Competence

81 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ile yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlikleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılı Gaziantep ili Merkez ilçelerindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, örneklemini ise bu okullarda görev alan 398 öğretmen oluşmaktadır.Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği", yetkinlik düzeylerini belirlemek amacıyla "Ohio Öğretmen Yetkinlik Ölçeği" ve belirlenen bazı değişkenlere ilişkin verileri toplamak için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçekler ile toplanan veriler, SPSS 18.0 paket programıyla bilgisayarda analiz edilerek, betimsel istatistikler hesaplanmış ve korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyonları cinsiyete, yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutu olan öğretim becerisi; cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutları olan yönlendirme, davranış yönetimi, motivasyon ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin; davranış yönetimi, motivasyon, öğretim becerisi ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlik düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sahip olduğu motivasyonun yetkinliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Yani öğretmenlerin yetkinliklerinin, motivasyon sürecinden etkilenmesi söz konusudur. Bu nedenle okul içi örgütsel iletişimin olması motivasyonun artmasında büyük önem taşımaktadır.

Branş öğretmenleriMotivasyonOrtaokul öğretmenleri+4
Zeliha Mutlu Delen
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenmede öz-düzenleme yetkinlik algısına ilişkin bir ölçek geliştirme çalışması

ÖZET ÖĞRENMEDE ÖZ-DÜZENLEME YETKİNLİK ALGISINA İLİŞKİN BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI Huriye TÜRKMEN Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Meral ATICI Nisan, 2004, 107 Sayfa Bu çalışma, lise öğrencilerinin öğrenmede öz-düzenleme yetkinlik algılarını ölçmeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Ölçeğin geliştirilmesi altı aşamada gerçekleştirilmiştir: Birinci aşamada, lise öğrencilerinin öğrenmede öz-düzenleme yetkinliği hakkında madde havuzu oluşturmak amacı ile nitel araştırma yöntemlerinden görüşme kullanılarak, başarı düzeyi yüksek ve düşük toplam 8 öğrenciye öğrenme ve akademik görevlerini yerine getirme davranışlarını etkileyen faktörlerle ilgili sorular yöneltilmiştir. Elde edilen nitel verilerden ve literatürden yararlanılarak madde havuzu oluşturulmuştur. İkinci aşamada, 100 maddeden oluşan ve 5 noktalı derecelendirmeyle taslak ölçeğe dönüştürülen madde havuzu, farklı cinsiyet, okul, sınıf düzeyi ve alanlardan 593 kişilik bir örnekleme uygulanmıştır. Elde edilen verilerle yapılan açıklayıcı faktör analizi sonuçlan doğrultusunda 5 faktörlü ve 14 maddeli bir ölçek oluşmuştur. Üçüncü aşamada, 5 faktör yapışma sahip ve 14 maddeden oluşan ölçek 858 kişilik bir örnekleme uygulanmıştır. Elde edilen veriler rastlantısal bir biçimde ikiye ayrılmış, ilk yansıyla açıklayıcı ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır, ikinci yansında ise, doğrulayıcı faktör analizi öğrencilerin ölçekten aldıkları puanlar ile cinsiyet, sınıf düzeyi ve alanlar arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı11 araştırılmıştır. Öğrencilerin yıl sonu ortalamaları ile ölçekten aldıkları puanlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Dördüncü aşamada, benzer ve ayırdedici geçerlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçek, 86 kişilik bir öğrenci grubuna, benzer ölçek olarak Matematik Yetkinlik Beklentisi Bilgilendirici Kaynaklar Ölçeği ve ayırdedici ölçek olarak Smav Kaygısı Envanteri ile birlikte uygulanmış. MYB-BKÖ alt ölçeklerinden kişisel performanslar alt ölçeği ile ÖDYAÖ Bilişsel Düzenlemeler alt ölçeği arasında.42 (p<01) düzeyinde, Model Alma alt ölçeği ile Sınıf Ortamına İlişkin Düzenlemeler alt ölçeği arasında.37 (p<.01), Yetişkin ve Akran Görüşü Alma arasında.46 (p<.01) ve Planlama ile İlgili Düzenlemeler alt ölçeği arasında.31 (p<.01) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. MYB-BKÖ Cesaretlendirilme alt ölçeği ile ÖDYAÖ Bilişsel Düzenlemeler alt ölçeği arasında.36 (p<05) düzeyinde, Heyecanlanma ile Yetişkin ve Akran Görüşü Alma arasında da.35 (p<.01) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. SKE toplam puan ve Duyuşsal alt ölçeği ile ÖDYAÖ alt ölçeklerinden Yetişkin ve Akran Görüşü Alma arasında.28 ve Kuruntu alt ölçeği ile ise.23 (p<.01) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. SKE -Kuruntu alt ölçeği ile ÖDYAÖ- Bilişsel Düzenlemeler alt ölçeği arasında ise -.20 (p<.05) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Beşinci aşamada, ölçeğin 81 kişilik test-tekrar test çalışması, ölçeğin iki hafta ara ile uygulanması sonucu gerçekleştirilmiştir. Test-tekrar test korelasyon değeri ÖDYAÖ alt ölçekleri için sırasıyla Sınıf Ortamına İlişkin Düzenlemeler için.64, Bilişsel Düzenlemeler için.73, Yetişkin ve Akran Görüşü alma için.62 ve Planlama ile İlgili Düzenlemeler için.50 olarak bulunmuştur. Son aşamada ise, ölçekten yüksek ve düşük puan alan 8 öğrenciyle görüşme yapılmış, ve ölçeğin geçerliği nitel verilerle desteklenmiştir. Anahtar kelimeler: Öğrenmede Öz-Düzenleme Yetkinliği, Yetkinlik Beklentisi, Akademik Yetkinlik Beklentisi, Öz-Düzenleme Stratejileri, Akademik Basan.

Akademik başarıAkademik yetkinlikLise öğrencileri+7
Huriye Türkmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetiminde yetkinlik bazlı mülâkatın turn-over (iş gücü devir oranı) oranına etkisi ve bir uygulama

Gelişen iş yaşamında işe alımlarda rekabet sağlayabilmek, işe alınacak kişilerin işin pozisyonuna uygun yetkinliklere sahip olması giderek önem kazanmaktadır.İşe alım sürecinde kullanılacak olan yöntemlerin adayların niteliklerini en sağlıklı biçimde ortaya çıkarabilmelerine, kendilerini en doğru ve pratik şekilde ifade edebilmelerine hizmet etmesi gereklidir.Şirketin yapısına ve aranan pozisyona en uygun olan adayın seçilebilmesi, şüphesiz etkin ve her iki tarafın birbirini tanımasına olanak sağlayan mülâkat teknikleri ile mümkündür. Bu sayede şirketin bugününü olduğu kadar geleceğini ve imajını da doğrudan etkileyecek olan işten ayrılmaların ve/veya işten çıkarmaların da önüne geçilebilecektir.İş yaşamında her yönetici şirket içerisinde açık olan bir pozisyon için, en uygun adayı belirlemek ve uygun olmayanları elemek amacı ile iş başvurularını değerlendirerek görüşmeleri yürütmek durumundadır. Dolayısıyla, her yöneticinin bir `İnsan Kaynakları Yöneticisi' gibi düşünerek, yeni adaylarla görüşmelerini yetkinlik bazlı mülâkat biçiminde yerine getirmesi önem kazanmaktadır.

Yetkinlikİş gücü devri
Merve Oral
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları departmanlarında çalışanların sahip olduğu yetkinlikler ile bu yetkinliklerin diğer çalışanlar tarafından algılanmasına yönelik bir uygulama

V1I1 ÖZET Bu çalışma ile yetkinliklerin insan kaynaklan yönetimi içindeki rolü ve öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde öncelikle personel yönetiminden insan kaynaklan yönetimine geçiş süreci ele alınmış; insan kaynaklan yönetiminin amacı, önemi ve ilkeleri vurgulanmış, kısaca fonksiyonlarından bahsedilmiştir. însan kaynaklarının stratejik önemine değinildikten sonra ise değişim sürecinde insan kaynaklarının nasıl şekilleneceği incelenmiştir. İkinci bölümde yetkinlikler ve insan kaynaklan ile ilişkisi üzerinde duralmuştur. Yetkinliğin tanımı ve özellikleri ortaya konulduktan sonra yetkinlik modeli oluşturma aşamalarından söz edilmiştir. Daha sonra insan kaynaklan fonksiyonlarında yetkinliklerin nasıl kullanıldığına değinilmiş ve sonrasında insan kaynaklan fonksiyonlarını bütünleştirmede yetkinliklerin yeri ve önemi vurgulanmıştır. Bu bölümde son olarak insan kaynaklan departmanı çalışanlarının sahip olmalan gereken yetkinliklere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise konu ile ilgili yapılan bir uygulamaya yer verilmiştir. Uygulamanın amacı, insan kaynaklan yetkinlikleri konusunda insan kaynaklan departmanı çalışanlarının ve diğer departmanlarda çalışanların algılan arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar olduğunu ortaya koymaktır. Veri toplama aracı olarak anket çalışması yapılmıştır. Analiz sonucunda, insan kaynaklan yetkinliklerinin türleri konusunda insan kaynaklan departmanı çalışanlan ile diğer departman çalışanlarının algılan arasında bir paralellik olsa da bu yetkinliklerin sevryeleri konusunda anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: însan Kaynaklan Yönetimi, Yetkinlikler, Yetkinlik Modeli, İnsan Kaynaklan Departmanı Çalışanlarının Yetkinlikleri

AlgıBeceri performansıPersonel yönetimi+4
Didem Parteş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin cinsiyete göre psikolojik doğum sırası ile karşı cinsle ilişkide sosyal yetkinlik beklentisi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin cinsiyete göre psikolojik doğum sırası ile karşı cinsle ilişkide sosyal yetkinlik beklentisi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelemesi amaçlanmıştır.Araştırma, 2008?2009 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi'nde çeşitli fakülte ve yüksekokullarında öğrenim gören 421 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin psikolojik doğum sıralarını belirlemek amacıyla uyarlaması Kalkan (2005) tarafından yapılan ?White-Campbell Psikolojik Doğum Sırası Envanteri?, karşı cinsle ilişkide sosyal yetkinlik beklentisini belirmek amacıyla ?Karşı Cinsle İlişkide Sosyal Yetkinlik Beklentisi Ölçeği (Ünlü, 2004)? ve kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin bilgi edinmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Verilerin analizinde ?Tek Yönlü Varyans Analizi, Bağımsız Gruplar T-testi ve Ki Kare?den yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, erkeklerin, kızlara oranla aile içinde kendilerini, daha fazla memnun edici/düzenleyici (büyük çocuk) ve sevimli/ikna edici (küçük çocuk) çocuk olarak algıladıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca karşı cinsle ilişkide, ilişkiyi başlatabilme konusunda erkeklerin, kızlardan daha yüksek puan aldıkları görülmektedir.Bunun yanı sıra, memnun edici/düzenleyici (büyük çocuk) çocukların, karşı cinsle ilişkiyi sürdürebilme, dışlanmış/ihmal edilmiş (ortanca çocuk) çocukların ise ilişkiyi sonlandırabilme konusunda daha yetkin olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Psikolojik Doğum Sırası, Çıkma-Flört, Sosyal Yetkinlik Beklentisi, Yetkinlik Beklentisi, Karşı Cins

ArkadaşlıkEğitim psikolojisiFlört+6
Yasemin Başaranoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yetkinliğe dayalı İKY fonksiyonlarının incelenmesi: Manisa organize sanayi bölgesinde bir araştırma

Küreselleşme ile rekabet avantajı sağlamak isteyen işletmelerin insan kaynaklarına verdikleri önem günden güne artmaktadır. Doğru personelin seçilmesi, kariyer planlarının yapılması, performans değerlendirmelerinin yapılması gibi insan kaynakları süreçlerini başarı ile yöneten işletmeler diğer işletmelere karşı büyük başarılar elde etmektedirler. Günümüzde işletmeler bütün bu süreçlerinde 1960 yıllarda ortaya çıkan yetkinlik kavramını kullanmışlardır. Bu amaçla çalışmamızda Manisa Sanayi Bölgesin de faaliyet gösteren işletmeler üzerinde yapılan anket çalışması ile işletmelerin insan kaynakları fonksiyonlarında yetkinliğe dayalı insan kaynaklarını uygulayıp uygulamadıkların tespiti saptanmıştır. Bu amaçla ilk olarak; incelenen işletmelerdeki kişilerin, işletmelerin özelliklerinin, işletmelerin aradıkları yetkinliklerde hangi kriterleri tercih ettiklerinin, hangi kademelerde bu sistemi kullandıklarının, İKY fonksiyonlarında hangilerini kullandıklarının ya da kullanmayı düşündüklerinin, neden yetkinliğe dayalı bir sisteme ihtiyaç duyulduğunun, hedeflerinin neler olduğunun, yaşanılan zorlukların, kullanılan önceki sistemlere göre başarı durumun değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca işe dayalı yöntemi seçen işletmeler ile ilgili yetkinliği seçmeme nedenleri, ileride düşünüp düşünmedikleri ve hangi İKY fonksiyonlarında kullanmayı düşündükleri konularının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sonuç olarak, çalışmamızda Manisa organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin hem geleneksel hem de yetkinliğe dayalı yaklaşımı birlikte kullandıkları tespit edilmiştir. İKY fonksiyonlarında yetkinliğe dayalı yaklaşımlara işletmeler tarafından verilen önemin her geçen gün arttığı yapılan çalışma ortaya konulmuştur

Organize endüstri bölgesiYetkinlikİnsan kaynakları yönetimi
Hilal Derya Bal
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim okulu öğretmenlerinin örgüt kültürü ve yetkinlik algıları arasındaki ilişki

Bu çalışmada ''Özel Eğitim Kurumlarındaki Öğretmenlerin Örgüt Kültürü ile Yetkinlik Algıları Arasındaki İlişki'' belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni 2020-2021 eğitim öğretim yılında Kırşehir il merkezi ve ilçelerinde resmi ve özel, özel eğitim okul ve kurumlarında görev yapan 200 özel eğitim öğretmeni oluşmaktadır. Araştırmada evrenden örneklem alma yoluna gidilmemiş ve özel eğitim öğretmenlerinin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın katılımcı sayısı 188 birim olarak gerçekleşmiştir. Veriler ''Örgütsel Kültür Ölçeği'' ve "Ohio Öğretmen Yetkinlik Ölçeği'' yardımıyla toplanmıştır. Veriler SPSS 25 paket programı yardımı ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları özel eğitim okul ve kurumlarında görev yapan öğretmenlerinin yetkinlik algıları ile okul kültürünün destek kültürü alt boyutu arasında 0,169; başarı kültürü arasında ise 0,148 düzeyinde pozitif yönlü düşük bir ilişki olduğunu göstermiştir. Öğretmen görüşleri arasında örgüt kültürü alt boyutlarına göre cinsiyet, yaş, eğitim durumu, kurumdaki çalışma yılı değişkenleri bakımından anlamlı bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Destek kültürü algısı mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı farklılıklar içermektedir. Buna göre görev süresi 0-5 yıl olan öğretmenlerin destek kültürü puan ortalamaları ile görev süresi 6-10 yıl ve 16 yıl ve üzeri olan öğretmenlerin görüşleri arasındaki puan farkının anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular ilgili literatür temelinde tartışılmış ve bulgulara dayalı olarak geliştirilen bazı öneriler de sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgüt kültürü, Özel eğitim, Yetkinlik

Akademik yetkinlikYetkinlikÖlçekler+4
Menduh Arslan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişki

Bu araştırmada, 48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın İli Efeler İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ve özel ilkokulların anasınıfları ve bağımsız anaokullarında eğitim görmekte olan 48-72 aylık 270 çocuğun annesi oluşturmaktadır. Araştırma iki ya da daha çok değişken arasında değişim olup olmadığını ve varsa derecesini incelemeyi amaçladığından ilişkisel tarama modelindedir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, Anneler için Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği , Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi ile araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği, Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi puanlarına ilişkin normallik testleri Kolmogorov-Smirnov testi ile gerçekleştirilmiştir. Puanların normal dağılmamasından dolayı ölçek puanlarına ilişkin karşılaştırmalar Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis H testi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçek alt boyutlarından elde edilen puanlar arasındaki ilişkiye ise Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı ile bakılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Ölçeği alt boyut puanlarının annelerin eğitim durumuna göre oluşturulan gruplara göre karşılaştırmasında, cesaretlendirici beslenme ve toleranslı kontrollü beslenme puanlarının ortaokul ve lise gruplarında diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur (p< 0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği alt boyut puanlarının anne çalışma durumuna göre karşılaştırmasında; boş zaman yönetme, okul desteği, sağlık ve toplam yetkinlik puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanlarının, annelerin çalışma durumu gruplarına göre karşılaştırmasında; sıkı kontrollü beslenme puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanları, çocukların cinsiyet gruplarına göre karşılaştırıldığında; yardımcı beslenme puanlarının erkek çocuk annelerinde anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği ve Ebeveyn Besleme Tarzı anketinin alt boyut puanları arasındaki korelasyon incelendiğinde, ölçeklerin alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). ANAHTAR KELİMELER; Okul Öncesi Dönem Çocuğu, Ebeveyn Yetkinliği, Ebeveyn Besleme Tarzı

BeslenmeBeslenme davranışıEbeveynlik becerileri+5
Sibel Güldalı Dereli
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn yetkinliğine göre duygu yönetme becerileri ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, anne ve babaların ebeveyn yetkinlik düzeyleri ile duygu yönetme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 530'u anne, 302'i baba olmak üzere toplam 832 kişi katılmıştır. Araştırmanın örneklemi Adana ili merkezÇukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde okula devam ortaokul öğrencilerinin anne ve babaları olup, örneklem tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya katılan anne ve babalara ait kişisel bilgiler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", ebeveyn yetkinliği ile ilgili veriler Demir ve Gündüz ( 2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan "Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği", duygu yönetme becerileri ile ilgili veriler ise Çeçen (2002) tarafından geliştirilen " Duyguları Yönetme Becerileri " ölçeği ile toplanmıştır. Duygu Yönetme becerilerine göre ebeveyn yetkinliğinin farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Bunun öncesinde bağımsız değişken olan ebeveyn yetkinliği kategorik değişken haline getirilmiştir. Üç kategoriye ayrılan ebeveyn yetkinlik ölçeği puanları Tek yönlü varyans analizi uygulandıktan sonra gruplar arasında anlamlı bir farklılık çıktığından, farkın hangi gruplar olduğunun anlaşılması için Post-Hoc teknikleri kullanılmıştır. Duygu yönetme becerileri ölçeğinin "sözel olarak ifade edebilme, duyguları olduğu gibi gösterebilme, başa çıkma, öfke yönetimi" alt ölçekleri ile ebeveyn yetkinlik düzeyi puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark vardır. Duygu yönetme becerileri ölçeğinin olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme alt ölçeği ile ebeveyn yetkinlik düzeyi puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar kelimeler: Ebeveyn Yetkinliği, Duygu Yönetme Becerileri.

DuyguDuygu yönetimiEbeveynler+2
Sultan Karakuş Gül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sorumlu hemşirelerin yöneticilik yeterliliklerinin belirlenmesi

Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışma, servis sorumlu hemşirelerinin yöneticilik yeterliliklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada; literatür taranarak geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve Sökmen tarafından 2005 yılında geliştirilmiş olan "Servis Sorumlu Hemşirelerin Yönetsel Yeterlik Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 120 servis sorumlu hemşiresi oluşturmuştur. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli olan tüm izinler, etik kurul onayı ve katılımcılardan sözlü onam alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından 15/03/2018-27/07/2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 23.0) paket programı kullanılmıştır. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sürekli ölçümlerse ortalama, standart sapma ve minimum -maksimum olarak özetlenmiştir. Gruplar arasında sürekli ölçümlerin karşılaştırılmasında dağılımlar kontrol edilerek, iki gruplu değişkenlerde bağımsız student t-test, ikiden fazla değişkenlerde ise ANOVA ve Tukey HSD testi uygulanmış, ölçek alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmada yer alan katılımcıların yaş ortalaması 39,99±5,95 olarak bulunmuştur. Katılımcıların %93,0'ı kadın, %75,0'ı evli, %65,8'i lisans mezunu olduğu saptanmıştır. Katılımcıların çalıştıkları hastane, yönetici olarak çalıştıkları süre ve astları tarafından kendilerine hitap edilme şekli ile ölçek alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada ölçeğin Cronbach alfası 0,973 olup yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. Sonuç olarak, katılımcıların yönetsel yeterlik düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Hastanelerin yönetici seçimine gidildiğinde, adayların yöneticilik deneyimi ve yönetim eğitimi alma durumlarını göz önünde bulundurmaları önerilebilir.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Osman Bilgin
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yönetici yetkinliklerinin geliştirilmesinde zorlu görevler ve erişimi ile öğrenme odaklılık ve geri bildirimin rolü

İşletmeler uluslararası alanda günümüzde ve gelecekte rekabet edebilmek için yönetici geliştirme programlarına yatırım yapmaktadırlar. Böylelikle işletmeler yöneticilerini geliştirmek ve firma kârını arttırma anlamında diğer firmalar ile farklılık yaratacaklarını düşünmektedirler. Yöneticileri geliştirmek için kullanılan en önemli yöntem yönetici geliştirme programları olduğunu söylemek mümkündür. Yönetici geliştirme programlarının en önemli parçası yönetici yetkinliklerini geliştirmektir. Yönetici geliştirmenin özünde yönetici yetkinliği esas rol oynamaktadır. Yöneticinin yetkinliklerinin geliştirilmesi için gerekli olan çalışmalar; yöneticileri geliştirmeye yönelik verilen zorlayıcı yönetsel görevlerdir. Bunun yanı sıra yöneticilere verilecek olan görevler, gelişimsel özelliğe sahip yönetsel görevlere erişim, geri bildirim ve öğrenme odaklılıktır. Yapılan çalışmalarda yöneticilerin gelişmelerine yönelik verilen zorlayıcı görevlerin; öğrenme odaklılık, zorlu görevlere erişim, yönetici yetkinlikleri ve geri bildirim kavramları arasındaki ilişkilere bakıldığında yüksek düzeyde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıkan söz konusu değişkenlerin yönetici yetkinlikleri üzerindeki etkisi ve ilişki düzeylerini araştırmaktır. Bu çalışmanın amacı; yönetici yetkinlikleri üzerinde etkili olabilecek hususların araştırılması ve bunların ülkemiz iş hayatında uygulamaya geçirilmesine katkı sağlamasıdır. Araştırmanın bulgularını kısaca özetlersek; literatürde 10 faktör ile ölçülebilen yöneticilere verilen zorlayıcı görevler kavramı bu çalışma ve diğer çalışmaların da desteği ile 5 faktör olarak ölçülebilir hale gelmiştir. Modelde yönetici yetkinliklerinin 3 faktör ile analiz edilebileceği sonucuna varılmıştır. Bunların yanı sıra kavramsal model test edildiğinde yöneticilere verilen zorlayıcı görevlerin yönetici yetkinliklerini geliştiren güçlü pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Geri bildirim almanın ve gelişimsel özelliğe sahip yönetsel görevlere erişimin yönetici yetkinliklerini geliştirdiği bulgusuna rastlanmıştır. Öğrenme odaklılığı güçlü yöneticilerin yönetici yetkinliklerini geliştirmede diğer yöneticilere göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir.

Görev temelli öğretimGörevlerKendini geliştirme+6
Afet Ayçe Başalp
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Perceptions of pre-service teachers and teacher educators about global competence and their global competence awareness in EFL context

We live in an ever-changing world, the world of globalization, in which every aspect of human life has been affected. Today, English as a lingua franca is used as a means of global communication to understand the dynamic structure of this globalized world. However, knowing English alone is not enough to deal with the new conditions of globalization. Therefore, English as a Foreign Language (EFL) teachers have a global responsibility to ensure that global communication is conducted effectively by globally competent individuals. To fulfill this responsibility, the concept of global competence can guide EFL teachers by providing the characteristics that students and teachers are expected to have in a globalized world. Since EFL teachers play a crucial role in developing global competency in students, first and foremost, they should possess global competence and then deliver globally competent teaching to EFL students. Yet no single study exists, to the best of our knowledge, which specifically focuses on the global competence phenomenon in EFL teacher education context. Therefore, this study aimed to find out the perceptions of pre-service EFL teachers and EFL teacher educators towards global competence. Additionally, the study sought to understand how pre-service EFL teachers and EFL teacher educators perceive the inclusion of global competence related issues into EFL teacher education. For this purpose, a mixed-methods study was implemented in two phases. The quantitative phase of the study was conducted with 80 4th-year pre-service EFL teachers and 13 EFL teacher educators in the English Language Teaching Department at a Turkish state university. Global Competence (GC) Questionnaires which were adapted from global competence related questions in the Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD)'s Programme for International Student Assessment (PISA) 2018 Teacher Questionnaire, were administered separately to two groups of participants. Later on, in the qualitative phase of the study, online forms consisting of 10 open-ended questions were applied to 46 pre-service EFL teachers and seven EFL teacher educators of the former phase. The quantitative data were analyzed with descriptive statistical techniques, including frequency (f), and percentage (%). The qualitative data were analyzed with content analysis. Based on the findings, it was concluded that the perceptions of the participants towards global competence were mostly limited to intercultural communicative competence and knowledge of global issues. Therefore, in the light of the findings, it was concluded that participants' awareness of global competence was to a limited extent. Regarding globally competent teaching, it was found out that while pre-service ELT teachers' perceptions towards the inclusion of intercultural competence into lessons were in line with the perceptions of teacher educators, the perceptions of the participants of two groups towards the incorporation of other global competence related issues were in line to some extent. In the light of these conclusions, this study is expected to contribute to the literature on global competence in the context of EFL teacher education.

Candidate teachersGlobal competenceForeign language education+3
Elif Özgüzel
Çukurova University
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

A study of EFL instructors' multicultural teaching competence at tertiary level in Turkey

Recently, due to due to the conflicts that have occurred beyond the borders, there have occurred large-scale immigration movements around the world. Compared to many countries in the world, our country is one of the countries that have been most affected by this migration wave. As a result of this mobility, social, cultural, linguistic, political interactions have been seen in many areas and some difficulties that were not felt before in formal education institutions have come to light. Teachers who strive to maintain a student-centered teaching approach face various difficulties owing to linguistic and cultural diversity in student population; nevertheless, the studies in the Turkish context indicate that there is a need to include multicultural education in pre-service teacher education programs and teachers should be encouraged to adopt its principles (Aydın & Acar-Çiftçi, 2014; Erbaş, 2019; Unlu & Orten, 2013; Aydın & Tonbuloğlu, 2014). The main purpose of multicultural education is to approach all individuals at an equal distance in educational environments, provide a sense of belonging by ensuring unity and integrity, and eliminate the gap in academic achievement among diverse groups from various linguistic and cultural backgrounds by ensuring equal opportunities for all (Banks, 1995a; Bennet, 1995; Gay, 2001; Gorski, 2010; Talbot, 2003). In this regard, the present study intends to (1) explore the multicultural teaching competences (namely awareness, knowledge, attitude and skill) of the EFL instructors at tertiary level; (2) identify the challenges they experince due to linguistic and cultural diversity, and the strategies they employ in order to cope with the challenges. A mixed method research design was utilized to conduct the study, and data were collected through Critiacal Multicultural Teaching Competency Scale (Acar-Çiftçi, 2016), video-stimulated interviews, and semi-structured interviews. A purposeful sampling method was pursued in the selection of participants and 114 EFL instructors working at the School of Foreign Languages in various universities in Gaziantep and surrounding provinces (Harran University in Şanlıurfa, Adıyaman University in Adıyaman, Sütçü İmam University in Kahramanmaraş, Çukurova University in Adana, and Kilis 7 Aralık University in Kilis) in order to collect quantitative data. The qualitative data of the study were collected through video-stimulated interviews with four instructors and semi-structured interviews with 20 lecturers at from Gaziantep University School of Foreign Languages. The triangulation of data collection and the mixed method of research design strengthened the validity of the results obtained in the study. The results obtained in the study revealed that the EFL instructors at tertiary education were sufficiently competent in terms of four dimensions of multicultural teaching competence. Although, in the quantitative data obtained through the scale, the participating instructors perceived themselves highly competent mereley in regards to multicultural attitude and moderately competent in regards to awareness, knowledge and skill dimensions, the diversity and richness of the data obtained by quantitative methods indicated that the participating instructors were amply competent in terms of multicultural teaching. The findings further revealed that the EFL instructors at tertiary level experience various challenges in their language classrooms and they manage to develop numerous strategies to overcome these challenges. In the interviews, the participating instructors particularly emphasized the cultural diversity of students and the significance of showing empathy and avoiding prejudices in regards to multicultural awareness; placed considerable emphasis on the essential role of experience for multicultural knowledge; valued diversity as richness, an opportunity for communication and learning about differences in regards to multicultural attitude; and emphasised the ability to bring students from diverse groups together for multicultural skills. On the other hand, the interviews further revealed that the participating instructors most frequently experienced challenges in regards to language and communicaiton, and they used linguistic strategies such as gestures, facial expressions, paraphrasing, body language, and translation to cope with communication breakdowns in their language classrooms. Considering the research process and its results, the current research study provided various pedagogical implications and suggestions for the main stakeholders of education.

Cultural competenceForeign language educationForeign language teaching+5
Akın Gürbüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bilirkişilerde yetkinlik ve yeterliliklerin değerlendirilmesi

Bilirkişilerde Yetkinlik Ve Yeterliliklerin Değerlendirilmesi Bilirkişiler, hukukun uygulanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında yargılamada etkin rol oynayan, kendi uzmanlık alanlarında yetkin ve yeterli olarak adalet sistemine yardımcı olan uzman kişilerdir. Bilirkişilerin alanında uzman olmaları ve bu uzmanlığa hakim olabilme becerisi hukukun uygulanmasında büyük öneme sahiptir. Bilirkişilik sisteminin genel tanımı ile birlikte, bilirkişilerin hukuk sistemimizde ve diğer hukuk sistemlerinde yetkin ve yeterli olma şekil ve esasları çalışmamızda incelenmektedir. Adli bilimler ve bilirkişilik sisteminin birbirleriyle ilişkisi, bu ilişkinin önemi ve yargılamaya etkilerinin ortaya konması hedeflenmektedir. Çalışmamızda, bilirkişilik ve bilirkişi kavramlarını genel hatlarıyla incelenmiştir. Yetkinlik ve yeterlilik kavramlarının hukuk sistemimizdeki karşılığı ortaya konmuş, ve karşılaştırmalı hukukta ele aldığımız diğer ülke modelleri ile karşılaştırılmıştır. Ulusal ve uluslararası yetkili kurum ve kuruluş raporları, kanunlar, bilimsel araştırmalar ile birlikte güncel yüksek yargı kararları ele alınarak ülkemiz hukuk sistemi içerisinde bilirkişilerin yetkinlik ve yeterlilikleri değerlendirilmiştir. Uygulamada aynı uzmanlık ve özel bilgi konusunda alınan farklı bilirkişi raporlarının farklı sonuçlar verdiği, inceleme yapan bilirkişinin uzmanlığının yeterli olup olmadığının belirli bir standarta bağlanamadığı, bilirkişilik kurumlarının her birinin kendine has ve birbirlerinden farklı kurallarla çalıştığı, bilirkişiliğe kabul, atama ve değerlendirilme esaslarının yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu eksikliklerin yargılama sürelerini uzattığı ve beklenen yararın sağlanamdığı görülmüştür. Tüm bu incelmeler sonucu ulaşılan bilgiler ışığında bilirkişilerin yetkin ve yeterli olmaları konusunda belirli bir bilimsel standart ölçünün oluşturulmasının, bu standartın tek bir elden yürütülerek ülke geneline yayılmasının önemi ve gerekliliği ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Bilirkişi, Adli Bilimler, Yetkinlik, Yeterlilik, Karşılaştırmalı Hukuk

Adli bilimlerBilirkişiKarşılaştırmalı hukuk+2
Murat Kayahan Aksungur
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Performans değerlendirmesinde çok kriterli karar verme yöntemleri ile sentez elektronik model

Personel Değerlendirme Sistemleri, en basit haliyle çalışanların önceden belirlenmiş standartlar çerçevesinde amirleri tarafından doğru ve ilkeli bir şekilde sonuçlarının kayıt altına alındığı bir değerlendirme süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri ise bir problemin çözümünde en iyi alternatifin seçilmesinde birçok faktörün değerlendirmeye alınması sayesinde kararın doğru bir şekilde alınmasına destek sağlayan yöntemler bütünüdür. Literatürde ÇKKV ve ÇKKV süreçlerini inceleyen ve bu yöntemlerle aynı problemlere farklı çözüm önerileri getiren birçok çalışma yapılmıştır. Çalışmaların bir bölümü söz konusu yöntemlerin tek olarak kullanılması ile ilgiliyken; bir bölümünde ise birden fazla ÇKKV yöntemi ortak olarak kullanılmış ve farklı çözüm alternatifleri üretilmiştir. ÇKKV yöntemleri problemin türü ve elde mevcut verilerin özellikleri ile birlikte karar vericiye destek sağlamakla birlikte çözüm alternatiflerini ortaya koyması açısından gelişen teknolojik ortamda artan bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu tez çalışmasında yapılacak değerlendirme sürecinin sentez bir hale getirilmesi ve değerlendirmede büyük bir sorunsal olan objektiflik ve subjektiflik arasındaki geçişin sağlanmasına yönelik yeni bir bakış açısı elde edilmesi amaçlanmış, değerlendirme sürecinde ÇKKV yöntemleri ile birlikte elde mevcut gerçek verilerin de kullanılması ile yeni bir çözüm geliştirilmiştir. Yapılan çalışmada ÇKKV yöntemlerinden; TOPSIS, Swara, Entropi ve Analitik Hiyerarşik Proses kullanılmış, yetkinlik değerlendirmesi ile entegre hale getirilerek personel değerlendirmesinde yeni bir yöntem geliştirilmiş, bu yöntem kullanım kolaylığı açısından elektronik hale getirilmiştir.

Karar vermeKarar verme yöntemleriPerformans değerlendirme+4
Gökhan Mirza
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn stresinin ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişimi açısından incelenmesi

Ebeveyn stresinin, ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişimi ve bazı demografik değişkenler açısından ilişkisinin incelendiği bu araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır.Araştırma kapsamında ergenlik döneminde çocuğu olan anne babaların ebeveynlik stresini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracını literatüre kazandırmak amaçlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda çalışmada öncelikle Abidin (2012) tarafından geliştirilen; Çekiç, Akbaş ve Hamamcı (2015) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçeye kazandırılan Anne-Baba Stres Ölçeği-Kısa Formu (ABSÖ-KF)ergen anne babalarına uygulanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır.Çalışma sonucunda ergen anne babaları için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı literatüre kazandırılmıştır.Bu araştırmanın evrenini Gaziantep ili merkez ilçelerinde bulunan çocuğu ergenlik döneminde olan anne ve babalar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 292 anne ve 200 baba olmak üzere toplam 492 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplamak amacıyla Anne-Baba Stres Ölçeği -Kısa Formu (ABSÖ-KF), Demir ve Gündüz tarafından uyarlanan Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği ve Kahraman (2016) tarafından geliştirilen Ebeveynin Çocuğuyla İletişimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır.Ebeveyn stresi, ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişiminin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı SPSS 17.0 programı ile ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ise Lisrel 8.51 istatistik paket program ile gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda demografik değişkelerin ebeveyn stresi ve ebeveyn ergen iletişimini nasıl etkilediği incelenmiş ve ebeveyn yetkinliği ile ebeveyn ergen iletişiminin, ebeveyn stresinin %15,5 ini yordadığı bulunmuştur.

Aile içi iletişimAna-çocuk iletişimiBaba-çocuk iletişimi+5
Kader Karageyik
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kalpte yanan ateş: Aristoteles'in ruh anlayışı

İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren ruhu anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan pek çok düşünür olmuştur. Ruh konusu, önemini felsefe literatüründe geçmişten bugüne korumuş ve her devirde bakış açıları ve yeni anlamlar kazanmıştır. Hemen herkesin önem verdiği bu konu hakkında neredeyse tüm düşünürler bir şeyler söylemiştir. Ruhu bendenden ayrı bir yere koyanlara, ruhu bedenle bir tutanlara, ruhu bir ya da birçok şeye indirgeyenlere bakıldığında konunun epey karmaşık ve karışık olduğu, ruhun ne olduğu ve onun bedenle ilişkisi konusunda bir fikir birliğinin olmadığı görülür. Öte yandan, Batı felsefesi tarihinin en önemli düşünürlerinden olan Aristoteles'in akıl yürütme ve çözümlemelerine dikkatlice bakıldığında, konunun belki de aslında sanıldığı kadar karmaşık olmadığı görülebilir. Ne ki, her ne kadar Aristotelesçi gelenek veya literatürde Aristoteles için ruhun tanımının ne olduğuna ve bu tanımın ne demeye geldiğine ilişkin incelemeler yapılmış olsa da, Aristoteles'in metafiziğine ait terimlerle bezeli bu tanımın Aristoteles külliyatı ve düşüncesindeki biyolojik anlamı veya karşılığının ne olduğu göz ardı edilmiştir. Bu mütevazı çalışma da işte bu eksikliğe işaret etmeye ve onu doldurmaya çalışmaktadır.

BedenHayvanlarKalp+3
Merve Fırat
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim yetkinliklerini karşılama düzeyi açısından sosyoloji ders programının değerlendirilmesi

Yetkinlikler kişilerin bireysel gelişimini, topluma etkin ve sorumlu olarak katılımlarını, istihdam edilebilmelerini destekleyen temel becerilerdir. Sosyoloji eğitimi içinde yaşanılan toplumu analiz ederek bireylerin günlük hayata aktif katılımını sağlamayı hedeflemektedir. Bu araştırma ile sosyoloji ders programının ortaöğretim yetkinliklerini karşılama düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Düzce ilinde bulunan 91 felsefe grubu öğretmeni- öğretmen adayı ve sosyoloji dersi seçen 330 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmadaki nicel veriler "Sosyoloji Ders Programının Ortaöğretim Yetkinliklerini Karşılama Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır ve verilerin analizinde betimsel istatistikler, parametrik testler (t-Testi, ANOVA), parametrik olmayan testler (Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H) ve Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenerek yorumlanmıştır. Öğretmenlere göre sosyoloji ders programı ortaöğretim yetkinliklerini doğrudan veya dolaylı olarak yeterli düzeyde karşılamaktadır. Buna göre, sosyoloji ders programının doğrudan karşıladığı "anadilde iletişim" yetkinliğinin oldukça ve "sosyal ve vatandaşlık" yetkinliğinin ise kısmen karşılandığı ifade edilmiştir. Dolaylı olarak karşılandığı ifade edilen yabancı dillerde iletişim, matematik ve bilim/teknolojide yetkinlik, dijital kullanım, öğrenmeyi öğrenme, inisiyatif alma ve girişimcilik, kültürel farkındalık ve ifade yetkinliklerinin ise yeterli düzeyde karşılanmadığı belirtilmiştir. Ayrıca öğretmen görüşleri kişisel özelliklere göre anlamlı farklılık sergilememektedir. Öğrencilere göre sosyoloji ders programı ortaöğretim yetkinliklerini doğrudan ve dolaylı olarak yeterli düzeyde karşılamamaktadır. Kitap okuma sıklığı değişkeni dışında kişisel özellikler anlamlı farklılık oluşturmamaktadır. Öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında ise ilişki bulunamamıştır. Bu çalışmada yetkinliklerin karşılanabilmesi için sosyal sorumluluk projelerine ve okul içi kulüp çalışmalarına katılımın sosyoloji dersi kapsamında ele alınması önerilmektedir. Böylece bu dersin hayatla okul arasında köprü işlevi görmesi sağlanabilir.

Ders programlarıOrtaöğretim okullarıProgram değerlendirme+6
Ümmühan Güliz Orhan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Tufeyl'de aklın yetkinleşmesi

İnsana bilgiyi sağlayan ve onda bu ilgiyi uyandıran şey sahip olduğu akıldır. İbn Tufeyl de felsefi sistemini oluştururken bu temel üzerine oturtmuştur. İbn Tufeyl'e göre insan hiçbir öğreticiye ihtiyaç duymadan fizik ve metafizik arasında ilişki kurabilir ve bilgiyi elde edebilir herkesten uzakta doğayı takip ederek, var oluştan yok oluşa kadar her şeyin nedenini kendi deneyimleriyle öğrenebilir. Bu yolla ilerleyen insan aklı en yetkin seviyeye gelerek, insan-ı kamil mertebesine yükselerek yakıni bilgiye ulaşabilir. Bu bilgiye vakıf olan insan için gerçek bir özgürlük ve sonsuz mutluluk söz konusudur. Onun yaptığı felsefi soruşturma ve ruhsal arınmanın götürdüğü nihai sonuç ise akıl ile vahyin çatışmadığı, aksine birbirini gerektirdiğidir. İnsanın felsefi bir çabayla öğrenmiş olduğu bilgi ile Allah'ın vahyettiği bilgi aynıdır. Bu iki bilgi arasındaki çelişki ise sadece görünürde bir çelişkidir ve dinin derinine inen insanlar felsefe ve dine aynı ölçüde kıymet verirler. Anahtar Kelimeler: İbn Tufeyl, Akıl, Fizik, Metafizik, Din

AkılDinMetafizik+3
Fatma Arslaner
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen yetiştirme programlarının yaşam boyu öğrenme yetkinliğini kazandırmadaki etkililiğinin değerlendirilmesi

Araştırmanın amacı, öğretmen yetiştirme programlarının yaşam boyu öğrenme yetkinliğini kazandırmadaki etkililiğini öğretmen adayı ve öğretim elemanı görüşlerine göre değerlendirmektir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemi benimsenerek tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma evreni, Türkiye'nin her coğrafi bölgesinden bir devlet üniversitesinin eğitim fakültelerinin birinci ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören öğretmen adayları ve bu fakültelerde görev yapan öğretim elemanlarıdır. Çok aşamalı örnekleme yöntemine göre belirlenen araştırmanın örneklemi, 2013-2014 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Afyon Kocatepe, Yıldız Teknik, Kastamonu, Fırat, Ankara, Dicle ve Çukurova Üniversitelerinin eğitim fakültelerinde öğrenim gören 2159 öğretmen adayı ve bu fakültelerde görev yapan 371 öğretim elemanından oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak üzere; geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış Kişisel-Mesleki Yetkinlikler Algı Ölçeği (KMYAÖ) ve Etkili Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği (EYBÖÖ) öğretmen adayları için, Öğretmen Yetiştirme Programlarının Kişisel-Mesleki Yetkinlikleri Kazandırmadaki Etkililiğine İlişkin Görüşler Ölçeği ise öğretim elemanları için kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, MWU, KWH testleri ve Path analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları, öğretmen adaylarının etkili yaşam boyu öğrenme düzeylerinde etkili olan yetkinlik algılarına ilişkin oluştu¬rulan modelin doğrulandığını göstermiştir. Buna göre; bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme yetkinlik algısının, alana özgü yetkinlik algısının, öğrenme yetkinlik algısının, iletişim-sosyal yetkinlik algısının yaşam boyu öğrenmeyi etkileyen yetkinlik algıları olduğu belirlenmiştir. Araştırmada yaşam boyu öğrenmeyi en belirgin "öğrenme" yetkinlik algısının açıkladığı ve bunu sırasıyla "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme", "iletişim-sosyal" ve "alana özgü" yetkinlik algılarının izlediği ortaya çıkmıştır. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen yetkinlik algılarına yönelik oluşturulan model, birinci ve dördüncü sınıftakilere göre karşılaştırıldığında, birinci sınıftaki öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenmelerini "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme", "öğrenme" ve "iletişim-sosyal" yetkinlik algılarının etkilediği belirlenmiştir. Birinci sınıftaki öğretmen adaylarının "alana özgü" yetkinlik algılarının ise, yaşam boyu öğrenmeleri üzerinde etkili olmadığı ortaya çıkmıştır. Dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının ise bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme, alana özgü, öğrenme ve iletişim-sosyal yetkinlik algıları olmak üzere modeldeki tüm yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenmeleri üzerinde etkili oldukları saptanmıştır. Bununla birlikte araştırma sonuçları, birinci ve dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının kişisel-mesleki yetkinlik algılarının (bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme, alana özgü, öğrenme, iletişim-sosyal) yaşam boyu öğrenmeleri üzerine etkisinin farklı olduğunu göstermektedir. Dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme" ve "iletişim-sosyal" yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenme düzeyleri üzerindeki etkisi küçük ama, birinci sınıftakilerden daha yüksektir. Bir diğer sonuç ise, birinci sınıftaki öğretmen adaylarının "alana özgü" yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenme düzeyleri üzerindeki etkisinin anlamsız iken dördüncü sınıf örneklemi için bu etkinin daha yüksek ve anlamlı oluşudur. Dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının "öğrenme" yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenme düzeyleri üzerindeki etkisinin birinci sınıftaki öğretmen adaylarınkinden düşük oluşu ise dikkat çekici bir sonuçtur. Bununla birlikte birinci ve dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme, alana özgü, öğrenme ve iletişim-sosyal yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenmelerini açıklama düzeylerinin birbirine çok yakın olması, öğretmen yetiştirme programlarının, yaşam boyu öğrenmeye etki eden kişisel-mesleki yetkinlik algılarının etkisini artırmada, dolayısıyla yaşam boyu öğrenme yetkinliği kazandırmada sadece küçük bir rolünün olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları, öğretim elemanlarının görüşlerinin, öğretmen yetiştirme programlarının öğretmen adaylarına "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme yetkinliği" ve "öğrenme yetkinliği" kazandırmada orta derecede etkili; "alana özgü" ve "iletişim-sosyal" yetkinlikleri kazandırmada ise az etkili olduğu yönünde olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte öğretim elemanlarının görüşlerine göre öğretmen yetiştirme programlarının öğretmen adaylarına genel olarak yaşam boyu öğrenmeye etki eden kişisel-mesleki yetkinlikleri kazandırmada az etkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırma, öğretmen yetiştirme programlarının öğretmen adaylarına yaşam boyu öğrenmeye yönelik yetkinlikleri kazandırmada yetersiz kaldığını ortaya çıkarmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda; Eğitim Fakülteleri'ndeki Bologna Süreci'ne yönelik düzenlemelerin, uygulamaya dönük etkinliklere ağırlık verilerek gerçekleştirilmeye çalışılması, öğretmen yetiştirme programlarının tüm öğelerinin kalite standartlarının sürekli kontrol edilmesi ve geliştirilmesi, öğrenme-öğretme sürecinin yetkinlik temelli öğrenmeyi sağlayıcı etkinliklerle daha donanık hale getirilmesi gerektiği gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öğretmen yetiştirme programları, Yaşam boyu öğrenme, Yükseköğretim yeterlilikler çerçevesi, Kişisel-mesleki yetkinlikler.

Eğitim programlarıProgram değerlendirmeYaşam boyu öğrenme+3
Demet Demiralp
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ile yetkinlik bazlı insan kaynakları yöneticisi seçimi üzerine bir araştırma: Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi örneği

Günümüzde işletmeler varlıklarını devam ettirebilmek için aynı zamanda sürdürülebilir ve taklit edilemez rekabet üstünlüğü sağlamak adına doğru işe doğru kişiyi yerleştirme çabasıyla iyi yönetilen insan kaynakları bölümü oluşturmanın işletme başarısındaki en önemli başlangıç noktası olduğunu kabullenmiş bulunmaktadır. Doğru işe doğru adayın seçilmesi, genelde işletmenin, özelde ise görevin ihtiyaçlarının doğru bir biçimde belirlenmesine ve alternatifler arasından en uygun adayın seçilmesine yardımcı olacak bir modelin kurulmasına bağlıdır. Bu çalışmada öncelikle insan kaynakları yöneticisinin seçimine etki eden faktörler belirlenmiş ve karar hiyerarşisi oluşturulmuştur. Bu çalışmanın esas amacı analitik hiyerarşi prosesi ile insan kaynakları yöneticisi seçiminde kullanılan kriterlerin önem derecelerinin belirlenmesidir. Alternatifler değerlendirilirken geliştirilen model ile en uygun insan kaynakları yöneticisinin seçiminin yapılması ayrıca çalışmada kullanılan modelin örgüt içerisinde kullanımını sağlamak çalışmanın diğer amaçlarıdır. Bu çalıma Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi (MTOSB)'nde insan kaynakları bölümü bulunan 15 firma ile anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan hiyerarşik model içerisindeki kriterler zaman içerisinde değişime ve gelişime uğradığından farklı yetkinlikler ön plana çıkabilir. Belirlenen kriterlerin güncellenerek farklı pozisyonlar içinde uygulanması mümkün olacaktır. Sonuç olarak Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi örnekleminde, işletmelerin insan kaynakları yöneticisi alırken en çok önem verdiği iki hususun mesleki bilgi ve kişilik özelliği olduğu görülmektedir. Mesleki Bilgi içerisinde insan kaynakları (İK) bilgisinin, kişilik özellikleri içerisinde ise liderlik özelliğinin ön plana çıktığı yapılan AHP analizi ile saptanmıştır. Dolayısı ile insan kaynakları bilgisi ve liderlik özelliği yüksek olan insan kaynakları yönetici adaylarının, işe alımlarda diğer adaylara kıyasla çok daha avantajlı olacakları söylenebilir.

Analitik hiyerarşi süreciYetkinlikYöneticiler+3
Gül Büyükkök
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Öz-yetkinlik ve mesleki doyum arasında çocukluk çağı travmalarının aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırma ile Adana'nın dört merkez ilçesi olan Seyhan, Çukurova, Yüreğir ve Sarıçam'da, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı kurumlarda görev yapan psikolojik danışmanların öz-yetkinlik ve mesleki doyum düzeyi arasındaki ilişkide çocukluk çağı travmalarının aracı rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunda, Adana'nın Seyhan ilçesinden 173; Çukurova ilçesinden 92; Yüreğir ilçesinden 103; Sarıçam ilçesinden 26 olmak üzere toplam 394 psikolojik danışman bulunmaktadır. Araştırmaya katılan psikolojik danışmanlara, araştırma için gerekli olan bireysel verileri elde etmek amacıyla"Kişisel Bilgi Formu'', mesleki doyum düzeyini ölçmek amacıyla"Mesleki Doyum Ölçeği'', çocukluk çağı travmaları ile ilgili verileri toplamak amacıyla"Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği'' ve öz yetkinlik düzeyi ile ilgili verileri elde etmek amacıyla"Okul Psikolojik Danışman Öz Yetkinlik Ölçeği'' uygulanmıştır. Elde edilen veriler R programlama dilinde lavaan paketi kullanılarak yapısal regresyonlar ve aracılık analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre; okul psikolojik danışmanların öz-yetkinlik düzeyi ile mesleki doyum düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak; okul psikolojik danışmanlarında öz-yetkinliğin kişisel-sosyal gelişim, liderlik-değerlendirme, mesleki-akademik gelişim, işbirliği, kültürel kabul alt boyutları ile mesleki doyumun niteliğe uygunluk ve gelişme fırsatı alt boyutları arasında çocukluk çağı travmaları alt boyutlarının aracı rolünün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yani okul psikolojik danışmanlarının öz-yetkinlik ve mesleki doyum düzeyi arasındaki anlamlı ilişkide çocukluk çağı travmalarının aracılık rolü bulunmamaktadır. Ülkemizde psikolojik yardım hizmeti veren kişilere yönelik çocukluk çağı travmaları ile ilgili çalışmaların yetersiz kaldığı, dolayısıyla bu tür çalışmaların arttırılmasının yardım hizmetinin kalitesini arttıracağı düşünülmektedir. Ayrıca okul psikolojik danışmanları ile yaptığımız bu çalışmanın farklı meslek mensuplarıyla karşılaştırmalı olarak çalışılmasının alan-yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Psikolojik danışmanlıkSosyal yetkinlikYetkinlik+5
Ece Cömertpay
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul psikolojik danışmanlarının otomatik düşünceleri ile öz yetkinlik algıları arasındaki ilişki

Bu araştırmada okul psikolojik danışmanlarının otomatik düşünceleri ile öz yetkinlik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca çalışmada okul psikolojik danışmanlarının otomatik düşünceleri ve öz yetkinlik algıları cinsiyet, yaş, çalışılan okul kademesi, mesleki çalışma süresi ve mesleki ünvan algısı değişkenleri kapsamında ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemi Adana ili merkez ilçelerinde (Seyhan, Çukurova, Yüreğir) çalışan 2017- 2018 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ve Rehberlik Araştırma Merkezleri'nin düzenlediği toplantılara katılan gönüllü okul psikolojik danışmanlarından oluşmaktadır. Araştırmanın verileri "Otomatik Düşünceler Ölçeği", "Okul Psikolojik Danışmanı Öz Yetkinlik Ölçeği " ve "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Veriler çözümlenirken frekans, yüzde, Shapiro Wilk, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis- H testi ve hipotezlerin test edilmesi için Spearman Brown sıra farkları korelasyon katsayısı teknikleri kullanılmıştır. Okul psikolojik danışmanlarının otomatik düşünce düzeyleri ile okul psikolojik danışmanı öz yetkinlik ölçeğinin alt ölçek puanları ve toplam puanı arasında negatif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bulgular psikolojik danışmanların mesleklerinde kendilerini yeterli bulmalarının daha az otomatik düşüncelere sahip olmaları ile ilişkili olduğunu düşündürmüştür.

AdanaDanışmanlarEğitim kurumları+7
Esra İncesoy
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık ile duygusal emek, tükenmişlik ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın ana amacı engelli bakım merkezinde görev yapmakta olan çalışanların örgütsel bağlılıkları ile duygusal emek, tükenmişlik ve genel yetkinlik inançları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma grubunu 19-65 yaş aralığında bulunan 298 personel oluşturmaktadır. Katılımcıların 193'ü (%64.8) kadın, 105'i (%35.2) ise erkeklerden oluşmaktadır. Çalışmaya yalnızca şuan bir engelli bakım merkezinde görev yapmakta olan personeller dahil edilmiştir. Örgütsel bağlılığa ilişkin verileri elde etmek için Meyer, Allen ve Smith (1993) tarafından geliştirilmiş olup Dağlı, Elçiçek ve Han (2018) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Diefendorff ve arkadaşları (2005) tarafından iş yaşamında duygusal emek eğiliminin ölçülmesi amacıyla geliştirilen duygusal emek ölçeği, Basım ve Beğenirbaş (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Tükenmişlik puanlarına ilişkin verileri elde etmek için Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Çapri (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. Jerusalem ve Schwarzer (1992) tarafından geliştirilen Genel Yetkinlik İnancı Ölçeği, Çelikkaleli ve Çapri (2008) tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre örgütsel bağlılık ile bağımsız değişkenlerin ilişkisi incelendiğinde duygusal emek ile pozitif yönde ve anlamlı olmayan, tükenmişlik ile negatif yönde ve anlamlı, genel yetkinlik inancıyla ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon analizine göre örgütsel bağlılığı tükenmişlik ve genel yetkinlik inancının yordadığı bulunmuştur. Bunun yanı sıra örgütsel bağlılığın cinsiyet, yaş, en çok hizmet verilen engel grubu ve algılanan yönetim tarzı değişkenlerine göre farklılaşması yönünde anlamlı farklar bulunmuştur.

Bakım hizmetleriDuygusal emekEngelli kişiler+4
Cansın İkiz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects