Control systems
81 theses under this subject heading
Elektrik güç sistemlerinde güç bölgeleri arasındaki salınımların kontrolü
Bu tez çalışmasında güç sistemlerinde güç bölgeleri arasında yük dengesizlikleri, uzun iletim hatları ve yüksek değerde güç iletimi nedeniyle meydana gelen küçük genlikli ve düşük frekanslı elektro-mekaniksel salınımların sönümlenmesi için Katsayı Diyagram Metodu (KDM) olarak adlandırılan bir polinomsal yaklaşım kullanılarak kontrolör tasarlanmıştır.Literatürde, birbirine bağlı sistemlerde bu tür salınımların kontrolü için birçok kontrol yöntemi tasarlanıp uygulanmıştır. Bu kontrolörlerden pratikte en çok kullanılan PID ve kesirli dereceli PID kontrolörleri ile önerilen KDM kullanılarak tasarlanan kontrolörün MATLAB'da benzetimleri ile basamak cevapları elde edilmiş ve sonuçların karşılaştırılması yapılmıştır.Birbirine bağlı sistemler için KDM kullanılarak tasarlanan kontrolörün kısa yerleşme süresine ve kapalı çevrimli sistemin zaman cevabının PID ve kesirli dereceli PID kontrolörlere oranla aşımsız özelliğe sahip olduğu sonuçlardan görülmüştür. Bu sonuçlar gösteriyor ki, güç sistemlerinde meydana gelen alanlar arası salınımların kontrol edilmesinde KDM uygundur.
Çalışma hayatında denetimin etkinliği ve yeni denetim sistemi model önerisi
Çalışma hayatı, Türk idare sisteminde ve toplumunda her zaman önemli bir yer edinmiştir. Denetim konusu çalışma hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Çalışma hayatının denetiminin tam olarak sağlanamamasının bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek risklerin artacağından hareketle, denetim olgusu çalışma yaşamının önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Güncel durumda sosyal güvenlik denetmenliği, sosyal güvenlik müfettişliği ve bakanlık iş müfettişliği gibi üçlü parçalı bir yapıda denetim organizasyonu yürürlüktedir. Bu anlayışın yerine kamu yararını da düşünerek çalışma hayatının denetiminde tekliğin sağlanması, çalışanların ve sigortalıların çalışma yaşamı içerisinde karşılaştıkları problemlerin çözüme kavuşturulması noktasında başvurulacak mercii belirsizliğinin ortadan kaldırılması, çalışma yaşamında birbirleri ile benzer yada bağlantılı olan başta sigortalılık, ölümlü ve yaralanmalı iş kazaları, ücret, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin ve kayıt dışı istihdam gibi birçok konuda tek denetim elemanı ile muhatap olunması, çalışma yaşamında yer alan işverenlerin üç farklı denetim elemanın incelemesine maruz kalması nedeniyle ortaya çıkan denetim baskısının ortadan kaldırılması, sigortalılar bakımından bu sorunların devletin tek bir denetim birimi ile ve daha kısa zaman dilimi içerisinde çözülebilmesi gerektiği açıktır. Çalışmamız bağlamında; Bakanlık Teftiş Kurulunun yeniden kurulması, idari teftiş ile çalışma yaşamının denetiminin birbirinden ayrıştırılması önerilmektedir. SGK denetmenliği, SGK müfettişliği ve Bakanlık iş müfettişliğinin "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Rehberlik ve Denetim Başkanlığı" çatısı altında "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müfettişi" ünvanıyla birleştirilmesi ile denetim grup başkanlıklarının bir hizmet birimi olarak kurulması esas alınmalıdır.
Anonim şirketlerde özel denetim isteme hakkı
6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tek madde olarak düzenlenen özel denetim isteme hakkı, uygulamada yaşanılan aksaklıklar ve doktrindeki tartışmalar sonucu 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda kapsamlı bir şekilde düzenlenmiştir. Yürürlükten kaldırılan Kanun döneminde 348. Maddede düzenlenen özel denetim isteme hakkı, TTK'nın 438 ila 444. maddeler arasında düzenlenmiştir. Yeni Kanun ile bu hakkı kimlerin kullanabileceği, hakkın kullanımının sonuçları, özel denetçinin kimin tarafından seçileceği, özel denetim talebinin genel kurulda reddi halinde başvurulacak kanun yolları, özel denetim süreci, özel denetim raporu ve özel denetim masraflarının kim tarafından karşılanacağı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu tez çalışması ile özel denetim isteme hakkının amacı, bu hakkın pay sahipleri açısından önemi, özel denetimin işlevi, özel denetçinin hak ve yükümlülükleri açıklanacaktır. Anonim şirketlerde özel denetim isteme hakkı, genel kurulun bu istemi kabulü ve reddi halinde ayrı ayrı incelenmiştir. Bu açıklamalara ek olarak uygulamadaki aksaklıklar ve yeni Kanun ile bu aksaklıklara bulunan çözümlere değinilmiştir. Anonim Şirketler, Azınlık Hakları, Denetim, Denetçiler, Özel Denetçi
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin adli amaçlı olarak denetlenmesi
İletişim (haberleşme), kişilerin en temel ve en önemli hak ve özgürlüklerinden birisi ve aynı zamanda kişinin özel yaşam alanının bir parçasıdır. İletişimi sağlayan teknik cihaz ve sistemlerin teknoloji içerisinde yerini alması ve bu cihazların günlük hayatımıza yaygın bir şekilde girmesi ile birlikte bu iletişim vasıtaları kullanılmak suretiyle insan hak ve özgürlüklerine yönelik tecavüzlerde çok ciddi boyutlarda artışlar görülmüştür. Bu sebeple insan hak ve özgürlüklerinin korunması adına bu saldırılara karşı koyabilmek için yeni anlayış ve hukuki mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çerçevede evrensel hukuk ilkeleri ve AİHS'nin hükümleri ile AİHM'nin içtihatları doğrultusunda, demokratik hukuk devleti olmanın bir gereği olarak telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesinin koşullarının ve sınırlarının yasa ile düzenlenmesi gerekmiştir.Bu çalışmamızda birinci bölümde öncelikle telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesinin amacı ile özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğünün kapsam ve sınırları açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde tüm çerçevesi ile adli amaçlı olarak yapılan telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirinin koşulları ve uygulama biçimi ayrıntılı olarak anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde önleme amacıyla telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirinin koşulları açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise adli amaçlı denetim ile ilgili görülen eksiklik ve uygulamada karşılaşılan noksanlıklara değinildikten sonra bu eksik ve noksanlıkların ne şekilde giderilebileceği yönünde çözüm yolları ve adli amaçlı denetim ile önleme amaçlı denetimin birbirlerine etkileşimi anlatılmaya çalışılmıştır.
Ayrık sistemler için kontrol teori
AYRIK SİSTEMLER İÇİN KONTROL TEORİ Burcum ÖZDEMİR Matematik Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, 2002 Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ömer AKIN ÖZET Bu tezin amacı uygulamalı matematiğin ve mühendisliğin çeşitli dallarında kullanılan kontrol teoriyi özellikle matematikçilere tanıtmaktır. Bu nedenle kontol teori ile ilgili tüm temel bilgileri detaylı biçimde ortaya koymaktadır. Tezde Lineer cebir, sonlu fark denklem sistemleri ve diferensiyel denklem sistemleri ile ilgili bilgiler temel olarak kullanılmıştır. Kontrol teori ile ilgili araştırmaları takip edebilmek ve yeni araştırmalar yapabilmek için gerekli olan temel bilgileri vermek ve araştırmayı yönlendirmek tezin amaçları arasındadır. Yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda hazırlanan bu tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezde kullanılacak temel kavramlar ve özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde sürekli sistemler için kontroledilebilirlik, erişilebilirlik, dualite ve aralarındaki ilişkiler üzerinde durulmuştur. Tezin esas kısmı olan üçüncü bölümde ayrık sistemler için kontrol teori detaylı olarak incelenmiş, teoremler (ispatları ile birlikte) ve örnekler verilmiştir. Tezin dördüncü ve son bölümü kontrol teorinin MATLAB yazılımı yardımı ile bilgisayar uygulamalarına ayrılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayrık Sistemler, Kontrol, Kontroledilebilirlik, Kontrol Sistemler.
Exponential reaching law based adaptive sliding mode control of multivariable liquid level processes: An experiment study on quadruple tank process control
Industrial processes are complex and have uncertainties. The dynamic behaviour of these processes are needed in order to analyse and effectively control the process outputs of the system. An example of such a system is a Quadruple Tank Process (QTP) with multiple inputs and multiple outputs and nonlinearity due to coupling of the tanks. Therefore, Exponential Reaching Law Based Adaptive Sliding Mode Control (ERL-ASMC) has been proposed to solve the problem of nonlinearity, disturbances and parameter uncertainties. It is able to adjust to the control gain of the discontinous switching function so as to reduce the reaching time. It is very useful in minimizing chattering due to high frequency gain. It has also been compared with Adaptive Sliding Mode Control (ASMC) and Adaptive Pole Placement Control (APPC) which also use Parameter Estimation method like the ERL to determine the parameters of the QTP. These controllers are then finally compared with a Proportional-Integral-Derivative (PID) in order to better evaluate their performances. The evaluations are carried out based on the transient response specifications and the performances indices. The controllers are first simulated and then implemented on the real QTP in the laboratory. The proposed ERL-ASMC has the best performance in simulation and satisfactory results in the experiment. Key words: Quadruple Tank, Parameter Estimation, Adaptive Pole Placement control Sliding Mode Control, Exponential Reaching Law Based Adaptive Sliding Mode control
Low cost and flexible terminal node controller design
With the spread of chaos and instability in conflict areas, the need for a tracking system has increased. In this thesis, a design and implementation of a low-cost communication network is introduced. The designed system uses UHF/VHF for vehicle localization using custom APRS hardware built with off-the-shelf electronic components and registration of acquired location using local database service. The proposed system also takes into account the financial aspect and accessibility of equipment as a prerequisite for the success of the network.
Kontrol sistemlerinin kontrol edilebilirliği ve matematiksel modellenmesi
Kontrol teorideki bazı sistemler ve kontrol edilebilirlik karakterizasyonları incelenmis ve bazı mevcut matematik modelleri verilmistir. Bu çalısma üç bölümden olusmaktadır. Birinci bölümde, kontrol teorinin temel kavramları olan manifold, tanjant vektörü, tanjant uzayı ve vektör alanı tanımlarına yer verilmektedir. Ayrıca Lie grubu, Lie cebiri, onların üstel tasvir ve adjoint gösterilimi ile olan bagıntıları ve örnekler yer almaktadır. kinci bölümde, kontrol sistemlerinin bazı çesitlerinin tanımları ve mevcut kontrol edilebilirlik karakterizasyonları verilmektedir. Üçüncü bölümde ise, kontrol sistemlerinin kontrol edilebilirlikleri çesitli matematik modeller üzerinde incelenmektedir. Anahtar kelimeler: Kontrol sistemler, kontrol edilebilirlik, matematiksel modeller, Lie grup, Lie cebir
Çamaşır makinelerinde bulanık mantık kontrol sistemlerinin mems sensörleri ile benzetim uygulaması
Günümüzde çamasır makinelerinde, mühendisler tarafından önceden belirlenmis yıkama programları kullanılmaktadır. Kullanıcı bu programların içinden, çamasırın cinsine, miktarına ve kirlilik derecesine göre uygun olan programı seçer. Bu seçime baglı olarak, yıkama için gerekli olan parametrelerde otomatik olarak belirlenmis olur. Bunlar, alınacak su miktarı, su sıcaklıgı, tambur dönme hızı ve kullanılacak deterjan miktarı gibi parametrelerdir. Fakat bu seçim her zaman dogru olmayabilir. Bunun sonucunda, gereksiz su ve enerji tüketimi, çamasırın zarar görmesi ve çamasırın uygun temizlenmemesi gibi durumlarla karsılasılabilir. Kullanıcıyı program seçiminden bagımsız hale getirmek, problemin çözümünün temelidir. Bununla birlikte, çamasırın farklı parametrelerini algılamak için çesitli sensörler kullanılır. Bu sensörlerin çıkıs degerlerine baglı olarak makine kontrol edilir. Bu çalısmada, çamasır makinesinde kullanılabilecek sensörler ve bunların ölçüm yöntemleri arastırılmıstır. Sensör çıkıslarının kontrol edilebilecegi en uygun yöntem olarak bulanık mantık kontrolü seçilmistir. Bulanık mantık temel alınarak bir algoritma modeli çıkarılmıstır. Algoritma içinde çamasır makinesi kontrolü için bes ayrı sensör kullanılmıstır. Bunlar sıcaklık, basınç, bulanıklık, iletkenlik ve yük sensörleridir. Bu sensör degerlerine baglı olarak makinenin yıkama suyu sıcaklıgı, yıkama devri, su miktarı, çamasırın cinsi, deterjan miktarı ve durulama tekrarı gibi kararlar verilir. Gerçeklestirilen bu kontrol aynı zamanda, bilgisayar ortamında gerçek zamana uygun olarak benzetim uygulaması gerçeklestirilmistir. Benzetim için bilgisayar ortamında nesne yönelimli bir program dili kullanılarak bir benzetim programı yazılmıstır. Program iki bölümden olusmaktadır. lki, çamasır makinesinin ön yüzünde kullanıcının görebilecegi parametre degisimlerinin gösterildigi ara yüzdür. Digeri ise bulanık mantık algoritmasının çalıstıgı, programın ilerleyisi hakkında bilgi veren programdır. Böylelikle farklı giris yıkama parametreleri ile yıkamanın nasıl gerçeklesecegi gösterilmis olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çamasır makinesi kontrolü, sensör, basınç sensörü, bulanıklık sensörü, iletkenlik sensörü, yük sensörü, sıcaklık sensörü, bulanık mantık kontrol.
Improving maximum power point tracking MPPT using different controller techniques
As it is known that, one of the obvious disadvantages of a photovoltaic system is the low power output of solar radiation because of the changes in the environmental conditions. An inexpensive and practical solution related to convert a solar energy is tracking the maximum power point of the solar panel. The project reviews the methods for finding the maximum power point based on the perturbation of the photovoltaic system. A comparative analysis of the methods is carried out, their advantages and disadvantages are revealed. The mathematical model of the system and the algorithms were reviewed and a complete model was built in the Matlab environment and the results were presented. An example of the construction of an analog control system for a DC voltage converter of a hysteresis type is shown. The work of a solar battery in conditions of partial shading, which leads to difficulties in tracking the global maximum power point, and ways of solving this problem are considered. The study focused on three common techniques in tracking MPPT, Perturb and Observe P&O, Incremental Conductance IC and Fuzzy Logic Control FLC. For fast charging and increasing the battery life cycle, PI controller was added and connected with the DC-DC converter.
Seçilmiş ülke uygulamaları bağlamında idarenin denetlenmesinde ombudsman uygulaması ve Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu
20. Yüzyılda sosyal devlet anlayışının hâkim olması ve idare eliyle yürütülen kamu hizmetlerinin artışı sonrası idare-birey etkileşimi artmıştır. Bu artış sonucu ortaya çıkan uyuşmazlık ve anlaşmazlıkların giderilmesine yönelik araçların yetersiz kaldığı görülmüştür. İdarenin birey karşısında müdahale alanının artmış olması, idarenin hukukla bağlı olması ve denetlenebilir olmasının önemini hak ve özgürlüklerin korunması açısından bir kat daha arttırmıştır. Bu çalışmada idarenin hukukla bağlı olmasını ve denetlenmesini sağlama amacıyla dünyada birçok ülkede uygulanan "ombudsman" sistemi incelenecektir. Bu amaçla öncelikli olarak Türkiye'de mevcut idari denetim mekanizmalarının açıklanması tercih edilmiştir. Mevcut idari denetim mekanizmalarına ilişkin bilgiler verilerek sahip oldukları aksaklıklara atıfta bulunularak Türkiye'de idarenin denetimine ilişkin genel tablo çizilmiştir. İdari denetim mekanizmaları açıklandıktan sonra ombudsman kurumunun ortaya çıkışı ve özelliklerine ilişkin bilgi verilmiştir. Seçilmiş uygulamalar olan İsveç, İngiltere, Fransa ve Avrupa Birliği ombudsmanları kapsamlı olarak incelenerek; teşkilatlanması, kurumsal yapı, çalışma şekli ve etki düzeyine ilişkin kapsamlı açıklamalara yer verilmiştir. Ombudsmanın seçilmiş ülke uygulamaları bağlamında incelenmesi sonrası, Türkiye'de 6328 Sayılı Kanun ile kurulan ve faaliyet gösteren Kamu Denetçiliği Kurumu teşkilatlanma, kurumsal yapı ve çalışma şekli bağlamında incelenmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumunun çalışma şekli ve teşkilat yapısı seçilmiş ülke uygulamaları ile kıyaslanarak Kamu Denetçiliği Kurumunun etkin faaliyet göstermesini sağlayacak düzenleme önerilerinde bulunulmuştur.
Üretim işletmelerinde iç kontrol sisteminin etkinliğinin belirlenmesi: Kocaeli ili örneği
Son yıllarda yaşanan reel ve finansal krizler, teknolojik gelişmeler ve büyüyen firma bilançoları nedeniyle iç kontrol kavramının önemi belirgin bir hale gelmiştir. Üst yönetimin işletmenin merkezinden tüm örgüte ve örgütün faaliyetlerine hâkim olma isteği özellikle son yıllarda gündeme daha fazla gelmeye başlamıştır. Bu anlamda, 1992 yılında COSO tarafından işletmelere başarılı bir iç kontrol sistemi hazırlama yolunda rehberlik etmesi için iç kontrol modeli geliştirilmiştir. Bu model son olarak 2013 yılında COSO tarafından güncellenmiştir. COSO iç kontrol modeli kontrol ortamı, risk değerleme, kontrol faaliyetleri, bilgi ve iletişim ve izleme bileşenlerinden oluşmaktadır. COSO iç kontrol modeli işletmedeki tüm iş süreçlerini kapsayan süreklilik arz eden bir uygulamadır. Modelin asıl amacı kurumsal hedeflere ulaşma yolunda işletme yönetimine yardımcı olmaktır. Çalışmada, Kocaeli ilindeki organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren üretim işletmelerindeki iç kontrol uygulamalarının COSO standartları çerçevesinde uyum derecesi araştırılmıştır. Üretim sektörünün ülke ekonomisine sağlamış olduğu büyük katkı nedeniyle üretim işletmeleri tercih edilmiştir. Bu amaçla belirlenen bölgede yer alan üretim işletmelerine anket çalışması uygulanmıştır. Edinilen veriler SPSS yazılımı aracılığıyla analiz edilmiştir.
Denetim firması ve denetçi rotasyonunun bağımsız denetim kalitesi üzerine etkisi: BIST şirketlerine yönelik bir uygulama
Literatürdeki mevcut teorik tartışmalar ve araştırma bulguları, denetim firması ve denetçi rotasyonunun bağımsız denetim kalitesine etkisiyle ilgili net bir sonuca ulaşılamadığını göstermektedir. Denetim firması ve denetçi rotasyonunun bağımsız denetim kalitesini etkileyip etkilemediğine ilişkin tartışmalar, başta ABD olmak üzere, AB ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelerde devam etmektedir. Literatürdeki söz konusu tartışmalara Türkiye örneği esas alınarak katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışmada, denetim firması ve denetçi rotasyonunun bağımsız denetim kalitesi üzerine etkisi incelenmiştir. Bağımsız değişken olarak "gönüllü/zorunlu denetim firması ve denetçi rotasyonu" ve denetim kalitesi göstergesi olarak "ihtiyari tahakkuklar"ın alındığı bu çalışmada, "denetim firması ve denetçi rotasyonunun bağımsız denetim kalitesi üzerine etkisinin olmadığı" ana hipotezi, Borsa İstanbul'a kayıtlı imalat sanayi şirketlerinin 2002-2019 yıllarını kapsayan 1476 şirket/yıl verisi esas alınarak test edilmiştir. İhtiyari tahakkukların Düzeltilmiş Jones Modeli ile tahmin edildiği bu çalışmada, ana hipotez ve ana hipotezle ilişkili alt hipotezler, "Driscoll-Kraay sabit etkiler tahmincisi" kullanılarak elde edilen çok değişkenli regresyon modeli yardımıyla test edilmiştir. Çok değişkenli analizde ihtiyari tahakkuklar, gönüllü/zorunlu denetim firması ve denetçi rotasyonunu gösteren kukla değişkenler ve kontrol değişkenleri ile regresyona tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçları, gönüllü denetim firması ile zorunlu denetçi rotasyonunun, denetim kalitesi göstergesi olarak kullanılan ihtiyari tahakkuklar üzerine önemli etkisinin olduğunu göstermektedir. Araştırma sonucu ayrıca, zorunlu denetim firması ve gönüllü denetçi rotasyonunun denetim kalitesi üzerine önemli etkisinin olmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Denetim firması rotasyonu, denetçi rotasyonu, bağımsız denetim kalitesi, ihtiyari tahakkuklar.
Denetim komitesi özelliklerinin finansal raporlama şeffaflığına etkisi: Kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Kurumsal yönetim uygulamalarının yetersiz olmasının ve düşük kalitedeki finansal raporların neden olduğu muhasebe skandalları neticesinde sermaye piyasalarında şirketlerin sunmuş oldukları finansal bilgilere duyulan güven azalmıştır. Paydaşların haklarını güvence altına alabilmek ve kamu güvenini yeniden kazanabilmek adına şeffaflık düzeyi yüksek finansal raporların hazırlanması bir gereklilik olmuştur. Bu bağlamda, denetim komitesinin kurumsal yönetim anlayışı içerisinde sorumlulukların yerine getirilmesinde ve finansal raporlama sürecinin iyileştirilmesinde kilit rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu noktadan hareketle; bu çalışmanın amacı, denetim komitesi özellikleri ile şirket tarafından sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2007-2021 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde işlem gören finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen 402 firma/yıl verisi en küçük kareler yöntemi ve sabit etkiler modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, denetim komitesinde kadın üyenin varlığı ve denetim komitesinin yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplantı sıklığı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişkinin olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca denetim komitesinin üye sayısı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan çalışmanın bulguları, denetim komitesinin tecrübesi ve uzmanlığı ile finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemediğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları; politika yapıcılara, yatırımcılara ve muhasebe meslek mensuplarına denetim komitesi özelliklerinin kurumsal raporlama süreçlerinin izlenmesinde söz konusu komite etkinliği ile ne yönde ilişkili olduğu konusunda kanıtlar sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Kurumsal yönetim, denetim komitesi, finansal raporlama şeffaflığı.
Bağımsız denetim sürecinde BDS 610 çerçevesinde iç denetçi çalışmalarının kullanılma düzeylerinin incelenmesi: SPK'ya kayıtlı bağımsız denetim firmalarına yönelik bir araştırma
Günümüzde bağımsız denetçilerle iç denetçilerin rolleri her ne kadar farklılık gösterse de ikisi arasındaki iş birliğinin, uyum ve koordinasyonun sağlanması giderek daha fazla önem kazanmış, denetimin kalitesinin ve etkinliğinin artması yanında, denetlenen kurum, iç ve dış denetçi açısından da çeşitli faydaların elde edilmesine katkı sağlamıştır. Özellikle her iki denetçinin çalışmalarının odak noktası olan iç kontrol sisteminin anlaşılması ve değerlendirilmesi bakımından iç denetçilerle yapılacak iş birliği ve onların çalışmalarının kullanılması aynı çalışmaların gereksiz yere tekrarını önleyerek emek ve zamandan tasarruf edilmesini, denetim prosedürlerinin türü ve sayısı ile denetim kanıtlarının azaltılmasını, kaynak israfının önlenmesini, denetim maliyetinin azaltılmasını ve sonuç olarak denetim riskinin azaltılarak daha rahat ve etkin bir denetim gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Bu çalışmada temel olarak, BDS 610 çerçevesinde bağımsız denetçilerin iç denetçilerin çalışmalarını kullanma düzeylerinin belirlenmesi ve bağımsız denetim çalışmalarına olan katkısının araştırılması amaçlanmıştır. Yapılacak çalışma sayesinde daha özelde; bağımsız denetçilerin iç denetçilerin çalışmalarını kullanıp kullanmama konusunda etkili olan faktörlerin ve önem düzeylerinin, iç denetçilerin ve çalışmalarının hangi kriterlere göre değerlendirildiğinin, iç denetçilerin çalışmalarının hangi alanlarda kullanıldığının, iç denetçilerin çalışmalarının kullanılmasının bağımsız denetçilere olan katkısının ve son olarak iç denetçilerin doğrudan yardım sağlamak amacıyla kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada araştırma modeli olarak, tanımlayıcı araştırma modeli kullanılmış, verilerin elde edilmesi amacıyla SPK'ya kayıtlı 105 bağımsız denetim firmasına yönelik anket çalışması yapılmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiş ve sonuçlar tablo ve grafikler halinde gösterilerek daha anlaşılır hale gelmesi sağlanmıştır. Çalışmada sonuç olarak, ankete katılan bağımsız denetim firmalarının büyük bir çoğunluğunun iç denetçilerle işbirliği yaptıkları ve onların çalışmalarından yararlandıkları ve bu kararlarına etki eden faktörlerin başında; iç denetçilerin işletmenin bir çalışanı olarak işletmeyi ve iç kontrol sistemini dahi iyi bilmeleri, iç kontrol sisteminin etkinliğinin incelenmesi ve değerlendirilmesi konusunda benzer çalışmaları yapmalarının etkili olduğu tespit edilmiştir.
Control of robotic systems by using adaptive control and learning methods
ABSTRACT CONTROL OF ROBOTIC SYSTEMS BY USING ADAPTIVE CONTROL AND LEARNING METHODS TOPALBEKIROGLU Mehmet M.S. in Mechanical Engineering Supervisor: Assist. Prof. Dr. Ali KIRECCI January 1996, 138 pages In this study, advanced control methods such as adaptive and learning control methods are aimed to investigate and apply experimentally which ensure the stability of robotic systems under every conditions. Also, performance of these control methods and conventional control method are compared. Adaptive control can be classified into two groups, namely, self-tuning and model reference adaptive control. Additionally, self-tuning adaptive control can be divided into many groups theoretically, however, two of them can be practically used, which are explicit and implicit self-tuning adaptive control methods. The general strategy for all adaptive control methods is the systematic estimation of system parameters, which minimise the output error of the system at the next step. Learning control is based upon systematic tuning the control input to reduce the error using the information of previous cycles. Adaptive control and learning control methods are applied to a hydraulic robot which has three DOF, and a DC servo system. The experimental results show that these control methods can be applied to ant robotic system which can provide very good performance with these control method under any circumstances. Keywords: Adaptive control, implicit self-tuning, explicit self-tuning, model reference adaptive control, learning control and parameter estimation methods. m
Değişken yapılı kontrol girişindeki çatırtı probleminin giderilmesi için yeni yöntemlerin geliştirilmesi
Bu çalışmada, doğrusal ve doğrusal olmayan sistemler için değişken yapılı kontrol yöntemleri uygulaması sonucu oluşan çatırtı problemini gidermek için yeni yöntemler önerilmektedir. Bu kapsamda ilk olarak kararlı manifold üzerinde ikinci mertebeden kayan kipli kontrol yöntemi ele alınmaktadır. Yöntem, sistem için uygun boyutlu bir kararlı manifold oluşturulmasına ve bunun sistem için doğal bir kayma yüzeyi olarak kullanılmasına dayanır. Sistemi kararlı manifolda yönlendirmek üzere ikinci mertebeden kayan kipli kontrol kullanılmaktadır. İkinci olarak kayan sektör kontrol yöntemi ele alınmaktadır. Kayma sektörü kayma yüzeyini içerisine alan kararlı bir bölgedir. Yöntem, sistemin kayma yüzeyi yerine bu bölgeye yönlendirilerek kontrol edilmesine dayanır. Tez çalışmasında, parametre belirsizliği içeren doğrusal olmayan sistemler için durum değişkenlerine bağlı sektör ve doğrusal olmayan sektör tasarımı yöntemleri önerilmektedir. Son olarak ardışık yakınsama metodunu temel alan bir kayan sektör kontrol yöntemi önerilmektedir. Yöntem, doğrusal olmayan sistemin ardışık, zamanla değişen doğrusal sistemler olarak ele alınmasına dayanmaktadır. Bu sayede doğrusal olmayan sistemler için kayan sektör kontrol problemi, zamanla değişen doğrusal sistemler için kayan sektör kontrol problemine dönüştürülmektedir. Zamanla değişen doğrusal sistem modelleri kullanılarak kayma sektörü ve kayan sektör kontrolcü tasarımları yapılmakta ve yöntemin yakınsama şartları verilmektedir. Önerilen yöntemler matematiksel modellere, esnek bağlantıya sahip robot manipülatör ve ters sarkaç modellerine uygulanmaktadır. Elde edilen sonuçlar kayan kipli kontrol yöntemi ile karşılaştırılarak yöntemlerin çatırtıyı azaltmadaki başarısı incelenmektedir.
Kamu mali yönetiminde iç denetimin önemi ve farklı ülkelerde uygulanan iç denetim modellerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı; önceleri özel sektörde uygulanmaya başlanan ve şu anda Avrupa ile beraber dünyanın pek çok ülkesinde etkin bir şekilde uygulanan iç denetim modelinin kamu mali yönetim sistemimiz üzerinde ne gibi bir etki oluşturduğunun analiz edilmesi ve farklı ülkelerde uygulanmakta olan iç denetim modellerinin ayrıntılı olarak açıklanmasıdır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmı olup, araştırmanın amacı ve öneminden bahsedilmektedir. İkinci bölümde kamu mali yönetimine yön veren düzenlemeler ele alınmış olup, 5018 sayılı Kamu Mali yönetimi ve Kontrol Kanununun amacı ve kapsamı ile temel ilkeleri, iç kontrol ve iç kontrolün unsurları ile ülkemizde uygulanan iç kontrol sisteminin yapısı açıklanmıştır. Üçüncü bölümde denetim kavramı ile birlikte iç denetimin amacı, kapsamı, unsurları, faaliyet ve süreci, türleri ile iç denetimin yakın ilişki içerisinde olduğu iç kontrol, dış denetim ve teftiş arasındaki durum irdelenmiş, kamu iç denetim standartlarına, meslek ahlak standartlarına ve raporlama standartlarına değinilmiştir. Dördüncü bölümde Avrupa Birliğinde uygulanan iç denetim modelleri ile dünya da uygulanan iç denetim uygulamaları incelenmiştir.Çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında ise kamu mali yönetimi ve iç denetimle ilgili genel bir değerlendirme yapılarak bir kısım önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Denetim, Denetçi, Kamu Mali Yönetimi, Teftiş, İç Denetim, İç Kontrol, Dış Denetim, Kamu Yönetimi, İç Denetim Standartları.
Konaklama işletmelerinde kamu denetimi- TR82 bölgesi örneği
Otel işletmeleri konukların öncelikli olarak konaklama, kısmen yiyecek, içecek ve eğlenmek gibi gereksinimlerini karşılayan kar amaçlı kuruluşlardır. Otel endüstrisinin tarihi gelişimi incelendiğinde, bu endüstrinin doğuda ve batıda farklı biçimde oluştuğu ve farklı amaçlar taşıdığı görülmektedir. Zaman içerisinde değişen şartlar ve gelişen teknoloji ile birlikte işletmelerde de değişiklikler meydana gelmiştir. Günümüzde, rekabetin de etkisiyle hizmet anlayışı değişen otel işletmeleri, bünyelerine çeşitli restoranları, barları, alış-veriş, güzellik-gençlik merkezlerinin yanı sıra kongre ve toplantı salonlarını almalarıyla her türlü gereksinimi karşılayan çağdaş işletmelere dönüşmüşlerdir. Bunun yanı sıra kalitede standartlar oluşmaya başlamıştır. Standartların sabit ve sürdürülebilir olması açısından denetim zorunluluğu meydana gelmektedir. Bu bağlamda işletmelerin ilk başta kendi kendilerini denetlemeleri daha sonra kamu tarafından denetlenmelerinin yapılması önemli olmaktadır. Araştırmanın amacı TR82 bölgesinde bulunan konaklama işletmelerinde kamu denetiminin uygulanıp uygulanmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan görüşme tekniği uygulanmıştır. Veri toplama tekniği olarak görüşme yöntemlerinden olan yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda betimsel analiz tekniği uygulanmıştır. Bu analizler sonucu konu hakkında öneriler sunulmuştur.
Üretici işletmelerde iç kontrol ve iç denetim sistemlerinin değerlendirilmesi: Diyarbakır ili örneği
Üretim yapan işletmeler için iç denetim gittikçe önemli bir unsur olmaya başlamıştır. İç denetim unsuru gelişen teknoloji ve fırsatlar doğrultusunda geliştirilmeye çalışılan bir fonksiyon olmaktadır. Denetim kapsamının gelişmesi ve iç denetimin bu gelişme içerisinde vazgeçilmez bir unsur olarak yer edinmesi çalışması kaçınılmaz bir süreçtir. Üretici İşletmelerde İç Kontrol Ve İç Denetim Sistemlerinin Değerlendirilmesi: Diyarbakır İl Örneği adlı çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, iç denetim ve iç kontrol sistemlerinin temel bileşenlerine teorik olarak değinilmiştir. İkinci bölümde işletmelerde iç denetim sistemi ile ilgili kavramlara yer verilmiştir. Son iki bölümde ise üretim yapan işletmelerde anket çalışması yapılmış ve veriler sunulmuştur. Yapılan anket çalışmasında işletmelerin iç denetim ve iç kontrol faaliyetlerine sahip olup olmadıkları ve bu faaliyetin nasıl gerçekleştiği çalışılmıştır. İşletme yöneticilerinin iç denetim ve iç kontrol hakkındaki algıları ve bu algıların nelere göre farklılık gösterdiği ya da göstermediği araştırılmıştır. Ayrıca iç denetim faaliyetlerinin, yöneticiler ve çalışanlar arasında nasıl bir gelişme gösterdiği, iyileştirmelerin nasıl yapılacağı gibi durumlar incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, işletmelerdeki iç kontrol ve iç denetimin işletmeler açısından önemini ve gerekliliğini ortaya koymak ayrıca bu doğrultuda yapılan iyileştirmelerle işletmelerin performansının artacağını ortaya çıkarmaktadır. Diyarbakır İlinin Organize Sanayi Bölgesinde üretim yapan işletmelerde, işletme yöneticileri ve çalışanları arasında iç denetim ve iç kontrol sürecinin farkındalığını değerlendirmektir. Çalışmanın daha öncede belirtildiği gibi özgün yönü oldukça güçlü olup çalışmanın sonunda literatürdeki eksikliğin giderilmesinde büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma örneklemi olarak Diyarbakır ilinde üretim faaliyeti gösteren 280 işletme olarak belirlenmiştir. İşletmenin sadece yöneticileri ile çalışma yapılacaktır. Araştırmanın örneklemi; Basit Tesadüfî Örnekleme yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Diyarbakır İlindeki Organize Sanayi Bölgesinde üretim faaliyeti yapan 280 işletme göz önüne alınarak %5 güven aralığında anket yapılacak işletme sayısı 165 olarak belirlenmiştir. Araştırmada yapılacak anket sayısı Basit Tesadüfî Örnekleme yöntemi kullanılarak hesaplanacaktır. Araştırmada toplanan veriler SPSS paket programında analiz edilecektir. Verilerin test edilmesinde tanımlayıcı istatistikler ile değişkenler arasındaki ilişkiyi veya farklılığı test eden istatistik yöntemleri kullanılacaktır. Ayrıca kullanılan ölçeğin güvenirliliği, güvenilirlik analizi ile (Cronbach Alpha) gerçekleştirilecektir. Araştırmada toplanan veriler SPSS paket programında analiz edilecektir. Verilerin test edilmesinde tanımlayıcı istatistikler ile değişkenler arasındaki ilişkiyi veya farklılığı test eden istatistik yöntemleri kullanılacaktır.
KOBİ'lerde iç kontrol sisteminin yeri ve risk odaklı iç denetim: Denizli ili uygulaması
Bu çalışmada, amaç KOBİ'lerde iç kontrol sistemi risk odaklı iç denetim ile ilgili yöneticilerinin görüşlerini ortaya koymak ve mevcut durumla ilgili bir bakış açısı geliştirmektir. Günümüzde küresel çapta meydana gelen muhasebe krizleri işletmelerde kontrol mekanizmasının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Özellikle ülke ekonomilerinde önemli bir yere sahip olan KOBİ'lerin gerek ulusal gerek uluslararası düzenlemelerle iç kontrol sistemi ve buna bağlı olarak risk odaklı iç denetim uygulamalarına yaklaşımları işletmelerin gelecekteki durumlarını yakından etkileyecektir.Araştırma ülke sanayisinde önemli bir yere sahip olan Denizli ilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Denizli ili sınırları içerisinde KOBİ profili taşıyan, Denizli Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 106 işletmeye uygulanmıştır. Araştırma sonucunda toplanan veriler SPSS 15.0 For Windows programı ile analiz edilmiş olup, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) ve Tukey testi kullanılarak istatistiksel anlamlılık ilişkileri tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda KOBİ'lerin önemli bir bölümünde etkin bir iç kontrol sisteminin bulunmadığı (%51,9) saptanmıştır. Genel olarak KOBİ'lerde personel sayısı, Basel II hakkındaki bilgi düzeyi ve yıllık satış cirosu arttıkça işletmelerin iç kontrol sistemi ve risk odaklı iç denetime verdikleri önemin arttığı da gözlenmiştir. Ayrıca işletmelerde bir iç denetim ekibi bulunmamaktadır. Bu duruma sebep olarak KOBİ'ler, iç kontrolün işletme için gerekli bir sistem olarak görülmediği (%43,4) ve konuyla ilgili eğitimli personel azlığı(%34) belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: İç Kontrol Sistemi, Risk Odaklı İç denetim, KOBİ
Ceza adalet sisteminde denetimli serbestlik
Bu tez, 19. yüzyılda hürriyeti bağlayıcı cezaların olumsuz etkilerinin görülmesinin ardından gelişen suçluların ıslahı, iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması şeklindeki cezanın çağdaş amaçlarını gerçekleştirmenin bir aracı olarak ortaya çıkan, kökenleri yüzyıllar öncesine dayanan bir ceza adalet anlayışı olan denetimli serbestlik kurumunun ceza adalet sistemleri içerisindeki yerini anlatmaktadır. Denetimli serbestlik kavramı, ilk zamanlarda sanık hakkında yapılan yargılamanın veya verilen hükmün şartlı olarak ertelenmesini ifade etmek için kullanılmış ancak zamanla ceza adalet sürecinin herhangi bir aşamasında, şüpheli, sanık veya hükümlünün belirli bir denetim programı kapsamında, bir görevlinin gözetimi ve denetimi altında toplum içinde serbest bırakılmasına ilişkin sürece işaret eden bir anlama gelecek şekilde genişlemiştir ve uygulanmıştır. Tezin ilk bölümünde denetimli serbestliğin ortaya çıkışı ve esasları, ikinci bölümünde Anglo-Sakson hukukundaki uygulanma biçimleri anlatılmaktadır. Son bölümde ise denetimli serbestliğin Türk ceza adalet sistemi içerisindeki yeri, tarihsel gelişimi, uygulanma esasları ve sorunlu alanlarına ilişkin eleştiri ve öneriler yer almaktadır.
Üniversitelerde iç kontrol sisteminin uygulanabilirlik düzeyine yönelik bir çalışma: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi örneği
Teknolojik ve iktisadi gelişmeler, zaman içerisinde kuruluşları çok sayıda faaliyetin çok sayıda kişi ve karmaşık süreçlerle yürütüldüğü bir yapıya büründürmüştür. Bu durum kamu yönetimini, değişen çevre koşullarına uyum sağlamak ve değişimi yönetmek için yeni yönetsel araçlar geliştirmeye itmektedir. Yani günümüz çağdaş devlet anlayışı, kamu kaynaklarının daha iyi yönetimini ön plana çıkararak kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasını esas alır. Bu temeli esas alan kamu yönetiminde yeniden yapılanma çalışmaları son dönemde hız kazanmıştır. Özel sektör uygulamalarının kamuya uyarlanması olarak da tanımlanan Yeni Kamu Yönetimi yaklaşımının yaygınlaşması ile iç kontrol sistemi uygulamaları daha da önem kazanmıştır. Bu yaklaşım ile birlikte iç kontrol sistemi, yöneticilerin yönetim işlevini gerçekleştirmesinde önemli bir araç haline gelmiştir. Anahtar Kelimeler: İç Kontrol, İç Kontrol Bileşenleri, İç Kontrol Modelleri, Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Ülkemizde 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile uluslararası standartlara uygun bir iç kontrol sistemi çerçevesi oluşturulmuş, Hazine ve Maliye Bakanlığı bu sistemin kamu kurumlarında oluşturulması ve yerleştirilmesi hususunda yetkili kılınmıştır. Bu tez çalışmasında, kurumlarda oluşturulan iç kontrol sisteminin uygulanma düzeyinin, yönetici özellikleri ile ilişkili olduğu düşüncesinden hareket edilmiştir. Bu nedenle araştırma, kuruluşundan günümüze hızla gelişen ve gerek akademik ve idari yapısı gerekse eğitim-öğretim hizmeti sunan birimlerinin çeşitliliği ile oldukça büyük ve karmaşık bir yapıya bürünen Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi birimlerinin yöneticilerini kapsamaktadır. Araştırmada kullanılan ölçme aracı, bu alanda yapılan diğer çalışmalarda kullanılan ölçeklerin incelenmesiyle elde edilmiştir. Bu ölçme aracı, evreni oluşturan yöneticilere doğrudan uygulanmış ve bulgular analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, kurumda oluşturulan iç kontrol sistemi boyutlarının birbirleri ile ilişkili olduğu, iç kontrol sisteminin uygulanma düzeyinin genel olarak iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca iç kontrol sistemi boyutlarının uygulanma düzeylerinin Üniversitenin birimleri arasında ve bu birimlerin yönetici özelliklerine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bilgisayar kontrollü termoelektrik performans analiz sistemi
Bu tez çalışmasında; termoelektrik (TE) modül ve sistemlerin performans analizlerinin yapılabilmesi amacıyla bilgisayar kontrollü yeni bir TE performans analiz sistemi (TEPAS) tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. TEPAS'ın temelini; TE modülün çektiği akım, uçlarında düşen gerilim, ürettiği termoemk ve herhangi bir yüzeyindeki sıcaklık değerinin ölçülmesi prensibine dayanan yeni bir yöntem oluşturmaktadır. Geleneksel yöntemler yarıiletkenlerin parametrelerini sabit kabul etmekte veya sadece sıcaklık değişimlerini öngörmektedir. Bu sebeple, TE modüllerin performans hesaplamaları ve değerlendirmeleri hatalı olmaktadır. Buna karşılık; TE modülün performansını etkileyecek iç ve dış bütün faktörlerin toplam etkileri, çalışır durumdaki modülden doğrudan ölçülerek elde edilen deneysel parametrelerinin kullanılmasına dayanan yeni yöntemle otomatik olarak hesaba katılmaktadır. TEPAS donanımının temelini başta USB tabanlı çok fonksiyonlu veri toplama ve kontrol (DA&C) modülü olmak üzere sisteme yönelik sıcaklık, akım ve gerilim ölçümleri ile sistem kontrolü amaçlı uygunlaştırıcı devreler oluşturmaktadır. Bilgisayar kontrollü olarak ölçüm değerleri DA&C modülü üzerinden alınarak veritabanına kaydedilmekte ve gerekli kontrol sinyalleri üretilmektedir. Sistemde anahtarlama modlu güç kaynağının (SMPS) 24 V çıkışı bilgisayar kontrollü olarak %20-100 arasında ayarlanabilmektedir. Bu sayede, H-Köprü yöntemiyle bağlı TE modülün istenen güçte ve iki yönlü olarak sürülmesi mümkün olmaktadır. Çalışmada sıcaklık dengesinin, deneysel parametrelerin ve çıkış parametrelerinin elde edilmesine yönelik çeşitli algoritmalar geliştirilmiştir. Sistemin kontrol ve arayüz yazılımı Delphi görsel programlama dili ile geliştirilmiştir. TEPAS'ın performansının belirlenmesi amacıyla; Melcor CP1.0-127-05 model standart TE modül kullanılarak deneysel çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca TEPAS ile Ar-Ge'de geliştirilen prototip TE soğutma sistemi ve Rat Termohipoterm cihazının da performans analizleri yapılmıştır. TEPAS'a yönelik elde edilen deneysel sonuçlar, TE modül ve sistemlerin parametrelerinin belirlenmesi işlemlerinin pratik, hızlı ve güvenilir bir şekilde yapılabileceğini göstermiştir.