melezinde T. aesSAvm ana olarak kullanıldığında dane bağlama oranı (%38.06) T durum ana olarak kullanıldığında elde edilen değere ( % 30.83) göre daha yüksek bulunmuştur. 2. Taestivum (Seri-S2) X T.durum (Balcalı-85) melezinin F^ bitkilerinden alman ve F2 bitkilerini verecek tohumlar düz, yan tansık ve tansık olmak üzere 3 gruba ayrıldıktan sonra anaçlar, F} ve F2 tohumlan çimlendirildiğinde çimlenme oranı, radicula, plumula ve toplam fide uzunluğu(cm) ve tohum çimlenme kuvveti (seed vigor index) değerleri F2 düz tohumlarında en yüksek, Y\ (BXA)'de ise en düşük bulunmuştur. 3. T.aesüi'Vm ( Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) türler arası melez bitkiler 2n=35 kromozomlu (pentaploid) bulunmuştur. Pentaploid bitkilerin metai'az-I safhasında 5.44 univalent, 13.64 bivalent ve 0.72 multivalent oluşturduğu saptanmıştır. 4. T.aesmvm (Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) türler arası buğday melezinin F2 bitkilerinde incelenen 600 adet tohumdan 94 tanesinde kromozom sayısı tespit edilmiştir, incelenen 94 bitkinin 47'sini 2n=29, 2n=30, 2n=31 ve 2n=32 kromozomlu bitkiler oluşturmaktadır. 2n=39 kromozoma sahip 1 bitki bulunurken 2n=42 kromozoma sahip bitki ise bulunamamıştır. Aynı zamanda kromozom sayısı ile gruplara ayrılan F2 tohumlan arasında bir ilişki saptanmamıştır. 5. Kromozom sayılan belli bitkilerden alınan başaklarda yapılan inceleme sonucu polen canlılığı 2n=29 kromozomlu bitkilerde en yüksek i% 92.3), 2n=39 kromozomlu bitkide ise en düşük (% 615) bulunmuştur.-68. 6. Kromozom sayıları belli olan bitkilerde metafaz-I safhasında kromozom eşleşmeleri incelendiğinde kromozom sayısı 2n<=28 ve 2n=42ye yaklaşıldıkça univalent sayısının azaldığı, 2n=28 ve 2n-42 kromozomlu bitkilerden 2n»35 kromozomlu bitkiye yaklaşıldıkça univalent sayısının arttığı saptanmıştır. Aynı zamanda steril ' ve fertti kromozom kombinasyonlarının da meydana geldiği belirlenmiştir. 7. F2'de yapılan mayoz araştırmalarında 2n=28 kromozomlu bitkilerin metafaz I'de 14*1 kromozom eşleşmesi gösterdiklerinden dizomik, 2n=41 kromozomlu bitkilerin 20II+1I kromozom eşleşmesi gösterdiklerinden monozomik, 2n=40 kromozomlu bitkilerin ise 19I1f2I kromozom eşleşmesi gösterdiklerinden çift monozomik olduklar anlaşılmıştır. Kromozom sayılan bakımından orto sıralarda yer alanlarda metafaz I'de fazla sayıda (5-6) univalent görülmüştür. 8. Kromozom sayılan belli bitkilerin dışında yetiştirilen F2 bitkileri başak tiplerine göre tetraploid ve hekzaploid fenotipik gruplara ayrılmış ve ayrıcada bitki boylarına göre de gruplandırılmıştır. iki grupta da tetraploid başak tipleri gösteren bitkiler çoğunluğu oluşturmuştur. 9. Anaçlar ve F2 bitkilerinin göstermiş olduklar varyasyondan dolayı bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık ve dane sayısı karşılaştırmıştır. En düşük bitki boyu 82.25 cm ile F2 (AxB) bitkilerinde, en yüksek ise 9835 Balcah-85 çeşidinde ; en uzun başak uzunluğu 8.88 cm ile Seri-82, en kısa başak uzunluğu ise 7.13 cm ile Balcah-85 çeşidinde ; başakta en fazla başakçık sayısı 20.65 adet ile Balcah-85 çeşidinde, en düşük ise 17.35 adet ile F2(AXB) bitkilerinde ; başakta en fazla dane sayısı 48.73 ile Seri-82 çeşidinde, en düşük ise F2 (AXB) ( 13.93 adet) bitkilerinde bulunmuştur. 10. Kromozom sayılan belli F2 bitkilerinde başak uzunluğu, başakta dane sayısı, başakta dane ağırlığı ve bin dane ağırlığı incelenmiştir. Başak uzunluğu ortalama 8.81 cm olup, 2n=34 kromozomlu bitkilerde en yüksek (9.90 cm), 2n=29 kromozomlu bitkilerde ise en düşük (6.38 cm) ; başakta ortalama dane sayısı 12.81 adet.olup 2n=29 kromozomlu bitkilerde en yüksek (42.45 adet), 2n=3Ş kromozomlu bitkilerde ise en düşük (1,30 adet) ; başakta dane ağırlığı ortalama1 036 gr olup 2n»29 ve 2n=28 kromozomlu bitkilerde en yüksek (0.73 ve 0.6/ gr ), 2n=33 kromozomlu bitkilerde en düşük (0.04 gr) ; bin dane ağırlığı ortalama 33.91 gr olup 2n=39 kromozomlu tek bitkide en yüksek (39.86 gr), 2n=31 kromozomlu bitkilerde ise en düşük (29.04 gr) bulunmuştur.

Bitki morfolojisiBuğdayEkmeklik buğday+4
Hakan Özkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu ve gap bölgelerinde yetiştirilen değişik arpa ve buğday genotiplerinin çinko ile beslenme statüsünün belirlenmesi

Bu araştırma Orta Anadolu ve GAP bölgelerinde bitkisel verimi ciddi boyutlarda sınırlayan mineral beslenme problemlerinden Zn noksanlığı statüsünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Orta Anadolu ve GAP bölgelerinin değişik kısımlarında araştırma Enstitülerince kurulan tarla denemelerinden yaklaşık olarak 1120 yaprak, 560 dane örneği ile 226 adet toprak örneği alınmış ve analiz edilmiştir. Her iki bölge topraklarının çok düşük konsantrasyonlarda DTPA'da ekstrakte edilebilir (bitkiye yarayışlı) Zn içerdiği bulunmuştur. Ancak sadece Orta Anadolu Bölgesinde Zn noksanlığı s impt omları gözlenmiştir. Bunun Orta Anadolu bölgesinin (yaklaşık 320 mm/yıl) GAP bölgesinden (yaklaşık 480 mm/yıl) daha düşük yağış almasıyla ilişkili olabileceği düşünülmüştür. DTPA'da ekstrakte edilebilir Zn konsantrasyonlarının düşük olmasının aksine diğer mikroelementlerin konsantrasyonları yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak özellikle Orta Anadolu'da cidi bir Zn noksanlığı problemi mevcuttur ve burada Zn noksanlığına dayanıklı genotiplerin seleksiyon ve ıslah çalışmalarının yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda yapılacak çalışmaların Zn'ca zengin tahılların yetiştirilmesi ve buna bağlı olarak da insan sağlığı ve ekonomik açıdan yarar getireceği açıktır.

ArpaBeslenmeBuğday+5
İnci Tolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessEN

Influence of drought stress on the levels of antioxidative defense systems during germination and early tillering stages in wheat genotypes differing in drought susceptibility

V ABSTRACT: Wheat genotypes differing in drought resistance under field conditions were tested for their antioxidative potentials under drought stress both during germination and early tillering stages. The genotypes used were the bread wheats Dagdas (resistant) and SBVD 1-2 (sensitive) and the durum wheat BDMM-19 (sensitive). During the germination stage drought stress was created by PEG-6000 treatment. The PEG-6000 treatment at a rate of 20% (w/v) had resulted in severe depressions in germination and seedling growth. These depressions were associated with decreases in ascorbate peroxidase activity of genotypes, particularly in the drought sensitive wheat genotype. In the early tillering stage, drought stress was initiated by withholding water and lasted for 12 days. The activities of antioxidative enzymes were clearly affected and increased over 12 days of water deficiency. However, no remarkable difference among the genotypes in activities of enzymes was detected. By contrast, with severity of drought stress, the genotypes differed in their membrane permeability (membrane damage), chlorophyll concentration and content of SH-groups. Compared to the drought resistant genotype "Dagdas", the drought sensitive genotype "SBVD 1-2" showed more membrane and chlorophyll damage, and higher levels of SH-groups during the drought stress. The results obtained in this study are not conclusive to explain the genotypical differences in resistance to drought regarding to antioxidative potential and related free radical damage, but can be a basis for further studies.

WheatGenotypeDrought+2
Levent Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Buğdayda (Tiriticum aestivum L.) protoplast izolasyonu, kültürü ve bitki regenerasyonu

Yeni buğday çeşitlerinin geliştirilmesinde biyoteknolojik yöntemlerin uygulanabilmesindeki basan öncelikle en uygun kallus, hücre süspansiyon kültürü, protoplast ve bitki regenerasyonunun gerçekleştirilmesine bağlıdır. Bu çalışmada, beş hexaploid buğday (Triticum aestivum L.) çeşidinin (Seri 82, Panda, Shafır, Gemini, Çukurova 86) olgunlaşmamış ve olgun embriyolarının embriyogenik kallus, hücre süspansiyon kültürü, protoplast ve bitki regenerasyonu kapasiteleri belirlenmeye çalışılmıştır. Öncelikle, döllenmenin gerçekleşmesinden yaklaşık 15 gün sonra alman olgunlaşmamış buğday embriyoları değişik 2,4-D (lmg/1, 2mg/l, 3mg/l, 5mg/l) konsantrasyonları içeren MS (MÜRASHIGE ve SKOOG, 1962); LS (LINSMAIER ve SKOOG, 1965), B5 (GAMBORG B5, 1975), N6 (MOROCZ ve ark., 1990) ortamları üzerinde, olgun embriyolar ise yine değişik 2,4-D (lmg/1, 3mg/l, 5mg/l, 8mg/l) konsan rrasyonl arı içeren MS, LS, B5, N6 oramlan üzerinde kültüre alınmışlardır. Olgunlaşmamış ve olgun buğday embriyoları kültüre alındıkları bütün ortamlarda farklı oranlarda kallus oluşturmuşlardır. Döllenmenin gerçekleşmesinden yaklaşık 15 gün sonra alınan olgunlaşmamış embriyolar yüksek oranda embriyogenik kallus oluştururlarken, olgun embriyolarda bu oran oldukça düşük olmuştur. Bununla birlikte kallus oluşumu yönünden olgunlaşmamış embriyolar 2mg/l 2,4-D, olgun embriyolar ise 5mg/l 2,4-D içeren MS ve B5 ortamlarında diğer ortamlara göre daha iyi sonuç vermişlerdir. Olgunlaşmamış ve olgun embriyolardan kallus oluşumuna ortama ilave edilen organik maddelerin etkilerini belirleyebilmek için patates ekstraktı, buğday nişastası, kazein hidrolizat ve glutamin içeren MS ortamlarında kültüre alınmışlardır. Kültüre alındıkları ortamlara ilave edilen organik maddeler bütün çeşitlerde kallus oluşumunu önemli ölçüde artırmıştır. Bu nedenle elde edilen119 kalkışların altkültürleri 2mg/l 2,4-D, 100mg/l kazein hidrolizat, 500mg/l glutamin içeren MS ortamları üzerinde yapılmıştır. Embriyogenik hücre süspansiyon kültürleri, Seri 82 buğday çeşidinin olgunlaşmamış embriyolarından elde edilen beyaza yakın renkteki, kolay dağılabilen, hızlı gelişen embriyogenik kalluslarından oluşturulmuştur. Hücre hacimi artışlarını (%HHA) belirleyebilmek için Seri 82 çeşidinin embriyogenik hücre süspansiyon kültürleri kazein hidrolizat, glutamin ve asparagin içeren sıvı MS ortamlarında kültüre alınmışlardır. Bu hücreler 100mg/l kazein hidrolizat, 500mg/l glutamin ve 150mg/l asparagin içeren ortamlarda yüksek oranda hücre hacimi artışı (%HHA) göstermişlerdir. Protoplast izolasyonunda Seri 82 buğday çeşidinin hızlı gelişen hücre süspansiyon kültürleri kullanılmıştır. VASIL ve ark., (1990) tarafından kullanılan enzim solüsyonunda, 6 saatlik inkübasyon sonunda, 1 gram hücre kültüründen 2x10 protoplast izole edilmiştir. Hücre bölünmesi ve kaplama etkinliği üzerine hücre kültürünün farklı altkültür sürelerinin, farklı protoplast yoğunluğunun, sıvı ve farklı agaroz konsantrasyonlarının etkileri karşılaştırılmış ve hücre altkültürünün 3. ve 5. günlerinde alınan, 1x1 06 prtoplast/ml yoğunlukta, 0.5 mg/1 2,4-D içeren MS ortamında kültüre alman protopl astların yüksek oranda bölünme ve kaplama etkinliğine sahip oldukları görülmüştür. Kültüre alındıktan 4-5 hafta sonra oluşan mikrokalluslar somatik embriyo ve bitki regenerasyonu için değişik konsantrasyonlarda oksin (0.1-0.5mg/l 2,4-D; 0.1mg/l IAA; 0.1mg/l NAA) ve sitokinin (lmg/1 BAP; lmg/1 kinetin) içeren MS ortamlarında kültüre alınmışlardır. Kültüre alındıktan yaklaşık 1 6-20 hafta sonra, mikrokalluslardan 0. lmg/1 IAA, lmg/1 BAP, lmg/1 kinetin içeren MS ortamında %38.7 oranında bitki regenere edilmiştir. Hücre süspansiyon kültürlerinde ve regenere edilen bitkilerde yapılan sitolojik çalışmalarda, hücre süspansiyon kültürlerinde %52 oranında kromozom120 kayıpları, %2 oranında kromozom fazlalıkları, %46 oranında 2n=42 normal kromozom sayısı gözlenmiştir. Protoplastlardan regenere edilen bitkilerde ise 2n=42 normal kromozom sayısı gözlenmiş, fakat bazı bitkilerde geniş yaprak ayası, aşın kardeşlenme, albino bitki ve erken dönemde içi boş başakçık oluşumu gibi anormalliklere rastlanmıştır. Mezofil protoplastlannm izolasyonunda Seri 82 buğday çeşidi in vitro bitkilerinin yapraklan kullanılmıştır. Fide elde etmek için buğday tohumlan yüzelsel sterilizasyona tabi tutulduktan soma in vitro 'da kültüre alınmıştır. 7-8 günlük buğday fidelerinin yaprakları 1-2 mm kalınlığında kesilerek WATANABE ve ark., (1988) tarafından kullanılan enzim solüsyonuna konulmuş ve 3 dakika süre ile vakum altında tutulmuştur. Daha sonra 25°C'de, 1500 lux işık altında enzim solüsyonu içerisinde inkübe edilmiştir. 7 saatlik inkübasyon sonunda 1 gram yapraktan 6x1 05 protopalst izole edilmiştir. İzole edilen mezofil protoplastlart farklı ortamlarda kültüre alınmışlardır. Dört haftalık inkübasyon sonunda, hücre bölünmesi ve dolayısıyla da bitki regenerasyonunun ilk aşamalarından olan mikrokallus oluşumu gözlenmemiştir.

Bitki korumaBitki rejenerasyonuBuğday+2
Akif Eskalen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Çinko eksikliği ve bor toksisitesi gösteren topraklarda gyttja uygulamasının buğdayın büyümesi ve çinko bor konsantrasyonları üzerine etkisi

Çinko eksikliği Dünyada ve Türkiye'de topraklarda çok sık rastlanılan bir mikroelement sorunudur.Günümüzde özellikle Orta Anadolu Bölgesinde tahıl üretim alanlarında Zn eksikliğinin yaygın olduğu ve bunun bitkisel verimi önemli bir şekilde sınırlandırdığı belirlenmiştir.Çinko eksikliğinin bu denli yaygın olmasının ana nedenlerinden biri olarak topraktaki organik madde içeriğinin çok düşük olması gösterilmektedir.Çinko gübrelemesine alternatif olarak topraklara yapılacak uygun bir organik madde gübrelemesinin bitkilerin Zn beslenmesini iyileştirebileceği ve organik madde de bulunan fenolik hidroksil (OH) grupların bazı topraklarda yüksek miktarlarda bulunan B'u bağlayarak, onun bitkiler üzerine toksik etkisini azaltabileceği güçlü bir olasılıktır.Bu nedenle,bu çalışmada, Zn eksikliği gösteren Eskişehir-Sultanönü toprağı ile hem Zn eksikliği hem de B toksisitesi gösteren Konya-Çomaklı toprağı,test bitkileri olarak Zn eksikliğine duyarlı olan Kunduru (makarnalık buğday) ve dayanıklı Dağdaş (ekmeklik buğday) çeşitleri kullanılmıştır.Deneme başlangıcında denemede kullanılan saksıların yansı sera koşullarında inkübasyona bırakılmış ve 3 hafta sonra tüm saksılar, organik madde içeriği yüksek olan gyttja materyali ve Zn uygulamasına tabii tutulmuştur. Deneme sonucunda, gyttja uygulamasının, Zn eksikliği gösteren Sultanönü toprağında beklenen şelat etkisi görülmemiş aksine gyttja uygulamasının, çeşitlerin kuru madde miktarı ve Zn içeriklerinde azalmaya neden olduğu görülmüştür.Bor toksisitesi gösteren Çomaklı toprağında ise gyttja uygulaması olumlu sonuçlar vermiştir.Özellikle gyttja ile Zn'nun birlikte uygulandığı koşullarda yeşil aksamın kuru madde miktarı artmış,B konsantrasyon ve içeriklerinde ise azalma kaydedilmiştir.

BorBuğdayGidya+2
Hatun Barut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye orjinli yabani diploid buğday (T. monococcum spp. boeoticum) populasyonlarının morfolojik ve moleküler karakterizasyonu

Çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde, 51 yabani kaplıca (T. monococcum ssp. boeoticum), 2 kaplıca (T. monococcum ssp. monococcum) ve 2 T.urartu genotipi arasındaki morfolojik, tarımsal ve moleküler farklılıkların saptanması amacıyla, 2006-07 yetiştirme mevsiminde yürütülmüştür. Moleküler karekterizasyon için ISSR (Tekrarlanan Basit Baz Dizilimi Arası) DNA markırları kullanılmıştır.Araştırma sonucunda genotipler arasında, çalışmada incelenen bitki boyu, 100 tohum ağırlığı ve tohum uzunluğu gibi morfolojik ve tarımsal özellikler bakımından yüksek bir varyasyon olduğu saptanmıştır. Moleküler karekterizasyonda en yüksek polimorfik ISSR primerlerini bulmak için, 35 ISSR primeri, 7 kaplıca genotipinde ön taramaya tabii tutulmuştur. Seçilen en polimorfik 16 ISSR primeri toplam 88 band üretmiş ve bunların 79 adedi polimorfik olarak bulunmuştur. ISSR verileri kullanılarak Jaccard's katsayısı, NTSYSpc2.1 bilgisayar paket programı vasıtasıyla hesaplanmıştır. Jaccard's benzerlik katsayısına göre, çalışılan genotipler arasındaki benzerlik 0.43 ile 0.95 arasında değişmiş olup, ortalaması 0.73 bulunmuştur. Benzerlik indeksine göre oluşturulan dendogramda A ve B olmak üzere 2 farklı grup oluşmuştur. A grubu kendi içerisinde 2 gruba ayrılmış ve B grubunda sadece T. urartu genotipleri yer almıştır. Araştırma sonucunda T. monococcum ssp. monococcum genotipi Karacadağ/Diyarbakır populasyonlarıyla genetik olarak yakın bulunmuş ve Karacadağ/Diyarbakır bölgesinin diploid buğdayın ilk kültüre alındığı yer olduğu bir daha doğrulanmıştır.Anahtar Kelimeler: T. monococcum, Morfolojik Özellikler, Tarımsal Özellikler, ISSR Markörleri

BuğdayDNA parmak iziDNA probları
Hüsnü Aktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili buğday, sebze ve bağ alanlarında önemli bitki paraziti nematod türlerinin belirlenmesi

Bu çalısmada Diyarbakır ili bugday, sebze ve bag alanlarında bulunan Tylenchida, Aphelenchida ve Dorylaimida (Nemata) takımlarına ait bitki paraziti nematod türlerinin belirlenmesi amaçlanmıstır. Bu kapsamda, 2005?2006 yıllarında bitki gruplarına göre degismekle birlikte toprak kosullarının uygun oldugu ilkbahar ve yaz aylarında toprak ve kök örnekleri alınmıstır. Alınan toprak ve kök örneklerinden elde edilen nematodların daimi preparatları hazırlanarak, ölçüm ve teshisleri yapılmıstır. Tespit edilen türlerin tanımı, sinonimleri, görülen varyasyonlar, çalısma kapsamına giren alanlardaki yayılısı, literatürde kayıtlı yayılısı ve habitatları verilmistir. Çalısmanın sonucunda Tylenchida, Aphelenchida ve Dorylaimida takımlarının Tylenchina, Hoplolaimina, Dorylaimina ve Aphelenchina alttakımlarına baglı Tylenchoidea, Anguinoidea, Hoplolaimoidea, Dolichodoridea, Longidoridea ve Aphelenchoidea üst familyalarından 8 familya, 10 alt familya ve 12 cins'e baglı 23 tür saptanmıstır. Tespit edilen türlerden;. Paratrophurus striatus ve Pratylenchoides sheri Türkiye nematod faunası için yeni kayıt niteligindedir. Çalısmada Tylenchida, Dorylaimida ve Aphelenchida takımlarından saptanan en yaygın türler Merlinius brevidens; Helicotylenchus dihystera, Pratylenchoides alkani, Meloidogyne incognita, Pratylenchoides fallax; Xiphinema pachtaicum ve Aphelenchus avenae olarak tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler: Bitki paraziti nematodlar, Bugday, Sebze, Bag ve Diyarbakır.

BuğdayDiyarbakırNematodlar+1
Mustafa İmren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Buğday ve yabani türlerinin beslenme ve verim yönünden mikorizaya bağımlılığının araştırılması

2 yıllık çalışmada, buğday ve yabani türlerinin mikorizaya bağımlığı sera koşullarında araştırılmıştır. I. yıl mikorizaya bağımlılığı test etmek için, buğdayın yabani ve primitif formlarını da içeren 21 diploid, 29 tetraploid ve 7 hekzaploid buğday genotipi saksı denemesinde materyal olarak kullanılmıştır. Bitkiler 71 gün için mikorizalı (Glomus mossea) ve mikorizasız olarak yetiştirilmişlerdir. Herbir genotip için, kök, sap, ve toplam kuru madde ağırlığı, büyüme tepkisi, kök infeksiyonu ve mikorizaya bağımlılık hesaplanmıştır. Yapılan bu ölçümlerden, mikoriza inokulasyonu kontrolle kıyaslandığında, kök, sap ve toplam kuru madde ağırlığını sırasıyla, 3.97, 5.23 ve 4.77 kat arttırmıştır. Ploidy düzeylerine göre yüksek bir varyasyon gösteren mikorizaya bağımlılık, diploid, tetraploid ve hekzaploid türler için sırasıyla, % 70.4-91.1, 56.8-90.5 ve 70.9-79.5 arasında değişim göstermiştir ve diploid türler, tetraploid ve hekzaploid türlerden daha yüksek bağımlılık sağlamışlardır. Büyüme tepkisi de mikorizaya bağımlılıkta olduğu gibi, diploid > tetraploid > hekzaploid buğdaylar olarak sıralanmasına karşın, kök infeksiyonu tür içi ve türler arasında daha düşük bulunmuştur. I. yıl sonucunda mikorizaya bağımlılığa göre 20 genotip (11 tür) II. yıl için denenmek için seçilmiştir. II. yılda tüm bitkiler fizyolojik olgunlukta hasat edilmişlerdir. I yılda incelen tüm özellikler, ayrıca verim ve verim öğeleri ve bitki besin elementleri incelenmiştir. İncelenen özellikler tür içi ve türler arasında büyük bir varyasyon göstermiştir. İncelenen özellikler arasında mikoriza inokulasyonu kontrolle kıyasladığında, kök, sap ve toplam kuru madde ağırlığını, bitkideki başak sayısını, bitki boyunu, başak uzunluğunu, başaktaki başakcık sayısını ve başaktaki dane sayısını arttırmasına rağmen, başaklanma süresini kısaltmış; başak verimini ve 1000 dane ağırlığını ise değiştirmemiştir. Mikoriza inokuleli bitkilerden elde edilen danelerin P ve Zn konsantrasyonu artmasına karşın, K, Mg, Fe, Mn ve Cu konsantrasyonları ya azalma (Mn, Cu), yada değişim göstermemişlerdir (K, Mg, Fe). Mikorizaya bağımlılık ploidy düzeylerine göre yüksek bir varyasyon göstermiş olup, diploid, tetraploid ve hekzaploid türler için sırasıyla, %11.5-50.0, -0.10-35.4 ve 13.4-21.2 arasında değişim göstermiş ve diploid türler, tetraploid ve hekzaploid türlerden daha yüksek bağımlılık sağlamışlardır. Bu çalışma sonuçları, buğdayın S(B) genomunun yüksek düzeyde mikorizaya bağımlılık gösterdiğini, AA ve BBAA genomlarının hem bağımlılık, hem de bağımsızlık, buna karşın BBAADD genomunun ise en düşük tepki sağladığını göstermiştir. Böylece yabani ve primitif türler bitki ıslah programlarında yeni kültür buğdayların geliştirilmesinde yabani gen kaynağı olarak kullanılabilirler. Anahtar kelimeler: Triticum, Aegilops, Genom, Mikorizaya Bağımlılık, Arbuskular Mikoriza

Arbüsküler mikoriza fungusBuğdayMikoriza
Cemal Yücel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı yazlık buğday çeşitlerinin Pratylenchus thornei Sher et Allen (Tylenchida: Pratylenchidae)'ye karşı dayanıklılığının araştırılması

Bu çalışmada Kök yara nematodu (Pratylenchus thornei Sher et Allen)'nun tarla koşullarında oluşturduğu verim kaybı, 181 yazlık buğday çeşit ve hattının dayanıklılığı ile dayanıklılık denemelerinde kullanılacak en uygun çalışma metodları araştırılmıştır. Ayrıca iki farklı dayanıklılık kaynağı AUS 4930 7.2 ve sentetik hexaploid buğday çeşidi olan CROC_1/AE.SQUARROSA (224)//OPATA' nın P. thornei'ye karşı gösterdiği dayanıklılığın moleküler tanımlanması yapılmıştır.P. thornei ile bulaşık tarlada yürütülen denemede, en yüksek verim kaybının % 19,85 ile duyarlı Gatcher çeşidinde meydana geldiği saptanmıştır. P. thornei'ye karşı dayanıklılık denemelerinde en uygun parametrelerin; kumlu toprak tipi (70:29:1 kum:tarla toprağı:organik madde), küçük boy saksı (boru tipi, çap: 15 mm, yükseklik:100 mm), 9 hafta hasat süresi, inokulum yoğunluğu 400 birey (P.thornei)/bitki, alttan perlitle yapılan sulama sistemi, olduğu belirlenmiştir P. thornei'ye karşı kısmi dayanıklı olduğu bilinen iki farklı buğday çeşidinin (AUS 4930 7.2 ve CROC_1/AE.SQUARROSA (224)//OPATA) duyarlı pastor çeşidi ile oluşturduğu populasyonların P. thornei'nin Çukurova populasyonuna karşı reaksiyonunun denendiği çalışmada; AUS 4930 7.2 x Pastor populasyonunda dayanıklı bölgelerin, 1B, 2B ve 4D kromozomunda, CROC x Pastor populasyonunda ise 1B ve 3B kromozomunda bulunduğu saptanmıştır. Daha önce farklı çeşitlerde dayanıklılığın bulunduğu bildirilen 6 D kromozom bölgesi AUS 4930 7.2 ve CROC_1/AE.SQUARROSA (224)//OPATA çeşitlerinde bulunamamıştır.

BuğdayNematodlar
Halil Toktay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Buğday genotiplerinin tahıl kist nematodu Heterodera filipjevi (Madzhidov) Stelter populasyonlarına karşı dayanıklılıklarının araştırılması

Bu çalışmada ayrıca, CIMMYT-Meksika tarafından hexaploid ekmeklik buğday çeşitlerinde bulunan ve Tahıl kist nematodlarına karşı dayanıklılığı sağlayan Cre 1 ve Cre 5 genlerinin aktarıldığı tetraploid makarnalık buğday çeşitlerinde H. filipjevi Yozgat ve H. filipjevi Haymana populasyonunun gelişme durumu incelenmiş, her iki populasyonun dayanıklı gen taşıyan makarnalık buğday hatlarına karşı reaksiyonlarının birbirlerinden farklı oldukları saptanmıştır. Bu sonuçlar ışığında H. filipjevi Yozgat populasyonunun literatürde bu türün bilinen patotiplerinden ve H. filipjevi Haymana populasyonundan ayrı bir patotip olduğu ileri sürülmektedir.

Bitki parazitleriBuğdayHeterodera filipjevi+1
Mümine Özarslandan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bitki ekstraktlarının Sitophilus granarius L. (Col: Curculionidae) ve Tribolium confusum Jacquelin du Val (Col: Tenebrionidae) üzerindeki insektisidal ve repellent aktiviteleri

Depolanmış ürün zararlıları ile mücadelenin önemi her geçen gün artmaktadır. Sitophilus granarius ve Tribolium confusum ise depolanmış mahsullerde zarar yapan iki önemli tür olarak bilinmektedir. Depolanmış ürünlerde mücadelede farklı yöntemler kullanılsada en çok kullanılan yöntem kimyasal mücadeledir. Çevresel olumsuzluklar ve böceklerin kazandığı direnç gibi etkenler mevcut insektisitlere alternatif olabilecek yeni kimyasalların elde edilmesini ve uygulanmaya aktarılmasını gerektirmektedir. Yürütülen bu tez çalışmasında da mevcut insektsitlere alternatif olabilecek bitkisel kökenli insektisitler konu edilmiştir. Bu anlamda Buplerum rotundifolium, Arnebia densiflora, Rhododendron luteum bitkilerinden elde edilen ekstratların S.granarius ve T.confusum üzerindeki insektisidal ve davranışsal etkileri araştırılmıştır. Kontak aktivite testlerinde en yüksek aktivite % 56,67 ile B. rotundifolium methanol ekstraktından S. granarius üzerinde elde edilmiştir. Bu etkiyi % 41,09 ile A. densiflora methanol ektraktı takip etmiştir. T. confusum üzerinde ise düşük oranlarda kontak toksisite gözlemlenmiştir. Repellent etki çalışmalarında ise, A. densiflora methanol ektraktı dışında kalan diğer bitki ektraktları iyi derecede repellent aktivite göstermiştir. S. granarius üzerindeki repellent aktiviteler ise çok düşük seviyelerde kalmıştır.

Bitki özütüBuğdayKırma biti+2
Süleyman Kocaaslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Various nutritional applications on productivity indicators in wheat

Biofertilizers are natural preparations containing a compatible group of beneficial microorganisms that have an active and effective role in supplying the plant with the nutrients it needs. The study aimed to find the level of addition of bio-fertilizer Carbac G to reduce the doses of mineral fertilizers and reach the possibility of recommending biofertilizers as an alternative to the ground additions of mineral fertilizers in the wheat crop. In the study, which included five different applications, the harvested plants were evaluated in terms of plant height, the area of leaf flag, number of spikes, number of grains per spike, the weight of 1000 grains, grain yield, biological yield, harvest index, protein, gluten parameters. As a result of the study, it was determined that the mixture of traditional biofertilizers and organic matrix chemical fertilizers performed better than the traditional method in terms of wheat growth performance in alluvial soils of semi-tropical agro-climatic conditions of wheat cultivation.

BiofertilizerWheatGlutens+2
Ameer Mohammed Alı Alı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ekmeklik ve makarnalık buğday çeşitlerinde 1AL.1RS ve 1BL.1RS çavdar translokasyonları ile cücelik genlerinin araştırılması

1931 yılından günümüze kadar tescil ettirilmiş 111 adet ekmeklik ve 26 adet makarnalık buğday çeşidi ile köy çeşidinin materyal olarak kullanıldığı bu çalışmanın amacı, cücelik genlerinin (Rht-B1 ve Rht-D1) allelik durumları ile bu çeşitlerin 1AL.1RS ve 1BL.1RS buğday-çavdar translokasyonlarını taşıyıp taşımadığını saptamaktır.Çalışma sonucunda, 102 adet ekmeklik buğday çeşidinden 62 adet ekmeklik buğday çeşidinin Rht-B1a (uzun tip) allelini, 40 adet ekmeklik buğday çeşidinin Rht-B1b (cüce tip) allelini taşıdığını belirlenmiştir. Araştırmada incelenen 26 adet makarnalık buğday çeşidinin 16 adedinin Rht-B1a (uzun tip) allelini, 10 adedinin ise Rht-B1b (cüce tip) allelini taşıdığı saptanmıştır. Sonuç olarak incelenen 128 adet ekmeklik ve makarnalık buğday çeşidinin %39'u Rht-B1b cüce alleli taşırken %61'i Rht-B1a uzun alleli taşıdığı tespit edilmiştir. İncelenen 92 adet ekmeklik buğday çeşidinden 4 adet ekmeklik buğday çeşidinin (%4.3) Rht-D1b (cüce tip) allelini taşıdığı tespit edilmiştir.Çalışmada 1AL.1RS ve 1BL.1RS çavdar translokasyonu için incelenen 137 adet ekmeklik ve makarnalık buğday çeşidi içerisinden sadece 5 adet ekmeklik buğday çeşidinin 1BL.1RS çavdar translokasyonunu taşıdığı belirlenmiş, ancak 1AL.1RS çavdar translokasyonu tespit edilmemiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'de yetiştirilen 137 adet buğday çeşidinin %2.9'unun 1BL.1RS çavdar translokasyonunu taşıdığı tespit edilmiştir.Bu araştırma sonucunda PCR'a dayalı DNA markörlerinin buğday ıslahında amaca uygun olarak hem tanımlamada hem de Marköre Dayalı Seleksiyon ıslahında rahatlıkla kullanılabileceği gösterilmiştir.

Buğday
Fulya Eylem Yediay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Triticum spelta buğdayında tane çinko konsantrasyonu yüksek ve çinko eksiliğine dayanıklı genotiplerin belirlenmesi ve karakterize edilmesi

Besinlerde Zn ve Fe konsantrasyonu arttırmak insanlarda bu elementlerin eksikliğinden kaynaklanan sağlık sorunlarını azaltmadaki temel stratejilerden bir tanesidir. Bu amaç için genetik olarak farklı düzeyde ve yüksek tane Zn ve Fe konsantrasyonuna sahip yabani buğday genotiplerinin kullanılması önerilmektedir. Bu hedefi gerçekleştirmek için 766 Triticum spelta genotipi farklı lokasyonlarda tane Zn, Fe ve N konsantrasyonu için test edilmişlerdir.Elde edilen sonuçlar, spelta buğday genotiplerinin yüksek Zn ve Fe konsantrasyonuna ve bu elementlerin tanedeki konsantrasyonları açısından büyük varyasyona sahip olduğunu göstermiştir. Toplam 766 adet genotip içinde en düşük Zn konsantrasyonu 29 mg kg-1 iken (SP 611) en yüksek Zn konsantrasyon değerinin 102 mg kg-1 (SP 217) ve ortalama tane Zn konsantrasyonunun 55 mg kg-1 olduğu saptanmıştır. Aynı değerler Fe için sırasıyla19, 72 ve 36 mg kg-1 ve N için sırasıyla % 2.41, % 5,11 ve % 3.43 olduğu bulunmuştur. Analizlerden elde edilen bir başka bulgu tanedeki Zn konsantrasyonu arttıkça N konsantrasyonunda arttığı, tanedeki Zn ve N konsantrasyonları arasında r= 6179***, tane Fe konsantrasyonu ile tane N konsantrasyonu arasında (r= 0.5541***) ve tane Zn ve Fe konsantrasyonu arasında önemli ve pozitif ilişkiler bulunmuştur. Serada koşullarında 72 genotiplerin Zn etkinliklerinin % 43- 95 arasında değişim gösterdiği ve ortalama % 79 olduğu belirlenmiştir. Genotiplerin etkinliğinde Zn uygulanmayan koşuldaki kuru madde verimlerinin önemli olduğu(r=4794***) buna karşılık ekim öncesi tohum Zn konsantrasyonunun ve yeşil aksam Zn konsantrasyon ve içeriğinin önemli olmadığı bulunmuştur. Bu bulgulara ilave olarak su kültüründe besin çözeltisiyle yapılan çalışmada, Zn etkin olan genotiplerin kuru madde verimleri ve yeşil aksam / kök oranlarının Zn etkin olmayan genotiplere göre daha yüksek çıktığı belirlenmiştir.Elde edilen tüm bulgular spelta buğdaylarının modern buğdayların tane Zn, Fe ve N konsantrasyonlarını iyileştirebilecek düzeyde konsantrasyona ve genetik varyasyona sahip olduğunu ortaya koymuştur.

BuğdayDemirTriticum spelta+1
Halil Erdem
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00

Related subjects