Consulting
81 theses under this subject heading
Dini danışmanlığın konusu olarak gençliğin değişen Tanrı tasavvurları
Gençlik çağı, pek çok konuda olduğu gibi inançlar üzerinde de şüphe ve sorgulamaların yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Küreselleşme ve gelişen iletişim araçları vasıtasıyla farklı inanç sistemleri ve hakikat iddiaları ile karşılan gençler, zaman zaman bu düşüncelerin etkisi altında kalabilmektedirler. Son dönemde yapılan çalışmalarda kendisini Ateist, Deist, Agnostik olarak tanımlayan gençlerin oranında ciddi bir artış olduğu görülmektedir. Farklı inanç sistemlerine savrulmanın kaynağı olarak, Tanrı tasavvurlarında olan eksiklik veya tahribatın olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızın amacı, öncelikle gençlerin sahip oldukları Tanrı tasavvurlarını belirlemek, gençlik dönemine geçişle birlikte bu konuda yaşadıkları çelişkilere etki eden faktörleri tespit etmek ve sorunun çözümüne yönelik olarak DDR hizmetlerinin yaygın bir şekilde kullanılmasının gerekliliğini ortaya çıkarmaktır. Çalışmamızda karma yöntem tercih edilmiş, nitel ve nicel araştırma desenleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde öncelikle gençlerin mevcut durumdaki Tanrı algısını tespit etmek adına ölçek kullanılmış, nitel bölümde ise doküman analizi ve mülakat uygulaması gerçekleştirilmiştir. Mülakat soruları ile nicel çalışmadan elde edilen verilerin desteklenmesi amaçlanmış, bunun yanı sıra gençlerin Tanrı tasavvuru konusunda yaşadıkları çelişkili durumlara etki eden faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Var olan durum böylece tanımladıktan sonra bu konuda kendilerine destek olacak profesyonel bir yardım talep edip etmedikleri sorulmuştur. Araştırma verileri bu konuda destek talep eden gençlerin, din görevlilerine güvenmedikleri gerekçesiyle DDR hizmetlerine temkinli yaklaştıklarını ortaya çıkarmıştır.
Manevi danışmanlığın felsefi temelleri
Bu çalışmanın temel amacı, manevi danışmanlığın felsefi temellerini araştırmak ve bu doğrultuda felsefi kaynaklara bağlı bakış açısının manevi danışmanlık alanına sağlayacağı katkıları incelemektir. Bu bağlamda çalışmada, pratik felsefi geleneğin temeline inilerek felsefenin ruhun bakımı için gerekli görüldüğünün ve maneviyatı yadsımayıp aksine kucaklayan bir düşünme etkinliği olarak yürütüldüğünün altı çizilmiştir. Antik Yunan felsefesinin ve İslam ahlak metafiziğinin yol gösterici ve mutluluk verici boyutuyla ele alındığı çalışmada, modern manevi danışmanlık uygulamalarına teorik temel sağlayacak felsefi öğretiler ve temalar üzerinde durulmuştur. Manevi danışmanlıkta felsefi düşünmenin değerinin, modern bireyin belirsizliklerinin ve maneviyat arayışının, felsefenin din ve maneviyatla olan ilişkisinin tartışıldığı bu çalışmada, din felsefesinin temel problemlerinden olan kötülük problemi, danışanın aşkın varlıkla ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Türkiye'de manevi danışmanlık alanına felsefi bir perspektiften bakan ilk çalışma olan bu araştırmada sonuç olarak; (i) manevi danışmanlık ve rehberliğin felsefi temellerinin olduğu; (ii) manevi danışmanlık hizmeti veren manevi danışmanların, gerek danışmanlığın amaçlarına ulaşmalarında gerekse kullandıkları teknikler açısından felsefi birikimden yararlanabilecekleri; (iii) manevi danışmanlık alanında, manevi danışman ve danışan arasında gerçek bir terapötik anlamanın sağlanıp sağlanamayacağının sorgulanabilmesi ve bu terapötik anlamanın ve yorumlamanın gerçekleşebilmesi için gerekli görülen teknikler açısından felsefi kaynaklardan yararlanılabileceği saptanmıştır.
Akut koroner sendrom geçirmiş hastalarda hemşire tarafından verilen danışmanlığın, yaşam kalitesi, fonksiyonel kapasite ve sendromlara ilişkin bilgi, tutum ve inançlara etkisi
Hemşire danışmanlığı sağlığın korunması, sürdürülmesi ve iyileştirirmesi için etkili bir yoldur. Tüm kronik hastalıkların yönetiminde olduğu gibi Akut Koroner Sendrom geçirmiş hastalarda; hastalık uyum ve yönetim sürecine dahil edilmesi gereken bir uygulamadır. Bu çalışma Akut Koroner Sendrom geçirmiş hastalarda hemşire tarafından verilen danışmanlığın, yaşam kalitesi, fonksiyonel kapasite ve sendromlara ilişkin bilgi, tutum ve inançlara etkisi etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Ön test-son test deseninde randomize kontrollü deneysel olarak yapılan çalışma danışmanlık alan müdahale grubu (n=33) ve kontrol grubu (n=33) olmak üzere 66 hasta ile tamamlandı. Müdahale ve Kontrol grubuna ön testlerin ortak aşamaları olarak sözlü ve yazılı onamları alınan bireylerin sırasıyla; Hasta Tanılama Formu, Akut Koroner Sendrom Yanıt indeksi ve Çoklu Yaşam Kalitesi Ölçeği içeriğindeki soruları yanıtlaması istendi. 6 dakikalık koridor yürüme testi öncesi ön ölçümler yapılarak test uygulandı. Kontrol grubu rutin takibe alınırken müdahale grubuna hazırlanmış eğitim kitapçığı sözel olarak anlatıldı. İhtiyaçları doğrultusunda ek bilgiler verildi, altı aylık danışmanlık sürecinin nasıl olacağı anlatıldı, kitapçıklar teslim edildi. Altı ay sonunda son testler yapıldı. Elde edilen tüm bulgulara göre kontrol grubu ile karşılaştırıldığında danışmanlık alan grupta yaşam kalitesi puan ortalaması anlamlı bir şekilde artmıştır (p<0.05). Danışmanlık alan grupta Akut Koroner Sendrom İndexi bilgi, tutum ve inanç puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde artmıştır (p<0.05). Fonksiyonel kapasite değerlendirmesinde 6 dakikalık yürüme testi sonuçlarına göre; kontrol grubu ile karşılaştırıldığında müdahale grubunda anlamlı olarak artmıştır(p<0.05). Sonuç olarak Akut Koroner Sendrom geçirmiş hastalarda hemşire tarafından verilen danışmanlığın, yaşam kalitesi, fonksiyonel kapasite ve sendromlara ilişkin bilgi, tutum ve inancı anlamlı olarak pozitif yönde etki ettiği görüldü.
Danışmanlık ve eğitim tedbiri görevi olan rehber öğretmenlerin bu hizmetlere yönelik görüşleri: Sultanbeyli örneği
Bu araştırmanın amacı, danışmanlık ve eğitim tedbirlerine yönelik rehber öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin Sultanbeyli ilçesindeki devlet okullarında görev yapan 22 rehber öğretmen katılmıştır. Çalışma, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri ile ilgili ne kadar bilgi sahibi olduğunu, ilgili kanun ve yönetmeliklerdeki uygulama usul ve esasları nasıl uyguladıklarını, süreçte karşılaştıkları sorunların neler olduğunu, uygulamaya yönelik görüş ve önerilerini detaylı olarak belirlemek amacıyla nitel araştırma modelinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerde ayrıntılı olarak not tutulup bilgisayar ortamına aktarma yapıldıktan sonra MAXQDA programının deneme sürümüne veri girişi sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri tanımları bağlamında, bilgi düzeylerinin çok yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Katılımcıların ifadelerine göre eğitim tedbirine yönelik görevlerin müdür yardımcısı ve sınıf öğretmenlerine veya okulda oluşturulacak bir komisyona verilebileceği sonucu ortaya koyulmuştur. Rehber öğretmenler, tedbirleri uygulama sürecinde plan hazırladıklarını, fakat çeşitli sebeplerden dolayı plana pek sadık kalamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca uygulama sonrasında hazırladıkları üç aylık raporları aksatmadan mahkemeye göndermelerine rağmen, genelde mahkemeden dönüt alamadıklarını söylemişlerdir. Rehber öğretmenlerin tedbir uygulamaları esnasında birçok kurumla işbirliği yaptıkları, bazı durumlarda ise diğer kurum ve kişilerden pek destek alamadıkları tespit edilmiştir. Tüm bu süreçlerde rehber öğretmenlerin çok çeşitli problemlerle karşılaştıkları görülmüştür. Aile ile irtibat problemi, ailenin isteksizliği ve görüşmelere gelmemesi, rehber öğretmenlerin sayısının azlığı ve görevlendirmeler ile iş yüklerinin artması gibi güçlükler ilk sırada yer almıştır. Bu ve diğer güçlüklerin aşılabilmesi için tedbirlerle ilgili görev ve sorumlulukların paylaşılması, eğitim faaliyetlerinin arttırılması, ailenin bilgilendirilmesi ve gönüllülüğün esas alınması, kurumlar arası iş birliğinin arttırılması, uygulama için özel bir ekip ya da kurum oluşturulması ve rehber öğretmenlere sınırlı sayıda tedbir kararı olan öğrenci verilmesi gibi çeşitli çözüm önerileri ortaya koyulmuştur.
A Model for effective supervision from the supervisor and the student-teacher`s perspective: A social constructivist approach
A Model for Effective Supervision from the Supervisor and the Student- Teacher's Perspective: A Social Constructivist Approach Gülden İLİN Doctorate Thesis in the subject of ENGLISH LANGUAGE TEACHING Advisor Prof. Dr. F. Özden Ekmekçi January,2003 (395 pages) This study was conducted in order to provide a general description of how the supervisor teachers of the ELT Department of Çukurova University perceive effective supervisory feedback, and how their perceptions influence their practices as supervisors. The overriding purpose is to find out whether feedback sessions lead to a change in the student- teachers' perceptions both in the content and structure. In order to achieve the aim of the study, supervisors' perceptions of effective supervisory feedback were elicited. Their feedback sessions were recorded and the supervisors were interviewed to see whether and to what extent their perceptions influenced their behaviours as supervisors. On the other hand, participating student-teachers were observed during their practice sessions to find out whether they planned their lessons according to the feedback that they received. The data gathered from the student- teachers were triangulated by interviews and their feedback forms. Keywords: Perception, Teaching Practice, Effective Feedback, Feedback SesSlon, Change.
Yönetim danışmanlığı hizmetleri ve bir uygulaması
Ülkemizde geçmişi 1970'li yıllara dayanan yönetim danışmanlığı hizmeti, asıl gelişimini 1990'lı yıllarda göstermiştir. Fakat yine de pek çok yöneticinin kafasında danışmanların ve danışmanlık şkketierinin ne hizmet verdiği, hangi durumlarda danışmanlık şirketlerine başvurulması gerektiği ve danışmanlık hizmeüerinin maliyetleri belirsizliğini korumaktadır. Bu tezin amacı şu şekilde özetlenebilir:. Yönetim danışmanlığı kavramının açıklanması.. Danışmanlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın artışındaki nedenlerin incelenmesi.. Danışmanlık şirketierinin hizmet alanlarının, çalışma metotlarının ve prensiplerinin belirlenmesi. Bu konuda ülkemizde yeterli Türkçe kaynak bulunmadığından, çalışma sırasında olabildiğince yabancı kaynaklara başvurulmuştur. Tezin son bölümünde, ülkemizde verilen danışmanlık hizmetleri yapılan bir pratik çalışması ile incelenmiş ve elde edilen bulgular değerlendirilip, yorum ve sonuçları ayrıca sunulmuştur. Türkiye'de gelecek yıllarda yönetim danışmanlığı sektöründe IT, tedarik zinciri yönetimi, müşteri ilişkileri yönetimi, bilgi yönetimi hizmet konularında araş görülecektir. Fakat Türkiye kökenli danışmanlık kuruluşlarının, yabancı danışmanlık kuruluşlarıyla rekabet edebilmesi için dünyadaki gelişmeleri daha yakından takip etmesi gerekmektedir.Son olarak yönetim danışmanlığı veren Türk kuruluşlarının yapması gereken, kuruluşlarını birkaç emekli üst düzey yöneticinin bir araya gelip kuruduğu danışmanlık şirketi formatından çıkarıp; genç profesyonel ve araştırmacıların görev aldığı daha büyük ve dinamik organizasyon haline getirmek, pazarlama iletişimi yöntemlerini kullanarak firmalara hizmetlerini tanıtmak ve onlara sorunların, çözümü, mevcut durumun iyileştirilmesi ve rakipler arasından öne çıkmak için nasıl yardımcı olacaklarını anlatmaktır. xı
İnfertil bireylerin kaygılarının sosyal destek algısı ve evlilik uyumu açısından incelenmesi
İnfertilite, bireylerin duygusal durumlarını, sosyal yaşamlarını ve evlilik ilişkilerini olumsuz etkileyebilmektedir. Araştırma infertil bireylerin kaygılarının, sosyal destek algısı ve evlilik uyumu açısından incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma 10 Ekim 2016–14 Nisan 2017 tarihleri arasında özel bir hastanenin tüp bebek merkezinde ve bir üniversite hastanesinin infertilite polikliniğinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden 184 kadın ve 77 erkek olmak üzere toplam 261 infertil birey oluşturmuştur. Veriler, Birey Tanıtım Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği STAI I-II, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Evlilik Uyumu Ölçeği formları doldurularak elde edilmiştir. Araştırmada kadınların yaş ortalaması 32.16±6.98, erkeklerin yaş ortalaması 33.56±6.79, ortalama evlilik süresi 5.93±4.937 yıl ve infertilite süresi 4.49±3.861 yıldır. Kadınların %30.3'ü, erkeklerinin %31.1'i üniversite mezunudur. Katılımcıların % 70.1'inin gelirinin orta düzey olduğu, %75.1'nin kentte yaşadığı, katılımcıların %37.6'sının infertilite nedeni açıklanamayan infertilite olduğu bulunmuştur. Katılımcıların Durumluk Kaygı Ölçeğinden aldıkları toplam puan ortalaması 38.62±11.64, Sürekli Kaygı Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalaması 44.96±8.44, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalaması puanı 54.23±20.99, Evlilik Uyum Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalaması 46.2±8.92 olarak bulunmuştur. Araştırmada infertil bireylerin kaygılarının azalmasının, algıladıkları sosyal desteği ve evlilik uyumunu arttırdığı bulunmuştur (p<0.05). İnfertil bireylerin kaygı düzeyleri ile kaygının sebep olabileceği fiziksel ve psikolojik sorunların, verilecek ebelik danışmanlığı ile azaltılabileceği öngörülmektedir.
Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi
Amaç: Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisini belirlemektir. Gereç ve yöntem: Araştırma randomize kontrollü girişimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesi Obstetri Polikliniği'ne başvuran gebeler oluşturmuştur (girişim=51, kontrol=51). Araştırmada antenatal dönemde girişim grubuna bireysel emzirme eğitimi, kontrol grubuna ise eğitim kitapçığı verilmiştir. Doğum sonu dönemde her iki gruba beşinci gün ile altıncı ay arasında ev ziyareti ve telefon izlemi gerçekleştirilmiştir. Emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi; sadece anne sütü ile emzirme süresi, meme sorunları ve emzirme başarısı ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri Gebe, Lohusa-Yenidoğan Tanıtım Formu, Anne Sütü ile Besleme Soru Formu, Meme Sorunları Tanılama Formu, LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı ve Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Girişim ve kontrol grubundaki annelerin bebeğini sadece anne sütü besleme açısından, tüm izlemlerde, iki grup arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubundaki annelerin meme başı çatlağı, meme başı ağrısı, engojman ve kanal tıkanıklığı meme sorunlarını daha fazla yaşadığı, iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı toplam puanlarında beşinci ve on beşinci gün izlemlerinde iki grup arasında fark bulunmuştur (p<0,05). Emzirme özyeterlilik ölçeği toplam puanlarının iki grup arasında, tüm izlemlerde farklı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Araştırma sonucunda bireysel emzirme danışmanlığı verilen annelerin bebeklerini daha uzun süre sadece anne sütü ile beslediği, daha az meme sorunu yaşadığı, emzirme yeterliliklerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Bireysel Danışmanlık, Anne Sütü, Meme Sorunları, Emzirme Başarısı, Emzirme Öz yeterliliği
Manevi danışmanlık ve varoluşçu psikoterapi
Bu çalışmada, manevi danışmanlık ile varoluşçu psikoterapinin araştırılması ve incelenmesi hedeflenmektedir. Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve sınırlılıkları ifade edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde manevi danışmanlığın ne olduğu, neden ihtiyaç duyulduğu, tarihsel gelişimi ve uygulama alanları şimdiye kadar yapılan çalışmalardan da yararlanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde varoluşçu psikoterapi ile ilgili kaynaklar taranmış ve mevcut psikoterapi modelleri içerisinde bireyin "Aşkın Güç" ile olan ilişkisini yorumlama konusunda uygun olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, ilk üç bölümde araştırılan konular arasındaki bağlantılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Bireysel danışmanlık girişiminin gebelikteki sağlık uygulamaları üzerine etkisi
Amaç: Araştırma bireysel danışmanlık girişiminin gebelikteki sağlık uygulamaları üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, ön test-son test düzeni kullanılarak yapılan, tek kör, randomize kontrollü deneysel tasarımda bir araştırmadır. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelik dağılımlar, ortalama, standart sapma, Kolmogorov-Smirnov testi, Ki-kare ve Fisher Kesin Ki-kare testi, bağımsız gruplarda t testi, Bonferroni düzeltmeli bağımlı gruplarda t testi, tekrar ölçümlü çoklu varyans analizi ve Basit Doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Manisa merkezdeki bir devlet hastanesinde gebe polikliğine başvuran eğitim grubu 64 gebe ve kontrol grubu 62 gebe olmak üzere toplamda 126 gebe oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, "Gebe Tanıtıcı Bilgi Formu", "Gebelikte Sağlık Uygulamaları Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Eğitim ve kontrol gruplarında tanımlayıcı değişkenler açısından yaş, eğitim durumu, çalışma durumu sosyal güvence, aile tipi, yaşanılan yer bakımından anlamlı fark olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Araştırmada eğitim ve kontrol grubundaki gebelerin bireysel danışmanlık eğitimi öncesi Gebelikte Sağlık Uygulamaları Ölçeği toplam puan ortalamasının eğitim grubunda 111,76±10,84, kontrol grubunda 110,17±12,37 olduğu ve her iki grup arasında anlamlı fark olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Bireysel danışmanlık eğitimi sonrası ikinci trimesterde Gebelikte Sağlık Uygulamaları Ölçeği toplam puan ortalamasının eğitim grubunda 142,12±8,63, kontrol grubunda 124,48±11,53 olduğu ve her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0,05). Üçüncü trimesterde Gebelikte Sağlık Uygulamaları Ölçeği toplam puan ortalamasının eğitim grubunda 149,31±6,72, kontrol grubunda 125,66±11,65 olduğu ve her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Bireysel danışmanlık eğitimi öncesi uygulanan Gebelikte Sağlık Uygulamaları Ölçeği sonucunda gebelerin bilgi düzeylerinin aynı olduğu, bireysel danışmanlık eğitimi sonrası eğitim grubunun kontrol grubuna göre daha fazla bilgi düzeyine sahip olduğu sonucuna varılmıştır.
Doğum sonrası kadınlara ex-plıssıt modeli ile verilen danışmanlığın cinsel sorunlar üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışma, doğum sonrası kadınlara EX-PLISSIT modeli ile verilen danışmanlığın cinsel sorunlar üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmış, deney kontrol gruplu ve longitudinal tipte bir araştırmadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini 2017 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde doğum yapan 1062 kadın oluşturmuştur. Araştırmanın birinci aşaması 189, ikinci aşaması 150 kadın ile tamamlanmıştır. Araştırmada Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği- Kadın ile Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği-Kadın kullanılmıştır. Girişim grubunda olan kadınlara EX-PLISSIT modeline dayalı cinsel danışmanlık verilmiştir. Bulgular: Girişim ve kontrol grubunda yer alan kadınların yaş, gelir durumu, evlilik yılı, evlilik şekli, evlilik uyumu, parite ve doğum şekli arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamış olup, kadınların eğitim durumu, eşin yaşı ve eğitimi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Kadınların %14,7'si gebelik öncesi dönemde, %12,0'ı gebelik döneminde ve %26,7'si doğum sonrası dönemde cinsel ilişki sırasında ağrı yaşadığını belirtmiştir. Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği'ne göre cinsel istek, vajinal ıslanma/nemlenme ve orgazmın tatmin edici olması; Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği'ne göre iletişim, doyum, kaçınma, dokunma, vajinismus ve orgazm alt boyut puanları arasında girişim ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak fark belirlenmiştir. Sonuçlar: Bu araştırmada EX-PLISSIT ile verilen danışmanlığın hem cinsel disfonksiyonlar üzerinde hem de cinsel ilişkinin niteliğinde yararlı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğum sonrası dönem, Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği, Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği, EX-PLISSIT Modeli.
Beslenme danışma merkezine başvuran obez bireylerin 3 yıllık izlem sonuçlarının ve yeme farkındalığı davranışlarının araştırılması
Bu çalışmanın amacı, Adıyaman'da bulunan bir Beslenme Danışma Merkezine başvurmuş olan obez bireylerin ağırlık kayıpları ile ilgili 3 yıllık izlem sonuçlarının, etkili etmenlerin ve yeme farkındalığı davranışlarının araştırılmasıdır. Araştırma, obez bireylerden diyet uygulaması sonucu %10 oranında ağırlık kaybeden ve araştırmaya katılmaya gönüllü, %62,7'si kadın ve %37,3'ü erkek olmak üzere 102 yetişkin birey arasında yapılmıştır. Katılımcılar 3 yıl sonra Beslenme Danışmanlığı merkezine yeniden davet edilip aynı uzman tarafından ve aynı ekipmanlar kullanılarak antropometrik ölçümleri alınmış; Framson ve arkadaşları tarafından geliştirilen Mindful Eating Questionnare (MEQ)'un Türkçeye uyarlanmış versiyonu olan yeme farkındalığı ölçeği-30 (YFÖ-30) kullanılarak yeme farkındalıkları ölçülmüştür. Katılımcıların yaş ortalaması 38.97±9.44 yıl olup diyet öncesi BKİ ortalaması 34,87±5,97 kg/m², diyet sonrası 28,70±6,58 kg/m², 3 yıl sonraki BKİ ortalaması 30,99±6,52 kg/m² olarak hesaplanmıştır. Katılımcıların %33,3'ü 3 yıl içerisinde kaybettikleri ağırlığın %19,7'sini daha kaybetmiş, %62,8'si kaybettiği ağırlığın %60,3'ünü geri kazanmış, %3,9'u ise diyet sonrası ağırlığını korumuştur. Ağırlığı azalan bireylerin yaş ortalamaları daha küçük (p<0.05), eğitim seviyeleri daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Tüm katılımcıların yeme farkındalığı genel skor ortalaması 3.31±0.47, ağırlığı azalanların 3.37±0.50, ağırlığı değişmeyenlerin 3.76±0.34, ağırlığı artanların ise 3.26±0.44 olarak saptanmıştır. Katılımcıların yeme farkındalığı genel skoru ile ağırlık yönetimi arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Ağırlığı azalanların yeme disiplini skoru ağırlığı artanlardan anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Ağırlık kaybeden obez bireylerin kaybettikleri ağırlığı uzun süre geri kazanmamaları için yeterli ve dengeli beslenmeyi ve egzersizi yaşam tarzı olarak benimsemeleri ve yeme farkındalığı konusunda bilinçlendirilmeleri ve izlenmeleri önemlidir.
Türkiye'deki sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı yapan diyetisyenlerin fonksiyonel besinlere yönelik farkındalığının, bilgi düzeyleri ve tercih nedenlerinin belirlenmesi
Çalışma, Türkiye'de Beslenme ve Diyetetik bölümlerinden mezun olmuş, gönüllü katılmayı kabul eden, sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı veren diyetisyenlerin fonksiyonel besin bilgi düzeylerinin, tercih etme/etmeme nedenlerinin ve danışanlarına önerme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, genel bilgileri, danışan profilleri, fonksiyonel besinleri tercih etme ve önerme durumlarının belirleneceği çoktan seçmeli ve açık uçlu soruları içeren 21 soruluk anket formu uygulanmıştır. Anket linki e-posta veya sosyal ağ üzerinden online olarak iletilmiştir. İletilen anketlere yanıt oranı %25,75 olarak hesaplanmış, çalışmaya yaş ortalaması 27,91±4,79 olan %94.2'si kadın ve %5.8'i erkek toplam 103 diyetisyen katılmıştır. Diyetisyenlerin %97'si fonksiyonel besinleri tercih etmiştir. Fonksiyonel besinler hakkında genel bir bilgi sahibi oldukları ve danışanlarına fonksiyonel besinleri önerdikleri görülmüştür. Diyetisyenlerin %65,0'ı fonksiyonel besinleri "Vücut için ek faydası olan belirli sağlık durumları için kullanılan besinlere fonksiyonel besin denir" olarak tanımlamıştır. Fonksiyonel besinleri tercih edenlerin %75,7'i sağlık yararının kanıta dayalı olması sebebiyle tercih etmiştir. Kadın diyetisyenler erkek diyetisyenlere göre tam tahıl içerikli besinleri daha çok tercih etmiştir (p<.05). Danışan kabul ettikleri yıl sayısı arttıkça bitkisel çayları tercih etme sıklıkları azalmıştır (p<.05). Danışanlarına uyguladıkları beslenme programlarında(kanser ve beslenme, diyabet ve beslenme,..) tercih ettikleri fonksiyonel bileşenler genelde benzer bulunmuştur. Kendi beslenmelerinde ve uyguladıkları diyet listelerinde soya proteinlerini tercih etme oranları oldukça düşüktür. Bu çalışmanın sonucunda diyetisyenlerin fonksiyonel besinleri genel olarak bildikleri hem kendi kullanımlarında hem de danışanlarına uyguladıkları programlarda fonksiyonel besinlere yer verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Diyetisyenler fonksiyonel besinleri, belirli durumlarda ek sağlık yararı sağladığı ve bu sağlık yararının kanıta dayalı olduğunu düşündükleri için tercih etmektedir. Anahtar Kelimeler: Fonksiyonel Besin, Diyetisyen, Sağlıklı Beslenme
Romatoid artritli hastalarda planlı davranış teorisine göre uygulanan hemşire danışmanlığının ağrı, yorgunluk ve fonksiyonel duruma etkisi
Bu araştırma romatoid artritli hastalarda, Planlı Davranış Teorisine'ne göre motivasyonel görüşmelerle uygulanan hemşire danışmanlığının; bireylerin ağrı, yorgunluk ve fonksiyonel durumuna etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi romatoloji polikliniğinde, Ocak 2022-Temmuz 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Randomize kontrollü olarak yapılan deneysel araştırma toplam 82 romatoid artrit hastası ile tamamlandı. Girişim grubundaki hastalara ön görüşmede eğitim verilerek, Planlı Davranış Teorisine dayalı motivasyonel görüşme doğrultusunda 12 hafta boyunca hemşire danışmanlığı hizmeti verildi. Hasta verilerinin elde edilmesinde; Hasta Tanıtım Formu, McGill Ağrı Ölçeği Kısa Formu (MAÖ-KF), Bristol Romatoid Artrit Yorgunluğu Çok Boyutlu Anketi (BRAF-MDQ), Stanford Sağlık Değerlendirme Ölçeği (HAQ) ve Davranış Değişikliği Kontrol Listesi kullanıldı. Verilerin analizi SPSS programının 26.0 sürümü kullanılarak, uygun istatistiksel yöntemlere göre yapıldı. Araştırmaya katılan hastaların çoğunun kadın, evli, ilkokul mezunu olduğu saptandı. Girişim grubundaki hastaların uygulama öncesi yüksek olan ağrı, yorgunluk ve sağlık değerlendirme puan ortalamalarının, uygulama sonrasında anlamlı düzeyde azaldığı görülürken, kontrol grubunda anlamlı bir değişiklik olmadığı saptandı. Planlı davranış teorisine dayalı motivasyonel görüşme doğrultusunda uygulanan hemşire danışmanlığının romatoid artritli hastalarının ağrı, yorgunluk ve fonksiyonel durumu yönetmede etkili bir girişim olduğu görüldü. Romatoloji hemşirelerinin, romatoid artritli hastaların eğitim ve izleminde teoriye/modele dayalı, motivasyonel görüşmelerle danışmanlık hizmeti sunmaları önerilmektedir.
Bariatrik cerrahi geçiren hastalarda e-mobil eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin öz-bakım gücü, beden imajı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu araştırma bariatrik cerrahi geçiren hastalarda, e-mobil eğitim ve danışmanlık hizmetinin öz bakım gücü, beden imajı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü girişimsel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Isparta Şehir Hastanesi Obezite Merkezinde, örneklem seçim kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 51 (26 uygulama, 25 kontrol) hasta oluşturmuştur. Uygulama grubundaki hastalara, ameliyat öncesinden başlanarak 3 ay boyunca bariatrik cerrahiye özgü geliştirilen mobil uygulama ile e-mobil eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmiştir. Araştırmanın verileri literatür doğrultusunda hazırlanan Kişisel bilgi formu, Öz Bakım Gücü, Beden İmajı, Moorehead Ardelt Yaşam Kalitesi II (MA-II) Ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra Ki-Kare, Bağımsız Örneklem T testi, Tekrarlı Ölçümlerde ANOVA, Mann-Whitney U ve Friedman testi kullanılmıştır. Uygulama ve kontrol grubu hastalarının süreçlere göre Öz Bakım Gücü, Beden İmajı, MA-II ve BKİ puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arasında ameliyat öncesi, 1, 2 ve 3.ay Öz Bakım Gücü, Beden İmajı ve MA-II ölçeği puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Gruplar arasında 1., 2.ve 3.ay BKİ ortalamaları açısından uygulama grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Elde edilen bulgular bariatrik cerrahi uygulanan hastalara verilen e-mobil eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin BKİ ölçümlerinde etkili olduğunu ancak öz bakım gücü, beden imajı ve yaşam kalitesi üzerinde etkili olmadığını göstermiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda bariatrik cerrahi sonrası etkin kilo kaybı için mobil sağlık uygulamalarının kullanılması önerilebilir. Ayrıca bariatrik cerrahiye özgü geliştirilen e-mobil uygulamanın etkisini değerlendirmek için daha uzun süren araştırmaların yapılması önerilebilir.
E-mobil ve yazılı eğitimin transüretral prostat rezeksiyonu yapılan hastaların yaşam ve uyku kalitesi üzerine etkisi
Bu araştırma transüretral prostat rezeksiyonu (TURP) geçiren hastalarda, e-mobil ve yazılı eğitimin yaşam ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla üç gruplu randomize kontrollü müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesinde, örneklem seçim kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 83 hasta (e-mobil eğitim= 27, yazılı eğitim= 28 ve kontrol grubu= 28) oluşturmuştur. E-mobil eğitim grubundaki hastalara, ameliyat öncesinden başlanarak 3 ay boyunca e-mobil eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmiştir. Yazılı eğitim grubundaki hastalara, yazılı eğitim kitapçığı verilmiş belirli zaman aralıklarında yüz yüze veya telefonla eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmiştir. Araştırmanın verileri literatür doğrultusunda hazırlanan kişisel bilgi formu, Uluslararası Prostat Semptom Skoru (IPSS), Benign Prostat Hiperplazisi Yaşam Kalitesi Ölçeği (BPH-YK), Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra Spearman korelasyon katsayısı, Kruskal-Wallis H, Pearson-χ2 ve Friedman testi kullanılmıştır. E-mobil eğitim, yazılı eğitim ve kontrol grubu hastalarında görüşme zamanlarına göre IPSS, BPH-YK, PUKİ puan ortalamaları bakımından istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,001). Gruplar içerisinde yapılan karşılaştırmalarda IPSS puan ortalamalarında 1. ayda e-mobil eğitim lehine, IPSS-YK puan ortalamalarında 1.ayda e-mobil eğitim ve 3. ayda ise e-mobil ve yazılı eğitim lehine , BPH-YK puan ortalamalarında 3. ayda yazılı eğitim lehine, PUKİ puan ortalamalarında 3. ayda e-mobil eğitim grubu lehine farklılık saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak; TURP geçiren hastalarda, verilen eğitimlerin yaşam ve uyku kalitesi üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda hastaların yaşam ve uyku kalitesini artırmak amacıyla e-mobil ve yazılı eğitimleri kullanması önerilebilir.
Çukurova Üniversitesi Eğitim Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı annelerin cinsel iletişim dillerinin ve danışmanlık gereksinimlerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmada, 3-14 yaş arası çocuğu olan annelerin cinsel iletişim dillerinin ve danışmanlık gereksinimlerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Eğitim Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı 3-14 yaşlarında çocukları olan anneleri (n=370) temsil eden en az örneklem büyüklüğü (n=230) hedeflendi. Katılımcılara sosyodemografik bilgilerini, çocuklarda cinsel gelişim/eğitimle ilgili bilgi düzeylerini ve kaynaklarını, eğitim/danışmanlık gereksinimlerini, kendi cinsel deneyimlerini sorgulayan anket formu ile Ebeveynler İçin Cinsel İletişim Ölçeği ve Ebeveynler İçin Algılanan Cinsel İletişim Ölçeği uygulandı. Veri analizinde t-test, ANOVA ve Pearson korelasyon testleri kullanıldı. Bulgular: Yaş ortalaması 35,8±5,7 (23-50) yıl olan 235 katılımcının %46'sının çocuklarda cinsel gelişim ve eğitim konusundaki bilgi düzeyini iyi/çok iyi olarak değerlendirdiği, en fazla bildirilen bilgi kaynağının internet olduğu (%68,9) saptandı. Katılımcıların sadece %2,6'sı aile/çocuk hekiminin cinsel eğitim ile ilgili öneride bulunduğunu bildirdi. Katılımcıların %5,9'u bu konuda eğitim almak istemediğini bildirirken %57,9'u bireysel eğitim/danışmanlığı, %30,2'si grupla eğitim/danışmanlığı, %37,9'u broşür, kitap önerisini, %31,9'u internet önerisini tercih etti. Katılımcıların cinsel iletişim dili puanlarının kendi annelerinden algıladıklarına göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Bilgi düzeylerini iyi/ çok iyi olarak tanımlayan katılımcıların cinsel iletişim dili puanları içerik, süreci yönetme ve toplamda yüksek bulundu (p<0,05). Kendi cinsel yaşamları konusunda gerginlik/endişe yaşayan katılımcıların cinsel iletişim puanları düşüktü(p<0,05). Sonuç: Her iki anneden birinin çocuklarda cinsel gelişim ve eğitim konusundaki bilgi düzeyini iyi/çok iyi olarak değerlendirmesine karşın, %94,1'inin eğitim/danışmanlık almak istemesi ancak çok az hekimin bu konuda öneride bulunması dikkat çekicidir. Aile ve çocuk hekimlerinin bu çalışmada saptanan bulguları göz önünde bulundurmaları uygun fırsatları değerlendirerek eğitim/danışmanlık hizmetleri vermeleri önerilir. Anahtar kelimeler: Aile Hekimliği, Anne-çocuk ilişkileri, Cinsel Eğitim, Cinsel Gelişim
Ortaöğretim okullarının süreç danışmanlığı uygulamalarının incelenmesi
Bu tezin temel amacı ortaöğretim okullarının süreç danışmanlığı uygulamalarının düzeyini ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni Gaziantep il merkezindeki ortaöğretim okullarıdır. Araştırmanın örneklemi ise rastgele seçilmiş 15 ortaöğretim okulunda görev yapan 410 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Okul Süreç Danışmanlığı ölçeği ile toplanmıştır. Bu ölçek okulların süreç danışmanlığı uygulamalarına yönelik değerlendirmede kullanılmak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiş, geçerlik ve güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin genel güvenirlik katsayısı Cronbah Alpha ,96'dır. Açıklanan varyans %64,65'dir. Ölçek yüksek derecede güvenilir ve yeterli bir iç tutarlılığa sahiptir. Araştırmanın verileri t testi ve tek yönlü varyans analizi tekniği ile test edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda öğretmenlerin süreç danışmanlığı uygulamalarının genel ve alt boyutlarına ilişkin algıları cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, kıdem, çalıştıkları okuldaki hizmet süresi, çalıştıkları okuldaki personel sayısına ve okul geliştirme çalışmaları hakkında daha önceden eğitim almış olmalarına göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Ancak öğretmenlerin süreç danışmanlığı uygulamalarının genel ve alt boyutlarına ilişkin algıları çalıştıkları okul türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir.
Birinci basamak sağlık kurumlarında çalışan hekimlerin sigara bırakma danışmanlığı ve ikinci el sigara dumanı hakkındaki davranışlarının değerlendirilmesi: Elazığ örneği
ÖZET Tütün salgını, dünyanın karşılaştığı en büyük halk sağlığı tehditlerinden biridir. Bu çalışmada Elazığ ili birinci basamak sağlık kurumlarında çalışan hekimlerin sigara bırakma danışmanlığı (SBD) ve ikinci el sigara dumanı hakkındaki davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Kesitsel tipte olan bu araştırmanın evrenini Elazığ ili birinci basamak sağlık kurumlarında çalışan 262 hekim oluşturmuştur. Örneklem seçim yöntemi kullanılmadan evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiş ve evrenin %95,42'sine (250 kişi) ulaşılmıştır. Veri toplama amacıyla "Demografik ve Mesleki Özellikler-Sigara İçme Durumu", "Sigara Bırakma Danışmanlığı" ve "İkinci El Sigara Dumanı" hakkında sorular içeren anket formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler frekans, yüzde, Ortalama ± Standart sapma, Ki kare, Mann-Whitney U testi ve ikili lojistik regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Hekimlerin yaş ortalaması 40,86 ± 10,58 yıl olup, %68,0'i erkektir. Hekimlerin %30,4'ü halen sigara içmekte, %17,6'sı sigara kullanmayı bırakmış, %52,0'ı hiç içmemiştir. Hekimlerin SBD 5Ö yönteminin basamaklarını "sıklıkla-her zaman" uygulama sıklıkları şu şekildedir: %38,8 "Öğren", %81,6 "Öner", %68,4 "Ölç", %66,8 "Önderlik et", %31,2 "Örgütle". Hekimlerin %16,0'ı SBD eğitimi almıştır. Hekimlerin %13,2'si hastalara ikinci el sigara dumanı maruziyetini "sıklıkla-her zaman" sormakta, %34,8'i hastalara ikinci el sigara dumanı maruziyetinten korunmalarını "sıklıkla-her zaman" önermektedir. SBD eğitimi almış olanlar Öğren (p<0,05), Önderlik et (p<0,05) ve Örgütle (<0,001), hekim tavsiyesinin hastanın sigara bırakma olasılığını arttıracağına inananlar Öner (<0,001), Önderlik et (p<0,05) ve Örgütle (p<0,01) basamaklarını istatistiksel anlamlı olarak daha sık uygulamaktadır. Sonuç olarak; Elazığ ili birinci basamak hekimlerinin SBD uygulama sıklıklarının hedeflenenin oldukça gerisinde olduğu görülmektedir. SBD uygulanma sıklığının arttırılabilmesi için SBD eğitimi alan hekim sayısının arttırılmasına ve bu eğitimlerle hekimlerin SBD hakkındaki olumlu inançlarının güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Sigara Bırakma, ikinci el sigara dumanı, birinci basamak sağlık hizmeti, hekim, koruyucu sağlık hizmeti
Saç ve güzellik uygulamaları programında yer alan kişisel imaj danışmanlığı ders içeriğine ilişkin görüşlerin değerlendirilmesi
u araştırmada belirlenen hedef grupların; ?Kişisel İmaj Danışmanlığı? ders içeriğinde yer alması gereken, konu ve konu alt başlıklarına ilişkin görüşleri saptanmaya çalışılmıştır.Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Evrenini, Kuaförlük ve Güzellik Bilgisi Eğitimi Bölümü mezunu akademisyenler, öğretmenler, ilgili sektörde görev yapan uzmanların oluşturduğu araştırmanın örneklemini; random yöntemiyle belirlenmiş toplam 120 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri anket yoluyla elde edilmiştir. Anketin geliştirilmesinde uzman görüşünden ve deneme uygulamalarından yararlanılmıştır. Elde edilen verilere ait sayısal değerler ve yüzdelikler, SPSS 19. programında istatistiksel analiz yapılarak hesaplanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen veriler ile kişisel imaj danışmanlığı ders içeriği için önerilen konu ve konu alt başlıkları belirlenmiştir.Anahtar kelimeler : İmaj, Kişisel İmaj, Ders İçeriği
Akıllı elektronik danışmanlık sisteminin öğrencilerin akademik gelişimine etkisi
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve bu gelişmelerin eğitim alanına yansımasıyla yüz yüze verilen eğitimler çevrimiçi olarak sunulmaya başlanmıştır. Eğitim ortamlarının çevrimiçi ortamlara taşınması, beraberinde eğitimin bir parçası olan danışmanlık hizmetinin de sınıf veya okul ortamından çıkmasına yol açmıştır. Yüz yüze yapılan danışmanlığın çevrimiçi olarak sunulmasıyla E-danışmanlık kavramı ortaya çıkmıştır. Bu sayede öğrenciler öğretmenleri ile eşzamanlı veya eşzamansız olarak sürekli iletişim kurabilmektedirler. Okullardaki öğrenme süreci için kullanılan zaman ve mekân kavramları bu sayede çevrimiçi olarak oldukça genişlemiştir. E-danışmanlık sistemleri ile öğrenciler öğretmenlerinden okul ortamı dışında da yardım alabilmekte, öğretmenlerinin deneyimlerinden faydalanabilmektedirler. E-danışmanlık sisteminde danışmanın yoğunluğunu azaltmak ve sistemin verimliliğini arttırmak için yapay zekâ ve uzman sistemler kullanılarak e-danışmanlık sistemi akıllı hale getirilmiştir. Bu sayede sistem öğrenciyi tanımakta, ihtiyaç analizi yapmakta, öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli materyal, yönlendirme ve desteği sağlamaktadır. Eğer sistem çözüm üretemezse veya öğrenci danışmandan destek almak isterse danışman devreye girmektedir. Bu sayede danışmanın yoğunluğu azaltılmış olmaktadır.Bu çalışmada, bireylerin öğrenme stillerine göre ders materyalleri ve danışmanlık hizmeti sunmak için Akıllı Elektronik Danışmanlık Sistemi (AKEDAS) adlı sistem geliştirilerek ve bu sistemin hali hazırdaki öğretim sürecine uygulanmasıyla, öğrencilerin akademik gelişimlerine yönelik etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. AKEDAS'ın geliştirilmesinde uzman sistem tekniklerinden, bilginin kural tabanlı sunumu ve yapay zekâ kullanılmıştır. AKEDAS bireyin öğrenme stiline ve bireyin bilişsel bilgi düzeyine uygun ve kişiselleştirilmiş bir öğrenme içeriği sunmaktadır. Ayrıca bireylere alanında uzman danışmanlar tarafından eşzamanlı veya eşzamansız olarak danışmanlık hizmeti sunulabilmesi için gerekli özellikleri barındırmaktadır.Araştırma, deneysel bir çalışma olup, öntest ve sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya, deney (n=30) ve kontrol (n=30) gruplarının denk olduğu toplam 60 öğrenci katılmıştır. Araştırma sürecinde, kontrol grubu uygulanmakta olan öğrenme çevrelerinde öğrenimlerine devam ederken, deney grubu ise mevcut öğrenme çevrelerine ek olarak AKEDAS içerisinde yer almışlardır.Araştırmada, veri toplama aracı olarak, öğrenme stili envanteri, öğretimi yapılan üç ayrı modül için başarı testleri, genel akademik başarı testi ve kalıcılık testi kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek için veriler yüzde frekans ve bağımlı-bağımsız gruplar için t-testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Veri toplama araçlarından elde edilen nicel verilerin analizinde bilgisayar destekli istatistik yazılımı olan ?SPSS 19 for Windows? kullanılmıştır.Araştırma bulguları incelendiğinde başarı testi öntestlerinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür. Başarı testi sontestlerinde ise iki grup arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Kalıcılık testinde ise iki grup arasında deney grubu lehine anlamlı fark görülmüştür. Sonuç olarak AKEDAS'ın öğrencilerin akademik başarısına ve kalıcılığa yönelik olumlu etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Akıllı elektronik danışmanlık sistemi, Öğrenme stilleri, uzman sistem, yapay zekâ, e-öğrenme
Türk Medeni Kanunu'nda yasal danışmanlık
Çalışma konumuzu "Türk Medeni Kanunu'nda Yasal Danışmanlık" oluşturmaktadır. Doktrin ve Yargıtay tarafından, vasi ve kayyım ile birlikte vesayet organları arasında yer aldığı kabul edilen yasal danışman, Türk Medeni Kanunu m.429'da düzenlenmektedir. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yasal danışmanlık kavramı ve türleri üzerinde durulmuş ve yasal danışmanlık ile benzer kurumlar arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yasal danışman atanması başlıklı ikinci bölümde ise yasal danışmanlık altına alınacak olan kimsenin taşıması gereken özellikler ve yasal danışman olarak atanacak olan kimsede bulunması gereken şartlar ile yasal danışman atanmasına ilişkin yapılacak olan yargılama incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma konumuzun son bölümünde ise yasal danışmanın sorumluluğu ve görevinin sona ermesi üzerinde durulmuştur.
Yemekli diyet hizmeti alanlar ve diyet danışmanlığı alan bireylerin bazı antropometrik ve biyokimyasal ölçümlerinin araştırılması
Amaç: Yemekli diyet hizmeti alan bireylerin diyet danışmanlığı alanlara göre bazı antropometrik ölçümlerinin ve biyokimyasal bulgularının değişimlerini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma özel bir diyet kliniğine başvuran 19-55 yaş aralığındaki gönüllü hafif şişman ve şişman kadınlar üzerinde yapılmıştır. Başvuran bireyler hangi yöntemle zayıflamak istediklerini kendileri seçmiştir. Kırk yedi kadın diyet danışmanlığı, 53 kadın ise yemekli diyet hizmetinden faydalanmıştır. Gruplar 4 hafta takip edilmiştir. Gönüllü katılımcıların genel bilgileri, antropometrik ölçümleri ve biyoelektrik impedans analizleri (BİA) değerlendirilmiştir. Katılımcıların bazı biyokimyasal parametreleri kaydedilmiştir. Katılımcıların sağlık durumları göz önünde bulundurularak uygun beslenme planı (%55-60 karbonhidrat, %15-20 protein, %25-30 yağ) hazırlanmıştır. Bulgular: Diyet öncesinde ve diyet sonrasında (4. hafta) vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, vücut yağ kütlesi, vücut yağ yüzdesi değerleri farkı her iki gruptada anlamlı derece düşüş gösterirken; (p<0,001) bu iki grup karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Serum açlık kan şekeri (AKŞ), serum insülin, HOMA-IR, LDL kolesterol, Trigliserid değerleri farkının da tek kendi içinde anlamlı olduğu (p<0,001) ancak grup karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Yemekli diyet hizmeti ile diyet danışmanlığı arasında değerlendirilen belirteçlerde anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Porsiyon yemek kontrolünü sağlamadığı için uyumlu diyet süreci geçiremeyen şişman bireylerde yemekli diyet hizmetinin alternatif olacağı düşünülmekle birlikte yemekli diyet hizmetinin diyetteki ve sağlık belirteçlerindeki etkisini kanıtlayan daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.
Psikolojik danışmanların bilinçli farkındalıkları, psikolojik esneklikleri ve temel psikolojik ihtiyaçları ile öz-duyarlılıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışmanların bilinçli farkındalıkları, psikolojik esneklikleri ve temel psikolojik ihtiyaçları ile öz-duyarlılıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi araştırmaya gönüllü olarak katılan 22-57 yaş aralığında %75,3'ü kadın ve %24,7'si erkek olmak üzere 324 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma katılımcılarına Kişisel Bilgi Formu, Öz Duyarlılık Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği ve Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçekleri çevrim içi platformlar aracılığıyla uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde demografik değişkenlere göre farklılık için bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin tesbit edilmesi için Pearson ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Öz duyarlığı yordayan değişkenleri belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, psikolojik danışmanların öz duyarlılıklarının sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaştığı, cinsiyet, yaş ve medeni duruma göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Psikolojik danışmanların eğitim ve süpervizyon alma durumlarına göre öz duyarlılık, psikolojik esneklik ve temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeklerinden aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Psikolojik danışmanların çalıştıkları kurumlara göre bilinçli farkındalık puanları anlamlı farklılık gösterirken, öz duyarlılık, psikolojik esneklik ve temel psikolojik ihtiyaçlar arasında fark bulunmamıştır. Psikolojik danışmanların mesleklerini isteyerek seçip seçmemelerine göre öz duyarlılık, bilinçli farkındalık ve psikolojik esneklik arasında fark bulunamamış, temel psikolojik ihtiyaçlar arasında fark bulunmuştur. Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda temel psikolojik ihtiyaçların özerklik, ilişkisellik ve yeterlik alt boyutları ile psikolojik esnekliğin anda olma ve kabul alt boyutlarının öz duyarlığı anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştır. Araştırma sonuçları ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılarak sonuç ve öneriler sunulmuştur.