Capital structure
91 theses under this subject heading
Çok uluslu işletmelerde modern sermaye yapısı teorilerinin geçerliliğinin test edilmesi
Bu çalışmada modern sermaye teorilerinin geçerliliği panel veri regresyon yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Bu teoriler dengeleme teorisi, finansal hiyerarşi teorisi, temsilcilik teorisi ve işaret (sinyal) etkisi teorileridir. 2013-2022 yılları arasında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin borsa endekslerinde yer alan finansal hizmetler sektörü hariç firmalar kullanılmıştır. Türkiye BİST30, Almanya DAX40, Fransa CAC40, ABD DOW30, Güney Afrika JTOPI40 ve Hindistan NIFTY50 endekslerinde incelenen dönem boyunca kesintisiz veri sağlanabilen firmalar analize dahil edilmiştir. Üç ayrı modelde bağımlı ve bağımsız değişkenler arası ilişki kurulmuştur. Bağımlı değişkenler kaldıraç oranı, kısa vadeli kaldıraç oranı ve uzun vadeli kaldıraç oranıdır. Bağımsız değişkenler firma büyüklüğü, karlılık, büyüme, aktif yapısı, vergi faktörü ve borç dışı vergi kalkanıdır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde modern sermaye teorilerinin geçerliliğini kanıtlayan sonuçlara ulaşılmıştır.
Makroekonomik faktörlerin sermaye yapısı üzerindeki etkisi: Sektörel bir inceleme
Sermaye yapısı, sermaye maliyeti, bütçelemesi ve firmaların piyasa değeri üzerinde etkili olduğundan, finans literatürü açısından önemli bir kavramdır. Bu nedenle firma sahip veya sahipleri servetlerini üst düzeye çıkaracak optimal sermaye yapısını belirlemek isterler. Firmaların sermaye yapısı kararlarını firma ve ülke düzeyindeki faktörler etkilemektedir. Firmaların faaliyetleri sonucu elde ettiği ve firma tarafından kontrol edilebilen değişkenler firma düzeyindeki faktörler olarak ifade edilebilir. Firma tarafından kontrol edilemeyen mevcut ekonomik duruma göre belirlenen enflasyon, döviz kuru, faiz oranı, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyüme oranı gibi makroekonomik faktörler ise sermaye yapısını etkileyen ülke düzeyindeki faktörlerdir. Bu çalışmada temel makroekonomik faktörlerin sermaye yapısına etkileri araştırılmak istenildiğinden, 2011-2020 yıllarına ilişkin enflasyon, faiz, GSYH büyüme oranı ve döviz kuru ile sektörlerin finansal kaldıraç oranı kullanılarak basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analizde kullanılan bağımlı değişken finansal kaldıraç (borç/varlık) oranıdır. Bağımsız değişkenler ise enflasyon, faiz, GSYH büyüme oranı ve döviz kurudur. Yapılan regresyon analizi sonucunda; GSYH büyüme oranı ile döviz kurunun genel olarak sektörlerin sermaye yapısı üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi bulunmaktadır. Faiz oranı ile enflasyon oranının ise belirli sektörler açısından pozitif yönde anlamlı etkisi olduğu görülmüştür. Bulunan sonuçlar dengeleme teorisi ile paralellik göstermektedir.
Firmaya özgü ve makro ekonomik faktörlerin firmaların sermaye yapısı kararlarına etkileri: BIST'de bir uygulama
Firma yöneticileri ile pay sahipleri, firmaların sermaye yapılarını oluştururken belli stratejiler izlemekte ve kararlar almaktadırlar. İzlenilen bu stratejilerin temelinde firmanın risklilik seviyesini artırmadan firmanın değerini artıracak borç/özsermaye karmasının belirlenmesi yatmaktadır. Sermaye yapısını etkileyen faktörlerin belirlenmeye çalışıldığı sermaye yapısı literatüründeki önceki çalışmalar, ağırlıklı olarak firmaya özgü faktörler üzerinde durmuşlar ve ilgili teorileri de bu faktörler üzerine inşa etmişlerdir. Bu çalışmada sermaye yapısı üzerindeki firmaya özgü faktörlerin yanı sıra makroekonomik faktörlerin de etkisi incelenmiştir. Tez çalışmasında öncelikle sermaye yapısı yaklaşımları açıklanmış ve daha sonrasında da Türkiye'de ve Dünya'da yapılan çalışmalar incelenmiştir. Çalışma kapsamında Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren BIST Teknoloji, BIST Sınai ve BIST Hizmetler endekslerine kayıtlı firmaların finansal tablo verilerine ulaşılmış ve bu veriler, belirlenen bağımlı, bağımsız ve makro ölçekli değişkenlerle önce Statik Panel Veri daha sonra ise Dinamik Panel Veri yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'deki halka açık firmaların sermaye yapıları, firmanın varlık yapısı, kârlılığı, büyüklüğü, risklilik düzeyi, vergi ödeme düzeyi, borç dışı vergi kalkanı, büyüme olanakları, likiditesi, piyasa faiz oranları, bankacılık sektörünün gelişmişlik düzeyi ve küresel finansal kriz gibi faktörlerden etkilenmektedir. Bu faktörlerin istatistiksel olarak anlamlı işaretleri, sermaye yapısı teorilerinin beklentileri ile kıyaslandığında Türkiye'de halka açık olarak faaliyet gösteren firmaların sermaye yapısı davranışlarında ağırlıklı olarak Finansman Hiyerarşisi Yaklaşımı'nı benimsedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgular önceki birçok çalışmayla tutarlıdır.
Sermaye yapısı seçimlerinin belirleyicileri MIMIC model ve PLS yaklaşımı
Bu tez çalışmasında, sermaye yapısı seçimlerinin belirleyicileri incelenmiş MIMIC ve PLS metotları kullanılarak bu belirleyicilerin sermaye yapısı üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada BİST' te ve İMKB'de işlem gören 167 şirketin 2008-2017 yılları arasındaki verileri toplanmıştır. Bu veriler kullanılarak sermaye yapısı üzerinde etkisi olduğu düşünülen 11 değişken hesaplanmıştır. Büyüklüklerine ve sektörlerine göre gruplandırılarak toplam 9 model kurulmuştur. 9 modelden ilki tüm şirketlerin yer aldığı ana modeldir. Sonraki 4 model şirketlerin faaliyet gösterdiği sektörlere göre gruplandığı, son 4 model ise şirketlerin büyüklüklerine göre gruplandırılarak oluşturulan modellerdir. Şirketlerin ayrı ayrı modellenerek analizlerin tekrarlanması ile sermaye yapısı incelemesine daha homojen bir yaklaşım hedeflenmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre değişkenlerin hangilerinin sermaye yapısı üzerinde daha etkin olduğu ve bunların hangi finansal teori ile uyum gösterdiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Modern sermaye yapısı teorilerinin geçerliliğinin test edilmesi: BİST 30 endeksi firmaları üzerine bir araştırma
Firmaların sermaye yapısına etki eden faktörler ve etki dereceleri ülkeden ülkeye, sektörden sektöre hatta aynı sektör içinde yer alan firmalar arasında dâhi farklılık göstermektedir. Bu durumda finans yöneticileri en uygun sermaye yapısını oluşturmak için verecekleri kararları, bu çeşitli faktörleri ve etkilerini göz önüne alarak değerlendirmelidir. Bu sebeple sermaye yapısı ve sermaye yapısına etki eden faktörlerin sermaye yapısı teorileriyle uyumlu olup olmadığı araştırılması gereken konulardan birisidir. Bu çalışmada, 2009:6-2019:6 döneminde BİST 30 Endeksi'nde devamlı işlem gören 15 adet firmanın sermaye yapısının modern sermaye yapısı teorileri ile geçerliliği test edilmeye çalışılmıştır. Sermaye yapısı finansal kaldıraç oranları ile temsil edilirken, firmaya özgü faktörler ise borç dışı vergi kalkanı, büyüme oranı, firma büyüklüğü, firma riski, kârlılık, likidite ve duran varlık ile temsil edilmiştir. Yapılan panel veri analizinde, modern sermaye yapısı teorilerinin geçerliliğini sınamak için altı adet ekonometrik model oluşturulmuş ve bu modeller teker teker sınanmıştır. Yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular, modern sermaye yapısı teorileri ile ilişkilendirilmiştir. Çalışma sonucunda, örneklem kapsamında yer alan firmaların sermaye yapısı davranışlarının daha çok finansal hiyerarşi teorisi ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Sermaye yapısı belirleyicileri: Katılım 30 Endeksi firmaları üzerine bir uygulama
Sermaye yapısı kararları firmaların finansal durumlarını koruması, sağlamlaştırması ve faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürebilmesi açısından önem arz etmektedir. Firmaların sermaye yapılarını ne kadar borç ne kadar özsermaye ile ile karşılayacağı kararı firma değeri ve sermaye maliyeti üzerinde önemli etkiye sahiptir. Bu kapsamda Katılım 30 Endeksi'nde faaliyet gösteren ve endekste yer alabilmeleri için borçlanma düzeylerinin belirli seviyede tutmaları gereken 17 reel sektör firması için sermaye yapısı belirleyicilerinin 2011-2020 döneminde panel veri analizi ile tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada finansal kaldıraç bağımsız değişken, borç dışı vergi kalkanı, büyüklük, faaliyet kaldıracı, likidite oranı, aktif karlılık ve satışlardaki dalgalanma ise bağımsız değişkenler olarak analize dahil edilmiştir. Analiz sonucunda borç dışı vergi kalkanı ve satışlardaki dalgalanma ile finansal kaldıraç arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Büyüklük ve faaliyet kaldıracı ile finansal kaldıraç arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif ilişki, likidite ve aktif karlılık değişkenleri ile finansal kaldıraç arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve negatif ilişki tespit edilmiştir. Bu kapsamda Katılım 30 Endeksi'nde işlem gören firmaların temsil, işaret etkisi ve finansal hiyerarşi teorilerini dikkate alarak sermaye yapısı kararlarını aldıkları söylenebilmektedir.
The impact of human and structural capital on financial performance: An empirical study on bank of Bagdad and Gulf bank
The goal of this study is to examine the role of human and structural capital in attaining bank financial performance, using the Bank of Bagdad and the Gulf Commercial Bank in Bagdad, Iraq as research population. Human capital and structural capital are characterized as the intellectual ability of the human resource in an organization. Human capital and structural capital impact the areas of producing ideas related to the strategic and creative development of systems, and approaches of the organization, so the organization can accomplish its objectives and achieve positive outcomes. In this study, the effect of human and structural capital on financial performance is investigated using a questionnaire. In this study, a survey method was chosen to examine the impact of human capital and structural capital on financial performance, and questionnaires were sent to experienced bank employees. With the correlation and regression analyzes, the hypotheses that human capital and structural capital have significant and positive effects on banks' financial performance were supported.
Finansal iflas faktörlerinin sermaye yapısına etkisinin analiz edilmesi: Irak örneği
Sermaye yapısı ile finansal iflas arasındaki ilişkinin niteliği, işletmenin performansına ve değerine etkisi açısından büyük önem taşımaktadır. Şirketler, yatırımlarını ve operasyonlarını borç ve öz kaynak karışımı yoluyla finanse etmeye çalışır ve bu kombinasyon bir sermaye yapısı oluşturmaktadır. Bu araştırma, Irak'ın Basra Valiliği'ndeki finansal kuruluşlarda, özellikle özel bankalarda, sermaye yapısının finansal iflasları (karlılık, banka büyüklüğü, likidite ve aktif büyüklüğü) azaltmadaki etkisini test etmek için tasarlanmıştır. Rastgele örnekleme yöntemi, Basra Valiliği'ndeki özel bankalarda çalışanlar üzerinde kullanılmış, araştırmacı tarafından bu bankalarda mali ve idari departmanlarda çalışanlara yüz yüze anket dağıtılmış ve anketler birkaç gün sonra katılımcılardan toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, sermaye yapısının finansal iflas riskini azaltmada önemli bir role sahip olduğu tespit edilmiştir. Bireysel birikimden daha çok borçlanmaya ihtiyaç duyulması gerektiği, bunun bankanın ekonomik gelişimine katkı sağlayacağı yönündeki görüşleri ortaya koymuştur. Daha yüksek bir sermaye getirisi elde etmek, ancak bankayı likidite eksikliği ve finansal yükümlülüklerini yerine getirememe riskiyle karşı karşıya bırakabilir.
Türk sigortacılık sektöründe yabancılaşma ve piyasa analizi (2009-2019)
Kendi canının yanı sıra sahibi olduğu eşyanın da korunması, bütünlüğünün bozulmaması genelde herkesin temennisidir. İnsanlığın ilk zamanları bu tür tehlikeler birlikte yaşayan kabileler için birer dayanışma örneği teşkil edip, bir şekilde kompanse edilirken, zamanla gelişen ve değişen toplumda bu ortak yaşamanın, yaşanılan problemlerin çözümüne çare olmadığı daha kompleks ve tamamlayıcı bir sistemin varlığına ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır. Bu noktada, sigortacılık kavramı ortaya çıkmış ve zamanla sistem geliştirilmiştir. Sonuçta, bildiğimiz sigortacılığın temelleri atılmış ve sistem zamanla geliştirilmiştir. Çalışmada, insanoğlu herhangi bir tehlike anında doğuştan gelen duygudan ötürü güvende olmak ister. İlk aşamada insanın sağlığı gelse de ardından can malın yongasıdır diyerek malın ve canın herhangi bir risk anında koruma altına alma faaliyetlerine değinilmiştir. Burada sigortanın tarihçesinden, denetim, gözetim otoritelerinden, yasal anlamda bağlayıcılardan, mevzuatsal yükümlülüklerden, şirket türlerine kadar birçok noktaya dikkat çekilmiştir. Tüm bunları yaparken piyasadaki şirketlerin sermaye yapıları analiz edilmiş, bireysel emeklilik (BES) mevzuatına ve sektörüne yönelik analizler yapılmıştır. Buna göre, Türkiye sigortacılık piyasasında şirketlere uluslararası sermayedarlar hakimdir. Anahtar Kelimeler: Sigorta, Bireysel Emeklilik Sistemi, Birleşmeler ve Devirler, Şirketlerin Sermaye Yapısı
Sahiplik yapısının sermaye yapısı kararlarına etkisi: Pay senetleri BİST'te işlem gören firmalar üzerine bir inceleme
Sermaye yapısının belirlenmesinde etkili olan teoriler; klasik ve modern sermaye yapısı teorileri olarak ikiye ayrılmaktadır. Net gelir yaklaşımı, net faaliyet geliri yaklaşımı, geleneksel yaklaşım ve Modigliani-Miller yaklaşımı klasik sermaye yapısı teorileri içerisinde yer almaktadır. Dengeleme teorisi, finansman hiyerarşisi teorisi, temsilci maliyetleri teorisi ve sinyal etkisi teorisi ise modern sermaye yapısı teorileri içerisinde incelenmektedir. Çalışma kapsamında, BİST'te Ekim 2020 itibarıyla işlem gören 133 imalat sanayi firmasının 2010–2019 dönemine ait finansal verileri araştırmaya konu edilmiştir. Söz konusu imalat sanayi firmaları, ortaklık yapısı dikkate alınarak hissedarların %50'den fazlası yerli ya da yabancı olacak şekilde iki gruba ayrılarak iki inceleme grubu oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılacak sermaye yapısını belirleyen firmalara özgü faktörler bağımlı değişken olarak toplam borçlar/toplam varlıklar, bağımsız değişkenler olarak amortisman giderleri/toplam varlıklar, satışlardaki yüzde değişme, faaliyet karındaki yüzde değişme, faiz ve vergi öncesi kar/toplam aktifler, cari oran, duran varlıklar/toplam varlıklar, uzun dönem borçlar/toplam borçlar, öz kaynak karlılığı, net satışlar, alacak devir hızı ve amortisman tutarlarına ilişkin verilerdir. Söz konusu verilerin, anılan firmaların sermaye yapıları üzerindeki etkilerinin, ortaklık yapıları dikkate alınarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ekonometrik yöntem olarak panel veri analizi kullanılmıştır. Yapılan genelleştirilmiş momentler metodu analizi sonucu bağımlı değişken olan kaldıraç oranı ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişki yorumlanmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde; firmaların borçlanma davranışlarının literatürdeki çalışmaların geneli ile uyumlu şekilde Finansman Hiyerarşisi Teorisi'yle uygunluk gösterdiği, YERLİ grubundaki firmaların sermaye yapısını en fazla faiz ve vergi öncesi kar/toplam aktifler oranının, YABANCI grubundaki firmaların sermaye yapısını ise en çok duran varlık yatırımlarının etkilediği anlaşılmıştır.
The effects of economic conditions and financial market development on the capital structure of firms
This thesis aims to provide a cross-country comparison of the factors that affect the capital structure decisions of firms. The significance of firm-specific variables, the country-specific variables, and the industry of the firms is investigated by constructing a panel data set from a sample of firms operating in 14 countries. In order to analyze the significance of the country-specific factors which are time-invariant, Hausman-Taylor method of analysis has been implemented together with the fixed-effects model. The analyses of the whole sample, regions, and the countries demonstrate that the firm-specific variables are the right proxies for the parameters set forth in the theoretical framework. The research results suggests that the financing decisions of firms are highly influenced by the features of the banking system and the size of the stock market. In this study, it is demonstrated that well-functioning legal system facilitates borrowing. It is also proved empirically that the increasing transparency of firms leads to more equity financing and less debt usage. The analysis of pooled data with the aggregate tax rate implies that the firms use more debt in order to benefit from tax advantages as trade-off theory predicts. It is suggested that more accurate data and analysis is needed for developing countries. The conflicts between the different theories of capital structure can be resolved with the analysis of samples from countries bearing distinct features. Keywords: Capital structure, leverage, financial distress
Finansal esneklik ile finansal politikalar ilişkisinin incelenmesi ve finansal esnekliğin firmaya sağladığı değerin tespit edilmesi: Borsa İstanbul'da finans dışı firmalar üzerinde bir uygulama
Firmaların finansal politikalarının oluşturulmasında önemli bir faktör olan finansal esneklik, yatırım fırsatlarının değerlendirilmesinde firmalara imkânlar sağlamakta, özellikle kaynaklara erişimin zor olduğu dönemlerde firmalar için bir ihtiyaç haline gelmektedir. Ayrıca içinde bulunduğu ekonomik çevre koşullarından doğrudan etkilenen firmaların çevresindeki finansal sistemin yetersiz gelişimi kaynak yönetimini zorlaştırmakta bu durum firmaları finansal esneklik temelli finansal politika uygulamalarına yönlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal esneklik durumunun belirlenmesi, finansal esnekliğin nakit varlık, sermaye yapısı, kâr dağıtımı ve sermaye yatırımlarından oluşan finansal politikalarla ilişkisinin incelenmesi ve firmaya sağladığı değerlerin tespit edilmesidir. Çalışmanın amacı kapsamında finansal esneklik literatürden elde edilen yedek borç kapasitesi yöntemi ile belirlenmiş ve finansal esneklik endeksi ile değer hesaplaması yapılmıştır. Çalışmada Borsa İstanbul'da 2005-2019 döneminde aktif olarak işlem gören 128 firmanın verileri kullanılmıştır. Veriler Borsa İstanbul Datastore ve Kamuyu Aydınlatma Platformundan elde edilerek statik, dinamik ve nitel tercihli panel veri analizi yöntemleri ile EViews 10 ve Stata 15 programları üzerinde analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde ilk olarak Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan 128 firmanın yaklaşık %52'sinin (66 firma) inceleme dönemi içerisinde en az bir dönem finansal esnekliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte analize alınan firmaların finansal esnekliğe sahip oldukları dönemlerde nakit varlık birikimlerinin yüksek olduğu, sermaye yatırımlarını artırarak yatırımlarını iç kaynaklarla değil yedek borç kapasiteleri ile finanse ettiği aynı zamanda yatırım performansını da artırdığı, nakit kâr payı ödemeleri ile birlikte pay geri alımlarını da tercih ettiği ve son olarak uzun vadede yüksek portföy performansına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Analizlerde ayrıca finansal esneklik değeri yüksek olan firmaların sermaye yapılarını oluştururken borç oranlarını azaltıp öz kaynaklara ağırlık verdiği de tespit edilmiştir. Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde Borsa İstanbul'da finans dışı sektörlerde faaliyette bulunan firmaların finansal politikaları üzerinde finansal esnekliğin önemli bir etkiye sahip olduğu ve finansal esnekliğin firmaların sermaye yatırımı ve portföy yatırım performansını artırarak firmalara değer sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlarla literatür desteklenmiş, yapılan finansal esneklik tespitleri ve değerlendirmeleri ile literatüre katkı sağlanmıştır.
Kurumsal yönetim endeksindeki şirketler ile BİST 100 endeksinde bulunan şirketlerin, sahiplik yapısının sermaye yapısı kararlarına etkisi
Sahiplik yapısı, firmalar üzerinde oldukça etkili bir olgudur. Ekonomideki ve firmalarda ki değişim çeşitli sahiplik yapılarını ortaya çıkarmış ve firmalar üzerinde farklı sonuçlar meydana getirmiştir. Aynı zamanda firmaların sermaye yapısı ile ilişkili olan sahiplik yapısındaki değişim firma özelinde sermaye yapılarını da etkilemektedir. Firma performansını etkileyen birbiri ile bağlantılı bu iki kavram birçok araştırmacı tarafından incelenmiş ve firmaların optimal sermaye yapılarını oluşturmaları üzerine tahminlerde bulunulmuştur. Buradan yola çıkarak firmaların sahiplik yapısının sermaye yapısına olan etkilerini incelemek adına gerçekleştirilen bu çalışmada, Kurumsal Yönetim Endeksi ve BİST 100 Endeksi'nde bulunan firmaların 2009-2018 dönem verileri panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Analiz sonuçlarına bakıldığında, Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan firmaların finansal kaldıraç oranı, en büyük ortağın sermaye payından olumsuz yönde, en büyü 2. ortağın sermaye payı ve en büyük 3. ortağın sermaye payıdan olumlu yönde etkilenmektedir. Aynı zamanda şirket büyüme oranı ile anlamlı ve pozitif bir ilişki içindedir. BİST 100 Endeksi'ndeki firmalarda ise finansal kaldıraç oranı ile en büyük 2. ortağın sermaye payının, şirket büyüklüğünün ve varlıklaırn yapısının anlamlı ve olumlu bir ilişki içinde olduğu görülmektedir. Diğer yandan finansal kaldıraç oranı aktif kârlılık ve şirket büyüme oranından negatif yönde etkilenmektedir.
Toplumsal yeniden üretim bağlamında ailelerin çocukları için lise türü belirleme süreci
Toplumsal eşitsizliklerin eğitim eşitsizliklerine dönüştüğü yerlerin başında okullar gelmektedir. Okullar, ailelerin çocukları için okul türü belirleme süreçlerinde, ailelerin sahip olduğu sermaye türlerine göre ayrışmaktadır. Bu durum eğitim eşitsizliklerine neden olmaktadır. Bu araştırmada okulların toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretilmesindeki işlevi, ailelerin sahip olduğu sermaye türlerinin çocukları için lise türü belirleme sürecine etkisi üzerinden incelenmektedir. Ailelerin sahip olduğu sermaye türlerinin çocuklarının okul türünü belirleme sürecine olan etkisinin çözümlenebilmesi ve sosyal gerçekliklerin öznel bağlamında anlaşılması için Bourdieu'nun toplumsal yeniden üretim kuramından yararlanılmıştır. Bununla birlikte ailelerin çocukları için okul türü belirleme sürecinde aldığı kararların eşitsizliği nasıl yapılaştırdığı ve meşrulaştırdığının anlaşılabilmesi için eyleyen ve yapıyı bir arada değerlendiren Giddens'ın yapılaşma kuramından yararlanılmıştır. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Durum çalışması kapsamında öncelikle ailelerin sahip olduğu sermayeleri ve okul türlerine ilişkin genel bir profil ortaya konulması amaçlanmıştır. Bunun için araştırma kapsamında geliştirilen anket form kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Muğla ili Menteşe ilçesi farklı türdeki ortaöğretim okullarında (Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Anadolu Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve özel lisede) öğrenim gören 9. sınıftan 417 öğrenci oluşturmaktadır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, ki kare testleri ve Kategorik Temel Bileşen Analizinden (KTBA) yararlanılmıştır. Araştırmanın diğer kısmında ailelerin okul türü belirleme sürecinde sergiledikleri sosyal pratikler incelenmiştir. Bu kapsamda araştırma sürecinde geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla ili Menteşe ilçesi farklı türdeki ortaöğretim okullarında öğrenim gören görece düşük orta ve yüksek sosyo-ekonomik düzeyden üçer öğrencinin ebeveynleri oluşturmaktadır. Toplamda 18 ebeveynle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında ailelerin sahip oldukları sermaye türlerinin, çocuklarının okul türünü belirlemede etkili olduğu elde edilmiştir. Görece artan düzeyde ekonomik, kültürel, sosyal ve sembolik sermayeye sahip ebeveynlerin, çocuklarını Fen Lisesine, Sosyal Bilimler Lisesine ve özel liseye gönderdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Görece daha düşük düzeyde ekonomik, kültürel, sosyal ve sembolik sermayeye sahip ebeveynlerin ise çocuklarını İmam Hatip Lisesine ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine gönderdikleri sonucu elde edilmiştir. Bununla birlikte ailelerin çocuklarının okul türünü belirlerken sergiledikleri sosyal pratiklerinin, ailelerin sahip olduğu sermaye türlerine göre değiştiği sonucu elde edilmiştir. Görece artan düzeyde sermaye türlerine sahip ebeveynler çocuklarının okul türünü belirlerken daha akademik gelişimi önemsedikleri ve toplumsal olarak daha üst konuma geçmeye yönelik sosyal pratikler sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşın görece daha düşük düzeyde sermaye türlerine sahip ebeveynlerin ise çocuklarının okul türünü belirlerken yaşamsal koşullara öncelik verdikleri ve toplumsal sınıfta daha aşağıya düşmemek için mücadele ettikleri sonucu elde edilmiştir. Ayrıca düşük sermaye türlerine sahip ailelerin sergiledikleri sosyal pratiklerle ve habituslarından kaynaklı olarak eşitsizliklerin yeniden üretimini meşrulaştırdıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: toplumsal eşitsizlik, eğitim eşitsizliği, okul türü belirleme süreci, toplumsal yeniden üretim, yapılaşma kuramı, ebeveynler, sermaye türleri
Sermaye yapısı firmanın performansı üzerindeki etkisi
Sermaye yapısı işletmelerin iyi performansa ulaşabilmesi için en önemli konulardan birisidir. Bu çalışmanın amacı sermaye yapısının firma performansı üzerindeki etkisinin araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, 2008-2013 yılları arasında Borsa İstanbul'da işlem gören 130 imalat şirketinin finansal verileri panel veri analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Öz sermaye karlılığı (ROE), aktif karlılığı (ROA), pay başına kar (EPS) ve Tobin Q oranı çalışmada bağımlı değişkenler olarak ele alınmıştır. Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ve uzun vadeli yabancı kaynakların aktif toplamına oranı (LTDTA) sermaye yapısı ölçütü olarak bağımsız değişken olarak kullanılırken, satışların büyüme oranı ile firma büyüklüğü kontrol değişkenleri olarak seçilmiştir. Çalışmada, Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ile Akif karlılığı (ROA), Pay başına kazanç (EPS) ve Tobin Q oranı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu, ancak Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ile ROE arasında anlamlı bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Uzun vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (LTDTA) ile ROE, EPS ve Tobin Q oranı arasında anlamlı ve negatif ilişki olduğu görülürken, Uzun vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (LTDTA) ile ROA arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, satışların büyüme oranı ve firma büyüklüğü ile firma performansı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmanın bulgularında, genel olarak sermaye yapısı ile firma performansı arasında negatif bir ilişki olduğu gözlenmektedir.
Türkiyede'deki işletmelerde sermaye yapısı belirleyicileri: BİST'de bir uygulama
Bu tez, Türkiye' deki işletmelerin sermaye yapısı belirleyicilerinin dengeleme ve finansal hiyerarşi teorileri ile uyumunu test ederek, Yunanistan, Fransa, İngiltere, ve Çin'de faaliyet gösteren işletmelerin sermaye yapısı belirleyicileri ile karşılaştırılmasını, ve sermaye yapısının oluşumunda sektör türü, yabancı sermaye oranı, halka açıklık oranı ve işletme piyasa değerinin etkisini ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmada, Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren işletmelerin finansal verileri, Türkiye' nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşunun finansal verilerini kapsayan İSO-500 sektörel veri seti, ve araştırmaya konu diğer ülkeler için Reuters Eikon veri tabanına kayıtlı halka açık işletmelerin finansal verileri kullanılmıştır. Bu çalışmada, sermaye yapısı modelleri panel veri regresyon analizi ile sektör türü, yabancı sermaye oranı, halka açıklık oranı ve işletme piyasa değeri, grafiksel analiz ile incelenmiştir. Panel veri regresyon analiz bulguları, Türkiye'deki işletmelerin sermaye yapılarının, hem finansal hiyerarşi hem de dengeleme teorisi ile uyumlu kanıtlar ortaya koyarken, sermaye yapısı belirleyicilerinin ülkeler bazında farklılık gösterdiği sonucunu vermektedir. Grafiksel gözlemler, Türkiye'deki işletmelerin sermaye yapıları sektörlere göre farklılıklar gösterdiğini; özellikle, tamamen yerli sermayeye sahip işletmelerin, diğer yabancı sermaye gruplarından, sermaye yapısının oluşumu bakımından ayrıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu çalışma, özellikle halka açıklık oranı %50 ile %75 arasında olan işletme grubunun sermaye yapıları bakımından diğerlerinden ayrıldığını ve farklı piyasa değerlerinin farklı sermaye yapıları ile eşleştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sermaye yapısı, finansal hiyerarşi teorisi, dengeleme teorisi, uluslararası karşılaştırma, sektör türü
İş modeline göre sermaye yapısının belirleyicileri: Düşük maliyetli ve geleneksel havayolları üzerine bir panel veri analizi
Bu çalışmanın amacı, uyguladıkları iş modeline göre havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda havayolu şirketleri, uyguladıkları iş modeli dikkate alınarak geleneksel ve düşük maliyetli olmak üzere iki farklı grup halinde değerlendirilmiştir. Çalışmada geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılması ve bu iş modeline sahip havayolu grupları arasında, sermaye yapısının belirleyicileri konusunda anlamlı farklılıkların olup olmadığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Buna ek olarak iş modeline göre havayollarının finansman davranışlarının Finansman Hiyerarşisi ve Dengeleme Teorisi ile uyumunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada 31 geleneksel ve 15 düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketine ait finansal veriler, panel veri analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. 2004-2015 döneminin incelendiği çalışmada, literatürde en çok kullanılan sermaye yapısı değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik bulguları, geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayollarının uzun vadeli finansman davranışlarının büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ve havayolu gruplarının Dengeleme Teorisine uygun olarak davrandığını ortaya koymaktadır. Buna karşın elde edilen sonuçlar, havayolu gruplarının kısa vadeli finansman davranışlarının belirgin bir şekilde farklılaştığını göstermektedir.
Borsa İstanbul'a (BİST) kote reel sektör firmalarında borçlanma dinamiklerinin belirlenmesi
Borçlanma, işletmenin ihtiyacı olan fonları işletme içinden karşılayamadığında, belirli bir süre sonra belirli bir faiz oranı ile geri ödemek şartıyla, sermaye piyasalarından veya finansal aracılardan temin ettiği ödünç kaynaklardır. Bu çalışmada, BİST Sınai Endeksindeki (XUSIN) işletmelerin borçlanma dinamiklerine etki eden işletmeye özgü, sektöre özgü ve makroekonomik faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatürde bu faktör gruplarından bir ya da birkaçının kullanılmasına karşılık, bu çalışmada üç grup da araştırmaya dâhil edilmiştir. Analiz dönemi olarak 2010Ç1-2019Ç4 dönemi belirlenmiş olup, çalışmada panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; kısa vadeli finansal borç oranı ile borç dışı vergi kalkanı, likidite oranı, bankacılık sektörü ve ekonomik güven endeksi; uzun vadeli finansal borç oranı ile büyüklük; toplam finansal borç oranı ile büyüklük, likidite oranı, enflasyon ve sermaye piyasası değişkenleri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, her üç kaldıraç ile kârlılık, varlık yapısı ve sektör ortalamaları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: BİST Sınai Endeksi (XUSIN), Borçlanma Dinamikleri, Sermaye Yapısına Etki Eden Faktörler, Finansal Liberalizasyon, Panel Veri Analizi
Sermaye yapısını belirleyen faktörler: Türkiye imalat sektörü üzerine bir inceleme
Sermaye yapısı, işletmelerin faaliyetlerinin sürdürülebilirliği noktasında önemli bir karar iken aynı zamanda da işletme faaliyetlerinin neticelerine göre de şekil alan bir finansal unsurdur. Bu çalışmada Türkiye'de faaliyet gösteren imalat ana sektörüne bağlı alt sektörlerin sermaye yapılarının içsel faktörlerden ne derecede ve ne şekilde etkilendiği araştırılmaktadır. Bu amaçla yapılan araştırmada, TCMB-TUİK işbirliği çerçevesinde oluşturulan sektör bilançolarından yararlanılarak 24 imalat alt sektörünün 2009-2019 yılları arasındaki toplulaştırılmış finansal verileri kullanılarak panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, toplam kaldıraç oranını likidite ve varlık yapısı negatif yönde; ihracat yoğunluğu pozitif yönde; uzun vadeli kaldıraç oranını kârlılık, büyüme fırsatları negatif yönde; likidite, büyüklük, varlık yapısı, ihracat yoğunluğu pozitif yönde; kısa vadeli kaldıraç oranını likidite, varlık yapısı negatif yönde; kârlılık pozitif yönde etkilemektedir. Oluşturulan modellerde kullanılan değişkenler içerisinde yer alan varlık yapısı ve kârlılık değişkenlerinin işletmelerin borç kullanma derecesini en fazla etkileyen değişkenler olduğu söylenebilir. Netice itibarıyla imalat sektörünün sermaye yapısı tercihinde finansman hiyerarşisi ve ödünleşme teorisi yaklaşımlarına uygun davranış gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulguların, politika yapıcılar, finansal analistler, yatırımcılar ve araştırmacılar açısından önem arz edeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Finansman Yapısı, Yabancı Kaynaklar, Sermaye Yapısı Teorileri, Panel Veri Analizi, İmalat Sektörü Bilançoları
Borsa İstanbul' da işlem gören finansal olmayan firmalarda sahiplik yapısının sermaye yapısı üzerindeki etkileri
In this thesis, the impact of companies' ownership structure on their capital structure was investigated. The panel data for 20 years between 1995-2014 obtained from non-financial firms listed on BIST were used. With the model set up in the study, how capital structure is affected was measured with the changes in ownership structure. The study resulted as; there is a meaningful statistical relationship between the ownership structure variables and the capital structure. In ceteris paribus situation, the increase of the major shareholders percentage, affected the company's debtness negatively; on the other hand the increase of the three other shareholders percentage affects positively the company's debtness. When only one person becomes the management of the company, companies get into lesser debt or usage of capital structure resources increases. In accordance with the theoretical expectations the increase of profitability of the company means a decrease indebtness and increase resources. The increase of the size of a company would affect debt to equity effect negatively. In short, the ownership structures of the business have an effect on the capital structures. Key words: Ownership Structure, Capital Structure, BorsaIstanbul
Türkiye'de bankacılık sektörünün sermaye kaynak yapısı ve risk yönetimi anlayışındaki değişim
Türkiye'de bankacılık, geleneksel aracılık hizmetlerinin yerine getirilmesinden değil, devletin borçlanma ihtiyacından doğmuştur. Devletin borçlanma ihtiyacını başlangıçta yerli sermaye kapsamında sayılabilecek, Galata Bankerleri karşılarken, süreç içerisinde bunların yerini yabancı sermayeli bankalar almıştır. 2. Meşrutiyetten sonra milli ekonomi yaratma çabasına paralel olarak, milli sermayeli bankalar kurulup, güçlendirilmeye çalışılmış, ancak istenen başarı sağlanamamıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, bankacılık sektöründe yerli sermayenin ağırlığı artmış, fakat zamanla, uygulanan ekonomik politikalar ve birçok değişkene bağlı olarak bankaların sermaye kaynak yapısı değişim göstermiştir.Bankacılık sektöründe temel risk algısı kredi riski iken, finansal piyasaların hızla küreselleşmesi, teknolojik gelişmeler, ürün çeşitliliğinin artması gibi birçok nedene bağlı olarak, bankaların maruz kaldığı riskler çeşitlenerek artmıştır. Türk bankacılık sektöründe, Dünyada ki gelişmelere paralel olarak risk algısı ve risk yönetim anlayışı büyük değişiklikler göstermiştir.Bu çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de bankacılık sektörünün sermaye kaynak yapısının tarihsel gelişimi incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı devletinin son döneminde, özellikle Kırım savaşından sonra, devletin borçlanma ihtiyacını karşılamak amacı ile kurulan bankalar, 2. meşrutiyettin ilanıyla sektörün millileştirilme çabaları, Cumhuriyet döneminde bankaların sermaye kaynak yapılarında ki değişim, Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinden sonraki gelişmeler değerlendirilmiştir. İkinci bölümünde risk ve risk yönetim kavramları, Türkiye'de bu alandaki mevzuat değişiklikleri ve bankaların uygulamaları analiz edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler; Bankacılık Sektörü, Sermaye kaynak Yapısı, Risk, Risk yönetimi
Gelişmekte olan ülkelerde firmaların sermaye yapılarının analizi: Türkiye ve Brezilya karşılaştırılması
Bu çalışmada sermaye yapısı teorileri incelenip gelişmekte olan ülkelerden olan Türkiye ve Brezilya'nın sermaye yapıları ampirik bir uygulama ile karşılaştırılmıştır. Uygulamada, BIST'da işlem görmekte olan 211 adet imalat sektörüne ait firma ile BOVESPA sanayi endeksine ait 79 firmanın verileri kullanılarak panel veri analizi yapılmıştır. Sonuç olarak varlık yapısı, karlılık, büyüklük ve büyüme fırsatları değişkenlerinde Türk ve Brezilya Şirketleri benzer yapıdadır. Likidite ve borç dışı vergi kalkanı konusunda farklılıklar mevcuttur. Ayrıca hem finansal dengeleme teorisi hem de finansman hiyerarşisi teorisini destekleyen sonuçlar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Sermaye yapısı, Panel veri analizi, Türkiye, Brezilya
BİST'te yer alan imalat sektörü firmalarının sermaye yapılarının belirleyicileri
Sermaye yapısını etkileyen faktörlerle ilgili olarak çok sayıda literatür çalışması yapılmıştır. Bu tezin konusu da günümüzde sermaye yapısının hangi faktörlerden etkilendiklerini ortaya koymaktır. Literatürde daha önceki çalışmaların büyük bir kısmı sermaye yapısını etkilen firmaya özgü faktörleri ele almışlardır. Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören 60 imalat sektörü firmasının 2011-2022 döneminde hangi sermaye yapısı teorisini/teorilerini takip ettikleri, firmaya özgü faktörlerin yanı sıra makroekonomik faktörler de dahil edilerek panel veri analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma kapsamında bağımlı değişken olarak toplam kaldıraç oranı ve açıklayıcı değişken olarak ise; büyüklük, varlık yapısı, karlılık, likidite, borç dışı vergi kalkanı (BDVK), halka açıklık oranı, piyasa değeri/defter değeri (PD/DD), gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyüme oranı ve faiz oranı kullanılmıştır. Statik dengeli panel veri analizi kullanılarak yapılan testler sonucunda rassal etkiler modeli ve Arellano, Froot & Roger Robust (Cluster) tahmincisinin kullanılması uygun görülmüştür. Çalışmanın sonuçlarına göre, kurulan modelimizde firma büyüklüğü ve halka açıklık oranı değişkenleri ile kaldıraç oranı arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Firma büyüklüğü değişkeni dengeleme teorisini, halka açıklık oranı ise finansman hiyerarşisi teorisini destekler niteliktedir. Karlılık, likidite oranı ve GSYİH büyüme oranı değişkenleri ile kaldıraç oranı arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiş olup, bu ilişki finansman hiyerarşisi teorisine uygun bulunmuştur. Diğer yandan, varlık yapısı, BDVK, PD/DD oranı ve faiz oranı değişkenleri ile kaldıraç oranı arasında pozitif bir ilişki bulunmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Elde edilen bulgular, BİST'de yer alan imalat sektörü firmalarının sermaye yapılarını belirlerken genellikle finansman hiyerarşisi teorisine göre hareket ettiklerini göstermektedir. Sonuçlar, imalat sektöründeki firmaların değerlendirilmesine önemli ölçüde katkı sağlamakta ve yöneticilerin optimal düzeyde bir sermaye yapısına nasıl ulaşabileceklerini göstermekte olup, literatürde daha önce yapılan çalışmalarla da uyumlu bulunmuştur.
Makro ekonomik faktörlerin sermaye yapısı ve kredi riski üzerine etkisi: İMKB 100 firmaları üzerine bir uygulama
Karsılıklı güven üzerine olusmus olan bankacılık sistemi için kredi riski güncel ve önemli bir olgudur. Kredi riski pek çok faktörden etkilenmektedir. Bunların basında makroekonomik faktörler ve sermaye yapısı kararları gelmektedir. Bu durum finansal piyasalarda son yıllarda yasanan gelismelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıstır. Bankaların sermaye yapıları üzerinde önemli etkileri olan kredi riskinin ciddiye alınmamasından dolayı geçmiste pek çok bankacılık krizleri ve ekonomik krizler yasanmıstır. Finansal piyasalarda yasanan bu olumsuzlukları önlemek amacıyla çesitli gelismeler kaydedilmektedir; fakat bunlar içinde en önemlisi Basel II Uzlasısıdır. Basel II Uzlasısı bankaların sermaye yapıları ile ilgili bir düzenlemedir ve kredi riskinden kaynaklanan kayıpları önlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla bankaların isletmelere kredi vermeden önce detaylı analizler yapmaları ve isletmelerin kredi riskleri ile ilgili bir derecelendirme yapmaları gerekmektedir. Bankaların kredi riskinden zarar görmemeleri iyi bir risk yönetimi politikası ile mümkün olmaktadır.Bu sebepten dolayı kredi riski modelleri öne çıkmaktadır. Çünkü bu modeller hem isletme bazında hem de portföy bazında riski sayısal olarak ölçme imkanı tanımaktadır. Aynı sebeplerden dolayı bu çalısmada makroekonomik faktörlerin degisimi ile olusan kosulların isletmelerin sermaye yapısı kararları, dolayısıyla kredi riskine olan etkisini gösteren bir ekonometrik model türetilmistir. MKB 100 üzerinde gerçeklestirilen çalısmada üç farklı süreç için analiz yapılmıstır. Bu süreçler 2001, 2003 ve 2005 yıllarıdır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, isletmelerin yıllara göre sermaye yapılarında ve kredi risklerinde meydana gelen degismeleri göstermekte ve bu degisimlerde makroekonomik faktörlerin etkisini ortaya çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kredi Riski, Sermaye Yapısı Kararları, Makroekonomik Kosullar