Vibration
81 theses under this subject heading
Tüm beden vibrasyonunun bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin araştırılması
Tüm Beden Vibrasyonunun (TBV) kas iğcikleri ve golgi tendon organlarına etki ederek kas içi ve kaslar arası koordinasyonu arttırdığı ve buna bağlı olarak kuvvet, sürat, esneklik gibi motorik özelliklerde olumlu gelişmeler sağladığı bilinmektedir. Bu araştırmada, TBV'nin International Tennis Number (ITN) skorları, servis hızı, reaktif çeviklik (raketli-raketsiz), 5m, 10m, 20m sprint değerleri olarak belirlenen bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin ve servis hızı ile izokinetik kuvvet parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 9 kişi antrenman grubu (yaş: 21,55±2,69 yıl, antrenman yaşı: 32,44±13,42 ay, boy: 171,44±8,06 cm, vücut ağırlığı: 63,66±12,62 kg) ve 10 kişi kontrol grubu (yaş: 21,40±2,59 yıl, antrenman yaşı: 37,30±21,74 ay, boy: 172,10±9,82 cm vücut ağırlığı: 64,90±11,22 kg) olmak üzere toplam 19 tenis oyuncusu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada ITN testindeki insan faktörünün ortadan kaldırılması için bazı düzenlemeler yapılmış ve servis hızları da radar cihazı ile ITN testi içerisinde tespit edilmiştir. Reaktif çeviklik ve sprint testleri elektronik zamanlama sistemi kullanılarak ölçülmüştür. İzokinetik kuvvet değerleri (konsantrik/konsantrik) diz fleksiyon/ekstansiyon, kalça fleksiyon/ekstansiyon ve omuz 900 abdüksiyonda iken internal/eksternal rotasyon olmak üzere toplam 3 eklem için alınmıştır. Sporcuların sadece dominant kol ve bacakları 600.sn-1 açısal hızda ve 3 maksimal tekrar şeklinde test edilmiştir. Ölçüm prosedürlerinden sonra antrenman grubu 8 hafta boyunca, haftada 3 kez ve 1'den 4'e kadar değişen performans seviyelerini her 2 haftada bir seviye olacak şekilde uygulamışlardır. Veriler normal dağılım sergilediğinden parametrik testlerden Bağımsız iki örnek T testi (Independent-Samples T-Test) antrenman ve kontrol grubu karşılaştırmaları için ve Bağımlı örneklem T testi (One-samples T-Test) her bir grup için ön test-son test değerlerinde, belirlenen bağımsız değişkenlerde fark olup olmadığının analizi için kullanılmıştır. Antrenman ve kontrol grubuna ait izokinetik kuvvet değerleri ile servis hızı değerlerinin ilişkisini incelemek için ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi tüm testlerde p<0.05 olarak alınmıştır. Vibrasyon antrenmanı grubunda belirlenen parametrelerin tümünde değişik oranlarda yüzdelik artış görülmüştür. Servis hızı ile izokinetik kuvvet değerleri arasında düşük düzeyde bir ilişki saptanmış ve antrenman grubu son ölçümlerde kontrol grubuna göre istatiksel olarak (p<0.05) daha yüksek oranda artış göstermiştir. Sonuç olarak; bu araştırmada TBV antrenmanının tenis oyuncularının belirlenen parametrelerinde artış sağladığı ortaya konulmuştur. İzokinetik kuvvet ile servis hızı ilişkisinin daha iyi anlaşılabilmesi için ise görüntü analizi, elektromiyografi ve kuvvet platformu sistemlerinin bir arada kullanıldığı ve farklı açısal hızlar içeren ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir.
Binek araçlarda debriyajın titreşim sönümleme performansının iyileştirilmesi ve prototip üretimi
Araç üreticileri, araç kullanıcılarının artan araç konforu talepleri nedeniyle histerisiz değişimlerinin hassas bir şekilde kontrol altına alınmasını ve iyileştirilmesini ön plana çıkarmıştır. Disk komplesinde ilerleyen kilometrelerde aranan histerisiz değerlerinin, başlangıç kilometreleri içinde sağlanması beklenmektedir. Bu nedenle, konfor değişimine etki eden parametrelerin değişkenliğini minimuma indirmek ve histerisiz değişimini etkileyen alt bileşenlerin fonksiyonlarının kararlı olması gerekmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı, debriyajın titreşim sönümleme performansını (konforunu) garanti edilen çalışma ömrü boyunca kabul edilebilir seviyede tutmaktır. Histerisizi etkileyen alt bileşenlerin malzeme özellikleri, geometrik değerleri ve metal rondelâların kaplama metotları değiştirilerek yapılacak araştırmalarla sonuca ulaşmak hedeflenmektedir. Çalışmalar testlerle doğrulanacak ve mevcut durum ile karşılaştırmalar yapılarak çalışma sonucunun doğruluk seviyesi tespit edilecektir. Çıktıları karşılaştırmak için çalışmaya etki eden parametreler bir metodoloji tanımlamasında kullanılacaktır. Böylece, debriyaj disk komplesinin araçta çalıştığı süre boyunca histerisiz değişimi ve istenilen konforu sağlayıp sağlayamayacağı incelenecektir.
Dizel motorlarda biyodizel kullanımının motora etkilerinin dizel yakıtı ile deneysel karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Geleneksel motor yakıtlarına alternatif yakıtların mevcut motor teknolojisi ile üretilen motora etkilerinin incelendiği bu çalışmada biyodizel ve geleneksel dizel yakıtları eş zamanlı ve eşit koşullarda aynı özellikte iki ayrı motorda kullanılmış, yakıtların motorlar üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak gözlenmiştir.Deneysel olarak yapılan bu incelemede farklı test ve analiz cihazlarından faydalanılmış sonuçları değerlendirilmiştir. Belli periyotlarla motor yağından alınan numuneler ICP spektrometresi ile elementel olarak analiz edilmiş, motor aşınmalarına yakıtın etkisi araştırılmıştır. FTIR analizleri ile motor yağında oluşabilecek oksidasyonlar ve yağ özelliklerinin değişimi karşılaştırılmıştır. Motorların izlenmesi açısından önemli bir parametre olan motor yağlarındaki TBN değişimleri yine karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Termal kamera ile motorlar gözlenmiş, ısı farklılıkları fiziksel olarak karşılaştırılmıştır. Titreşim ölçümleri yapılmış, motorda yanmadan kaynaklanan titreşimler etüt edilmiş, değerler karşılaştırılmıştır. Enjektör basınç değerleri izlenmiş, yakıtların enjektörler ve yakıt pompaları üzerine etkileri SEM analizleri ile değerlendirilmiştir.Kısa süreli testler ile yapılan karşılaştırmalar sonucu biyodizel B100 olarak motorda kullanımının motorlar üzerinde ek iyileştirmeler ile mümkün olduğu, her iki yakıtın da avantaj ve dezavantajları bulunduğu değerlendirilmiştir.Bu tez çalışması DPÜ BAP komisyonunun 2008/7 numaralı projesi desteğinde yürütülmüştür.Anahtar Kelimeler: Aşınma, biyodizel, dizel, EDS, enjektör, FTIR, ICP, motor, SEM, termal analiz, vibrasyon, yağ analizi, yakıt.
Gemi ana makine ve sevk sistemlerinin titreşim analizi
Gemi; makine gücüyle hareket eden, çeşit ebatlarda amaçlarına göre tasarımı yapılan birçok mekanik, elektrik aksamında oluşan karmaşık bir yapıdır. Normal bir makinede oluşabilecek her türlü dinamik kuvvet bu sistemde de oluşur. Her çalışan makinede meydana geldiği gibi dinamik bozucu etkiler ve hidrodinamik kuvvetler sonucu gemideki mekanik sistemlerde de titreşim görülmektedir. Böyle bir durum söz konusu olduğundan inceleme yapılan sistemde hem makineden oluşan dinamik kuvvetler hem de sudan gelen hidrodinamik kuvvetler göz önüne alınmalıdır. Arzu edilen gemilerdeki titreşim cevaplarının etkisini azaltarak; mekanik aksamlarının oluşabilecek hasarlardan korumak ve yolcu konforunu arttırmaktır. Gemilerdeki titreşimin ana kaynakları olan ana makine, şaft ve pervane üçlüsü bu çalışmada incelenen sistem olmuştur. Sistem analiz edilirken; eksenel, burulma ve eksenel-burulma durumları göz önüne alınarak sistemin dinamik cevapları, Lagrange metoduyla matris yaklaşım uygulanarak analiz edilmiştir. Eksenel-burulma titreşim durumu için çeşitli bölgelerde meydana gelen genlikler Matlab-Simulink'te kurulan model sayesinde grafik olarak elde edilmiştir. Sonrasında bu grafikler analiz edilerek zorlama durumlarına göre uygun sönüm değerlerinin ne kadar etki ettikleri tespit edilmiştir.
Mekanik tesisatlarda deprem güvenliğinin araştırılması
Tesisatlar, bir binadaki taşıyıcı sistemden (kolonlar, kirişler, perde duvarlar vs) ve diğer yapısal bileşenlerden farklı olarak, yapısal olmayan bileşenler grubuna girerler. Deprem yükü altında hareket eden yapısal olmayan bileşenler, gerek kendilerine gerekse çevrelerinde bulunan diğer bileşenlere zarar verebilirler. Bundan dolayı tesisatların deprem güvenliğinin sağlanması, olmazsa olmaz bir koşuldur. Bu çalışmada, çeşitli tesisat ekipmanları için sismik koruma yöntemlerinden bahsedilerek, projelendirme ve uygulama esaslarına değinilmiştir. Bir binadaki yapısal olmayan elemanların, deprem sırasında meydana gelecek kuvvetler dikkate alınarak binaya güvenli bir şekilde, doğru bağlantılar ve elemanlar ile sabitlenmesi sağlanarak oluşabilecek hasarlar azaltılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta kazan, soğutma grubu, jeneratör, klima santrali, yangın söndürme boruları, elektrik kablolarının geçtiği tavalar gibi tesisat elemanlarının her birinin deprem davranışı ve bağlantının yapıldığı elemanın özelliklerine dikkat edilerek sabitlemenin yapılmasıdır. Binaya ait ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemleri, yangın söndürme sistemleri, elektrik sistemleri, jeneratörler, kazanlar gibi bazı yapısal olmayan elemanların, binanın kullanımı esnasında bulunacakları yerlerin, binanın tasarımı aşamasında belirlenmelidir. Bu elemanların deprem güvenliğinin sağlanması için henüz binanın yapımı aşamasında bu bölgelerde uygulanacak sabitleme yöntemine uygun boyutlarda ve niteliklerde yapılması yararlı olacaktır. Böylece söz konusu tesisat elemanının deprem güvenliğinin sağlanması daha kolay ve doğru bir şekilde yapılmış olacaktır. Anahtar kelimeler: Deprem, sismik koruma, titreşim, mekanik tesisat
Alüminyum elektrolizinde ileri teknoloji uygulamaları
Günümüzde, endüstriyel olarak birincil alüminyum üretimi Bayer Prosesi ile Hall-Héroult prosesinin birlestirilmesi ile gerçeklestirilmektedir. Patentinin Charles Martin Hall ve Paul Louis Toussaint Héroult tarafından basvuru tarihi olan 1886'den bu yana geçen 121 yıl boyunca üretimi giderek artan bir sekilde sürdürülen alüminyumun günlük yasamımızdaki öneminin daha da artacagı gözlenmektedir. Birincil alüminyum, ana olarak kriyolit içeren bir elektrolit içinde alüminanın elektroliz redüksiyonu yani Hall-Héroult prosesi ile üretilir. Elektroliz hücresinde, bir veya birkaç anot elektrolit banyosunu içeren katot içerisinde bulunmaktadır. Yüksek akım uygulandıgında hücre içinde sıcaklık yaklasık 900°C - 950°C'lere çıkar ve kriyolit içinde alümina çözünür. Çözünen alümina içerisindeki oksijen serbest kalır ve anodun karbonuyla birleserek karbon monoksit ve/veya karbon dioksit gazı olarak dısarı atılır. Oksijenin uzaklasmasıyla metalik alüminyum kriyolitin altında birikir. Üretilen alüminyum daha sonra vakumlu potalar yardımıyla çekilir ve dökümhanelere yollanır. Bu çalısmada; 0,30 kW, 1400 d/d trifaze küçük motor, 0,55 kW, 2800 d/d trifaze büyük motor ve 0,75kW'lık frekans degistirici ile kurulmus olan laboratuar tipi alüminyum elektroliz hücresine farklı subsonik ve sonik titresimler uygulanmıs ve bu titresimlerle, elektroliz islemi esnasında ortaya çıkan gazların anot altında birikmesiyle olusan anot efektinin giderilip giderilemeyecegi arastırılmıstır. Anahtar Kelimeler: Alüminyum elektrolizi, Hall-Héroult prosesi, Elektrolit, Anot efekti, Sonik titresim, Subsonik titresim
C60 ve simetrisi
Ceo'ın simetri yapısı, gaip teorisi ile olan ilişkisi, elektronik yapısı, titreşim frekansları birçok fizikçi tarafından çalışıldı. Ceo'daki titreşim modları için bir kuvvet sabit modeli' sunduk. Hesaplanan dinamiksel matris için harmonik potansiyeli benimsedik. Molekülün simetrisini kullanarak titreşim modları veren dinamiksel matris köşegen hale getirildi. Kesinlik belirten titreşim modlarındaki grup teorinin rolünü özetledik. Sonuçların, deneysel ve bazı teoriksel sonuçlarla mükemmel bir şekilde uyuştuğu gördük. Icosahedral grubun 3 boyutlu matris temsillerini kurduk.
Traktör oturaklarında optimum titreşim yalıtım özelliklerinin sağlanabilmesi için yay ve hidrolik eleman özelliklerinin optimizasyonu
ÖZ YÜKSEK LİSANS TRAKTÖR OTURAKLARINDA OPTİMUM TİTREŞİM YALITIM ÖZELLİKLERİNİN SAĞLANABİLMESİ İÇİN YAY VE HİDROLİK ELEMAN ÖZELLİKLERİNİN OPTİMİZASYONU TAYFUN KORUCU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM MAKİNALARI ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Alaettin SABANCI Yıl: 1997, Sayfa: 123 Jüri: Prof. Dr. Alaettin SABANCI Prof. Dr. Faruk ÖZGÜVEN Prof. Dr. Alim IŞIK Bu araştırmada; anılan bu olumsuzlukları giderebilmek için, traktör çatısıyla koltuk arasında kısmen titreşim sönümleyici olarak kullanılan yayların optimizasyonu ve en uygun yayın seçimi amaçlanmıştır. Bu amaçla, helis çaplan ve helis et kalınlıkları birbirinden farklı 32 adet yay kullanılmış ve denemeler bu yaylar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Denemelerde ilk önce yaylar, bir düzenek üzerine tek tek sonra seri ve paralel olarak bağlanmış ve üzerlerine 10'ar kg'lık kütleler konarak her bir yayın bu üç konumdaki yer değişim miktarları ölçülmüştür. Yer değişimine ve kütleye bağlı olarak yayların, yay katsayıları ve sönümsüz doğal frekansları hesaplanmıştır. Daha sonra yaylar koltuk üzerine takılmış ve belirli aralıklarla vida sıkılarak 40 - 50 - 60 kg için yayların uygun vida ayarlan bulunmuştur. Bulunan vida ayarlarında ve ağırlıkta yaylar düşürme testine alınmış ve buradan sönümlü doğal frekanslar hesaplanmıştır. Bu denemelerin sonucunda; yayın helis çapının ve helis et kalınlığının, yer değişimi, yay katsayısı ve doğal frekansın değişiminde çok önemli olduğu bulunmuştur. Aynı ağırlık ve aynı helis çapma sahip bir yayda, helis kalınlığı arttıkça yer değişim miktarı azalmakta, doğal frekans ve yay katsayısı artmaktadır. Aynı ağırlık ve aynı helis kalınlığına sahip bir yayda, helis çapı arttıkça yer değişim miktarı artmakta, doğal frekans ve yay katsayısı azalmaktadır. Yay üzerine konan ağırlık miktarı arttıkça yer değişim miktarı artmakta ve yay katsayısı azalmaktadır. Bütün bu sonuçlara ve elde edilen verilere dayanarak doğal frekansa etkili, kütle, yer değişim miktarı, helis çapı ve helis et kalınlığına bağlı olarak matematiksel bir eşitlik geliştirilmiştir. Doğal frekanslar kütle artışıyla ters, yay sertliği ile doğru orantılı bir ilişki içerisindedir. Doğal frekans azaldıkça, yer değişim miktarı artmakta ve yay katsayısı azalmaktadır. Normal bağlantıya göre; seri bağlantıda yer değişim miktarı yaklaşık olarak iki kat artmakta, paralel bağlantıda ise yarıya inmektedir. Normal bağlantıya göre; seri bağlantıda yay katsayısı yarıya inerken, paralel bağlantıda iki katma çıkmaktadır. Normal bağlantıya göre; doğal frekans seri bağlantıda azalırken, paralel bağlantıda artmaktadır. Anahtar Kelimeler : Taran traktörleri, Titreşim, Yay
Ermenek barajı ve HES gövde kazısı patlatmalarının incelenmesi
Bu çalışmada, Ermenek Barajı ve HES Projesi tanıtılmış, 700 m kotu altında uygulanan Ön-Kesme Kontrollü Patlatma Yöntemi incelenmiştir. Ermenek Barajı Karaman ilinin Ermenek İlçesindedir. Baraj yeri Ermenek'e 15 km olup, ilçenin Güneydoğu'sundadır. Talvegten yüksekliği 210 m, temelden yüksekliği 230 m ve Rezervuar alanı 60,74 km2 olacaktır. 4,5 milyar m3 su tutacaktır. Ermenek barajı dar bir vadiye yapılmaktadır. Gövdenin yapılacağı yer, Kontrollü Patlatma Yöntemi ile uygun boyutlara getirilmiştir. Sağ ve sol yamaçta patlatmalar yapılarak, buradaki formasyon için en uygun patlatma paterni ortaya konulmuştur. Titreşimler 30 mm/sn altında tutulmuştur. Toplam olarak sağ ve sol yamaçtan kontrollü patlatmalar ile 284940 m3 kazı yapılmıştır. Bu kazı için 120904 kg patlayıcı kullanılmış ve özgül şarj 0,424 kg/m3 olarak hesaplanmıştır.
Ağırlık fonksiyonu yaklaşımı ile pertürbasyon metodunun birleştirilmesi ve euler bernoulli hareket denklemlerinin analizi
Bu çalışma, ağırlık fonksiyonu yaklaşımı ile pertürbasyon metodunun birleştirilmesi esasına dayalı yeni bir çözüm tekniği önererek, Euler–Bernoulli kirişlerinin dinamik davranışını analitik ve nümerik açıdan incelemektedir. Tez kapsamında, doğrusal olmayan ve konuma bağlı dinamik sistemlerin çözümünde iki yöntemin birlikte kullanımının sağladığı avantajlar teorik ve uygulamalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde titreşim hareketine ilişkin temel kavramlar, self-adjointlik ve çözülebilirlik şartları ele alınmış, Galerkin, Petrov–Galerkin, Kolokasyon ve En Küçük Kareler yöntemleri gibi nümerik çözüm yaklaşımlarının teorik temelleri özetlenmiştir. İkinci bölümde, ağırlık fonksiyonlarına dayalı nümerik çözüm yöntemi detaylandırılarak, konuma bağlı dinamik problemlere uygulanabilir genel çözüm prosedürü sunulmuştur. Üçüncü bölümde, geliştirilen genel titreşim modeli pertürbasyon tekniği ile analiz edilmiştir. Sistem parametrelerinin farklı değerleri için çeşitli durumlar ayrı ayrı değerlendirilmiş, seküler terimlerin elimine edilmesiyle fiziksel olarak tutarlı çözümler elde edilmiştir. Dördüncü bölümde ise, eksenel parametrik zorlamaya maruz kalan çoklu yay mesnetli Euler–Bernoulli kirişlerin dinamik davranışı örnek uygulama olarak incelenmiştir. Oluşturulan diferansiyel denklemler boyutsuzlaştırılmış, malzeme ve geometri etkilerinden arındırılmış sonuçlar elde edilmiştir. Çözüm süreçleri Galerkin, Petrov–Galerkin, kolokasyon ve en küçük kareler yöntemleriyle ayrı ayrı gerçekleştirilmiş ve elde edilen doğal frekans değerleri ile işlem süreleri karşılaştırılmıştır.
Vibrasyonlu dikey helezon konveyörün tasarımı ve analizi
Bu tezde maden ürünleri, tıbbı ürünler, gıda ürünleri, kimyasal ve plastik sektöründe kullanılan özelikle taşımanın gerekli olduğu ve çeşitli alanlarda kullanılan vibrasyonlu dikey helezon konveyör makinası için araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Çalışmada ülkemizde kullanılan konveyörde malzemelerin taşıma sırasında oluştukları ayrı ayrı ya da birlikte sistem üzerinde hem mekanik hem titreşim açısından önemli problemler oluşturmaktadır. Mevcut tasarım konveyörün malzeme taşıma süresi ve kullanılan malzemenin soğuma süresi ile çıkan ürün kalite düşmesinin analiz edilmesi tasarım açısından önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında titreşimle taşıma sektöründe kullanılan vibrasyonlu dikey helezon konveyörün tasarımı yapılmıştır. Tasarım için fabrikada bulunan konveyör üzerinden deneysel çalışma yapılmıştır. Ayrık elemanlar yöntemi için dynamic analysis on vertical vibratory conveyor adlı çalışma ile helezondaki titreşim analizi simülasyonu ile kıyaslanarak bilgisayar ortamında yapılan modellemenin sapmaları incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda helezon çapı, helis açısı ve titreşim frekansı değiştirilerek yapılan tasarımların çıktıları incelenmiştir. Bunların iletim kapasitesi ve termal analiz üzerindeki etkileri araştırılmıştır.
Kademeli nano kiriş titreşimlerinin yerel olmayan elastisite teorisine göre incelenmesi
Bu çalışmada kademeli nano kirişlere ait titreşimlerin Eringen'in yerel olmayan elastisite teorisine göre incelenmesi ele alınmıştır. Eringen'in yerel olmayan elastisite teorisi, nano ölçekli etkiyi yakalamak için kullanılmıştır. Çalışma kapsamında seçilen kademeli nano yapı Euler Bernoulli kiriş teorisi sınırlarına tabiidir. Kademeli nano kirişin kademe öncesi ve sonrasına ait integro diferansiyel durum denklemleri enerji metotlarından biri olan hamilton prensibi kullanılarak bulunmuştur. Ayrıca durum denklemlerine sönüm ve zorlama terimleri de eklenerek sistemin zorlama altındaki titreşim hareketlerinin de incelenmesi hedeflenmiştir. Daha sonra elde edilen denklemler malzemenin fiziksel yapısından ve boyutlarından bağımsızlaştırmak için boyutsuzlaştırma işlemine tabi tutulmuştur. Boyutsuz durum denklemlerini çözmek için perturbasyon metotlarından biri olan çok zaman ölçekli metot uygulanmıştır. Çözüm iki aşamada ele alınmıştır. İlk aşamada perturbasyon açılımından elde edilen ilk mertebe terimleri lineer problemi oluşturmuştur. Lineer problem çözülmesiyle tabii frekans denklemleri elde edilmiş ve farklı şartlar için ilk üç mod değerleri bulunarak tablolar halinde sunulmuştur. İkinci aşamada ise perturbasyon açılımının ikinci mertebesinin çözümü yapılmış ve bu çözümden lineer problemin düzeltmeleri olarak nonlineer terimler ortaya çıkmıştır. Nonlineer terimlerin doğal frekanslara etkileri farklı şartlar için hesaplanmıştır. Zorlama frekansının sistemin doğal frekansına yakın olduğu baskın rezonans durumu ele alınmış ve kararlılık analizi yapılmıştır. Çalışmada temel olarak kirişin nano boyutta ve kademeli olması durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın bulguları elde edilirken nano ölçekli etkiyi yakalamak için çeşitli yerel olmayan parametre değerleri ve kademe etkisini yakalamak için ise farklı kademe yarıçap oranları ve kademe yerleri için kirişe ait 1. Mod değerlerine karşılık gelen frekans-tepki ve nonlineer frekans-genlik eğrileri elde edilmiştir. Titreşim analizi sonucu elde edilen verilerin doğruluğunu güçlendirmek amacıyla, literatürde bulunan Eringen'in yerel olmayan elastisite teorisi ile yapılan nano kiriş ve diğer klasik kiriş teorileri ile yapılan çalışmaların sonuçları ile karşılaştırılmıştır.
Design based on dynamic analysis of boom-stick group in backhoe loaders
Backhoe loader or backhoe loader machinery is a work machine equipped with a bucket on the tractor body in front and a small backhoe on the back. It is used in works such as loading, transporting and digging various materials. Since backhoe loader machines have versatile working capability, the positions of the parts that make up the design and the force values that occur in each position can differ. With the help of the free body diagram, the reaction forces at joints can be calculated with respect to time for any boom and stick position. However, it takes a long time to do this for positions corresponding to each time, and the presence of these variables makes it difficult to examine the boom and stick design group in terms of stress. In this study, which was carried out with the finite element method, the critical position determination of the backhoe design of a backhoe loader machine was made with the help of dynamic analysis at full capacity load. By taking the determined critical position as a reference, the parts to be reduced in weight were determined by static analysis. A total of 32 kg lighter backhoe group was designed and static, modal, vibration and shock analyses were applied to this new design, respectively. The lightweight backhoe design with the boundary conditions created with reference to military standards of MIL-STD-810G was structurally examined in detail and it was determined that it was durable under operating conditions. Keywords: Backhoe, boom, stick, FEA, dynamic, structural, modal, vibration, shock, shock, MIL-STD-810G
Vibrasyon ve soğuk uygulamanın damar yolu açma işlemi sırasında ağrı ve anksiyete üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma, intravenöz kateterizasyon sırasında hastalara uygulanan vibrasyon ve soğuk jel paket uygulamasının (Buzzy aygıtı) ağrı ve anksiyete düzeyi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, randomize kontrollü, ön test-son test deneysel bir çalışma olarak planlandı. Veri toplama aracı olarak, "Hasta Tanıtım Formu", "İntravenöz Kateterizasyon İşlemine İlişkin Görüş Formu", "Durumluk-Sürekli Anksiyete Ölçeği" ve "Görsel Kıyaslama Ölçeği" kullanıldı. Deney grubundaki hastalara intravenöz kateterizasyon işlemine başlamadan 60 sn. önce Buzzy aygıtı uygulanırken, kontrol grubundaki hastalara standart prosedüre uygun intravenöz kateterizasyon işlemi uygulandı. Bulgular: Deney grubundaki hastaların ağrı puan ortalamasının 1,04±0,96, memnuniyet puan ortalamasının 95,30±3,89; kontrol grubundaki hastaların ağrı puan ortalamasının 5,32±1,64, memnuniyet puan ortalamasının 82,12±7,48 olduğu ve gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu saptandı (p<0,001). Deney grubundaki hastaların işlem öncesinde durumluk anksiyete puan ortalaması 38,80±4,23, sürekli anksiyete puan ortalaması 46,28±6,19; kontrol grubundaki hastaların işlem öncesinde durumluk anksiyete puan ortalaması 39,76±3,90, sürekli anksiyete puan ortalaması 45,98±6,50 olarak belirlendi. Deney grubundaki hastaların işlem sonrasında durumluk anksiyete puan ortalaması 40,82±3,61, sürekli anksiyete puan ortalaması 46,48±6,44; kontrol grubundaki hastaların işlem sonrasında durumluk anksiyete puan ortalaması 40,84±3,80, sürekli anksiyete puan ortalaması 45,98±6,46 olarak bulundu. Deney ve kontrol grubundaki hastaların intravenöz kateterizasyon öncesindeki ve sonrasındaki durumluk ve sürekli anksiyete puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptandı (p>0,05). İşlem öncesi ve sonrası nabız hızları karşılaştırıldığında; deney grubunda anlamlı fark saptanırken (p<0,05); kontrol grubundaki farkın anlamlı olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuçlar: Buzzy aygıtının intravenöz kateterizasyona bağlı ağrıyı ve nabız hızını azalttığı, durumluk anksiyete düzeyini ve memnuniyet düzeyini arttırdığı, sürekli anksiyete düzeyini etkilemediği saptandı. Anahtar Kelimeler: İntravenöz kateterizasyon, vibrasyon, soğuk uygulama, ağrı, anksiyete.
Poisson etkisi göz önüne alınmış Euler Bernoulli kirişinin Winkler Temeli ile etkileşiminin statik ve dinamik analizi
Bu çalışmada Poisson oranı etkisi göz önüne alınmış Euler Bernoulli kiriş modeli elde edilmiştir. Temel kazıklarının ve temel kirişlerinin dizaynında yapı-zemin etkileşim analizine ihtiyaç duyulmaktadır. Yapı-zemin etkileşimin kirişlerin davranışı üzerinde önemli derecede rolü olduğu bilinmektedir. Bu yüzden, önerilen kirişin zemin ile etkileşim içerisinde olduğu düşünülmüştür. Zemin, yaygın olarak kullanılan Winkler zemin modeliyle modellenmiştir. Bu modelde zemin, elastik, sonsuz sayıda bağımsız yay olarak kabul edilmiştir. Üç farklı zemin durumu dikkate alınmıştır. Winkler temeli üzerine oturan kirişin hareket denklemi ve sınır şartları, genişletilmiş Hamilton prensibi kullanılarak elde edilmiştir. Evrensel sonuçlar elde etmek için denklem boyutsuzlaştırılmıştır. Boyutsuz haldeki denklem Galerkin yöntemi ile çözülmüş ve basit-basit mesnet şartı için farklı zemin yay katsayılarında kirişin doğal frekans değerleri elde edilmiştir. Bu yeni denklem, değişken kesit alanlı kirişin zemin-yapı etkileşim özelliklerini araştırmak için kullanılmıştır. Poisson oranının kirişin doğal frekans değerini düşürdüğü görülmüştür. Son olarak, Poisson oranı ve zemin yay katsayısı önerilen kirişin, davranışı üzerindeki etkisi tartışılmış ve grafikler aracılığıyla gösterilmiştir.
Değişik sınır şartları altında kütle kiriş sistemlerinin nonlineer titreşimleri
ÖZET Düz bir kiriş ve bu kiriş üzerindeki keyfi bir noktaya yerleştirilmiş bir kiriş kütle sistemi ele alınmıştır. Kirişin uç noktaları hareketi engelleyici olduğundan kirişin titreşim sırasında uzamaları da hesaba katılmıştır. Böylece denklemler kübik nonlineeritelere sahiptir. Probleme zorlama ve sönümleme terimleri eklenmiştir. Hareket denklemleri boyutsuzlaştırılmıştır. Beş farklı sınır şartı altında hareket denklemleri incelenmiştir. Kısmi diferansiyel denklemlere bir perturbasyon metodu olan çok zaman ölçekli metod direk olarak uygulanmıştır. Perturbasyon açılımında ilk terimler lineer problemi oluşturmaktadır. Lineer problem için tabii frekanslar ve mod yapılan herbir beş durum için tam olarak hesaplanmıştır. Perturbasyon açılımındaki nonlineer terimler ikinci mertebede lineer çözümlerin düzeltmeleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sayede genlik ve faz modülasyon denklemleri elde edilmektedir. Önce serbest titreşimler için nonlineer frekanslar hesaplanmıştır.Daha sonra zorlama ve sönüm terimleri dahil edilerek değişik sınır şartları altında genlik ve zorlama frekans grafikleri elde edilip gerekli karşılaştırmalar yapılmıştır. Ayrıca kütle konumunun ve miktarının titreşimlere olan etkiside incelenmiştir.
Sürekli ortamların nonlineer titreşimlerine genel bir yaklaşım
ÖZET Sürekli ortam titreşimleri için zorlama ve sönüm terimini de içeren ve nonlineer kısmi diferansiyel denklemle ifade edilen genel bir model ele alınmıştır. Noniineerlik keyfi kuadratik ve kübik operatörlerle genelleştirilmiş olarak ifade edilmiştir. Bu operatörler simetrik yapıda değildir. Denklemin lineer kısmı da keyfi bir operatörle ifade edilmiştir. Bu lineer operatör seif- adjoint özelliğe sahiptir. Bütün operatörler konuma bağlı diferansiyel ve/veya integral formdadırlar. Denklemdeki bütün bağımlı ve bağımsız değişkenler boyutsuz haldedirler. Denkleme ait sınır şartlarının lineer, homojen ve zamandan bağımsız olduğu kabul edilmiştir. Yaklaşık analitik çözümler bulmak için bir perturbasyon tekniği olan Çok Zaman Ölçekli Metod kullanılmıştır. Denklem alışılageldiği gibi diskritize edilmemiş, perturbasyon metodu direkt olarak kısmi diferansiyel denklem(ler)e uygulanmıştır. Önce zorlama frekansının tabii frekanslardan birine yakın olduğu baskın rezonans durumu ele alınmıştır. Elde edilen algoritma ile tepki fonksiyonu bulunmuştur. Tepki fonksiyonundaki her mertebede konum fonksiyonlarının nasıl elde edileceği gösterilmiştir. Ayrıca genlik-faz modülasyon denklemleri elde edilmiştir. Bu denklemlerdeki a katsayılarının nasıl hesaplanacağı gösterilmiştir. Örnek bir uygulama olarak nonlineer elastik yatak üzerinde her iki ucundan basit mesnetli Euler-Bernoulli kirişi ele alınmış ve çözümler elde edilmiştir. Aynı genel modelde ikincil rezonanslardan üçte bir ve ikide bir altharmonik rezonanslar, üçüncü derece süperharmonik rezonanslar ve toplama tipi kombinasyon rezonanslar için aynı prosedür izlenerek algoritmik genel çözümler elde edilmiştir. Yapılan düzlem içi titreşim analizine ilaveten düzlem dışı titreşimi de kapsayacak biçimde genelleştirilmiş etkileşimli (coupled) denklemlerde baskın ve bire bir iç rezonans durumu için aynı prosedür uygulanarak algoritmik genel çözümler elde edilmiştir. Bu tip denklemlere örnek olarak sarkıklık yüksekliğinin-uzunluk izdüşümüne oranının küçük olduğu kabloların noniineer titreşimlerini modelleyen diferansiyel denklemlerin baskın ve bire bir iç rezonans çözümleri bulunmuştur. Sadece keyfi kübik nonlineerite ve keyfi kuadratik ve kübik nonlineeriteye sahip iki genel kısmi diferansiyel denklem ele alınarak çok zaman ölçekli metodun iki değişik versiyonu (klasik ve Rahman-Burton) baskın rezonans durumu için uygulanmıştır. Birinci tip denklem için klasik versiyonda elde edilen fiziksel olmayan ekstra çözümlerin duffing osilatörü ile aynı yapıda olduğu bulunmuştur. Rahman-Burton versiyonunun bu ekstra çözümleri eiimine ettiği gösterilmiştir, ikinci tip denklem için ise, kompleks genliğin birinci yavaş zaman ölçeğinden IXbağımsız çıkması nedeniyle her iki versiyonun aynı sonuçları verdiği bulunmuştur. Her iki tip denklem için Rahman-Burton versiyonunun örnek birer uygulaması yapılmıştır. Bu örneklerle alakalı olarak sayısal parametrik değerler kullanılarak birer genlik-frekans grafiği çizilmiştir.
Hareketli şerit ve kiriş titreşim problemlerinin analitik çözümleri
ÖZET Bu çalışmada değişken hızlı eksenel hareketli sürekli ortam titreşimleri incelenmiştir. Bölüm 2' de Hamilton prensibi kullanılarak eksenel hareketli şerit ve kiriş için hareket denklemleri elde edilmiştir. Elde edilen hareket denklemleri boyutsuzlaştırılarak, denklemlerin kullanılan malzemenin cinsine ve boyutlarına olan bağımlılıkları ortadan kaldırılmıştır. Daha sonra bu hareket denklemleri kullanılarak şerit, esnek kiriş ve kiriş için çözümler elde edilmiştir. Bölüm 3' de eksenel hareketli şerit denklemi ele alınmıştır. Elde edilen denklemin çözümü için Lie Grup teorisi kullanılmıştır. Şerit hızı keyfi kabul edildiği için Lie Grup teorisi ile birlikte eşdeğerlik dönüşümleri de uygulanmıştır. Önce denkleme ait simetriler elde edilmiştir. Elde edilen simetriler kullanılarak değişik hız fonksiyonları için tam çözümler üretilmiştir. Şerit hızı keyfi hız, sabit hız, sabit ivmeli hız, harmonik değişen hız ve sabit bir hıza eksponansiyel yaklaşan hız fonksiyonu olmak üzere değişik formlarda ele alınmıştır. Daha sonra bazı hız değişkenleri için elde edilen tam çözümlerden sınır şartlarını sağlayabilecek çözümler ele alınmış ve bu çözümlere sınır şartları uygulanmıştır. Böylece sınır şartlarını yaklaşık sağlayan çözümler elde edilmiştir. Bölüm 4' de esnek kiriş problemi ele alınmıştır. Bu bölümde kirişin eğilme direngenliği küçük kabul edilerek esnek kiriş denklemi elde edilmiştir. Elde edilen bu denklem Matched Asymptotic Expansions metodu kullanılarak çözülmüştür. Çözüm için önce perturbasyon metodlarından çok zaman ölçekli metod kullanılarak dış açılım çözümü elde edilmiştir. Bu dış açılım çözümünün uç noktalarda bazı sınır şartlarını sağlamadığı görülmüştür. Bu problemi ortadan kaldırmak için uç noktalara yakın yerlerde ikinci bir açılım daha yapılarak iç açılım çözümleri elde edilmiştir. Daha sonra bu çözümler birleştirilerek bütün sınır şartlarını yaklaşık sağlayan kompozit çözümler elde edilmiştir. Bu probiem sınır şartlarının basit-basit ve ankastre-ankastre olma durumları için ayrı ayrı çözülmüştür. Hız değişimi olarak ise harmonik değişen hız ve sabit bir hıza eksponansiyel yaklaşan hız fonksiyonları ele alınmıştır. Bölüm 5' de eksenel hareketli kiriş problemi incelenmiştir. Elde edilen kiriş denkleminin çözümü için şerit probleminde olduğu gibi Lie grup teorisi kullanılmıştır. Hız fonksiyonu yine keyfi olarak kabul edilmiş ve bu nedenle Lie grup teorisi eşdeğerlik dönüşümleri ile birlikte kullanılarak denkleme ait simetriler elde edilmiştir. Bu simetriler kullanılarak değişik hız fonksiyonlarına sahip eksenel hareketli kiriş için tam çözümler elde edilmiştir. Kiriş hızı şerit probleminde olduğu gibi keyfi hız, sabit hız, sabit ivmeli hız, harmonik değişen hız ve sabit bir hıza eksponansiyel yaklaşan hız fonksiyonu olmak üzere değişik formlarda ele alınmıştır. Daha sonra elde ettiğimiz tam çözümlerden sınır şartlarını sağlayabilecek çözümler ele alınmış ve her iki ucundan basit olarak mesnetli kiriş için sınır şartlarını yaklaşık sağlayan çözümler elde edilmiştir. XIV
Nonlineer asma köprü titreşimleri
ÖZET Asma köprülerin etkileşimli nonlineer enine ve burulma titreşimleri incelenmiştir. Nonlineer hareket denklemleri Hamilton prensibi kullanılarak çıkarılmış ve boyutsuzlaştırılmışlardır. Yaklaşık analitik çözümler bulmak için bir perturbasyon tekniği olan Çok Zaman Ölçekli Metod kullanılmıştır. Denklemler genellikle yapıldığı gibi diskritize edilmemiş, perturbasyon metodu direkt olarak kısmi diferansiyel denklemlere uygulanmıştır. Problemin lineer kısmını teşkil eden ilk mertebede, tabii frekansları veren geçiş denklemlerinin simetrik ve asimetrik modlar için ayrı formlarda oldukları görülmüştür. Her iki durum için çözümler elde edilmiş ve tabii frekanslar hesaplanmıştır, ikinci mertebede simetrik modların çözüm fonksiyonları çok karmaşık olduğu için sadece asimetrik modların çözümü ile yetinilmiştir. Asimetrik modlarda çözüm fonksiyonu kenar ve orta açıklıklar için ayrı ayrı bulunmuştur. Üçüncü mertebede çözülebiliriik şartlan çıkarılarak faz ve genlik modülasyonlarını tanımlayan denklemler elde edilmiştir. Bundan sonra serbest titreşimler ile zorlamalı ve sönümlü titreşimler ayrı ayrı incelenmiştir. Serbest titreşimlerde üç ayrt durum göz önünde bulundurulmuştur: (1) enine titreşimlerin baskın olduğu durum, (2) burulma titreşimlerinin baskın olduğu durum, (3) enine titreşim tabii modlarından birinin burulma titreşimi tabii modlarından birine çok yakın olduğu durum. İlk iki durumda, yer değiştirme ve burulma açısı fonksiyonları elde edildikten sonra nonlineer frekans ile genlik arasındaki bağıntı çıkarılarak enine ve burulma titreşimleri için yumuşama ve sertleşme davranışlarının kriterleri tespit edilmiştir. Üçüncü durumda genliklerin zamanla değişimi gösterilmiş ve düzgün rejim çözümleri analiz edilmiştir. Zorlamalı ve sönümlü titreşimlerde ise iç rezonansın olmadığı ve olduğu durumlar ayrı ayrı incelenmiştir. İç rezonansın olmadığı durumda düzgün rejim durumu incelenerek frekans-tepki denklemi çıkarılmış, düzgün rejim çözümü bulunmuş ve nonlineerlik nedeniyle frekans-tepki eğrilerinde ortaya çıkan sıçrama hadisesi izah açıklanmıştır. İç rezonansın olduğu durumda da frekans-tepki denklemi çıkarılmıştır. Elde edilen analiz sonuçları iki asma köprüye uygulanmıştır. Bu köprülerin tabii frekansları hesaplanmıştır. Enine ve burulma titreşimlerinin baskın olduğu durumlar için frekans-genlik spektrumları ayrı ayrı çıkarılmıştır. Birbirine yakın enine ve burulma modlannın etkileşimli hareketleri incelenmiştir. Serbest titreşimlerde değişik başlangıç genlik ve faz değerleri için genliklerin ve fazın zamanla değişimi grafiklerle gösterilmiştir. Zorlamalı ve sönümlü titreşimlerde, iç rezonansın olmadığı durumda farklı modlar, sönüm katsayıları ve zorlama genlikleri için frekans-tepki denkleminin nümerik integrasyonu yapılarak bunlara ait frekans-tepki eğrileri çizilmiştir. İç rezonansın olduğu durumda ise değişik başlangıç gerilik ve faz değerleri, zorlama genlikleri ve sönüm katsayıları için genliklerin ve fazların zamanla değişimini gösteren grafikler çizilmiştir. Grafikler değerlendirilerek birtakım sonuçlar çıkarılmıştır. Son olarak, asma köprülerin tabii frekanslarının hızlı ve küçük hata miktarları ile hesaplanmasında alternatif bir metod olarak Yapay Sinir Ağlarının (YSA) kullanımı üzerinde durulmuştur. YSA 'nın genel tanıtımı yapılarak bu çalışmada kullanılan ağın özelliklerinden bahsedilmiştir. Algoritmanın eğitimi için kullanılan giriş ve çıkış setlerinin hazırlanışı, algoritmanın eğitilmesi ve sonuçların karşılaştırılması izah edilmiştir. Geliştirilen yöntemle farklı özelliklere sahip asma köprülerin tabii frekanslarının, sadece köprünün fiziksel özellikleri verilerek hesaplanması mümkün olmaktadır. XIII
Eksenel hareketli esnek kirişlerin sürekli ortam titreşimleri
Bu çalısmada, eksenel hareketli esnek kiris problemi ele alınmıstır. Hamilton Prensibikullanılarak hareket denklemleri ve sınır sartları çıkarılmıstır. Bu denklemler ve sınır sartlarıboyutsuzlastırılmıstır. Böylece denklemlerin geometrik yapıya ve malzeme özelliklerine olanbağımlılıkları ortadan kaldırılmıstır. Elde edilen kiris denklemlerinde kirisin enine direngenliğiküçük kabul edilerek esnek kiris problemi için uygun hale getirilmistir. Bir perturbasyon tekniğiolan çok ölçekli metot ile dıs açılım çözümü elde edilmistir. Bu çözümün basit mesnettemoment, ankastre mesnette eğim sınır sartlarını tam olarak sağlamadığı görülmüstür. Buproblemi ortadan kaldırmak için mesnete yakın kısımda farklı bir kabulle iç açılım yapılmıstır.Elde edilen dıs açılım ve iç açılım çözümleri birlestirilerek bütün sınır sartlarını tatmin edici birsekilde sağlayan kompozit çözüm elde edilmistir. Önce iki mesnetli sistemler ele alınmıs, basitbasitve ankastre-ankastre sınır sartları için çözümler elde edilmistir. Daha sonra üç mesnetlidurum incelenmis, basit-basit-basit ve ankastre-basit-ankastre mesnet durumları için çözümlerüretilmistir. Her bir durum için kiris katsayısının ve kiris hızının kirisin ilk iki tabii frekansınaetkileri incelenmistir.
Patellofemoral Ağrı Sendromu'nda ısı uygulamasının dizin propriyoseptif düzeyine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı sıcak uygulamanın PFAS'da propriyosepsiyona olan etkisinin değerlendirilmesidir.Gereç ve Yöntem: Klinik olarak tek taraflı PFAS tanısı almış 40 hasta ve 20 normal gönüllüden oluşan dış kontrol grubu çalışmaya alındı. Hastalar 20'şer kişilik iki gruba ayrıldı. İlk muayene sırasında her iki gruptaki hastaların dört farklı açı (15º, 30º, 45º, 60º) için aktif EPD ve Vibrasyon ile alınan propriyosepsiyon ölçümleri normal kontrol grubunun ölçümleri ile karşılaştırıldı. Daha sonra bir gruba sadece egzersiz(grup 1), diğer gruba egzersiz+sıcak uygulama(grup 2) tedavisi 6 hafta süreyle verildi. Hastaların 3'er hafta arayla ilk muayenede yapılan ölçümleri tekrarlandı. Aynı zamanda hastaların klinik gidişi de ilk muayene, 3. ve 6. hafta kontrollerinde doldurulan modifiye Lysholm diz skoru ve görsel ağrı skalası ile izlendi. Grupların kendi içlerindeki karşılaştırmalarda Wilcoxon signed rank test kullanıldı. İki grubun yapılan ölçümlerinin birbiriyle karşılaştırılmasında ise Mann-Whitney U test kullanıldı. Çalışmanın güç analizleri NCSS 2004/PASS 2002 kullanılarak yapıldı.Bulgular: Hastalar patolojik dizlerine anlık sıcak uygulama sonrasında, sıcak uygulama öncesine göre EPD(15º, 30º, 45º, 60º) ile yapılan ölçümlerde daha az yanıldılar ve vibrasyon ile titreşimi daha uzun süre hissettiler. Bu durum dizin ileri fleksiyon derecelerinde daha belirgindi. Karşı dizin ileri fleksiyon derecelerinde de EPD ile daha az yanılma saptandı. 6 hafta süreyle tedavi (egzersiz veya egzersiz+sıcak) verilmesi ile her iki grubun 3 hafta arayla ölçülen EPD ve vibrasyon değerlerinde patolojik dizde iyileşme olduğu saptandı. Bu iyileşme dizin ileri fleksiyon derecelerinde daha belirgindi. Karşı dizlerde de EPD ile dizin ileri fleksiyon derecelerinde iyileşme olduğu saptandı. Egzersiz+sıcak uygulama tedavisi verilen grupta sözü edilen iyileşmeler, sadece egzersiz verilen gruba göre anlamlı derecede daha fazla oldu. Klinik patellofemoral ağrılı olguların takiplerinde, patolojik dizlerinde vibrasyon ile yapılan propriyosepsiyon ölçümleri ile elde edilen sonuçlar, EPD ile birebir paraleldir.Sonuçlar: Klinik PFAS'lu olgularda anlık sıcak uygulama patolojik dizde propriyosepsiyonu iyileştirir. Bu iyileşme dizin ileri fleksiyon derecelerinde daha fazla olur. Anlık sıcak uygulama karşı dizde de ileri fleksiyon derecelerinde iyileşme sağlar. Egzersiz veya egzersiz+sıcak uygulama da patolojik dizde propriyosepsiyonu iyileştirir. Bu iyileşme dizin ileri fleksiyon derecelerinde daha belirgindir. Karşı dizde de ileri fleksiyon derecelerinde propriyosepsiyonda iyileşme olur. Aralıklı sıcak uygulama patolojik dizde propriyosepsiyonu iyileştirir. Bu iyileşme dizin ileri fleksiyon derecelerinde daha belirgindir. Karşı dizde de ileri fleksiyon derecelerinde propriyosepsiyonda iyileşme olur. Vibrasyon diz ekleminde propriyosepsiyon ölçümleri için kullanılabilecek iyi bir ölçüm yöntemidir.
Yenidoğanlarda topuk kanı alırken uygulanan titreşimin ağrı üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı yenidoğan dönemindeki bebeklerde titreşim uygulamasının topuk kanı alma işlemine bağlı ağrı üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırma randomize kontrollü ve deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 15.09.2018-15.12.2018 tarihleri arasında Şanlıurfa Birecik Üç Nolu Cuma Gökdoğan Aile Sağlığı Merkezine başvuran topuk kanı alınacak 0-28 günlük yenidoğanlar oluşturmuştur. Örneklemini ise güç analizi ile belirlenen toplam 56 yenidoğan bebek (deney:28, kontrol:28) oluşturmuştur. Veriler Yenidoğan Tanıtım Formu ve Yenidoğan Bebek Ağrı Ölçeği (YBAÖ) ile toplandı. Deney grubunda topuk kanı alımı sırasında topuk kanı almadan yaklaşık 30 saniye önce ve işlem boyunca titreşim yapan bir cihaz kullanıldı. Kontrol grubundaki yenidoğanlara herhangi bir müdahale yapılmadı. Hem deney hem de kontrol grubunda topuk kanı uygulamasında iki hemşire görev aldı. İlk hemşire tüm yenidoğanlar için topuk kanı alımını yapmış, ikinci hemşire, işlem süresi boyunca işlemi videoya çekti. Yenidoğanın ağrısı işlem öncesi, işlemden 15-20 saniye ve beş dakika sonra topuk kanı alan hemşire ve iki uzman tarafından video kayıtlarından YBAÖ ile değerlendirildi. Hem deney hem de kontrol grubunda topuk kanı alma işlemi aynı hemşire tarafından yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde ortalama, sayı ve yüzde dağılımları, Mann Whitney U testi, korelasyon analizi kullanıldı. Deney ve kontrol grupları arasında işlem öncesi hemşire, birinci ve ikinci uzman YBAÖ puanlarında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı (p>0.05), işlemden 15-20 saniye sonra ve işlemden beş dakika sonra hemşire, birinci ve ikinci uzman YBAÖ puanlarında istatiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0.05) belirlendi. Araştırmanın sonuçlarına göre topuk kanı alınma sırasında kullanılan titreşim yönteminin kolay, noninvaziv ve nonfarmakolojik avantaja sahip bir yöntem olduğu, yenidoğan bebeklerin ağrı düzeylerini azaltmada etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Hemşirelik, Titreşim, Topuk Kanı, Yenidoğan.
Çocuklarda aşı uygulaması sırasında kullanılan eksternal soğutma ve titreşimin ağrı, korku ve anksiyete üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı çocuklarda aşı uygulaması sırasında kullanılan eksternal soğutma ve titreşimin ağrı, korku ve anksiyete üzerine etkinliğinin değerlendirilmesidir. Araştırma randomize kontrollü deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 03.9.2018-30.09.2018 tarihleri arasında Şehitkamil Toplum Sağlığı Merkezinin okul aşı günleri kapsamında DaBT-İPA aşısının rapel dozu (0.5 ml, IM) yapılacak olan ilköğretim 1. sınıf öğrencileri, öneklemini ise güç analizi ile belirlenen toplam 90 öğrenci (deney:45, kontrol:45) oluşturmuştur. Deney grubuna soğuk uygulama ve titreşim yapan bir cihaz (Buzzy®- external cold and a vibrating Device) aşı uygulamasından önce enjeksiyon alanında 30 saniye boyunca bırakıldı. Daha sonra cihaz enjeksiyon alanının yukarısına yerleştirildi ve enjeksiyon boyunca bu alanda bırakıldı. Kontrol grubundaki çocuklara ise enjeksiyon sırasında herhangi bir müdahale yapılmadı. Deney ve kontrol grubuna enjeksiyon aynı hemşire tarafından uygulandı. Araştırma verilerinin toplanmasında; Çocuk Tanıtım Formu, Wong -Baker Yüzler Ağrı Derecelendirme Skalası (WBYADS), Çocuk Korku Ölçeği (ÇKÖ) ve Çocuk Anksiyete Skalası-Durumluluk (ÇAS-D) Ölçeği kullanıldı. Çocukların işleme bağlı algıladıkları ağrı, korku ve anksiyete düzeyleri ve aşıyı uygulayan hemşirenin işleme bağlı çocuklarda gözlemledikleri ağrı ve korku düzeyleri değerlendirilmiştir. Araştırmada deney ve kontrol grupları arasında çocuk WYADS, hemşire WYADS, hemşire ÇKÖ ve çocuk ÇAS-D puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0.05), çocuk ÇKÖ puanında ise istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Aşı uygulaması sırasında eksternal soğutma ve titreşim yönteminin çocukların ağrı ve anksiyetesi üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Noninvaziv ve nonfarmakolojik avantaja sahip olan eksternal soğutma ve titreşim yönteminin çocukların ağrı ve anksiyete düzeylerini aşı uygulaması sırasında azalttığı için sağlık kurumlarında kullanılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Anksiyete, Aşı, Eksternal Soğutma ve Titreşim, Hemşirelik, Korku.
Effects of mechanical vibration on the heat transfer characteristics of tubular turbulent flow
In this thesis, the effects of vibration on tabulated turbulent flow are experimentally analyzed. The experiments are performed to investigate the effects of sinusoidal, chirp and random noise vibrations on heat transfer characteristics of internal flow in a concentric type direct flow heat exchanger. Air is used as the working fluid with inlet Reynolds numbers varying between 10,000 and 50,000. The various values of frequencies of the mechanical vibration generator and vibration accelerations are the other important parameters in the experiments. An experimental setup which was already set in Heat Transfer Laboratory is used in this work. The turbulators used in the concentric heat exchanger are somehow corrugated tapes. In the experimental assembly, hot water vapor is send to the annulus between the inner pipe and the outer pipe. This saturated water vapor is in contact with the outer surface of the inner pipe at all times. Thus, the constant temperature boundary condition is met on the outer surface of the inner pipe. The temperature and pressure measurements are performed to obtain heat transfer and pressure drop variations. Air is passed through the inner pipe throughout the experiment using a radial fan. The fan setting is changed with the help of an inverter to obtain different flow velocities. The influence of the vibration is tested by using a mechanical vibration test unit. The frequency and accelerations (amplitude) are changed in a wide range area. The sine, chirp and random-noise signal types are imposed on the heat exchanger. Hence effects of the vibration on heat transfer are shown by means of Nusselt number. The simultaneously increment of pressure loss is also measured. Furthermore, the effects of vibration on the smooth tube internal turbulent flow and heat transfer are analyzed for comparison. As a results it was observed that, regardless of the variation of the frequency, amplitude or signal type, applying vibration to the turbulator increases the heat transfer and pressure loss simultaneously, with high percentages. For example, the heat transfer increases with the percentages of 116%, 105% and 64%, respectively for Type 1, Type 2 and Type 3. The enhancement percentages of the friction factor is about 35%, 61% and 95% respectively for Type 1, Type 2 and Type 3.