Gender identity

401 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kadınların gözünden kadın istihdamı meselesi

Bu çalışma; kentlerde yaşayan eğitimsiz kadınların istihdamının önündeki engellerin kadınların gözünden keşfedilmesini ve bu yolla, aktif işgücü politikalarının ve sosyal yardımların hedef kitlenin emek arzı davranışı üzerindeki etkisinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Gerek mevcut literatür gerekse anekdota dayalı kanıtlar, kadın istihdamının arttırılmasına yönelik olarak uygulanan sosyal politikaların amacına ulaşabilmesi için kadınların homojen bir grup olarak ele alınmaması gerektiğini göstermektedir. Buradan hareketle, uygun ve etkili sosyal politikaların hayata geçirilmesine katkıda bulunmayı amaçlayan bu araştırma için hedef kitle olarak, istihdam konusunda en dezavantajlı grup olan kentlerde yaşayan eğitimsiz kadınlar belirlenmiştir. İlgili grubun sorun ve ihtiyaçlarının derinlemesine keşfedilebilmesi için, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Tümevarım yaklaşımının benimsendiği araştırma, gömülü teori metoduyla gerçekleştirilmiş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar kullanılmıştır. Araştırmanın temsil gücünün arttırılması amacıyla Tekirdağ, Diyarbakır, Gaziantep ve Kocaeli illerinde yaşayan 12 kadınla mülakat yapılmış ve bu mülakatlar sonucunda, hedef kitlenin emek arzı davranışının belirleyicisi olan dört temel etken tespit edilmiştir. Bunlar kişinin özgüven düzeyi, meslek sahibi olup olmaması, hanehalkı geliri ve medeni durumudur. Araştırma bulguları ayrıca, istihdam garantili meslek kurslarının araştırmanın hedef kitlesi tarafından tanınmadığını ve bu kursların etkinliğinin arttırılması için İŞKUR ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının işbirliğinin önemli olduğunu göstermiştir. Öte yandan, ilgili grubun emek arzı davranışıyla sosyal yardımlar arasında güçlü bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar kelimeler: Kadın işgücü, Kadın istihdamı, Sosyal politika, Sosyal yardımlar, Toplumsal cinsiyet

Cinsel kimlikKadın iş gücüKadınlar+3
Esra Doğan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve dış politika:Türk dış politikasında Tansu Çiller Dönemi 1996-97

Bu tezin amacı, toplumsal cinsiyet çalışmaları ile Uluslararası İlişkiler çalışmalarını Türkiye'nin ilk kadın dışişleri bakanı olanı Tansu Çiller üzerinden birleştirmeye çalışmaktır. Bu çalışmada dış politika kurumunda toplumsal cinsiyet ilişkilerinin varlığı incelenecektir. Bu incelemenin temel amacı da kadınlar karar verici olarak dış politika kurumuna dâhil olduğunda nasıl davrandıkları ve toplumsal cinsiyetin performatif edimler aracılığıyla kurumun yapısını nasıl etkiledikleri sorularını cevaplamaktır.Dış politika kurumunda tahakküm ilişkilerini toplumsal cinsiyet üzerinden anlamak için, analizin odak noktası Çiller'in söylemleri olacaktır. Burada amaç Çiller'in söylemlerinde eril-dişil kimlikleri nasıl konumlandığını ve bunun dış politika ile geleneksel eril zihniyet arasındaki ilişkiye etkisinin nasıl olduğunu açıklamaktır.

Cinsel kimlikDevlet idaresiKamu yönetimi+4
Hande Gül Has
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitimin toplumsal cinsiyet bağlamında istihdam üzerindeki etkisi

Bu çalışmada Türkiye'de kadın ve erkeğin cinsiyet bakımından toplumsal durumu ve buna dayalı olarak eğitim durumunun istihdam ve işsizlik açısından bir literatür araştırması yapılmıştır. Ülkemizde kadın ve erkek istihdamının bulunduğu durumunu ortaya koyabilmek amacıyla kadın ve erkeğin işgücü piyasasındaki durumu TÜİK'ten elde edilen veriler ışığında birçok açıdan değerlendirilmiş bulunmaktadır. Bu bağlamda, genellikle 2014 sonrası dönemi verileri kullanılarak, Türkiye'deki eğitim, istihdam ve işsizlik arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik istatistiksel veriler uygulanmıştır. Bu istatistiksel verilere dayanarak kadın ve erkeğin eğitim seviyesi ve istihdamı arasında ilişki kurularak bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Ulaşılmış olan bu sonuçlara göre, erkek çocuklarının eğitim ve istihdam durumlarına göre kız çocuklarına kıyasla daha avantajlı olduğu ve bunun birçok alanda kendini göstermiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu verilere göre Türkiye'de yıllar bakımından kadın istihdamının artış gösterdiği tespit edilmiştir. Sektörel açıdan değerlendirildiğinde kadınların tarım sektöründe çalıştırılmalarına karşın son yıllarda bunun düşüş gösterdiği ve hizmetler sektöründe ise mühim bir şekilde yükselişlerin söz konusu olduğu belirlenmiştir. Bu gelişmelerin paralelinde kadınların işteki durumlarının da değişiklik gösterdiği görülmektedir. Kadınlar ücretsiz aile işçisi olmaktan ayrılmış ücretli ve yevmiyeli olarak çalışma hayatında bulunmaya başlamışlardır. Bölgesel düzeyde incelendiğinde ise Türkiye'de bulunan bölgelerin gelişmişlik seviyelerine göre bu durumun değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir.

Cinsel kimlikEkonomik etkiEğitim+2
Elif Pekel
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü ve işyerinde ayrımcılık: Kadın hemşireler örneği

Kadınların maruz kaldıkları cinsel ayrımcılığın çalışma yaşamında görülmesinin hem kadın, hem de işyerleri açısından pek çok olumsuz sonucu bulunmaktadır. Bu ayrımcılığın ulusal ve uluslararası mevzuatlarla yasaklanan ve çalışma yaşamının birçok bölümünde görüldüğü bilinmektedir. Bu çalışma ile iş yaşamında cinsel ayrımcılık kavramının kadınlar üzerindeki etkilerinin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Kadının toplum içerisinde güçlendirilmesi ve geliştirilmesi etkin olacak bir politikaya, stratejiye ve tüm bunların uygulamaya konulması hususu büyük önem arz etmektedir. Eşitliğin cinsiyetler arasında sağlanması ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının yok edilmesi konusunda genel atılımlar yapılmış olmasına rağmen, konuya dair istenilen seviyeye varmak için aşılması gereken bir çok kademe vardır. Yapmış olduğum bu çalışmada son 15 yıl içerisinde konu ile ilgili yapılmış araştırmalara dair geniş bir literatür taraması yapılmış ve konu hakkında yazılan makale ve kitaplardan yararlanılmıştır. Çalışmada yukarıda da belirtildiği üzere kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler, kadının çalışma hayatındaki yeri ve sağlık hizmetlerindeki kadın emeğinin önemi gibi birçok alandaki eksiklikler üzerinde durulmuştur. Sağlık hizmetleri, geçmişten günümüze kadınların çoğunlukta olduğu bir hizmet alanıdır. Sağlık hizmetleri içerisinde temel sağlık hizmetleri alanında bulunan koruyucu sağlık hizmetleri ve tedavi hizmetlerinin çoğunlukta bulunduğu hastanelerde kadınlar sağlık çalışanları içerisinde çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu hizmet, beraberinde mesleki olarak yapılan cinsiyet ayrımcılığını ve ayrım doğrultusunda örnekler içerdiği görülmektedir. Sağlık hizmetlerinde böylesi bir durumun bulunmasına rağmen bu hizmet alanında çalışan kadınlar üzerinde bir takım ayrımlar söz konusu olmakta ve kadınlar da hem ev işlerinin yüküne, hem de çalışma alanında yapılan haksız muamelelere maruz kalmaktadırlar. Sağlık hizmetleri içerisinde büyük bir çoğunluğu oluşturan hemşirelik mesleği ve bu hemşirelik mesleğinin içerisinde kadınların yoğun bir şekilde bulunması ve hasta ile en çok etkileşim içerisinde olan bu meslekte çalışan kadınların ayrımcılık deneyimlerinin neler olduğunun tespiti yapılacaktır. Kadının anne olmasının özelliğinden dolayı, kadınların bu mesleği yapmasının daha da uygun olduğuna dair düşünceler bulunmaktadır. Ancak, annelik duygusu da, meslek yaşamı içerisinde de beklendiğinden emeğinin karşılığının bir kısmının görünmemesine neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında hemşirelik mesleğinin tanımının sürekli olarak esnediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, İş Bölümü, Ayrımcılık, İş yeri Olarak Hastane, Kadın Hemşireler

AyrımcılıkCinsel kimlikHastaneler+5
Hüseyin Marangoz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Changing identity and acquiring a self in a postcolonial context: the namesake by jhumpa lahiri

Identity is a complex aspect that signifies an individual's position within society. It can exhibit contradictions over time, often influenced by societal norms, power dynamics, cultural shifts, and traditional values. These contradictions can lead to a sense of identity crisis, particularly prevalent in post-colonial eras. Colonized nations have consistently faced various forms of discrimination based on factors such as race, language, religion, and skin color, resulting in their perpetual categorization as the "other." The Namesake by Jhumpa Lahiri serves as a compelling illustration of the identity confusion experienced by colonized individuals. Drawing upon the postcolonial theorist Homi K. Bhabha's notions of mimicry, hybridity, and the third space, the novel highlights the characters' struggle to navigate their sense of self amidst the challenges and complexities of migration.

American identityEuropean identityGender identity+7
Candan İl
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu araştırma hemşirelerin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma Nisan 2018-Nisan 2019 tarihleri arasında Siirt Devlet Hastanesinde çalışan hemşireler üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Nisan-Haziran 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında 17 sorudan oluşan "Kişisel Bilgi Formu" ve 25 maddeden oluşan "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini verilerin toplandığı tarihlerde hastanede çalışan 368 hemşire oluşturmuştur. Çalışma 257 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve hemşirelerin gönüllü olanları araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmada toplumsal cinsiyet algısı ölçeğinin güvenilirliği Cronbach's Alpha=0,908 olarak yüksek bulunmuştur. Araştırmada hemşirelerin %51,8'inin kadın, %75,9'unun 18-30 yaş aralığında, %61,1'inin lisans mezunu oldukları saptanmıştır. Hemşirelerin toplumsal cinsiyet algısı puan ortalaması 91,101±18,117 olup olumlu bulunmuştur. Hemşirelerin cinsiyet, çocuk sayısı, eş eğitim düzeyi, eşin çalışma durumu, eşin çalışmasını destekleme durumu, evlenme şekli ve yaşamının çoğunu geçirdiği yer ile ilgili ölçek puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Hemşirelik

Cinsel kimlikCinsiyetHemşireler+3
Abdulazim Kılıç
Sanko University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ Bu araştırma üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrenciler üzerinde Ekim 2017 - Ekim 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2017 - Ocak 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini belirtilen tarihlerde ilgili fakültede okuyan toplam 802 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış ancak çalışma toplam 712 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve öğrencilerden gönüllü olanlar araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler sınıf ortamında toplanmış ve araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows bilgisayar programında ortalama, standart sapma, min-max değerler ile yüzdelik sayılar kurallarına uygun olarak incelenmiştir. Araştırmada öğrencilerin yaş ortalamasının 20.7±1.67, %71.1'inin kadın ve %99'unun bekar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %64.6' sının anne eğitim düzeyinin, %64.6'sının baba eğitim düzeyinin ilkokul ve altında olduğu görülmüştür. Öğrencilerin %76.8'ininçekirdek aile tipine sahip olduğu, %56.7' sinin halen ailesiyle yaşadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin %36.9' unun Hemşirelik Bölümünde okuduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %30.1' inin üçüncü sınıfta okuduğu ve %67'sinin toplumsal cinsiyet dersi almadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamındaki üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları puanı 94.98±18.76 bulunmuş olup olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyinin, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okuduğu bölümün, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünde okuyan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Üniversite Öğrencileri

AlgıCinsel kimlikCinsel kimlik+3
Ersin Akkoç
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

A critical discourse analysis of gender identitiy in Turkish newspapers

This study aimed to analyze gender identity in Turkish media context as presented in three Turkish newspapers: Hürriyet, Sözcü, and Yeni Akit from a Critical Discourse Analysis perspective. It employed Fairclough's three tier analysis framework and transitivity patterns of Systemic Functional Linguistics as an adjunct theory to discover how gender is ideologically displayed across different media platforms. A purposive sampling was conducted to select the excerpts from the data, the news reports published on specific dates. These excerpts were examined by two raters to ensure the data was an accurate representative sample. A mixed method approach was adapted to analyse the data; the quantitative section focused on the statistical findings of the process types employed to represent gender and gender ideologically and the qualitative section had two parts; the first part analyzed the data from a critical perspective to specify the types of identity and ideology associated with each gender and the second part compared the content of three newspapers to investigate their differences in terms of their news coverage as it relates to gender, gender identity and gender ideology. The findings revealed that men and women are represented differently in all newspapers; with men appearing in more enabling and women in disabling discourses. Also, it was demonstrated that the transitivity patters present men in more powerful and dominating discourse while assigning women inferior and subordinated roles. The critical analysis of the data demonstrated various identities and ideological expectations from men and women. The contrastive analysis of the three newspapers showed variations in how newspapers with different ideological and political orientations tackle gender and gender identity; with more liberal newspapers, Hürriyet and Sözcü seeing gender from a more dynamic perspective than Yeni Akit which approaches gender and gender identity from a conservative perspective where women are reduced to their traditional and religious roles. Keywords Critical Discourse Analysis, Gender Identity, Turkish Newspapers

Gender identityCritical discourse analysisNewspapers+2
Shahla Morsalı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada belirsizliğin ve sosyal kimliklerin bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler üzerindeki etkileri

İnsanlar yaşam boyunca karşılaştıkları belirsizlikleri azaltmak için çabalamaktadır ve belirsizlikle baş etmenin etkili yollarından biri grupla kimliklenmektir. Günümüzde sosyal medya platformları grup etkinlikleri için yeni bir ortam sağlamaktadır. Bu nedenle belirsizliği azaltmak için bu platformlar yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat sosyal medya platformlarında sosyal kimlik tehditleri de yaygındır. Bu nedenle belirsizlik gibi rahatsız edici bir durumdan sonra sosyal medyada sosyal kimlik tehdidi ile karşılaşmanın, insanların iç grup kimliğini korumak için daha fazla güdülenmelerine neden olması beklenebilir. Bu araştırmada yürütülen ilk deneyde sosyal medyada karşılaşılan belirsizliğin ve cinsiyet kimliğine yönelik tehditlerin bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Deney Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden 102 kadın katılımcıyla yürütülmüştür. Belirsizliği değişimlemek için katılımcılara yaşadıkları belirsizlik veya olumlu anlarla ilgili açık uçlu sorular sorulmuş; sosyal kimlik tehdidini değişimlemek içinse Sosyal Medyada Dışlanma Paradigması kullanılarak tehdit içeren ve içermeyen profiller oluşturulmuştur. Analiz sonuçları belirsizliğin olumlu duygular üzerindeki temel etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Fakat belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin olumsuz duygu, bilişsel ve davranışsal tepkiler üzerindeki temel ve ortak etkileri anlamlı değildir. İkinci deneyde ilk deneydeki değişimlemeler ve ölçümler kullanılmıştır. Farklı olarak kimlik tehdidinin kaynağını değişimlemek amacıyla ulusal kimlik kullanılmış ve sosyal medya profillerinde kişinin iç grup (T. C. vatandaşı) ya da dış gruptan (yabancı uyruklu) olduğu ile ilgili bilgiler verilmiştir. Deney Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden 149 katılımcıyla yürütülmüştür. Analiz sonuçları belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin bağımlı değişkenler üzerindeki temel etkilerinin anlamsız olduğunu fakat olumlu duygu puanları üzerinde ortak etkinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Ek olarak, katılımcılar belirsizlik yüksekken kimliklerini tehdit eden dış grup üyesini tehdit içermeyen profillere kıyasla daha fazla dışlamışlardır. Fakat iç grup üyesini dışlama davranışı belirsizlik yüksekken ya da kontrol koşulunda farklılaşmamaktadır. Sonuç olarak, bulgular insanların belirsizlik yüksekken iç grup kimliklerini korumaya kısmen de olsa güdülendiklerini ve belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin dışlama davranışını motive edici bir etkisinin olabileceğini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Sosyal medya, sosyal kimlik, belirsizlik, dışlama, cinsiyet kimliği, ulusal kimlik

BelirsizlikBilişsel tepkiCinsel kimlik+7
Eylem İrem Morkoç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir kurum: Futbol antrenörlüğü mesleği

Bu yüksek lisans tezinde toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir kurum olan futbol antrenörlüğünde kadınların maruz kaldığı eşitsizliklerin sistem odaklı incelenmesi hedeflenmektedir. Kadın antrenörler toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir sistemin merkezindedir ve futbol antrenörlüğü mesleği aracılığıyla eşitsizliklere maruz kalmaktadır. Kadınların futbol antrenörlüğü aracılığıyla deneyimlediği toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikleri Toplumsal cinsiyetlendirilmiş kurum kuramı kullanarak açığa çıkarmayı amaçlıyorum. Tez çalışmasının sonunda, futbol antrenörlüğü kurumunu sistematik olarak çevreleyen toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklere karşı stratejik öneriler getirmeyi öngörüyorum.

AntrenörCinsel kimlikCinsiyet+4
Fatma Arzum Ercan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Oppression, gender and sexuality in the novel The Bluest Eye

This study aims to analyze the novel The Bluest Eye in terms of oppression, gender and sexuality. I intend to demonstrate how oppression leaves its mark on the African American people especially little girls like Pecola, the protagonist of the novel.In the novel, gender and sexuality are also main issues. They are handled in such a subtle way that it is impossible for the reader not to be influenced by the tragic story.The novel illustrates how the impact of society lets the oppressed people down and which inevitable problems it can cause.

African-American culturePrintGender identity+2
Sinem Erdağ
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin kadın sorunlarına yaklaşımı

Günümüzde kadın ve erkek eşitsizliğine dayanan sorunlar insan hakları düzeyinde toplumsal bir sorun olarak algılanmaktadır. Kadınların toplum tarafından oluşturulmuş özellikleri onların sorunlarına da neden olmaktadır. 1980?li yıllardan itibaren insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi ve kadın sorunlarında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmelerin ve yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, kadın-erkek eşitliğinin toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenmesinin kadına yönelik yaklaşımların değişmesi ile oluşacağı görülmektedir.Toplumların ekonomik ve sosyal hayatını derinden etkileyen küreselleşme süreci, yerel yönetimlerin sosyal politikalar üzerindeki görevini dönüştürürken aynı zamanda toplumsal dengenin sağlıklı olabilmesi için önemli görevler yüklemektedir. Sosyal hayatın yerel kaynaklarla düzenlenmesi belediyelerin planlama, düzenleme ve uygulamalarını etkileyen bir yaklaşımdır.Bu çalışmada, yerel yönetimlerin kadınlara yönelik uyguladıkları çalışmalar yanında bütçeleme, kentli hakları, çevre hareketleri, sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları incelenmiş ve farklı siyasal partilerin yönettikleri belediyelerin kadın sorunlarına yaklaşımları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Toplumsal Cinsiyet 2. Cinsiyet Eşitliği 3. Kadın Sorunları 4. Yerel Yönetimler 5. Belediyeler

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriCinsel ayrımcılık+7
Gülten Koçum
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında erkek kimliğinin televizyon reklamlarına yansıması (Televizyon kozmetik reklamlarında göstergebilimsel çözümleme)

Toplumsal cinsiyet kavramı, kadın ve erkek arasındaki toplumsal rol farklılıklarını ortaya koymaktadır. Toplumsal cinsiyet kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Bu farklılığın gözle görülür bir kitle iletişim aracı olan televizyonda daha net görülmektedir. Televizyon reklamları toplumsal cinsiyetin yeniden üretilmesinde önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu çalışmada kozmetik reklamlarda oluşturulan bütünce kapsamında kadın ve erkek toplumsal cinsiyet temsilleri gösterge bilimsel yöntemi ile çözümlenecektir. Çalışma dört bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet gelişim kuramları açıklanmıştır. İkinci bölümde toplumsallaşma ürünü olarak toplumsal cinsiyet ve kitle iletişim araçları ile ilişkisi açılanmıştır. Üçüncü bölümde televizyon reklamları toplumsal cinsiyet rolleri açısından incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Paris Göstergebilim Okulu ve Greimas'ın "eyleyensel modeli" açıklanmış,"Yeni Dove Men" ve" Axe Dark Temptation" kozmetik reklam filmleri göstergebilimsel olarak çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1. toplumsal cinsiyet 2. televizyon kozmetik reklamları 3. Greimas 4. göstergebilimsel

Cinsel kimlikErkeklerGreimas, Algirdas Julien+5
Müşerref Derince
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel iktidar ve kadın algısı İstanbul Bağcılar Belediyesi örneği

Bu araştırmanın amacı belediyelerde kadınlara yönelik uygulanan politikaların niteliğini, sonuçlarını ve etkilerini algı yönünden araştırmaktır. Bu doğrultuda belediyenin kadınlara yönelik faaliyetlerine katılım gösteren kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeyinin; ikamet etme süresine, faaliyetlere katılma süresine, gelir düzeyine, iş/çalışma durumuna, faaliyetlerden haberdar olma durumuna ve medeni duruma göre değişip değişmediği incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2013 yılı İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan, Bağcılar Belediyesi'ne bağlı Kadın ve Aile Kültür Sanat Merkezi'nde kursiyer olarak eğitim alan toplam 350 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" ile "Yerel İktidar ve Kadın Algısı Memnuniyeti Soru Listesi" kullanılmıştır. Soru listesi, çalışma grubundaki 309 katılımcıya, 2013 yılı Mart ve Nisan ayları içerisinde araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Araştırmanın birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü alt problemlerini test etmek için ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır. Araştırmanın beşinci ve altıncı alt problemlerinde ilişkisiz örneklemler için t-test kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine ilişkin elde edilen bulgulara göre, Bağcılar Belediyesi'nin kadınlara yönelik faaliyetlerine katılım gösteren kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeyleri; İstanbul'da ikamet etme süresine, belediyenin kadınlara yönelik faaliyetlerine katılma süresine, belediyenin kadınlara yönelik faaliyetlerinden haberdar olma durumuna ve medeni duruma göre değişmemektedir. Buna karşın kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeylerinin kursiyerlerin gelir düzeylerine göre farklılaştığı görülmüştür. Asgari ücretin altında gelir düzeyine sahip olan kursiyerlerin belediyenin kendilerine yönelik faaliyetlerinden memnuniyet düzeyleri orta gelir düzeyine sahip kursiyerlerden daha fazladır. Bir diğer bulguya göre kursiyerlerin yerel iktidarın kadınlara yönelik algısına ilişkin memnuniyet düzeyleri, iş/çalışma durumuna göre değişmektedir. İş oldukça bir kurumda çalışan kursiyerlerin, belediyenin kendilerine yönelik faaliyetlerinden herhangi bir kurumda çalışmayanlardan daha memnun oldukları görülmüştür. Anahtar Sözcükler 1. Toplumsal Cinsiyet 2. Kadın Algısı 3. Bağcılar Belediyesi 4. Kadın Politikaları 5. Yerel Siyaset

AlgıBelediyelerCinsel kimlik+3
Abdulhalim Aslan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk eğitim sisteminde yöneticilikte kadın paradigmaları

Türk Eğitim Sisteminde eğitim örgütlerinin başarılı olmasında yöneticilerin payı oldukça yüksektir. Yönetim pozisyonlarına gelme sürecinde hukuksal bir engel olmamasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatları istatiksel verileri incelendiğinde kadınların yönetim pozisyonlarında az sayıda temsil edildikleri görülmektedir. Ayrıca eğitim kurumlarında hiyerarşik yapı yükseldikçe kadın yönetici oranları belirgin bir şekilde düşüş göstermektedir. Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okullarda görev yapan öğretmenlerin hemen hemen yarısının kadın olduğu bir alanda, kadın eğitim yöneticilerinin sayısal oranlarının azlığının arkasındaki sebepler irdelenmiştir. Araştırmaya katılan kadın yöneticilerin kişisel görüşlerinin ve tecrübelerinin nitel yöntemle derinlemesine analizi yapılmış ve bu analiz sonucunda, cinsiyet ayrımcılığı, örgüt kültürü engeli, çoklu rol üstlenme, cam tavan, toplumsal cinsiyet engellemelerinin olduğu tespiti yapılmıştır. Araştırmanın odak noktasını, kadın yöneticilerin görüşlerinden yola çıkarak engelleri aşma stratejileri oluşturmaktadır.

Cam tavan sendromuCinsel kimlikEğitim yönetimi+6
Saniye Elmas
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Gender-resistance and punishment in Oscar Wilde's literary works

Gender-resistance is a vital part of the whole equal rights movements. Oscar Wilde, who was a celebrity author of his period, was against the sexual norms of his period. He wrote several literary works varying from non-fiction essays to short stories. Even though he did not know it, he talked about gender fluidity and how unawareness of it led to its constraint by the society. In this thesis, the main intention is to show the relationship between gender-resistance and Wilde's characters and to see if the characters are punished if they try to stand against the norms. Theories included to help us to analyze will be Judith Butler's Queer Theory which is mainly about gender fluidity and the negative aspects of the heterosexual matrix, proving that all genders are man-made and they are social constructions, and Foucault's theory of resistance and power relationship and the discourse which leads the society since the day each person is born shaping it with its rules. The thesis is intended to conclude with a statement regarding Oscar Wilde's works and his life in relation to the literary works he wrote. Therefore, there will be at least one sample from each of the styles he writes. The sample works that will be examined to see the punishments of the gender-resistant characters are The Picture of Dorian Gray, "Lord Arthur Savile's Crime", "The Portrait of M.R. W.H.", and the Importance of Being Ernest.

Gender identityResistanceLiterature+3
Burak Irmak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Artvin Çoruh Üniversitesi öğrencilerinin yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yer ve cinsiyetlerinin sosyal fobi düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu tezin amacı Artvin Çoruh Üniversitesi öğrencilerinin yaşamlarinin çoğunu geçirdikleri yer ve cinsiyerlerinin sosyal fobi düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada, sosyal fobi her yönüyle ele alınmaya çalışılmış. Sosyal fobi, başkaları tarafından gözetlenme korkusu nedeniyle, iletişim ortamlarından kaçınmaktır. Sosyal fobi insanların ilişkileri olumsuz etkilemektedir. Bu tezde sosyal anksiyete bozukluğunun etiyolojisini açıklayan psikolojik kuramlardan bahsedilmiştir. Sosyal anksiyete bozukluğunun etiyolojisini tamamıyla açıklayan tek bir neden henüz ortaya konulmamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda hem biyolojik hem de psikolojik etkenlerin birlikte rol oynadığını düşündürmektedir. Sosyal fobinin temel psikolojik görünümü kişinin yapıp ettiklerinin yersiz ya da yetersiz olarak değerlendirileceği düşüncesinden kaynaklanan biçimde sosyal ortamlarda utanma ya da aşağılanmaktan aşırı ve sürekli bir şekilde korku duymadır. Araştırmaya Artvin Çoruh Üniversitesinde eğitim gören 246 kız ve 189 erkek toplam 435 öğrenci katılmıştır. Veri toplamak için öğrencilere sosyodemografik veri formu ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği ( LSKÖ ) uygulanmıştır. Bulguların analizinde her iki cinsiyetteki öğrencilerin ve yaşamlarının çoğunu köyde, şehirde ve metropolde geçiren öğrencilerin birbirine yakın sonuçlar verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin yarısına yakınında sosyal fobi düzeyi yüksektir. Uzun yıllar ihmal edilen sosyal fobi üniversite öğrencilerinde oldukça sık görülen bir hastalıktır. Erken tanınıp tedavi edilmesi öğrencilerin hem yaşam kalitelerinin yükselmesini, hem de kimlik gelişimlerinin sağlıklı bir yönde ilerlemesini sağlayabilir. Ailelerin, öğretmenlerin ve akademisyenlerin bu konuda daha duyarlı olması ve bu kişileri tedavi arayışına yönlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı bir ergenlik dönemi yaşamada zaten gerekli olan psikolojik yardım, sosyal fobik ergenler için çok daha da büyük bir önemtaşımaktadır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı tarafından sosyal fobi tanısının üniversite öğrencilerinde azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur

Cinsel kimlikEğitim psikolojisiFobiler+4
Hümeyra Morbel
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın ve erkek girişimcilerin başarılarının sosyal ve ekonomik bakımdan karşılaştırılması

Girişimcilik ekonominin temel kavramlarından biri haline gelmiştir. Günümüz dünyasında girişimlerin değeri giderek ön plana çıkmaktadır. Bir işletmenin devamlılığı ekonomik başarısına bağlıdır. Klasik girişimciler olan erkekler ile önemi ve ekonomik değeri giderek artan kadın girişimcilerin başarı algısındaki benzerliklerinin ve farklılıklarının ortaya çıkarılması oldukça önemlidir. Erkek ve kadın girişimcilerin karşılaştırılmasında sosyal çevre, demografik yapı ve sektörel seçimler önemli faktörler olarak kendini göstermektedir. Özellikle kadın girişimcilerin yaşadıkları bölge ve sektör seçimleri işletme başarısını etkileyen yapı taşlarıdır. Bu çalışmada KOSGEB verilerinden faydalanılarak kadın ve erkek girişimcilerin mevcut durumu, bölgesel oranları ve sektörel oranları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimci, Girişimcilik, Kadın Girişimci, Girişimcilikte Başarı, Girişimcilikte Cinsiyet.

Cinsel kimlikCinsel kimlikCinsiyet farkları+5
Ümmügülsüm Vural
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Raising pragmatic competence in foreign language classrooms

Second language pragmatics has recently been a prevailing topic in the field of second language teaching. While many studies have been conducted about why, how and what to incorporate regarding the teaching of pragmatic competence, there are still unsolved issues about them. This study addresses the possibility of developing pragmatic competence in EFL classrooms through well-designed curricular courses. The study also examined the impact of proficiency in expediting pragmatic production in English L2 learners. Fifty senior university students (25 males; 25 females) with English high proficiency attended the course, participating in a pre-test before instruction began and a post-test upon course completion. The study addresses several significant questions, namely the relationship of proficiency and development of pragmatic competence, the impact of class-based explicit instruction in raising competence, and the role of gender as an influencing factor affecting competence. Unlike previous studies, this study covered more than one aspect of pragmatic production, including inference, implicatures, structural errors in meaning and interpretation, and speech act (requests, refusals, apology and offer). The study produced key findings that can help inform and improve the incorporating of pragmatic competence in language study; proficiency level significantly impacts pragmatic competence; pragmatic-based curricula are supportive in constructing competence; gender factor does not affect learning pragmatics, as both genders performed similarly in the tests. Eventually pragmatic competence can expectedly be raised via classrooms-based courses.

Gender identityCurriculumPragmatics+7
Nadhim Othman Najmalddın Najmalddın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Body politics in Angela Carter's works

This dissertation scrutinises body politics in Angela Carter's works with an approach to gender studies and politics, and it argues demythologised representations of women. This dissertation argues that androcentric system's subversive panorama for women is able to be critiqued through demythologisation. On this basis, this study will explore body politics of female stereotypes in Carter's works entitled: The Heroes and Villains, The Sadeian Woman, The Passion of New Eve and selected rewritten, intertextual stories in The Bloody Chamber. This study thus aims to discuss demythologising and dephilosophising processes of Carter to show the female body empowerment. In this study, there will also be the theoretical framework built on gender and body politics. Apart from that, this study also explores the textual, intertextual and tactical strategies employed by Carter in order to subvert, demythologise and revise the patriarchal ideology in her works and re-written fairy tales and short stories to come up with the new female body politics.

BodyCarter, AngelaGender identity+7
Çelik Ekmekçi
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

Christopher isherwood: A life story dedicated to the act of writing in search of an artistic, sexual and spiritual identity

As an author who attributed a deeply significant personal meaning to writing, Christopher Isherwood's main purpose in fiction was to discover who he really was and what his life meant to him. The act of writing was not something mundane for Isherwood. The raw material of his art was his own personal experience and life story. For this reason, the structure of his many works are autobiographical and self-defining. Therefore, interpreting Isherwood's fiction independently of his life story is impossible. The theoretical framework that strengthens this study is the 'Life Story Model of Identity' theory presented by personality psychologist Dan P. Mc Adams. Beginning from his early career as a writer until the end, Isherwood's motivation for writing was to speak out of his own experiences, making meaning out of them and reflecting them into his fiction. The incidents he went through in life play a critical role in understanding his fiction and, years later, Dan McAdams has provided an ideal approach that helps us to grasp what Isherwood was really doing with his fiction. During my research, what thrilled me most was exploring how the relationship between Christopher Isherwood's life story and his fiction chime with McAdams' claims and observations about life narratives. McAdams claims that personal stories are our identities. Like a novelist, we work on our lives to make sense and meaning out of them. Our experiences, values, beliefs and objectives in life affect the formation of our identities. For McAdams, identity is a story which has a beginning, a middle and an ending, with a plot, theme and characters in it. Drawing upon the framework of Dan P. McAdams' life story model of identity, the aim of this study is to portray the relationship between personal story telling and identity construction in Isherwood's novels. By analyzing Christopher Isherwood's fiction within the performance of his life story, my intention in this research is to unravel the formation of the artistic, sexual and spiritual identities that he constructed in different periods of his life. McAdams notes that there are key scenes in every individual's life story and Isherwood's life was full of with transitions, gains, losses and struggles that stand out as turning points. For this reason this study focuses on three different episodes of his life: London, Berlin and California. The experiences he had in these cities contributed Isherwood's storytelling and help us to reach a better understanding of the fiction he produced these distinct times and places. Starting from his early work All the Conspirators continuing with The Memorial, Mr. Norris Changes Trains, Goodbye to Berlin, Prater Violet, The World in the Evening and finally until his most critically acclaimed novel, A Single Man, it is possible to observe how the identities of Christopher Isherwood have been shaped, changed, developed and integrated into a coherent life story as an author, as a homosexual and as a spiritual individual.

Gender identityIsherwood, ChristopherIdentity+2
Gökben Güçlü
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

LGBT bireylerle sosyal temas biçimleri, otoriterlik, sosyal baskınlık yönelimi, ilişkisel benlik ve sistemi meşrulaştırmanın homofobiyle ilişkisinin incelenmesi

Tez çalışmasının amacı; genel sosyal temas, sosyal medya temasını da kapsayan sosyal temas biçimleri, otoriterlik, sosyal baskınlık yönelimi, sistemi meşrulaştırma, toplumsal cinsiyetle ilgili sistemi meşrulaştırma, ilişkisel benlik, sosyal medya teması tutumu, LGBT bireylerin sosyal medya paylaşımlarına yönelik değerlendirmeleri, sosyal medya paylaşımlarıyla karşılaşma süreleri ve cinsiyet, yaş, eğitim durumu demografik değişkenleri ile homofobi puanlarının incelenmesidir. Çalışmada kişisel bilgi formu, sosyal temas formu, Sağ Kanat Otoriterlik Ölçeği, Sosyal Baskınlık Yönelimi Ölçeği, İlişkisel Benlik Ölçeği, Genel Sistemi Meşrulaştırma Ölçeği, Toplumsal Cinsiyetle İlgili Sistemi Meşrulaştırma Ölçeği ile Hudson ve Ricketts Homofobi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, anova, korelasyon, regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, İstanbul'un belirli semtlerinde ikamet eden 18-50 yaş arası 250 katılımcı (137 kadın, 105 erkek, 8 kayıp veri) oluşturmaktadır. Çalışmanın sonucuna göre katılımcıların cinsiyet, eğitim durumuna göre homofobi puanları farklılaşmaktadır. Yaş ile homofobi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Katılımcıların ailede, sosyal çevrede veya sosyal medyada LGBT bireylerle tanışıklık durumunu ifade eden genel sosyal temas durumunun olup olmamasına göre ve sosyal temas biçimlerine göre homofobi puanları farklılaşmaktadır. Ailede LGBT bireylerle tanışıklık sayısı ve yakınlık düzeyi homofobi puanlarıyla anlamlı bir ilişkiye sahip değil ancak sosyal çevrede LGBT bireylerle tanışıklık sayısı ve yakınlık düzeyi pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Katılımcıların LGBT bireylerle daha önce kurdukları iletişim niteliğinin olumlu olup olmamasına göre homofobi puanları farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyal temas ve sosyal medya teması tutumu ile homofobi puanları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Katılımcıların LGBT bireylerin sosyal medya paylaşımlarına yönelik "değerler yaklaşımı" ve "olumsuz izlenim" değerlendirmeleri ile homofobi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki varken "olumlu izlenim" değerlendirmesi ve LGBT bireylerin sosyal medya paylaşımlarıyla "karşılaşma sıklığı" ile homofobi arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Otoriterlik, sosyal baskınlık yönelimi, sistemi meşrulaştırma, sosyal temas, sosyal medya teması tutumu, değerler yaklaşımı, olumlu izlenim, LGBT bireylerin sosyal medya paylaşımlarıyla karşılaşma sıklığı; homofobiyi yordamıştır.

Cinsel benlik şemalarıCinsel kimlikHomofobi+7
Fatma Serbes
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde evlilik doyumunu yordayan değişkenlerin incelenmesi

Birey ve toplum ilişkisi birbirini tamamlayan temel dinamiklerdendir. Sağlıklı bir toplumun olması içinde bireylerin kendi cinsiyetinin farkındalığını bilen, kendisini yetiştirmiş bireylerle sağlıklı bir etkileşim ve iletişim içinde olan bireylerden teşekkül etmesi önemlidir. Toplumun sağlıklı bir işleyiş içinde olması içinde barındırdığı en küçük toplum biri olan aile ilişkilerinin sağlam bir yapı üzerine kurulması büyük önem arz eder. Günümüzde boşanma oranlarının son yıllarda artmış olması bu evlilik temelli aile ilişkilerini gözden geçirmeyi lüzumlu hale getirmiştir. Çünkü aile toplumun en küçük yapı taşı olup diğer bütün sosyal kurumlarla ilişki içindedir. Evlilik ilişkilerinde olan doyumsuzluk ya da uyumu etkileyen birçok neden bireyin mutsuzluğu ve toplumsal yapının bozulmasına neden olabilmektedir. Evli bireylerin evlilik doyumunu etkileyen birçok değişkenin olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalardaki değişkenler bireyi doğrudan etkileyen değişkenler olan bağlanma örüntüleri, cinsel doyum, toplumsal cinsiyet rolleri, içinde bulunulan cinsiyetten memnuniyet, evli bireylerin kişilik özellikleri, fiziksel, psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları, dünyaya bakış açıları, dini, kültürel ve bireysel farklılıkların yanında eşleri ile etkileşimi noktasında dolaylı etkileyen değişkenlerde bulunmaktadır. Bu değişkenlerde yaşanan yerin sosyal yaşantıya etkisi, çocuk sayısı ve çocuk sahibi olma durumu, gelir ve eğitim düzeyi, eşlerin meslekleri, evliliğin ilk ya da sonraki evlilikler olması, evlilik süresi, evlilik biçimi, eşle arada olan yaş farkı gibi değişkenlerdir. Bizlerde bu çalışmamızda özellikle bağlanma stillerinin, toplumsal cinsiyet rollerini benimseme durumunun, cinsel yaşamlarında yaşadıkları doyumun, cinsiyetin, evlenme biçiminin, çocuk sahibi olmalarının, evliliğe bakış açılarının ve evlilikte eşitlik ve paylaşımın evlilik doyumu üzerinde etkisi olup olmadığına bakılacaktır. Bu sayede güvensiz bağlanma, geleneksel toplumsal roller, evlilikte yaşanan olumsuz davranış örüntüleri ve cinsel yaşam sorunlarının evlilik doyumunu etkileyeceği hipotezinden yola çıkarak ortaya konulacak araştırma sonuçlarıyla, evlilik ilişkilerinde yaşanan sorunların ve bunun yarattığı bireyin psikolojik ve sosyal yaşantısına yönelik olumsuz durumların iyileştirilmesine dair çalışmalara olanak sağlanabilmesi hedeflenmektedir. Araştırmamız 18-65 yaş aralığındaki en az ilkokul mezunu olup cinsiyet açısından eşitlenmiş ve İstanbul ilinde yaşayan evli bireylerle çalışılmıştır. Tesadüfi örnekleme yoluyla katılımcılar belirlenip bu bireylerin her toplumsal kesitten olmasına dikkat edilmiştir. Belirlenen katılımcılarımıza sosyo-demoğrafik form ve ölçekler dağıtılıp, aydınlatılmış onamları alındıktan sonra gönüllü olarak çalışmamıza katılıp bize yardımcı olmaları sağlanmıştır. Çalışmamız da araştırmaya katılan bireylerle alakalı en dikkat çekici nokta bazı katılımcıların cinsellikle ilgili soruların cevaplamak istememeleri hususuydu. Bize göre bu soruların cevaplanmak istememesinin nedeni cinsellikle ilgili tabuların hala aşılamadığının göstergesidir. Bu çalışmalar doğrultusunda literatür araştırılmış çalışmamızı destekleyen ya da desteklemeyen yönler taranıp çalışmamız nihayetlendirilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel doyum+5
İrem Bedir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Havacılık işletmelerindeki vardiyalı çalışma düzeninde yöneticili ve yöneticisiz ekipler ile cinsiyetin çalışan memnuniyeti üzerine etkisi: Bir model önerisi

Çalışan Memnuniyeti kavramı örgütsel amaç ve hedeflere ulaşmak için tüm hizmet sektörlerinde olduğu gibi havacılık sektöründe de özel bir öneme sahiptir. Vardiyalı çalışmanın yürütüldüğü havacılık işletmelerinde cinsiyet faktörü ve ekip çalışmasına bağlı yönetim anlayışı temel belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu açıdan araştırmada; algılanan yönetici memnuniyeti ile arkadaşlık ilişkilerinden duyulan memnuniyet ve iş/çalışma koşullarına duyulan memnuniyetin, çalışan memnuniyeti algısının oluşmasında önemli bir belirleyici etkiye sahip olduğu öngörülmüştür. Bu öngörüden hareketle vardiyalı çalışma düzeninin hakim olduğu havacılık işletmelerinde; yöneticili ve yöneticisiz ekiplerde çalışanların memnuniyet algılarının değişip değişmediği ve cinsiyet faktörünün; yönetici tutumları, arkadaşlık ilişkileri ile çalışma koşulları perspektifinde çalışanların memnuniyet algısına etki edip etmediği incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de havayolu yolcu taşımacılığı alanında faaliyet gösteren en büyük ulusal havayolu şirketinin HUB istasyonunda Yolcu Hizmetlerinde vardiyalı olarak çalışanların; yöneticili ve yöneticisiz ekipler bazında ve cinsiyet faktörüne göre memnuniyet algılarını bütüncül bir bakış açısıyla incelemektir. Literatür çalışmaları sırasında çalışan memnuniyet algısı ile ilgili olarak söz konusu yönetici tutum ve davranışları, arkadaşlık ilişkilerine ilişkin informalite ile çalışma koşullarına dayalı tüm değişkenlerin etkisini ortaya koyan spesifik bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu açıdan araştırmada bu etkiyi ölçmeye yönelik olarak karma araştırma yöntemi uygulanmış, nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılarak ölçek geliştirmeye yönelik bir model oluşturulmuş, 693 vardiyalı çalışanla birebir görüşmeler yapılarak anket yoluyla veriler toplanmış, analizler yapılarak araştırmanın literatüre kuramsal ve uygulama açısından katkı yapması sağlanmıştır. Araştırmanın kuramsal katkısı, çalışanların memnuniyet algılarının vardiyalı ekipler bazında ve cinsiyet faktörüne göre bütüncül bir modelde incelenmesidir. Araştırmanın uygulamaya katkısı ise, çalışanların memnuniyet algılarından hareketle havacılık işletmelerinde ekip çalışmasının etkinliğini artırmaya yönelik bir modelin geliştirilmesine ve cinsiyet faktörüne dayalı bir çalışan istihdamı modeli geliştirilmesi noktasında örgütlerde yeni fikirlerin ortaya çıkmasına olanak sağlamasıdır. Anahtar Kelimeler: Çalışan Memnuniyeti, Cinsiyet, Ekip Çalışması, Vardiyalı Çalışma, Havacılık, Havayolu

Cinsel kimlikHava yolu işletmeleriHava yolu taşımacılığı+4
Mustafa Kemal Yılmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects