Menopause
123 theses under this subject heading
Menopoza bağlı proprioseptif duyu değişimleri
Menopoz, kadının önemli bir geçiş dönemidir. Kadın cinsiyet hormonları güçlü bir nöroprotektif role sahiptir ve menopozal geçiş nörofizyolojik değişikliklerle ilişkilidir. Menopozla ilişkili hormonal değişiklikler kadınları hareket güçlüğü ve düşmeye bağlı kırıklara yatkın hale getirir. Kadınlarda düşmelerin ilk olarak menopoz döneminde artış gösterdiği saptanmıştır. Propriosepsiyon, postüral dengenin sürdürülmesinde temel olan, merkezi sinir sistemine motor aktivitelerin seviyesi hakkında bilgi sağlayan bir duyudur. Çalışmamızın amacı, kadınlarda menopoza bağlı proprioseptif duyu değişimlerini incelemektir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Menopoz Polikliniği tarafından takip edilen 45-52 yaş arası toplam 37 kadın gönüllü (14 premenopozal, 12 postmenopozal ve 11 menopozal geçiş evresi) çalışmaya dahil edildi. Kadınların menopozal durumu, STRAW +10 evreleme kriterlerine göre belirlendi. Proprioseptif duyu, diz ve ayak bileği ekleminde pozisyon duyusu ölçüm yöntemlerinden olan aktif "açı yeniden oluşturma (AYO)" ve "eklem pozisyonu eşleştirme (EPE)" testleri ile değerlendirildi. Ölçümlerde evrensel gonyometre kullanıldı. Görsel uyaranların katkısını engellemek için katılımcıların gözleri göz bandı ile kapatıldı. İstatistiksel analizde tanımlayıcı istatistik (ortalama ± standart sapma), gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik veriler için Anova, non-parametrik veriler için Kruskal-Wallis testleri yapıldı. Korelasyon analizlerinde Pearson testi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alındı. Ayak bileği AYO sapma değerleri premenopoz, perimenopoz, postmenopoz gruplarında sırasıyla 1,2±0,9; 2,5±1,7; 3,5±2,0 bulundu (p=0,005). Ayak bileği EPE sapma değerleri ise premenopoz, perimenopoz, postmenopoz gruplarında sırasıyla 1,2±0,6; 3,0±2,1; 2,7±1,2 bulundu (p=0,004). Menopozun kadınlarda propriosepsiyon açısından ön planda ayak bileği eklemini etkileyebileceği düşünüldü. Ayak bileği propriosepsiyon değerlendirmesinde, AYO testi postmenopoz evresinde daha olumsuz etkilenmişken EPE testinin perimenopozal evrede daha olumsuz etkilendiği görüldü. Premenopozal grup ise tüm değerlendirmelerde hedef açıdan en az sapmayı gösterdi. Sonuç olarak, menopoza geçişte özellikle ayak bileği proprioseptif performansının bozulduğu, diz ekleminin bu süreçten daha az etkilendiği görüldü. Bu sonuç menopoz sürecindeki kadınlarda postüral dengenin bozulması ve düşme riskiyle ilişkili olması bakımından önemlidir. Ayrıca menopozal süreçteki kadınlarda egzersiz programlarına denge ve propriosepsiyon egzersizlerinin dahil edilmesinin önemini vurgulamaktadır.
Polikistik over sendromlu kadınlarda yaşlanma sürecindeki metabolik ve kardiyovasküler değişimlerin sağlıklı kadınlarla karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Polikistik over sendromu (PKOS) doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin ve metabolik bozukluk olup, androjen fazlalığı, over disfonksiyonu ve polikistik over morfolojisi birlikteliği ile seyreder. Kardiyometabolik risk faktörleri, özellikle oligo-anovulasyon ve hiperandrojenizmle seyreden klasik fenotiplere sahip PKOS'lu kadınlarda daha sıktır. Ancak PKOS'un klinik ve biyokimyasal özellikleri yaşlanma ile değişir. Bu çalışma ile seçilmemiş bir popülasyonda geçmişte PKOS tanısı almış hastalar ve sağlıklı kontrol grubu yeniden değerlendirilerek yaşlanma ile geçirdikleri değişimin kardiyometabolik risk üzerine olan etkilerini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmaya 2009 yılında tanı alarak uygun fenotiplendirmesi yapılmış halen 35 yaş ve üzerinde olan 41 PKOS'lu kadın ve benzer yaş aralığında sağlıklı kontrol grubundan 43 kadın dahil edilmiştir. Tüm katılımcılar yapılandırılmış görüşme, fizik muayene, antropometrik, hormonal ve biyokimyasal ölçümler ile değerlendirilmiştir. Ayrıca PKOS tanılı 30 kadın ve yaş ile uyumlu sağlıklı 30 kadının ekokardiyografi ölçümü ve vücut kompozisyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, PKOS tanılı hasta ve kontrol grubu arasında vücut kitle indeksi (VKİ), bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça oranı, kan basıncı açısından fark bulunmamıştır. Her iki grupta da 2022 yılında ölçülen testosteron, serbest androjen indeksi (FAİ) ve dehidroepiandrostenedion sülfat (DHEAS) değerlerinde 2009 yılına kıyasla anlamlı düzeyde düşme olduğu görülmüş olup, PKOS tanılı hasta grubunda, kontrol grubuna kıyasla total testosteron, FAİ, DHEAS düzeyleri istatistiksel olarak hala anlamlı olacak şekilde yüksek bulunmuştur. Metabolik sendrom açısından bakıldığında, her iki grupta da yaşlanma ile metabolik sendrom gelişiminin oransal olarak yaklaşık 2 katına çıktığı görülmüştür ancak gruplar arasında metabolik sendrom sıklığı benzer bulunmuştur. PKOS alt fenotipleri arasında da metabolik sendrom gelişimi açısından 2022 yılında farklılık mevcut değildir. Hasta ve kontrol grubunun ekokardiyografik değerlendirmesinde sistolik fonksiyonları, strain ölçümleri ve epikardiyal yağ ölçümü benzer bulunmuştur. Epikardiyal yağ kalınlığı ile VKİ, bel çevresi, bel/kalça oranı, yıllar içerisindeki bel çevresindeki artış ve HOMA-IR arasında pozitif korelasyon olduğu görülmüştür. Ayrıca epikardiyal yağ kalınlığı ile hem tüm vücut yağ yüzdesi ve kütlesi, hem de gövdesel yağ yüzdesi ve kütlesi arasında pozitif korelasyon olduğu görülmüştürsırasıyla (r= 0.285, p= 0.03), (r=0.312, p=0.02), (r=0.262, p=0.04), (r=0.32, p=0.01). Epikardiyal yağ ölçümlerinin sonucunda üç alt fenotip arasında anlamlı farklılık görülmüş olup C fenotipi en yüksek değerlere sahip bulunmuştur (p=0.04). Tüm çalışma grubu FAİ median değerlerine bölündüğünde, daha yüksek FAİ'ye sahip olanlarda daha yüksek epikardiyal yağ kalınlığı olduğu görülmüştür (p = 0.02). Daha yüksek FAİ'li PKOS hastalarında da daha yüksek epikardiyal yağ kalınlığı eğilimi olduğu görülmüştür (p = 0.09). Sonuç olarak, hastaneye başvurmayan seçilmemiş popülasyonda PKOS'lu kadınlar perimenopozal dönemde yaş eşleştirilmiş kadınlara göre daha yüksek androjen düzeylerine sahip olmalarına karşın benzer kardiyometabolik riske sahiptirler. Bununla birlikte, daha ileri yaş grubundaki hastaların uzun süre takip edildiği geniş toplum temelli populasyon çalışmalarına ihtiyaç vardır.
Polikistik over sendromlu kadınlar ile sağlıklı kontroller arasında yaşlanma ile overde gerçekleşen yapısal ve hormonal değişikliklerin karşılaştırılması: On yıldan uzun süreli prospektif takip çalışması
Çalışmamız polikistik over sendromu (PKOS) olan kadınlar ile sağlıklı kontrol grubu arasındaki overdeki hormonal ve yapısal değişikliklerin yaşlanma süreci boyunca değişimini karşılaştırarak değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma, Maden Tetkik Arama (MTA) kurumundaki kadın personelinin önceden belirlenmiş bir yaygınlık çalışması içinde yürütülen prospektif bir iç içe geçmiş kohort çalışması olarak tasarlanmıştır. Başlangıçta çalışma popülasyonunda Rotterdam kriterlerine göre ≥35 yaşında PKOS teşhisi konulan 68 PKOS hastasından, %60.3'ü olan 41'i katılmayı kabul ederek "çalışma grubu" oluşturmuştur. Ayrıca, başlangıçta sağlıklı kontrol grubu olarak belirlenen 183 sağlıklı kontrol grubu arasından yaş ve vücut kitle indeksi (VKİ) eşleştirilmiş toplam 43 kadın, "kontrol grubu" olmak üzere çalışmaya dahil edilmiştir. Transvajinal/pelvik ultrasonografi, Mart 2022 ile Mart 2023 tarihleri arasında antral folikül sayısı (AFS) ve over hacmi (OV) ölçmek için yapılmıştır. Hormonları değerlendirmek için sabah kan örnekleri alınmıştır [anti-Müllerian hormon (AMH), toplam testosteron (TT), cinsiyet hormon bağlayıcı globulin (SHBG), serbest androjen indeksi (FAI), dehidroepiandrosteron sülfatı (DHEAS)]. Over yapısındaki ve hormonal değişiklikler, yaklaşık 12-13 yıl süren bir dönemde hesaplanan "Delta" ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın örnekleminde PKOS ve kontrol grupları arasında yaş (sırasıyla 44.1±6.5 ve 46.4±4.2 yıl) ve VKİ [24.7(IQR: 21.9-27.8) ve 25.2(IQR: 23.2-28.9) kg/m2] benzer değerlerdedir. Overlerin yapısal karşılaştırılmasında ise OV ve AFS, PKOS grubunun kontrollere göre her iki overinde de belirgin şekilde yüksek görülmüştür. Takip dönemi boyunca PKOS grubunda kontrol grubuna göre hem sağ overde [sırasıyla, Delta-AFS-sağ: -7.8(±4.7) ve -3.5(±3.2), p=0.008] hem de sol overde [sırasıyla, Delta-AFS-sol: -7.9(±6.2) ve -4.2(±3.1), p=0.022] AFS'de belirgin bir azalma olduğu tespit edilmiştir. Hormonal profil karşılaştırıldığında ise AMH, TT, FAI ve DHEAS'nin kontrol grubuna göre PKOS'ta belirgin şekilde yüksek olduğu görülmüştür. 10 yıl boyunca hormonal değişikliklerin delta değerlerini karşılaştırırken, iii serum TT [sırasıyla, Delta-TT: -11.5 (±12.8) ve -5.2 (±9) ng/dL, p=0.01] ve serum AMH [sırasıyla, Delta-AMH: -2.57 (IQR:-3.35;-1.19) ve -1.15 (IQR:-1.87;-0.69), p=0.007] PKOS grubunda belirgin şekilde daha fazla azalmış olup; delta-SHBG, delta-FAI ve delta-DHEAS arasında iki grup arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Serum AMH seviyeleri perimenopozal kadınlarda (ortalama yaş 44) PKOS teşhisi için bir belirteç olarak alıcının işletme karakteristikleri ROC eğrisi analizi ile test edildiğinde, 0.72 eğri altında kalan alan değeri ( Güven Aralığı %95, 0.60–0.83) ile 0.295 ng/mL (spesifiklik %0.81 ve duyarlılık %0.61) eşik değer olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, yaşlanan PKOS'lu kadınlarda sağlıklı kontrollere göre AFS, OV, AMH ve TT'de belirgin şekilde daha fazla azalma olduğu gözlemlenmiştir. Bu parametrelerde görülen azalma daha fazla olmasına rağmen, yaşlanan PKOS'lu kadınlar hala daha yüksek AMH, OV, AFS ve androjen seviyelerine sahiptir. AMH, perimenopozal kadınlarda PKOS teşhisi için yaklaşık 0.70 eğri altında kalan ile orta derecede bir değere sahip olabilir. Yaşlı kadınlarda PKOS için güvenilir bir tanı belirteci belirlemek için yaşa göre stratifikasyonlu seçilmemiş popülasyonlarda daha fazla izlem çalışması gerekmektedir.
Menopozal semptom şiddeti ve menopoza özgü yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışma menopozal semptom şiddetine göre bireylerin fiziksel aktivite, psikolojik durum ve yaşam kalitelerini karşılaştırmak ve menopozal semptom şiddetini etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 56.64 ± 6.59 yıl olan, perimenopozal ve postmenopozal dönemdeki 245 birey dahil edildi. Bireylerin menopozal semptom şiddetleri "Blatt-Kupperman Menopozal İndeks (BKMİ)" ve "Menopoz Semptomlarını Değerlendirme Ölçeği" ile, menopoza özgü yaşam kaliteleri "Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği" ile değerlendirildi. Bireyler daha sonra BKMİ skoruna göre "hafif(n=112), orta(n=107), ve şiddetli(n=26) semptomatik" olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Çalışmaya dahil edilen tüm bireylerde ayrıca demografik (yaş, medeni durum, eğitim ve çalışma durumu) ve fiziksel özellikler (vücut kitle indeksi), medikal özgeçmiş (kronik hastalık durumu, obstetrik ve menopozal özellikler), fiziksel aktivite düzeyi, anksiyete ve depresyon düzeyi ve genel yaşam kalitesi değerlendirildi ve tüm bu parametrelerin menopozal semptom şiddeti ve menopoza özgü yaşam kalitesi üzerine etkisi araştırıldı. Çalışma sonuçlarına göre menopozal semptom şiddeti ve menopoza özgü yaşam kalitesi açısından medeni durum, vücut kitle indeksi, kronik hastalık varlığı, gebelik sayısı, menopozu algılama şekli, anksiyete düzeyi, psikolojik durum ve genel yaşam kalitesi istatistiksel açıdan anlamlı faktörler olarak tespit edildi (p<0.05). Diğer yandan bireylerin yaşı, eğitim durumu, çalışma durumu, vajinal doğum sayısı, menopoz tipi, menopozal evre ve fiziksel aktivite düzeyi faktörleri açısından istatistiksel açıdan anlamlı etki görülmedi (p>0.05). Çalışma sonuçlarımıza göre, menopozal semptom şiddeti ve menopoza özgü yaşam kalitesi üzerine etkisi olduğu belirlenen tüm faktörler göz önüne alınarak, bireye özgü değerlendirme ve tedavi programları oluşturulmalıdır. Türkiye'nin kırsal, kentsel ve farklı coğrafi bölgelerinde yaşayan kadınlarda, menopozal semptomları ve menopoza özgü yaşam kalitesini etkileyen faktörleri inceleyen geniş örneklemli ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Menopoz, Menopozal Semptom, Yaşam kalitesi, Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi, Risk Faktörü
Postmenopoz dönemdeki kadınlarda sağlık inanç modeli temelli kısa görüşmelerin osteoporozdan korunma bilgi, tutum ve davranışlarına etkisi
Osteoporoz, postmenopoz dönemdeki kadınların büyük kısmını etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Yapılan birçok çalışmada osteoporozun erken dönemde önlenmesi ve risk faktörlerinin azaltılmasında toplum sağlığı hemşirelerinin önemli roller alabileceği üzerinde durulmuştur. Bu çalışma postmenopoz dönemdeki kadınlarda sağlık inanç modeli temelli kısa görüşmelerin osteoporozdan korunma bilgi, tutum ve davranışlarına etkisini belirlemek amacı ile ön test-son test randomize kontrollü çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Haziran 2016-Haziran 2017 tarihleri arasında İstanbul İli Kadıköy İlçesinde faaliyet gösteren bir Aile Sağlığı Merkezinde 82 postmenopoz dönemdeki kadın (girişim grubu=41, kontrol grubu=41 ) ile yürütülmüştür. Girişim grubuna 12 hafta süreyle Sağlık İnanç Modeline dayalı olarak oluşturulan kısa görüşmeler programı (5A modeli) uygulanmıştır. Programın ardından izlem döneminde 12 hafta süreyle, haftada iki veya üç kez toplam 45 mesaj gönderilmiştir. Veriler tanımlayıcı form, Osteoporoz Sağlık İnanç Ölçeği (OSİÖ), Osteoporoz Özetkililik ve Yeterlik Ölçeği (OÖEYÖ), Osteoporoz Bilgi Testi (OBT) ve Egzersiz Yapma Ölçeği (EYDÖ) ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, varyans analizi, Mann-Whitney U ve Friedman testi kullanılmıştır. Son test ve izlemde girişim grubunun OSİÖ, OÖEYÖ, OBT ve EYDÖ puan ortalamalarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, sağlık inanç modeli temelli kısa görüşmelerin postmenopoz dönemdeki kadınların osteoporoz sağlık inançlarını, öz-etkililik-yeterlik güvenlerini ve egzersiz yapma davranışlarını olumlu yönde değiştirdiği, osteropozdan korunmaya ilişkin bilgilerini artırdığı bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında uygulanan sağlık inanç modeli kısa görüşmelerin birinci basamakta çalışan hemşirelere rehber olabileceği düşünülmektedir.
Postmenopozal kadınlarda fiziksel aktivite düzeyinin fonksiyonel kapasite, kardiyovasküler risk faktörleri, menopozal semptomlar ve yaşam kalitesi ile ilişkisi
Çalışmamızda postmenopozal dönemdeki kadınların fiziksel aktivite düzeyinin fonksiyonel kapasite, kardiyovasküler risk faktörleri, menopozal semptomlar ve yaşam kalitesi ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışmamıza 45-75 yaş aralığında, postmenopozal dönemde olan 84 kadın dahil edildi. Katılımcıların demografik bilgileri alındı. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) kısa formu ile fiziksel aktivite düzeyleri belirlendi. 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ile fonksiyonel kapasiteleri değerlendirildi.Kardiyovasküler riskler; HDL, LDL, total kolesterol, trigliserit ,açlık glukoz, HbA1c, VKİ, bel kalça oranı, sistolik diastolik kan basıncı ve sigara ,alkol, egzersiz alışkanlıkları sorgulandı ve Framingham Risk Skoru ile değerlendirildi. Menopoz Semptomlarını Değerlendirme Ölçeği (MSDÖ) ile menopoz semptomları değerlendirildi. Yaşam kaliteleri ise Nottingham Sağlık Profili (NSP) ve Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) ile değerlendirildi. Çalışmanın veri analizi IBM SPSS Version 22 istatistik programı kullanılarak yapıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda; fiziksel aktivite düzeyi ile fonksiyonel kapasite arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Framingham skoru ile fiziksel aktivite düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Menopoz semptomları ile fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Yaşam kalitesi ile fiziksel aktivite düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Bu çalışma sonuçları postmenopozal kadınlarda fiziksel aktivite düzeyinin fonksiyonel kapasite, kardiyovasküler risk faktörleri, menopozal semptomlar ve yaşam kalitesini etkilemediğini göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Postmenopoz, Fiziksel Aktivite Düzeyi, Menopozal semptom, Yaşam Kalitesi, Fonksiyonel Kapasite, Kardiyovasküler Risk
Menopoz döneminde olan kadınların beslenme durumlarının ve bitkisel ürün kullanımlarının değerlendirilmesi
Menstürasyonun bitmesiyle birlikte kadın hayatında menopoz dönemi başlamaktadır. Bu çalışma yaşları 40-60 aralığında olan 83 menopozlu kadın ile Balıkesir ilinde yürütüldü. Bireylere uygulanan anket sonuçları ile demogrofik özellikleri, genel sağlık bilgileri, bitkisel ürün kullanım ve beslenme durumları saptandı. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalamasının 53,35±4,66 yıl, menopoz yaş ortalaması 47,73±4,95 yıl olarak bulundu. Menopoz döneminde olan kadınlarda en çok görülen yakınma %69,9 oranla sıcak basması olarak tespit edildi. Katılımcılara yakınmalarla baş etme durumları sorulduğunda, %37,3'ünün bitkisel ürün kullandığı saptanmış ve bitkisel ürün kullanan kişilerin %73'ü bitkisel ürünlerin yakınmalara fayda sağladığını ifade etmektedir. Kişilerin ortalama kalori alımları 1243,98±1046,99 kkal, protein alımları 42±13,27 g, karbonhidrat alımları 90,39±32,26 g ve yağ alımları ortalama 48,92±16,62 g olarak buludu. Katılımcıların bitkisel ürün kullanım sıklığı ile adaçayı tüketimi ve bitkisel ürün kullanım sıklığı ile kullanılan bitkisel ürün türleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p=0,05). Hayıt ve karayılan otu kullanım durumları ile sinirlilik yakınmasının görülme durumları arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p=0,05). Çin melekotu, keten tohumu ve sarı kantaron kullanım durumları ile çarpıntı yakınmasının görülme durumları arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p=0,05). Tablet kullanım durumu ile bitkinlik ve halsizlik yakınmasının görülme durumları arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p=0,05). Bitkisel ürün kullanım durumuna göre protein (%) ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). Bitkisel ürün kullanım durumuna göre enerji alımı, protein (g), karbonhidrat (g), karbonhidrat (%) ve posa (g) ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar elde edilemedi (p=0,05). Menopoz dönemi kadın hayatı birçok açıdan etkilenmektedir. Bu süreçten daha az etkilenmek için profesyonellerden destek alınması gerekmektedir.
Postmenopozal dönemdeki kadınlarda otojenik gevşeme egzersizi ve soğuk yastık uygulamasının vazomotor semptom kontrolü ve yaşam kalitesine etkisinin belirlenmesi
Araştırma, postmenopozal dönemdeki kadınlarda otojenik gevşeme egzersizi ve soğuk yastık uygulamasının vazomotor semptom kontrolü ve yaşam kalitesine etkisinin belirlenmesi amacıyla parelel desenli randomize kontrollü çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Polikliniği'nde 22.06.2018-02.01.2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini girişim grubunda 44, kontrol grubunda 44 olmak üzere toplam 88 kişi oluşturmuştur. Araştırmada vaka kayıpları olduğu için girişim grubunda 34, kontrol grubunda 35 kişi olmak üzere toplam 69 kişi ile araştırma tamamlanmıştır. Girişim grubunda yer alan kadınlar 8 hafta boyunca otojenik gevşeme egzersizi ve soğuk yastık uygulaması yapmış, kontrol grubundaki kadınlar ise hastanede yürütülen poliklinik bakımını almıştır. Araştırma verileri Tanıtıcı Özellikler Formu, Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği, Vazomotor Semptom ve Uygulama Takip Günlüğü kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçları kadınlara ilk görüşme sırasında, kadınlar araştırmaya dahil edildikten sonraki 4. ve 8. haftalarda uygulanmıştır. Tanımlayıcı verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Gruplar arası farkın belirlenmesinde bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. İki bağımsız kategorik değişken arasındaki ilişki ki kare testi kullanılarak analiz edilmiştir. Bağımlı gruplar arasındaki değişkenler tekrarlı ölçümlerde anova testi ve karma desenli anova testi ile karşılaştırılmıştır. Araştırmada girişim grubunda yer alan kadınların kontrol grubuyla karşılaştırıldığında vazomotor semptom sıklık, süre ve şiddetinin azaldığı bulunmuştur (p<0,05). Aynı zamanda girişim grubunda yer alan kadınların kontrol grubuyla karşılaştırıldığında menopoza özgü yaşam kalitesinin vazomotor, psikososyal ve fiziksel alanlarında yaşam kalitesinin arttığı (p<0,05), cinsel alanda ise yaşam kalitesinin değişmediği bulunmuştur (p>0,05). Araştırmada otojenik gevşeme egzersizi ve soğuk yastık uygulamasının vazomotor semptomların sıklık, süre ve şiddetini azalttığı ve yaşam kalitesinin vazomotor, fiziksel ve psikososyal alanlarında iyileşme sağladığı belirlenmiştir. Postmenopozal dönemdeki kadınlara otojenik gevşeme egzersizi ve soğuk yastık uygulaması vazomotor semptomların kontrolü ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Otojenik gevşeme egzersizi, vazomotor semptom kontrolü, postmenopozal dönem, yaşam kalitesi, hemşirelik
Premenopozal kadınlara çevrimiçi bilişsel farkındalık temelli hemşirelik desteğinin vazomotor semptomlar, stres ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma premenopozal kadınlara çevrimiçi bilişsel farkındalık temelli hemşirelik desteğinin (MenoMind) vazomotor semptomlar, stres ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Randomize kontrollü yapılan bu çalışma İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde 16.05.2022-30.06.2023 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırma verileri jinekoloji polikliniğinde toplandı. Araştırmanın örneklemini dahil edilme kriterlerine uyan, randomizasyon yapılarak yerleştirilen 90 (45-MenoMind, 45-kontrol) premenopozal dönemindeki kadın oluşturdu. MenoMind grubu 37, kontrol grubu 37 olarak toplam 74 katılımcı ile tamamlandı. Verilerinin elde edilmesinde Kişisel Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Vazomotor Semptomlara Yönelik Visual Analog Skalası (VAS), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) kullanıldı. MenoMind ve kontrol grubundaki kadınlara ilk olarak araştırmanın ön testleri uygulandı. Sonrasında MenoMind grubundaki kadınlara sekiz hafta boyunca MenoMind programı uygulandı ve kontrol grubundaki kadınlar rutin klinik bakıma bırakıldı. Araştırmanın sekizinci haftasında MenoMind grubundaki kadınların MenoMind programını değerlendirmesi için "MenoMind Değerlendirme Formu" uygulandı. Araştırma tamamlandıktan bir ay sonra da MenoMind ve kontrol grubuna son testler yapıldı. Bulgular: MenoMind ve kontrol grubundaki kadınların tanıtıcı özellikleri benzerdi. MenoMind programı öncesinde MenoMind ve kontrol grubundaki kadınların ön test BİFÖ, VAS, ASÖ ve MÖYKÖ toplam puan ortalamalarının benzer olduğu bulunmuştur. MenoMind grubundaki kadınların MenoMind programı sonrasında BİFÖ toplam puanında artma, gün içinde ve gece terleme düzeyinde, ASÖ ve MÖYKÖ toplam puan ortalamalarında azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, kontrol grubunda bu fark anlamlı bulunmadı. Sonuç: MenoMind programı premenopozal dönemdeki kadınların bilinçli farkındalık düzeyini ve yaşam kalitesini artırdığı ve stres ve vazomotor semptomları azalttığı belirlendi. Bu sonuç doğrultusunda, premenopozal dönemdeki kadınların vazomotor semptomlarını ve stres düzeylerini düşürmek, yaşam kalitesi düzeylerini artırmak için hemşirelik bakımında farkındalık temelli stres azaltma programı girişimlerinin uygulanması önerilir.
Menopoza girmiş kadınlarda benlik saygısı ve beden imajının cinsel doyuma etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı menopoza girmiş kadınlarda benlik saygısı ve beden imajının cinsel doyuma etkisini incelemek ve menopoza girmemiş kontrol grubu ile karşılaştırmaktır. Bu amaçla araştırmada yer alan sosyo-demografik değişkenlerle benlik saygısı, beden imajı ve cinsel doyum arasındaki ilişki ve sosyo-demografik değişkenler bağlamında oluşturulan gruplar arasında bağımlı değişken düzeyleri bakımından farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Bunun yanı sıra menopoza girmiş kadınlarda benlik saygısı ve beden imajının cinsel doyumu yordayıp yordamadığı incelenmiştir. Yöntem: Araştırmanın yöntemi, anket olarak belirlenmiştir. Katılımcı grubun beden imajı düzeyleri 'Beden Algısı Ölçeği', benlik saygısı düzeyleri 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği', cinsel doyum düzeyleri ise "Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği" aracılığıyla belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini menopoza girmiş ve girmemiş 100'er kadın olmak üzere toplamda 200 kadından oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 bilgisayar temelli istatistik programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda menopoza girmiş ve girmemiş kadınlarda benlik saygısı ile beden algısı arasında doğrusal yönlü orta derecede ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca her iki grupta da benlik saygısı ile cinsel doyum arasında doğrusal yönlü düşük derecede ilişki olduğu ve beden algısı ile cinsel doyum arasında doğrusal yönlü orta derecede ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç: Menopoza girmiş ve girmemiş kadınlarda benlik saygısı, beden imajı ve cinsel doyum arasında anlamlı ilişki olduğu ve bu üç değişkenin birbirine etki ettiği tespit edilmiştir.
"Vajinal yaşlanmanın günlük etkisi ölçeği"nin kültürel adaptasyonu, güvenirlik-geçerliği ve vajinal semptomlar ile pelvik taban semptomları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı menopoza özgü vajinal semptomların etkilerini inceleyen bir ölçek olan "Vajinal Yaşlanmanın Günlük Etkisi Ölçeği" (VYGE)'ni kültürel olarak adapte etmek, güvenirlik-geçerliğini araştırmak ve vajinal semptomlar ile pelvik taban semptomları arasındaki ilişkiyi incelemekti. Çalışmaya postmenopozal dönemdeki toplam 218 birey dahil edildi. Bireylerin tanımlayıcı karakteristikleri ve tıbbi özgeçmişleri sorgulandıktan sonra, vajinal semptom etkisi VYGE ölçeği ile, anksiyete ve depresyon düzeyi "Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği" (HADÖ) ile, cinsel fonksiyonu ise "Pelvik Organ Prolapsusu/Üriner İnkontinans Cinsel Fonksiyon Sorgulaması Kısa Form-12" (POP/Üİ CFS) ile değerlendirildi. Pelvik taban semptomlarının etkisi "Pelvik Taban Distres Envanteri-20" (PTDE-20) ve "Pelvik Taban Etki Anketi-7" (PTEA-7) ile değerlendirildi. VYGE ölçeğinin güvenirlik ve geçerliği; iç tutarlılık, test- tekrar test, kapsam, yapı ve kriter geçerliği analizleri ile incelendi. Çalışma sonuçlarına göre VYGE ölçeğinin iç tutarlılığının (Cronbach's α=0,97) ve test- tekrar test güvenirliğinin (r=0,99) yüksek olduğu bulundu (p<0,001). VYGE ölçeğinin HADÖ (r=0,69; p<0,001) ve POP/Üİ CFS (r=-0,67; p<0.001) skorları ile ilişkisine dayanarak kriter geçerliği ortaya konuldu ve orijinal 4 faktörlü yapı geçerliği doğrulandı. Vajinal semptomlar (VYGE ölçeği skoru) ile pelvik taban semptomları (PTDE-20 ve PTEA-7 skorları) arasında pozitif yönlü orta-yüksek düzeyde korelasyonlar tespit edildi (r=0,40-0,60; p<0.001). VYGE ölçeği, postmenopozal dönemdeki Türk kadınlarda vajinal semptomların etkisini değerlendirmede güvenilir ve geçerli bir ölçektir. Pelvik taban disfonksiyonuna eşlik eden semptomlar ile vajinal semptomlar ilişkilidir. VYGE ölçeğinin pelvik taban rehabilitasyonu gibi konservatif yaklaşımlar başta olmak üzere çeşitli tedavilere duyarlığını araştıran ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: menopoz, vajinal kuruluk, disparoni, pelvik taban, güvenirlik, geçerlik.
Menopoz sonrası cinsellik anketi'nin Türkçe geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması
Bu çalışma, menopoz dönemindeki kadınlarda cinsel aktiviteyi değerlendirmek amacıyla geliştirilen Menopoz Sonrası Cinsellik Anketi (MSCA)'ni Türkçe'ye uyarlanması, Türk kadınlarda geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya, yaş ortalaması 60,2 ± 7,6 yıl olan 356 menopoz döneminde olan kadın katıldı. Öncellikle kadınların demografik özellikleri ve obstetrik bilgileri kaydedildi. İlk olarak MSCA'nın Türkçe'ye uyarlaması yapıldı. Her bir kadına cinsel aktivitesini ve menopoza özgü yaşam kalitesini belirlemek amacıyla Kadın Cinsel İşlev Ölçeği (KCİÖ), Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) ve MSCA uygulandı. MSCA'nın güvenirlik ve geçerliği; iç tutarlılık, test- tekrar test ve kriter geçerliği analizleri ile incelendi. Çalışma sonuçlarına göre MSCA'nın iç tutarlılığının (Cronbach's α=0,97) ve test- tekrar test güvenirliğinin (r=0,95) yüksek olduğu bulundu (p<0,001). MSCA'nın KCİÖ (r=0,76; p<0,001) ve MÖYKÖ (r= -0,47; p<0,001) skorları ile ilişkisine dayanarak kriter geçerliği ortaya konuldu. Sonuç olarak MSCA'nın Türkçe uyarlamasının menopoz dönemindeki Türk kadınlarda cinsel aktiviteyi değerlendirmek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlendi.
Premenopoz, menopoz ve postmenopozal dönemdeki kadınların antropometrik ölçümlerinin, vücut bileşimlerinin, beslenme durumlarının ve beslenme bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma, premenopoz, menopoz ve postmenopozal dönemdeki kadınların antropometrik ölçümlerinin, vücut bileşimlerinin, beslenme durumlarının ve beslenme bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Ağustos 2017Şubat 2019 tarihleri arasında, Balıkesir ilinde yaşayan, 40-60 yaş grubu, premenopoz (n:100), menopoz (n:100) ve postmenopozal (n:100) dönemdeki kadınlar araştırma kapsamına alınmıştır. Yüz yüze görüşme yöntemi uygulanarak veriler araştırmacı tarafından toplanmıştır. Veri toplama formu kullanılarak bireylerin sosyodemografik özellikleri, genel sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları, besin tüketim kayıtları, beslenme bilgi düzeyleri, fiziksel aktivite durumları, antropometrik ölçümleri ve vücut bileşimleri değerlendirilmiştir. Bireylerin sistolik ve diastolik kan basınçları hemşire tarafından ölçülmüş olup, kadın hastalıkları ve doğum uzman hekimi tarafından rutin biyokimyasal parametreler istenmiştir. Üç grupta da en çok atlanan öğün öğle öğünüdür. Bireylerin BKİ sınıflamasına göre şişmanlık prevalansı premenopoz, menopoz ve postmenopoz dönemde sırasıyla; %28.0, %31.0 ve %44.0'dır. Postmenopoz dönemdeki kadınların diğer dönemdeki bireylere göre; BKI, bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça oranı, bel/boy oranı ortalama değerleri fazla, vücut su % değerleri ise az olarak saptanmıştır (p<0.05). Kan basınçları açısından gruplar arasında fark saptanmazken (p>0.05), menopoz dönemdeki bireylerde HDL-kolesterol ve ferritin düzeyleri azalmıştır (p<0.05). Günlük enerji ve besin ögeleri alım düzeyleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Yalnızca günlük kalsiyum alımı premenopoz döneme göre diğer dönemlerde artış göstermiştir (p<0.05). Premenopoz, menopoz ve postmenopoz dönemdeki kadınların beslenme bilgisi toplam skoru sırasıyla; 78.18±12.02, 75.69±78.00, ve 79.41±80.50'dır. Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamaktadır (p>0.05). Bireylerin beslenme bilgisi skoru ile bel çevresi, bel kalça oranı, bel boy oranı, boyun çevresi, bilek çevresi, vücut yağ kütlesi arasında negatif yönde (p<0.05), yağsız vücut kütlesi ve vücut su oranı arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde ilişki saptanmıştır (p<0.05). Premenopoz, menopoz, postmenopoz dönemdeki bireylerde dönemine uygun sağlıklı beslenme davranışları geliştirmek, farkındalık yaratmak ve yaşam kalitesini artırmak çok önemlidir. Anahtar Kelimeler; Klimakteriyum; Beslenme Durumu; Antropometri; Vücut Bileşimi; Beslenme Bilgi Düzeyi
HIIT ve kuvvet egzersizlerinin postmenopoz kadınlarda bazı fizyolojik özelliklere ve yaşam kalitesine etkisinin araştırılması
Araştırmamızın amacı, HIIT ve kuvvet egzersizlerinin postmenopoz kadınlarda bazı fizyolojik özelliklere ve yaşam kalitesine etkilerinin olup olmadığını tespit etmektir. Çalışmamıza 36 gönüllü postmenopoz dönemi kadın (egzersiz kuvvet grubu n=12 kişi, egzersiz HIIT grubu n=12 kişi, kontrol grubu n=12 kişi) dahil edilmiştir. Çalışmada sekiz hafta boyunca haftada üç gün 60 dakikalık egzersiz uygulanmıştır. Katılımcılara 'Gönüllü Bilgilendirilmiş Olur Formu' ve 'Kişisel Demografik Bilgi Formu (yaş, boy, vücut ağırlığı, sigara, alkol kullanımı, eğitim durumu)' doldurtulmuştur. Araştırma öncesi ve sonrası kontrol ve egzersiz gruplarına ön ve son testler uygulanmıştır. Bu testler; 'Fizyolojik Ölçüm Testleri (Esneklik testi, el kavrama kuvveti ölçümü, Sırt ve Bacak Kuvveti ölçümü, Beden kütle indeksi, vücut kemik kütlesi ve kas kütlesi ölçümleri)' uygulanmıştır. Menopoz dönemi semptomlarını değerlendirmek için "Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği (MSDÖ)" ölçeği kullanılmıştır. Menopoza özgü yaşam kalitelerini ölçmek için "Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği" uygulatılmıştır. Araştırmaya katılan çalışanların tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmiştir. Normallik testi sonucu verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bağımsız gruplarda kategorik değişkenlerin oranları arasındaki farklar Ki-Kare ve Fisher exact testleri ile analiz edilmiştir. Üç bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Grup içi ölçümlerin karşılaştırılmasında tekrarlı ölçümler Anova testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda; fizyolojik ölçümler değerlendirildiğinde el kavrama kuvveti, BMI, esneklik, vücut ağırlığı, kas kütlesi, yağ kütlesinde kuvvet egzersiz grubunun daha fazla etki göstermiştir. Kuvvet ve HIIT egzersiz gruplarının kemik kütlesi, sırt kuvveti gelişiminde eşit düzeyde etkili olduğu bulunmuştur. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde; Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeğinde HIIT egzersiz grubunun semptomların azalmasında daha etkili olduğu görülmüştür. Katılımcıların yaşam kalitelerini artırmada ise kuvvet egzersiz grubunun vazomotor ve seksüel semptomlar açısından daha etkili olduğu psikososyal ve fiziksel semptomlar açısından HIIT ve kuvvet egzersizleri gelişiminde eşit düzeyde etkili olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlara göre; HIIT ve Kuvvet egzersizlerinin postmenopozal dönemdeki kadınların fizyolojik, psikolojik ve yaşam kalitelerine olumlu etkileri olduğu görülmektedir.
Prematür overyan yetmezliği olan kadınların yaşadıkları sorunlar ve baş etme deneyimleri
Ülkemizde POY tanısı alan kadınların yaşadıkları sorunlar ve baş etme deneyimlerine yönelik kalitatif bir çalışma bulunmamaktadır. Araştırma, Prematür Overyan Yetmezliği olan kadınların yaşadıkları sorunların ve baş etme deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Spontan Prematür Overyan Yetmezliği olan, 18- 40 yaş ve arasında olan, herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 20 kadın alınmıştır. Örnekleme alınan kadınlara sosyal medya platformu olan instagram üzerinden Prematür Overyan Yetmezliği olan kadınların takip ettiği hesaplar kullanılarak ulaşılmıştır. Veriler, derinlemesine görüşme tekniği ile yarı yapılandırılmış form kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler 3 tema altında toplanmıştır: Fiziksel ve Psikolojik Sorunlar, Sosyal sorunlar, Baş etmedir. POY tanısı kadınlar için travmatiktir. Kadınların, sosyal yaşamlarını, ikili ilişkilerini ve yaşam kalitelerini olumsuz etkilediği görülmüştür. Yaşam şekillerini değiştirerek, olumlu bakış açısı sağlayarak, yeterli desteğin verilmesiyle yaşam kalitelerinin arttırılması sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Prematür Overyan Yetmezlik, Başetme, Nitel araştırma, Erken Menopoz
Menopoz dönemindeki kadınların kardiyovasküler hastalık risk farkındalıkları ve egzersiz davranışına ilişkin sağlık inançları
Menopozal dönem kadınlar için önemli bir geçiş dönemidir. Menopozal dönemde yaşanan östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak kadınlarda kardiyovasküler hastalık riski artmaktadır. Bu sebeple menopozal dönemdeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk faktörlerinin bilinmesi ve farkındalığının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Kardiyovasküler hastalık riskini azaltmada önemli bir faktör olan egzersiz davranışlarının geliştirilmesi için bu davranışa ilişkin inançlarının değerlendirilmesi önemlidir. Bu çalışma menopoz dönemindeki kadınların kardiyovasküler hastalık risk farkındalıkları ve egzersiz davranışına ilişkin sağlık inançları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte bir araştırmadır. Haziran- Kasım 2022 tarihleri arasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Bekilli Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı olan 300 menopoz dönemindeki kadın araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak, ''Sosyo-Demografik Özelliklerine İlişkin Form'', ''Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı Değerlendirme Ölçeği'' ve ''Egzersiz Sağlık İnanç Modeli Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı ve yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma, bağımsız örneklem t-testi, One-way ANOVA testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı toplam ölçek puan ortalaması 36,31±3,78 ve Egzersiz Sağlık İnanç Modeli toplam ölçek puan ortalaması 3,66±0,28'dir. Menopoz dönemindeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı ile egzersiz sağlık inançları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, menopoz dönemindeki kadınların kardiyovasküler hastalık risk farkındalıkları orta düzeyde, egzersiz davranışına ilişkin sağlık inançları orta düzeyin üzerindedir. Menopoz dönemindeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalığının oluşumunda egzersiz sağlık inancının etkisi olduğu belirlenmiştir. Menopoz dönemindeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalıklarını ve egzersiz sağlık inançlarını arttırmak için hemşirelerin etkin rol oynaması ve farklı örneklem gruplarında benzer çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Postmenopozal dönemdeki kadınların menopoz semptomlarına yönelik uyguladıkları tamamlayıcı ve alternatif tıp yaklaşımlarının yaşam kalitesine etkisi
Postmenopozal Dönemdeki Kadınların Menopoz Semptomlarına Yönelik Uyguladıkları Tamamlayıcı Ve Alternatif Tıp Yaklaşımlarının Yaşam Kalitesine Etkisi Araştırma, postmenopozal dönemdeki kadınların, menopoz semptomlarına yönelik başvurdukları tamamlayıcı ve alternatif tedavi uygulamaları ve bunun yaşam kalitesine etkisini saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Turgut Özal Üniversitesi Hastanesi Menopoz Polikliniği'ne başvuran 270 kadın oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür bilgisine dayanılarak oluşturulmuş Bireysel Bilgi Formu ve Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ortalama, frekans, yüzde, Ki-kare, Mann-Whitney U testi, Bonferroni düzeltmeli Kruskall-Wallis testi kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan kadınların yaş ortalaması 54±5.0'dir. Kadınların menopoz döneminde sıklıkla sıcak basması (%86.9), terleme (%82.1) ve vajinal kuruluk/disparoni (%81.7) yaşadıkları saptanmıştır. Ev hanımlarında, ileri yaş grubunda, düzenli ilaç kullananlarda, cerrahi yolla menopoza girenlerde, hormon tedavisi görmeyenlerde ve cerrahi operasyon öyküsü olanlarda menopozal semptomların daha yoğun görüldüğü ve yaşam kalitelerinin düşük olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Çalışmada TAT kullanma oranı %62.2 olarak bulunmuştur. Kadınlar sıklıkla soya (%50), kara yılan otu (%28.9) bitkisel çay (%11.2), akupunktur (%39.7) ve hidroterapi (%10.3) gibi yöntemlere başvurmaktadır. Gebelik deneyimi olan ve hormon tedavisi alanların TAT kullanımına daha meğilli oldukları tespit edilmiştir (p<0.05). TAT kullananlarda menopozal semptomların daha az görüldüğü ve yaşam kalitelerinin daha iyi olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çalışmanın sonucunda, kadınların yarıdan fazlasının, TAT kullanmalarına rağmen konuyla ilgili sağlık çalışanlarından yeterli bilgi almadıkları belirlenmiştir. TAT kullanımı ile menopoz semptomlarını daha iyi kontrol edilebildiği belirlendiğinden, menopoz dönemindeki kadınlara güvenli TAT kullanımı hakkında eğitim, danışmanlık hizmeti verilmesi ve daha ileri çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Menopoz, tamamlayıcı ve alternatif tedavi, yaşam kalitesi.
Menopozal dönemdeki kadınlarda huzursuz bacak sendromunun (HBS) görülme sıklığı, yaşam ve uyku kalitesi üzerine etkisi
Araştırma, menopozal dönemdeki kadınlarda Huzursuz Bacak Sendromunun görülme sıklığı, yaşam ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacı ile tanımlayıcı ve karşılaştırmalı bir çalışma olarak planlanmıştır Araştırmanın örneklemini Menopoz Polikliniğine başvuran ve HBS'li olan 256 ile HBS'li olmayan 359 menopoz dönemindeki toplam 615 kadın oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, "Bireysel Bilgi Formu", "Huzursuz Bacak Sendromu Tanı Kriterleri", "Huzursuz Bacak Sendromu-Şiddet Değerlendirme Ölçeği", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi", "SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 53.72±5.92 yıl olup, %50.4'ünün HBS'li olduğu ve %46.8'inin ise HBS'li olmadığı belirlenmiştir. Araştırmadaki her iki gruptaki kadınların çoğunluğunun ilkokul eğitim düzeyinde eğitim aldıkları, çoğunluğunun evli olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmadıkları belirlenmiştir. Araştırmada HBS'li olan ve HBS'li olmayan grup karşılaştırıldığında; HBS farkındalığı, ailede HBS tanısı ve ailede HBS olan bireyler yönünden gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.05). HBS'li olan kadınların %96.1'inin ve HBS'li olmayan kadınların %88'inin menopozda sağlık sorunları yaşadıkları ve bu sorunların çoğunluğunun sıcak basması sorunu olduğu belirlenmiştir. HBS'li olan ve olmayan iki grup Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi Ölçeği puanları açısından karşılaştırıldığında uyku kalitesi, öznel uyku kalitesi, uyku latensi, uyku süresi, alışılmış uyku etkinliği ve uyku bozukluğu alt ölçek puanları HBS'li olan grupta istatistiksel anlamlılık düzeyinde daha kötü olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Benzer şekilde HBS'li olmayan kadınların yaşam kalitesinin HBS'li olanlara göre daha iyi olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Özellikle HBS'li olan ve olmayan kadınların Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin fiziksel fonksiyon (p=0.00), fiziksel-rol sınırlamaları (p=0.00), ağrı (p=0.00) genel sağlık algısı (p=0.00), enerji ve zindelik (p=0.00), sosyal fonksiyonellik (p=0.00) ve mental-rol (p=0.00) alt ölçeklerinde istatistiksel anlamlılık düzeyinde farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
25-45 yaş arası menopoza girmemiş kadınlarda menopozla ilgili bilgi düzeyi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmada menopoza girmemiş kadınlarda menopozla ilgili bilgi düzeyi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile aralarındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu tez çalışması 01 Nisan 2020 - 01 Haziran2020 tarihleri arasında sağlıklı bayanlara online anket yoluyla WhatsApp ve Facebook üzerinden yapılmıştır. 42 soru ve 6 alt bölümden oluşan, tarafımızca hazırlanan anket ve SYBDÖII ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS Windows versiyon 24.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiş ve p < 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 382 kişi katıldı. 119 'unun(%31,2) 25-29 yaş grubu, 243 'ünün(%63,6) üniversite mezunu, 257 'sinin(%67,5) evli ve 130 'unun(%34,1) çocuksuz olduğu görüldü. 348 'i (%91,1) menopozun normal bir durum olduğunu düşünüyordu. Menopozal bilgi seviyesinin eğitim düzeyi, yaş grubu, çocuk sayısı, meslek ve hane geliri ile ilişkili olduğu görüldü. Saptadığımız SYBDÖ puan ortalamaları orta düzeydedir(133,38±22,09). En yüksek puan manevi gelişim alt ölçeğinden (27,01±4,53), en düşük puan fiziksel aktivite alt ölçeğinden alındı (16,41±4,87). Yaş grupları ile manevi gelişim ve kişilerarası ilişkiler alt boyutları, meslek ile fiziksel aktivite, manevi gelişim, stres yönetimi ve kişilerarası ilişkiler alt boyutları, çocuk sayısı ile fiziksel aktivite ve beslenme alt boyutları, medeni durum ile stres yönetimi alt boyutu ve sigara içimi ile beslenme, manevi gelişim, kişilerarası ilişkiler ve stres yönetimi alt boyutları arasında anlamlı fark bulundu. Menopozal bilgi düzeyi ile SYBDÖ arasında kişilerarası ilişkiler alt boyutunda pozitif korelasyon saptandı (p<0,05; r=0,130). Sonuç: Çalışmamızın sonucunda menopozal bilgi seviyesinin sadece kişilerarası ilişkiler alt ölçeği ile korele olması, menopozal bilgi seviyesi yüksek kadınların sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının bir bakıma eksik kaldığını göstermektedir. Özellikle aile hekimlerinin birey merkezli ve kapsamlı yaklaşımları sağlıklı yaşam biçimi davranışları konusunda, belki de yetiştireceği çocuklarla toplumu şekillendirecek olan kadınları daha üst seviyelere taşıyabilir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı yaşam davranışları, Menopoz, Bilgi seviyesi
Genital benlik imajının cinsel memnuniyet ve evlilik uyumu ile ilişkisi: Menopoz dönemindeki kadınlar açısından bir inceleme
Amaç: Araştırma, menopoz dönemindeki kadınlarda genital benlik imajının, cinsel memnuniyet ve evlilik uyumu ile arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yürütülen bu araştırmanın örneklemini İzmir Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Poliklinikleri'ne 1 Ekim- 30 Kasım 2024 tarihleri arasında başvuran menopoz dönemindeki 384 kadın oluşturdu. Veriler Kişisel Tanıtım Formu, Kadınlarda Genital Benlik İmajı Ölçeği, Kadınlarda Cinsel Memnuniyet Ölçeği ve Evlilik Uyumu Ölçeği kullanılarak elde edildi. Bulgular: Kadınların KGBİÖ, EUÖ ve KCMÖ'den aldıkları puan ortalamaları sırasıyla; 22.38±4.56, 43.27±8.53 ve 110.16±17.90 olarak bulundu. Kadınların cinsel yaşamdan memnuniyet ile iletişim, ilişki ile alakalı endişe, KCMÖ, KGBİÖ ve EUÖ arasında düşük düzeyde pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu bulundu (p<0.05). KCMÖ, KGBİÖ ve EUÖ arasında orta düzeyde pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki, KGBİÖ ve EUÖ arasında orta düzeyde pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (p<0.05). KGBİÖ puanındaki değişimin %13.8'inin KCMÖ ve EUÖ puanları ile açıklandığı belirlendi (R2=0.138). Sonuç: Kadınların genital benlik imajlarının olumlu olduğu evlilik uyumlarının yüksek ve cinsel memnuniyetlerinin orta seviyede olduğu belirlendi. Kadınların genital benlik imajının, evlilik uyumu ve cinsel memnuniyet düzeyinden pozitif yönde etkilendiği de saptandı. Anahtar Kelimeler: Cinsel memnuniyet, Evlilik uyumu, Ebe, Genital benlik imajı, Menopoz.
Dr. meleis'in geçiş teorisine göre yapılandırılmış eğitim ve danışmanlık programının menopozal geçiş sürecine etkisi
Amaç: Bu çalışma Dr. Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre yapılandırılmış eğitim ve danışmanlık programının menopozal geçiş sürecine etkisini değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Yöntem: Araştırma ön test-son test randomize kontrollü yarı deneysel bir çalışma olarak Mayıs 2023-Ekim 2023 tarihleri arasında Eskişehir il merkezinde bulunan Odunpazarı Belediyesi'ne bağlı dokuz halk merkezinde yürütülmüştür. Örneklemi 45-55 yaş arası 60 kadın (eğitim:30, kontrol:30) oluşturmuştur. Eğitim grubundaki kadınlara Dr. Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre yapılandırılmış eğitim ve danışmanlık programı uygulanmıştır. Eğitim grubundaki kadınlarla halk merkezlerinde yüz yüze dört görüşme yapılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Menopoza İlişkin Tutum Ölçeği (MİTÖ), Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASÖ-21 ve Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) kullanılarak halk merkezinde eğitim grubuna ilk görüşmede, 2. ayda ve 5. ayda, kontrol grubuna ise ilk görüşmede ve 5. ayda uygulanarak toplanmıştır. Verilerin analizinde; sayı-yüzde, ortalama-standart sapma, ki-kare testi, Pearson ki kare testi, Yates düzeltmesi, Fisher Exact test, bağımsız örneklem t testi, Mann-Whitney U Test, Friedman Testi, bağımlı gruplarda t testi ve tekrarlı ölçümlerde ANOVA uygulanmıştır. Bulgular: Kadınların menopoza ilişkin tutumları olumlu ve reddetmeme eğilimindedir. Araştırmada eğitim grubunda yer alan kadınların kontrol grubuna göre menopoza ilişkin tutum, depresyon, anksiyete, stres ve yaşam kalitesine ilişkin son testte alınan puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0,05). Dr. Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre yapılandırılmış eğitim ve danışmanlık programının; kadınların menopoza ilişkin tutumlarını olumlu yönde arttırdığı, depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini azalttığı ve yaşam kalitesini arttırdığı belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmanın sonucunda, Dr. Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre yapılandırılmış eğitim ve danışmanlık programının menopozal dönemdeki kadınların sorunlarını azaltmada ve bu sorunlarla başetmelerinde etkili olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Menopoz, Meleis'in Geçiş Teorisi, depresyon, anksiyete, yaşam kalitesi
Menopozun eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarına etkisi
Bu araştırma, menopozun eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarına etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 127 postmenopozal dönemdeki 127 evli kadın ve eşleri olmak üzere toplam 254 kişi oluşturmuştur. Veriler, kişisel bilgi formu (KBF), evlilik uyum ölçeği (EUÖ), kadın cinsel işlev ölçeği (KCİÖ) ve erkeğe ilişkin arizona cinsel yaşantılar ölçeği (ACYÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U, T, Kruskal Wallis ve Spearman's rho korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 55,94±5,51'dir. Kadınların EUÖ toplam puan ortalaması 35,55±9,04 olup, bu ortalamaya göre % 74,1'inin evlilik uyum düzeyi düşüktür. Kadınların KCİÖ toplam puan ortalaması, cinsel işlev bozukluğunu (CİB) gösteren 26,55 kesme puanının altındadır (11,02±9,80). Erkeklerde ACYÖ puan ortalaması CİB olduğu anlamına gelen >11 kesme puanının üstündedir (14,14±3,29). Kadınların % 91,3'ünde, erkeklerin % 87,4'ünde CİB tespit edilmiştir. Kadınların % 67,7'si menopozun cinselliği olumsuz yönde etkilediğini bildirmiştir. CİB'i olan kadınların % 55,8'i cinsel isteksizlik ve % 40,7'si cinsel ilişki sırasında ağrı yaşamaktadır. Kadınların yaş, evlilik süresi, gelir düzeyi, öğrenim düzeyi, çalışma durumu, eşin öğrenim düzeyi gibi bazı sosyodemografik özellikleri ve menopoz süresi, vajinal kuruluk, Menopozal hormon terapisi (MHT) alma durumu gibi bazı menopozal özellikler ile KCİÖ ve EUÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (p>0,05). Spearman's rho korelasyon katsayına göre, KCİÖ ile EUÖ arasında zayıf ancak pozitif yönde (r=0,290; p= 0,001 ), KCİÖ ile ACYÖ arasında ise negatif yönde (r=-0,381; p=0,000) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak bu araştırmada menopozun eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarının olumsuz yönde etkilendiği tespit edilmiştir.
Postmenopozal kadınlarda rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisi
Bu araştırma, postmenopozal kadınların rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, postmenopozal dönemde olan 34 deney ve 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 68 kadın katılmıştır. Araştırma ön-son test deney-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Postmenopozal kadınların haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık rekreatif etkinlik olan yüzme uygulaması yapılarak öncesi ve sonrası fiziksel ölçümleri alınmıştır. Çalışmada postmenopozal kadınların emosyonel durumlarını belirlemek amacıyla''Beck Umutsuzluk Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği''kullanılmıştır. Verilerin analizinde, BUÖ, OMÖ-KF ve ön test KPSÖ puan değerleri için non-parametrik testlerden Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Test İstatistiği ve Sperman Korelasyon analizi yapılırken, grupların KPSÖ son test puanı için parametrik testlerden T testi, Anova, Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada analizler %95 anlamlılık düzeyinde (p<0.05) incelenmiştir. Deney grubundaki postmenopozal kadınların egzersiz sonrası antropometrik ölçüm değerlerinde anlamlı düzeyde azalmıştır. Deney grubundaki kadınların egzersiz öncesi umutsuzluk düzeyleri daha yüksek iken egzersiz sonrası umutsuzluk düzeyleri anlamlı şekilde azalma olmuştur. Deney grubundaki kadınların egzersiz sonrası mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinde de anlamlı artış saptanmıştır. Grup içi ve gruplar arası postmenopozal kadınların ön ve son test puanları bakıldığında umutsuzluk derecesi azaldıkça, mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Deney grubunda postmenopozal kadınların emosyonel durumları ile bağımsız değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Postmenopozal kadınlara uygulanan rekreatif amaçlı yüzme egzersiz proğramının, katılımcıların fiziksel ve psikolojik sağlık durumlarına önemli bir etkiye sahip olduğu ve bu dönemdeki kadınların emosyonel duygu durumlarına yardımcı bir tedavi aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Bir hastanede çalışan 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisi
Bu çalışmada, 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, Mart 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 40 yaş üstü hemşireler, örneklemini ise184 hemşire oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze yapılan anket veri toplama yöntemiyle Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQoL-Bref), Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği ve Hemşirelik İş Yaşam Kalitesi Ölçeği (HİYKO) kullanılarak toplanmıştır.Menopoz semptomları değerlendirme ölçeğine göre katılımcılar, psikolojik şikayetler alt boyutundan 6.38±2.75 puan, somatik şikayetler alt boyutundan 11.57±4.33 puan, ürolojik şikayetler alt boyutundan 5.85±3.41 puan ve MSDÖ toplamından 23.78±9.54 puan almışlardır. Hemşirelerin menopozal semptomlarının şiddetinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Katılımcılar hemşirelik iş yaşam kalitesi ölçeğine göreiş çalışma ortamı alt boyutundan 27.75±6.72 puan, yönetici ile ilişkiler alt boyutundan 16.49±3.04 puan, iş koşulları alt boyutundan 30.37±3.09 puan, iş algısı alt boyutundan 24.96±4.40 puan, destek hizmetler alt boyutundan 13.85±3.08 puan ve ölçeğin toplamından 113.43±16.01 puan almışlardır. Hemşirelerin menopoz semptomlarının orta düzeyde olduğu, menopoz semptomlarının hemşirelerin iş yaşamını ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir.